Ulubatlı Hasan Havludan kedicikler yapalımmı?
Nis 19

Paris çalkalanıyor: Kâşif La Condamine, Güney Amerika’ya yaptığı bilimsel inceleme gezisinden dönmüş… On yıl süren bu gezinin bastıca amacı meridyenin bir derecesini ölçmekti. Daha önce Maupertuis tarafından Laponya’da yapılan benzeri bir incelemenin sonuçlarının karşılaÅŸtırılması, Cassini ve Newton taraftarlarının arasındaki mücadeleye son vermiÅŸti: Dünya ekvatorda deÄŸil kutuplarda basık bir küre idi.

Aydın tabaka, Maupertuis’in Cassini’ye La Condamine’in Bourguer’ye karşı sürdürdüğü ve Voltaire’in kışkırtıp körüklediÄŸi polemiÄŸi yıllarca ilgiyle izlemiÅŸti. Halkın gözüyse kâşifin Peru’dan getirdiÄŸi ve Akademi’ye sunduÄŸu bir keÅŸifteydi. Bu, yerlilerin bir aÄŸacın özsuyundan elde ettikleri esnek bir maddeydi. AÄŸacın kabuÄŸu hafifçe yarılınca özsuyu akıveriyor ve bu su hemen donduÄŸu halde yumuÅŸaklığını kaybetmiyordu. Yerliler hem kırılmaz, hem de su geçirmez bu maddeyle çanta, ayakkabı, elbise ve kaplar imal edebiliyorlarmış. Bu madde aynı zamanda yay gibi uzayabildiÄŸi için çok güzel zıplayan toplar ve cam şırıngaların yerine kullanılan armut biçiminde esnek şırıngalar yapılabiliyormuÅŸ. Halk buluÅŸu sevinçle karşılıyordu. Ne var ki Akademi üyeleri. La Condamine’in, erdemlerini sayıp tüketemediÄŸi bu maddeyi küçümseyerek bir yana ittiler.

Bunun hevea aÄŸacının özsuyu, yani kauçuk olduÄŸunu anlamışsınızdır. Kauçuk! Yüzyılın en önemli keÅŸfi diyebileceÄŸimiz madde Avrupa’ya böyle getirilmiÅŸti. Gerçekten bebeklerin biberonundan tutun da, tekerleklere, okul silgilerinden çiklete kadar günlük yaÅŸantımızın en ufak ayrıntılarına girebildiÄŸinden, kauçuÄŸun uygarlığımızdaki yeri, bir benzeri daha bulunamayacak kadar büyük ve önemlidir. Kauçuktan elde edilen sayısız yararları da La Condamine’e borçluyuz. Ancak mucidin çaÄŸdaÅŸları bunu hiç mi, hiç akıllarından geçinmiyorlardı. Şırınga aÄŸacı deyip kahkahayı basıyor ve her biçime kolayca girebilen bu uysal maddeyi parmaklarının arasına alıp oynamakla yetiniyorlardı. Hammaddeyi ilk deÄŸerlendirme alanı ancak 1770′te bulunabildi: Okul silgisi…

Gerçek ÅŸu; kauçuÄŸa karşı gösterilen anlayışsızlık pek de haksız deÄŸildi. Bu olaÄŸanüstü madde erdemlerine karşılık büyük kusurlara da sahipti. Amerika’dan Avrupa’ya gelinceye kadar mayalanması yetmiyormuÅŸ gibi her tarafı kirletiyor, pis kokuyor, üstelik kolay kalıplanmadığı gibi hava, ışık ve sıcağın etkisiyle bozuluyordu.

Kimyacılar bu güçlüğün çözümünü bulmakta gecikmediler: Madde, gerekli bir solüsyon (eriyik) içinde eritilip kalıba döküldükten sonra buharlaÅŸmaya bırakıldığı takdirde kalıbın sekilini alırdı elbet. Ancak bu eritici maddenin ne olduÄŸunu bulmak gerekiyordu. Terebentin özü, eter, petrol gibi birkaç solüsyon birden bulundu ama yalnız sonuncusuyla pratik bir sonuca ulaşıldı. 1823′te İskoçyalı kimyacı Charles Macintosh kauçuÄŸu petrolün içinde erittikten sonra kumaÅŸları bu solüsyonun içine batırarak su geçirmez hale getirdi.

Kısa zaman sonra daha iyi bir solüsyon bulunabileceği düşünülerek yeniden araştırmalar başladı. Çünkü bu türlü işlenmiş şekliyle kauçuk hâlâ pis kokulu, üstelik tahta gibi sertti. Kimyacılar bu maddeyi her ne pahasına olursa olsun uygarlığa kazandırmak için harıl harıl çatışmaya koyuldular.

Amaca ilk ulaşan Amerikalı Charles Goodyear oldu (1800-1860). Goodyear, Macinthos gibi bir bilim adamı değildi. Tersine kendini yeteneklerinin esinlemesine bırakan bu amatör araştırmacı, kauçuğu eline geçen her türlü kimyasal maddeyle işlemeye koyuldu. Deneme yordamı ona olumlu yolu açtıysa da kendinin ve ailesinin servetini ve sonunda hayatını bu uğurda kurban etti.

Evet, bir rastlantıyla bir gece kauçuÄŸu ve kükürdü sobanın yanında unutması sonucu “vulkanizasyonu” (kauçuÄŸu belli miktarda kükürtle karıştırarak soÄŸuk ve sıcaktan etkilenmez duruma getirme iÅŸlemine “vulkanize etmek” denir.) keÅŸfetti. AL bir oranda kükürtle karıştırdığında (2-5/100), kauçuk tam istenilen yani kalıplanmaya elveriÅŸli, dirençli ve saÄŸlam bir madde haline geliyor, lastik dediÄŸimiz ÅŸekli alıyordu. BaÅŸ döndürücü bir geliÅŸmenin ve dev servetlerin kaynağı olan kauçuk sanayii doÄŸmuÅŸtu. Ama ne yazık ki mucite kimse inanmamış, onu desteklemeyi göze alabilecek önsezisi güçlü bir tek kapitalist çıkıp elinden tutmamıştı. O kadar ki, Goodyear, 1844′te icadının beratını alabildiÄŸi zaman karşısında daha ÅŸanslı bir rakip buldu: İngiliz Thomas Hancock maddeyi bir yıldan beri imal etmekteydi.

Goodyear, dul karısına ve artı çocuÄŸuna 200.000 dolar borç bırakarak bir otel odasında öldü. Buna karşılık Britanyalı rakibinin elinde vulkanizasyon, yaygın bir teknik haline girmiÅŸ ve 1839′da 300 ton olan dünya kauçuk üretimi 1850′ de 1.000 tona yükselmiÅŸti. Ve yüzyılın sonunda da 40.000 tona varacaktı. Hancock daha da ileri gitti: KauçuÄŸu kükürdün etkisinde daha uzun zaman tutmak yoluyla sert bir madde olan “ebonit”i buldu. 1849′da vatandaşı F. Walton keten yağını oksitlemek ve bunu talaÅŸ ya da mantarla karıştırmak yoluyla bir tür yerli kauçuk meydana getirdi. “Linolyum” denen bu madde çabuk yaygınlaÅŸtı ve üretimi günümüzde 170 kilometre kareye kadar yükseldi.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.