
Asıl adı Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi olan, ama daha çok Sandro Botticelli ya da Il Botticello (“Küçük Fıçı”) lakabıyla bilinen İtalyan ressamı (1 Mart 1445 – 17 Mayıs 1510).
Genç yaşta Fra Filippo Lippi’nin yanında resim, desen ve geometri öğrenmiştir. İlk yapıtlarından olan Yudit Öyküleri’nde (1472, Floransa, Uffizi Galerisi) Lippi’nin ve Lippi’den sonra yanlarında çalıştığı Antonio del Pollaiolo ve Verrocchio’nun etkileri görülür.
1470 yılında, henüz ilk tablolarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle Müneccim Kralların Tapınması (1475-1476, Uffizi Galerisi) ve Madonna (Louvre Müzesi) bunlar arasında sayılabilir.
1481′de Papa IV. Sixtus tarafından Roma’ya davet edilmiş; Rosselli, Ghirlandaio ve Perugino ile birlikte Sistina Şapeli’nin süslemesinde çalışmıştır. Burada Musa’nın yaşamını canlandıran 3 fresk ile Şeytanın İsa’yı Ayartma Çabaları’nı yapmıştır. Bu eserlerinde zengin ayrıntılar görülür. Devamını Oku »
Etiketler: çizimleri, ünlü ressamlar, biyografisi, doğumu, eserleri, kimdir, nereli, rönesans, resimleri, ressam, sanat, Sandro Botticelli, yaptıkları

Salsa, İspanyolca’da kelime anlamı olarak sos ya da salça’dır. Malzemesi nerede yapıldığına bağlı olarak değişen bir salça. Fakat buradaki tek gerçek içinde çok fazla baharat olduğudur.
Birçok popüler müzikte olduğu gibi, salsa da Afrika’nın, yeni dünya’nın kozmopolit kültürüyle buluşmasıyla ortaya çıkmıştır. Salsa’nın 1930′larda ya da 1940′larda Küba’da başladığı söyleniyor.
Aslında tartışma gruplarına baktığınızda, Portoriko’lular ve Küba’lılar arasında, Salsa’nın kendilerine ait olduğuna dair derin tartışmalar var. Hatta Afrikalılar da Salsa’yı sahiplenme konusunda hayli iddialılar. Bir tarafı Yoruba vurmalı çalgıları ve bir tarafı da çağrı cevap (call response) vokalleri, yerlilerin müzikleriyle birleştirildi. İspanya ve Fransa’nın müzüik ölçüleri ile İngiltere country dansı üstüste konularak SON ortaya çıktı ve tadı çok güzeldi..
Evet, hareket olarak modern Latin dans müziğini Küba kurduysa da değişik içeriklerle bu dansın transformasyonu Karayipler dışında, New York ve Miami sokaklarında gerçekleşmiştir.. Devamını Oku »
Etiketler: dans figürleri, kübalılar, Kültür-Sanat, latin dansları, nasıl ortaya çıktı, Salsa dansı, tarihi, şarkılar

Bizanslı Philon “Babil’in asma bahçelerini, Olimpos’taki Zeus Heykelini, Rodos Kolossusu’nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus’in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes’teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim.” diye yazmıştı.
Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö.800′lü yıllarda Efes’teki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan Artemis’iyle aynı değildi. Yunan Artemis’i av tanrıçasıydı. Efes Artemis’i ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı. Devamını Oku »
Etiketler: arkeoloji, Artemis tapınağı, bizans, efes, Herostratus, kazılar, kim, Lidya kralı, nerede, Olimpos, Philon, rodos, roma, tarihi yerler, turizm

Mozaik, yan yana yerleştirilmiş veya yapıştırılmış küçük, muhtelif renklerde cam veya taş parçalarının bütünlendiği bir resim,bir tasvirdir.
Güvenilir kaynaklara göre,Akdeniz çevresindeki halklar tarafından icat edilmiş bir sanat koludur ve M. Ö. 300 ile 31 yılları arasındaki dönemde gelişip yaygınlaşmıştır. Roma devrinde, ya da Hıristiyanlığın ilk beş yüz yılında, mozaik sanatı gerçek anlamıyla değer taşıyan bir güzellik ve çeşitlilik kazanmıştı.
Devamını Oku »
Etiketler: dünya, ilk, Kültür-Sanat, mozaik, Neden,Niçin,Nasıl, resim

İnsanoğlunun var olması ile birlikte ilkel biçimde de olsa sanatta var olmuştur. İnsan geçirdiği evrimlere göre sanatını da evrimleştirerek geliştirmiştir. İlk sanat örneklerini incelediğimizde; ilkel ve çok basit bir nitelik taşıdığını görürüz. Mağara duvarlarına yapılan boğa, barbizon gibi av hayvanları çok yalın bir biçimdedir. Fakat insanın yerleşik düzene geçmesi ile birlikte kültürel seviyesi yükselmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak sanattaki nitelik giderek karmaşıklaşmıştır. İnsanın tarihsel sürecini incelediğimizde yukarıda açıkladığımız gibi bir gelişim süreci söz konusudur. (ÇİZGİNİN GÜCÜ, Nesrin – Haydar ÇELİK).
NOKTA
Resim sanatında nokta geometrideki anlamından oldukça farklıdır. Resimde “Nokta” kavramı, merkezi dengeye sahip bir yüzeysel etki öğesi olarak tanımlanır. Dolayısıyla, resimsel nokta geometridekinden farklı olarak bir alan kaplar. Bu anlamıyla “Nokta”, resme ancak çağdaş sanatın ortaya çıkışıyla birlikte girmiştir. (SANAT SÖZLÜĞÜ, Metin Sözen, Uğur Tanyel)
Noktanın Amacı :
1.Genel anlam olarak noktanın tanımı,
2.Görsel anlatımın esas öğesi olan noktasal ilişkilerin açıklanması,
3.Doğada noktasal yaklaşımları ve görsel anlatım olanaklarını görerek biraz birikime ve yaratıcılığa yeni çıkışlar sağlamak.
Görsel Anlatımın Öğesi Olan Nokta :
Nokta kısaca; bulunduğu ortama göre nokta, küçük ve merkezi nitelik gösteren dairesel leke veya benektir.
Nokta Farklılıklarının Oluşumu :
1.Farklı büyüklükteki noktalar.
2.Eş büyüklükteki noktalar.
3.Farklı ışık değerlerindeki noktalar.
4.Eş ışık değerlerindeki noktalar.
5.Renkleri farklı olan noktalar.
6.Renkleri ayrı olan noktalar.
Devamını Oku »
Etiketler: hayvan, ilk, kuş, resim, tarih, Uzay

Hayat için su kadar hiçbir maddenin lüzum ve ihtiyacı büyük olmamıştır. Canlının yaşamasında olduğu kadar, onların topluluğunun gelişme ve tekâmülünde tesiri daima ilk plânda görülmüş, tarihin muhtelif devirlerinde şahsın ve dolayısıyla topluluğun menfaati bir su başını tutabilmeyi, bir su akıntısı kenarında barınmayı en büyük ihtiyaç olarak hissettirmişti.
Bu umumî ihtiyaç, muayyen bir nokta etrafında, şahısların birbirine yakınlığını, millî birliklerin doğma ve inkişafına sebep olmuştur. İçinde bitkiler bulunan toprakları, yeşil ve mahsuldar vadileri besleyen nehirlerin kıyılarında, daima ilk kurun medeniyetlerinin parlak yılları geçmiştir.
Suların zamanla, insan topluluklarının artması derecesinde önemi de artmış ve değişmiştir. Kıyılarında gölgeli yeşillikler, geniş ekin tarlaları yetiştiren sular, yalnız ekini yeşerten bir âmil olmakla kalmamış, ayrıca muhtelif kavimlerin birbirleriyle temaslarında, mal alışverişlerinde kısa ve rahat bir yol olmuş ve bu suretle sivilizasyonların yayılmasını, birbiri üzerinde etkili olmasını da temin etmiştir. Burada suların milletlerin hayatında oynayabileceği rolleri çeşitlendirmeden kaçınarak suyun yalnız susuzluğu gideren ve dinî ihtiyaçları karşılıyan bir madde olarak gözönüne alındığı devirleri hatırlarsak onun bir «azîz» gibi takdis edildiğini görürüz.
Devamını Oku »
Etiketler: abd, avrupa, ödevler, bitki, Bursa, dünya, hayvan, hükümdar, ilk, kuş, marmara, masal, medeniyet, Medeniyetler, nasıl, Osmanlı, resim, saat, saray, Sağlık, Takı, tarih
|
Son Yorumlayanlar