Ağu 23

Asıl adı Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi olan, ama daha çok Sandro Botticelli ya da Il Botticello (“Küçük Fıçı”) lakabıyla bilinen İtalyan ressamı (1 Mart 1445 – 17 Mayıs 1510).

Genç yaşta Fra Filippo Lippi’nin yanında resim, desen ve geometri öğrenmiştir. İlk yapıtlarından olan Yudit Öyküleri’nde (1472, Floransa, Uffizi Galerisi) Lippi’nin ve Lippi’den sonra yanlarında çalıştığı Antonio del Pollaiolo ve Verrocchio’nun etkileri görülür.

1470 yılında, henüz ilk tablolarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle Müneccim Kralların Tapınması (1475-1476, Uffizi Galerisi) ve Madonna (Louvre Müzesi) bunlar arasında sayılabilir.

1481′de Papa IV. Sixtus tarafından Roma’ya davet edilmiş; Rosselli, Ghirlandaio ve Perugino ile birlikte Sistina Şapeli’nin süslemesinde çalışmıştır. Burada Musa’nın yaşamını canlandıran 3 fresk ile Şeytanın İsa’yı Ayartma Çabaları’nı yapmıştır. Bu eserlerinde zengin ayrıntılar görülür. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Ağu 20

Türk müziğinin en güçlü yorumcuları arasında yer alan Ebru Gündeş 12 Ekim 1974 tarihinde İstanbul’da doğdu. Çocukluk yıllarını Şirinevler’de geçiren Gündeş, hani o her fırsatta masaya çıkıp şarkı söyleyen çocuklardan biriydi. Konfeksiyon işçisi olarak çalıştığı yıllarda sesinin güzelliğini duyan bir tanıdığın ve Neşe Demirkat’ın yardımıyla Marş Müzik Yapım ile anlaştı. Ebru bir süre Emel Sayın’a vokalistlik yaptı, bir yandan da ilk albümünün hazırlıklarına başladı.

1993 yılında çıkan “Tanrı Misafiri” o sıralar oldukça seyrek albümün yayınlandığı müzik piyayasında oldukça etkili oldu. Albümle aynı adı taşıyan ve yıllar önce Ajda Pekkan’ın seslendirdiği “Tanrı Misafiri” Ebru Gündeş’in ilk hitiydi.

Ebru Gündeş, 1994 yılında ikinci albümünü çıkardı. “Tatlı Bela” adlı çalışma yine yılın albümleri arasına girdi. İlkinde olduğu gibi Selçuk Tekay-Özkan Turgay ikilisinin imzasını taşıyan “Tatlı Bela” iyi bir çıkış parçası oldu. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Ağu 16

Babası:    Fatih Sultan Mehmed Han
Annesi:    Sitti Mükrime Hatun
Doğumu:     3 Aralık 1447
Vefatı:        26 Mayıs 1512
Saltanatı:        1481 – 1512

Osmanlı padişahlarının sekizincisi.
Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en mümtaz alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşında iken, Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli savaşına sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih Sultan Mehmed’ in ölümü üzerine, 20 Mayıs 1481′ de tahta geçti.

Ancak Bayezid, kardeşi Cem Sultan’ ın muhalefeti ile karşılaştı. Bursa’ yı alan ve adıan hutbe okutan Cem’ e karşı, Yenişehir savaşını kazanan Bayezid duruma hakim oldu. Fakat Cem mes’elesi sona ermedi. Tersine olarakbu iş, doğu ve batı devletlerinin en çok ilgilendikleri bir problem halini aldı ve imparatorluk bu yüzden daimi bir tehdit altına girdi. Çünkü Papa, Cem vasıtasıyla Avrupa’ da Osmanlılara karşı büyük bir ittifak kurabilmek için faaliyete girmişti.

Ona göre Osmanlı İmparatorluğu’ nun yıkılması için en müsait vakit gelmişti. İşlerin tehlikeli bir yola girdiğini gören Bayezid Han, bu sebeple 16 Ocak 1482′ de Venediklilerle bir anlaşma imzalayarak hıristiyanlığın en kuvvetli uzuvlarından birini felce uğrattı ve zahiren de olsa onların dostluğuhnu temin ederek, 17 yıl Osmanlıların aleyhindeki teşebbüslere seyirci kalmalarını sağladı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Ağu 15

5 Nisan 1945′te Dünya’ya geldi Cem Karaca.Ünleri yurt çapında yaygınlaşmış olan Toto-Mehmet Karaca çiftinin ilk çocuğuydu.Cem’in müzikle ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa Felekyan’ın piyonosundan çıkan nağmeleri ve küçük Cem’e piyonada notaları öğretmesiyle olmuştur. Bu sıralarda, 50′lere girerken operet tarzı, Türk tiyatrosundaki en parlak devrini yaşamaktaydı. Artık ebeveynleriyle çok daha sık tiyatro salonlarına gider olan Cem’in kulislerde geçirdiği saatler, müziğe olan ilgisini giderek arttırıyordu.Cem karaca için bir dönüm noktası sayılan olay 14 yaşındayken İzmir’deki , ahbablarının yanına gittiği o yaz olmuştur. Suadiyeli Nesrin adlı bir kıza aşık olan Cem , kızı etkilemek için “Johnny Guitar” adlı şarkıyı söyler. Fakat Nesrin’den çok annesi Toto Karaca’yı etkiler. Oğlunun müziğe olan yatkınlığını keşfeden Toto hanım , oğlunun müziğe yönelmesinde baş rol oynar.

Okul-ev-tiyatro kulisleri arasında geçen yaşamı, Robert Koleji’nde yatılı okumaya başlamasıyla başka bir dönemece girdi.Gün geçtikçe müzik zevki rock’n roll üzerine yoğunlaşan Cem, artık ciddi ciddi plak dinlemekte ve haftanın belirli saatleri yayınlanan günün popüler batı müziği parçalarının çalındığı programları takip etmekteydi. Kaynak: buzlu.org Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Ağu 08

Paul Adrien Maurice Dirac (8 Ağustos 1902 – 20 Ekim 1984), İngiliz fizikçi ve matematikçi. Kuvantum fiziğinin kurucularındandır. Diğer önemli keşiflerinin yanında fermionların davranışını açıklayarak antimaddenin keşfine olanak veren ve kendi adı verilen Dirac eşitliği’ni yaratmıştır. Dirac 1933 Nobel Fizik Ödülü’nü Erwin Schrödinger ile paylaşmıştır.

Hayatı
Gençlik yılları

Paul Dirac İngiltere’nin Bristol kentinde, Bishopston kasabasında doğdu ve büyüdü. Babası Charles Dirac İsviçre’nin Valais kantonundan gelmiş bir göçmendi ve geçimini Fransızca öğretmenliği yaparak sağlıyordu. Annesi Cornwall’luydu ve bir denizcinin kızıydı. Paul’un Felix adında, Mart 1925′te intihar eden bir ağabeyi ve Beatrice adında bir kız kardeşi vardı. Babasının sert ve otoriter tavırları yüzünden çocukluk yılları pek de neşeli geçmemişti.

Eğitimine Bishop Road İlkokulunda başladı, daha sonra da babasının öğretmenlik yaptığı Merchant Venturers’ Teknik Kolejine (daha sonra adı Cotham Gramer Okulu olarak değişti) devam etti. Merchant Venturers’ ağırlıklı olarak fen ve çağdaş diller eğitimi veren Bristol Universitesi’ne bağlı bir kuruluştu. Bu o zamanın Birleşik Krallığında genellikle klasikleri öğreten ortaeğitim kurumlarıyla karşılaştırıldığında ilginçti ve Dirac daha sonra buna çok müteşekkir olduğunu açıklayacaktı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Tem 07

Gustav Mahler  Yahudi asıllı Avusturyalı besteci ve orkestra şefi.
(7 Temmuz 1860, Bohemya – 18 Mayıs 1911, Viyana),

On senfonisi ve romantizmin farklı birçok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkılarıyla ünlüdür. Ölümünden sonra müziği 50 yıl görmezlikten gelinmiş, ama daha sonra 20. yüzyıl bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu Arnold Schoenberg, Dmitri Şostakoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir.

Mahler’in müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti. Dört yaşındayken yöredeki kışladaki askeri müziğin ve köylülerin çalışırken söyledikleri Çek halk şarkılarından etkilendi. Hem akordeon hem piyanoyla bu şarkıları çalıyor, bir yandan da kendi bestelerini yapıyordu. Doğadaki seslerin yanı sıra, askeri müzik ve halk müziği onun olgunluk çağının başlıca esin kaynakları oldu. Piyanist olarak ilk kez Jihlava’da izleyicilerin karşısına çıktı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , ,