May 16

KİTABIN KONUSU :

Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları anlatmaktadır.

KİTABIN ÖZETİ :

Süreyya ve karısı Suat’ la birlikte babasının evinde oturmaktadır. Ama bu halden memnun değildirler. Babası hem yaşlı, hem dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar.

Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Suat’ ın kardeşi Hacer akrabası olan Necip Bey’ le gönül eğlendirmektedir. Hacer evli ve eşi de onun için herşeyini verecek nitelikte bir eştir.

Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , ,

Oca 02

KİTABIN KONUSU:

‘Doğunun Limanları’ isimli roman Osmanlı prensliğine dayanan bir babanın ve yahudi bir kadının oğlu olan Kitabdar adlı hayali kişinin hayat hikayesini anlatmaktadır. Kitabın yazarı olan Amin maalouf bu kitabı 60’lı yılların sonuna doğru tanıştığı bir kişinin hayatından esinlenerek yazıyor. Bu kişi Lübnan’da doğmuş Parise giderek direniş hareketine katılmış tekrar Lübnan’a döndüğünde ise bir kahraman gibi karşılanmıştır. Kitapta da aynı olayların işlendiği görülmektedir.

KİTABIN ÖZETİ:

“Doğunun Limanları” bir zamanlar Avrupalıların doğuya giriş yaptıkları, tespih taneleri gibi sıralanan ticaret kentlerine verilen isimdir. “Doğunun Limanları” kelime anlamı olarak “Doğunun Merdivenleri” olup, bazı Akdeniz limanlarına Fransızların taktığı isimdir.

Olay 1976 Haziranında Paris’te bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulumaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve bu bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar,türlü yollarla bu adama yaklaşmaya başlar. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , ,

Eki 30

Çölde Bir İstanbul Kızı

1. KİTABIN KONUSU : Çölde eşkiyalar tarafından kaçırılan bir paşa kızının yaşadığı olaylar ve eşkiyaların reisi ile yaşadığı aşk.

2. KiTABIN ÖZETİ : Şam valisi Abdullah Paşa’nın kızı Fahrünnisa Hanımı kaçırıp, öldüren İbni Fikret aşiretini dağıtmak amacıyla Nazım Paşa komutasında bir birlik kurulup; Yemen çöllerine gönderilir. Birliğe Nazım Paşa’nın kızı Sermin de katılır. Sermin 24  yaşında, iyi eğitim görmüş, güzel bir kızdır. Birlik komutanı Yüzbaşı Afif Beyle nişanlıdır. Yemen çöllerinde 20 gündür asilerle karşılaşamayan Sermin Hanımın canı çok sıkılır. Paşa; Afif Bey, Sermin ve bir çavuşu üç saaat ilerideki bir eğlence yerine gönderir. Sabahlara kadar şarkıların çalınıp, söylendiği; yarı çıplak kızların dans ettiği bu yer tıklım tıklım doludur.

Bir masaya otururlar. Aradan biraz süre geçtikten sonra kapıdan iri cüsseli genç biri girer ve ardından yüzlerce eşkiya buraya dolar. Burada Sermin Hanım ile bu genç arasında sürtüşme çıkar, araya Afif Bey girer; fakat eşkiyalar onu etkisiz  hale getirirler. Bunun üzerine hemen orayı terk edip çadırlarına dönerler. Sabah Sermin olayları babasına anlatır. Nazım Paşa anlatılanlardan bunların peşlerinde oldukları İbni Fikret aşireti olduğunu düşünür. Hemen  Yzb. Afif Beyden birliği ile bu aşiretin peşine düşmesini ister. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Eki 23

Kumarbaz

1.KİTABIN KONUSU :
Genç,iyi eğitim gömüş,soylu birisi olan Aleksey İVANAVİÇ’in tek umudunu rulete bağlaması.

2.KİTABIN ÖZETİ :
Aleksey İVANAVİÇ,25 yaşında özel öğretmendir.Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisidir.Çar ordusundan emekli bir generalin  akrabasıdır. Aleksey İVANAVİÇ,General’in üvey kızı olan  Polina’ya aşıktır.
Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA,Generalin halasıdır.Büyükanne diye anılır.Çok zengindir.Beş parasız olan General onun ölmesini beklemektedir.Çünkü büyükanne Rusya’da ölüm döşşeğindedir.General,Çar ordusundan ayrılıken aldığı yediyüz rubleyi rulette kaybetmiştir.Olay Almanya’da bir kaplıca kenti olan Ruletenburg’ta geçmektedir.
General,zengin bir Fransız soylusu olan Mlle.

Blanche ile evlenmek istemektedir.Mlle. Blanche,göründüğü gibi zengin bir Fransız soylusu değildir.General’le büyükanneden gelecek miras için evlenmek istemektedir.Ama herşey beklenildiği gibi olmaz.Büyükanne iyileşir ve doktorun tavsiyesi üzerine Ruletenburg’e,Generalin yanına gelir.Ayrıca Generalin Büyükannenin ölümüyle ilgili olarak Rusya’ya çektiği tegraflardan haberi vardır. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Eki 04

Gazi ve Fikriye

Mustafa Kemal,Harbiye’de öğrenci iken,hafta sonu izinlerini üvey amcasının eşi olan,Makbule Hanımın evinde geçiriyordu.Fikriye’de o zamanlar küçük bir kızdı.Mustafa Kemal’e olan ilgisi de bu zamanlarda başladı.Mustafa Kemal Harbiye’den mezun olduktan sonra,görevleri nedeniyle uzun süre İstanbul’dan ayrı kalmıştı.

Bu zaman aralığında Fikriye,onun hasretiyle başbaşaydı.
Mustafa Kemal,Milli Mücadele’yi başlatmak için,bazı fikirleridoğrultusunda İstanbul’a gelmiş,ilk iş olarakta Makbule Hanımların köşküne gitmişti.Makbule Hanım ve Fikriye O’nu göz yaşları içinde karşılamıştı.Fikriye büyümüş,güzel bir kız olmuştu.Mustafa Kemal’e olan ilgisini gizleyemiyordu. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , ,

Ağu 01

Küçük Kara Balık kitap özeti

Yazar: Samed Behrengi
Kitap ismi: Küçük Kara Balık

Denizin derinliklerinde yaşlı balık oniki bin çocuğu ve torununu başına toplamış onlara masal anlatıyordu:
Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı. Bu ırmak dağdaki bir kayadan doğuyor ve vadinin tabanında akıyordu.
Küçük balık ile annesinin evi siyah bir taşın arkasıydı; yosunlar da evin çatısını oluşturuyordu. Geceleri yosunların altında uyuyorlardı. Bir defacık olsun evlerinden ay ışığını görmek küçük balığın özlemiydi.
Anne ile yavrusu sabahtan akşama dek birbirinin peşine düşer, bazen öbür balıklara karışır, hızlı hızlı küçücük bir mekanda dolaşır dururlardı. Annesinin bıraktığı on bin yumurtadan kala kala bir bu yavru balık kalmıştı.
Küçük balık birkaç gündür düşünceliydi ve çok az konuşuyordu. Tembel tembel, isteksizce o yana bu yana gidiyor, çoğu zaman annesinin peşine takılıyordu. Annesi, yavrusunda bir keyifsizlik olduğunu, yakında iyileşeceğini sanıyordu ama Kara Balığın derdi öyle böyle dert değildi.
Küçük Balık bir sabah erkenden, daha güneş doğmadan annesini uyandırdı:
- Anneciğim, seninle biraz konuşmak istiyorum.
Annesi uykulu uykulu: Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , ,