<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sadece havuç yense ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 16:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[merak ettikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[yanlız havuç]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5361</guid>
		<description><![CDATA[Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz. Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5362" title="havuc" src="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg" alt="" width="296" height="222" /></a></p>
<p>Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.</p>
<p>Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.</p>
<p>İlk havuçların renklen turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600&#8242;lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.</p>
<p>Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir. İçinde yüzde 9 karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi san ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220&#8242;sini karşılar.<span id="more-5361"></span></p>
<p>A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.</p>
<p>Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;text=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;t=Sadece havuç yense ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Sadece+havu%C3%A7+yense+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barbitürat nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 08:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[acid]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[Barbitürik asit]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[hap]]></category>
		<category><![CDATA[hapı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[sakinleştirici]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5067</guid>
		<description><![CDATA[Barbitürik yaklaşık olarak altmış yıl önce keşfedilmişler ve tıpta geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Ağız yoluyla alındıkları zaman bağırsak duvarından hızla emilen barbitüratlar, damar ya da kas içine şırınga edildiklerinde etkilerini daha büyük bir hızla gösterirler. Vücutta büyük bir hızla yayılan bu maddeler beyne ve gebelerde dölüte kadar ulaşabilirler. Barbitüratların parçalanarak etkilerinin bozulması karaciğerde gerçekleşir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/02/Barbitürat.png"><img class="size-full wp-image-5069 aligncenter" title="Barbitürat" src="http://www.buzlu.org/images/2011/02/Barbitürat.png" alt="" width="220" height="198" /></a></p>
<p>Barbitürik yaklaşık olarak altmış yıl önce keşfedilmişler ve tıpta geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Ağız yoluyla alındıkları zaman bağırsak duvarından hızla emilen barbitüratlar, damar ya da kas içine şırınga edildiklerinde etkilerini daha büyük bir hızla gösterirler. Vücutta büyük bir hızla yayılan bu maddeler beyne ve gebelerde dölüte kadar ulaşabilirler.</p>
<p>Barbitüratların parçalanarak etkilerinin bozulması karaciğerde gerçekleşir. Parçalandıktan sonra boşaltım sistemi aracılığıyla vücuttan dışa atılırlar. Merkezi sinir sistemi üstünde yavaşlatıcı bir etkiye sahip oldukları için uyuşturucu ve uyku sağlayıcı olarak kullanılan barbitüratlar, ağrı kesici etkiye sahip olmadıklarından sancının yol açtığı uykusuzlukta yararlı olmazlar. Etki sürelerine göre kısa, orta ve uzun etkili diye üç ana bölüme ayrılırlar.<span id="more-5067"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Barbitürat, sakinleştirici ve uyku getirme amacıyla kullanılan ağır bir etki yaratabilen, anestezik amaçlı da kullanılabilen bir ilaçtır.Epilepsi ve doğum kontrol ilaçlarında da bulunmaktadır.</p>
<p>İlk barbitürat, 1860&#8242;lı yıllarda Almanya&#8217;da elma asidi ve insan idrarı gibi maddelerden oluşturulup Adolph Baeyer tarafından üretilmiştir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbarbiturat-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;text=Barbitürat nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;t=Barbitürat nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;title=Barbitürat nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbarbiturat-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Barbit%C3%BCrat+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitaminler</title>
		<link>http://www.buzlu.org/vitaminler-2/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/vitaminler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Jan 2011 11:35:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[a vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[b vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[c vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[hangi meyveler]]></category>
		<category><![CDATA[hangi sebzelerde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[vitaminler ne işe yarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5039</guid>
		<description><![CDATA[Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır .Vitaminler, vücutta metabolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır : Suda [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/01/vitaminler.jpg"><img class="size-full wp-image-5040 aligncenter" title="vitaminler" src="http://www.buzlu.org/images/2011/01/vitaminler.jpg" alt="" width="232" height="182" /></a></p>
<p>Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır .Vitaminler, vücutta metabolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır :</p>
<p>Suda çözünen vitaminler: C ve B grubu vitaminleri (B1, B6 gibi)<br />
Yağda çözünen vitaminler: A, D, E, K vitaminleri</p>
<p><strong>A vitamini </strong></p>
<p>Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır . Yalnızca hayvanlarda bulunan ve yağda eriyen doymamış bir alkoldur.</p>
<p>Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balık yağı) bulunur. Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır(alfa karoten). Yaşlılıkta etkinliği çok artan kolajenaz enziminin indirgeyici etkisini önlediği saptanmıştır. Bu vitamin ayrıca protein bileşimine katılır ve tümerlerde görülen hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasını önler. A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz , kseroftalmi(göz akı ve kormeanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliküler hiperkeratoz (bir deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür.</p>
<p>Bulunduğu Yiyecekler: Kayısı,kuşkonmaz,maydanoz,ıspanak, havuç,kereviz, marul, portakal, erik, domates <span id="more-5039"></span></p>
<p><strong>D vitamini </strong></p>
<p>İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .<br />
Bulunduğu Yiyecekler: Balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et, sebzeler, güneş<br />
E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar . Fitol ve metil hidrokinon türevidir.. İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbrek üstü bezi kabuğunda depolanır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>A vitamini, doymamış yağ asitleri ve C vitamini gibi maddelerin oksidasyonunu önleyerek antioksidan özellik gösterir. Nükleik asitler ve değişik enzim sistemlerinin metabolizmasına katılır.E vitamini eksikliği ender görülür ve kansızlık biçiminde ortaya çıkar. Başta tahılllar olmak üzere yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur&#8230;</p>
<p>Bulunduğu Yiyecekler:Buğday, tohumlu besinler, soya fasülyesi yağı, arı sütü, ceviz, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulafta</p>
<p><strong>K vitamini </strong></p>
<p>Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır. Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Ispanak,kabak, marul, yeşil domates, yeşil biber, inek sütü, peynir, tereyağı, yumurta, kırmızı et, pirinç, karaciğer, mısır, muz, şeftali, çilek</p>
<p><strong>B1 vitamini </strong></p>
<p>Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.<br />
Bulunduğu Yiyecekler: Buğday, kepek, bira mayası, taze sebze meyve, koyun eti, sığır eti, balık eti, yumurta, süt</p>
<p><strong>B2 vitamini </strong></p>
<p>Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Karaciğer, böbrek, buğday unu, patates, et, süt, yumurta, peynir, kepek, yeşil sebzeler, havuç, fındık, yer fıstığı, mercimek<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>B3 vitamini</strong></p>
<p>Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar. Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.</p>
<p>Bulunduğu Yiyecekler: Bira mayası, kepek, yer fıstığı, sakatat, kırmızı et, balık, buğday, baklagiller, un, yumurta, süt, limon, kabak, incir, portakal, hurma</p>
<p><strong>B5 vitamini </strong></p>
<p>Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır. Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, ekmek, sebzeler</p>
<p><strong>B6 vitamini </strong></p>
<p>Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar. Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .<br />
Bulunduğu Yiyecekler: Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, sebzeler<br />
<strong><br />
B11 vitamini</strong></p>
<p>Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Karaciğer, böbrek, kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmek, portakal, muz</p>
<p><strong>B12 vitamini </strong></p>
<p>Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir. Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Karaciğer, yürek, böbrek, kırmızı et, tavuk, balık, süt, peynir, yumurta</p>
<p><strong>C vitamini </strong></p>
<p>Etkin biçimi L-askorbik asittir.C vitamininin başlıca rolü doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollageni üretmektir. Bağışıklık sistemi, sinir sistemi, hormonlar ve besinlerin emilimi fonksiyonlarına (E vitamini ve demir gibi )destek olur.Göz merceği ve akciğer gibi yapılarda antioksidan olarak çalışır. C vitamini ayrıca antioksidan yapıda olan E vitaminine dönüşebilir. C vitamini turunçgillerde bol miktarda, ayrıca taze sebzelerde, maydanozda, kabakta ,soğanda ve domateste bulunur.Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir.</p>
<p>Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır. Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.<br />
Bulunduğu Yiyecekler:Siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç, soğan, bezelye</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam için hangi besinler gereklidir? </strong></p>
<p>Besinlerin dört ana öğesi olan proteinler, yağlar, karbonhidratlar ve yemek tuzu gibi makro besleyiciler saf olarak alındıklarında, yeterli miktarlarda vücuda girseler bile, sağlıklı durumun sürdürülmesini sağlayamazlar. Bunlarla birlikte vitaminlerin ve demir, çinko, bakır, iyod, krom, magnezyum, manganez, molibden, vanadyum, ve silisyum gibi esansiyel minerallerin de alınması gereklidir.</p>
<p><strong>Vücudumuz için gerekli olan vitaminlerin tümünü besinlerden alabilir miyiz? </strong></p>
<p>Evet. Karbonhidrat, protein ve yağ gibi ana besin öğelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar hariç vücudun günlük gereksinimine yetecek kadar vitamin sağlar. Ancak, günlük beslenmeniz sebzemeyve, hububat, süt ürünleri, et-yumurta gibi protein açısından zengin besinlerden herhangi birini içermiyor ya da az miktarda içeriyorsa, ihtiyacınız olan vitaminlerin tümünü besinlerden sağlanamayacağından vitamin takviyesi gerekir.</p>
<p><strong>Besinler beklediğinde vitamin kaybına uğrarlar mı? </strong></p>
<p>Besinler pişirme, saklama ve ısıtma sırasında vitamin kaybına uğrayabilirler. Besinler içindeki yağda çözünen vitaminler ısı hava ve ışıktan pek etkilenmezler. Tıamin (B1 vitamini), folik asid, pantotenik asid (B5 vitamini) ve özellikle askorbik asit (C vitamini) gibi suda çözünen vitaminler ise, besin maddelerinin kaynatma ve kızartılmaları sırasında kısmen parçalanırlar. Yemek suyunun atılması da, besinler içindeki suda-çözünen bir kısım vitaminlerin yitirilmesine neden olur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvitaminler-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/&amp;text=Vitaminler&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/&amp;t=Vitaminler">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/&amp;title=Vitaminler&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvitaminler-2%2F&name=buzlu.org&description=Vitaminler" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/vitaminler-2/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/vitaminler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fobi ve fobi çeşitleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 10:46:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Agorafobi]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[fobi çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yenerim]]></category>
		<category><![CDATA[ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[pisikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4682</guid>
		<description><![CDATA[Tanımı Fobi kelimesi Yunanca Phobos kelimesinden gelmektedir. Phobos aynı zamanda Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının da ismidir.Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez. Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/sosyal_fobi.jpg"><img class="size-full wp-image-4683 aligncenter" title="sosyal_fobi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/sosyal_fobi.jpg" alt="" width="201" height="269" /></a></p>
<p><strong>Tanımı</strong><br />
Fobi kelimesi Yunanca Phobos kelimesinden gelmektedir. Phobos aynı zamanda Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının da ismidir.Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez.</p>
<p>Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştımalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer %25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasnın en önemli nedeni budur. Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha faza görüldüğü saptanmıştır.<span id="more-4682"></span><br />
Fobilerin gerçek nedenleri bilinmemektedir. Öne sürülen fobi nedenleri türlerine göre değişmekle birlikte aynı fobi türünde de hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilerde de neden biyolojik, genetik ve çevreseldir. Bazı özgül fobilerde genetik yakınlık fazladır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Örneğin kan aldırma veya enjeksiyon yaptırma fobisi olan kişilerde ailede benzer hastalık normal topluma göre daha sıktır. Ancak bu yatkınlığın genetik veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişip gelişmediğini aydınlatacak araştırmalar henüz yetersizdir. Bazı insanlarda adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının veya etkilenen organların bu maddelere normal insanlara göre daha duyarlı olmasının bu hastalığa yol açtığı ileri sürülmektedir.</p>
<p>Verilen ilaç tedavileri de bu maddelerin salınımını veya bedensel duyarlılığı azaltmaya yöneliktir. Psikiyatride fobilerin geçmiş yaşantılara bağlı olarak geliştiği yolunda ispatlanmamış çeşitli teoriler mevcuttur. Watsonun öğrenme teorisinde fobilerin şartlandırılmış refleks davranışlar sonucu oluştuğu ileri sürülür. Bu teoriye göre daha önce kaygı uyandırmayan bir uyaran kaygılı bir uyaranla bir araya geldiğinde öğrenme yolu ile kaygı uyandıran bir uyaran haline gelmektedir. Örneğin asansör korkusu olmayan bir kişi elektrik kesintisi ile asansörde mahsur kalma sonucunda asansör korkusu geliştirebilir.</p>
<p>Bu olay öncesinde rahatlıkla asansöre binebilirken asansöre binemez hale gelebilir veya asansöre bindiğinde aşırı kaygı duyma görülebilir. Freud’a göre fobiler bilinç dışı çatışmalarla ilgilidir ve ödipal kompleks ile ilişkisi vardır. Bastırılmış, bilinç dışına itilmiş bazı korkular yer değiştirerek normalde kaygı yaratmayacak bir nesne veya duruma yöneltilir ve bu şekilde fobiler gelişir. Yapılan araştırmalarda sürekli strese maruz kalan çocuklarda yaşamın ileri dönemlerinde yaygın fobik davranışlar görülebimektedir. Sürekli stres yaratan nedenler arasında erken yaşta anne veya babanın kaybı, anne veya babadan ayrılma, ev içinde şiddete maruz kalma sayılablir. Bazı bedensel hastalıklar, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda fobik semptomlar görülebilir. Bu rahatsızlıkların ayırıcı tanısı yapılırken dikkate alınması gerekir.<br />
<strong>Fobi Çeşitleri</strong><br />
Sosyal Fobi<br />
Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal, meslekî ya da aile yaşamı etkilenir.<br />
Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.<br />
•    Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.<br />
•    Özel: Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)<br />
Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.<br />
•    Çarpıntı<br />
•    Titreme<br />
•    Terleme<br />
•    Kaslarda gerginlik<br />
•    Midede rahatsızlık hissi<br />
•    Göğüste sıkıntı hissi<br />
•    Sıcak yada soğuk basması<br />
•    Başta ağırlık hissi &#8211; Başağrısı.<br />
Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belitiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali lie birlikte görülür.<br />
Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir. Ve bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterlidir.<br />
Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.<br />
- Topluluk önünde konuşmak. &#8211; Bir işle uğraşırken seyredilmek. &#8211; Başkalarının önünde yemek yemek-içmek. &#8211; Otorite konumundaki kişilerle temas etmek. &#8211; Misafir kabul etmek. &#8211; Başkaları ile tartışmak. &#8211; Toplulukta telefonla konuşmak. &#8211; Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak. &#8211; İlgi odağı olmak. &#8211; Başkalarının önünde yazı yazmak.<br />
Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisiymiş gibi düşünebilir.<br />
Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yanlızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların %40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.<br />
Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması ciddi sorunlar doğurur. Okul başarısı etkilenir. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Yine bir çok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır. Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün süperegoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla 9 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir.<br />
<strong>Agorafobi</strong><br />
Fobiler arasında sık görülen agorafobi eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinirdi. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiç bir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın bir çok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çökkünkük durumlarına da girebilirler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><strong>Özgül Fobiler</strong><br />
Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.<br />
Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:<br />
•    Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi&#8230;)<br />
•    Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi&#8230;)<br />
•    İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi&#8230;)<br />
<strong>Bazı özgül fobiler:</strong><br />
Kapalı ve basık yerde kalma korkusu (klaustrofobi): Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.<br />
Kan-yaralanma korkusu: Halk arasında “kan tutması” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsızlık duyma dışında, tıbbi işlemlerde bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme, bulantı ve bayılma gibi tepkiler gösterebilir.<br />
Hayvan korkusu (zoofobi): İnsanların bir kısmında korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra fobi başlarken, bir kısmında da böyle bir başlatıcı bulunmaz.<br />
Gök gürültüsü ve fırtına korkusu (astrofobi): Gök gürültüsü ve fırtına fobisi olan kişiler sürekli hava durumunu izler. Havanın fırtınalı,gök gürültülü ve yağışlı olma ihtimali olduğu günlerde büyük korku ve panik duyguları yaşarlar.<br />
Yükseklik korkusu (akrofobi): Yükseklik korkusunda kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz. Birçok kişi için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyet olur.<br />
Yalnızlık korkusu (manofobi): Yalnızlık fobisi duyanlar tek başlarına kalmazlar. Bu fobi akşamları evde tek başlarına kaldıklarında artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duydukları tüm sesleri, gördükleri tüm gölgeleri hırsızın ve yabancı birisinin varlığına yorarlar.<br />
Uçak korkusu: Uçak korkusunda kişi gideceği yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak dışında herhangi bir araçla gitmeye razıdır. Uçağa binmek zorunda kalırsa şiddetli korku duyar. Uçağın her hareketini, her sarsıntıyı büyük bir korkuyla izler, duyduğu her sesi motorun arızasına yorar.<br />
Yutma korkusu: Yutma fobisinde kişi yemek yerken, su içerken boğazına birşey kaçacağı ve boğulacağı düşüncesindedir. Kuruyemiş ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybıdır.</p>
<p>•    Canlı canlı toprağa gömülme korkusu (tapofobi)<br />
•    Ateş korkusu (pirofobi)<br />
•    Giyecek korkusu (endofobi)<br />
•    Yenilik korkusu (kainatetofobi)<br />
•    Sivri cisim korkusu (amofobi)<br />
•    Karanlık korkusu (kenofobi)<br />
•    Dışkı korkusu ( koprofobi)<br />
•    Yamaçtan iniş korkusu (orofobi)<br />
•    Toplum içinde yüz kızarması korkusu (ertirofobi)<br />
•    Beyaz sayfa korkusu (lökoselofobi)<br />
•    Yabancı kokusu (xenofobi)<br />
•    Tozi pislik korkusu (mizofobi)<br />
•    Herşeyden korkma korkusu (pontofobi)<br />
•    Korkudan korkma korkusu (fabofobi)<br />
•    Cinsel ilişki korkusu<br />
•    Eşcinsel olma korkusu<br />
•    Aklını yitirme korkusu<br />
•    Hastalık korkusu<br />
•    ablütofobi: yıkanmaktan korkma<br />
•    agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma<br />
•    agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu<br />
•    ailurofobi: kedilerden korkma<br />
•    akluofobi: karanlıktan korkma<br />
•    akrofobi: yüksek yerlerden korkma<br />
•    akustikofobi: belirli seslerden kokrma<br />
•    algofobi: acı çekmekten korkma<br />
•    amatofobi: toz korkusu<br />
•    amnezifobi: hafızasını kaybetmekten korkma<br />
•    androfobi: adamlardan korkma<br />
•    anemofobi: fırtına korkusu<br />
•    antlofobi: sel korkusu<br />
•    antropofobi: insanlardan korkma<br />
•    apifobi: arılardan korkma<br />
•    arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku<br />
•    araknofobi: örümceklerden korkma<br />
•    aritmofobi: sayılardan korkma<br />
•    asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma<br />
•    astenofobi: güçsüz olmaktan korkma<br />
•    astrafobi: şimşek korkusu<br />
•    ataksofobi: düzensizlikten korkma<br />
•    atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma<br />
•    aviofobi: uçuş korkusu<br />
•    ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma<br />
•    batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma<br />
•    batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma<br />
•    belonefobi: iğnelerden korkma<br />
•    bibliyofobi: kitaplardan korkma<br />
•    bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma<br />
•    brontofobi: gökgürültüsünden korkma<br />
•    dentofobi: dişçiden korkma<br />
•    dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma<br />
•    eisoptrofobi: aynalardan korkma<br />
•    elektrofobi: elektrikten korkma<br />
•    emetofobi: kusmaktan korkma<br />
•    entomofobi: böceklerden korkma<br />
•    epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma<br />
•    eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku<br />
•    erotofobi: cinsellik korkusu<br />
•    farmakofobi: ilaçlardan korkma<br />
•    fazmofobi: hayaletlerden korkma<br />
•    febrifobi: yüksek ateşten korkma<br />
•    filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma<br />
•    filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma<br />
•    fobofobi: korkmaktan korkma<br />
•    fotofobi: ışıktan korkma<br />
•    gametofobi: evlenmekten korkma<br />
•    gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma<br />
•    gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma<br />
•    glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma<br />
•    haptofobi: dokunulmaktan korkma<br />
•    harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma<br />
•    helyofobi: güneş&#8217;ten korkma<br />
•    hematofobi: kan korkusu<br />
•    herpetofobi: sürüngenlerden korkma<br />
•    hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma<br />
•    higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma<br />
•    hipegiyafobi: sorumluluktan korkma<br />
•    hipnofobi: uyumaktan korkma<br />
•    hipofobi: atlardan korkma<br />
•    homiklofobi: sisten korkma<br />
•    homofobi: eşcinsellerden korkma<br />
•    ihtiyofobi: balıklardan korkma<br />
•    islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma<br />
•    jinefobi: kadınlardan korkma<br />
•    kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma<br />
•    kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu<br />
•    kanserofobi: kanser olmaktan korkma<br />
•    kardiyofobi: kalp hastalığından korkma<br />
•    karnofobi: etten korkma<br />
•    katagelofobi: dalga geçilmekten korkma<br />
•    kemofobi: kimyasal maddelerden korkma<br />
•    keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma<br />
•    kimofobi: dalgalardan korkma<br />
•    kinofobi: köpeklerden korkma<br />
•    klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma<br />
•    klostrofobi: kapalı yer korkusu<br />
•    koprofobi: dışkı korkusu<br />
•    koulrofobi: palyaçolardan korkma<br />
•    kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma<br />
•    kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma<br />
•    kronomentrofobi: saatlerden korkma<br />
•    ksantofobi: sarı renkten korkma<br />
•    ksenofobi: yabancılardan korkma<br />
•    ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma<br />
•    limnofobi: göllerden korkma<br />
•    litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma<br />
•    logofobi: belirli kelimelerden korkma<br />
•    lökofobi: beyaz renkten korkma<br />
•    manyofobi: delirmekten korkma<br />
•    mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma<br />
•    mekanofobi: makinelerden korkma<br />
•    melanofobi: siyah renkten korkma<br />
•    mikrobiyofobi: mikroplardan korkma<br />
•    mizofobi: kirlilikten korkma<br />
•    monofobi: yalnızlıktan korkma<br />
•    musofobi: farelerden korkma<br />
•    nekrofobi: cesetten korkma<br />
•    nelofobi: camdan korkma<br />
•    niktofobi: geceden korkma<br />
•    nozokomefobi: hastanelerden korkma<br />
•    nüdofobi: çıplaklıktan korkma<br />
•    obesofobi: şişmanlamaktan korkma<br />
•    ofidiyofobi: yılanlardan korkma<br />
•    okofobi: taşıt araçlarından korkma<br />
•    osmofobi: belirli kokulardan korkma<br />
•    pantofobi: her şeyden korkma<br />
•    papirofobi: kağıttan korkma<br />
•    paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma<br />
•    patofobi: hasta olmaktan korkma<br />
•    pedofobi: çocuklardan korkma<br />
•    peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma<br />
•    penyafobi: fakirlikten korkma<br />
•    pirofobi: ateşten korkma<br />
•    plakofobi: mezar taşlarından korkma<br />
•    pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma<br />
•    politikofobi: politikacılardan korkma<br />
•    porfirofobi: mor renkten korkma<br />
•    potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma<br />
•    potofobi: alkollü içeceklerden korkma<br />
•    pteronofobi: kuş tüyünden korkma<br />
•    pupafobi: kuklalardan korkma<br />
•    radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.<br />
•    ranidafobi: kurbağalardan korkma<br />
•    selenofobi: ay&#8217;dan korkma<br />
•    siderofobi: yıldızlardan korkma<br />
•    simetrofobi: simetriden korkma<br />
•    skiofobi: gölgelerden korkma<br />
•    sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma<br />
•    soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma<br />
•    tafefobi: diri diri gömülmekten korkma<br />
•    takofobi: yüksek hızdan korkma<br />
•    talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu<br />
•    tanatofobi: ölümden korkma<br />
•    teknofobi: teknolojiden korkma<br />
•    teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması<br />
•    termofobi: ısıdan korkma<br />
•    testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma<br />
•    tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma<br />
•    otomofobi: ameliyat olmaktan korkma<br />
•    toksifobi: zehir korkusu<br />
•    topofobi: belirli yerlerden korkma<br />
•    travmatofobi: yaralanmaktan korkma<br />
•    trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma<br />
•    triskaidekafobi: 13 sayısından korkma<br />
•    tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma<br />
•    trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma<br />
•    ürofobi: sidikten korkma<br />
•    xenofobi: yabancılardan korkma<br />
•    venereofobi: zührevi hastalıklardan korkma<br />
•    venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma<br />
•    vermifobi: solucanlardan korkma<br />
•    zelofobi: kıskançlıktan korkma<br />
•    zoofobi: hayvanlardan korkma</p>
<p>Bütün özgül fobiler tek tek anlatılamayacak kadar çoktur. Hepsi ayrı ayrı tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>Fobi belirtileri</strong><br />
Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:<br />
•    Çarpıntı<br />
•    Yüz kızarması<br />
•    Titreme<br />
•    Terleme<br />
•    Bulanık görme<br />
•    Nefes darlığı<br />
•    Ağız kuruluğu<br />
•    Yutkunma güçlüğü v.b.<br />
Sosyal fobinin panik bozukluktan tek farkı belirtilerin belli durumlarda ortaya çıkmasıdır. Panik bozukluğu olan kişiler ne zaman panik atak geçireceklerini bilirler ve panik atak geçirmemek için fobik durumlardan kaçınırlar. Örneğin asansör korkusu olan kişiler asansöre bindiklerinde panik atak geçirebilirler ve bundan korunmak için üst katlara merdivenlerden çıkıp inmeyi tercih ederler bu şekilde panik atak gelmesini önlerler. Yine uçak korkusu olan kişiler uçağa binmek yerine başka vasıtaları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak gelişmesini önlerler. Panik bozukluğu olan kişilerde fobilerden farklı olarak panik ataklarının ne zaman, nerede geleceği belli değildir ve atağın gelmesi genelde önlenemez.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffobi-ve-fobi-cesitleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/&amp;text=Fobi ve fobi çeşitleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/&amp;t=Fobi ve fobi çeşitleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/&amp;title=Fobi ve fobi çeşitleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffobi-ve-fobi-cesitleri%2F&name=buzlu.org&description=Fobi+ve+fobi+%C3%A7e%C5%9Fitleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stetoskop nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 07:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[aletler]]></category>
		<category><![CDATA[araçları]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Williams]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyolog]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Theophile Hyancinthe Laennec]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Stetoskop]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4621</guid>
		<description><![CDATA[Stetoskop, vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir; Diyafram, Tüp (elastik boru şeklinde) Kulaklık Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/Stetoskop.jpg"><img class="size-full wp-image-4622 aligncenter" title="Stetoskop" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/Stetoskop.jpg" alt="" width="324" height="322" /></a></p>
<p>Stetoskop, vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir;</p>
<p>Diyafram,<br />
Tüp (elastik boru şeklinde)<br />
Kulaklık</p>
<p>Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın içinde ortamdan yalıtılmış bir zar vardır.</p>
<p>Yüzeydeki sesle titreyen zar konik parça içindeki havaya basınç uygular ve bu basınç tüp içinden kulaklığa kadar ulaşır ve uygun yapıdaki kulaklık parçaları, sesi kulak içine yayar. Basit bir mantıkla çalışan stetoskop, bir nevi mekanik yükselticidir.<span id="more-4621"></span></p>
<p><strong>Stetoskopla en çok dinlenen sesler şunlardır;</strong></p>
<p>Kalbin atışı<br />
Akciğerlerin çıkardığı sesler<br />
Bağırsaklarda ve midede ortaya çıkan sesler<br />
Nabız<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ayrıca kan basıncını ölçmek için de kullanılır.</p>
<p>Stetoskop ile vücuttaki sesleri dinleme işine oskültasyon (auscultation) denir. Oskültasyon, tecrübe gerektiren bir teşhis yöntemidir.</p>
<p>Stetoskop ile kulağa ulaşan sesin normal olup olmadığını anlamak, eğitim ve deneyim gerektirir. Mesela kalpten yayılan birçok ses vardır ve bu seslerin bazısı insandan insana farklılık gösterebilir.<br />
Steteskobun tarihçesi</p>
<p>M.Ö. 400 yılında Hipokrat, kalpten gelen seslerii, göğüs kafesinin içinde kaynayan sirkeye benzetmişti. 2000 yıl sonra, 17. yüzyılda William Harvey, bu sesi akan suyun çıkardığı şırıltı olarak açıkladı.</p>
<p>1816 yılında Dr. Rene Theophile Hyancinthe Laennec, kağıdı rulo yaparak bir ucunu hastanın kalbine diğer ucunu kulağına dayayıp kalp sesini dinledi. Kısa süre sonra rulo kağıdın yerini bir tüp aldı ve bu da stetoskobun başlangıcı oldu. Yunanca bir kelime olan stetoskop; stetos (göğüs) ve skopein (bakmak) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.</p>
<p>Günümüzdeki haline gelmesi için çeşitli malzemelerle deneyler yapıldı. En iyi ses iletimi, 30 cm.lik tahta silindirden elde edildi. Bu alet ile kalp sesleri daha net ayrıştırılmaya başlandı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1829&#8242;da, Dr. Charles Williams, Laennec stetoskobunu iki parçaya bölerek geliştirdi ve değişik açılara bükülüp katlanabilen bir cihaz haline getirdi. 1830 ve 1840 yıllarında tek kulaktan dinlemeli ve dayanıklı kauçuktan, doktorların kalp ve akciğer dinlemelerine açısal hareketlerle kullanım kolaylığı sağlayan stetoskoplar geliştirildi.</p>
<p>1852&#8242;de ilk çift kulaklıklı stetoskoplar kullanıldı. Amerika&#8217;dan P. Camman ve İngiltere&#8217;den Alfred Leared, aynı zamanlarda bu aleti değişik formlarda ortaya çıkardı. Camman tarafından üretilen cihaz; 1 inç&#8217;lik ahşap çan bağlı tüplere doğru incelen spiral telli, yayla metal dinleme tüplerine bağlı, kullanımı kolay ve konforlu idi. Sonraki 40 yılda stetoskop tasarımı çok az değişime uğradı.</p>
<p>1894&#8242;te İtalyan Bianchi ile Amerikalı mühendis R.C.M. Bowles&#8217;ın çalışmaları, göğüs kafesi için kullanıldı. Bunları diyafram ve çanın yararları üzerine tartışmalar izledi. Çan ve diyaframa olan ihtiyaç artışı ile 1926&#8242;da Lad Howard Sprague ilk çan ve diyafram birleşimini bugünkü şekline getirdi.</p>
<p>1940&#8242;ta Dr.Sprague, Maurice Rappaport ile birlikte çalışarak stetoskobun bilimsel fizik prensiplerini belirledi.</p>
<p>1958’de İngiliz kardiyolog Dr. Aulrey Leatham&#8217;ın stetoskobu, sadece çan ve diyafram birleşimi olmayıp, ilkinin içinde ikinci en küçük çanı içeriyordu. Bir manivela sayesinde çocuklar için kullanıma imkân sağlıyordu.</p>
<p>1961&#8242;de Amplivex tarafından elektronik stetoskop geliştirildi. Bu cihaz vakumlu tüp teknolojisi ile avantaj sağlıyordu. Uygun ağırlığı ve uygun boyu ile kullanıma elverişli bir cihaz oldu.<br />
Elektronik stetoskoplar</p>
<p>Mekanik stetoskoplar hafif ve taşınabilir oldukları için kullanımları kolaydır ancak sadece uzman kişiler tarafından yorumlanabilecek veri sunar. Elektronik stetoskoplar ise elde edilen veriyi kullanıcıya yorumlanmış bir şekilde sunabilmektedir.</p>
<p>Elektronik stetoskoplar fazla yaygınlaşmamıştır, gelişmekte olan bir teknolojidir ve pahalıdır. Doktorlar mekanik stetoskopları tercih etmektedir.</p>
<p>Elektronik stetoskopların çalışma prensipleri</p>
<p>Elektronik stetoskop, sesi öncelikle bir dönüştürücü yardımıyla elektriksel bir niceliğe dönüştürür. Havanın titreşimini elektrik işaretlere dönüştüren basınç algılayıcıları kullanılarak vücuttaki sesler elektronik ortama aktarılır. Bu iş için mikrofonlar kullanılır. Kullanılan mikrofonların yalıtılmış olmaları gerekir, çünkü ortamdaki sesler vücuttan gelen sese eklenerek çıktıyı bozar.</p>
<p>Mikrofonla gerilime dönüştürülen ses çok zayıf ve gürültülüdür. Çeşitli filtre ve yükselteç devreleriyle iyileştirilen işaret (sinyal) daha sonra çıktı (ses, görüntü, teşhis sonuçları vs.) olarak sunulmak için örneksel (analog) veya sayısal (dijital) bir sisteme aktarılır.</p>
<p>Sayısal verinin işlenmesi daha kolay olduğu için elektronik stetoskoplar genelde sayısal olarak tasarlanır. İyileştirilmiş işaret önce örneksel-sayısal çeviriciyle sayısal değerlere dönüştürülür ve daha sonra da bir işlemci tarafından işlenerek çıktı halini alır.</p>
<p>İşaret çözümlemesinde sayısal işaret işleyicilerden (İng. Digital Signal Processor) yararlanılması çıktının kalitesini artırır. Sayısal işaret işleyici yardımı ile veriler üzerinde filtreleme-yorumlama vs. her türlü işlem kolayca yapılabilmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fstetoskop-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;text=Stetoskop nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;t=Stetoskop nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;title=Stetoskop nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fstetoskop-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Stetoskop+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Eczacıları Birliği (TEB)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 16:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[EGAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[fiyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[sgk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[TEB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4444</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği, merkezi Ankara&#8217;da olan bir Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;dur. Kısa adı TEB olan Türk Eczacıları Birliği, 25 Ocak 1956 tarihinde bir grup eczacı tarafından oluşturulmuş mesleki bir örgüttür. Amacı Eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Türk-Eczacıları-Birliği.jpg"><img class="size-full wp-image-4445 aligncenter" title="Türk Eczacıları Birliği" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Türk-Eczacıları-Birliği.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a></p>
<p>Türk Eczacıları Birliği, merkezi Ankara&#8217;da olan bir Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;dur.</p>
<p>Kısa adı TEB olan Türk Eczacıları Birliği, 25 Ocak 1956 tarihinde bir grup eczacı tarafından oluşturulmuş mesleki bir örgüttür.</p>
<p><strong>Amacı </strong></p>
<p>Eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla &#8220;kamu kurumu&#8221; niteliğinde tüzel kişilik taşıyan TEB, amacı doğrultusunda etkinlikler gerçekleştirmektedir.<span id="more-4444"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Etkinlikleri </strong></p>
<p>Türk Eczacıları Birliği, &#8220;TEB Haberler&#8221; ve &#8220;Mised&#8221; (Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi) adında iki dergi çıkarmaktadır.</p>
<p>Seminer, sempozyum ve kongreler düzenlemekte, kurumsal olarak katılmakta ve katılım sağlamaktadır.</p>
<p>Birlik tarafından kurulan EGAŞ &#8211; Eczane Gereçleri A. Ş. adlı şirketle, üyelerine eczacılıkla ilgili malzeme temininde bulunmaktadır.</p>
<p>2002 yılında oluşturulan Eczacılık Akademisi ile bilimsel mesleki çalışmalar yapmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturk-eczacilari-birligi-teb%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;text=Türk Eczacıları Birliği (TEB)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;t=Türk Eczacıları Birliği (TEB)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;title=Türk Eczacıları Birliği (TEB)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturk-eczacilari-birligi-teb%2F&name=buzlu.org&description=T%C3%BCrk+Eczac%C4%B1lar%C4%B1+Birli%C4%9Fi+%28TEB%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aterom nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akut inme]]></category>
		<category><![CDATA[atardamar]]></category>
		<category><![CDATA[Aterom]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4441</guid>
		<description><![CDATA[Aterom, atardamarların duvarlarında oluşan anormal yangısal (enflamatuvar) makrofaj akyuvar birikmesidir. Bu anatomik bozukluklar (lezyonlar) çocukluğun geç döneminde, yaklaşık 10 yaşından önce gelişmeye başlar ve zamanla iyice gelişir. Cerrahi müdahale ile, örneğin baypas ameliyatıyla atardamar yerine yerleştirilmiş toplardamarlar hariç, toplardamarlarda aterom gelişmez. Bu birikimler arter tüpünün endotel tabakası ile düz kas tabakası arasında olur. Patologlar, aterom [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Aterom.jpg"><img class="size-full wp-image-4442 aligncenter" title="Aterom" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Aterom.jpg" alt="" width="316" height="204" /></a></p>
<p>Aterom, atardamarların duvarlarında oluşan anormal yangısal (enflamatuvar) makrofaj akyuvar birikmesidir. Bu anatomik bozukluklar (lezyonlar) çocukluğun geç döneminde, yaklaşık 10 yaşından önce gelişmeye başlar ve zamanla iyice gelişir. Cerrahi müdahale ile, örneğin baypas ameliyatıyla atardamar yerine yerleştirilmiş toplardamarlar hariç, toplardamarlarda aterom gelişmez.</p>
<p>Bu birikimler arter tüpünün endotel tabakası ile düz kas tabakası arasında olur. Patologlar, aterom oluşumunun gözle görünür ilk aşaması için &#8220;yağ çizgisi&#8221; terimini kullanmışlarsa da aslında ateromlar yağ hücreleri içermezler. Kalp veya arterlerden bahsedilirken aterom için &#8220;plak&#8221; (Fransızca &#8220;plaque&#8221;) terimi de kullanılır.</p>
<p>Ateromun gelişim sürecine toplu olarak aterojenez, hastalık sürecinin sonucuna da ateroskleroz denir.<span id="more-4441"></span></p>
<p><strong>Aşamalar </strong></p>
<p>İnsanda aterom çocukluğun ileri yaşlarında, genelde 5 &#8211; 9 yaşlarında yağ çizgileri olarak başlar. İlgisiz nedenlerle ölen insanlarda yapılan otopsilerde bunlar ve daha büyük aterom bozuklukları (lezyonları) o kadar sık görülmüştür ki, uzun süre sağlıklı değilse de normal olduğu varsayılmıştır.</p>
<p>Daha ilerlemiş ateromda aynı aterom içinde birden çok doku özelliğine rastlanır. Işık mikroskobuyla bakılınca 10 farklı doku türü ayırt etmek mümkündür: ateromun en yeni kısımlarında her zaman görülen makrofaj hücre toplulukları, daha ilerlemiş olanlarda ölmüş hücre kalıntıları, en eski kısımlarda ise hücreler arasında birikmiş fibröz doku ve kireçleşmiş kristallerden oluşan daha karmaşık yapılar görülür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Aterom, tipik olarak onlarca yıl boyunca sessizce ilerler ve kardiak stres testi ve anjiyografi gibi çoğu klinik test tarafından farkedilmez. En sonunda kalp krizi veya akut inme ya da daimi bir sakatlıkla varlıkları ortaya çıkar. Çoğu kişi bu tür bir olaya kadar sağlıklı olduğunu varsayar ama ufak bir azınlıkta önceden bazı uyarı işaretleri olabilir.<br />
İzlenmesi, araştırılması ve anlaşılmasının zor yönleri</p>
<p>Çoğu insan için aterom ilerlemesinin ilk klinik belirtisi kalp arterlerinde bulunan ateromlardan kaynaklanır ve genellikle kendini bir kalp krizi olarak gösterir. Ancak kalp arterleri küçük oldukları(çapları 5 mm&#8217;nin altındadır), başka dokularla örtülü ve hep hareket halinde oldukları için izlenmeleri zordur; özellikle bir hastalık belirtisi göstermeyen kişilerde. Hastalık semptomları ve kardiak stres testi ancak ateromlu hastalığın ileri aşamasında bir sorunun varlığını gösterebilir.<br />
<strong>Yeni kavramlar ve anlayışlar </strong></p>
<p>Kalkınmış ülkelerde ilerlemiş halk sağlığı kavramı, enfeksiyon kontrolü ve artan yaşam beklentisi yüzünden, aterom oluşumundan kaynaklanan ateroskleroz ve sonuçları toplum için gittikçe artan bir yük oluşturmaktadır. Ateroskleroz çoğu Batı ülkesinde sakatlık ve ölümün bir numaralı kaynağıdır.</p>
<p>20. yy. ortalarına kadar, hatalı bir şekilde, ateromun arter lümenine doğru genişleyip bir daralmaya (stenoz) yol açtığı varsayılmıştı. Çünkü hastalık her zaman damarın iç endotelial tabakasıyla kas duvarı arasında gelişir. Bu inancın nedeni anjiyografik görüntüler ve arter duvarlarındaki düz kasların zamanla değişmeyeceği kanısıydı. Bu teorinin fazlasıyla basit olduğu 1980 ve 1990&#8242;lı yıllarda intravasküler ultrason görüntüleme (İngilizce intravascular ultrasound&#8217;in kısaltması olan IVUS olarak değinilir) ve ayrıntılı patolojik incelemelerle kanıtlandı.</p>
<p>1990&#8242;lardan beri yapılan çalışmalar, aterom gelişimi sırasında iki farklı değişimin olabileceğine işaret etmiştir: (a) duvar kalınlaşması ve dışarı doğru kalınlaşarak lümen büyüklüğünün hastalığın ileri safhalarına kadar sabit kalması; veya (b) duvar kalınlaşması ve duvarın hem dışa hem de lümene doğru kalınlaşması. Her iki süreç de vücudun hastalığın etkilerine karşı gösterdiği koruyucu tepkilerdir ve bir süre için semptomları engellerler.</p>
<p>IVUS tekniğiyle yapılan gözlemlerde lümenin %20 oranında daraldığı yerlerde daha sonra ani bir tıkanma olduğu ve sonucunda kalp krizi oluştuğu gösterilmiştir. Kardiak stres testi, yaygın kullanılmasına rağmen yalnızca %50 oranından fazla daralmış lümenlerin farkedilmesini sağlar.<br />
<strong>Aterom ve arter davranışı </strong><br />
<strong>1. arterin dışa doğru genişlemesi: stenoz ve tıkanma</strong></p>
<p>Aterom, arterin lümeninin değişmemesi için duvarın kaslı kısmının dışa doğru esnemesini sağlar. Esneme, damar duvar kalınlığının %40-50&#8242;si aterom dokusundan ibaret olana kadar sürer. Eğer duvar genişlemesi aterom hacmindeki artışı karşılayamazsa arterin lümeni daralmaya başlar. Bunun olabilmesi, ateromu kandan ayıran örtü dokularda yırtılmalarla mümkün olur. Kırk yaşından sonra bu sıkça görülür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Endotel ve fibröz örtüde bir kırılma olursa buranın tamiri için bir pıhtılaşma olur. Ayrıca yırtılmanın sonucu aterom içindeki kalıntılar akıntının içine saçılabilir. Kırılma noktasının üstünde trombosit ve pıhtı birikmesi lümenin daralmasına veya tıkanmasına yol açabilir (tromboz). Lümen kapanması ve yırtılmış ateromun ötesine kan gitmemesinden dolayı veya akıntıyla giden parçaların ilerdeki daha küçük damarları tıkaması yüzünden dokular zarar görebilir (bakınız hassas plak).</p>
<p>Yukarıda özetlenen süreç kalp krizi, akut inme gibi kardiyovasküler sorunların başlıca mekanizmasıdır. Araştırmalar bunun stenozla ilişkili olmadığını göstermiştir. Parçalanma öncesinde lümen daralması, hatta anevrizma genişlemesi dahi olmayabilir. IVUS&#8217;la yapılan araştırmalar parçalanıp ölüme veya sakatlığa yol açan hassas ateromlarda sadece %20 oranında stenoz olduğunu göstermiştir. Buna karşılık kardiak stres testiyle bir anormalliğin farkedilebilmesi için %75 oranında stenoz gerekmektedir.<br />
<strong>2. arterin dışa doğru genişlemesi ve lümen genişlemesi </strong><br />
Orta serebral arterde anevrizma anjiyogramı (anterioposterior açı). ACA, anterior serebral arter (anterior cerebral artery); ICA internal karotid arter (internal carotid artery); MCA orta serebral arter (middle cerebral artery).</p>
<p>Eğer kas duvarı zaman içinde çok fazla genişlerse arterde toptan bir genişleme olur. Genelde onlarca yıl boyunca olur ve seyrek görülen bir durumdur. Anevrizmalı genişlemelerdeki ateromlar da yırtılıp akıntıya aterom kalıntıları ve pıhtı saçabilirler. Eğer arter, normal çapının 2 &#8211; 3 katına kadar genişlerse çeperler o derece zayıflayabilir ki kalbin atmasından kaynaklanan basınç damar duvarına zarar verebilir. Bunun sonucunda iç kanama, sakatlanma ve çoğu zaman ölüm meydana gelebilir. Anevrizmanın başlıca nedeni damar kas yapısının basınç yoluyla zayıflamasıdır. Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faterom-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;text=Aterom nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;t=Aterom nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;title=Aterom nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faterom-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Aterom+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz gribi nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:45:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümler]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[H1N1]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl bulaşır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4325</guid>
		<description><![CDATA[PARİS &#8211; Merkezi Cenevre&#8217;de bulunan Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nune (WHO), gribin, kuş gribinin 2003&#8242;te tekrar belirmesinden bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıdığını açıklaması, tehdidin boyutunu gösteriyor. Örgüt, domuz gribi virüsünün evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunmaktan da kaçınmadı. Dünya genelinde sağlık yetkililerini alarma geçiren domuz gribi, bir solunum hastalığı.  Virüs [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/11/Domuz-gribi.jpg"><img class="size-full wp-image-4326 aligncenter" title="OFRTP-OMS-GRIPPE-ASSEMBLEE-20090518" src="http://www.buzlu.org/images/2009/11/Domuz-gribi.jpg" alt="OFRTP-OMS-GRIPPE-ASSEMBLEE-20090518" width="281" height="187" /></a></p>
<p>PARİS &#8211; Merkezi Cenevre&#8217;de bulunan Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nune (WHO), gribin, kuş gribinin 2003&#8242;te tekrar belirmesinden bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıdığını açıklaması, tehdidin boyutunu gösteriyor. Örgüt, domuz gribi virüsünün evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunmaktan da kaçınmadı.</p>
<p>Dünya genelinde sağlık yetkililerini alarma geçiren domuz gribi, bir solunum hastalığı.  Virüs insanlara domuzlardan solunum yoluyla bulaşıyor. WHO&#8217;ya göre domuz yiyerek virüs kapma olasılığı bulunmuyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. İnsandan insana, hapşırık, öksürük ve hatta ele bulaşması halinde tokalaşma yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Bilgisayar klavyesi gibi virüslü bir yerle temas ettikten sonra burna ve ağıza dokunulması da hastalığın yayılmasına neden olabiliyor.<span id="more-4325"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Domuz gribinin belirtileri bildiğimiz grip vakalarından pek farklı değil: Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağırıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı. bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor. Yaygın grip tipleri, genelde yaşı ilerlemiş insanları hedef alırken domuz gribinde ölümcül seyreden vakalar ise daha çok 25-45 yaş arasındakilerde görülüyor.</p>
<p>Tedavisine gelince, ABD&#8217;li yetkililer kendi rastladıkları vakalarda Tamiflu ve Relenza adlı ilaçların etkili olduğunu duyurdu. Normal grip aşısıysa tedavide etkili olmuyor. Domuz gribine karşı bir ayrı bir aşı geliştirmeninse aylar alabileceğine dikkat çekiliyor.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yeni grip virüsleri ise insan vücudunun bağışık olmaması ve ilaç geliştirmenin süre alması nedeniyle çok çabuk yayılabiliyor. Domuz gribi, genetik açıdan bakıldığında, ilaçla karşı konulabilen H1N1 virüsünden farklılıklar içeriyor.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdomuz-gribi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/&amp;text=Domuz gribi nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/&amp;t=Domuz gribi nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/&amp;title=Domuz gribi nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdomuz-gribi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Domuz+gribi+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/domuz-gribi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakterilerin insan yaşamındaki yeri ve önemi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:03:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4295</guid>
		<description><![CDATA[Çok basit yapılı ,yaygın çekirdekli genellikle klorofilsiz ve bölünerek çoğalan bir hücreli canlılara bakteri denir. Bakteriler hem bitkilerden hem hayvanlardan farklıdır;hızlı çoğalmaları ve biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşıyan bir grup oluştururlar. Bakteriler bölünerek çoğalırlar,bölünme sonucunda ortaya çıkanlar ya bir arada kalır, ya ada yarılırlar.Biçimce çok değişiktirler ev yaşadıkları ortama [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/bakteri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4296" title="bakteri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/bakteri.jpg" alt="bakteri" width="319" height="279" /></a></p>
<p>Çok basit yapılı ,yaygın çekirdekli genellikle klorofilsiz ve bölünerek çoğalan bir<br />
hücreli canlılara bakteri denir.<br />
Bakteriler hem bitkilerden hem hayvanlardan farklıdır;hızlı çoğalmaları ve biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşıyan bir grup oluştururlar.<br />
Bakteriler bölünerek çoğalırlar,bölünme sonucunda ortaya çıkanlar ya bir arada kalır, ya ada yarılırlar.Biçimce çok değişiktirler ev yaşadıkları ortama göre bir görünüm edinirler.<br />
Bakteriler uyarlandıkları ortama ya da içinde yaşadıkları konağa en elverişli sıcaklık sınırları içinde hızlı çoğalırlar;</p>
<p>Bakteriler doğada önemli rol oynar.Bir kısmının çok yüksek enzim etkinliği vardır;mayalandırmaya dayalı sanayilerde bundan yararlanıldığı gibi üstün yapılı hayvanların bağırsaklarında besinlerin sindirilmesinde de, bunlar önemli rol oynar.Bir kısım bakteriler pigment üretirler,Bir kısmı gaz üretir, demir, kükürt biriktirir,toksin salgılar,ya da içinde toksin toparlar.<span id="more-4295"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Genel olarak bakteriler mayalandırma ve çürütme etmenleridir.Organik maddeleri,<br />
Gaza ve cansız maddelere  dönüştürürler;bu maddeler yeniden yaşamsal çevrimde yer alır.Havadaki gazları kendilerine bağlayabilir,böylece toprağı azotça zenginleştirir ve bitkilere, gelişmek için gereksindikleri inorganik besinlerin bir kısmını sağlamış olurlar. Kısaca söylemek gerekirse bakteriler biyosferdeki çevrimlerde, parçalayıcı ya da mineralleştirici olarak çok önemli rol oynarlar.</p>
<p>Hastalık yapan bakteriler,bakteriler aleminin çok küçük bir  bölümüdür.<br />
Bazı bakterilerin metabolik özelliklerinin saniyede kullanılması gelişme halindedir.<br />
Bir takım maddeleri üreten hücrelerin genlerinin bakteri kromozomuna bağlanabilmesi olanağı genetik mühendisliğinin temelidir;gen aşılan bakteriler istenilen maddeleri (hayvansak proteinler,aşı antijenleri,vb.) büyük ölçüde sağlayacaklardır.</p>
<p>Bakteriler, bulundukları ortamın ya da organizmanın zararlarına yaşarlar.<br />
Küçüklüklerine karşın, bakteriler, optik mikroskop ile görülebilir ve bu aygıttaki görüntülerine göre sınıflandırılırlar.Bazı bakteriler yüzeylerindeki türlü biçimde</p>
<p>dağınık kirpikler sayesinde hareket ederler;kirpiksiz olanlar ise hareketsizdir.Ama onları birbirinden ayıran şey özellikle biçimleridir.<br />
Bakteriler mikroskop altında genellikle küre, çomak ya da spiral biçiminde görülür.<br />
Küresel olanlara kok ya da kaküs, çomak ya da silindir biçiminde olanlara basil,tirbüşonu andıranlara da spiral denir.</p>
<p>Son yıllarda bu üç gruptan başka kare biçiminde bakteriler de bulunmuştur.Aynı biçimde birçok bakteri bazen bir zincir gibi arka arkaya dizilir, bazen de bir üzüm salkımı denen incecik kıllar vardır;tek hücreli canlı bu kılları bir kamçı gibi sağa sola sallayarak istediği yöne hareket eder.Spiraller ise tıpkı bir tirbüşon gibi döne döne ilerler.<br />
Bakteriler ikiye bölünerek çoğalır.Eğer ortamda yeterince besin varsa ve bütün koşullar uygunsa bir tek bakteriden  15 saat içinde 1000000 bakteri üreyebilir.Ama bu bölünme hep aynı hızla sürmez.Çünkü hem ortamdaki besin bu kadar büyük bir koloniye yetmemeye başlar, hem de bölünme sırasında açığa çıkan asitler bakterilerin üremesini durdurur.</p>
<p>YARARLI VE ZARARLI BAKTERİLER</p>
<p>Yeryüzünde bakterilerin bulunmadığı bir tek nokta yoktur, denilebilir.Bu küçük canlılar topraktan okyanusların derinliklerine ve havaya kadar ortamda yaşayabilir.yiyeceklerin bozulmasının nedeni genellikle bakterilerdir. Daha da önemlisi insan ve hayvan hastalıklarının büyük bölümü ile bazı bitki hastalıkları bakterilerden ileri gelir buna karşılık bazıları özellikle ölmüş bitki ve hayvanların çürümesini sağlayan bakteriler çok yararlıdır.<br />
Bunlar ölü dokuları parçalayarak canlıların yapısındaki temel maddelerin ayrılmasına yardımcı olur.Bu maddeler de yeniden toprağa, havaya ya da suya karışarak öbür canlıların beslenmesinde rol oynar.Eğer bu bakteriler olmasaydı bütün yeryüzü ölü bitki artıkları ve hayvan leşleriyle kaplanırdı.</p>
<p>Bakterilerin sanayi ve tarımda da çeşitli yararları vardır.Hayvan postlarının sepilenerek ayakkabı ya da buna benzer deri eşya yapımına elverişli duruma getirilmesinde, bu poatlardaki kılların gevşemesini kolayca temizlenmesini sağlayan bakterilere iş düşer.Keten dokumaların yapımında da, keten liflerini saran yapışkan maddeyi çözerek lifleri ayırmak için bu lifler suay bastırılır ve bakterilerin  yardımıyla üstündeki yapışkan  sıvıda temizlenir. Hoş kokulu ve lezzetli peynirlerin çoğu da bu özelliklerini bakterilere borçludur.Bazı bakteriler ise çay yapraklarını olgunlaşarak kararmasını sağlar.</p>
<p>Genetik mühendisleri bakterileri özel işlemlerden geçirip değişime uğratarak aşı,ilaç,hormon ve öbür kimyasal maddelerin yapımında kullanırlar.<br />
Soluduğumuz havanın 4/5 ini oluşturan azot gazı bitkilerin büyümesi için gerekli olan bir maddedir ama bitkiler bu elementi gaz halindeyken dokularına alıp yararlanamazlar.<br />
Azotu, nitral denen tuzlarına dönüştürerek bitkilerin kullanabileceği duruma getiren de gene bazı bakterilerdir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İnsanlarda ve hayvanlarda çeşitli hastalıklara yolaçan bakteriler,hasta bir insana dokunmakla,aynı havayı solumakla ya da bakterilerin üremiş olduğu yiyecek ve içeceklerle sağlıklı insanlara da bulaşır.Tifo,kolero,verem,zatürree ve cüzzam bakterilerden kaynaklanan hastalıkların yalnızca birkaçıdır.</p>
<p>Açık yaralardan vücuda giren bazı bakteriler de kangrene yolaçar.<br />
Buna karşılık vücutta bazı bakterilerin bulunması sağlık açısından zorunludur.Örneğin kalın bağırsakta yaşayan yararlı bakteriler besinlerin sindirilmesine yardımcı olur ve yiyeceklerin çok az bir bölümüyle kendileri yetinip geri kalanının bağırsaktan emilmesini sağlar.Antibiyotikler bu bağırsak bakterilerinin çoğunu öldürdüğünden,bilinçsiz ve gereksiz antibiyotik kullanımı ishale ve buna benzer hafif sindirim bozukluklarına yolaçabilir.</p>
<p>Leewenhoek’un 1983’te İngiltere’deki Kraliyet Derneği’ne  bakterilerin çizimlerini göndermiş olmasına karşılık, bilimadamlarının bu buluştan yararlanmaları için 100 yıl geçmesi gerekti.<br />
Günümüzde,vücudun iç dokularına yerleşmiş olan bakterileri öldürmek için penisilin ve streptomisin gibi antibiotikler deri üzerindeki ve açık yaralardaki bakterileri öldürmek için de antiseptikler kullanılır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/&amp;text=Bakterilerin insan yaşamındaki yeri ve önemi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/&amp;t=Bakterilerin insan yaşamındaki yeri ve önemi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/&amp;title=Bakterilerin insan yaşamındaki yeri ve önemi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi%2F&name=buzlu.org&description=Bakterilerin+insan+ya%C5%9Fam%C4%B1ndaki+yeri+ve+%C3%B6nemi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bakterilerin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eczacılık</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eczacilik/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eczacilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 07:30:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı nasıl olunur]]></category>
		<category><![CDATA[Eczacılık fakülteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eczane açmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farmakolog]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyager]]></category>
		<category><![CDATA[lisans]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4125</guid>
		<description><![CDATA[Eczacılık fakültelerinde, 5 yıllık lisans eğitimini başarı ile tamamlayan; ilacın üretiminden hastaya ulaştırılmasına kadar her aşamada yetkinlik sahibi olan kişilere eczacı (ecza: ilaç, eczacı: ilaç ile uğraşan) denir. Eczacılık fakülteleri Farmakognozi (bitkisel-hayvansal ilaç hammaddeleriyle ilgilidir), Farmakoloji (ilaçların vücut üzerindeki etkilerini inceler), Farmasotik Teknoloji (ilaçların üretim teknikleriyle ilgilidir), Farmasötik kimya (ilaç hammadddelerinin sentezlenmesiyle ilgilidir) gibi anabilim [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Eczacılık.jpg"><img class="size-full wp-image-4126 aligncenter" title="Eczacılık" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Eczacılık.jpg" alt="Eczacılık" width="290" height="260" /></a></p>
<p>Eczacılık fakültelerinde, 5 yıllık lisans eğitimini başarı ile tamamlayan; ilacın üretiminden hastaya ulaştırılmasına kadar her aşamada yetkinlik sahibi olan kişilere eczacı (ecza: ilaç, eczacı: ilaç ile uğraşan) denir.</p>
<p>Eczacılık fakülteleri Farmakognozi (bitkisel-hayvansal ilaç hammaddeleriyle ilgilidir), Farmakoloji (ilaçların vücut üzerindeki etkilerini inceler), Farmasotik Teknoloji (ilaçların üretim teknikleriyle ilgilidir), Farmasötik kimya (ilaç hammadddelerinin sentezlenmesiyle ilgilidir) gibi anabilim dallarında ve meslekle ilgili diğer bilimlerde eğitim verir.</p>
<p>Bu mesleğe mensup kişiler serbest eczacılık ( eczane eczacılığı ) yapabilir; ilaç endüstrisinde AR-GE , üretim, kalite kontrol, ruhsatlandırma, pazarlama gibi birimlerinde görev alabilir ,hastane eczanelerinde mesul müdürlük yapabilir ve ayrıca kamu kuruluşlarında ya da ecza depolarında mesleğini icra edebilir. Son yıllarda önem kazanan &#8220;klinik eczacılık&#8221;ın ülkemizdeki eczacılık fakültelerinde ders olarak okutulması 2000&#8242;li yıllarda başlamıştır. Eczacılık günümüz de çok yaygındır gittimiz yerlede semt lerde her yerde 1 tane bile olsa bulunur.<span id="more-4125"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>İşin Doğası</strong></p>
<p>Sentetik, yarı sentetik veya biyolojik kökenli ilaç hammaddelerinin elde edilmesi, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin incelenmesi, değerlendirilmesi, kaliteli ilaç üretimi ve ilaçları saklanması, kullanılması gibi konularda eğitim ve araştırma yapar. Doktorlarca düzenlenen reçetelerde yer alan hazır ilaçları müşteriye satar, hazırlanması gerekli ilaçları hazırlar, laboratuvarda ilaçların geliştirilmesi ve analiziyle ilgili araştırmalar yapar. Reçetedeki ilaçların kullanımlarıyla ilgili hastayı bilgilendirir.</p>
<p>Kendisi tarafından hazırlanması gerekli olan ilaçları formüllerine uygun olarak hazırlar veya hazırlanmasını denetler. Tıbbi veya diğer amaçlar için kullanılan toksin ve zehirli maddeleri hazırlar ve kurallarına uygun olarak dağıtımını yapar, bozulmaya karşı önlem alır. Özel zehirli madde içeren reçetelerin kayıtlarını tutar, veteriner ilaçları, tarım ilaçları, tuvalet ve kozmetik ürünlerini kullanmaları konusunda önerilerde bulunur. Laboratuvarda araştırma çalışmaları yapar.</p>
<p><strong>Kariyer Olanakları</strong></p>
<p>Akademik kariyer yapabilirler. Yüksek lisans yaptıkları takdirde uzman eczacı olurlar. Kamu ve özel sektöre ait çeşitli işyerlerinde yönetici kademelerine yükselebilirler. Kendi işletmelerini (eczane, ecza deposu, ilaç fabrikası) açabilirler.</p>
<p><strong>İstihdam</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığına bağlı birimlerde, çeşitli laboratuvarlarda (hastane veya özel), ilaç endüstrisinde (fabrika veya depo) kalite kontrol birimlerinde; araştırmacı veya ilaç tanıtıcısı olarak, kendilerine ait veya hastanelerde bulunan eczanelerde çalışırlar.</p>
<p><strong>Gereken Kişilik Özellikleri</strong></p>
<p>Eczacı olmak isteyenlerin, kimyaya ve biyolojiye meraklı, ilaç ve kimyasal maddelere karşı alerjisi olmayan, tertipli, düzenli, dikkatli, sorumluluk duygusu yüksek kimseler olmaları gerekir. Eczane açmak isteyen bir eczacının ekonomi, alım satım işlerine ilgi duyması, çalışmalarında çok dikkatli, titiz ve sorumluluk bilinci ile davranması gereklidir. Ticari noktada son zamanlarda eczane açmak, ilaç firmalarının ve ecza depolarının politikaları neticesinde zorlaşmaya başlamıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Benzer Meslekler</strong><br />
<strong><br />
Farmakolog, Kimyager Eğitim</strong></p>
<p>Okutulan dersler ; başta kimya olmak üzere fizik, matematik, biyoloji, genetik, biyoistatistik, fizyoloji, patoloji, besin analizi, mikrobiyoloji, halk sağlığı, farmakoloji, eczacılık tarihi, deontoloji, tıbbi ilkyardım dersleri, eczacılık mevzuatı olarak sıralanabilir. İlaç hammadde ve üretim teknikleri, kullanılışlarına ilişkin dersler son iki yılda toplanmıştır. Dersler kuramsal ve uygulamalı olarak sürdürülür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feczacilik%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eczacilik/&amp;text=Eczacılık&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eczacilik/&amp;t=Eczacılık">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eczacilik/&amp;title=Eczacılık&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feczacilik%2F&name=buzlu.org&description=Eczac%C4%B1l%C4%B1k" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eczacilik/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eczacilik/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eczacilik/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eczacilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic page generated in 9.226 seconds. -->
<!-- Cached page generated by WP-Super-Cache on 2012-02-06 00:58:34 -->

