<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Araştırma</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/kategori/arastirma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sakız çiğneme</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 17:39:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ciklet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[mastika]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[sakız çiğneme]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5566</guid>
		<description><![CDATA[Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı. Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5567" title="sakız çiğneme" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p>Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.</p>
<p>Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliği yoktu.</p>
<p>Sakızın hammaddesi ABD&#8217;ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.</p>
<p>Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi.<span id="more-5566"></span></p>
<p>Bugün dünyada üretilen bütün sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı maddeleri. Bunların miktarları ve oranlan sakızın tipine göre değişir. Örneğin kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır.</p>
<p>Genellikle toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20 dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır.</p>
<p>Çiklet çiğnerken ağızdaki kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler, konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan itibaren tüm savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.</p>
<p>Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;text=Sakız çiğneme&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;t=Sakız çiğneme">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=Sakız çiğneme&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&name=buzlu.org&description=Sak%C4%B1z+%C3%A7i%C4%9Fneme" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mary Celeste gemisinin sırrı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 12:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[amazon]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5446</guid>
		<description><![CDATA[Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5447" title="Mary Celeste" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg" alt="" width="350" height="263" /></a></p>
<p>Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.</p>
<p>Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu.</p>
<p>Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.</p>
<p><strong>Geçmişi</strong></p>
<p>Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia&#8217;da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman &#8220;uğursuz&#8221; olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Amazon&#8217;un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.</p>
<p>Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan&#8217;ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.</p>
<p>Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika&#8217;ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.</p>
<p>Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York&#8217;dan Richard Haines&#8217;e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.<span id="more-5446"></span></p>
<p>Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;</p>
<p>James H. Winchester (12)<br />
Kaptan Benjamin Spooner Briggs (8)<br />
Sylvester Goodwin (2)<br />
Daniel T. Sampson (2)</p>
<p><strong>Bulunuşu</strong></p>
<p>Ekim ayında Atlantik Okyanusu&#8217;nda kötü havalar rapor edilmekteyidi ancak Dei Gratia gemisi Kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti.</p>
<p>Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872&#8242;de (bazı raporlara göre 5 Aralık&#8217;da) yaklaşık saat 13:00&#8242;de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkda bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz&#8217;in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu.</p>
<p>Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste&#8217;nin halen İtalya&#8217;ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.</p>
<p>Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.</p>
<p>Kaptan&#8217;ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka tarfdan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.</p>
<p>Popüler hikayelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benze yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.</p>
<p>Mary Celeste&#8217;nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişdi. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.</p>
<p><strong>Geminin sonu</strong></p>
<p>Geminin sahibi James Wwinchester bir süre sonra Mary Celeste&#8217;yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika&#8217;ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede yok pahasına gemi elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.</p>
<p>Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizinde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs&#8217;inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker&#8217;ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır.</p>
<p>Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkansız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.</p>
<p><strong>Spekülasyon ve teoriler</strong></p>
<p>1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.<br />
Korsanlık</p>
<p>Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeyidi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azor adaları ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuçlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri&#8217;nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.</p>
<p><strong>Dei Gratia tayfasına suçlamalar</strong></p>
<p>Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste&#8217;dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikayesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celeste yi Cebelitarık&#8217;daki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içersindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.</p>
<p>Öte yandan Dei Gratia &#8216;nın kaptanı Kaptan Briggs&#8217;in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia &#8216;dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia&#8217;nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.</p>
<p><strong>Sigorta bedeli</strong></p>
<p>Sigorta&#8217;dan para labilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs&#8217;in bundan bir karı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.</p>
<p><strong>Fırtına</strong></p>
<p>Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi.</p>
<p>Fırtına durumunda kaptan&#8217;ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872&#8242;de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.</p>
<p>Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık&#8217;a götürülürken rast geldi.</p>
<p><strong>Deniz depremi</strong></p>
<p>Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya yaıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu.</p>
<p>Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.</p>
<p><strong>Tsunami</strong></p>
<p>Diğer bir teoride bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabi ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste&#8217;nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur.</p>
<p>Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksekdir. Bu teoriye göre tüm yolcların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.</p>
<p><strong>Sağanak yağış</strong></p>
<p>Benzer bir senaryoda okyanusda oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste&#8217;nin batmayla yüzyüze kalmasına yol açmış olabilir.Bu olay ayrıca Mary Celeste&#8217;nin Dei Gratia mürettabatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.</p>
<p>James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Patlama</strong></p>
<p>Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamışdı ve bu yüke güvenmiyordu.</p>
<p>1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.</p>
<p>Tarihçi Conrad Byers&#8217;e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güveni bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.</p>
<p>2005 yılında bu teori Alman tarihci Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi&#8217;nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kağıt bazlı tüpler kullanıldı, bullundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13°C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir.</p>
<p>Fakat modelde hiçbir kağıt bazlı tüp bozulmamışdı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuşdu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor.</p>
<p>Gemi os ırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste&#8217;ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.</p>
<p>Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer&#8217;ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettabatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks &#8216;in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.</p>
<p>Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.</p>
<p><strong>Ergotizm</strong></p>
<p>Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste&#8217;de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişdi.</p>
<p><strong>İsyan</strong></p>
<p>Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan&#8217;a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Sarhoşluk</strong></p>
<p>Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan&#8217;ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.<br />
Geminin erken tahliyesi</p>
<p>2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekile İtalya&#8217;ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almışdı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası&#8217;na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;text=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;t=Mary Celeste gemisinin sırrı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&name=buzlu.org&description=Mary+Celeste+gemisinin+s%C4%B1rr%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 16:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen yazı]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[hangi dilde]]></category>
		<category><![CDATA[içindekiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[kim yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[ne yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[Voynich elyazması]]></category>
		<category><![CDATA[şifreli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5452</guid>
		<description><![CDATA[Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap. 1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5453" title="Voynich elyazması" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Voynich-elyazmas%C4%B1.jpg" alt="" width="249" height="328" /></a></p>
<p>Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.</p>
<p>1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.&#8217;ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.</p>
<p>Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.</p>
<p>Kitabı Roger Bacon, John Dee ve Edward Kelly dahil çeşitli kişilerin yazdığı öne sürülse de bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamıştır.<span id="more-5452"></span></p>
<p>Voynich elyazması yıllardır dilbilimciler, kriptologlar, tarihçiler, diğer branşlardan bilimadamları ve meraklılar tarafından yoğun olarak incelenmekle birlikte, çözüldüğüne dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. İstatistiksel ve dilbilimsel çözümlemeler, metnin rasgele yazılmış anlamsız bir işaret yığını değil, doğal bir dilin yazıya geçirilmiş hali olduğunu göstermektedir. Ancak bunun hangi dil olduğu bilinmemektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;text=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;t=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=Gizemi çözülemeyen Voynich elyazması&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi%2F&name=buzlu.org&description=Gizemi+%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen+Voynich+elyazmas%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gizemi-cozulemeyen-voynich-elyazmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964</title>
		<link>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 07:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ajanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Brinks Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[casuslar]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[motel]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[saygon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vietkong]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5433</guid>
		<description><![CDATA[1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5434" title="Brinks_Hotel" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg" alt="" width="433" height="336" /></a></p>
<p>1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı sivillerden oluşan yaklaşık altmış kişi ise saldırıyı yaralı olarak atlattı.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki; iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise; Güney Vietnamlılara, Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti.</p>
<p>Saldırı, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;ın yönetimi içinde tartışmalara neden oldu. Pek çok danışmanı Kuzey Vietnam&#8217;ın misilleme olarak bombalanmasını ve ABD Ordusu&#8217;nun savaşa sokulmasını savunurken Johnson, yürürlükte olan Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nun Vietkong&#8217;a karşı Güney Vietnam&#8217;ı koruması için eğitilmesi stratejisini tercih etti. Tartışmadan Johnson galip çıktı ve herhangi bir harekette bulunulmadı.<span id="more-5433"></span></p>
<p>Arka plân ve planlama</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından komünist oluşum olan Viet Minh, Vietnam&#8217;ın bağımsızlığını kazanması için Fransız kolonici güçlere karşı mücadele etmekteydi. 1954&#8242;teki Dien Bien Phu Muharebesi&#8217;ndeki Fransız yenilgisinin ardından Vietnam, 17. paralelden ikiye bölünmüştü. 1956 yılında bir yeniden birleşme referandumu beklenmekteydi. Referandumun iptal edilmesi, komünist Kuzey Vietnam ve anti-komünist Güney Vietnam&#8217;ın iki ayrı devlet olarak varlıklarını sürdürmesine sebep oldu. 1950&#8242;lerin sonlarında, Kuzey Vietnam destekli gerilla grubu Vietkong; ülkeyi komünist hakimiyeti altında yeniden birleştirmek için bir direnişe başladı. Bu dönemde Soğuk Savaş da zirve noktasındaydı. Güney Vietnam&#8217;ın ana destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri;[6] ülkeye, Vietkong&#8217;a karşı savaşmaları için Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nu (VCO) eğitmek ve orduya rehberlik etmek amacıyla askeri danışmanlar gönderdi. 1964 yılında, ülkede 23 bin Amerikan askerî personeli vardı. Komünistler ise Amerikalıları koloniciler, Güney Vietnam&#8217;ı da ABD&#8217;nin kuklası olarak gördü ve her ikisine de saldırmaya başladı.</p>
<p>Bombalı saldırı, yaralanmayan ve hiçbir zaman yakalanamamış olan iki Vietkong casusu tarafından gerçekleştirildi. Nguyen Thanh Xuan, savaş bittikten sonra tarihçi Stanley Karnow&#8217;a saldırıdaki rolünü anlattı. Kasım ayının sonlarında, Xuan ile yoldaşı bir Vietkong aracısından Brinks Oteli’ni bombalamak üzere emir aldı. Binada içerinde yarbay ve binbaşılar da bulunan ABD Ordusu subayları kalmaktaydı,[8] bunun yanı sıra görev dışındaki personeli de saygın yemekleri, çatı katındadaki oturma alanı ve film gösterimleriyle çekmekteydi. Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti. Vietkong ikilisi, hedeflerini dışarıdaki kalabalığa karışarak bir ay boyunca gözetledi. Güney Vietnamlı subayların Amerikalılarla kaynaştığını gören ikili, Saygon&#8217;un kara pazarından daha yakınlaşmalarını sağlayacak VCO üniformalarını temin etti. Xuan kendini bir şoför olarak gizledi, arkadaşı ise bir Güney Vietnamlı binbaşı kılığına girdi. Subayların arasına karıştı, böylece onların davranışlarını, konuşma stillerini, hatta sigara içme tarzlarına alıştı ve bunları uyguladı. Daha sonra ikili saldırı için gerekli olan iki araba ve patlayıcıları temin etti.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki, iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise, Güney Vietnamlılara Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti. Xuan ayrıca &#8220;Amerikalılar tarafından işlenen tüm suçların bu sinir merkezinden yönetildiğini&#8221; de ekledi. Xuan Noel akşamı kutlamalar nedeniyle binadaki Amerikalı subay sayısının daha fazla olacağını ve bu nedenle ölü ve yaralı sayısının sıradan bir gündekine göre daha yüksek olacağını da düşündü.</p>
<p>Patlama</p>
<p>Bombacılar arabalardan birinin bagajına 90 km ağırlığındaki bombayı gizledi  ve saatini 17:45&#8242;te, askerlerin içki içip eğlendikleri saatte patlaması için ayarladı. İkili aracı otele düzeyinde park etti. Aldıkları istihbaratlardan belli bir Amerikan albayının ABD&#8217;ye döndüğü bilgisiyle, ikiliden binbaşı kılığında olanı, otel görevlisine Da Lat&#8217;tan geleceğini iddia ettiği albayla randevusu olduğunu söyledi. Görevli doğru bir şekilde albayın ülkeden ayrıldığını söyledi; fakat &#8220;binbaşı&#8221; ona yanıldığını söyleyerek ısrar etti. &#8220;Binbaşı&#8221; daha sonra arabasını otelin altına park ettirip &#8220;şoförü&#8221;ne albayı başka bir arabayla gidip almasını söyledi. Daha sonra oteli terk eden &#8220;binbaşı&#8221;, güvenlik görevlilerine albay geldiğinde onu beklemesini söylemelerini istedi ve bütün gündür hiçbir şey yemediğini, bu nedenle yakınlardaki bir kafeye gidip yemek yiyeceğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Binbaşı&#8221; yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü. Saldırı sonucu ilk ölen ve en yüksek rütbeli olan kişi, yirmi yıldır orduda çalışmakta olan Yarbay James Robert Hagen idi. İkinci kurban ise 23 Ocak 1965 günü yaraları nedeniyle ölen ve astsubay çavuş rütbesinde olup 20 yıldır orduda çalışmakta olan Benjamin Beltra Castaneda&#8217;ydı.</p>
<p>Çeşitli kaynaklardaki yaralı kayıtları birbirini tutmamaktadır. Karnow 58 kişinin (asker ve sivil) yaralandığı belirtirken, Mark Moyar 38 Amerikalı askeri personel ile 25 Vietnamlı sivilin, gazeteci A. J. Langguth ise 10 Amerikalı ile 43 Vietnamlının yaralandığını belirtmektedir. Binayı destekleyen çelik kirişler dışında zemin kat tamamen yerle bir oldu. En alttaki diğer dört katta da küçük delikler oluştu ve önemli zararla ayakta kaldılar. Patlama yeraltı otoparkında içinde gaz dolu tüpler bulunan kamyoların varlığı nedeniyle daha da önemli zarara yol açtı. Patlama gazı patlattı ve bu da bir ateş topunun oluşmasına neden oldu. O sıralarda, Amerikan personelini eğlendirmek için içlerinde Bob Hope&#8217;un da bulunduğu göstericiler Saygon&#8217;daydı. Hope&#8217;un bir hedef olup olmadığı belli değildir; Moyar Hope&#8217;un bir hedef olduğunu; fakat bir bagaj sorunu yüzünden havalimanından gelmekte geciktiğini belirtir; Lawrence J. Quirk ise Hope ve grubunun sokaktaki başka bir otelde kalmakta olduklarını ve patlamadan zarar gören bölge içinde olmadıklarını söylemektedir.</p>
<p>Tepkiler</p>
<p>Saldırı, Saygon&#8217;un Güney Vietnam hükümeti kontrolü altında olduğunu ve Vietkong&#8217;un sadece kırsal alanlarda bir tehdit olduğunu düşünen Amerikalı yetkililer ve politika yapanları şaşırttı. Devrilmeden önce kısa bir süre yönetimde kalan askeri cuntaların o dönem için sonuncusu son zamanlarda gerçekleşmiş olduğundan Güney Vietnam yönetimi istikrarsızdı. İç çatışma, cuntanın yüksek rütbeli subayları arasındaki anlaşmazlığın savaştaki çabları raydan çıkardığına inanan ABD&#8217;nin Güney Vietnam büyükelçisi ve eski genelkurmay başkanı Maxwell Taylor&#8217;ın canını sıktı. Bombalı saldırıdan iki hafta önce generaller sivil bir danışma organı olan Yüksek Ulusal Konsey&#8217;i dağıtmı, bu da Taylor&#8217;ın generalleri ofisinde toplamasına yol açmıştı. Büyükelçi daha sonra generalleri sert bir şekilde eleştirdi ve başkan General Nguyen Khanh&#8217;a güvenmemesi nedeniyle onun istifasını ve sürgüne gitmesini istedi.</p>
<p>Khanh, Taylor&#8217;ı sınırdışı etmekle tehdit etti, Taylor ise kendisinin zorunlu gidişinin Güney Vietnam&#8217;a ABD desteğinin sonu anlamına geleceğini belirtti.22 Aralık günü Khanh, Vietnam Radyosu&#8217;na &#8220;başka ülkelerin politikası için değil, halkın bağımsızlığı ve Vietnamlıların özgürlüğü için kurbanlar verdiklerini&#8221; söyledi.Khanh 23 Aralık günü New York Herald Tribune&#8217;de yayımlanan bir röportajda Taylor&#8217;ı açıkça topa tuttu ve saldırının yaşandığı gün &#8220;yabancı idaresi&#8221;nden bağımsızlık ilan etti. Bu sırada, Khanh gizlice komünistlerle müzakere etmekteydi ve birlikte bir barış yaparak Amerikalıları Vietnam&#8217;dan atmayı ummaktaydı. Bunun bir sonucu olarak, Vietkong bir radyo yayını aracılığıyla saldırıdan sorumlu olduğunu ilan etse de,belli bir azınlık saldırının arkasında Khanh ve subaylarının olduğundan şüphe etti.</p>
<p>Taylor, Güney Vietnam&#8217;daki ABD ordusunun başı olan General William Westmoreland ve Saygon ile Washington DC&#8217;deki diğer subaylar, başkan Lyndon Baines Johnson&#8217;ın Kuzey Vietnam&#8217;a yapılacak misilleme hava saldırılarına izin vermesini istedi. Taylor Noel günü (25 Aralık) Washington&#8217;a &#8220;Hanoi mevcut sıkınıtlarımıza rağmen kâğıttan sandığı kaplanın hâlen dişli olduğunu görecek ve bu bölgedeki ABD etkisi artacaktır. Bazı kavgalarımız büyük ihtimalle yaptıklarımızın doğuracağı istek nedeniyle sona erecektir&#8221; diyen bir mesaj gönderdi. Taylor ABD&#8217;ye Khanh cuntasıyla kendisi arasındaki düşmanlığı sebep göstererek tek başına böyle bir harekette bulunmasını tavsiye etti.</p>
<p>Johnson, Noel günü ABD&#8217;deki danışmanlarını tartışma amacıyla Teksas&#8217;taki çiftliğine çağırdı. Dışişleri Bakanı Dean Rusk ile Savunma Bakanı Robert McNamara Johnson&#8217;a Taylor&#8217;ın önerisini reddetmesini önerdi. Johnson hava saldırısını uygulamak istemedi; çünkü Noel döneminde bir gerginliğin halkın moralini etkileyeceğini düşünüyordu. Johnson ayrıca Saygon&#8217;daki istikrarsızlık sebebiyle uluslararası toplum ve Amerikan halkının saldırının arkasında Vietkong&#8217;un olduğuna inanmayacağını ve bunun yerine yerel iç çatışmaları sorumlu tutacaklarını kaydetti. Bu Vietkong&#8217;un halihazırda sorumluluğu almış olduğu gerçeğine tersti. Johnson yönetimi yetkilileri saldırıdan dört gün sonra Vietkong&#8217;un sorumlu olduğu sonucuna vardı. Johnson herhangi bir misilleme saldırı için çok geç olduğunu, olayın üzerinden 36 saat geçtikten sonra yapılacak bir saldırının nedensiz olacağına inanıyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Taylor ve büyükelçiliğe, &#8220;Saygon&#8217;daki geniş kapsamlı karışıklıklar dikkate alındığında, halkın ABD&#8217;nin hava saldırılarına karşı tepkisinin Johnson yönetiminin Güney Vietnam&#8217;daki] bir iç krizden çıkmaya çalıştığı yönünde olacağı&#8221;nı belirten bir telgraf çekti. Johnson, Taylor&#8217;a &#8220;Her ne zaman bir askeri harekat için tavsiye alsam, bana sanki büyük çapta bir bombardıman isteniyormuş gibi geliyor. Hiçbir zaman bu savaşın havadan kazanılacağını düşünmedim&#8221; dedi. O dönemde, Johnson zaman içinde bir politika hâline gelen bir strateji olan subaylarının Kuzey Vietnam&#8217;a karşı büyük çaplı bir bombardıman önerisini kabul etmekte isteksizdi.</p>
<p>Ocak 1965&#8242;te, Vietkong gizli bir şekilde Güney Vietnam&#8217;daki üçüncü konferansını gerçekleşti ve misilleme yapamayan ABD&#8217;nin &#8220;Kuzey Vietnam&#8217;a saldırmak veya Güney Vietnam&#8217;ı korumak için gerekli iradeden mahrum olduğu&#8221; sonucuna vardı. O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnam&#8217;a silah ve asker gönderdiğini inkar etmekteydi. Gerçekte, iki taraf da birbirlerinin sınırlarından içeri sızıp düşmanca askeri faaliyetler yürüterek Cenevre Kuralları&#8217;nı ihlal etmekteydi. Bu sırada, Kasım 1964&#8242;te Güney Vietnam yönetimi basına sansür uyguladı ve komünistlerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle on gazeteyi kapattı.</p>
<p>Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı. Johnson ABD askeri danışmanları ve personelinin bölgede bulunmasının VCO&#8217;yu güçlendirmeye yeteceğini umut etmekteydi; ama Savunma Bakanlığı&#8217;ndan olan danışmanları ABD askerinin savaşması gerektiğini düşünmekteydiler.[15] Bu başkanın sivil ve askeri danışmanları arasındaki tansiyonu yükseltti, daha sonra ABD askerleri 1965 yılında savaşta yer almaya başladı. ABD Ordusu Savaş Koleji&#8217;nden David Tucker, saldırının &#8220;alışılagelmiş askeri denge için önemsiz; fakar düşmanın [Vietkong] odağında olan siyasi çaba için önemli olduğu&#8221;nu söyledi. Otel onarıldı ve komünistler 30 Nisan 1975&#8242;te Saygon&#8217;u alana kadar Amerikan askerleri orada kalmaya devam etti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;text=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;t=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&name=buzlu.org&description=Brinks+Oteli+bombal%C4%B1+sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1+1964" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçede ızdırap olayı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 16:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçede Izdırap]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[olayı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5443</guid>
		<description><![CDATA[Bahçede Izdırap, İsa&#8217;nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaşadığı olaylara verilen isimdir. Dört İncil&#8217;e göre de, Son Akşam Yemeği&#8217;nden sonra, İsa Getsemani Bahçesi&#8217;nde dua etmek için yürüyüşe çıktı. Bu yürüyüşte İsa&#8217;ya, Aziz Petrus, Aziz John ve Zebedi&#8217;nin oğlu Aziz Büyük Yakup eşlik etti. İsa diğerlerinden &#8220;bir taş uzaklığı&#8221; mesafede durdu. Kendini çok üzgün ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Bah%C3%A7ede-Izd%C4%B1rap.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5444" title="Bahçede Izdırap" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Bah%C3%A7ede-Izd%C4%B1rap.jpg" alt="" width="273" height="173" /></a></p>
<p>Bahçede Izdırap, İsa&#8217;nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaşadığı olaylara verilen isimdir.</p>
<p>Dört İncil&#8217;e göre de, Son Akşam Yemeği&#8217;nden sonra, İsa Getsemani Bahçesi&#8217;nde dua etmek için yürüyüşe çıktı. Bu yürüyüşte İsa&#8217;ya, Aziz Petrus, Aziz John ve Zebedi&#8217;nin oğlu Aziz Büyük Yakup eşlik etti. İsa diğerlerinden &#8220;bir taş uzaklığı&#8221; mesafede durdu. Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: &#8220;Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.</p>
<p>Yine de benim değil, senin istediğin olsun.&#8221;.(Matta 26:39) Kısa bir süre sonra ise ekledi: &#8220;Baba, eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.&#8221;.(Matta 26:42) Bu duayı üç kez ettikten sonra diğer duacıları kontrol ettiğinde onları uykuya dalmış buldu.</p>
<p>Bunun üzerine ise &#8220;Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür&#8221; dedi. Cennetten bir melek ona doğru indi. Izdırabı boyunca sürekli Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarına benziyordu.(Luka 22:44)<span id="more-5443"></span></p>
<p>Bellini&#8217;nin çizdiği Bahçede Izdırap (1465-1470) tablosunda, İsa, dizlerinin üstüne çökmüştür. Hemen yanında ise uyuyan Petrus, Yakup ve John vardır.</p>
<p>Bahçede Izdırap İsa ve annesi Meryem&#8217;in yaşadıkları ilk kederli gizemdir. Katolik inançlarına göre İsa dua ederken Şeytan onu dünyayı kurtarmaktan caydırmaya çalıştı. Bu bölüm İsa&#8217;nın Çilesi&#8217;nde de yer aldı.</p>
<p>Romalı Katolik geleneğinde, başkalarının günahlarının affedilmesi için ibadet eden özel duacılar ve dualar vardır. Bunların kaynağının da İsa&#8217;nın ızdırabı ve çilesi olduğu kabul edilir. Papa XI. Pius da İsa için edilen bu duaların tüm katoliklerin görevi olduğunu açıklamıştı.</p>
<p>Papa II. Jean Paul ise bu hareketleri &#8220;Tanrı&#8217;nın oğlu çarmıha gerilirken bitmeyen ölümün karşısındaki sonsuz çaba&#8221; olarak tanımladı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbahcede-izdirap-olayi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;text=Bahçede ızdırap olayı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;t=Bahçede ızdırap olayı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;title=Bahçede ızdırap olayı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbahcede-izdirap-olayi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Bah%C3%A7ede+%C4%B1zd%C4%B1rap+olay%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bahcede-izdirap-olayi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 07:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizci]]></category>
		<category><![CDATA[Flying Dutchman]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Hollandalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5449</guid>
		<description><![CDATA[Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler . Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5450" title="flying_Dutchman" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.</p>
<p>Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler .</p>
<p>Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu&#8217;nu geçeceğim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez.</p>
<p>Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.<span id="more-5449"></span></p>
<p>Hikayeye inanan onlarca denizci umit burnunu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip korsanlarına da konu olmuştur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;text=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;t=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Eski+bir+denizci+efsanesi+u%C3%A7an+Hollandal%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Casusluğun 50 temel kuralı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 05:19:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[casusluk]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi]]></category>
		<category><![CDATA[hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nelere dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[olunur]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5420</guid>
		<description><![CDATA[1-Konuştuğun insanın ağzına bakma 2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma 3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun 4-Yuvarlak cevaplar verme 5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla 6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan 7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla 8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5421" title="casus" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/casus.jpg" alt="" width="108" height="308" /></a></p>
<p>1-Konuştuğun insanın ağzına bakma<br />
2-Karşıdaki konuşurken başka şeye odaklanma<br />
3-Aşırı ilgili görünme, aksi takdirde sana soru sorulmasına sebep olursun<br />
4-Yuvarlak cevaplar verme<br />
5-Lehçe ve gramerini bulunduğun çevreye uyarla<br />
6-Lehçe farkını çözemiyorsan İstanbul Türkçesi kullan<br />
7-Vücut dilini iyi kullan, karşıdaki kişi sözlerinden çok hareketlerine odaklanıyorsa otokontrolünü kullan hareketlerini sınırla<br />
8-Sakin ya da heyecanlı davranman gereken durumları iyi analiz et<br />
9-Konuşurken belli periyotlarla çevreni izle, sıra dışı olan hareketleri hafızana işle<br />
10-Bir mekandaysan her türlü uyumsuzluğu izle, lokantada yemek yemeyen ama uzun süredir orada oturan müşteri örneği gibi farklılıkları takip et<br />
11-Konuştuğun kişiden bilgi almak amacındayken kendin hakkında bilgi verme<br />
12-Kendinle ilgili bilgi vermen gerektiğinde maske hikayeler kullan, hikayelerin tutarlı olmasını göz önünde bulundur.<span id="more-5420"></span><br />
13-Olabildiğince az maske hikaye kullan, her maske hikaye devam ettirmen gereken yalandır, konu uzadıkça daha fazla yalan söylemek zorunda kalırsın<br />
14- Karşıdaki kişinin güvenini kazandığını düşündüğün an daha ileri gitme<br />
15-Bir görüşmenin en önemli anı son dakikalarıdır, yaptığın tüm iyi işleri tek bir sözle alt üst edebilirsin, son dakikaya kadar tutarlı davran<br />
16-Eğer yeniden görüşme amacında değilsen konuyu bu şekilde bağla, ikinci bir görüşme gereği yaratacak durumlardan kaçın<br />
17-Giyim tarzın büründüğün kimlik ve karakterle tezat yaratmasın<br />
18-Arabanda ya da çantanda daima gözlük taşı<br />
19-Bağlı olduğun kurumun akredite listesinde kayıtlı olmayan hiçbir telefon numarasını sana ulaşabilmeleri için karşıdaki insana verme<br />
20-Görüştüğün insana ait bir telefon numarası ya da adresi mutlak suretle öğren<br />
21-Karşılıklı görüşmelerde siyasi akımlar ya da uzantıları üzerine fazla konuşma, herkesin bildiği kadar bildiğin izlenimi bırak<br />
22-Yakın tarih üzerine fazla konuşma, konuyu tarihi olaylarla örnekleyerek ortak değerlerde uzlaşma eğilimi yarat<br />
23-Dini konular hakkında yeterli bilgi sahibi olduğunu gerektiğinde göster ama asla uç noktalara değinme. Ortak değer yargıları ve temel İslami kurallar çerçevesinde görüş belirt<br />
24-Karşındaki kişi alenen siyasi fikrini söylerse, o fikre tezat bazı örnekleri dile getir ve bu örnekler düzeltilirse ona katılabileceğini söyle, asla sen yanlışsın deme<br />
25-Konuşmalardaki ses tonunu ortama ve konuşulan konuya göre kontrol et, ses tonunun baskın rolü ikna üzerinde etkilidir<br />
26-Yemek davetiyse sana önerilen yemeği yeme<br />
27-Halka açık mekanlar da yapılan görüşmelerde asıl konuya asla girme, karşılıklı oturabileceğin bir mekan belirle<br />
28-Bir mekana girdiğinde giriş kapısının dışında alternatif bir çıkış olup olmadığa dikkat et<br />
28-Şehir dışında sakin bir noktada buluşma ayarlandıysa mekana girerken dışarıdaki araçların tiplerine dikkat et uyumsuzlukları ve plakaları hafızana işle<br />
29-Mekandaki kişileri hem yüz hem de fiziksel olarak incele, o kişilerden her biri senin için tehdit olabilir<br />
30-Görüşme esnasında telefonun çalarsa arayan kişiyle asla konuşman gereken şeyi konuşma, alakasız konulardan bahsedip görüşmeyi geçiştir<br />
31-Futbol konuşulduğunda mutlak suretle Fenerbahçeli ol, üzerine en fazla yorum yapılan takımdır<br />
32- Senin kullandığın araca binmesi gerektiğinde aracın ruhsatını mutlak suretle gözle görülmeyecek bir yerde bulundur<br />
33-Aracında kaset, cd ya da şahsına ait evrak ya da eşya bulundurma<br />
34-Aracını gerektiğinde sert kullanmaktan çekinme<br />
35-Trafik de sinirlenme, olağan dışı durumlarda tepkini yanındaki kişiyle paylaş<br />
36-Gece yemeklerinde alkol alma<br />
37-Alkol alman gerektiğinde kendi limitini bildiğini ve aşamayacağını kibarca belirt, karşıdaki kişiye ağır ağır eşlik et<br />
38-Yemek esnasında baş dönmesi, terleme, dil sürçmesi gibi sıra dışı belirtilerin olduğunda cep telefonunun alarmını zil sesine alıp 3 dakika sonrasına kur ve çalınca biri arıyormuş gibi davran, konuşma sonunda bir yakınının vefat ettiğini ya da rahatsızlandığını söyleyerek izin iste, sana eşlik etmesine asla izin verme<br />
39-Mekandan ayrıldıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna ulaşman gerekebileceğini unutma<br />
40-Görüşmelerde zikredilen isimleri ya da numaraları unutmamak için bu isim ve numaraları<br />
cep telefonuna anlaşılır biçimde kaydet<br />
41-Görüşmelere ilişkin raporlarda aktardığın bilginin seni daima bağlayıcı bir unsur olduğunu bil<br />
42-Amirlerinden onay alamadığın ya da bilgi verme şansının olmadığı durumlarda ( tesadüfen karşılaşma gibi ) konuya ilişkin yeni gelişmeleri dinle ancak doğru hamlenin ne olduğu konusunda fikir sahibi değilsen senin tarafından henüz bir gelişme olmadığını söyleyerek konuyu kapat<br />
43-Üçüncü şahıslar yanınızda ise asla konuşma imkanı verme, ilk sözü sen söyle ve karşındakine konuşmak istemediğini daha ilk sözünle ima et<br />
44-Uzun görüşme ve mülakatlarda en çok konuşan sen olma<br />
45-Tüm kurallar bütünün birbirine bağlı olduğunu benimse<br />
46-Fevri davranışlarının grup ya da gruplarca telafi edilmesine sebep olma, tek kişilik yaşa tek kişilik iş gör<br />
47-Başarısız olacağını anladığın anda sınırlarını zorlama, bu seni hataya sevk eder<br />
48-Başarısızlıklar bireysel çalışmalarda dahi tüm bir grubundur<br />
49-Amirlerine olumlu ya da olumsuz gelişmeleri aktarırken konular içinde seçici olma bu seçimi ya da değerlendirmeyi yapmak amirlerinin takdiridir<br />
50- Var oluş amacının kutsal değerlere dayandığı gerçeğini her an hatırla.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;text=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;t=Casusluğun 50 temel kuralı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=Casusluğun 50 temel kuralı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcasuslugun-50-temel-kurali%2F&name=buzlu.org&description=Casuslu%C4%9Fun+50+temel+kural%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/casuslugun-50-temel-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milletler cemiyeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Sep 2011 16:58:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[üyeler]]></category>
		<category><![CDATA[eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yılında]]></category>
		<category><![CDATA[kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Milletler cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yakın tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5399</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı. Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5400" title="Milletler cemiyeti" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg" alt="" width="314" height="249" /></a></p>
<p>Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı.</p>
<p>Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu.</p>
<p>Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu&#8217;nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.</p>
<p>20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı&#8217;nın çıkmasını engelleyemedi. Savaş sonrası 18 Nisan 1946&#8242;da Cenevre&#8217;de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar verdi.<br />
<span id="more-5399"></span><br />
Her savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktaydı.</p>
<p><strong>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Mahiyeti ve Organları</strong></p>
<p>Milletler Cemiyeti Sözleşmesi&#8217;nin başlangıç bölümünde, cemiyetin genel amaçları ile üyelerinin yüklendikleri sorumluluklar şöyle belirlenmiştir:</p>
<p>Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek.</p>
<p>Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise:</p>
<p>Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktı (Madde 1).</p>
<p>Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşacaktı (Madde 2).</p>
<p>Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ediyorlardı (Madde 8).</p>
<p>Cemiyet, üyeleri arasındaki çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey&#8217;de inceleyecekti (Madde 12).</p>
<p>Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşme&#8217;nin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktı (Madde 21).</p>
<p>Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecekti (Madde 22).</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Başarısızlık Sebepleri</p>
<p>Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi.</p>
<p>Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu.</p>
<p>Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu.</p>
<p>Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya&#8217;ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti&#8217;ni etkisiz duruma getiren nedenler arasında sayılabilir.</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması.</p>
<p>Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Milletler Cemiyeti&#8217;ne Bakışı</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin müzakere edildiği dönemde Tükiye&#8217;nin uluslararası ilişkilerde varlık gösterebilecek bir siyasi durumu yoktu. Cemiyet kurulduğunda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. 14 Kasım 1922&#8242;de İsmet Paşa Lozan Konferansı&#8217;nda bir açıklama yaparak barış antlaşması sonrasında Türkiye&#8217;nin Cemiyet&#8217;e üye olmaktan memnun olacağını ifade etmiştir.</p>
<p>Ancak Musul sorununun devam etmesi nedeniyle Türkiye üye olmamış, bu sorunla ilgili olarak Cemiyet&#8217;in verdiği karar da Cemiyet&#8217;e karşı olumsuz düşüncelerin artmasına yol açmıştır.</p>
<p>Ancak gene de Türkiye Milletler Cemiyeti&#8217;nin konferansalarına ve silahsızlanma komisyonuna katılmış, teknik ve insani etkinliklerine ilgi göstermiştir. Türkiye MC&#8217;ye daha sonra üye olmuştur.(18 Temmuz 1932)
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;text=Milletler cemiyeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;t=Milletler cemiyeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=Milletler cemiyeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&name=buzlu.org&description=Milletler+cemiyeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük İstanbul depremi 1509</title>
		<link>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 06:34:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[1509 Büyük İstanbul Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[ölüler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[eski depremler]]></category>
		<category><![CDATA[II. Bayezid]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5395</guid>
		<description><![CDATA[1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi&#8217;nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509&#8242;da 6.9 şiddetinde olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır. Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul&#8217;da, aralarında Osmanlı hanedanınından bazı kişilerin de bulunduğu 4000&#8242;den fazla kişi ölmüş, 1000 ev tamamen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/1509-istanbul-depremi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5396" title="1509-istanbul depremi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/1509-istanbul-depremi.jpg" alt="" width="299" height="360" /></a></p>
<p>1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi&#8217;nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509&#8242;da 6.9 şiddetinde olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul&#8217;da, aralarında Osmanlı hanedanınından bazı kişilerin de bulunduğu 4000&#8242;den fazla kişi ölmüş, 1000 ev tamamen yıkılmıştır.</p>
<p>Depremde; Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescid yıkılmıştır.<span id="more-5395"></span></p>
<p>İstanbul ve Pera&#8217;nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Zelzele, tsunami&#8217;ye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul&#8217;daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.</p>
<p>Deprem, Edirne, Gelibolu, İznik&#8217;te de önemli hasarlar meydana getirmiştir. Yunanistan&#8217;dan Nil Deltası&#8217;na (Mısır) kadar geniş bir bölgede hissedilmiştir.</p>
<p>Artçı depremler aylarca sürmüş ve birçoğu çok geniş alanlarda hissedilmiştir. 10 Eylül 1509 depreminden sonra II. Bayezid, imparatorluğun her bölgesinden toplattığı 66.000 işçi, 3000 ustabaşı ve 11.000 asistanı görevlendirerek, imar işlerini başlatmıştır. Ayrıca, halktan deprem için özel bir vergi toplatmış, ve Mart-Haziran 1510 tarihleri arasında hasarlar tamir edilmiştir.</p>
<p>İstanbul&#8217;u ve çevresini etkileyen 10 Eylül 1509 depremi ve takip eden artçı depremler şunlardır;</p>
<p>İstanbul (10 Eylül 1509)<br />
Edirne (26 Ekim 1509)<br />
Edirne (16 Kasım 1509)<br />
Edirne (Mart 1510)<br />
İstanbul (10 Temmuz 1510)<br />
Edirne (26 Mayıs 1511)<br />
İstanbul (1512
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbuyuk-istanbul-depremi-1509%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;text=Büyük İstanbul depremi 1509&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;t=Büyük İstanbul depremi 1509">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;title=Büyük İstanbul depremi 1509&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbuyuk-istanbul-depremi-1509%2F&name=buzlu.org&description=B%C3%BCy%C3%BCk+%C4%B0stanbul+depremi+1509" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/buyuk-istanbul-depremi-1509/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün sözleri,vecizeleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 20:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[konu]]></category>
		<category><![CDATA[lafları]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[ne demiş]]></category>
		<category><![CDATA[sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[vecizeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5370</guid>
		<description><![CDATA[“Ben gerektiği zaman, en büyük armağanım olmak üzere, Türk ulusuna canımı vereceğim.” “Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır: Yenmek, yenilmek.” “Tarih olaylarının oluşu sırasında, bazen fizyolojik arızalar önemli rol oynar Doğaya, engel olur ya da yardım eder.” “İnsan daha başlangıçtayken sona erdiğini öne sürerse, dünyanın en derin dalgıları içine kendisini gömülmüş [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/08/atat%C3%BCrk.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5371" title="atatürk" src="http://www.buzlu.org/images/2011/08/atat%C3%BCrk.jpg" alt="" width="289" height="385" /></a></p>
<p>“Ben gerektiği zaman, en büyük armağanım olmak üzere, Türk ulusuna canımı vereceğim.”</p>
<p>“Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır: Yenmek, yenilmek.”</p>
<p>“Tarih olaylarının oluşu sırasında, bazen fizyolojik arızalar önemli rol oynar Doğaya, engel olur ya da yardım eder.”</p>
<p>“İnsan daha başlangıçtayken sona erdiğini öne sürerse, dünyanın en derin dalgıları içine kendisini gömülmüş görür.”</p>
<p>“Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.”</p>
<p>“Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı iş kendi kendine yürür.<span id="more-5370"></span></p>
<p>“Bu ulus, bu ülke yeni rejim üzerinde dünyanın en makul varlığı olacaktır. Ben bunu kendi gözümle görmeden ölmeyeceğim.”</p>
<p>“Sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.”</p>
<p>“Benim başkalarından ayrı olduğuma dair bir yasa yoktur.”</p>
<p>“Beni görmek, herhalde yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve duyuyorsanız bu kafidir.”</p>
<p>DEVRİMCİLİĞİ VE DEVRİMLERİ</p>
<p>EĞİTİMDE DEVRİM</p>
<p>“Hiç bir zaman hatırımızdan çıkmasın ki Cumhuriyet sizde Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. ”</p>
<p>“Bu yurdun sahibi ve topluluğumuzun temel öğesi köylüdür. İşte bu köylüdür ki bu güne dek eğitim ve öğretim nurundan yoksun bırakılmıştır. Bundan dolayı, bizim izleyeceğimiz ulusal eğitim siyasetinin temeli, önce var olan bilgisizliği gidermektir.”</p>
<p>“Eğitim ve öğretimde uygulayacağımız yöntem, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir baskı aracı yahut uygar bir zevkten çok maddi yaşamda başarılı olmayı sağlayan pratik ve kullanmaya elverişli bir araç haline getirmektir. ”</p>
<p>“Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenlerden, eğiticiden yoksun bir ulus henüz ulus adını alma yeteneğini kazanamamıştır. Ona görüle gelen bir kütle denir, ulus denemez. Bir kütle ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki bir toplumu gerçek ulus haline koyarlar. ”</p>
<p>“Düşünce gelişmesine olduğu gibi, beden gelişmesine de önem vermek ve özellikle, ulusal karakteri derin tarihimizin esinlettiği yüksek derecelere çıkarmak gerekir.”</p>
<p>“Her çeşit spor çalışmalarını, Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana öğelerinden saymalıdır. ”</p>
<p>“Türk dilinin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet örgütümüzün, dikkatli, ilgili olmasını isteriz.”</p>
<p>“Dil kurumu en güzel ve verimli bir iş olarak türlü bilimlere ait Türkçe terimleri saptamış ve böylece dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. ”</p>
<p>“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtacak bir nitelik kazanabilir.”</p>
<p>DEVRİMCİLİĞİ VE DEVRİMLERİ</p>
<p>DEVRİM VE UYGARLIK</p>
<p>“Halk ile çok temasım vardır. O saf kütle bilemezsiniz ne denli yenilik yanlısıdır! ”</p>
<p>“Türk’leri yüzyıllardır izlediği hareket, sürekli bir yönde oldu: Biz, daima Doğudan Batıya yürüdük.”</p>
<p>“Bugüne dek kazandığımız başarılar, bizi ancak, ilerleme ve uygarlığa doğru yol açmıştır. Yoksa ilerleme ve uygarlığa henüz ulaştırmış değildir. Bize ve torunlarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duralkamadan ilerlemektir. ”</p>
<p>“Dağları delen, göklerde uçan, moleküllerden yıldızlara kadar her şeyi gören, aydınlatan, inceleyen uygarlığın gücünün ve yüceliğinin karşısında Orta Çağ anlayışıyla, ilkel boş inanlara yürümeye çalışan uluslar mahvolmaya ya da hiç olmasa esir ve alçalmış olmaya mahkûmdurlar. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti halkı yenileşmiş ve gelişmiş bir kütle olarak sonsuz yaşamaya karar vermiş, esirlik zincirlerini ise tarihte görülmemiş hakramanlıklarla parça parça etmiştir. ”</p>
<p>ULUSUNA GÜVENİ</p>
<p>“Binim için en büyük korunma noktası ve yardım kaynağı ulusumun bağrıdır. ”</p>
<p>“Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk ulusuna canımı vereceğim.”</p>
<p>“Ben 1919 yılı Mayıs ayı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk ulusunun soyluluğunda doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben bu ulusal güce, bu Türk ulusuna güvenerek başladım.”</p>
<p>“Benim değersiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat, Türkiye Cumhuriyeti Sonsuza dek var olacaktır ve Türk ulusu güven ve mutluluğunu sağlayan ilkelerle uygarlık yolunda duraksamasız yürümeye devam edecektir. ”</p>
<p>“Giriştiğimiz bütün işlerde ulusumuzun yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca kılavuzumuz ve başarı kaynağımız olmuştur. ”</p>
<p>“Ben ve benim gibi sevdiğinize kuşku olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yaptık. Bu konuda bize cesaret veren siz ve sizi meydana getiren büyük yürekli analarınız, babalarınız ve bu ulustur. ”</p>
<p>“Önemli bir görevin yapılmasında benden önce girişimci ulus olmuştur. Benim şu ya da bu nedenle geciktirdiğim önemli görevi ulus bana hatırlatmış ve yaptırmıştır. Bunu ulusun ortak ruhundaki yücelik ve olgunluğa parlak bir örnek olarak belirtmeliyim.”
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-sozlerivecizeleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/&amp;text=Atatürk&#8217;ün sözleri,vecizeleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/&amp;t=Atatürk&#8217;ün sözleri,vecizeleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/&amp;title=Atatürk&#8217;ün sözleri,vecizeleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fataturkun-sozlerivecizeleri%2F&name=buzlu.org&description=Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+s%C3%B6zleri%2Cvecizeleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ataturkun-sozlerivecizeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

