Ağu 17

Asıl ismi Abuzeri İbrahim’dir, 14. yüzyılın en büyük divan şairidir,
Hayatının ilk yıllarını ve ilk öğretimini Anadoluda tamamladıktan sonra öğrenim için Mısır’a gitmiştir.
Öğrenimini bitirdiğinde, Kütahya’ya geldi. Önce Süleyman Şah’ın (Germiyan beyi), daha sonra ise Timur’un koruması altına girdi. Amasya’da 1414 yılında vefaat etti.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 16

Orta oyunun kökeni ve isminin nereden geldiği konusunda çeşitli görüşler vardır. Bunlardan birincisi Ortaoyunun ortada oynanan bir oyun olması nedeni ile bu ismi aldığı iddiasıdır.
Bir başka görüşe göre Ortaoyunu, 2.Beyazıd zamanında Osmanlıya göç eden Seferad Yahudilerinin İspanyadan getirdikleri ‘Auto Oyunları’ nın Osmanlıya uyarlaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ortaoyununun temel tipleri Kavuklu ve Pişekardır.
Kavuklu, Karagöz oyunlarındaki Hacivatın ; Pişekar ise Karagözün karşılığıdır. Kavuklu da Karagözdeki Hacivat gibi kentli insanı simgeler. Pişekar ise; Pişe-pişmek ve kar sözcüklerinden de anlaşılacağı üzere, pişirerek kar-kazanç sağlayan, fırıncı cinsinden, kenar mahalle esnafı türünden, kentli orta sınıfın temsilcisidir. Ortaoyununun diğer tipleri de Karagöze çok benzer.
Tuzsuz Deli Bekir in yerini burada Efe almıştır. Matizin(esrarkeş) yerini Kambur ya da Cüce almıştır. Bölgesel tipler: Karadenizli, Rumelili, Çerkez, Kürt, Arap yerlerini korumuştur. Azınlık tipleri olan Rum, Ermeni, Yahudi de Karagözden aynen alınmıştır.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 10

1850′de bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan Yanya’da (İoannina) doğdu. 18 Haziran 1904′te İstanbul’da yaşamını yitirdi. İlk Türk romanı olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ile ilk Türkçe sözlük Kamus-ı Türki’nin yazarı, önemli dil bilgini.
Tımar sahibi Fraşerî ailesinden Halil Bey’in oğlu. Ortaöğrenimini Yanya’daki bir Rum lisesinde tamamladı. eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrendi. Bir süre Yanya’da Mektubi Kalemi’nde çalıştı. 1871′da İstanbul’a geldi. Matbuat Kalemi’nde memur olarak göreve başladı. Memurluk yaparken bir yandan da Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı.
1974′te Trablusgarp’a gitti. Vilayet gazetesini yönetti. Ardından İstanbul’a döndü. 1876′da yayınlanmaya başlanan Sabah gazetesinin başyazarı oldu. Tercüman-ı Şark gazetesinde de çalıştı. Bu gazetenin kapanmasından sonra Aile (1880) ve Hafta (1981-1982) dergilerinde yazılar yazdı.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 07

Şeyhî (?-1431) Türk Divan edebiyatı şairi.
Asıl ismi Yusuf Sinanüddin veya Yusuf Sinan’dır. Germiyanlı Şeyhi olarak da bilinir. Orhan Gazi ve I. Murat’a vezirlik yapmış olan Sinanüddin Fakıh Yusuf Paşa ile karıştırılmamalıdır.
Şeyhi’nin doğum tarihi bilinmese de, Kütahya’da doğduğu ve çocukluğunu burada geçirdiği bilinmektedir.
Bazı kaynaklarda 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır. Bilime olan merakı ile İran’a gitmiş, burada başta tıp ve tasavvuf olmak üzere yoğun bir eğitim görmüştür.
Öğrenimini tamamlayarak Anadolu’ya geri döner. Bu sıralarda Hekim Sinan olarak anılmaktadır.
Devamını Okuyun.. »
Haz 19

• İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859
• İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat
• Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu
• İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859
• İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik
• İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül
• İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
• İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi
• İlk yarı gazete :Ceride-i Havadis
• İlk tarihi roman :Namık Kemal / Cezmi , A. Mithat / Yeniçeri Devamını Okuyun.. »
May 23

Olayların gülünç, alışılmadık ve çelişkili yönlerini yansıtarak insanı düşündürme, eğlendirme ya da güldürme sanatıdır. Bu amaçla yazılan edebi eserler de mizah türü için de değerlendirilir. En kaba şakadan en ince espriye kadar bütün mizah örnekleri, birbiri ile uyum içindeki olaylar arasındaki çelişkinin birdenbire ortaya çıkarılmasına dayanır. Mizah gelenek ve kuralların sorgulanmasında önemli bir rol oynar. İki amacı vardır, saldırma ve savunma. İnsanın topluca yaşamaya başladığı dönemle birlikte mizah da otaya çıkmıştır. Kentleşmeyle birlikte daha soyut ve dolaylı bir özellik kazandı. Devamını Okuyun.. »
May 09

isimlerden önce gelerek onların anlamlarını sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onları niteleyen ve belirten kelimelere sıfat denir. bu iki kelimenin (sıfat ve isim) oluşturdukları kelime grubuna da sıfat tamlaması denir ki bütün sıfat çeşitleriyle sıfat tamlaması oluşturulabilir.
Kolay iş, bu sorular, küçük çocuk, hangi ev, iki elma, üçüncü sınıf…
A. Sıfatların Özellikleri
1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor… Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”
Devamını Okuyun.. »
Nis 23

Hecelerin uzunluğu ve kısalığı esasına dayanan ve Arap nazmında kullanılan vezin.
Aruz’u, Arap dilcisi İmam Halil (- 786) bir bilim haline getirmiştir. Bu zamana kadar Araplar manzumelerini pratik bir usulle yazarlarken, İmam Halil bunu birtakım esaslara dayamıştır. Bu esasların sonucu olarak da Arap dilcileri şiir bilimini, aruz ve kafiye bilimi olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Aruz bilimi, aruz vezninin kurallarından söz eder.
Devamını Okuyun.. »
Nis 14

İslâm medeniyeti çağlarında, Türk aydınlarının, Divan şiirini meydana getiren dil ve sanat anlayışlarıyla meydana koydukları genel edebiyat akımına verilen ad. Bu edebiyata, ‘Klâsik Türk Edebiyatı’ ve ‘yüksek zümre edebiyatı’ adları da verilir. Bu edebiyat islâmlığın kabul edilmesinden sonra, türkler arasında yetişen aydınların edebiyatıdır. Bu bakımdan Divan edebiyatı bütün Türk edebiyatı ölçüsünde bir yüksek zümre edebiyatı olarak tanımak doğrudur. Divan edebiyatının, bütün bu adların dışında, genel olarak ‘Divan edebiyatı’ adı ile bilinmesinin sebebi, şairlerin hazırladıkları manzume dergilerine ‘divan’ adı vermeleridir.
Divan edebiyatı, dünyanın en ömürlü bir edebiyat akımıdır. Bu edeebiyat, bir Türk edebiyatı olmadan önce İran’da Acem diliyle ve İranlı şairler tarafından işlenmiş olan bu edebiyat İslâmlıktan önceki ve İslâmlığın ilk devrelerindeki Arap edebiyatının geniş etkileri altında başlamışsa da zengin bir edebiyat akımı haline gelmesi, acem şairleri ile olmuştur.
Devamını Okuyun.. »
Oca 26

Kasideler, daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur
Kasidenin Bölümleri
• Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, aşıkane duygular yer alıyorsa “nesib”, bahar, doğa, bayram gibi konulara değiniliyorsa “teşbib” adı verilir.
• İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır.
• Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir.
Devamını Okuyun.. »