|
Mar
16
|

Albert Einstein (1879-1955), yirminci yüzyılın en büyüklerindendi. O, sağduyuya dayanan köhne inançlarımıza, insan aklının en kapsamlı saldırısını yöneltti. Bize,uzaklığın ve zamanın göreli olduğunu gösterdi. Işığın, paket paket yayıldığını, yani kuantum denen enerji paketçiklerinin varlığını gösterdi. Bizi düşsel yerlere bilimsel gezilere çıkardı. Kimi zaman Güneş’ e götürdü bizi, kimi zaman asansörde tehlikeli deneylerin kobayı yaptı . Ama onun büyük öngörüleri doğrulandı. O, ‘önce deney ve gözlem, sonra kuram’ diyen eski bilimsel çalışma yöntemine’ son ve büyük darbeyi indirdi. Önce hesap yaptı, tahminde bulundu. Deney arkadan geldi. Ve deney, Einstein’i destekledi. Ne büyük bir onur: O, gerçek bir deha idi.
Özel görelilik, iki temel önermeye dayanır:
1. Hareket görelidir.
2. Evrendeki en yüksek ve mutlak hız, ışığın hızıdır.
Bizler,gündelik yaşamda, düşük hızlar dünyasında yaşarız. Einstein,bizi yüksek hızlar dünyasına götürür. Işık ışınına bindirir ve gezdirir. O zaman anlarız ki yüksek hızlarda zaman “yavaşlar” ve de uzunluklar “kısalır”. Böylece uzayın ve zamanın mutlak olmadığını öğreniriz. Işık,enerjinin bir biçimidir,hem en yüksek hızlı foton akımı olmanın yanı sıra elektromanyetik dalgadır da. Zaman konusunda ünlü ikizler paradoksunu göreceğiz. Özel göreliliğin doğa,uzay ve zaman kavramlarımızda yarattığı büyük dönüşümü öğreneceğiz.
Genel görelilik, uzay-zamandan oluşan dört boyutlu bir evren modelini sunar.
Genel görelilik, her şeyden önce bir çekim kuramıdır;ama uzayın eğriliğinden ileri gelen bir çekim…Uzay,zamanı da içine alan bir dört boyutludur ve yoğun kütle tarafından bükülmüş,eğrilmiştir. Kuantum etkilerinin belirsizliği, çok küçük ölçeklerde anlamlıdır; genel görelilik ise çok büyük ölçeklerdeki uzay-zaman yapısıyla ilgilidir. Işığın doğrusal yolla yayılmadığını,Güneş gibi büyük kütleli yıldızların çevresinden geçerken büküldüğünü göreceğiz. Genel görelilik,1970lerden itibaren bilimin gündeminde ilk sıralara tırmandı. Evrenimiz genişliyor;bunu genel görelilik öngörebiliyor. Büyük Patlama ve karadelikler kuramları genel görelilik temelli kuramlardır. Hawking,genel görelilikle ilgili olarak şöyle der: “Einstein’ın çok sayıda deneyle uyum gösteren görelilik kuramı, zaman ve uzayın birbiriyle ayrılmaz biçimde bağlı olduğunu kanıtlar. Uzay, zaman olmaksızın bükülemez. Bu nedenle zamanın bir şekli vardır.”
(Ceviz Kabuğundaki Evren,s:33)
Genel göreliliğin 1970′lerde bilim dünyasında yeniden doğuşu ve Evrenin evrimi konusu,bazı insanların bu kurama yönelik felsefi eleştirilerini artırmasına da yol açtı.
Aklın İsyanı adlı kitabın yazarları aynen şöyle yazıyorlar: “Elde ettiği başarılara rağmen,genel görelilik teorisinin yanlış olma olasılığı halen vardır. Özel göreliliğin tersine,genel görelilik için gerçekleştirilen deneysel testlerin sayısı çok değildir. Bugüne dek,teori ile gözlenen olgular arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamış olsa da,nihai bir kanıt henüz yoktur.”(Alan Woods-Ted Grant, Aklın İsyanı,Tarih Bilinci yay(Ocak 2001),Çev:Ömer Gemici-Ufuk Demirsoy, s: 172) Burada hem doğa yasalarıyla hem de Genel Görelilikle ilgili yanlışlar dile getiriliyor. Bilimde “nihai kanıt” diye bir şey yoktur. Bu konuyu Bilimin kesinsizliği dosyasında ayrıntısıyla tartışacağım. Genel görelilik,girdiği her testten başarıyla geçmiş bir kuramdır. O konuda kuşkusu olan bilim insanları değil, orada kendi “inançları”nı bulamayanlardır.
Einstein’in genel göreliliği, klasik teori olarak isimlendirilen bir şeydir; yani belirsizlik ilkesini kapsamaz. Bu nedenle genel göreliliği, belirsizlik ilkesiyle bileştiren yeni bir kuram bulunması gerekir. Çoğu durumda, bu yeni kuramla klasik genel görelilik arasındaki fark çok küçük olacaktır. Bunun nedeni, daha önce belirtildiği gibi, kuantum etkilerinin kestirimde bulunduğu belirsizliğin yalnızca çok küçük ölçeklerde olması, genel göreliliğin ise çok büyük ölçeklerde uzay-zaman yapısıyla ilgilenmesidir. Ancak Penrose ve benim kanıtladığımız tekillik teoremleri uzay zamanın çok küçük ölçeklerde son derece eğrilmiş olacağını gösteriyor. O zaman belirsizlik ilkesinin etkileri çok önemli olacaktır ve bazı dikkate değer sonuçlara işaret eder görünmektedir.
Einstein’in kuantum mekaniği ve belisizlik ilkesi ile problemlerinin bir kısmı, onun, bir sistemin belirli bir geçmişi olduğu şeklinde sağduyuya dayanan düşünceyi kullanmasından ileri gelmektedir. Bir parçacık ya bir yerdedir ya da başka bir yerde. Yarısı bir yerde, yarısı diğer yerde olamaz. Benzer şekilde astronotların Ay’a ayak basması gibi bir olay ya olmuştur ya olmamıştır. Yarı olmuş olamaz. Bu insanın biraz ölü veya biraz hamile olmaması gibidir. Ya öylesiniz ya da değilsiniz. Fakat eğer bir sistemin belirli t ek bir geçmişi varsa belirsizlik ilkesi parçacıkların bir defada iki yerde olması veya astronotların yalnızca yarı Ay’da olmaları gibi her türlü paradoksa yol açar.
(S. Hawking, Kara Delikler Ve Bebek Evrenler S: 81-82)
Uzay teleskopu Hubble, Dünya’ dan 593 kilometre ötelerde uzayı bizim için gözetliyor.
Kütle Çekimi Nedir?
Newton’ un dehası, kütle çekim yasalarını bulmaya yetti. İki madde, birbirlerini kütleleriyle doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak çeker. Einstein, bunlarda düzeltmeler yapılmasını sağladı. İlginçtir çok eski zamanlardan bu yana tanınan yer çekimi (daha genel olarak her kütlenin birbirini şu ya da bu kuvvetle çekmesi) insanoğlunun hâlâ açıklayamadığı bir olgu olarak duruyor. Cisimlerin yere doğru düşmesini nasıl açıklayabiliriz?
İki açık uçlu boruyu, aynı doğrultuda yan yana koyalım. Borular içinde aynı anda bir patlama tepkimesi gerçekleştirelim. Oluşan gazlar her borunun uçlarından dışarıya doğru püskürür. Bu durumda borular, nasıl hareket eder? Borular birbirini çeker. Bunu nasıl açıklayabiliriz? Patlamayla birlikte borular arasında bir yüksek basınç bölgesi oluşur, buna bağlı olarak bölgeye gaz akışı azalır. Boruların karşıt uçlarındaki püskürmelerin tepmeleri sonucu borular birbirine doğru itilir. Tıpkı bir silah namlusundan çıkan merminin yarattığı geri tepme gibi.
Şimdi bütün yönlerde graviton denen mermiler atan iki cisim düşünelim. “Bütün yönlerde” açıklamasına dikkat ediniz. Çünkü kütle çekim yasası, küre yüzeyinin her noktasından çıkan her doğrultuda etkilidir. Öte yandan kütlesel çekim, iki cismin merkezini birleştiren doğrultuda en yüksektir. Çünkü kütlesel çekim, uzaklığa bağlıdır. Ters yönlerde dışarı atılan gravitonların geri tepmesi iki cismi birbirine doğru yaklaştırır.
Eğer bu anlattığımız model doğruysa gravitonlar, yani kütle çekim alanının kuantumları bir kütleye ve enerjiye sahip olmalı; yani graviton salan her cisim, kütle ve enerji kaybetmelidir. Bu konuda ilk olarak Prof. D. İvanenko bir şeyler söyledi. Çarpışan iki graviton nasıl bir sonuç verir? Belki de elektron ve pozitron gibi bir parçacık ve anti-parçacık çifti oluşturabilir. Bu varsayıma göre bu parçacık çiftleri bir yerlerde buluşarak gravitonlara da dönüşebilir. Ama bu iki dönüşüm çok büyük enerjilerle olabilir. Bu nedenle bu dönüşüm olasılığı pek zayıftır. Peki bir cisim, kendiliğinden gravitonlar yayıyor olmasın? Evet bu daha olası. Her bir graviton, bulunduğu parçacık kütlesinden bir kısmını alıp götürür. Gravitonların enerjileri bilinirse, bir parçacığın yarıya kadar küçülmesi için geçecek zaman hesaplanabilir. Bir başka deyişle maddenin kütlesel çekim alanına bozunması sırasındaki yarı-ömrü hesaplanabilir. Böyle hesaplar yapılmış milyarlarca yıl değerleri elde edilmiştir.
Diğer hesaplar, gravitonun kütlesini 5x 10-66 gram ve enerejisini 5×10-45 erg değerinde vermektedir. Bir protonun kütlesel çekim alanına bozulması yarı-ömrü 10 milyar dolayındadır. Gravitonun yoğunluğu ile protonunki aynı sayılırsa gravitonun yarıçapı 2×10-27 santimetre kadardır. Protonun yarıçapı 1.5×10 -13 santimetre olduğundan proton yanında graviton, Dünya üzerindeki bir toz zerresi gibidir.
Özel görecelik kuramının sonuçları arasında hiç bir fiziksel etkinin ışıktan daha hızlı yayılamayacağı saptaması vardır. Işık, Dünya’ dan Ay’ a gitmek için bir saniye, Güneş’ e gitmek için sekiz dakika, bir galaksiden diğerine gitmek için milyonlarca yıl kastetmektedir. Böyle olunca kütle çekim kuvveti denen şey nedir? Dünya’ nın Ay üzerinde yaptığı etki, ışık hızıyla yayılıyorsa kuvveti belirleyen uzaklık, etkinin çıkış anında Dünya’ yı Ay’ dan ayıran uzaklık mıdır; yoksa etkinin Ay’ a varış anıdaki uzaklık mıdır?
Her şey bir yana bu etki nedir?
Özel görelilik kuramı, ışığın hızını, birbirine göre düzgün bir hareketle yer değiştiren bir gözlemciler takımı için aynı olduğunu kabul etmişti. Gözlemcinin hareketindeki herhangi bir ivme, önsel olarak gözlemcinin evreni tanıma biçimine etki yapabilir. Bu ivme acaba nasıl işe karışacaktır? Bu soruyu yanıtlamak için, yalnızca mantığa dayanmak gerekir. Çünkü bu türlü etkileri deneysel biçimde açığa çıkarmak çok güçtür. Einstein soruna en kestirme yönden yaklaştı. Sonsuz sayıda olanaklar içinde bir ivmenin etkisinin ne olabileceğini araştırmak yerine o asıl ivme yokluğunun nasıl belirtilebileceğini aramaya koyuldu. Ama olanaklı gözlemcilerden bir tanesinin hangisi olduğunu belirtecek güçte miyiz? Yeryüzünde bulunan bir gözlemci kuşkusuz işimize yaramaz, çünkü Dünya’ nın Güneş’ e göre hareketi ivmelidir. Güneş’ in de Samanyolu galaksisine, onun da öteki galaksilere göre ivmeli hareketi vardır.
Görelilik Doğarken Ölmek: Ne Yazık!
Einstein, Zürich Teknik Üniversitesine girdiğinde Hermann Minkowski gibi büyük bir matematikçi o üniversitede ders veriyordu. Einstein, onun derslerini sıkıcı buluyordu gerçi ; ama kendisi matematik özünü Minkowski’ den aldı.
Uzayın iki noktası arasındaki uzaklık dendiğinde zihnimizde canlanan ilk şey, Öklid uzayı için geçerli tanımdır. Öklid uzayı ve bu uzay için geçerli olan uzaklık tanımı, aynı zamanda günlük deneyimlerimizin ve sağ duyumuzun bizi tereddütsüz kabul etmeye zorladığı, bize son derece “doğal” gelen kavramlardır. Hatta bu kavramlar bizim için o kadar ” doğal” dır ki, fiziğin daha farklı özellikleri olan ve daha farklı bir uzaklık temelinde yeniden inşa edilmesi düşüncesini belirli bir direnç göstermeden kabul edemeyiz. Oysa özel görelilik kuramı tam da böyle bir gerçekliği bize sunmaktadır. Sağ duyunun yeterli olmadığını, en azından Güneş’ in Dünya etrafında değil, Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü biliyoruz. Öklid uzayı, homojen, izotrop ve düz bir uzaydır. Özel görelilik kuramının ortaya atılmasından üç yıl sonra, 1908′de, H. Minkowski, uzay ve zamanın yanyana konduğu değil, kaynaşıp bir bütün oluşturduğu bir yapı ortaya koydu. Ve o Minkowski ki, ölüm döşeğinde “Rölativite (görelilik) doğarken ölmek. Ne yazık ! ” diyecekti.
Zamanın bağımsız bir değişken olarak uzay eksenlerinin yanında ayrı bir eksenle gösterilmeye başlamasının tarihi, Galile’ ye kadar uzanır. Bilindiği gibi zamanın uzaydan farklı bir karakteri vardır. Uzayın noktaları aynı anda hep birlikte varolurken, zamanın noktaları birbirinin ardı sıra vardır. Yani uzayın noktaları arasında bir “eşanlı bitişiklik” ilişkisi, zamanın noktaları arasında ise bir “ardışıklık” ilişkisi vardır. Zamanın bu özelliği göz önünde bulundurulduğu sürece bir doğruyla gösterilmesinin sakıncası yoktur. Fakat zamanın bu özelliğinin unutulması ve zamana kendini temsil etmekte kullanılan bir uzay doğrunun özelliklerinin atfedilmesi tehlikesi her zaman vardır.( Bilim ve Mühendislik s: 127-128) Zamanın uzayla kaynaştırılması zamanın uzaysallaştırılması anlamına gelemez; zaman mutlaklığını kaybetse de, zamanın temelinde yer alan ardışıklık ilişkisinin kendisi mutlak karakterini korur.
Einstein’ den önce evren, genellikle, sonsuz bir uzay denizinde yüzen madde adası olarak düşünülürdü. Uzay, bitimsizdi. Oysa Newton yasası, maddenin düzenli olarak dağıldığı sınırsız bir evreni yasaklıyordu; çünkü evren sınırsız olursa, sonsuza dek uzanan madde kütlelerinin toplam çekim gücü de sonsuz olacaktı. Bundan başka, insanın güçsüz gözüne, Samanyolu’ nun ötesinde uzay ışıkları gittikçe seyrekleşiyor, dipsiz boşluğun uzak sınırlarında tek tük dağılmış deniz fenerleri gibi görünüyordu. Fakat evreni bir madde adası gibi düşünmek de zorluklar çıkarıyordu. Böyle bir evrenin içindeki madde miktarı uzayın sonsuzluğuna oranla o kadar küçük kalıyordu ki, galaksilerin hareketini yöneten dinamik yasaları bu maddeyi bulut damlacıkları gibi dağıtır, evren bomboş kalırdı.
Uzay
Uzay nedir? Uzay, boşluk mudur? Uzay nasıl eğrilebilir? Uzayın eğriliği ile kastedilen nedir?
Einstein, evrenin geometrisinde yanıldığımızı anladı. Örneğin iki paralel ışığın uzayda hiç kesişmeden gideceğini sanırız. Çünkü Öklid geometrisinin sonsuz düzleminde paralel çizgiler kesişmez. Doğrunun iki nokta arasındaki en küçük uzaklık olduğunu söyleriz.
Bir zamanlar insanoğlu, Dünya’ nın düz olduğunu düşünürdü. Bugün Dünya’ nın yuvarlak olduğunu biliyoruz. İzmir ile New York arasındaki uzaklık düz bir yol değil, bir çember yayıdır. Dünya söz konusu edildiğinde bile Öklid geometrisi geçerli değildir. Ekvator’ un iki noktasından Kuzey Kutbu’ na çizilen dev üçgenin iç açıları toplamı 180 derece değildir; daha büyük bir derecedir. Dünya üzerinde dev bir çember çizilse, çevresi ile yarıçapı arasındaki oran klasik değer “pi sayısı”ndan küçük çıkar. Çünkü bu dev çember bir düzlemde değildir. Dünya’ nın yuvarlaklığından kimse şüphe etmez. Fakat insanoğlu bu gerçeği, Dünya’ dan ayrılıp ona uzaktan bakarak bulmamıştır. Bu, Dünya’ da dururken de, kolayca gözlenen olayların uygun matematiksel açıklaması ile rahatça anlaşılabilir. Einstein de astronomik gerçekleri dikkate alarak yeni bir evren modeli ortaya attı.
Öklid geometrisi, bir çekim alanı içinde geçerli değildir. Çekim alanında doğruların, düzlemlerin anlamı olsa bile pek basittir. Işık bile çekim alanı içinden geçerken düz bir çizgi üzerinde gitmez. Çünkü çekim alanının geometrisi, içinde doğru bulunmayan bir geometridir. Işığın çizebileceği en kısa yol bir eğri, ya da alanın geotrik yapısının belirlediği büyük bir çemberdir. Bir çekim alanının yapısını düşen cismin kütlesi ve hızı belirler. Bir bütün olarak evrenin geometrik yapısına biçim veren de evrende bulunan maddelerin toplamı olmalıdır.Evrende her madde toplanmasına karşılık uzay-zaman sürekliliğinde bir biçim bozulması vardır. Her gök cismi, her galaksi uzay-zamanda, bölgesel bozukluklar meydana getirir; denizdeki adaların çevresinde görülen çalkantılar gibi. Madde toplanması ne kadar yoğun olursa, bunun sonucu olan uzay-zaman eğrilmesi o kadar büyük olur. Sonuç olarak tüm uzay-zaman süreklisi bir bütün eğridir. Evrendeki hesaplanamaz madde kütlelerinin oluşturduğu biçim bozukluklarının yerleşmesi, sürekliliğin büyük bir kozmik eğri halinde kendi üzerine kapanmasına yol açar. Bu nedenle Einstein evreni Öklid’ inkinden ayrıdır ve sonsuz değildir.Yerde sürünen bir solucan Dünya’ yı düz ve sonsuz görür. Bunun gibi yerdeki bir insana bir ışın düz çizgi üzerinde sonsuza gidiyormuş gibi görünebilir. Einstein evreninde doğrular yoktur; yalnız büyük çemberler vardır. Uzay sonsuz değildir, fakat sınırsızdır.
(Evren ve Einstein s: 110-115)
Einstein evreninde yüz milyonlarca ateş halinde yıldızı ve hesaplanamayacak ölçüde seyrek gaz, soğuk demir, taş ve kozmik toz sistemlerini tutan milyarlarca galaksiyi içine alacak büyüklüktedir. Bu evrende, saniyede 300 bin kilometre hızla uzayda yola çıkan bir Güneş ışını, büyük bir kozmik çember çizecek ve 200 milyar yıldan biraz sonra kaynağına dönecektir.
( Evren ve Einstein s:117)
Bununla birlikte Einstein, kendi evren bilimini geliştirirken, yıllarca sonra açıklanan astronomi olayını bilmiyordu. Yıldızların ve galaksilerin hareketlerini rasgele sayıyordu. Einstein, evreni durgun saydı. Oysa evren genişliyordu. Bütün galaksiler, sistemli olarak bizimkinden uzaklaşıyor. Bu sonuç o kadar önemlidir ki, bunun nasıl ortaya konulabildiğini göstermek yararlı olacaktır.
Oldukça yakın galaksilerin uzaklığının belirtilebilmesi onların içinde iyi bilinen çeşitli örnek yıldızların tanınması yolu ile olur. Bu yıldızlar için değişme devrelerinin, onların kendi öz aydınlatma miktarı ile belli olduğu bilinmektedir. Bu uzaklıkların, elverişli bir şekilde bulunabildiğini söylememize olanak sağlayan başka yöntemler de vardır ki, bunların sonuçları, oldukça iyi sayılabilecek derecede diğer yöntemlerin sonuçları ile çakışırlar.
Galaksilerin hızlarını, bunların görünür ışıktaki ışımalarını çözümleyerek de belirlemek olanaklıdır.
Şimdi herkes, evren ve zamanın kendisinin, büyük patlamada bir başlangıcı olduğunu düşünüyor. Ve Hawking, sitemini şöyle dile getiriyor: “Bu , birkaç değişik kararsız taneciğin keşfinden çok daha önemli olmakla birlikte, Nobel Ödülleri ile değerlendirilebilmiş bir buluş değildir” (s: 28)
İki karadelik çarpışır ve birleşirse, sonunda ortaya çıkan karadeliğin alanı, baştaki karadeliklerin alanlarının toplamından daha büyüktür. Bu durum, termodinamiğin ikinci yasasına göre, entropinin davranışına çok benzemektedir. Entropi, hiç azalmaz ve tüm sistemin entropisi, onu oluşturan parçaların entropileri toplamından büyüktür. Bir karadeliğin kütlesindeki değişme, onun olay ufkunun alanı da değişmeye, açısal momentumundaki değişmeye ve elektrik yükündeki değişmeye bağlıdır. Bir karadeliğin uzay ufkunun her yerinde yüzey gravitesi aynıdır. Bu benzerlikten cesaret alan Bekenstein 1972′ de olay ufku alanının belli bir katının karadeliğin entropisi olduğunu ileri sürdü. “Lakin bu teklif tutarlı değildi. Eğer karadelikler, olay ufkuyla orantılı bir entropiye sahip olsalardı, yüzey gravitesiyle de orantılı, sıfırdan farklı bir sıcaklıkları olurdu. Karadeliğin, kendi sıcaklığından daha düşük sıcaklıktaki bir termal ışınımla temasta olduğunu düşünelim. Karadelik, ışınımın bir kısmını yutarken dışarıya birşey gönderemeyecektir. Zira klasik kurama göre, karadelikten bir şey çıkamaz.Bu durumda, alçak sıcaklıktaki termal ışınımdan, yüksek sıcaklıktaki karadeliğe ısı iletilmiş olacaktır. Bu ise, genelleştirilmiş ikinci yasaya aykırıdır. Çünkü termal ışınımdan entropi kaybı, karadelik entropisindeki artmadan daha büyük olurdu. Lakin, bundan sonraki konuşmamda göreceğimiz gibi, karadeliklerin, tama da termal özellikte bir ışınım yaydıkları keşfedilince, tutarlılık yeniden sağlandı. Bu sırf bir tesadüf veya bir yaklaşım sonucu olamayacak kadar güzel bir sonuçtur. Böylece karadeliklerin gerçekten bir iç gravitasyonal entropisi olduğu anlaşılıyor. Göstereceğimiz gibi bu, bir karadeliğin basit olmayan topoljisi ile ilgildir. İç entropinin anlamı, graviteni çoğunlukla kuantum kuramıyla ilgili olanın dışında, ek bir belirsizlik düzeyi ortaya çıkarmasıdır. Bu nedenle, “Tanrı zar atmaz” dediğinde, Einstein yanılıyordu. karadelikler dikkate alındığında, Tanrının zar atmakla kalmayıp, bazan zarları görülemeyecek yerlere de atarak bizi şaşırttığı görülmektedir.” (Uzay ve Zamanın Doğası s: 34-35 )
Gravitenin hiç olmazsa normal durumlarda, daima çekici olduğunu gördük. Eğer gravite elektrodinamikteki gibi bazen çekici, bazen de itici olsaydı, on üzeri kırk kere(10 40) daha zayıf olduğu için onu hiç fark edemezdik. Ancak, gravitenin daima aynı işareti taşıması nedeniyle, bizimle Dünya gibi iki makroskobik cismin taneciklerinin arasındaki gravitasyonal kuvvetler, bizim hissedeceğimiz ölçüde bir kuvvet toplamına yol açar. Gravitenin çekici olması, onun evrendeki maddeyi yıldız ve galaksi gibi cisimler oluşturmak üzere bir araya getirecek şekilde davranacağı manasına gelir. Daha fazla sıkışmaya karşı madde, yıldızlarda termal basınç ile galaksilerde de iç hareketler ve dönmelerle bir süre direnir. Ama en sonunda ısı veya açısal momentum dışarı taşınacak ve cisim büzülmeye başlayacaktır. Eğer kütle, Güneş’ in kütlesinin bir buçuk katından küçükse, elektron veya nötronların dejenerasyon basıncı nedenle büzülme durabilir. Cisim de buna göre bir beyaz cüce veya bir nötron yıldızı haline yerleşir. Fakat, kütle bu limitten büyükse, büzülmeyi durdurabilecek bir şey yoktur. Belirli bir kritik büyüklüğe kadar küçülünce, onun yüzeyindeki gravitasyonal alan o kadar kuvvetli olacaktır ki, ışık konileri içeri doğru kıvrılacaktır. Bunun size dört boyutlu bir resmini çizmek isterdim. Fakat, hükümet tasarrufları. Cambridge Üniversitesini ancak iki boyutlu ekranlarla yetinmeye zorluyor. Bu nedenle zamanı düşey doğrultuda üç uzay doğrultusunun ikisini perspektif olarak gösterdim.
“Uzay-zamanın, içinden sonsuza kaçmanın mümkün olmadığı bölgesine karadelik denir. Bunun sınırı olay ufku adını alır. Olay ufku, sonsuza kaçamayan ışık ışınlarının oluşturduğu bir boş yüzeydir. Saçsızlık teoremleri, bir cisim karadelik oluşturacak şekilde çökerken büyük miktarda enformasyonun kaybolduğunu gösteriyor. Daha önceleri, bu enformasyon kaybı önem taşımıyordu. Çünkü Çökmekte olan bir cisimle ilgili bilgilerin karadelik içinde kaldığı düşünülüyordu. karadelik dışında bulunan bir gözlemci için çöken cismin nasıl bir şey olduğunu belirlemek çık zordur. Ama klasik kuramda bu ilke olarak olanaklı görülüyordu. Gözlemci, çökmekte olan cismi gerçekte hiç gözden kaybetmeyecektir. Buna rağmen o yavaşlayacak ve olay ufkuna yaklaştıkça daha da kararacaktır. Fakat gözlemci hala onun hangi maddeden yapıldığını ve kütlesinin nasıl dağıldığını görebilecektir. Kuantum kuramı bunun hepsini değiştirmiştir. Önce, çöken cisim olay ufkunu geçmeden önce sadece sınırlı bir miktarda foton gönderecektir. Bunlar, çöken cisim hakkında tüm bilgiyi taşımaya yetmeyecektir. Bunun anlamı, kuantum kuramına göre, dışarıdaki bir gözlemci için, çöken cismin durumunu ölçmenin mümkün olmadığıdır. Bunun çok önemli olmadığı, çünkü dışardaki bir kişi ölçemese de enformasyonun hala karadelik içinde olduğu düşünülebilir. Fakat işte burada, kuantum kuramının ikinci etkisi ortaya çıkıyor. Göstereceğim gibi, kuantum kuramı karadelikleri ışıtır ve kütle kaybettirir. En sonunda bunlar tamamen yok olurken, içlerindeki tüm enformasyonu da birlikte götürürler. Bu enformasyonun gerçekten de kaybolduğu ve başka bir şekilde geri gelemeyeceği lehinde argümanlar vereceğim. Göstereceğim gibi, bu enformasyon kaybı, fiziğe, kuantum mekaniği ile ilgili olanın dışında ve onun üzerinde, yeni belirsizlik düzeyi katmaktadır.”
1973 yılında bu olayı ilk defa incelediğim zaman, çökme sırasında bir emisyon patlaması olacağını, fakat ondan sonra tanecik yaratılmasının duracağını ve geride gerçekten siyah bir kara cisim kalacağını bulmayı umuyordum. Fakat büyü şaşkınlıkla, çökme sırasındaki bir patlamadan sonra geriye, sabit hızda bir tanecik yaratımı ve emisyon kaldığını buldum.(s:56) Bir süredir, kuvvetli bir elektrik alanında pozitif ve negatif elektrik yükü taşıyan tanecik çifti yaratıldığı bilinmektedir.(s:67) Karadelikler, elektrik yükü de taşıyabildiği için, bunların da çift yaratılabileceği düşünülebilir. Lakin bunun miktarı, elekton-pozitron çiftleri ile karşılaştırıldığında çok küçük bulunacaktır. Zira, kütle bölü yük oranı on üzeri yirmi defa daha büyüktür. Bu şu demekti: karadelik çiftleri oluşturmak üzere önemli bir ihtimal belirmesinden çok daha önce, herhangi bir elektrik alanı, elektron-pozitron çiftleri yaratımı ile nötralize olacaktır. Bunun yanında, magnetik yüklü karadelik çözümleri de vardır. Magnetik yüklü tanecik olmadığı için, böyle karadelikler, gravitasyonel çökme ile yaratılamazlar. Fakat bunların, kuvvetli bir magnetik alanda çiftler şeklinde yaratılabileceği düşünülebilir. Bu durumda adi tanecikler magnetik yük taşımadığı için, adi tanecik oluşması ile arada bir rekabet yoktur. “Bu nedenle, magnetik yüktlü bir karadelik çifti yaratabilecek kadar büyük bir ihtimal olabilmesi için, magnetik alan yeter derecede kuvvetli olabilir.”
133 Yorum var - “İzafiyet Teorisi (Görelilik kuramı)”
Sende Yorumunu Yaz
Bu yazıya yorum yazabilmek için Giriş yapmalısınız .

Mart 29th, 2007 at 07:00
izafiyet teorisi yazdım ne çıktı adam akıllı bişi yoq mu yaaa açıklama istiorum uzunca istiyorummmmmm…!!!?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_?_
ZATEN HİÇBİR SİTEDE YOK…!!!:@
Nisan 1st, 2007 at 11:38
2. eistein ben olacam bir türk bu mesajımı saklayım göreceksiniz
Nisan 16th, 2007 at 13:42
yaaaaaaaa bende sadece acıklama istiorum uzun bi açıklama bu uzun ama açıklama diil…:S bişiy anlatmıo..:S
Nisan 17th, 2007 at 16:49
hic bisey anlamadim.. biraz daha meseleyi akla yaklastirirsaniz sevinirim
Nisan 19th, 2007 at 19:56
Sayin Yazar,
Gravitonlarin, eger varsa, hizinin isiktan hizli olamlari lazim ki henuz dunyaya isigi ulamamis gezegenlerin cekim kuvveti dunyaya ulassin ve boylece dunya yeni cekim alanlarina gir(me)sin. Bu ihtimal, isiktan daha hizli bir seyir, special theory’ e gore mumkun gorunmuyor, ama Einstein’in general theory’si “gravity field” ile Newton’un canina okuyor. Ne dersiniz?
Bozanli
Nisan 24th, 2007 at 07:48
*izafiyet teorisi nedir* Yüksek okul mezunuyum, hala salata çorbası seyler!
İlkokul okumuş biri bişey anlıyosa ben de astronot’um. Eğitim seviyesi düşük toplumumuzda bazı anlatımlar daha sade olabilir! Öğreneceğimi aldım, darısı alamayanlara, iyi bir çalışma olmuş. lütfen daha kısa, sade, öztürkçe. İsteyen daha ayrıntıya dalsın. iyi çalışmalar.
Nisan 24th, 2007 at 18:09
arkadaslar bu teori, değil sıradan insanlar, dünyanın önemli fizik ve matematik profesörleri tarafından bile çok uzun süre anlaşılamamıştır. O yüzden bunları okurken anlamak beklentisinde olmamanızı taviye ederim.
Nisan 27th, 2007 at 13:07
ne biçim yazmışsınız daha açıklayıcı olabilirdi.
Nisan 27th, 2007 at 13:09
bunu yazan prof sadece kendini tatmin etmek istemiş çünkü kimsenin bişi anladıı yok
Mayıs 4th, 2007 at 12:53
bence daha açıklayıcı olmalıydı
Mayıs 4th, 2007 at 18:45
günlerdir görelilik teorisiyle ilgili yazılar okuyorum,
güçlü bir beyine sahibim
bişey anlamadım
insanlar muhteşem buluşlarının yanında
insanlara anlatabimenin (insanların anlayabilmelerinin de)
yollarını aramalılar
Mayıs 11th, 2007 at 06:48
esselamu aleykum arkadaşlar.
Einsten alıştığımız adıyla Aynştayn izafiyet teorisi şudur.görecelik izafiyet görecelik demek yani Tam Türkçesi ”Görecelik Teorisi” olan izafiyet teorisi üç bölüme ayrılır.Bir bölümü çeşitli hızlardaki aralar veya maddelerde geçen zamanın, uzay-zaman içinde değişik konumlarda bulunan gözlemcilere göre ”göreceli” olduğunu varsayan bir teoridir. Ünlü fizikçi Einstein, sonlu ve eğrisel olduğunu düşündüğü evrenin dört boyutlu olduğunu, dördüncü boyutun zaman olduğunu ileri sürmüştü. Mesela ışık hızına yakın bir süratle giden bir uzay gemisini, dünyada ikizi bulunan birinin kullandığını varsayalım. 10 yıllık bir seyahate çıkıp dünyaya geri döndüğünde, uzay gemisini kullanan ikiz, dünyada kendisini bekleyen ikizinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır. Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle hareket ettiği için, onun saatiyle on yıl , dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl olabilecektir.
Aynştayn teoremi ile 3 boyuta ( uzunluk, yükseklik,genişlik)’e 4. boyut zaman eklenmiş oluyor.ve bir obje 4 farklı boyut arasında gidip gelebilir demiştir.kısaca bu ama çok yeferruatlı bir konu umarım tatmin edebilmişimdir.
Mayıs 12th, 2007 at 19:04
izafiyet=== reha muhtarı islemek zorundaysan zaman geçmez sanki ama bir de sevgilin ile göz göz el ele ya da sevdiklerinle zaman geçirdiğini düşün!!! hangisi daha uzun gelebilir??? kısaca izafiyet bu muudur yani görecelik??? yaaa arkadaşlar kusuruma bakmayın ve sakın büyüklermiz (konusunun ehli kişiler) alınmasın ama dört işlem bile öğretilemeyen bir eğitim sisteminden geliyoruz!!! çok şey beklemeyin bizden bence !
Mayıs 13th, 2007 at 11:15
değerli büyüklerimizzzzzzzz.gerçekten cok kapsamlı bir anlatım.fakat güçlü bir hafızaya sahip olan ben 6 saattir izafiyetin ne olduğunu henüz öğrenmiş değilim.daha kısa ve net vede anlaşılır olsaydı belki ufacık bişe bile olsa öğrenirdim ama üzgünüm yazınız böyle özelliklere sahip değil.
Mayıs 28th, 2007 at 09:53
bence izafiyet teorisi yanlış… anladım ben ama yanlış bence yanlış bir teori çünkü bu teori derki bir cisim hızlandıkça kütlesi artar boyu kısalır bence tam aksi azalır kütle hız artar ışığın kütlesi olmadığından bu kadar hızlıdır einstain ise bunu sonsuz kütle olarak vurgulamıştır o zaman biz her ışığı açtığımızda ölebiliriz bu bir 2. çok hızlı giden aracın içide daha yavaş geçmez aynı geçer ona göre zaman ışıkla ölçülürdü ve aynalarda yansıyacaktı ışık bundan dolayı bu ışığın kırılması ile ilgili olarak bu teorinin aksiliğini kanıtlıo zaten bu istisna bir hızda gerçekleşir gerçekleşirsede ve hiç bir madde ve yahut cisim uzun süre bu kadar hızlı gidemez şimdi aynada ışık hızlandıkça farklı açılarla kırılıyor ışık kaynağını sbit tutarsak yani aynanın üstüne koyarsak ışık hep aynı yolla kırılacağından asla farklı açıyla kırılmaz ve zaman ona göre aynı geçer ben sıradan bir insanım daha ilköğretimdeyim bukadar basit bence izafiyet başka bir şey değil ben okumadım izafiyeti belki öyle bir şey vardır belki yoktur yukarıdaki paragrafta ancak bence budur..
Mayıs 28th, 2007 at 09:56
zaman insanların yorumuna göre hızlı veya yavaş geçer ancak zaman hep aynı hızda ilerler yani bir odada çok sıkıcı bir belgesel izleyen bir odada bilgisayarında oyun oynayan kişiye göre daha yavaş geçer zaman ancak hepsind zaaman aynı geçer yavaş yada hızlı o senin yorumun ama ewrende aynı anda yaşlanıyoruz!anlatabildim mi bilmiorum=
Haziran 5th, 2007 at 05:40
ben de hiç bir şey anlamadım.Ayrıca arkdasın dediği gibi sıradan insanlar anlayamazsa nie bu siteye bu teori konmuş.yok herkes okusun diye konduysa daha anlaşılır bi şekilde yazılsın ben tıp öğrencisiyim fizik deil o yuzden bence terimlerinde anlamı konmalı.
Haziran 9th, 2007 at 06:24
sen yazılanlara aldırma gayet ii olmus ama eksik yanlar var…zaman ileri doğru akmaz bence… zaman aslında sanılanın aksine geri doğru akar.pc de araba yarısı oynamak gibi düşünebilirsin.zaman kütleye carpar ve ona şekil verir ve bu paradoks geçmişe doğru devam eder.
Haziran 18th, 2007 at 17:05
zaman diye bi kavram yoktur.tamamen sanal bir ihtiyaçtır.
Haziran 23rd, 2007 at 13:19
bu kadar karamsar olmayalım. bir şeyi tam olarak anlamak mümkün değildir. anladığımızı düşünsekte beynimize kendi kodlamalarımızı yapmıştırız.
eğer eski bilgilerimizin doğruluğu hakkında şüpheye düşmüşsek bişeyler kazanmışız demektir.
Temmuz 4th, 2007 at 13:14
ben bazı ispatlara inanmıyorum.çünkü evren sonlu olsaydı zaman dalgaları evrene çarpar geri dönerdi buda bize zamanda geriye gitme şansını verirdi
Temmuz 4th, 2007 at 13:16
ben kenditeorimi kurdum .zaman boyut teorisi.ilgilenmek isteyen azman_kosuk@hotmail.com la irtibata geçsin
Temmuz 9th, 2007 at 23:31
ya saatlerdir okuorum ama hiçbir şey anlamadım.hatta anlamadığım bir diğer şey bilimin suratını neden asmaya çalıştıkları..evet terimsel bi dil kullanmaları belki de şart ama anlam bu denli kapalı olmamalı.bu teoriyi çok merak ediyorum ve anlamayı gerçekten çok istiyorum.
Temmuz 14th, 2007 at 02:24
<p>ya nasıl anlamıonuz bunu ya ben orta okum mezunuyum zaten izafyet teorisini okumadan biliordum ama açıklama yapamıodum ne oldugunu çok merak ediodum bir gun einsteinin biografisini okudum ve benim duşuncemle aynı bak şimdi şoyle açıklayayım dunya donuoo ok mi saat yonunun tersine sen tam aksine doguya dogru hareket ediosun ama yerinde kalırsan zaman normal bi şekild eakıcaktır ama ki sen doguya yani gunşe dogru yurursen ve guneşte sana ışık hızında geldigi için zaman denen şey ordadan kalkıoooo yani benim enerjim ve guneşin nerejisi daha hızlı olmuş oluo yer zaman mekan degişiooo vede etrafındaki cisimleride etkilemiş oluosun einstein der ya gördugun herşey enerjiden oluşuo mıktnatıs gibi bazıları iter bazılar çeker pozif ve negatif olan enerjiler ok mi bunu ben izafiyet teoris ne oldugunu bilmeden duşunuodum ve yaşım 18 di şimdi ise 25 6 ay oldu izafiyet teorisini okudum birde şu var trendesin ve tren60 km hılz gidio sende tranin en arkeinsasından gidden yonu dogru yuruosun ve ya koşuosun sen ise 5 km hızla yuruosun ve trnein hızı 60 yani 60 +5 =65 hızla yola çıkıosun ve sonuçta zaman yavaşalamış oluor sen hızanıosun einstein dunyaya dışardan bakıooo okdugum kıtapta ve bende dışardan bakıorum.
he birde size bir formul einstein boyle duşundumu bilmiorum ama ben şoyle duşundum tamamiyle olay şoyledir pozitif ve negatif olaylar vardır biz insanlar pozitif yonde bakıp olayı her ne olan şeyse onu pozitif olarak duşunuruz çözeriz bazen se negatif olan esra rengiz olayların içinde gizliidir einstein bilmiorum ama ben bole duşundum tamamiyle olayı görup 2 bölddugunde negatif ve pozitif olalyları görursun ben iki tarafında incelmeiş oldum ve direk ister istemez dışarıdan bakmak zorunda kaldım ve enerji mıknatıs gibi çekior ve mıknatıs gibi zıt kutuplar birbirini iitiiimey başlıor buda benim kafamda einstein izafiyet teorisi bu olmalı dedim neden bole dedim einstein benden önce dogup bu dunyayı kokladıgı için oda ha hızlı benden hepimizden yani geçmişe bakınca şoyle göruorum einstein geçmişte ve ben şuan ki zamandayım yani tarih saat olarak egerki ben ışık hızına ulaşırsam einsteinle aynı dunyada beraber nefes alabilirm yada ışık hızınıa ulaşırsa benimle beraber bu dunyada nefesd alabilir bizler gibi ölü yu dirldim resmen ya:) ama gercekten boyle hatalı duşundum mesala einstein öldu ve yaşamıoo ben ise yaşıorum benim ona gitme şansım var dedim ya einstein benden önce izafiyet teorisinin bulmasının hesabı faturası bu yani ben şimdiki dunyadayım ve gercekten izafiyet teorisi bu ama gerecek teori degil artık izafiyet ben ki geçmişe gidersem eintein yanına ki gidemem ole bi teknoloji şuan yok ama matemetiksel olarak var yani anlatmak işstedigim şu arkadaşlar yani şuan oyle bi enrji içersindeyzki einstein arkamızdaki sonmuş olan tamamiyle degişmiş olan enrji içindedir ve orda kalıcaktır belkide bir gun görcegim bizler ise şuan hissediginiz enerjinin içindeyiz bir gun bizlerde sonmuş olan birer enreji olucagız dedim ya olayı butunuyle görup 2 bolmek belmegede gerek yok kendilignden bolunur bunuda sizler görebilrisiniz olaya başak bi boyuttan bakın wiseman yazan einsteine saygılar slemlar onu sevioruz</p>
he arkadaşalar mail adresim yolga2825@hotmail.com
Temmuz 15th, 2007 at 20:38
zaman iyidir teoriler de gayet guzel
Temmuz 15th, 2007 at 20:41
zaman herşeyin ilacıdır einstein bunu dusunerek yazmıs olabilir zaman yavaslayabildiğine gore hızlanabilir de hızlanırsa dertler de cabuk yok olur
Temmuz 16th, 2007 at 13:58
albert ı şimdi anladım hiçbir maddenin hızı ışık hızını geçemez eğer geçerse kutlesi tum evreni kaplar ve zaman durur zaman duramayacağı için de hiç bir maddenin ışık hızını geçmesi mumkun olamaz
Temmuz 26th, 2007 at 12:46
çok güzel olmuş olamasına ama bunu okuyan Manisa deliler hastanesinin en karanlık odasına yollanır
Ağustos 9th, 2007 at 09:05
Düşünce hızı ışık hızını aşmıştır o zaman düşüncenin tüm evreni kaplaması ve zamanı durdurması söz konusu değildir.(27. yorumcu için)
Ağustos 10th, 2007 at 12:05
Bana göre ışık hızını geçecek birşey vardır.Bunu leyla arkadaşımızın dediği üzere düşünce vb. çoğaltabiliriz.Ama şunu bilmeliyiz ki uzayda yolculuk eden biriyle burda olan birinin farkı çoktur.Bence küresel ısınmayı aşmanın tek yolu dünyada ağaçları çoğaltmak,temizlik,çevreyi kirletmemek vb. gibi…Ama bilim adamları uzayı düşüneceklerine yerin dibini düşünsünler.Bu benim teorim…
Ağustos 12th, 2007 at 19:37
öncelikle bilgilendrmeye çalştrdginiz için teşekkürler ama daha anlaşılır olabilirdiniz.türk dili ve edebiyatı ogrencisiyim ama ne yalan soyleyeyim anlamak adına hiçbir ipucu yok zihnimde.herkes prof degil bunu goz önunde bulundurun lütfen.daha anlaşılır bi lisan için hep birlikte el ele
Ağustos 14th, 2007 at 17:49
bence çok anlamlı bir yazı.geçmişin ve geleceğin en ünlü bilim adamının bulmuş olduğu izafiyet teorisi bence dahice bir buluştur .böyle bilgileri sitenize koymaya devam ederseniz hem üyeleriniz çoğalacaktır hemde geleceğin umutları çokcuklarımız eğitimli ve bilgili olacaktır.
Ağustos 14th, 2007 at 20:49
einstein tam bir deha söylediği her şey doğru bence . hız zamanı kısaltır.mesela ışık hızının 20.000 biri kadar bir hızla uzaya gittiğimizi düşünelim yaklaşık bir sene geçmiş olsun,geri dönüşümüzde bir yıl sürsün.sonuçta kullandığımız aracın içindeki zaman geçerli olduğundan geri döndüğümüzde tam 200 yıl geçmiş olacaktır.
Ağustos 15th, 2007 at 11:55
evet sevgili dostlar gerçekten bu konuyu anlamak kolay değil !!!! Ama kolay olsaudı zaten bilim düşünürleri bukadar uğraşmazlardı herhalde…………………………. ama yine emeği geçen herkese teşekkür ederiz..
Ağustos 15th, 2007 at 19:32
yorum yokk
Ağustos 21st, 2007 at 23:29
merhaba ben şuan lisedeyim ve bu teori uzun süredir kafamı kurcalıyor.Bu konuyla ilgili internetteki yazıların birçoğunu okudum.Birşey anlayamadığım gibi kafam daha da karıştı.Bu şekilde anlaşılmaz ve karmakarışık olan yazıları gördükçe gözüm daha da korkuyor.bunu gerçekten anlamak istiyorum.Açıklamalarınızı lütfen daha sade bir dil kullanarak ve bilimsel teorilere mümkün olduğunca daha az yer vererek yapın.Beni ve benim gibi bu konuyu çok anlamak istediği halde hala anlayamamış olanları aydınlatın lütfen.Şimdiden teşekkürler iyi çalışmalar…
Ağustos 22nd, 2007 at 19:13
hiçbirşey anlamadım…
Ağustos 29th, 2007 at 01:43
yazı da, okurken bir yer dikkati mi çekti söyle yazıyordu “uzay ,bitimsizdi.oysa newton yasası,maddenin düzenli olarak dağıldığı sınırsız bir evreni yasaklıyordu.” okuduğum kitapta , kitabın ismi DENKLEMDEKİ TANRI evrenin yapısı üzerine zaman içinde ki görüşleri anlatıyordu ve ağırlıklı olarak einsteinin uzayla ilgili teorilerinden bahsediyordu..newtonun çekim yasasını nasıl oluşturduğu ve evrenin yapısını nasıl tanımladığının anlatıldığı kısımda,newton ; evreni sonsuz ve bitimsiz olarak düşünmüştü ve madde de evrende düzenli ollarak dağılıyordu.neden böyle düşünmüştü çünkü;newton kütle çekimin evrende bulunan tüm kütlenin neden bir merkeze çökmediğine anlam veremiyordu..bundan dolayı maddeyi sınırsız evrenine düzenli bir biçimde dağıttı,öyle ki kütleler biribirleri üzerine olan çekimleri tam bir denge durumunu simgeleyecekti..ve sınırsız evreninde hiç bir şekilde madde bir merkeze çökmeyecekti….hatta bu bitimsiz evrene karşı en sert muhalefet ise gökyüzünün neden gece karanlık olduğuydu..bunun cevabını da wilhelm olbers verdi..evren o kadar büyüktü ki en uzakta ki yıldızların ışığı ya bize ulaşamıyor , ya gaz ve toz bulutları tarafından engelleniyor ,ya da başka bir yıldız bu ışığı engelliyordu,gece düyadan görünen yıldızlarsa ışığının hiiç bir englle karşılaşmayan yıldızlardı….
konu anlatımına gelince…o kadar ağır bir anlatımı yok bazı yerlerde teknik terimler kullanılmış…yazı gayet açık…sonuçta burda anlatılanda ali topu tut değil…
saygılar..
Ağustos 31st, 2007 at 01:05
Yav bırakın bu saçmalıkları .Böyle şeyler bizi boza.Durmak yok yola devam.
Eylül 7th, 2007 at 01:20
bazı arkadaşlar açıklama bekliyorlar…
siz ewreni 1mm’nin 1/100′ine sığdırabilirmisiniz ki bu adamlarda izafiyetin iki satırlık açıklamasını yapsınlar
Eylül 8th, 2007 at 18:59
yaa senin saçmalık dedigin olay günümüzde hala geçerliligini taşıyan bi teoridir saçmaysa sende bi teori atta görelim duran kardeşim bilip bilmeden konuşma arkadaş…
Eylül 17th, 2007 at 01:56
ben de buradaki bi çok arkadaş gibi konuyu tam olarak anlayamadım cünkü mevcut fizik bilgim buna yetmiyor. yabancı olduğum bi sürü terim ve kavram var. iyi bi kaynak bilen bi arkadaş varsa veya izefiyet teorisini bilen varsa bana ulaşırsa sevinirim. bakegus@hotmail.com
Eylül 18th, 2007 at 00:32
zaman yolculuğunu araştıran arkadaşlarla görüşelim. Çetin BAL – Denizli
Time Travel, uzay zaman solucandeliği zaman makinesi, wormhole, Time Machine
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal
Eylül 27th, 2007 at 16:22
ben lise ögrencisiyim zamanın görecelini bir kuran ayetin de fark ettim ve araştırdın gercekten bu teori yıllar önce vardı ve kuran da belirtilmişti ve yıllar son ra bu teoriyi anştayn’ yıllar sonra fark etmiştir
“Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va’dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.„
(Hac Suresi, 47)
Eylül 27th, 2007 at 16:24
“Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va’dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.„
(Hac Suresi, 47)
“Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin
saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.„
(Secde Suresi, 5)
“Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan
bir günde çıkabilmektedir.„
(Mearic Suresi, 4)
Ekim 4th, 2007 at 14:52
2. einsteinde ne demek ben einsteinin adını tarihin tozlu raflarında kaldırabilecek bir adam olacağım.
Ekim 8th, 2007 at 23:46
[b]16 YAŞINDA İZAFİYETE BAKIŞIM[/b]AMAN KÜÇÜK ÇOCUK NE OKUCAM DEMEYİN.EMİNİM YUKARDAKİLERDEN DAHA AÇIKLAYICI BULCAKSINIZ.
ben 16 yaşındayım abilerim size anladığım izafiyet teorisini açıklayım.
uzay sonu vardır ama sınırsızdır!
ilkbaşta ne diyo lan bu diyebilirsiniz .
şole bi örnek vereyim .hep bi yöne doğru gidiyosunuz bir uç noktaya gelmeniz oranın sonu olduğunu gösterir .bi anda anlamadan ileri devam ederek tepetaklak
olursunuz hala ileri gittiğinizi sanırsınız ancak tepetaklak sırasında yüzünüzü geldiğiniz tarafa dönmüşsünüzdür yani aslında tekrar geldiğiniz yöne doğru gidiyosunuzdur.İşte buda uzayın sınırsız olduğunu gösterir.Bu anlattıklarımı kafanızda bi şekil kurarak anlamaya çalışmayın .çünkü insanoğlunun aklına ilk gelen şekiller 3 boyutludur.izfiyet teorisindeki şekil ise 4 boyutludur(yani kafanızda bi yuvarlak kurup başladığım yere tekrar arkadan geri dönerim diye düşünmeyin).peki 4 boyutlu şekil nasıl oluyo diyenler aşağıdaki linkten bi baksın
http://www.singsurf.org/parade/a0-tan-big.gif
bu şekili yan tarafa açıp dediklrimi düşünün.örneğin:ortadan başlayıp sol üste doğru ilerliyorum tam uç noktaya geliyorum bura uzayın sonudur.bi anda şekli takip edip aşağıya doğru devam etmeye başlıyorum.işte buda uzayın sınırsızlığıdır.
Bunlar kesinlikle benim düşüncelerimdir.doğru yada yanlış.Ama yukarda anlatılanlardan daha açık olduğu kesin.
bana ulaşmak için furkanbu@hotmail.com
Ekim 10th, 2007 at 23:27
Işık hızına ulaşan her nesne ışık olur ve uzayda daha kısa sürede çok daha fazla yol alabilir. Saatte 280 km hızla ilerleyen iki helikopteri düşünün. Eğer helikopterlerin birinin içindeyseniz, diğer helikoptere baktığınızda sanki ikiside yerinde sayıyormuş gibi görünür. Eğer diğer helikopter 300 km hızla gidiyorsa, diğerine göre 20 km hızla hareket ediyor deriz. İki cismin birbirine göre hızları izafidir(göreceli).
Şimdi hızları arttıralım. Saniyede 299.980 km hızla bir uçakda giderken yanınızdan bir ışık demeti gelip geçiyor. Işığın hızının 300.000 km/sn olduğunu biliyoruz.. Demek ki ışık sizin yanınızdan 20km hızla geçecekdir???
DEĞİL!! Çünkü ışık hızına çıkınca iş karışıyor. Deneyler sizi uçakta 299.980 km/sn hızla bile giderken ışığın yanınızdan yine 300.000 km/sn hızla geçtiğini gösteriyor. Yani yanınızdan 599.980 km Geçiyor??
DEĞİL!! Deneyler sonucunda ışığın hızının 300.000km/sn olduğu ortaya çıkıyor!!
Burdan şu çıkıyor!!! Işık hızına ulaşınca zaman daha yavaş akıyor. Somut bir ifadeyle 260.000km/sn hızla giden bir taşıtta uzayda 10dk geçirip dünya ya geri döndüğünüzde 20dk geçmiş olduğunu fark ediyorsunuz!! Çokca bilinen ünlü İkiz Deneyi bunun somut kanıtıdır!!
Ekim 10th, 2007 at 23:30
Einstein’ın bu konu hakkındaki çok güzel bir çıkarımı!
Bildiğimiz gibi geceleri gökyüzüne bakınca gördüğümüz parlak yıldızların çoğu aslında sönmüştür. Ama o ışığın bize gelişi geç olduğundan biz onu hala parlıyormuş gibi görürüz. Yani geçmişi görürüz!!!
Ekim 16th, 2007 at 16:01
tşkkkk
Ekim 17th, 2007 at 23:31
sakın çok fazla bişey anlamadım diye aşağılık kompleksine kapılmayın arkadaşlar eğer fizik prof.u deilseniz. okuyun ve anlamış gibi yapıp entel muhabbetlerde ahkam kesmeye devamedin ..bi tavsiyeydi.
Ekim 18th, 2007 at 18:10
Yaşar bence anlamş gibi yapacağına anlamak için tekrar okursan senin için daha faydalı olur!
Ekim 24th, 2007 at 19:17
bunun çaıklanmasını ben buldum.önce bir kalkanlı uzay gemisi yapılır.kalkan derken geminin önünü sivriltmektir.bir mili metrenin %1 kadar.ama sağlam olmalı.ondan sonra gemiyi arkaya doğru büyütmeliyiz.ve ışık hızı kadar bir motor takmalıyız.ondan sonra herşeyi anlarız.
yazan:salih tekin
yaşım:13
hakari/yükssekova
babam uzman çavuş
50.yıl ilk öğretim okuluna gidiyorum
Kasım 1st, 2007 at 17:05
müthiş bir teori. çok doğru.keşke bilime bu kadar yararlı başka şeyler de bulunsa
Kasım 3rd, 2007 at 11:54
arkadaşlar gerçekten güzel anltmış amam ayrıntıya çok yer vermiş birazdaha öz ve sade olabilirdi ne diyim amam geeçekten ışık hızıyla giden bir uzay aracı ile gezmek hiçde fena olmazdı Mekikteki insan 10 yıl boyunce sayahat etttğinde dğnyada ki insanın 20-30 yılı gidiyormuş bunu biliyormuydunuz gerçekten çok hoşuma gtti
kendinize iyi bakın geleceğin einsteini yani ben ulaş olacak
Kasım 12th, 2007 at 16:49
saçmaaaaaaaaaa(okumadım ama)
Kasım 14th, 2007 at 19:18
bence Dünyada bu kadar yararlı bilgileri anca pastör einstein vb gibi bilim adamları yapar
insan akıllı duşunurse ben duşunduğumu zanndiyorum bunlar olağan şeyler
Kasım 15th, 2007 at 19:09
yaw ben babamın zoruyla okudum benim izafiyetmiş teoriymiş işim olmaz ama yazana teşekkürlerimi sunarım.einstein ne büyük adammış be en büyük buluşları yapan ilk on adamdan birincisi valla helal olsun…
Kasım 17th, 2007 at 00:30
düşünce gücü ışık hızından fazla olabilir ama düşünce ile bir yerden bir yere gidebiliyomuyuz?hayır onun için düşünce hızı bu olayla bağdaşmaz leyla
Kasım 17th, 2007 at 11:12
gerkli bilgiler
Kasım 17th, 2007 at 20:12
genel görlilik adını neden koymuşlar kiiiiiiiiiiiiiiiiiii
enistian’a tebrikler
Kasım 17th, 2007 at 20:13
cewbınızı bekliycem
Kasım 20th, 2007 at 21:12
vallaha çooooooooooooooooook uzun olmuş neyse iyi olmuş
Kasım 22nd, 2007 at 19:58
teşşekkür ediyorum biraz uzun ama güzel işime yaradı
Aralık 20th, 2007 at 21:13
Açıkça söylersem bu yazıyı okumadan biraz teori hakkında birşeyler biliyordum;ama okuduktan sonra olan da gitti. Çünkü hem uzun hem de karışık alınmış….
Aralık 21st, 2007 at 00:59
E=mc2
Aralık 22nd, 2007 at 20:59
arkadaşlar bu hafiife alınacak bir şey değil benim düşüncem biz türkler kadar akıllı insanın bu dünyada olmadığı internet yolu ile bu konu hakkındaki fikirlerimizle bu teoriyi gerçeğe dönüştürmek mümkün olabilir.
bu sitede ve bu konuyu gerek fizik gerek kimya gerekse yeni fikir üreterek öncelikle kırılmayı nasıl suni bir şekilde gerçekleştirebileceğimiz
Aralık 22nd, 2007 at 21:02
kırılma ancak hıza dayalı birşey zaman sağa veye sola hareket eden birşey değil önüne geçemeyiz ama ondan hızlı olursak bu hız bize sanki zamanın durmuş gibi görüneceğini açığa çıkaracaktır
bu hıza bizi ulaştıracak bir makina icat etmeliyiz
Aralık 22nd, 2007 at 21:08
biz sabit. fakat, bu makine hızıyla, bizim zamanla bağımızı kesmeli.bu sayede bir kırılma oluşacağına inanıyorum.düşünün bir vantilatör önüne bir engel konulduğu zaman bize bir etkisi olmaz değil mi.işte bu bir kırılma gibi bir şeydir.yani yapılacak bu makine içine girilebilen birşey olmalı ve dışarıyla bağını kesmeli ve dışarının ve içerinin arasında yer almalı.
ne dersiniz sizde birşeyler katmak ister mmisiniz?
Aralık 23rd, 2007 at 22:37
bence izafiyet teorisi cok gercekci bişey pek anlamasamda
ve kuran dada oldugunu duydum pek cok yerde ben inanıyorum cunku kuran da ki hersey dogrudur
Aralık 24th, 2007 at 00:35
bence hepsi kafayı yemiş insanları oyalıyor ancak
Aralık 24th, 2007 at 00:37
bu konuda araştırmalarım var ilgilenen arkadaşlara öğretebilirim
Aralık 24th, 2007 at 00:37
e=mc2
Aralık 24th, 2007 at 15:14
arkadaşlar bu yazıdan bi şey anlamadıysanız size ”einstien in büyük fikri” belgeselini öneririm…
bu einstein çok manyak bi adam yani insanlığın durduğu bi nokta bence bnm fizikle aramın 0 olmasına rağmen insanın tüyleri ürperioo adam koskoca NEWTON un teorisini yıkmış daha ne diiim
Aralık 24th, 2007 at 15:16
‘siper’ senn le bu konu hakkında konuşmak isterim bana yardımcı olursan da sevinirm
Aralık 29th, 2007 at 22:07
ayy albert einstein seni seviyorum
Aralık 30th, 2007 at 10:06
ben de lisedeyim ve yaklaşık 1 ay oldu izafiyet teorisini anlamaya çalışalı. ama kafam çok karıştı… iyi bilen biri varsa bana yardımcı olabilir mi? hazal_oren@hotmail.com
Aralık 30th, 2007 at 16:49
bence çok doğru bir açıklama bu bviz türkler aslında çokk zekiiz ama budünya bizim kıymetimizi bilmior biz istdiğimiz zaman atom bombasından daha üstün bşir bomba bile yapabiliriz ama başkaları bunu istemiyor hep bizi küçük görüyorlar lanet olsun bzizmde önemli düşünür adamlarımız var ama biz onlra burda iş bulamıoz onlarda gidip başka bir ülke için çalışıor ve o ülkenin itibarını yükseltiyor işte biz bundan dolayı kaybediyoruz vede hep kaybetmeye devam ederiz
Ocak 3rd, 2008 at 10:39
çok beğendim gayet güzel ama yabancı terimlerin yanına türkçesini yazarsanız çok daha iyi olur
Ocak 6th, 2008 at 16:07
iğrenç olmuş.benolsam daha güzel yapardım……………………………….?????????????*
Ocak 8th, 2008 at 20:45
walla bn doqru yanışına bakma bana ödew konusu gerek….
Ocak 8th, 2008 at 20:46
sanki annıomuş gibi bütün seyi okumuş walla güsel olmuş gökçe hanım heh
Ocak 11th, 2008 at 14:01
ben einstein’i çok seviyorum.çok akıllı adammış
Ocak 15th, 2008 at 00:10
hocam anlamaya çalıştık ama anlayamadık
Ocak 20th, 2008 at 04:43
güzel ama bu bir kaç farklı somut örnek ile açıklamış olsaydınız.ufkumuzu genişletmiş olacaktınız.
şuna inanıyorum ki asıl olan fikirdir matematik ve deney sonra gelir.
bu da beyinlerin akademik eğitimle özgürlüklerinin kısıtlanmamasına bağlıdır.
belki bir köyde çoban olsaydım benimde tezlerim olurdu.
son olarak şunu belirteyim.dünyada bilgininde genetik ve telepatik boyutu var ve geçilemeyecek insan aşılamayacak engel yoktur.
Ocak 22nd, 2008 at 21:53
Arkadaşlar bu izafiyet teorisi dediğimiz olay sadece ışık tan daha hızlı gidebilecek bir neysnenin zamandan kendini soyutlıyacağını anlatmaktadır. Örnek vermek gerkirse eğer ışık hızında gidebilen bir arabamız olsaydı zamanda dümdüz giden ışııı bile geçebilseydi, belki o anda biz bizim bu süper arabamızın dışında duran insanlarla zamanı aynı şekilde yaşamiğcaz. Bu şekilde yanından geçtiğimiz bi saat kulesindeki 1 saniye arabanın içinde olan bir kişin kol sağtindeki 1 saniyeyle aynı hızda olmiicaktır. Örnek olarak bizim kol saatimizdeki 1 saniye etrafımızdaki dünyada 1 yıl bile olabilir (abartıyorum). Bu açıklamadan yola çıkarsak kendi etrafında dönen dünyamız bu işelm sırasında zamanı bükmektedir! Eğer hala olayı anlamyanlar varsa dünyadaki 1 saati yaşayan biri venüs deki 1 saat i aynı şekilde yaşamaz, onun için 1 ömür bile olabilir (abarttım) ama aslında onun venüsde geçirdiği vakit dünyada 1 saattir. Bu şekilde uzayda asılı kalmış her obje kendince zamanı büker. Biz ise zamanı ancak kendi gezegenimiz normlarında belli bi hıza ulaşırsak veya onu geçersek başarabilriz, burda söz konusu hız ışık hızı. Ancak eğer yukarda yazıyı dikkatlice okuyanlar varsa ışık hızının limti bir hız olduğu yazıyor… Anliacağınız ışık hızı aşılamaz çünkü ,aranızdan bağzıları fark etmiş, ışık hızını aşan bir nesne zaten ışık olur… Ve yıldızların örneini düşünürsek ışık hızı yaani ışıın kendisi zamanda istediği gibi hareket etmektedir… Ama hepimizin zengin bilgi kuyusu ağzına kadar dolduğu için zamnın bi yönü çok güçlü bi şekilde akan bir nehir gibi olduğunu duymuşuzdur. Bu yüzden bu nehirde geriye doğru yüzemessiniz… Eğer nehirden daha hızlı olmak istyorsanız tek ihtiyacınız bi botdur! Ancak nehir akıntısı her zaman sizi botunuzdan daha güçlü ve hızlıdır… Bu yüzden botunuz her zaman parçalanacak ve sizde öleceksinizdir… Bu yüzden ışık hızını geçmek veya zmanda yolculuk yapmak İMKANSIZDIR! Ama yapabilmeyi sizin gibi bende çok isterdim….
Sabrınız için teşekkürler…
Ocak 23rd, 2008 at 19:25
ya bir yıllık ödev hazırlayacağım kimse açıklayıcı bilgi vermiyor.oturup upuzun yazmışsınız ama boşuna yazmışsınız…….
Ocak 26th, 2008 at 22:34
Ben bu konudaki fikirlerimi daha sonra açıklayacağım. Şu an zamana yolculuk yapıyorum ve çok hastayım
(
Şubat 9th, 2008 at 02:57
arbkadaşlar ben yazın bi yazı yazmıştım izafiyet teorsiyle ilgili biraZ daha
yazma geregi buluorum bakın çok basit ta quantum fizigi albert einstein öle bişey bulmuş ki farkında degil oda ben bişey fark ettim nasıl desem nerden başlasam bilmiorum ama ki wuantum fizigi çok önemli bişye herzaman dikatimi çekmiştir zaman kavramı ve boyutlar ilgimi çekmiştir mesala yıldız kaydıgını göruruz o an bizim için yıldız kayıyo gibi olur ama uzayda yıldız veya gok taşının yanması her neyse oo kayma önceden olmuştur yani şu ordaki kayma ışık demeti bize 2 yış veya 5 yıl sonra gelior
Şubat 9th, 2008 at 21:21
BİLİM ADINA ÇOK DEĞERLİ BİR YAZI OLMUŞ.GAYET AÇIK VE NET.ANLAŞILMAYAN BİRŞEY YOK.YAZIDA EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDERİM.
Şubat 10th, 2008 at 03:03
bu izafiyet teorisi çok karışık ama bi gün zamanda yolculuk olursa işte o gün….
Şubat 10th, 2008 at 03:04
zamanda yolculuk olduğu zaman işte o zaman …
Şubat 11th, 2008 at 23:54
quantum fizigi çok önemlidir bilmekte bilmemekte tehlikelidir herşeyi bilmek ii degildir hiç bişey bilmemekte ii bişey degildiir izafiyet şudur ya boş verin ya kafanızı yormayın
Şubat 12th, 2008 at 20:09
quantum vayyyyyyyyyy solemesi bile guzel ya arkadaşlar burdan bi kaç arkadaş beni ekledi ve benden bilgi almak isteyen var he gercekten duygulandım benim sorunum beyinim içindeki nasıl kelimelere dokerim neyse bunu da aşıcaz gelelim quantum fizigine quantum fizigi her yerde var eintein ne buldugunun farkında degil eintein sadece insanlar bu teorisine ön yargılı ve anlamadıkları için herzaman inatla bu izafiyet teorisi uzerine durdu başardıda helal olsun çok ta ii bişey buldu dunyanın tarigini degiştiridi izafiyet şudurki zaman la senin aranda gecen sureyi uzatıp kısaltmak egerki hızlı duşunup harket edersen zaten farkına varıcaksınız bazende şey olur bakın çok önemli hani bişeyi beklerisiniz saniyeler hattta saliseler kalmıştır geçmez işte bunu alıp birde zamanın su gibi geçtigi bi anınız aklınıza gelsin arasındaki farkı görun ozaman ki izafiyet teorisini aanlarsınız nedne dersiniz die kendinize soracaksınızıdr ve şunu yapın enerjilerii takip edin sadece birde alış veriş olan manevi veya çıkara bakın ozaman nedmeke istedigimi anlarsınız zaten insan oglu dunyaya gelir gelmez ana rahimden çıktıgı an beyınınde herşeye start verir tıpkı tanrıya inanmak gibi bişeydir bu zaman gecer tanrıya inanmazsan beynin aynen şoyle yapar otamatık olarak bir akrep gibi duşunun akrep ateşle karşı karşıya geldiginde ve gidicek kacıcak yeri olmadıgında kendi ignesini kendisine batırır bizlerde öleyiz tanırya inanmayı seçmedigimizde tanrı yok dedigimizde bellli bi sure gececek ve bizde akrebin yaptıgı gibi ignemizi kendimize sokucam yani o psikoljinin altında ezilicez unutmayın arkadaşlar einteinn 4 teorisi vardır izafiyet ışık fotonları ve ikizler paradoksu dieride untum ama her neyse uzun hikaye devam edicektir yazılarım arkadaşlar kendinzie ii bak ın yazan by albert eintein ve by wiseman he adresim yolga2825@hotmail.com
Şubat 13th, 2008 at 19:01
çok güzel olmuş ama biraz karışmış bazı yerler orta 1 ögrencisiyim slayt hazırlıyom bu siteden yararlandım saol bu siteyi hazırlayan
Şubat 15th, 2008 at 00:20
bilim evrendeki en önemli şeydir öyle ki bilinmesi hem yararlı hemde zararlı
Şubat 15th, 2008 at 20:06
anlayan varmı bana anlatsın
Şubat 26th, 2008 at 23:38
çınar lisesi öğrencisiyim sayisal okuyorum ama ben bile bişi anlamıom birazdaa düzgün yazınız lütfeniniz
Şubat 26th, 2008 at 23:41
hiç açıklayıcı olmamış fazla uzatmişsınız alt tarafı yıllık ödewi yapçaz ne gerek war yani
Mart 2nd, 2008 at 01:35
ben fizik bölümü öğrencisiyim..arkadaşlar izafiyet teorisi bi kaç cümleyle anlatılabilinecek bişey değildir.bunu yazının uzunluğundan şikayetçi olanlar için söylüyorum..birde hiç bişey anlamadık diyenler içinde şunu söyleyeyim.izafiyet teorisi bundan daha basit şekilde anlatılamaz zaten herkesde bu teoriyi kolay kolay tam anlamıyla kavrayamaz..lorentz dönüşümlerinin bilinmesi teoriyi daha anlaşılır ve mantıklı kılar..
yazıda emeği geçen yada geçenlere teşekkür ederim..
Mart 9th, 2008 at 15:17
GÜZEL AÇIKLAMIŞSINIZ AMA ARALARA REKLAM KOYMANIZ DİKKAT DAĞITIYOR
Mart 11th, 2008 at 20:50
çok güzel hoşuma gitti ama fazla anlaşılır deil en azından benim için ben daha yeni başladım bu fizik işine çok hoşuma gitti einsteinide çok sevdim kendime bi öncü seçeceğim onu saolun böyle güzel bi site yaptığınız için
Mart 14th, 2008 at 14:02
ben okuduklarımdan ve sizden kaptıgım bilgilerden tek cümleyle açıklayayım bu teoriyi
;)
HIZLI YAŞA GENÇ KAL …!!!
Mart 15th, 2008 at 04:11
zeki olmaqk sayısalcılara mahsus değildir iki matemetik problemi çözüpte dünyadan bi haber olan çok arkadaşım var bu yüzden sözelciler dünyada egemenler ayrım yama 98. başak
bence yazıdan çok yorumlar daha aydınlatıcı
Mart 18th, 2008 at 20:33
bişe anladıysam arap olayım dicem ama zaten karayım
Mart 18th, 2008 at 21:31
çok güzel olmuş
Mart 25th, 2008 at 22:23
Einstein gelmiş geçmiş en büyük deha… Çok güzel olmuş…
Nisan 11th, 2008 at 10:56
wiseman sen çok kafa yormuşsun ya bu işe,kasmayın kendinizi bu kadar çook güzel olmuş doyurucu beğendim
Nisan 11th, 2008 at 17:00
BİRDE TÜRKÇE MEALİNİ ALABİLİR MİYİM?
Nisan 16th, 2008 at 03:18
walla yazıyı okumadım zaten okusamda anlamazdım ki düşünün ben odtü öğrencisiyim beyler bayanlar bu yazıyı anlamanın imkanı yok bu tür yazıları çok okudum ama aklımda tek kalan temel şeyler: ikizler teorisi, kütlenin enerjiye dönüşebilirliği ,ışık hızına ulaşan maddenin kütlesinin artacağı gibi temel bilgiler zaten şu anda einstein ın teorilerinin hiç bir geçerliliği yok tamamen newtonun teorileri ile yürüyo işler biz hep onları öğrendik onlarla evler, barajlar köprüler veyahut elektrik devreleri kısacası gündelik hayatın tüm ihtiyaçları bernoullli, newton, faraday gibi bilim adamlarının bulguları bana göre einstein zamanın çok öncesinde dünyaya gelmiş biri belki de yüzyıllar sonra onun teorileri gündelik hayata uygulanabilecek ve bizim torunlarımız onların torunları onu gerçekten anlayabilecek ……..Einstein dünya da kimsenin düşünemeyeceği bilimsel gerçekleri başka hiç bir bilim adamının anlayamayacağı veya bulamayacağı teorileri bulmuş gerçekten de yaşamış en büyük en zeki bilim adamıdır bu arada yukarda ortaokula giden bi arkadaş 4 boyutlu şekil diye bi link vermiş gülmekten geberdim hay allah müstahakını versin…..
Nisan 20th, 2008 at 22:04
türkçemizde bilimsel dahi olsa düzyazılarda olması gereken bazı özellikler vardır örneğin:duruluk,yalınlık,açıklık…
üzgünüm ama bu yazıda bu özelliklerin hiçbiri mevcut değil
Nisan 28th, 2008 at 22:02
geçmiş gelecegin refaransıdır bu tıpkı yurudugumzde yaptıgımız işlem gibi arka ayaktan guç alıp dier ayagı atıp kendimiz iteleriz zaman denen şeyde boledir enerjiler bir birini iter ve çeker mıknatıs gibi geçmiş ve gelecek tıpkı buna benzer herşey referansla yaşanır olur biter biz zamanın şuan ön kısmındayız akar suyu duşunun yeni bi kanaldan ilerlelemeye başlar biz işte suyun başındayız bugun şoyle bi soruyla karşılaştım eger ki zamanda yolculuk olmuş olsaydı neden gelecekten gelen insanlar yoktu cevap yukarda yazılıdır evren okadar yavaş işlioki bizim için öle böle degil çok agır sanırsınızki hiç zaman geçmio deriz ama yakınımızdaki cisimlere insanlara herşeye bakınca zamanın ne kadar çabuk geçtigini göruruz aynı zamanda hayatın ne kadar kısa oldugunu gösterir izafiyet teorisidir bunu açıklıor herşey hıza baglı bugun newtonun yer çekim yasasını çuruten teoris yani izafiyet teorisi budur cisim ne kadar hızlanırsa kurallar degişmeye başlıor bu bulmaca gibi yer çekimi denen şey ortadan kalkmış oluor albert einstein yaşadıgı donemden çok ileri bi tarihi görmuş bence sanki 2100 yılları duşunmuş gibi bana öle gelior arkadaşlar
Haziran 3rd, 2008 at 14:26
Merhaba değerli Pr.’ler İZAFİYET teorisini okudum öncedende bu kono hakkında büyük araştıma yapmıştım. ilerde bende teori atacağım. MEKAN teorisi.bence evren sonsuzdeğildir. yaratılmış belirli bir mekan vardır. evren sınırlıdır. aklınıza şöyle bir şey gelebilir. meken bitince ondan sonra NE VAR? Bunu açıklayalım.
Yaratılmış bir meken vardır ve dışarısı yokluktur. Burada zaman mekan boyut gibi kavramlar yoktur. yani mekandan sonra 5 metre ötesi diye bir kavram yoktur.burası sıfır boyotludur. madde yokluta var olamaz. yani madde mekana ve zamana şiddetle ihtiyaç duyur. maddenin var olabilmesi için meken olması gerekir.
Burada yokluk dediğim dünya ile ay arasıda olduğu gibi boşlukdeğildir. boşlukla yokluk farklı şeylerdir.boşluğun rengi vardır yokluğun rengi yoktur. boşlukta boyut ve zaman vardır.
Evren(galaksiler) sürekli genişlemektedir ve bir zaman gelip meken bitecektir yani bir gün evren içine çökecektir. Maddenin sonu gelecek ve ogun yok olacaktır
adres:karaman sarıveliler erkek ögrenci yurdu
Kendime bilimsel mektublar yaza bilecek bir pr. arıyorum. bana yazarsanız mutlu olrum.
Haziran 14th, 2008 at 18:57
bence yasama uygulanması için gerekli teorik bilgiler hazir m=m/1-vkare/ckare formülünden yola çıkarak uygulana bilir yalnız dünya üzerinde uygulanamaz kutle cekım kanunu buna elvermez ve lütfen buna odev gozuyle bakmayın by
Haziran 16th, 2008 at 11:57
hiçte anlaşılır değil. daha iyi olabilirdi. güzel bir site olmasını istiyorsanız siteye özen göstermelisiniz. bence bu yazıyı buraya koyarken okumamışsınız.siteniz pek hoş değil. bu bilgileri anlamak çoooooooooooooook zor. lütfen bu yazıyı boşa almayın. bu eleştirilere bakarak sitenizi düzeltmeye çalışın.
Haziran 16th, 2008 at 14:47
ya bence güzel acıklanmıs ama suankı yapılan yanı 21. yuzyılda yapılan acıklamalara gore “ınsanlıgın 4 yıl omrü kalmıs” bu teorıyı anytayn dıyo bu aynstaynın hangı teorısı bılıen varmı??
Haziran 18th, 2008 at 20:53
bu teoreme göre ikizlerden biri zaman asımına ugratılır digeri normal yasam surerse bırı dıgerını yaslanmıs olarak gorebılırrr bence ilginçç dunyamızda olmasada evrenın dıger katmanlarında gerçeklestırılebılır NASA CALISMALARA BASLADI BILEEE
Haziran 23rd, 2008 at 22:54
evrenin sonu kendi içine çökmesi veya yıldızların yakıtlarını tüketmesiyle olacak dien bilim adamlarıomega+lamda matematiğiyle evrenin içine çökmeyeceni matematiksel olarak ispatladılar isa . diğer ihtimal yerinde duruor hala.hareket eden cismin kütlesi azalır dien ark e=mc2 eşitliğine dikkat etsin .ışık hızı formulun sabiti olduğuna göre hareket eden cismin kazandığı kinetik enerji kütleye dönüşür(bunu anlamak gerçekten zor,biraz koştuğumda kütlemin artmsı demek bu).ışığın hızı sonsuz olmadığına göre her gece yaşlı bir gökyüzüne bakmaktayız,bu da insanı düşündürüor doğrusu.zaman yolculuğu uzak bi ihtimal gibi duruor, dede-torun paradoksuna göre zaman içinde yolculuk yapıp dedesini öldüren torun nsl olur da hayat bulup zamanda yolculuk yapabilir.bu konudaki paralel evrenler fikri biraz daha desteğe ihtiyaç duyuyor.gerçi çift yarık deneyinde aynı nokytadan giriş yapan ışığın 2 farklı noktaya yönlenmesi evrenlerin çakışması ve melez bir uzay oluşması tarzında yorumlanmış(ne derece doğru bilinmez)yazı hakkındaki yorumum ise şu: temeli bilmeden ileri fiziğin konularını anlamaya çalışmak faydalı olmaz.sadece yüzeysel olarak nasibiniz olur,bu da sizi biraz daha kültürlü yapar o kadar.
Haziran 25th, 2008 at 13:28
Evren sürekli genişliyor diyorsunuz. sizce bu nereye kadar gidecek? sonsuzamı? sonsuz nedir?
omega+lamda teorisini dikkatlice okursan dünyadan atılan maddenin geri döneceği yeterince hızlı atılırsa sonsuza denk gideceği kaydedilmiştir. fakat devamında bir engelle karşılaşmadığı sürece terimide vurgulanmıştır.değerli dostum erkek. evrende öyledir.mekan olduğu müddetce ivme ile ilerleyecektir.fakat mekan bitibden yokluk olunca madde ilerlemeyecektir. yani maddenin önüne engel cıkacaktır ve artık evren içine çökecejtir.Yukarıdada yazdığım gibi yoklukta madde bulunamaz.
bana yorum yabtığın için teşekür ederim kendini bana tanıdırsan mutlu olurum
Haziran 28th, 2008 at 12:57
ha ha ha bubu anlamadınızmı.bu bebek işi be.bubu kim anlamaz.haha
Eylül 5th, 2008 at 22:22
ikizler teorisi, ışık hızına yakın hareket edenler için bizim dünya zamanımıza göre daha kısa sürmesidir.Yani ikizlerden biri dünyada kalıp diğeri,ışık hızına yakın bir hızla hareket eden uzay aracıyla uzayda dolaşsın ve bir zaman sonra bunlar yeniden bir araya geldiğinde ,dünyada kalan yaşlanmışken,uzayda dolaşan çok daha gençtir.
yani bizim zamanımız ilerlerken uzayda zaman bize göre daha yavaştır.uzayın zaman dilimi daha büyüktür
Eylül 16th, 2008 at 18:50
80.yazıcı sana- önemli olan yapılana kusur bulmak değil eğer gerçekten yapabiliyorsan küçümsediğin şeyi sen açıklamayı dene ki yapabiliyorsan yaptığında!! o zmn saygı duyalım
Aralık 3rd, 2008 at 00:29
izafiyet yani medenin enerjiye enerjininde maddeye donuşebilmesidir şudurki enerji degişimi neyse gelelim zamana zaman aynı zamanda atomların çarpışmasıyla oluşur yani 1 salise buyuk bir ataom çarpışmasıyla oluşur izafiyet teorisi artık teori olmaktan çıktı kuram haline haline gelmiştir arkadaşlar şimdi artık iplik yani sicim teorisi tartışılıor BİGBENG patlamasından hemen sonra etrafa yayılan nereye gitigi belirisiz aslında belirli enerjilerin birbirlerini itip çekmesidir ve oluşum start verilişidir ger gecen dk yani zaman akışı daha çok ileri giderek geçmiş karışmaya başlıor bugun bilim adamlarının araştırmaları zaman ilerledikçe okadar geçmişteki zamanın ve evrenin oluşması gun geçtikçe karama karışık oluor bana belkide die bilirisniz teknoloji ve insanlar gun geçtikçe gelişior evet gelişior aynı zamanda bir yığın içinden çıkamayacagımız paradoxlar meydana gelior önemli olan dogruları çok ii bilip dogruyu dogru yerlerde kulllanmak ozaman paradoctan çıkıp gercek bilgilere ulaşıp gercege ulaşırız
yazan by wiseman
Aralık 3rd, 2008 at 00:33
kimse şunu bilmior bingbeng patlaması hala devam edior bunu kimse göremior taaaki patlama bitiigi anda EVREN YOKU OLUCAKTIR bizler uzayi evrenein belirleyemeicegim bir rakamın okadar miliyar desem degili katrilion desem degil ışık yılı desem degil ufacıgız okadra ufacıgız evrende bu patlama hala devam edior yada btmeye suruklenior
Aralık 3rd, 2008 at 00:35
geçmiş gelecegin refaransıdır albert eintein saygılar
Aralık 3rd, 2008 at 00:41
birde şole bişey var bizim için zaman normal akar ama uzayda hani deriz ya uzayda birileri varmı bizlerrden başka. var arkadaşlar nasıl var bizler bunları hiç göremicegiz taaaki teknolojimiz çok ii seviyeye gelene kadar olay şudurki dunyanın dışında ışık hızında yaşayan canlılar var gizli bir boyut vardır çokk gizli bunu bizler göremioruz izafiyet teorisi ışık hızı bunlarla çok alakalı arkadaşlar onlar bizim boyutumuza gelemior bizlerde onların buyutuna gidemioruz uzaydakiler çok hızlılar ışık hızındalar bizler ise yavaşız boyut farkı var
Şubat 5th, 2009 at 11:54
ya şu izafiyet ve kuantum fiziğini basit çe anlatacak zeki bir adam yokmu aramızda
Mayıs 30th, 2009 at 16:27
ya uff çok zor bunu anatmak en basitini yazıcam farklı terimler kullanmadan ben bu konuyu yuzeysel olarak biliorum arkadaşlar bir taş alın cama dogeu 300 000 km hızla atın . o taş camı kırmıcaktır camın içinden geçicektir şimdi taşın başına neler gelio onu bilelim taş hızlandıkça yanmaya başlıcak yane degişime ugrucak taş taş degişime ugraraken bizler nerden baktıgımız çok önemli olaya dışardan bakıcaz taş zaten enerji kutlesinden var oluor dunyanın oluşumu enerjiden ibarettir hani deriz ya şu bin beng patlaması ordan gelioruz sonradan evrimler filan gelir yane taşın özu enerji taşı fırlatıgımzda taş enerjiye donuşuo yane ışık olur bu nedenle cam kırılmamış olur ve şunu solemek isitorum hani biz 300 000 km hızda bi taş atııkya bu taş zaman dilimlerine baktıgımzda butun zaman dilimnde taş olmuş oluor ama dışardan baktıgımzda ışık gıbı göruntu oluor zaman durma noktasına gelio taş yerine kendimizi koyalım taş gibi hgızlı hareket edelim bizler var olan bingbeng stradında butun zaman dilimnde ışık huzmesi olmuş olur ama ki şu var atıorum tarihimiz nedir 2009 bu taşı 2009 atıgımzda strat vermiş olduk ve taş 300 000 km hızda bizlerden çok ileri bi tarihte oldu diyimi şimdi ise tarih ve zaman dilimini bolelim atıorum 3009 giti taş 2 snye atıorum bole oldu 2 sn de 3009 gonderdik taşı 3009 yaşıyan brine görer o taş orda durusa taştır ama biz 2009 dan baktıgımzda bize ışık olarak gelicektir burda refarasnlar çok önemli arkadaşlar olaya nerden baktıgınızda önemli şimdi tekrar degerlendirelim taşı 2009 dan 3009 ışık hızında fırlattık taşın mekanı ve enerjsi ve bulungudu konum şartla degişti hız degiştirioo kuralları bu özet basitde indirgedim konuyu aslında birazda derine inersek şimdi arada 1000 yıl geçti biz bu 1000 yılda taşa baktıgımzda ışık olarak görduk ama şole yapalım bu bin yılın içinde bi zaman diliminde olalım yane 2500 yılında olalım ordaki içinde taş ışık olarak gözukecektir ama taş 2500 yılında durmuş olsaydık taş normal bi cisim olucaktı burdan anlıyacagımız zaman dilimleri içinde taşın aldıgı haller ve ilk start ve son nokta egerki ben bu taşı 300 000 uzeirne yane 300 001 km hızla giderse zaman geriye akmaya başlıcaktır daha çok var anlamak degil önemli olan kavramak
Haziran 1st, 2009 at 22:26
ya arkadaslar bunu yzan adamlar gayet anlamıskı acıklayabılıo bence bukdar olumsuz elestırmek yerıne kendı sewıyenzde arastrmalar yapın gorelılık kuramını cok basıt sekılde anlaran wdeolarda war bunları arastrablrsnz marksıszme gore baks acısı ve dahabırsuru sey ınternet sıtelernde yer almakta ınsanlarmız ancak elestırmeyı bılıor kımse kusura bakmasn lutfen bunu yazan ınsanlar bıryere gelmskı bu sıtede bu bılgılerı werebılıorlar
Haziran 29th, 2009 at 22:49
bu izafiyetin doğruluğunu en iyi ispatı sr 71 tipi dünyanın en hızlı airbus uçağı o kadar yüksek hızda sıcaklıktan dolayı ısınıp genleşiyor
Temmuz 15th, 2009 at 16:08
einstein’ın görelilik kuramının sade olarak örneği şudur arkadaşlar :
Çirkin bir kadınla geçirilicek 1 dakika kişiye yıl gibi gelebilirken , güzel bir
kadınla geçirilen 1 dakika sanki bir kaç saniye gibi gelebilir.Burada her iki kişide 1 dakikayı(zamanı) farklı(göreli) yaşıyor.
Eylül 21st, 2009 at 22:31
Eistein’den anladığım uayda hareket eden bir cisim ileriye doğru hızlanırken uayın parçacıkları harekete ters yönde hareket edecektir bu durum hareket yönünde kısalmaya yol açar sonuç olarak uzayın bükülmesi gerçekleşir.Uzayın boyundaki kısalma zamanın yavaşladığı anlamına gelir.Çünkü madde yoğunluğu artmış bu durum zamanın yavaşladığı anlamına gelir. maddenin yoğunluğu kütleçekimine bağlı olarak zamanla değişir.Kütleçekim uzay ve zamanın içiçe olması sonucunu doğurur. GEDİKLİ
Ekim 16th, 2009 at 16:54
emeğe saygı elene salık aga çok güzel olmuş öğretmen beyendi tekrar teşekkürler