Eki 20

X IÅžINLARININ BULUNUÅžU:
X ışınları 19. yüzyılın sonunda Röntgen tarafından bulundu . Bu ışınlar havası boşaltılmış lambaların (Crookes lambası , akkor katotlu lambalar vb .) dışında da yayılırlar . Ampul yüzeyinin katot ışınlarıyla bombardıman edilen kısımlarında meydana gelirler . Röntgen bulduğu bu ışınların yapısını bilmediğinden bunlara X adını verdi . X ışınları yaygın olarak x ışını tüplerinde ve son zamanlarda büyük hızlandırıcılarda (senkrotron ışıması) üretilmektedir . Bunlar,özellikle madde içine girme özellikleri bakımından kullanılır .
X IÅžINLARININ YAPISI:
X ışınları ışık ışınlarıyla aynı özelliktedir,fakat frekansları daha büyük olan elektromagnetik ışımalardır . Dalga boyları mor ötesi ışınlarından daha küçüktür ve 0.03 ile 20 angström arasında değişir . X ışınlarının yapısını 1912’de alman fizikçisi Von Laue tespit etti;bu amaçla billur bir lam yardımıyla X ışınlarının kırınımını gerçekleştirdi;bu deney aynı zamanda, billurlar için ağ biçiminde kafesli bir yapıyı öngören Bravais teorisinin de doğrulanmasına yaradı . Bunu izleyen yıllarda,X ışınlarının tayflarından yararlanarak baba ve oğul Bragg’lar ve fransız Maurice de Broglie pek çok ölçme yaptılar .
Devamını Okuyun.. »
Eki 18

Aralarındaki fark 2 olan asal sayılara ikiz asal sayılar denir. ( örneğin 3 ve 5 , 5 ve 7 , 11 ve 13 .. ikiz asallardır. ) (2,3) çifti hariç iki asal sayının arasındaki fark da zaten en az 2 olabilir.
İkiz asalların sonsuz tane olmasına iliÅŸkin soru , sayılar kuramının yılladır çözülememiÅŸ en büyük problemlerinden birisidir ve “ikiz asallar sanısı ( varsayımı,kestirimi) olarak adlandırılır. “Hardy-Littlewood sanısı” ikiz asalların dağılımı üzerine “asal sayılar teoremi” ne benzer bir varsayımda bulunur.
Devamını Okuyun.. »
Eki 17

Sonlu sayıda bölgeden oluşan bir harita, birbirine sonsuz sayıda nokta boyunca komşu olan iki bölgenin renkleri birbirinden farklı olmak üzere, boyanacaksa bu işlem için dört rengin yeterli olacağı bir strateji vardır.
Bu teoremin doğrudan uygulamalarından birisi harita boyanmasıdır; eğer her ülkenin tek bölgeden oluştuğu varsayılırsa bir siyasi haritanın tüm ülkeleri, komşu ülkeler aynı renge boyanmadan dört renge boyanabilir. Ancak bu uygulamadaki varsayım, dünya haritası için uygun olmayıp Amerika Birleşik Devletleri ve Azerbaycan gibi birden fazla bölgeden oluşan ülkeler bulunmaktadır.
Devamını Okuyun.. »
Eki 14

Bütün sonsuzlar eÅŸit deÄŸildir… 19. yüzyılın sonunda Alman matematikçi Georg Cantor’un ispatından beri gerçel sayılar’ın sayısının doÄŸal sayılar’ınkinden fazla olduÄŸu biliniyor. Daha da doÄŸrusu gerçel sayılar’ın sayısının doÄŸal sayılar’ın alt kümelerinin sayısına eÅŸit olduÄŸu. Genelde
ile doÄŸal sayılar’ın sayısı ifade edilirken, bu durumda gerçel sayılar’ın sayısının
olduğunu görüyoruz. Süreklilik hipotezi bu iki sonsuzluk arasında başka mertebelerde sonsuzluk olup olmadığı sorusunu sorar.
Devamını Okuyun.. »
Eki 13

YaÅŸadığınız hayatta baÅŸrolü kim oynuyor… Kimi zaman kendi hayatınızda figüran gibi hissediyor, ‘neden orada deÄŸil de burada?’ ya da ‘niye ben’ demekten alamıyoruz kendimizi. Seçimler başımıza gelecekleri belirliyor… ‘Ya ötekini seçseydim ne olurdu?’ düşüncesi yerli yersiz zihni meÅŸgul edebiliyor. Her karar verme anında çatallanan ve her yeni yönde eÅŸzamanlı ilerleyebilen bir baÅŸka siz düşünün.
Örneğin; bu satırları okumaktan şu anda cayan ve başka bir işe yönelen bir siz.
Bu durumda, yaptıklarınız değişir; çevrenizdekiler, uzam ve zaman da size göre yeniden tanımlanır. Bu bambaşka bir evren tanımına giriştir; değişen siz her yeni karar da başka bir küçük evreni inşa etmektedir. Zamanın işleyiş yönünde belirginleşen koşutluk ayrıca bütün fizik kuralları ile perçinlenerek işler.
Gördüğümüz, duyumsadığımız, algıladığımız yegâne büyük evrenin yanında, hiç denenmemiÅŸ ama izlenimleri bellekte yer eden ve yaÅŸayan küçük evrenler. Ve biraz sonra birbirinden bağımsız ama ‘paralel’ devam eden bu sayısız evrenlerden geçebildiÄŸinizi, hayata oradan devam edebildiÄŸinizi düşünün.
Devamını Okuyun.. »
Eki 10

Fransız matematikçi Pierre de Fermat’nın 17. yüzyılda öne sürdüğü fakat kanıtı ancak 1994 yılında İngiliz matematikçi Andrew Wiles tarafından verilen teoremdir.
İfadesinin ortaokul matematik bilgileriyle anlaşılacak kadar yalın olmasına karşılık öne sürülmesiyle kanıtlanması arasında geçen çok uzun sürede pek çok ünlü matematikçi tarafından üzerinde uğraşılıp da kanıtlanamamış olmasıyla matematik tarihinde öne çıkmıştır.
Devamını Okuyun.. »
Eki 07

M-Kuramı Edward Witten (Princeton Üniversitesi) tarafından 1995 yılında, Güney California Üniversitesi’nde yaptığı konuÅŸmayla öne sürülmüştür. M-Kuramı, Süpersicim Kuramının yeni adı olarak kabul edilmiÅŸtir. “İkinci Süpersicim Devrimi” olarak da bilinir. “HerÅŸeyin Kuramı” (”The Theory of Everything”-TOE) na en yakın aday olarak görülmektedir.
Bu kuram 5 farklı Sicim Kuramı’nı birleÅŸtirmiÅŸtir ve 10 yerine 11 boyutlu bir evren resmi ortaya koymuÅŸtur. Åžu an bilinen 3 boyutlu evrenimizi, çok daha büyük ölçülerde daha fazla boyuttan oluÅŸan bir uzay-zaman içinde dolaÅŸan üç boyutlu bir zar olarak tanımlar. İçinde yaÅŸadığımız evrenin 11 ya da daha küçük boyutta bir uzay-zamanda bir ada (bir D-zar) olabileceÄŸi ve bu uzay-zamanda benzeri birçok evren olabileceÄŸi bu teoremle ortaya konuluyor.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 30

İster fare olun ister fil; vücut kütleniz sizinle ilgili her şeyi belirtiyor. Tarla faresi günlerden bir gün kırlarda koşup oynarken, derinliği bin metreyi bulan bir maden kuyusuna düşer. Kuyunun dibi yumuşak toprakla kaplı olduğu için ölmez; yalnızca düşmenin şokundan biraz sersemler; kendine gelir gelmez de bir delik bularak gözden kaybolur.
Aynı yükseklikten düşen sıçan ölür; insan paramparça olur; at büyük bir gürültüyle ortalığı toza dumana katarak yere çarpar ve düştüğü yerde kalır. Bundan çıkartılacak mesaj çok basittir: Biyolojide önemli olan boyuttur; her şeyi boyut belirler.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 19

ÅžiÅŸirme Kuramı, Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra, Evren’in aşırı derecede hızlı (üstel) bir genleÅŸme devresi geçirdiÄŸini ileri sürmektedir.
Büyük Patlama Kuramı’nın Soruları
Büyük Patlama Kuramı, kozmik mikrodalga fon spektrumunu (tayfını) ve hafif elementlerin kökenini başarılı olarak açıklarken, birkaç önemli soruyu da açık bırakmaktadır:
Niçin Evren, en büyük uzunluk ölçeklerinde bu kadar yeknesaktır?
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 03

M.Ö. 4. yüzyılda Platon’un iki küreli evren modeli geçerli olan modeldi. Bu modele göre evren iki küreden ibaretti. Birinci küre, merkezde bulunan Dünyamız, diÄŸeri ise yıldızların oluÅŸturduÄŸu dış küredir ve bir günde bir tam tur dönmekteydi. Gezegenlerde bu iki küre arasında hareket ediyordu. Peki, “Gezegenlerin tek düze ve ard arda hareketinin nedeni nedir?”
Devamını Okuyun.. »