Megiddo Savaşı (Nablus Hezimeti veya Nablus Yarmasıda denebilir) Cumhuriyetin ilanı
Oca 15

koca-yusuf.jpg

Pehlivanlarımızın dünyaya nam saldıkları 19. yüzyıldayız. Henüz yürümeye başladığı andan itibaren akranlarıyla kapışarak pehlivanlığa ilk adımı atan yiğitlerimiz, büyüdükçe ustaların nezareti altında güreş dersi alarak er meydanına hazırlanmaktadırlar. Devrin hâkim havası altında, sağlam bir dinî ve millî kültür alan pehlivanlar, mertlik, yiğitlik, pehlivanlık yarışıı yapmayı en büyük zevk kabul etmektedirler. Devrin insanlarının en büyük eğlencesi de bu yiğitlerin güreşlerini seyretmektir.

Asırlardır harp meydanlarında gayr-i müslimlerle karşılaÅŸmış yiÄŸitlerimiz, ilk defa 19. asırda, sulh zamanında “diyar-ı firengistan”da gayr-ı müslim pehlivanlarla karşılaÅŸmışlardır. Avrupa ve Amerika’da güreÅŸerek dünyaya nam salan pehlivanlarımızın en meÅŸhuru Koca Yusuf tur.

GelmiÅŸ geçmiÅŸ en meÅŸhur pehlivanlarımızdan olan Koca Yusuf, ulemâların “darül harp”te güreÅŸ tutmanın ve müslümanların maddeten de güçlü olduklarını isbat etmenin de bir cihad olduÄŸu yolunda beyanları üzerine Avrupa ve Amerika’ya itmiÅŸ oralardaki bütün meÅŸhur pehlivanların sırtını yere vurarak cihan pehlivanı unvanını almıştır.

Evlâd-ı fâtihan’dan olan Koca Yusuf 1865′te Deliorman’ın Åžumla köyünde dünyaya gelmiÅŸtir. ÇocukluÄŸundan itibaren güreÅŸe merak salan Yusuf on altı yaşında ayağına kisbet geçirerek er meydanında boy göstermeye baÅŸlamıştır.

Yusuf, çevikliÄŸi, kuvveti, ustalığı yanı sıra; açık sözlülüğü, mertliÄŸi ve İslâm’ı yaÅŸamadaki hassasiyetiyle de dikkatleri çekmektedir.

Yirmi yaşına geldiğinde kendisine antreman verecek pehlivan bulamayan Koca Yusuf çoğu vakit tek başına çalışmaktadır.

Yusuf, koca koca kütükleri kaldırmakta, bu kütükleri kucağına alarak taşımaktadır. Her gün yüksek dağlara inip çıkan, koşan, temiz havayı ciğerlerine dolduran Yusuf, duvar idmanı yapmakta, çamur yoğurarak parmaklarını ve bileklerini kuvvetlendirmektedir.

Koca Yusuf yirmi yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar BaÅŸpehlivanlığını elinde bulunduran Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf un “baÅŸpehlivanlığa” layık bir yiÄŸit olduÄŸunu kabul ederek baÅŸpehlivanlığı devretmiÅŸtir. Bu tarihten itibaren Yusuf Türkiye’nin baÅŸpehlivanıdır. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu unvanı almaya muvaffak olamamışdır. Devrin meÅŸhur pehlivanları; Adalı Halil, Kara Ahmet, Katrancı, Karagöz Ali, MemiÅŸ, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet ve Hergeleci İbrahim Koca Yusuf la kapışmışlar, hepsi de Yusuf un kendilerinden üstün pehlivan olduÄŸunu kabul etmiÅŸlerdir…

Er meydanında kıran kırana güreÅŸ yapılmaktadır. Zamana sınırlama yoktur. Mesala 1890′da Koca Yusufla Adalı beÅŸ saat güreÅŸmiÅŸler, fakat herhangi bir netice alamamışlardır.

Türkiye’nin en kuvvetli adamı kabul edilen Yusuf, Fransız sirk cambazı Doublier’in dikkatini çeker ve Yusuf u Avrupa’ya götürerek güreÅŸtirmek bu sayede para kazanmak ister.

Meseleyi Koca Yusuf a açtığında ilk baÅŸlarda kabul etmeyen Yusuf, bilahare parayı pulu aklına getirmeden, sadece “keferelerin sırtını yere vurmak” ve Müslümanların maddî kuvvet bakımından da üstün olduklarını isbatlamak için Avrupa’ya gitmeÄŸe razı olur.

Avrupalılar o devirde serbest güreÅŸin yabancısı olduÄŸundan Koca Yusuf Greko Romen güreÅŸi dersi alır. 1895′te Fransa’ya gider. Yusuf, antremanda bile olsa içerisinde yeniÅŸme olmayan güreÅŸi kabul etmemekte, karşısındaki rakibini tutar tutmaz yere sermektedir.

Fransa’ya giden Yusufun nâmı kısa zamanda bütün Fransa’da duyulmaya baÅŸlamıştır. Yusuf peÅŸpeÅŸe yaptığı güreÅŸlerde rakiplerini bir dakika bile beklemeden tuÅŸ yapmaktadır.

Fransa’nın meÅŸhur güreşçileri, Fenelon, Furnier, Dumont, Pol Pons, Sabes ve Feliks Bernard’ı Fransızları hayrette düşürecek kadar kısa zamanda yener. Mesela Dünya ÅŸampiyonu diye tanınan Sabes’i dört saniyede tuÅŸ eder.

Yusufun rakiplerini nasıl yendiğini anlamaya bile vakit bulamayan seyirciler güreşlerin uzatılmasını istemektedirler. Yusuf ise böyle bir teklifi şiddetle reddetmektedir. Menejerleri Yusuftan yavaş güreşmesini rica ederler. Yusuf bu teklifi kabul eder. Fakat Yusuf rakipleriyle bir-iki dakika oynadıktan sonra kâfi bulmakta ve sırtlarım yere vurmaktadır. Çaresiz kalan organizatörler Yusufun karşısına peş peşe iki güreşçi çıkarırlar ve iki güreşçinin yirmi dakika dayanması halinde büyük para vadederler. Ne varki Yusuf kendisiyle peş peşe güreşen Gambier ve Raul gibi meşhur güreşçileri de yirmi dakika dolmadan tuş yapıverir.

Yusuf, karşısına çıkan maÄŸrur Rum Pierri ve İngiliz Tom Cannon’u da kısa zamanda tuÅŸ eder.

Avrupalı organizatörler, bu müthiÅŸ pehlivanı ancak bir Müslüman pehlivanının yenebileceÄŸine kanaat getirerek Türkiye’den Hergeleci İbrahim’i getirirler.

Fransa’da karşı karşıya gelen Koca Yusuf la Hergeleci Avrupalıları hayrette bırakan müthiÅŸ bir güreÅŸ sergilerler. AnlaÅŸmalarına göre güreÅŸ Türkiye’deki gibi serbest ve kıran kırana olacaktır.

GüreÅŸ süratle devam ederken Yusuf, Hergeleci’ye boyunduruk takar, Hergelecinin burnundan kan akmaÄŸa baÅŸlar. TelaÅŸlanan hakemler güreÅŸi durdurup Hergeleci’ye bir ÅŸikayeti olup olmadığını sorarlar. Åžaşıran Hergeleci burnundan devamlı akan kana aldırış etmeksizin; “Neden ola ki? İşte pekâla güreÅŸip duruyoruz.” der.

OynaÅŸ güreÅŸe alışmış Avrupalıların ÅŸaÅŸkın bakışları arasında bir nara savuran Koca Yusuf bu defa Hergeleciyi Kurt kapanına alır. Hergeleci’nin boÄŸulduÄŸunu zanneden seyirciler telaÅŸlanırlar, kadınlar baÄŸrışmayâ, aÄŸlaÅŸmaya baÅŸlar. Jüri heyeti ayrılmalarını ister. Yusuf aldırış etmez. Birkaç kiÅŸi Yusufu çeker yine de ayıramazlar. Bu defa sopalarla, bastonlarla Yusufun sırtına, kafasına vurmaÄŸa baÅŸlarlar. Netice’de ayrılan pehlivanlar berabere ilan edilir. Her iki pehlivanımız da neticeden memnun deÄŸildir. Yusuf;

“Ne güzel güreÅŸiyorduk” derken Hergeleci;

“Bizde erkek güleÅŸir, kadın aÄŸlar; ama asla güreÅŸi bırakın demez.” ifadeleriyle kırgınlığını ortaya koymaktadır.

Fransızlar Yusufu yendirmek için Amerika’dan zincirkıran lakaplı Leitner’i getirtirler. Ne var ki Yusuf Leitner’i de kısa zamanda tuÅŸ ediverir.

Fransa’da karşısına çıkacak rakip bulamayan Yusuf sıkılmaÄŸa baÅŸlar. Onu en fazla organizatörlerin davranışları üzmektedir. Yusufun paraya pula metelik vermediÄŸini bilen organizatörler onun sırtından büyük servetler elde ederken Yusuf a çok az pay vermektedirler. Yusuf buna da aldırış etmez. Fakat inancına göz dikilmesi Yusuf u çileden çıkarır.

Güreşirken tesettüre riayet eden ve diz kapaklarını örten şortla güreş tutan Yusuf hususi hayatında da dinî inançlarına son derece bağlıdır. Namazlarını düzenli olarak kılmaktadır. Yemeklerinin piştiği kaplarda daha önce domuz yağı ve etiyle yemek pişmiş olması ihtimalini göz önünde bulunduran Yusuf önceden bu kaplan iyice yıkatmakta ve yemeklerin pişmesine bizzat nezaret etmektedir.

Yusufun sırtından para kazanan Fransız Doublier sırf Yusufun inancıyla alay etmek için bir gün yemeÄŸine domuz eti karıştırır. Bunu farkeden Yusuf, Doublier’i haklamak ister. Durumu farkeden Fransız kaçar. Ahlaksızlıktan tiksinen Yusuf, hele inancına karşı yapılan bu hakarete tahammül edemiyerek yapılan bütün teklifleri reddederek Fransa’da güreÅŸ yapmak istemez. Yusufun davranışları hayretle karşılanmaktadır. İngiliz Torna Cannon, “MeÄŸer sizin Yusufun ahlakı da gövdesinin kuvveti kadar yamanmış” demektedir.

Fransa’daki ve civardan gelen bütün meÅŸhur güreşçileri yenen Yusuf kendisine yapılan teklifi kabul ederek Amerika’ya gider.

Koca Yusuf Amerika’da

Amerikan basını Koca Yusufun geliÅŸine büyük ehemmiyet vermiÅŸ ve yaptıkları neÅŸriyatlarla Yusufu methetmiÅŸlerdir. Gazeteler aynı zamanda Yusufun meydan okumasına cevap vermeyen Amerika’lı güreşçilerle de alay etmektedir.

“GüreÅŸ âleminin İskender’i, Napolyon’u geldi”

diyen Amerikan basını Yusuf tan şöyle bahsetmektedir:

“Tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz.”

“Bizim sporculara pek tuhaf gelecek bir gerçek var. Bu Türk paraya hiç önem vermiyor.”

“Yusuf geldi. GüreÅŸ etmek istiyor ve isteÄŸinde gayet samimi. Parasını da yatırdı. Gelgelelim karşısına çıkacak Amerikalı bulunmuyor. Bundan çıkan mânâ bizimkilerin müthiÅŸ ziyaretçinin kuvvetinden ürktükleridir.”

“MüthiÅŸ Türk Yusuf, maçlarını Nev York’a gelmeden evvel ayarlamadığı ve güreÅŸ etmek istediÄŸini uluorta söylediÄŸi için hata etmiÅŸtir. Böyle bir açıklama Amerikalı güreşçileri paniÄŸe uÄŸratmak için kâfiydi. Anlaşıldığına göre, ÅŸimdiye kadar ÅŸampiyonuz diye poz veren adamlar, Türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar.”

GüreÅŸmek ümidiyle Amerika’ya gelen Yusuf her sabah organizatörlere; “Bugün güreÅŸecek miyim” diye sormaktadır.

Yusufun karşısına çıkacak güreşçi bulamayan organizatörler nihayet akıllarınca bir çare bulurlar. Yusufun karşısına peş peşe beş güreşçi çıkacaktır. Ne var ki, Yusuf birincisinin sırtını yere serince diğer dört güreşçi, mindere çıkmaktan vazgeçerek organizatörleri hayal kırıklığına uğratırlar.

Bir diğer çare olarak Yusuf a beş dakika dayanana yüz dolar vaadedilir. Bu da netice vermez. Çünkü hiçbir güreşçi Yusufun karşısında beş dakika dayanamamaktadır.

Yusuf kendisine meydan okuyan, “Amerikan ÅŸampiyonu” unvanlı Robert’le güreÅŸir. Ancak iki dakika boyunca Yusufun eline geçmemek için devamlı kaçan Robert yakalanacağını anlayınca minderden aÅŸağı atlar. Çok kızan Yusuf salonda bulunan on bin kiÅŸiyi kendisiyle güreÅŸe davet eder. Müteakip güreÅŸinde Yusuf Robert’i periÅŸan ederek yener.

Yusufun Amerika’daki meÅŸhur güreÅŸlerinden birisi de John F.Mc.Cormick ile yaptığı güreÅŸtir. AnlaÅŸmaya göre Yusuf Mc.Cormick’i bir saat içerisinde üç defa tuÅŸ yapacak, yapamadığı takdirde maÄŸlup sayılacaktır. GüreÅŸ baÅŸladıktan yedi dakika sonra Yusuf üç tuÅŸu da yapmıştır…

1898′de Amerika’da fırtına gibi esen Yusuf Amerika turuna çıkar ve her gittiÄŸi yerde rakiplerini periÅŸan eder. Zaman olur 41 derece ateÅŸle güreÅŸir.

Yusuf kendisine meydan okuyan ve esip savuran Rum Heraklides’i periÅŸan eder. Rumla yaptığı güreÅŸlerin birincisinde 47 saniyede, ikincisinde ise 23 saniyede tuÅŸ yaparak Rum’un maÄŸrur burnunu yere sürter.

Yusuf Amerika’da son maçını serbest güreÅŸ dünya ÅŸampiyonu Lewis ile yapmıştır. Chicago’da yapılan güreÅŸte Lewis’i üst üste iki defa yenmiÅŸtir.

Yaptığı bütün karşılaÅŸmalarda, dininin, vatanının, milletinin şânını düşünen Yusuf devamlı galip gelmiÅŸtir. Avrupalılar kendisine “yenilmez Türk” ünvanını takmışlardır.

Yusufun gözünde kazandığı paraların ehemmiyeti yoktur. O artık vatanını, ailesini özlemiştir.

Yusuf kalan ömrünün iki çocuğu ve ailesiyle birlikte, Eyüb Sultan civannda alacağı bahçeli bir evde ibadet yaparak geçirmek istemektedir.

Vatan hasretine dayanamayan Yusuf New York’tan 21 Mayıs 1898′de Fransız bandıralı da Bourgogne TransatlantiÄŸi’ne binerek yola çıkar. Ne var ki ecel onu okyanusta beklemektedir. BindiÄŸi gemi sis yüzünden İrlanda bandıralı Crmartyshire gemisiyle çarpışır.

Geminin battığını gören Yusuf abdest alarak iki rekat namaz kılar. Daha sonra bir filikaya binmek üzere denize atlar. Ne var ki can telaşına düşen tayfalar ve yolcular Yusufun binmesiyle filikanın batacağından ürkerek onun filikaya binmesini engellerler. Yusufun mengene gibi kayığın kenarına yapışan elini kürek darbeleriyle sökemeyince balta ile bileklerini keserler. Bunun üzerine Yusuf 5 Haziran 1898′de boÄŸularak ruhunu Rahmân’a teslim eder.

One Yorum var “Koca Yusuf Kimdir?”

  1. boksor Yazmış:

    wallaha helal olsun koca yusuf dedeme onun gibi türkler oldugu surece bızım sıtımız yere gelmez onun gıbı yuce ınsanlar kac yıl sonra bıle ınsanın yuregının tıtretıyor

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.