<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Osmanlı</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/osmanli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 10:18:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali rıza]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5499</guid>
		<description><![CDATA[1839&#8242;da Kocacık&#8217;ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır&#8217;a bağlı Debre-i Bâlâ&#8217;dandır. Babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu&#8217;dan bölgeye göç etmiş olan Yörüklerdendir. Daha sonradan ailesi Selanik&#8217;e göç eden Ali Rıza Bey,burada gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapıyordu. Ali Rıza Bey, 1871 yılında 1857 yılında Selanik&#8217;e yakın Langaza&#8217;da doğan Zübeyde Hanım&#8217;la evlenmişti. Mustafa Kemal Atatürk, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk%C3%BCn-Gen%C3%A7li%C4%9Fiyle-ilgili.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5500" title="Atatürkün-Gençliğiyle-ilgili" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Atat%C3%BCrk%C3%BCn-Gen%C3%A7li%C4%9Fiyle-ilgili.jpg" alt="" width="448" height="282" /></a></p>
<p>1839&#8242;da Kocacık&#8217;ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır&#8217;a bağlı Debre-i Bâlâ&#8217;dandır. Babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu&#8217;dan bölgeye göç etmiş olan Yörüklerdendir. Daha sonradan ailesi Selanik&#8217;e göç eden Ali Rıza Bey,burada gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapıyordu. Ali Rıza Bey, 1871 yılında 1857 yılında Selanik&#8217;e yakın Langaza&#8217;da doğan Zübeyde Hanım&#8217;la evlenmişti.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, bu çiftin çocuğu olarak, Rumî 1296 olarak kayıtlı olmak ve günü belli olmamakla beraber 1881 yılında Selanik&#8217;te doğmuştur. Kendi doğum tarihini 19 Mayıs olarak ifade ve kabul etmiştir. Doğum Fatma, Ömer, Ahmet, Naciye, Fatma ve Makbule adlı beş kardeşi olsa da Mustafa ile birlikte sadece Makbule küçük yaşta ölmeden sağ kalabilmiştir.</p>
<p>Öğrenim çağına gelen Mustafa&#8217;nın hangi okula gideceği konusunda annesi ile babası arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Annesi Mustafa&#8217;nın Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebine gitmesini istiyor, babası ise o dönemki yeni yöntemlerle eğitim yapan Mektebi Şemsi İbtidai&#8217;nde (Şemsi Efendi Mektebi) okumasını istiyordu. <span id="more-5499"></span></p>
<p>En sonunda önce mahalle mektebine başlayan Mustafa, birkaç gün sonra Şemsi Efendi Mektebi&#8217;ne geçti. 1888 yılında babasını kaybetti. Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde dayısı Hüseyin&#8217;in yanında kalıp hafif çiftlik işleriyle uğraştıktan sonra Selanik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik&#8217;te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.</p>
<p>Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi&#8217;ndeki ev 1870&#8242;te Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878&#8242;de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır. Ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.</p>
<p>Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi&#8217;ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey ona anlamı mükemmellik, olgunluk olan &#8220;Kemal&#8221; adını verdi.Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal&#8217;in düşünce yapısını etkiledi.</p>
<p>Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi&#8217;ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli subay Hasan Bey&#8217;in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi&#8217;ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi&#8217;nde tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi&#8217;nin tarihe olan merakını güçlendirdi. Bu tarihte başlayan 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı&#8217;na gönüllü olarak katılmak istediyse de hem İdadi öğrencisi olduğu için, hem de 16 yaşında olduğundan dolayı cepheye gidememiştir. Bu okulu ikincilikle bitirdi.</p>
<p>13 Mart 1899&#8242;da İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye-i Şahane&#8217;ye girdi. Birinci sınıfı 27., ikinci sınıfı 11., üçüncü sınıfı 1902&#8242;de Mülazım bugünkü ismiyle Teğmen rütbesiyle 549 kişi arasından piyade sınıf sekizincisi (1317 &#8211; P.8) olarak bitirdi. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi&#8217;ne (Harp Akademisi) devam ederek 11 Ocak 1905&#8242;te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;text=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;t=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;title=Atatürk&#8217;ün Çocukluk ve Gençlik Yılları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+%C3%87ocukluk+ve+Gen%C3%A7lik+Y%C4%B1llar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-cocukluk-ve-genclik-yillari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük İstanbul depremi 1509</title>
		<link>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 06:34:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[1509 Büyük İstanbul Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[ölüler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[eski depremler]]></category>
		<category><![CDATA[II. Bayezid]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5395</guid>
		<description><![CDATA[1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi&#8217;nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509&#8242;da 6.9 şiddetinde olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır. Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul&#8217;da, aralarında Osmanlı hanedanınından bazı kişilerin de bulunduğu 4000&#8242;den fazla kişi ölmüş, 1000 ev tamamen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/1509-istanbul-depremi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5396" title="1509-istanbul depremi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/1509-istanbul-depremi.jpg" alt="" width="299" height="360" /></a></p>
<p>1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi&#8217;nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509&#8242;da 6.9 şiddetinde olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul&#8217;da, aralarında Osmanlı hanedanınından bazı kişilerin de bulunduğu 4000&#8242;den fazla kişi ölmüş, 1000 ev tamamen yıkılmıştır.</p>
<p>Depremde; Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescid yıkılmıştır.<span id="more-5395"></span></p>
<p>İstanbul ve Pera&#8217;nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Zelzele, tsunami&#8217;ye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul&#8217;daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.</p>
<p>Deprem, Edirne, Gelibolu, İznik&#8217;te de önemli hasarlar meydana getirmiştir. Yunanistan&#8217;dan Nil Deltası&#8217;na (Mısır) kadar geniş bir bölgede hissedilmiştir.</p>
<p>Artçı depremler aylarca sürmüş ve birçoğu çok geniş alanlarda hissedilmiştir. 10 Eylül 1509 depreminden sonra II. Bayezid, imparatorluğun her bölgesinden toplattığı 66.000 işçi, 3000 ustabaşı ve 11.000 asistanı görevlendirerek, imar işlerini başlatmıştır. Ayrıca, halktan deprem için özel bir vergi toplatmış, ve Mart-Haziran 1510 tarihleri arasında hasarlar tamir edilmiştir.</p>
<p>İstanbul&#8217;u ve çevresini etkileyen 10 Eylül 1509 depremi ve takip eden artçı depremler şunlardır;</p>
<p>İstanbul (10 Eylül 1509)<br />
Edirne (26 Ekim 1509)<br />
Edirne (16 Kasım 1509)<br />
Edirne (Mart 1510)<br />
İstanbul (10 Temmuz 1510)<br />
Edirne (26 Mayıs 1511)<br />
İstanbul (1512
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbuyuk-istanbul-depremi-1509%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;text=Büyük İstanbul depremi 1509&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;t=Büyük İstanbul depremi 1509">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;title=Büyük İstanbul depremi 1509&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbuyuk-istanbul-depremi-1509%2F&name=buzlu.org&description=B%C3%BCy%C3%BCk+%C4%B0stanbul+depremi+1509" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da aşk böyledir</title>
		<link>http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 19:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ilan]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[otagın]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[şam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5322</guid>
		<description><![CDATA[Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padişahın çadırına gelerek, otagın temizlik işlerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik işlerle mesgul olurmuş. Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüş. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermiş [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/osmanl%C4%B1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-4466" title="osmanlı" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/osmanl%C4%B1.jpg" alt="" width="269" height="314" /></a></p>
<p>Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padişahın çadırına gelerek, otagın temizlik işlerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik işlerle mesgul olurmuş.</p>
<p>Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüş. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermiş gönlünü kaptırmış ona. &#8216;-Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- &#8216; Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmış genç kızın ve baslamış kalbi için için göynümeye.</p>
<p>Bir gün, gözü, hünkâr çadırının diregine ilişmiş. Diregin üst kısmına aşkın gücü ona, şöyle bir satır yazma cesareti vermiş:<em><strong> &#8216; Seven insan neylesin&#8217; &#8230;</strong></em><br />
Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı farketmis,&#8217; Bu da ne ola ki&#8217; diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endişe derken. Almış eline çakıyı söyle bir satır da o kazımış aynı direkteki dizenin altına.<span id="more-5322"></span></p>
<p><em><strong>&#8216;Hemen derdin söylesin&#8230;</strong></em></p>
<p>&#8216; Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamış, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmuş, yer de onun olmuş âdeta gök de. Fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı aşkta bulunmanın, ateşle oynamak, ateş girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmış. &#8216;Varsın olsun bu aşk, buna deger diye düşünmüş.&#8217; Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamış ama yine de içinde bir korku kurdu varmış ki genç güzelin, yüregini her gün diş diş, burgu burgu kemiren&#8230;<br />
Aşkın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yaşayan o gencecik yüregin imdadına yetişmiş derhâl. Bir satır daha yazmıs aynı direge:</p>
<p><em><strong>&#8216;Ya korkarsa neylesin&#8217;&#8230;</strong></em></p>
<p>Yavuz sultan selim, akşam, çadıra döndügünde, not düştügü direkteki satır gelmiş aklına. Bakmış ve okumuş ki aşkın heyecanın ve korkunun karıştıgı, tezat dolu sözcüklerin buluştugu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karşsında. Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemiş, aşka yenik düşen koca padişah:</p>
<p><strong><em>&#8216;Hiç korkmasın söylesin.&#8217;&#8230;</em></strong></p>
<p>Bir aşkın buluşan, karmaşık ve bulanık duyguları şöyle dizilmiş diregin üzerine:</p>
<p><em><strong>&#8216; Seven insan neylesin</strong></em><br />
<em><strong>Hemen derdin söylesin</strong></em><br />
<em><strong>Ya korkarsa neylesin</strong></em><br />
<em><strong>Hiç korkmasın söylesin&#8217;</strong></em></p>
<p>Sabahın olmasını sabırla beklemis padisah. Seher vakti sırdaşı Hasancan&#8217;ı çagırtmış, derhâl bir emir vererek:&#8217; Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tîz elden bu kızı huzura getirin.&#8217; Emir derhâl yerine getirilmiş ki Ahu gözlü, endamı hoş, alımlı, nazenin, ceylân gibi bir Türkmen güzeli.<br />
Hünkârın emriyle derhâl bir dügün alayı tertip edilmiş. Eglenceler, yemeler içmeler&#8230; Dügünün son gecesi, sırlarla dolu bu aşkın bilmecesi kader-i ilâhî tarafından çözülmüş, Çözülen bu kara baht çıkınından yayılan acı haber, şaşkına çevirmis herkesi, yer gök âdeta üzüntüye, mateme tutulmuş.<br />
Ahu gözlü Türkmen dilberinin &#8216;Selim&#8217; diye çarpan saf ve küçük yüregi, bu büyük cihan sultanın aşkındaki sırrı kaldıramamış ve birden duruvermiş.<br />
O çadırın diregi, bu olayın canlı fakat ketum şahidi olmuş asırlardır. Bu dünya hayatında vuslat nasip olmadıgı gibi o gencecik yürege, buna fani alemde bir çare de bulunamamış. Bu hazin gönül çarpılmasının ve gönül yangınının sonunda derler ki:<br />
&#8216; Koca hünkâr, aglamış&#8217; ve Türkmen kızına yaptırdıgı mezarın mermer taşına, şu dörtlügü kazdırarak, dünyaya, aşkın gücünün karşısındaki çaresizligini en güçlü orduları yenen koca hünkâr şöyle haykırmıs:</p>
<p><em><strong>&#8216; Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek</strong></em><br />
<em><strong>Giryemi kıldı hûn ekşimi füzûn etti felek</strong></em><br />
<em><strong>Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân</strong></em><br />
<em><strong>Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.&#8217; &#8216;</strong></em></p>
<p><em>Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı Benim pençemin(gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.</em>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fosmanlida-ask-boyledir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/&amp;text=Osmanlı&#8217;da aşk böyledir&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/&amp;t=Osmanlı&#8217;da aşk böyledir">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/&amp;title=Osmanlı&#8217;da aşk böyledir&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fosmanlida-ask-boyledir%2F&name=buzlu.org&description=Osmanl%C4%B1%26%238217%3Bda+a%C5%9Fk+b%C3%B6yledir" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/osmanlida-ask-boyledir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bursa Yıldırım Beyazıt Camii</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 09:59:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[iller ve ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[bursa camileri]]></category>
		<category><![CDATA[dergahlar]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[külliyeler]]></category>
		<category><![CDATA[medreseler]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mescidler]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi camiler]]></category>
		<category><![CDATA[turistik]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yapıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Beyazıt Camii]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5280</guid>
		<description><![CDATA[Bursa Ovasına hakim bir tepe üzerinde, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindedir. Yıldırım Beyazıt Camisi yapı topluluğu medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasırdan meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi belgelere ve tarihi kaynaklara dayanılarak söylenebilmektedir. Yıldırım Beyazıt’ın h.1360 (1403)’de yapımını başlattığı bu yapı topluluğu Ankara Savaşı nedeniyle yarıda kalmış ve oğlu Musa Çelebi [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Yıldırım-Beyazıt-Camisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5282" title="Yıldırım Beyazıt Camisi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Yıldırım-Beyazıt-Camisi.jpg" alt="" width="333" height="201" /></a></p>
<p>Bursa Ovasına hakim bir tepe üzerinde, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindedir.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt Camisi yapı topluluğu medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasırdan meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi belgelere ve tarihi kaynaklara dayanılarak söylenebilmektedir.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt’ın h.1360 (1403)’de yapımını başlattığı bu yapı topluluğu Ankara Savaşı nedeniyle yarıda kalmış ve oğlu Musa Çelebi tarafından h.1407’de tamamlanmıştır. Caminin 2855 depreminde minaresi, 1876’da kubbesi yıkılmıştır. Sürekli onarılarak günümüze iyi bir durumda gelmesi sağlanmıştır.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt Camisi’nin ilginç bir mimari plan şeması vardır. İlk defa ters T planı burada açık şeklini almış ve kendisinden sonra yapılan camilere örnek olmuştur. Bursa’da ters T veya yan mek3anlı cami tipinin en anıtsal örneklerinden biri olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Bursa tipi diye isimlendirilen kemerlerin burada çokça kullanılmış oluşu da dikkat çekmektedir. <span id="more-5280"></span></p>
<p>Bursa kemerinin kökeni ahşap inşaata dayanmakta olup, Bursa üslubunun karakteristik bir unsurudur. Bu kemer şekli daha sonraki yıllarda Edirne ile İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra ahşap mimarinin de gelişmiş örnekleri en iyi biçimde kullanılmıştır. Kapı ve pencere kenarlarındaki mermer oymalar, stalaktitler ve alçı bezemelerin güzel işçiliği bunları tamamlamaktadır<a href="http://www.buzlu.org">. </a></p>
<p>Caminin son cemaat yeri gri kesme taşlarla kaplıdır. Beş kubbeli son cemaat yerinin önü beş, yanları ikişer Bursa kemeriyle dışa açılmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabe yeri boştur. İbadet yeri arka arkaya iki kubbeli mekan ile yanlarda küçük eyvanlar ve bunların iki yanında tonoz örtülü birer odadan meydana gelmiştir. Orta bölümü örten kubbe 12.00 m. çapında, 18.80 m. yüksekliğindedir.</p>
<p>Caminin yapımında kesme taş kullanılmış, tuğlaya hiç yer verilmemiştir. İç mekanın orijinalinde çini levhalarla kaplandığı, kalem işleri ile bezendiği günümüze ulaşan bazı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Birkaç kez yıkılarak yenilenen, en son 1948’de deprem sonucu bir kere daha yıkılan minaresi 1970’de yenilenmiştir.  www.buzlu.org</p>
<p>Yıldırım Beyazıt’ın türbesi caminin altındaki bir set üzerinde 1407’de Emir Süleymanoğlu tarafından yapılmıştır. Yıldırım’ın Timur’a esir düşmesinden ötürü Sultan V.Mehmet’e kadar hiçbir padişah tarafından ziyaret edilmeyen türbede oğulları İsa ve Kasım çelebiler de gömülüdür (Yıldırım Beyazıt Türbesi). Yıldırım Beyazıt Medresesi caminin kuzey batısında (Yıldırım Beyazıt Medresesi), Yıldırım Hamamı caminin batısındaki meyilli alanda (Yıldırım Hamamı) ve Yıldırım Darüşşifası (Yıldırım Darüşifası) da caminin 250 m. doğusundadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-yildirim-beyazit-camii%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;text=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;t=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;title=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-yildirim-beyazit-camii%2F&name=buzlu.org&description=Bursa+Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m+Beyaz%C4%B1t+Camii" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rumeli Hisarı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 07:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli Hisarı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5226</guid>
		<description><![CDATA[Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, 30.000 m2’lik bir alana yapılmıştır. Hisarın yapımına 1451–1452 yıllarında başlanmıştır. Rumeli Hisarı Boğaz’ın en dar ve akıntılı yerinde Yıldırım Beyazıt’ın yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yapılmıştır. Kalenin yapılmasındaki amaç, İstanbul kuşatması sırasında Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek idi. Nitekim 1452 yılında buradan geçen ve yapılan ikazlara [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Rumeli_Hisari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5227" title="Rumeli_Hisari" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Rumeli_Hisari.jpg" alt="" width="280" height="381" /></a></p>
<p>Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, 30.000 m2’lik bir alana yapılmıştır. Hisarın yapımına 1451–1452 yıllarında başlanmıştır.<br />
Rumeli Hisarı Boğaz’ın en dar ve akıntılı yerinde Yıldırım Beyazıt’ın yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yapılmıştır. Kalenin yapılmasındaki amaç, İstanbul kuşatması sırasında Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek idi. Nitekim 1452 yılında buradan geçen ve yapılan ikazlara aldırmayan Kaptan Antonio Rizo kumandasındaki bir Venedik kalyonu batırılmıştır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet bu kaleyi yaptırarak kuşatma sırasında arkasını da emniyete almayı düşünmüştür.<br />
Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde bu hisarın ismi Kule-i Cedide, Neşri tarihinde Yenice Hisar, Aşıkpaşa ve Nişancı tarihlerinde de Boğazkesen Hisarı olarak geçmiştir. Tarihçi Dukas’tan öğrenildiğine göre; Fatih Sultan Mehmet 1451 kışının başında egemenliği altındaki yöneticilere gönderdiği emir ile bölgelerindeki bütün usta ve işçilerin burada toplanmasını istemiştir. <span id="more-5226"></span></p>
<p>Hisarın yapımına 1452 yılı Mart ayının sonunda başlanmış ve 139 gün gibi çok kısa bir sürede bitirilmiştir. Kalenin yapılmasına başlanması üzerine Bizanslılar kaleyi ele geçirmeyi düşünmüşlerse de Fatih Sultan Mehmet onlara gönderdiği haberle kaleyi Karadeniz ile Akdeniz arasındaki korsanlara karşı yaptırdığını belirtmiştir. Bizans askeri yönden de zayıf olduğundan kalenin yapılmasına göz yummuştur.</p>
<p>Kalenin yapımda kullanılan keresteler İzmit ve Karadeniz Ereğlisi&#8217;nden; taşlar Anadolu&#8217;nun değişik yerlerinden ve devşirme mimari parçalar çevredeki harap Bizans yapılarından elde edilmiştir. Rumeli Hisarı üçü büyük biri küçük dört kule ve bunları birbirlerine bağlayan sur duvarlarından meydana gelmiştir. Kulelerden deniz kıyısında olanı Çandarlı Halil Paşa, kuzeydeki Saruca Paşa, güneydeki de Zağanos Paşa tarafından yaptırılmıştır.</p>
<p>XVIII. yüzyılda İstanbul’a gelen gezgin Tournefort bu kulelerin üzerlerinin kurşun külahlarla kaplı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Melling’in yapmış olduğu gravürlerde de aynı şekilde kulelerin üzerinin sivri birer külahla örtülü olduğu gösterilmiştir.</p>
<p>Sonraki yıllarda yapılan Allom’un gravürlerinde ve Miss Pardoe’nin gravürlerinde bu külahlara değinilmemiştir.<br />
Rumeli Hisarı’nın Dağ Kapısı, Hisarpeçe Kapısı, Dizdar Kapısı ve Sel Kapısı denilen dışarıya açılan dört ana kapısı bulunmakta olup, bir de Meyyit Kapısı (Cenaze Kapısı) bulunmaktadır. Kuleleri birleştiren surlardaki seğirdim yollarına on sekiz yerden merdivenlerle çıkılmaktadır.</p>
<p>Çandarlı Halil Paşa Kulesi on iki köşeli, içeriden sekiz katlıdır. Kulenin içerisi yuvarlak olup, dış çapı 23.80 m. duvar kalınlığı 7 m. yüksekliği de 35 m. dir. Kulenin giriş kapısı iç avluya açılmaktadır. Kulenin dışarısında satrançlı kufi yazı ile Allah ve Muhammed yazılıdır. Bu kulenin önünde Hisarpeçe denilen ayrı bir sur duvarı ve bir de kapısı bulunmaktadır. İlk yapımında Hisarpeçe önünde bir iskele olduğu sanılmaktadır.<br />
Kıyıdan bakıldığında sol tarafta, deniz seviyesinden 57 m. yüksekliğindeki Zağanos Paşa Kulesi bulunmaktadır.</p>
<p>Kesme taştan yuvarlak olan bu kulenin çapı 26.70 m. dir. Kule ortasındaki yuvarlak ve boş alan 14.70 m. çapında 25 m. yüksekliğinde, duvar kalınlığı da 7 m. dir. İçten dokuz katlı olan kulenin katları ahşap olduğundan günümüze gelememiştir. Her katta duvarların içerisine beşik tonozlu hücreler yerleştirilmiştir. Üst kısımda ise burcu çevreleyen bir devriye yolu bulunmaktadır. Kulenin korkulukları mazgallıdır.</p>
<p>Kuleye ilk girişte helezoni bir merdivenle doğrudan doğruya dördüncü kata çıkılmaktadır. Kulenin kuzeyinde Dağ Kapısı, doğusunda da Sel Kapısı bulunmaktadır. Kulenin ana duvarında Arapça yapım tarihlerini belirten iki kitabe bulunmaktadır. Kitabelerde kuleyi yaptıran Zağanos Paşa’nın ismi yazılıdır.<br />
Kitabe:</p>
<p>”Bu sarp ve yüksek kalenin inşaasını Sultanü’azâm ve Hakan el-muazzam Muhammed bin Murad Han emretti: O’nun memleketi ve kulu ve mükerrem veziri Zağanos Paşa bin Abdullah hakkındaki lûtfu ilânihaye payidar olsun.856 senesi Recep ayında tamam oldu h. 856 (1452).”<br />
Deniz kıyısından bakıldığında sağ tarafta bulunan Saruca Paşa Kulesi denizden 43 m. yüksekliktedir. Kulenin dıştan çapı 23.80 m. orta boşluğunun çapı 9.80 m. duvar kalınlığı da 7 m. dir.</p>
<p>Kulenin tüm yüksekliği 28 m. dir. Kule içerisinde bulunan ahşap katlar günümüze gelememiş, ancak duvarlar üzerindeki izlerden her katta bir ocak bulunduğu anlaşılmaktadır. İçerisindeki katları belirten izler Zağanos Paşa Kulesinde olduğu gibi burada da görülmektedir. Kulenin yapımından sonra buraya bir kitabelik konulmuş ancak kitabe yazılmamıştır.</p>
<p>Saruca Paşa Kulesi ile Zağanos Kulesi ve Halil Paşa kuleleri arasındaki arazi eğimli ve inişli çıkışlı olduğundan sur duvarları da buna uydurulmuştur. Ayrıca Saruca Paşa ile Zağanos Paşa kuleleri arasında beş küçük burç bulunmaktadır.</p>
<p>Kale, İstanbul’un fethinden sonra Boğaz’ın kontrolünü üstlenmiş, sonra da hapishane olarak kullanılmıştır. İşkodra Seferi sonrasında gözden düşen Vezir Gedik Ahmet Paşa bir süre burada hapsedilmiştir.<br />
Rumeli Hisarı 1509 depreminde zarar görmüş ve sonra onarılmıştır. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında yangın geçirmiş, Sultan III. Selim zamanında (1789–1807) onarılmış ve kendi haline bırakılmıştır. Bundan sonra halkın kale içerisine yerleşmesine izin verilmiştir. Önceleri yalnızca kale dizdarı ve muhafızların oturduğu avludaki evlere yeni ilaveler yapılmış ve burası yerleşime açılmıştır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet devrinde küçük bir mescit yapılmış, ancak zamanla harap olmuştur. Günümüzde bu mescidin bulunduğu yerde sahne platformu bulunmaktadır. Yalnızca mescidin minaresi ayaktadır. Caminin bulunduğu yerin altında ise büyük bir su sarnıcı, avlunun çeşitli yerlerinde de üç ayrı çeşmesi vardır.</p>
<p>Evliya Çelebi biraz abartılı olarak burada 150 ev olduğundan bahsetmiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısında kale içerisinde “Hisariçi Mahallesi” kurulmuştur. Bu mahalle 1953 yılında yapılan kalenin restorasyonu sırasında kamulaştırılarak yıkılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frumeli-hisari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;text=Rumeli Hisarı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;t=Rumeli Hisarı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;title=Rumeli Hisarı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frumeli-hisari%2F&name=buzlu.org&description=Rumeli+Hisar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoros Kalesi (Ceneviz)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 May 2011 09:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Ceneviz Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>
		<category><![CDATA[Yoros Kalesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5217</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde, Anadolu Kavağı’na hâkim bir tepenin üzerinde bulunan bu kale, karşısındaki Rumeli Kavağı’nın üzerindeki kale ile birlikte boğazın kontrolünü sağlamak amacıyla yapılmış kalelerden biridir. Kalenin adının Grekçe “dağ” anlamına gelen “oros” kelimesinden veya “uygun rüzgârlar” anlamındaki “ourios” kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür. Burada bulunan antik mimari parçalara dayanarak burada 12 Tanrıya atanmış bir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Yoros-Ceneviz-Kalesi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5218" title="Yoros (Ceneviz) Kalesi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Yoros-Ceneviz-Kalesi.jpg" alt="" width="354" height="225" /></a></p>
<p>İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde, Anadolu Kavağı’na hâkim bir tepenin üzerinde bulunan bu kale, karşısındaki Rumeli Kavağı’nın üzerindeki kale ile birlikte boğazın kontrolünü sağlamak amacıyla yapılmış kalelerden biridir. Kalenin adının Grekçe “dağ” anlamına gelen “oros” kelimesinden veya “uygun rüzgârlar” anlamındaki “ourios” kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür.</p>
<p>Burada bulunan antik mimari parçalara dayanarak burada 12 Tanrıya atanmış bir mabet bulunduğu da iddia edilmiştir. Kulelerden birindeki Grekçe kitabeden ilk inşaatın Bizans döneminde olduğunu anlaşılmaktadır. Kale 1305’de Şile Kalesi ile birlikte Osmanlıların eline geçmişse de 1348’den itibaren Karadeniz ticaret yolunu ellerinde tutan Cenevizlilerin yönetimine geçmiş ve birtakım ekler yapılarak genişletilmiştir. Bu yüzden bu kale Ceneviz Kalesi olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>Ceneviz dönemine ait, kale kapısı üzerindeki tarihi okunamayan Latince bir kitabede:</p>
<p>Tarihinde Cenevizli Vincenzo Lercari kutsal burun üzerindeki bu kaleyi tamir ettirdi” yazılıdır. Ayrıca kale bedenindeki birtakım Ceneviz armalarının da bulunması buranın bir süre Cenevizlilerin elinde bulunduğuna işaret etmektedir.<span id="more-5217"></span></p>
<p>Yıldırım Beyazıd 1391’de karayolu ile İzmit’ten yola çıkarak Yoros Kalesi’ni almış ve burasını bir üs gibi kullanarak İstanbul’u fetih hazırlıkları için Anadoluhisarı’nı yaptırmıştır. İstanbul’un fethi sırasında şehit düşen askerlere ait mezarların kalenin biraz ilerisindeki ağaçlık alanda bulunduğunu İnciciyan yazmaktadır.</p>
<p>Fransız Mareşali Boucicaut 1399’da Karadeniz Boğazı girişine yaptığı akında bu kaleyi almak istemişse de başarılı olamamış sadece kalenin eteğindeki köyü yakarak geri çekilmiştir.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde, Yıldırım Beyazıd’ın oğlu Çelebi Mehmet kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı taht savaşı sırasında 1414’de Gebze kadısı Fazlullah’ı Bizans İmparatoru II. Manuel Palaiologos’a göndererek yardım istemiş, Trakya’ya geçmek için Bursa’dan hareket ederek Yoros’a gelmiş ve bir müddet burada konaklamıştır. Daha sonra da İmparatorun gönderdiği gemiye binerek buradan Rumeli’ye geçmiştir.</p>
<p>İspanya Kralı’nın elçisi olan Ruy Gonzales de Clavijo Timur’un yanına gitmek için boğazdan bir yelkenli gemi ile geçerken burada gördüğü kalenin son derece bakımlı olduğunu, içerisinde askeri bir garnizonun bulunduğunu seyahat notlarında yazmaktadır. Clavijo da kalenin eteğinde bir duvar bulunduğunu buradan muhtemelen karşı kıyıda bulunan harap olmuş kaleye bir zincir çekilme olasılığından da bahsetmektedir.</p>
<p>II. Bayezıd (1481–1512) zamanında bu kaleyi onartmış, içine “Yoros Kalesi Mescidi” denilen bir ibadethane yaptırmıştır. Bu sırada kale dizdarı olan Mehmet Ağa da bir hamam yaptırmıştır.</p>
<p>Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki 28 Recep 984 (1576) tarihli bir belgede kale ile beraber buradaki cami, çeşme ve hamamın tamir edildiği yazmaktadır. Alman gezgin M.Heberer 1580’li yıllarda çıktığı gezisinde İstanbul’a da uğramış ve kitabında bu kalenin çok iyi bir durumda olduğunu yazmış ayrıca bir de gravürünü eklemiştir. İnciciyan XVIII. yüzyılın sonları ile XIX. yüzyılın başlarında bu kalenin içinde 25 evlik bir mahalle bulunduğunu, muhafız olarak da bir dizdar ile 20 kişilik bir askerin burada görev yaptığını yazmaktadır.</p>
<p>Doğudan batıya doğru 500 m. uzunluğundaki bu kale Karadeniz’e paralel bir arazi üzerinde yapılmıştır. Kalenin genişliği 60–130 m. arasında değişmektedir. Kale aralarında tuğla hatılların bulunduğu kaba taş dizilerinden yapılmıştır.</p>
<p>Burada kullanılan taşların bir kısmı antik parçalar ve Bizans dönemine ait devşirme malzemedir. Kalenin giriş kapısı tepenin üstünde, doğu tarafında yükseklikleri 20 m. olan iki büyük burcun ortasındadır. Kapının devşirme malzemeden mermerden bir çerçevesi vardır. Üzerindeki tuğladan yapılmış olan hafifletme kemeri ise yıkılmıştır. Bu kapı girişi Anadolu tarafından gelecek tehlikelere karşı hem dıştan, hem de içten örülerek kapatılmış ve kapı geçidi de kapalı bir mekân haline getirilmiştir.</p>
<p>Laurens’in 1847’de çizdiği bir resimde kapı geçidi üzerindeki mekânın burçlarla aynı seviyede olduğu, cephesinin yukarı kısmında da bir dizi halinde üç kemerin bulunduğu görülmektedir. 1930’da çekilmiş bir fotoğrafta buradaki odanın kale içine iki pencere ile açıldığı görülmektedir.</p>
<p>Bu girişteki çifte kulelerin içleri dört kolu birbirine eşit olan haç şeklinde mekânlar bulunmaktadır. Bu mekânların üzerlerine, farklı duvar yapısından anlaşıldığına göre daha geç bir devirde yükseltilerek birer kat ilave edilmiştir. Doğuya birer pencere ile açılan bu üst katlar günümüzde yıkık bir durumdadır.</p>
<p>İki kule arasında kalan kapı geçidi üzerinde de bir katın bulunduğu ve buradan aşağıya “herse” denilen bir kafes kapının indiği anlaşılmaktadır. Bu çifte burcun kapıya dönen yüzlerinde mermer işlenmiş bir haçı çevreleyen dairenin içinde “İesos Hristos Nika “ kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen birer monogram bulunmaktadır.</p>
<p>Sonradan örülmüş olan büyük girişin iç tarafında, kapı kemerinin üst tarafına yerleştirilmiş mermer levhada “Hükümdarlara hükmeden hükümdarların hükümdarı” cümlesinin kısaltılması olan dört harfli bir monogram bulunmaktadır. Bu cümle VIII. Mikhael Palaiologos için söylenen bir söz olduğu düşünülürse, bu kalenin Onun tarafından Lâtin istilasının hemen arkasından bir daha böyle bir işgale uğramamak için yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Güney duvarındaki siperli (kazamatlı) kısmın sonundaki kapı açıklığı gibi görünen kısım aslında küçük bir burcun kalıntısıdır. İç mekânı, girişteki kuleler gibi haç biçimli dört kemerli ve üzeri tonoz örtülü olan bu küçük burç bilinmeyen bir tarihte yarısına kadar yıkılmıştır. Kalenin yukarı kesimi bir duvarla bölünerek bir iç kale meydana getirilmiştir. Bu duvarın iki ucunda birer kare burç, orta kısmında ise yarım yuvarlak bir kule vardır. Bu yuvarlak kulenin üzerinde tuğladan harflerle meydana getirilmiş, çok harap durumda olduğu için okunamayan iki satırlık Grekçe bir yazıt bulunmaktadır. Bu duvar ve burçlardaki duvar tekniği tamamen Bizans üslubundadır.</p>
<p>Allom’un gravürlerinde kulelerin üzerleri sivri külahlı çatı ile kaplı olarak yapılmıştır. Kalenin güney cephesinin arka tarafındaki duvar siperler halinde inşa edilmiştir. Bu duvarlar büyük olasılıkla kıyıya kadar iniyor ve bir liman ile birleşiyordu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyoros-kalesi-ceneviz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/&amp;text=Yoros Kalesi (Ceneviz)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/&amp;t=Yoros Kalesi (Ceneviz)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/&amp;title=Yoros Kalesi (Ceneviz)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyoros-kalesi-ceneviz%2F&name=buzlu.org&description=Yoros+Kalesi+%28Ceneviz%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yoros-kalesi-ceneviz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yedikule Hisarı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 06:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Yedikule Hisarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5232</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Fatih ilçesinde bulunan Yedikule Hisarı Bizans İmparatoru II.Theodosios (408-450) döneminde yapılan Bizans kara surlarının en önemli giriş kapısı olan Porta Aurea (Altın Kapı) arkasında İstanbul’un fethinden dört yıl sonra 1457-1458 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından İç Kale olarak yaptırılmıştır. Altın Kapı’nın iki pilonu ve aynı sıradaki iki burcundan yararlanılarak üç kulesi olan bir sur [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Yedikule-Hisarı.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5233" title="Yedikule Hisarı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Yedikule-Hisarı.jpg" alt="" width="446" height="336" /></a></p>
<p>İstanbul Fatih ilçesinde bulunan Yedikule Hisarı Bizans İmparatoru II.Theodosios (408-450) döneminde yapılan Bizans kara surlarının en önemli giriş kapısı olan Porta Aurea (Altın Kapı) arkasında İstanbul’un fethinden dört yıl sonra 1457-1458 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından İç Kale olarak yaptırılmıştır.</p>
<p>Altın Kapı’nın iki pilonu ve aynı sıradaki iki burcundan yararlanılarak üç kulesi olan bir sur eklenmiş ve beşgen şeklinde yedi kuleli bir kale meydana getirilmiştir.</p>
<p>Kalenin yapımı sırasında Bizans surlarının üç geçidi kapatılmış ve önündeki köprü de yıkılmıştır. Buradaki Altın Kapı önünde bulunan kabartma plakalardan 12 tanesinin 1620 yılına kadar yerinde durduğu İngiliz Elçisi Sir Th.Roe’den öğrenilmektedir. Bir süre sonra da kaybolan bu plakaların ne olduğu bilinmemektedir.</p>
<p>Semte ismini veren Yedikule Hisarı düz bir arazide beşgen bir kale olarak yapılmış, üç köşesine üzerleri yüksek pramidal külahlarla örtülü üç büyük kule eklenmiştir. Bu kulelerin arası yarım yuvarlak ve biri de köşeli altı küçük burç ile takviye edilmiştir. Ayrıca Altın Kapı’nın dışında kule ile korunan bir kapı ve onun kuzeyine de küçük bir kapı daha eklenmiştir. Bu küçük kapının üzeri sonradan örülerek kapatılmıştır. Büyük kulelerden kuzeydoğudaki yuvarlak olanı ”Hazine veya Darı”, güneydoğudaki “ Kız (Top) Kulesi”, ortadaki prizma şeklindeki ise “Zından Kulesi” olarak isimlendirilmiştir. <span id="more-5232"></span></p>
<p>Bu kule bir süre hapishane olarak kullanıldığından buradaki tutukluların duvarlara yazdığı yazılardan ötürü de “Kitabeler Kulesi” olarak anılmıştır. Kule içten 13 m. çapında, dıştan sekiz kenarlı poligonal şekildedir. İçerisi ahşap kirişlere tutturulmuş katlara ayrılmıştır.</p>
<p>En üst katta mazgallı bir devriye yolu vardır. Dik bir merdivenle çıkılan kulenin üzerinde bir sahanlık, buradan da ayrı bir merdivenle diğer katlara inilmektedir. Bu kulenin yapımına Sultan III. Ahmet (1703–1730) zamanında başlanmış ve Sultan III. Osman (1754–1757) zamanında tamamlanmıştır. Kulenin dış duvarlarındaki onarım kitabesinde h. 1163 (1749) tarihi ile “Mâşâllâhı te’âlâ-Yüce Tanrının izniyle” yazılıdır.</p>
<p>Güneydeki “Küçük Kule” adı ile tanınan burç 1766 depreminde yıkılmış ve daha sonra yenilenmemiştir. Günümüzde bu burca ait kalıntılar hendek seviyesinde görülmektedir.</p>
<p>Giriş kapısının üzerindeki “Bayrak Kulesi”nin iki tarafında muhafız odaları bulunmaktadır. Bu kulenin duvar kalınlığı 5 m. olup, yuvarlak mekânın çapı ise 9.50 m. dir. Kulelerin içerisine kapılardan girilmektedir.</p>
<p>Buradaki geçitlerden rampa ve merdivenlerle kulenin katlarına çıkılmaktadır.<br />
Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinden öğrenildiğine göre; kalenin yapımını bitirdikten sonra içerisine dikdörtgen planlı, ahşap çatılı küçük bir mescit eklemiştir. Mescit 1813 yılında onarılmış, 1905 yılında yıkılmış, yakın tarihlere kadar da minare kaidesi gelebilmiştir.</p>
<p>Darüssaade Ağası Beşir Ağa bu mescidin yanına bir sıbyan mektebi yaptırmıştır. Mescidin yanındaki kitabesiz çeşme de yakın tarihlerde onarılmıştır. Sonraki yıllarda buraya yapılan evlerle Yedikule Hisarı bir mahalle konumuna gelmiştir.</p>
<p>Yedikule Hisarı 1700’lü yıllarda onarılmış, 1754 depreminde poligonal kule yıkılmış ve yeni baştan yapılmışsa da 1766 depreminde yine zarar görmüştür. Yedikule zindan olarak kullanılmış, Aksaray ile Yedikule’yi de kapsayan 1782 yangınında çevresindeki yapılarla birlikte yanmış ve içerisindeki tutuklular da yanarak ölmüştür.</p>
<p>Beşgen plân şemasıyla Bizans üslûbundan tamamen uzaklaşan bu kale Osmanlı askeri mimarisinin bir örneğidir. Kuleler arasında düz satıhtaki duvarlar burada geçecek bir savaşta savunma gücünü kolaylaştırmayı sağlamakta olup devriye yollarını kesintiye uğratmamaktadır. Üçgen şeklindeki ara kulelerin sivri uçları dışarıya doğru olup devriye yollarından üç metre yüksekliktedir.</p>
<p>Devriye yolları dışa doğru 0.80 m. kalınlığında ve 2.20 m. yüksekliğinde mazgallı bir siper ile korunmakta idi. Bu mazgallı siperler Osmanlı devrinde zaman- zaman tamir ve takviye edilmişlerdir.</p>
<p>Yedikule hisarı Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren uzun süre Osmanlı hazinesinin muhafazası için de kullanılmıştır. III. Murad’ın hekimbaşısı olan Dominico’nun hatıratında 250 asker tarafından korunan kulelerden birinde külçe altın para, diğerinde silah, zırhlar, kıymetli eyer ve at koşumları, öbür kulelerde ise eski armalar, antika eşya resmi devlet evrakı korunuyordu. Yavuz Sultan Selim’in İran seferinden getirip burada muhafaza ettiği ganimetler ise daha sonra III. Murad zamanında Topkapı Sarayı’na taşınmıştır.</p>
<p>Yedikule hisarının içindeki garnizonda bir dizdar (kale muhafızı),dizdar yardımcısı,6 komutan ve 50 askerlik bir yönetim kadrosu bulunuyordu. Bu personelin ikamet etmesi için de hisarın içinde bir dizdar evi ile 12 asker evi vardı. Günümüze bu barınaklardan ve askeri depolardan hiçbir kalıntı gelmemiştir.</p>
<p>Bizans devrinde Altın Kapı’nın yanındaki Pilon zindan olarak kullanıldığında birçok siyasi mahkûm burada hapsedildiği gibi öldürülmüştür de. Burası Fatih tarafından kaleye döndürüldüğünde de bu işlev devam etmiştir.</p>
<p>II. Mahmut zamanında (1808–1839) kalenin hapishane olarak kullanımına son verilmiştir. Yapılışından 9 gün sonra Çandarlı Halil Paşa ve oğulları Zaganos Paşa ve bazı ulemanın onun fethe karşı olduğu ve gizlice Rumlarla mektuplaştığı iddiasıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından önce görevinden azledilmiş sonra burada kırk gün kadar hapsedilmişlerdir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet’in, babası II. Murad’ın kendisi lehine tahttan feragat etmesinden sonra, Çandarlı Halil Paşa’nın II. Murad’ı tekrar tahta geçmesi için ikna etmesinden dolayı Halil Paşa’ya bir kırgınlığı vardı.</p>
<p>Ayrıca Lalası olan diğer vezirlerden Zagonos Paşa’da henüz çocuk yaşta olan Fatih’in ilk iktidar senelerinde oldukça nüfuzlu idi. Bu da Çandarlı’nın son derece rahatsız olduğu bir konu idi. Çandarlı İstanbul’un fethine de fikren karşı olmasına rağmen fetihte Fatih’in yanında yer almış ve ona büyük destek sağlamıştır. Çandarlı’nın Yadikule’de idam edildiği iddiası ise açıklık kazanmamıştır. Bir kısım tarihçiler bu idamın Edirne’de gerçekleştiğini ileri sürmektedirler. Çandarlı’nın oğulları ise daha sonra serbest bırakılmıştır. Cesedi daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik’e getirilir ve İmaretinin karşısındaki türbesine gömülür.</p>
<p>Çandarlı Halil Paşa Osmanlı tarihinde ilk idam edilen sadrazamdır. Paşa’nın idamından sonra bütün servetine el konulmuşsa da II. Bayezid devrinde malları çocuklarına iade edilmiştir.</p>
<p>1461’de Osmanlı topraklarına katılan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun son imparatoru olan David Komnenos ve oğulları 1463’de burada idam edilmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Mahmut Paşa görevinden 1474’de alındığında bu kalede bir süre tutuklu olarak kalmıştır. 1474’de Yavuz Sultan Selim’in hilâfeti devralarak İstanbul’a getirdiği son Abbasi Halifesi III. Mütevekkil de burada hapsedilmiştir.</p>
<p>Kalenin orta yerinde bulunan kuyu birçok idama sahne olduğu ve ölümlerin bu kuyunun yanında gerçekleşmesinden ötürü “Kanlı Kuyu “ adı ile anılmaktadır. Burada meydana gelen en acı olay ise 1622’de tahtından indirilen Genç Osman’ın öldürülmesidir.</p>
<p>Kapıkulu askerleri ile Yeniçerilerin başlattıkları isyanda, isyancıların istediği ulemanın başlarını onlara vermeyen Genç Osman dört gün süren bu isyanı bastıramamış, sarayı basan yeniçeriler önce I. Mustafa’yı Harem’deki dairesinden çıkarıp divanhaneye götürmüşler ve arabuluculuk yapmak isteyen Dilaver Paşa ile Süleyman Ağayı parçalayarak orada öldürmüşlerdir. Genç Osman I. Mustafa’nın tahta çıkarıldığını öğrenince ilk önce askere para dağıtarak onları ikiye bölmek istemiş, bu iş için de Ohrili Hüseyin Paşa ile Yeniçeri Ağası Kara Ali’yi görevlendirdi ise de isyancıları durduramamıştır. Ali Ağa genç padişahı Ağa Kapısı’ndaki kendi dairesinde sakladı ise de isyancılar 20 Mayıs sabahı burayı basan isyancılar Genç Osman’ı avluya çıkartarak Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa’yı parçalayarak öldürmüşlerdir.</p>
<p>Bu arada II. Mustafa’nın alelacele cülus töreni yapılmış, Genç Osman bir pazar arabasına bindirilerek Yedikule’ye götürülerek orada idam edilmiştir. Daha sonra cenazesi saraya götürülmüş ve I. Ahmet türbesine gömülmüştür.<br />
Yedikulehisarı hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir takım yabancı uyruklu elçi ve prenslere de ev sahipliği yapmıştır. Bunların içinde en önemlileri Venedik asilzadesi Stephanus Alberti (1607),Julius Ardrea Virasina (1600), Fransız Konsolosu Jean de la Haye (1660), Elçi Ruffin, İstanbul Ermeni Patriği Avedik (1703), Eflâk Prensi Constantin Brancoveanu (1714), Rus Elçisi Kont Aleksi Oberskov (1787) , Sadrazam Kara Davud Paşa (1622), Baş Mimar Kasım Ağa (1651), Girit Fatihi Deli Hüseyin Paşa’dır.<br />
Deli Hüseyin Paşa’nın Altın Kapı önünde 1660’daki idamından sonra kendisi ve ailesinin buraya gömüldüğü iddia edilirse Yedikule’nin restorasyonu sırasında bu mezarlara rastlanmamıştır. Yabancı elçiler burada geçirdikleri tutukluluk süresinde avluda dolaşmak izinleri vardı hatta kale içinde yapılmış evlerde bile kalabiliyorlardı.</p>
<p>XVIII. yüzyılda İstanbul’a gelen gezgin J.Grelot gezi notlarında buradaki Hıristiyan tutukluların ibadetleri için dışarıdan rahip getirildiğini ve bir de küçük şapel inşa edildiğini yazmaktadır. Bu şapelden XIX. yüzyıl başlarında Yanya’da Fransız Konsolosu iken tutuklanarak buraya getirilen Poucqueville de bahsetmektedir. Ayrıca bu konsolos hatıratında tutukluların savaş esiri değil de rehin muamelesi gördüklerini yazmaktadır.</p>
<p>Yedikule’nin 1831’de zindan olarak kullanılmasına son verilmiş, Topkapı Sarayı önündeki Aslanhane’ye ait heykeller buraya getirilmiştir. Bundan sonra kale ve Altın Kapı bir kez daha onarılarak Baruthane olarak kullanılmıştır. 1878’de Maarif Nezaretine tahsis edilmiş ve içerisine kız okulu yapılmış ancak, buradaki eğitim fazla sürmemiş ve 1895’te Müze-i Hümayun’a bağlanmıştır. Kale içerisindeki toplar da Askeri Müze olarak kullanılan Aya İrini’nin bahçesine götürülmüştür. Harbiye’deki Askeri Müze açıldıktan sonra bu toplar oraya taşınmıştır.</p>
<p>Yedikule Hisarı ve Altın Kapı’nın son onarım ve restorasyonu Y.Mimar Cahide Tamer tarafından 1958–1970 yılları arasında yapılmıştır. Bundan sonra Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı olarak 1985’te ziyarete açılmıştır. Günümüzde Yedikule kültür ve sanat merkezi olarak kullanılmakta olup, STİ Vakfı’na tahsis edilmiştir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyedikule-hisari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/&amp;text=Yedikule Hisarı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/&amp;t=Yedikule Hisarı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/&amp;title=Yedikule Hisarı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyedikule-hisari%2F&name=buzlu.org&description=Yedikule+Hisar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yedikule-hisari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Musa Paşa kimdir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 12:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[I. İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Musa Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Musa Paşa cami]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[nereli]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaptıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5210</guid>
		<description><![CDATA[Kara Musa Paşa, I. İbrahim saltanatında 16 Eylül 1647 &#8211; 21 Eylül 1647 tarihleri arasında beş gün sadrazam ünvanını taşımış bir Osmanlı asker ve devlet adamıdır. Nevesinli Salih Paşa&#8217;nın idamı üzerine sadrazam tayin edilmiş ve sadaret mührü kaptan-ı derya sıfatıyla seferde bulunduğu Girit&#8217;e deniz yolu ile gönderilmiştir. Ancak Kara Musa Paşa, tayininden 5 gün sonra, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Kara-Musa-Paşa.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5211" title="Kara Musa Paşa" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Kara-Musa-Paşa.jpg" alt="" width="285" height="186" /></a></p>
<p>Kara Musa Paşa, I. İbrahim saltanatında 16 Eylül 1647 &#8211; 21 Eylül 1647 tarihleri arasında beş gün sadrazam ünvanını taşımış bir Osmanlı asker ve devlet adamıdır.</p>
<p>Nevesinli Salih Paşa&#8217;nın idamı üzerine sadrazam tayin edilmiş ve sadaret mührü kaptan-ı derya sıfatıyla seferde bulunduğu Girit&#8217;e deniz yolu ile gönderilmiştir.</p>
<p>Ancak Kara Musa Paşa, tayininden 5 gün sonra, haberi almış ancak mührü henüz alamamış iken, 21 Eylül 1647 günü Kandiye kalesi kuşatmasında şehit düşmüştür.<span id="more-5210"></span></p>
<p>Ölümü üzerine gemiler yoldan çevrilerek mühür İstanbul&#8217;a geri getirilmiş ve Kara Musa Paşa beklenirken vekaleten sadrazamlık görevini yürüten Hezarpare Ahmed Paşa asaleten sadrazamlığa getirilmiştir.</p>
<p>Bu nedenden dolayı, Kara Musa Paşa Osmanlı sadrazamlarını listeleyen bazı belgelerde yer almaz.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkara-musa-pasa-kimdir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/&amp;text=Kara Musa Paşa kimdir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/&amp;t=Kara Musa Paşa kimdir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/&amp;title=Kara Musa Paşa kimdir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkara-musa-pasa-kimdir%2F&name=buzlu.org&description=Kara+Musa+Pa%C5%9Fa+kimdir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kara-musa-pasa-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 19:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[cem sulatn]]></category>
		<category><![CDATA[dini bütün]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[haçlı seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[hileler]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[papa]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5187</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi. Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5188" title="cem sulatn" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg" alt="" width="218" height="312" /></a></p>
<p>Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi.</p>
<p>Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen kuvvetler sebebiyle Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Ardından daha güneye indi, Mısır’a ve derken Hicaz’a…</p>
<p>Hanedan arasında hac farizasını ifa eden tek erkek oldu. Akabinde taht için mücadelesini bırakmadı.Bazı teşebbüslerde bulundu, fakat sonra kendisini Rodos Adası’nda, ardından Fransa’da ve daha sonra Roma’da Papa’nın karşısında buldu…</p>
<p><strong>Vâkıât-ı Cem Sultan</strong></p>
<p>Rodos o zamanlar Hristiyan şövalyelerinin elinde idi. Onların üstad-ı âzamı olan Pierre d’Aubusson genç şehzadeyi muazzam bir merasimle karşıladı. Aslında Cem Sultan’ın hedefi bir vesile ile Rumeli’ye geçip, oradan kardeşi Sultan Bâyezid ile tekrar karşılaşmaktı.</p>
<p>Fakat hiç bir şey planladığı gitmedi ve kendisini bir anda Fransa’da buldu. Çünkü Hrıstiyanlar, bilhassa Papa için Cem Sultan bulunmaz bir fırsattı. Onu kullanarak İslam diyarına tekrar bir haçlı seferi düzenlenebilirdi.<span id="more-5187"></span></p>
<p>Nitekim hedefleri doğrultusunda hareket ederek Cem Sultan’ı yıllarca şehirden şehire, kaleden kaleden gönderdiler. Yazarı belli olmayan, fakat bu Avrupa macerası esnasında şehzadenin yanında olan bir zât, Cem Sultan’ın yaşadıklarını kaleme aldı. Vâkı’ât-ı Cem Sultan ismiyle bilinen bu eserde bahtsız şehzadenin karşılaştığı güçlükler ve gördüğü şehirler anlatılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Fransa’dan İtalya’ya</strong></p>
<p>Fransa’dan İtalya’nın Roma şehrine götürüldü. Papa VIII. Innocent’in döneminde St. Angelo kulesinde sıkıntılı bir dönem geçirdi. Papa’nın 1492’de ölümü üzerine yeni papa Alexandre Burgia zamanında daha serbest bir hayat sürmeye başladı. Ama yine esareti andıran bir hayattı bu.</p>
<p>Nitekim artık genç şehzadenin ölümüne üç sene kalmıştı. Venediklilerin yeni bir haçlı ittifakına çıkacağını sezen Fransa kralı Charles, ordusunu İtalya’ya çevirdi. Hedefi, Napoli Krallığını ele geçirdikten sonra Cem’i de yanına alarak Kudüs’e bir haçlı seferi düzenlemekti.</p>
<p>Cem Sultan’ın ölümünden bir ay evvel Charles, Papa’dan şehzadeyi istedi. Papa, onu şartlı olarak verdi. İşte tam St. Germano Kalesi elde edildiği bir sırada Cem’de hastalık belirtileri görülmeye başlandı.</p>
<p>Bir zaman sonra vücudunun belirli yerlerinde (yüz, boyun, göz) şişlikler meydana gelerek daha kötü bir hâle geldi. Artık ölüm emâreleri başlamış ve at üstünde değil; sedye ile hareket etmek zorunda kalmıştı.Ve nihayet Cem Sultan, Charles’ın gayretlerine rağmen kurtarılamadı. 25 Şubat 1495’te Çarşamba günü hayata gözlerini kapadı. Öldüğünde henüz 36 yaşlarındaydı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Size Kardinallik Veririm!</strong></p>
<p>Vâkıat isimli eserde, Cem Sultan’ın çok sıkıntılar çektiğinden bahsedilir. Bir ara Papa Inonncent ona hristiyanlığı teklif etti. Bu hadise ise Cem Sultan’ın hristiyan fakirlere verdiği sadakalar sebebiyle gelişti. “Cem bizim hristiyan fakirlere çok yakınlık gösteriyor. Galiba dediler, bu dine meyli vardır, ona Hristiyanlığı teklif edelim.” Bu olay eserde şöyle zikredilir:</p>
<p>Roma’da olan kâfir fukârasına tasadduk ihsan eylerdi. Küffâr anı göricek, “Beg merhûmun Hristiyan ya’ni Nasarâ dinine meyli var” deyü zann-ı bâtıl eylemişler.</p>
<p>Bu manzaradan ümitlenen Papa, Hrıstiyanlığa onu açıkça davet eder ve Cem’in Mısır’da bulunan oğlunu da getirip, ona kardinallik vaadinde bulunur.</p>
<blockquote><p><em>Bir gün Papa, esnâ-ı kelâmda merhûmun muvâcehesinde fukarâya muhabbeti olduğu tahsinleyüp, merhûmı kendü dînine da’vet idüp, eydür ki: “Mısr’dan oglın getür, oglına kırdınâllik virelüm. Bizüm dinimüze dönün diyicek…</em></p></blockquote>
<p><strong>Ben Dinimden Dönmem</strong></p>
<p>Bu teklif karşısında çok üzülen Sultan Cem, göz yaşlarına hakim olamayarak Papa’ya şu cevabı verir:</p>
<p>Ben sizden Mısır’a ailemin yanına dönmeyi talep ederken siz bana bâtıl, doğru olmayan bir yolu teklif ediyorsunuz. Bilirsiniz ki, herkese kendi dininden başkası bâtıldır. Şimdi İslamiyet doğru din iken, siz bu batıl dininizi bırakıp, bizim dinimize girer misiniz?</p>
<p>Değil Kardinallik ve Papalık, bütün dünyanını malını mülkünü verseniz, ben dinimden dönmem. Eğer bu teklif, benim hristiyan fakirlere olan merhametimden kaynaklandı ise, bizim dinimiz zaten hiçbir bir kimseyi ayırt etmeksizin herkese iyilik yapmayı emreder.</p>
<p>Bu cevap karşısında şaşıran Papa ve adamları Cem Sultan’ın dinine olan bağlığını görerek, bir daha bu çeşit bir teklif yapmacaklarına dair anlaştılar. Yukarıda sadeleştirmiş olarak verdiğimiz kısım, eserde şu şekilde geçmektedir. Bu orijinal alıntıyı yaparak yazımızı sonlandıralım…</p>
<blockquote><p><em>Merhuma gayret ü rikkat galebe idüp, ögüri ağladı. Eyitdi: “Şol günlere kaldık ki, bizi dîne da’vet eylersiz. Ben sizden Mısır yolın isterdüm, siz bana bâtıl yol mı gösterürsiz? Bilürsiz hod her kişiye kendi dînünden gayrisi bâtıldur. İtikâdınca şimdi Muhammed aleyhisselâmın dîni hakk iken siz hîç dîninüzden dönüp, Muhammed aleyhisselamun dînine girebilür misiniz? İmdi kırdınâllik ve papalık degil, cemî’-i dünyanun saltanatın virseler, ben dînümden dönmezem.“</em></p></blockquote>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;text=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;t=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&name=buzlu.org&description=Papa+Taraf%C4%B1ndan+Hr%C4%B1stiyanl%C4%B1k+Teklifi+ve+Cem+Sultan%E2%80%99%C4%B1n+Cevab%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azledilmeyen Makam</title>
		<link>http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2011 07:30:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ali kuşçu]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[hocları]]></category>
		<category><![CDATA[ilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kâdızâde]]></category>
		<category><![CDATA[külliye]]></category>
		<category><![CDATA[matematikçi]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Beğ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5182</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Söz konusu medresede devamlı sûretde muazzam bir bilgi alşıverişi olurken günün birinde Uluğ Beğ, hocası Kadızâde’den habersiz bir müderrisi görevinden aldı. Bunun üzerine Kadızâde-i Rûmî evine çekilerek ders vermeyi bıraktı. Uluğ Beğ, “Herhalde hocam rahatsızlandı. Evinde istirâhat ediyor, kendisini ziyâret edeyim” diyerek yola koyuldu. Hocasının iyi olduğunu görüp, medereseye niçin gelemediklerini sual etti. Bunun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/medrese.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5183" title="medrese" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/medrese.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söz konusu medresede devamlı sûretde muazzam bir bilgi alşıverişi olurken günün birinde Uluğ Beğ, hocası Kadızâde’den habersiz bir müderrisi görevinden aldı. Bunun üzerine Kadızâde-i Rûmî evine çekilerek ders vermeyi bıraktı. Uluğ Beğ, “Herhalde hocam rahatsızlandı.</p>
<p>Evinde istirâhat ediyor, kendisini ziyâret edeyim” diyerek yola koyuldu. Hocasının iyi olduğunu görüp, medereseye niçin gelemediklerini sual etti. Bunun üzerine Kadızâde-i Rûmî, Uluğ Beğ’e şu şekilde cevap verdi: “Bizler ilim ve hikmet erbâbının hizmetlerinde bulunduk. O zâtlar bana dünyevî makamlar içinde, sadece sâhibinin azledilmediği bir makâmı, yani ilim makâmını kabul etmemi tavsiye etmişlerdi. <span id="more-5182"></span></p>
<p>Bu güne kadar müderrisliği böyle bir makâm sanıyordum. Artık Bu derecenin sahiplerinin de azledildiğini görünce, ben de o makâmı terk etmeyi uygun gördüm.”<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Emir Uluğ Beğ, hemen yaptığı işin farkına vardı ve hocasından özürler diledi. Bir daha hiçbir ilim adamını görevinden almayacağına söz vererek Kadızâde-i Rûmî’yi tekrar eski görevine binbir tazarru ve niyâz ile davet etti. Kadızâde de  eski vazifesine geri döndü. Böylelikle o, bu hareketiyle ilmin ne derece kıymetli bir değer olduğunu kendisinden sonrakilere de çok güzel bir şekilde göstermiş oluyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fazledilmeyen-makam%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/&amp;text=Azledilmeyen Makam&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/&amp;t=Azledilmeyen Makam">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/&amp;title=Azledilmeyen Makam&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fazledilmeyen-makam%2F&name=buzlu.org&description=Azledilmeyen+Makam" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/azledilmeyen-makam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic page generated in 9.957 seconds. -->
<!-- Cached page generated by WP-Super-Cache on 2012-01-30 01:35:58 -->

