<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Medeniyetler</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/medeniyetler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 14:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da ilk işçi grevi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/osmanlida-ilk-isci-grevi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/osmanlida-ilk-isci-grevi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 08:57:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[eylemler]]></category>
		<category><![CDATA[grevi]]></category>
		<category><![CDATA[III. Murat]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İlkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4814</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı&#8217;da işçilerin 1587&#8242;de yevmiyelerin artırılması için yaptıkları greve diğer işçiler de katılmış, Osmanlı padişahı III. Murat işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kalmıştı. Osmanlı Devleti, batıda görüldüğü gibi patron-işçi ilişkisi bulunmasa da, devlete ve diğer sektörlere bağlı işçilerin işverene karşı birlikte hareket ettikleri görülür. İşçi eylemlerine tatil-i mesalih, tatil-i eşgal gibi isimler verilmiştir. Osmanlı&#8217;nın endüstri çağına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı&#8217;da işçilerin 1587&#8242;de yevmiyelerin artırılması için yaptıkları greve diğer işçiler de katılmış, Osmanlı padişahı III. Murat işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kalmıştı.</p>
<p>Osmanlı Devleti, batıda görüldüğü gibi patron-işçi ilişkisi bulunmasa da, devlete ve diğer sektörlere bağlı işçilerin işverene karşı birlikte hareket ettikleri görülür. İşçi eylemlerine tatil-i mesalih, tatil-i eşgal gibi isimler verilmiştir.<br />
Osmanlı&#8217;nın endüstri çağına girmesi ile batı tarzında açılan Kadırga&#8217;daki ilk fes imalat fabrikasında işçiler, işten çıkarmalar ve paralarını zamanında alamadıkları için greve gitmişlerdir.</p>
<p>1845&#8242;te padişah II. Mahmut&#8217;un fermanı ile çıkarılan Polis Nizamnamesine göre grev suç kabul edilmiş, toplu iş bırakanların polis tarafından cezalandırılması hükme bağlanmıştır.<br />
<span id="more-4814"></span><br />
1872&#8242;de Abdulaziz döneminde Beyoğlu Telgrafhane işçileri maaşlarını az buldukları için greve gitmişlerdir. Gazhane, Şirket-i Hayriye, İskele hamalları da bu greve destek vermişlerdir. 1974&#8242;te de maaşlarını üç aydır alamayan tütün tekel işçileri greve gitti. Ücretlerin ödenmesiyle bu grev diğerlerinden daha kısa sürdü.<br />
Abdülhamit döneminde işçilerin cemiyet kurmasına ve hak aramasına izin verildi. Balkanlar dışında bu dönemde önemli bir grev dalgası yaşanmadı.<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Fakat İttihatçıların bu cemiyeti kapatması ile 1908&#8242;in Ağustos ve Eylül aylarında İstanbul ve Bursa&#8217;da iş bırakma eylemleri görüldü. Bu işgalleri kanlı bir şekilde bastıran ittihat ve terakki yönetimi grevleri yasaklayan bir yasa çıkardı.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<p style="text-align: center;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280, oluşturulma 07.02.2010 */
google_ad_slot = "3279678681";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/osmanlida-ilk-isci-grevi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sümerbank</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sumerbank/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sumerbank/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 10:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[özel sektör]]></category>
		<category><![CDATA[özelleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[kim kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerbank]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil sanayi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4678</guid>
		<description><![CDATA[Sümerbank, Özel bütçenin temelini oluşturan Katma bütçeli idare uygulamasının başladığı 1933 yılında kurulmuş ticari nitelikte mal üreten kuruluş. Tekstil sanayisi ile aynı anda banka konumundaydı. 11 Temmuz 1933 yılında Atatürk tarafından Sümerbank ismi verildi. İlk büyük kompleksi Eylül 1935&#8242;te Adana&#8217;da kuruldu. Bu kompleksin inşası için 1932 yılında İsmet İnönü Sovyetler Birliğinden 8,5 milyon liralık kredi [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Sümerbank.jpg"><img class="size-full wp-image-4679 aligncenter" title="Sümerbank" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Sümerbank.jpg" alt="" width="326" height="172" /></a></p>
<p>Sümerbank, Özel bütçenin temelini oluşturan Katma bütçeli idare uygulamasının başladığı 1933 yılında kurulmuş ticari nitelikte mal üreten kuruluş. Tekstil sanayisi ile aynı anda banka konumundaydı.</p>
<p>11 Temmuz 1933 yılında Atatürk tarafından Sümerbank ismi verildi. İlk büyük kompleksi Eylül 1935&#8242;te Adana&#8217;da kuruldu. Bu kompleksin inşası için 1932 yılında İsmet İnönü Sovyetler Birliğinden 8,5 milyon liralık kredi aldı. Yapının tasarımı Sovyetlere aittir. Adana Bez Fabrikası ve Lojmanları, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk kamu yatırımıdır. Sümerbank, Atatürk&#8217;ün ekonomik devriminin mihenk taşıydı.<span id="more-4678"></span></p>
<p>Halk tasarrufuyla oluşturulmuştur. Türkiye&#8217;de ilk modern tekstil kuruluşu olarak büyük bir üne kavuşmuştu. Demir-çelik tesisleri, çimento fabrikaları, kâğıt ve selüloz tesisleri Sümerbank bünyesinde kuruldu ve bunların daha sonra kendi bünyesinden ayrılarak ayrı birer kuruluş olmasını sağladı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1987 yılında Sümerbank&#8217;ın özelleştirilmesi kararı alındı ve banka Kamu Ortaklığı İdaresi&#8217;ne devredildi. 1988&#8242;de Sümerbank Holding kuruldu. Holdingin bankacılık birimi 1993&#8242;de Yüksek Planlama Kurulu kararıyla Sümerbank adı altında yeniden yapılandırıldı. Ekim 1995&#8242;te Garipoğlu şirketler grubuna 103.4 milyon dolara satılarak özellştirildi.</p>
<p>Hayyam Garipoğlu&#8217;nun Malki cinayeti ve Türkbank skandalına adının karışması, Sümerbank&#8217;ın elinden alınmasına neden oldu. Sümerbank 21 Aralık 1999&#8242;da TMSF&#8217;ye devredildi. Ardından 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satıldı. Oyakbank A.Ş.&#8217;ye 11 Ocak 2002 tarihinde tescil edilmiştir. Oyakbank da 2009 yılında İng bank adını almıştır.</p>
<p><strong>1960 Sümerbank Grubu</strong></p>
<p>* Bakırköy Pamuklu Sanayii Müessesesi<br />
* Yünlü Sanayii Müessesesi Defterdar Fabrikası<br />
* Yünlü Sanayii Müessesesi Bünyan Fabrikası<br />
* Yünlü Sanayii Müessesesi Isparta Fabrikası<br />
* Yünlü Sanayii Müessesesi Hereke Fabrikası<br />
* Basma Sanayii Müessesesi Adana Fabrikası<br />
* Basma Sanayii Müessesesi Denizli İplik Fabrikası<br />
* Nazilli Basma Sanayii Müessesesi<br />
* Ereğli Pamuklu Sanayii Müessesesi<br />
* Adana Pamuklu Sanayii Müessesesi<br />
* Yünlü Sanayii Müessesesi<br />
* Merinos Yünlü Sanayii Müessesesi<br />
* Ceyhan Suni İpek ve Viskos Mamulleri Sanayii Müessesesi<br />
* Kendir Sanayii Müessesesi<br />
* Ateş Tuğla Sanayii Müessesesi<br />
* Kütahya Seramik Sanayii Müessesesi<br />
* Alım ve Satım Müessesesi<br />
* Genel Müdürlüğü<br />
* Bergama Pamuk İpliği ve Dokuma Sanayii Müessesesi<br />
* Antalya Pamuklu Dokuma Sanayii Müessesesi<br />
* Suni Tahta Sanayii Müessesesi<br />
* Sümer Kayseri Bez Fabrikası</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sumerbank/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babilin asma bahçeleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/babilin-asma-bahceleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/babilin-asma-bahceleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 20:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[babil]]></category>
		<category><![CDATA[Babilin asma bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[harika]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Medes]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Nebuchadnezzar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4515</guid>
		<description><![CDATA[M.Ö. 450&#8242;li yıllarda tarihçi Herodot &#8220;Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar.&#8221; demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/03/babilin_asma_bahceleri.jpg"><img class="size-full wp-image-4516 aligncenter" title="babilin_asma_bahceleri" src="http://www.buzlu.org/images/2010/03/babilin_asma_bahceleri.jpg" alt="" width="281" height="254" /></a></p>
<p>M.Ö. 450&#8242;li yıllarda tarihçi Herodot &#8220;Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar.&#8221; demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk&#8217;a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.</p>
<p>Babil, M.Ö. 605&#8242;den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır. <span id="more-4515"></span></p>
<p>Bahçeler Nebuchadnezzar&#8217;ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis&#8217;i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Mezopotamya&#8217;nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.</p>
<p>Yunanlı coğrafyacı Strabo&#8217;nun M.O. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu.</p>
<p>Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.<br />
Yunanlı tarihçi Diodorus&#8217;a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.</p>
<p>Ninova&#8217;daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil&#8217;de 53&#8242;ü büyük, 650&#8242;si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.<br />
İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev&#8217;in Babil&#8217;i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/babilin-asma-bahceleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hicri takvim ve hesaplamaları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hicri-takvim-ve-hesaplamalari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hicri-takvim-ve-hesaplamalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 11:35:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaziyelahir]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaziyelevvel]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hicrî Takvim]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[hicri yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[kaç gün]]></category>
		<category><![CDATA[Kameri takvim]]></category>
		<category><![CDATA[miladi]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Rebiülahir]]></category>
		<category><![CDATA[Rebiülevvel]]></category>
		<category><![CDATA[Recep]]></category>
		<category><![CDATA[Safer]]></category>
		<category><![CDATA[takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Zilhicce]]></category>
		<category><![CDATA[Zilkade]]></category>
		<category><![CDATA[Şaban]]></category>
		<category><![CDATA[Şevval]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4406</guid>
		<description><![CDATA[Hicrî Takvim, Peygamberimiz Hz. Hz. Muhammed (S.A.V ) efendimizin Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicretini başlangıç kabul eden ve Ay&#8217;ın Dünya çevresinde dolanımını esas alan takvim sistemi. Hicri Takvim; Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır. Hz. Muhammed (S.A.V ) ve beraberindekiler, Safer ayının 27. günü Ebubekir ile birlikte Medine&#8217;ye hicret etmek üzere Mekke&#8217;den ayrılmış, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/12/hicri-takvim-adları.jpg"><img class="size-full wp-image-4407  aligncenter" title="Hicri takviminin 12 ayının Türkçe ve Arapça adları" src="http://www.buzlu.org/images/2009/12/hicri-takvim-adları.jpg" alt="Hicri takviminin 12 ayının Türkçe ve Arapça adları" width="429" height="249" /></a></p>
<p>Hicrî Takvim, Peygamberimiz Hz. Hz. Muhammed (S.A.V ) efendimizin Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicretini başlangıç kabul eden ve Ay&#8217;ın Dünya çevresinde dolanımını esas alan takvim sistemi. Hicri Takvim; Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır.</p>
<p>Hz. Muhammed (S.A.V ) ve beraberindekiler, Safer ayının 27. günü Ebubekir ile birlikte Medine&#8217;ye hicret etmek üzere Mekke&#8217;den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası&#8217;nda kalmış, 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine&#8217;ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba köyüne gelmiş, burada Kuba Mescidi&#8217;ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine&#8217;ye doğru hareket etmişlerdir.<span id="more-4406"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu yıl Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin ilk ayı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem&#8217;in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Uygulamada Hicri Takvim olarak bu bilinmektedir. İslam ülkelerinde kullanılan Hicri takvim Hz. Muhammed (S.A.V )&#8217;in M.S. 622&#8242;de Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicretiyle başlar.</p>
<p>Hicri &#8211; Kameri takvim, ayın dünyanın etrafında dönüşüne göre tanımlanır. Bir yıl Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce adı verilen 12 aydan oluşur. Her bir Kameri ay yaklaşık 29.5 gün sürer ve bir Kameri yıl 354 gün olarak elde edilir. Bu nedenle Kameri takvimde 6 adet 29 günlük 6 adet 30 günlük ay bulunur. Hangi ayların 29 ya da 30 gün süreceği ayın fazı göz önünde bulundurularak Şeyh ül İslam tarafından belirlenir.</p>
<p>Ancak gerçek Kameri ay 29.5 günden 44 dakika 3 saniye daha uzun olduğundan 12 Kameri ayın belirlediği 354 günlük kuramsal Kameri yıldan 8 saat 48 dakika 36 saniye daha uzundur. 30 yılda bu hata 11 gün 0 saat 18 dakika 0 saniye olacağından eşzamanlılığı sağlamak için 30 yıl boyunca 19 adet 354 gün süreli ve 11 adet 355 gün süreli yıl oluşturulur. 355 günlük yıllar son aya bir gün ilave edilerek gerçeklenir. Böylece eşzamanlık sağlanır ve ancak 2400 yılda bir takvime tekrar 1 gün ilave etmek gerekir.</p>
<p>Kameri yılın ortalama vakti günlerin yıllara göre dağılımından (19&#215;354+11 x 355) / 30=354 gün 8 saat 48 dakika olarak hesaplanır. Bugün kullanılan güneş yılı yaklaşık 365 gün 5 saat 48 dakika olduğundan Kameri yıl güneş yılından yaklaşık 10 gün 21 saat daha kısadır. Buna göre, 1 Kameri yıl güneş yılının 0.9702 katına, 1 güneş yılı Kameri yılın 1.0307 katına karşı düşer. Ayrıca hicret 15 Temmuz 622&#8242;de gerçekleştiğinden, kameri takvimin miladi takvimine göre 621.536 yıl kadar faz farkı bulunur. Eğer örneğin 1 Ocak 1993&#8242;ün hicri takvimdeki karşılığını bulmak istersek yukarıdaki değerlerden (1992-621.536) x l.0307=1412.5372 buluruz. Hicri takvime göre 1412 yıl geçmiş olduğundan bu tarih hicri 1413 yılına karşı düşer.</p>
<p>Hicri takvimin haricinde Osmanlı İmparatorluğunda 1678&#8242;den sonra maliye ile ilgili işlerde Rumi takvim de kullanılmaya başlanmıştır. Mali yılın başlangıcı 1 Mart olarak kabul edilir. Rumi yıl 365 gün olup güneş yılına karşı düşen miladi yıl ile eş uzunluktadır. Rumi yıl her 33 yılda 354 gün olan hicri yılı bir yıl geçer. Bu farkı gidermek için Rumi yıldan her 33 yılda bir hicret yılı düşülür; buna sıvış yılı denir. Her iki takvim arasında ayrıca 13 günlük bir fark bulunur. Ayrıca Rumi yıl miladi 584&#8242;te başlatıldığından Rumi yılı bulmak için Miladi yıldan 584 çıkarmak gerekir. Aylar Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrini-evvel, Teşrini-sani, Kanuni-evvel, Kanuni-sani, Şubat olarak adlandırılır. Örneğin Miladi 1 Ocak 1993 tarihi Rumi 19 Kanuni-evvel 1408 tarihine karşı düşer.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğunin sonuna kadar mali işlemlerde kullanılan Rumi yıl 1925&#8242;te Miladi takvim yılının kabul edilmesi üzerine terk edilmiştir.</p>
<p><strong>Artık Yıl </strong></p>
<p>Hicri takvimlerde de miladi takvim gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemde 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gün çekmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yılbaşı ayının Ocak oluşu 1925, 1 Ocak&#8217;ın yılbaşı tatili olması da 1935 tarihindedir.<br />
<strong>Kameri Yıl </strong></p>
<p>Hicri yıl miladi yıldan ( 365.2422 &#8211; 354.367 =) 10.8752 gün daha kısa olduğundan aylar da bazen 29. bazen de 30 gün çekmektedir.<br />
<strong>Miladi Takvime çevirme</strong></p>
<p>Milâdi yıl = &#8220;(hicrî yıl x 32/33) + 622&#8243; formülü ile bulunur. Örneğin Hicrî 1302, miladi takvimde 1884 yılına karşılık gelir. (1302 x 32/33 + 622 = 1262,55 + 622 = 1884,55) Milâdî yılın hicrî yıl karşılığını bulmak için de şu formül kullanılır: Hicri yıl = (milâdî yıl-622) x 33/32, meselâ; (1453-622) x 33/32 = 857</p>
<p>Hicrî yılı Milâdî yıla çevirmek için Hicrî yıl önce 33’e bölünecek, bu bölümden arta kalan sayı dikkate alınmadan bölüm olarak elde edilen sayı Hicrî yıldan çıkartılıp 622 sayısı eklendiğinde Milâdî yıl bulunmuş olacaktır.<br />
<strong><br />
Hicri Şemsi Takvim </strong></p>
<p>Hicrî Şemsi Takvime Türkiye&#8217;de Rumî Takvim de denir. Peygamberin Medineye ulaşmak üzere Kuba köyüne geliş günü olan miladi 20 Eylül 622 tarihini, Hicri yıl başlangıcı olarak kabul eden, Arapça&#8217;da güneş anlamına gelen Şems kelimesinden de anlaşılacağı üzere, dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan bir takvimdir.</p>
<p>Rumi takvim Osmanlı İmparatorluğunda miladî tarihiyle 13 Mart 1840 tarihinde kabul edilmiş ve o gün karşılığı olarak Rumî takvimde 1 Mart 1256 günü olarak saptanmıştır. Rumî takvim miladî takvim gibi bir güneş yılını esas aldığı için, Rumî takvim Hicrî (Kameri=ay) takviminden farklı olarak miladi yılın sabit olarak 13 gün geride takip etmiştir. Rumî yılbaşı olarak 1 Mart günü kabul edilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Daha sonra Türkiye&#8217;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabul edilen 26 Aralık 1925 tarihli 698 sayılı kanunla Rumi Takvim yürürlükten kaldırılmış ve 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren Miladi Takvim&#8217;e geçildi.</p>
<p>8 Şubat 1332 R. tarihinde alınan bir kararla, Julyen Takvim esaslı Rumî takvim yürürlükten kaldırılarak, yerine Gregoryen tavimi esaslı Rumî takvimi düzenine geçilmiştir. Gregoryen takviminde yılbaşı 1 Mart yerine 1 Kanunisanî (Ocak) olup, gün sayısı da 13 gün ileridedir. Alınan karar uyarınca 15 Şubat 1332 tarihinden sonra 1 Mart 1333 günü ilan edilerek, aradaki 13 günlük fark ortadan kaldırılmış oldu. 1333 yılı teknik olarak sadece 10 ay sürdü ve 31 Kanunievvel (Aralık) 1333 tarihinde sona erdi. Bu günü takip eden 1 Kanunisani (Ocak) günü 1334 yılının ilk günüydü.</p>
<p>Bunun için hesaplamalarda, 1334 Rumî yılından önceki tarihlerde Miladî yıla çevirim yapmak için gün sayısına 13 gün ilave edilmeli ve ilave edilen gün sayısı ile birlikte Ocak ya da Şubat aylarına tekabül ettiyse, yıl sayısında 585, diğer aylar içinse 584 yıl eklenecektir. 1334 Rumî yılı ve daha sonraki tarihler için sadece 584 yıl ilave etmek yeterlidir. Gün sayısında değişiklik yapmaya gerek yoktur.</p>
<p>İran İslam Devleti&#8217;nde hala bir Hicri (Şemsi) takvimi kullanılmaktadır. Ülkenin gündemleri bu takvime göre düzenlenir ve resmî evraklarda bu takvim kullanılır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hicri-takvim-ve-hesaplamalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu Selçuklu Sanat Mimarisi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/anadolu-selcuklu-sanat-mimarisi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/anadolu-selcuklu-sanat-mimarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 15:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alaeddin Keykubat]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[medrese]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4391</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Selçuklu mimarisinin önemli eserleri arasında yer alan Konya Karatay Medresesi,bugüne kadar tamamlanma tarihi olan 1251-52 yılıyla tanıtılmıştır.12.-13. yüzyıllarda Anadolu’da cephe mimarisinin gelişmesini inceleyen araştırmada yapılan tarihlemenin doğru olmadığı belirtilmiş,Konya Karatay Medresesi kapısının,mimari ve süsleme özellikleri ile 1220-1230 yıllarıyla ifade edilen döneme tarihlendiği ileri sürülmüştür.1230 Yılıyla başlayan ve I.Alaeddin Keykubat’ın ölümüyle sonuçlanan yıllar (1230-1237) yapılan [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/12/Anadolu-Selçuklu-Mimarisi.jpg"><img class="size-full wp-image-4392 aligncenter" title="Anadolu Selçuklu Mimarisi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/12/Anadolu-Selçuklu-Mimarisi.jpg" alt="Anadolu Selçuklu Mimarisi" width="317" height="239" /></a></p>
<p>Anadolu Selçuklu mimarisinin önemli eserleri arasında yer alan Konya Karatay Medresesi,bugüne kadar tamamlanma tarihi olan 1251-52 yılıyla tanıtılmıştır.12.-13. yüzyıllarda Anadolu’da cephe mimarisinin gelişmesini inceleyen araştırmada yapılan tarihlemenin doğru olmadığı belirtilmiş,Konya Karatay Medresesi kapısının,mimari ve süsleme özellikleri ile 1220-1230 yıllarıyla ifade edilen döneme tarihlendiği ileri sürülmüştür.1230 Yılıyla başlayan ve I.Alaeddin Keykubat’ın ölümüyle sonuçlanan yıllar (1230-1237) yapılan tarihlemede daha kesin bir dönemi belirtmektedir.</p>
<p>Konya Karatay Medresesi’nde kapının üzerinde uzanan medrese (resim 1-2-3) yapılan değerlendirmenin doğruluğunu açıklayan bir belge olarak önem taşır.Kitabe,değişikliğe uğradığından,ısrarla yanlış değerlendirerek,bir tarihleme yapılmış,kapının mimari ve süsleme özellikleriyle ortaya konabilecek görüşler gündeme gelememiştir.<span id="more-4391"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
On taşın yanyana sıralanmasından meydana gelen 6.50m uzunluğundaki sülüs kitabede,ayet bölümü (birinci taş) I.Alaeddin Keykubat’ın adını ve ünvanlarını veren bölüm (üçüncü ve dördüncü taşlar) I.Mesut,I.Kılıç Arslan ve Karatay Bin Abdullah’ın adının yer aldığı bölüm (sekizinci taş) değişik bir istif ve yazıyla,beyaz mermer taşlardan ayrılan,dumani mermer taşlara ayrılmıştır.Kesin olarak asıl kitabeden ayrılan bu taşlardan,değişik bir düzenleme ve ikinci derecede bir yazı vardır.</p>
<p>Kitabe harflerinin,belieli bir sanat anlayışı ile ortaya konan dekoratif ifadesi,bu yazılarda yoktur.Burmalı köşe sütunları ve gamalaı haç düzenlemeli düşey dikdörtgen yüzeylerin üzerinde,geniş bir kitabe kuşağı olarak yer alan Nemi Suresi’nin başlangıç bölümü dışında,27/19. ayeti,kitabenin esas parçalarını kesin olarak tesbite imkan verir.</p>
<p>Yapılan değişiklik,önce I.Alaeddin Keykubat’ın adının,kitabeye alınması,sonrada Karatay’ın adına kitabede yer verilmesi ile ilgilidir. I.Alaeddin Keykubat’ın adında dünyanın “dal” harfi yandaki taşta,esas kitabede kalan üç kısmı ile birleşmemiştir.Kitabenin sonunda (dokuzuncu taş) görülen “rı” harfi de,sonunda yer aldığı kelime bilinmeyen,asıl kitabeden kalan bir harftir.Esas kitabede (altıncı taş) Keykubat adında “dal” harfi,noktalı olarak yazılmıştır.Hattat “eyyam” kelimesinde ilave olan bölümde yer alan (üçüncü taş) “mim” harfine dilediği şekli vermiştir.</p>
<p>Esas kitabede yer alan (ikinci taş) “emr ve el-imaret” kelimeleri başta elif harfiyle yazılmış,esas kitabede (altıncı taş) ikinci “bin”,“keyhüsrev” ve “Keykubat” için kullanılan tek isim olmuştur.I.Kılıç Arslan’ın adının “rı” harfi de (sekizinci taş) yeni kitabede yok.<br />
Kitabe,Tevbe suresinin 120. ayetinin son bölümü (9/120) ile başlar.Yapının inşasının “Es Sultan el-azam zıll-ullah fi-l –alem alaeddünya veddin”’in hükümdarlığı günlerinde emir edildiği bildirilir.Bu ifadeden sonra gelen kelime asıl kitabe taşında yer alan “Ebü-l-feth Keykavus” adıdır,ataları olan sultanların adları,II. İzeddin Keykavus’un adını izler.</p>
<p>Kitebede yer alan “Es Sultan el-azam zıll-ullah fi-l –alem alaeddünya veddin” ifadesi,kitabede yapılan değişiklikle I.Alaeddin Keykubat’ın adının kitabeye alındığını açıklar. I.Alaeddin Keykubat’ın adı,kitabe ve sikkelerde “Alaeddünya ved din” olarak yazılıdır.”Es-sultan el-azam”, “zıll-ullah fi-l alem” ifadeleri de aynı sultanın kullandığı saltanat ünvanlarıdır.</p>
<p>Yapının inşasına I.Alaeddin Keykubat döneminde başlamış olduğundan,yapıyı II. İzeddin Keykavus dönemi eseri olarak tanıtan kitabede doğru ifadenin yer alması uygun görülmüştür.<br />
I.Alaeddin Keykubat’ın adından sonra,asıl kitabede II. İzeddin Keykavus’un adının yer alması yapılan değişikliği açıklamakta bazı taşların yerinden düşerek veya bir onarım sırasında yere alındığında kırıldığı ve yenilendiği şeklinde yapılabilecek bir açıklamayı geçersiz kılmaktadır.Yapılan bu değişiklikten önce kitabede “İzzeddünya veddin ebü-l-feth Keykavus” ifadesi yer almakta idi, asıl kitabede (beşinci taş) yer alan “dal” harfinin ucu asıl kitabedeki “İzzeddünya&#8230;”adının “dal” harfina aittir.<br />
Konya Karatay Medresesi,üç kardeşin ortak saltanatı yıllarında tamamlanan bir yapı olmasına rağmen,ortak kitabe ve sikkelerde II.İzzeddin Keykavus’un adının sürekli başta yazılması,değişikliğin daha sonraki tek saltanat dönemi ile ilgili olmadığını açıklamaktadır.</p>
<p>Kurucu Celaleddin Karatay’ın I.Alaeddin Keykubat’ın 1219 yılında tahta çıkışında,sultana yakın emirlerden biri oluşu,onun daha I İzzeddin Keykavus’un döneminde,devlet hizmetinde bulunduğunu açıklamakta,kaynakların verdiği bilgiler de bunu doğrulamaktadır. Celaleddin Karatay’ın I.Alaeddin Keykubat’a yakınlığı sultanın saltanatı boyunca ölümüne kadar sürmüştür.Kayseri-Elbistan yolundaki Karatay Medresesi’nin (1240-1241) iç kapısındaki tarihsiz kitabe,kapalı bölümün I.Alaeddin Keykubat döneminde inşa edildiğini bildirmekle, Celaleddin Karatay’ın imar çalışmalarının bu dönemde başladığını belgelemektedir.</p>
<p>Konya Karatay Medresesi kapısı ile Sultan Hanı avlu kapısının süsleme unsurları arasındaki yakınlık,Mehmed Bin Havlan el-Dimişki’nin medrese kapısı ile ilgili olabileceğini düşündürmektedir.Kapı açıklığını çevreleyen tek sıra mukarnaslı kuşakta,mukarnas yüzeylerine sülüs yazı ile yazılı hadisler,Konya-Aksaray yolundaki Sultan Hanı avlu kapısı kitabeleri ile gösterdikleri bütünlükle önem taşımakta,kapının bütünlüğünü çevreleyen yıldız geçme (resim 5),aynı ifade ve görünüşle,kervansarayın avlu kapısı yan girinti yüzeylerini kaplamaktadır.<br />
Atabey Mübarizeddin Ertokuş Medresesi (1224) eyvanın iki yanında yer alan kubbeli köşe mekanlarıyla bu uygulamanın ilk örneği olarak Konya Karatay Medresesi’nin batı kanadı ile 1230-1237 yıllarında inşasına başlanan bir eser olabileceğini açıklamaktadır.</p>
<p>Konya Karatay Medresesi çini süslemeleri ile Konya Aladdin Camii 1235 yılı civarına tarihlenen çini süslemeleri arasındaki beraberlik sıralanan özelliklere katılan ayrı bir değeler topluluğu olarak önem taşır. Konya Karatay Medresesi kapının üzerinde uzanan kitabe kuşağına göre 1251-1251 yılında geniş yüzey alanlarını kaplayan çini süslemeleriyle tamamlanmış,hizmete açılmıştır.</p>
<p>Anadolu Selçuklu Mimarisi Konya Karatay Medresesi ile,vardığı dorukları,ulaştığı değerleri açıklar.Yapı;plan kuruluşu,ekan etkisi,mermer kapısı ve çini süslemesiyle inşa edildiği döneme ve yere uygun bir mükemmellik gösterir.Anadolu Selçuklu Mimarisi’nde,mermer kapılar,sayılı örnekler halinde inşa edilmişlerdir. Konya Karatay Medresesi kapısı,mermer kaplama olarak özenle inşa edilmiş ormanın yanında,tasarımında yüzeyin kullanımını belirleyen iljke ve kurallarla birinci derecede önem ve değer taşır.</p>
<p>Konya Karatay Medresesi kapısının ilk görünüşü 1849 yılında,değişik ölçü değeleri ve yıldız geçmeli bir kuşakla yayınlayan Charles Texier,günümüze gelmeyen ve çekilen ilk fotoğraflarda görülmeyen saçak kornişini özellikleriyle tesbit etmiştir.Üste içbükey profilli,yüzeyi otuzbir mukarnas bölmeli kuruluşu ile yayınlanan saçak kornişi,0.43m yükseklikle tanıtılmıştır.Alexandre M.Raymond 1924 yılında kapının görünüşünü sulu boya olarak yayınlamış Mahmut Akok kapının görünüşü ve süslemelerine Muhittin Binan kapı açıklığının görünüşüne yayınlarında yer vermiştir.</p>
<p>Konya Karatay Medresesi kapısı,tasarımında 8.51m kenarlı bir karenin içine kurulmuştur.Kapı genişliği 7.40m değeri ile tasarıma alınmıştır.0.37m birim boyut değeri kapı kuruluşunu belirlemiştir.0.37m değerinin yapıda,avlu boyutlarında,havuzun ölçülerinde ve kubbe yüksekliğinde varlığını sürdürmesi önemlidir.Yüzey kuruluşunu belirleyen karede,kenarlar 0.37m değerinin 23 katı olarak tasarıma alınmıştır.(8.51m)Kapıda yükseklik 8.51m genişlik 7.40m açıklık 2.96 ve yan yüzey 2.22m değerleri birim boyut kuruluşunu kesin olarak açıklamaktadır.Gamalı haç süslemeli yüzeyler 1.11m genişlikle birim boyut değerinin üç katı olarak düşünülmüştür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Avluda,sıvalı duvarlar,kenar uzunluğu değerinin 12.20m olarak ölçülebileceğini açıklar,avluda yer alan kare havuz 3.70m kenar uzunluğu değerleriyle ölçülmüştür.Bugün yenilenen havuzun ölçüleri 3.71m x 3.75m’dir.Yapıda kubbe yüksekliği 15.55m olarak alındığında 0.37m değeri 42 katı ile kullanılan birim boyut değeri<br />
Konya Karatay Medresesi kapısının boyutlarını ve yüzey kuruluşunu verecek çizimlere 8.51m kenarlı 1-4 karesinin çizimiyle başlanmış,karenin düşey(AA’)ve yatay(BB’)eksenleri köşegenleri çizilmiş O merkez noktası belirlenmiştir.Yüzey kuruluşunda yüzeyi iki yarıya ayıran AA’ düşey ekseni üzerinde yer alırken,yan topuzlar kare köşegenleri üzerine yerleştirilmiştir.</p>
<p>Kare kenar değeri alınarak I-II-III-IV noktalarından çizilen yaylar /1/,BB’ yatay ekseni üzerinde kapı genişliğini belirlerken I-II noktalarından çizilenler kare köşegenleri ile kesişme noktalarında nar topuzların yerini belirlemişlerdir.I-II-III-IV noktalarından çizilen noktalarından çizilen yaylar bu noktalarla belirlenen kapı yüzey alanında,dikdörtgenin alt ve üst yarılarının köşegen değeri açıklık gösterirler.</p>
<p>O merkez noktasından,18.51m kenar değerinin 1/3’ i açıklıkla üst yarıda çizilen yarım çember,AA’ düşey ekseni üzerinde kafes oymalı orta topuzun yerini,köşegenler üzerinde kafes oymalı yan topuzların yerini belirlemiştir.Zengi geçmenin bazı önemli noktaları da,bu yarım çember üzerinde yer almıştır.Yarım çember üzerinde sıralanan kafes oymalı topuzlar arasındaki açıklık,yan topuzlarla,yarım çemberin BB’ yatay eksenini kestiği iki nokta arasında tekrarlanan değerdir.0.37m birim boyut değeri,yan topuzların orta topuza uzaklığı 2.22m,yan topuzların arasındaki açıklık 4.07m değerlerinde belirleyici olmuştur.<br />
Zengi geçmeyle belirlenen dikdörtgen yüzey ½ kenar oranı ile kurulurken,kısa kenar değeri a)kemer açıklığını b)kavsara başlangıcı köşelerinden orta topuz açıklığını c)alt yarıda yan yüzey köşegenini belirlemiş d)O noktasından alt yarıda çizilen yarım çember,gamalı haç süslemeli yüzey alanlarının orta noktasını vermiştir.</p>
<p>Zengi geçmeyle belirlenen dikdörtgenin uzun kenar değeriyle a)I-II noktalarından çizilen yaylar /2/,gamalı haç süslemeli yüzey alanlarının orta noktasını ve yan topuzların yerini belirlemiş b)gamalı haç süslemeli yüzey alanlarının orta noktasından çizilen /3/,I-II noktalarında ve BB’ yatay eksenin üzerinde kapı genişliğini AA’ düşey ekseni üzerinde kitabe üst kenar yüksekliğini vermiş c)gamalı haç süslemeli yüzeylerde alt noktaların,çapraz olarak yan topuzlara uzaklığı aynı değerlerle ifade edilmiştir.</p>
<p>Zengi geçmeyle belirlenen dikdörtgenin köşegenlerinin kesişme noktası,kesik kavsarada üst sırada orta mukarnasın tepe noktasını vermiştir.Köşegen değeriyle 1-2-3-4 noktalarından çizilen yaylar /4/,BB’ yatay ekseni üzerinde kenar açıklığının 1-2 noktalarından çizilenler,kesik kavsarada üst sırada orta mukarnasın tepe noktasını belirlemiş aynı değerle I-II noktalarından çizilen yaylar /5/ kemer yüksekliğini III-IV noktalarından çizilenler kapı girinti açıklığını ve yan yüzeylerde süslemeli alan-kitabe sınırını belirlemişlerdir.</p>
<p>BB’ yatay ekseni üzerinde yer alan Zengi geçmenin ayak eni,yan topuzların kenara ve geçmeli yüzey alanı köşesine uzaklığını vermekte,kavsara tepe genişliğinde ölçülen değer olarak önem taşımaktadır.</p>
<p>Kapının yarı köşegeni açıklıkla,gamalı haç süslemeli yüzey alanlarının orta noktasından çizilen yaylar /6/ AA’ düşey ekseni üzerinde orta topuzun yerini belirlemiştir.<br />
Kare kenarı yarı değeri alınarak gamalı haç süslemeli yüzey alanlarının orta noktasından çizilen yerler /7/,köşegenler üzerinde yan topuzların yerini belirlediği gibi,kesik kavsaranın üst kenarını ve düşey bir eksen üzerinde iki nokta kapı girinti açıklığını belirlemişlerdir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/anadolu-selcuklu-sanat-mimarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Palmira İmparatorluğu</title>
		<link>http://www.buzlu.org/palmira-imparatorlugu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/palmira-imparatorlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 13:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[havzası]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Palmira İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Roma İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3821</guid>
		<description><![CDATA[Palmira İmparatorluğu (260–273) Palmira merkezli, 3. yüzyılın ikinci yarısında kurulan, Suriye, Filistin, Lübnan, Mısır ve Anadolu&#8217;nun bir kısmını kapsayan kısa ömürlü imparatorluk. Roma İmparatorluğu&#8217;nun Suriye eyaleti valisi Odaenathus, yeğeni Maconius tarafından öldürülünce, yönetim karısı Zenobia ve oğlu Vabalathus&#8217;a geçti. Zenobia Roma yönetiminden bağımsız hareket ederek, Palmira&#8217;nın etki alanını güney Suriye&#8217;de bulunan Busra kentine ve Mısır&#8217;ın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Palmira-İmparatorluğu.jpg"><img class="size-full wp-image-3822 aligncenter" title="Palmira İmparatorluğu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Palmira-İmparatorluğu.jpg" alt="Palmira İmparatorluğu" width="327" height="235" /></a></p>
<p>Palmira İmparatorluğu (260–273) Palmira merkezli, 3. yüzyılın ikinci yarısında kurulan, Suriye, Filistin, Lübnan, Mısır ve Anadolu&#8217;nun bir kısmını kapsayan kısa ömürlü imparatorluk.</p>
<p>Roma İmparatorluğu&#8217;nun Suriye eyaleti valisi Odaenathus, yeğeni Maconius tarafından öldürülünce, yönetim karısı Zenobia ve oğlu Vabalathus&#8217;a geçti. Zenobia Roma yönetiminden bağımsız hareket ederek, Palmira&#8217;nın etki alanını güney Suriye&#8217;de bulunan Busra kentine ve Mısır&#8217;ın batı kesimlerine kadar taşıyarak, kısa süren Palmira İmparatorluğu&#8217;nu kurdu.</p>
<p>Daha sonra kuzeyde Antakya&#8217;yı aldı. Kısa sürede Anadolu&#8217;nun güneyi ve doğusunu, Fırat ve Dicle havzasının bir bölümünü, Suriye, Filistin, Sina yarımadası ve Mısır&#8217;ın önemli bir bölümünü yönetimi altına alan imparatorluğun, Roma yönetiminin dikkatini çekmesi uzun sürmedi. 272 yılında İmparator Aurelian kaybedilen toprakları almak üzere, Palmira üzerine sefere çıktı. <span id="more-3821"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Doğuda kapsamlı bir harekata girişen imparator, kısa sürede Antakya ve Humus şehirlerini zaptedip, Palmira&#8217;ya ulaştı ve Sasanilere sığınmak üzere olan Kraliçe Zenobia ve oğlunu sağ olarak ele geçirdi ve esir alarak İtalya&#8217;ya götürdü. Bu sırada yıkıma uğramayan şehirde, 273 yılında ayaklanmalar başlayınca İmparator Aurelian tekrar Palmira&#8217;ya geldi ancak bu kez askerlerin şehri yağmalamalarına izin verdi.</p>
<p>Bu yıkım Palmira şehrinin çöküşüne yol açtı, şehir bundan sonra eski günlerine geri dönemedi. Şehir imparatorluk tarafından Romalı asker lejyonlarının kalacağı askeri bir üsse çevrildi. İmparator Diocletianus ise Sasanilerden korunmak amacıyla lejyon sayısını arttırarak Palmira&#8217;nın yalnızca bir askeri üs olma konumunu pekiştirmiştir.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/palmira-imparatorlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batı Anadolu uygarlığı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bati-anadolu-uygarligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bati-anadolu-uygarligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 08:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[anadoludaki uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Anadolu uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hititler]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[Karyalılar]]></category>
		<category><![CDATA[krallıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Lidyalılar]]></category>
		<category><![CDATA[Likyalılar]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[truva savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yerleşim yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3780</guid>
		<description><![CDATA[Batı Anadolu Uygarlığı &#8211; Erken Tunç Çağı devrinde, yani 3000-1200 yıl Milattan once Batı Anadolu sahili kültürü’nün şartlı adıdır. Şimdiye kadar batı kültürü zayıf anlaşılmıştır &#8211; özellikle Truva, Beycesultan, Limantepe gibi en önemli şehirler tanınır. Ayrıca küçük şehirler: Tepekule, Bayraklı (İzmir şehrinde olan şehirler), Panaztepe Gediz ve birçok başka şehirler de tanınır. Tarih Erken dönemde, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/batı-anadolu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3781" title="batı anadolu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/batı-anadolu.jpg" alt="batı anadolu" width="256" height="384" /></a></p>
<p>Batı Anadolu Uygarlığı &#8211; Erken Tunç Çağı devrinde, yani 3000-1200 yıl Milattan once Batı Anadolu sahili kültürü’nün şartlı adıdır. Şimdiye kadar batı kültürü zayıf anlaşılmıştır &#8211; özellikle Truva, Beycesultan, Limantepe gibi en önemli şehirler tanınır. Ayrıca küçük şehirler: Tepekule, Bayraklı (İzmir şehrinde olan şehirler), Panaztepe Gediz ve birçok başka şehirler de tanınır.</p>
<p><strong>Tarih</strong></p>
<p>Erken dönemde, Milattan once, (3 bin yıllarının 1. yarısında) batı kültürünün etkisi Makedonyaya ve Ege Denizi Adalarına dağıldı. Sonra batı medeniyyeti Orta Anadolu halkları (Hatto, sonra Hititler) etkisi altına düşüyor, ve bununla beraber yavaş yavaş gerilmeğe düşüyor.</p>
<p>Arkeologlar bir yandan Beycesultan Sarayı, başka yandan daha sonra Girit sarayları arasındaki benzerlikleri kaydettiler.</p>
<p>İgor Diakonov ve Vladislav Ardzinba batı Anadolu halklarına şartlı olarak «doluviyskie» gibi lakap takıyorlar (çünki en son olarak yerel halkı luviyskie diline geçti). «Doluviyskie» isimleri Orta Asyanın çiviyazılı ticaret levhalarında bulunuyor.<span id="more-3780"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Hitit Krallığı zamanda batı şehirleri bir kez daha önemli bir rol oynayabilir, Hititler ile rekabet ediyor. Başlıca rakipleri ve ticaret ortakları arasında Hitit İmparatorluğu Assuwa Federasyonu adıyla geçiyor, onu Kral Tudhaliya IV mağlup etti (onun adı Asya kelimesinden meydana geliyor), ve daha sonra Luviya olarak bilinen Arzawa ülkenin adıyla geçiyor. Bu ülkelerin şehirleri arasında Taruisa ve / veya Vilusa (örneğin görünüşte Truva ve/veya İlion aynı), Milet, Lesvos veya Midilli Adası, vb adları geçiyor.</p>
<p>Yavaş yavaş Truva Savaşı yaklaştıkca batı şehirleri bir kez daha kıta Yunanistan etkisi altına düştü &#8211; bu süre akalar. Hitit yazıtlarda sözü edilen Hükümdar Vilusi Yunan adı Alaksandus (yani İskender) adını taşıyor. Homeros ve «iliade» de Parisi Truva kralının oğlu İskender adlandırıyor. Öte yandan, şehrin maddi kültürü tipikdir ve akalardan farklıdır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Truva Savaşından sonra birçok batı şehirleri son derecede geriliyor. Onun halkı «Deniz halkları» gibi bilinir, toplu halde, ilk önce Mısıra ve sonra diğer Akdeniz ülkelerine taşınır. Deniz halkları ile birlikte denizin halkları ile muzaffer akaları da göç ediyorlar.</p>
<p>Hitit imparatorluk parçalanmasından sonra veya Küçük Asyanın daha önceki batı halkı Anadolu diline geçiyorlar: bunun nedeninden yeni halklar &#8211; Lidyalılar, Likyalılar, Karyalılar ve pek çok diğerleri meydana geliyor. Aynı zamanda, bu insanlar arasında bir sure bazı eski insanlar yaşamaya devam ediyor, sözgelimi Pelasglar.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bati-anadolu-uygarligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlıda mühendislik</title>
		<link>http://www.buzlu.org/osmanlida-muhendislik/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/osmanlida-muhendislik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 13:35:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik dalları]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının yükselmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3756</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Devleti, kurulduğu andan itibaren genişlemeye başlamış ve bu da köprü, cami, yollar gibi binaların yapılmasını gerektirmiştir. İlk dönemlerde zanaatkarlar hem mimar, hem mühendis, hem de sanattan anlayan kişilerdi. Osmanlı Devleti&#8217;nde özellikle mimarlık alanında Mimar Sinan&#8217;ın yaptığı eserler önemli teknik çalışmalardandır. Osmanlıu Devleti, Avrupa karşısında üstünlüğünü yitirmeye başlayınca Avrupa&#8217;yı kendine örnek almaya başladı. Sonraki dönemlerdeki [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/Osmanlıda-mühendislik.jpg"><img class="size-full wp-image-3757 aligncenter" title="Osmanlıda mühendislik" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/Osmanlıda-mühendislik.jpg" alt="Osmanlıda mühendislik" width="314" height="399" /></a></p>
<p>Osmanlı Devleti, kurulduğu andan itibaren genişlemeye başlamış ve bu da köprü, cami, yollar gibi binaların yapılmasını gerektirmiştir. İlk dönemlerde zanaatkarlar hem mimar, hem mühendis, hem de sanattan anlayan kişilerdi. Osmanlı Devleti&#8217;nde özellikle mimarlık alanında Mimar Sinan&#8217;ın yaptığı eserler önemli teknik çalışmalardandır.</p>
<p>Osmanlıu Devleti, Avrupa karşısında üstünlüğünü yitirmeye başlayınca Avrupa&#8217;yı kendine örnek almaya başladı. Sonraki dönemlerdeki teknik yenilikler matbaanın gelmesi, itfaiyenin kurulması ve askeri alanda yapılmak istenen yeniliklerdir.<span id="more-3756"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Askeri alandaki yenilikler için ilk kez İstanbul, Üsküdar&#8217;da bir hendesehane 27 Aralık 1737 yılında açılmıştır.[1] Burada özellikle matematik eğitimi verilirdi. Ancak daha sonra isyanlar sebebiyle bu okul dağıtılmıştır.</p>
<p>1773 yılında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Haliç&#8217;te tershane dolaylarında açılmıştır. Bunun yanında daha sonra Mühendishane-i Berr-i Hümayun açılmıştır. Bu okula padişahlar açıldıkları dönemde çok önem göstermişler, gelişmelerini yakından takip etmişlerdir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/osmanlida-muhendislik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peloponez Savaşı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/peloponez-savasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/peloponez-savasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 09:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[eski savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyeler]]></category>
		<category><![CDATA[mora yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Peloponez Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[savaşalar]]></category>
		<category><![CDATA[sparta]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3746</guid>
		<description><![CDATA[Peloponez Savaşı(431-404 ), iki büyük yunan kent devleti (Sparta-Atina) arasındaki bir savaşın adıdır. Savaşın, amaçı Antik Yunanistan coğrafyasına kimin hükmediceği belirlemektir. Demokrasiyle yönetilen Atina, ile daha oligarşik bir yönetime sahip olan Sparta arasındaki bu savaşta Mora Yarımadası ve Makedonyadaki devletler Spartayı, Tesalya ve tüm Batı Anadoludaki devletler de Atinayı destekledi. Ayrıca Perslerde, Spartaya destek oldu. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/Peloponez-Savaşı.png"><img class="size-full wp-image-3747 aligncenter" title="Peloponez Savaşı" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/Peloponez-Savaşı.png" alt="Peloponez Savaşı" width="180" height="114" /></a></p>
<p>Peloponez Savaşı(431-404 ), iki büyük yunan kent devleti (Sparta-Atina) arasındaki bir savaşın adıdır. Savaşın, amaçı Antik Yunanistan coğrafyasına kimin hükmediceği belirlemektir. Demokrasiyle yönetilen Atina, ile daha oligarşik bir yönetime sahip olan Sparta arasındaki bu savaşta Mora Yarımadası ve Makedonyadaki devletler Spartayı, Tesalya ve tüm Batı Anadoludaki devletler de Atinayı destekledi.</p>
<p>Ayrıca Perslerde, Spartaya destek oldu. Savaşı Sparta kazanmasına rağmen, bu iktidar mücadelesinden zamanla Atina galip çıktı ve tüm Yunanistanı egemenlik altına aldı.<span id="more-3746"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yunanistan ve Dünya Tarihinde önemli bir yeri olan bu savaşa mitolojik ve siyasi pek çok anlamda yüklendi. Savaşcı bir toplum olan Spartalılar ve Sparta Ares ile, Atina ise Athena ile özdeştirildi. Mitolojide de Athena her seferinde, kaba güç kullanan Ares&#8217;i yener. Politik olarakta Atina demokrasinin beşiği ve savunucusu olarak, Sparta ise baskıcı, savaşcı ve komün tarzından dolayı, özellikle soğuk savaş döneminde komünizm ile özdeştirildi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/peloponez-savasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
