<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Nedir</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/nedir-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kara kedi geçmesi inanışı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[geçmesi]]></category>
		<category><![CDATA[inanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[inanışı]]></category>
		<category><![CDATA[kara kedi]]></category>
		<category><![CDATA[safsatalar]]></category>
		<category><![CDATA[söylenti]]></category>
		<category><![CDATA[uğursuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5578</guid>
		<description><![CDATA[Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur. Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000&#8242;li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/kara-kedi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5579" title="kara kedi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/kara-kedi.jpg" alt="" width="363" height="242" /></a></p>
<p>Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.</p>
<p>Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000&#8242;li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.</p>
<p>O devirde Mısır&#8217;da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.</p>
<p>Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.<span id="more-5578"></span></p>
<p>Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan&#8217;da, Çin&#8217;de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.</p>
<p>Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere&#8217;de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, &#8220;inatçı&#8221; ve &#8220;sinsi&#8221; karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.</p>
<p>O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa&#8217;da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.</p>
<p>Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa&#8217;da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkara-kedi-gecmesi-inanisi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/&amp;text=Kara kedi geçmesi inanışı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/&amp;t=Kara kedi geçmesi inanışı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/&amp;title=Kara kedi geçmesi inanışı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkara-kedi-gecmesi-inanisi%2F&name=buzlu.org&description=Kara+kedi+ge%C3%A7mesi+inan%C4%B1%C5%9F%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kara-kedi-gecmesi-inanisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dondurmanın tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 21:04:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[dondurma]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5581</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en sevilen lezzetlerinden biri olan dondurma bugün dünyanın her yerinde dört mevsim keyifle tüketilen bir gıda. Bu tadın nerede ve nasıl ortaya çıktığı araştırıldığında bir çok efsane ve mit ile karşılaşılıyor. Dünyanın her ülkesinde dondurma hakkında ilginç hikayeler anlatılmasına rağmen bu hikayelerin hiç biri dondurmanın yapılışını,tariflerin içeriğini doğrulayacak herhangi tarihsel bir kanıta sahip değildir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Dondurma.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5582" title="Dondurma" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Dondurma.jpg" alt="" width="291" height="218" /></a></p>
<p>Dünyanın en sevilen lezzetlerinden biri olan dondurma bugün dünyanın her yerinde dört mevsim keyifle tüketilen bir gıda. Bu tadın nerede ve nasıl ortaya çıktığı araştırıldığında bir çok efsane ve mit ile karşılaşılıyor.</p>
<p>Dünyanın her ülkesinde dondurma hakkında ilginç hikayeler anlatılmasına rağmen bu hikayelerin hiç biri dondurmanın yapılışını,tariflerin içeriğini doğrulayacak herhangi tarihsel bir kanıta sahip değildir.</p>
<p>Roma İmparatoru Neron’un bir çeşit buzlu dondurma yediği söylenir. Ayrıca Çinlilerin de yüzyıllar öncesinden dondurma yaptıkları iddia edilir. 1296’da Marco Polo’nun Çin’deki dondurma tariflerini beraberinde Venedik’e getirdiği ve daha sonra da Fransız II. Henri ile evlenen İtalyan Catherine de Medicini’nin aşçıları tarafından Fransız meclisine tanıtıldığı anlatılır.</p>
<p>Yapılan araştırmalar dondurmanın tarihçesinin evrimsel olduğunu ortaya çıkartıyor. Dondurmanın doğuşu;buz ve karla soğutulmuş içeceklere,yarı dondurulmuş limonatalara,su dondurmasından süthane dondurmasına kadar dayanıyor. <span id="more-5581"></span></p>
<p>Teknolojinin olmadığı çok eski tarihlerde-yani soğutucular ve derin dondurucular bulunmadan önce-buz,buz mahzenlerinde ve kar ocaklarında belirli bir formülle suyun içine tuz katılmasıyla elde ediliyor. Tuzun içinde bulunan ve suya katıldığında buz elde edilen “amonia gazı”aslında soğutma teknolojisinin ilk adımı olarak tarihe geçmiştir.</p>
<p>Günümüzde ise artık soğutucular ve dondurucular(buz dolabı,derin dondurucu)olmadan dondurma hayal bile edilemiyor.</p>
<p>Ülkelere bakıldığında dondurmanın ortaya çıkışı benzer özellikler gösteriyor.</p>
<p>2-ANADOLU’DA TARİH BOYU DONDURMA</p>
<p>Anadolu’da yüzyıllar öncesinden gelen şerbet-kar yada buzla soğutulmuş tatlı içecekler içme alışkanlığı vardı. 13.yy’da Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk zamanlarından beri buz,yüksek Anadolu düzlüklerinden toplanıp buz mahzenlerinde depolanırdı. 17.yy’da kar ticareti yapan “karcı”lar İstanbul’da önemli bir profesyonel bir gruptu.</p>
<p>Kar,Anadolu’dan diğer bölgelere katırlarla nakledilir ve konsantre üzüm suları ile karıştırılıp dondurma benzeri buzdan tatlılar elde edilirdi. Türkiye’de buz ve karın temin edilmesine rağmen dondurma yakın bir tarihe kadar hatta 17.yy’a kadar yenilmezdi.</p>
<p>Türkiye’de dondurma,kendine özgü,tipik bir tatlı olarak keçi sütü,şeker ve salepten yapılmaktaydı. Dondurma,yakın bir geçmişe kadar çok kalın olduğu için bir kancaya asılır ve büyük bir bıçak yardımıyla porsiyonlar halinde kesilirdi. Metal tabaklarda baklavayla birlikte ikram edilirdi. Dondurmanın nasıl yapıldığına dair bir tarif yoktu. Dondurmanın yapılış şekli ağızdan ağza nesilden nesle aktarılmıştır.</p>
<p>3-ASYA</p>
<p>Asya’da;Kore ve Çin’de 6.yy’dan bu yana buz kullanılmaktadır. O tarihlerde kış aylarında buz hasatlanır ve nehir kıyılarındaki mahzenlerde saklanırdı. Ayrıca Korelilerin “sudan”adında buzla soğutularak yenen tatlıları da vardı.</p>
<p>Günümüzde Asya,dünyada en hızlı gelişen dondurma pazarına sahiptir. 1997’de dondurma üretimi Çin’de 845 milyon litreye ulaşmıştır. Asya ülkelerinde 3 milyar insan yaşamaktadır. 1998’de yapılan araştırmalarda kişi başına düşen yıllık dondurma tüketimi 0,6 litre olarak belirlenmiştir. 1997 yılında ABD’de yapılan benzer bir araştırma bu ülkedeki kişi başı ortalama dondurma tüketiminin 20 litreden fazla olduğunu ortaya çıkartmıştır. Bu da yılda yaklaşık olarak 2,826 litre dondurma üretimi demektir.</p>
<p>4-İSPANYA</p>
<p>İspanya’da dondurma 17.yy’dan bu yana bilinmektedir. O yıllarda dondurma tatlı olarak iki çeşit olarak yenilirdi;soğutulmuş,dondurulmamış sorbeler ve dondurulmuş garrapina. Sorbe ve garrapina,buz ve tuzla soğutulurdu. İspanya’da “helado”dondurma anlamında kullanılırdı.</p>
<p>19.yy’da sorbeler,garrapinalar ve diğer soğuk içecekler Madrid,Barcelona ve Valencia gibi büyük şehirlerde kurulan “horchetarra”lar da satılırdı.</p>
<p>5-LATİN AMERİKA</p>
<p>Pazar açısından ABD’ye yakın olan Latin Amerika iklimi açısından da dondurma yemeye elverişlidir. Yıllık tüketim 1 milyar külah dondurma civarındadır. Bir çok merkez ve Güney Amerika ülkeleri dünden bugüne buzu,geleneksel olarak soğuk içecekler yapmakta kullanmışlardır. Örneğin Meksika’daki Aztekler 15.yy’da volkanlardan aldıkları karları yemeklerini ve içeceklerini soğutmak için kullanmışlardır.</p>
<p>Ayrıca Peru ve Colombia’daki Andres dağlarındaki karlar da soğutmak amacıyla kullanılmıştır. 16.yy’da İspanyollar sorbelerini ve buzla soğutulmuş diğer ürünlerini buraya getirmişlerdir. Helado,İspanya’daki gibi uzun süre dondurma anlamında kullanılmıştır.</p>
<p>Sonraları Portekizlilerin ve İtalyanların da Latin Amerika’ya gelmesiyle dondurma çeşitlenmiştir. Ardından Arjantin ve Uruguay’da da popüler olmuştur.</p>
<p>Daha sonraları İspanyol fetihçiler,Meksika’ya karla şekeri karıştırma alışkanlığını getirmişlerdir. Kendileri de çikolata ve vanilya ile tanışmışlardır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdondurmanin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/&amp;text=Dondurmanın tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/&amp;t=Dondurmanın tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/&amp;title=Dondurmanın tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdondurmanin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Dondurman%C4%B1n+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dondurmanin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 18:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[adeti]]></category>
		<category><![CDATA[düğün pastası]]></category>
		<category><![CDATA[görenek]]></category>
		<category><![CDATA[geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerenin adeti]]></category>
		<category><![CDATA[pasta kesme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5575</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar. Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/düğün-pastası.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-5576" title="düğün pastası" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/düğün-pastası.jpg" alt="" width="126" height="288" /></a></p>
<p>Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.</p>
<p>Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.</p>
<p>Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.<span id="more-5575"></span></p>
<p>Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.</p>
<p>Adet hızla Avrupa&#8217;nın batısına, oradan da İngiltere&#8217;ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.</p>
<p>Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere&#8217;de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.</p>
<p>İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;text=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;t=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;title=Düğünlerde pasta kesme adeti nereden geldi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BC%C4%9F%C3%BCnlerde+pasta+kesme+adeti+nereden+geldi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dugunlerde-pasta-kesme-adeti-nereden-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Floresan lambaların icadı ve avantajları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 15:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[avantajları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Floresan lambalar]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nereli]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5569</guid>
		<description><![CDATA[Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı&#8217;nda &#8216;General Electric&#8217; tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü. Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Floresan-lambalar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5570" title="Floresan lambalar" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Floresan-lambalar.jpg" alt="" width="318" height="163" /></a></p>
<p>Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı&#8217;nda &#8216;General Electric&#8217; tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.</p>
<p>Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.</p>
<p>18 Watt&#8217;lık bir floresan lamba, 75 Watt&#8217;lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.<span id="more-5569"></span></p>
<p>Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.</p>
<p>Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.</p>
<p>Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.</p>
<p>Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffloresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;text=Floresan lambaların icadı ve avantajları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;t=Floresan lambaların icadı ve avantajları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;title=Floresan lambaların icadı ve avantajları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffloresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari%2F&name=buzlu.org&description=Floresan+lambalar%C4%B1n+icad%C4%B1+ve+avantajlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mary Celeste gemisinin sırrı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 12:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[amazon]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5446</guid>
		<description><![CDATA[Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5447" title="Mary Celeste" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg" alt="" width="350" height="263" /></a></p>
<p>Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.</p>
<p>Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu.</p>
<p>Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.</p>
<p><strong>Geçmişi</strong></p>
<p>Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia&#8217;da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman &#8220;uğursuz&#8221; olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Amazon&#8217;un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.</p>
<p>Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan&#8217;ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.</p>
<p>Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika&#8217;ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.</p>
<p>Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York&#8217;dan Richard Haines&#8217;e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.<span id="more-5446"></span></p>
<p>Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;</p>
<p>James H. Winchester (12)<br />
Kaptan Benjamin Spooner Briggs (8)<br />
Sylvester Goodwin (2)<br />
Daniel T. Sampson (2)</p>
<p><strong>Bulunuşu</strong></p>
<p>Ekim ayında Atlantik Okyanusu&#8217;nda kötü havalar rapor edilmekteyidi ancak Dei Gratia gemisi Kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti.</p>
<p>Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872&#8242;de (bazı raporlara göre 5 Aralık&#8217;da) yaklaşık saat 13:00&#8242;de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkda bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz&#8217;in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu.</p>
<p>Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste&#8217;nin halen İtalya&#8217;ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.</p>
<p>Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.</p>
<p>Kaptan&#8217;ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka tarfdan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.</p>
<p>Popüler hikayelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benze yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.</p>
<p>Mary Celeste&#8217;nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişdi. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.</p>
<p><strong>Geminin sonu</strong></p>
<p>Geminin sahibi James Wwinchester bir süre sonra Mary Celeste&#8217;yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika&#8217;ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede yok pahasına gemi elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.</p>
<p>Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizinde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs&#8217;inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker&#8217;ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır.</p>
<p>Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkansız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.</p>
<p><strong>Spekülasyon ve teoriler</strong></p>
<p>1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.<br />
Korsanlık</p>
<p>Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeyidi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azor adaları ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuçlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri&#8217;nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.</p>
<p><strong>Dei Gratia tayfasına suçlamalar</strong></p>
<p>Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste&#8217;dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikayesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celeste yi Cebelitarık&#8217;daki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içersindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.</p>
<p>Öte yandan Dei Gratia &#8216;nın kaptanı Kaptan Briggs&#8217;in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia &#8216;dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia&#8217;nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.</p>
<p><strong>Sigorta bedeli</strong></p>
<p>Sigorta&#8217;dan para labilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs&#8217;in bundan bir karı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.</p>
<p><strong>Fırtına</strong></p>
<p>Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi.</p>
<p>Fırtına durumunda kaptan&#8217;ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872&#8242;de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.</p>
<p>Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık&#8217;a götürülürken rast geldi.</p>
<p><strong>Deniz depremi</strong></p>
<p>Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya yaıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu.</p>
<p>Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.</p>
<p><strong>Tsunami</strong></p>
<p>Diğer bir teoride bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabi ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste&#8217;nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur.</p>
<p>Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksekdir. Bu teoriye göre tüm yolcların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.</p>
<p><strong>Sağanak yağış</strong></p>
<p>Benzer bir senaryoda okyanusda oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste&#8217;nin batmayla yüzyüze kalmasına yol açmış olabilir.Bu olay ayrıca Mary Celeste&#8217;nin Dei Gratia mürettabatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.</p>
<p>James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Patlama</strong></p>
<p>Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamışdı ve bu yüke güvenmiyordu.</p>
<p>1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.</p>
<p>Tarihçi Conrad Byers&#8217;e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güveni bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.</p>
<p>2005 yılında bu teori Alman tarihci Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi&#8217;nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kağıt bazlı tüpler kullanıldı, bullundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13°C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir.</p>
<p>Fakat modelde hiçbir kağıt bazlı tüp bozulmamışdı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuşdu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor.</p>
<p>Gemi os ırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste&#8217;ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.</p>
<p>Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer&#8217;ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettabatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks &#8216;in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.</p>
<p>Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.</p>
<p><strong>Ergotizm</strong></p>
<p>Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste&#8217;de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişdi.</p>
<p><strong>İsyan</strong></p>
<p>Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan&#8217;a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Sarhoşluk</strong></p>
<p>Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan&#8217;ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.<br />
Geminin erken tahliyesi</p>
<p>2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekile İtalya&#8217;ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almışdı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası&#8217;na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;text=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;t=Mary Celeste gemisinin sırrı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&name=buzlu.org&description=Mary+Celeste+gemisinin+s%C4%B1rr%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekim Devrimi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 10:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevik Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevikler]]></category>
		<category><![CDATA[Октябрьская революция]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[icraatları]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikolai Gorbunov]]></category>
		<category><![CDATA[Oktyabrskaya revolyutsiya]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[sovyetler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Lenin]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Milyutin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5471</guid>
		<description><![CDATA[Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir. Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5473" title="ekim devrimi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png" alt="" width="304" height="193" /></a></p>
<p>Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir.</p>
<p>Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim Devrimi ile Temmuz Günleri ile iktidarı tekleşerek ele geçiren ancak Kornilov Olayı ile güç ve destek kaybeden Geçici Hükümetten iktidar alınmış Bolşeviklerin ve müttefikleri olan Sol SR’ların çoğunlukta olduğu Sovyetlere verilmiştir.</p>
<p>Bu gelişmelerin üzerine Bolşevik karşıtı monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Rus İç Savaşını başlatmıştır. 1922 yılnda iç savaştan galip çıkan Bolşevikler Sovyetler Birliği&#8217;ni kuracaklardır.</p>
<p>İlk başlarda olaydan Ekim Darbesi veya 25 Ayaklanması olarak bahsedilir. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmi olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Arkaplanı</strong><br />
20.yüzyıla girildiğinde Rusya İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılmaktadır. Rusya Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşar.</p>
<p>Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşına girecek ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halk tarafından hissedilecektir. Sonunda bu rahatsızlıklar 1917 yılının ilk aylarında Şubat Devrimi olarak adlandırılan olaylarla patlak verir ve Çarlık rejimi devrilir.<span id="more-5471"></span></p>
<p>O zamana kadar toplanmakta olan Duma çoğunluğunu Çarlık rejimine yakın çevrelerin oluşturduğu milletvekilleri Geçici Hükümeti kurduklarını ilan ederek yönetimi almaya çalışsa da tabanda örgütlenen asker, köylü ve işçi sovyetleri de alternatif iktidar olarak ortaya çıkar ve ikili bir iktidar dönemi yaşanır.</p>
<p>Ancak Geçici Hükümetin uyguladığı poltikalar Çarlık rejimi politikalarından pek de farklı olmadığından ötürü rahatsızlıklar sürmektedir.</p>
<p>Şubat Devriminin çıkış sebeplerinden birisi olan halktaki barış isteği dikkate alınmamış, İtilaf Devletlerinin istekleri doğrultusunda I. Dünya Savaşına devam edilmiştir. Mayıs ayında yaptığı açıklamada Geçici Hükümetin Dışişleri Bakanı Pavel Milyukov savaşa devam edileceğini ve zafere ulaşılana dek mücadelenin süreceğini açıklamıştır. Rus cephesindeki Alman ordularının Batı cephesine kaydırılmasını istemeyen İtilaf Devletlerinin baskısıyla alınan bu karar halkta galeyana yol açmış ve protesto edilmiştir.</p>
<p>Temmuz ayında Almanya İmparatorluğu ordularına karşı düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıdan sonra eylemlerde 500 bin işçi Geçici Hükümetin istifasını istemiştir. 16 temmuz günü kendiliğindne başlayan ve Temmuz Günleri olarak adlandırılan olaylarda askerler ve işçiler sovyetler lehine iktidarı almaya kalksalar da başarılı olamayacak ve Geçici Hükümet tarafından bastırılacaktır. Sovyet yönetimindeki Menşevik ve SR’lar da ayaklanmayı desteklememiş, bastırılmasından yana olmuşlardır. Gösterilerin bastırılması sırasında 56 kişi ölecek, 560 kişi de yaralanacaktır.</p>
<p>Bu dönemden sonra artık Sovyetler Geçici Hükümet karşısında bastırılmış durumdadır. Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gitmektedir. Sanayi ve ulaşımdaki düzensizlikler üretimin 1916 yılları seviyesine düşmesine yol açmış, kapanan işletmeler yüzünden yoğun işsizlik yaşanmaktadır. İşçilerin eline geçen ücret düşmüş ve alım gücü 1913 yılı seviyelerine gerilemiştir. Ülkenin borçları 50 milyar rubleyi aşmış durumdadır ve iflasın eşiğindedir.</p>
<p>Temmuz Günlerini özellikle Bolşeviklere karşı baskı dönemi izler. Lenin Finlandiya’ya kaçacak, Troçki başta olmak üzere çok sayıda Bolşevik lider tutuklanacaktır. Kurulan yeni Geçici Hükümette Aleksandr Kerenski başbakan olur.</p>
<p>Kerenski’nin bilgisi dahilinde ve Petrograd’daki sosyalist örgütlere karşı Çarlık Ordusu komutanlarından Lavr Kornilov komutasındaki Kazak Ordusu şehre gelerek sıkıyönetim ilan etmek ve idareyi ele almak için ilerler.</p>
<p>Kornilov Olayı olarak bilinen olay sırasında Kerenski paniğe kapılarak darbenin kendisini de tasifye edeceğini anlar ve o sırada en güçlü ve en örgütlü siyasi güç olan Bolşeviklerden yardım ister. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve diğer şehirlerdeki Bolşevik işçi ve askerler Kornilov karşıtı eylemler yaparlar.</p>
<p>Bolşevik Parti Merkez Komitesi 27 Ağustos 1917’de yaptığı açıkalmada Şubat Devrimi ile kazanışan herşeyi boğmak için Petrograd’a ilerleyen Kornilov birliklerinin durdurulması çağrısı yapar. Özellikle demiryolu işçilerinin engellemesi ve Kazak Bolşevik askerlerin propagandası sonucu Kornilov’un ordusu dağılır ve darbe girişmi başarısız olur. Bu olayda Bolşeviklerin gücü sınanmış olacak ve iktidarın alınamsında önemli bir evre geçilmiş olacaktır.</p>
<p>Kornilov’un darbesinin başarısız olmasıyla beraber Bolşeviklerin saygınlığı ve Sovyetlerdeki desteği artar. Petrograd, Moskova başta olmak üzere Briansk, Samara, Saratov, Tasritsyn, Minsk ve Kiev Sovyetlerinde çoğunluğu kazanırlar. Tüm Rusya Sovyetler Merkezi Yönetim Komitesi iktidarın alınması yönünde karar alır.</p>
<p>Eylül ve Ekim aylarında Moskova ve Petrograd sanayi işçileri, Donbas maden işçileri, Ural metal sanayi işçileri, Bakü petrol işçileri, tekstil işçileri ve demiryolu işçileri sayısız grev yaparak Geçici Hükümeti protesto ederler. Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçinin grev süreçlerine katıldığı düşünülmektedir. İşçiler çoğu fabrika ve işyerinde yönetimi ele almış ve üretim ile dağıtımı kontrol etmekteydi.</p>
<p>Ekim 1917’ye gelindiğinde kırda da benzer bir durum vardır. Büyük toprak sahiplerine karşı yoksul köylüler tarafından 4 binin üzerinde ayaklanma eylemi kaydedilmiştir. Geçici Hükümetin toprak sahiplerinden yana davranması ve ayaklanmaları bastırmak için askeri birlik göndermesi yoksul köylüleri de toprakların kendilerine verileceğini söyleyen Bolşeviklere yakınlaştıracaktır.</p>
<p>Cephede, şehirlerdeki garnizonlarda ve savaş gemilerindeki askerler ve bahriyeliler de açıkça Geçici Hükümeti tanımadıklarını ilan edecek ve seçilmiş temsilcilerini Sovyetlere göndererek iktidarın alınmasından yana görüş bildireceklerdir.<br />
<strong>Gelişimi</strong></p>
<p>10 Ekim günü toplanan Bolşevik Merkez Komitesi silahlı ayaklanma gündemiyle toplanır ve 10-2 oyla ayaklanma lehine karar alınır.</p>
<p>25 Ekim 1917 Bolşevikler günü başkent Petrograd’da artık işlemez haldeki Kerenski önderliğindeki Geçici Hükümete karşı hareket geçer. İktidarın alınması sırasında kan dökülmeyecek ve Bolşeviklere bağlı Kızıl Muhafızlar neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan tüm hükümet ve devlet binalarını ele geçirip son olarak Kışlık Saraya 25-26 Ekim gecesi saldırırlar. Bu saldırı bolşevik önder Vladimir Antonov-Ovseenko tarafından sevk ve idare edilir.</p>
<p>Saldırı için işaret Aurora kruvazöründen kurusıkı ateşlenen top ateşidir. Kazaklar, askeri öğrenciler ve kadınlar birliği tarafından korunan saray sabaha karşı saat 02 sularında düşer. Devrimin resmi tarihi 25 Ekim olacaktır. İktidar fiilen alındıktan sonra toplanmakta olan ve çoğunluğunu Bolşevik ve müttefikleri olan Sol SR vekillerinin oluşturduğu 2. Tüm Rusya Sovyetler Kongresine iktidarın teslim edildiği ilan edilir.<br />
<strong>Sonuçları</strong></p>
<p>2. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresindeki 670 delegeden yarısından yaklaşık 300’ü Bolşevik, yaklaşık 100’ü de Sol SR olduğundan kongredeki çoğunluk Aleksandr Kerenski hükümetinin devrilmesini onaylayacaktır. Kışlık Sarayın alınma haberi kongreye ulaştığında iktidarın İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyeti olarak alındığı ilan edilecek ve Ekim Devrimi onaylanacaktır. Kongrede bulunan sağ kanat ve SR temsilciler alınan kararı protesto edip kongreyi terk edecektir.</p>
<p>Protestoya katılıp Lenin ve Bolşeviklerin yasadışı şekilde iktidarı aldığını belirten Menşevikler de kongreden ayrılır. Ertesi gün Kongre yeni Sovyet hükümetininin temeli olan Halk Komiserleri Konseyini (Rusçası: Совет народных коммиссаров, Latin harfleriyle kısaltması Sovnarkom’dur) seçer. Kurucu Meclis toplanıncaya kadar iktidarda olacağı açıklanan Sovnarkom ilk olarak Barış ve Toprak Kararnamelerini kabul ederek I. Dünya Savaşından çekildiklerini ve büyük toprak sahiplerine ait toprakların da yoksul köylülere dağıtıldığını açıklar.<br />
<strong>Görev dağılımı</strong></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5472" title="ekim devrimi görev dağılımı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png" alt="" width="378" height="469" /></a></p>
<p><strong>İlk icraatlar</strong></p>
<p>Sovnarkom, kendisine karşı cephe alan başta Kadetler olmak üzere özellikle monarşi yanlısı partilerle, Kerenski kabinesi üyelerini tutuklar. 20 Aralık 1917’de devrimi korumak için Çeka (Rusçası: Vserossiiskaia chrezvychainaia komissiia po bor&#8217;be s kontrrevoliutsiei i sabotazhem, Tüm Rusya Karşı-Devrim ve Sabotajla Savaş Olağanüstü Komisyonu) kurulacaktır.</p>
<p>Şehirde işçilerin ve kırda da köylülerin ittifakını simgeleyen orak ve çekiç Sovyetler Birliğinin arması olarak kabul edilir. Sovnarkom’un aldığı ve uyguladığı ilk kararlarda 1871 yılındaki ilk işçi iktidarı denemesi olan Paris Komününün etkisi hissedilir. Alınan kararlar arasında en önemlileri arasında şunlar sayılabilir:</p>
<p>Tüm bankalar kamulaştırılmıştır.<br />
Tüm fabrikaların denetimi Sovyetlere geçmiştir.<br />
Tüm banka hesaplarına el konmuştur.<br />
Kiliselerin bütün malvarlıklarına (banka hesapları dahil) el konulmuştur.<br />
İşçi asgari ücretlerine zam yapılmış ve sekiz saatlik işgünü kabul edilmiştir.<br />
Bütün dış borçlar reddedilmektedir.</p>
<p><strong>Rus İç Savaşı</strong></p>
<p>Bolşeviklerin Rusya İmparatorluğunun diğer şehirlerinde iktidarı ele geçirmeleri de zor olmayacaktır. Bolşevikler çok uluslu Rusya topraklarında özellikle Rus olmayan bölgelerde bağımsızlık talebinde bulunan yerel hareketler iktidarın alınmasını zorlaştırmıştır.</p>
<p>Örneğin Ukrayna Rada’sı 23 Haziran 1917’de otonom olduğunu ilan etmiş, 25 Ocak 1918’de de bağımsız olduğunu ilan etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Doğu cephesinde engelsiz ilerleyen Alman İmparatorluğu birlikleri de Sovyet karşıtı Ukrayna bağımsızlığını desteklemiş ve Ukrayna’daki Bolşeviklere karşı katliam uygulanmıştır.</p>
<p>Ekim Devrimi ile parlamenter sistemden sosyalist temsil sistemine geçilmiştir. Ancak Ekim Devrimi ile görece kansız şekilde alınan iktidar, Bolşevik karşıtlarının örgütlenerek Beyaz Ordu’yu oluşturmaları ile kanlı bir iç savaşa sürüklenecektir. İtilaf Devletleri ülkenin her tarafına asker çıkartarak iç savaşa dahil olacaktır. Bolşevikler 1918-1922 yılları arasında süren ve ülkenin çok büyük yıkıma uğramasına yol açan iç savaştan zaferle ayrılacaktır.</p>
<p>Bolşevikler savaş yıllarında şehirleri ve Kızılordu’yu öncelikli olarak beslemek için uygulamaya koyduğu Savaş Komünizmi politikaları çok sayıda köylü ayaklanmasına yol açacak, en son yaşanan Kronstadt Ayaklanmasından sonra 10. Parti Kongresi kararıyla NEP uygulamaları devreye sokulacaktır. Dış borçlarını tahsil edemeyen ve Çarlık rejiminin devamını talep eden İtilaf Devletlerinden ABD 1933 yılına kadar Sovyetler Birliğini tanımayacaktır. Avrupa ülkeleri ise 1920’li yılların sonuna doğru ancak ikili ilişkileri kuracaktır.<br />
<strong>Geleneği</strong></p>
<p>Kızıl Ekim deyimi de Ekim Devrimi sırasındaki olayları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu isimle Stalingrad’da bir çelik fabrikası, Moskova’da bir şeker fabrikası ve hayali bir Sovyet denizaltısı bulunmaktadır.</p>
<p>Sergey Ayzenştayn’ın Ekim isimli filmi John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün adlı eserinin sinemaya uyarlanmasıdır. Film 1927 yılında çekilmiş ve özellikle Kışlık Sarayın basılması sırasında gerçekten bu saldırıda bulunan askerler figüran olarak kullanılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;text=Ekim Devrimi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;t=Ekim Devrimi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=Ekim Devrimi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&name=buzlu.org&description=Ekim+Devrimi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 16:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen yazı]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[hangi dilde]]></category>
		<category><![CDATA[içindekiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[kim yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[ne yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[Voynich elyazması]]></category>
		<category><![CDATA[şifreli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5452</guid>
		<description><![CDATA[Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap. 1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5453" title="Voynich elyazması" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg" alt="" width="249" height="328" /></a></p>
<p>Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.</p>
<p>1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.</p>
<p>Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.</p>
<p>Kitabı Roger Bacon, John Dee ve Edward Kelly dahil çeşitli kişilerin yazdığı öne sürülse de bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamıştır.<span id="more-5452"></span></p>
<p>Voynich elyazması yıllardır dilbilimciler, kriptologlar, tarihçiler, diğer branşlardan bilimadamları ve meraklılar tarafından yoğun olarak incelenmekle birlikte, çözüldüğüne dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. İstatistiksel ve dilbilimsel çözümlemeler, metnin rasgele yazılmış anlamsız bir işaret yığını değil, doğal bir dilin yazıya geçirilmiş hali olduğunu göstermektedir. Ancak bunun hangi dil olduğu bilinmemektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;text=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;t=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&name=buzlu.org&description=Gizemi+%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen+Voynich+elyazmas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçede ızdırap olayı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 16:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçede Izdırap]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[olayı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5443</guid>
		<description><![CDATA[Bahçede Izdırap, İsa&#8217;nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaşadığı olaylara verilen isimdir. Dört İncil&#8217;e göre de, Son Akşam Yemeği&#8217;nden sonra, İsa Getsemani Bahçesi&#8217;nde dua etmek için yürüyüşe çıktı. Bu yürüyüşte İsa&#8217;ya, Aziz Petrus, Aziz John ve Zebedi&#8217;nin oğlu Aziz Büyük Yakup eşlik etti. İsa diğerlerinden &#8220;bir taş uzaklığı&#8221; mesafede durdu. Kendini çok üzgün ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Bah%C3%A7ede-Izd%C4%B1rap.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5444" title="Bahçede Izdırap" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Bah%C3%A7ede-Izd%C4%B1rap.jpg" alt="" width="273" height="173" /></a></p>
<p>Bahçede Izdırap, İsa&#8217;nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaşadığı olaylara verilen isimdir.</p>
<p>Dört İncil&#8217;e göre de, Son Akşam Yemeği&#8217;nden sonra, İsa Getsemani Bahçesi&#8217;nde dua etmek için yürüyüşe çıktı. Bu yürüyüşte İsa&#8217;ya, Aziz Petrus, Aziz John ve Zebedi&#8217;nin oğlu Aziz Büyük Yakup eşlik etti. İsa diğerlerinden &#8220;bir taş uzaklığı&#8221; mesafede durdu. Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: &#8220;Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.</p>
<p>Yine de benim değil, senin istediğin olsun.&#8221;.(Matta 26:39) Kısa bir süre sonra ise ekledi: &#8220;Baba, eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.&#8221;.(Matta 26:42) Bu duayı üç kez ettikten sonra diğer duacıları kontrol ettiğinde onları uykuya dalmış buldu.</p>
<p>Bunun üzerine ise &#8220;Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür&#8221; dedi. Cennetten bir melek ona doğru indi. Izdırabı boyunca sürekli Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarına benziyordu.(Luka 22:44)<span id="more-5443"></span></p>
<p>Bellini&#8217;nin çizdiği Bahçede Izdırap (1465-1470) tablosunda, İsa, dizlerinin üstüne çökmüştür. Hemen yanında ise uyuyan Petrus, Yakup ve John vardır.</p>
<p>Bahçede Izdırap İsa ve annesi Meryem&#8217;in yaşadıkları ilk kederli gizemdir. Katolik inançlarına göre İsa dua ederken Şeytan onu dünyayı kurtarmaktan caydırmaya çalıştı. Bu bölüm İsa&#8217;nın Çilesi&#8217;nde de yer aldı.</p>
<p>Romalı Katolik geleneğinde, başkalarının günahlarının affedilmesi için ibadet eden özel duacılar ve dualar vardır. Bunların kaynağının da İsa&#8217;nın ızdırabı ve çilesi olduğu kabul edilir. Papa XI. Pius da İsa için edilen bu duaların tüm katoliklerin görevi olduğunu açıklamıştı.</p>
<p>Papa II. Jean Paul ise bu hareketleri &#8220;Tanrı&#8217;nın oğlu çarmıha gerilirken bitmeyen ölümün karşısındaki sonsuz çaba&#8221; olarak tanımladı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbahcede-izdirap-olayi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;text=Bahçede ızdırap olayı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;t=Bahçede ızdırap olayı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;title=Bahçede ızdırap olayı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbahcede-izdirap-olayi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Bah%C3%A7ede+%C4%B1zd%C4%B1rap+olay%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 07:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizci]]></category>
		<category><![CDATA[Flying Dutchman]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Hollandalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5449</guid>
		<description><![CDATA[Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler . Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5450" title="flying_Dutchman" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.</p>
<p>Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler .</p>
<p>Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu&#8217;nu geçeceğim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez.</p>
<p>Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.<span id="more-5449"></span></p>
<p>Hikayeye inanan onlarca denizci umit burnunu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip korsanlarına da konu olmuştur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;text=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;t=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Eski+bir+denizci+efsanesi+u%C3%A7an+Hollandal%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Casusluğun 50 temel kuralı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 05:19:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[casusluk]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi]]></category>
		<category><![CDATA[hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nelere dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[olunur]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5420</guid>
		<description><![CDATA[1-Konuştuğun insanın ağzına bakma 2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma 3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun 4-Yuvarlak cevaplar verme 5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla 6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan 7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla 8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5421" title="casus" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg" alt="" width="108" height="308" /></a></p>
<p>1-Konuştuğun insanın ağzına bakma<br />
2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma<br />
3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun<br />
4-Yuvarlak cevaplar verme<br />
5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla<br />
6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan<br />
7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla<br />
8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları iyi analiz et<br />
9-Konuşurken belli periyotlarla çevreni izle, sıra dışı olan hareketleri hafızana işle<br />
10-Bir mekandaysan her türlü uyumsuzluğu izle, lokantada yemek yemeyen ama uzun süredir orada oturan müşteri örneği gibi farklılıkları takip et<br />
11-Konuştuğun kişiden bilgi almak amacındayken kendin hakkında bilgi verme<br />
12-Kendinle ilgili bilgi vermen gerektiğinde maske hikayeler kullan, hikayelerin tutarlı olmasını göz önünde bulundur.<span id="more-5420"></span><br />
13-Olabildiğince az maske hikaye kullan, her maske hikaye devam ettirmen gereken yalandır, konu uzadıkça daha fazla yalan söylemek zorunda kalırsın<br />
14- Karşıdaki kişinin güvenini kazandığını düşündüğün an daha ileri gitme<br />
15-Bir görüşmenin en önemli anı son dakikalarıdır, yaptığın tüm iyi işleri tek bir sözle alt üst edebilirsin, son dakikaya kadar tutarlı davran<br />
16-Eğer yeniden görüşme amacında değilsen konuyu bu şekilde bağla, ikinci bir görüşme gereği yaratacak durumlardan kaçın<br />
17-Giyim tarzın büründüğün kimlik ve karakterle tezat yaratmasın<br />
18-Arabanda ya da çantanda daima gözlük taşı<br />
19-Bağlı olduğun kurumun akredite listesinde kayıtlı olmayan hiçbir telefon numarasını sana ulaşabilmeleri için karşıdaki insana verme<br />
20-Görüştüğün insana ait bir telefon numarası ya da adresi mutlak suretle öğren<br />
21-Karşılıklı görüşmelerde siyasi akımlar ya da uzantıları üzerine fazla konuşma, herkesin bildiği kadar bildiğin izlenimi bırak<br />
22-Yakın tarih üzerine fazla konuşma, konuyu tarihi olaylarla örnekleyerek ortak değerlerde uzlaşma eğilimi yarat<br />
23-Dini konular hakkında yeterli bilgi sahibi olduğunu gerektiğinde göster ama asla uç noktalara değinme. Ortak değer yargıları ve temel İslami kurallar çerçevesinde görüş belirt<br />
24-Karşındaki kişi alenen siyasi fikrini söylerse, o fikre tezat bazı örnekleri dile getir ve bu örnekler düzeltilirse ona katılabileceğini söyle, asla sen yanlışsın deme<br />
25-Konuşmalardaki ses tonunu ortama ve konuşulan konuya göre kontrol et, ses tonunun baskın rolü ikna üzerinde etkilidir<br />
26-Yemek davetiyse sana önerilen yemeği yeme<br />
27-Halka açık mekanlar da yapılan görüşmelerde asıl konuya asla girme, karşılıklı oturabileceğin bir mekan belirle<br />
28-Bir mekana girdiğinde giriş kapısının dışında alternatif bir çıkış olup olmadığa dikkat et<br />
28-Şehir dışında sakin bir noktada buluşma ayarlandıysa mekana girerken dışarıdaki araçların tiplerine dikkat et uyumsuzlukları ve plakaları hafızana işle<br />
29-Mekandaki kişileri hem yüz hem de fiziksel olarak incele, o kişilerden her biri senin için tehdit olabilir<br />
30-Görüşme esnasında telefonun çalarsa arayan kişiyle asla konuşman gereken şeyi konuşma, alakasız konulardan bahsedip görüşmeyi geçiştir<br />
31-Futbol konuşulduğunda mutlak suretle Fenerbahçeli ol, üzerine en fazla yorum yapılan takımdır<br />
32- Senin kullandığın araca binmesi gerektiğinde aracın ruhsatını mutlak suretle gözle görülmeyecek bir yerde bulundur<br />
33-Aracında kaset, cd ya da şahsına ait evrak ya da eşya bulundurma<br />
34-Aracını gerektiğinde sert kullanmaktan çekinme<br />
35-Trafik de sinirlenme, olağan dışı durumlarda tepkini yanındaki kişiyle paylaş<br />
36-Gece yemeklerinde alkol alma<br />
37-Alkol alman gerektiğinde kendi limitini bildiğini ve aşamayacağını kibarca belirt, karşıdaki kişiye ağır ağır eşlik et<br />
38-Yemek esnasında baş dönmesi, terleme, dil sürçmesi gibi sıra dışı belirtilerin olduğunda cep telefonunun alarmını zil sesine alıp 3 dakika sonrasına kur ve çalınca biri arıyormuş gibi davran, konuşma sonunda bir yakınının vefat ettiğini ya da rahatsızlandığını söyleyerek izin iste, sana eşlik etmesine asla izin verme<br />
39-Mekandan ayrıldıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna ulaşman gerekebileceğini unutma<br />
40-Görüşmelerde zikredilen isimleri ya da numaraları unutmamak için bu isim ve numaraları<br />
cep telefonuna anlaşılır biçimde kaydet<br />
41-Görüşmelere ilişkin raporlarda aktardığın bilginin seni daima bağlayıcı bir unsur olduğunu bil<br />
42-Amirlerinden onay alamadığın ya da bilgi verme şansının olmadığı durumlarda ( tesadüfen karşılaşma gibi ) konuya ilişkin yeni gelişmeleri dinle ancak doğru hamlenin ne olduğu konusunda fikir sahibi değilsen senin tarafından henüz bir gelişme olmadığını söyleyerek konuyu kapat<br />
43-Üçüncü şahıslar yanınızda ise asla konuşma imkanı verme, ilk sözü sen söyle ve karşındakine konuşmak istemediğini daha ilk sözünle ima et<br />
44-Uzun görüşme ve mülakatlarda en çok konuşan sen olma<br />
45-Tüm kurallar bütünün birbirine bağlı olduğunu benimse<br />
46-Fevri davranışlarının grup ya da gruplarca telafi edilmesine sebep olma, tek kişilik yaşa tek kişilik iş gör<br />
47-Başarısız olacağını anladığın anda sınırlarını zorlama, bu seni hataya sevk eder<br />
48-Başarısızlıklar bireysel çalışmalarda dahi tüm bir grubundur<br />
49-Amirlerine olumlu ya da olumsuz gelişmeleri aktarırken konular içinde seçici olma bu seçimi ya da değerlendirmeyi yapmak amirlerinin takdiridir<br />
50- Var oluş amacının kutsal değerlere dayandığı gerçeğini her an hatırla.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;text=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;t=Casusluğun 50 temel kuralı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&name=buzlu.org&description=Casuslu%C4%9Fun+50+temel+kural%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

