<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Tarih ve Savaşlar</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/savaslar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün inkilapları eserleri ve ölümü</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 20:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali rıza]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetin ilanı]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[iç politika]]></category>
		<category><![CDATA[inkilaplar]]></category>
		<category><![CDATA[katıldığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlık]]></category>
		<category><![CDATA[savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5508</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı (1923-1938) Cumhuriyet İlanı ardından geçilen cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamının oyları ile Balâ, Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk kendi deyişiyle Türkiye&#8217;yi &#8220;muasır medeniyet seviyesine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi köklü değişime imza attı. 1924 Anayasası gereğince TBMM 29 Ekim 1923&#8242;teki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra üç defa daha (1927, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk_3.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5509" title="Atatürk_3" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk_3.png" alt="" width="334" height="267" /></a></p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı</strong> (1923-1938)</p>
<p>Cumhuriyet İlanı ardından geçilen cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamının oyları ile Balâ, Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk kendi deyişiyle Türkiye&#8217;yi &#8220;muasır medeniyet seviyesine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi köklü değişime imza attı.</p>
<p>1924 Anayasası gereğince TBMM 29 Ekim 1923&#8242;teki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra üç defa daha (1927, 1931, 1935 yıllarında) Gazi Mustafa Kemal&#8217;i tekrar cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk&#8217;ün cumhurbaşkanlığı döneminde İsmet İnönü, Fethi Okyar ve Celâl Bayar başbakanlık yapmıştır.</p>
<p>Bu dönem içersinde en fazla süre görevde kalan ve en fazla hükümet kuran isim İsmet İnönü&#8217;dür. Atatürk&#8217;ün cumhurbaşkanlığı süresince kurulan hükümetler sırası ile 1. T.C. Hükümeti, 2. T.C. Hükümeti, 3. T.C. Hükümeti, 4. T.C. Hükümeti, 5. T.C. Hükümeti, 6. T.C. Hükümeti, 7. T.C. Hükümeti ve 8. T.C. Hükümeti&#8217;dir.</p>
<p><strong>İç politika ve İnkılaplar</strong></p>
<p>TBMM&#8217;de 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunukabul edilerek, medreseler kaldırılmış ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün okullar, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlanmıştır. Eğitim kurumlarının bir çatı altında toplanmasıyla eğitim millî bir nitelik kazanmıştır.</p>
<p>3 Mart 1924&#8242;te TBMM&#8217;de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırılmıştır. 3 Mart 1924 tarihinde Osmanlı hanedanı üyeleri vatandaşlıktan çıkarılarak yurt dışına sürülmüştür.</p>
<p>17 Şubat 1925 tarihinde Aşar Vergisi kaldırılmıştır. Aşarın getirdiği gelir devletin giderlerinin yüzde otuzuna yaklaşmasına rağmen,köylünün rahatlatılması ve üretimin arttırılması amacıyla aşar vergisi kaldırılmıştır.</p>
<p>25 Kasım 1925&#8242;te Şapka Kanunu kabul edildi. Bu kanunla TBMM üyelerine ve memurlarına şapka giyme mecburiyeti getirildi ve Türk halkı da buna aykırı bir davranıştan men edildi.<span id="more-5508"></span></p>
<p>30 Kasım 1925&#8242;te tekkelerin, zaviyelerin ve türbelerin kapatılması kanunu TBMM&#8217;de kabul edildi ve 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nde kullanılan saat, takvim ve ölçüler, Avrupa&#8217;daki devletlerden değişik olduğundan, sosyal, ticari ve resmi ilişkileri zorlaştırıyordu. Osmanlı Devleti&#8217;nin son dönemlerinde farklılığı gidermek için bazı çalışmalar yapılsa da yetersizdi. Cumhuriyet döneminde bu sıkıntıları gidermek için çalışmalara başlandı. 26 Aralık 1925&#8242;te çıkarılan bir kanunla Hicri ve Rumi takvimlerin yerine Miladi Takvim kabul edildi ve 1 Ocak 1926&#8242;dan bu yana kullanılmaya başlandı. Bunun yanısıra güneşin batışına göre ayarlanan alaturka saat yerine, çağdaş dünyanın kullandığı saat sistemi örnek alındı. Bir gün 24 saate bölünerek günlük hayat düzenlendi.</p>
<p>1928 yılında milletlerarası rakamlar kabul edildi. 1931 yılında çıkarılan bir kanunla önceden kullanılan arşın, endaze, okka gibi ölçü birimleri kaldırılarak, bu ölçülerin yerine uzunluk ölçüsü olarak metre, ağırlık ölçüsü olarak kilo kabul edildi. Yapılan değişikliklerle ülkede ölçü birliği sağlandı.</p>
<p>1935 yılında çıkarılan bir kanunla, cuma günü olan hafta tatili yerine cumartesi öğleden sonra ve pazar günü hafta tatili olarak belirlenmiştir.</p>
<p>17 Şubat 1926 tarihinde İsviçre Medeni Kanunu&#8217;ndan tercüme edilip düzenlenerek oluşturulan Medeni Kanun kabul edilmiş ve 4 Ekim 1926&#8242;da yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla Türk aile hayatı yeniden düzenlenmiş ; tek kadınla evlilik,resmî nikâh esası getirilmiş, miras konusunda eşitlik sağlanmıştır<a href="http://www.buzlu.org">.</a></p>
<p>1 Mart 1926 tarihinde 1889 İtalyan Zanerdelli Kanunu örnek alınarak hazırlanan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe konuldu.</p>
<p>1 Kasım 1928&#8242;de, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanunu kabul etti. Kanunun kabulünden sonra halka okuma yazma öğretmek amacıyla Millet Mektepleri kuruldu. 24 Kasım 1928&#8242;de de Atatürk Millet Mektepleri Başöğretmeni olarak ilan edildi.</p>
<p>Kadınlara 1930 yılında yerel, 1934 yılında ise genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.</p>
<p>12 Temmuz 1932&#8242;de Atatürk&#8217;ün talimatıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. 1934 yılında yapılan kurultayda cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936&#8242;daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olarak değiştirlmiştir.</p>
<p>Atatürk’ün talimatıyla kurulan kurumlardan bir diğeri Türk Tarih Kurumu&#8217;dur. Türk tarih ve medeniyetini araştırmak amacıyla oluşturulan Türk Tarihi Tedkik Heyeti 4 Haziran 1930 tarihinde ilk toplantısını yapmış ve yönetim kurulunu seçmiştir. 29 Mart 1931 tarihinde Türk Ocakları’nın 7. Kurultayı’nda kapatılma kararı alınmasından sonra, 12 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tedkik Cemiyeti ismiyle yeniden örgütlenmiş ve çalışmalarına devam etmiştir. Kurumun adı 1935 yılında Türk Tarihi Araştırma Kurumu olarak daha sonra ise Türk Tarih Kurumu olarak değiştirlmiştir.</p>
<p>21 Haziran 1934&#8242;te çıkarılan Soyadı Kanunu&#8217;na göre her Türk, kendi adından başka, ailesinin ortak olarak kullanacağı bir soyadına sahip olacaktı. Bu soyadları Türkçe olacak, ahlâka aykırı ve gülünç adlar soyadı olarak alınamayacaktı. Soyadı Kanunu&#8217;nun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından,Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;Atatürk&#8221; soyadı verilmiştir.26 Kasım 1934 tarihinde çıkarılan kanunla ise; Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır.</p>
<p>3 Aralık 1934&#8242;te çıkarılan Bazı kisvelerin giyilemiyeceğine dair kanun ile hangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhani giysi taşımaları yasaklanmıştır. Hükümet her din ve mezhepten uygun göreceği tek bir ruhaniye mabed ve ayin haricinde ruhani kıyafetini taşıyabilmek için müsaade verebilecektir.</p>
<p>Laiklik,Cumhuriyetçilik,Milliyetçilik,Halkçılık,Devletçilik,İnkılapçılık ilkeleri 10 Mayıs 1931 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;nın programında yer almış,5 Şubat 1937&#8242;de ise anayasaya girmiştir.</p>
<p><strong>Siyasi Olaylar</strong></p>
<p>Cumhuriyetin ilanından sonra, Milli Mücadeleyi başlatan beş kişilik kadronun Mustafa Kemal dışındaki dört üyesi (Rauf Bey, Kazım Karabekir Paşa, Refet Paşa ve Ali Fuat Paşa) muhalefete geçerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası&#8217;nı kurdular. 1925 Mart&#8217;ında çıkan Genç Hâdisesi (Şeyh Sait İsyanı, Doğu İsyanı) üzerine sıkıyönetim ilan edilerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.</p>
<p>1927&#8242;de kabul edilen Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü ile Atatürk partinin &#8220;değişmez genel başkanı&#8221; ilan edildi ve milletvekili adaylarını seçme yetkisi, kaydı, hayatı boyunca kendisine tanındı. 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara&#8217;da toplanan CHF ikinci kurultayında Kurtuluş Savaşı&#8217;nı ve Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunu anlatan Nutuk&#8217;u (Söylev) okudu. Kurtuluş Savaşı&#8217;nın Gazi&#8217;nin bakış açısıyla anlatımını içeren Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Milli Mücadeleye ilişkin resmi görüşünün esasını oluşturur ve Milli Mücadeleyi Mustafa Kemal Paşa ile birlikte başlatan ve yürüten askerî ve siyasi şeflere karşı (Rauf, Karabekir, Refet Bele, Mersinli Cemal Paşa, Cafer Tayyar Eğilmez, &#8220;Sakallı&#8221; Nurettin Paşa, Celalettin Arif Bey vb.) bir polemik niteliği de taşır.</p>
<p>10 Nisan 1928 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle anayasadan devletin dininin İslam olduğu hükmü ve TBMM’nin görev ve yetkilerinden söz eden 26. maddeden dini hükümlerin yerine getirilmesi ibaresi çıkarılmıştır. Ayrıca, milletvekillerinin ve cumhurbaşkanının yeminlerinden “vallahi” sözcüğü çıkarılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1931 yılındaki programında, laiklik partinin ana unsurlarından biri olarak belirtilmiştir.</p>
<p>12 Ağustos 1930&#8242;da İsmet Paşa&#8217;nın hükûmetine alternatifleri sunmak amacıyla çok partili demokratik hayata kavuşmak için Gazi Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın yakın arkadaşı Fethi Bey (Okyar)&#8217;e Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8217;nı kurdurarak kız kardeşi Makbule Hanım (Boysan, Atadan), çocukluk ve okul arkadaşı Nuri Bey (Conker)&#8217;leri de üye yaptırdı. Ancak 17 Kasım 1930&#8242;da gericilerin partiyi kullanmaları korkusu ve partinin Mustafa Kemal&#8217;i hedef almasından dolayı partiyi fesh etti.</p>
<p>Bu demokrasi denemesinden biraz önce, ordunun siyasete müdahale etmesinin demokrasiye zarar verebileceğini düşünerek Askerî Ceza Kanunu (22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 Sayılı Kanun)&#8217;nu meclisten geçirdi. Bu kanunun 148. maddesine Ordu mensubunun siyasi toplantılar ve gösterilere katılmasını siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi maksatlarla şifahi telkinatta bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve siyasi nutuk söylemesini yasaklanan hükmü koydurdu.</p>
<p>29 Ekim 1933&#8242;te Atatürk Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin onuncu kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada ülkenin kuruluş temelini ve gelecek vizyonunu yalın bir dille tüm dünyaya ve Türk Milleti&#8217;ne anlatmıştır.</p>
<p>http://www.buzlu.org</p>
<p><strong>Ekonomi</strong></p>
<p>Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde, sadece bürokratların değil tüm vatandaşların mülkiyet hakkını tanımış ve 1923-1938 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.5 oranında büyüyerek Türkiye&#8217;nin GSMH&#8217;si Dünya toplamının binde 3.62&#8242;sinden binde 6.52&#8242;sine yükselmiştir. Atatürk&#8217;ün Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Dünyanın en hızlı kalkınan ülkelerinden biri olmuştur.</p>
<p><strong>Dış politika</strong></p>
<p>Atatürk&#8217;ün cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika konularının başlıklarını Musul sorunu, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi, Türkiye&#8217;nin Milletler Cemiyeti&#8217;ne girişi, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Sadabat Paktı ve Hatay Sorunu oluşturmaktadır.</p>
<p>Atatürk dış politikasında gerçekçi davranmıştır. Atatürk dış ilişkilerde dinamik ve gözü pektir; ama maceracı değildir. Atatürk dış politikada kendisini hangi ilkenin yönettiğine dair “Biz kendimizi bilen kimseleriz. Olmayacak isteklerimiz yoktur” olarak tanımlamıştır. Atatürk İslamcılık, Türkçülük ve Turancılık akımlarının zararlı boyutlarına karşı Misâk-ı Millî ile çizmiş olan sınırlarda kalınmasını benimsemiştir.</p>
<p>24 Temmuz 1923 de imzalanan Lozan antlaşmasını Atatürk diş politikada belirleyici bir unsur olarak tutmuş bu antlaşmada çizilen Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin sınırları büyük ölçüde (Hatay sorunu dışında) belirleyici olarak saptanmış, ekonomi açısından Lozan&#8217;ın kaldırdığı kapitülasyonlarladan taviz verilmemiştir. Atatürk&#8217;ün Lozan&#8217;ı temel almasının önemi geçen zaman içinde bakıldığında daha iyi anlaşılmaktadır; çünkü I. Dünya Savaşı’nın mağlupları arasında yer alan bir ulusun çizdiği kavramlar o dönemden bugüne yürürlükte olan tek antlaşma olarak durmaktadır.</p>
<p><strong>Musul Sorunu</strong></p>
<p>Lozan Antlaşması sırasında Türkiye-Irak sınırı çizilmemişti. Musul-Kerkük bölgesinde zengin petrol yataklarının bulunması İngiltere başta olmak üzere birçok ülkenin dikkatini çekiyordu. Zengin petrol yataklarının bulunduğu bölge, Mondros Ateşkes Antlaşması&#8217;nın imzalanması sırasında İngiltere tarafından işgal edilmişti.</p>
<p>I. Dünya Savaşı&#8217;nın bitmesinden sonra Irak&#8217;ta İngilizlere bağlı bir yönetim kurulmuş,bu ülke İngiliz mandası altına alınmıştı. Musul, nüfusunun çoğunun Türk olması sebebiyle Misak-ı Milli dahilindeydi. Ancak İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu bölgeyi bırakmaya yanaşmıyorlardı. Lozan Barış Antlaşması sırasında bu konuda bir sonuç alınamamış,sorunun daha sonra Türkiye ve İngiltere arasında çözülmesine karar verilmişti.1924 yılında görüşmelere başlanmış fakat sonuç alınamamıştır.</p>
<p>Daha sonra sorun Milletler Cemiyeti&#8217;ne götürülmüştür.1924 yılının Ekim ayında toplanan Milletler Cemiyeti de Türkiye-Irak sınırını çizmiş ve Musul bölgesini Irak tarafında bırakmıştır. 13 Şubat 1925&#8242;te ise Şeyh Sait İsyanı çıkmıştır.15 Nisan&#8217;da tamamen bastırılan ayaklanma İngilizlerin işine yaramıştır. Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan yeni çıkan Türk ordusu hırpalanmış,Musul-Kerkük üzerine askeri harekat yapma imkanı ortadan kalkmıştır.</p>
<p>Bu durumda Türkiye, 5 Haziran 1926 tarihinde İngilizlerle imzalanan Ankara Antlaşması gereğince bazı maddi çıkarlar karşılığı,Milletler Cemiyeti&#8217;nin öngördüğü sınırı kabul etmiştir.<br />
<strong>Türk-Yunan İlişkileri</strong></p>
<p>Türk Yunan yakınlaşması için 1930 yılında Yunan başbakanı Elefterios Venizelos&#8217;u Türkiye&#8217;ye davet ederek Milli Mücadele&#8217;nin düşmanı Yunanistan&#8217;la barışın temellerini attı. Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi 1923 yılında Lozan Antlaşması&#8217;na ek protokol uyarınca Türkiye&#8217;deki Rumların Yunanistan&#8217;a, Yunanistan&#8217;daki Türklerin Türkiye&#8217;ye zorunlu göçüne karar verilmiştir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de sadece İstanbul kenti ile Gökçeada ve Bozcaada&#8217;da, Yunanistan&#8217;da ise sadece Batı Trakya Türkleri mübadeleden muaf tutulmuşlardır. Değişimin çok büyük bir bölümü 1923-1924 yıllarında gerçekleşmiş, ancak geriye kalan az sayıda olayda 1930 İnönü-Venizelos sözleşmesine dek zorunlu göç uygulamasına devam edilmiştir. 1934&#8242;de Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü&#8217;ne aday gösterildi. Ancak Nobel Ödül Komitesi değerlendirmeye almadı.</p>
<p><strong>Milletler Cemiyeti</strong></p>
<p>Türkiye 13 Nisan 1932 tarihinde yapılan Cenevre Silahsızlanma Konferansı’nda Milletler Cemiyeti ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine İspanya ve Yunanistan Türkiye’nin Milletler Cemiyeti&#8217;ne kabul edilmesini teklif etmiştir. Türkiye’nin barışçı siyasetini gözlemleyen Milletler Cemiyeti bu teklifi 6 Temmuz 1932&#8242;de genel kurulda oybirliği ile kabul etmiştir.Türkiye 18 Temmuz 1932&#8242;de bu cemiyete üye olmuştur.Milletler Cemiyeti&#8217;nin yerini 1945 yılından itibaren Birleşmiş Milletler almıştır.</p>
<p><strong>Balkan Antantı</strong></p>
<p>Balkan Anlaşma Yasası, 9 Şubat 1934 tarihinde Atina&#8217;da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan anlaşmadır.</p>
<p>1933’te sonra Almanya’da Nazi Partisi&#8217;nin iktidara gelmesi, İtalya’nın Akdeniz’de ve Balkanlar&#8217;da genişleme çabası ve Avrupa devletlerinin silahlanma yarışına girmesi dünya barışını tehdit etmeye başladı. Bu gelişmeler sonucunda Balkan devletleri arasında bir yakınlaşma meydana geldi. 14 Eylül 1933 tarihinde Ankara&#8217;da Türkiye ile Yunanistan Arasında İçten Anlaşma Yasası, 17 Ekim 1933 tarihinde Ankara&#8217;da Türkiye ile Romanya arasında Dostluk, Saldırmazlık, Hakemlik ve Uzlaştırma Andlaşması, 27 Kasım 1933 tarihinde Belgrad&#8217;da Türkiye &#8211; Yugoslavya Dostluk, Saldırmazlık, Yargısal Çözüm, Hakemlik ve Uzlaştırma Andlaşması imzalandı.</p>
<p><strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi</strong></p>
<p>Lozan Konferansı&#8217;nda Türkiye ve İtilaf Devletleri arasında Boğazlar rejimiyle ilgili Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştı. 1923 yılında imzalanan anlaşmanın tarafları İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya, Sovyetler Birliği ve Türkiye’dir. Bu sözleşme sayesinde savaş ve barış zamanında ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi serbest olacaktı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaşmasıyla birlikte Avrupa&#8217;da birçok siyasi değişiklik oldu. Boğazların herhangi bir saldırıya karşı korunmasını üstlenen devletlerden İtalya, Habeşistan&#8217;a saldırdı. Japonya ise kendi isteğiyle Milletler Cemiyeti’nden ayrıldı. Dünya barışının korunması için toplanan konferanslar neticesiz kalmış,tüm devletler silahlanmaya başlamıştı.</p>
<p>Siyasi ortamın bozulduğunu gören Atatürk, Boğazlar meselesini kesin olarak çözmeye karar verdi. Türk Hükümeti, Milletler Cemiyeti’ne başvurarak Lozan Antlaşması&#8217;ndaki Boğazlara ait hükümlerin değiştirilmesini talep etti.</p>
<p>Bunun üzerine İsviçre&#8217;nin Montreux şehrinde bir konferans toplanmış ve 20 Temmuz 1936&#8242;da Türkiye, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Japonya ve Sovyetler Birliği arasında Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Konferansa katılmamış olan İtalya daha sonra 2 Mayıs 1938&#8242;de Boğazlar Sözleşmesi&#8217;ne katılmıştır. Montreux Boğazlar Sözleşmesi&#8217;nin ana maddeleri şunlardır:</p>
<p>Boğazlar kayıtsız şartsız Türk hakimiyetine bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.<br />
Barış zamanında her devletin ticaret gemileri serbestçe geçebilecek, ancak savaşta ve barışta asker ve sivil hava kuvvetlerinin geçmesine izin verilmeyecektir.<br />
Savaş zamanında eğer Türkiye tarafsız kalmışsa ticaret gemileri geçebilecektir.<br />
Barış zamanında denizaltı gemileri müstesna olmak şartıyla savaş gemileri on beş gün evvel Türkiye Hükümeti&#8217;ne haber verecek, gidecekleri yer, isim, tip ve adetleri bildirilecek ve uçak kullanmamak şartıyla Boğazlardan geçebileceklerdir.<br />
Eğer Türkiye savaşa girmişse yalnız tarafsız devletlere mensup ticaret gemileri, düşmana hiçbir surette yardımda bulunmamak şartıyla gündüzün serbestçe geçebileceklerdir.http://www.buzlu.org</p>
<p>Montreux Sözleşmesi 20 yıl yürürlükte kalacaktı. Ancak bu sürenin dolmasından 2 yıl önce antlaşmanın taraflarından hiçbirisi sözleşmenin iptalini istemezse, sözleşme yürürlükte kalmaya devam edecekti. Montreux Sözleşmesi&#8217;nin 1956&#8242;da süresi dolduğu halde böyle bir iptal isteği hiçbir ülke tarafından yapılmadığı için halen yürürlüktedir.</p>
<p><strong>Sadabat Paktı</strong></p>
<p>İtalya&#8217;nın doğu ülkelerini hedef alan istila politikası nedeniyle Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937&#8242;de Tahran&#8217;da Sadabad Sarayı&#8217;nda imzalanmıştır.Devletler antlaşma ile dostluk ilişkilerini sürdüreceklerini, Milletler Cemiyeti Paktı ve Briand-Kellog Paktı&#8217;na bağlı kalacaklarını, birbirinin iç işlerine karışmayacaklarını,birbirlerine saldırmayacaklarını, ortak çıkarlarıyla ilgili konularda birbirlerine danışacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini belirtmişlerdir.</p>
<p><strong>Hatay Sorunu</strong></p>
<p>Mondros Ateşkes Antlaşması&#8217;ndan sonra İskenderun Sancağı, Suriye’den Anadolu’ya ilerleyen Fransızlarca işgal edilmiştir. Böylece, birçok yerde olduğu gibi, Hatay’da da bir Millî Mücadele cephesi oluşmuştur.</p>
<p>20 Ekim 1921‘de, Fransa ile imzalanan, Ankara Antlaşması’nın 7. maddesine göre İskenderun, Suriye sınırları içerisinde kalacak; burada özel bir idare kurulup, Türk kültürünü geliştirmek için her türlü kolaylıktan yararlanılacaktır, resmi dil Türkçe olacak ve Türk parası geçerli olacaktır.</p>
<p>Lozan Antlaşması’nda ise Suriye ile Türkiye arasında çizilen sınıra göre Hatay, Türk sınırları dışında kalmıştır.</p>
<p>1936 yılında Suriye’ye bağımsızlık veren ve Suriye ile Fransa arasında ittifak kuran anlaşmada İskenderun Sancağı hakkında hiçbir hüküm yer almıyordu. Fransa, Suriye’den çekilirken, sancak üzerindeki yetkilerini Suriye’ye terk etmekteydi. Türk Hükümeti durumu kabul etmedi. Cenevre’deki Milletler Cemiyeti toplantısında Fransa ile yapılan görüşmeler netice vermeyince 9 Ekim 1936’da Fransa’ya resmî bir nota vererek, Suriye’ye yapıldığı gibi İskenderun Sancağı’na da bağımsızlık verilmesini istedi. Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında: “Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük bir mesele, hakiki sahibi öz Türk olan, İskenderun — Antakya ve çevresinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatini bilenler ve hakkı sevenler, alâkamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler” diyordu.</p>
<p>Fransız büyükelçisi ile olan bir konuşmasında ise: “Hatay benim şahsî davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” demiştir. 27 Ocak 1937’de Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti, Hatay’ın bağımsızlığını kabul etmiş ve bir seçimle nüfus çoğunluğunun tespit edilmesine karar vermiştir. Atatürk’ün Hatay’ı silâh zoruyla alabileceğini düşünen Fransızlar askerî bir anlaşma yapmayı istediler; bu anlaşma yapıldı. Anlaşma ile Hatay’da tarafsız bir seçim kabul edilerek, bunun için de bir kısım asker gücünün Hatay’a girmesine karar verildi. Kurmay Albay, Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk birlikleri, Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve Meclis çoğunluğunu Türkler kazandı. Böylece bağımsız Hatay Cumhuriyeti 12 Eylül 1938’de kuruldu. Bu Cumhuriyet ise, 30 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılma kararını aldı.</p>
<p><strong>Doğum tarihi hakkında</strong></p>
<p>Atatürk&#8217;ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Kendisi de bilmiyordu. Gregoryen takvimi 26 Aralık 1925&#8242;ten sonra Türkiye&#8217;de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise Osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. Bu dönemde kullanılan Hicri takvim ve Rumi takvimin ortak noktaları, Atatürk&#8217;ün kaydedilen doğum yılı olan 1296&#8242;nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir.</p>
<p>Faik Reşit Ünat araştırmaları sırasında Zübeyde Hanım&#8217;ın Selanik&#8217;teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. Aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular Atatürk&#8217;ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (Ocak veya Şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. Atatürk&#8217;ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi Makbule Atadan ise annesinin ona Mustafa Kemal&#8217;in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. Enver Behnan Şapolyo Zübeyde Hanım&#8217;ın 23 Kânunievvel 1296&#8242;da doğduğunu söylediğini belirterek Atatürk&#8217;ün 23 Aralık 1880&#8242;de doğduğunu öne sürmüş, Şevket Süreyya Aydemir ise bu tarihin 4 Ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir.</p>
<p>Şişli Atatürk Müzesi&#8217;nde gösterimde bulunan Atatürk&#8217;ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir. 1882 doğumlu olan Ali Fuat Cebesoy Şişli&#8217;deki evinde kendisinin &#8220;Rauf Bey&#8217;le ben senin ağabeyin sayılırız. Çünkü ikimiz de senden birer yaş büyüğüz.&#8221; diye konuşmasını kaynak göstererek &#8220;1881 tevellütlü&#8221; olduğunu yazmıştır.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs tarihinin Atatürk&#8217;ün doğum günü olarak kabulü tarihçi Reşit Saffet Atabinen&#8217;in bir jestinin sonucudur. Atabinen&#8217;in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 Mayıs&#8217;ın önemini iyi şekilde yansıttığı için Atatürk&#8217;ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “Gazi” günü için Atatürk&#8217;ün doğum gününü sorması üzerine Atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve Gazi Günü için 19 Mayıs&#8217;ı önermiştir.</p>
<p>Tevfik Rüştü Aras, Atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 Mayıs ve 20 Mayıs arasına daralttıklarını söyler. Atatürk bu araştırmadan sonra “neden 19 Mayıs olmasın” demiştir. Bu tarih resmi olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. Ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 Mayıs günü, Rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi Rumi 1296 yılıdır. Rumi 1296 yılı 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasında sürmüştür, bu sebeple alternatif olarak Atatürk&#8217;ün doğum tarihi 19 Mayıs 1880 olabilir.</p>
<p>Bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. Mustafa Kemal Derneği eski başkanı Muhtar Kumral 13 Mart 1958&#8242;deki bir basın konferansında Atatürk&#8217;ün doğum tarihini Atatürk&#8217;ün kız kardeşi Makbule Atadan&#8217;ın sözlerine dayanarak 13 Mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir. Ancak Gregoryen 13 Mart 1881, Rumi 1 Mart 1297&#8242;ye denktir, Atatürk&#8217;ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün Rumi 1296&#8242;da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, Atatürk&#8217;ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. Atatürk&#8217;ün doğum günü Gregoryen 1880 veya 1881&#8242;e denk geliyor olabilir. Atatürk&#8217;ün doğum günü, kendi onayıyla resmi olarak 19 Mayıs olarak belirlenmiştir. Bu gün Türk Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür.</p>
<p><strong>Nüfus Cüzdanı</strong></p>
<p>27 Mart 1923 tarihinde Ankara Nüfus Müdürlüğünce verilen nüfus cüzdanına göre, Boy: Orta, Saç: Sarı, Kaş: Sarı, Göz: Mavi, Burun: Adeta, Ağız: Adeta, Bıyık: Sarı, kesik, Sakal: Tıraş, Çene: Uzunca, Çehre: Uzunca, Renk: Beyaz, Alamet-i farika-i tabiiye: Tam, İsim ve şöhreti: Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Tarih ve mahall-i veladeti: Selanik, 1296, Pederinin ismiyle mahall-i ikameti: Tüccardan müteveffa Ali Rıza Efendi, Validesinin ismiyle mahall-i ikameti: Müteveffiye Zübeyde Hanımefendi, Sanat ve sıfat ve hizmet ve intihab selahiyeti: TBMM Reisi ve Başkumandan, Müteehhil ve zevcesi müteaddid olup olmadığı: Bir zevcesi vardır, Derecat ve sunuf-ı askeriyesi: Müşir, İkametgâh ise Hacı Bayram Mahallesi 161/1 idi.</p>
<p>Yeni alfabenin kabulünden sonra yenilenmiş nüfus cüzdanlarından &#8220;993.814-B seri ve 51 sıra numaralı&#8221; cüzdanda adı: Kemal, soyadı Atatürk, &#8220;993.815-B seri ve 51 sıra numaralı&#8221; cüzdanda adı Kamâl, soyadı Atatürk, Meslek ve İçtimai vaziyeti: Reisicumhur, Medeni hali: Evli değildir, nüfus kütüğüne yazılı olduğu yeri ise Ankara Vilâyeti Çankaya Mahallesi Hane No. 139, Cilt: No. 56 ve Sahile No. 49 olarak yazılmıştır.</p>
<p><strong>Doğum yeri</strong></p>
<p>Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi (Bugünkü Apostolu Pavlu Caddesi No: 75, Aya Dimitriya Mahallesi, Selanik, Yunanistan)&#8217;nde bugün müze olan 3 katlı ve 3 odalı ve pembe boyalı evde doğdu. Şerafettin Turan&#8217;ın kitabında &#8220;Ahmet Subaşı ya da Hatuniye Koca Kasımpaşa semti&#8221; olarak geçmektedir.</p>
<p>Ancak Atatürk&#8217;ün üvey kız kardeşi Ruhiye Hanım&#8217;ın torunu Ferhat Babür&#8217;ün aktardığına göre Atatürk&#8217;ün doğduğu ev olarak bilinen yandaki resimde gösterilen evdeki Selanik Konsolosluğu binası, Atatürk&#8217;ün doğduğu ev değildir. O ev, Zübeyde Hanım&#8217;ın ikinci kocası, yani Atatürk&#8217;ün üvey babası Ragıp Bey&#8217;in evidir.</p>
<p><strong>İsmi</strong></p>
<p>Mustafa&#8217;ya neden &#8220;Kemal&#8221; isminin verildiğine yönelik çeşitli iddialar vardır. Afet İnan, bu ismi ona matematik öğretmeni Üsküplü Mustafa Efendi&#8217;nin &#8220;Kemal&#8221; adının anlamında olduğu gibi onun &#8220;mükemmel ve olgun&#8221; olduğunu göstermek için verdiğini söylemiştir. Ali Fuat Cebesoy ise bu adı matematik öğretmeninin onu kendisinden ayırt etmek için koyduğunu belirtir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün bir biyografisini yazmış olan yazar Andrew Mango ise Mustafa&#8217;nın bu adı Namık Kemal&#8217;in adında &#8220;Kemal&#8221; bulunduğu için kendisi koyduğunu iddia etmektedir.</p>
<p>1922-1934 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal veya sadece Gazi unvanıyla anılan Mustafa Kemal&#8217;e Soyadı Kanunu ile birlikte TBMM tarafından çıkarılan 24 Kasım 1934 tarihli ve 2587 sayılı kanun ile kendisine &#8220;Türklerin Atası&#8221; anlamına gelen Atatürk ismi verilmiştir. Yine aynı kanuna göre &#8220;Atatürk&#8221; soyadı veya öz adı başka kimse tarafından alınamaz, kullanılamaz.</p>
<p>Atatürk, &#8220;Kemal&#8221; ismini 1935&#8242;te &#8220;Kamâl&#8221; olarak değiştirdi. &#8220;Kamâl&#8221; adının Osmanlıcada &#8220;büyük kale&#8221; anlamına geldiği iddia edilmektedir.</p>
<p><strong>İlgi Alanları</strong></p>
<p>Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi severdi. Tavla ve bilardo oynamak hoşuna giderdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine ilgi duyuyordu.Sakarya adını verdiği atına ve köpeği Fox&#8217;a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu.Çankaya Köşkü&#8217;nde sık sık devlet adamlarının, sanatçıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, ülke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri verilirdi.</p>
<p>Temiz ve düzenli giyinmeye önem verirdi.Doğayı çok severdi. Sıkça Atatürk Orman Çiftliği&#8217;ne gider, modern tarıma geçiş amacıyla yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede Fransızca ve az Almanca biliyordu.</p>
<p>Afet İnan; öğretmeni olan İsviçreli antropolog Profesör Eugène Pittard&#8217;ın, kendisine doktora tezi olarak verdiği &#8220;Türk Milleti’nin Özellikleri&#8221; konusunda Atatürk&#8217;ten yardım istedi. Atatürk; Afet İnan&#8217;ın önce kendi görüşlerini yazmasını ve fikirlerini daha sonra belirteceğini söyledi. Afet İnan&#8217;ın uzun çalışmasına karşılık, Atatürk kurşun kalemle, iki küçük not kâğıdı üzerine kendi tanımını yaptı.</p>
<p>Şahsi ilişkileri</p>
<p>Ali Rııza Bey ve Zübeyde Hanım&#8217;ın Fatma (1872-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında iken o senelerde salgın olan difteri o zamanki adıyla kuşpalazı hastalığından öldüler.</p>
<p>En küçük kardeş Naciye, Mustafa Kemal&#8217;in Harp Okulu&#8217;nu bitirdiği sene, on iki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. Makbule Hanım 1956 yılına kadar yaşadı.</p>
<p>Makbule Atadan ve Salih Bozok&#8217;a göre, küçük Mustafa 12 yaşındayken Binbaşı Rüknettin&#8217;in 8 yaşındaki kızı Müjgân&#8217;a âşık olmuştur. Makbule Atadan&#8217;a göre ikinci aşkı Hatice olmuş ve Hatice&#8217;nin annesi müdahale ederek ilişkisini kesmiştir. Ardından Selanik Askeri komutanı Şevki Paşa&#8217;nın 12 yaşındaki kızı Emine (Emine Arık)&#8217;ye matematik dersi verirken âşık olmuştur. Bunun dışında Selanik&#8217;teyken Rum asıllı tüccar Eftim Karinte&#8217;nin kızı Eleni Kriyas&#8217;a âşık olduğu söylendiyse de kanıtlanmamıştır.</p>
<p>Milli Mücadele döneminde Ankara İstasyon Binası&#8217;nda ve eski Çankaya Köşkü&#8217;nde Zübeyde Hanım&#8217;ın ikinci eşi Ragıp Bey&#8217;in yeğeni Fikriye Hanım ile birlikte yaşıyordu. Fikriye hanımı Almanya&#8217;ya gönderdikten sonra 29 Ocak 1923&#8242;te İzmir&#8217;in sayılı zenginlerinden Uşakizade Muammer Bey&#8217;in kızı Latife Hanım&#8217;la evlendi. 1924&#8242;de yapılan Sonbahar Seyahati sırasında çift kavga etti ve Mustafa Kemal Paşa Erzurum&#8217;dan İsmet Paşa&#8217;ya telgraf çekerek boşanacağını bildirdi. Ancak az sonra yaverleri Salih Bey (Bozok) ve Kılıç Ali Bey&#8217;in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün manevi evlatları Abdurrahim Tuncak, Afife, Zehra, Rukiye Erkin, Nebile İrdelp, Sabiha Gökçen, Afet İnan, Sığırtmaç Mustafa ve Ülkü Adatepe&#8217;dir.</p>
<p>1916 yılında Bitlis Rus işgalinden kurtarıldığı yıllarda 16. Kolordu Komutanı Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa, savaşta bütün aile fertlerini kaybeden ve kimsesi kalmayan Abdurrahim&#8217;i evlatlık edindi. Abdürrahim bakılması için İstanbul&#8217;a annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule&#8217;nin yanına gönderildi. Zehra Aylin veya Zehra Mehmet; (Amasyalı Mehmet&#8217;in kızı), 1936 yılında Londra&#8217;dan ekspres treniyle Paris&#8217;e yolculuk ederken Amiens yakınlarında trenden düşerek hayatını kaybetti. Sabiha Gökçen ise ilk Türk kadın pilot ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu.</p>
<p><strong>Ölümü</strong></p>
<p>Atatürk&#8217;ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. Kendisine 1938 yılı başlarında siroz teşhisi konuldu. Avrupa&#8217;dan doktorlar getirildi. Türk ve yabancı doktorların tedavileri sonuç vermedi. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı saat 09:05&#8242;te İstanbul Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda hayatını kaybetti.</p>
<p>Cenazesi büyük bir törenle Ankara&#8217;ya uğurlandı ve Atatürk 21 Kasım 1938 günü Ankara&#8217;da yapılan büyük bir törenle Ankara Etnografya Müzesi&#8217;ndeki geçici kabrine konuldu. Bundan 15 yıl sonra da 10 Kasım 1953&#8242;te kendisi için yaptırılan Anıtkabir&#8217;deki ebedi istirahatgahında toprağa verildi. Vasiyetinde varlığını Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;na, Türk Tarih Kurumu&#8217;na ve Türk Dil Kurumu&#8217;na bıraktı, Makbule Atadan&#8217;ın Çankaya&#8217;da oturmasını istedi, Sabiha Gökçen için ev ve para verilmesini istedi, ayrıca İsmet İnönü&#8217;nün çocuklarına yurt dışı eğitim yardımı verdi.</p>
<p><strong>Hatırası</strong></p>
<p>Türkiye genelinde Atatürk&#8217;ün hatırasına inşa edilmiş pek çok yapıt bulunmaktadır: Atatürk Havalimanı, Atatürk Olimpiyat Stadı, Atatürk Barajı, Atatürk Köprüsü, Atatürk Üniversitesi vb. gibi. Bunların haricinde ülke çapındaki pek çok okul, cadde, stad, hastane gibi kurum, kuruluş ve altyapıya Atatürk&#8217;ün adı veya isimlerinin varyasyonları verilmiştir: Atatürk Bulvarı, Kemaliye Caddesi vs.</p>
<p>Artvin yöresine ait bir halk oyunu olan ve eskiden &#8220;Artvin Barı&#8221; olarak bilinen Atabarı da 1936 yılında Atatürk&#8217;ün karşısında oynanan bu oyunu Atatürk&#8217;ün çok beğenmesi üzerine Atabarı olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun</p>
<p>25 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen ve 31 Temmuz 1951 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayınlanarak yürürlüğe giren kanundur.Bu kanunun maddeleri şu şekildedir:</p>
<p>1. Atatürk&#8217;ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk&#8217;ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.</p>
<p>Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.</p>
<p>2. Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır.</p>
<p>Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.</p>
<p>3. Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re&#8217;sen takibat yapılır.</p>
<p>4. Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>5. Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.</p>
<p><strong>Eserleri</strong></p>
<p>Tâbiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih<br />
Takımın Muharebe Talimi (Almanca&#8217;dan çeviri &#8211; 1908)<br />
Cumalı Ordugâhı &#8211; Süvari: Bölük, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1910)<br />
Tâbiye ve Tatbikat Seyahati (1911)<br />
Bölüğün Muharebe Talimi (Almanca&#8217;dan çeviri &#8211; 1912)<br />
Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918)<br />
Nutuk (1927)<br />
Vatandaş İçin Medeni Bilgiler (Manevi kızı Afet İnan ile hazırladı) (1930)<br />
Geometri (isimsiz yayımlandı) (1937)<br />
Atatürk&#8217;ün Türk Gençliğine Hitabesi<br />
Atatürk&#8217;ün Onuncu Yıl Nutku (Dinle)<br />
Atatürk&#8217;ün Bursa Nutku<br />
Balıkesir Hutbesi</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ayrıca, 1915-1918 yılları arasında Anafartalar, Doğu Cephesi ve Karlsbad&#8217;daki hatıralarını yazdığı günlükleri de bulunmaktadır. Bunlardan Anafartalar Muharebatı&#8217;na Ait Tarihçe, Türk Tarih Kurumu tarafından kitap olarak yayımlanmıştır. 1908-1938 yılları arasında Mustafa Kemal&#8217;in imza attığı, yazdığı, söylediği kişisel notları dahil her şeyin toplandığı Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri adlı bir ansiklopedi de Kaynak Yayınları tarafından hazırlanmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/&amp;text=Atatürk&#8217;ün inkilapları eserleri ve ölümü&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/&amp;t=Atatürk&#8217;ün inkilapları eserleri ve ölümü">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/&amp;title=Atatürk&#8217;ün inkilapları eserleri ve ölümü&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+inkilaplar%C4%B1+eserleri+ve+%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-inkilaplari-eserleri-ve-olumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Milli Mücadele Yılları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 17:20:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali rıza]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetin ilanı]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[inkilaplar]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlık]]></category>
		<category><![CDATA[savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5505</guid>
		<description><![CDATA[Milli Mücadele (1919-1923) Örgütlenme 2 Şubat 1919 tarihinde Mersinli Cemal Paşa Doğudaki Osmanlı ordularını mütareke koşullarına göre düzenlemek için müfettiş olarak Anadolu&#8217;ya gönderilmişti. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe ve Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet, 1918 yılı Kasım ayında Osmanlı hükümetine nota verdiler. Doğuda Türklerin silahlanıp Hristiyanları öldürdüğünü buna karşı önlem alınmasını talep ettiler. Mustafa Kemal [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Milli-M%C3%BCcadele.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5506" title="Milli Mücadele" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Milli-M%C3%BCcadele.jpg" alt="" width="300" height="210" /></a></p>
<p>Milli Mücadele (1919-1923)</p>
<p><strong>Örgütlenme</strong></p>
<p>2 Şubat 1919 tarihinde Mersinli Cemal Paşa Doğudaki Osmanlı ordularını mütareke koşullarına göre düzenlemek için müfettiş olarak Anadolu&#8217;ya gönderilmişti. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe ve Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet, 1918 yılı Kasım ayında Osmanlı hükümetine nota verdiler.</p>
<p>Doğuda Türklerin silahlanıp Hristiyanları öldürdüğünü buna karşı önlem alınmasını talep ettiler. Mustafa Kemal Paşa, Padişah VI.Mehmet (Vahdettin) tarafından işgal kuvvetlerinin Yüksek Komiserlerinin verdiği notalar gereğince olağanüstü yetkilerle donatılarak Vilayet-i Sitte (Altı Vilayet)&#8217;deki Hristiyan ahaliyi korumak için görevlendirildi.</p>
<p>VI.Mehmet (Vahdettin) Samsun&#8217;a hareket etmeden önce kendisini ziyarete gelen Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya &#8220;Paşa Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir tarihe geçmiştir. Bunları unutun, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa Paşa, devleti kurtarabilirsin!&#8221; demiştir. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919&#8242;da Refet Bey (Bele), Kâzım Bey (Dirik), &#8216;Ayıcı&#8217; Mehmet Arif Bey, Hüsrev Bey (Gerede)lerle beraber Samsun&#8217;a çıkmıştır.</p>
<p>Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra Anadolu&#8217;da milisler (Kuvayı Milliye) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başlamıştı. 22 Haziran 1919&#8242;da Rauf Bey (Orbay), Kâzım Karabekir Paşa, Refet Bey (Bele) ve Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile birlikte Amasya&#8217;da yayımladığı genelgeyle &#8220;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını&#8221; ilan etti. Kâzım Karabekir Paşa tarafından Erzurum&#8217;da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Kongresine (Erzurum Kongresi) katıldı. <span id="more-5505"></span></p>
<p>Kongre üyelerinin ısrarıyla Osmanlı ordusundan istifa etti ve Kongre başkanlığına seçildi. 4 &#8211; 11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi&#8217;nde alınan kararları uygulamak amacıyla bir Temsil Heyeti oluşturulmuş ve başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir.27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;da heyecanla karşılandı. Osmanlı Meclis-i Mebusan&#8217;ın Mart 1920&#8242;de işgal güçlerince basılması ve önde gelen vatanperver mebusların tutuklanması üzerine 23 Nisan 1920&#8242;de Ankara&#8217;da Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılmasını sağladı. Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçildi. TBMM bir kurucu meclis gibi çalışarak Milli Mücadele&#8217;yi yürütecek olan Anadolu hükûmetinin altyapısını kurdu.<br />
<strong>Hâkimiyetin sağlanması</strong></p>
<p>Merkezi denetimden uzak bulunan Kuva-yı Milliye örgütleri dağıtılarak düzenli bir ordu oluşturuldu. Milli Mücadele&#8217;nin en kanlı çatışmaları, düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen Kuva-yı Milliye gruplarına karşı verildi<a href="http://www.buzlu.org" target="_blank">.</a></p>
<p>İngiltere başbakanı Lloyd George&#8217;a göre Yunanistan büyümeli ve İngiltere ile menfaatleri birleştirilmeliydi. Yunanistan boğazları Avrupa&#8217;ya açık tutmalı, Akdeniz&#8217;de İngiltere&#8217;nin çıkarlarına uygun davranmalıydı.</p>
<p>Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi. Sevres Antlaşması&#8217;nın kuvvet kullanılmadan uygulanamayacağı anlaşılmıştı. İtilaf Devletleri ise kuvvet kullanacak halde değildi. İtilaf Devletleri, Yunanlıları yalnız Türk illerini alıp kendi vatanına katmak için değil, kendi davalarını da yürütmek için Anadolu&#8217;ya çıkarmıştır.</p>
<p>Ancak İtilaf Devletleri de Türkiye&#8217;ye karşı uygulanacak politikalarda artık beraber değildir. İtalya Yunanlıların Anadolu&#8217;ya yerleşmesini ksıkanmıştır. Fransa ise Suriye&#8217;deki toprak kazançlarını yeterli görmektedir. Artık Yunanlılar kendi ordularıyla Anadolu&#8217;ya boyun eğdirmek zorundadır. Mustafa Kemal de Yunan ordusunu yenerse, Türkiye&#8217;yi kurtarmış olacaktır. 6 Ocak 1921 günü Bursa’dan Eskişehir&#8217;e ve Uşak’tan Afyon&#8217;a doğru iki kol hâlinde ileri harekâta başlayan Yunanlılar, 9 Ocak&#8217;ta İnönü mevzilerine kadar gelmişlerdir. http://www.buzlu.org</p>
<p>Ancak Türk Ordusu karşısında direnemeyeceklerini anlayarak, 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden çekilmek zorunda kalmışlardır. Birinci İnönü Muharebesi düzenli ordunun ilk zaferi olduğundan Kuvay-ı Milliye&#8217;den düzenli orduya geçiş hızlanmış, halkın yeni kurulan orduya güveni artmıştır. Bu başarı bütün dünyanın dikkatini çekmiş;İtilaf Devletleri, 26 Ocak 1921&#8242;de Osmanlı Devleti’nin Londra’ya bir heyet göndermesini ve bu toplantıda Ankara Hükûmetinden de temsilci bulundurulmasını istemişlerdir.</p>
<p>Birinci İnönü zaferinden sonra İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması&#8217;nda Türklerin yararına bir değişiklik yapılmasını görüşmek için Londra’da bir konferans toplanmasına karar vermişlerdir. 21 Şubat – 11 Mart 1921 tarihleri arasında yapılan konferansta, Türkler yararına bir sonuç çıkmamış,mücadele devam etmiştir.</p>
<p>Yunanistan, Londra Konferansı bitmeden, Anadolu’da yeni bir saldırı yapmak üzere hazırlıklara başlamıştır. 23 Mart 1921 günü sabah erken saatlerde, 3. Yunan Kolordusunun Batı Cephesinden, 1. Yunan Kolordusunun da Güney Cephesinden ileri harekete geçmesiyle muharebeler başlamıştır. 23 Mart – 1 Nisan 1921 arasında meydana gelen İkinci İnönü Muharebesi Türk Kuvvetlerinin zaferiyle sona ermiştir. Bu zaferden sonra Fransızlar Zonguldak&#8217;tan, İtalyanlar da Güney Anadolu&#8217;dan askerlerini çekmeye başlamıştır.</p>
<p>İnönü Savaşları&#8217;nda savunma taktiği uygulayan Türk Ordusu, Aslıhanlar- Dumlupınar çarpışmalarında ise henüz saldırı gücüne ulaşamadığını göstermişti. Bu durumdan yararlanmaya karar veren Yunan Ordusu İnönü, Eskişehir, Afyon ve Kütahya arasındaki çizgide yer alan Türk mevzilerine yüklenerek buraları işgal etmek ve Ankara&#8217;ya kadar ilerlemek istiyordu. Takviye birliklerle iyice güçlenen Yunan Ordusu 10 Temmuz 1921&#8242;den itibaren saldırıya geçti ve 20 Temmuz&#8217;a kadar yaptıkları saldırılarla Türk Kuvvetlerini geri çekilmeye zorladılar. Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusunun Sakarya Irmağı&#8217;nın doğusuna kadar çekilmesini gerekli gördü.</p>
<p>Böylece vakit kazanılacaktı. Bu savaşlar sonunda Eskişehir, Kütahya, Afyon gibi büyük stratejik bölgeler elden çıktı.TBMM&#8217;de moral bozukluğu yaşandı ve sert tartışmalar meydana geldi.Ancak Yunan Ordusu büyük ateş ve silah üstünlüğüne rağmen,Türk Ordusunu yok edememişti.Türk Ordusu, güvenli bir şekilde Sakarya&#8217;nın doğusuna çekilmişti.</p>
<p>Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Büyük Millet Meclisi içinde iktidara yani Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya karşı tepkiler artmaya başladı. Bu muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya baskı yapmaya başladılar. Gerçek niyetleri ise O&#8217;nu Ankara&#8217;dan uzaklaştırmak ve Enver Paşa&#8217;nın iktidarını sağlamaktı. Mustafa Kemal Paşa, 4 Ağustos1921 günü Büyük Millet Meclisi&#8217;nde yaptığı konuşmayla başkumandan olmayı kabul ettiğini ancak başkumandanlığının faydalı olabilmesi için Meclis&#8217;in ordu ile ilgili yetkilerini üç ay süreyle kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini açıkladı.</p>
<p>Paşa&#8217;nın başkumandanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri suya düşürülmüş oldu.5 Ağustos 1921 günü oybirliği ile çıkartılan yasa ile Mustafa Kemal Paşa, TBMM Orduları Başkumandanlığı&#8217;na getirildi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa,Başkumandanlığa geçmesinin hemen ardından yayınladığı Tekalif-i Milliye Emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı. 12 Ağustos&#8217;ta Polatlı&#8217;da teftiş yaparken attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nde Yunan Ordusu&#8217;nun hücum gücü tükendi.Bu zaferden sonra 19 Eylül 1921&#8242;de Büyük Millet Meclisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya Müşir rütbesi ve Gazi unvanı verdi.</p>
<p>Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zararı; 5713 şehit, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 49.289&#8242;dur. Yunan ordusunun zararı; 3758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.007&#8242;dir.</p>
<p>Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden sonra, 13 Ekim 1921&#8242;de Ankara Hükümeti ile Güney Kafkas Cumhuriyetleri arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır. Böylece Türkiye&#8217;nin doğu sınırı tamamen güvenlik altına alınmıştır. Fransa ise TBMM Hükümeti ile 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması&#8217;nı imzalamıştır.</p>
<p>Bu antlaşma ile Fransa TBMM Hükümeti&#8217;ni tanımış ve Hatay-İskenderun dışında, Türkiye&#8217;nin bugünkü güney sınırı çizilmiştir. Antlaşma sayesinde güney cephesi güvenli duruma geldiğinden buradaki Türk birlikleri de Batı Cephesi&#8217;ne kaydırılmıştır. İtalyanlar ise, Sakarya Zaferi&#8217;nden sonra Güney Ege ve Akdeniz bölgelerinde tutunamayacaklarını anlayarak 1921 yılı sonuna kadar işgal ettikleri yerlerden çekilmiştir. Sakarya Zaferi sonrasında İngiltere de Ankara&#8217;yı tanımış ve İngiltere ile 23 Ekim 1921 günü tutsakların serbest bırakılması konusunda antlaşma yapılmıştır.</p>
<p>26 Ağustos 1922 sabahı büyük bir dikkatle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konuldu. 26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın son aşamasıdır. 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Muharebesi&#8217;nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü imha edildi.</p>
<p>31 Ağustos&#8217;ta Mustafa Kemal Paşa komutanlarını Çalköy&#8217;deki karargahında toplayarak kaçabilen Yunan kuvvetlerinin hızlı bir şekilde takip edilmesini ve İzmir ile civarındaki kuvvetleriyle birleşmemesi için üç koldan Ege’ye doğru ilerlenmesini doğru bulduğunu dile getirdi. 1 Eylül günü Başkomutan Mustafa Kemal bir bildiri yayımlayarak ordulara şu emrini verdi:“Bütün arkadaşlarımın Anadolu&#8217;da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz&#8217;dir. İleri!”.</p>
<p>Türk kuvvetleri 2 Eylül’de Uşak’a girmiş, burada Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis esir edilmiştir. 9 Eylül&#8217;de Türk Süvarileri İzmir&#8217;e girdi. 18 Eylül 1922&#8242;ye kadar yapılan Takip Harekâtıyla tüm Batı Anadolu’daki Yunan birlikleri sınır dışına çıkarıldı. Türk ordusunun kazandığı bu başarı, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci tetiklemiştir.</p>
<p>Karşıyaka&#8217;da Mustafa Kemal&#8217;in kalması için yakınları Yunanlıların elinde esir olan bir baba-oğul evlerini hazırlamıştır. Bu evde daha önce Yunan Kralı Konstantin de kalmış,eve merdivenlerde ayakları altına serilen Türk Bayrağı&#8217;nı çiğneyerek girmiştir. Bu kez baba-oğul merdivenlere Yunan Bayrağı&#8217;nı sermiştir.Mustafa Kemal Paşa eve girecekken &#8220;Lütfedin,bu karşılıkla bu lekeyi silin!&#8221; denilmiştir. Mustafa Kemal Paşa da &#8220;O, geçmişse hata etmiş;bir milletin onuru olan bayrak çiğnenmez,ben onun hatasını tekrar etmem.Bayrağı kaldırın yerden.&#8221; diyerek bayrağı kaldırtmıştır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org" target="_blank">http://www.buzlu.org</a><br />
<strong>Barış</strong></p>
<p>Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923&#8242;te imzalanan Lozan Antlaşması&#8217;yla sonuçlandı.Bu antlaşma ile Sevr Antlaşması yürürlükten kalkmış, Türkiye Cumhuriyeti Lozan Antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.</p>
<p>Milli Mücadele sonrasında Türkiye&#8217;de iki başlı bir yönetim ortaya çıkmıştı. TBMM 1 Kasım 1922&#8242;de Osmanlı saltanatını lağvedip Vahdettin&#8217;i tahttan indirerek İstanbul hükümetinin hukuki varlığına son verdi. 16 Ocak 1923&#8242;te İzmit Hünkâr Kasrı&#8217;nda İstanbul&#8217;dan gelen gazetecilerle mülakat yapıldığında Vakit başyazarı Ahmet Emin Bey (Yalman)&#8217;in Kürt meselesi hakkında sorusuna karşı &#8216;Başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir&#8217; diyerek Kürtlere özel statü tanımamak için ihtiyatlı davrandı.</p>
<p>8 Nisan 1923&#8242;te, yayımlanan Dokuz Umde ile Gazi Mustafa Kemal yeni rejimin temelini oluşturacak olan Halk Fırkası&#8217;nın temellerini attı. Nisan ayında yapılan İkinci Meclis seçimlerine sadece Halk Fırkası&#8217;nın katılmasına izin verildi. Mebus adayları fırkanın genel başkanı sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal tarafından belirlendi.</p>
<p>25 Ekim 1923 günü aynı anda hem Başbakanlık hem de İçişleri Bakanlığı görevlerini yürüten Fethi Bey,İçişleri Bakanlığını bıraktığını açıkladı. Aynı gün Meclis İkinci Başkanlığı görevini yapan Ali Fuat Paşa&#8217;da ordu müfettişliğine atandığı için görevinden ayrıldı. Bu iki boş koltuk için yapılan seçimleri Gazi Mustafa Kemal&#8217;e muhalif olan milletvekilleri kazandı.</p>
<p>Meclis İkinci Başkanlığına Rauf Bey,İçişleri Bakanlığına Sabit Bey seçildiler. Bu durumdan hoşnut olmayan Gazi Mustafa Kemal, 26 Ekim 1923&#8242;te Başbakan Fethi Bey&#8217;den &#8220;Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili&#8221; Fevzi Paşa&#8217;nın dışında hükümetin istifa etmesini ve istifa edenlerin yeniden seçilirlerse görevi kabul etmemesini istedi. Böylece bir hükümet krizi yaratılmış oldu. Yeni bakanlar kurulu üyelerinin 29 Ekim günü seçileceği duyuruldu.</p>
<p>Bu gelişmeler üzerine &#8220;Cumhuriyet İlanı&#8221; ile işi kökünden çözmeye karar veren Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923 gecesi Çankaya&#8217;da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve &#8220;Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.&#8221; diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa&#8217;yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu&#8217;nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar.</p>
<p>29 Ekim 1923 Pazartesi günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal&#8217;den düşüncelerini açıklaması istendi. Gazi Mustafa Kemal, bunalımdan çıkış yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu. Tasarının parti grubunda kabulünden sonra aynı akşam saat 18:45&#8242;te TBMM Genel kurul toplantısı başladı. Anayasa Komisyonu&#8217;nun değişiklik ile ilgili rapor ve önergesi genel kurulun onayına sunuldu ve 29 Ekim 1923 Pazartesi akşamı saat 20.30&#8242;da milletvekillerinin alkışları ve &#8220;Yaşasın Cumhuriyet&#8221; sesleri ile Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-milli-mucadele-yillari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/&amp;text=Atatürk&#8217;ün Milli Mücadele Yılları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/&amp;t=Atatürk&#8217;ün Milli Mücadele Yılları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/&amp;title=Atatürk&#8217;ün Milli Mücadele Yılları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-milli-mucadele-yillari%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Milli+M%C3%BCcadele+Y%C4%B1llar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-milli-mucadele-yillari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Askerlik Yılları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 09:58:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali rıza]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5502</guid>
		<description><![CDATA[Askerlik (1905-1918) Erken dönem Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, mezuniyetinin ardından merkezi Şam&#8217;da bulunan 5.Ordu&#8217;ya staja gönderildi. Bu stajında piyade, süvari ve topçu sınıflarında görev aldı.1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) ile birlikte 5. Ordu emrinde görev yaptı. İlk stajı 5. Ordu&#8217;ya bağlı 30&#8242;uncu Süvari Alayı&#8217;nda gerçekleşti Bu dönemde düşük rütbeli stajer bir kurmay [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/atat%C3%BCrk-asker.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5503" title="atatürk asker" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/atat%C3%BCrk-asker.jpg" alt="" width="335" height="347" /></a></p>
<p>Askerlik (1905-1918)</p>
<p><strong>Erken dönem</strong></p>
<p>Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, mezuniyetinin ardından merkezi Şam&#8217;da bulunan 5.Ordu&#8217;ya staja gönderildi. Bu stajında piyade, süvari ve topçu sınıflarında görev aldı.1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) ile birlikte 5. Ordu emrinde görev yaptı. İlk stajı 5. Ordu&#8217;ya bağlı 30&#8242;uncu Süvari Alayı&#8217;nda gerçekleşti Bu dönemde düşük rütbeli stajer bir kurmay subay olarak Suriye&#8217;nin çeşitli bölgelerindeki isyanlarla ilgilenen Mustafa Kemal, &#8220;küçük savaş&#8221; (gerilla savaşı) üzerine tecrübe kazandı. İsyanlarla uğraştığı dört aydan sonra Şam&#8217;a döndü. 1906 Ekim ayında Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit (Özdeş) Bey ve askerî tabip Mustafa Cantekin ile birlikte &#8216;Vatan ve Hürriyet&#8217; adlı bir cemiyeti kurduktan sonra ordudan izinsiz Selânik&#8217;e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı Cemil Bey (Uybadın)&#8217;in yardımıyla karaya çıktı ve orada cemiyetinin şubesini açtı.</p>
<p>Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, Yafa&#8217;ya dönüp oranın komutanı Ahmet Bey&#8217;e Mısır sınırında Bîrüssebi&#8217;ye gönderildiğini bildirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal Bey&#8217;i Bîrüssebi&#8217;ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar Şam&#8217;a gönderildi. 20 Haziran 1907&#8242;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907&#8242;de 3.Ordu&#8217;ya kurmay olarak atandı. Ancak Selânik&#8217;e vardığında &#8216;Vatan ve Hürriyet&#8217;in şubesinin İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8217;ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de 1908 Şubat ayında İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8217;ne üye oldu (Üye numarası: 322). 22 Haziran 1908&#8242;de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.<span id="more-5502"></span></p>
<p>23 Temmuz 1908&#8242;de Meşrutiyet&#8217;in ilanından sonra Aralık 1908 sonlarında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere bugünkü Libya&#8217;nın bir parçası olan Trablusgarp&#8217;a gönderildi. Burada 1908 Devriminin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı. Bu siyasi görevin yanı sıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında Bingazi garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti. Bu tatbikat süresince isyana meyilli Şeyh Mansur&#8217;un evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli, hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek ordu planlamaya başladı.</p>
<p>13 Ocak 1909&#8242;da 3.Ordu&#8217;ya bağlı Selânik Redif Fırkası&#8217;nın Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909&#8242;da Meşrutiyet&#8217;e karşı 3. Ordu&#8217;ya bağlı Taşkışla&#8217;da konuşlanmış 2. ve 4. Avcı Taburları&#8217;nın isyanıyla başlayan, diğer birliklerin katılımıyla genişleyen 31 Mart Ayaklanması&#8217;nı bastırmak üzere Selânik ve Edirne&#8217;den yola çıkarak Mirliva Mahmut Şevket Paşa komutasında 19 Nisan 1909&#8242;da İstanbul&#8217;a girecek olan Hareket Ordusu&#8217;na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmay başkanı oldu. Daha sonra 3.Ordu Kurmaylık, 3.Ordu Subay Talimgâhı Komutanlık, 5.Kolordu Kurmaylık, 38.Piyade Alay Komutanlık görevlerinde bulundu.</p>
<p>Mustafa Kemal Bey, 12 Eylül &#8211; 18 Eylül 1910&#8242;da Fransa&#8217;da düzenlenen Picardie Manevraları&#8217;na gönderildi. Burada uçakların deneme uçuşuna davet edildiyse de yanındaki komutanının uyarısıyla uçağa binmedi. Bineceği uçak yere çakıldı ve uçağın içinde bulunanlar öldü. Bazı yazarlar, ömrü boyunca uçağa binmeyen Atatürk&#8217;ün bu davranışını, Picardie Manevraları&#8217;nda yaşadığı olayın ardından temkinli davranmasına bağlamışlardır.</p>
<p>Mustafa Kemal Bey, dönüşünün ardından 27 Eylül 1911&#8242;de İstanbul&#8217;da Genelkurmay Karargâhında görev aldı.<br />
<strong>Trablusgarp Savaşı</strong></p>
<p>İtalyanların Trablusgarp&#8217;a saldırısıyla 29 Eylül 1911&#8242;de başlayan Trablusgarp Savaşı&#8217;nda, 27 Kasım 1911&#8242;de Binbaşı olan Mustafa Kemal Bey, Binbaşı Enver Bey, Fuat (Bulca), Nuri (Conker) ve Binbaşı Fethi (Okyar) gibi diğer İttihatçı subaylarla birlikte 18 Aralık 1911&#8242;de hareket etti. Mustafa Kemal ile grubu, Mısır&#8217;da Kahire ve İskenderiye üzerinden Bingazi&#8217;ye gitti. 19 ekimde İskenderiye&#8217;den yola çıktıktan bir süre sonra bir hastalık geçirdi. 22 Aralık&#8217;ta Tobruk yakınında zafer kazandı. Derne&#8217;deki 16 &#8211; 17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralanıp bir ay hastanede tedavi gördü ve 6 Mart&#8217;ta Derne Komutanlığı&#8217;na getirildi. Aynı yılın eylülünde başlayan barış görüşmelerine rağmen çatışmalar sürerken, Karadağ&#8217;ın 8 Ekim&#8217;de Osmanlı Devleti&#8217;ne savaş ilan etmesi ve Balkan Savaşlarının başlaması nedeniyle barışa razı olunmasıyla Mustafa Kemal ve diğer subaylar İstanbul&#8217;a geri döndüler.<br />
<strong>Balkan Savaşları</strong></p>
<p>Mustafa Kemal Bey Balkan Savaşları&#8217;nın patlak vermesiyle 24 Ekim 1912&#8242;de İstanbul&#8217;a hareket etti ve 24 Kasım 1912&#8242;de karahgâhı Bolayır&#8217;da bulunan Bahr-i Sefit Boğazı (Akdeniz Boğazı) Kuvayi Mürettebesi Harekât Şubesi Müdürlüğü&#8217;ne atandı. General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4. Ordusu tarafından yenildi. Haziran 1913&#8242;de başlayan İkinci Balkan Savaşı&#8217;nda Dimetoka ve Edirne&#8217;ye girdi.</p>
<p>27 Ekim 1913&#8242;te Sofya Askerî Ataşeliği&#8217;ne atanarak yakın arkadaşı Sofya Sefiri (Elçisi) Fethi Bey (Okyar)&#8217;in altında çalıştı. Ek görev olarak Belgrad ve Çetine Askerî Ataşeliğini de yürüttü. Bu görevde iken 1 Mart 1914&#8242;te Kaymakam (Yarbay)lığa yükseldi.<br />
Birinci Dünya Savaşı</p>
<p>Askerî Ataşe görevi Ocak 1915&#8242;te sona erdi. Bu sırada 28 Temmuz 1914&#8242;de I. Dünya Savaşı başladı, Osmanlı Devleti de 29 Ekim 1914&#8242;te savaşa girdi. 20 Ocak 1915&#8242;de Mustafa Kemal Bey 3.Kolordu emrinde Tekfurdağ&#8217;da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı.</p>
<p>19. Fırka, 23 Mart 1915&#8242;te Müstahkem Mevki Komutanlığı emriyle Eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 Nisan 1915&#8242;te Gelibolu Yarımadası&#8217;na İtilaf Devletleri&#8217;nin yaptığı çıkartmalarıyla Çanakkale Savaşı başladı. 3.Kolordu komutanı Mehmet Esat Paşa&#8217;nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey Arıburnu&#8217;na çıkan ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini Conkbayırı&#8217;nda durdurdu. Bu başarı üzerine 5.Ordu kumandanı Müşir (Mareşal) Otto Liman von Sanders Paşa&#8217;nın takdirini kazandı ve 1 Haziran 1915&#8242;te Miralay (Albay)lığa yükseldi. İngilizlerin Ağustos ayında Suvla Körfezi&#8217;ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 Ağustos akşamı Otto Liman von Sanders Anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 Ağustos&#8217;ta Anafartalar Zaferi&#8217;ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos&#8217;ta Kireçtepe ve 21 Ağustos&#8217;ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey, Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basını tarafından &#8220;Anafartalar Kahramanı&#8221; olarak kamuoyuna tanıtıldı.</p>
<p>14 Ocak 1916&#8242;da Gelibolu&#8217;dan Edirne&#8217;ye sevkedilmiş olan 16. Kolordu komutanlığına atandı. Edirne&#8217;de bulunduğu 2 ay kadar süre boyunca 16. Kolordu&#8217;nun ikmali, toparlanması ve eğitimi ile ilgilendi. Doğu Cephesinde Rus birlikleri Osmanlı 3. Ordusunu püskürtmüş 16 Şubatta Erzurumu, 3 Martta Bitlis, Muş, Van ve Hakkari&#8217;yi işgal etmişti. Albay Mustafa Kemal 15 Mart tarihinde 3. Ordu&#8217;yu desteklemesi için emrindeki 16. Kolordu ile birlikte Diyarbakır&#8217;a gönderildi. Rütbesine göre kendisine ağır bir sorumluluk verilen 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal 1 Nisan 1916&#8242;da Diyarbakırda iken Tuğgeneralliğe (Mirliva) yükseltildi ve Paşa unvanını aldı. Mustafa Kemal taktik bir geri çekilme emri verdi. Daha sonra beklenmedik bir saldırı ile Muş&#8217;u Ruslardan kurtararak Osmanlı birliklerine stratejik bir üstünlük sağladı. Kafkas Cephesindeki bu başarısından dolayı Altın Kılç madalyası ile ödüllendirildi. Ağustos ayında Muş ve Bitlis tümüyle Rus işgalinden kurtarıldı.</p>
<p>7 Mart 1917&#8242;de karargâhı Diyarbekir&#8217;de bulunan 2.Ordu Komutan Vekilliliğine atandıktan sonra Hicaz Kuuveyi Seferiyesi Komutanlığına getirilmek istendi. Ancak bunu kabul etmeyerek 5 Temmuz 1917&#8242;de Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığına atandı.</p>
<p>Mustafa Kemal Diyarbakır&#8217;dayken, İttihatçı fedailerden Yakup Cemil bir hükümet darbesi yapmaya karar vermiştir. Savaşın kaybedildiğini düşünmektedir. Tek kurtuluş yolunun Bab-ı Âli&#8217;yi basıp, hükümeti devirerek Başkomutan vekili ve Harbiye Nazırı&#8217;nı değiştirmek olduğuna inanmaktadır. Yeni Başkomutan vekili ve Harbiye Nazırı olarak da Mustafa Kemal&#8217;i düşünmektedir. Anlaştığı arkadaşlarından biri komployu Enver Paşa&#8217;ya haber vermiştir. Bunun üzerine Yakup Cemil kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Mustafa Kemal Falih Rıfkı Atay&#8217;a anlattığı hatıralarında şöyle demektedir: &#8220;O vakit tümenlerimden birine komuta eden Ali Fuad (Cebesoy)&#8217;a : Yakup Cemil asılmış. Sebebi de ben Başkomutan vekili ve Harbiye nazırı olmadıkça kurtuluş yoktur demiş. Dediğini yapmış bile olsaydı ben İstanbul&#8217;a gittiğimde ilk iş olarak Yakup Cemil&#8217;i cezalandırırdım. Eğer ben, o ve onun gibiler tarafından iktidara getirilecek bir adamsam, adam değilim!&#8221; demiştir.</p>
<p>15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihleri arasında Veliaht Vahdettin Efendi&#8217;nin maiyetinde Almanya&#8217;ya giderek Keiser II.Wilhelm, Genel Karargâhı ve Elsass bölgesini ziyaret etti.</p>
<p>1918 Haziran ayında Viyana ve (bugünkü adı Karlovy Vary olan) Karlsbad&#8217;a giderek tedavi gördü. Sultan Reşat&#8217;ın vefatı ve Vahdettin&#8217;in cülusu üzerine 2 Ağustos&#8217;ta İstanbul&#8217;a döndü. 15 Ağustos&#8217;ta 7.Ordu Komutanı olarak Filistin Cephesi&#8217;ne atandı ve ardından Fahri Yaver Hazreti Şehriyari (Padişahın Onursal Yaveri) unvanı verildi. Mustafa Kemal Paşa, 20 Eylül 1918 tarihinde VI.Mehmet (Vahdettin)&#8217;in başyaveri Naci (Eldeniz) Bey&#8217;e bir telgraf çekerek Yıldırım Orduları Grubu&#8217;nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükümette kendisinin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi. Ardından 6 Ekim&#8217;de 7. Ordu komutanlığından istifa etti.</p>
<p>19 Eylül 1918&#8242;de Allenby komutasındaki İtilaf kuvvetleri genel taarruza geçerek üç ordudan oluşan Yıldırım Orduları Grubu&#8217;nu ağır bir hezimete uğrattılar. 1 Ekim&#8217;de Şam, 25 Ekim&#8217;de Halep düştü.</p>
<p>30 Ekim 1918&#8242;de Mondros Mütarekesi imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. Mondros Mütarekenamesi 19. maddesi gereğince, Yıldırım Orduları Grubu kumandanı olan Otto Liman von Sanders Paşa&#8217;nın görevden alınması üzerine Mustafa Kemal Paşa bu göreve getirildi. Ancak 7 Kasım&#8217;da Yıldırım Orduları Grubu ile 7.Ordu lağvedildi.</p>
<p>10 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Kıt&#8217;alarının komutasını 2.Ordu Komutanı Nihat Paşa&#8217;ya bırakarak Adana&#8217;dan İstanbul&#8217;a hareket etti ve 13 Kasım&#8217;da İstanbul&#8217;a Haydarpaşa Garı&#8217;na ulaştı. Haydarpaşa&#8217;dan İstanbul&#8217;a geçerken boğaza demirli düşman savaş gemilerini gördüğünde ünlü &#8220;Geldikleri gibi giderler&#8221; sözünü söyledi. Fethi Bey (Okyar) ile birlikte Ahmet İzzet (Furgaç) Paşa yanlısı ve Ahmet Tevfik Paşa (Okday) karşıtı bir tavrı koyan Minber gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-askerlik-yillari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/&amp;text=Atatürk&#8217;ün Askerlik Yılları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/&amp;t=Atatürk&#8217;ün Askerlik Yılları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/&amp;title=Atatürk&#8217;ün Askerlik Yılları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-askerlik-yillari%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Askerlik+Y%C4%B1llar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-askerlik-yillari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 10:18:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali rıza]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5499</guid>
		<description><![CDATA[1839&#8242;da Kocacık&#8217;ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır&#8217;a bağlı Debre-i Bâlâ&#8217;dandır. Babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu&#8217;dan bölgeye göç etmiş olan Yörüklerdendir. Daha sonradan ailesi Selanik&#8217;e göç eden Ali Rıza Bey,burada gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapıyordu. Ali Rıza Bey, 1871 yılında 1857 yılında Selanik&#8217;e yakın Langaza&#8217;da doğan Zübeyde Hanım&#8217;la evlenmişti. Mustafa Kemal Atatürk, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk%C3%BCn-Gen%C3%A7li%C4%9Fiyle-ilgili.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5500" title="Atatürkün-Gençliğiyle-ilgili" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk%C3%BCn-Gen%C3%A7li%C4%9Fiyle-ilgili.jpg" alt="" width="448" height="282" /></a></p>
<p>1839&#8242;da Kocacık&#8217;ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır&#8217;a bağlı Debre-i Bâlâ&#8217;dandır. Babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu&#8217;dan bölgeye göç etmiş olan Yörüklerdendir. Daha sonradan ailesi Selanik&#8217;e göç eden Ali Rıza Bey,burada gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapıyordu. Ali Rıza Bey, 1871 yılında 1857 yılında Selanik&#8217;e yakın Langaza&#8217;da doğan Zübeyde Hanım&#8217;la evlenmişti.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, bu çiftin çocuğu olarak, Rumî 1296 olarak kayıtlı olmak ve günü belli olmamakla beraber 1881 yılında Selanik&#8217;te doğmuştur. Kendi doğum tarihini 19 Mayıs olarak ifade ve kabul etmiştir. Doğum Fatma, Ömer, Ahmet, Naciye, Fatma ve Makbule adlı beş kardeşi olsa da Mustafa ile birlikte sadece Makbule küçük yaşta ölmeden sağ kalabilmiştir.</p>
<p>Öğrenim çağına gelen Mustafa&#8217;nın hangi okula gideceği konusunda annesi ile babası arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Annesi Mustafa&#8217;nın Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebine gitmesini istiyor, babası ise o dönemki yeni yöntemlerle eğitim yapan Mektebi Şemsi İbtidai&#8217;nde (Şemsi Efendi Mektebi) okumasını istiyordu. <span id="more-5499"></span></p>
<p>En sonunda önce mahalle mektebine başlayan Mustafa, birkaç gün sonra Şemsi Efendi Mektebi&#8217;ne geçti. 1888 yılında babasını kaybetti. Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde dayısı Hüseyin&#8217;in yanında kalıp hafif çiftlik işleriyle uğraştıktan sonra Selanik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik&#8217;te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.</p>
<p>Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi&#8217;ndeki ev 1870&#8242;te Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878&#8242;de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır. Ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.</p>
<p>Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi&#8217;ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey ona anlamı mükemmellik, olgunluk olan &#8220;Kemal&#8221; adını verdi.Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal&#8217;in düşünce yapısını etkiledi.</p>
<p>Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi&#8217;ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli subay Hasan Bey&#8217;in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi&#8217;ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi&#8217;nde tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi&#8217;nin tarihe olan merakını güçlendirdi. Bu tarihte başlayan 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı&#8217;na gönüllü olarak katılmak istediyse de hem İdadi öğrencisi olduğu için, hem de 16 yaşında olduğundan dolayı cepheye gidememiştir. Bu okulu ikincilikle bitirdi.</p>
<p>13 Mart 1899&#8242;da İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye-i Şahane&#8217;ye girdi. Birinci sınıfı 27., ikinci sınıfı 11., üçüncü sınıfı 1902&#8242;de Mülazım bugünkü ismiyle Teğmen rütbesiyle 549 kişi arasından piyade sınıf sekizincisi (1317 &#8211; P.8) olarak bitirdi. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi&#8217;ne (Harp Akademisi) devam ederek 11 Ocak 1905&#8242;te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;text=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;t=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;title=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+%C3%87ocukluk+ve+Gen%C3%A7lik+Y%C4%B1llar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekim Devrimi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 10:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevik Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevikler]]></category>
		<category><![CDATA[Октябрьская революция]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[icraatları]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikolai Gorbunov]]></category>
		<category><![CDATA[Oktyabrskaya revolyutsiya]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[sovyetler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Lenin]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Milyutin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5471</guid>
		<description><![CDATA[Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir. Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5473" title="ekim devrimi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png" alt="" width="304" height="193" /></a></p>
<p>Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir.</p>
<p>Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim Devrimi ile Temmuz Günleri ile iktidarı tekleşerek ele geçiren ancak Kornilov Olayı ile güç ve destek kaybeden Geçici Hükümetten iktidar alınmış Bolşeviklerin ve müttefikleri olan Sol SR’ların çoğunlukta olduğu Sovyetlere verilmiştir.</p>
<p>Bu gelişmelerin üzerine Bolşevik karşıtı monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Rus İç Savaşını başlatmıştır. 1922 yılnda iç savaştan galip çıkan Bolşevikler Sovyetler Birliği&#8217;ni kuracaklardır.</p>
<p>İlk başlarda olaydan Ekim Darbesi veya 25 Ayaklanması olarak bahsedilir. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmi olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Arkaplanı</strong><br />
20.yüzyıla girildiğinde Rusya İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılmaktadır. Rusya Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşar.</p>
<p>Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşına girecek ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halk tarafından hissedilecektir. Sonunda bu rahatsızlıklar 1917 yılının ilk aylarında Şubat Devrimi olarak adlandırılan olaylarla patlak verir ve Çarlık rejimi devrilir.<span id="more-5471"></span></p>
<p>O zamana kadar toplanmakta olan Duma çoğunluğunu Çarlık rejimine yakın çevrelerin oluşturduğu milletvekilleri Geçici Hükümeti kurduklarını ilan ederek yönetimi almaya çalışsa da tabanda örgütlenen asker, köylü ve işçi sovyetleri de alternatif iktidar olarak ortaya çıkar ve ikili bir iktidar dönemi yaşanır.</p>
<p>Ancak Geçici Hükümetin uyguladığı poltikalar Çarlık rejimi politikalarından pek de farklı olmadığından ötürü rahatsızlıklar sürmektedir.</p>
<p>Şubat Devriminin çıkış sebeplerinden birisi olan halktaki barış isteği dikkate alınmamış, İtilaf Devletlerinin istekleri doğrultusunda I. Dünya Savaşına devam edilmiştir. Mayıs ayında yaptığı açıklamada Geçici Hükümetin Dışişleri Bakanı Pavel Milyukov savaşa devam edileceğini ve zafere ulaşılana dek mücadelenin süreceğini açıklamıştır. Rus cephesindeki Alman ordularının Batı cephesine kaydırılmasını istemeyen İtilaf Devletlerinin baskısıyla alınan bu karar halkta galeyana yol açmış ve protesto edilmiştir.</p>
<p>Temmuz ayında Almanya İmparatorluğu ordularına karşı düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıdan sonra eylemlerde 500 bin işçi Geçici Hükümetin istifasını istemiştir. 16 temmuz günü kendiliğindne başlayan ve Temmuz Günleri olarak adlandırılan olaylarda askerler ve işçiler sovyetler lehine iktidarı almaya kalksalar da başarılı olamayacak ve Geçici Hükümet tarafından bastırılacaktır. Sovyet yönetimindeki Menşevik ve SR’lar da ayaklanmayı desteklememiş, bastırılmasından yana olmuşlardır. Gösterilerin bastırılması sırasında 56 kişi ölecek, 560 kişi de yaralanacaktır.</p>
<p>Bu dönemden sonra artık Sovyetler Geçici Hükümet karşısında bastırılmış durumdadır. Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gitmektedir. Sanayi ve ulaşımdaki düzensizlikler üretimin 1916 yılları seviyesine düşmesine yol açmış, kapanan işletmeler yüzünden yoğun işsizlik yaşanmaktadır. İşçilerin eline geçen ücret düşmüş ve alım gücü 1913 yılı seviyelerine gerilemiştir. Ülkenin borçları 50 milyar rubleyi aşmış durumdadır ve iflasın eşiğindedir.</p>
<p>Temmuz Günlerini özellikle Bolşeviklere karşı baskı dönemi izler. Lenin Finlandiya’ya kaçacak, Troçki başta olmak üzere çok sayıda Bolşevik lider tutuklanacaktır. Kurulan yeni Geçici Hükümette Aleksandr Kerenski başbakan olur.</p>
<p>Kerenski’nin bilgisi dahilinde ve Petrograd’daki sosyalist örgütlere karşı Çarlık Ordusu komutanlarından Lavr Kornilov komutasındaki Kazak Ordusu şehre gelerek sıkıyönetim ilan etmek ve idareyi ele almak için ilerler.</p>
<p>Kornilov Olayı olarak bilinen olay sırasında Kerenski paniğe kapılarak darbenin kendisini de tasifye edeceğini anlar ve o sırada en güçlü ve en örgütlü siyasi güç olan Bolşeviklerden yardım ister. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve diğer şehirlerdeki Bolşevik işçi ve askerler Kornilov karşıtı eylemler yaparlar.</p>
<p>Bolşevik Parti Merkez Komitesi 27 Ağustos 1917’de yaptığı açıkalmada Şubat Devrimi ile kazanışan herşeyi boğmak için Petrograd’a ilerleyen Kornilov birliklerinin durdurulması çağrısı yapar. Özellikle demiryolu işçilerinin engellemesi ve Kazak Bolşevik askerlerin propagandası sonucu Kornilov’un ordusu dağılır ve darbe girişmi başarısız olur. Bu olayda Bolşeviklerin gücü sınanmış olacak ve iktidarın alınamsında önemli bir evre geçilmiş olacaktır.</p>
<p>Kornilov’un darbesinin başarısız olmasıyla beraber Bolşeviklerin saygınlığı ve Sovyetlerdeki desteği artar. Petrograd, Moskova başta olmak üzere Briansk, Samara, Saratov, Tasritsyn, Minsk ve Kiev Sovyetlerinde çoğunluğu kazanırlar. Tüm Rusya Sovyetler Merkezi Yönetim Komitesi iktidarın alınması yönünde karar alır.</p>
<p>Eylül ve Ekim aylarında Moskova ve Petrograd sanayi işçileri, Donbas maden işçileri, Ural metal sanayi işçileri, Bakü petrol işçileri, tekstil işçileri ve demiryolu işçileri sayısız grev yaparak Geçici Hükümeti protesto ederler. Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçinin grev süreçlerine katıldığı düşünülmektedir. İşçiler çoğu fabrika ve işyerinde yönetimi ele almış ve üretim ile dağıtımı kontrol etmekteydi.</p>
<p>Ekim 1917’ye gelindiğinde kırda da benzer bir durum vardır. Büyük toprak sahiplerine karşı yoksul köylüler tarafından 4 binin üzerinde ayaklanma eylemi kaydedilmiştir. Geçici Hükümetin toprak sahiplerinden yana davranması ve ayaklanmaları bastırmak için askeri birlik göndermesi yoksul köylüleri de toprakların kendilerine verileceğini söyleyen Bolşeviklere yakınlaştıracaktır.</p>
<p>Cephede, şehirlerdeki garnizonlarda ve savaş gemilerindeki askerler ve bahriyeliler de açıkça Geçici Hükümeti tanımadıklarını ilan edecek ve seçilmiş temsilcilerini Sovyetlere göndererek iktidarın alınmasından yana görüş bildireceklerdir.<br />
<strong>Gelişimi</strong></p>
<p>10 Ekim günü toplanan Bolşevik Merkez Komitesi silahlı ayaklanma gündemiyle toplanır ve 10-2 oyla ayaklanma lehine karar alınır.</p>
<p>25 Ekim 1917 Bolşevikler günü başkent Petrograd’da artık işlemez haldeki Kerenski önderliğindeki Geçici Hükümete karşı hareket geçer. İktidarın alınması sırasında kan dökülmeyecek ve Bolşeviklere bağlı Kızıl Muhafızlar neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan tüm hükümet ve devlet binalarını ele geçirip son olarak Kışlık Saraya 25-26 Ekim gecesi saldırırlar. Bu saldırı bolşevik önder Vladimir Antonov-Ovseenko tarafından sevk ve idare edilir.</p>
<p>Saldırı için işaret Aurora kruvazöründen kurusıkı ateşlenen top ateşidir. Kazaklar, askeri öğrenciler ve kadınlar birliği tarafından korunan saray sabaha karşı saat 02 sularında düşer. Devrimin resmi tarihi 25 Ekim olacaktır. İktidar fiilen alındıktan sonra toplanmakta olan ve çoğunluğunu Bolşevik ve müttefikleri olan Sol SR vekillerinin oluşturduğu 2. Tüm Rusya Sovyetler Kongresine iktidarın teslim edildiği ilan edilir.<br />
<strong>Sonuçları</strong></p>
<p>2. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresindeki 670 delegeden yarısından yaklaşık 300’ü Bolşevik, yaklaşık 100’ü de Sol SR olduğundan kongredeki çoğunluk Aleksandr Kerenski hükümetinin devrilmesini onaylayacaktır. Kışlık Sarayın alınma haberi kongreye ulaştığında iktidarın İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyeti olarak alındığı ilan edilecek ve Ekim Devrimi onaylanacaktır. Kongrede bulunan sağ kanat ve SR temsilciler alınan kararı protesto edip kongreyi terk edecektir.</p>
<p>Protestoya katılıp Lenin ve Bolşeviklerin yasadışı şekilde iktidarı aldığını belirten Menşevikler de kongreden ayrılır. Ertesi gün Kongre yeni Sovyet hükümetininin temeli olan Halk Komiserleri Konseyini (Rusçası: Совет народных коммиссаров, Latin harfleriyle kısaltması Sovnarkom’dur) seçer. Kurucu Meclis toplanıncaya kadar iktidarda olacağı açıklanan Sovnarkom ilk olarak Barış ve Toprak Kararnamelerini kabul ederek I. Dünya Savaşından çekildiklerini ve büyük toprak sahiplerine ait toprakların da yoksul köylülere dağıtıldığını açıklar.<br />
<strong>Görev dağılımı</strong></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5472" title="ekim devrimi görev dağılımı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png" alt="" width="378" height="469" /></a></p>
<p><strong>İlk icraatlar</strong></p>
<p>Sovnarkom, kendisine karşı cephe alan başta Kadetler olmak üzere özellikle monarşi yanlısı partilerle, Kerenski kabinesi üyelerini tutuklar. 20 Aralık 1917’de devrimi korumak için Çeka (Rusçası: Vserossiiskaia chrezvychainaia komissiia po bor&#8217;be s kontrrevoliutsiei i sabotazhem, Tüm Rusya Karşı-Devrim ve Sabotajla Savaş Olağanüstü Komisyonu) kurulacaktır.</p>
<p>Şehirde işçilerin ve kırda da köylülerin ittifakını simgeleyen orak ve çekiç Sovyetler Birliğinin arması olarak kabul edilir. Sovnarkom’un aldığı ve uyguladığı ilk kararlarda 1871 yılındaki ilk işçi iktidarı denemesi olan Paris Komününün etkisi hissedilir. Alınan kararlar arasında en önemlileri arasında şunlar sayılabilir:</p>
<p>Tüm bankalar kamulaştırılmıştır.<br />
Tüm fabrikaların denetimi Sovyetlere geçmiştir.<br />
Tüm banka hesaplarına el konmuştur.<br />
Kiliselerin bütün malvarlıklarına (banka hesapları dahil) el konulmuştur.<br />
İşçi asgari ücretlerine zam yapılmış ve sekiz saatlik işgünü kabul edilmiştir.<br />
Bütün dış borçlar reddedilmektedir.</p>
<p><strong>Rus İç Savaşı</strong></p>
<p>Bolşeviklerin Rusya İmparatorluğunun diğer şehirlerinde iktidarı ele geçirmeleri de zor olmayacaktır. Bolşevikler çok uluslu Rusya topraklarında özellikle Rus olmayan bölgelerde bağımsızlık talebinde bulunan yerel hareketler iktidarın alınmasını zorlaştırmıştır.</p>
<p>Örneğin Ukrayna Rada’sı 23 Haziran 1917’de otonom olduğunu ilan etmiş, 25 Ocak 1918’de de bağımsız olduğunu ilan etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Doğu cephesinde engelsiz ilerleyen Alman İmparatorluğu birlikleri de Sovyet karşıtı Ukrayna bağımsızlığını desteklemiş ve Ukrayna’daki Bolşeviklere karşı katliam uygulanmıştır.</p>
<p>Ekim Devrimi ile parlamenter sistemden sosyalist temsil sistemine geçilmiştir. Ancak Ekim Devrimi ile görece kansız şekilde alınan iktidar, Bolşevik karşıtlarının örgütlenerek Beyaz Ordu’yu oluşturmaları ile kanlı bir iç savaşa sürüklenecektir. İtilaf Devletleri ülkenin her tarafına asker çıkartarak iç savaşa dahil olacaktır. Bolşevikler 1918-1922 yılları arasında süren ve ülkenin çok büyük yıkıma uğramasına yol açan iç savaştan zaferle ayrılacaktır.</p>
<p>Bolşevikler savaş yıllarında şehirleri ve Kızılordu’yu öncelikli olarak beslemek için uygulamaya koyduğu Savaş Komünizmi politikaları çok sayıda köylü ayaklanmasına yol açacak, en son yaşanan Kronstadt Ayaklanmasından sonra 10. Parti Kongresi kararıyla NEP uygulamaları devreye sokulacaktır. Dış borçlarını tahsil edemeyen ve Çarlık rejiminin devamını talep eden İtilaf Devletlerinden ABD 1933 yılına kadar Sovyetler Birliğini tanımayacaktır. Avrupa ülkeleri ise 1920’li yılların sonuna doğru ancak ikili ilişkileri kuracaktır.<br />
<strong>Geleneği</strong></p>
<p>Kızıl Ekim deyimi de Ekim Devrimi sırasındaki olayları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu isimle Stalingrad’da bir çelik fabrikası, Moskova’da bir şeker fabrikası ve hayali bir Sovyet denizaltısı bulunmaktadır.</p>
<p>Sergey Ayzenştayn’ın Ekim isimli filmi John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün adlı eserinin sinemaya uyarlanmasıdır. Film 1927 yılında çekilmiş ve özellikle Kışlık Sarayın basılması sırasında gerçekten bu saldırıda bulunan askerler figüran olarak kullanılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;text=Ekim Devrimi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;t=Ekim Devrimi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=Ekim Devrimi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&name=buzlu.org&description=Ekim+Devrimi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964</title>
		<link>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 07:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ajanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Brinks Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[casuslar]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[motel]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[saygon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vietkong]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5433</guid>
		<description><![CDATA[1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5434" title="Brinks_Hotel" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg" alt="" width="433" height="336" /></a></p>
<p>1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı sivillerden oluşan yaklaşık altmış kişi ise saldırıyı yaralı olarak atlattı.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki; iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise; Güney Vietnamlılara, Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti.</p>
<p>Saldırı, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;ın yönetimi içinde tartışmalara neden oldu. Pek çok danışmanı Kuzey Vietnam&#8217;ın misilleme olarak bombalanmasını ve ABD Ordusu&#8217;nun savaşa sokulmasını savunurken Johnson, yürürlükte olan Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nun Vietkong&#8217;a karşı Güney Vietnam&#8217;ı koruması için eğitilmesi stratejisini tercih etti. Tartışmadan Johnson galip çıktı ve herhangi bir harekette bulunulmadı.<span id="more-5433"></span></p>
<p>Arka plân ve planlama</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından komünist oluşum olan Viet Minh, Vietnam&#8217;ın bağımsızlığını kazanması için Fransız kolonici güçlere karşı mücadele etmekteydi. 1954&#8242;teki Dien Bien Phu Muharebesi&#8217;ndeki Fransız yenilgisinin ardından Vietnam, 17. paralelden ikiye bölünmüştü. 1956 yılında bir yeniden birleşme referandumu beklenmekteydi. Referandumun iptal edilmesi, komünist Kuzey Vietnam ve anti-komünist Güney Vietnam&#8217;ın iki ayrı devlet olarak varlıklarını sürdürmesine sebep oldu. 1950&#8242;lerin sonlarında, Kuzey Vietnam destekli gerilla grubu Vietkong; ülkeyi komünist hakimiyeti altında yeniden birleştirmek için bir direnişe başladı. Bu dönemde Soğuk Savaş da zirve noktasındaydı. Güney Vietnam&#8217;ın ana destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri;[6] ülkeye, Vietkong&#8217;a karşı savaşmaları için Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nu (VCO) eğitmek ve orduya rehberlik etmek amacıyla askeri danışmanlar gönderdi. 1964 yılında, ülkede 23 bin Amerikan askerî personeli vardı. Komünistler ise Amerikalıları koloniciler, Güney Vietnam&#8217;ı da ABD&#8217;nin kuklası olarak gördü ve her ikisine de saldırmaya başladı.</p>
<p>Bombalı saldırı, yaralanmayan ve hiçbir zaman yakalanamamış olan iki Vietkong casusu tarafından gerçekleştirildi. Nguyen Thanh Xuan, savaş bittikten sonra tarihçi Stanley Karnow&#8217;a saldırıdaki rolünü anlattı. Kasım ayının sonlarında, Xuan ile yoldaşı bir Vietkong aracısından Brinks Oteli’ni bombalamak üzere emir aldı. Binada içerinde yarbay ve binbaşılar da bulunan ABD Ordusu subayları kalmaktaydı,[8] bunun yanı sıra görev dışındaki personeli de saygın yemekleri, çatı katındadaki oturma alanı ve film gösterimleriyle çekmekteydi. Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti. Vietkong ikilisi, hedeflerini dışarıdaki kalabalığa karışarak bir ay boyunca gözetledi. Güney Vietnamlı subayların Amerikalılarla kaynaştığını gören ikili, Saygon&#8217;un kara pazarından daha yakınlaşmalarını sağlayacak VCO üniformalarını temin etti. Xuan kendini bir şoför olarak gizledi, arkadaşı ise bir Güney Vietnamlı binbaşı kılığına girdi. Subayların arasına karıştı, böylece onların davranışlarını, konuşma stillerini, hatta sigara içme tarzlarına alıştı ve bunları uyguladı. Daha sonra ikili saldırı için gerekli olan iki araba ve patlayıcıları temin etti.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki, iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise, Güney Vietnamlılara Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti. Xuan ayrıca &#8220;Amerikalılar tarafından işlenen tüm suçların bu sinir merkezinden yönetildiğini&#8221; de ekledi. Xuan Noel akşamı kutlamalar nedeniyle binadaki Amerikalı subay sayısının daha fazla olacağını ve bu nedenle ölü ve yaralı sayısının sıradan bir gündekine göre daha yüksek olacağını da düşündü.</p>
<p>Patlama</p>
<p>Bombacılar arabalardan birinin bagajına 90 km ağırlığındaki bombayı gizledi  ve saatini 17:45&#8242;te, askerlerin içki içip eğlendikleri saatte patlaması için ayarladı. İkili aracı otele düzeyinde park etti. Aldıkları istihbaratlardan belli bir Amerikan albayının ABD&#8217;ye döndüğü bilgisiyle, ikiliden binbaşı kılığında olanı, otel görevlisine Da Lat&#8217;tan geleceğini iddia ettiği albayla randevusu olduğunu söyledi. Görevli doğru bir şekilde albayın ülkeden ayrıldığını söyledi; fakat &#8220;binbaşı&#8221; ona yanıldığını söyleyerek ısrar etti. &#8220;Binbaşı&#8221; daha sonra arabasını otelin altına park ettirip &#8220;şoförü&#8221;ne albayı başka bir arabayla gidip almasını söyledi. Daha sonra oteli terk eden &#8220;binbaşı&#8221;, güvenlik görevlilerine albay geldiğinde onu beklemesini söylemelerini istedi ve bütün gündür hiçbir şey yemediğini, bu nedenle yakınlardaki bir kafeye gidip yemek yiyeceğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Binbaşı&#8221; yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü. Saldırı sonucu ilk ölen ve en yüksek rütbeli olan kişi, yirmi yıldır orduda çalışmakta olan Yarbay James Robert Hagen idi. İkinci kurban ise 23 Ocak 1965 günü yaraları nedeniyle ölen ve astsubay çavuş rütbesinde olup 20 yıldır orduda çalışmakta olan Benjamin Beltra Castaneda&#8217;ydı.</p>
<p>Çeşitli kaynaklardaki yaralı kayıtları birbirini tutmamaktadır. Karnow 58 kişinin (asker ve sivil) yaralandığı belirtirken, Mark Moyar 38 Amerikalı askeri personel ile 25 Vietnamlı sivilin, gazeteci A. J. Langguth ise 10 Amerikalı ile 43 Vietnamlının yaralandığını belirtmektedir. Binayı destekleyen çelik kirişler dışında zemin kat tamamen yerle bir oldu. En alttaki diğer dört katta da küçük delikler oluştu ve önemli zararla ayakta kaldılar. Patlama yeraltı otoparkında içinde gaz dolu tüpler bulunan kamyoların varlığı nedeniyle daha da önemli zarara yol açtı. Patlama gazı patlattı ve bu da bir ateş topunun oluşmasına neden oldu. O sıralarda, Amerikan personelini eğlendirmek için içlerinde Bob Hope&#8217;un da bulunduğu göstericiler Saygon&#8217;daydı. Hope&#8217;un bir hedef olup olmadığı belli değildir; Moyar Hope&#8217;un bir hedef olduğunu; fakat bir bagaj sorunu yüzünden havalimanından gelmekte geciktiğini belirtir; Lawrence J. Quirk ise Hope ve grubunun sokaktaki başka bir otelde kalmakta olduklarını ve patlamadan zarar gören bölge içinde olmadıklarını söylemektedir.</p>
<p>Tepkiler</p>
<p>Saldırı, Saygon&#8217;un Güney Vietnam hükümeti kontrolü altında olduğunu ve Vietkong&#8217;un sadece kırsal alanlarda bir tehdit olduğunu düşünen Amerikalı yetkililer ve politika yapanları şaşırttı. Devrilmeden önce kısa bir süre yönetimde kalan askeri cuntaların o dönem için sonuncusu son zamanlarda gerçekleşmiş olduğundan Güney Vietnam yönetimi istikrarsızdı. İç çatışma, cuntanın yüksek rütbeli subayları arasındaki anlaşmazlığın savaştaki çabları raydan çıkardığına inanan ABD&#8217;nin Güney Vietnam büyükelçisi ve eski genelkurmay başkanı Maxwell Taylor&#8217;ın canını sıktı. Bombalı saldırıdan iki hafta önce generaller sivil bir danışma organı olan Yüksek Ulusal Konsey&#8217;i dağıtmı, bu da Taylor&#8217;ın generalleri ofisinde toplamasına yol açmıştı. Büyükelçi daha sonra generalleri sert bir şekilde eleştirdi ve başkan General Nguyen Khanh&#8217;a güvenmemesi nedeniyle onun istifasını ve sürgüne gitmesini istedi.</p>
<p>Khanh, Taylor&#8217;ı sınırdışı etmekle tehdit etti, Taylor ise kendisinin zorunlu gidişinin Güney Vietnam&#8217;a ABD desteğinin sonu anlamına geleceğini belirtti.22 Aralık günü Khanh, Vietnam Radyosu&#8217;na &#8220;başka ülkelerin politikası için değil, halkın bağımsızlığı ve Vietnamlıların özgürlüğü için kurbanlar verdiklerini&#8221; söyledi.Khanh 23 Aralık günü New York Herald Tribune&#8217;de yayımlanan bir röportajda Taylor&#8217;ı açıkça topa tuttu ve saldırının yaşandığı gün &#8220;yabancı idaresi&#8221;nden bağımsızlık ilan etti. Bu sırada, Khanh gizlice komünistlerle müzakere etmekteydi ve birlikte bir barış yaparak Amerikalıları Vietnam&#8217;dan atmayı ummaktaydı. Bunun bir sonucu olarak, Vietkong bir radyo yayını aracılığıyla saldırıdan sorumlu olduğunu ilan etse de,belli bir azınlık saldırının arkasında Khanh ve subaylarının olduğundan şüphe etti.</p>
<p>Taylor, Güney Vietnam&#8217;daki ABD ordusunun başı olan General William Westmoreland ve Saygon ile Washington DC&#8217;deki diğer subaylar, başkan Lyndon Baines Johnson&#8217;ın Kuzey Vietnam&#8217;a yapılacak misilleme hava saldırılarına izin vermesini istedi. Taylor Noel günü (25 Aralık) Washington&#8217;a &#8220;Hanoi mevcut sıkınıtlarımıza rağmen kâğıttan sandığı kaplanın hâlen dişli olduğunu görecek ve bu bölgedeki ABD etkisi artacaktır. Bazı kavgalarımız büyük ihtimalle yaptıklarımızın doğuracağı istek nedeniyle sona erecektir&#8221; diyen bir mesaj gönderdi. Taylor ABD&#8217;ye Khanh cuntasıyla kendisi arasındaki düşmanlığı sebep göstererek tek başına böyle bir harekette bulunmasını tavsiye etti.</p>
<p>Johnson, Noel günü ABD&#8217;deki danışmanlarını tartışma amacıyla Teksas&#8217;taki çiftliğine çağırdı. Dışişleri Bakanı Dean Rusk ile Savunma Bakanı Robert McNamara Johnson&#8217;a Taylor&#8217;ın önerisini reddetmesini önerdi. Johnson hava saldırısını uygulamak istemedi; çünkü Noel döneminde bir gerginliğin halkın moralini etkileyeceğini düşünüyordu. Johnson ayrıca Saygon&#8217;daki istikrarsızlık sebebiyle uluslararası toplum ve Amerikan halkının saldırının arkasında Vietkong&#8217;un olduğuna inanmayacağını ve bunun yerine yerel iç çatışmaları sorumlu tutacaklarını kaydetti. Bu Vietkong&#8217;un halihazırda sorumluluğu almış olduğu gerçeğine tersti. Johnson yönetimi yetkilileri saldırıdan dört gün sonra Vietkong&#8217;un sorumlu olduğu sonucuna vardı. Johnson herhangi bir misilleme saldırı için çok geç olduğunu, olayın üzerinden 36 saat geçtikten sonra yapılacak bir saldırının nedensiz olacağına inanıyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Taylor ve büyükelçiliğe, &#8220;Saygon&#8217;daki geniş kapsamlı karışıklıklar dikkate alındığında, halkın ABD&#8217;nin hava saldırılarına karşı tepkisinin Johnson yönetiminin Güney Vietnam&#8217;daki] bir iç krizden çıkmaya çalıştığı yönünde olacağı&#8221;nı belirten bir telgraf çekti. Johnson, Taylor&#8217;a &#8220;Her ne zaman bir askeri harekat için tavsiye alsam, bana sanki büyük çapta bir bombardıman isteniyormuş gibi geliyor. Hiçbir zaman bu savaşın havadan kazanılacağını düşünmedim&#8221; dedi. O dönemde, Johnson zaman içinde bir politika hâline gelen bir strateji olan subaylarının Kuzey Vietnam&#8217;a karşı büyük çaplı bir bombardıman önerisini kabul etmekte isteksizdi.</p>
<p>Ocak 1965&#8242;te, Vietkong gizli bir şekilde Güney Vietnam&#8217;daki üçüncü konferansını gerçekleşti ve misilleme yapamayan ABD&#8217;nin &#8220;Kuzey Vietnam&#8217;a saldırmak veya Güney Vietnam&#8217;ı korumak için gerekli iradeden mahrum olduğu&#8221; sonucuna vardı. O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnam&#8217;a silah ve asker gönderdiğini inkar etmekteydi. Gerçekte, iki taraf da birbirlerinin sınırlarından içeri sızıp düşmanca askeri faaliyetler yürüterek Cenevre Kuralları&#8217;nı ihlal etmekteydi. Bu sırada, Kasım 1964&#8242;te Güney Vietnam yönetimi basına sansür uyguladı ve komünistlerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle on gazeteyi kapattı.</p>
<p>Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı. Johnson ABD askeri danışmanları ve personelinin bölgede bulunmasının VCO&#8217;yu güçlendirmeye yeteceğini umut etmekteydi; ama Savunma Bakanlığı&#8217;ndan olan danışmanları ABD askerinin savaşması gerektiğini düşünmekteydiler.[15] Bu başkanın sivil ve askeri danışmanları arasındaki tansiyonu yükseltti, daha sonra ABD askerleri 1965 yılında savaşta yer almaya başladı. ABD Ordusu Savaş Koleji&#8217;nden David Tucker, saldırının &#8220;alışılagelmiş askeri denge için önemsiz; fakar düşmanın [Vietkong] odağında olan siyasi çaba için önemli olduğu&#8221;nu söyledi. Otel onarıldı ve komünistler 30 Nisan 1975&#8242;te Saygon&#8217;u alana kadar Amerikan askerleri orada kalmaya devam etti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;text=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;t=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&name=buzlu.org&description=Brinks+Oteli+bombal%C4%B1+sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1+1964" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Casusluğun 50 temel kuralı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 05:19:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[casusluk]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi]]></category>
		<category><![CDATA[hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nelere dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[olunur]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5420</guid>
		<description><![CDATA[1-Konuştuğun insanın ağzına bakma 2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma 3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun 4-Yuvarlak cevaplar verme 5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla 6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan 7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla 8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5421" title="casus" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg" alt="" width="108" height="308" /></a></p>
<p>1-Konuştuğun insanın ağzına bakma<br />
2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma<br />
3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun<br />
4-Yuvarlak cevaplar verme<br />
5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla<br />
6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan<br />
7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla<br />
8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları iyi analiz et<br />
9-Konuşurken belli periyotlarla çevreni izle, sıra dışı olan hareketleri hafızana işle<br />
10-Bir mekandaysan her türlü uyumsuzluğu izle, lokantada yemek yemeyen ama uzun süredir orada oturan müşteri örneği gibi farklılıkları takip et<br />
11-Konuştuğun kişiden bilgi almak amacındayken kendin hakkında bilgi verme<br />
12-Kendinle ilgili bilgi vermen gerektiğinde maske hikayeler kullan, hikayelerin tutarlı olmasını göz önünde bulundur.<span id="more-5420"></span><br />
13-Olabildiğince az maske hikaye kullan, her maske hikaye devam ettirmen gereken yalandır, konu uzadıkça daha fazla yalan söylemek zorunda kalırsın<br />
14- Karşıdaki kişinin güvenini kazandığını düşündüğün an daha ileri gitme<br />
15-Bir görüşmenin en önemli anı son dakikalarıdır, yaptığın tüm iyi işleri tek bir sözle alt üst edebilirsin, son dakikaya kadar tutarlı davran<br />
16-Eğer yeniden görüşme amacında değilsen konuyu bu şekilde bağla, ikinci bir görüşme gereği yaratacak durumlardan kaçın<br />
17-Giyim tarzın büründüğün kimlik ve karakterle tezat yaratmasın<br />
18-Arabanda ya da çantanda daima gözlük taşı<br />
19-Bağlı olduğun kurumun akredite listesinde kayıtlı olmayan hiçbir telefon numarasını sana ulaşabilmeleri için karşıdaki insana verme<br />
20-Görüştüğün insana ait bir telefon numarası ya da adresi mutlak suretle öğren<br />
21-Karşılıklı görüşmelerde siyasi akımlar ya da uzantıları üzerine fazla konuşma, herkesin bildiği kadar bildiğin izlenimi bırak<br />
22-Yakın tarih üzerine fazla konuşma, konuyu tarihi olaylarla örnekleyerek ortak değerlerde uzlaşma eğilimi yarat<br />
23-Dini konular hakkında yeterli bilgi sahibi olduğunu gerektiğinde göster ama asla uç noktalara değinme. Ortak değer yargıları ve temel İslami kurallar çerçevesinde görüş belirt<br />
24-Karşındaki kişi alenen siyasi fikrini söylerse, o fikre tezat bazı örnekleri dile getir ve bu örnekler düzeltilirse ona katılabileceğini söyle, asla sen yanlışsın deme<br />
25-Konuşmalardaki ses tonunu ortama ve konuşulan konuya göre kontrol et, ses tonunun baskın rolü ikna üzerinde etkilidir<br />
26-Yemek davetiyse sana önerilen yemeği yeme<br />
27-Halka açık mekanlar da yapılan görüşmelerde asıl konuya asla girme, karşılıklı oturabileceğin bir mekan belirle<br />
28-Bir mekana girdiğinde giriş kapısının dışında alternatif bir çıkış olup olmadığa dikkat et<br />
28-Şehir dışında sakin bir noktada buluşma ayarlandıysa mekana girerken dışarıdaki araçların tiplerine dikkat et uyumsuzlukları ve plakaları hafızana işle<br />
29-Mekandaki kişileri hem yüz hem de fiziksel olarak incele, o kişilerden her biri senin için tehdit olabilir<br />
30-Görüşme esnasında telefonun çalarsa arayan kişiyle asla konuşman gereken şeyi konuşma, alakasız konulardan bahsedip görüşmeyi geçiştir<br />
31-Futbol konuşulduğunda mutlak suretle Fenerbahçeli ol, üzerine en fazla yorum yapılan takımdır<br />
32- Senin kullandığın araca binmesi gerektiğinde aracın ruhsatını mutlak suretle gözle görülmeyecek bir yerde bulundur<br />
33-Aracında kaset, cd ya da şahsına ait evrak ya da eşya bulundurma<br />
34-Aracını gerektiğinde sert kullanmaktan çekinme<br />
35-Trafik de sinirlenme, olağan dışı durumlarda tepkini yanındaki kişiyle paylaş<br />
36-Gece yemeklerinde alkol alma<br />
37-Alkol alman gerektiğinde kendi limitini bildiğini ve aşamayacağını kibarca belirt, karşıdaki kişiye ağır ağır eşlik et<br />
38-Yemek esnasında baş dönmesi, terleme, dil sürçmesi gibi sıra dışı belirtilerin olduğunda cep telefonunun alarmını zil sesine alıp 3 dakika sonrasına kur ve çalınca biri arıyormuş gibi davran, konuşma sonunda bir yakınının vefat ettiğini ya da rahatsızlandığını söyleyerek izin iste, sana eşlik etmesine asla izin verme<br />
39-Mekandan ayrıldıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna ulaşman gerekebileceğini unutma<br />
40-Görüşmelerde zikredilen isimleri ya da numaraları unutmamak için bu isim ve numaraları<br />
cep telefonuna anlaşılır biçimde kaydet<br />
41-Görüşmelere ilişkin raporlarda aktardığın bilginin seni daima bağlayıcı bir unsur olduğunu bil<br />
42-Amirlerinden onay alamadığın ya da bilgi verme şansının olmadığı durumlarda ( tesadüfen karşılaşma gibi ) konuya ilişkin yeni gelişmeleri dinle ancak doğru hamlenin ne olduğu konusunda fikir sahibi değilsen senin tarafından henüz bir gelişme olmadığını söyleyerek konuyu kapat<br />
43-Üçüncü şahıslar yanınızda ise asla konuşma imkanı verme, ilk sözü sen söyle ve karşındakine konuşmak istemediğini daha ilk sözünle ima et<br />
44-Uzun görüşme ve mülakatlarda en çok konuşan sen olma<br />
45-Tüm kurallar bütünün birbirine bağlı olduğunu benimse<br />
46-Fevri davranışlarının grup ya da gruplarca telafi edilmesine sebep olma, tek kişilik yaşa tek kişilik iş gör<br />
47-Başarısız olacağını anladığın anda sınırlarını zorlama, bu seni hataya sevk eder<br />
48-Başarısızlıklar bireysel çalışmalarda dahi tüm bir grubundur<br />
49-Amirlerine olumlu ya da olumsuz gelişmeleri aktarırken konular içinde seçici olma bu seçimi ya da değerlendirmeyi yapmak amirlerinin takdiridir<br />
50- Var oluş amacının kutsal değerlere dayandığı gerçeğini her an hatırla.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;text=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;t=Casusluğun 50 temel kuralı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&name=buzlu.org&description=Casuslu%C4%9Fun+50+temel+kural%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jandarma Genel Komutanlığı Tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2011 16:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dernekler - Örgütler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Astsubay]]></category>
		<category><![CDATA[hangi yılda]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Jandarma Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Jandarma Subay Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[kim kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5414</guid>
		<description><![CDATA[Jandarma Okulu; ilk defa 1904 yılında Jandarma Subay Okulu olarak Selanik&#8217;te açılmış, bilahare II nci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte İstanbul&#8217;a taşınmıştır. Jandarma Subay Okulu, İstanbul&#8217;daki faaliyetini müteakip, sırasıyla İzmit, Konya ve Ankara&#8217;da faaliyet göstermiştir. Duyulan ihtiyaç nedeniyle Jandarma Astsubay Okulunun teşkiline karar verilmiş ve yurdun muhtelif yerlerinde Jandarma Mektebi adıyla faaliyet gösteren Jandarma Astsubay Okulları [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Jandarma-Genel-Komutanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5415" title="Jandarma Genel Komutanlığı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Jandarma-Genel-Komutanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg" alt="" width="220" height="268" /></a></p>
<p>Jandarma Okulu; ilk defa 1904 yılında Jandarma Subay Okulu olarak Selanik&#8217;te açılmış, bilahare II nci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte İstanbul&#8217;a taşınmıştır.</p>
<p>Jandarma Subay Okulu, İstanbul&#8217;daki faaliyetini müteakip, sırasıyla İzmit, Konya ve Ankara&#8217;da faaliyet göstermiştir.<br />
Duyulan ihtiyaç nedeniyle Jandarma Astsubay Okulunun teşkiline karar verilmiş ve yurdun muhtelif yerlerinde Jandarma Mektebi adıyla faaliyet gösteren Jandarma Astsubay Okulları teşkil edilmiştir.</p>
<p>1937 yılında Jandarma Subay ve Astsubay okullarını bir çatı altında toplayacak şekilde Ankara Anıttepe&#8217;de “Jandarma Subay ve Gedikli Erbaş Okulu” açılmıştır.<br />
1970 yılında Jandarma Astsubay Okulu, 1979 yılında da Jandarma Subay Tatbikat Okulu Güvercinlik&#8217;e taşınmış ve her iki okul birleştirilerek “Jandarma Okul Komutanlığı” teşkil edilmiştir.</p>
<p>1988 yılında jandarma personel yapısında yapılan değişiklikle, Uzman Jandarma yetiştirilmesine başlanmış ve Ankara Güvercinlik ile Afyon Emirdağ&#8217;da, Uzman Jandarma Okulları teşkil edilmiştir.<span id="more-5414"></span></p>
<p>Bilahare, Beytepe&#8217;deki tesislerin tamamlanmasını müteakip, Jandarma Okullar Komutanlığı, 22 Haziran 1998 tarihinde halen bulunduğu Korgeneral İsmail SELEN Kışlasındaki tesislere taşınmıştır. Jandarma Okullar Komutanlığına bağlı olarak 30 Ağustos 2003 tarihine kadar eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren Jandarma Astsubay Sınıf Okulu, bu tarihten itibaren Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu adıyla yeniden yapılandırılmıştır.</p>
<p>Jandarma Eğitim Komutanlığının 01 Nisan 2005 tarihinde Beytepe Kışlası&#8217;na intikal etmesini müteakip, Jandarma Okullar Komutanlığı 01 Ağustos 2005 tarihinden itibaren Jandarma Eğitim Komutanlığının kuruluşuna girmiştir.</p>
<p>KURULUŞ Jandarma Okullar Komutanlığı; Kurmay Başkanlığı, Öğretim Başkanlığı, Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okul Komutanlığı, Uzman Jandarma Öğrenci Alay Komutanlığı ve Jandarma Kurslar Komutanlığından oluşmaktadır.</p>
<p>KONUŞ</p>
<p>Jandarma Okullar Komutanlığı Beytepe &#8211; ANKARA &#8216;da kampus içinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Jandarma Okullar Komutanlığı kampusu,</p>
<p>Eğitim &#8211; Öğretim Tesisleri</p>
<p>Kolaylık Tesisleri</p>
<p>Lojmanlar Bölgesinden meydana gelmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fjandarma-genel-komutanligi-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/&amp;text=Jandarma Genel Komutanlığı Tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/&amp;t=Jandarma Genel Komutanlığı Tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/&amp;title=Jandarma Genel Komutanlığı Tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fjandarma-genel-komutanligi-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Jandarma+Genel+Komutanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1+Tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/jandarma-genel-komutanligi-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milletler cemiyeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Sep 2011 16:58:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[üyeler]]></category>
		<category><![CDATA[eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yılında]]></category>
		<category><![CDATA[kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Milletler cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yakın tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5399</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı. Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5400" title="Milletler cemiyeti" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg" alt="" width="314" height="249" /></a></p>
<p>Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı.</p>
<p>Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu.</p>
<p>Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu&#8217;nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.</p>
<p>20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı&#8217;nın çıkmasını engelleyemedi. Savaş sonrası 18 Nisan 1946&#8242;da Cenevre&#8217;de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar verdi.<br />
<span id="more-5399"></span><br />
Her savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktaydı.</p>
<p><strong>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Mahiyeti ve Organları</strong></p>
<p>Milletler Cemiyeti Sözleşmesi&#8217;nin başlangıç bölümünde, cemiyetin genel amaçları ile üyelerinin yüklendikleri sorumluluklar şöyle belirlenmiştir:</p>
<p>Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek.</p>
<p>Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise:</p>
<p>Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktı (Madde 1).</p>
<p>Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşacaktı (Madde 2).</p>
<p>Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ediyorlardı (Madde 8).</p>
<p>Cemiyet, üyeleri arasındaki çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey&#8217;de inceleyecekti (Madde 12).</p>
<p>Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşme&#8217;nin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktı (Madde 21).</p>
<p>Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecekti (Madde 22).</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Başarısızlık Sebepleri</p>
<p>Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi.</p>
<p>Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu.</p>
<p>Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu.</p>
<p>Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya&#8217;ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti&#8217;ni etkisiz duruma getiren nedenler arasında sayılabilir.</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması.</p>
<p>Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Milletler Cemiyeti&#8217;ne Bakışı</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin müzakere edildiği dönemde Tükiye&#8217;nin uluslararası ilişkilerde varlık gösterebilecek bir siyasi durumu yoktu. Cemiyet kurulduğunda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. 14 Kasım 1922&#8242;de İsmet Paşa Lozan Konferansı&#8217;nda bir açıklama yaparak barış antlaşması sonrasında Türkiye&#8217;nin Cemiyet&#8217;e üye olmaktan memnun olacağını ifade etmiştir.</p>
<p>Ancak Musul sorununun devam etmesi nedeniyle Türkiye üye olmamış, bu sorunla ilgili olarak Cemiyet&#8217;in verdiği karar da Cemiyet&#8217;e karşı olumsuz düşüncelerin artmasına yol açmıştır.</p>
<p>Ancak gene de Türkiye Milletler Cemiyeti&#8217;nin konferansalarına ve silahsızlanma komisyonuna katılmış, teknik ve insani etkinliklerine ilgi göstermiştir. Türkiye MC&#8217;ye daha sonra üye olmuştur.(18 Temmuz 1932)
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;text=Milletler cemiyeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;t=Milletler cemiyeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=Milletler cemiyeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&name=buzlu.org&description=Milletler+cemiyeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 06:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kiros]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[milattan önce]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[pers]]></category>
		<category><![CDATA[Pers Kralı]]></category>
		<category><![CDATA[saka]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5303</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Kiros  M.Ö. 576 ya da 590  ayrıca II. Kiros, Büyük Keyhüsrev ve Büyük Kuraş olarak da bilinir. Pers İmparatorluklarından Akamanış Hanedanı&#8217;nı kuran kurucusu ve ilk kraldır. Kiros güneybatı Asya&#8217;nın çoğunu ele geçirmişti. İlk insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen Kiros Silindiri&#8217;nin yaratıcısıdır. Anshan&#8217;daki Perslerin hükümdarı iken, Medes&#8217;i fethetmiş ve ayrık iki Pers devletini birleştirmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Büyük-Kiros.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5304" title="Büyük Kiros" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Büyük-Kiros.jpg" alt="" width="200" height="133" /></a></p>
<p>Büyük Kiros  M.Ö. 576 ya da 590  ayrıca II. Kiros, Büyük Keyhüsrev ve Büyük Kuraş olarak da bilinir.</p>
<p>Pers İmparatorluklarından Akamanış Hanedanı&#8217;nı kuran kurucusu ve ilk kraldır.</p>
<p>Kiros güneybatı Asya&#8217;nın çoğunu ele geçirmişti. İlk insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen Kiros Silindiri&#8217;nin yaratıcısıdır.</p>
<p>Anshan&#8217;daki Perslerin hükümdarı iken, Medes&#8217;i fethetmiş ve ayrık iki Pers devletini birleştirmiştir.</p>
<p>M.Ö. 559&#8242;da Medya) İmparatorluğu&#8217;nun bir bölgesi olan Anşan&#8217;ın yöneticisi olmuştu. M.Ö. 550 yıllarında Kral Astiages&#8217;i bozguna uğratip Medya Krallıgı&#8217;nı Pers İmparatorluğu&#8217;nun merkezi yaptı. M.Ö. 545 yılında Lidya Kralı Kroesus&#8217;u yenilgiye uğratarak Batı Anadolu&#8217;yu ele geçirdi.</p>
<p>Buradaki Yunan şehir devletlerini de ele geçirdi. M.Ö. 539&#8242;da Babil kentini fethedip Filistin&#8217;i de içine alarak Orta Doğu&#8217;nun çoğunu hükümdarlıgına kattı. Orta Asya’da Massagetler ile savaşta öldüğune dair bilgi aktarılmaktadır.</p>
<p>Pers kralı Büyük Kiros ise hiç durmadan Saka topraklarına akın düzenlemiştir. Persler Saka topraklarına girdiği vakit yakılmış tarlalardan başka bir şey bulamıyorlardı. Çünkü Sakalar geri çekiliyor ve savaş için uygun bir mevzi ve an bekliyorlar bu olmadığı takdirde de savaşa girişmiyorlardı. Sakaları kovalamaktan bıkan Büyük Kiros İran&#8217;a geri dönmek zorunda kalıyordu.</p>
<p>Bir süre sonra kendisine tabî olması ve kendisiyle evlenmeyi kabul ettiği takdirde Tomris Hatun ile uğraşmayacağını vaad etti. Tomris Hatun bunun bir oyun olduğunu biliyordu ve teklifi reddetti.<span id="more-5303"></span></p>
<p>Buna kızan Büyük Kiros büyük bir ordu toplayarak tekrar Saka topraklarına girer (Bu orduda savaş için eğitilmiş yüzlerce köpek de vardır).</p>
<p>Tomris Hatun artık kaçmanın yarar sağlamayacağını anlayıp uygun bir alan seçip Büyük Kiros&#8217;un ordusunu beklemeye başlar. İki ordu aralarında birkaç kilometre kalacak bir biçimde mevzilenir.Güneş battığı için savaşa tutuşmazlar ancak gece Büyük Kiros bir hile düşünmüş ve iki ordunun arasında bir çadır kurdurmuştur ve içinde güzel kızlar ve yiyecekler ve şarap bulunan çadıra ansızın saldırı düzenleyen Tomris Hatun&#8217;un oğlu ve beraberindeki kuvvetler, içerideki birkaç Persliyi öldürüp eğlenceye dalmışlardır.</p>
<p>Ancak birkaç saat sonra bir baskın düzenleyen Pers kuvvetleri çadırı basıp Tomris Hatun&#8217;un oğlu da olmak üzere içerideki Sakaları öldürürler.Tomris çok sevdiği oğlunun ölümüne üzülür. Yemin ederek şöyle söyler : Kana susamış kurus&#8230;.Sen oğlumu mertlikle değil o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama Güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım</p>
<p>Ertesi gün yapılan savaşı Sakalar kazanır. Şöyle ki ok atmakta usta olan ve savaş arabalarını büyük ustalıkla kullanan Sakalar, savaş köpeklerine rağmen Persleri bozguna uğratır. Ölenler arasında Pers kralı Büyük Kiros da vardır.</p>
<p>Tomris Hatun sözünde durar ve Büyük Kiros&#8217;un kesik başını kan dolu bir tulumun içine atar. Tomris Hatun, Büyük Kiros&#8217;un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak &#8220;Hayatında kan içmeye doymamıştın, şimdi seni, kanla doyuruyorum!&#8221; der.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpers-krali-buyuk-kiros-kimdir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;text=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;t=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;title=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpers-krali-buyuk-kiros-kimdir%2F&name=buzlu.org&description=Pers+Kral%C4%B1+B%C3%BCy%C3%BCk+Kiros+kimdir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

