Hızlı ateÅŸlemeli silahlar on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doÄŸru geliÅŸmeye baÅŸlamıştı. Fransızlar 1870′de mitralyözle ve BirleÅŸik Devletlerde Gatling kendi adıyla anılan tabancasıyla ortaya çıktı. Silahlar İngiliz ordusunun hemen dikkatini çekti ama bu silahlardan edinmede baÅŸarılı olamadılar. Bu baÅŸarısızlık I. Dünya Savaşı’nda binlerce yaÅŸama neden oldu.
1871′de İngiliz SavaÅŸ Dairesi tarafından yeni hızlı ateÅŸlemeli silahların deÄŸerini belirlemek üzere bir komite oluÅŸturuldu. Sonuçlar net ve kesindi; tarihte ilk kez insan gücünün yerine silahların ateÅŸ gücü konabilecekti. Bu vakte kadar silah sayısıyla asker sayısı eÅŸitti. SavaÅŸ alanında kullanılabilen ve askerleri toplu olarak öldürebilen tek silah büyükçe toplardı. Önden doldurmalı toplar için bile bir düzine adam ve birçok at gerekiyordu. Mesaj tanı zamanında gelmiÅŸti ve ne kadar önemli olduÄŸu çok açıktı. Birkaç savaÅŸta ne kadar iÅŸe yaradıkları ortaya çıkmıştı. Ama tabii ki tamamen görmezden gelinmiÅŸti.
Makineli silahların kullanılmasına karşı çıkılmasının nedeni çok ikna ediciydi. SavaÅŸ Dairesinin bu konuda öne sürdüğü neden çok fazla mermi gidecek olmasıydı. Dahası, makineli silahların hareketli bir savaÅŸ için fazla ağır geldiÄŸi sonucuna ulaşılmıştı. (Custer’ı hatırlayın.)
Fazla pahalı ve fazla karışık. En lanet neden ise makineli tüfeÄŸin fazla savunmaya yönelik olduÄŸuydu. Askerlerdeki “saldırgan asker ruhu”nu öldüreceÄŸinden korkuluyordu. Tüm generaller bir askerin sahip olduÄŸu erdemler arasında en üste bunu koyuyorlardı. Silah dairesi sorumlusu John Adye bu makineli tüfeklerin çok sınırlı bir kullanım alanı olduÄŸunu savunuyordu ve ona göre pek yaygınlaÅŸmayacaktı. Bu durumda ordu savaÅŸta yanında götürebildiÄŸi sınırlı taşıma olanaklarını daha mantıklı ÅŸekilde deÄŸerlendirebilirdi.
Boer Savaşı gösterdi ki, iyi yerleştirilmiş askerler makineli tüfekleri olmadan da bir orduyu yenebilirdi. Makineli tüfeklerin savaşın kaderini nasıl değiştirebileceği sorusuyla uğraşmaktansa, o zaman kullanılan ateş gücünün makineli tüfekler kadar zarar verebileceği ve makineli tüfeklere gerek olmadığı sonucuna varıldı.
Sonra Rus-Japon savaşı başladı ve Japonlar Arthur limanı çevresinde mevzilenmiş Ruslara saldırdı. Rus tarafında çok miktarda makineli tüfek vardı. Bu da Savaş Dairesinin, makineli tüfeklerin savunmada bile savaşların kaderini belirlemediği fikrini pekiştirdi. Avrupalı güçlerin burada gözden kaçırdığı nokta Japonların verdiği büyük kayıptı. Japonlar bu savaşta kendini feda ederek saldırma yöntemi olan süngü savaşına bile sıcak bakmaya başlamışlardı.
Makineli tüfeklerin deÄŸerini anlayan subaylar da vardı. Ufku geniÅŸ yüzbaşı J. F. C. Fuller “Süzülme Taktikleri” adlı makalesinde 1914 Alman saldırı tekniklerini inanılmaz derecede doÄŸru tahmin etmiÅŸti. Birinci Dünya Savaşı’nda saf cesaret ve süngü savaşı makineli tüfeklerin üstesinden gelmiÅŸti.
Loos’daki çatışmada İngiliz orduları dört koldan makineli tüfeklerle açılan yaylım ateÅŸine doÄŸru ilerlemiÅŸ ve askerlerin yüzde 80′i ölmüştü. Alman tarafı ise hiç kayıp vermemiÅŸti. Bu durum her ÅŸeyi açıkça ortaya koyuyordu. Ama İngilizler anlamamıştı. Bir yıl kadar sonra Sir Douglas Haig SavaÅŸ Dairesi’ne bir mektup yazıp “Makineli tüfekler abartılmış silahlardır. Her mangaya iki silah yeterlidir” dedi. Ancak eÄŸitimlerde askerler süngülü makineli tüfek alımları için bastırdılar. Cesaretin ateÅŸ gücüne üstün gelebileceÄŸi fikri bir milyon askerin kaybından sonra giderek zayıflamaya baÅŸladı.
Cesaret bir asker için önemlidir ancak bunu mantık kurallarının üzerine çıkarmak ve eski tip tüfeklerle askerleri savaÅŸa sokmak sadece ve sadece Birinci Dünya Savaşı’nda ateÅŸ hattının çok daha gerisinde durup emirler veren kumandanlara makul geliyordu.
Sizde Yorumunuzu Yazın
Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.


