Tem 17

Bir elektrik devresi üzerinden bir telefon konuşmasının yapılması sırasında meydana gelen olaylar şöylece sıralanabilir:
1. Ses enerjisi mekanik enerjiye dönüşür.
2. Mekanik enerji elektrik enerjisine dönüşür.
3. Elektrik enerjisi nakledilir.
4. Karşı tarafta elektrik enerjisi manyetik enerjiye dönüşür.
5. Manyetik enerji mekanik enerjiye dönüşür.
6. Mekanik enerji ses enerjisine dönüşür.
Elektrik titreşimlerinin iletkenlerdeki yayılma hızı esas titreşimlerinin havadaki yayılma hızından bir kaç yüz bin kere daha fazla olduğundan (200-300 bin km/sn mertebesinde) telefon ile konuşanlar, aradaki uzaklığa rağmen, karşı karşıya bulunuyorlarmış hissine sahiptirler. Telefon sistemi üç ana görev yapar.
İki abone arasında konuşma irtibatını sağlar ve aboneler arasında çağırma, meşgul çevirme, ses sinyalleri üretir. Otomatik olmayan manyetolu telefonlarda bu işlemler elle yapılır.
Devamını Okuyun.. »
Tem 06

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.
Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.
VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM
Kaya yapısı:
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diğer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de ( 10 milyon yıl önce) başlayıp, holosen’e (Günümüze) kadar sürmüştür.
Devamını Okuyun.. »
Haz 27

Vietnam, 1989 yılının eylül ayında Kamboçya’dan çekildi. O zamandan beri, bir barış planını uygulamaya koymaya dair girişimler oldu ancak bu konuda yavaş ilerleniyor. Angkor, Kamboçya’nın kuzeybatısında, Siemreab kentinin 4 mil kuzeybatısındadır.
Hindu mimarisinin dünyadaki en etkileyici örneği, bu dinin doğduğu yer olan Hindistan’da değil, 12. yüzyıl tanrı-kral II. Suyarvarman’ın yaptırdığı Angkor Wat tapınağının bulunduğu Kamboçya’da görülebilir.
Hindu tanrısı Vishnu’ya adanan yapı, Suyarvarmnan’ın kendisine özel yaptırdığı mabet ve cenaze anıtı. MS 10. - 13. yüzyıl arasında krallığı idare eden Kamboçya’nın Khmer yöneticileri Vishnu’nun kendi bedenlerinde yeniden doğduğuna inandı. Angkor Wat, kralın ruhunun dolaştığı cennetsi bir saraydı.
Devamını Okuyun.. »
Haz 24

11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
20 Mart 1950′de Roma’da imzalanan Sözleşme, 3 Eylül 1952′de yürürlüğe girdi. Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954′de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)
Sözleşme metni, 21 Eylül 1970′de yürürlüğe giren 3 no’lu Protokol’un 20 Aralık 1971’de yürürlüğe giren 5 no’lu Protokol’un ve 1 Ocak 1990′da yürürlüğe giren 8 no’lu Protokol’un düzenlemelerine uygun olarak değiştirilmişti ve ayrıca, yürürlüğe girdiği 21 Eylül 1970′ten bu yana 5. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak Sözleşme’nin bir parçası olan 2 no’lu Protokol’un metnini içermekteydi. Protokolların getirdiği bütün bu değişikliklerin veya eklemelerin yerini, yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998’den itibaren 11 no’lu Protokol aldı. Bu tarihten itibaren, 1 Ekim 1994’te yürürlüğe giren 9 no’lu Protokol yürürlükten kaldırıldı.
Devamını Okuyun.. »
May 05

Akraba evliliği, olgusu, tıp bilimlerindeki çalışmaların ilerlemesiyle birlikte, toplumun gündeminde daha çok ilgilenilen bir konudur. Akraba evliliği, aslında, kökleri tarihte olan olgu olduğu için kültürel hayattaki görünümleri dilde, edebiyatta, halk biliminde oldukça yaygındır. Beşerî bilimlerin konuları, yapıları nedeniyle, diğer bilimlerin ve teknolojilerin konularıyla ortak alanlar oluşturabilmekte, yeni disiplinler ortaya çıkmaktadır. Akraba evliliği bağlamında da durum böyle bir görünüm sergilemekte, tıp sosyolojisi, tıp antropolojisi gibi alanlar şekillenmektedir. Tıp bilimleri, akraba evliliğinin sakıncalarına deyinse de, Türkiye’de ve diğer bazı kültürlerde akraba evliliğinin uzunca bir süre daha geçerli olacağını hesaba katmak gerekir.
Akraba evliliği doğrudan “akraba”, “aile” olguları ile ilgilidir, bu konulardaki tanımlar, yaklaşım biçimleri dil dünyası zenginliği ile bilimsel akıl yürütmelere ve açıklamalara olanak vermektir. Bu yazıda akraba evliliği ile ilgili belli başlı kavramlara, tıp sosyolojisi için çağrıştırdıklarına deyinilecek ve okuyucu için küçük bir kaynakça verilecektir.
Devamını Okuyun.. »
Nis 26

İLK ALET YAPILDI
Peygamber Isa’nin dogumuna 2.198.427 yıl kala, su günlerde Asya Kitasi’nda sonradan Çin adini alacak olan bölgede ilk alet yapiminin gerçeklestigi haber alinmistir. Homo Faber ( alet yapan insan ) adini alan ilk alet yapimini gerçeklestiren kisi muhabirimize su açiklamada bulunmustur: Geçen gün çakmak tasindan yapilmis el baltam ile topragi kaziyordum.
Amacim toprak altindan bazi bitki köklerini çikarip yemekti. El baltamin kenarindaki bir çikinti avucumun içini acitiyordu. Iste o parçayi bir baska tasin yardimiyla kirarak ilk kez tasa bir sekil verdim. Yaptigim isin bu denli önemli oldugunu bilmiyordum. Bu olaydan sonra klandaki akrabalarim bana Homo Faber demeye basladilar. Homo Faber, bu açiklamasindan sonra çevresinde toplanan kalabaliga ilk aleti nasil yaptigini bikmadan defa arca anlatti ve gururla yaptigi ilk aleti gösterdi.
Homo Faber için küçük ama insanlik için büyük bir adim olduguna inandigimizdan olayi antropologlara sorduk: Ilk aletin yapilmasi konusunda görüslerini aldigimiz antropologlar, bu olayla “ insanin hayvanlar dünyasindan ayrildigini ve insan olma yolunda çok önemli bir adim atildigini “ ifade ettiler. Asagida alet yapilmasi ile ilgili pratik bilgiler yer aliyor.
Devamını Okuyun.. »
Nis 14

Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır.
Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister.
Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.
Devamını Okuyun.. »
Şub 29

Kutuplardaki buzların hepsi erirse dünya yüzeyindeki deniz seviyesinin ne kadar yükseleceğini hesap etmek geometri ve matematik yardımıyla oldukça kolaydır ama yükselen suların karalar üzerinde ne kadar yer kaplayacaklarını hesaplamak pek kolay değildir. Karaların kıyı şekilleri ve kıyıdan itibaren yükseklikleri ve eğimleri o kadar farklıdırlar ki ancak yaklaşık değerler elde edilebilir.
Yeryüzünde toplam 37,5 milyon kilometreküp hacminde buz tabakası vardır. Su buzdan biraz daha yoğun olduğundan, buzun tamamen erimesi sonucu ortaya 33 milyon kilometreküp su çıkar.
Okyanusların yüzölçümü 363 milyon kilometrekaredir. Eğer bu yüzey alanını sabit yani yükselen deniz seviyesinin karalara doğru yayılmadığını kabul edersek, buzların önemli bir kısımlarının da zaten su altında olduklarını hesaba kattığımızda, bu ilave su kütlesi sonucu deniz seviyesinin 90 metre civarında yükseleceği ortaya çıkıyor.
Devamını Okuyun.. »
Şub 25

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 000 fotoğraf getirdiler.
Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler?
Devamını Okuyun.. »
Şub 09

1725 yılında yazılan bu vasiyetname 1738Yılında Açıklanmıştır.
Bütün evlatlarım, birbirini takiben, Avrupa ülkelerinde hükümran olacaktır., zira Avrupa’nın bütün devlet kuruluşları köhnemiş ve ihtiyarlamıştır. Fakat Rus Saltanatı inkişaf halindedir, biz bu inkişafı aklımızla bulmuşuz. Gelecek nesillerimizin elinde bir “talimat” niteliğinde olsun diye, ben “Vasiyetnamemi” aşağıdaki vasiyet şeklinde yazdım.
1-Rus devleti daima dengeli savaş şartları hazırlamalı ve bu hazırlığın Rusya’nın terakkisine sebep olması için çalışılmalıdır.
2-Savaş dönemlerinde Avrupa’dan mümkün olduğu kadar harp sergerdelerini, sulh zamanında ise, ilim adamlarını Rusya’ya celbetmeli.
3-Avrupa ülkeleri arasında fitne-fesat türetmek, aralarında zıddiyet yaratmak ve bu işte onlardan biri ile işbirliği içinde olmak lazımdır. Özellikle Alman halkı arasındaki kaynaşma ve kargaşalıklarda faal bir yer tutmaya çalışmalı. Zira onlar bizimle hemhudut ve bize bitişiktir.
Devamını Okuyun.. »