<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Coğrafya</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/cografya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anadolu Hisarı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2011 07:52:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu hisarı]]></category>
		<category><![CDATA[Anadoluhisarı]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5223</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Boğazı ile Göksu (Aretas) Deresi’nin Boğaz’a karıştığı yedi dönümlük, denize doğru uzanan alanda bulunan bu kale çevreye ismini vermiştir. Anadoluhisarı, ileri bir karakol olarak Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 yılında yaptırılmıştır. Kalenin bulunduğu alanda yapılan araştırmalarda daha eskiye yönelik kalıntılara rastlanmamıştır. Yıldırım Beyazıt’ın bu kaleyi yaptırmasındaki amaç Boğaz geçişlerini kontrol altına almak ve Göksu Vadisi’ne [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Anadoluhisarı.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5229" title="Anadoluhisarı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Anadoluhisarı.jpg" alt="" width="347" height="196" /></a></p>
<p>İstanbul Boğazı ile Göksu (Aretas) Deresi’nin Boğaz’a karıştığı yedi dönümlük, denize doğru uzanan alanda bulunan bu kale çevreye ismini vermiştir. Anadoluhisarı, ileri bir karakol olarak Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 yılında yaptırılmıştır. Kalenin bulunduğu alanda yapılan araştırmalarda daha eskiye yönelik kalıntılara rastlanmamıştır.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt’ın bu kaleyi yaptırmasındaki amaç Boğaz geçişlerini kontrol altına almak ve Göksu Vadisi’ne girişi de önlemek idi. Nişancı Mehmet Paşa tarihinde Güzelcehisar olarak ismi geçen bu kaleye Gözlücehisar ismi de yakıştırılmıştır. Nişancı Mehmet Paşa tarihinde kalenin yapım tarihi 1394–1395 olarak belirtilmiştir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet dönemi tarihçilerinden Tursun Bey buradan Yenihisar veya Yenicehisar olarak söz etmiştir. Hoca Sadettin Efendi de buraya Akçahisar olarak değinmiştir. Aşıkpaşazâde tarihinde bu kalenin yapılışı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır:</p>
<p>“Yıldırım Beyazıt, Kocaeli’nden geçerek, İstanbul’a doğru geldi (1390–91) ve Şile Kalesini alan Yahşi Bey’i gönderdi. Sultan Boğazkesen üzerinde Güzelce Hisar adlı bir şato yaptırdı.”<span id="more-5223"></span></p>
<p>Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında 1402’de yapılan Ankara Savaşı’ndan sonra kale Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Bu dönemde Osmanlı Beyliği dağılma aşamasına geldiğinden Süleyman Çelebi Bizans’ın desteğini sağlamak amacı ile İstanbul’a yakın olan Kartal, Pendik gibi yerler Bizans’a geri verilmiş, ancak kalenin bu dönemdeki durumu bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda Süleyman Çelebi’nin bir süre burada kaldığı da belirtilmektedir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet Rumelihisarı’nı yaptırırken Anadoluhisarı’nın çevresini de bir Hisarpeçe ile çevirmiştir. Bu duvarın arkasına yerleştirilen toplar ile de Boğaz’dan geçen gemilere gerektiğinde ateş açılması sağlanmıştır.</p>
<p>İstanbul’un fethinden sonra bu kalenin işlevi bitmiş ve bir süre suçlu Yeniçeriler için hapishane olarak kullanılmıştır. XVII.-XVIII. yüzyıllarda bir süre Boğaz’a yönelik kazak akınlarının önlenmesinde kullanılmış, daha sonra Boğaz girişindeki kale ve istihkâmların yapılması ile de önemini yitirmiştir.</p>
<p>XVI. yüzyılda hisar ve çevresinde görevli askerlerin ve ailelerin yerleşmesi ile burası küçük bir mahalle konumuna gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde hisarın önüne küçük bir mescit yapılmış ve burası Anadoluhisarı Mescidi Mahallesi ismi ile eski kayıtlara geçmiştir.</p>
<p>Evliya Çelebi burada 1080 ev, 7 mektep, 20 dükkân, namazgâh ve mescitten oluşan bir mahalle olduğunu ve Üsküdar Subaşılığı’nın kontrolünde bulunduğunu yazmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun sonlarına doğru hisarın etrafı yalı ve saraylarla doldurulmuştur.</p>
<p>Anadoluhisarı Osmanlı mimarisinde kale mimarisine göre yapılmıştır. İlk yapımında kare planlı bir kule ve bunu çevreleyen duvarlardan meydana gelmiştir.</p>
<p>O dönemde kalenin bulunduğu yer kayalık bir burun olduğundan denizin sur duvarlarına kadar geldiği sanılmaktadır. Göksu Deresi’nin getirdiği alüvyonlar daha sonra arazi konumunu değiştirmiş, kalenin duvarlarının çevresi dolmuş ve kale iç kısımda kalmıştır.</p>
<p>Anadoluhisarı dört ayrı bölümden meydana gelmiştir. Bunlar Asıl Kale (İç Kale), İç Kale duvarı, Dış Kale duvarı ve Dış Kale duvarındaki kulelerdir. Asıl Kale bazı yerlerde toprakla düzleştirilerek kayalık üzerine oturtulmuştur. Kare planlı ve oldukça yüksek bir yapıya sahiptir. Duvarların üzerindeki kirişlere ait çukurlardan kalenin üç katlı bir şato görünümünde olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Üst örtüsünün ne şekilde olduğu tam olarak anlaşılamamıştır. Melling’in gravürleri ile Pertusier Atlası’nda kurşun örtülü sivri külahlı olduğu görülmektedir. İstanbul’a 1830 yılında gelen Thomas Allom’un gravürlerinde ise hisar çatısız olarak görülmektedir. Bu da gösteriyor ki, kalenin külahı 1830 yılından önce yıkılmıştır.</p>
<p>Kalenin taş blok ve tuğlalardan oluşmuş duvar kalınlığı 2–3 m. arasında değişmektedir. Buraya yapılacak muhtemel bir saldırının kuzeyden gelme olasılığı göz önünde bulundurularak bu yöndeki duvarlar daha kalın tutulmuştur. Giriş İç Kale duvarından birinci kata atılan asma bir köprü ile sağlanmıştır. Ayrıca batı duvarlarına oyulan taş merdivenlerle zemine, ahşap merdivenlerle de üst katlara geçiş sağlanmıştır. Sonraki yıllarda bu giriş değiştirilmiş, kalenin güney-batı duvarlarına yeni bir kapı açılmıştır. Kalenin üst katında mazgallar ve istihkâm siperleri bulunmaktadır. Sur duvarlarını içeriden 1,5 m. genişliğinde bir yol çepeçevre dolaşmaktadır. İç Kale duvarları 2–3 m. kalınlığında olup, kuzey-batı ve kuzey-doğu köşelerinden Asıl Kale’ye bağlanmaktadır. Ayrıca mazgallı duvarların köşelerine de dörder nöbetçi kulesi yerleştirilmiştir.</p>
<p>İç Kale’den sonra yapılmış olan Dış Kale duvarları tamamen kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Duvar örgü sistemini büyük taş dizilerinin aralarına dizilen küçük taşlar oluşturmuştur. İç Kale duvarlarına göre daha ince olan Dış Kale duvarları İç Kale’ye güney-doğu ve kuzey-doğu köşelerinden bağlanmıştır. Mazgallı korkuluklarla sonuçlanan Dış Kale duvarlarının üç köşesine de silindirik, yarım yuvarlak ve at nalı biçiminde üç kule yerleştirilmiştir.</p>
<p>Dış Kale duvarlarında bulunan kuleler kendi aralarında at nalı, yarım yuvarlak ve silindirik olmak üzere üç tanedir. At nalı şeklindeki kulelerin çapı 4.75 m. olup, kalınlığı 2 m. dir. Büyük olasılıkla denizi kontrol altında tuttuğundan ötürü de bu duvarlara mazgallar yerleştirilmiştir. Buna benzer olan yarım yuvarlak kule 7,5 m. çapında olup, ahşap kirişlerle dört kata ayrılmıştır. Ahşap merdivenlerin birbirine bağladığı katlarda mazgal delikleri, iç kısımlarda ise dikdörtgen ve yarım daire şeklinde kapı ve pencere izleri görülmektedir. Bu kulelerin eteklerinde taş tuğla sıraları ile aralarındaki balık kılçığı biçiminde tuğla örgüler dikkati çekmektedir. Surun kuzey köşesinde kayalık tepe üzerinde bulunan mazgallı, silindirik kule ise 6 m. çapında ve üç katlıdır.</p>
<p>Cumhuriyetin ilanından sonra Anadoluhisarı İstanbul Belediyesi tarafından onarılmış, bu arada ortasından geçirilen Üsküdar-Beykoz karayolu kalenin bir bölümünün yıkılmasına ve özelliğini kısmen de olsa yitirmesine neden olmuştur. Bu yol yapımı sırasında çevresindeki kaleye bitişik evler kamulaştırılarak yıkılmış ve kalenin kalan kısımlarının ortaya çıkması sağlanmıştır.</p>
<p>Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetimindeki Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’ne bağlıdır. Bakanlık tarafından 1992–1993 yıllarında acil onarımları yapılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fanadolu-hisari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/&amp;text=Anadolu Hisarı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/&amp;t=Anadolu Hisarı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/&amp;title=Anadolu Hisarı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fanadolu-hisari%2F&name=buzlu.org&description=Anadolu+Hisar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/anadolu-hisari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rumeli Hisarı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 07:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli Hisarı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5226</guid>
		<description><![CDATA[Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, 30.000 m2’lik bir alana yapılmıştır. Hisarın yapımına 1451–1452 yıllarında başlanmıştır. Rumeli Hisarı Boğaz’ın en dar ve akıntılı yerinde Yıldırım Beyazıt’ın yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yapılmıştır. Kalenin yapılmasındaki amaç, İstanbul kuşatması sırasında Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek idi. Nitekim 1452 yılında buradan geçen ve yapılan ikazlara [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Rumeli_Hisari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5227" title="Rumeli_Hisari" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Rumeli_Hisari.jpg" alt="" width="280" height="381" /></a></p>
<p>Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, 30.000 m2’lik bir alana yapılmıştır. Hisarın yapımına 1451–1452 yıllarında başlanmıştır.<br />
Rumeli Hisarı Boğaz’ın en dar ve akıntılı yerinde Yıldırım Beyazıt’ın yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yapılmıştır. Kalenin yapılmasındaki amaç, İstanbul kuşatması sırasında Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek idi. Nitekim 1452 yılında buradan geçen ve yapılan ikazlara aldırmayan Kaptan Antonio Rizo kumandasındaki bir Venedik kalyonu batırılmıştır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet bu kaleyi yaptırarak kuşatma sırasında arkasını da emniyete almayı düşünmüştür.<br />
Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde bu hisarın ismi Kule-i Cedide, Neşri tarihinde Yenice Hisar, Aşıkpaşa ve Nişancı tarihlerinde de Boğazkesen Hisarı olarak geçmiştir. Tarihçi Dukas’tan öğrenildiğine göre; Fatih Sultan Mehmet 1451 kışının başında egemenliği altındaki yöneticilere gönderdiği emir ile bölgelerindeki bütün usta ve işçilerin burada toplanmasını istemiştir. <span id="more-5226"></span></p>
<p>Hisarın yapımına 1452 yılı Mart ayının sonunda başlanmış ve 139 gün gibi çok kısa bir sürede bitirilmiştir. Kalenin yapılmasına başlanması üzerine Bizanslılar kaleyi ele geçirmeyi düşünmüşlerse de Fatih Sultan Mehmet onlara gönderdiği haberle kaleyi Karadeniz ile Akdeniz arasındaki korsanlara karşı yaptırdığını belirtmiştir. Bizans askeri yönden de zayıf olduğundan kalenin yapılmasına göz yummuştur.</p>
<p>Kalenin yapımda kullanılan keresteler İzmit ve Karadeniz Ereğlisi&#8217;nden; taşlar Anadolu&#8217;nun değişik yerlerinden ve devşirme mimari parçalar çevredeki harap Bizans yapılarından elde edilmiştir. Rumeli Hisarı üçü büyük biri küçük dört kule ve bunları birbirlerine bağlayan sur duvarlarından meydana gelmiştir. Kulelerden deniz kıyısında olanı Çandarlı Halil Paşa, kuzeydeki Saruca Paşa, güneydeki de Zağanos Paşa tarafından yaptırılmıştır.</p>
<p>XVIII. yüzyılda İstanbul’a gelen gezgin Tournefort bu kulelerin üzerlerinin kurşun külahlarla kaplı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Melling’in yapmış olduğu gravürlerde de aynı şekilde kulelerin üzerinin sivri birer külahla örtülü olduğu gösterilmiştir.</p>
<p>Sonraki yıllarda yapılan Allom’un gravürlerinde ve Miss Pardoe’nin gravürlerinde bu külahlara değinilmemiştir.<br />
Rumeli Hisarı’nın Dağ Kapısı, Hisarpeçe Kapısı, Dizdar Kapısı ve Sel Kapısı denilen dışarıya açılan dört ana kapısı bulunmakta olup, bir de Meyyit Kapısı (Cenaze Kapısı) bulunmaktadır. Kuleleri birleştiren surlardaki seğirdim yollarına on sekiz yerden merdivenlerle çıkılmaktadır.</p>
<p>Çandarlı Halil Paşa Kulesi on iki köşeli, içeriden sekiz katlıdır. Kulenin içerisi yuvarlak olup, dış çapı 23.80 m. duvar kalınlığı 7 m. yüksekliği de 35 m. dir. Kulenin giriş kapısı iç avluya açılmaktadır. Kulenin dışarısında satrançlı kufi yazı ile Allah ve Muhammed yazılıdır. Bu kulenin önünde Hisarpeçe denilen ayrı bir sur duvarı ve bir de kapısı bulunmaktadır. İlk yapımında Hisarpeçe önünde bir iskele olduğu sanılmaktadır.<br />
Kıyıdan bakıldığında sol tarafta, deniz seviyesinden 57 m. yüksekliğindeki Zağanos Paşa Kulesi bulunmaktadır.</p>
<p>Kesme taştan yuvarlak olan bu kulenin çapı 26.70 m. dir. Kule ortasındaki yuvarlak ve boş alan 14.70 m. çapında 25 m. yüksekliğinde, duvar kalınlığı da 7 m. dir. İçten dokuz katlı olan kulenin katları ahşap olduğundan günümüze gelememiştir. Her katta duvarların içerisine beşik tonozlu hücreler yerleştirilmiştir. Üst kısımda ise burcu çevreleyen bir devriye yolu bulunmaktadır. Kulenin korkulukları mazgallıdır.</p>
<p>Kuleye ilk girişte helezoni bir merdivenle doğrudan doğruya dördüncü kata çıkılmaktadır. Kulenin kuzeyinde Dağ Kapısı, doğusunda da Sel Kapısı bulunmaktadır. Kulenin ana duvarında Arapça yapım tarihlerini belirten iki kitabe bulunmaktadır. Kitabelerde kuleyi yaptıran Zağanos Paşa’nın ismi yazılıdır.<br />
Kitabe:</p>
<p>”Bu sarp ve yüksek kalenin inşaasını Sultanü’azâm ve Hakan el-muazzam Muhammed bin Murad Han emretti: O’nun memleketi ve kulu ve mükerrem veziri Zağanos Paşa bin Abdullah hakkındaki lûtfu ilânihaye payidar olsun.856 senesi Recep ayında tamam oldu h. 856 (1452).”<br />
Deniz kıyısından bakıldığında sağ tarafta bulunan Saruca Paşa Kulesi denizden 43 m. yüksekliktedir. Kulenin dıştan çapı 23.80 m. orta boşluğunun çapı 9.80 m. duvar kalınlığı da 7 m. dir.</p>
<p>Kulenin tüm yüksekliği 28 m. dir. Kule içerisinde bulunan ahşap katlar günümüze gelememiş, ancak duvarlar üzerindeki izlerden her katta bir ocak bulunduğu anlaşılmaktadır. İçerisindeki katları belirten izler Zağanos Paşa Kulesinde olduğu gibi burada da görülmektedir. Kulenin yapımından sonra buraya bir kitabelik konulmuş ancak kitabe yazılmamıştır.</p>
<p>Saruca Paşa Kulesi ile Zağanos Kulesi ve Halil Paşa kuleleri arasındaki arazi eğimli ve inişli çıkışlı olduğundan sur duvarları da buna uydurulmuştur. Ayrıca Saruca Paşa ile Zağanos Paşa kuleleri arasında beş küçük burç bulunmaktadır.</p>
<p>Kale, İstanbul’un fethinden sonra Boğaz’ın kontrolünü üstlenmiş, sonra da hapishane olarak kullanılmıştır. İşkodra Seferi sonrasında gözden düşen Vezir Gedik Ahmet Paşa bir süre burada hapsedilmiştir.<br />
Rumeli Hisarı 1509 depreminde zarar görmüş ve sonra onarılmıştır. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında yangın geçirmiş, Sultan III. Selim zamanında (1789–1807) onarılmış ve kendi haline bırakılmıştır. Bundan sonra halkın kale içerisine yerleşmesine izin verilmiştir. Önceleri yalnızca kale dizdarı ve muhafızların oturduğu avludaki evlere yeni ilaveler yapılmış ve burası yerleşime açılmıştır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet devrinde küçük bir mescit yapılmış, ancak zamanla harap olmuştur. Günümüzde bu mescidin bulunduğu yerde sahne platformu bulunmaktadır. Yalnızca mescidin minaresi ayaktadır. Caminin bulunduğu yerin altında ise büyük bir su sarnıcı, avlunun çeşitli yerlerinde de üç ayrı çeşmesi vardır.</p>
<p>Evliya Çelebi biraz abartılı olarak burada 150 ev olduğundan bahsetmiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısında kale içerisinde “Hisariçi Mahallesi” kurulmuştur. Bu mahalle 1953 yılında yapılan kalenin restorasyonu sırasında kamulaştırılarak yıkılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frumeli-hisari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;text=Rumeli Hisarı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;t=Rumeli Hisarı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;title=Rumeli Hisarı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frumeli-hisari%2F&name=buzlu.org&description=Rumeli+Hisar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/rumeli-hisari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavak Kalesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 16:16:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[cenevizliler]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldaki kaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Kavak Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptırdı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ayapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5220</guid>
		<description><![CDATA[Sultan IV. Murat’ın Anadolukavağı sahilinde yaptırdığı bu kaleden günümüzde hiçbir iz gelememiştir. Anadolukavağı tarih boyunca Yoros ve Kavak kaleleri yüzünden önem kazanmış, ayrıca gümrük ve sınır kontrol noktası olarak ekonomik bakımdan bölgenin gelişmesini sağlamıştır. Bazı yabancı tarihçiler tarafından Kavak Kalesi ile Yoros Kalesi karıştırılmaktadır. Sahildeki Kavak Kalesi’ni Sultan IV. Murat, Karadeniz’den 150 Şayka (birkaç top [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Kavak-Kalesi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5221" title="Kavak Kalesi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Kavak-Kalesi.jpg" alt="" width="324" height="261" /></a></p>
<p>Sultan IV. Murat’ın Anadolukavağı sahilinde yaptırdığı bu kaleden günümüzde hiçbir iz gelememiştir. Anadolukavağı tarih boyunca Yoros ve Kavak kaleleri yüzünden önem kazanmış, ayrıca gümrük ve sınır kontrol noktası olarak ekonomik bakımdan bölgenin gelişmesini sağlamıştır.</p>
<p>Bazı yabancı tarihçiler tarafından Kavak Kalesi ile Yoros Kalesi karıştırılmaktadır. Sahildeki Kavak Kalesi’ni Sultan IV. Murat, Karadeniz’den 150 Şayka (birkaç top ve 40–50 savaşçı taşıyan, altı düz bir çeşit kazak kayığı) ile gelip Boğaziçi’nin Rumeli kesimini Yeniköy’e kadar yağmalayan Kazakların ani baskınından sonra 1624’de yaptırmıştır.</p>
<p>Evliya Çelebi’nin “Anadolu Kilidü’l-bahir kalesi” olarak söz ettiği sahildeki bu kalenin içerisinde dizdar dairesi, 80 civarında asker odası, 2 buğday ambarı ve bir mescidinin bulunduğunu yazmaktadır. Yine Evliya Çelebi’ye göre kalenin kıbleye bakan tarafında demir giriş kapısının olduğu ve içinde 300 kadar asker ile 100 adet top bulunmakta idi.<span id="more-5220"></span></p>
<p>Hüseyin Ayvansarayi’nin Hadîkatü’l Cevâmi isimli eserinde Sultan IV. Murad’ın annesi Kösem Mahpeyker Valide Sultan’ın bu kalenin içine bir mescit yaptırdığı yazılıdır. Sultan I.Ahmed döneminde bu kale yakın köylerdeki soyguncuların geceleri ateş yakarak Boğaz’a giren gemileri şaşırtıp karaya oturanları soydukları da bilinmektedir.</p>
<p>Bu nedenle de Sultan I. Ahmet (1603–1617) bu tür olayları önlemek için kıyı boyunca yeni mahalleler kurdurmuştur. Kıyıya yeni istihkâmlar yaptırdığı için de Kavak Kalesi önemini yitirmiş ve XIX. yüzyılda ise tamamen ortadan kalkmış ve yerini sivil yerleşimler almıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkavak-kalesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/&amp;text=Kavak Kalesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/&amp;t=Kavak Kalesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/&amp;title=Kavak Kalesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkavak-kalesi%2F&name=buzlu.org&description=Kavak+Kalesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kavak-kalesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp kıta Atlantis</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 07:49:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ülkeler - Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ad kavmi]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[kaanıtları]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kıtalar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5139</guid>
		<description><![CDATA[Atlantis, Eflatun&#8217;un tanımladığı hayal ürünü kayıp kıtadır. Atlantis, batık bir kıta ve uygarlık. Antik uygarlıklarla ilgili akademik programların dışında çalışmalar yapan araştırmacılarla bilimadamları arasında zaman zaman büyük görüş ayrılıkları olmakla birlikte birbirinden bağımsız gibi görünen bu çalışmaların nihai sonuca varmada hızlandırıcı etki yaptıkları şüphesizdir. M.Ö. 421 yılında Sokrates&#8217;in evindeki bir Felsefe sohbetinde Atinalı devlet adamı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/03/atlantis-kıtası.jpg"><img class="size-full wp-image-5140 aligncenter" title="atlantis kıtası" src="http://www.buzlu.org/images/2011/03/atlantis-kıtası.jpg" alt="" width="448" height="245" /></a><br />
Atlantis, Eflatun&#8217;un tanımladığı hayal ürünü kayıp kıtadır.</p>
<p>Atlantis, batık bir kıta ve uygarlık.</p>
<p>Antik uygarlıklarla ilgili akademik programların dışında çalışmalar yapan araştırmacılarla bilimadamları arasında zaman zaman büyük görüş ayrılıkları olmakla birlikte birbirinden bağımsız gibi görünen bu çalışmaların nihai sonuca varmada hızlandırıcı etki yaptıkları şüphesizdir.</p>
<p>M.Ö. 421 yılında Sokrates&#8217;in evindeki bir Felsefe sohbetinde Atinalı devlet adamı Kristias, dedesi Dropides&#8217;in kendisine naklettiği efsaneyi hikaye eder. Hikayeyi dede Dropides&#8217;e nakleden ünlü Yunanlı şair Solon&#8217;dur. Solon&#8217;un gösterdiği kaynak ise Mısır&#8217;da bulunduğu dönemde tanıştığı Mısırlı bir keşiştir ve Keşiş&#8217;e göre Atlantis &#8216;e ilişkin olaylar M.Ö. 9000 yılında gerçekleşmiştir.<span id="more-5139"></span></p>
<p>Plutarkhos&#8217;a göre Sais şehrinde Solon&#8217;a ders veren rahibin adı Sonchis idi. İskenderiyeli Clemens&#8217;e göre bu aynı zamanda Pythagoras&#8217;a ders veren Mısırlı rahibin adı.</p>
<p>Platon&#8217;un hem Kritias, hem de Solon&#8217;la akrabalığı vardı. Ayrıca, kendisi de Mısır&#8217;ı ziyaret ederek birkaç yıl kalmış ve inisiye olmuştu. Onun için, bazı Atlantologlar onun Atlantis konusunu yazmadan önce, bu konuda bilgileri topladığı fikrindeler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;Ad kavmi&#8221; diye de geçer, Ad-land; Ad Ülkesi demektir. Kimi araştırmacılar İbranice’deki, ilk insanı belirten ve adama sözcüğünden gelen &#8220;Adem&#8221;, Sanskrit dilinde “ilk, başlama” anlamına gelen ve Aryenler’in ilk konuşan insan türüne verdikleri ad olan &#8220;Ad-i&#8221;, Frigler’in &#8220;Attis&#8221;, Kafkasyalılar’ın &#8220;Adige&#8221;, Polinezyada’daki &#8220;atea&#8221;, Truva öyküsündeki &#8220;Ate&#8221;, Aztek mitolosindeki &#8220;Atzlan&#8221; (ada) ve Türkçe’deki &#8220;ad&#8221;, &#8220;ada&#8221;, &#8220;ata&#8221; (pek çok dilde baba anlamına gelir) sözcükleri ile &#8220;Ad&#8221; kavminin adı arasında etimolojik bir bağlantı olabileceğini düşünmektedir.</p>
<p><strong>Atlantis&#8217;in Bilimsel Kanıtları</strong></p>
<p><strong>James Churchward</strong></p>
<p>James Churchward Atlantis&#8217;in Mu uygarlığının bir kolonisi olduğunu belirtmiştir. İngiliz ordusunda görevli subay olarak Tibet&#8217;te bulunmuş, daha sonra dünyayı gezmiş ve araştırmalar yapmıştır.Albay rütbesinde iken Tibet&#8217;ten bu tabletleri almıştır. Baş Rahibin niye tabletleri verdiği bilinmemekle beraber james in mason olması buna neden olabilir.<br />
James Churchward 1883&#8242;de, Batı Tibet&#8217;te bir manastırda bu belgelerin en önemlilerini gün yüzüne çıkartmıştır.</p>
<p>Tibet&#8217;te görevli olarak bulunan Churchward, eski dinlerin kökenleri hakkındaki araştırmaları doğrultusunda Tibet&#8217;teki manastırları dolaşırken, yolu Batı Tibet&#8217;te bir manastıra düşmüş ve bu manastırın, Büyük Rahipler Kardeşliğinin önde gelen üyelerinden olan baş rahibi Rishi, Churchward&#8217;a, günümüzden 15 bin yıl önce yazılmış Naacal Tabletleri ni göstermiştir.</p>
<p><strong>III. Ramses</strong></p>
<p>III. Ramses&#8217;in yazdırdığı yazılarda Atlantislilerin büyük su dairesi üzerindeki kara parçasından ve adalardan dünyanın ucundan, dokuzuncu kuşaktan geldikleri anlatılıyor. 9. Kuşak da eski Mısır, Yunan ve Roma&#8217;da kullanılan coğrafi bölümlere göre 52. ila 57. Kuzey enlemleri arasında kalan bölgedir.<br />
Ünlü tarihçi Renan ise oldukça şaşırtıcı bir şekilse Mısır sanatının gençlik dönemi olmadığı iddiasında bulunarak Mısır uygarlığı ile ilgili şüphelerini şöyle dile getiriyordu:</p>
<p>Mısır, sanki bu ülke gençlik dönemini hiç yaşamamış gibi, daha başlangıçta olgun, yaşlı ve mitolojik ve kahramanlık çağlarından tamamen yoksun gibi görünmektedir. Mısır uygarlığının bebeklik çağı ve sanatının da kadim dönemi yoktur. Mısır uygarlığı daha o zaman olgundu.</p>
<p>Heredot da şaşırtıcı bir şekilde, &#8216;Euterpe&#8217; adlı eserinde Mısır rahiplerinin yazılı tarihinin kendi zamanından 12 bin yıl öncesine kadar gittiğini belirliyor. Yani Atlantis&#8217;in batışına kadar.</p>
<p>5400 yıl önce, Mısır&#8217;daki Siyen(Aswan) kenti tam olarak Yengeç Dönencesi&#8217;nin altına rastladığı dönemde inşa edilmiş olan Siyen Duvarları, tam güneşin gündönümü anında, öğle vakti, güneş komple bir disk halinde bu duvarların üzerinden yansırken görülürdü. Günümüzde, Avrupa&#8217;nın bütün bilim adamları bir araya gelseler bunun bir benzerini yapamazlar diyor tarihçi Keneally Tanrının Kitabı adlı eserinde.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Amerikalı araştırmacı Robert Sarmast Platonun ünlü diyalogları Critias ve Timaeus’da ifade ettiği yaklaşık 50 fiziksel işaretten yola çıkarak çalışmalarını Kıbrıs yayı ve Levantine havzası olarak tarif edilen Doğu Akdeniz kıyılarına kaydırdı.</p>
<p>Bölge ile ilgili olarak Amerika Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi&#8217;nin (NOAA) hazırlamış olduğu haritalardan ve veritabanlarından faydalanan Sarmast bu bilgilerin yeterli olmadığını görünce dünyaca ünlü Jeofizikçi Dr. John K. Hall ile işbirliğine gitti. Dr. Hall, Sarmast’a 1980 li yıllarda bir Rus petrol gemisi tarafından Doğu Akdeniz’de deniz tabanından toplanan dijital verileri iletti. NOAA ve Dr. Hall dan gelen verileri birleştiren Sarmast bölgenin 3 boyutlu ve bathymetric (derinlik ölçü birimi) haritalarını çıkarttı. Sarmast’a göre Atlantis Kıbrıs, Suriye arasında idi ve batan kıtanın en üst noktası ise bugünkü Kıbrıs’tı.</p>
<p>Sarmast Discovery Of Atlantis isimli ünlü eserinde Atlantis’in bu bölgede olmasını güçlendiren bulguları ve nedenlerini açıkladı.<br />
Atlas Okyanus&#8217;u birçok volkanik hareketlerin sık sık yer aldığı bir yerdir. 1957&#8242;de yanar dağlar eşliğinde yeni bir ada Azorların yakınlarında ortaya çıktı.</p>
<p>526 yılında Antakya&#8217;da 250.000 kişi, 1042 yılında Tebriz, İran&#8217;da 40.000 kişi, 1556&#8242;da Çin&#8217;de 830.000 kişi, 1908&#8242;de Messina, Sicilya&#8217;da 200.000 kişi, 1923 Tokyo civarlarında 200.000 kişi ve 1976&#8242;da Çin&#8217;de 700.000 kişi şiddetli depremlerle hayatlarını kayıp ettiler. Sellere gelince Çin&#8217;de 1887&#8242;de Huang Ho nehrin taşıması en az iki milyon insanın ölümüne yol açtı. Aynı nehrin 1931&#8242;de taşması 4 milyon insanın ölümüne yol açtı.</p>
<p><strong>Buzul Çağ</strong></p>
<p>R. F. Walworth ve G. W. Sjostrom&#8217;e göre son buzul çağında su seviyesinin düşük olması Atlantis&#8217;in varlığı için yeterli bir sebeptir. Bu iki araştırmacıların geniş bir araştırmaya dayanan tezlerine göre periyodik gelen zincir volkanik patlamaları dünyanın geçmişinde uzun buzul çağlar yaratmıştır. Bazı jeolojik izlere göre buzlar bütün kıtaları kaplamıştır, su seviyeler inip yükselmiştir. Halen güncelliğini kazanan ve Donelly tarafından ortaya atılan bir teze göre, Atlantis&#8217;in batması ile daha önce onun yüksek dağları tarafından engellenen sıcak Gulf Stream akıntısı Kuzey Avrupa&#8217;ya ulaşarak buzların erimesine yol açmıştı. Halen yolunda devam eden bu sıcak su akımı Avrupa&#8217;nın ısısını bulunduğu enleme rağmen ılımlı tutmaktadır. Oysa, aynı enlemde bulunan Rusya&#8217;daki şehirler çok daha soğuk iklimlere sahiptir.<br />
Kuzey Sibirya&#8217;da buzlar altında on binlerce donmuş mamut cesetleri vardır.</p>
<p>Geçen asır sonlarında bu mamutlar&#8217;dan en az 20.000 çok iyi durumda fil dişi çıkartılarak piyasaya sürüldüğü kaydedildi. Bu mamutların toplu bir felakete kurban oldukları ortadadır. Ani bir donmadan ölen bu mamutlardan bazıların ağızlarında halen yemekte oldukları otlar bulunduğu görülmüştür. Karbon 14 testleri onların yaklaşık 12,000 sene evvel öldüklerini gösteriyor.</p>
<p>Profesör Frank C. Hibben&#8217;e göre son buz çağın sonuna gelen bu devrede sadece Kuzey Amerika&#8217;da 40 milyon hayvan ölmüştü. Amerika&#8217;da Niagara şelalelerin 12.500 yıl evvel meydana geldiği hesaplanmıştır. Cordilleras Dağları yaklaşık 10,000 sene evvel meydana geldiler. Karbon 14 testlere göre şu anda Bermuda civarlarında deniz altında olan geniş bir bölgede 11,000 sene önce sedir ormanları vardı. Aynı şekilde İngiltere’ye yakın Kuzey Denizi, İrlanda ve Grönland yakınlarında deniz diplerinde binlerce sene önce denizin dibini boylamış ormanlar görülür. Olayların çoğu Atlantis&#8217;in batış tarihine uymaktadır.</p>
<p><strong>Kutsal Kitaplarda Atlantis</strong></p>
<p>1947 yıllında, Ölü Denize yakın Kumran mağrasında bulunan rulo yazıtlar, İbrani kutsal edebiyatın en eski örneklerini oluşturur. Bulunan bir yazıta göre Nuh farklı bir fiziğe sahipti. Öyle ki, babası Lamek onun kendi oğlu olduğunu karısı Bartenoş&#8217;un yemin ve ısrarlarına rağmen inanmamıştı. Nuh&#8217;un &#8220;Bakıcılar, Kutsal Olanlar veya devler&#8221; in soyundan gelmediğini ancak meleklerden her şeyi öğrenen&#8221; büyükbabası Enok (İdris)&#8217;a danıştıktan sonra inanmıştı.</p>
<p>Kitabi Mukaddes&#8217;te (Eski Ahit ve Yeni Ahit / İncil) Enok kitabından yer yer söz edilir. Asırlardır saklanan ve kutsal metinler külliyatından çıkarılan bu kitabın iki farklı nüshası vardır, biri yakın zamanlarda bir Rus manastırında bulunarak Slavonik dilde muhafaza edilmiştir. Adı Enok&#8217;un (İdris) Sırlar Kitabıdır. Bu kitapta Enok&#8217;un Tanrı tarafından göğe kaldırıldıktan sonra cennet ve cehennem katlarında gördüklerini ve sonradan 360 kitap yazdığını anlatmaktadır. İkinci ve çok daha uzun kitap ise Enok’un Kitabıdır.</p>
<p>Burada Nefilimlerin devler olduklarını ve tufandan önceki çöküş devrinde onların insanoğlunun yiyeceklerini tükettiklerini ve bunlar da yetmediğinde insanları yediklerini yazıyor. Bu kitapta, bu çeşit atıflar, dini çevreleri rahatsız etmişti (San Augustine Tanrının Şehri) ve bu kitabın Eski Ahit külliyatından çıkarılmasına, 1772 yılında James Bruce tarafından bir Habeş manastırında bulunana dek, yüzyıllardır ortandan kayıp olmasına sebep vermişti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkayip-kita-atlantis%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;text=Kayıp kıta Atlantis&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;t=Kayıp kıta Atlantis">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;title=Kayıp kıta Atlantis&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkayip-kita-atlantis%2F&name=buzlu.org&description=Kay%C4%B1p+k%C4%B1ta+Atlantis" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgar gücünün çevreye etkileri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 16:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik - Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[elektirik]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[maliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[power]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar gücü]]></category>
		<category><![CDATA[türbin]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4885</guid>
		<description><![CDATA[Rüzgâr enerjisinin başlıca etki, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretiminde neden olduğu kirliliği göstermemesidir. Değişik enerji kaynakları, klasik enerji kaynaklarıyla yer değiştirebilirken, rüzgâr enerjisinin çevresel maliyeti çok daha düşük olabilir. Rüzgâr gücünden türetilen enerji yakıt tüketmez ve fosil yakıtlı güç kaynakları gibi hava kirliliğine neden olmaz. Vahşi yaşam ölümlerini engelleme ve azaltma rüzgâr türbinlerini yerleştirirken ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/09/rüzgar-gücü.jpg"><img class="size-full wp-image-4886 aligncenter" title="rüzgar gücü" src="http://www.buzlu.org/images/2010/09/rüzgar-gücü.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Rüzgâr enerjisinin başlıca etki, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretiminde neden olduğu kirliliği göstermemesidir. Değişik enerji kaynakları, klasik enerji kaynaklarıyla yer değiştirebilirken, rüzgâr enerjisinin çevresel maliyeti çok daha düşük olabilir.</p>
<p>Rüzgâr gücünden türetilen enerji yakıt tüketmez ve fosil yakıtlı güç kaynakları gibi hava kirliliğine neden olmaz.</p>
<p>Vahşi yaşam ölümlerini engelleme ve azaltma rüzgâr türbinlerini yerleştirirken ve kurarken dikkat edilmesi gereken etkidir.</p>
<p><strong>Karbondioksit salımı ve kirlilik </strong></p>
<p>Rüzgâr gücü üretimi sağlamak için yakıt tüketmez ve elektrik üretimi için doğrudan emisyonu yoktur. Rüzgâr türbinlerinde, karbondioksit (CO2), kükürt dioksit, cıva, partikül veya fosil yakıtlardaki gibi hava kirliliğine neden olan diğer türler yoktur. Rüzgâr güç santralleri, yapım ve kurulumda kaynakları kullanır.</p>
<p>Rüzgâr türbinlerinin inşası esnasında çelik, beton, alüminyum ve yapım için gerekli diğer materyalları kullanır ve genellikle fosil enerji kaynakları kullanılarak elde edilen enerji yoğunlaştırma işlemine dönüştürülür. Rüzgâr türbin imalatçısı olan Vestas ilk karbon dioksit emisyonunun, yerleşim yeri dışındaki türbinlerde çalışmanın yaklaşık olarak 9 ay içinde &#8220;geri ödeneceğini&#8221; iddia ediyor.<span id="more-4885"></span></p>
<p>2006&#8242;daki bir çalışma, her bir GWh olarak üretilen enerjinin 14 ile 33 ton arasında rüzgâr gücünde CO2 emisyonu olduğunu gösterdi. Buna karşılık nükleer güç için 10 tondur. Çoğu CO2 emisyonu, rüzgâr türbini inşaatı esnasındaki betonlamadan gelir.</p>
<p>Rüzgâr gücü, yedekleme ve düzenleme için kullanılan fosil yakıt santrallerinde emisyona neden olmaktadır.</p>
<p>İrlanda ulusal şebekesindeki bir çalışma, &#8220;Rüzgârdan üretilen elektriğin, fosil yakıtın tüketimini azalttığını ve böylece emisyon korunumuna yol gösterdiğini&#8221; ve her bir MWh için CO2 emisyonunu 0,59&#8242;dan 0,33&#8242;e düşürdüğünü ortaya koydu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Net enerji kazancı </strong></p>
<p>Kullanılan enerjideki ilk kardon dioksit emisyonu, yerleşim yeri dışındaki türbinlerde yaklaşık 9 ay içinde &#8220;geri kazanılıyor&#8221;. Her uygun büyük ölçekli enerji kaynağı, inşaatında kullanılan enerjisi karşılamalıdır. Rüzgâr enerjisi için yatırımdan sağlanan enerji (EROEI), toplam üretilen elektriğin bir türbin inşa etmek için gereken birim enerjileri toplamına bölümüdür.</p>
<p>Rüzgâr oranları için EROEI 5 ile 35 arasında olmakla birlikte, rüzgâr enerji kayıtlarında ortalama 18 civarındadır. EROEI, türbin hacmiyle orantılıdır ve daha büyük eski nesil türbinler bu oranın daha üstünde veya 35&#8242;den büyüktür. Üretilen enerji, yapımda tüketilen enerjinin birkaç katı olduğunda, Net enerji kazancı vardır.</p>
<p><strong>Çevresel kapsam </strong></p>
<p>Fosil yakıtlar ve nükleer güç santrallerinde soğutma için buharlaşma veya herhangi bir sebeple çok miktarda su kullanılır. Bunun aksine rüzgâr türbinlerinde elektrik üretimi için suya ihtiyaç yoktur.</p>
<p><strong>İklim Değişimi </strong></p>
<p>Bir çalışma benzetimi (simülasyonu), dünya kara sahasının %10&#8242;undan fazlasında kurulacak rüzgâr türbinlerinin, küresel iklim değişimine etki edeceğini gösterdi.Buna bakarak özellikle kırsal alanlarda, hava akışı ve rüzgâr gücünün azalmasından dolayı küçük iklik değişim kaygıları vardır.</p>
<p><strong>Kullanım alanı </strong></p>
<p>Türbinler arasındaki engellerin neden olduğu kayıpları azaltmak için bir rüzgâr tarlası, açık alanda Megawaat başına kabaca 0,1 km2. 200 MW&#8217;lık rüzgâr tarlası yaklaşık olarak 20 km2&#8242;lik bir kullanım sahası olmalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-gucunun-cevreye-etkileri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;text=Rüzgar gücünün çevreye etkileri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;t=Rüzgar gücünün çevreye etkileri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;title=Rüzgar gücünün çevreye etkileri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-gucunun-cevreye-etkileri%2F&name=buzlu.org&description=R%C3%BCzgar+g%C3%BCc%C3%BCn%C3%BCn+%C3%A7evreye+etkileri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay olmasaydı ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 19:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[olmasaydı]]></category>
		<category><![CDATA[olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4764</guid>
		<description><![CDATA[Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir. Peki bu oluşum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg"><img class="size-full wp-image-2975 aligncenter" title="ay-lekesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg" alt="" width="290" height="282" /></a></p>
<p>Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.<br />
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay&#8217;ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?</p>
<p>Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay&#8217;dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay&#8217;ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı? <span id="more-4764"></span></p>
<p>Ay&#8217;ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay&#8217;ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay&#8217;ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70&#8242;i Ay&#8217;dan, diğer yüzde 30&#8242;u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada&#8217;da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı&#8217;nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı&#8217;nda pek hissedilmez. Ay&#8217;ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.</p>
<p>Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay&#8217;ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay&#8217;ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya&#8217;nın yörünge hareketindeki Ay&#8217;dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.</p>
<p>Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.</p>
<p>Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;text=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;t=Ay olmasaydı ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Ay+olmasayd%C4%B1+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa yaz saati uygulaması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 17:27:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa yaz saati uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[en uzun gün]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin uzaması]]></category>
		<category><![CDATA[kısa gün]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[neye göre]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye yaz saati]]></category>
		<category><![CDATA[yaz saatine geçiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4746</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Yaz Saati (İngilizce: European Summer Time, EST), enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, Mart ayının son pazar günü başlayıp, Ekim ayının son pazar günü biten bir uygulamadır. Uygulanışı Mart ayının son pazar günü eşgüdümlü evrensel zamana (UTC) göre 01:00&#8242;te saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlatılır ve ekim ayının son pazar günü 02:00&#8242;te saatlerin bir saat geri [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Yaz Saati (İngilizce: European Summer Time, EST), enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, Mart ayının son pazar günü başlayıp, Ekim ayının son pazar günü biten bir uygulamadır.</p>
<p><strong>Uygulanışı</strong></p>
<p>Mart ayının son pazar günü eşgüdümlü evrensel zamana (UTC) göre 01:00&#8242;te saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlatılır ve ekim ayının son pazar günü 02:00&#8242;te saatlerin bir saat geri alınmasıyla sona erer. Saat değişiklikleri eşgüdümlü evrensel zamana göre yapıldığından, uygulamanın başlangıcı ve bitişi bulunulan saat dilimine göre farklı yerel saatlere denk gelmektedir.<span id="more-4746"></span></p>
<p><strong>Amacı</strong></p>
<p>Başlama ve bitim tarihlerinde Avrupa ülkelerinin birlikte hareket ettiği bu uygulamayla, çalışma saatlerinin günün güneşli bölümüne alınması ve gün ışığından daha fazla yararlanılması amaçlanmaktadır. Böylece elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan bölümünden tasarruf sağlanması ve akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedeflenmektedir.<br />
Uygulama tarihlerinin hesaplanması<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Uygulamanın başlangıç ve bitiş tarihleri belirli olsa da her yıl aynı güne denk gelmemektedir. Fakat hangi tarihlerde uygulanacağı şu yöntemle hesaplanabilmektedir:</p>
<p><strong>Başlangıç:</strong> y içinde bulunulan yılı temsil etmek üzere (31 − (5 * y ÷ 4 + 4) mod 7) Mart günü</p>
<p><strong>Bitiş:</strong> y içinde bulunulan yılı temsil etmek üzere (31 − (5 * y ÷ 4 + 1) mod 7) Ekim günü
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Favrupa-yaz-saati-uygulamasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/&amp;text=Avrupa yaz saati uygulaması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/&amp;t=Avrupa yaz saati uygulaması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/&amp;title=Avrupa yaz saati uygulaması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Favrupa-yaz-saati-uygulamasi%2F&name=buzlu.org&description=Avrupa+yaz+saati+uygulamas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/avrupa-yaz-saati-uygulamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgar çeşitleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 08:28:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[karayel]]></category>
		<category><![CDATA[lodos]]></category>
		<category><![CDATA[nerede görülür]]></category>
		<category><![CDATA[poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar yönleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4719</guid>
		<description><![CDATA[1. Sürekli (Yıllık) Rüzgârlar Dünya üzerindeki, sürekli alçak ve yüksek basınç alanları arasında esen rüzgârlardır. a. Alize Rüzgârları: 30° Kuzey ve 30° Güney enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, Ekvator’daki termik alçak basınç alanına doğru esen rüzgârlardır. Özellikleri * Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak, denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar. * Tropikal kuşaktaki karaların doğu kıyılarına bol [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Ruzgar_yonleri.jpg"><img class="size-full wp-image-4720 aligncenter" title="Ruzgar_yonleri" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Ruzgar_yonleri.jpg" alt="" width="312" height="234" /></a></p>
<p><strong>1. Sürekli (Yıllık) Rüzgârlar</strong><br />
Dünya üzerindeki, sürekli alçak ve yüksek basınç alanları arasında esen rüzgârlardır.<br />
a. Alize Rüzgârları: 30° Kuzey ve 30° Güney enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, Ekvator’daki termik alçak basınç alanına doğru esen rüzgârlardır.</p>
<p><strong>Özellikleri</strong></p>
<p>* Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak, denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.<br />
* Tropikal kuşaktaki karaların doğu kıyılarına bol yağış bırakırlar. Bu nedenle Doğu rüzgârları da denir.<br />
* Sürekli olmaları ve yönlerinin belli olması nedeniyle, yelkenli gemiler döneminde bu rüzgârlardan faydanılmıştır. Bu nedenle bu rüzgârlara ticaret rüzgârları (trade winds) da denilmiştir.<br />
* Ekvatoral bölgede karşılaşan Alizeler, 3 &#8211; 4 km kadar yükselerek kutuplara doğru hareket ederler. Bunlara da ters alize (üst alize) adı verilir. Ters alizeler, dönenceler üzerinde alçalarak tropikal çöllerin oluşmasına neden olurlar.<br />
* Sıcak okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.</p>
<p>b. Batı Rüzgârları: 30° enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.</p>
<p><strong>Özellikleri</strong></p>
<p>* Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak, denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.<br />
* Orta kuşaktaki karaların batı kıyılarına bol yağış bırakırlar.<br />
* 60° enlemleri civarında Kutup rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.<span id="more-4719"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong><br />
c. Kutup Rüzgârları:</strong> Kutuplardaki termik yüksek basınçlardan, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.</p>
<p><strong>Özellikleri</strong></p>
<p>* Soğuk ve kuru oldukları için, etkili oldukları alanlarda sıcaklığı azaltarak kar yağışlarına neden olurlar.<br />
* 60° enlemleri civarında Batı rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.<br />
* Soğuk okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.</p>
<p><strong>2. Devirli (Mevsimlik) Rüzgârlar</strong><br />
Kıtalar ve okyanuslar arasındaki ısınma ve sıcaklık farkları sonucu meydana gelen rüzgârlardır. Mevsimlik rüzgârların en tanınmış olanı musonlardır.<br />
<strong>a. Yaz Musonu:</strong> Yaz mevsiminde karalar denizlere göre daha fazla ısınır. Bu nedenle buralarda alçak basınç alanları oluşur.<br />
Aynı mevsimde deniz ve okyanuslar daha serin oldukları için, yüksek basınç alanı durumundadırlar. Bunun sonucunda, deniz ve okyanuslardan kara içlerine doğru büyük bir hava akımı olur. Bu rüzgârlara yaz musonu denir.<br />
Yaz musonları deniz ve okyanuslardan kaynaklandıkları için bol nem taşırlar. Bundan dolayı etkili oldukları yerlere bol yağış bırakırlar.<br />
Görüldüğü yerler</p>
<p>* Ön ve Güney Asya ile Hint Okyanusu arasında<br />
* Doğu Asya ile Büyük Okyanus’a bağlı denizler arasında<br />
* Kuzey Amerika ile Meksika Körfezi arasında<br />
* Batı Afrika ile Gine Körfezi arasında<br />
* Doğu Afrika ile Hint Okyanusu arasında<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>b. Kış Musonu:</strong> Kış mevsiminde karalar, denizlere oranla daha fazla soğuyarak yüksek basınç alanı oluştururlar. Aynı mevsimde denizler ve okyanuslar üzerinde alçak basınç alanı vardır. Bunun sonucunda, karaların iç kesimlerinden deniz ve okyanuslara doğru büyük bir hava akımı olur. Bu rüzgârlara kış musonu denir.<br />
Kış musonları kara kaynaklı oldukları için soğuk ve kurudurlar. Bu nedenle başlangıçta yağış getirmezler. Ancak, denizler üzerinden geçtikten sonra bir karaya varırlarsa yamaç yağışlarına yol açarlar.<br />
Kış musonları ile yağış alan yerler</p>
<p>* Avustralya’nın kuzeyi<br />
* Endonezya Adaları’nın kuzeyi ve batısı<br />
* Japon Adaları’nın batısı<br />
* Afrika’nın doğusu<br />
* Hindistan’ın doğusunda Doğu Gat Dağları</p>
<p><strong>3. Yerel Rüzgârlar</strong><br />
Bir bölgede, kısa süre içerisinde esen rüzgârlara yerel rüzgârlar denir.<br />
<strong>a. Meltem Rüzgârları:</strong> Gün boyunca oluşan sıcaklık ve basınç farkları sonucu meydana gelirler.<br />
• Deniz ve Kara Meltemleri<br />
Gündüz, karalar daha çok ısınacağı için alçak basınç alanı, denizler ise yüksek basınç alanıdır.<br />
Bunun sonucunda denizden karaya doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra deniz meltemi denir.<br />
Gece ise, karalar daha fazla soğuyarak yüksek basınç alanı durumuna geçerler. Denizler daha sıcaktır ve basınç azdır. Bunun sonucunda da, karadan denize doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra kara meltemi denir.<br />
• Vadi ve Dağ Meltemleri<br />
Gündüz, dağ dorukları vadilerden daha erken ısınır ve alçak basınç oluşur. Vadiler ise, daha serindir ve yüksek basınç alanıdır. Bunun sonucunda, vadi tabanlarından dağ yamacına ve doruklarına doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra vadi meltemi denir.<br />
Geceleri ise, dağ yamaçlarında ve yüksek plâtolarda hızla soğuyan hava yüksek basınç alanı oluşturur. Alçak ovalar ve vadiler ise, nem oranının daha fazla olması nedeniyle sıcaktır ve alçak basınçlar görülür. Bunun sonucunda da, dağ yamaçlarından alçak ova ve vadilere doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra dağ meltemi denir.</p>
<p><strong>b. Sıcak Yerel Rüzgârlar</strong><br />
• Föhn (Fön)<br />
Hava kütleleri dağ zirvesine doğru çıkarken, sıcaklığı yaklaşık her 100 m. de 0,5 °C azalır. Belli bir yükseltiden sonra bünyesindeki nemi yağış olarak bırakır. Dağın arka yamacına geçtiğinde kuru özelliktedir ve yamaca sürtünerek alçalır. Sürtünmenin etkisiyle sıcaklığı her 100 m. de 1°C artar. Dağ zirvelerinden aşağıya doğru sıcak ve kuru olarak esen bu rüzgârlara föhn rüzgârı denir.<br />
Föhn rüzgârı, İsviçre’de Alpler’in kuzey yamaçlarında görüldüğünden bu ismi almıştır. Föhn rüzgârı Türkiye’de, Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında kışın ve ilkbaharda görülür.<br />
• Sirokko<br />
Kuzey Afrika’da, Büyük Sahra Çölü’nden sıcak ve kuru olarak Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Fas, Tunus ve Cezayir’de etkisi belirgindir. Akdeniz’i geçerken nem kazanır. İspanya, Fransa ve İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.<br />
• Hamsin<br />
Sudan’dan gelen ve Mısır’dan Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Sıcak, kuru ve boğucu bir rüzgârdır.<strong></strong></p>
<p><strong>c. Soğuk Yerel Rüzgârlar</strong><br />
• Bora<br />
Dalmaçya kıyılarında, Dinar Alpleri’nden Adriya Denizi’ne doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Hızı fazladır.<br />
• Mistral<br />
Fransa’nın Rhone vadisini izleyerek Akdeniz’e doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır.<br />
• Krivetz (Kriviç)<br />
Romanya’da, Aşağı Tuna Ovası’na doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Bükreş’te krivetz etkili olduğunda sıcaklık 10 &#8211; 15°C düşer.<br />
d. Tropikal Rüzgârlar<br />
Sıcak kuşakta, ani basınç farklarından kaynaklanan ve hızları saatte 100 &#8211; 150 km.ye kadar çıkabilen rüzgârlardır. Daha çok okyanuslar üzerinde oluşurlar. Belirli yollar izleyerek karaların üzerine de sokulurlar. Sarmal hava hareketleri halinde olduklarından, genellikle hortumlara sebep olurlar. Çevrelerine büyük zarar verirler. Tropikal rüzgârlara, Asya denizlerinde ve Avustralya’nın Büyük Okyanus kıyılarında Tayfun (Çince “Büyük rüzgar” demektir), Meksika Körfezi kıyılarında Hurrican (Hariken), Afrika’nın bazı kesimlerinde ve Latin Amerika kıyılarında da Tornado (Hortum) adı verilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-cesitleri-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/&amp;text=Rüzgar çeşitleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/&amp;t=Rüzgar çeşitleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/&amp;title=Rüzgar çeşitleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-cesitleri-2%2F&name=buzlu.org&description=R%C3%BCzgar+%C3%A7e%C5%9Fitleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ruzgar-cesitleri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldızların adlandırılması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 09:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[adalndırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kim koydu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4716</guid>
		<description><![CDATA[Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir. Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg"><img class="size-full wp-image-4717 aligncenter" title="yildizlar" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir.</p>
<p>Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, kimi açıklamaların kısaltılmışıdır, örneğin; Betelgeuse (ortadakinin omuz altı), Deneb (kuşun kuyruğu) gibi ].</p>
<p>Uranometria (1603) adlı yıldız atlasında Bayer, takım yıldızlarında en parlak yıldızları Yunan alfabesinin küçük harfleri ile gösterdi. Bu sistem bugün de kullanılmaktadır. Genel olarak harfler parlaklık sırasına göre verilmiştir; Yunan harfleri yetmediğinde Roma harfleri kullanılmıştır. <span id="more-4716"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bayer sisteminde bir yıldızın adı, takım yıldızın adının önüne bir harf getirilerek ve mülkiyet eki konarak verilir, örneğin; a Draconis, Draco (ejderha) takım yıldızının en parlağı. Takım yıldızında birkaç yıldız aynı parlaklıkta ise genelde ismini aldığı mitolojik yaratığın baş kısmından başlayarak, harflendirme sıra ile yapılmıştır, örneğin; birbirinden çok farklı olmayan Büyük Ayı takım yıldızının yıldızları sıra ile harflendirilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bugün de kullanılan bir başka adlandırma sistemi Flamsteed’in Historia Coelestia (1729) da kullandığı sayı sistemidir. Burada takım yıldızındaki yıldızlar batıdan doğuya doğru numaralandırılmışlardır, böylece çok sayıda yıldız numaralanabilmiştir. örnek: 61 Cygni. Çağdaş atlaslarda, çoğunlukla gideceği yere kadar Bayer harfleri, daha sönüklerinde Flamsteed numaraları kullanılır. Önemli özel adlar da belirtilir. Bu şekilde ancak çıplak gözle görülebilen birkaç bin yıldız adlandırılabilmiştir. Çağdaş kataloglarda yıldızlar, sağaçıklık ya da her dikaçıklık şeridi içinde sağaçıklık sırasına göre sıralanırlar ve bu sıra numarası onun adı olur. Henry Draper katalogunda HD 86590 gibi.</p>
<p>Amatör astronomların da ilgilendiği değişen yıldızların ayrı bir adlandırma sistemleri vardır. Değişen yıldızın Bayer harfi varsa ayrıca özel ad verilmez, örneğin; ö Cephei, p Lyrae. Bunların dışında bir takım yıldızında keşfedilen değişen yıldızlara keşif sırasına göre, Lâtin alfabesinde R’den başhyarak şu sırada harfler verilir; R, S, T, U, V, W, X, Y, Z; RR, RS, … , ZZ; AA, AB, … , AZ; BB, BC, … , BZ v.s. (J atlanır). Bu dizi QQ, … , QZ ile biter. (Çünkü RR önceden kullanılmıştı.) Bu şekilde 334 değişen yıldız adlandırılabilir. Bundan sonra keşfedilenler; V335, V336, … şeklinde V (Variable=Değişen) harfinin yanına sıra numarası verilerek adlandırılır. Bu sistemde bir değişen yıldızın adı, ilgili takım yıldızın adının ya da kısaltılmış adının önüne bu harfler ya da sayılar getirilerek verilir. Örneğin; U Cep, RR Lyr, V471 Tau gibi…
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyildizlarin-adlandirilmasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/&amp;text=Yıldızların adlandırılması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/&amp;t=Yıldızların adlandırılması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/&amp;title=Yıldızların adlandırılması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyildizlarin-adlandirilmasi%2F&name=buzlu.org&description=Y%C4%B1ld%C4%B1zlar%C4%B1n+adland%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hindistan</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hindistan/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hindistan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 20:19:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ülkeler - Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[başkenti]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hindistanın]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kıtalar]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim şekli]]></category>
		<category><![CDATA[yüzölçümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4693</guid>
		<description><![CDATA[COĞRAFİ VERİLERİ Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır. Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey derecesi, 77 00 Doğu boylamı Haritadaki konumu: Asya Yüzölçümü: 3,287,590 km² Sınırları: toplam: 14,103 km sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Hindistan.jpg"><img class="size-full wp-image-4694 aligncenter" title="Hindistan" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/Hindistan.jpg" alt="" width="330" height="355" /></a></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">COĞRAFİ VERİLERİ</span></strong></p>
<p><strong>Konum:</strong> Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.<br />
<strong>Coğrafi konumu:</strong> 20 00 Kuzey derecesi, 77 00 Doğu boylamı<br />
<strong>Haritadaki konumu:</strong> Asya<br />
<strong>Yüzölçümü:</strong> 3,287,590 km²<br />
<strong>Sınırları:</strong> toplam: 14,103  km<br />
<strong>sınır komşuları:</strong> Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km<br />
<strong>Sahil şeridi:</strong> 7,000  km<br />
<strong>İklimi:</strong> Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.<br />
<strong>Arazi yapısı:</strong> Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalayalar yer alır.<br />
<strong>Deniz seviyesinden yüksekliği:</strong> en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m<br />
<strong>Doğal kaynakları:</strong> Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi<br />
<strong>Arazi kullanımı:</strong> İslenebilir topraklar: %56<br />
daimi ekinler: %1<br />
daimi otlaklar: %4<br />
ormanlar ve ormanlık arazi: %23<br />
diğer: %16 (1993 verileri)<br />
<strong>Sulanan arazi: </strong>535,100 km² (1995/96 verileri)<br />
<strong>Doğal afetler: </strong>Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">NÜFUS BİLGİLERİ</span></strong></p>
<p><strong>Nüfus:</strong> 1.029.991.145 (Temmuz 2001 verileri)<br />
<strong>Nüfus artış oranı:</strong> %1.55 (2001 verileri)<br />
<strong>Mülteci oranı:</strong> -0.08 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
<strong>Bebek ölüm oranı:</strong> 63.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
<strong>Ortalama hayat süresi:</strong> Toplam nüfus: 62.86 yıl<br />
erkeklerde: 62.22 yıl<br />
kadınlarda: 63.53 yıl (2001 verileri)<br />
<strong>Ortalama çocuk sayısı:</strong> 3.04 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
<strong>HIV/AIDS &#8211; hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı:</strong> %0.7 (1999 verileri)<br />
<strong>HIV/AIDS &#8211; hastalığı olan insan sayısı:</strong> 3.7 milyon (1999 verileri)<br />
<strong>HIV/AIDS &#8211; hastalıklarından ölenlerin sayısı:</strong> 310,000 (1999 verileri)<br />
<strong>Ulus:</strong> Hintli<br />
<strong>Nüfusun etnik dağılımı: </strong>Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000)<br />
<strong>Din:</strong> Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000)<br />
<strong>Dil:</strong> İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kanaada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani<br />
<strong>Okur yazar oranı:</strong> 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %52<br />
erkekler: %65.5<br />
kadınlar: %37.7 (1995 verileri)<span id="more-4693"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">YÖNETİMİ</span></strong></p>
<p><strong>Ülke adı:</strong> Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti<br />
kısa şekli: Hindistan<br />
İngilizce: İndia<br />
<strong>Yönetim biçimi:</strong> Parlamenter Federal Cumhuriyet<br />
<strong>Başkent:</strong> Yeni Delhi<br />
<strong>İdari bölümler:</strong> 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal<br />
<strong>Bağımsızlık günü:</strong> 15 Ağustos 1947 (İngiltere&#8217;den)<br />
<strong>Milli bayram:</strong> Cumhuriyet günü, 26 Ocak (1950)<br />
<strong>Anayasa:</strong> 26 Ocak 1950<br />
<strong>Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: </strong>AFDB (Afrika Kalkınma Bankası), ARF, ASDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 6, G-15, G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederasyonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), FAD, IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MIPONUH, MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), SAARC (Güney Asya Bölgesel işbirliği Teşkilatı), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIFIL (BM Geçici Gücü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTOO (Dünya Turizm Örgütü), WTRO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">EKONOMİK GÖSTERGELER</span></strong></p>
<p><strong>Ekonomiye genel bakış:</strong> Hindistan ekonomisi geleneksel köy çiftçiliği, modern tarım, el sanatları, geniş çaplı modern endüstriler ve çok sayıda hizmet endüstrilerinden oluşur.<br />
<strong>GSYİH:</strong> Satın alma Gücü paritesi &#8211; 2.2 trilyon $ (2000 verileri)<br />
<strong>GSYİH &#8211; reel büyüme:</strong> %6 (2000 verileri)<br />
<strong>GSYİH &#8211; sektörel bileşim:</strong> tarım: %25<br />
endüstri: %24<br />
hizmet: %51 (2000)<br />
<strong>Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında):</strong> %5.4 (2000 verileri)<br />
<strong>Sektörlere göre işgücü dağılımı:</strong> tarım %67, hizmet %18, endüstri %15 (1995 verileri)<br />
<strong>Endüstri:</strong> Tekstil, kimyasallar, gıda maddeleri, çelik, taşıt ekipmanları, çimento, madencilik, petrol, makine, yazılım<br />
<strong>Endüstrinin büyüme oranı:</strong> %7.5 (2000 verileri)<br />
<strong>Elektrik üretimi:</strong> 454.561 milyar kWh (1999)<br />
<strong>Elektrik tüketimi:</strong> 424.032 milyar kWh (1999)<br />
<strong>Elektrik ihracatı:</strong> 200 milyon kWh (1999)<br />
<strong>Elektrik ithalatı:</strong> 1.49 milyar kWh (1999)<br />
<strong>Tarım ürünleri:</strong> Pirinç, buğday, pamuk, Hint keneviri, çay, şekerkamışı, patates, büyükbaş hayvan, su bufalosu, keçi, koyun, kümes hayvanları, balık<br />
<strong>İhracat:</strong> 43.1 milyar $ (2000) İhracat ürünleri: Tekstil ürünleri, değerli taşlar ve mücevherat, mühendislik ürünleri, kimyasallar, deri ürünleri İhracat ortakları: ABD %22, İngiltere %6, Almanya %5, Japonya %5, Hong Kong %5, Birleşik Arap Emirlikleri %4 (1999)<br />
<strong>İthalat:</strong> 60.8 milyar $ (2000)<br />
<strong>İthalat ürünleri:</strong> Ham petrol, makine, mücevherat, gübre, kimyasallar<br />
<strong>İthalat ortakları:</strong> ABD %9, Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği) %8, İngiltere %6, Suudi Arabistan %6, Japonya %6, Almanya %5 (1999)<br />
<strong>Dış borç tutarı:</strong> 99.6 milyar $ (2000)<br />
<strong>Para birimi:</strong> Hindistan Rupisi (INR)<br />
<strong>Para birimi kodu:</strong> INR<br />
<strong>Mali yıl:</strong> 1 Nisan &#8211; 31 Mart</p>
<p><strong>İletişim Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Kullanılan telefon hatları:</strong> 27,7 milyon (Ekim 2000)<br />
<strong>Telefon kodu:</strong> 91<br />
<strong>Radyo yayın istasyonları:</strong> AM 153, FM 91, kısa dalga 68 (1998)<br />
<strong>Radyolar:</strong> 116 milyon (1997)<br />
<strong>Televizyon yayını yapan istasyonlar:</strong> 562 (1997)<br />
<strong>Televizyonlar:</strong> 63 milyon (1997)<br />
<strong>Internet kısaltması:</strong> .in<br />
<strong>Internet servis sağlayıcıları:</strong> 43 (2000)<br />
<strong>Internet kullanıcıları:</strong> 4.5 milyon (2000)</p>
<p><strong>Ulaşım ve Taşımacılık</strong></p>
<p><strong>Demiryolları:</strong> 62,915 km (1998 verileri)<br />
<strong>Karayolları:</strong> 3.319.644  km (1996)<br />
<strong>Suyolları:</strong> 16,180  km<br />
<strong>Boru hatları:</strong> Ham petrol 3,005 km; petrol ürünleri 2,687 km; doğal gaz 1,700 km (1995</p>
<p><strong>Limanları:</strong> Chennai (Madras), Cochin, Jawaharal Nehru, Kandla, Kolkata (Calcutta), Mumbai (Bombay), Vishakhapatnam<br />
<strong>Hava alanları:</strong> 337 (2000 verileri)<br />
<strong>Helikopter alanları:</strong> 16 (2000 verileri)</p>
<p>Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci, nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devlet. Kuzeyinde Keşmir ve Çin, kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan, doğusunda Bangladeş ve Birmanya, güneydoğusunda Seylan, güneyinde Hint Okyanusu, kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan yarımadası, ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup, kuzey-güney uzunluğu 3200 km, batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir.</p>
<p><strong>TARİHİ</strong></p>
<p>Hindistan’ın tarihî hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur.<br />
Dravitleri yenerek Hindistan’a yerleşen Aryalar, Yunan istilâları, İskender’in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülâleler Dönemi, Türk-Moğol Hâkimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan’ın kurulması safhaları takip eder.</p>
<p>M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan’da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan’a hâkim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hâkim olan Guptaların ülkedeki hâkimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti.</p>
<p>Müslümanlar, Hindistan’a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım’ın ordusu Hindistan’a girdi. Bunu müteakiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. Gaznelilerin Sultan Mahmûd zamanında başlattıkları seferleri, Muhammed Guri Han zamanında Hindistan’ın tamamının fethedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra 1206–1290 yıllarında Memlûkler, 1290–1320 yıllarında Halaciler, 1320–1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludîler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular.</p>
<p>On beşinci asır başlarında bir ara Timur Han ordusuyla Hindistan’ın büyük bir kısmını topraklarına kattı. Böylece Hindistan’da Türk-Hind İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan’ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu (Bkz. Babür İmparatorluğu). Bu devlet, İngilizlerin Hindistan’ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü. Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan’da yüzlerce büyük İslâm âlimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslâm dinîne sokulmak istenen bid’atleri yok ettiler. Bu büyük âlimler arasında en meşhurlarından bazıları, İmam-ı Rabbanî, Muhammed Ma’sûm Fârûkî, Ubeydullah-ı Ahrar, Muhammed Zâhid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki-billâh, Nur Muhammed Bedevânî, Mazhar-ı Can-ı Canan, Senâullah-ı Dehlevî, Abdullah-ı Dehlevî, Abdülhak Dehlevî, Abdülaziz Dehlevî, Muînüddîn Çeşti’dir.</p>
<p>Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan’ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu. 1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan’da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935’te ilk anayasa kabul edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947’de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı (Bkz. Gandhi, Mahatma). 26 Ocak 1950’de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır.</p>
<p>Ülke yönetim yönünden eyaletlere bölündü. Ekonominin büyük ölçüde bozulduğu bir dönemde yapılan seçimleri İndra Gandhi’nin başkanlığındaki Kongre Partisi kazandı. Radikal tedbirleri başarıyla alan İndra Gandhi, 1971’de erken seçime giderek büyük bir zafer kazandı. Aynı sene Hindistan ile Pakistan arasında savaş çıktı. Bu savaş neticesinde Doğu Pakistan yani Bangladeş bağımsızlığını ilân etti. Baskı rejimi uygulayan İndra Gandhi, 1974’den itibaren halk desteğini kaybetti. 1977’de yapılan seçimleri Canata Partisi kazandı. Canata Partisi yönetimde başarılı olamayınca, 1980’de yapılan seçimleri tekrar Kongre Partisi kazandı. Aynı sene özerklik için mücadele eden Sihler, büyük bir mücadeleye başladılar. 1984 Ekimde iki Sih muhafızı İndra Gandhi’yi bir suikast neticesinde öldürdü. Bunun üzerine başbakanlığa Raciv Gandhi getirildi. İç çatışmalar hâlâ devam etmekte olup, Hindularla-Müslümanlar arasında çatışmalar büyük hız kazandı. Başbakan Raciv Gandhi 22 Mayıs 1991’de uğradığı bombalı suikast sonucunda öldü.</p>
<p><strong>FİZİKİ YAPI</strong></p>
<p>Hindistan Fizikî yapı bakımından üç ayrı bölüme ayrılır. Bunlar Dekkan Platosu, Ganj Ovası ve Himalayalar bölgesidir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">1. Dekkan Platosu: </span></strong>Hindistan Yarımadasının güneyinde, doğu ve batısı Gat Dağları ile çevrili 600–800 m yükseklikte bir platodur. Gat Dağlarından dolayı denizin tesirinden uzaktır. Dekkan Platosu, ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovasından ayrılır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">2. Ganj Ovası:</span></strong> Himalaya Dağlarından doğan Ganj Nehrinin ve kollarının suladığı çok verimli bir ovadır. Alüvyonlarla örtülü olup, Brahmaputra Nehri ve Ganj Nehrinin deltası da bu ovaya aittir. Bu ovanın genişliği yaklaşık olarak 320 kilometredir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">3. Himalayalar Bölgesi:</span></strong> Kuzeyde 2400 km uzunluğunda, Hindistan’ı Tibet Yaylasından ayıran ve tarih boyunca istilâlara engel teşkil eden tabiî bir duvardır. En yüksek yeri Everest Tepesidir (8882 m). Himalaya Dağları Hindistan’ın kuzey sınırını çizer. Çok yüksek olan bu dağlar ancak, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden geçit verir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dağları:</span></strong> Kuzeyde Himalayalar, doğuda Doğu Gatlar, batıda Batı Gatlar ve ortada Vindiya Dağları bulunur. Himalayaların Hindistan sınırları içindeki en yüksek noktası 7817  m ile Nanda Devi Dağlarıdır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Akarsuları:</span></strong> En önemli nehirleri Ganj, Brahmaputra, Narbada, Godavari, Krişna ve İndus’un bir kısmıdır. Ganj ve Brahmaputra en büyük nehirleridir. Brahmaputra 2900  km uzunluğundadır. Bu iki nehrin suları bazı bölgelerde ulaşıma elverişlidir. Ganj Nehri, Hindularca kutsal sayılır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Gölleri:</span></strong> Sonbahar ve Kuç Yarımadasındaki küçük göllerden başka birkaç göl vardır. Bunlar da önemsizdir.</p>
<p><strong>İKLİM</strong></p>
<p>Bütünüyle Ekvator’un kuzeyinde kalan Hindistan, sıcak bölge içerisindedir. Ovalık bölgeler yıl boyunca nemli ve sıcak olur. Hindistan ikliminin başlıca özellikleri musonlar, alize rüzgârları, sıcaklık ve düzensiz yağışlardır. Hindistan’da yazlar yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Aylık sıcaklık ortalaması 25–35°C arasında değişir. 4500–5000 m yüksekliklerde karlarla örtülü bölgeler bulunur.</p>
<p>Muson rüzgârlarının getirdiği yağmurlar bölgelere göre değişmektedir. Dağlık bölgelerde yağış ortalaması 508 milimetreyi bulur. Bu ortalama Tar Çölünde 254 mm, Assam’da 10.000 mm, Dekkan’da 254 mm, Batı Gatlarda ise 5000 milimetreyi bulur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TABİİ KAYNAKLAR</strong></p>
<p>Bitki örtüsü ve hayvanlar: Tabiî kaynaklar bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Özellikle Himalaya etekleri sık ormanlıktır. Himalaya eteklerindeki ormanlar yapraklarını dökmezler. Bunlar palmiyeler, liyanlar, meşe, bambu ve defne ağaçlarından meydana gelmiştir. Dekkan’ın kuzeydoğusu ile Ganj Ovasında büyük ormanlar bulunmaktadır. Bu ormanların ağaçları kurak mevsimde yapraklarını dökerler.</p>
<p>Hindistan’ın dağlık bölgeleri ve balta girmemiş ormanları; her çeşit vahşî hayvanlar, nesli tükenmek üzere olan kuşlar ve dünyada pek nadir görülen hayvan çeşitlerine sahiptir. Kaplan, pars, aslan gibi yırtıcı hayvanlar bulunmaktadır. Kurt, ayı, yaban kedisi ve tilki gibi vahşî hayvanlara bolca rastlanmaktadır. Fil, misk geyiği, maymun, timsah, kertenkele, akrep, çeşit çeşit yılan cinsleri ve her nevi kuş cinsleri mevcuttur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Madenler:</span></strong> Hindistan madenler bakımından bir hammadde deposu olup, tarih boyunca milletleri kendisinin üzerine çekmiştir. Dünya demir rezervlerinin% 25’ine, mika rezervlerinin % 80’ine sahiptir. Boksit rezervi bakımından dünyanın ikinci ve manganez rezervi bakımından da üçüncü ülkesidir.</p>
<p>Hindistan’da çıkarılan diğer yeraltı madenleri krom, kurşun, kömür, altın, gümüş, bakır, uranyum, titanyum ve petroldür. Ayrıca kireçtaşı ve amonyum sülfatlı gübre ile betonarme ve sıvı alçı için lüzumlu alçıtaşı, Rayasthan ve Gucerat bölgelerinde çıkarılır. Hindistan, elmas ve zümrüt bakımından da dünyanın sayılı ülkelerinden biridir.</p>
<p><strong>NÜFUS VE SOSYAL HAYAT</strong></p>
<p>Dünya nüfusunun % 15’ine sahiptir. Nüfusu 889.700.000’dir. Nüfusun % 20’si şehirlerde, % 80’i köy ve kırlarda yaşar. Halk, beş ayrı etnik gruptan meydana gelmiştir. Bunlar Dravitler, Aryalar, Hindular, Tibet-Çin ve Moğollar ve Müslüman’dırlar.</p>
<p>Resmî dili Hintçe olmasına rağmen, 850 çeşit dil vardır. Yazışmalarda İngilizce kullanılır. Hindistan 27 eyaletten meydana gelmiş olup, her eyaletin kendi resmî dili vardır. Hindistan anayasasında kabul edilen resmî dillerden bazıları şunlardır: Hindu, Urdu, Pecabi, Marathi, Bengali, Gucerat, Oriya, Assamese, Keşmir dili, Sindhi, Sanskritçe, Telugu Tamil, Kannada, Malayam dilleri. Bu dilleri kullanan insanlar arasında anlaşmak için ya Hindu dili veya İngilizce kullanılır.</p>
<p>Nüfus sayısı bakımından dünyada Çin’den sonra ikinci sırayı alır. Nüfus fazlalığı sebebiyle Hindistan’da hayat seviyesi çok düşüktür. Halkın büyük çoğunluğu açlıkla karşı karşıyadır. Bunun yanında Hinduların ineği kutsal sayması, ineklerin kesilmesine engel teşkil etmekte, bu da besin yetersizliğine sebep olmaktadır. İnek kesimi Hindularla Müslümanlar arasında birçok kavgalara sebebiyet vermektedir. Elde edilen tarım ürünleri artan nüfusa cevap verememektedir.</p>
<p>Nüfusu meydana getiren etnik gruplar arasında devamlı sokak kavgaları olmaktadır. Bu kavgalar özellikle Müslümanlarla Hindular arasında cereyan etmektedir. Müslümanların bu ülkedeki varlıklarını tarih boyunca bir türlü içlerine sindirememiş olan Hindular, her fırsatta bir bahane ile Müslümanlara saldırmakta ve kanlı çatışmalara sebep olmaktadırlar. Müslümanların kurban bayramında inek kurban etmeleri, bu bahanelerin en çok öne sürülenidir. Hindistan hükümetleri de takip ettikleri politikaların, etnik ve kültürel yapılarının icabı olarak bu sataşmalara çok defa ya seyirci kalmakta veya Müslümanların aleyhine uygulamalar yapmaktadır. Böylece tarih boyunca Hindistan’a hâkim olan Müslüman devletlerinin, bıraktıkları İslâm ilimleri ve kültürünün gün geçtikçe unutulup yok edilmesine sebep olunmakta, tarihî İslâm memleketlerinden olan Hindistan’ın bu vasfının ortadan kaldırılmasına çalışılmaktadır.</p>
<p>Aryalar zamanından beri uygulanan kast sistemi, ancak 1975’te çıkarılan bir kânunla kaldırılmış, fakat köylüler yine iyi bir hayat seviyesine ulaştırılamamıştır. Kast sistemi aslında bir dayanışma birliği olarak düşünüldüğü hâlde tatbikatta birçok insanın köle gibi çalışmasına sebep olmuştur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Din:</span></strong> Nüfusun % 83’ü Hindu, % 11’i Müslüman, % 2’si Hıristiyan, % 2’si Sih, % 2’si de diğer dinlere mensuptur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Eğitim:</span></strong> Eğitim ve öğretim son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Ülkede 100’den fazla üniversite, 400.000 civarında ilkokul ve 55.000 civarında ortaokul bulunmaktadır. İlk ve orta öğretimde bugün için yaklaşık 90.000.000 civarında öğrenci okumaktadır. Okuma-yazma oranı % 30’dur. Bunların % 61,2’sini erkekler, % 28,8’ini kadınlar teşkil etmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Önemli şehirleri:</span></strong> Yeni Delhi, Bombay, Kalküta, Mandras, Haydarabat, Ağra, Benares’tir.</p>
<p><strong>SİYASİ HAYAT</strong></p>
<p>1950’de kabul edilen anayasa ile parlamenter sisteme geçildi. Hindistan 9 tanesi merkezî hükümetçe, 18’i eyalet merkezince yönetilen 27 eyaletten meydana gelmiştir. Hindistan Parlamentosu iki meclisten ibaret olup, 250 üyeli Eyalet Meclisi ve 508 üyeli Millet Meclisi vardır. Millet Meclisi üyeleri halk tarafından doğrudan doğruya; Cumhurbaşkanı merkez ve eyalet meclisleri tarafından 5 yıl için seçilir. Eyalet hükümetleri, Devlet Başkanı tarafından 5 yıllığına tayin edilen valiler tarafından idare edilir.</p>
<p><strong>EKONOMİ</strong></p>
<p>1945’te bağımsızlığa kavuştuktan sonra ekonomik yönden plânlı ve hızlı bir şeklide gelişmiştir. Fakat çok artan nüfus, refah seviyesinin yükselmemesine ve kişi başına düşen millî gelirin düşük olmasına sebebiyet vermektedir. Hindistan’ın iş gücünü meydana getiren nüfusun % 80’i tarımla, % 10’u endüstri ile uğraşır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Sanayi:</span></strong> Millî gelirin 1/5’ini imalâtçılık ve madencilik teşkil eder. Petrol ve kimya ürünleri kısmen kendi tüketimi için kâfidir. Ortalama çelik üretimi 9,5 milyon, demir filizi üretimi ise 40 milyon tondur. Hindistan’da bugün Damador Vadisinde 5 milyar ton kömür rezervi, Madras’da 2 milyar ton linyit rezervi, Assam bölgesi civarında ise 5 milyon ton petrol rezervi bulunmaktadır. Ortalama yıllık kömür üretimi 123 milyon, petrol üretimi 19 milyon ton, boksit üretimi 1.740.000 ton civarındadır. Manganez üretiminde dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Maden kaynakları bakımından oldukça zengin olan Hindistan’da alüminyum, krom, petrol, mika, kalay, çinko, kurşun, bakır ve altın çıkarılır.</p>
<p>Kalküta ve Bombay bölgesi pamuklu tekstil, jüt, gıda maddeleri ve kimya endüstrisi alanları ile gelişmiştir. Hindistan’da sanayi iki kolda ilerlemiştir. Bunlar pamuklu ve jütlü dokumacılık ve maden çıkarmadır. Makine endüstrisi alanında; vagon, lokomotif, gemi tezgâhları ve otomobil fabrikaları vardır.</p>
<p>Hindistan’ın elektrik üretimi yaklaşık 112 milyar kws’dır. Nükleler enerji hususunda dünyanın en büyük uranyum ve toryum rezervlerine sâhib olduğu için nükleer santralleri bulunmaktadır. Hindistan’ın büyük sanayi merkezleri; Bombay, Kalküta, Ahmedâbâd, Madras, Bangalore, Delhi, Jodhpur, Bhopol, Manharpur, Nagpur, İndore ve Srinagar bölgeleridir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Tarım:</span></strong> Hindistan halkının 3/4’ü tarımla uğraşmaktadır ve gelirlerin yarısı tarımdan sağlanır. Hindistan topraklarının yarısında ekim yapılmaktadır. Tarım topraklarının % 80’ine tahıl ekilmektedir. Malabar ve Kromandel kıyılarında pirinç, şekerkamışı yetiştirilmektedir. Kuzeyindeki Ganj Ovası ve Bengal Körfezi kıyıları çok verimli topraklar olup, her nevi ürün alınmaktadır. Hindistan çay, susam, mercimek, yerfıstığı ve nohut üretiminde dünyada birinci sırayı; pirinç, şekerkamışı, soğan, keneotu ve hindkeneviri üretiminde ikinci sırayı almaktadır.</p>
<p>Bunların yanında buğday, arpa, keten, tütün, portakal, mısır, patates ve elma yetiştirilmektedir. Ayrıca her cins baharat, pamuk, kahve ve haşhaş üretilir.<br />
Balıkçılık: Hindistan, 4800 kilometrelik sahil şeridi, iç sularla birlikte sığ bölge olarak yaklaşık 260.000 km2lik alanda balıkçılık potansiyeline sahiptir. Fakat yılda ortalama iki milyon ton gibi cüzî miktarda balık avlanmaktadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hayvancılık:</span></strong> Hindistan hayvancılık bakımından oldukça zengindir. Dinî inanışlarından dolayı sağda solda serbestçe gezinen inek, öküz ve mandalardan yeterli şekilde faydalanılamaz. Sadece güçlerinden ve sütlerinden sınırlı ölçüde fayda sağlanabilmektedir. Sığır, tavuk, koyun, eşek, keçi, manda beslenmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ormancılık:</span></strong> Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Ormanlardan kerestenin yanında ağaç zamkı, reçine, ilaç hammaddesi de elde edilmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ticaret:</span></strong> Ticaretinin büyük kısmını, ABD, AET ülkeleri, İngiltere, Japonya ve Almanya ile yapmaktadır. Tekstil ürünleri, madenler, çay, bazı tarım ürünleri, pamuklu ve jütlü dokuma ve hintkeneviri başlıca ihraç ürünleridir. Besin maddeleri, makine ve âletler, sanayi hammaddeleri, motorlu araçlar ve buğday ithal etmektedir. Dış yardımlar sayesinde ekonomisini geliştirmektedir. İhracatının % 17’sini ABD’ye yapmakta ve ithalâtının % 23’ünü ABD’den karşılamaktadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ulaşım:</span></strong> Deniz ulaşımı iyi durumdadır. 8 büyük, 150 küçük liman vardır. Demiryolu ulaşımı bakımından dünyanın dördüncü ülkesidir. Toplam demiryolları 61.810 km, karayolları 1.772.000 km kadardır. İç suyolları ise 16.810 kilometredir. Ülkede 95 kadar havaalanı vardır. Hindistan Hava Yollarına ait uçaklar beş kıtaya uçuş yapmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhindistan%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hindistan/&amp;text=Hindistan&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hindistan/&amp;t=Hindistan">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hindistan/&amp;title=Hindistan&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhindistan%2F&name=buzlu.org&description=Hindistan" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hindistan/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hindistan/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hindistan/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hindistan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

