Yaprak dökümü (Kitap özeti) Danişmendname
Oca 18

buyuk-taarruz.jpg

Bu ağır yenilgiden sonra Yunanlar, Afyon-EskiÅŸehir hattına kadar geri çekildiler ve savunmaya geçtiler. Sahip oldukları bu geniÅŸ hatta üç kolorduları vardı ve buradan çıkacak olurlarsa savaşı kaybettiklerini kabul etmek zorunda kalacaklardı. Ama buna pek ihtimal vermiyorlardı. Çünkü Türk Ordusu’nun zaten yetersiz olan kaynaklarının iyice tükenmesi, kış mevsiminin olumsuzlukları gibi nedenlerin Türkleri kaçınılmaz bir yenilgiye mahkum edeceÄŸini düşünüyorlardı. Bunun tarihi bir yanılgı olduÄŸunu anlamaları ise çok uzun sürmedi.

Yunanlıların zannının aksine, BaÅŸkomutan Mustafa Kemal taarruz hazırlıklarını hızlandırmıştı. Düşmanları Türk topraklarından tamamen söküp atacak nihai saldırıya iliÅŸkin planını büyük bir gizlilikle uyguluyordu. Ancak taarruzun zamanı ve yöntemine dair hiç kimseye bilgi vermiyordu. Onun bu bekleyiÅŸi muhalefeti kızdırmaya baÅŸlamış, daha neyin beklendiÄŸi konusunda tartışmalara yol açmıştı. Oysa Büyük Komutan bu sırada tüm imkanları biraraya getirmek için çaba gösteriyordu. Sonunda 27 Temmuz gecesi AkÅŸehir’e çağırdığı ordu komutanlarına planını açıkladı; 6 AÄŸustos 1922′de ise taarruza hazırlık emrini verdi.
Kalan imkanlar dahilinde bütün ülke seferber olmasına raÄŸmen Yunanlılar her bakımdan üstündüler. Tabiki bir konu hariç; Türk’ün sahip olduÄŸu yüksek manevi güç.


Büyük Taarruz topçularımızın ateÅŸiyle 26 AÄŸustos 1922′de Kocatepe’den baÅŸladı ve kısa sürede Afyon-Konya demiryolu hattı boyunca baÅŸarıyla geliÅŸti. Bu hattın güneyinden taarruz eden 1. Ordu’ya Nurettin PaÅŸa, kuzeyinden saldıran 2. Ordu’ya ise Yakup Åževki PaÅŸa komuta ediyordu. Süvari Kolordusu’nun başında Fahrettin (Altay) PaÅŸa bulunuyordu. Genelkurmay BaÅŸkanı Fevzi (Çakmak) PaÅŸa, Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) PaÅŸa idi. BaÅŸkomutan Mustafa Kemal PaÅŸa ise Büyük Taarruz’u, tartışmasız bir cesaret örneÄŸi sergileyerek ateÅŸ hattından yönetiyordu.

Yunan kuvvetleri son derece süratli geliÅŸen Türk taarruzunu beklemiyorlardı; ÅŸaÅŸkınlık içinde geri çekilmeye baÅŸladılar. 27 AÄŸustos 1922′de ordumuz Afyon’a girince Yunan Ordusu da Dumlupınar’a doÄŸru çekilmeye baÅŸladı. Bunun üzerine hemen giriÅŸimde bulunun Türk kuvvetleri 30 AÄŸustos’ta Dumlupınar’da 200.000 askerden oluÅŸan Yunan Ordusu’nu kuÅŸatma altına aldılar. Düşmanların kayıpları büyük oldu. Aynı gece Kütahya da düşman iÅŸgalinden kurtarıldı.

Tüm bu geliÅŸmelerin ardından düşman ile Türk kuvvetleri arasında amansız bir kovalamaca baÅŸladı. BaÅŸkomutan, 1 Eylül 1922′de ÅŸu emri veriyordu: “Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!”
Bu emri alan Türk askeri, 1 Eylül’de UÅŸak’ı, 2 Eylül’de EskiÅŸehir’i, 3 Eylül’de Nazilli, Simav, Salihli, AlaÅŸehir ve Gördes’i, 6 Eylül’de Balıkesir ve Bilecik’i, 7 Eylül’de Aydın’ı, 8 Eylül’de de Manisa’yı kurtardılar. Bu sırada 1. Yunan Ordusu Komutanı General Trikopis ile 2. Yunan Ordusu Komutanı General Diyenis ve bazı yüksek rütbeli Yunan subayları esir düştüler. Türk kuvvetleri en sonunda 9 Eylül 1922′de İzmir’i düşman iÅŸgalinden kurtardılar ve kesin zafer saÄŸlanmış oldu.

Bu zaferle düşmanın bütün ümitleri yıkılmış, Türk’ün yüksek manevi gücü ve zekası tüm dünya tarafından bir kere daha anlaşılmış oldu. Bu baÅŸarıyı körükleyen ise, Mustafa Kemal baÅŸta olmak üzere aziz Türk Milleti’nin “Kayıtsız ÅŸartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti” isteÄŸi oldu.
Türk Milleti artık yeni bir döneme adım atıyordu. 11 Ekim 1922′de İtilaf Devletleri’yle Mudanya Mütarekesi imzalandı ve silahlar bırakıldı; Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki çarpışmalara son verildi. Yunanlılar Edirne ve DoÄŸu Trakya’dan vazgeçtiler. İstanbul ve BoÄŸazlar bazı ÅŸartlarla idaremize bırakıldı.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.