<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Teoriler</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/teoriler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mary Celeste gemisinin sırrı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 12:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[amazon]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5446</guid>
		<description><![CDATA[Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5447" title="Mary Celeste" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg" alt="" width="350" height="263" /></a></p>
<p>Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.</p>
<p>Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu.</p>
<p>Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.</p>
<p><strong>Geçmişi</strong></p>
<p>Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia&#8217;da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman &#8220;uğursuz&#8221; olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Amazon&#8217;un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.</p>
<p>Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan&#8217;ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.</p>
<p>Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika&#8217;ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.</p>
<p>Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York&#8217;dan Richard Haines&#8217;e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.<span id="more-5446"></span></p>
<p>Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;</p>
<p>James H. Winchester (12)<br />
Kaptan Benjamin Spooner Briggs (8)<br />
Sylvester Goodwin (2)<br />
Daniel T. Sampson (2)</p>
<p><strong>Bulunuşu</strong></p>
<p>Ekim ayında Atlantik Okyanusu&#8217;nda kötü havalar rapor edilmekteyidi ancak Dei Gratia gemisi Kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti.</p>
<p>Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872&#8242;de (bazı raporlara göre 5 Aralık&#8217;da) yaklaşık saat 13:00&#8242;de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkda bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz&#8217;in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu.</p>
<p>Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste&#8217;nin halen İtalya&#8217;ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.</p>
<p>Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.</p>
<p>Kaptan&#8217;ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka tarfdan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.</p>
<p>Popüler hikayelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benze yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.</p>
<p>Mary Celeste&#8217;nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişdi. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.</p>
<p><strong>Geminin sonu</strong></p>
<p>Geminin sahibi James Wwinchester bir süre sonra Mary Celeste&#8217;yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika&#8217;ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede yok pahasına gemi elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.</p>
<p>Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizinde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs&#8217;inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker&#8217;ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır.</p>
<p>Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkansız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.</p>
<p><strong>Spekülasyon ve teoriler</strong></p>
<p>1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.<br />
Korsanlık</p>
<p>Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeyidi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azor adaları ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuçlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri&#8217;nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.</p>
<p><strong>Dei Gratia tayfasına suçlamalar</strong></p>
<p>Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste&#8217;dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikayesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celeste yi Cebelitarık&#8217;daki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içersindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.</p>
<p>Öte yandan Dei Gratia &#8216;nın kaptanı Kaptan Briggs&#8217;in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia &#8216;dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia&#8217;nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.</p>
<p><strong>Sigorta bedeli</strong></p>
<p>Sigorta&#8217;dan para labilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs&#8217;in bundan bir karı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.</p>
<p><strong>Fırtına</strong></p>
<p>Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi.</p>
<p>Fırtına durumunda kaptan&#8217;ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872&#8242;de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.</p>
<p>Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık&#8217;a götürülürken rast geldi.</p>
<p><strong>Deniz depremi</strong></p>
<p>Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya yaıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu.</p>
<p>Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.</p>
<p><strong>Tsunami</strong></p>
<p>Diğer bir teoride bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabi ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste&#8217;nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur.</p>
<p>Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksekdir. Bu teoriye göre tüm yolcların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.</p>
<p><strong>Sağanak yağış</strong></p>
<p>Benzer bir senaryoda okyanusda oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste&#8217;nin batmayla yüzyüze kalmasına yol açmış olabilir.Bu olay ayrıca Mary Celeste&#8217;nin Dei Gratia mürettabatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.</p>
<p>James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Patlama</strong></p>
<p>Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamışdı ve bu yüke güvenmiyordu.</p>
<p>1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.</p>
<p>Tarihçi Conrad Byers&#8217;e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güveni bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.</p>
<p>2005 yılında bu teori Alman tarihci Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi&#8217;nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kağıt bazlı tüpler kullanıldı, bullundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13°C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir.</p>
<p>Fakat modelde hiçbir kağıt bazlı tüp bozulmamışdı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuşdu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor.</p>
<p>Gemi os ırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste&#8217;ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.</p>
<p>Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer&#8217;ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettabatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks &#8216;in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.</p>
<p>Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.</p>
<p><strong>Ergotizm</strong></p>
<p>Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste&#8217;de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişdi.</p>
<p><strong>İsyan</strong></p>
<p>Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan&#8217;a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Sarhoşluk</strong></p>
<p>Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan&#8217;ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.<br />
Geminin erken tahliyesi</p>
<p>2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekile İtalya&#8217;ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almışdı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası&#8217;na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;text=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;t=Mary Celeste gemisinin sırrı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&name=buzlu.org&description=Mary+Celeste+gemisinin+s%C4%B1rr%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 16:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen yazı]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[hangi dilde]]></category>
		<category><![CDATA[içindekiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[kim yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[ne yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[Voynich elyazması]]></category>
		<category><![CDATA[şifreli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5452</guid>
		<description><![CDATA[Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap. 1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5453" title="Voynich elyazması" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg" alt="" width="249" height="328" /></a></p>
<p>Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.</p>
<p>1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.</p>
<p>Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.</p>
<p>Kitabı Roger Bacon, John Dee ve Edward Kelly dahil çeşitli kişilerin yazdığı öne sürülse de bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamıştır.<span id="more-5452"></span></p>
<p>Voynich elyazması yıllardır dilbilimciler, kriptologlar, tarihçiler, diğer branşlardan bilimadamları ve meraklılar tarafından yoğun olarak incelenmekle birlikte, çözüldüğüne dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. İstatistiksel ve dilbilimsel çözümlemeler, metnin rasgele yazılmış anlamsız bir işaret yığını değil, doğal bir dilin yazıya geçirilmiş hali olduğunu göstermektedir. Ancak bunun hangi dil olduğu bilinmemektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;text=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;t=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&name=buzlu.org&description=Gizemi+%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen+Voynich+elyazmas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 07:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizci]]></category>
		<category><![CDATA[Flying Dutchman]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Hollandalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5449</guid>
		<description><![CDATA[Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler . Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5450" title="flying_Dutchman" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.</p>
<p>Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler .</p>
<p>Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu&#8217;nu geçeceğim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez.</p>
<p>Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.<span id="more-5449"></span></p>
<p>Hikayeye inanan onlarca denizci umit burnunu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip korsanlarına da konu olmuştur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;text=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;t=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Eski+bir+denizci+efsanesi+u%C3%A7an+Hollandal%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hawking Evrenin Şişmesini Açıklıyor</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2011 20:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[büyük patlama]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[evrenin genişlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hawking]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluşumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5153</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Patlama neden çok büyüktü? Büyük Patlama&#8217;nın ardından oluşan daha şişmemiş bebek evren, oluşumundan sonra neden o kadar hızlı şişti? Cambridge Üniversitesi&#8217;nden Stephen Hawking ve çalışma arkadaşları bu sorulara açıklık getiren bir yanıtın son aşamasında olduklarını düşünüyor. Ekip, yanıtı oluştururken başlangıç dönemdeki evreni, çok sayıda alternatif evrenin harmanlanarak bugün içinde yaşadığımız evrene dönüşen, bir kuantum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/hawking.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5154" title="hawking" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/hawking.jpg" alt="" width="251" height="251" /></a></p>
<p>Büyük Patlama neden çok büyüktü? Büyük Patlama&#8217;nın ardından oluşan daha şişmemiş bebek evren, oluşumundan sonra neden o kadar hızlı şişti? Cambridge Üniversitesi&#8217;nden Stephen Hawking ve çalışma arkadaşları bu sorulara açıklık getiren bir yanıtın son aşamasında olduklarını düşünüyor. Ekip, yanıtı oluştururken başlangıç dönemdeki evreni, çok sayıda alternatif evrenin harmanlanarak bugün içinde yaşadığımız evrene dönüşen, bir kuantum nesnesi olarak ele almış.</p>
<p>Evrenin büyük patlamadan sonraki 10 ile 34. saniyeleri arasında şaşırtıcı bir hızla şiştiği düşüncesi, evrenin aralarında çok büyük uzaklıklar bulunan bölgelerindeki arka plan sıcaklıklarının neden birbirine benzediğini açıklamak için öne sürülmüştü.</p>
<p>Buna göre şişmeyle birbirinden uzaklaşan bölgeler, şişme olmadan önce bir arada olmalıdır ki benzer özellikler taşısınlar. Ama evrenin neden şiştiği fiziğin hâlâ çözemediği bir gizem. Paris&#8217;teki Denis Diderot Üniversitesi&#8217;nden Thomas Hertog evrenin şişmesi düşüncesiyle ilgili olarak &#8220;Evrenimizin başlangıcındaki şişmeyi açıklayan temel bir kuram yok. Bu düşünce yalnızca bazı gözlemleri açıklayan geçici bir çözüm olarak ortaya konmuştu.&#8221; diyor. <span id="more-5153"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Daha da kötüsü, evrenin nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışan en iyi girişimlerden birisi sicim kuramı; ama onun kendisinin de tartışmaları süren, çok karmaşık sorunları bulunuyor. Bu kuram değişik fiziksel parametreleri olan 10.500&#8242;den çok, farklı evrenin yan yana bulunuyor olabileceğini öngörüyor. Hertog &#8220;Çeşit çeşit evreniniz var: Hiç şişme yaşamamış evrenler olduğu gibi, uzun bir şişme süreci geçiren evrenler de var ve bizim evrenimiz bunlardan birine karşılık geliyor.&#8221; diyor.</p>
<p>Hawking ve Hertog ikilisi 2006&#8242;da evrenin neden şiştiğini açıkladığını umdukları ve sicim kuramının bütün alternatif evrenlerini de içeren bir düşünce öne sürdü. Daha şişmemiş bebek evreni bir kuantum nesnesi olarak ele alıyorlardı. Kuantum mekaniğine göre, bir parçacık iki nokta arasında ilerlerken yalnızca bir yoldan gitmez; o iki nokta arasındaki bütün yollardan aynı anda geçer.</p>
<p>İkili, benzer bir yaklaşımla, evrenin de tek ve biricik bir başlangıcı olmayabileceğini ileri sürdü. Bunun yerine evrenin dalga fonksiyonu, Büyük Patlama ile evrenin bugünkü durumunu birleştiren çok sayıda alternatif yolu da içinde barındırıyordu. Birtakım başlangıç koşullarıyla evrenin nasıl evrim geçirdiğini hesaplamak yerine ikili, güncel gözlemleri başlangıç noktası olarak alıp geriye doğru çıkarsamalar<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>yaparak evrenin olası başlangıç koşullarını içeren küçük bir küme elde etmeye çalıştı. Evrenimizi tanımladığını düşündükleri en temel özellikleri saptayarak işe başladılar: Evreni genellikle klasik anlamda görürüz. Bir başka deyişle garip kuantum etkilerindense, günlük yaşamımıza Newton&#8217;un fizik yasaları egemendir. Sonra ikili klasik bir evrene ulaşan, evrenimizin olası bütün geçmişlerini ortaya koydu.</p>
<p>Bu noktada bir sorunla karşılaştılar: Hesaplar evrenin başlangıcında yalnızca çok küçük bir şişmenin olması gerektiğini gösteriyordu. Bu durum da kozmik mikrodalga arka plan ışımasındaki -Büyük Patlama&#8217;dan kalan ışıma- sıcaklık değişim örüntüsü gözlemleriyle çelişiyordu. Bu örüntü şişmenin daha uzun sürmüş olması gerektiğini ortaya koyuyordu. Hawking &#8220;Bu durum bize bir süre sorunmuş gibi geldi.&#8221; diyor.</p>
<p>Şimdi bu sorunu çözdüklerini ileri sürüyorlar. Santa Barbara&#8217;daki California Üniversitesi&#8217;nden James Hartle ile birlikte çalışarak geliştirdikleri çözüm, bütün evrenin yalnızca sonlu bir bölümünü gözleyebileceğimiz gerçeğini içeriyor. Bu gözlenebilir bölgeye &#8220;Hubble hacmi&#8221; deniyor. Ekip, şimdiye kadar ilk kez, Hubble hacminin tıpkı bir yapbozun parçası gibi evrenimize yalnızca tek şekilde sığabileceğini varsaydı. Orijinal modelleri, Hubble hacmine sığacak kadar şişen az sayıda alternatif evren olduğunu öngördü.</p>
<p>Ekip de yalnızca bu kümedekileri olası, geri kalan evrenleri de olanaksız evren olarak kabul etti. Aslında gözlemlenebilir bölgemizin, alternatif evrenlerin küçük kümesindeki her evrene uyabileceği milyonlarca olası yol var. Bu &#8216;hacim değerlendirmesi&#8217;ni hesaba katmak evrenimizin, o olası evrenlerin küçük kümesinde yer alan herhangi bir evrenden gelme olasılığını çok arttırıyor.</p>
<p>Geçen ayki kozmoloji toplantısında çalışmalarını sunan Hawking &#8216;Hacim değerlendirmeli bu yaklaşımla evrenimizin neden şiştiğini gösterdik.&#8217; diyor. Hertog da &#8216;Şişme olmayan klasik bir evrenimiz olamayacağını keşfettik&#8217; diye ekliyor. Hatta, kuramları, sicim kuramının öngördüğü evrenlerden nasıl bir yol izlenerek bugün bulunduğumuz noktaya geldiğimizi de açıklıyor. ABD&#8217;de Tufts Üniversitesi kozmoloğu Alex Vilenkin, kuramın artık arka plan ışımasıyla örtüşmesinin çok etkileyici olduğunu düşünüyor ve &#8216;Bu, yetenekli bir ekibin ilginç bir çalışması. Şişmeyle ilgili çok ilginç bağlantılar bulmuşlar. Ama unutmamalı ki bu, üzerinde hâlâ çalışılan, tamamlanmamış bir kuram.&#8217; diyor.</p>
<p>Bilim ve teknik dergisi TÜBİTAK
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhawking-evrenin-sismesini-acikliyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/&amp;text=Hawking Evrenin Şişmesini Açıklıyor&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/&amp;t=Hawking Evrenin Şişmesini Açıklıyor">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/&amp;title=Hawking Evrenin Şişmesini Açıklıyor&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhawking-evrenin-sismesini-acikliyor%2F&name=buzlu.org&description=Hawking+Evrenin+%C5%9Ei%C5%9Fmesini+A%C3%A7%C4%B1kl%C4%B1yor" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hawking-evrenin-sismesini-acikliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoklu Zeka Kuramı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 10:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[Çoklu Zeka Kuramı]]></category>
		<category><![CDATA[üstün]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[Gardner]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[kazançları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[kuramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mantıksal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Müziksel Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Sözel Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[varsayım]]></category>
		<category><![CDATA[Vücutsal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4993</guid>
		<description><![CDATA[“Zekanın ölçüsü nedir? Zeki olup olmama durumu nasıl anlaşılır? Zeka geliştirilebilir mi?” gibi soruların pek çok karşılığı bireyin, sorunlarını çözme becerisi, mantığını kullanabilmesi ve eleştirel düşünebilmesi gibi daha çok matematik ve dil becerileri ile ilgili olarak yanıtlanmıştır. 1980’lere değin tek tip zekadan söz edilmekteydi. Bugün eğitim sürecindeki gelişmelerle birlikte bireylerin neler yapabildiğinden çok neler yapabileceği [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/12/Çoklu-Zeka-Kuramı.jpg"><img class="size-full wp-image-4994 aligncenter" title="Çoklu Zeka Kuramı" src="http://www.buzlu.org/images/2010/12/Çoklu-Zeka-Kuramı.jpg" alt="" width="342" height="249" /></a></p>
<p>“Zekanın ölçüsü nedir? Zeki olup olmama durumu nasıl anlaşılır? Zeka geliştirilebilir mi?” gibi soruların pek çok karşılığı bireyin, sorunlarını çözme becerisi, mantığını kullanabilmesi ve eleştirel düşünebilmesi gibi daha çok matematik ve dil becerileri ile ilgili olarak yanıtlanmıştır.</p>
<p>1980’lere değin tek tip zekadan söz edilmekteydi. Bugün eğitim sürecindeki gelişmelerle birlikte bireylerin neler yapabildiğinden çok neler yapabileceği düşünülmeye başlanmıştır. Yukarıda sözü edilen tek tip zekanın, bireylerin değerlendirilmesinde yeterli olmayacağı, onların var olan yeteneklerinin ortaya çıkarılması gerektiği görüşü yaygınlaşmaktadır. Çoklu Zeka Kuramı da bu amaçla yeni eğitimsel yöntemlerin düşünülmesi için ortaya atılmıştır.</p>
<p>Gardner, zekanın iki değil, yedi yönü olduğunu savunmuştur. Böylece sadece matematikte ve dilde başarılı olanların değil, müzikte, sporda, dansta, iletişimde, doğada, resimde kendini gösterenlerin ve kendini iyi tanıyanların da zeki olduğunu ortaya çıkarmıştır.<span id="more-4993"></span></p>
<p>Çoklu Zeka Kuramının amacı; eğitimde bireylerin neler yapabildiklerinden çok neler yapabilecekleri-nin düşünülmesidir. Günümüzde eğitim ve psikoloji alanındaki gelişmelerle klasik testlerin, çocukların değerlendirilmesinde yeterli olamayacağı, onların potansiyel yeteneklerinin de ortaya çıkarılması gerektiği görüşü vardır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Gardner, bireylerin aynı düşünüş tarzına sahip olmadıklarını ve eğer eğitimin bu farklılıkları ciddiye aldığı düşünülürse bütün bireylere en etkili şekilde hizmet edeceğini belirtmiştir. Eğer bireyler farklı zeka bileşenlerini tanıyabilirlerse karşılaşacakları sorunları çözmede daha şanslı olabilirler.</p>
<p>Çoklu Zeka Kuramının Bölümleri</p>
<p>1. Sözel Zeka: Dili, sözlü ve yazılı olarak etkin bir biçimde kullanma yeteneğidir. Örneğin; bir şairin, sözcükleri ustaca kullanarak şiir yazması, bir siyasetçinin söyleminin büyükçe bir grubu etkilemesi gibi.</p>
<p>Doğaçlama: “Kasiyer, alıcıya kredi kartının iptal edildiğini söyler.<br />
Kasiyerin amacı: Kredi kartı iptal edildiği için alıcının seçtiği ürünleri ona vermemek için direnmektir.<br />
Alıcının amacı:  Kredi kartında hiçbir sorun olmadığını düşünüyor. Bu mağazanın sisteminde bir aksaklık olduğunu kasiyere anlatmaya çalışıyor.</p>
<p>2. Müziksel Zeka: Ritm, ses yüksekliği, melodiye duyarlılık gibi düşünce ve duyguların aktarılmasında müziği kullanan bireylerin sahip olduğu zeka türüdür. Müzisyenler, koristler ve orkestra şefleri bu tür bireyler arasındadır.</p>
<p>Doğaçlama: Öğrenciye öncelikle bir müzik eseri dinletilir. Daha sonra öğrenciden, dinlediği eseri, eserle ilgili hissettiklerini de doğaçlamasına katarak bir orkestra şefi gibi yönetmesi istenir.</p>
<p>3. Görsel Zeka: Biçim, şekil, derinlik, renk, çizgi ve boşluklara duyarlılıkla ilgilidir. Zihinde canlandırma gibi yetenekler ağırlıktadır. Bir ressam ya da heykeltraşın eserinde, bir mimarın tasarımında ya da harita yapımındabu zekanın oldukça gelişmiş olduğu söylenebilir.</p>
<p>Doğaçlama: Öğrencilere birer boş kağıt dağıtılır ve onlardan, yaratıcılıklarını da kullanarak daha önce görmedikleri ve adlarını da kendilerinin koyacakları bir balık resmi çizmeleri istenir.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
4. Vücutsal Zeka: Bireyin, bedenini kullanarak düşünce ve duygularını anlatabilmesi ile ilgilidir. Bedeni oluşturan organlar arasında eşgüdüm, denge, hız, esneklik gibi özellikler gelişmiştir. Dansçılar, atletler, aktörler ve cerrahlar bu zekanın gelişmiş formuna sahiptirler.</p>
<p>Doğaçlama: 4 kişilik bir grup oluşturulur. Bireylerden biri doktor, biri ameliyat olacak hasta, diğer ikisi de yardımcı hemşire olmak üzere rol dağılımı yapılır. Hasta olan kişi kalp ameliyatı olacaktır. Öğrencilerden, bu doğaçlamayı yalnızca bedenlerini kullanarak canlandırmaları istenir.</p>
<p>5. Kişiler Arası İlişkiler: İnsanlarla kolaylıkla iletişim kurma, onların duygularını ve düşüncelerini anlatma, davranışlarını yorumlama, grupla işbirliği kurma gibi yetenekleri içerir. Başarılı öğretmenler, siyasetçiler, pazarlama uzmanları, din görevlileri bu zekaya sahiptir.</p>
<p>Doğaçlama: “Lisede bir öğretmen ve öğrenci. Dersin sonunda zil çaldığında öğretmen, öğrenciye birkaç dakika sınıfta kalmasını, onunla konuşmak istediğini söyler,</p>
<p>Öğretmenin amacı: Öğrencinin sırasının altında bir paket sigara bulmuş ve sigaranın ona ait olduğunu düşünüyor. Sigara bağımlısı olduğunu düşündüğü öğrencisine bu konuda yardım etmek istiyor.</p>
<p>Öğrencinin amacı: Sigara içen arkadaşının sigara paketi, kendisinde bulunduğu için oldukça korkuyor. Bunu öğretmene söylemek istiyor ama arkadaşına söz verdiği için susuyor.</p>
<p>6. Kişisel Zeka: Birey, kendini duyma ve anlamasıyla ilgili bilişsel yeteneklerini anlatır. Bireyin kendisini tanıması şeklinde açıklanabilir. Kendi düşünce ve duygularını bilme, sorularıyla başa çıkma, güdülerini, ilgilerini anlayabilme gibi yeterlilikler söz konusudur. Kendisiyle barışık diye adlandırılan bireyler bu tür zekası gelişmiş bireylerdendir.</p>
<p>Doğaçlama: İki arkadaş vardır. Bunlardan biri doğum gününü kutlamak amacıyla bir parti düzenlemektedir ve arkadaşını da bu partiye davet etmiştir.</p>
<p>Parti sahibinin amacı: Partiye davet ettiği en iyi arkadaşına hiç olmazsa doğum gününde bir kadeh içki içmesi için ısrar ediyor.</p>
<p>Arkadaşının amacı: Daha önce içki bağımlısı olduğu ve içkiyi bırakma çabası içerisinde olduğu için içki içmek istemiyor; fakat, arkadaşının da hatırını kırmak istemiyor.</p>
<p>7. Doğacı / Doğal Zeka: Doğal kaynaklara ve sağlıklı bir çevreye yoğun ilgisi olan bulunan, bitki ve hayvan topluluklarını tanıyan, çevresel değişikliklerin sonuçlarını açıklayan,doğa yaşamını inceleyen bireylerin doğacı zekası gelişmiş demektir. Biyologlar, zoologlar, avcılar bu bireyler arasındadır.</p>
<p>Doğaçlama: Bir sunucu, bir hayvansever, bir de avcı seçilir. Hayvanların avlanılıp avlanılmaması gerektiği  hususu tartışılır.</p>
<p>8. Matematiksel / Mantıksal Zeka: Sayıları etkin kullanma, problemlere çözümler önerme ve elde edilen sonuçları nedenlere bağlama gibi davranışları içerir. Matematikçiler, istatistikçiler, bilgisayar programcıları bu tür zekası güçlü bireylerden sayılabilirler.</p>
<p>Oyun: Öğrencilere şöyle bir mantık oyununun oynatılması. Derenin bir tarafında koyun, kurt, ot ve çoban bulunmaktadır. Derede de bir sandal vardır. Sandal iki kişiliktir. Yani nesnelerden yalnızca iki tanesi aynı anda sandala binebilir. Çoban sürekli sandalda biner durumda olacağı için nesneleri birer birer derenin karşısına geçirmek durumundadır. Yalnız, karşıya geçireceği nesneleri öyle iyi seçmelidir ki, birinci nesneyi karşıya geçirirken ikinci nesne üçüncü nesneyi yiyebilecek durumda olmamalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcoklu-zeka-kurami%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/&amp;text=Çoklu Zeka Kuramı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/&amp;t=Çoklu Zeka Kuramı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/&amp;title=Çoklu Zeka Kuramı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcoklu-zeka-kurami%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87oklu+Zeka+Kuram%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/coklu-zeka-kurami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Poincare teorisi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Oct 2010 17:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[boyut]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Poincare]]></category>
		<category><![CDATA[küre]]></category>
		<category><![CDATA[Poincare teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4901</guid>
		<description><![CDATA[Topolojide Poincaré sanısı, Fransız matematikçi, fizikçi ve filozof Henri Poincaré&#8217;nin 1904 yılında ortaya attığı teoremdir. Bu teoreme göre, tıkız, kenarı olmayan, deliği olmayan (basit bağlantılı) üç boyutlu bir çokkatlı, yalnızca üç boyutlu bir küre olabilir. Poincaré sanısı, her noktası çevresinde yerel olarak üç boyutlu Öklit uzayına benzeyen topolojik uzaylara ilişkin bir önerme ifade etmektedir. Kenarsız [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/10/poincare-teorisi.jpg"><img class="size-full wp-image-4902 aligncenter" title="poincare teorisi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/10/poincare-teorisi.jpg" alt="" width="500" height="98" /></a></p>
<p>Topolojide Poincaré sanısı, Fransız matematikçi, fizikçi ve filozof Henri Poincaré&#8217;nin 1904 yılında ortaya attığı teoremdir.<br />
Bu teoreme göre, tıkız, kenarı olmayan, deliği olmayan (basit bağlantılı) üç boyutlu bir çokkatlı, yalnızca üç boyutlu bir küre olabilir.</p>
<p>Poincaré sanısı, her noktası çevresinde yerel olarak üç boyutlu Öklit uzayına benzeyen topolojik uzaylara ilişkin bir önerme ifade etmektedir.</p>
<p>Kenarsız (bir çemberin kenarı yoktur) ancak tıkız (ucu bucağı olan) böyle bir uzay düşünelim. Eğer bu uzayın içine atılmış her çember uzayın içinde kalarak bir noktaya büzülebiliyorsa (deliği yoksa), Poincaré sanısına göre bu uzay dört boyutlu Öklit uzayında yatan üç boyutlu bir küre olmalıdır.</p>
<p>Deliği olmayan bir uzay iki boyutlu şu basit örnekle canlandırılabilir: bir elmanın kabuğuna gerilmiş paket lastiği, lastiği koparmadan ya da kabuğu parçalamadan kabuk üstündeki bir noktaya büzülebilir, ancak ortası delik bir simitte bu olanaklı değildir, delik var oldukça bazı lastikler simit yüzeyinde kalarak bir noktaya büzülemez.<span id="more-4901"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu sanının ispatıyla evrenin oluşumu, açık evrenin geleceği, evrenin içindeki mevcut uzay zaman dokusundaki görülemeyen madde olan karanlık maddenin evrenin genişlemesi üzerindeki etkileri konularında pek çok yeni teori ve varsayım geliştirilecektir.</p>
<p>Kapalı iki boyutlu yüzeyler üzerindeki her bir çevrim tek bir noktaya büzüşebiliyorsa, bu yüzey küredir. Poincare sanısı aynı durumun 3 boyutta da geçerli olduğunu iddia eder.</p>
<p><strong>ÇÖZÜMÜ</strong></p>
<p>Matematikçileri yaklaşık bir asır boyunca uğraştıran bu problem 44 yaşındaki Rus matematikçi Grigori Perelman tarafından çözülerek 2002-2003 yıllarında çizimler halinde kamuoyuna sunuldu. O zamandan bu yana çeşitli önemli matematik heyetleri tarafından doğruluğu onaylandı. 2006 yılında doğruluğu resmi olarak onaylandı. 18 Mart 2010 tarihinde kendisine Milenyum Ödülü verildi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Topolojinin en büyük problemlerinden biri olan Poincaré sanısı, ödüllü Yedi Milenyum Problemi&#8217;nden birisiydi ve bu güne kadar çözülen ilk problem oldu. Clay Matematik Enstitüsü ilk doğru çözüme 1 milyon dolar vadetmişti ancak Perelman ödülü henüz kabul etmedi. Perelman bu çözüm nedeniyle Fields Medal&#8217;a da layık görüldü ancak reddetti. Sonra da almaya karar verdi.www.buzlu.org
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpoincare-teorisi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/&amp;text=Poincare teorisi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/&amp;t=Poincare teorisi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/&amp;title=Poincare teorisi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpoincare-teorisi%2F&name=buzlu.org&description=Poincare+teorisi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/poincare-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay olmasaydı ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 19:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[olmasaydı]]></category>
		<category><![CDATA[olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4764</guid>
		<description><![CDATA[Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir. Peki bu oluşum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg"><img class="size-full wp-image-2975 aligncenter" title="ay-lekesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg" alt="" width="290" height="282" /></a></p>
<p>Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.<br />
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay&#8217;ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?</p>
<p>Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay&#8217;dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay&#8217;ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı? <span id="more-4764"></span></p>
<p>Ay&#8217;ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay&#8217;ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay&#8217;ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70&#8242;i Ay&#8217;dan, diğer yüzde 30&#8242;u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada&#8217;da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı&#8217;nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı&#8217;nda pek hissedilmez. Ay&#8217;ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.</p>
<p>Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay&#8217;ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay&#8217;ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya&#8217;nın yörünge hareketindeki Ay&#8217;dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.</p>
<p>Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.</p>
<p>Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;text=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;t=Ay olmasaydı ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Ay+olmasayd%C4%B1+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Norton teoremi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/norton-teoremi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/norton-teoremi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 08:13:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Norton teoremi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2463</guid>
		<description><![CDATA[Norton teoremi, elektrik devrelerinin çözümlenmesinin kolaylaştırılması için kullanılan teorem ve yöntemdir. Bu yöntem sayesinde karmaşık elektrik devreler oluşturulan basit eşdeğer devre üzerinden kolayca çözülebilir. Norton Teoremi, benzer bir yöntem olan Thevenin teoreminin uzantısıdır. Teorem 1926 yılında birbirinden bağımsız olarak; Siemens firmasından Hans Ferdinand Mayer (1895-1980) ve Bell Laboratuvarları&#8217;dan Edward Lawry Norton (1898-1983) tarafından geliştirilmiştir. Mayer [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/11/devre4.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-2464" title="devre4" src="http://www.buzlu.org/images/2008/11/devre4-300x242.png" alt="" width="300" height="242" /></a></p>
<p>Norton teoremi, elektrik devrelerinin çözümlenmesinin kolaylaştırılması için kullanılan teorem ve yöntemdir. Bu yöntem sayesinde karmaşık elektrik devreler oluşturulan basit eşdeğer devre üzerinden kolayca çözülebilir.</p>
<p>Norton Teoremi, benzer bir yöntem olan Thevenin teoreminin uzantısıdır. Teorem 1926 yılında birbirinden bağımsız olarak; Siemens firmasından Hans Ferdinand Mayer (1895-1980) ve Bell Laboratuvarları&#8217;dan Edward Lawry Norton (1898-1983) tarafından geliştirilmiştir. Mayer konu ile ilgili çalışmasını yayımlamış, Norton&#8217;un çalışması ise firma içi teknik rapor olarak kalmıştır.<br />
<span id="more-2463"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><strong>Eşdeğer Devrenin Hesaplanması</strong></p>
<p>Teoreme göre doğrusal bir devre,herhangi iki noktasına göre,bir akım kaynağı ve buna paralel bir direnç haline getirilebilir.<br />
Bunun için;</p>
<p>1. Herhangi iki noktadan uçları kısa devre edildiğinde geçen akım kaynak akımıdır<br />
2. Gerilim kaynağı kısa devre edildiğinde, iki nokta arasındaki direnç eşdeğer dirençtir.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnorton-teoremi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/&amp;text=Norton teoremi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/&amp;t=Norton teoremi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/&amp;title=Norton teoremi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnorton-teoremi%2F&name=buzlu.org&description=Norton+teoremi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/norton-teoremi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/norton-teoremi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hawking&#8217;in Sanal Zaman Çalışması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 08:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Hawking]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2210</guid>
		<description><![CDATA[Hawking big bang teorisinin oluşmasında kuramsal olarak en fazla faydası olan bilim adamlarından birisidir.Konu hakkında çalışmaya devam ederek sanal zaman fikrini ortaya attı.bu matematiksel olarak kolaylık sağlayan karekökü -1 olan sanal bir zaman ifadesiydi.matematiksel olarak normal zaman kullandığımızda big bang teorisine uygun genişleyen bir evren modeliyle karşılaşıyoruz. Sanal zaman kullanırsak bir başlangıç anını içermeyen sonlu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/hawking.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2211" title="hawking" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/hawking-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Hawking big bang teorisinin oluşmasında kuramsal olarak en fazla faydası olan bilim adamlarından birisidir.Konu hakkında çalışmaya devam ederek sanal zaman fikrini ortaya attı.bu matematiksel olarak kolaylık sağlayan karekökü -1 olan sanal bir zaman ifadesiydi.matematiksel olarak normal zaman kullandığımızda big bang teorisine uygun genişleyen bir evren modeliyle karşılaşıyoruz.</p>
<p>Sanal zaman kullanırsak bir başlangıç anını içermeyen sonlu ama tamamen sınırsız bir evrenle karşılaşıyoruz. <strong><a href="http://www.buzlu.org/stephen-william-hawking" target="_blank">Hawking</a></strong>&#8216;in çalışmalarındaki ilginç nokta ise gerçek zaman diye adlandırdığımız, bizim algıladığımız zaman kavramının gerçek olmadığını sadece bizim algılarımızın sonucu olduğu, bir değer ifade eden esas gerçek zamanın matematiksel ifadelerde kullandığımız sanal zamanın olduğunu iddia etmesidir.<br />
<span id="more-2210"></span><br />
Evren neden var oldu? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını &#8220;Herşeyin Teorisi&#8221; adını verdikleri bir evren formülüyle yanıtlamayı umuyorlar. İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde bulunduğu fantastik bir &#8220;hiper uzay&#8221; ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebiliyor: Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.</p>
<p>Şu sıralarda, siz bu cümleleri okurken, paralele evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır. İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, &#8220;Sonsuz sayıda eşiz evrenler var&#8221; diyor.</p>
<p>Hawking, Cambridge Üniversitesi&#8217;nin Matematik bilimleri merkez&#8217;nde profosör olarak görev yapıyor. &#8220;Amyotrafik lateral skleroz&#8221; adı verilen bir sinir hastalığı nedeniyle, ünlü fizikçinin vücut kasları her geçen gün biraz daha eriyor. 1986&#8242;da bir soluk borusu ameliyat ameliyatı sonucu sesini de kaybetti. O günden bu yana bilgisayar aracılığı ile iletişim kuruluyor.</p>
<p>Şu anda tamamen felçli, ancak zihni, inanılmaz bir hareketliliğe sahip. 59 yaşındaki astrofizikçi, evrenin varoluşunu açıklamak amacıylayıllardır üstünde çalışılan &#8220;Her Şeyin Teorisi&#8221; nin (Theory of Everithing) formülünü oluşturmayı başardı ve &#8220;M-teorisi&#8221; adını verdi. Buradaki &#8220;M&#8221; (Magic, misterios, mother) büyülü, esrarengiz ya da her şeyin (Bütün teorilerin) anası olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor. Hawking, bu &#8220;kobold evrenler&#8221;in yaşayanlarını &#8220;gölge insanlar&#8221; olarak nitelendiriyor. Yani, bizim evren olarak tanımladığımız belki de, gerçekte iç içe geçmiş, birbirini şekillendiren ve hatta belki birbirine paralel çok sayıda evrenlerin bulunduğu sonsuz bir uzayın minik bir kesiti.</p>
<p>Bu sadece birçok esrarengiz olguya aniden bambaşka bir açıdan baktığı için değil, aynı zamanda sıradan yaşamımızın bu kadar basit olmadığını göstermesiyle de büyüleyici bir evren tasviri. Birçoğumuz, yaşadığımız olaylara hep daha fazla anlam yükleme eğilimindeyiz. &#8220;Yaşamımda, ne olduğunu bilmediğim bir değişiklik olacağını hissediyorum dediğimiz anları hepimiz yaşamışızdır. Korkular, hayaller, özlemler, fikirler&#8230; Ortada neden yokken, birden bire nasıl çıkıyorlar, nereden geliyorlar?</p>
<p>Stephen Hawking&#8217;in geliştirdiği evren teorisi, hesaplamalara dayalı yepyeni bir açıklama getiriyor. Hawking, mantıksal olarak beynimizde hiçbir şeyin bir bütünden bağımsız gerçekleşmediğini ileri sürüyor. Görülebilir evrenlerimiz dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen daha çok sayıda evren var.</p>
<p>Eğer Hawking haklıysa daha pek çok olgu paralel evren teorisiyle açıklanabilecek. Hawkingin geliştirdiği formül, makroskobik dünyasını tanımlamakla kalmayacak, &#8220;Büyük patlama&#8221; ve onunla birlikte zaman ve uzay boyutlarının başlangıcını da hesaplanabilir hale getirecek. Böylece insan, evrenin en büyük gizemine, daha doğru bir yaklaşım gösterebilecek: Evrenin, var olmak için bir tanrıya ihtiyacı var mı? Yoksa varlığı, tamamen bilinen fiziksel yasalara mı dayanıyor?</p>
<p>Bilim Olimpiyatında Hawking, 1974&#8242;te keşfettiği ve kendi adını verdiği ışınım ile ön plana çıktı: Fizikçi, temel parçacık demetinin bir kara delik yakınında bulunduğunda, nasıl davranacağını hesapladı. Belirli kütleye sahip bir yıldız, ömrünün sonunda, kendi çekim kuvvetinin etkisiyle çöküyor ve uzay ile zamanın anlamını yitirdiği, yani kaybolduğu, sonsuz yoğunluğa sahip bir yapıya, yani kara deliğe dönüşüyor. Kara deliğin çekim alanı o kadar güçlü ki, ışında dahil hiçbirşey çekim alanından kurtulamıyor.</p>
<p>Gizikçiler bu duruma &#8220;tekillik&#8221; adını veriyorlar. Hawking çevresindeki her şeyi yutan bu tuzakların tamamen karanlık olmadıklarını, ışın yaydıklarını gösterdi. İçinde yaşadığımız evrenin de, &#8220;tekillik&#8221; durumundayken, Büyük Patlama ile birlikte şekillenmeye başlaması, Hawking&#8217;in buluşunu daha da önemli kıldı. Bu sayede bir gün, belki de yaratılış hikayesinin sıfırıncı saniyesine ulaşılabilirdi. Hawking, &#8220;hiçlik&#8221; ile &#8220;varlık&#8221; arasındaki geçiş anının aydınlatılmasının, &#8220;Tanrı&#8217;nın planı&#8221;nı ortaya çıkarmak anlamına geldiğini düşünüyor.</p>
<p>Bilim adamları, bir &#8220;tekillik&#8221; durumunun olup olmadığını; bir büyük patlamanın yaşanıp yaşanmadığını; zaman ve uzay boyutlarının ortaya çıkıp çıkmadığını uzun süre tartıştılar. Çünkü, İngiliz fizikçi Isaac Newton&#8217;un 300 yıl önce kabul ettiği gibi, zamanın sonsuz bir geçmişten sonsuz bir geleceğe uzandığına inanıyorlardı.</p>
<p>Yoğunluk, Büyük Patlama sırasında kuşkusuz çok daha fazlaydı; ne de olsa, evrendeki bütün kütleler bir aradaydı. Patlama gerçekleşince, çevreye hayal edilmesi güç büyüklükte bir enerji yayıldı. Bu ilk enerji, temel parçacıklara ve maddenin kaderini belirleyen dört kuvvete dönüştü. Kozmologlar asıl sorunu, işte bu dört kuvvet konusunda yaşıyorlar. Bir evren formülü, bütün zamanlar ve evrendeki bütün olaylar için geçerli olmalı; yani son bir denklem, mikrokozmoz ve makrokozmozda etkili bütün kuvvetleri içermeliydi. Bugüne kadar yapılan matematiksel hesaplamalar, sadece üç kuvveti kapsıyordu:</p>
<p>1- Elektromanyetik Kuvvet (elektronları atom çekirdeğine bağlıyor)<br />
2- Güçlü Kuvvet (atom çekirdeğini bir arada tutuyor)<br />
3- Zayıf Kuvvet ( radyoaktif parçalanmayı sağlıyor)<br />
4- Kütle çekimi</p>
<p>Buna karşılık, bütün çabalara rağmen, dördüncü kuvvet olan Kütle Çekimi, bir türlü &#8220;Herşeyin Teorisi&#8221;ne dahil edilemedi. Nedeni ise, çekim gücünün sadece maddelerde bulunması. Büyük Patlama sırasında kütle, maddesel olmayan bir noktada, &#8220;hiçlik&#8221;i ifade eden bir kuvantumda yoğunlaşmıştı. Araştırmacıların, &#8220;teklik&#8221; durumunu daha iyi anlayabilmeleri için her iki teoriyi &#8220;Kuvantum Çekim Kuvveti&#8221;nde birleştirmeleri, yani &#8220;Çekim Kuvvetinin Kuvantum Teorisi&#8221;ni geliştirmeleri gerekiyordu. Ancak, bunu bir türlü başarmıyorlardı.</p>
<p>&#8220;Her Şeyin Teorisi&#8221;ne giden yolda başka bir sorun da, atomun standart modelinde yaşanıyordu. Parçacıklar, bazı matematiksel işlemlere tabi tutulduklarında ortaya anlamsız ve sonsuz değerler çıkıyordu. Ayrıca standart model, ne parçacık kütlelerini ne de doğal kuvvetlerin şiddetini açıklıyordu. Bunlar formülde sabit değerler olarak yer alıyordu.</p>
<p>80 li yılların ortalarında, fizik uzmanları John Schwars ve Michael Green&#8217;in uğraşıları sonucu bir çözüm yolu bulundu. Onlara göre anlamsızlıklar, parçacıkların, denklemlerde sonsuz küçük noktacıklar olarak ele alınmasından kaynaklanıyordu. Peki ama, parçacıkların iplikçikler gibi esneme yetenekleri olsaydı ne olurdu? Yaklaşık 10 yıl önce geliştirilen, ancak daha sonra hesapları çıkmaza sokan &#8220;sicim teorisi&#8221;, atom altı parçacıkları nokta şeklinde değil, iplik (sicim) şeklinde tanımlıyordu. Sicimler, bir kemanın telleri gibi salınan, 10-33 cm. uzunluğunda, minicik iplikçiklerdi. Sicimler şimdiye kadar gözlenemedi; ancak, büyüklüğü matematiksel olarak hesaplanabiliyor: Bir sicimin bir atomun büyüklüğüne olan oranı, bir atomun bütün Güneş Sistemi&#8217;ne olan oranına eşit. Ayrıca, belirli bazı sicimlerin, kütle çekimine sahip olduğu ve sicimlerin, aynı zamanda kuvantlar oldukları da bilinen arasında. Hawking, buradan yola çıkarak &#8220;kütle çekimin kuvantum teorisi&#8221;ni geliştirdi.</p>
<p>Stephen Hawking, sicimlerle ilgili çok sayıda hesaplama yaptıktan sonra şu sonuca ulaştı: Evreni üç veya dört boyutlu kabul ettiğimiz sürece geliştirilen &#8220;Kütle Çekiminin Kuvantum Teorisi&#8221; bizi tek bir evren formülüne götürmüyor. Dolayısıyla çözümü, çok boyutlu alanlarda aradı. Bu nedenle de sicimde takılıp kalmadı ve hesaplar yaparak, sicimlerden çok boyutlu kuvantlar elde etti. Bunlara &#8220;membran&#8221; adı veriliyor ve kısaltılmış şekli olan &#8220;bran&#8221; kullanılıyor. Bu bran&#8217;lar, birden fazla boyutta varlık gösteriyorlar. Hesaplamalarına devam ederek bir sınıra ulaştı: Evrende on bir boyut vardı.</p>
<p>Peki bütün o boyutları neden algılayamıyoruz? Hawking nedenini şöyle açıklıyor: Büyük Patlama&#8217;nın ardından, zaman boyutu ile üç tane uzaysal (uzunluk, genişlik, yükseklik) boyut açılarak kozmik büyüklüğe dönüştü. Kalan yedi boyut, konumlarını değiştirmeden, yani sicim kadar bir alanı kaplayacak büyüklükte, bir gonca gibi sarılı olarak kaldılar. Bilim adamına göre, böyle yedi boyutlu bir yumak, evrenin her noktasında mevcut.</p>
<p>M-teorisine göre, evren iki boyutlu bran&#8217;larla kaplı. Bu branlar için üçüncü boyut, branların frizbi plakları gibi, içinde oradan oraya uçtukları ve hiç bir birilerine çarpmayacakları büyüklükte bir &#8220;hiper uzay&#8221;. &#8220;Üç boyutlu kütlecikler&#8221; hiç fark edilmeden dört boyutlu bir uzaya, &#8220;dört boyutlu kütlecikler&#8221; beş boyutlu bir uzaya vb.. giriyorlar. Hawking, bu noktada kendi kendine şu soruyu sormuş: &#8220;Üstünde yaşadığımız Dünya nasıl yorumlanmalı?&#8221; Yanıtını ise şöyle vermiş: &#8220;Bizim gözlemleyebildiğimiz evren, belki de &#8220;hiper uzay&#8221;da süzülen üç boyutlu bir bran&#8217;dan öte birşey değil. Ve evrenimiz bu uzayın içinde yalnız değil. Çünkü, sürekli yeni evrenler, yeni branlar doğuyor. Fizikçiler, bu olaylara &#8220;kuvantum fluktuasyonu&#8221; adı veriyorlar. Hawking, böyle bir kuvant oluşumunu, kaynayan sudaki hava kabarcığı oluşuna benzetiyor. Bu kabarcıklardan bazıları patlıyor, bazıları da içinde bulunduğumuz evren gibi esneyerek genişliyor.</p>
<p>Bilim adamı, sürekli bir üst boyuta geçen branlarla ilgili, insanın başını döndüren bu varsayımı biraz daha somutlaştırabilmek için, hologram örneğini veriyor: Hologramlarda, doğru açıdan bakıldığında, iki boyutlu bir yüzeyde, üç boyutlu bir nesnenin görüntüsü fark ediliyor. Başka bir deyişle daha yüksek boyuttaki bilgiler, daha düşük boyuttaki bir oluşumun içine kodlanıyor. Öyleyse, üç boyutlu dünyamızda gerçekleşen her şey, aslında daha yüksek boyutlu bir dünya tarafından ürtilmiş olabilir mi? Ya da bir paralel dünyanın sadece yansıması olabilir miyiz? Hawkin&#8217;e göre bu soruların yanıt evet! Yaşamımız, dünyalı olmayan yaratıklar tarafından oynanan bir bilgisayar oyunu, biz de bilgisayarlarla üretilmiş oyuncular olabiliriz. Belki de, sadece bakıp eğlendikleri hologramlarız.</p>
<p>Hawking&#8217;in teorisiyle, kehanet ve telepati gibi metafizik konular da belki daha doğru yorumlanabilir: Bir hologramda, üç boyutlu bilgiler, iki boyutlu yüzeyin her noktasında kodlanmış olarak bulunuyor. Hologram levhasını kırdığımız ve parçalardan birini ışık altında incelediğimiz zaman, içinde kodlanmış olan üç boyutlu nesnenin yine tamamını görürsünüz. Çünkü, nesneye ait üç boyutlu bilgilerin tamamı, yüzeyin her noktasında ayrı ayrı bulunuyor olmalı. Bu açıdan bakıldığında, bu matris bütününün bir parçası olan kişinin, normalde görülemeyen bilgileri bazen fark etmesi çok da olağanüstü sayılmaz. Belki de kahinler, böyle bilgileri algılayabilen ve okuyabilen insanlardır.</p>
<p>Hawking bu düşüncesinde yalnız değil. Bu varsayımı geliştirirken Hawking&#8217;e eşlik eden evrenbilimci Alexander Vilekin, &#8220;Uzayda, Al Gore&#8217;un ABD başkanı olduğu ya da Elvis Presley&#8217;nin hala yaşadığı paralel evrenler olabilir&#8221; diyor.</p>
<p>Hawking daha da ileri giderek paralel başka bir evrene geçmeyi hayal ediyor.</p>
<p>Sicimler ve branlar&#8217;dan oluşan bu fantastik bakış açısı gerçek olabilir mi? Hawking, evrenin varlığını tek bir formülle açıklayacak &#8220;Her Şeyin Teorisi&#8221; nin henüz tamamlanmadığını, bunun belki de ancak 21. yüzyılın sonuna doğru mümkün olacağını belirtiyor. Ancak formül tamamlandığında evrenin formülüne ulaşmış olacaklarını ve kaçınılmaz olarak bu noktanın da insan aklının nihai zaferi olacağını belirtiyor.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebilir. Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim Kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden daha zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.</p>
<p>Son kozmolojik teorilere göre, içinde yaşadığımız evren, daha yüksek boyutlu başka bir evren içinde süzülen çok sayıda evrenlerden bir tanesi olabilir. Ancak, diğer evrenlere ulaşamıyoruz ve &#8220;hiper uzay&#8221;ı aşma ise olanaksız.</p>
<p>Kara delikler, gökadalar gibi yoğun kütleli cisimler, gravitonları çekiyorlar. Gravitonların, yutan tuzakların çevresinde, halka biçimli bir bulut halinde toplanarak kara maddeyi oluşturduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Komşu evrenlerdeki gökadalar da hiper uzayla birbirlerinden ayrılsalar bile, üst üste gelecek şekilde konumlanabilir ve &#8220;çekim kuvveti gölgeleri&#8221;nden oluşan bir dünya yaratabilirler.</p>
<p>Hawking&#8217;e göre, bizler üç boyutlu bir membran&#8217;da (aşağıda) yaşıyoruz. Yakınında, daha yüksek boyuta ait ikinci bir membran daha var. Her ikisi de çekim kuvveti etkisiyle birbirini etkiliyor. Evrenimizde bulunan çekim kuvveti, daha yüksek boyutlu evrenlere kadar ulaşabiliyor. Böylece, ortada gerçek bir kütle olmamakla birlikte, gezegenler, bir çekim kuvveti merkez çevresinde turlayabiliyorlar.</p>
<p>Diğer boyutlar, yuvarlanmış küçük küreler şeklinde uzay-zamanın bütün noktalarında yer alıyor.</p>
<p>Hawking, biz insanların, başka bir evrende yaşayan varlıkların ürettiği holografik yansımalar olabileceğimizi belirtiyor.</p>
<p>Holografi yöntemiyle üç boyutlu nesneler, iki boyutlu zeminlere, yani hologramların içine kodlanabiliyor. Hawking, yüksek boyutttaki bilgilerin, düşük boyutlu ortamlara kodlanması ilkesini bütün evrene uyarlıyor ve diyor ki: &#8220;Dünyamız, dünya dışı yaratıklar tarafından oynanan bir bilgisayar oyunu olabilir.&#8221;</p>
<p>Stephen Hawking, kara deliklerin çevrelerinde, enerji yayan parçacıklar oluşabileceğine işaret edinceye kadar, bilim adamları buradaki çekim kuvvetinden ışığın bile kaçamayacağına inanıyorlardı.</p>
<p>Newton&#8217;un teorisine göre zaman, geçmişte ve gelecekte sonsuzluğa kadar uzanan bir tren rayı gibi, uzaydan bağımsızdı. Einstein&#8217;in teorisine göre ise zaman ve uzay birbirine bağımlı. Zaman dahil edilmediği taktirde uzay bükülmez. Ayrıca Uzay-zamanın bükülmesiyle oluşan &#8220;solucan delikler&#8221;in zaman yolculuğunu mümkün kılabileceği düşünülüyor.</p>
<p>Yalnız değiliz: Hiçlikten, sürekli yeni evrenler doğuyor. Bazıları kendi içinde çöküyor, diğerleri sürekli genişliyor. Daha başkaları, bu iki durumun arasında kritik bir konuma sahip. Bazı evrenlerin, zeki yaşam biçimlerini barındırabileceği tahmin ediliyor. Bizim evrenimiz genişleme evresinde.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhawkingin-sanal-zaman-calismasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/&amp;text=Hawking&#8217;in Sanal Zaman Çalışması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/&amp;t=Hawking&#8217;in Sanal Zaman Çalışması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/&amp;title=Hawking&#8217;in Sanal Zaman Çalışması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhawkingin-sanal-zaman-calismasi%2F&name=buzlu.org&description=Hawking%26%238217%3Bin+Sanal+Zaman+%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hawkingin-sanal-zaman-calismasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gödel&#8217;in eksiklik teoremi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 07:23:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[eksiklik teoremi]]></category>
		<category><![CDATA[Gödel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2058</guid>
		<description><![CDATA[Gödel&#8217;in çağdaşı olan ünlü matematikçi Hilbert, matematikteki tüm ispatların, belli bir yöntemle, yani aksiyomatik bir sistem vasıtasıyla, elde edilebileceğini düşünüyordu ve bu doğrultuda çalışmalarına başladı. Temel aritmetikteki tüm doğruları, aksiyomlarından türetebilirse, matematikteki tüm doğruları da bu aksiyomlardan elde edebilecekti. Gödel bunun olanaksızlığını gösterdi. Bunu kısaca şu şekilde yaptı: Bu önerme ispatlanamaz ifadesini (G) aritmetik sisteminde [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/eksiklik-teoremi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2059" title="eksiklik-teoremi" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/eksiklik-teoremi-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p>Gödel&#8217;in çağdaşı olan ünlü matematikçi Hilbert, matematikteki tüm ispatların, belli bir yöntemle, yani aksiyomatik bir sistem vasıtasıyla, elde edilebileceğini düşünüyordu ve bu doğrultuda çalışmalarına başladı.</p>
<p>Temel aritmetikteki tüm doğruları, aksiyomlarından türetebilirse, matematikteki tüm doğruları da bu aksiyomlardan elde edebilecekti.</p>
<p>Gödel bunun olanaksızlığını gösterdi. Bunu kısaca şu şekilde yaptı: Bu önerme ispatlanamaz ifadesini (G) aritmetik sisteminde formülize etti. Aynı şekilde G ifadenin değilini (Bu önerme ispatlanabilir) de formülize etti. Daha sonra, G ifadesinin aritmetik olarak doğruluğu hesaplanabilirse, G ifadesinin değilinin de doğruluğunun hesaplanabileceğini gösterdi. <span id="more-2058"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Ve Gödel buradan şu iki sonuca varmıştır:</strong></p>
<p><strong>1.</strong> Elementer aritmetik içeren aksiyomatik bir sistem tutarlı ise eksiksiz değildir.<br />
<strong>2.</strong> Elementer aritmetik içeren aksiyomatik bir sistemin tutarlılığını sistemin kendi içinden (sistemin kendi formüllerini ve işlemlerini kullanarak) ispatlamak mümkün değildir.</p>
<p>İşin ilginç tarafı, bu G ifadesi sistemin içine bir aksiyom olarak yerleştirilse bile, yeni bir Gödel cümlesi çıkartılabilir. Yani ne kadar aksiyom eklersek ekleyelim, böyle bir sistemde doğruluğu ya da yanlışlığı ispatlanamayacak bir Gödel cümlesi bulunacaktır.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgodelin-eksiklik-teoremi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/&amp;text=Gödel&#8217;in eksiklik teoremi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/&amp;t=Gödel&#8217;in eksiklik teoremi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/&amp;title=Gödel&#8217;in eksiklik teoremi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgodelin-eksiklik-teoremi%2F&name=buzlu.org&description=G%C3%B6del%26%238217%3Bin+eksiklik+teoremi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/godelin-eksiklik-teoremi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

