Eki 18

Fatma Aliye Hanım Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olarak tanınır.
9 Ekim 1862′de İstanbul’da doÄŸdu. Tarihçi Ahmed Cevdet PaÅŸa’nın kızıdır. Fransızca ve Arapça dersleri aldı; matematik, hukuk, Arap tarihi ve felsefesi okudu. 1879′da Faik PaÅŸa ile evlendi.

Edebi yaÅŸantısına 1889′da George Ohnet’in Volonte adlı romanını Meram adıyla çevirerek baÅŸladı. Bu romanı “Bir Hanım” imzasıyla çevirmiÅŸtir. Fatma Aliye’nin bu çabası Ahmed Midhat tarafından Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övüldü.

Daha sonra yapıtlarında “Mütercime-i Meram” takma adını kullandı. 1892 yılında ilk romanı olan Muhadarat’ı yazdı. Bu romanında bir kadının ilk aÅŸkını unutamayacağı inancını çürütmeye çalışır. Romanlarında çoÄŸunlukla duygusal aÅŸk temalarını iÅŸler.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , ,

AÄŸu 22

edebiyat.png

A) İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
Türkler, yerleşik hayata geçmeden önce atlı-göçebe medeniyeti denilen bir medeniyet tarzı içinde yaşamaktaydı. Adından da anlaşılacağı gibi, bu medeniyet tarzında atın önemli bir yeri vardır. At, ehil hayvanlar içinde en hızlısıdır. Türkler, ehlîleştirdikleri atlarla akıncılık yapmışlar, çiftçilikle uğraşan kavimler üzerinde üstünlük sağlamışlardır.

Divânü Lûgati’t-Türk’te yer alan “KuÅŸ kanadı ile Türk atı ile.” ata sözü, atın Türklerin hayatında oynadığı rolü çok güzel anlatır.
At, eski Türklerde binek hayvanı olması yanında aynı zamanda yiyecek, içecek ve giyecek kaynağı olmuştur. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için at sürüleri besleyen Türkler, yaylak ve kışlak hayatı yaşamak zorunda kalmışlardır.

Türkler, geçimlerini sağlamak için akıncılığı bir meslek hâline getirmişlerdir. Akıncılığın en önemli iki silâhı ok ve yaydır. Bunları kullanmakta çok usta olan Türkler, akıncılık dışında avcılık ile bu maharetlerini geliştiriyorlardı. Sonuç olarak atçılık, avcılık ve akıncılık, atlı-göçebe medeniyetinin temelini oluşturuyordu. Bu hayat tarzı, kuvvetli, cesaretli avcı ve akıncı tipini gerekli kılıyordu.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

AÄŸu 17

abuzeri-ibrahim.png

Asıl ismi Abuzeri İbrahim’dir, 14. yüzyılın en büyük divan ÅŸairidir,

Hayatının ilk yıllarını ve ilk öğretimini Anadoluda tamamladıktan sonra öğrenim için Mısır’a gitmiÅŸtir.
Öğrenimini bitirdiÄŸinde, Kütahya’ya geldi. Önce Süleyman Åžah’ın (Germiyan beyi), daha sonra ise Timur’un koruması altına girdi. Amasya’da 1414 yılında vefaat etti.
Devamını Oku »

Etiketler: , , ,

AÄŸu 16

orta-oyunu.JPG

Orta oyunun kökeni ve isminin nereden geldiği konusunda çeşitli görüşler vardır. Bunlardan birincisi Ortaoyunun ortada oynanan bir oyun olması nedeni ile bu ismi aldığı iddiasıdır.

Bir baÅŸka görüşe göre Ortaoyunu, 2.Beyazıd zamanında Osmanlıya göç eden Seferad Yahudilerinin İspanyadan getirdikleri ‘Auto Oyunları’ nın Osmanlıya uyarlaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ortaoyununun temel tipleri Kavuklu ve PiÅŸekardır.

Kavuklu, Karagöz oyunlarındaki Hacivatın ; Pişekar ise Karagözün karşılığıdır. Kavuklu da Karagözdeki Hacivat gibi kentli insanı simgeler. Pişekar ise; Pişe-pişmek ve kar sözcüklerinden de anlaşılacağı üzere, pişirerek kar-kazanç sağlayan, fırıncı cinsinden, kenar mahalle esnafı türünden, kentli orta sınıfın temsilcisidir. Ortaoyununun diğer tipleri de Karagöze çok benzer.

Tuzsuz Deli Bekir in yerini burada Efe almıştır. Matizin(esrarkeş) yerini Kambur ya da Cüce almıştır. Bölgesel tipler: Karadenizli, Rumelili, Çerkez, Kürt, Arap yerlerini korumuştur. Azınlık tipleri olan Rum, Ermeni, Yahudi de Karagözden aynen alınmıştır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , ,

AÄŸu 10

 

semsettin-sami.jpg

1850′de bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan Yanya’da (İoannina) doÄŸdu. 18 Haziran 1904′te İstanbul’da yaÅŸamını yitirdi. İlk Türk romanı olan TaaÅŸÅŸuk-ı Talat ve Fitnat ile ilk Türkçe sözlük Kamus-ı Türki’nin yazarı, önemli dil bilgini.

Tımar sahibi FraÅŸerî ailesinden Halil Bey’in oÄŸlu. Ortaöğrenimini Yanya’daki bir Rum lisesinde tamamladı. eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrendi. Bir süre Yanya’da Mektubi Kalemi’nde çalıştı. 1871′da İstanbul’a geldi. Matbuat Kalemi’nde memur olarak göreve baÅŸladı. Memurluk yaparken bir yandan da Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı.

1974′te Trablusgarp’a gitti. Vilayet gazetesini yönetti. Ardından İstanbul’a döndü. 1876′da yayınlanmaya baÅŸlanan Sabah gazetesinin baÅŸyazarı oldu. Tercüman-ı Åžark gazetesinde de çalıştı. Bu gazetenin kapanmasından sonra Aile (1880) ve Hafta (1981-1982) dergilerinde yazılar yazdı.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , ,

AÄŸu 07

yusuf-sinanuddin.jpg

Şeyhî (?-1431) Türk Divan edebiyatı şairi.

Asıl ismi Yusuf Sinanüddin veya Yusuf Sinan’dır. Germiyanlı Åžeyhi olarak da bilinir. Orhan Gazi ve I. Murat’a vezirlik yapmış olan Sinanüddin Fakıh Yusuf PaÅŸa ile karıştırılmamalıdır.

Åžeyhi’nin doÄŸum tarihi bilinmese de, Kütahya’da doÄŸduÄŸu ve çocukluÄŸunu burada geçirdiÄŸi bilinmektedir.
Bazı kaynaklarda 1371 yılında doÄŸduÄŸu belirtilse de bu tarihin doÄŸruluÄŸu ispatlanmamıştır. Bilime olan merakı ile İran’a gitmiÅŸ, burada baÅŸta tıp ve tasavvuf olmak üzere yoÄŸun bir eÄŸitim görmüştür.
Öğrenimini tamamlayarak Anadolu’ya geri döner. Bu sıralarda Hekim Sinan olarak anılmaktadır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , ,