<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Neden,Niçin,Nasıl</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 18:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[adeti]]></category>
		<category><![CDATA[düğün pastası]]></category>
		<category><![CDATA[görenek]]></category>
		<category><![CDATA[geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerenin adeti]]></category>
		<category><![CDATA[pasta kesme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5575</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar. Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/düğün-pastası.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-5576" title="düğün pastası" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/düğün-pastası.jpg" alt="" width="126" height="288" /></a></p>
<p>Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.</p>
<p>Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.</p>
<p>Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.<span id="more-5575"></span></p>
<p>Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.</p>
<p>Adet hızla Avrupa&#8217;nın batısına, oradan da İngiltere&#8217;ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.</p>
<p>Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere&#8217;de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.</p>
<p>İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;text=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;t=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;title=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BC%C4%9F%C3%BCnlerde+pasta+kesme+adeti+nereden+geldi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nazar değmesi nasıl olur?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 14:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[nazar boncuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Nazar değmesi]]></category>
		<category><![CDATA[nereden çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5585</guid>
		<description><![CDATA[Bizde &#8220;nazar değmesi&#8221; adı verilen inanç, diğer lisanlarda &#8220;şeytan göz&#8221; veya &#8220;şeytan bakışı&#8221; olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/nazar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5586" title="nazar" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/nazar.jpg" alt="" width="282" height="293" /></a></p>
<p>Bizde &#8220;nazar değmesi&#8221; adı verilen inanç, diğer lisanlarda &#8220;şeytan göz&#8221; veya &#8220;şeytan bakışı&#8221; olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.</p>
<p>Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.<span id="more-5585"></span></p>
<p>Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.</p>
<p>Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak&#8217;ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.</p>
<p>Bu inanç doğuda Hindistan&#8217;a, batıda Portekiz ve İngiltere&#8217;ye, kuzeyde İskandinavya&#8217;ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya&#8217;ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika&#8217;da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.</p>
<p>Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnazar-degmesi-nasil-olur%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/&amp;text=Nazar değmesi nasıl olur?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/&amp;t=Nazar değmesi nasıl olur?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/&amp;title=Nazar değmesi nasıl olur?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnazar-degmesi-nasil-olur%2F&name=buzlu.org&description=Nazar+de%C4%9Fmesi+nas%C4%B1l+olur%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/nazar-degmesi-nasil-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 16:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[@ sembolü]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kullananlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[nereli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5572</guid>
		<description><![CDATA[Biraz komik görünümlü, kuyruğu tepesinden dolaşan bu küçük &#8216;a&#8217; harfi, internetle beraber günümüzde en çok kullanılan sembollerden biri olmuştur. Sembolün gerçek orijini tam olarak bilinmemektedir. Dünya üzerinde genel kabul görmüş ortak bir isminin olmaması da şaşırtıcıdır. En çok kabul gören ismi İngilizce&#8217;deki &#8216;at sign&#8217;dır. Bu sembole Almanlar &#8216;at zeichen&#8217;, İspanyollar &#8216;arroba&#8217;, Fransızlar &#8216;arobase&#8217;, Japonlar ise [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/at-@.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5573" title="at @" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/at-@.jpg" alt="" width="225" height="225" /></a></p>
<p>Biraz komik görünümlü, kuyruğu tepesinden dolaşan bu küçük &#8216;a&#8217; harfi, internetle beraber günümüzde en çok kullanılan sembollerden biri olmuştur. Sembolün gerçek orijini tam olarak bilinmemektedir. Dünya üzerinde genel kabul görmüş ortak bir isminin olmaması da şaşırtıcıdır. En çok kabul gören ismi İngilizce&#8217;deki &#8216;at sign&#8217;dır. Bu sembole Almanlar &#8216;at zeichen&#8217;, İspanyollar &#8216;arroba&#8217;, Fransızlar &#8216;arobase&#8217;, Japonlar ise &#8216;atto maak&#8217; adını vermişlerdir.</p>
<p>&#8216;@&#8217; sembolü birçok ülkede şekil olarak değişik hayvanlarla özdeşleştirilir. Internet erişimi olan herkesin adres veya telefon numarasının bir çeşit karşılığı olan e-posta (e-mail) adresi vardır. İki bölümden oluşan bu elektronik posta adresini @ sembolü ikiye ayırır. Önceki kısım kişisel ad olan posta kutusunu, sonraki kısım ise internet servis sağlayıcının adını belirler.</p>
<p>İkinci kısımdaki son birkaç karakter genellikle o kişinin bağlı olduğu kuruluşu ve ülkeyi gösterir. Örneğin, &#8216;com&#8217; (ticari), &#8216;gov&#8217; (hükümet), &#8216;net&#8217; (ağ organizasyonu), &#8216;edu&#8217; (eğitim), &#8216;mil&#8217; (askeri) gibi. Bunların dışındakiler de &#8216;org&#8217; (organizasyon) uzantısını taşırlar. Bunlardan sonra gelen karakterler ait olduğu ülkeyi belirlerler, tr (Türkiye), uk (İngiltere), fr (Fransa) gibi. &#8216;us&#8217; uzantısını kullanması gereken ABD genellikle bir ülke kodu uzantısı kullanmaz.<span id="more-5572"></span></p>
<p>@ sembolünün orijini bir muammadır ama yine de iki hikaye var. Birinci hikayeye göre @ sembolünü Ortaçağ keşişlerinin yorgun elleri yaratmıştır. Matbaanın icadından önce çoğunluğu din konulu olan kitapların her bir kopyası elle yazılıyordu. Bu uzun ve yorucu işi keşişler yapıyorlardı, &#8216;Tarafına, doğru, halinde içinde, yanında, hususunda üzerinde, beherine&#8217; gibi çeşitli birçok anlama gelen, Latince &#8216;ad&#8217; kelimesinden türemiş &#8216;at&#8217; kelimesi her ne kadar kısa bir kelime idiyse de kitaplarda o kadar çok tekrar ediliyordu ki sonunda usanan keşişler onu tek el hareketi ile yazacak şekilde, &#8216;t&#8217; yi &#8216;a&#8217;nın üzerinden sola doğru aşırarak @ şekline dönüştürdüler.</p>
<p>İkinci hikayeye göre sembol &#8216;amphora&#8217; kelimesinin kısaltılmasıydı. O zamanlar &#8216;amphora&#8217;, hububat, baharat ve şarapların taşındığı fırında pişirilmiş küplerin ölçüm birimiydi. Giorgio Stabile isimli bir İtalyan araştırmacı 1492 tarihli Latince &#8211; İspanyolca sözlükte &#8216;amphora&#8217;nm bir ağırlık ölçüsü olan &#8216;arroba&#8217;ya çevrildiğini keşfetti. İspanyolların hala@ işaretini &#8216;arroba&#8217; diye isimlendirmelerinin sebebi de bu olmalıdır.</p>
<p>Stabile ayrıca, Floransalı tüccar Francesco Lapi&#8217;nin 1536&#8242;da yazdığı bir mektupta @ işaretini kullandığını da tespit etti. İşaret aynı zamanda uzak mesafeler arası ticareti belirtmek için de kullanılıyordu ama 18. yüzyılda kullanılışı birim başına bir fiyatı göstermek içindi. Örneğin, tanesi 5 Peni&#8217;den 10 portakal alınsa &#8217;10 portakal @ 5 Peni&#8217; şeklinde &#8216;her biri&#8217; anlamında yazılıyordu.</p>
<p>@ işareti ilk olarak 1885&#8242;te yazı makinelerinin ilk örneği olan Underwood&#8217;un klavyesinde kullanıldı. E-posta adresinin bir parçası olarak ise ilk olarak 1977 yılında Roy Tomlinson tarafından kullanılmıştır. Tomlinson&#8217;un amacı ise kimsenin adında bulunmayan ve karışıklığa yol açmayacak bir işareti kullanmaktı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;text=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;t=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti%2F&name=buzlu.org&description=%40+Sembol%C3%BC+ilk+nas%C4%B1l+ortaya+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mary Celeste gemisinin sırrı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 12:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[amazon]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5446</guid>
		<description><![CDATA[Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5447" title="Mary Celeste" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg" alt="" width="350" height="263" /></a></p>
<p>Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.</p>
<p>Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu.</p>
<p>Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.</p>
<p><strong>Geçmişi</strong></p>
<p>Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia&#8217;da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman &#8220;uğursuz&#8221; olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Amazon&#8217;un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.</p>
<p>Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan&#8217;ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.</p>
<p>Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika&#8217;ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.</p>
<p>Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York&#8217;dan Richard Haines&#8217;e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.<span id="more-5446"></span></p>
<p>Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;</p>
<p>James H. Winchester (12)<br />
Kaptan Benjamin Spooner Briggs (8)<br />
Sylvester Goodwin (2)<br />
Daniel T. Sampson (2)</p>
<p><strong>Bulunuşu</strong></p>
<p>Ekim ayında Atlantik Okyanusu&#8217;nda kötü havalar rapor edilmekteyidi ancak Dei Gratia gemisi Kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti.</p>
<p>Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872&#8242;de (bazı raporlara göre 5 Aralık&#8217;da) yaklaşık saat 13:00&#8242;de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkda bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz&#8217;in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu.</p>
<p>Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste&#8217;nin halen İtalya&#8217;ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.</p>
<p>Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.</p>
<p>Kaptan&#8217;ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka tarfdan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.</p>
<p>Popüler hikayelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benze yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.</p>
<p>Mary Celeste&#8217;nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişdi. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.</p>
<p><strong>Geminin sonu</strong></p>
<p>Geminin sahibi James Wwinchester bir süre sonra Mary Celeste&#8217;yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika&#8217;ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede yok pahasına gemi elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.</p>
<p>Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizinde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs&#8217;inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker&#8217;ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır.</p>
<p>Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkansız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.</p>
<p><strong>Spekülasyon ve teoriler</strong></p>
<p>1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.<br />
Korsanlık</p>
<p>Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeyidi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azor adaları ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuçlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri&#8217;nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.</p>
<p><strong>Dei Gratia tayfasına suçlamalar</strong></p>
<p>Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste&#8217;dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikayesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celeste yi Cebelitarık&#8217;daki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içersindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.</p>
<p>Öte yandan Dei Gratia &#8216;nın kaptanı Kaptan Briggs&#8217;in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia &#8216;dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia&#8217;nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.</p>
<p><strong>Sigorta bedeli</strong></p>
<p>Sigorta&#8217;dan para labilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs&#8217;in bundan bir karı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.</p>
<p><strong>Fırtına</strong></p>
<p>Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi.</p>
<p>Fırtına durumunda kaptan&#8217;ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872&#8242;de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.</p>
<p>Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık&#8217;a götürülürken rast geldi.</p>
<p><strong>Deniz depremi</strong></p>
<p>Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya yaıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu.</p>
<p>Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.</p>
<p><strong>Tsunami</strong></p>
<p>Diğer bir teoride bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabi ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste&#8217;nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur.</p>
<p>Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksekdir. Bu teoriye göre tüm yolcların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.</p>
<p><strong>Sağanak yağış</strong></p>
<p>Benzer bir senaryoda okyanusda oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste&#8217;nin batmayla yüzyüze kalmasına yol açmış olabilir.Bu olay ayrıca Mary Celeste&#8217;nin Dei Gratia mürettabatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.</p>
<p>James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Patlama</strong></p>
<p>Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamışdı ve bu yüke güvenmiyordu.</p>
<p>1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.</p>
<p>Tarihçi Conrad Byers&#8217;e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güveni bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.</p>
<p>2005 yılında bu teori Alman tarihci Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi&#8217;nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kağıt bazlı tüpler kullanıldı, bullundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13°C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir.</p>
<p>Fakat modelde hiçbir kağıt bazlı tüp bozulmamışdı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuşdu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor.</p>
<p>Gemi os ırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste&#8217;ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.</p>
<p>Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer&#8217;ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettabatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks &#8216;in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.</p>
<p>Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.</p>
<p><strong>Ergotizm</strong></p>
<p>Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste&#8217;de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişdi.</p>
<p><strong>İsyan</strong></p>
<p>Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan&#8217;a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Sarhoşluk</strong></p>
<p>Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan&#8217;ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.<br />
Geminin erken tahliyesi</p>
<p>2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekile İtalya&#8217;ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almışdı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası&#8217;na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;text=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;t=Mary Celeste gemisinin sırrı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&name=buzlu.org&description=Mary+Celeste+gemisinin+s%C4%B1rr%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964</title>
		<link>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 07:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ajanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Brinks Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[casuslar]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[motel]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[saygon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vietkong]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5433</guid>
		<description><![CDATA[1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5434" title="Brinks_Hotel" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg" alt="" width="433" height="336" /></a></p>
<p>1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı sivillerden oluşan yaklaşık altmış kişi ise saldırıyı yaralı olarak atlattı.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki; iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise; Güney Vietnamlılara, Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti.</p>
<p>Saldırı, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;ın yönetimi içinde tartışmalara neden oldu. Pek çok danışmanı Kuzey Vietnam&#8217;ın misilleme olarak bombalanmasını ve ABD Ordusu&#8217;nun savaşa sokulmasını savunurken Johnson, yürürlükte olan Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nun Vietkong&#8217;a karşı Güney Vietnam&#8217;ı koruması için eğitilmesi stratejisini tercih etti. Tartışmadan Johnson galip çıktı ve herhangi bir harekette bulunulmadı.<span id="more-5433"></span></p>
<p>Arka plân ve planlama</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından komünist oluşum olan Viet Minh, Vietnam&#8217;ın bağımsızlığını kazanması için Fransız kolonici güçlere karşı mücadele etmekteydi. 1954&#8242;teki Dien Bien Phu Muharebesi&#8217;ndeki Fransız yenilgisinin ardından Vietnam, 17. paralelden ikiye bölünmüştü. 1956 yılında bir yeniden birleşme referandumu beklenmekteydi. Referandumun iptal edilmesi, komünist Kuzey Vietnam ve anti-komünist Güney Vietnam&#8217;ın iki ayrı devlet olarak varlıklarını sürdürmesine sebep oldu. 1950&#8242;lerin sonlarında, Kuzey Vietnam destekli gerilla grubu Vietkong; ülkeyi komünist hakimiyeti altında yeniden birleştirmek için bir direnişe başladı. Bu dönemde Soğuk Savaş da zirve noktasındaydı. Güney Vietnam&#8217;ın ana destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri;[6] ülkeye, Vietkong&#8217;a karşı savaşmaları için Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nu (VCO) eğitmek ve orduya rehberlik etmek amacıyla askeri danışmanlar gönderdi. 1964 yılında, ülkede 23 bin Amerikan askerî personeli vardı. Komünistler ise Amerikalıları koloniciler, Güney Vietnam&#8217;ı da ABD&#8217;nin kuklası olarak gördü ve her ikisine de saldırmaya başladı.</p>
<p>Bombalı saldırı, yaralanmayan ve hiçbir zaman yakalanamamış olan iki Vietkong casusu tarafından gerçekleştirildi. Nguyen Thanh Xuan, savaş bittikten sonra tarihçi Stanley Karnow&#8217;a saldırıdaki rolünü anlattı. Kasım ayının sonlarında, Xuan ile yoldaşı bir Vietkong aracısından Brinks Oteli’ni bombalamak üzere emir aldı. Binada içerinde yarbay ve binbaşılar da bulunan ABD Ordusu subayları kalmaktaydı,[8] bunun yanı sıra görev dışındaki personeli de saygın yemekleri, çatı katındadaki oturma alanı ve film gösterimleriyle çekmekteydi. Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti. Vietkong ikilisi, hedeflerini dışarıdaki kalabalığa karışarak bir ay boyunca gözetledi. Güney Vietnamlı subayların Amerikalılarla kaynaştığını gören ikili, Saygon&#8217;un kara pazarından daha yakınlaşmalarını sağlayacak VCO üniformalarını temin etti. Xuan kendini bir şoför olarak gizledi, arkadaşı ise bir Güney Vietnamlı binbaşı kılığına girdi. Subayların arasına karıştı, böylece onların davranışlarını, konuşma stillerini, hatta sigara içme tarzlarına alıştı ve bunları uyguladı. Daha sonra ikili saldırı için gerekli olan iki araba ve patlayıcıları temin etti.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki, iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise, Güney Vietnamlılara Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti. Xuan ayrıca &#8220;Amerikalılar tarafından işlenen tüm suçların bu sinir merkezinden yönetildiğini&#8221; de ekledi. Xuan Noel akşamı kutlamalar nedeniyle binadaki Amerikalı subay sayısının daha fazla olacağını ve bu nedenle ölü ve yaralı sayısının sıradan bir gündekine göre daha yüksek olacağını da düşündü.</p>
<p>Patlama</p>
<p>Bombacılar arabalardan birinin bagajına 90 km ağırlığındaki bombayı gizledi  ve saatini 17:45&#8242;te, askerlerin içki içip eğlendikleri saatte patlaması için ayarladı. İkili aracı otele düzeyinde park etti. Aldıkları istihbaratlardan belli bir Amerikan albayının ABD&#8217;ye döndüğü bilgisiyle, ikiliden binbaşı kılığında olanı, otel görevlisine Da Lat&#8217;tan geleceğini iddia ettiği albayla randevusu olduğunu söyledi. Görevli doğru bir şekilde albayın ülkeden ayrıldığını söyledi; fakat &#8220;binbaşı&#8221; ona yanıldığını söyleyerek ısrar etti. &#8220;Binbaşı&#8221; daha sonra arabasını otelin altına park ettirip &#8220;şoförü&#8221;ne albayı başka bir arabayla gidip almasını söyledi. Daha sonra oteli terk eden &#8220;binbaşı&#8221;, güvenlik görevlilerine albay geldiğinde onu beklemesini söylemelerini istedi ve bütün gündür hiçbir şey yemediğini, bu nedenle yakınlardaki bir kafeye gidip yemek yiyeceğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Binbaşı&#8221; yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü. Saldırı sonucu ilk ölen ve en yüksek rütbeli olan kişi, yirmi yıldır orduda çalışmakta olan Yarbay James Robert Hagen idi. İkinci kurban ise 23 Ocak 1965 günü yaraları nedeniyle ölen ve astsubay çavuş rütbesinde olup 20 yıldır orduda çalışmakta olan Benjamin Beltra Castaneda&#8217;ydı.</p>
<p>Çeşitli kaynaklardaki yaralı kayıtları birbirini tutmamaktadır. Karnow 58 kişinin (asker ve sivil) yaralandığı belirtirken, Mark Moyar 38 Amerikalı askeri personel ile 25 Vietnamlı sivilin, gazeteci A. J. Langguth ise 10 Amerikalı ile 43 Vietnamlının yaralandığını belirtmektedir. Binayı destekleyen çelik kirişler dışında zemin kat tamamen yerle bir oldu. En alttaki diğer dört katta da küçük delikler oluştu ve önemli zararla ayakta kaldılar. Patlama yeraltı otoparkında içinde gaz dolu tüpler bulunan kamyoların varlığı nedeniyle daha da önemli zarara yol açtı. Patlama gazı patlattı ve bu da bir ateş topunun oluşmasına neden oldu. O sıralarda, Amerikan personelini eğlendirmek için içlerinde Bob Hope&#8217;un da bulunduğu göstericiler Saygon&#8217;daydı. Hope&#8217;un bir hedef olup olmadığı belli değildir; Moyar Hope&#8217;un bir hedef olduğunu; fakat bir bagaj sorunu yüzünden havalimanından gelmekte geciktiğini belirtir; Lawrence J. Quirk ise Hope ve grubunun sokaktaki başka bir otelde kalmakta olduklarını ve patlamadan zarar gören bölge içinde olmadıklarını söylemektedir.</p>
<p>Tepkiler</p>
<p>Saldırı, Saygon&#8217;un Güney Vietnam hükümeti kontrolü altında olduğunu ve Vietkong&#8217;un sadece kırsal alanlarda bir tehdit olduğunu düşünen Amerikalı yetkililer ve politika yapanları şaşırttı. Devrilmeden önce kısa bir süre yönetimde kalan askeri cuntaların o dönem için sonuncusu son zamanlarda gerçekleşmiş olduğundan Güney Vietnam yönetimi istikrarsızdı. İç çatışma, cuntanın yüksek rütbeli subayları arasındaki anlaşmazlığın savaştaki çabları raydan çıkardığına inanan ABD&#8217;nin Güney Vietnam büyükelçisi ve eski genelkurmay başkanı Maxwell Taylor&#8217;ın canını sıktı. Bombalı saldırıdan iki hafta önce generaller sivil bir danışma organı olan Yüksek Ulusal Konsey&#8217;i dağıtmı, bu da Taylor&#8217;ın generalleri ofisinde toplamasına yol açmıştı. Büyükelçi daha sonra generalleri sert bir şekilde eleştirdi ve başkan General Nguyen Khanh&#8217;a güvenmemesi nedeniyle onun istifasını ve sürgüne gitmesini istedi.</p>
<p>Khanh, Taylor&#8217;ı sınırdışı etmekle tehdit etti, Taylor ise kendisinin zorunlu gidişinin Güney Vietnam&#8217;a ABD desteğinin sonu anlamına geleceğini belirtti.22 Aralık günü Khanh, Vietnam Radyosu&#8217;na &#8220;başka ülkelerin politikası için değil, halkın bağımsızlığı ve Vietnamlıların özgürlüğü için kurbanlar verdiklerini&#8221; söyledi.Khanh 23 Aralık günü New York Herald Tribune&#8217;de yayımlanan bir röportajda Taylor&#8217;ı açıkça topa tuttu ve saldırının yaşandığı gün &#8220;yabancı idaresi&#8221;nden bağımsızlık ilan etti. Bu sırada, Khanh gizlice komünistlerle müzakere etmekteydi ve birlikte bir barış yaparak Amerikalıları Vietnam&#8217;dan atmayı ummaktaydı. Bunun bir sonucu olarak, Vietkong bir radyo yayını aracılığıyla saldırıdan sorumlu olduğunu ilan etse de,belli bir azınlık saldırının arkasında Khanh ve subaylarının olduğundan şüphe etti.</p>
<p>Taylor, Güney Vietnam&#8217;daki ABD ordusunun başı olan General William Westmoreland ve Saygon ile Washington DC&#8217;deki diğer subaylar, başkan Lyndon Baines Johnson&#8217;ın Kuzey Vietnam&#8217;a yapılacak misilleme hava saldırılarına izin vermesini istedi. Taylor Noel günü (25 Aralık) Washington&#8217;a &#8220;Hanoi mevcut sıkınıtlarımıza rağmen kâğıttan sandığı kaplanın hâlen dişli olduğunu görecek ve bu bölgedeki ABD etkisi artacaktır. Bazı kavgalarımız büyük ihtimalle yaptıklarımızın doğuracağı istek nedeniyle sona erecektir&#8221; diyen bir mesaj gönderdi. Taylor ABD&#8217;ye Khanh cuntasıyla kendisi arasındaki düşmanlığı sebep göstererek tek başına böyle bir harekette bulunmasını tavsiye etti.</p>
<p>Johnson, Noel günü ABD&#8217;deki danışmanlarını tartışma amacıyla Teksas&#8217;taki çiftliğine çağırdı. Dışişleri Bakanı Dean Rusk ile Savunma Bakanı Robert McNamara Johnson&#8217;a Taylor&#8217;ın önerisini reddetmesini önerdi. Johnson hava saldırısını uygulamak istemedi; çünkü Noel döneminde bir gerginliğin halkın moralini etkileyeceğini düşünüyordu. Johnson ayrıca Saygon&#8217;daki istikrarsızlık sebebiyle uluslararası toplum ve Amerikan halkının saldırının arkasında Vietkong&#8217;un olduğuna inanmayacağını ve bunun yerine yerel iç çatışmaları sorumlu tutacaklarını kaydetti. Bu Vietkong&#8217;un halihazırda sorumluluğu almış olduğu gerçeğine tersti. Johnson yönetimi yetkilileri saldırıdan dört gün sonra Vietkong&#8217;un sorumlu olduğu sonucuna vardı. Johnson herhangi bir misilleme saldırı için çok geç olduğunu, olayın üzerinden 36 saat geçtikten sonra yapılacak bir saldırının nedensiz olacağına inanıyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Taylor ve büyükelçiliğe, &#8220;Saygon&#8217;daki geniş kapsamlı karışıklıklar dikkate alındığında, halkın ABD&#8217;nin hava saldırılarına karşı tepkisinin Johnson yönetiminin Güney Vietnam&#8217;daki] bir iç krizden çıkmaya çalıştığı yönünde olacağı&#8221;nı belirten bir telgraf çekti. Johnson, Taylor&#8217;a &#8220;Her ne zaman bir askeri harekat için tavsiye alsam, bana sanki büyük çapta bir bombardıman isteniyormuş gibi geliyor. Hiçbir zaman bu savaşın havadan kazanılacağını düşünmedim&#8221; dedi. O dönemde, Johnson zaman içinde bir politika hâline gelen bir strateji olan subaylarının Kuzey Vietnam&#8217;a karşı büyük çaplı bir bombardıman önerisini kabul etmekte isteksizdi.</p>
<p>Ocak 1965&#8242;te, Vietkong gizli bir şekilde Güney Vietnam&#8217;daki üçüncü konferansını gerçekleşti ve misilleme yapamayan ABD&#8217;nin &#8220;Kuzey Vietnam&#8217;a saldırmak veya Güney Vietnam&#8217;ı korumak için gerekli iradeden mahrum olduğu&#8221; sonucuna vardı. O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnam&#8217;a silah ve asker gönderdiğini inkar etmekteydi. Gerçekte, iki taraf da birbirlerinin sınırlarından içeri sızıp düşmanca askeri faaliyetler yürüterek Cenevre Kuralları&#8217;nı ihlal etmekteydi. Bu sırada, Kasım 1964&#8242;te Güney Vietnam yönetimi basına sansür uyguladı ve komünistlerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle on gazeteyi kapattı.</p>
<p>Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı. Johnson ABD askeri danışmanları ve personelinin bölgede bulunmasının VCO&#8217;yu güçlendirmeye yeteceğini umut etmekteydi; ama Savunma Bakanlığı&#8217;ndan olan danışmanları ABD askerinin savaşması gerektiğini düşünmekteydiler.[15] Bu başkanın sivil ve askeri danışmanları arasındaki tansiyonu yükseltti, daha sonra ABD askerleri 1965 yılında savaşta yer almaya başladı. ABD Ordusu Savaş Koleji&#8217;nden David Tucker, saldırının &#8220;alışılagelmiş askeri denge için önemsiz; fakar düşmanın [Vietkong] odağında olan siyasi çaba için önemli olduğu&#8221;nu söyledi. Otel onarıldı ve komünistler 30 Nisan 1975&#8242;te Saygon&#8217;u alana kadar Amerikan askerleri orada kalmaya devam etti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;text=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;t=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&name=buzlu.org&description=Brinks+Oteli+bombal%C4%B1+sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1+1964" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 07:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizci]]></category>
		<category><![CDATA[Flying Dutchman]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Hollandalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5449</guid>
		<description><![CDATA[Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler . Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5450" title="flying_Dutchman" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.</p>
<p>Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler .</p>
<p>Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu&#8217;nu geçeceğim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez.</p>
<p>Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.<span id="more-5449"></span></p>
<p>Hikayeye inanan onlarca denizci umit burnunu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip korsanlarına da konu olmuştur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;text=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;t=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Eski+bir+denizci+efsanesi+u%C3%A7an+Hollandal%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayraklar neden yarıya indirilir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 19:32:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[tutma]]></category>
		<category><![CDATA[yarıya indirme]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5383</guid>
		<description><![CDATA[Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı. Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/bayrak-yar%C4%B1ya.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5384" title="bayrak yarıya" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/bayrak-yar%C4%B1ya.jpg" alt="" width="253" height="333" /></a></p>
<p>Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.</p>
<p>Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.<span id="more-5383"></span></p>
<p>Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbayraklar-neden-yariya-indirilir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/&amp;text=Bayraklar neden yarıya indirilir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/&amp;t=Bayraklar neden yarıya indirilir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/&amp;title=Bayraklar neden yarıya indirilir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbayraklar-neden-yariya-indirilir%2F&name=buzlu.org&description=Bayraklar+neden+yar%C4%B1ya+indirilir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bayraklar-neden-yariya-indirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyada en çok söylenen şarkı nasıl ortaya çıktı?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 06:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[en çok]]></category>
		<category><![CDATA[hangisidir]]></category>
		<category><![CDATA[happy birdday]]></category>
		<category><![CDATA[iyiki doğdun]]></category>
		<category><![CDATA[kim söyledi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu yıllar sana]]></category>
		<category><![CDATA[söylenen]]></category>
		<category><![CDATA[sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5392</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. &#8216;İyi ki doğdun -isim-&#8217; veya &#8216;mutlu yıllar sana&#8217; şeklinde söylenen doğum günü şarkısı. Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893&#8242;de ABD&#8217;de, Kentucky&#8217;de öğretmen iki [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/mutlu-y%C4%B1llar-sana.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5393" title="mutlu yıllar sana" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/mutlu-y%C4%B1llar-sana.jpg" alt="" width="214" height="215" /></a></p>
<p>Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. &#8216;İyi ki doğdun -isim-&#8217; veya &#8216;mutlu yıllar sana&#8217; şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.</p>
<p>Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893&#8242;de ABD&#8217;de, Kentucky&#8217;de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da &#8216;Good Morning to All&#8217; yani &#8216;Herkese Günaydın&#8217; idi.</p>
<p>Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred&#8217;in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916&#8242;da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı &#8216;Happy Birthday&#8217; (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.</p>
<p>Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini &#8216;Happy birthday to you&#8217; olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.<span id="more-5392"></span></p>
<p>Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway&#8217;de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı.</p>
<p>Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.</p>
<p>Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.</p>
<p>Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi&#8217;ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/&amp;text=Dünyada en çok söylenen şarkı nasıl ortaya çıktı?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/&amp;t=Dünyada en çok söylenen şarkı nasıl ortaya çıktı?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=Dünyada en çok söylenen şarkı nasıl ortaya çıktı?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BCnyada+en+%C3%A7ok+s%C3%B6ylenen+%C5%9Fark%C4%B1+nas%C4%B1l+ortaya+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunyada-en-cok-soylenen-sarki-nasil-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden kadeh tokuşturulur?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 15:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[çarptırma]]></category>
		<category><![CDATA[bardak]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[kadeh]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[tokuşturma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5386</guid>
		<description><![CDATA[Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi. Misafir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/kadeh-toku%C5%9Fturma.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5387" title="Two people toast with red wine at dinner" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/kadeh-toku%C5%9Fturma.jpg" alt="" width="235" height="155" /></a></p>
<p>Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi.</p>
<p>Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.<span id="more-5386"></span></p>
<p>Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan &#8216;çın&#8217; sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fneden-kadeh-tokusturulur%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/&amp;text=Neden kadeh tokuşturulur?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/&amp;t=Neden kadeh tokuşturulur?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/&amp;title=Neden kadeh tokuşturulur?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fneden-kadeh-tokusturulur%2F&name=buzlu.org&description=Neden+kadeh+toku%C5%9Fturulur%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/neden-kadeh-tokusturulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı ağacı adeti neden çıktı?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 19:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[adeti]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[buzlu.org bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yayıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nereden]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5389</guid>
		<description><![CDATA[Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların &#8216;cennet ağacı&#8217; adını verdikleri ve Adem ile Havva&#8217;nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/yilbasi-agaci.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5390" title="yilbasi-agaci" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/yilbasi-agaci.jpg" alt="" width="207" height="291" /></a></p>
<p>Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların &#8216;cennet ağacı&#8217; adını verdikleri ve Adem ile Havva&#8217;nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.</p>
<p>15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa&#8217;ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika&#8217;ya da taşınmıştır.</p>
<p>Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.</p>
<p>Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa&#8217;da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık&#8217;tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.</p>
<p>Bu adet Avrupa&#8217;da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.</p>
<p>Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin &#8216;karanlığın bitişi&#8217; ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa&#8217;nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.<span id="more-5389"></span></p>
<p>Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.</p>
<p>Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyilbasi-agaci-adeti-neden-cikti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/&amp;text=Yılbaşı ağacı adeti neden çıktı?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/&amp;t=Yılbaşı ağacı adeti neden çıktı?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/&amp;title=Yılbaşı ağacı adeti neden çıktı?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyilbasi-agaci-adeti-neden-cikti%2F&name=buzlu.org&description=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1+a%C4%9Fac%C4%B1+adeti+neden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yilbasi-agaci-adeti-neden-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

