Osmanlı Askeri Sistemi Yıldız Kayması
Nis 15

İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman iÅŸgaline uÄŸradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuÅŸan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay BaÅŸkanı İsmet (İnönü) PaÅŸa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduÄŸunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli EÄŸitim Bakanlığına iletti. Milli EÄŸitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. BeÄŸenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 ÅŸiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beÄŸenilmedi; marÅŸ olacak deÄŸerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduÄŸu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli EÄŸitim Bakanı Hamdullah Suphi ÅŸairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.

Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

Akif Bey’in yanımda olduÄŸu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya baÅŸladım.

- Ne yazıyorsun?

- Marş İstiklal Marşı yazıyorum.

- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?

- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.

- Ya, o halde yazalım.

İşte böylece yazılmaya baÅŸlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli EÄŸitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli EÄŸitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 ÅŸiirle birlikte yeni ÅŸiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, ÅŸiirlerin askerlere okunmasını, beÄŸenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in ÅŸiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iÅŸ, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul ettirmekti. MarÅŸ, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. BaÅŸkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen ÅŸiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduÄŸunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Åžiirle ilgili konuÅŸmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak ÅŸiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara baÄŸlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, ÅŸiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoÄŸunlukla kabul edildi.

Åžiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat ÇaÄŸatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da deÄŸiÅŸtirilerek CumhurbaÅŸkanlığı orkestrası ÅŸefi Osman Zeki Üngör2ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

Açıklaması

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.

Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.

Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doÄŸal hakkıdır. Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uÄŸruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayraÄŸa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Åžair ‘ben’ diyor.(Ancak kast ettiÄŸi mana aslında bizdir türk milleti adına konuÅŸmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaÅŸamıştır,hür yaÅŸayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir ÅŸekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uÄŸrunda önüne çıkacak her engeli aÅŸacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için daÄŸları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

‘Medeniyet!’ dediÄŸin tek diÅŸi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

DoÄŸacaktır sana va’dettiÄŸi günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Åžair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uÄŸratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Åžehit gövdelerinin meydana getireceÄŸi siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceÄŸi Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiÄŸi zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doÄŸacağına inanmaktadır.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

Ruhumun senden, ilahi, ÅŸudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar-ki ÅŸahadetleri dinin temeli-

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

Allah’a ÅŸair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileÄŸi ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin deÄŸmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,

Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Åžair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Åžanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü ÅŸafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuÅŸmuÅŸtur. Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız ÅŸehitleri mizin kanlarını hak etmiÅŸtir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doÄŸruluktan ayırmayan Türk milletinin en doÄŸal hakkıdır.

21 Yorum var “istiklal marşı”

  1. naime Yazmış:

    yuhh lan bumu kıssaaaa devenin nalı

  2. kuMsaL Yazmış:

    yha bhen ç0k duysaLlashdım …!!!!!…. VE Åžuan iyyiki gaziLerimsh we ÅŸehitLemish bu gsL yurdumuz içn savaÅŸmıshLar di0rm….!!!!….
    we iikide mustafa kemaL ataTürk bu yurdu bu haLe getirip bizLere snmush!!!!….!!!!! ç0k duygusaLLashtım

  3. birsu turanlı Yazmış:

    brawooo

  4. zeynep Yazmış:

    çok güzel bir istiklal marşı olmuş bence bravoo

  5. ezgi Yazmış:

    gerçekten çok etkilerici marşımızı şehitlerimize armağan ediyorum ne mutlu türküm diyene

  6. eda Yazmış:

    istiklal marşı hangi duygularla yazılmıştır?

  7. şeyma Yazmış:

    vayyy bee harika yazmışlar ama bu kadarda değil çok uzunca yazılmış yani ama çok güzel

  8. melisa Yazmış:

    ben böyle bir böyle bir şey görmedim bu konuyu boşuna açmadım ödevim oldugu için açtım ve gurur duyuyorum

  9. melisa Yazmış:

    istiklal marşı süperrrrrrrrr

  10. serhat Yazmış:

    iÅŸte istiklal marşımız böyle zorluklar içinde hazırlandı eÄŸer HASAN BASRİ BEY mehmet akif ‘i ikna etmeseydi.İstiklal marşımız olmayacaktı.Bunun için HASAN BASRİ BEY’E sayılır bir can borçluyuz.

  11. buket Yazmış:

    ne mutlu türküm diyene

  12. yasemin Yazmış:

    çok güzel ama çok uzun yazmışlar

  13. yasemin Yazmış:

    gerçekten mehmet akif gibi olmak isterim ve olmaya çalışıyorum

  14. ismail Yazmış:

    bence çk iyi ben yani bilemiyorum

  15. gizem Yazmış:

    ben mehmet akif ersoy ÅŸiirlerini okuma yarışmasında BOLU il 1.olduÄŸumiçin çok gururlryum………buyıl İSTİKLAL MARÅžI’mızı okuma yarışmasına katılmak için can atıyorum.inÅŸallah okul 1. olur bu yarışmayada katılırım. ”BEHİYE BAYSAL İLKÜĞRETİM OKULU”’nun bu yılda eÄŸer ben katılırsam1. olacağına inanıyorum

  16. cenk Yazmış:

    valla çok güzel yazmış ben üniversiteye gidiyom bunu bulcaktım ne güzel uzunca buldum. yasasın!!!

  17. ferhak Yazmış:

    mukemmel olmus

  18. xhaticex Yazmış:

    süperrrrrrrrrrr harika muhteşem açıklamalı yaptıkları için dehşet olmuş türkçeden beş aldım kim yazdıysa tebrikler

  19. xhaticex Yazmış:

    vayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy beeeeeeeee :) inanmıyorum

  20. özlem Yazmış:

    çoooooooooooooooooooooooooook güzel bir marşımız var gurur duyyorum

  21. korkusuz_rapçi Yazmış:

    İstiklal marşı türklerin gurur kaynağıdır.Hepimiz türküz.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.