AÄŸu 06

resim-sanat.jpg

İnsanoğlunun var olması ile birlikte ilkel biçimde de olsa sanatta var olmuştur. İnsan geçirdiği evrimlere göre sanatını da evrimleştirerek geliştirmiştir. İlk sanat örneklerini incelediğimizde; ilkel ve çok basit bir nitelik taşıdığını görürüz. Mağara duvarlarına yapılan boğa, barbizon gibi av hayvanları çok yalın bir biçimdedir. Fakat insanın yerleşik düzene geçmesi ile birlikte kültürel seviyesi yükselmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak sanattaki nitelik giderek karmaşıklaşmıştır. İnsanın tarihsel sürecini incelediğimizde yukarıda açıkladığımız gibi bir gelişim süreci söz konusudur. (ÇİZGİNİN GÜCÜ, Nesrin - Haydar ÇELİK).

NOKTA

Resim sanatında nokta geometrideki anlamından oldukça farklıdır. Resimde “Nokta” kavramı, merkezi dengeye sahip bir yüzeysel etki öğesi olarak tanımlanır. Dolayısıyla, resimsel nokta geometridekinden farklı olarak bir alan kaplar. Bu anlamıyla “Nokta”, resme ancak çaÄŸdaÅŸ sanatın ortaya çıkışıyla birlikte girmiÅŸtir. (SANAT SÖZLÜĞÜ, Metin Sözen, UÄŸur Tanyel)
Noktanın Amacı :
1.Genel anlam olarak noktanın tanımı,
2.Görsel anlatımın esas öğesi olan noktasal ilişkilerin açıklanması,
3.Doğada noktasal yaklaşımları ve görsel anlatım olanaklarını görerek biraz birikime ve yaratıcılığa yeni çıkışlar sağlamak.
Görsel Anlatımın Öğesi Olan Nokta :
Nokta kısaca; bulunduğu ortama göre nokta, küçük ve merkezi nitelik gösteren dairesel leke veya benektir.
Nokta Farklılıklarının Oluşumu :
1.Farklı büyüklükteki noktalar.
2.Eş büyüklükteki noktalar.
3.Farklı ışık değerlerindeki noktalar.
4.Eş ışık değerlerindeki noktalar.
5.Renkleri farklı olan noktalar.
6.Renkleri ayrı olan noktalar.
Devamını Okuyun.. »

May 22

su-mimarisi.jpg

Hayat için su kadar hiçbir maddenin lüzum ve ihtiyacı büyük olmamıştır. Canlının yaşamasında olduğu kadar, onların topluluğunun gelişme ve tekâmülünde tesiri daima ilk plânda görülmüş, tarihin muhtelif devirlerinde şahsın ve dolayısıyla topluluğun menfaati bir su başını tutabilmeyi, bir su akıntısı kenarında barınmayı en büyük ihtiyaç olarak hissettirmişti.

Bu umumî ihtiyaç, muayyen bir nokta etrafında, şahısların birbirine yakınlığını, millî birliklerin doğma ve inkişafına sebep olmuştur. İçinde bitkiler bulunan toprakları, yeşil ve mahsuldar vadileri besleyen nehirlerin kıyılarında, daima ilk kurun medeniyetlerinin parlak yılları geçmiştir.

Suların zamanla, insan topluluklarının artması derecesinde önemi de artmış ve değişmiştir. Kıyılarında gölgeli yeşillikler, geniş ekin tarlaları yetiştiren sular, yalnız ekini yeşerten bir âmil olmakla kalmamış, ayrıca muhtelif kavimlerin birbirleriyle temaslarında, mal alışverişlerinde kısa ve rahat bir yol olmuş ve bu suretle sivilizasyonların yayılmasını, birbiri üzerinde etkili olmasını da temin etmiştir. Burada suların milletlerin hayatında oynayabileceği rolleri çeşitlendirmeden kaçınarak suyun yalnız susuzluğu gideren ve dinî ihtiyaçları karşılıyan bir madde olarak gözönüne alındığı devirleri hatırlarsak onun bir «azîz» gibi takdis edildiğini görürüz.
Devamını Okuyun.. »

May 18

epigrafi.jpg

Yazıtların bir çoğu kırık, eksik ya da zedelenmiş olarak ele geçer.Bu Yazıtlar üzerine çalışan kişi, sözkonusu eksiklikleri tamamlar ve metinleri orijinal durumuna yaklaştırmaya çalışır.Yazıt üzerinde isabetli tamamlamalar yapılabilmesi,ilk önce yazıttaki eksikliklerin boyutuna ve bu işi yapan kişinin deneyimine bağlıdır.

Daha önce belirtildiği gibi, epigraf tarafından yapılan tamamlamalar köşeli parantez içinde gösterilir.Ayrıca tamamlayan kısımlarında diğer epigrafların düşünmesine fırsat tanımak amacıyla köşeli parantez içine alınıp belirlenebilen eksik harf sayısının yapılması gereklidir.Çünkü, daha evvel bulunup yayınlanmış olan bir çok yazıt için günümüzde yerni bilgiler ışığında tekrar ele alınmaktadır.Bu durumda, öncellikle önemsenmesi gereken nokta, metnin günümüzdeki durumunu fotograf vs..yardımıyla okuyucuya aktarmak olmalıdır.
Devamını Okuyun.. »

May 17

baski-sanati.jpg

Baskı kelime ve resimlerin mekanik olarak mürekkep kullanarak çoğaltılmasıdır. Baskı genellikle az miktarda kopya yerine çok miktarda çoğaltma şeklidir.
Baskı tekniğinin ilk doğuşunun Çin ve Kore olduğu sanılmaktaydı. Ancak baskının 1450 civarında Almanya’da, Mainz’da Johann Gutenberg ile başladığı kabul edilir. Tekniğin doğuşu ile kitap daha ucuza imâl edilmiştir ve daha yaygın olmuştur.

İnsanlık kültürünün tarihi yazının icadı ile başlar. Çünkü yazı tarih belgelenmiştir. İlk yazı ise köy ve kentlerin kurulması ile Mezopotamya ve eski Mısır’da doğmuştur. Taş çağı mağara resimleri ile yazının icadı arasında uzun bir çağ vardır. Bu yüzden ilk yazı resimlerin devamı değildir.
M.Ö. 3000 yıllarında ilk harfi alfabenin bulunması ile görsel yazılı iletişim sorununun çözülmesinden en büyük aşama olmuştur. Böylece insanlık tarihinin ve her türlü bilgi ve ifade biçimi aslının aynısı olarak yazılması ve bu bilgileri sanat eserleri baskıdan yararlanarak, çoğaltma işlemi sayesinde olmuştur.
Devamını Okuyun.. »

May 15

rodos-heykeli.jpg

GüneÅŸ Tanrısı Helios’un tunçtan yapılma dev heykeliydi ve Rodos limanının aÄŸzında bulunuyordu; Ama çoÄŸu kez sanıldığı gibi heykelin bacakları arasından gemiler geçmiyordu. Heykel yaklaşık 32 m yüksekliÄŸindeydi ve İÖ.304′teki baÅŸarısız Rodos kuÅŸatmasından kalma tunç gereç ve silahların eritilmesiyle yapılmıştı. Rodos Heykeli, İÖ.280′den 255′e kadar, gemicilere karayı gösteren bir iÅŸaret görevi gördü ve daha sonra adayı sarsan bir deprem sonucu yıkıldı.

Rodosluların Rodos limanının giriÅŸine diktikleri bu heykel söylenenlere göre o kadar büyüktü ki, ayaklarının biri limanın bir giriÅŸine, diÄŸeriyse diÄŸer giriÅŸine basıyordu. Böylece limana girmek isteyen gemiler bu ayakların altından geçiyordu. Tanrı Zeus’u temsil eden bu bronz heykelin boyu 30 metreyi buluyordu. 224 yılında bir depremle yıkıldığı sanılan heykelin elindeki meÅŸaleyi yakmak için ayaklarının içinden baÅŸlayan bir merdivenle yukarı kadar çıkılabiliyordu.
Devamını Okuyun.. »

Ara 21

sappho2.jpg

Esbos adasında yaÅŸayan Sappho, antik yunanda ilk ve en önemli kadın ÅŸairlerinden biridir. Åžiirlerinde güzellik, evlilik, ayrılık ve kadınlar arası aÅŸktan bahseder. M.Ö. 7. yy’da yaÅŸayan bir kadın için ÅŸiir yazmak son derece zor bir iÅŸti.
Hele ki, bu kadın Sappho gibi asil bir ailenin kızıysa. Ama Sappho’nun ÅŸiirleri öylesine etkileyici yazıldığı ve sıradışı bir ritme sahip olduÄŸu için, ünü yüzyıllarca sürmüş ve bir çok kiÅŸiyi etkilemiÅŸtir.

GüzelliÄŸi; vazolara, mühürlere konu olan Sappho, Solon ve Platon gibi kendine hayran olanlar tarafından “Onuncu Muse” die adlandırılmıştır. Bir çok romalı ÅŸairi etkilemiÅŸtir Sappho. Kesin olarak bilinmese de, Sappho’nun lesbos adasında bir çeÅŸit kız yetiÅŸtirme yurdunu yönettiÄŸi düşünülüyor. Bu yurtta kızlar ailelerinden uzak bir yerde evliliÄŸe ve ev hanımlığına hazırlanıyorlardı.
Devamını Okuyun.. »

Kas 22

ehliherif.jpg

Osmanlı sanat üsluplarının belirlenmesinde en etkili sivil toplum hareketi olan Ehl-i Hiref örgütü Topkapı Sarayı’nda, 15 yy sonlarında 2. Beyazıt döneminde oluÅŸmuÅŸtur. KuruluÅŸundan sonra son dönemine kadar İmparatorluÄŸun tüm sanat akımlarını yönlendiren örgüt, zamanın en yetenekli ustalarını bünyesine kabul ediyordu.

Dönemin en iyi katipleri, kumaşçıları, çinicileri, cam ustaları, marangozları, nakkaşları, kuyumcuları ,kakmacıları bu örgütün sanatcıları oldu.

1573 yılı kayıtlarına göre imparatorluk genelinde 983 sanatcının oluşturduğu örgüt, her zaman padişah ve sarayın koruması altında olmuştur.Bölük mensupları, üç ayda bir maaş alıyorlardı . Ulufeleri, Topkapı Sarayı’nın ikinci avlusunda bulunan, Divanhane Binası’nda dağıtılıyordu. Bölük mensuplarından sadece kuyumcular, hakkatlar ve altın iplikle içleme yapan zerduzanın sarayın birinci avlusunda atölyeleri olduğu kesinlik kazanmıştır.

Devamını Okuyun.. »

Eki 02

sanatin-dogusu.jpg

Bugün için, sanatın ortaya çıkışına tam ve kesin bir cevap verebilecek durumda değiliz. İlk insandan günümüze kadar geçen zaman içinde insanoğlu, çeşitli amaçlarla maddeye biçim vermiş, maddeye hükmetmeye çalışmıştır. Bütün bu faaliyetler içerisinde, sanatın başlangıç noktasını kestirmek oldukça zordur. Sanatın başlangıcı sorununu aydınlatmak üzere, pek çok yazar, kitaplarının giriş bölümlerinde uzun sayfalar ayırmaktadırlar. Bütün bu çabalara rağmen, bu konunun pek az aydınlatılabildiğini söyleyebiliriz.
Sanatın baÅŸlangıcı olarak kabul edilen örnekleri “ilkel sanat” baÅŸlığı altında toplamak, alışkanlık halini almıştır. “İlkel sanat” terimi, ilk bakışta ve çabucak bazı ÅŸeyleri çaÄŸrıştırmakla birlikte; geniÅŸ anlamda kullanılan ” ilkel” kelimesinin kapsamından dolayı, bazı anlam kaymalarına da yol açmaktadır. Bu yanlış anlamalara fırsat vermemek için, bizi ilgilendiren ” ilkel sanat “, tarihî kronolojinin baÅŸlangıcında yer alan ilkel sanattır.
Devamını Okuyun.. »

Eki 01

gotik.jpg

Gotik, kendine has özelliği olan bir sanat anlayışı ve yazı şekli.Gotik yazılar ilk baskı denemelerinde denenmiş çoğunlukla Almanlar tarafından kullanılan bir yazı stilidir. Gotik sanatı 12. yüzyılın ikinci yarısında Romanik sanatının değişmesiyle, Latin sanatına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Ortaçağı kapatan,Rönesansı başlatan akımdır.

Mimaride ilk çıkış yeri Fransa diyenler varsa da Avrupa’nın çok yerinde aynı zamanda rastlanmış ve bütün Hıristiyan batı dünyasına yayılmıştır. Her ülke Gotik sanatında zevkine uygun deÄŸiÅŸiklikler yapmıştır. Avrupa’nın sanat merkezi kabul edilen İtalya’da ise pek tesiri görülmemiÅŸtir. İngiltere’de sütunları çoÄŸaltan ve kubbenin altında onları yelpaze gibi açan bir dikey üslüba baÄŸlıdır. İspanya’da Gotik sanatının Arap motifleriyle birleÅŸmesinden meydana gelen müdeccer (mudejar) üslubu doÄŸmuÅŸtur. Gotik sanatı Avrupa’nın kuzeyinde 16. yüzyılın baÅŸlangıcına kadar sürmüştür.
Devamını Okuyun.. »

Eyl 06

heykel5.jpg

Canlıları veya eşyayı, maden, tahta gibi çeşitli malzemeyle temsil etme sanatıdır. Heykelcilik, üç boyutlu (yükseklik, genişlik, derinlik) biçim yaratma sanatıdır. Bu iş, kesim, biçimleme, kalıplama gibi özel tekniklerle hazırlanan çeşitli malzemeyle yapılır. Elde edilen biçimler de değişik tiplerde olur.

Kabartmalar, düz bir yüzey üzerinde engebeler meydana getirir: bunlar az veya çok çıkıntı yapmalarına göre, alçak kabartma veya yüksek kabartma diye adlandırılır. Bir de. tam oyma, yani bir kaidenin üstünde duran heykeller vardır.

İlk heykeller Milattan önce 35,000 ve 8,000 yılları arasında ortaya çıkmış, kadınlar ve hayvanlar, yüzeyden ayrılmış biçimde veya ayrılmadan, taşa, fildişine, kemiğe oyulmuş veya kille biçimlendirilmişti.

Devamını Okuyun.. »


Şu an 1. sayfadasınız1234>>
Untitled Document MtN ürünleri: Dersler I Web tasarım teknik destek I Hediyelik eşyalar I Genel sağlık I Şiir I Resim-Fotoğraf I Ödev Arşivi I Turizm-Tatil
eXTReMe Tracker