Ara 11

Naacal Tabletleri, Mu Uygarlığı’na ait, günümüzden yaklaşık 15.000 yıl önce yazıldıkları iddia edilen taÅŸ tabletler.

Tabletleri yazan ve uygarlıklarını anlatan rahip Naacaller, bir gün bu sonla karşılaşacaklarını ve gelecek kuşaklara bu bilgilerin kalmasını istiyorlardı.

James Churcward elli yılı aÅŸkın bir zaman içerisinde tüm dünyayı dolaÅŸarak Mu ile ilgili pek çok belge elde etmiÅŸtir. Tibet’te bulunan bir mabedin baÅŸrahibi Rishi tarafından kendisine verilen bu tabletler en önemli bilimsel kanıtlardır.

Tabletlerin bulunuÅŸu

Naga-Maya dili Hindistan’daki arkaik Sanskritçe olarak bilinen en ilkel Hint dilinden daha eskidir. Churchward Batı Tibet’teki bu mabedin ( baÅŸrahip Naga-Maya dilini bilmektedir) baÅŸrahibinden bu ölü dili 2 yıllık bir çalışma sonunda ögrenir ve rahibin de yardımı ile bu tabletlerde yazılanları çözer. Burada yazılanlara göre, bu yazılar 15.000 yıl önce yazılmış olup Hindistan’a Mu’nun bilim rahipleri dedikleri ‘Naakaller’ tarafindan getirilmiÅŸ tabletlerdir. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kas 11

Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle’un kurgusal bir karakter olarak verdiÄŸi isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu’nda terk edilmiÅŸ olarak bulunduÄŸundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.

Gemi bulunduÄŸunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boÄŸazı’na doÄŸru ilerliyordu. BulunduÄŸu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da ÅŸahsi eÅŸyaları yerlerinde duruyordu.

Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.

Geçmişi

Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia’da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmiÅŸti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman “uÄŸursuz” olarak nitelendirilmesine neden olmuÅŸtur.

Amazon’un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oÄŸluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.

Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir baÅŸka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. ManÅŸ denizinde bir baÅŸka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan’ın iÅŸine son verilmesi ile sonuçlandı.

Bu talihsiz baÅŸlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika’ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.

Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York’dan Richard Haines’e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak deÄŸiÅŸtirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eyl 05

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Nis 07

Kızıl Erik, Norveç’li kâşif. Babasının iÅŸlediÄŸi bir cinayet yüzünden, onunla birlikte İzlanda’nın kuzey-batı kıyısına kaçmak zorunda kaldı. İzlandalı balıkçıların bilinmeyen adalardan söz ettiklerini duyunca, bunları bulmak için denize açıldı. 985′te Grönland’ın batı kıyısına çıktı.

988′de göçmen bulmak amacıyla İzlanda’ya döndü. Göçmen dolu 25 gemiyle yola çıktı, bunlardan ancak 14′ü Grönland’a varabildi. Göçmenler Batı Grönland fiyordlarına  (buraya daha sonra Austerbygd adı verildi) yerleÅŸtiler. Erik ise Brattahil’e (Eriksfjord) yerleÅŸti ve halk arasında büyük bir saygınlık kazandı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , ,