AÄŸu 08

Su bilimi ya da hidroloji, suların yerküre üzerindeki dağılımını ve mekanik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini inceleyen disiplinler arası bir bilimdir.
Yeryüzünde canlıların yaşamını devam ettirmek için suyu kullanmak ve kontrol altına almak istemesi gerektiğinden insanlar tarihin başlangıcından beri su ile ilgilenmişler, suyun her türlü özelliklerini tanımaya, hareketini yöneten kuramları belirlemeye, oluşturabileceği tehlikeleri belirlemeye, önlemeye ve sudan en iyi şekilde yararlanmaya çalışmışlardır. Suyun hareketini inceleyen bilime hidromekanik, bu bilimin teknikteki uygulamasına hidrolik dendiğini biliyoruz. Hidroloji veya su bilimi ise suyun dünyadaki dağılımını ve özelliklerini inceler.
Hidrolojinin en geniÅŸ tanımı, 1962 sensinde A.B.D. Bilim ve Teknoloji Federal Konseyi Bilimsel Hidroloji Komisyonu tarafından önerilmiÅŸtir ve önerdikleri tanım ise: “Hidroloji, yerküresinde (yani yeryüzünde, yeraltında ve atmosferde) suyun çevrimini, dağılımını, fiziksel ve kimyasal özelliklerini, çevreyle ve canlılarla karşılıklı iliÅŸkilerini inceleyen temel ve uygulamalı bir bilimdir”.
Bu tanımıyla hidroloji diğer birçok bilimlerin alanlarına da girmektedir. Disiplinler arası bir niteliği olan Hidroloji bilimi matematik, fizik ve kimya gibi bilimlerle çok yakın bir ilişki içindedir. Hidrolojiyle diğer bilimler arasındaki sınırları kesin olarak belirginleştirmek çok güçtür. Ancak atmosferdeki su ile daha çok meteorolojinin, denizlerdeki su ile oşinografinin, yerin derinliklerindeki su ile de hidrojeolojinin uğraştıkları söylenebilir.
Devamını Okuyun.. »
Tem 06

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros DaÄŸları, batıda Aksaray, doÄŸuda Malatya ve kuzeyde DoÄŸu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniÅŸ bir bölge olarak belirtir.
Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.
VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM
Kaya yapısı:
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve GöllüdaÄŸ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diÄŸer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de ( 10 milyon yıl önce) baÅŸlayıp, holosen’e (Günümüze) kadar sürmüştür.
Devamını Okuyun.. »
Nis 01

Charles Lyell,1797 tarihinde İskoçya’da doğdu.Ancak çocukluğu İngiltere’nin en güneyinde olan New Forest bölgesinde geçti.Ailenin ekonomik durumu çok iyi olduğu için herhangi bir zorluk görmeden büyüdü.Babası şair Dante konusunda olduğu gibi karayosunları konusunda da otorite idi.Hukuk öğrenimi gördüğü yıllarda tatil zamanlarında açık alan çalışmaları ve jeoloji incelemeleri yapıyordu.Bu çalışmalarını İngiltere ve Fransa’da sürdürdü.1825 yılında baroya girdi.
Babasının mali desteği sayesinde avukatlık yapmaktan vazgeçip jeoloji ile ilgilenmeye devam etti.Bütün jeolojik olayların temelinde doğal süreçlerin yattığını kabul etmişti.Günümüzdeki doğal süreçlerin ve bunların sonuçlarının da geçmiş olaylardan farkı bulunmadığını ileri sürüyordu.
Devamını Okuyun.. »
Eki 05

Levha hareketleri veya Levha TektoniÄŸi olarakta bilinir, en geniÅŸ anlamıyla litosferin yapısını ve bu yapıyı doÄŸuran evrimi araÅŸtıran jeoloji dalıdır. Tektonik (Yunanca tekton ‘dan), Yapısal Jeoloji ile yakından ilgili fakat ondan farklı bir jeoloji disiplinidir. Yapısal Jeoloji kayaçların geometrisi ile uÄŸraşır, oysa Tektonik, yeryuvarının büyük ölçekli yapıları ve bunları oluÅŸturan kuvvetler ve hareketler üzerinde durur.
Temel İlkeler
Alfred Wegener’in “kıtaların kayması” kuramının geliÅŸtirilmesi sonucu oluÅŸmuÅŸtur. BaÅŸlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduÄŸu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaÅŸtığı görüşünü Alman bilim adamı Alfred Wegener ortaya attı. Dünya’nın yüzeyi kesintisiz gibi görünüyorsa da, gerçekte dev boyuttaki bir yap-boz gibi birbirine geçen parçalardan oluÅŸmaktadır. Levha adı verilen bu parçalar, çok yavaÅŸ olarak sürekli biçimde birbirlerine göre hareket ederler. Bir levha, yanlızca okyanusal ya da kıtasal litosferden oluÅŸabildiÄŸi gibi her iki litosfer türünü de içerebilir. Levhalar, levha sınırı ya da levha kenarı ile sonlanır. Depremlerin ve yanardaÄŸların çoÄŸu bu bölgelerde görülür. Pangea verilen tek kıta parçasını çevreleyen denize Panthalassa denmekteydi. Zaman içerisinde katmanlar hareket ettikçe Pangaea ikiye ayrıldı. Kuzeyde Laurasia ve güneyde Gondwanaland oluÅŸtu. Bu iki kıta Tethys (Tetis) denizi ile ikiye ayrıldı. Katmanların hareketi ile kıtalar iyice ayrılarak bugünkü halini aldı.
Devamını Okuyun.. »
Eyl 10

Çamur akıntıları, bunlar, normal akışa en yakın olan kütle hareketleridir. Su ile doygun hale gelmiş olan maddeler oldukça hızlı bir şekilde ve vadileri izleyerek hareket ederler. Çamur akıntıları, yarı kurak ve kurak bölgelerde çok görülür ve bu sahalarda topografyayı şekillendiren etkenlerden biri olarak rol oynar.
Yamaçların dik olması, ıslanınca kayganlaşan formasyonların, özellikle killi maddelerin varlıkları, sağanak halinde şiddetli yağışlar ve sonuçta bitki örtüsünün azlığı çamur akıntılarının oluşmasını kolaylaştıran başlıca koşullardır.
Devamını Okuyun.. »
Eyl 08

Åžiddetli ve sürekli don olayı tarımsal faaliyetlerdeki en büyük risk olduÄŸu gibi, karların erimesini engelleyerek ve yeryüzünün geçirgenliÄŸini imkansız hale getirerek hidrolojik açıdan da önemli rol oynamaktadır. Don, kısaca sıcaklığın 0°C’ın altına düşmesiyle veya 0°C’a yakın derecelerinde meydana gelen bir olaydır.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 22

Dünya kaç yaşındadır? Yaşını ölçmek mümkün müdür? Eğer mümkünse, bu hangi metodlarla olmaktadır? Bunların sıhhat derecesi nedir? Hata payı ne kadardır? Dünya’nın yaşı sadece bilime konu olan bir mesele midir, yoksa ideolojik bir yanı da var mıdır?
Dünya’nın yaşını ölçme metodları
Bütün zaman ölçme metodları aynı temel prensibe dayanır: süreklilik arzeden bazı tabiî süreçlerin hızını hesaplamak. Bugün en gelişmiş kronometri metodlarından biri, elektrik potansiyel uygulandığında başlayan kuvars kristali titreşiminin hızıdır. Birçoğumuzun kolunda taşıdığı kuvars kristalli saatler bunun en bilinen örneğidir. Diğeri ise radyoaktif elementlerin bozulma hızıdır.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 20

Bahar ve yaz mevsimlerinde genellikle öğleden sonra havada bir ağırlık belirdiği zaman gökyüzünde kara bulutlar birikmeğe başlar. Bunun ardından, bazen dolu ile karışık sağanak halinde bir yağmur boşanır.
Yıldırım
Bu yaÄŸmurun nedeni, elektrikle yüklü çok büyük kümeler halindeki kümülonimbüs bulutlarıdır. Bunlardan ikisi birbirine dokunduÄŸu zaman bir elektrik boÅŸalması olur ki, buna yıldırım denir. Bunun, ansızın çakan ve gökyüzünü yırtar gibi kırık çizgiler halinde görünen izleriyse ÅŸimÅŸek’tir.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 13

Granit, bileşiminde % 10 - 40 arasında kuvars % 30 - 60 arasında alkali feldispat, % 35 kadar mika ve %10 35 arsında koyu renkli mineral bulunduran açık renkli, asidik bileşimli derinlik kayaçlarına denir. Ticari anlamda ise granit, hemen her bileşimde derinlik kayacını içine alan çok geniş bir kayaç grubu için kullanılmaktadır. Piyasada granit , gnays, siyenit, kuvars monzonit, granodiyorit, kuvarslı diyorit, diyorit gibi açık renkli kayaçlara granit terimi ortak bir isim olarak kullanılırken ,gabro, diyabaz, anorzotit ve proksenitlere denilmektedir.
Devamını Okuyun.. »