
Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.
Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.
18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu saÄŸlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan deÄŸil de tüpün her tarafından geldiÄŸi için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuÅŸaktır ve gözleri yormaz. Devamını Oku »
Etiketler: avantajları, bilim adamı, Floresan lambalar, icadı, icat, ilk, keşif, kim buldu, nasıl yapıldı, nereli, tüketim, yararları

Antikythera DüzeneÄŸi, astronomik konumları hesaplamak için tasarlanan eski mekanik bir hesap makinesidir. 1900′de Yunan Antikythera adasındaki Antikythera enkazında Kythere ve Crete’nin arasında keÅŸfedildi.
KeÅŸfi
1900 yılında, Elias Stadiatos adlı bir Yunan süngerci, Yunanistan’da Antikythera adlı küçük bir adanın yakınlarında, eski çaÄŸlardan kalma bir batık keÅŸfetti. Bu yaklaşık MÖ 87 yılında batmış bir yük gemisiydi. Denizin dibinde, batığın çevresine saçılmış hekeller, süngerciyi çok etkilemiÅŸti. Geminin taşıdığı yükler arasında, mücevherler, çömlekler, mobilyalar, bronz eÅŸyalar ve anforalar dolusu ÅŸarap vardı.
MÖ 1. yüzyılda yaşayan insanlar için lüks tüketim malları taşıyan bir gemiydi bu. Batıktan çıkarılanlar arasındaki en değerli bulgunun, içinde tuzlu suyun etkisiyle bozunmuş, ezilerek içiçe geçmiş çarklar bulunan tahta bir kutucuktu. Yaklaşık bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki bu kutunun içinde, bir tür mekanik düzenek bulunuyordu. Batığın bulunduğu yıllarda, ahşap buluntuları korumaya yarayan yöntemler henüz olmadığından, kutu çıkarıldıktan kısa bir süre sonra bozularak yok oldu.
Düzeneğin İşlevi
Bugün “Antikythera DüzeneÄŸi” olarak adlandırılan bu aygıtın ne iÅŸe yaradığı hâlâ tam olarak bilinmiyor. Kesin olarak bilinen, onun, MÖ 1. yüzyıl teknolojisinin ipuçlarını veren eÅŸsiz bir bulgu olduÄŸu. Antikythera DüzeneÄŸi, bilinen en eski çarklı düzenek. KeÅŸfedildiÄŸigünden bu yana bilim ve teknoloji tarihçileri için gizemini koruyor. Düzenekle ilgili en çok kabul edilen görüş, kimi gökcisimlerinin gökyüzündeki konumlarını modellemeye yarayan bir tür “analog bilgisayar” olduÄŸu. Devamını Oku »
Etiketler: Antikythera, Antikythera Düzeneği, arkoloji, astronomik, Elias Stadiatos, gizemli, keşif, Medeniyetler, nasıl, Neden, niçin, Yunan Antikythera, Yunan süngerci

İşte, 500.000 TL’lik soru: Nükleer enerji dünyayı küresel ısınmadan kurtarabilir mi? Nükleer enerji santralleri bütün ömürleri boyunca neredeyse sıfır karbon salımına neden oluyor ancak kuruluÅŸ maliyetleri çok yüksek. Çevreciler bu paranın yenilenebilir kaynaklara harcanabileceÄŸini ileri sürüyor.
Ancak çeÅŸitli senaryoları deÄŸerlendiren Fransa’daki Nükleer Enerji Ajansı’nın (NEA) yayımladığı yeni bir rapora göre, artan enerji talebi ve fosil yakıtların yükselen fiyatları, ülkeleri nükleer enerjiyi benimsemeye ikna edebilir.
Raporda yer alan senaryolardan birincisine göre, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve karbon tutma teknolojisinin büyük oranda baÅŸarılı olması ve nükleer enerjinin halk tarafından onaylanma oranının düşük olması durumunda, eskiyen reaktörler biraz daha yüksek kapasiteli yeni reaktörlerle deÄŸiÅŸtirilecek ama hiç yeni nükleer santral yapılmayacak. Devamını Oku »
Etiketler: Araştırma, atom, ülkeler, devletler, enerji kaynakları, etkileri, kapasite, Kimyasal, maliyet, maliyeti, nükleer enerji, Nükleer Enerji Ajansı, nükleer güç, NEA, patlama, santral, sızıntı, Teknoloji, yararları, zararları

Rüzgâr enerjisinin başlıca etki, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretiminde neden olduğu kirliliği göstermemesidir. Değişik enerji kaynakları, klasik enerji kaynaklarıyla yer değiştirebilirken, rüzgâr enerjisinin çevresel maliyeti çok daha düşük olabilir.
Rüzgâr gücünden türetilen enerji yakıt tüketmez ve fosil yakıtlı güç kaynakları gibi hava kirliliğine neden olmaz.
Vahşi yaşam ölümlerini engelleme ve azaltma rüzgâr türbinlerini yerleştirirken ve kurarken dikkat edilmesi gereken etkidir.
Karbondioksit salımı ve kirlilik
Rüzgâr gücü üretimi sağlamak için yakıt tüketmez ve elektrik üretimi için doğrudan emisyonu yoktur. Rüzgâr türbinlerinde, karbondioksit (CO2), kükürt dioksit, cıva, partikül veya fosil yakıtlardaki gibi hava kirliliğine neden olan diğer türler yoktur. Rüzgâr güç santralleri, yapım ve kurulumda kaynakları kullanır.
Rüzgâr türbinlerinin inÅŸası esnasında çelik, beton, alüminyum ve yapım için gerekli diÄŸer materyalları kullanır ve genellikle fosil enerji kaynakları kullanılarak elde edilen enerji yoÄŸunlaÅŸtırma iÅŸlemine dönüştürülür. Rüzgâr türbin imalatçısı olan Vestas ilk karbon dioksit emisyonunun, yerleÅŸim yeri dışındaki türbinlerde çalışmanın yaklaşık olarak 9 ay içinde “geri ödeneceÄŸini” iddia ediyor. Devamını Oku »
Etiketler: çevre, doğal, elektirik, enerjisi, etkileri, faydaları, kaynak, maliyeti, Neden,Niçin,Nasıl, power, Rüzgar, rüzgar gücü, türbin, zararları

Lazer (İngilizce LASER) fotonları uyumlu bir hüzme şeklinde oluşturan optik kaynak. Lazerin temeli atom veya molekül enerji düzeyleri arasındaki elektron geçişleri ile oluşan ışık fotonlarına dayanır.
Bir atomun iki enerji düzeyi E2 ve E3 olsun ve E3 > E2 farzedelim. Minimum enerji ilkesine göre atom veya moleküller düşük enerji seviyesinde olmak istediklerinden E3 seviyesindeki elektron kendiliğinden E2 seviyesine inecektir.
Ama bu sırada enerjisi E3 − E2 = hν olan bir foton salar. Burada ν fotonun frekansıdır. Eğer elektron bu salınımı kendiliğinden yaparsa salınan fotonun yönü tamamen rasgeledir. Ancak eğer E3 düzeyindeki elektron E3 − E2 enerjisindeki başka bir fotonla etkileşerek E2 düzeyine inerse bu şekilde salınan fotonun yönü ve fazı geçişe etki eden fotonla aynı olacaktır.
Bu ikinci geçiÅŸ biçimine uyarılmış salınım (stimulated emmision) denir ve lazerin çalışmasının ana ilkesidir. Åžimdi çok sayıda atomdan oluÅŸan bir sistem ele alalım. BaÅŸlangıçta atomlar en alt enerji düzeyinde bulunduklarından bir ÅŸekilde atomların E3 düzeyine çıkarılması gerekir. Devamını Oku »
Etiketler: çalışır, formül, kim buldu, laser, Lazer, nasıl, Neden, niçin, sistem, yaptı

Brown motorları, ısıyla etkinleştirilen kimyasal reaksiyonların kontrol edilerek uzayda yönlü hareket oluşturmasını ve mekanik veya elektronik iş yapmasını sağlayan nano skalada veya moleküler aletlerdir.
Bu küçük motorlar akışkanlığı eylemsizliÄŸinden daha etkili olan ve ısıl gürültünün belirli bir yönde hareketi, fırtına’da yürümek kadar zor hale getirdiÄŸi ortamlarda kullanılır. Bu tip motorları istenen yönde döndüren kuvvet, rastlantısal yönlerde etki eden kuvvetlere kıyasla çok küçüktür. Bu tip motorun çalışması ısıl gürültüye baÄŸlı olduÄŸundan bu tip motorların ancak nano skalada mümkün olduÄŸu düşünülür. Devamını Oku »
Etiketler: Bilim, brown motoru, deÄŸiÅŸik motorlar, icatlar, invent, motor, Teknoloji, teknoloji nanoteknoloji, yeni teknolojiler
|
Son Yorumlayanlar