Eki 02

Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Bu olay Kurtuluş Savaşı’nın fiilen başlaması sayılır. Buradan Erzurum’a geçerek 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini düzenledi.

Erzurum Kongresinde seçilen Temsil Heyeti ile birlikte geldiği Sivas’ta 4 Eylül 1919’da çalışmalara başladı.
Mustafa Kemal PaÅŸa, Erzurum, Sivas Kongrelerinden sonra 27 Aralık 1919 günü Temsilciler Kurulu üyeleriyle birlikte Ankara’ya geldi.

O zamana kadar Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti İstanbul idi. Osmanlı Mebusan Meclisi son kez 12 Ocak 1919′da İstanbul’da toplandı. 16 Mart 1919 günü İngilizler İstanbul’a girdi. Önce meclisi bastılar. Bu olay üzerine birçok milletvekili Anadolu’ya geçti. Yakalananlardan çoÄŸu tutuklandı. Artık Osmanlı Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da toplanma olasılığı kalmamıştı. Milletvekillerinin toplanacağı ve ülkenin yönetileceÄŸi bir baÅŸkent gerekiyordu.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 26

Çağdaşlaşma Yolunda

1930′lu yılların Türkiyesi’nin Urla gibi bir Ege ÅŸehrinde dahi açlıktan insanların öldüğünü…
Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, çağdaşlaşma yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paranlar ödeyerek heykel yaptırdığımızı (1)

Kendinizi Türklere Emanet Edin

16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin geliÅŸme yolu üzerinde direnmiÅŸ ve Türk orduları ile savaÅŸa tutuÅŸmuÅŸ olmasından dolay Katolik Avrupa tarafından kendisine “Hıristiyanlığın şövalyesi” ünvanı verilen BoÄŸdan Beyi Büyük Stefan’ın ölüm döşeÄŸin de, evlatlarına gayet ibretli bir ÅŸekilde:
“Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus’a yanaÅŸmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler” diyerek nasihat ettiÄŸini …(2)

Talan Edilen Mirasımız

Åžanlı Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han’ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteÅŸem bir halı ile, döşettiÄŸini . . .
Daha sonraları iÅŸ başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteÅŸem halının türbeden gasp edilerek, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını… (3)
Devamını Okuyun.. »

Eyl 25

1960-1980 arası Orta DoÄŸu geliÅŸmelerinde, 1967 Arap-İsrail Savaşı bir dönüm noktası teÅŸkil eder. Çünkü, bu savaÅŸta İsrail’in Araplar karşısında kazandığı kesin zaferler neticesinde, topraklarını savaÅŸtan öncekinin dört misli geniÅŸletmesi, Arap-İsrail meselesine çok büyük boyutlar kazandırmış ve neticelerini günümüze kadar getirmiÅŸtir.

1948 Arap-İsrail Savaşı’nı Araplar tahrik etmiÅŸtir. 1956 Arap-İsrail Savaşı ise İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a saldırıları dolayısıyla meydana gelmiÅŸtir. Ancak 1967 Arap-İsrail Savaşı ise, İsrail deÄŸil, Araplar istediÄŸi için çıkmıştır. Åžu farkla ki, Savaşı çıkarmak isteyen Araplar, ilk saldırganlığı İsrail’in yapmasını istemiÅŸler ve bu da olmuÅŸtur.

Ancak Araplar için, daha Savaşın ilk gününde bir hezimet oldu. Arapların 1967 Savaşı’nın çıkmasını istemelerinde ve savaşı kışkırtmalarında üç önemli neden rol oynamış görünmektedir:
Devamını Okuyun.. »

Eyl 23

İran-Irak Savaşı, 1980-1988 yılları arasında Irak ve İran arasında yapılmış olan savaÅŸtır. Yaklaşık bir milyon kiÅŸinin ölümüne, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açmıştır. Irak’ın zaferleri ile baÅŸlayan savaÅŸ, İran’ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüşmüş ve galibi olmadan sonuçlanmıştır.Her zaman olduÄŸu gibi bu savaÅŸtanda silah satarak A.B.D. karlı çıkmıştır.

Savaş öncesinde Irak-İran ilişkileri

Soğuk Savaş boyunca Irak-İran ilişkileri iyi olmadı. 1969 Nisan ayında, Amerika Birleşik Devletleri’nin de desteğini alan İran Şahı, önemli bir su yolu olan ve 1937 yılı Irak-İran sınır antlaşması ile Irak’a bırakılan Şatt-ül-Arap’ı geri almak istedi. Bu amaçla, güç gösterisi olarak gemilerini bölgeye gönderdi. 1970 yılında kesilen diplomatik ilişkiler, 1973 yılında tekrar kuruldu ve 1975’te bir antlaşma imzalandı.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 20

Osmanlı Devleti’nin sürekli ordusunu oluÅŸturan ve doÄŸrudan padiÅŸaha baÄŸlı olan yaya, atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen addır. Kapıkulu ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devleti’nin askeri gücünü yayalar ve müsellemler oluÅŸturuyordu. Bu birlikler tımarlı sipahiler, akıncılar, azaplar, voynuklar, martoloslar ve cerahorlarla destekleniyordu.

I. Murad döneminde (1360-89) örgütsel kuruluşu tamamlanan kapıkulu ocakları, 16. yüzyılda yeniden düzenlendi. Bu yapıda, yaya ve atlı olarak iki ana sınıf vardı. Acemi oğlanları, yeniçeriler, cebeciler, topçular, top arabacıları yay sınıfını, sipahiler, silahdarlar, sağ ulufeciler, sol ulufeciler, sağ garipler, sol garipler de atlı sınıfı oluşturuyordu.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 15

Adnan Menderes (tam adı: Ali Adnan Ertekin Menderes, d. 1899, Aydın – ö. 1961, İmralı Adası), siyasetçi,1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanı.

Çocukluk ve gençlik yılları

1899′da, Aydınlı toprak aÄŸası varlıklı bir çiftçinin oÄŸlu olarak doÄŸdu. Büyük babası Hacı Ali PaÅŸa Kırım Tatarları’ndan olup EskiÅŸehir çevresinden Tire taraflarına göç etmiÅŸtir. İbrahim Ethem Bey’le, Tevfika Hanım’ın oÄŸludur. KızkardeÅŸi Melike küçük yaÅŸta ölmüştür.

1. Dünya Savaşı öncesinde önce Karşıyaka’da forvet, daha sonra Altay’da kalecilik olmak üzere futbol oynadı. İzmir’in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım’la evlenmiÅŸ, ondan Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oÄŸlu olmuÅŸtur. İlkokuldan sonra, İzmir Amerikan Koleji’nden mezun oldu. 1.Dünya Savaşı’nda yedeksubay eÄŸitimi gördü, fakat hastalandığı için cepheye gidemedi.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1935 yılında mezun oldu.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 13

Diyarbakır M.Ö.14. yüzyıldan günümüze kadar Amidi, Amid, Amida, Agusta, Karaamid, Karakale ,Karacakale, Hamid, Karahamid, Diyarbekir ve Diyarbakır isimleri ile anılmıştır
Diyarbakır ismi, yakın zamanlara kadar Diyarbakır merkezininde içinde bulunduğu geniş birbölgenin adı olmuştur.Bu bölge, bugünkü Diyarbakır merkezinden başka Erbil, Erzen, Cizre, Hani, Silvan, Harran, Hasankeyf, Habur, Ceylanpınar, Rakka, Urfa, Siirt, Sincar, İmadiye, Mardin, Muş, ve Nusaybin gibi pek çok yerleşim birimini kapsamaktadır.Ancak, günümüzde Diyarbakır ismi, sadece şehir merkezini ifade etmektedir.

Diyarbakır stratejik konumu itibariyle, daha kuzeyideki dağlık arazi ve bu dağlar arasındaki ovalarla, güneyindeki çöl karakterli ovalar arasında bir genişlik teşkil etmektedir. Bu bölge, aynı zamanda, uzak bölgeleri denizlere liman şehirlerine bağlayan ana yollar üzerinde bulunmaktadır. Bu yollardan biri, Anadolu ve Suriye’den gelerek Irak’a gitmekte idi ki bu yol aynı zamanda Akdeniz sahillerini Basra Körfezine bağlamaktadır.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 12

1828 Osmanlı-Rus savaşı sonunda, Edirne’de imzalanan antlaÅŸma (14 Eylül 1829).

Navarin faciasından (1827) sonra baÅŸlayan (Eylül 1828) Osmanlı-Rus savaşı aleyhimizde geliÅŸince, barış isteÄŸi belirdi. İngiliz ve Fransız elçilerinin teÅŸebbüsleri ve Çarın kayınpederi Prusya kralının gönderdiÄŸi aracının çabalarıyla, bir antlaÅŸma hazırlığına giriÅŸildi. 1829 yılı yazında, Çarlık orduları, Balkanları aÅŸarak, İslimiye ve Yanbolu taraflarını zorlamaya baÅŸladı, doÄŸuda Erzurum’u aldı.

Bu sırada Edirne de düşünce, savaÅŸa son vermek için, İstanbul’daki Prusya elçisi, denizden TekirdaÄŸ’a gitti, Rus generali Dielitsch’e haber göndererek, ateÅŸkes ilanını saÄŸladı, iki tarafın Edirne’de barış esaslarını görüşmelerine karar verildi. Bu arada Edirne’nin doÄŸusunda kalan Rus askerleri çekildiler.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 11

12 Eylül Darbesi veya 1980 Darbesi, Türkiye’de, Türk Silahlı Kuvvetleri’in 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi askeri müdahale.
27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi.

Bu müdahale ile Süleyman Demirel’in BaÅŸbakan’ı olduÄŸu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi laÄŸvedildi, 1970 sonrasında deÄŸiÅŸtirilen 1960 Anayasa’sı tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir baskı dönemi baÅŸladı.

Genelkurmay BaÅŸkanı Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları tarafından oluÅŸturulan askeri cunta Milli Güvenlik Konseyi adı altında 1983 genel seçimine kadar Türkiye’ye iliÅŸkin tüm kritik kararları aldı.
Darbe ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını deÄŸiÅŸtirildi ve cuntanın belirlediÄŸi Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa, 1982 yılındaki halk oylamasında, yüzde 92′lik “Evet” oyu ile büyük farkla kabul edildi.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 08

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed’dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.

Öğrenimine bilgin Said Harekani’nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki’nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg’in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.

İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebeplerle olmuştu. Şamil’in Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin, Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu.
Devamını Okuyun.. »


Şu an 1. sayfadasınız12345>>...Son
eXTReMe Tracker