Tem 19

kaz dağları

Kaz Dağı ya da İda Dağı, Edremit Körfezi’nin kuzeyinde Çanakkale ve Balıkesir illeri arasında yer alan bir dağ sırasıdır. Kaz Dağı ya da Kaz Dağları olarak iki biçimde adlandırılan dağ büyük ölçüde Biga Yarımadası’nda uzanmaktadır. En yüksek tepesi olan Kaz Dağı 1774 m.dir ve Balıkesir’in Edremit ilçesi Güre beldesinin Kuzey-Kuzey Batı istikametine düşmektedir.

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Ayazma mesire yeri ise Kaz Dağı zirvesinin Kuzey batısına düşmektedir ve mesire yerine ulaşmak için Bayramiç’ten yaklaşık 17 km’lik Evciler Beldesi yolunu takip edip Evciler’den sonra 6 km’lik yol aşılarak ulaşılabilir. 17.04.1994 tarih ve 21555 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Dağın Balıkesir İli Edremit İlçesi sınırlarında kalan 21.300 hektarlık bölümü Kazdağı Millî Parkı olarak ilan edilmiştir.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Tem 18

ılısu şelalesi

Mut Ermenek asfaltından 25 km kadar gittikten sonra sol tarafta çam ormanları arasındaki Gezende Barajı vardır. devamında Gezende köyüne gelinir. Gezende köyü baraj manzaralı bir köy. Köyde tarihi kalıntıları kaya mezarlarını görmek mümkün.

Ilısu Köyünden 5 km kadar uzakta bulunan Ilısu Şelalesi kayalık dağın, suyun gücü karşısında ikiye ayrılmak zorunda kaldığı ve mükemmel bir görüntü sergiliyor. Çam ormanlarının içindeki orman yolundan arabayla şelaleye doğru inmeye başlayınca Sağlı, sollu yemyeşil, bol oksijenli çam ağaçlarıyla dolu.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Tem 17

rumeli

Bilindiği gibi Asya, eskiden beri bilinen ve insanlık tarihinin beşiği olarak kabul edilen bir kıtadır. Bu bakımdan gerek Türk, gerek Avrupalı ve gerekse diğer birçok milletin ilk yurdudur.

Kavimler göçü sonunda insanlar, farklı bölgelere dağılarak hayatlarını sürdürdüler. Bu sıralarda bazı Türk kabileleri de Asya’dan Avrupa’ya geçerek göçmen milletler arasındaki yerlerini aldılar. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarımadası daha o zamandan beri Türklere yabancı olmayan ve onlar tarafından tanınan bir yerdi.

Avrupa’ya geçmiş bulunan Türk kavim ve kabileleri, asırları içine alan uzun bir zaman zarfında şurada burada vakit geçirmiş olduklarından tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamışlardı. Bunlar, ancak Bulgar, Macar, Sırp, Ulah ve diğer kavimlerin, Bizans İmparatorluğu ile yapılan mücadelelerinden sonra meydana çıkmışlardı. Osmanlılardan önce Avrupa’ya geçmiş bulunan bu insanlar, Türk, Peçenek, Kuman, Alan, Yürük, Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çıkmışlardı. Bunlar, bazen Bulgar, bazen Macar, bazen da Ulah gibi kavimlerle birleşerek Bizans’a karsı mücadeleye giriştikleri gibi bazen da kendi baslarına ve yalnız olarak mücadele etmişlerdir.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Tem 16

Karesi_beyliği

1340 yılına kadar Bizans topraklarında fetih hareketlerine girişip sınırlarını genişleten Osmanlı Devleti , fethedilen yerlere doğudan gelen Türkleri yerleştiriyordu. Bununla beraber Bizans topraklarında genişlemekte olan bir Türk devleti için bu kafi değildi.

Çünkü Anadolu’da bulunan diğer beyliklerin sınırları, Osmanlıların doğrudan doğruya bütün Bizans çevirmesine imkân vermiyordu. Bu sebeple Karesi Beyliği topraklarının alınması gerekiyordu. Bu, Bizanslılara karşı kazanılan zaferlerden daha önemliydi. Zira bu sayede Osmanlılar, Çanakkale’ye kadar gelerek, boğazın güney kıyılarını ellerinde bulunduracaklardı. Bu da ilk fırsatta Avrupa’ya geçme imkânını sağlayacaktı. Böylece Orhan Gazi, Bizans’ın taht kavgalarından istifade edecek ve hatta topraklarına akınlar düzenleyip işgal edebilecekti.

Gerçekten de batıya doğru açılıp genişleyebilmek için sadece İstanbul Boğazına yaklaşmak kâfi değildi. Ayni şekilde Çanakkale Boğazı’na da yaklaşmak gerekiyordu. Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansızdı. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kıskaç içine alınmalıydı. Ancak bu sayede batıya geçilebilirdi. O dönemde batıda Karesi oğullan vardı.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Tem 15

asurlular

Asur İmparatorluğu, Aslen Kuzey Irak’ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur / Asur (Qalat Şarqat) şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle M.Ö. 2000 sonrası doğu-batı arası global ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş eskiçağ halkı. Başkentleri Ninova’dır.

İlkçağda, Ortadoğu’nun en büyük imparatorluklarından biri olmuştur. M.Ö. 2. binyıl’ın başından itibaren özellikle Anadolu’da koloniler kurmuş, Anadolu’ya yazıyı taşımışlardır. Asur ülkesi, önceleri Babil’e, M.Ö. 2. binyılın büyük bölümü boyunca Mitannilere bağımlı kalsalar da M.Ö. 14. yüzyılda bağımsızlıklarını kazanmış ve Fırat’a kadar topraklarını genişleterek buralara yerleşmişlerdir. Daha sonra Mezopotamya’da, Anadolu’nun güneydoğusunda, zaman zaman da Suriye’nin kuzeyinde büyük güç kazanmışlardır .
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , ,

Tem 14

George Boole

George Boole (d. 2 Kasım 1815, Lincoln, İngiltere – ö. 8 Aralık 1864, Ballintemple, İrlanda) İngiliz matematikçi ve filozof.

Boole, yirmi yaşına gelince bir özel okul açtı. Burada matematik öğretmesi gerekiyordu. Babasından aldığı derslerin faydasını gördü. O zamanın el kitaplarını gözden geçirdi. Abel ve Galois gibi büyüklerin kitaplarını okudu. Fazla bir matematik bilgisi olmayanların okuyup anlayamacağı kesin olarak bilinen Laplace’ın “Gök Mekaniği” ni hiç kimsenin yardımı olmadan okuyup anladı. Lagrange’ın “Analitik Mekanik” adlı eserini tam anladı.

Artık, kendisinin yolunu çizmişti. İlk ilmi çalışması olan değişim hesabı yayınlandı. Yine tek başına çalışmasının ürünü olan invaryantları keşfetti. Zaten bu invaryantlar olmasaydı; rölativite (bağlılık) kuramı olmazdı. Cebirsel denklemlerdeki boşlukları doldurdu.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,