
Kitab-ı Bahriye, Osmanlı amirali Piri Reis’in hazırladığı Akdeniz kıyılarına ait ayrıntılı bir harita-kılavuzdur. Kitap, denizcilere Akdeniz kıyıları, adaları, geçitleri, boÄŸazları, körfezleri, fırtına halinde nereye sığınılacağı, limanlara nasıl yaklaşılacağı hakkında bilgiler, ayrıca limanlar arasında gitmek için kesin rotalar verir.
Kitab-ı Bahriye’nin iki sürümü vardır. Birincisi 1521 tarihlidir ve denizcilerin kullanımı için yapılmıştır. İkincisi 1526′da Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanmış daha ayrıntılı ve süslü bir eserdir.
Tarihçesi
Büyük bir denizci olduÄŸu kadar büyük bir haritacı da olan Piri Reis, gezip gördüğü yerler hakkında bilgileri kaydetmiÅŸ ve onların haritalarını çizmiÅŸtir. 1511-13 yılları arasında birinci dünya haritasını çizerken seyir notlarını da bir kitap olarak düzenlemeye baÅŸlamıştır. Sonunda, yabancı kaynaklardan da yararlanarak bu yerlerin tarihî ve coÄŸrafî özelliklerini 1521 tarihinde tamamladığı Kitab-ı Bahriye’de toplamıştır.
1524 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve sadrazamı Pargalı İbrahim PaÅŸa, Mısır’a sefer yaparken, Piri Reis’i de yanına kılavuz kaptan olarak alır.
Piri Reis’in sefer sırasında kendi hazırladığı kılavuzdan yararlandığını fark eden Sadrazam, Piri Reis’ten eserin temize çekilerek Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmasını ister. Piri Reis, usta hattatlar ve çizimcilere yaptırılan yeni Kitab-ı Bahriye’sini 1526′da Kanuni’ye armaÄŸan eder. Devamını Oku »
Etiketler: Coğrafya, dünya haritası, denizciler, eserleri, harita, ilk harita, Kanunî, Keşifler, Kitab-ı Bahriye, kitabı, medeniyrtler, nasıl çizdi, Osmanlı, Piri Reis, Süleyman, Sultan, tarih

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir.
Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir.
Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir.
Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir.
1990 yılının AÄŸustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doÄŸrudan Azerilere yöneltmeye baÅŸlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı baÅŸlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Devamını Oku »
Etiketler: askerler, azerbeycan, cinayet, Dağlık Karabağ, ermeni, Ermenistan, Gorbaçov, hocalı katliamı, insanlar, ruslar, sebepleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, soykırım, vahşet

Gregoryen takvim ya da Miladî takvim, Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan takvim. Milad’ı tarih baÅŸlangıcı ve Dünya’nın GüneÅŸ etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı “1 yıl” olarak kabul eder.
Dünyada en yaygın olarak kullanılan takvimdir. Çoğu ülke tarafından kullanılan bu takvim, senede 10.8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvimdir.
Tarihçe
4 Ekim 1582′de kabul edilmiÅŸtir. DeÄŸiÅŸik tarihlerde önce Avrupa’da daha sonra dünyanın geri kalanında yayılmıştır.
Gregoryen takvim oluÅŸturulurken Jülyen takvimine 10 gün ilave edilmiÅŸtir; 5 Ekim Cuma günü, 15 Ekim Cuma olarak kabul edilmiÅŸtir. 1752′de kabul eden ülkeler ise 11 gün ilave etmek durumunda kalmışlardır.
Türkiye
Osmanlı İmparatorluÄŸu döneminde, önce Hicrî takvim, sonra da 1 Mart’ı yılbaşı kabul eden Mali takvim kullanılmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra, Malî 26 Kânun-ı evvel 1341′de (26 Aralık 1925) kabul edilen “Takvimde Tarih Mebdeinin DeÄŸiÅŸtirilmesi Hakkında Kanun” ve “Günün 24 Saate Taksimi Hakkında Kanun” adlı iki ayrı yasayla 1 Ocak 1926′dan baÅŸlayarak Gregoryen takvim benimsendi.
Yılbaşını 1 Ocak olarak alan bu takvimin yanı sıra günü 12 saatlik gündüz ve 12 saat gece dilimlerine ayıran saat sistemi yerine 24 saatlik bir gün kabul edildi. Devamını Oku »
Etiketler: avrupa, çeşitleri, dünya, farkları, gregoryen takvimi, jülyen takvimi, Miladî takvim, nasıl hesaplanır, oluşturulması, Osmanlı, Papa XIII. Gregory, takvimler, zaman

Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.
Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiÄŸneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir aÄŸacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneÅŸte kurumaya bırakıyorlardı. SertleÅŸen bu ‘chickle’ (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiÄŸniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliÄŸi yoktu.
Sakızın hammaddesi ABD’ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteÅŸebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.
Bunda baÅŸarılı olamayınca sakızı sert ÅŸekerleme ile kapladı. Bu ÅŸekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar ÅŸeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoÄŸun tanıtım kampanyası sonunda iÅŸler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir baÅŸarısızlığın bir baÅŸka baÅŸarıyı yaratabileceÄŸinin güzel bir örneÄŸiydi. Devamını Oku »
Etiketler: ağaç, bitki, ciklet, ilk, mastika, nasıl, ortaya, sakız çiğneme, yararları, zararları

Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle’un kurgusal bir karakter olarak verdiÄŸi isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu’nda terk edilmiÅŸ olarak bulunduÄŸundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.
Gemi bulunduÄŸunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boÄŸazı’na doÄŸru ilerliyordu. BulunduÄŸu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da ÅŸahsi eÅŸyaları yerlerinde duruyordu.
Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.
Geçmişi
Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia’da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmiÅŸti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman “uÄŸursuz” olarak nitelendirilmesine neden olmuÅŸtur.
Amazon’un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oÄŸluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.
Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir baÅŸka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. ManÅŸ denizinde bir baÅŸka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan’ın iÅŸine son verilmesi ile sonuçlandı.
Bu talihsiz baÅŸlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika’ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.
Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York’dan Richard Haines’e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak deÄŸiÅŸtirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı. Devamını Oku »
Etiketler: amazon, ölüm, dünya, deniz, gizemli gemi, gizemli olaylar, hikayesi, kaptan, kimler, Mary Celeste, mürettebat, nasıl oldu, ne oldu, neredeler, sheep, suçlamalar, sırlar, tarih, tayfa, Teoriler, ticaret gemisi

Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.
1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.’ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduÄŸu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.
Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.
Kitabı Roger Bacon, John Dee ve Edward Kelly dahil çeÅŸitli kiÅŸilerin yazdığı öne sürülse de bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamıştır. Devamını Oku »
Etiketler: arkeoloji, Bilim, bilinmeyen yazı, gizem, hangi dilde, içindekiler, kim buldu, kim yazdı, ne yazıyor, sır, Voynich elyazması, şifreli
|
Son Yorumlayanlar