
GeleceÄŸin dahisi Galileo Galilei, 15 Åžubat 1564′te Pisa’da dünyaya geldi. Babası Vincenzo Galilei, Floransa’nın ünlü bir ailesinden gelmekle birlikte, orta halli bir adamdı; kendisini daha çok felsefeye vermiÅŸti. Çocukluk yıllarını babasının entelektüel yaÅŸam tarzı ÅŸekillendirmiÅŸti. Galilei, ilk önce Güzel Sanatlar Akademisi’ne yazıldı; ancak, 17 yaşında babasının isteÄŸi üzerine Tıp Fakültesi’ne baÅŸladı. Onun gözü ise, mekanik bilimlerdeydi. MatematiÄŸe büyük bir merak sarmış, makinelerin matematiksel hesaplamaları konusunda yoÄŸunlaÅŸmıştı. 18 yaşındayken, babası da Floransa’ya dönünce, meydanı boÅŸ buldu ve üniversite derslerini bir kenara bırakarak, bir aile dostundan gizlice matematik dersleri almaya baÅŸladı. Öğretmeni Ostilio Ricci, matematikle birlikte fiziÄŸe de meraklıydı.
Arkhimedes’in hayranıydı; bu büyük bilginin tüm eserlerini ezberlemiÅŸ, icatlarına temel olan matematik kurallarını incelemiÅŸti. Galilei, aldığı dersler sırasında devrim yaratacak fikirlerini de ÅŸekillendirmeye baÅŸlamıştı: Gezegenlerin hareketleri gibi doÄŸal fenomenler matematikle açıklanabilirdi. Bu iddia, ÅŸimdi çok aykırı görünebilir, ancak, 16. yüzyılda evrenle ilgili araÅŸtırmalar yapan bilim adamları tek bir kaynaÄŸa dayanıyorlardı: Yunanlı filozof Aristoteles, M.Ö. 4. yüzyılda, bilime iliÅŸkin her türlü yaklaşımı inceleyen düşünür, gününün koÅŸullarında pek çok soruyu cevaplamaya çalışmıştı.
Ancak doğaldır ki, ileri sürdükleri tartışılmaya başlamıştı. Galilei hayatını Aristoteles öğreti-lerine saldırarak ve onu körü körüne izleyenlerle savaşarak geçirdi. Bunun gerçekleşmesinde gerekli ipuçlarını, ona Ricci sunmuştu.
Galilei, Pisa Katedrali’nde otururken, tavanda asılı duran lambanın gidiÅŸ geliÅŸleri dikkatini çekti. Lamba bir düzen içinde sallanıyordu. Bu konuda yaptığı deneyler sonucunda; salınımların eÅŸzamanlı olduÄŸunu, matematik kurallarını izlediÄŸini; dolayısıyla, zamanı belirtmede sarkacın kullanılabileceÄŸini ortaya koydu. Ayrıca, bu yöntemle hastaların nabızlarını ölçmeye yarayan bir de cihaz geliÅŸtirdi.
BuluÅŸu, Galilei’nin tıp profesörlerini bir süreliÄŸine memnun etmiÅŸti. Ancak 1585′te, kendisine destek verilmesi isteÄŸini reddettiler ve saygısızlık ettiÄŸi gerekçesiyle onu kovdular. Bu olayı izleyen yıllarda, zamanının büyük bir bölümünü matematik öğrenmeye ve çalışmalarına ayırdı. Artık tek bir hayali vardı: profesyonel bir matematikçi olmak.1588′e gelindiÄŸinde, beÅŸ üniversiteden ret cevabı almış, hatta bir ara doÄŸduÄŸu kentten ayrılmayı bile düşünmüştü. Ancak, sonunda Pisa’da üç yıllığına matematik dersi verme isteÄŸini kabul ettirdi. Tabii ki, burada da rahat durmayacak ve meslektaÅŸlarını kızdırmaya devam edecekti.
MeslektaÅŸlarından bir kısmı, deney yönteminin Aristoteles’e körü körüne baÄŸlanmaktan daha doÄŸru bir yol olduÄŸunu kabul ediyordu. Ancak yine de, “cisimlerin düşüşü” ile ilgili Aristoteles’in geliÅŸtirdiÄŸi fizik yasasını benimsiyorlardı: Ağır cisimler daha hızlı, hafif cisimler daha yavaÅŸ düşer. Galilei ise, bu yasayı çürütmeye koyuldu. O; kâğıt, tüy gibi hafif cisimlerin yavaÅŸ düşmesinin havanın karşı koymasından ileri geldiÄŸini; gerçekte ise, aynı yükseklikten bırakılan farklı ağırlıktaki iki cismin, yere aynı zamanda düşeceÄŸini ileri sürüyordu. Pisa’daki ünlü eÄŸri kuleye çıktı, biri büyük, ağır; diÄŸeri küçük, hafif iki topu aynı anda bıraktı. İkisi de aynı anda yere düşmüştü.
Bu deney, üniversitedeki diÄŸer profesörleri fazlasıyla kızdırmıştı. GerçeÄŸin yüzlerine vurul-masını hazmedemeyen okul yönetimi, Galilei’nin sözleÅŸmesini yenilemedi. 28 yaşındaki bilim adamı, baÅŸka sulara yelken açmak zorunda kaldı. Uzun uÄŸraÅŸlar sonunda, Padova’ya yerleÅŸti ve kent dükünün himayesi altında Padova Üniversitesi’nin matematik kürsüsünden kabul ce-vabı aldı. En ünlü keÅŸiflerini ve teorilerini, bu üniversitedeki yılları sırasında gerçekleÅŸtirecekti.
1602′de yine Aritoteles’in yasalarını çürütmeye çalışmakla meÅŸguldü. ÇeÅŸitli ağırlıkta toplar alarak, bunların bırakıldıkları zeminin eÄŸrilik derecesine göre yavaÅŸ ya da hızlı düşeceklerini kanıtlamaya giriÅŸti. OluÄŸa benzeyen tahta, sırasıyla çeÅŸitli açılarda eÄŸri tutuldu. Cisimlerin ağırlıklarına göre deÄŸil, tahtanın eÄŸrilik derecesine göre hızlı ya da yavaÅŸ yuvarlandıkları görüldü.
Galilei’nin eline koz verecek bir baÅŸka olay da, Ekim 1604′te yaÅŸandı. Yıldız patlaması ÅŸeklinde tanımlanan üstnova, tartışmayı baÅŸlatan kıvılcım olmuÅŸtu. Avrupalı gökbilimciler, Ophiucus Takımyıldızı’nda meydana gelen büyük bir patlama keÅŸfetmiÅŸlerdi. Halbuki Aristoteles, yıldızların yerlerinden kımıldamayan sabit cisimler olduÄŸunu belirtmiÅŸti. Galilei, bu konuyla ilgili olarak pek çok konferansa katılınca, Padova Üniversitesi profesörlerini de karşısına aldı.
1609′da, Hollandalılar’ın uzaktaki cisimleri daha yakın gösteren bir cihazı keÅŸfettiklerini duyması, onun için bir dönüm noktası oldu. Bu cihaz teleskoptu.
Galilei, Venedik’teyken kendi adını taşıyan ıraksak mercekli dürbünle bu keÅŸfi geliÅŸtirdi ve gökcisimlerini incelemeye baÅŸladı. Gördükleri, Aristoteles’in tüm iddialarını yerle bir ediyordu. Önce, Ay üzerinde gözlemler yaparak daÄŸların yüksekliÄŸini ölçtü. GüneÅŸ üzerindeki lekeleri saptadı. Bugün de “Galilei Uyduları” diye anılan, Jüpiter’in ekseninde dönen uyduları keÅŸfetti.
Ancak en çok endiÅŸe uyandıran buluÅŸu Venüs’tü. Galilei, Venüs’ün de Dünya’nın hareketlerine benzer evreler geçirdiÄŸini gördü. Aristoteles’e göre Dünya, evrenin merkeziydi ve diÄŸer gezegenler onun yörüngesinde yer alıyordu. Dolayısıyla, Venüs’ün tam bir daire çizmesi ge-rekliydi, yarım daire deÄŸil. Ancak, teleskopu bunu göstermiyordu. Galilei, Dünya’nın evrenin merkezi olmadığına iliÅŸkin çok somut bir kanıt elde etmiÅŸti.
BuluÅŸlarını 1610 yılında yayımladığı Yıldızların Habercisi (Sidereus Nuncius) baÅŸlıklı kitabında açıklayınca, büyük bir yankı uyandırdı ve uluslararası alanda ün kazandı. Bu kitapla Vatikan’ın dikkatini de üzerine çekmiÅŸti. BaÅŸta her ÅŸey iyi gidiyordu: Papanın gökbilimcilerine teleskopuyla bir sunum yapması için davet edilmiÅŸti, bunun yanı sıra iddialarını sevinçle karşılamışlardı.
Ancak Galilei, iki konuda Vatikan’ı karşısına aldı. KeÅŸiflerinden de aldığı cesaretle, GüneÅŸ Sistemi’nin merkezinin GüneÅŸ olduÄŸunu kendisinden 70 yıl önce ileri süren Kopernik’i des-tekledi. İkinci olarak da, teleskopuyla gökyüzüne bakmak istemeyen Aristotelesçilerle yine dalga geçti.
Ünleri ve meslekleri tehdit altına girmeye baÅŸlayan bilim adamları, Galilei’nin Kopernik’i desteklemesiyle İncil’e sarıldılar. Yehova’nın Eski Ahit’inde aradıklarını buldular: Bir öyküde, GüneÅŸ’in hareketsiz durduÄŸunun “varsayıldığı” belirtiliyordu. Bu da, aslında GüneÅŸ’in hareket ettiÄŸi anlamında yorumlanabilirdi.
Galilei’nin düşmanları, Kopernik ve onun görüşlerini benimseyenlerin Kutsal Kitap’ın doÄŸru-luÄŸunu karalamaya ve yalanlamaya çalıştıklarını ilan ettiler. Bu nedenle de dini inkâr suçunu iÅŸlediklerini öne sürdüler. Vatikan’ın şüpheli inkârcıları araÅŸtıran görevlileri konuya el koy-makta geç kalmadılar. Galilei için bundan sonraki durak artık belli olmuÅŸtu: Engizisyon!!!
5 Mart 1616′da, Yüksek Din Kurulu bir emirname yayımladı. Engizisyon kurumunun yüksek mahkemesi sayılan bu kurul, emirnamesiyle, Kopernik’in bütün kitaplarını yasaklıyordu. On-dan birkaç gün sonra da, kardinal Bellarmino, Galilei’yi sarayına çağırarak, papa ile Yüksek Kurul’un ortak emrini bildirdi. Kendisinden
Kopernik’in görüşlerine katılmaktan vazgeçme-sini istedi. Galilei boyun eÄŸer gibi göründü. Çünkü bunun bir oyun olduÄŸunu, karşı gelecek olursa Bellarmino’nun bunu “suçu açıkça kabul etmek” sayacağını ve Engizisyon Mahkemesi’nde aleyhinde kanıt olarak kullanacağını anlamıştı. Galilei bu seferlik ucuz atlatmıştı.
Aydın bir din adamı olan papa VIII. Urbano’nun Vatikan’ın başına geçmesiyle biraz olsun rahatladı. 1624 yılında, GüneÅŸ Sistemi’yle ilgili teorileri tartışacağı yeni bir kitap yazmaya baÅŸladı. Ancak bir ÅŸart koÅŸulmuÅŸtu: Kitapta hiçbir teorinin tam olarak doÄŸru olduÄŸunun bili-nemeyeceÄŸi, bunu sadece Tanrı’nın bilebileceÄŸi vurgulanmalıydı. 1632′de, İki Büyük Dünya Sistemi, Ptolemaios ve Kopernik Sistemleri
Üzerine KonuÅŸmalar (Dialoge Sopra i due Massimi Sistemi de Mondo, Ptolemaico e Copernico) adlı kitabını yayımladı. Kitap, Avrupa’da büyük ilgi gördü ve bilim literatürünün klasik eserleri arasındaki yerini aldı. Büyük bilgin, bu eserinde de Kopernik’i savunmuÅŸtu. Büyük fırtına koparan eser, gericileri endiÅŸeye düşürmüştü. Onlara göre, Galilei’nin kitabıyla “yer, gök alt üst olmuÅŸtu”. Galilei bunun böyle olacağını önceden bildiÄŸi için, kitabında Simplicius’u şöyle konuÅŸturmuÅŸtu: “Yeni düşünce tarzı yerle göğü alt üst ediyor!”
633′te, 69 yaşındaki bilim adamı, dini inkâr suçundan Roma’ya çaÄŸrıldı. Uzun sorgulamalar sonunda, mahkemenin iÅŸkence kararı kendisine bildirilince, birdenbire durgunlaÅŸtı. Belki davası uÄŸruna her türlü iÅŸkenceye göğüs gerebilirdi, ama, çektiÄŸi acıların bilime ne yararı olacaktı ki? Kopernik’in sistemini redde zorlanmıştı, o da bunu kabul etti. İddiasından vazgeçmiÅŸti; dizlerinin üzerinde doÄŸrulurken şöyle mırıldanmıştı: “Her ÅŸeye raÄŸmen Dünya dönüyor”.
Ömür boyu hapse mahkûm edilen Galilei, Floransa yakınlarında bir evde son 9 yılını göz hapsinde geçirdi. Bu soyutlanmış yaÅŸamı sırasında, bilimsel çalışmalarını sürdürdü. Hareket ve güç konusunda yazdığı kitabı Mekanikle İlgili İki Yeni Bilim Üzerine Söylevler ve Matematiksel Kanıtlar (Discorsi e Dimostrazioni Mathematice Intorno a Due Nuove Scienze Attenenti alla Mecanica), Galilei’nin bilim dünyasına kattığı en önemli eserlerden biri. Bu kitabıyla bir kez daha, bilimsel devrimlerin matematiÄŸe dayandığını kanıtlıyordu.
8 Ocak 1642′de, 77 yaşında öldü.
15 Yorum var “Galileo Galilei”
Sizde Yorumunuzu Yazın
Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.


Mart 30th, 2007 at 07:41
çok güzel bilgiler teşekkür ederim
Temmuz 7th, 2007 at 23:28
felsefe ile yeni tanışıyorum galileo hakkında bu kadar detaylı bilgiye ulaşmak güzel ve teşekkür ederim.
Eylül 28th, 2007 at 17:20
melekler ve ÅŸeytanları okuduktan sonra galileo’nun Discorsi adlı eserini çok merak ettim.ama eserleri hakknda bilgi vermemiÅŸsiniz??tÅŸkler.
Ekim 15th, 2007 at 17:35
bnce kötü olmuş ödev olmasa bu siteye girmezdim ama tşkler
Åžubat 7th, 2008 at 18:04
süper bencediğer sitelerde hep aynı yazı var.bu çok işime yaradı.teşekkürler
Åžubat 12th, 2008 at 16:30
çok güzel bir site ama biraz daha ek bilgi olsa çok güzel olacak ama gerçekten bilgiler çok işime yaradı teşekkürler
Åžubat 14th, 2008 at 22:18
bnce harika olmuÅŸ çokta iÅŸime yaradı TÅžK…
Mart 3rd, 2008 at 19:25
İİ GÜNLER BURAYI ÇOK BEÄžENDİM HARİKA ÇOK İŞİME YARADI TSK…….
Mart 3rd, 2008 at 20:19
bu siteyi çok beğendim yalnız daha eklenecek birçok sey olabilirdi.yinede harika olmus tsk.
Mart 12th, 2008 at 20:17
tsk. çok cüzel olmusss
Mart 12th, 2008 at 20:17
tsk. çok cüzel olmusss
Mart 13th, 2008 at 17:07
çok süper olmuş hiç birşey diyemiyorum????
Nisan 3rd, 2008 at 23:22
çok güzel ödevimi bile detaylı bir şekilde yaptım!!!!!!!!!!!!
Nisan 16th, 2008 at 13:40
öffffffffffff ne kadar sıkıcı uzun uzun bana galileonun yaptığı eserler lazım
Nisan 16th, 2008 at 15:14
çok güzel bilgiler var bana çok yardımcı oldunuz teşekkürler