AÄŸu 11
 Â

  Coğrafi Verileri
Konum: GüneydoÄŸu Asya, Filipin Denizi ve Güney Çin Denizi arasında takımadalar, Vietnam’ın doÄŸusunda yer alır.
Coğrafi konumu: 13 00 Kuzey enlemi, 122 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya
Yüzölçümü: 300,000 km²
Sınırları: 0 km
Kıyı şeridi: 36,289 km
İklimi: Tropikal deniz iklimi.
Arazi yapısı: Dar ve geniş kıyı alçak ovalarını da içine alan arazi genellikle dağlıktır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Filipin Denizi 0 m
en yüksek noktası: Apo Dağı 2,954 m
Doğal kaynakları: Kereste, petrol, nikel, kobalt, gümüş, altın, tuz, bakır
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %19
daimi ekinler: %12
otlaklar: %4
ormanlık arazi: %46
diÄŸer: %19 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 15,800 km² (1993 verileri)
DoÄŸal afetler: Kasırgalar, heyelanlar, aktif volkanlar, yıkıcı depremler Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 07

Bir insan topluluğuna özgü olan, o topluluktaki bireylerin duygu ve düşüncelerini anlatmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için kullandıkları sesli ve kimi zaman yazılı göstergeler dizgesine dil (lisan) denilmektedir. Yeryüzündeki diller, halen konuşulan aktif diller ve konuşulmayan diller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Örneğin, Hititçe, Sümerce, Akadça gibi diller tarihî süreç içerisinde konuşulmayan ölü diller haline gelmişlerdir. Ancak, bu dillerin konuşulduğu dönemlerde yazılmış tablet halindeki metinler, tarih ve tarihî coğrafya araştırmaları için vazgeçilmeyen önemli kaynaklardır.
Aktüel coğrafyada ise halen konuşulan diller önem kazanmaktadır. Her biri ayrı özellikler taşıyan aktüel dillerin yeryüzünde ortaya çıktığı alanların tespiti, günümüzde bu dillerin hangi kıta ve ülkelere kadar yayıldığının incelenerek etki alanlarının sınırlarının çizilmesi, bu dilleri konuşan nüfusun miktarıyla dağılış ve yoğunluğunun belirlenmesi diller coğrafyasının konusunu oluşturur.
Devamını Okuyun.. »
AÄŸu 02

Manyas Gölü, Balıkesir, il sınırları içerisinde bulunan bir göldür.
Yüzölçümü, 166 km²’dir. Bandırma ve Erdek körfezlerinden 15 km kadar güneyde yeralır.
En derin yeri 5 kulacı geçmez. Göl, güneyinden Kocaçay’la beslenirken, suyunu Karadereyle Susurluk Çayı’na boÅŸaltır. İlkbaharda çevresine yayılarak geniÅŸ bataklıklar oluÅŸturur. Manyas Gölü’nden yayın, sazan, turna balığı ve karides avlanır.
Kuzeydoğusunda birçok kuş çeşidinin barındığı Manyas Kuş Cenneti, bilim adamları ve turistlerin ilgi noktasıdır.
Gölün yapısı ve özelliÄŸi nedeniyle bir çok zoolojist için eÅŸi bulunmaz bir laboratuar. Marmara Bölgesi’nin tektonik çukurlaÅŸma alanları içinde yer alan Manyas Gölü güneyden gelen Kocaçayla beslenen ve kuzeydoÄŸudaki “KuÅŸ Cennet” ile Türk turizmine önemli katkı saÄŸlayan bir göl.
AÄŸaçlık ve sazlık bölümde mart ayı başından itibaren gelen kuÅŸların kuluçkaya yattığı göl, 1938 yılında İstanbul Üniversitesi’nden Zoolog Prof. Dr. C. Kosswing tarafından keÅŸfedildi.
Devamını Okuyun.. »
Tem 29

Dünya, GüneÅŸ Sistemi’nin 9 gezegeninden biridir ve GüneÅŸ’e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. CoÄŸrafya’nın asıl konusunu oluÅŸturan Dünya’yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
Eksen
Kutup Noktası
Ekvator
Paralel
Meridyen
Dünya’nın Åžekli :
Dünyanın Şekli ve Boyutları :
Dünya, Kutup Noktaları’nda basık, Ekvator’da ÅŸiÅŸkindir. Dünya’nın kendisine özgü bu ÅŸekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik ÅŸekil elipsoiddir. Verilen boyutlar “Hayford Elipsoidi” ne aittir.
Dünya’nın Boyutları
Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
Ekvator çevresi = 40.076,6 km
Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
Devamını Okuyun.. »
Tem 06

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros DaÄŸları, batıda Aksaray, doÄŸuda Malatya ve kuzeyde DoÄŸu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniÅŸ bir bölge olarak belirtir.
Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.
VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM
Kaya yapısı:
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve GöllüdaÄŸ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diÄŸer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de ( 10 milyon yıl önce) baÅŸlayıp, holosen’e (Günümüze) kadar sürmüştür.
Devamını Okuyun.. »
May 30

Nüfus dağılışını gösteren bir haritaya dikkat edilirse, dünya nüfusunun bilhassa üç bölgede çok sık olarak yaşamakta olduğu görülür.1- Doğu ve Güney Asya 2- Batı ve Orta Avrupa 3- Kuzey Amerikanın doğu tarafları. Filhakika buraları dünya nüfusunun % 80 ini
toplamıştır. Asyada yaÅŸayanlar dünya nüfusunun yarısını, Avrupa’da yaÅŸayanlar dörtte birini Kuzey Amerikanın doÄŸusundakiler on beÅŸte birini meydana getirmektedir.
Asya da yaÅŸayan bu büyük kitle esas itibariyle iki bölgede toplanmıştır. Biri kıtanın doÄŸusunda diÄŸeri güneyinde. Bu kalabalık yerler dışında yaÅŸayan insanların sayısı çok azdır. Sık nüfuslu yerler Avrupa’da , batıda İngiltere’den baÅŸlayıp doÄŸuda Urallara kadar devam eden bir ÅŸerit halinde uzanmaktadır. Kuzey Amerika da ise BirleÅŸik Devletlerin kuzeydoÄŸusundan batıya doÄŸru uzanmakta kuraklığın arttığı yerlere doÄŸru önemi azalarak devam etmektedir. Ekümen saha içinde nüfusun nasıl dağıldığını anlayabilmek için kıt’ların durumlarını kısaca gözden geçirelim.
Devamını Okuyun.. »
May 28

Ana kayanın fiziksel parçalanması ile başlayan ayrışma, çeşitli kimyasal çözülme olayları, organik maddenin toprağa karışması ve taşıma olayları ile devam etmekte ve sonuçta çeşitli horizonlardan ibaret bir toprak profili oluşmaktadır. JENNY toprak oluşumunda etkili olan faktörleri; ana kaya, iklim, organizma, topografya ve zaman olarak beş madde altında toplamıştır.
1. ANA MATERYAL
Toprakların oluşması için öncelikle ana materyalin ayrışması ve çözülmesi gerekmektedir. Ana materyalin çözülmesi ile bir çok mineraller ve elementler açığa çıkmaktadır ve bunların toprak suyunda eriyik hale geçmesi ile de bitkiler beslenmekte ve böylece toprakta organik faaliyetler bunu takibende organizmalar etkili olmaktadır.
Yer yuvarlağının kara bölgelerini saran kıtasal kabuÄŸun kalınlığı genel olarak 35-70 km arasında deÄŸiÅŸmektedir. Bu kıtasal kabuÄŸun bileÅŸiminde 2 000’ i aÅŸkın mineral ve 100’den fazla element bulunmaktadır. Devamını Okuyun.. »
May 25

Dağlarda doğa güçlerinin etkileri daha belirgin bir biçimde görülür. Aşınma, suyun, buzun parçalayıcı ve taşıyıcı etkileri hem yükseklik, hem de iklim koşullarının sertliği nedeniyle daha belirgindir. Bununla birlikte pek çok hayvan ve bitki doğa koşullarına uyum göstererek yüksek dağlarda yaşamayı başarmıştır.
Büyük Yükseklik Farkları
Yeryüzünü üç büyük yüzey oluşumu biçimlendirir: Eski kıtaların geniş düzlükler ve masadağlar oluşturan kalıntıları, okyanus tabanı ve yerkabuğunu oluşturan levhaların kıyısında yer alan sıradağlar. Dağların özelliklerinin belirlenmesi açısından, kendi çevrelerine göre yükseklikleri deniz düzeyine göre yüksekliklerinden daha önemlidir. Eğer çevreye göre olan yükseklik farkı büyükse (Orta Avrupa’da 1.000 m’den çok) o zaman yüksek dağlardan söz edilir.
Devamını Okuyun.. »
May 23

Tabiatta suyun hidrolojik çevriminin önemli bir unsurunu teşkil eden buharlaşma, yeryüzünde sıvı ve katı halde değişik şekil ve şartlarda bulunan suyun meteorolojik faktörler etkisiyle atmosfere gaz halinde dönüşü olarak tarif edilir.Yeryüzünde suyu ihtiva eden her yüzey, atmosferdeki su buharının kaynağıdır.Denizler, göller, akarsular, nemli topraklar, karla örtülü veya buzla kaplı yüzeyler, ormanlar, bitki örtüsüne sahip araziler üzerinde devamlı buharlaşma meydana gelmektedir.
Su yüzeyinde meydana gelen su kayıplarına buharlaşma (evaporasyon), bitkilerden meydana gelen su kaybına terleme (transprasyon) denir.Bitkilerden ve civarındaki topraktan meydana gelen su kaybına ise evapotransprasyon adı verilir.
Buharlaşmaya Etki Eden Faktörler
Devamını Okuyun.. »
May 14

Ülkemizin son derce yüksek ve engebeli yapıda olması var olan arazilerden istenilen ölçüde yararlanılmasını engelemiştir.2/3 dağlık olan ülkemizde planlı bir arazi kullanımı yoktur.
1.Ekili dikili alanlar;Bu alanlar sebze bahçeleri,bağlar,tarlalar,meyvelikler,zeytinlikler ve nads alanlarından oluşmaktadır.1950yıllından sonra makineleşme çayır ve meralık alanlar ile orman alanlarının bir bölümünün sökülerek tarım arazisine dönüştürülmesine neden olmuştur.Nadas alanları ise sulamanın gelişmesine bağlı olarak hızla azalmıştır. Tarım arazileri içinde en geniş ekim alanı tahıllara ayrılmıştır.Bunda iklimin ve sulama koşullarının önemli payı vardır.
2.Çayır ve otlak alanları;hayvancılık açısından önemlidir.büyük bölümü traktörle sökülerek tarım arazisi yapılmıştır.Çayır ve otlaklar Doğu,İç, Güneydoğu anadolu bölgelerinde daha geniş yer kaplar.
Bölge yüzölçümlerine göre ekili dikili alanların oranı şöyledir.
Devamını Okuyun.. »