Ukrayna’daki Çernobil nükleer güç santralındaki kaza, reaktör güvenliği ile ilgili bir test sırasında gerçekleşmişti. Yapılan test, bu tür reaktörlerin kararlı çalışamadığı çok düşük güç seviyesindeydi ve bu seviyede reaktörün güvenlik sistemlerinin devreye girmemesi için, sorumlu operatörler, normalde yapmamaları gerektiği halde acil durum kapama sistemini devre dışı bırakmışlardı.
Deney sırasında kalp içi sıcaklıklar güvenli seviyenin üstüne çıktığında ise reaktörü kapatacak ve soğutma sağlayacak sistemler devre dışındaydı. Bu affedilmez hata, buhar basıncının artmasına ve bu yüzden oluşan buhar patlamasıyla birlikte çatının çökmesine yol açtı.
Böylece, reaktör içindeki sıcak grafit doğrudan atmosferle temas eder hale geldi. Havada bulunan oksijenle reaksiyona giren grafitin yanmasıyla reaktör kalbi bütünlüğünü kaybetti ve bu tür Rus reaktörlerinde (RMBK-1000) koruma kabuğunun da olmaması nedeniyle, radyoaktif maddeler dışarı salındı.
26. Nisan 1986, saat 01:23’de olan bu kazanın etkileri çok büyük oldu. Dünyadaki, çoğunluğu 25 yıldan fazla işletme deneyimine sahip 400’den fazla nükleer reaktör içinde, çevredeki halk için ciddi olumsuz sonuçlara yol açan ilk kazaydı. 35 kişi kaza nedeniyle hayatını kaybetti. Uzun dönemde de binlerce kişi üzerinde olumsuz etkileri görülmeye devam etmekte.
ÇERNOBİL NÜKLEER RAKTÖR KAZASININ TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNE GENEL BAKIŞ
Ukrayna’nın Kiev kenti yakınlarındaki Çernobil Nükleer Güç Reaktörünün 4.ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi. Kazadan kaynaklanan radyoaktif salınım, 28 Nisan tarihinde kuzey-batı yönünde esen rüzgarlarla İskandinavya’nın güney ve orta bölgelerine yönelmiÅŸti. 3 Mayıs Cumartesi günü bulaÅŸmış (kontamine) hava kütlesi Avrupa’nın büyük bir kısmı ile birlikte Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Trakya’yı etkisi altına aldı. İkinci bir salınımla Çernobil’den doÄŸuya sürüklenen bulaÅŸmış hava kütlesi 7-9 Mayıs tarihlerinde Kırım Yarımadası’nın kuzeyinden Karadeniz üzerinden geçerek Türkiye’nin kuzey-doÄŸu kıyılarına ulaÅŸtı.
Radyoaktif bulutun yaptığı hareket mevcut atmosferik koÅŸullardan ve hakim rüzgar yönlerinden kaynaklanmaktaydı. Bu nedenle, radyoaktif etki homojen bir dağılım göstermemekteydi. Bu durum ÅŸimdiye kadar meydana gelmiÅŸ en büyük nükleer reaktör kazasından büyük bir ÅŸans eseri Türkiye’nin büyük bir kısmının etkilenmeden çıkmasını saÄŸladı. Ancak, tüm dünyada ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar yaratan etkileri kazanın üzerinden geçen yıllara raÄŸmen halen süregelmektedir.
Bulutun geçtiÄŸi sırada etkisi altındaki ülkelerde yağış olması durumu o ülkenin radyoaktif bulaÅŸmaya maruz kalmasındaki en önemli nedeni teÅŸkil etmektedir. Bundan dolayıdır ki Türkiye, bulutun üzerinde seyrettiÄŸi tarihlerde Trakya ve DoÄŸu Karadeniz bölgelerinde yağış alan yerlerde, özellikle Karadeniz Bölgesinin fındık, tütün ve çay üretimi yapılan bir kısım alanlarında yağış alması sebebiyle Çernobil reaktöründen kaynaklanan radyoaktivitenin etkisini ağırlıklı olarak hissetti. Dolayısıyla radyasyon etkilerinin hafifletilmesine yönelik önlemler de Trakya ve Karadeniz bölgelerinin bazı kısımlarına yönelik olarak alındı. Radyoaktif bulutun geÅŸiÅŸ döneminde Trakya’da çok kısa yarı ömürlü I-131 radyoizotopuna karşı, etkilenen bölgelerde, meradaki hayvanların radyoaktif yağıştan etkilenmiÅŸ otları yemesini önlemek üzere ahırlarda tutularak bulaÅŸmamış kuru ve suni yem ile beslenmesi; bulaÅŸmış bir kısım sütün (Edirne ve yöresinde) toplatılarak beyaz peynir yapılması gibi bir dizi önlemle müdahale edildi. Radyoaktif iyota göre fiziksel yarı ömrü çok daha uzun olan radyoaktif sezyum ile, özellikle Karadeniz Bölgesinin en önemli tarım ürünü çayda mücadele edildi. Türk insanının büyük bir kısmının vazgeçilmez alışkanlığı olan çay, kontrol edilerek saÄŸlığa zararlı olmamakla beraber spekülatif yorumlara yol açmaması için büyük bir ekonomik kayıp göze alınarak, 58.000 ton çayın imhası ile sonuçlanan bu denetim programı sonucunda radyoaktif bulaÅŸmanın etkilerinin giderilmesine yönelik baÅŸarı saÄŸlandı.
DoÄŸu Karadeniz Bölgesinin diÄŸer iki önemli ürünü olan fındık ve tütün ise Türkiye’nin bu iki tarım ürünü bakımından dünya rekoltesine önemli katkı saÄŸlaması sebebiyle hiçbir zorlukla karşılaşılmadan, tütün baÅŸta ABD olmak üzere, ithalatda deÄŸiÅŸik limitler uygulayan ülkelere, aktivitelerine göre tasnif edilerek ihraç edildi.
DiÄŸer Avrupa ülkeleri arasında kazanın etkisi en az düzeyde hisssedilen Türkiye’de çay dahil akla gelebilecek tüm tarım ürünleri ile ithal edilen gıda maddeleri ve hayvan yemleri ile solunum yada sindirim yolu ile Türk insanına ek risk getirecek tüm maddeler radyoaktif bulaÅŸma yönünden titizlikle denetlendi ve denetlenmeye devam edilmektedir.
Meydana gelebilecek bir nükleer kazanın etkilerinin sınır tanımazlığı Çernobil kazası ile açık bir ÅŸekilde ortaya çıkmıştır. 1000-1500 metre yükseklikteki hava dinamiÄŸine göre hareket eden radyoaktif bulutun atmosfer hareketlerine baÄŸlı olarak serbest dolaşımını engelleyebilecek herhangi bir mekanizma mevcut deÄŸildir. Ancak alınacak bir dizi önlem ile radyasyon etkilerinin hafifletilebilmesi mümkündür. Bu ise bir nükleer kaza durumunda ortak mücadele verebileek ilgili kuruluÅŸların etkin koordinasyonu ile saÄŸlanabilir. Böyle bir kaza durumunda halkın saÄŸduyu ile davranarak mevcut durumun ciddiyetinin haffifletilebilmesi için iÅŸbirliÄŸini desteklemeleri ve spekülasyonlara deÄŸer vermemeleri beklenir. Çernobil Nükleer Kazasının ardından geçen 10 yıl dünyanın birçok ülkesinde olduÄŸu gibi Türkiye’ye de benzeri tehlike durumlarına yönelik tavır almada çok ÅŸey öğretmiÅŸtir.
Çernobil kazası sonucunda radyoaktif kirlenmeden dolayı insanlar, radyoaktif bulutun geçiÅŸi esnasında buluttan ve yerden dış ışınlamaya, solunum ve sindirim yolu ile de iç ışınlamaya maruz kaldılar. Çernobil kazasından kaynaklanan radyoaktif bulutun atmosferde taşınmasının 10 günlük bir süreyi kapsaması ve bu süre zarfında bulut konsantrasyonun oldukça seyrelmesi ayrıca hareketinin atmosferin üst tabakalarından taşınması gözönüne alındığında Türkiye’yi diÄŸer Avrupa ülkelerine göre daha az etkilediÄŸi anlaşılmaktadır. Bu sebeple Türk toplumunun Çernobil kazası sebebiyle maruz kaldığı etki Türk insanının yaÅŸadığı bölge dolayısıyla maruz kaldığı doÄŸal radyasyon etkisine kıyasla önemsiz olarak nitelendirilebilir.
Sizde Yorumunuzu Yazın
Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.


