Osmanlı Devleti ‘nin ilk baÅŸkentlerinden biri olması hasebiyle Bursa, devletin, idarî, siyasî, dinî, ilmî, kültürel, sosyal ve ekonomik hayatında önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çok daha sonraları gelecek olan Keçecizâde Fuad PaÅŸa’nın “Bursa Osmanlının dibacesidir” sözü, Bursa’nın Osmanlı tarihinde oynadığı role iÅŸaret etmektedir.
Kurulusu, milattan önceki yıllara dayanan Bursa, daha sonra Romalıların eline geçer. Roma’nın DoÄŸu ve Bati olmak üzere ikiye bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸunun (Bizans’ın) idaresinde kalmıştır.
Osmanlı Devleti ‘nin kurucusu olan Osman Bey’in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken iÅŸaret edildiÄŸi gibi Osman Bey, Bursa’yı kuÅŸatma altına almış fakat fethine muvaffak olamamıştı. Bununla beraber Bursa’ya Bizans’tan gelecek yardıma mani olmak için, ÅŸehrin yakınlarına iki kale yaptırmış, bunlardan birine Ak Timur’u, diÄŸerine de Balabancık’ı muhafız olarak tayin etmiÅŸti. Böylece Osman Bey, Bursa’ya dışardan gelebilecek yardim yollarını denetim altına almış oluyordu. Bu sebeple 1315 yılından itibaren Bursa, Osmanlılar tarafından çevresinde inÅŸa edilen kaleler vasıtasıyla bir mânâda muhasara altına alinmiÅŸ oluyordu.
Orhan Bey, 1326 yılında büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür.
Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar, Osman Gazi’nin, Bursa’nın fethinden önce oklu Orhan’a:
“OÄŸul, sen önce Adranps (Orhaneli)’a git ki, o kâfirin babası Dinboz gazasında benim Bay Koca’mın düşmesine sebep oldu.” diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal), Turgut Alp, Åžeyh Mahmud ve Edibali’nin kardeÅŸi oklu Ahi Hasan’la gönderdi. Orhan Bey, bu tecrübeli komutanlarla görüşerek Bursa’nın güneyinde ve bir bakıma Bursa’nın anahtarı durumunda olan Adrenos kalesini alıp yıktırır. Orhan Bey’in geliÅŸinden önce kaleyi boÅŸaltıp Elete dağına çıkmış olan halk ve kale beyi, Orhan’a itaatini bildirirler. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsı Orhan Bey, insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hoÅŸgörülü bir ÅŸekilde davranır.
Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi, Pınarbaşı mevkiinde karargahını kurup kaleyi kuÅŸatır. Bizans’tan beklenen yardımın gelmeyeceÄŸini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi, Gazi Mihal Bey vasıtasıyla ve bazı ÅŸartlarla Bursa’yı teslim edeceÄŸini bildirdiÄŸinden 2 Cemayizelevvel 727 (6 Nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlılara teslim edilir. Kale muhafızı olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlıların hizmetine girer. Orhan Bey, burayı aldıktan sonra babasının na’şını buraya getirterek sonradan Gümüşlü Künbed diye meÅŸhur olan yere defe ettirir.
Gerek strateji, gerekse psikolojik bakımdan Osmanlılar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa’nın fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalışan Gibbons, bunu özellikle İstanbul’daki iç çekiÅŸmelere ve halkın maddî sıkıntı içinde bulunmasına baÄŸlar. Bu arada Bursa’nın fethinden sonra Evrenos Bey’in Müslüman olduÄŸunu, birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlıların) dinini kabul ettiÄŸini de belirtir. Böylece kuruluÅŸ dönemindeki Osmanlı BeyliÄŸi’nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da iÅŸaret eder.
Bursa’nın fethinden sonra, Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik İznik olmuÅŸtur. Marmara havzasında bir sanayi ÅŸehri olan İznik, o dönemlerde Bursa’dan daha mühim bir ÅŸehir olma özelliÄŸine sahipti. Burası Bizans’ın, Anadolu’daki en büyük ÅŸehirlerinden biri olmakla kalmıyor, ayni zamanda Hıristiyanlık için dinî bir merkez olma hüviyetini de taşıyordu. Nitekim miladî takvimin 325. senesinde Büyük Kostantin tarafından günümüz Hıristiyanlığının akidelerinin tespitinde rol oynayan en mühim konsol burada toplanmıştı. 1074 yılından Birinci Haçlı Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti’ne baÅŸkentlik eden İznik, belirtilen tarihten itibaren Bizanslıların elinde idi. Hatta 1204 yılından 1261 yılına kadar da Bizans İmparatorluÄŸu’nun merkezi olmuÅŸtu. Bundan baÅŸka İznik, Kocaeli yarımadası bakımından stratejik önemi haiz olan önemli bir ÅŸehirdir.
Bursa’nın zaptından sonra Osmanlı BeyliÄŸi’nin merkezi buraya nakl edilmiÅŸtir. Yeni hükümdar burayı yeni binalarla süslemiÅŸti. İnÅŸa edilen dinî ve sosyal eserlerle ÅŸehir, Müslüman Türk ÅŸehri olma hüviyetini kazanıp yeni bir çehreye büründü. Orhan Bey, daha isin basında eski kiliseleri mescide ve medreselere çevirdi. Bursa’da fakir ve yoksulları doyurmak için imâret yaptırıp onlara vakıflar tahsis eyledi. Buradaki bilgin ve hafızlara da maaÅŸ baÄŸladı.
Sizde Yorumunuzu Yazın
Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.


