
Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.
Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiÄŸneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir aÄŸacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneÅŸte kurumaya bırakıyorlardı. SertleÅŸen bu ‘chickle’ (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiÄŸniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliÄŸi yoktu.
Sakızın hammaddesi ABD’ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteÅŸebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.
Bunda baÅŸarılı olamayınca sakızı sert ÅŸekerleme ile kapladı. Bu ÅŸekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar ÅŸeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoÄŸun tanıtım kampanyası sonunda iÅŸler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir baÅŸarısızlığın bir baÅŸka baÅŸarıyı yaratabileceÄŸinin güzel bir örneÄŸiydi. Devamını Oku »
Etiketler: ağaç, bitki, ciklet, ilk, mastika, nasıl, ortaya, sakız çiğneme, yararları, zararları

ÇeÅŸitli çaÄŸlarda ve yerlerde uygulanmış olan bu idam çeÅŸitleri insanı dehÅŸete düşürüyor. Bunları yazıyla anlatmak yerine resimlerle anlatmak sanırım daha etkili olur. Yaklaşık 25 deÄŸiÅŸik idam çeÅŸidinin resimlerini yazımın devamında bulabilirsiniz. Devamını Oku »
Etiketler: asılmak, avrupa, cadı, dehşet, eski çağlar, fil ezmesi, giyotin, idam çeşitleri, idam resimleri, kadın, Medeniyetler, nasıl idam edilirlerdi, orta çağ, yakma

Ceneza merasimlerinde çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir. Bir kaç gün içinde kuruyup gidecek bu çiçeklerin bırakana da bırakılana da bir faydası yoktur ama gelenek çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.
Bu konuda eski mezarlarda yapılan çalışmalarda çiçek kalıntılarına rastlamak şüphesiz mümkün değildi. Çiçekler çok dayanıksız olduklarından ve kuruyup gittiklerinde arkalarında iz bırakmadıklarından, araştırmacılar çalışmalarını çiçeğin kendisinden çok daha dayanıklı olan polen kalıntılarına yönelttiler.
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon’un milattan önce 1346′da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptandı. Kuzey Avrupa’da ise milattan önce 2000′li yıllara kadar uzanan bir çok mezarda çiçek izlerine rastlandı.
O tarihlerde mezarlara konulan çiçeklerin güzellikleri ve hoş kokuları nedeniyle iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma gibi bir güce sahip olduklarına inanılıyordu.
Devamını Oku »
Etiketler: adetler, çiçek, Cenaze merasimleri, görenekler, gelenekler, kabir, mezar, nedenleri, sebepleri

Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.
1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.’ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduÄŸu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.
Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.
Kitabı Roger Bacon, John Dee ve Edward Kelly dahil çeÅŸitli kiÅŸilerin yazdığı öne sürülse de bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamıştır. Devamını Oku »
Etiketler: arkeoloji, Bilim, bilinmeyen yazı, gizem, hangi dilde, içindekiler, kim buldu, kim yazdı, ne yazıyor, sır, Voynich elyazması, şifreli

Bahçede Izdırap, İsa’nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaÅŸadığı olaylara verilen isimdir.
Dört İncil’e göre de, Son AkÅŸam YemeÄŸi’nden sonra, İsa Getsemani Bahçesi’nde dua etmek için yürüyüşe çıktı. Bu yürüyüşte İsa’ya, Aziz Petrus, Aziz John ve Zebedi’nin oÄŸlu Aziz Büyük Yakup eÅŸlik etti. İsa diÄŸerlerinden “bir taÅŸ uzaklığı” mesafede durdu. Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: “Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaÅŸtırılsın.
Yine de benim deÄŸil, senin istediÄŸin olsun.”.(Matta 26:39) Kısa bir süre sonra ise ekledi: “Baba, eÄŸer ben içmeden bu kâsenin uzaklaÅŸtırılması mümkün deÄŸilse, senin istediÄŸin olsun.”.(Matta 26:42) Bu duayı üç kez ettikten sonra diÄŸer duacıları kontrol ettiÄŸinde onları uykuya dalmış buldu.
Bunun üzerine ise “Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür” dedi. Cennetten bir melek ona doÄŸru indi. Izdırabı boyunca sürekli Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, topraÄŸa düşen kan damlalarına benziyordu.(Luka 22:44) Devamını Oku »
Etiketler: Bahçede Izdırap, efsane, hikayesi, hristiyan, hz. İsa, incil, nasıl, nasıl gerçekleşti, nasıl olur, Neden, niçin, olayı, peygamber

Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.
DoÄŸunun zenginliÄŸini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken’ın kaptanlığını yaptığı ‘Uçan Hollandalı’ mola vermek için Ümit Burnu’na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doÄŸru ilerlerler .
Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu’nu geçeceÄŸim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleÅŸmez.
Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemiÅŸlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır. Devamını Oku »
Etiketler: ölüm, dünya, deniz, denizci, Flying Dutchman, gizemli gemi, gizemli olaylar, hikayesi, kaptan, kimler, mürettebat, nasıl oldu, ne oldu, neredeler, sheep, suçlamalar, sırlar, tarih, tayfa, Teoriler, ticaret gemisi, Uçan Hollandalı
|
Son Yorumlayanlar