Tem 27

Çölde susuzluktan ölmek üzere bir adam düşünün. Olduğu yerden ötelere doğru bakıyor ve yüzü güneşin parlak ışıklarını yansıtan,çevresi ağaçlık bir göl görüyor.Son bir çabayla, o yönde ilerliyor ama,gölün ve çevresindeki ağaçların görüntüsü ansızın kayboluyor. Güçsüz adımlarla, düşe kalka vardığı yerde kızgın kumlardan başka bir şey yoktur.
Söz konusu adamın uzaktan gördüğü şey sadece bir seraptır. Çölle ilgili şeyler okuyanlar,bu konuda filmler görenler, “serap” diye tanımlanan bu görüntüyü bilirler. Fakat bir serabın ne olduğunu, hangi nedenlerle görüldüğünü de bilirler mi acaba?
Serap, atmosferdeki belirli şartlar yüzünden tabiatın gözlerimize oynadığı bir oyun,bir aldatmacadır. Bu konuda daha ayrıntılı açıklamaya girişmeden önce, baktığımız herhangi bir şeyi,o nesneden gözlerimize yansıyan ışık huzmeleri (ışınlar) sayesinde görebildiğimizi belirtelim.Genellikle,bu ışınlar gözümüze doğru bir çizgi halinde ulaşır. Bu yüzden, belirli bir uzaklıktan baktığımız zaman sadece ufkun üzerindeki şeyleri görürüz.
Devamını Okuyun.. »
Haz 29

Eyfel Kulesi, dünyanın en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden birisidir. Paris’in sembolü olan Eyfel Kulesi, 1887 ve 1889 yılları arasında Fransız Devrimi’nin yüzüncü yıl kutlamaları anısına Dünya Fuarı için yapılmıştır. Aslen 1988 Fuarı için Barcelona’ya yapılması planlanan kule, bu fikir reddedilince Paris’te Seine Nehri’nin kıyısında Champ de Mars’da yapılmasına karar verilmiştir. Kule ismini, tasarımını yapan Gustave Eiffel’den almıştır.
Emile Naugier, Maurice Koechlin ve Stephen Sauvestre kulenin yapımında katkısı olan mimarlardır. 31 Mart 1889′da törenle açılışı yapılan Eyfel Kulesi, 6 Mayısta faaliyete geçmiştir. 300 işçinin bir araya getirdiği 18,038 parça demirden oluşturulan kule, Koechlin’in yaptığı dizaynla iki buçuk milyon perçinle birleştirilmiştir. Çalışmalar sırasında alınan güvenlik önlemlerine rağmen yapımı sırasında bir kişi hayatını kaybetmiştir.
Eyfel Kulesi, yapımından bu yana kendisini ziyaret eden 200,000,000′den fazla insanla, dünyanın yılda en çok ziyaret edilen paralı anıtıdır. Yılda yaklaşık altı milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. 24 metre yüksekliğindeki televizyon anteni ile birlikte kulenin yüksekliği 324 metredir.
Devamını Okuyun.. »
Haz 24

11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
20 Mart 1950′de Roma’da imzalanan Sözleşme, 3 Eylül 1952′de yürürlüğe girdi. Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954′de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)
Sözleşme metni, 21 Eylül 1970′de yürürlüğe giren 3 no’lu Protokol’un 20 Aralık 1971’de yürürlüğe giren 5 no’lu Protokol’un ve 1 Ocak 1990′da yürürlüğe giren 8 no’lu Protokol’un düzenlemelerine uygun olarak değiştirilmişti ve ayrıca, yürürlüğe girdiği 21 Eylül 1970′ten bu yana 5. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak Sözleşme’nin bir parçası olan 2 no’lu Protokol’un metnini içermekteydi. Protokolların getirdiği bütün bu değişikliklerin veya eklemelerin yerini, yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998’den itibaren 11 no’lu Protokol aldı. Bu tarihten itibaren, 1 Ekim 1994’te yürürlüğe giren 9 no’lu Protokol yürürlükten kaldırıldı.
Devamını Okuyun.. »
Nis 26

İLK ALET YAPILDI
Peygamber Isa’nin dogumuna 2.198.427 yıl kala, su günlerde Asya Kitasi’nda sonradan Çin adini alacak olan bölgede ilk alet yapiminin gerçeklestigi haber alinmistir. Homo Faber ( alet yapan insan ) adini alan ilk alet yapimini gerçeklestiren kisi muhabirimize su açiklamada bulunmustur: Geçen gün çakmak tasindan yapilmis el baltam ile topragi kaziyordum.
Amacim toprak altindan bazi bitki köklerini çikarip yemekti. El baltamin kenarindaki bir çikinti avucumun içini acitiyordu. Iste o parçayi bir baska tasin yardimiyla kirarak ilk kez tasa bir sekil verdim. Yaptigim isin bu denli önemli oldugunu bilmiyordum. Bu olaydan sonra klandaki akrabalarim bana Homo Faber demeye basladilar. Homo Faber, bu açiklamasindan sonra çevresinde toplanan kalabaliga ilk aleti nasil yaptigini bikmadan defa arca anlatti ve gururla yaptigi ilk aleti gösterdi.
Homo Faber için küçük ama insanlik için büyük bir adim olduguna inandigimizdan olayi antropologlara sorduk: Ilk aletin yapilmasi konusunda görüslerini aldigimiz antropologlar, bu olayla “ insanin hayvanlar dünyasindan ayrildigini ve insan olma yolunda çok önemli bir adim atildigini “ ifade ettiler. Asagida alet yapilmasi ile ilgili pratik bilgiler yer aliyor.
Devamını Okuyun.. »
Nis 14

Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır.
Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister.
Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.
Devamını Okuyun.. »
Ara 21

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün değişik tarihlerde yapmış olduğu konuşmalarında yer alan spor ile ilgili ifadeleri aşağıdaki örneklerde özetlenmiştir.
“Fikri gelişmeye olduğu gibi, bedeni gelişmeye de önem vermek ve özellikle milli karakteri derin tarihimizin ilham ettiği yüksek derecelere çıkarmak lazımdır. Başarılı olmak için her türlü yardımdan çok bütün milletçe sporun esasını, değerini anlamak ve ona kalpten sevgi göstermek, onu vatani vazife saymak lazımdır. ”
“Spor, yalnız beden yeteneğinin bir üstünlüğü sayılamaz. Anlayış ve zeka, ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı geri olan kuvvetliler; zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. ”
Devamını Okuyun.. »
Ara 19

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?
Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur…. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır…Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.
Devamını Okuyun.. »
Ara 15

Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar (Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır… Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.,.
Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.
Devamını Okuyun.. »
Ara 10

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.
Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.
Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.
Devamını Okuyun.. »
Ara 08

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.
Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.
Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘antifiriz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.
Devamını Okuyun.. »