<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Tarım ve Hayvancılık</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sadece havuç yense ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 16:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[merak ettikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[yanlız havuç]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5361</guid>
		<description><![CDATA[Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz. Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5362" title="havuc" src="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg" alt="" width="296" height="222" /></a></p>
<p>Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.</p>
<p>Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.</p>
<p>İlk havuçların renklen turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600&#8242;lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.</p>
<p>Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir. İçinde yüzde 9 karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi san ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220&#8242;sini karşılar.<span id="more-5361"></span></p>
<p>A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.</p>
<p>Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;text=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;t=Sadece havuç yense ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Sadece+havu%C3%A7+yense+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvan barınakları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 09:11:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[büyük baş]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[havalandırma]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan barınakları]]></category>
		<category><![CDATA[küçük baş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[normlar]]></category>
		<category><![CDATA[standartlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yem]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4528</guid>
		<description><![CDATA[HAVALANDIRMANIN PRENSİBİ Sıcak hava, soğuk havaya nazaran daha fazla rutubet absorbe edebilme kabiliyetindedir. Kış aylarında hayvanların neşrettikleri ısı sebebiyle havalandırma giriş deliklerinden barınak içerisine giren havanın sıcaklığı bir miktar yükselir ve dolayısıyla rutubet absorbe etme kabiliyeti de artar. Barınak havasında ve altlıkta mevcut rutubetin bir kısmını absorbe eder. Havalandırma çıkış bacasından çıkıp giderken de bu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/03/Hayvan-barınakları.jpg"><img class="size-full wp-image-4529 aligncenter" title="Hayvan barınakları" src="http://www.buzlu.org/images/2010/03/Hayvan-barınakları.jpg" alt="" width="336" height="253" /></a></p>
<p><strong>HAVALANDIRMANIN PRENSİBİ</strong></p>
<p>Sıcak hava, soğuk havaya nazaran daha fazla rutubet absorbe edebilme kabiliyetindedir. Kış aylarında hayvanların neşrettikleri ısı sebebiyle havalandırma giriş deliklerinden barınak içerisine giren havanın sıcaklığı bir miktar yükselir ve dolayısıyla rutubet absorbe etme kabiliyeti de artar. Barınak havasında ve altlıkta mevcut rutubetin bir kısmını absorbe eder.</p>
<p>Havalandırma çıkış bacasından çıkıp giderken de bu rutubeti beraberinde alıp götürür. Dışardan gelen bu hava akımı içerde uzun müddet kalırsa, izolasyon yapılmamış soğuk duvarlar ve canlar ila teması halinde sıcaklığını kaybeder ve içeriye ilk girişte ısınması sebebiyle absorbe ettiği rutubeti bu defa soğuması sebebiyle cam, duvarlar ve tavan üzerine bırakır.</p>
<p>Barınak içinde gereğinden daha hızlı bir hava cereyanı mevcut ise, hayvanların neşrettiği vücut ısısı ile yeteri kadar ısınmadan dışarı atılacaktır. Bu sebeple rutubet absorbsiyon kabiliyeti artırılamayacağından ortamın fazla rutubetinin dışarı atılması temin edilemez.</p>
<p><span style="color: #800080;">ilgili dökümanı indirmek için lütfen yazının devamını okuyun.</span></p>
<p><span id="more-4528"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<table style="border: 1px solid #CCC;" cellpadding="3" width="100%">
  <tr>
    <td width="35">
      <img src="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif" alt="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif">
    </td>
    <td>
      <b>download:</b> <a href="http://www.buzlu.org/?file_id=15">hayvan barınakları</a> <small>(133.20KB)</small><br />
      <b>added:</b> 14/03/2010 <br />
      <b>clicks:</b> 366 <br />
      <b>description:</b> hayvan barınakları <br />
    </td>
  </tr>
</table><br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhayvan-barinaklari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/&amp;text=Hayvan barınakları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/&amp;t=Hayvan barınakları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/&amp;title=Hayvan barınakları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhayvan-barinaklari%2F&name=buzlu.org&description=Hayvan+bar%C4%B1naklar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hayvan-barinaklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mantar yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 14:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik]]></category>
		<category><![CDATA[kaç lira]]></category>
		<category><![CDATA[kültür mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[mantar yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimi]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4181</guid>
		<description><![CDATA[Mantar sıcaklık ve nem miktarı kontrol altında tutulabilen, havalandırılması kolay, güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilebilirler. Mağaralar, soğuk hava depoları, ışığa karşı yalıtılmış seralar, tünel ve galeriler, kümesler, depolar, ambarlar, bodrumlar ve modern mantar işletmeleri mantar üretimi yapılabilen yerlerdir. Eğer yetiştiricilik için yeni bir tesis kurulmayacak ise mevcut yer ve binanın seçiminde aşağıdaki özellikler göz önünde [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/mantar.jpg"><img class="size-full wp-image-4182 aligncenter" title="mantar" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/mantar.jpg" alt="mantar" width="286" height="208" /></a></p>
<p>Mantar sıcaklık ve nem miktarı kontrol altında tutulabilen, havalandırılması kolay, güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilebilirler.</p>
<p>Mağaralar, soğuk hava depoları, ışığa karşı yalıtılmış seralar, tünel ve galeriler, kümesler, depolar, ambarlar, bodrumlar ve modern mantar işletmeleri mantar üretimi yapılabilen yerlerdir.</p>
<p>Eğer yetiştiricilik için yeni bir tesis kurulmayacak ise mevcut yer ve binanın seçiminde aşağıdaki özellikler göz önünde bulundurulmalıdır:</p>
<p>Seçilen yer aydınlatma, havalandırma, ortam nemlendirilmesi ve temizlik için su ve elektrik gibi enerji kaynaklarına sahip ve ulaşım sorunu olmamalıdır.</p>
<p>Yapılar nem ortamının sağlanması için ıslatmaya uygunluğu ve zararlıların yuvalanmaması açısından tamamen betonarme olmalıdır.</p>
<p>Yapılardaki çatlak, kırık, dökük yerler onarılmalı kapı ve pencereler straforla izole edilmelidir.</p>
<p>Tavan yüksekliği en az 2,50 metre olmalıdır.<span id="more-4181"></span></p>
<p>Tabanda atık suyun gideceği bir kanal olmalı, şayet yoksa suyun toplanıp alınacağı bir çukur açılmalıdır.</p>
<p>Seçilecek ısı sisteminin bacalı ya da bacasız olmasına bağlı olarak baca sisteminin ve havalandırma içinde karşılıklı havalandırma vantilatörlerinin takılacağı deliklerin açılması gerekir.</p>
<p>Mantar yetiştirme odasına girmeden önce ayakların dezenfekte edileceği, iş önlüğünün giyileceği, devamlı aydınlık gerektiğinde kullanılabilecek bir ön oda oluşturmakta fayda vardır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yetiştiricilikte Kullanılan Malzemeler</strong></p>
<p><strong>Raflar</strong></p>
<p>Yetiştirme odalarında mantar torbalarının yerleştirileceği raflar profil demirden yapılmalıdır. Ortamın rutubetli olmasından dolayı ahşap malzeme tavsiye edilmez. Çalışma kolaylığı açısından ilk rafın yerden 15-20 cm yüksekte, en üstteki rafla tavan arası mesafenin 80 cm ve rafların en fazla 3 katlı olması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Mantarhanenin ısıtılması için en ideal cihazlar buhar kazanları olmakla birlikte çeşitli şekillerde ısıtma yapılabilir.</p>
<p>Buhar Kazanları: Bunlar kalorifer kazanları olup, elde edilen buharın galvanizli borularla odaya gönderilmesi suretiyle hem sıcaklık hem de nem sağlanmış olmaktadır. Modern mantarhanelerde bu sistemle ısıtma yapılmaktadır. Fazla yatırım gerektiren bir sistemdir.</p>
<p>Kömür Sobası: Ortamın ısıtılması ve üzerine konacak su kabı ile rutubet artışı sağlamakla beraber, homojen bir sıcaklık dağılımı sağlayamaz. Bu sebeple sobaya uzak kalan torbaların yeterli sıcaklık alamamasından, yakın olanların da aşırı ısınmasından dolayı yetiştirme odasında farklı hasata gelmeler gözlenebilir. Fakat yine de kare tipi yetiştirme odalarında kullanılabilir. Yetiştirme odasının nemi ise duvarların ve tabanın ıslatılması şeklinde sağlanabilir.</p>
<p>Kat Kaloriferi: Pahalı olmakla birlikte pratikte uygulanabilirliği en yüksek olan cihazdır. Nem soba sisteminde olduğu gibi yerler ve duvarlar ıslatılarak sağlanır.</p>
<p>Şofben: Şofbeni otomatik bir şekilde mantarhanenin ısıtılmasında kullanabilmek için bazı ek malzemeye ihtiyaç vardır. Bunlar: 1 adet devir-daim motoru, 1 adet termostat ayarlı elektrik şalteri ve 1 adet buhar üfleyici düzenektir. Fanın üflediği hava şofbenden ısınarak gelen sıcak su ile dolu radyatörün üzerinde ısınarak plastik borularla odaya dağılır. Bu düzenek termostat aracılığı ile otomatik olarak kontrol edilmekte olup; varildeki su seviyesi ve tüpün dolu olup olmadığının devamlı kontrol edilmesi gerekir. Bu sistemde 2-3 günde bir tüp harcanmaktadır. Ortam nemi ise duvar ve yerlerin ıslatılması ile sağlanmaktadır.</p>
<p>Elektrikli Isıtıcılar: Elektrikli ısıtıcılar odanın çeşitli yerlerine konularak termostatlı elektrik şalteri ile kontrol edilebilir. Nem, taban ve duvarların ıslatılması ve ısıtıcıların üzerine buhar kapları konularak sağlanabilir.</p>
<p>Mantar yetiştiriciliğinde gerekli olan ölçüm cihazları nem ölçmek için higrometre, oda sıcaklığını ölçmek için termometre ve kompost iç sıcaklığını ölçmek için cam termometredir. Bu cihazlar mantar yetiştirme odasını en iyi temsil eden yerlere yerleştirilir.</p>
<p><strong>Havalandırma Cihazları</strong></p>
<p>Havalandırma için biri dışarıdaki temiz havayı içeri alacak, diğeri de içerideki pis havayı dışarı atacak şekilde yerleştirilmek üzere iki adet yüksek devirli fana ihtiyaç vardır. Dışarıdaki havayı içeri alacak fan duvara ters olarak monte edilir ve önüne delikli plastik boru takılarak mantarların direkt olarak havaya maruz kalmaması sağlanır. Bu fanın karşı tarafına, duvarın alt kısmına içerdeki havayı emecek fan yerleştirilir. Fanın her ikisi de birlikte çalıştırılarak içerinin havası değiştirilir. Havalandırma fanının önüne mutlaka spor filtresi takılmalıdır.</p>
<p><strong>Sulama Malzemeleri</strong></p>
<p>Mantarın sulaması çok önemli ve dikkat gerektiren bir bakım işlemidir. Salma sulama kesinlikle yapılmamalıdır. Sulama, suyu ince zerrecikler halinde püskürten aletlerle yapılmalıdır. Bu da hortum ucuna takılan pülverizatör memesi veya bahçe hortumlarının ucuna takılan sulama başlıkları ile sağlanabilir.</p>
<p><strong>İlaçlama Malzemeleri</strong></p>
<p>İlaçlama malzemeleri olarak naylon eldiven, iş önlüğü, galoş, gözlüklü maske ve sırt pülverizatörü sayılabilir</p>
<p><strong>Mantar Yetiştirmedeki Aşamalar</strong></p>
<p><strong>1.Misel Ön Gelişme Dönemi</strong></p>
<p>Misel ekilmiş kompost odalara getirilmeden evvel odalar % 1’lik formaldehit ve %1’lik DDVP ile ilaçlanır. 2 gün kapalı tutulur ve havalandırılır. Oda girişine %1’lik formaldehitli paspas veya kireç tozu konmalıdır.</p>
<p>Bu şekilde hazırlanan odalarda misel ekimi yapılmış kompost torbaları iyice karıştırılıp bastırıldıktan sonra ranzalara yerleştirilir. Torbaların üzerinde kalan boş kısımlar dışa kıvrılarak üzerleri %1’lik formaldehitten geçirilmiş ambalaj kağıdı ile kapatılır. Gazete vs. üzerinde baskı olan kağıt kullanılmamalıdır. Baskısız kağıt kullanmanın amacı, baskıda kullanılan boyadan kaynaklanabilecek küf, virüs vb. gibi zararlılardan korunmaktır.</p>
<p>Örtme işlemi ile kompost, havadan bulaşabilecek zararlılardan korunmuş ve kompost yüzeyinden nem kaybı önlenmiş olacaktır. Eğer torbaların boş kalan kısmı üst düzeyi tamamen kapatacak şekilde fazla ise kapatma için bu fazla kısımlar da kullanılabilir. Eğer kağıt kapatılmışsa kağıtların üzeri ucuna pülverizatör memesi takılmış hortumla her gün sulanır. Kağıtlar kurumamalıdır. Bu ıslatma sırasında komposta su geçmemesine ve göllenme olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, bu göllenmelerin olduğu yerlerin alt kısmında küf hastalıkları oluşabilir. Preslenmiş kompostlarda bu tür işlemlere gerek olmayıp, sadece ortamda nem ve sıcaklığın ayarlanması yeterli olmaktadır.</p>
<p>Torba taşınması sırasında odanın kirlenen tabanı süpürülür ve % 2’lik Formalin ile yıkanarak dezenfekte edilir.</p>
<p>Misel ön gelişme devresinde oda sıcaklığı 20-24 0C, hava nemi % 80-90 arasında tutulmalıdır. Bu dönemde oda sıcaklığı 27-28 0C’yi kesinlikle geçmemelidir. Çünkü torbaların iç sıcaklığı oda sıcaklığından 2-3 0C daha fazladır. 30 0C’de misellerin büyümesi çok yavaşlar. 32 0C ve üzerinde ise ölmesi söz konusudur. Yine aynı şekilde düşük sıcaklıklarda 13 0C’nin altında faaliyetlerini yavaşlatırlar ve 0 0C’de ölürler. Bu nedenle kompost içi sıcaklığı ile misel gelişimi devamlı olarak kontrol edilmelidir.</p>
<p>İç sıcaklıktaki yükselmeye karşı, soğutma sistemi yoksa dışarıdan taze hava verilerek sıcaklık düşürülebilir. Ancak bu aşamada yüksek karbondioksit oranı istediğimiz için hiç taze havaya (oksijen) gereksinim yoktur ve taze hava verilmesi oda nemini düşüreceği ve kompost yüzeyinden buharlaşma yoluyla nem kaybına yol açacağı için tehlikelidir. Ancak, zorunlu kalınması durumunda düşünülmelidir.</p>
<p>Mantarları diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik güneş ışığına ihtiyaç duymamalarıdır. Gelişmelerinin hiçbir döneminde ışık istemezler. Bu nedenle karanlık ortamda yetiştirilirler. Direk olarak gelen güneş ışığı mantarın kalitesini bozar, üzerinde çatlaklar ve lekeler oluşur. Işık ancak hasat ve bakım işleri sırasında kullanılmalıdır.</p>
<p>Bu dönemde oda içi nispi nem % 85-90 olmalıdır. Odada bulunan higrometre sık sık kontrol edilerek nem oranının bu seviyede olması sağlanmalıdır. Nemin azalması halinde toprak yüzeyi kurur ve verim düşer, kalite bozulur. % 90’ın üzerinde ise bir çok hastalıkların gelişmesi için uygun bir ortam oluşturur. Nem oranı düşükse yerler sulanarak veya duvarlara ıslak çarşaf asmak suretiyle ortamın nemi artırılabilir.</p>
<p>Kültür mantarı bütün yetiştirme periyodunda istediği nemli bir ortam hastalık ve zararlıların da gelişmesine uygundur. Bu yüzden herhangi bir hastalık yada zararlı görülmeden bile koruyucu olarak ilaçlamayı gerektirir.</p>
<p>Bu dönemde kullanılacak ilaçlar ve uygulama şekli tablo 3’te verilmiştir.</p>
<p>Tablo 3: Misel Ön Gelişme Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4176" title="1" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/1.jpg" alt="1" width="443" height="296" /></a></p>
<p>Kaynak: Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.</p>
<p>Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirildiğinde 16-18 günde miseller kompostun her tarafını sarar. Misellerin tüm kompostu sarmasından sonra kompost rengi açık kahverengine dönüşür ve odada mantar kokusu hissedilir. Böylece misel ön gelişme dönemi (kuluçka dönemi) tamamlanmış olur.</p>
<p>Eğer bu 16-18 günlük süre içinde miseller iyi gelişmemiş ise şu nedenlere bağlı olabilir:</p>
<p>Kompostun aşırı ıslak ya da kuru olması,</p>
<p>Kompost iç sıcaklığının 30 0C’nin üzerine çıkmış olması,</p>
<p>Kompostun fakir ya da iyi hazırlanmamış olması,</p>
<p>Kompostun iyi hazırlanmış fakat pastörizasyonun yapılmamış olması,</p>
<p>Kompost pH’sının düşük ya da yüksek olması,</p>
<p>Kompostta misele zarar veren zararlı ya da hastalıkların olması,</p>
<p>Kullanılan miselin yaşlı olması (bekleme süresinin 2-3 günü geçmesi),</p>
<p>Oda sıcaklığının düşük olmasıdır.</p>
<p><strong>2.Örtü Toprağı Dönemi</strong></p>
<p>Misel ön gelişmesini tamamlayan mantar misellerinin baş bağlama aşamasına geçebilmesi için kompostun üzerine örtü toprağı olmaksızın da mantar yetiştirilebilir. Ancak verim, örtü toprağı kullanılmasına oranla büyük ölçüde düşer. Ayrıca örtü toprağı kompostun kurumasını önler ve kültür ortamını dışarıdan gelecek hastalıklara karşı korur.</p>
<p>İyi bir örtü toprağının, su tutma kapasitesinin yüksek, hava geçirgenliğinin iyi olması ve sulamadan sonra kaymak tabakası oluşturmaması gerekir.</p>
<p>Örtü toprağını pH’ı 7.2-8.2 arasında ve azotlu bileşiklerce zayıf (toplam organik azot oranı % 0.7-0.8) olmalıdır. Örtü toprağında eriyebilir tuzların yüksek düzeyde olması şapka oluşumunda gecikmeye, mantar sayısında azalmaya ve ortalama mantar ağırlığının artmasına neden olur. Bunun için iyi bir örtü toprağının etkin kireç oranı % 2,5-3,5’un üzerine çıkmamalıdır.</p>
<p>Örtü toprağı olarak torf (turba) adı verilen esmer veya koyu kahve renginde, göl kenarında çıkartılan % 80 oranında organik madde, % 20 ince kum ihtiva eden bir toprak kullanılır. Memleketimizin çeşitli yerlerinde bu topraklar bulunmaktadır.</p>
<p>Torfun bulunmaması halinde yukarıda sözü edilen özelliklere uygun olarak bahçe toprağı ile perlit ya da dişli dere kumu 3+1 oranında ( 3 kısım bahçe toprağı + 1 kısım perlit) karıştırılarak kullanılabilir.</p>
<p>Ayrıca artık mantar kompostu (hasat dönemi sonunda boşaltılan odalardan çıkan kompost) 1,5-2 yıl yığın halinde bekletildikten ve 5-6 kez yıkandıktan sonra yalnız başına ya da artık kompost + bahçe toprağı ile 3+1 oranında karıştırılarak örtü toprağı olarak kullanılabilir.</p>
<p>Yine elde mevcut torftan tasarruf sağlamak amacıyla artık kompost yarı yarıya torfla da karıştırılıp kullanılabilir.</p>
<p>Kuluçka dönemi sonunda plastik torbalardaki ambalaj kağıtları alınarak kompost yüzeyi muntazam şekilde düzeltilerek 3.5-4 cm kalınlığında, önceden pastörize edilmiş örtü toprağı serilir. Örtü toprağının kompost yüzeyinin her yerinde aynı kalınlıkta olması mantar verimi ve sulamanın uygun bir şekilde yapılabilmesi açısından çok önemlidir. Bu nedenle örtü toprağı 4 cm’lik ölçü tahtası yardımıyla muntazam bir şekilde serilmeli ve tahta bir tokmak yardımıyla düzeltilmeli ve fazla bastırılmamalıdır. Örtü toprağı serildikten sonra plastik torbaların fazla olan kısımları bıçakla düzgünce kesilmelidir.</p>
<p>Örtü toprağı serme aşamasında % 70-75 neme sahip olmalıdır. % 70-75 nem oranını sağlamak için kullanılacak suyun yarısını örtü toprağını sermeden 12 saat önce, kalan yarısını da serme işleminden hemen önce vermek gerekir. Bir miktar toprak avuç içinde iken kuvvetlice sıkıldığında, parmak aralarından damlayacak şekilde su sızıyorsa nem miktarı yeterli anlamına gelir.</p>
<p>Örtü toprağı serme işlemi sırasında kullanılacak bütün aletler % 2’lik Formalin ile yıkanmalıdır. Çalışanların ayakkabı ve elbiseleri temiz olmalı ve eldiven kullanılmalıdır. Örtme esnasında oda kapıları mümkün olduğunca az açılıp kapatılmalıdır. Çalışanların giriş-çıkışlarında hijyene son derece dikkat etmeleri gerekmektedir. Örtü toprağı serme işlemi sırasında oluşabilecek enfeksiyonların verimde büyük kayıplara yol açacağı unutulmamalıdır.</p>
<p>Toprağın serilmesinden hemen sonra yere dökülenler süpürülerek % 1’lik Formalinle yer temizlenmelidir.</p>
<p>Mantar üretiminde örtü toprağı kullanılmasının sebepleri ve örtü toprağının fonksiyonları şu şekilde sıralanabilir:</p>
<p>1.Büyüme, misel ve meyve gövdelerinin gelişimi için gerekli olan suyu sağlamak. Örtü toprağının suyu emmek için zamana ihtiyacı vardır. Bu su çok iyi muhafaza edilir ve azar azar serbest bırakılır. Bu açıdan örtü toprağı bir sünger gibi görev yapar ve böylece soğutmaya geçişten sonra, artık sulamanın durduğu dönemde, kurumaya izin vermeyen bir köprü kurulmuş olur. Ayrıca genç mantarların büyüme aşamasında, kısa dönemde çok su gerekmektedir. Bu suyun büyük bir kısmı örtü toprağı tarafından sağlanır.</p>
<p>2.Suyu buharlaştırmak ve uygun bir mikro-iklim oluşturmak. Üretim odasında belli oranda bir oransal atmosfer nemini muhafaza edebilmek için, örtü toprağından buharlaşma olması gerekir. Örtü toprağının topak topak olmasıyla bu topaklar arasında, pinlerin daha sağlıklı oluşumunu sağlayacak bir mikro-iklim oluşur. Topaklar arasındaki oransal atmosfer nemi havadakinden daha fazladır ve böylece genç pinler, fazla hava hareketleri ve diğer etkenlerden daha iyi korunur.</p>
<p>3. Kompost tabakasını kurumaktan korumak ve faydalı metabolik ürünlerin kaybolmasını engellemek. Örtü toprağından buharlaşma olur ve bu da kompost ıslaklığını belli bir seviyede tutar. Misel büyümesinin sonucu olarak, kompostta karbondioksit miktarı yükselir. Karbondioksitin yükselmesi misel büyümesini teşvik eder. Örtü toprağı bu karbondioksitin kaybolmasını önler.</p>
<p>Toprak örtülmesinden sonra oda temizlenir ve % 1’lik formaldehit ile ilaçlanır.</p>
<p>Örtü toprağı döneminde hastalık ve zararlılara karşı koruyucu amaçlı ilaçlamada kullanılan ilaçlar ve uygulama şekilleri tablo 4’te verilmiştir.</p>
<p>Tablo 4: Örtü Toprağı Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4178" title="2" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/2.jpg" alt="2" width="402" height="285" /></a></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/22.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4177" title="22" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/22.jpg" alt="22" width="404" height="426" /></a><br />
<strong>Kaynak:</strong> Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.</p>
<p>Örtü toprağı örtüldükten sonra oda sıcaklığı ilk bir hafta içerisinde yavaş yavaş 18-20 0C’ye düşürülmeli ve ilk mantarcıklar görülünceye kadar (örtü toprağının son haftasına kadar) bu şekilde devam etmelidir. Bu dönemde nem ise % 80-85 civarında tutulmalıdır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Örtülen örtü toprağının kurumaması için püskürtme şeklinde, örtü toprağının yapısını bozmayacak basınçta, bütün yüzeylere eşit oranda sulama yapılmalıdır. Ancak aşırı sulamadan daima kaçınılmalıdır. Sulamalar sırasında kesinlikle komposta su geçmemelidir. Sulama aralığını tespit için nem tayini yapmak gerekir. Bu da basit bir şekilde el ile tespit edilebilir. El ayası ile toprak yoklandığında ele bulaşma oluyorsa nem yeterli demektir. Ayrıca nemi yeterli olan örtü toprağı yağlı ve parlaktır.</p>
<p>Genellikle örtü toprağının serilmesini izleyen birkaç günde sulama yapılmaz veya çok az su verilir. Misel örtü toprağının içine 1 cm. kadar girdikten hemen sonra dikkatli bir sulama başlar. Her sulamada m2’ye 1,5 litreden fazla su verilmez. Ancak bu su vermeler sabah ve öğle gibi 2 parti şeklinde olmalıdır. Ürün dönemi sulamaları da dahil olmak üzere bütün sulamalarda 100 litre suya 250 cc. % 10’luk çamaşır suyu kullanılmalıdır.</p>
<p>Örtü toprağı serildiği günlerde odayı pek fazla havalandırmaya gerek yoktur. Havalandırma işlemine toprak örtüsünün ikinci haftasından sonra başlanılmalıdır.</p>
<p>Örtü toprağı serildikten sonra 9. günde mantar miselleri örtü toprağını 2/3 oranında sardığı zaman, mantar misellerinin yüzeye çıkmasına yaklaşık 1 cm. mesafe varken tırmıklama yapılır. Tırmıklama, toprağın kompost tabakasına kadar karıştırılmasıdır. Tırmıklama, bir tahta üzerine tırmık şeklinde çakılmış olan çivilerle yapılabileceği gibi, elle parmakları tırmık şeklinde kullanarak da yapılabilir. Amacı mantarın toplu ve yapışık olarak çıkmasını önlemektir. Tırmıklamadan sonra örtü toprağı fazla bastırılmadan düzeltilmelidir.</p>
<p>Tırmıklamanın geç yapılması ilk flaşı geciktirir. Ayrıca mantar taslakları şekillendikten sonra yapıldığı için verim kaybına neden olur ve hasattaki birlikteliği bozar. Erken tırmıklama ise mantarın derinde oluşmasına ve dolayısıyla kirlenmesine neden olur.</p>
<p>Yukarıda sayılan koşullar yerine getirildiğinde toprak örtülmesinden itibaren 15-17 gün sonra mantarlar toprak üzerinde görülmeye başlar ve 20-25 gün sonra hasat olgunluğuna erişirler. İlk mantarcıklar görülmeye başladıktan sonra havalandırmaya başlanmalı ve içerideki karbondioksiti dışarı atmalıdır. Pin oluşum devresinde su verilmemelidir. Ancak; havalandırma ve soğutma nedeniyle örtü toprağında oluşan buharlaşma sonucu kuruma olursa çok az sisleme şeklinde su verilebilir.</p>
<p>Mantarlar görüldükten sonra oda sıcaklığı 15-17 0C civarında olmalıdır.</p>
<p>Örtü toprağı serildikten 20-25 gün sonra hasat yapılmaya başlanır. 3.5-4 cm çap büyüklüğü alan mantarlar hasat edilirler. Eğer bu büyüklükteki mantarlar hasat edilmeden bırakılacak olurlarsa şapka ve sap büyümesi hızla devam eder, şapkanın sapla olan bağlantı kısmı yırtılır. Sap iyice uzar, şapka açılır ve alt kısımdaki siyah kahverengi lameller görülür. Bir süre sonra şapkanın kenarları yukarı doğru kıvrılır. Mantarın hasat zamanı, şapkanın henüz saptan ayrılmadığı yani açılmadığı dönemdir. Mantarda şapka açılması arzu edilmez. Çünkü açılmış mantarın ağırlığı aynı çaptaki açılmamış mantara göre daha azdır.</p>
<p>Hasata en üst ranzalardan başlanmalıdır. Çünkü odada homojen bir sıcaklık dağılımı sağlanamamışsa, üst katların daha sıcak olması nedeniyle mantar daha hızlı gelişecektir. Önce ranzalardaki en iri mantarlar alınmalıdır.</p>
<p>Toplayıcılar şeffaf ameliyat eldiveni giyip ellerini tebeşir tozuna buladıktan sonra toplama işlemine başlamalıdırlar.</p>
<p>Hasat esnasında şapka 3 parmak (baş parmak, işaret parmağı ve orta parmak) arasında tutulup hafifçe sağa sola çevrilerek kopartılır. Koparma esnasında çevredeki küçük mantar taslakları zedelenmemelidir. Koparılan mantarın sapı üzerindeki topraklı olan dip tarafı (kökü) bıçakla kesilerek ayrı bir kaba konur ve atılır. Kopartılan mantarın üzerinde toprak parçacıkları varsa bıçağın ucundaki fırça ile temizlenir ve temiz bir kovaya zedelenmeden bırakılır.</p>
<p>Hasat her gün sabahları yapılmalıdır. Hasat esnasında hasat edilen mantar çevresindeki kökleri zedelenmiş, toprakla bağlantısı kopmuş, küçük mantarcıklar ve hasat edilen mantarların kök artıkları varsa bunlar hemen toplanarak ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Bu işlemlerden sonra hasat edilen ortamda hasattan dolayı bazı boşluklar oluşacağından örtü toprağı azalması meydana gelebilir. Bu boşlukların tekrar steril örtü toprağı ile kapatılması gerekir.</p>
<p>Üretim odasının tabanında hasat artıkları ve toplayıcıların ayakları ile gelmiş diğer enfeksiyon kaynakları olabilir. Bu nedenle zaman zaman oda tabanının da bol su ile yıkanması faydalı olur.</p>
<p>Mantar hasat dönemi 2-3 gün süren flaş olarak adlandırılan mantar veriminin fazla olduğu</p>
<p>4-6 dönem ve flaştan sonra bu flaşları izleyen az ürünlü dönemler şeklindedir. İlk 1-2. flaşlarda verim en yüksek düzeyde olup sonraki flaşlarda düşmektedir. Mantarda hasat bu şekilde dönemler halinde 40-45 gün sürmekte olup sıcaklık ve havalandırma istenen seviyede tutulmazsa bu müddet 60 güne kadar uzayabilir.</p>
<p>Hasat döneminde oda sıcaklığı 15-17 0C arasında tutulmalıdır. Sıcaklığın yüksek olması kaliteyi düşürür. Düşük sıcaklık ise (13-14 0C) kaliteyi biraz yükseltmekle beraber gelişmeyi geciktirir.</p>
<p>Bu dönemde üretim odası sık sık havalandırılmalıdır. Hasadın ilk 20 gününde günde 6-8, daha sonraki günlerde 4-6 kez oda havasının değiştirilmesi gerekir. Hava değişimi yetersiz olursa mantarların sapları incelir ve şapkaları erken açılır. Havalandırma fazla olursa mantarların üstü kahverengileşir, nem oranı düşer ve su ihtiyacı artar. Nem ise örtü toprağının kurumayacağı oranda olmalı, fakat gelişen mantar şapkaları üzerinde lekeler oluşturacak kadar yüksek de olmamalıdır. Nemin % 70-80 arasında olması uygundur.</p>
<p><strong>Mantar hanelerde havalandırma şu amaçlarla yapılır:</strong></p>
<p>1.Mantar torbaları üzerine taze hava vermek</p>
<p>2.Yetiştirme odası ve torbalar üzerinde biriken CO2 (karbondioksiti) uzaklaştırmak ve dışarı atmak</p>
<p>3.Yastıklar üzerindeki fazla nemi dışarı atmak</p>
<p>4.Oda içindeki sıcak-soğuk havanın sirkülasyonunu sağlamak.</p>
<p>Hasat döneminde sulama da önemli bir bakım işidir ve bu dönemde mantarın su ihtiyacı fazladır. Sulamalar mantar hasat edildikten sonra yapılmalıdır. Hasattan önce yapılacak sulamalar mantarın kirli ve ıslak olmasına dolayısıyla da hasat sonrası dayanıklılığın azalmasına neden olmaktadır. Sulama aralıkları ve miktarı oda sıcaklığı ve nemi ile hasat edilen mantar miktarına bağlı olarak değişir. Pratikte toplanan 1 kg mantar için 1 litre su hesap edilir. Sulamalar yine püskürtme şeklinde yapılmalıdır. Flaş aralarında bir sonraki flaşı oluşturacak mantar taslakları nohut büyüklüğünü alıncaya kadar sulama yapılmalıdır. Bundan dolayı flaş dönemleri bitiminde kuvvetli bir şekilde sulama yapılması gerekir. Bu sulamaya depo sulaması adı verilir.</p>
<p>Sulamada dikkat edilecek diğer bir nokta da sulama sonunda mantarlar üzerinde meydana gelen su damlacıklarının derhal yok edilmesidir. Bu da havalandırma ile sağlanabilir. Sulama anında ve sulama sonunda bir müddet havalandırma sisteminin direkt olarak çalıştırılması mantarlar üzerindeki su damlacıklarının giderilmesini sağlar. Aksi halde su damlaları bakterilerin gelip yerleşmesi için çok uygun bir ortam oluşturmaktadır.</p>
<p>Mantar yetiştiriciliğinde sulama suyunun kalitesi de çok önemlidir. Sert ve tuzlu sular sulama suyu olarak kullanılmamalıdır.</p>
<p>Sulamada kullanılacak su içme suyu kalitesinde olmalı ve bakteri, nematod gibi zararlıları içermemelidir. Ayrıca sulama suyunun sıcaklığı da önemlidir. Sulama suyu oda sıcaklığında olmalıdır. Özellikle 10 0C’nin altındaki sular mantarlarda şok etkisi yapmakta ve dokularında şeffaflaşma görülmektedir.</p>
<p>Ürün döneminde oluşabilecek hastalıklara ve zararlılara karşı kullanılacak ilaçlar ve uygulama şekilleri tablo 5’te gösterilmiştir.</p>
<p>Tablo 5: Ürün Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4179" title="3" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/3.jpg" alt="3" width="416" height="405" /></a></p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.</p>
<p>Mantarları diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik güneş ışığına ihtiyaç duymamalarıdır. Gelişmelerinin hiçbir döneminde ışık istemezler. Bu nedenle karanlık ortamda yetiştirilirler. Direkt olarak gelen güneş ışığı mantarın kalitesini bozar, üzerinde çatlaklar ve lekeler oluşur. Işık ancak hasat ve bakım işleri sırasında kullanılmalıdır.</p>
<p>İyi bir bakımla bir hasat döneminde 1 m2 den 10-15 kg, 10 kg ağırlığındaki bir torbadan 2-2.5 kg. mantar almak mümkündür.</p>
<p>Hasadın bitiminden sonra kullanılan kompost ve örtü toprağı ortamdan uzaklaştırılır. Boşalan oda temizlenir ve % 1’lik formaldehit ile % 0,5’lik DDVP ile ilaçlanır. Yeni gelecek kompost için oda bu şekilde hazırlanmış olur.</p>
<p><strong>Ambalaj ve Pazarlama</strong></p>
<p>Hasat edilen mantarlar mümkün olduğu kadar çabuk pazarlanmalıdır. Mantarların 500 veya 250 gr’lık paketler halinde piyasaya arz edilmesi pazarlama açısından önemlidir. Ambalaj işlemi plastik torba, karbon veya kağıt plastik kutularla yapılabilir. Kullanılan plastik torbalara zımba ile delikler açılması uygun olur.</p>
<p>Mantarın besin değerini kaybetmeden taze olarak uzun süre saklamak ve depolamak güçtür.</p>
<p>Sıcaklıklara bağlı olarak dayanma süreleri tablo 6’da gösterilmiştir.</p>
<p>Tablo 6: Kültür Mantarının Değişik Sıcaklıklarda Dayanma Süreleri</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/4.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4180" title="4" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/4.jpg" alt="4" width="428" height="193" /></a></p>
<p>Mantarın depolama sıcaklığının –1 0C’nin altına düşmesi halinde donma nedeniyle renkte bozulmalar görülür. Belirtilen sıcaklıklarda daha uzun süre depolandırıldığında ise su kaybı nedeniyle fire oranı artmaktadır.</p>
<p>Taze olarak pazarlanmayan mantarlar konserve, salamura veya ipe dizilmek suretiyle kurutularak da pazarlanabilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmantar-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/&amp;text=Mantar yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/&amp;t=Mantar yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/&amp;title=Mantar yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmantar-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Mantar+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mantar-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çilek yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2009 14:35:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[çilek]]></category>
		<category><![CDATA[çilek fidanları]]></category>
		<category><![CDATA[çilek nasıl yetiştirilir]]></category>
		<category><![CDATA[çilekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[kazancı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[masrafı]]></category>
		<category><![CDATA[meyvecilik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl dikilir]]></category>
		<category><![CDATA[pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4128</guid>
		<description><![CDATA[ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ Çilek yetiştiriciliği bilhassa küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için önemli bir ziraat koludur. Bu meyve yatırımların kısa zamanda geriye dönmesi nedeniyle küçük aile işletmeciliğine de uygundur. Pazarda taze meyvenin az olduğu dönemde olgunlaşması nedeniyle iyi bir pazar avantajına sahiptir. Birim alandan elde edilen gelir öteki ürünlere göre daha yüksektir. Taze olarak tüketiminin yanında, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/çilek.jpg"><img class="size-full wp-image-4129 aligncenter" title="çilek" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/çilek.jpg" alt="çilek" width="268" height="237" /></a></p>
<p><strong>ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ</strong></p>
<p>Çilek yetiştiriciliği bilhassa küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için önemli bir ziraat koludur. Bu meyve yatırımların kısa zamanda geriye dönmesi nedeniyle küçük aile işletmeciliğine de uygundur. Pazarda taze meyvenin az olduğu dönemde olgunlaşması nedeniyle iyi bir pazar avantajına sahiptir. Birim alandan elde edilen gelir öteki ürünlere göre daha yüksektir. Taze olarak tüketiminin yanında, reçel, marmelat, dondurma, pasta ve likör yapımında geniş ölçüde kullanılır. Ayrıca derin dondurularak saklanır, konservesi yapılır, meyve suyu elde edilir. Böylece her mevsim tüketim olanaklarına sahiptir.</p>
<p>Çilek  insan sağlığı ve beslenmesi açısından son derece yararlı bir meyvedir. ”C” vitamini açısından zengindir. 100 gr. meyvede 100 mg. Yaklaşan oranda askorbik asit bulunur. Zengin selüloz içeriğinden sindirimi kolaylaştırır. Yüksek oranda ellajik  asit ihtiva ettiğinden kanseri önleyici özelliğe de sahiptir. 100 gr. Çilek meyvesi 40 –45 kalori, önemli miktarda A,B vitaminleri, kalsiyum, demir, fosfor gibi mineral maddeler, çok az miktarda brom, silisyum, iyot ve kükürt içerir. Çilek kökünün kabız yapıcı, idrar arttırıcı ve iştah arttırıcı etkisi vardır.<span id="more-4128"></span></p>
<p><strong>EKOLOJİK İSTEKLERİ : </strong></p>
<p><strong>Sıcaklık :</strong> En yüksek büyüme hızı 20 –21  C civarındadır.En iyi günlük sıcaklık çilekler için 23  C kabul edilmektedir. Bu derecenin altındaki ve üzerindeki sıcaklıklar yaprak üretimini azaltmaktadır. Kök bölgesindeki sıcaklıklar  18 – 24    C arasında olduğu zamanlarda toprak üstü kısımlarında maksimum büyüme değerleri elde edilir.</p>
<p><strong>Gün uzunluğu :</strong> Kültür çeşitleri kısa gün bitkileri olup yaz sonları ve sonbaharda düşük sıcaklık ve az ışıklanma süresi nedeniyle yüksek oranda çiçek tomurcuğu oluşmaktadır. 8 – 11  saatlik bir ışıklanma süresi çiçek tomurcuğu oluşumunu teşvik etmekte kol oluşumunu engellemektedir. Buna karşılık 17 –20 saatlik bir ışıklanma süresi tam aksi etkiyi yapmaktadır. En az 22,8   C sıcaklık ve 15 saatlik gün uzunluğu en hızlı kol üretimini sağlayan değerlerdir.</p>
<p><strong>Don :</strong> Çileklerin çiçeklenme ve meyve bağlama devreleri oldukça uzun olduğundan kısa süreli oluşan bir veya iki don hadisesi tüm ürünün zarar görmesine sebep olmaz. Meyveler çiçek veya tomurcuklara oranla soğuğa karşı çok daha hassastır. İlkbaharda  0   C`nin hemen altındaki sıcaklıklarda oluşan don zararında çiçek dipleri kararır ve meyve bağlama olmaz. Hava sirkülasyonuna sahip bahçeler hava akımlarının olmadığı kapalı yerlere oranla daha az dondan zarar görürler.</p>
<p><strong>Sis ve dolu : </strong> Bitkilerin çiçeklenme zamanı görülen  sürekli sisler tozlanma ve döllenmeyi güçleştirir. Dolular ise meyve ve yaprakları yaralayarak çürümelerine neden olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Rüzgar :</strong> Hafif hava akımının olması transprasyonu  kamçıladığından bitkilerin topraktan su ile birlikte besin maddelerini de almasını sağlamakta  dolayısıyla çilekler daha iyi gelişebilmektedir. Rüzgarlar tozlanma ve meyve oluşumu için yararlıdır. Çiğ ve yağmurlardan sonra kurumayı kolaylaştırır ve Botrytis hastalığını azaltır. Günlük hasat meyveler tam olarak kurumadan yapılamadığından çevresi tamamen kapalı çilek bahçelerinde hafif bir rüzgar esmesi arzu edilir. Kuru ve sıcak rüzgarlar su kaybını arttırarak kurumaya neden olurlar.(Yaz dikimlerinde önemli)<br />
<strong>Yer ve yöney :</strong> Deniz kenarındaki bölgelerde yetiştiği gibi, 1000 m ve  hatta daha yüksek rakımlı yerlerde de yetiştirilebilmektedir. En iyi yetiştiği rakım 500 -  800 m rakıma kadar olan yerlerdir. % 2 – 3 eğimli bir arazi hava ve su drenajı için tercih edilen yerlerdir.Çok eğimli yerlerde kontur dikim yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Sulama :</strong> Aşırı suya hassastır. Aşırı sulama sonucu mantari hastalıklar ve kloroz ortaya çıkar. Bitkiler çiçek açmadan önce ve meyve büyümesine başlama devresinde yağış yok ise mutlaka sulama yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Gübreleme :</strong> Dikim öncesi dekara 3 – 4 ton yanmış ahır gübresi uygulanarak toprağa karıştırılmalıdır.Verilecek diğer kimyevi gübre ise toprak ve yaprak tahlillerine göre uygulanmalıdır. Azotlu gübreler toprak pH`sı da dikkate alınarak en az üç seferde verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler ise bitki dinlenme devresinde iken (Aralık- Şubat) aylarında bir defada verilebilir. Bitkiler tuza hassas olduklarından potaslı gübreler klorsuz tipten seçilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler mutlaka etkili kök bölgesine verilmelidir. Kloroza karşı yapraktan “ Sequestrene 138 “ demir preparatından bütün mevsim süresince toplam olarak bitki başına 0,5 gr. Vermek yeterli olmaktadır.</p>
<p><strong>ÇİLEK HASTALIK VE ZARARLILARI İLE MÜCADELE</strong></p>
<p>Çilek hastalıkları  kök , meyve ve yaprak olmak üzere üç kısımda toplanır.<br />
Kök hastalıkları  içinde en  yaygın olanı kırmızı kök çürüklüğü, kahverengi çürüklük, siyah kök çürüklüğüdür. Kök hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak fümige yada solarize edilmelidir. Meyve hastalıkları içinde en yaygın olanı Botrytis tir. Bu hastalığa karşı meyve tutumundan sonra fungisitlerle birkaç kez koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Yaprak hastalıklarından Yaprak leke hastalığı, Yaprak yanıklığı, Antraknozdur. Ayrıca yaprak bitleri, kırmızı örümcek, maymuncuk ve kadı lokması gibi zararlılarla nematodlarda önemli zararlılarıdır.</p>
<p><strong>Hasat : </strong> Hasat günün erken saatlerinde yapılmalıdır. Uzak pazarlara gönderilecek çileklerde meyveler 3 / 4  oranında kızardığı zaman hasat edilmelidir. Çilekler hasat sırasında meyveden tutmadan, meyve el ayası içine gelecek şekilde tırnakla sapı 1 cm. kadar kalacak şekilde kesilerek derilmeli ve 1 / 2 veya 1 / 4 kg. lık plastik yada karton kutularda pazara sunulmalıdır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/çilek2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4133" title="çilek2" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/çilek2.jpg" alt="çilek2" width="446" height="159" /></a></p>
<p><strong>TOPRAK İSTEKLERİ </strong></p>
<p>Çilek saçak köklü bir bitki olup genel olarak derin, verimli, su tutma kapasitesi yüksek, iyi drene edilmiş; kumlu killi topraklarda daha iyi yetişmektedir. Toprak drenajının çok iyi olması gerekir. Çünkü çilek kökleri durgun suda birkaç saat dahi duramaz. Birçok çilek çeşidi hafif, kumlu, çakıllı, yahut taşlı topraklarda killi, ağır ve ıslak topraklara nazaran daha iyi gelişir. Çilek köklerinin % 90 ı ilk 15 cm lik toprak derinliği içerisinde yayıldığından en sağlıklı kök sisteminin bulunduğu bu alanın optimum şartlarda olması gereklidir. En iyi hafif asit karakterli topraklarda yetişir. Optimum pH 5,7 – 6  dır. Toprak pH sı toprak tipine göre de değişik oranlarda olabilir. Kumlu topraklarda pH 5,5 killi topraklarda ise pH 6,5 – 7 olduğu zaman çilek yetiştiriciliği için uygun bir ortam oluşmuş olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ÇİLEK ÇOĞALTIM METODLARI</strong></p>
<p>1-  Tohumdan fide elde etmek : Daha çok ıslah amacıyla yeni çeşit elde etmekte yararlanılmaktadır.<br />
2-  Kollardan fide elde etme  : Yaprak koltuklarından çıkan  kolların boğumlarında yeni bitkiler oluşur. Bu boğumların toprağa değdiği noktadan kolaylıkla yeni kökler meydana gelerek anaya benzer yeni fertler elde edilir. İyi fide elde edilebilmesi için bir ana bitkiden en fazla dört yavru bitki alınmalıdır. Hümüslü ve nemli topraklarda fazla miktarda kol oluşabilir ve yeni fidecikler çok iyi köklenir. Fideler çok kısa zamanda gelişimini tamamlar, sonbaharda dikime hazır hale gelir.<br />
3-Toprak altı gövdesini ayırarak fide elde etmek. Bir çileğin ana gövdesi birkaç gövdeden    oluşmaktadır. Bu gövdeleri ayırarak her ana bitkiden 4 – 5 fide elde etmek mümkündür. İlk baharda bitkiler sökülür ve dikkatle bölünür, bunlardan her biri ayrı bir bitki olarak kullanılır.<br />
4 -  Yaprak çeliklerinden fide elde etmek.<br />
5-  Doku kültürleri  yoluyla fide elde etmek.</p>
<p><strong>ÇİLEK FİDESİ DİKİMİ</strong></p>
<p><strong>Kış Dikimi :</strong> Fideler sökülür sökülmez 15  Ekimden itibaren Aralık ortalarına kadar dikim yapılır.Aliso, tioga , balcalı – 1 , chandler, pocahantos kış dikimine uygun çeşitlerdir.<br />
<strong>Yaz Dikimi : </strong> Fideler dinlenme devresinde yani Ocak – Şubat aylarında sökülür. – 2  C de soğuk hava depolarında muhafaza edilir. 15 Temmuz – 15 Ağustos arasında(çeşide göre değişir) asıl yerlerine dikilir. Fideler bir gece önceden depodan çıkarılır serin bir yerde tutularak dış koşullara uyumu sağlanır sonra yerlerine dikilir.<br />
Dikilecek fideler sağlıklı olmalıdır.Yaşlı yaprakları kesilir, eğer kökler çok uzun ise 1/3 oranında uç tarafından kısaltılır. Fideler dikimden önce 5 –6 dakika %0,1 lik (10 lt.suya 10gr.) hazırlanan benlate çözeltisine batırılıp sonra dikilir. Fideler dikilirken kök boğazı kısmı toprak yüzeyi ile aynı  seviyede olmalıdır. Eğer derin dikilecek olursa kol oluşumu gecikir ve miktarı azalır. Kök gövdesinin ucundaki büyüme noktası zararlanır. Yüzlek dikimde ise kök gövdesi ve kök uçları kuruyabilir. Dikimden sonra bolca can suyu verilmelidir. Sıra arası 40 cm. sıra üzeri 30 – 35 cm. olarak dikilir.Dekara 6000 – 7000 adet fide dikilir.</p>
<p><strong>ÇİLEK BAHÇESİ BAKIMI </strong></p>
<p><strong>Malçlama :</strong> Dondan korumak, yabancı otların çıkmaması, erkenci,temiz ve kaliteli ürün elde etmek için toprak yüzeyinin ince plastik,saman,buğday sapı, çam ibreleri, kuru ot, torf ve perlit gibi maddelerle kaplanmasına denir. Sulama aralığının uzatılması, botrytis”ten  daha az zararlanma gibi yararları vardır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcilek-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/&amp;text=Çilek yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/&amp;t=Çilek yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/&amp;title=Çilek yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcilek-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87ilek+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cilek-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahududu</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ahududu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ahududu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 15:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[ahududu]]></category>
		<category><![CDATA[Frambuaz]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl üretilir]]></category>
		<category><![CDATA[orman bitkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştiricilik]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3815</guid>
		<description><![CDATA[Ahududu veya Frambuaz, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü. Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer. İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Ahududu.jpg"><img class="size-full wp-image-3816 aligncenter" title="Ahududu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Ahududu.jpg" alt="Ahududu" width="288" height="235" /></a></p>
<p>Ahududu veya Frambuaz, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü.</p>
<p>Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer.</p>
<p>İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın çok kısa bir dönemde yetişen vahşi türü ve sürekli meyve veren türü.</p>
<p>Ahududu yaprakları, taze veya kurutulmuş olarak bitki çaylarında kullanılır. Yaprakları 3&#8242;lü veya 5&#8242;li gruplar halinde bulunur ve altları gümüş-beyaz renktedir.<span id="more-3815"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yetiştirilmesi </strong></p>
<p>Ahududu, taze ürünler pazarı ve ticari işleme için yetiştirilir. Geleneksel olarak yaz sonu mahsülü olan ahududu, yeni bir teknoloji, çeşitlilik ve yenilikler sayesinde tüm yıl boyunca tüketilebilir. Ahududunun tam olgunluğuna erişebilmesi için bol güneş ışığı ve suya ihtiyacı vardır. Kuş dışkısı ile yayılan tohumlarla ahududular bahçelerde sık sık yabani ot olarak baş gösterirler.</p>
<p>Ahududuların yetiştirilmesine normalde kışın dip sürgünlerden başlanır. Bu sürgünler bir metre aralıklarla verimli, iyi kanalize edilmiş topraklara ekilmelidir. Dikimden önce toprağı derinlemesine kazarak ve gübre gibi organik maddeler ekleyerek hazırlayın.</p>
<p>İlk sene, bitkinin rezervlerini depolaması ve büyüyebilmesi için bütün çiçekler toplanır. İkinci seneden itibaren bir önceki senin fidanları ilkbaharda çiçeklenecek ve yazın meyveler olgunlaşacaktır. İlkbahar ve yaz boyunca bitkiyi iyi sulanır, fakat sonbahar döneminde su miktarını azaltılır. Bu, fidanların kışı geçirebilmeleri için sertleşmekerini sağlayacaktır.</p>
<p>Kış boyunca eski çiçeklenmiş fideleri toprak seviyesinde budanır. Yeni fidelerin de küçük ve zayıf olanları ayıklanır. Birbirilerine çok yakın büyüyen fideleri sökülür, fidelerin arasında 10-15 cm mesafe olmalıdır. Çoğu ahududu çeşidinin kazığa bağlanması gerekecektir.</p>
<p>Ahududular kuvvetlidir ve biraz istilacı olabilirler. Bitkinin biraz uzağında sürgün verebilirler. İlkbaharda bitkinin sınırlarını işaretlenir ve bu bölgeyi bir bel ile kazınır. Bu işlem sürgünleri ayıracaktır. Bölgenin dışındaki sürgünleri kazıp çıkartılır.</p>
<p>Koyu kırmızı rengini almış ve göbeğine dokunulan meyveleri toplanır. Meyveler bu zamanlarında en tatlı hallerine ve olgunluğa erişmiştir. Fazla meyvelerden ahududu reçeli yapılabilir veya bu meyveler dondurulabilirler.</p>
<p><strong>Irkları </strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan iyileştirme çalışmalarıyla dikensiz ve destek gerektirmeyen dik boylu kültür ırkları elde edilmiştir. Ayrıca Rubus cinsinin diğer üyeleriyle yapılan çaprazlamalar sonucunda çok sayıda hibridler elde edilmiştir.</p>
<p>Kara ahududu (Rubus occidentalis) Kuzey Amerika&#8217;ya özgü farklı bir bitki türüdür. Farklı yörelerde ahududu olarak adlandırılan diğer Rubus türleri şunlardır:<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Faydaları </strong></p>
<p>Ahududu iyi bir kan yapıcı olmasının yanında mevcut kanı temizler. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.</p>
<p>* Kuzey ahududu (Rubus arcticus)<br />
* Kokulu ahududu (Rubus odoratus)<br />
* Şarap ahududusu (Rubus phoenicolasius)<br />
* Beyaz kabuklu ahududu (Rubus leucodermis)</p>
<p><strong>Hastalık ve zararlıları </strong></p>
<p>Ahududu bazı kelebek (Lepidoptera) türlerinin larvaları için ana besin kaynağını oluşturmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fahududu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;text=Ahududu&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;t=Ahududu">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;title=Ahududu&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fahududu%2F&name=buzlu.org&description=Ahududu" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ahududu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ahududu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ahududu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[anız]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçinin]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[derinlikte]]></category>
		<category><![CDATA[diskaro]]></category>
		<category><![CDATA[hasattan]]></category>
		<category><![CDATA[kesip]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[parçalamak]]></category>
		<category><![CDATA[pullukla]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tırmık]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3479</guid>
		<description><![CDATA[Diskaro (tırmık), toprak işlemede kullanılan ve tırmık grubuna giren bir zirai alet çeşididir. Görevi Anız bozmada, tohum yatağı hazırlamada, toprak üzerinde bulunan organik maddeleri (sap- yeşil ot) kıyıp parçalamada, özellikle yağışın bol olduğu mevsimlerde hızlı büyüyen yeşil otlarla mücadelede kullanılır. Disk, toprağın kesilmesi, devrilmesi ve parçalanması amacıyla kullanılan dönerek çalışan daire biçimli tarım makine elemanıdır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Diskaro.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3480" title="Diskaro" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Diskaro.jpg" alt="Diskaro" width="340" height="239" /></a></p>
<p>Diskaro (tırmık), toprak işlemede kullanılan ve tırmık grubuna giren bir zirai alet çeşididir.</p>
<p><strong>Görevi </strong></p>
<p>Anız bozmada, tohum yatağı hazırlamada, toprak üzerinde bulunan organik maddeleri (sap- yeşil ot) kıyıp parçalamada, özellikle yağışın bol olduğu mevsimlerde hızlı büyüyen yeşil otlarla mücadelede kullanılır.</p>
<p>Disk, toprağın kesilmesi, devrilmesi ve parçalanması amacıyla kullanılan dönerek çalışan daire biçimli tarım makine elemanıdır. (T.S.E No: 368 Ocak 1995.</p>
<p>Diskaro, çiftçinin birincil toprak işleme sırasında en fazla kullandığı toprak işleme aletlerinden birisidir.<br />
<span id="more-3479"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Toprak pullukla sürülmeden diskli tırmıkla (goble diskaro) işlendiği takdirde, daha sonra pulluğun kesip devireceği toprak şeritleri hava boşlukları bırakmadan çizi tabanına daha iyi oturur. Toprak, pullukla sürüldükten sonra diskli tırmık kesekleri kırar ve tarla yüzeyini düzelterek iyi bir tohum yatağı hazırlar.</p>
<p><strong>Tırmık çeşitleri </strong></p>
<p><strong>Dişli tırmık </strong></p>
<p>Toprak yüzeyinin yırtılması ve kırılmasında, istenilen derinlikte, parçalama ve karıştırma işleminde kullanılır. Tohum yatağı hazırlanmasında çayır topraklarının çizilmesinde, karıştırılmasında ve kaymak tabakası kırılmasında kullanılır.</p>
<p><strong>Döner tırmık </strong></p>
<p>Yaklaşık 3-5 cm derinlikte, kesekleri parçalama ve tohum yatağını düzgünce sıkıştırmada kullanılır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Diskli tırmık </strong></p>
<p>Toprağı keserek işleyen diskli tırmık pulluğun işini tamamlamak, kesekleri kırmak, anız bozmak, hasattan sonra bitki atıklarıyla yabancı otları kesip parçalamak ve toprağın üst katını ufalamak amacıyla kullanılır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftarim-aletlerinden-tirmik-diskaro%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;text=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;t=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;title=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftarim-aletlerinden-tirmik-diskaro%2F&name=buzlu.org&description=Tar%C4%B1m+aletlerinden+T%C4%B1rm%C4%B1k+%28+Diskaro+%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kümes ekipmanları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 07:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[araç gereç]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deve kuşu yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[ekipman]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan besleme]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan ticareti]]></category>
		<category><![CDATA[kümes]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl beslrnir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[ne gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3376</guid>
		<description><![CDATA[Tavukçulukta ekipmanların ayrı bir önemi vardır. Çoğu tavukçuluk ekipmanları, bugün üstün bir teknoloji ile yapılmakta ve hazır olarak satılmaktadır. Satın alınırken, amaca en uygun tipin seçilmesi gerekir. Ancak bunlar arasında, bazı işletmeler tarafından yapılabilecek olanları da vardır. Bu durumda tek tek ekipmanların teknik özelliklerinin bilinmesi gerekir. Tavukçuluk ekipmanlarının büyüklük ve dizaynları farklıdır. Hatta bir ekipmanın, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kumes-ekipmanlari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3378" title="kumes-ekipmanlari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kumes-ekipmanlari.jpg" alt="kumes-ekipmanlari" width="343" height="135" /></a></p>
<p>Tavukçulukta ekipmanların ayrı bir önemi vardır. Çoğu tavukçuluk ekipmanları, bugün üstün bir teknoloji ile yapılmakta ve hazır olarak satılmaktadır. Satın alınırken, amaca en uygun tipin seçilmesi gerekir. Ancak bunlar arasında, bazı işletmeler tarafından yapılabilecek olanları da vardır.</p>
<p>Bu durumda tek tek ekipmanların teknik özelliklerinin bilinmesi gerekir. Tavukçuluk ekipmanlarının büyüklük ve dizaynları farklıdır. Hatta bir ekipmanın, örneğin yemliğin bile farklı büyütme dönemleri için kullanılacak büyüklük,tip ve özellikleri olabilmektedir.</p>
<p>Ancak bütün ekipmanlar için geçerli olabilecek bazı temel özelikler vardır. Ekipman seçiminde önemli olan hususlar aşağıda verilmiştir: <span id="more-3376"></span><em><strong>Ayrıntılı bilgi ve dökümanı aşağıdan indirebilirsiniz..</strong></em></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><table style="border: 1px solid #CCC;" cellpadding="3" width="100%">
  <tr>
    <td width="35">
      <img src="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif" alt="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif">
    </td>
    <td>
      <b>download:</b> <a href="http://www.buzlu.org/?file_id=8">Kümes ekipmanları</a> <small>(212.99KB)</small><br />
      <b>added:</b> 31/05/2009 <br />
      <b>clicks:</b> 493 <br />
      <b>description:</b> Kümes ekipmanları <br />
    </td>
  </tr>
</table></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkumes-ekipmanlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/&amp;text=Kümes ekipmanları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/&amp;t=Kümes ekipmanları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/&amp;title=Kümes ekipmanları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkumes-ekipmanlari%2F&name=buzlu.org&description=K%C3%BCmes+ekipmanlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kumes-ekipmanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deve kuşu yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 14:33:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deve kuşu yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan besleme]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan ticareti]]></category>
		<category><![CDATA[kümes]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3372</guid>
		<description><![CDATA[Dünya nüfusundaki hızlı artış, beslenme sorununun önemini ortaya koy maktadır. Bu durum, insanları yeni kaynakları aramaya ve alternatif besin maddelerine yönelik araştırmalar yapmaya ihtiyaç duyar hale getirmek tedir. İnsanoğlunda yenilik arayışı ve daha iyisini üretme isteği vardır. Söz konusu isteğin gerçekleşmesi, bilimsel çalışmalar ve teknolojik ilerleme lerin uygulanması ile mümkün olacaktır. 20. Yüzyılda bilim ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/deve-kusu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3373" title="deve-kusu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/deve-kusu.jpg" alt="deve-kusu" width="257" height="332" /></a></p>
<p>Dünya nüfusundaki hızlı artış, beslenme sorununun önemini ortaya koy maktadır. Bu durum, insanları yeni kaynakları aramaya ve alternatif besin maddelerine yönelik araştırmalar yapmaya ihtiyaç duyar hale getirmek tedir.</p>
<p>İnsanoğlunda yenilik arayışı ve daha iyisini üretme isteği vardır. Söz konusu isteğin gerçekleşmesi, bilimsel çalışmalar ve teknolojik ilerleme lerin uygulanması ile mümkün olacaktır. 20. Yüzyılda bilim ve teknolojideki gelişmelerin parelelinde, hayvancılık önemli seviyelerde mesafe kaydet miştir. İnsanların sağlıklı ve yeterli ölçüde beslenmesi için hayvansal pro teinler gereklidir.<br />
<span id="more-3372"></span><br />
Bilinen hayvansal protein kaynaklarına alternatif olması ve ülkemizin hayvansal protein açığının kapa tılmasına katkıda bulunması amacıyla, her yönüyle ekonomik bir kanatlı hayvan olan Devekuşu yetiştiriciliği önemli olmaktadır.<br />
Devekuşu kanatları küçülen ve uçma yeteneğini kaybeden kuşlar sınıfına giren koşocuyürüyen kuş lardandır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu günkü yaşadığı bölgeler Afrika’nın doğusu ile güneyindeki sıcak ve kurak iç bölgelerdir. Eski çağlarda Büyük Sahradan Orta Asya çöllerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşadığı bilinmektedir.<br />
Yaklaşık 1314 cm gaga uzunluğuna sahip olup ağzında diş yoktur. Kafası vücuduna oranla küçük boynu uzundur. Boyları 22,8 m arasında değişir. İki tırnaklı uzun ve güçlü bacaklara sahiptir.</p>
<p>Baş boyun ve bacaklar sert ince, kanatlar ile gövdesi gösterişli ve tüylüdür. Göğüs kemeği bulunmamaktadır. Erginlerenin canlı ağırlığı 110160 kg. arasında değişmektedir. Bunun doğada özgürce yalnız Afrika’nın doğusu ve güneyinde rastlanmak tadır. Gerektiğinde ortalama 60 km/saat süratle koşmakta hatta 90 km/saat hıza dahi ulaşabildiği bildirilmektedir. Ayakları ile tekme atarak, gagası ile darbe vurarak kendisini korur. Ortalama 60/70 yıl yaşarlar. Bakım ve besleme ortamına göre 2030 yıl damızlıkta kullanılabilirler.</p>
<p>Evcilleştirilmeleri, tüylerinin kadın giysilerinde kullanılmasıyla başlamıştır. Bu gün deresi eti ve tüyü İçin, başta Güney Afrika olmak üzere ABD, Avustralya, Kanada, Çin, Zimbabve, Bostvana, Namibya, İsrail ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çiftliklerde yetiştirilmektedir.<br />
Ülkemizde Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesinde ve Kırşehir ile Antalya’da damızlık verebilecek ka pasitede üretim yapılmaktadır. Ancak ülkemiz için oldukça yeni bir hayvancılık dalıdır. Giderek meraklı üretici sayısı artmaktadır.</p>
<p><strong>ÜRETİMİ : </strong><br />
Devekuşlarının üretimi, tabii kuluçka ve kuluçka makinalarında yapılmaktadır. Yılda 40 ila 100 arası yumurta veren dişiler erkeklerine nazaran daha ufak yapılı olup, grimsikahve renklidir. Erkekleri ise siyah renkli olup kanat ve kuyrukta beyaz renkli gösterişli tüyler bulunur. Dişiler 22.5 yaşında, erkekler 2.53 yaşında eşeysel olgunluğa erişirler.</p>
<p>Dişiler genellikle NisanEylül döneminde yumurtlarlar. 23 gün arayla yumurtlar, iki haftalık bir aradan sonra tekrar tekrara yumurtlarlar. 11001800 gr. Ağırlığındaki yumurtalardan yaklaşık 50 kadarı damızlık değerdedir. Bakım ve beslenme durumuna göre ve yumurta verimi artabilir. Yumurtalardaki döllülük oranının artması için 1 erkek 2 dişi şeklindeki eşlemelerde her iki cinsiyetinde aynı yaş grubunda olmasına dikkat edilmelidir. Erkekler çiftleşme öncesi dişinin etrafında kanatlarını açarak dans eder. Bu dönemlerde sinirli ve sal dırgan olurlar.Kuluçkalık yumurtalar 1318 C derecelik % 2225 nemli odalarda, temizlenip dezenfekte edilerek depolanır. Uygun koşullarda 714 gün süreyle muhafaza edilebilir.</p>
<p>Kuluçka süresi 42 gün olup, döllük oranı %70, kuluçka randımanı %75 civarındadır. Kuluçka ısısı 36.2 C’dir. Fümigasyondan sonra hazır durumdaki kuluçka makinalarına yerleştiri len yumurtalar 14 günde döllülük kontrolüne 39. günde de inficar bölümü ne alınırlar. Çıkan civcivlerin ilk üç aylık dönemi en kritik devredir. Bu dön emde %30 lara varan ölümler olabilir. Üç aylık dönemi atlatan civcivlerin yaşama gücü oldukça yüksektir. Devekuşu yumurtası 2425 tavuk yumur tasına eşdeğer büyüklüktedir. Daha ziyade damızlık olarak kullanılması nın yanı sıra yemeklik olarak’da kullanılmaktadır.</p>
<p>Devekuşu 912 aylık olduklarıda ( yaklaşık 90110 kg) kesilirler. Eti kırmızı renkli olup, yağsız ve kolesterolü düşük, yumuşak bir ettir. Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılmaktadır. Kilosunun 1718 dolardan<br />
Satıldığı ifade edilmektedir. Yağ oranı % 3, kolesterol miktarı ise dana etinin yaklaşık % 5560’ı kadardır.</p>
<p>Et randımanı % 4050 arasında olup en kıymetli kısımları butlarıdır.Derisi devekuşunun en değerli ürünüdür. Sığır derisinden 35 kat daha dayanıklıdır. Kalite olarak timsah .Ve fil derisi ile karşılaştırılabilecek düzeyde olup, suya karşı dayanıklı yumuşak bir deredir. Güney Afrika’daki çiftliklerin gelirini % 75 ini deri, % 20 sini et ve % 5 ini ise tüyleri teşkil etmektedir. Derisinden, şapka, eldiven, çanta ve bot yapılmaktadır. Tüylerinin, moda sektöründe süslü giysi ve şapka yapımlarında kullanılması evcilleştirilmesinin başlangıcı olmuşsa da bugün, eskisi kadar önem taşımamaktadır. Ancak yine de 8 ayda bir kesilen tüyler bir gelir kaynağı olmaya devam etmektedir.<br />
<strong>SEVK VE İDARESİ : </strong><br />
Devekuşu yetiştiriciliği için üreticiler aşağıdaki sistemlerden birini seçebilirler. Bu, üreticinin imkan larına göre belirlenir.<br />
a) Ekstansif Sistem : Doğal koşullarda, açık alan yetiştiriciliği.<br />
b) Yarı Entansif Sistem : Yarı kapalı yarı açık alan yetiştiriciliği.<br />
c) Entansif Sistem : Tamamen kapalı barınaklarda yapılan yetiştiricilik.<br />
Devekuşları için en uygun ısı 1820 C dir. Yaşantılarını daha soğuk ve daha sıcak ortamlarda da sür dürürler. Ancak soğuk ve yağışlı ortamları pek sevmezler. Verimli bir üreme sezonu için sıcak ortamı tercih eder ler. İstenen seviyede bir üretim için besleme, bakım ve çevre ısılarına dikkat etmek gerekmektedir. Devekuşlarını stresten uzak tutmalı, sevk ve idaresi yumuşak ve dikkatli yapılmalıdır. Ani korku ve sert davranışlara meydan ve rilmemelidir. Bu durum yumurta verimindeki ani düşmelerle kendini gösterir.<br />
Erkekleri üreme mevsimi dışında dişilerle bir arada bulundurulmamalıdır. Dişi ve erkekler çiftleşme dönemleri dışında birbirlerini görmediği takdirde daha yüksek cinsel aktiviteye sahip olurlar. Devekuşu çiftlikleri<br />
enaz 2 m yüksekliğindeki çitlerle çevrilmeli, barınakların yüksekliği ise 3 m den alçak olmamalıdır. Merada otlatılmaları için 1015 hayvana 1 hektar, dinlenme ve gezinti için ise 40 hayvana 1 hektar arazi düşünülmelidir.<br />
<strong> BESLENME :</strong></p>
<p>Devekuşu yetiştiriciliğinde büyük gider yem gideridir. Bu nedenle kısmen de olsa meraya dayalı besleme daha ekonomiktir. Merada buldukları ot tohumları, yeşil ot türleri yanında ufak böcek gibi bir takım canlıları da yerler. Diğer kanatlılarda olduğu gibi dengeli beslenmeleri çok önemlidir. Toz yemler burun deliklerine kaçma ması nedeniyle pek sevilmez. Hayvanın yaşa göre düzenlenmiş rasyonlarla ve mutlaka peletlenmiş yemlerle besmeleri gerekir. Fakat bu fabrika yemlerinde bilhassa vitamin ihtiyaçlarına çok dikkat edilmelidir. Yeşil yonca ve diğer yeşil ot veya sebze çeşitlerinin kıyılarak yemlerine karıştırılması yemi daha lezzetli ve iştah açıcı hale getirecektir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><strong>Yemin Temel Besin Maddeleri : </strong><br />
A) Enerji Maddeleri : Karbonhidratlar (tahıllar) ve yağlar.<br />
B) Proteinli Maddeler : Bakla, Soya fasulyesi, Yer fıstığı gibi yağlı tohumlar ve küspeler.<br />
C) Vitaminler : Sentetik vitaminler ve yeşil yemler.<br />
D) Mineral Maddeler : Kemik unları, kireç taşı, midye kabukları ve fosfor ihtiva eden kalsiyum bileşikleri ile tuz.<br />
Bu besin maddelerinin karma yemlerdeki oranlarını yaş gruplarına göre dengeli bir şekilde düzenlemek gerekir. Civciv, Piliç ve anaç yemleri özellikle kapalı sistemlerde titizlikle hazırlanmalıdır. Yumurtlama döneminde kesinlikle yem değişikliklerine gidilmemelidir.<br />
Civcivlerin Beslenmesi : Yumurtadan çıktıktan sonra ilk 34 gün yiyeceğe ihtiyaç duymazlar. Yumurta sarısındaki besin maddeleri bu süre içindeki ihtiyaçlarını karşılar. Bu süre sonuna doğru yem yemeye başlarlar. Kümes ısıları tavuk civcivi gibi düzenlenebilir. Yani ilk hafta 35 C daha sonra 20 C ye kadar azaltılarak düzenlenir. Yeme alıştırma genelde lapa türü hazırlanmış yemlerle yapılmalı daha sonra fabrikalarda hazırlanmış “Devekuşu Civciv Yemi “ verilmelidir. Bu yemler minimum % 18 proteinli, 2600 Kcal/kg enerji, sindirimi kolay, bakteri mantar yönünden temiz olmalıdır. 12 hafta sonra bu yemlerin içine kaliteli yeşil yemler ilave edilebilir. Yemlerdeki kalsiyum oranı % 2 yi geçmemelidir. Fazla kalsiyum bacak bozukluklarına sebep olabilir. Civciv yemi 4050 gramla başlayarak yaş ilerledikçe 500600 grama çıkarılır. İçme sularının temizliği de çok önemlidir. Temizliğe çok dikkat edilmeli su kapları günde birkaç kez yıkanmalıdır.<br />
Piliçlerin Beslenmesi : Civcivler 6 aylık olduktan sonra piliç devresine geçerler. Damızlıkta kullanılacakları 2 yaşına kadar bu döneme uygun “Devekuşu Piliç Yemi “ ile beslenmelidir. %16/17 proteinli 2450 Kcal/kg enerjili % 22.5 oranında kalsiyum ve bunun 1/3 oranında fosfor ihtiva etmesi gereken bu yemlerde selüloz miktarı civciv dönemine göre daha yüksek olabilir. Ancak yeşil yem veya vitamin düzeylerine çok dikkat edilmelidir.<br />
Damızlığa ayrılacak hayvanların yağlandırılmaması için yemlerin kalori düzeyi titizlikle kontrol altında tutulmalıdır. Yedikleri yem miktarı günlük 1 kg dan, giderek 3 kg a kadar yükseltilir. Yemlerin yapısı pelet şeklinde olmalı ve imkanlar ölçüsünde yeşil yemlerle lezzetlendirmeye çalışılmalıdır.<br />
Damızlıkların Beslenmesi : Dişiler 2 yaşında, erkekler ise 2.5 3 yaşında damızlık olarak kullanılırlar. Dişiler 1820 aylıkken yumurtlamaya başlarlar ise de 2 yaşından önce çiftleştirmeye alınmamalıdır. Günlük yem tüketimleri 5 kg’ a kadar yükseltilebilir. Kaliteli kaba yemlerle takviye edilerek “ Devekuşu Damızlık Yumurta Yemi “ verilmelidir. Bu yemler, minimum % 15 protein, 24502500 Kcal/kg enerji, % 34 oranında kalsiyum %0.350.40 fosfor ihtiva eden, bakteri ve küf yönünden temiz olmalıdır.<br />
Ergin hayvanlar günde 11.5 kg taş yutarlar bunu hazımı kolaylaştırmak için yaparlar. Her yaş dönemi için hazırlanan yemlerde vitamin düzeyi çok iyi ayarlanmalıdır. Sağlıklı bir döl verimi için, bilhassa serbest otlama imkanı olmayan yetiştiricilikte bu çok önemlidir. Yemler, diğer dönemlerde olduğu pelet şeklinde olan, içme suları ve su kaplarını temizliğine dikkat edilmelidir. Bütün yem çeşitlerinde önemli olan yemlerin ekonomik olmasıdır.<br />
<strong>Hastalıkları :</strong><br />
Devekuşunun belli başlı hastalığı bulunmamaktadır. En çok ilk üç aylık ölümleri kayda değerdir. Kuluçda yeteri kadar sıcaklık ve nem verilmemesi, havalandırma sorunları, yumurtaların gereği kadar çevrilmemesi, kabuk altının artmasına çıkan civcivlerinde yaşama gücünün düşük olmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra A,B, C, ve biotin gibi önemli vitaminlerin eksiklikleri tüm kanatlılar gibi Devekuşlarında da çeşitli anomaliler meydana getirirler. İlk üç aylık dönemi atlatan civcivlerin yaşama gücü yüksektir. Ancak en çok görülen bir sorunda ayak bozukluklarıdır.<br />
Kaynak:Tarım bakanlığı
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeve-kusu-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;text=Deve kuşu yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;t=Deve kuşu yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;title=Deve kuşu yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeve-kusu-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Deve+ku%C5%9Fu+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biber yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 10:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[acı biber]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[biber nasıl yetiştirlir]]></category>
		<category><![CDATA[biber yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[budama]]></category>
		<category><![CDATA[dolmalık]]></category>
		<category><![CDATA[fide yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[sera]]></category>
		<category><![CDATA[sivri biber]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[tohum ekimi]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[usuleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil biber]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3304</guid>
		<description><![CDATA[Sera sebzeciliği dünyada olduğu gibi bizde de giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bunun nedeni tüketicilerin sebzeleri sadece mevsimlerinde değil, mevsimleri dışında da sofralarında görmek istemeleridir. Bazı yabancı ülkelerde sera sebzeciliği o kadar gelişmiş, teknik donanım yönünden o kadar mükemmelleşmiştir ki; üreticiye sadece serada üretimi başlatmak kalmıştır. Ülkemiz seracılığında da, b ülkelerle aynı düzeyde olmakla [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/biber.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3305" title="biber" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/biber.jpg" alt="biber" width="358" height="241" /></a></p>
<p>Sera sebzeciliği dünyada olduğu gibi bizde de giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bunun nedeni tüketicilerin sebzeleri sadece mevsimlerinde değil, mevsimleri dışında da sofralarında görmek istemeleridir.</p>
<p>Bazı yabancı ülkelerde sera sebzeciliği o kadar gelişmiş, teknik donanım yönünden o kadar mükemmelleşmiştir ki; üreticiye sadece serada üretimi başlatmak kalmıştır. Ülkemiz seracılığında da, b ülkelerle aynı düzeyde olmakla beraber, modern seralar görülür olmuştur.</p>
<p>Seracılığımızda en önemli üreticimizin anasından, babasından gördüğü yetiştirme yöntemlerini kullanmakta ısrarcı oluşudur. Oysa her konuda olduğu gibi seracılıkta da her yıl gerek üretimine gerekse sera tekniğine ait pek çok yenilikle karşılaşmak söz konusudur. Önemli olan seracılığımızı yine iklim avantajını ön plana çıkararak yeniliklere açık tutmaktır.<br />
<span id="more-3304"></span><br />
Jeotermal zengini ülkemizde jeotermal ısıtmalı sera sayısı hala yok denecek kadar azdır. Önemli olan bu doğal kaynaktan yararlanabilmektir. Jeotermal enerji seramızın az bir maliyetle ısınmasını sağlayan doğal bir kaynaktır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Biber yetiştiriciliğini seçmemdeki amaç Biberin kalori değeri % 22’dir. Yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki önemi özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. Biberde 160 mg Vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberin Afyon şartlarına jeotermal enerji sayesinde yetiştirilebileceğini anlatmak için proje konumu biber olarak seçtim.</p>
<p><strong>2. Biber Yetiştiriciliği</strong><br />
<strong>2.1. Biber bitkisi  ile ilgili genel bilgiler<br />
2.2. Anavatanı ve Besin Değeri</strong><br />
Anavatanı Tropikal Amerika olan biber bitkisi domatesle aynı familyadandır. Kristof Colomb’un (1492) Amerika’ya keşfi sırasında Meksika, Brezilya, Şili ve Peru’daki Kızılderililerin biber yetiştirdiğini gördüğü söylenir. Biber 1493 yılında İspanya&#8217;ya geçmiştir. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde İstanbul&#8217;a getirilmiştir. Ilık iklimlerde çok senelik bir bitkidir.</p>
<p>Biberin kalori değeri % 22&#8242;dir, yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki değeri özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. 160 mg vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberdeki alkoloidin adı Capsaicin’dir.</p>
<p><strong>2.3. Morfolojik özellikleri</strong><br />
Bitki bol görünümlü narin bir saçak köke sahiptir. Köklerinin % 70&#8242;i toprağın üst 10-30 cm&#8217;lik kısmında dağılır, geri kalan kısmı ise daha derinlere 50 cm&#8217;ye, zaman zaman da, 100 cm&#8217;ye kadar iner. Köklerin yanlara dağılımı 40-60 cm arasında değişir.</p>
<p>Dik olarak büyüyen ve başlangıçta otsu, giderek odunsu bir yapı gösteren biber gövdesi, hıyar kadar olmasa da, çabuk kınlan gevrek bir yapıya sahiptir. Gövde boğum ve boğum aralarından oluşur. biber bitkisi 150 cm&#8217;ye kadar da uzayabilir.</p>
<p>Çiçekleri biyolojik bakımdan erseliktir, bir çiçekte 5 çanak, 5 taç yaprak, 5 erkek ve l dişi organ vardır. Erselik çiçek yapısına karşın % 3-30 arasında yabancı tozlaşma görülür. Bu durum genelde erkek ve dişi organın farklı zamanlarda olgunlaşmasından kaynaklanır.</p>
<p>Tohumları domatesinkine benzer, daha geniş ve parlak san renktedir, l g&#8217;daki biber tohumu sayısı 150-180 arasında değişir, 1000 dane ağırlığı 5-6 g&#8217;dır. Tohumlar genelde meyveden alındıktan 2-3 ay sonra çimlenme özelliğine kavuşur. Karanlıkta daha iyi çimlenir.</p>
<p><strong>2.4. Çevresel istekleri</strong><br />
Biber tohumlan 8°C&#8217;ın üzerindeki sıcaklıklarda çimlenebilirse de en iyi çimlenmeyi 21-28°C&#8217;lar arasında gösterir Fakat optimum çimlenme sıcaklığı, gece gündüz aynı olmak koşuluyla, 24°C&#8217;dır.</p>
<p>Fide döneminde ise ideal ortam sıcaklıkları gece ve gündüz olmak koşuluyla 18-23°C&#8217;a düşürülebilir. Dikimden sonraki sera sıcaklıktan gündüz 24-25°C&#8217;lar, gece 20-21°C&#8217;lar arasında tutulmaya çalışılır. Işığı çok seven biber bitkileri gün uzunluğuna karşı duyarsızdırlar.</p>
<p>Biber seralarında hava oransal nemi % 70-75 civarında tutulmaya çalışılır. Suyu seven bir bitkidir biber bitkisi. Ancak kuru ve yaş topraklardan olumsuz yönde etkilenir. Genelde düzenli sulamalardan hoşlanır. İdeal sera toprağı olarak bilinen tınlı toprak, biber yetiştirmeye de çok uygundur. Toprak pH&#8217;smın 6.0-6.5 arasında, topraktaki tuz oranın litrede 3 g&#8217;dan daha az olmasını ister.</p>
<p><strong>3. Fide yetiştirme<br />
3.1. Çeşit seçimi</strong><br />
Serada yetiştirilen biber çeşitleri arasında tatlı sivri olanlara daha fazla yer verilir. Son yıllarda dolmalık ve acı sivri biberler de seralara girmiş durumdadır. Seralarımızda yaygın olarak kullanıldığını bildiğimiz çeşitlerle ilgili özet bilgi aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>3.1.1. Kekova</strong><br />
Seralara ve farklı ekolojilere uyum sağlamış bir demre sivrisidir, Tm2&#8242;ye dayanıklıdır. Orta yükseklikte bir bitki yapışma, ortalama 22 cm boyda meyvelere sahip bir çeşittir<br />
<strong>3.1.2. Süper Amazon </strong><br />
Bu çeşit de demre tipi, uzun meyveli bir hibrittir. Verim ve kalitesi yüksek, sera üretimine uygun bir çeşittir<br />
<strong>3.1.3. Dalaman </strong><br />
Soğuk seralarda meyve bağlayabilen yüksek verimli bir çeşittir. Meyve boyu 7 cm&#8217;dir ve 3-4 loblu, ince kabukludur. Bitki güçlü ve boyludur. Tobama virüsün D ırkına dayanıklıdır.<br />
<strong><br />
3.2. Tohum ekim harcı, tohum ekim yeri ve zamanı</strong><br />
Biberlerde de tohum ekim harcı, ülkemizde kullanılan yaygın şekliyle iyice yanmış elenmiş hayvan gübresi, bahçe toprağı ve dişli kumun belli oranlarda karıştırılmasından oluşmaktadır. Genelde bu maddelerin karışım oranlan biber için 2-2-1, 4-2-1 şeklindedir.</p>
<p>Harcın her bir metre küpüne 2 kg süper fosfat ilavesi yapılır. Harç, bu besin maddelerinin ilavesinden önce, Formaldehit veya Çaptan gibi ilaçlardan biriyle dezenfekte edilir. Dezenfeksiyon işlemi % 2&#8242;lik Formaldehitken 25-30 cm kalınlığındaki harcın her bir m2&#8242;sine 10 litre, toz haldeki Captan&#8217;dan ise bir metre küp harca 300-400 g hesabiyle yapılır.</p>
<p>Bölümümüzde yapılan bir çalışmada biber fidelerine en uygun harç arayışına girilmiş ve bu amaçla halkımızın yaygın olarak kullandığı kum+toprak+hayvan gübresi karışımı, 1/2 perlit + 1/2 torf karışımı ve besin madde katkısız torf olmak üzere 3 farklı harç kullanılmıştır. 2. ve 3. harcın her l m3&#8242;üne aşağıda görülen besin maddeleri ilave edilmiştir (Akbarhocayev ve Sevgican, 1995).<br />
- 1400 g triplesüperfosfat (% 44)<br />
- 800 g potasyumsülfat (% 50)<br />
- 1200 g amonyumnitrat (% 26)<br />
- 1000 g magnezyumsülfat (% 10)<br />
Tohum ekimi doğrudan fide kaplarına ve şaşırtılacaklarda tohum ekim kasalarına yapılmış, sonuçta biberde şaşırtmanın hiç bir yarar sağlamadığı saptanmıştır.</p>
<p>Biber tohumları; tek ürün için temmuz ayı içinde, ilkbahar yetiştiriciliği için kasım ayının ikinci yansında ekilir. Sonbahar üretiminde ise seralarda bibere pek yer verilmez.</p>
<p>Ekim öncesi yerli tohumlar, 4-5 g tohuma, bir çakı ucuyla alınabilen kadar, Çaptan veya benzeri bir ilaçtan olmak koşuluyla ilaçlanır. İlaçlama sırasında tohumlar ve ilaç bir kavanoza konulur ve kavanoz çalkalanarak ilaçlama işlemi homojen bir şekilde yapılmaya çalışılır.</p>
<p>Gerek kasalara ve gerek saksı ya da naylon torbalara ve gerekse serada hazırlanan yastıklara yapılan ekim işleminden sonra tohumların üzerleri, tohumlar görülmeyinceye kadar yaklaşık 0.5 cm kalınlığında harçla örtülür, hafifçe bastırılır ve sulanır. Bu sulamada 10 litre suya 8-10 g (bir kibrit kutusu silme) kadar Zinep, Maneb veya Captan&#8217;h ilaçlardan birinin karıştırılması ile elde edilen su kullanılabilir.<br />
Ekimden sonra kasaların, saksı veya naylon torbalann üzerleri gazete, cam veya plastik örtülerle örtülür. Gazete biber tohumlan da domateslerde olduğu gibi karanlık koşullarda daha iyi çimlendikleri için, cam ya da plastik örtüler ortamın nemini, sıcaklığım korumak için kullanılırlar.</p>
<p>Yastıkların üzerleri ise naylon örtülerle örtülür, ancak naylon örtülerin altındaki toprak sıcaklığının istenilenin üzerine çıkmasına, zaman zaman yapılan havalandırmalarla, izin verilmez. Çimlenme olunca örtüler kaldırılır. Biber tohumlarının çimlenme sıcaklıkları domatesten daha yüksektir ve 21-28°C&#8217;lar arasındadır. Çimlenme 28°C da 21°C&#8217;a kıyasla bir hafta daha erken gerçekleşir. Önerilen optimum gece ve gündüz sıcaklıkları aynıdır ve 24°C&#8217;dır.</p>
<p><strong>3.3. Şaşırtma ve bakım</strong><br />
Kasalardaki fideler, ortam sıcaklığına bağlı olarak, yaklaşık 18-20 gün sonra şaşırtmaya hazır hale gelirler. Bu dönemde ilk gerçek yapraklar da belirmeye başlamıştır. Kasalardaki fidelerden, aşağıdaki özelliklere_sahip olanlar şaşırtılmak üzere seçilirler.<br />
- Kotiledon yapraklan lekesiz olanlar,<br />
- Kotiledon yapraklan parlak yeşil olanlar,<br />
- Kotiledon yapraklan sağlıklı gelişmiş ve yere paralel olanlar,<br />
- Kök ve gövde uzunluğu birbirine eşit olanlar,<br />
- Beyaz ve lekesiz köklü olanlar,</p>
<p>Eğer plâstik saksılar şaşırtma kabı olarak kullanılmak istenirse 10-12 cm çaplı olanları yeğlenir. Biber fideleri genellikle fazla sudan hoşlanmazlar. Fidelerin şaşırtılmasından, güneşli günlerde 4 hafta, kapalı günlerde 6 hafta sonra sıvı gübre uygulamasına geçilebilir. Sıvı gübre 900 litre suda 680 g potasyumnitrat, 110 g amonyumnitrat, 340 g amonyumfosfat eritilerek hazırlanabilir. Bu sıvı gübre bitkilerin sulanması sırasında kullanılabilir (Smith, 1981).<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>4. Serada yetiştirme<br />
4.1. Seraya dikim</strong><br />
Biber fideleri genelde tohum ekiminden 8-12 hafta sonra, ilk çiçek tomurcukları görüldüğünde, seraya dikime hazır hale gelirler. Dikim çukurları tek sıralı dikimler için 80&#215;30 cm, çift sıralı dikimler için 90x60x30 cm aralıklarla hazırlanır. Dekara gerekli fide sayısı bu aralıklarla 4000&#8242;in üzerindedir. Askıya alınan biber çeşitlerinde dekara 2500-3000 bitkiyle çalışmayı öneren araştırıcılar da vardır. Bilindiği gibi dikim sıklığını; mevsim, çeşit, budama ve yetiştirme şekli belirler.</p>
<p>Dikim sırasında fideler saksı veya torbalardan harcıyla birlikte çıkarılarak dikim çukuruna yerleştirilir. Saksı veya torba topraklarının üstten 1/3&#8242;lük kısmının dikimden sonra sera toprağının üzerinde kalması istenir. Biber kökleri çok yüzeysel bir dağılım gösterdikleri için de çapa yapmaktan ve özellikle derin çapa yapmaktan olabildiğince kaçınılır.</p>
<p>Fide köklerinin sera toprağına daha çabuk geçebilmesi için dikim sırasında toprak sıcaklığının yüksek (22-24°C civarında) olması istenir.<br />
Dikimden sonra fidelerin tutumlarını hızlandırmak için iyi bir besleme ve sulama programı uygulanmalıdır. Sera toprağının pH&#8217;sı 6-6.5 arasında olmalı, başlangıçtaki kök gelişmesini hızlandırmak için toprakta yeterli miktarlarda fosfor, vegetatif gelişmeyi sağlamak için azot ve potas bulunmalıdır. Ancak fazla potas toprakta tuzlanmayı hızlandıracağından dikkatli olmayı gerektirir, zira tuzlanma biberlerde kök gelişimini engelleyen önemli bir etmendir.</p>
<p>Dikim sonrasındaki, yüksek sera sıcaklıkları iyi bir çiçek oluşumu ve meyve tutumu için gerekli kuvvetli vegetatif gelişmeyi sağlar. Bitki boyları 40 cm&#8217;ye ulaştığında vegetatif ve generatif büyüme dengesinin sağlanabilmesi için sıcaklıklar 3 &#8211; 4 günde kademeli olarak tekrar biraz düşürülerek gündüz 22-23°C, gece 18-19°C arasında tutulmaya çalışılır, hatta gece sıcaklıktan 15-17°C&#8217;lara kadar düşürülebilir. Gündüz sera sıcaklıktan 27°C&#8217;a ulaştığında havalandırma yapılır. Güneşli günlerde havalandırma 35°C&#8217;dan sonra da başlatılabilir. Sıcaklıkların 10-12°C gibi çok düşük olduğu biber seralarında ise bitki ölmez ancak gelişme hemen tümüyle durabilir. Sera havasının oransal nemi biberler için % 70-75 civarında tutulmalıdır.</p>
<p><strong>4.2. Askıya alma</strong><br />
Yaygın büyüyen ve sürgün ucu alınmadan büyütülen kısa boylu biber çeşitleri genelde askıya alınmazlar. Ancak dallarının dağılmasının önüne geçmek için biber bitkileri arada kalacak şekilde, bitki sıralarının iki yanından geçirilen teller veya ipler içinde bitkilerin korunması yoluna gidilebilir.<br />
Uzun boylu çeşitlerde askıya alma işlemi, her gövde ayrı ayrı olmak koşuluyla aynen domateslerde olduğu gibi yapılır. Askıya alman biber bitkilerinde 3-4 sürgün gelişmesine izin verilir ancak tüm yan sürgünlerin 1. veya 2. yapraktan sonra uçları alınır.</p>
<p><strong>4.3. Budama</strong><br />
Domates, hıyar gibi sera sebzelerine uygulanan budama şeklini bizim yetiştiricilerimiz biber bitkilerine uygulamamakta, ancak özellikle tek ürün yetiştiriciliğinde ocak ayı ile birlikte düşmeye başlayan sera sıcaklıkları nedeniyle duran gelişmeyi; ana gövde ve yan dallar üzerindeki yaşlı, sararmış ve küllemeye yakalanmış yapraklan alarak ve meyveleri toplanmış dalların uçlarını hafifçe budayarak tekrar hızlandırmaktadır. Böylece yeni gelişen sürgünlerden nisan ayında yeni ürün almak mümkün olabilir.</p>
<p><strong>4.4. Tozlaşma ve döllenmeye yardım</strong><br />
Biber seralarında da tozlaşmayı kolaylaştırmak için, bombus arıları özellikle dış ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>5. ÖNEMLİ HASTALIK VE ZARARLILAR VE BUNLARLA SAVAŞ</strong><br />
Virüs hastalıklarının bir kısmı ile Külleme, Fusarium, Verticillium, Botrytis, Sclerotinia, Alternaria gibi bazı hastalıklar ve kök ur nematod-lan, kırmızı örümcekler yaprak bitleri, beyaz sinekler gibi bazı zararlılar domates ve hıyar konularında verildiği için burada yinelenmemiştir.</p>
<p>Phytophtora capsici: Kök boğazı yanıklığı adı ile de bilinen bu hastalığın son yıllarda biber seralarında büyük zararlara neden olduğu görülmüştür. Hastalık başlangıçta ani bir solgunluk olarak ortaya çıkar,<br />
Hastalığa karşı savaşta, kültürel önlemler, ilaçlı savaştan daha etkili olmaktadır.<br />
Alınabilecek kültürel önlemler arasında öncelikle şunlar sayılabilir:<br />
1. Gerek fîdeliklerdeki ve gerekse seralardaki bitkilere, suyu bol vermek yerine, sık sık ve azar azar vermek,<br />
2. İlk sulamalar sırasında suyu bitkiye bir kaç gün gecikmeli olarak vermek,<br />
3. Fidelikleri, dikim öncesi, fungusitli su ile sulamak (fungusitli su 100 litre suya 100-150 g Dithane- M.45 veya Ortocide katılmasıyla hazırlanır),<br />
4. Eğer biberler masuralarda yetiştiriliyorsa masuraları yüksek tutmak ve bitkileri, kök boğazlarını sulama suyundan korumak amacıyla, masura sırtlarına dikmek,<br />
5. Masura uzunluklarını 5-6 m&#8217;den daha fazla yapmamak, Dikimi derin değil, kök boğazı toprak üzerinde kalacak şekilde yapmak,<br />
6. Dikimden sonraki ilk can suyunu bitkilere Maneb, Zinep veya<br />
Captan&#8217;lı vermek,<br />
7. Biber bitkilerinin kök boğazlarının yara almasına meydan vermemek için özellikle derin çapa işleminden kaçınmak.<br />
Cladosporium capsici: Biber kahverengi leke hastalığı olarak da bilinen bu hastalık yaprakların üst yüzlerinde san lekeler halinde ortaya çıkar. Alt yüzdeki san lekeler kahverengi mantar küfü ile örtülür. Böyle yapraklar kurur ve dökülür. Bu hastalığa karşı Çaptan, Zineb, Maneb ve bakirli preparatlardan biri kullanılabilir.<br />
Tütün halkalı leke virüsü: Biber yapraklarında sararma ve lekelenmelere neden olur. Polen oluşumunu engellediğinden verim ve kalite düşer.</p>
<p><strong>6. HASAT VE VERİM</strong><br />
Biber bitkisini iyi tanımayan üreticiler, hasada gelmiş meyveyi bilemeyebilirler. Zira biber meyvelerinin olgun-yeşil dönemi olarak tanımlanan özel bir durumu vardır. Bu dönemde meyve yüzeyi mat buruşuk bir yapıdan daha parlak bir yapıya dönüşür. Bu dönemden önce toplanan biber meyveleri çabuk yumuşadıkları için kolay taşınamaz ve saklanamazlar. Bu dönemin geçirilmesi halinde ise meyve rengi yeşilden, önce sarıya sonra kırmızıya dönmeye başlar. Hasadın gecikmesi halinde izlenecek en güzel yol meyvenin üniform kırmızı rengini almasını beklemekten ibaret olacaktır. Bu da olgun yeşil dönemden yaklaşık 6 hafta sonra gerçekleşir. Ancak sera biber üretimi için kırmızı olum istenen bir durum değildir.</p>
<p>Meyve toplamanın, meyve sapının gövdeye birleştiği yerdeki doğal kırık çizgiden yapılmasına özen gösterilir. Meyve sapı mutlaka meyve üzerinde olmalıdır. Hasadın sabahın erken saatlerinde yapılmaması da ayrıca önemlidir, Hasat sıklığı genelde haftada birdir. Hasat edilen biberler 1-3 hafta arasında saklanabilirler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbiber-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;text=Biber yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;t=Biber yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;title=Biber yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbiber-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Biber+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma ve elma yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2009 13:14:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik.meyvecilik]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[göller]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[seracılık]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3054</guid>
		<description><![CDATA[Toprak İşleme Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-3055 aligncenter" title="elma_yetistiriciligi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/elma_yetistiriciligi.jpg" alt="elma_yetistiriciligi" width="323" height="242" /></p>
<p><strong>Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır.</p>
<p>Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır.</p>
<p>Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
<span id="more-3054"></span><br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.<br />
Sulama<br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.</p>
<p>Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.</p>
<p>Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
Gübreleme<br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.</p>
<p><strong>Seçme, Boylama ve Ambalaj: </strong><br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.<br />
<strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
<strong>Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır: </strong><br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.<br />
<strong>ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ</strong><br />
elma çeşitleri , bakım , budama elma yetiştiriciliği<br />
Kültür elması (Malus communis Lam.)<br />
yetiştiriciliği ülkemizde hemen her bölgede yapılmaktadır, fakat en uygun yetiştirilme alanları,yabanisininde yayılma gösterdiği Kuzey Anadolu’da bulunmaktadır. Kuzey Anadolu Karadeniz Kıyı Bölgesi ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları arasında ki geçit bölgeleri ve son yıllarda Güneyde Göller Bölgesi de elma yeiştiriciliğinde önem kazanmıştır.<br />
Ülkemizde<br />
1988 yılı elma üretimi:1 950 000 ton<br />
1998 üretim 2 450 000 ton<br />
Ortalama ağaç verimi 1988 yılında 62.5 Kg<br />
Ortalama ağaç verimi:1998 yılında 64.5 Kg olmuştur.<br />
<strong>ELMANIN İKLİM ve TOPRAK İSTEKLERİ </strong><br />
Elma ılıman, özelliklede soğuk ılıman iklim bitkisidir. Genellikle dünyada 30°-50°enlemlerde yetişmektedir.Türkiye’de Ege Bölgesi’nde 500metrede, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sıcak ve kurak yerlerindeki 800 metreden daha yukarı yerlerde yetişmektedir.<br />
Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma ağacı düşük sıcaklıkların olduğu sert kışlara dayanıklıdır. Kış dinlenmesi sırasında odun kısımları-40°C’ a, açmış çiçekler -2.2°C ile -2.3°C ve küçük meyveler ise -1.1°C ile -2.2°C’a dayanırlarElma kış dinlenmesine en çok gereksinim duyan meyve türüdür. Yapılan denemelerde elmaların soğuklama ihtiyacını karşılayabilmesi için + 7.2°C’nin altında çeşidine göre 2322-3648 saat kalması gerekmektedir.</p>
<p>0°C!nin altında ise 1081-2094 saat soğuklamaya ihtiyacı vardır. yeterli soğuklama olmadığında ise çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması hem geç<br />
hem de düzensiz olur. Böylece geç açan çiçekler döllenme yetersizliği nedeni ile dökülür. Soğuklamasını ihtiyacını karşılayamamış elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Elma yüksek yaz sıcağından da hoşlanmaz. Sıcaklık 40°Cyi aştığında büyüme durur daha yüksek sıcaklıklarda ise çeşitli zararlanmalar görülür.Elma genellikle bir çok toprak tipinde iyi yetişir.Bahçe kurulacak yerin alt toprak yapısı çok önemlidir.Alt toprak, bitki kökleri hiçbir zaman su içinde kalmayacak ve köklerin yayılmasını kolaylaştıracak şekilde drene edilmelidir. Sert ve suyu drene etmeyen alt toprak yapısı ağacın büyümesini ve ömrünü olumsuz yönde etkiler. En iyisi alt toprağın çakıllı-tınlı olmasıdır. Toprak derinliği 2 metre veya daha fazla olmalıdır.ideali PH ı 6.0-6.5 olan içerisinde normal kireç ve yeteri kadarhumus ve nemi bulunan tınlı, tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı geçirgen topraklardır.</p>
<p><strong>ELMA ANAÇLARI</strong><br />
Bu anaçlar tohumla üretilir. kültür elmaların tohumundan elde edilen bitkilere “yoz”, Yabani çeşitlerinin tohumdan elde edilenlere ise“çöğür” denir.Elma anacı olarak her ikisi de kullanılmaktadır. Her iki anacın üzerlerine aşılı çeşitlerin meyveye yatma zamanları, ağaçların ömürleri, meyve kalitesi üzerine etkileri açısından aralarında önemli bir fark yoktur.<br />
<strong>1. Tohum anaçları (Generatif anaçlar) </strong><br />
Elma tohum anaçları (Malus sylvestris Mill) ülkemiz elma yetiştiriciliğinde geleneksel olarak kullanılan bir anaçtır. Yabani olarak yetişen elma tohumlarından elde edilir. Bu anaç üzerine Starking Delicious, Golden Delicious, Granny Smith gibi kuvvetli gelişen çeşitler aşılandıkları zaman 5.5- 6.0 m.’ye kadar boy yapan kuvvetli ağaçlar oluştururlar ve standartgelişen ağaçlar olarak tanımlanırlar. Verime yatmaları5-6 yılı bulur. 12-15 yaşında tam verime geçerler ve 25-30 yaşlardan sonra ekonomik anlamda verimden düşmeye başlarlar. Bu ağaçlardan, 1 dekar bahçeye toprağın verimliliğine göre 15-25 adet ağaç dikilir. Bu ağaçlarda budama, ilaçlama, meyve seyreltmesigibi kültürel uygulamalarla hasat işleri çokgüçleşmektedir.Elde edilen tohumlar yetiştirme şartlarının elverişli olduğu bölgelerde (Ege bölgesi gibi)sonbaharda genelde direkt aşı parseller  (Yabani tohum anaçları (çöğür) üzerine Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen (spur tipi) çeşitlerde aşılanabilir. Hatta yarı bodur elma çeşitleri en başarılı sonucu tohum anaçları üzerine aşılandıkları zaman vermek tedirler. Bu durumda, çeşitten dolayı %30-35’e varan bir bodurlaşma etkisi elde edilmektedir.)dikine ekilir ve takip eden yaz periyodunda gelişen çöğürler aşılanırlar. Şartların elverişli olmadığı yerlerde tohum tavasına ekilen tohumlardan bir yıl sonra elde edilen çöğürler aynı yıl sonbaharda aşı parsellerine şaşırtılırlar. Şaşırtmayı takip eden yaz periyodunda da çöğürler aşılanırlar.Elma çöğürleri ya ilkbaharda sürgün göz aşısı yada yaz sonunda durgun göz aşısı ile aşılanırlar. Yurdumuzdaki fidanlıklarda (Meyvecilik Üretme İstasyonlarında) genellikle durgun T (Kalkan) göz aşısı tatbik edilir ve tatbik zamanı da Temmuz ayının ilk haftasında başlar anaç ve kalem kabuk verene kadar devam eder.<br />
<strong>2. Klon Anaçları (Vegetatif Anaçlar)</strong><br />
Modern üreticilikte sadece aşılanacak çeşidin (kalemin) değil, anacın da standart vasıfta olması istenir. Vegetatif olarak üretilen elma klon anaçları çok bodurdan çok kuvvetliye kadar değişmektedir. araştırmalar sonucu pamuklu bite dayanıklı MM (Malling Merton) serisi en son olarak virüsten ari olan EMLA serisi geliştirilmiştir.Elma klon anaçları Stool Bed Layering adı verilen bir daldırma sistemi ile kolaylıkla çoğaltılmaktadır.Klon anaçları gelişme kuvvetlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır;<br />
Çok Bodur M 8, M 9, M 27<br />
Bodur M 26<br />
Yarı Bodur M 7, MM 106<br />
Kuvvetli M 2, MM 104, MM 111<br />
Çok Kuvvetli M 16, M 25, MM 109<br />
Bu anaçlardan bugün meyvecilikte en çok kullanılanları M 9, MM 106 ve MM 111’ dir.<br />
Şimdi kısaca bu anaçları tanıyalım;<br />
M 9 : Çok bodur anaçlar içerisinde bu gün dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler. Dikimden itibaren ömrü boyunca desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikim hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi şartlarda bile boyu 270 cm’yi geçmez. Çöğürlerin % 20-40’ı kadar gelişirler.<br />
M 9 boğaz çürüklüğüne (Phytophytora spp)ayanıklı fakat ateş yanıklığı (erwina amylovora) ve pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) hassastır.<br />
M 9 anacı Stool Bed Layering veya tepe daldırması ile çoğaltılır.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitler ince iğ şekli (Slender Spindle) terbiye sistemine göre şekillendirilir ve<br />
budanırlar.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitlerle kurulan bahçelerde uygulanacak dikim aralıkları toprak verimliliğine göre (1,5 m x 3,5 m) veya (2,0 m x 3,5 m) olmalıdır.<br />
M 9 anacı üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious veya Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen çeşitler aşılanmamalı, Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi kuvvetli gelişen (standart) çeşitlerin aşılanmasıyla elde edilen fidanlarla bahçe tesis edilmelidir.<br />
M 9 anacı aşılı çeşitlerin ekonomik ömürleri 15-20 yıldır. Verimli topraklarda ağaç başına 60-70 kg’ a kadar meyve verirler ki; bu da dekardan ortalama 7 ton ürün demektir. Dekara düşen ağaç sayısı olarak en az 80-100 adetverimli topraklarda ise 140-150 ağaç hesaplanmalıdır.<br />
MM 106 : Bugün dünyada ve yurdumuzda en çok tercih edilen bu anaç pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) dayanıklıancak kök boğazı çürüklüğüne (Phytophytora spp) hassastır. MM 106 anacı hem yarı bodur (Spur tipi) anaçlar hem de özellikle kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır.<br />
<strong>Budama </strong><br />
Elmalarda budama konusu çok önemlidir. Zira bir elma ağacının anaç ve çeşitinin kuvvetllik durumuna göre uygulanacak “terbiye sistemi” de değişiklik arz eder. Bu cümleden olarak elma bahçelerinde üç değişik terbiye sisteminden söz edilecektir.<br />
Modifiye Lider (Değişik Doruk Dallı) Terbiye Sistemi<br />
Bu terbiye sistemi “yarı bodur ve kuvvetli” karakterde ki anaçlara “kuvvetli gelişen standart çeşitler” in aşılanması ile oluşturulmuş elma bahçelerinde uygulanır. Örneğin yarı bodur bir anaç olan MM 106 ile kuvvetli karakterde ki MM 111 veya çöğür üzerine aşılı Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious veya Amasya gibi çeşitlerle kurulmuş elma bahçeleri gibi.<br />
Modifiye Lider terbiye sisteminin tercih edilmesinin yegane sebebi, olumlu yönlerinin olımsuz yönlerinden daha fazla oluşudur. Bu sistemde erken başlanır ve bilgili çalışılırsa daha az budama yapılacağından ağaçlar daha erken meyveye yatarlar, az budama meyvelerin kuvvetli ana dallar üzerine dağıtılmasını sağlar ve böylece hereğe gerek kalmaz. İlaçlama, hasat kolay, güneşlenme ise mükemmel olur.<br />
Genel manada budamayı 4 grupta toplayabiliriz;<br />
1- Dikim budaması<br />
2- Şekil budaması<br />
3- Mahsul (verim) budaması<br />
4- Gençleştirme budaması<br />
<strong>Dikim budaması </strong><br />
Elma bahçesi kurulurken bir yaşlı elma fdianları tercih edilmelidir. Dikim budamasında fidanın kök bölgesindeki yaralı kısımlar çıkarılır ve fazla uzun kısımlar kısaltılır, buna paralel olarak gövde topraktan itibaren 120 cm ‘den, eğer yan dal var ise bunlarda toprağa bakan bir-iki göz üzerinden kesilir.<br />
Dikim budaması yapılmayan fidanların tutma şansı çok az olup, tutanlardan ise sıhhatli ve verimli bir ağaç elde edilemez.<br />
<strong>Şekil budaması</strong><br />
Fidanın taç kısmına ileride kazandırılacak şekle esas olmak üzere dallarında yapılan budamaya şekil budaması denir.<br />
Elma bahçelerini kurmak için kullanılacak fidanlar dikimi müteakip o yılın sonundan itibaren şekil budamasına tabi tutulurlar. Elmalar için ilk 5 yılda modifiye lider sistemi teşekkül ettirilmiş olur. Fidanın taçlandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:<br />
1- Dikimde kök boğazından 80-120 cm den kesilen fidanın ilk 5 yılında tepe (lider) dalına dokunulmaz.<br />
2- Toprak seviyesinden 40 cm yüksekliğe kadar ki gövde üzerinde bulunan sürgünler dipten çıkarılıp atılır.<br />
3- Lider dal haricinde, ana gövde üzerinde birbiri üzerine gelmeyip, çepeçevre dağılmış 4 dal seçilir. Bunlar haricinde ki dallar dipten çıkarılır. Seçilen ana dallar arasındaki dikey mesafe 15-20 cm dir.<br />
İkinci yıl, seçilen 4 çatı dalından (Lider hariç) o sene ki uzunluğun 1/3 ü kadar kısaltılır. Her çatı dal üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlarda ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.<br />
Üçüncü, dördüncü ve beşinci yıllarda aynı yöntem izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılır.<br />
Kısaca ikinci yıldan itibaren her ana dal tıpkı tek bir fidanmış gibi ele alınarak bunlar üzerinde ikinci ve ondan sonraki yıllarda da üçüncü, dördüncü sıradaki dallar teşkil edilir.<br />
<strong>Mahsul (Verim) Budaması </strong><br />
Bahçe kurmanın nihai gayesi, şeklini verdiğimiz ağaçlardan meyve elde etmektir. Budamaya nasıl devam edelim ki, kaliteli, devamlı bir üretim sağlanabilsin. İşte konunun bu kısmını mahsul budaması teşkil eder. Mahsul budamasında dikkat edilecek hususlar şöyle sıralanabilir.<br />
Ağaçlarda sıhhatli ve verimli meyve gözlerinin muhafaza etmek için mahsul budamasının her yıl yapılması gerekir<br />
Ağaçlardaki yardımcı dalların gerek istikamet, gerekse büyüklük itibarı ile aralarında denge temin edilmelidir<br />
Özellikle meyveye yeni yatmış genç bahçelerde yardımcı dalların ağır budanmasından kaçınılmalıdır. Yardımcı dallar üzerinde lateral dallar teşekkül edince, bunlardan birbiri ile rekabet edenler ve aynı istikamette büyüyenlerden seyreltme yapılır.<br />
Lider daldan çıkan yan dalların ana yan dalları kapatacak ve onların hava ve güneş ışığına mani olacak şekilde büyüyüp gelişmelerine meydan verilmemelidir.<br />
Yardımcı dalların bağlı oldukları ana dalla rekabet etmesine meydan verilmemelidir, böyle hallerde rekabet eden yardımcı dalın bir meyve dalı üzerinden kesilerek kısaltılması gerekir.<br />
Her türlü kesimlerde, dalların çıplak kalmamalarına özellikle dikkat edilmelidir.<br />
Dallardan çıkıp yukarı doğru dik büyüyen sürgün ve dallar dipten kesilir. Fakat yanlara ve dış tarafa doğru gelişenlerden sadece sıklık yapanlar kesilir veya kısaltılır.<br />
Meyveler ağaçların genç dallarını teşekkül ettiği için, her yıl yeni sürgünlerin teşekkül etmesi teşvik edilmelidir. Budama yapan kişilerin meyve dallarını iyi tanımaları gerekir.<br />
Gençleştirme Budaması<br />
Bu meyve iriliği ve ekonomik manada üretimin temini için 30-35 yaşından sonraki ağaçlarda tatbik edilecek budamadır. Bu budama ile ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler meydana getirilerek yeni bir taç teşkil edilir. Böylece ağaçta verim yeniden arttırılarak, meyve kalitesi de yükseltilmiş olur.<br />
Gençleştirme budaması yapılırken, yine ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş olan dallar kesilir. Sonra, birbirine rakip büyüyen dallardan yeniden taç teşekkülü için bir tanesi bırakılır, diğeri kesilir. Dik büyüyen dallar yatık ana dallar üzerinden kesilerek taç alçaltılır.<br />
Gençleştirme budaması çok şiddetli olduğundan budamanın 2-3 yılda tamamlanması ve de gübreleme, sulama, zirai mücadele gibi teknik işlerin titizlikle yerine getirilmesi gerekir.<br />
Ayrıca çapı 5 cm’ den büyük olan yaralar için budama işlemlerinde mutlaka yara macunu kullanılmalıdır.<br />
Yarı Bodur (Spur Tipi) Elmalarda Budama ve Terbiye Sistemi<br />
Amerika’da yapılan çalışmalarda yarı-bodur elmalara en uygun olarak doğal şekline benzediği için bir lider ve çok sayıda yan dallı çalımsı bir gelişme sağlayacak bir terbiye sistemi önerilmektedir.<br />
Ülkemizde de yetiştiriciliği hızla artan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi elma çeşitlerine böyle bir terbiye şeklini verebilmek için budamalarda aşağıda belirtilen sırayı izlemek gerekmektedir;</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Dikim budamasında tercihen kullanılan bir yaşlı fidanın tepesi topraktan 70-80cm’den kesilir<br />
İlk yıl tepe dalına dokunulmaz, gövde üzerinde toprak yüzeyinden 15 cm’ye kadar ki sürgünler dipten çıkarılır. Seçilen dört çatı dallarının 1/3’ü kısaltılır. Lider dal kesilirken ağacın büyüklüğü dikkate alınır.<br />
İkinci yıl kışın önceden seçilmiş olan 4 çatı dalı üzerinde dik gelişmiş olanlar o yıl ki uzunluğunun 1/3’ü kadar kısaltılırlar. Bu ana dallar üzerinde 2. derecede dallar seçilir ve yeterince kısaltılırlar.<br />
Daha sonraki yıllar aynı yöntem izlenir. Ağacın güneş ışınlarından daha çok yararlanabilmesi için budamada ağaç Noel çamına benzeyecek şekilde yönlendirilmelidir.<br />
İlk 3 yıl ağaçlardan meyve beklenilmemelidir. Bu süre içersinde açan çiçeklerin tümü koparılmalıdır. Böylece ağaçlara gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli çatı dallarını oluşturabilmesi için fırsat tanınmış olur.<br />
Ağacın zayıflamasına neden olacağı için dalları eğme ve bükmeden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.<br />
Çok Bodur (Sık Dikim) Elma Bahçelerinde Uygulanan “İNCE İĞ” Terbiye Şekli<br />
Çok bodur bir anaç olan M9 üzerine aşılı Golden Delicious, Starking Delicious ve Amasya gibi kuvvetli gelişen standart çeşitlerle sık dikim bahçeleri kurulduğunda uygulanacak yegane terbiye sistemi “İnce İğ’ dir. Bu sistemde ağaçlarda alçaktan oluşturulmuş küçük bir çatı ve Lider daldan çıkmış küçük meyve dalcıkları bulunur ve de ağaçlar ömürleri boyunca desteğe ihtiyaç duyarlar.<br />
Bu terbiye şeklinin tatbikinde aşağıda ki sıranın izlenmesi gerekir;<br />
Her zaman olduğu gibi tercihen 1 yaşlı fidanların kullanıldığı bu terbiye sisteminde dikim budaması esnasında fidanların tepesi topraktan itibaren ortalama 80 cm’ den kesilir<br />
İlk yıl sonunda ağaç dengeli ve yeterli bir gelişme göstermiş ise sadece lider dalın uzantısının çıkarılması yeterlidir.<br />
Ana gövde üzerinde topraktan itibaren 40 cm’ ye kadar olan dallar dipten çıkarılır<br />
Yan dalların tamamı geniş açı yapacak şekilde iple ağırlık bağlamak sureti ile eğilirler.<br />
Yan dallarda katiyen uç alma yapılmaz<br />
İkinci gelişme yılı sonunda lider dalın uzantısı, bununla rekabet edebilecek olan dalla değişir.<br />
Yan dallarda kesinlikle uç alma ve dipten çıkarma yapılmaz. Dik giden dal var ise dipten çıkarılır.<br />
İkinci yıl ağaçlarda çiçek ve meyveler görülmeye başlar.<br />
Üçüncü gelişme yılı sonunda yine lider dalın uzantısı değiştirilir.<br />
Ağaçta zayıf bir gelişme var ise yıllık sürgünlerden uç almak gerekir.<br />
Yan dallarda uç kesimi yapılmamalıdır.<br />
Eğilebilecek durumdaki dallar eğilmeli, aksi halde dipten çıkarılmalıdır.<br />
4. ve daha sonraki yıllarda ağaç yüksekliği 2.5 metreyi geçmiş ise her yıl bir veya daha yaşlı dallarda kısaltma yapılmalıdır. Buna paralel olarak sıra arası ve sıra üzeri yönünde giden dallarda da kısaltmalar yapılmalıdır.<br />
Gelişmenin çok kuvvetli olduğu yıllarda gelişmeyi zayıflatmak için ağacın tepe kısımlarında yaz budaması da yapılır.<br />
Şekil 5. M9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra<br />
<strong>Meyve Seyreltme </strong><br />
Elma ağaçlarında ki meyve tutumu genellikle arzu edilenden fazladır. Ağaçlar fazla meyve besleyemez, dolayısıyla kalite düşer. Bu sebeple mevcut meyvenin bir kısmının ağaçtan koparılması gerekir. Elmalarda açan çiçeklerin % 9’ unun meyve halinde elde edilmesi normal bir mahsul için yeterli görülmektedir.<br />
Meyve seyreltmesi; budama, çiçeklerin bir kısmını veya meyvenin bir kısmını yok etme şeklinde uygulanır.<br />
Seyreltme iki şekilde yapılır.<br />
<strong>El ile Seyreltme </strong><br />
Bu işlem meyvelerin el ile koparılıp, atılmasından ibarettir. Bunda çiçek hüzmelerinde bir meyve bırakılır. Esas dallar üzerinde her 15-20 cm’ de bir meyve bulunacak şekilde meyveler seyreltilir.<br />
El ile seyreltme Haziran dökümlerinden sonra yapılır.<br />
Kimyasal Maddeler İle Seyreltme<br />
Bu kimyasal maddeler çiçek zamanı ve çiçeklenmeden sonraki genç meyve devresinde ağaçlara uygulanır. Bu amaçla Dinitro bileşikleri, kreozot yağı, bitkisel hormonlar bilhassa NAA (Naftalin Asatik Asit) ve bunun tuzları denenmiştir.<br />
<strong>Herekleme </strong><br />
Elmalarda hasat zamanına doğru meyve ağırlığında % 30-40 oranında artışlar olur. Bu ağırlıktan dolayı seyreltme ve budama yapılmayan ağaçlarda dalların aşağıya doğru eğilmesine ve hatta bazı dalların kırılmasına sebep olur. Bunu önlemek için dalların altına kalın dallardan yapılmış herekler konur.<br />
Herekleme bir masraf gerektirir ve bahçede hareketi güçleştirir. En doğru yol doğru bir terbiye sistemi ile budamanın yapılmasıdır</p>
<p><strong>ELMA BAHÇELERİNDE YILLIK BAKIM İŞLERİ<br />
Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır. Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.<br />
Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur. Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.<br />
Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.<br />
Seçme, Boylama ve Ambalaj:<br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.</p>
<p><strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır:<br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;text=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;t=Elma ve elma yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Elma+ve+elma+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic page generated in 10.586 seconds. -->
<!-- Cached page generated by WP-Super-Cache on 2012-01-30 01:35:59 -->

