Pekmez nedir? Katı cisimlerin mekanik özellikleri
Kas 03

TARİH:
BeÅŸbin yıldan beri yerleÅŸime sahne olan Bursa’nın 7 km. kuzeyinde DemirtaÅŸ nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m. çevresi 5m. yüksekliÄŸi olan “DemirtaÅŸ Höyüğü” yer almaktadır. Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kase, küp ve testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken bronz çaÄŸdan kalmış olup M.Ö.2500 yıllarına tarihlenir.

Kentin 14 km. batısında, Çayırköyü’nün 1 km. güneybatısındaki “Çayırköy Höyüğü”nün boyutları DemirtaÅŸ Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı grikahverengi ve siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok az miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir.

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleÅŸtiÄŸi bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya’da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu’ya göç ederek yerleÅŸirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler.

Kısa zamanda sınırlarını geniÅŸletmelerine raÄŸmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546′da Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında maÄŸlup olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorİuÄŸu sınırları içine girer.

Makedonya İmparatoru İskender’in bu bölgeleri hegemonyasına alması M.Ö.325 yılından ölümüne kadar devam eder. Bithnia ve Küçük Asya toprakları İskender’in ölümü üzerine komutanları arasında yapılan paylaşımda Antigonos’un idaresine girer. Fakat İskender’in komutanları arasında bir süre mücadeleler devam eder.

Bu fırsattan Bithynia Krallığı yararlanır. Bitynlileri yöneten Doidalses bölgede bağımsız bir krallık geliÅŸtirdi. Krallık Zipoites (M.Ö.327-279) zamanında komÅŸuları tarafından tanınıp saygı gördü. Ziopites’in oÄŸlu I.Nikomedes (M.Ö.279-250) yılları arasında sınırları geniÅŸletti. Küçük Asya’nın en saygın krallığı haline getirdi.

Orta Avrupa’dan üç kol halinde akan Galatlar (M.Ö.278-277) yıllarında, Batı Anadolu’dan baÅŸlayarak önüne gelen her yerleÅŸim birimini istila edip yaÄŸmaladılar. Galat akınlarından sonra Anadolu’da çeÅŸitli kent devletleri oluÅŸtu. Bu sarsıntıdan sonra Ziaelas (M.Ö.192-146) II.Nikomedes M.Ö.146-92, III.Nikomedes M.Ö.92-75 ve IV.Nikomedes M.Ö.75-74 tarihleri arasında ülkeyi yönettiler.

II.Nikomedes, batıdaki Roma İmparatorluÄŸu’na karşı Pontus kralı Mitridates ile anlaÅŸtı. Fakat yerine geçen III. Nikomedes babasının izlediÄŸi politikanın tam tersini tatbik edip, Roma İmparatorluÄŸu ile anlaşıp Pontus Krallığı ile çatışmaya giriÅŸti. Bunda baÅŸarı kazanamamasına karşın Roma İmparatorluÄŸu’nun özel desteÄŸi ile istiklalini korudu. Ölünce yerine geçen IV.Nikomedes M.Ö.74 yılında ülkesini Roma İmparatorluÄŸu’na bağışladı. Böylece Bithynia Roma’nın bir eyaleti haline geldi.

İmparator Domitian (81-96) zamanında göreve getirilen Plinius, İmparator Trajanus (98-117) zamanında Bithynia eyaleti Prokonsüllüğüne terfi etti. Bölgede hakimiyet saÄŸlandıktan sonra, imar faaliyetlerine giriÅŸti. Fakat bundan Prusa’dan çok Nikaia(İznik) ve Nicomedia (İzmit) faydalandı. Bursa’da sadece bir hamamın tamir edildiÄŸi öğrenilmektedir.

Antik kaynaklar bugünkü Bursa’nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192) olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluÄŸu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias’a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle bir ÅŸehir inÅŸa eder. Buna Prusias’ın adını verip ona armaÄŸan eder. KurulduÄŸunda bugünkü hisar içinde olan ÅŸehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık dönemine ait tümülüs’te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli belgeler bulunmuÅŸtur.

Roma İmparatorluÄŸu zamanında (Prusa ad Olympium) UludaÄŸ Bursa’sı adını alan ÅŸehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuÅŸtur.

İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia’da (Çekirge’de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuÅŸtur. Hisar içinde, Yer Kapı’da bulunmuÅŸ erken Bizans devrine ait taban mozaiÄŸi, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane’de Bizans döneminden bir ÅŸapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.

Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia’a (İznik)’e baÄŸlı sönük bir tekfurluk olarak yaÅŸamını sürdürdü.

Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeÅŸitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

COÄžRAFI KONUM:

Bursa 40 derece boylam ve 28 - 30 derece enlem daireleri arasında Marmara Denizinin güneydoÄŸusunda yer alan, toplam il nüfusu 2000 Yılı Genel Nüfus Tespit sonuçlarına göre 2.125.140 ile Türkiye’nin 4. büyük kentidir.
Bursa ili doğuda Bilecik, Adapazarı, kuzeyde İzmit, Yalova, İstanbul ve Marmara Denizi, güneyde Eskişehir, Kütahya, batıda Balıkesir illeriyle çevrilidir.

Denizden yüksekliÄŸi 100 metre olan Bursa, genelde ılıman bir iklime sahiptir. Ancak, iklim bölgelere göre de deÄŸiÅŸiklik göstermektedir. Kuzeyde Marmara Denizinin yumuÅŸak ve ılık iklimine karşılık güneyde UludaÄŸ’ın sert iklimi ile karşılaşılmaktadır.

İlin en sıcak ayları Temmuz - Eylül, en soÄŸuk ayları ise Åžubat - Mart’tır. 52 yıllık gözlem süresi itibarı ile yıllık ortalama yağış miktarı 706 mm.dir. İlde ortalama nispi nem % 69 civarındadır.

İlin yüzey şekilleri, birbirlerinden eşiklerle ayrılmış çöküntü alanlarıyla, dağlar halindedir. Çöküntü alanlarının başlıcalarını İznik ve Uluabat gölleriyle Yenişehir, Bursa ve İnegöl ovaları oluşturmaktadır.

Toplam yüzölçümü 10.891 km2 olan Bursa ili topraklarının % 17’sini ovalar oluÅŸturmaktadır.

En Önemli Ovalar

Ova Yüzölçümü ( km2 )
Bursa 365
MustafakemalpaÅŸa 193
Karacabey 537
İnegöl 150
İznik 76
Orhangazi 97
YeniÅŸehir 152

İl sınırları dahilinde Uluabat (1.134 km2) ve İznik (298 km2) gölleri bulunmaktadır.
İlin önemli akarsuları; MustafakemalpaÅŸa Çayı, UludaÄŸ’ın güney yamaçlarından doÄŸan ve gene UludaÄŸ’dan kaynaklanan birçok küçük dere ile beslenen Nilüfer Çayı, Göksu Çayı, Koca Dere, Kara Dere, Aksu Deresidir.

İl’in sahip olduÄŸu 135 km. kıyı bandının 22 km.lik kısmı kullanıma uygun olup, diÄŸer kısmı deÄŸerlendirilememektedir.

Bursa ili topraklarının yaklaşık % 35 ini daÄŸlar kaplamaktadır. DaÄŸlar genellikle doÄŸu-batı yönünde uzanan sıradaÄŸlar ÅŸeklindedir. Bunlar; Orhangazi’nin batısından Gemlik körfezinin batı ucunda bulunan Bozburun’a doÄŸru uzanan Samanlı DaÄŸları, Gemlik Körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa ovasını denizden ayıran Mudanya DaÄŸları, İznik gölünün güneyi, ile Bursa ovasının kuzey kesimleri arasında yer alan Katırlı DaÄŸları, Mudanya DaÄŸlarının uzantısı olan KaradaÄŸ ve Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan UludaÄŸ’dır (2.543 m).

TARIHI ESERLER

Yıldırım Camii

Şehrin doğusunda, Yıldırım semtindeki tepe üzerine inşa edilmiştir. Yıldırım Bayezıd tarafından XIV yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Genellikle tarihi eserler hakkında kesin bilgileri ulaştıran kitabelerdir. Fakat bu caminin kitabesi zamanımıza ulaşmamıştır. Taş işçiliği, devrinin en güzel örneğini bu camide göstermektedir.
Caminin ön cephesinde yer alan ayaklar ve bunları bağlayan kemerler kurşuni renkli mermerden yığma olarak yapılmıştır. Revak beş kubbe ile örtülüdür.

Merkez kubbesi yüksektir ve iç mekana ferahlık verir. Duvarlar kesme taşlarla kaplıdır. Yandaki eyvanlar zeminden yükselmektedir. Bunlar da sivri tonozların oluşturduğu sekiz köşeye oturan kubbeyle örtülmüştür. Mihrap kubbesi kare plan üzerine oturmaktadır. Mihrap sekiz sıra stalaktitli yaşmak ile örtülüdür. Köşelerinde cilâlı yeşilimtrak mermer sütunlar vardır. Doğu ve batıdaki odalar alçıdan ufak, büyük hücreli ve maşalıklıdır. Stalaktit saçaklı, geniş ajurlu, oniki yıldızlı ve yeşil çini parça kakmalı, süslü nesih ve kufı hatla yazılı hadis ve dualarla bezenmiştir. Odalar çapraz tonozla kaplıdır.

Kuzey doğu ve kuzey batıdaki odalara cami içinden geçilmektedir. Bunlar da çapraz tonozla kaplıdır. Caminin iki minaresi de lodos ve deprem yüzünden yıkılmış, yakın tarihte betondan yeni bir minare yapılmıştır.

Yıldırım Türbesi

IV Osmanlı PadiÅŸahı Yıldırım Bayezıd 1360 da doÄŸdu. I.Murad’ın büyük oÄŸludur. Babası tarafından yetiÅŸtirilmiÅŸ, birlikte fetihlere katılmıştır. KaramanoÄŸlu Ali Bey’in ordusu ile yapılan savaÅŸ sırasında gösterdiÄŸi atılganlık nedeniyle kendisine Yıldırım adı verilmiÅŸtir. Murad’ın Kosova savaşı sonunda ÅŸehit edilmesi üzerine tahta çıktı. Kosovanın ardından Yıldırım, Sırbistan’ın güneyini topraklarına kattı. Aydın, Saruhan, MenteÅŸe ve Karaman beyliklerini tek tek zaptetti. Anadolu Hisarını inÅŸa ettirdi. Bu arada Sırbistan kralının güzel kızkardeÅŸi ile evlendi. Yıldırım Bayezıd Bizans’ı kuÅŸatarak gittikçe baskıyı artırması üzerine oluÅŸturulan haçlı ordusu ile NiÄŸbolu’da yaptığı savaşı kazandı. DoÄŸu Anadolu’yu iÅŸgale baÅŸlayan Timur ile Ankara’da yaptığı savaşı kaybetti. Bu yenilgi üzerine 1403′de intihar etti. Türbesi, Yıldırım Medresesi’nin doÄŸusundadır. 1406 yılında oÄŸlu Süleyman Han tarafından yaptırılmıştır. Türbe 10.5 x10.5 m. ölçülerinde kare planlıdır. Uç ufak kubbenin örttüğü revaklı bir.giriÅŸi vardır. Türbenin kubbesi sekizgen bir kasnaÄŸa oturur. Yuvarlak bir mihrabı vardır. Türbede ortada Yıldırım Bayezıd’ın sağında oÄŸlu İsa Çelebi’nin, solunda eÅŸi ve ayak ucunda kim oldukları bilinmeyen iki hanımın sandukası vardır.

Emir Sultan Camii ve Türbesi

Bursa’nın doÄŸusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar aÄŸaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507′de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiÅŸtir.
Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir.

Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır.

Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara’da doÄŸmuÅŸtur. Kendisi Es-Seyyid Åžemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa’ya 1391′de göç etmiÅŸ ve Yıldırım Bayezıd’in kızı Hundi Hatun’la evlenmiÅŸtir. 1429′da vebadan vefat etmiÅŸtir.

Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.

Yeşil Türbe

Yıldırım Bayezıd’ın oÄŸlu Çelebi Sultan Mehmed tarafından 1421 yılında yaptırılmıştır. Türbe kentin doÄŸusunda YeÅŸil semtinde, YeÅŸil Camii’nin karşısındaki tepe üzerindedir. Mimarı Hacı İvaz PaÅŸa’dır. NakkaÅŸları Ali bin İlyas Ali, Mehmed el Mecnun’dur. En dar yüzü 8,45 m, en geniÅŸ yüzü 8,87 m olan sekizgen prizma bedene sahiptir. Beden yüzleri beyaz mermerden yapılmış, çerçeve ve ayaklar 3,5 m açıklığı bulunan üzengileri boÅŸta duran sivri kemeleri taşımaktadır. Güney ve Kuzey cepheler haricindekilerde dikdörtgen büyük pencereler ile sivri kemerli alçı pencereler vardır. Günümüze çok az deÄŸiÅŸikliklerle gelen cephe, giriÅŸin doÄŸusündaki ilk yüzdür. Mermer çerçevelerin, sağır kemerlerin ve pencerelerin etrafı geçme rumi motifli bir bordürle kaplıdır. DiÄŸer kısımlar turkuaz renkli çinilerle kaplanmıştır. Pencere alınlıkları koyu lacivert, zemin üzerine ince çizgilerle üç yatay bölüme ayrılmıştır.Bu bölümlerde, ayet ve hadisler yazılıdır.
Türbe’ye YeÅŸile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı YeÅŸil Türbe ismi halk tarafından verilmiÅŸtir.

Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864′de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuÅŸtur. SaÄŸlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeÅŸitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniÄŸinde iÅŸlenmiÅŸtir.

Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır.

Türbe günümüze ulaÅŸan en muhteÅŸem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir ÅŸaheseridir. Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliÄŸi ile YeÅŸil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet’in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oÄŸulları Mustafa ve Mahmud’a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oÄŸlu Yusufa aittir. Platformun arkasındakiler, kuzeyden itibaren Çelebi Mehmet’in kızı Selçuk Hatun’un kabartma kitabeli sandukası, kızı Sitti Hatun (Safiye)’un beyaz zemine lacivert motifli, altıgen ve üçgen çinilerle kaplı sandukası, AyÅŸe Hatun ve dadısı Daya Hatun’un sandukalarıdır.

328 metrekarelik alana oturan türbenin oktogonal prizma gövdesi, zeminden aşağıda da devam ederek mezar dairesini oluşturur. Beşik tonozla kaplı mezar dairesi örme duvarlarla beş ayrı bölüme ayrılmıştır. Girişi doğudaki yüksek sette görülen mezarlarla kamufle edilmiş gizli kapıdandır.

YeÅŸil Medrese

YeÅŸil hamamını geçtikten sonra saÄŸda Çanlı deresinin yanındadır. Bugün Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Sultaniye Medresesi olarak da bilinen YeÅŸil Medrese’nin yapımını Çelebi Sultan Mehmed diÄŸer külliye yapıları ile birlikte 1419 yılında baÅŸlatmıştır. Medrese Sultan’ın ani ölümü nedeniyle yarım kalmıştır.
Giriş, kuzeydeki çapraz tonozla örtülü eyvandandır. Ortasında geniş bir avlusu, Avlunun merkezinde mermerden bir havuzu vardır. Güneyde yüksek açık eyvanlı bir dershane iki yanda birer ufak eyvan ile on üç hücre yer almaktadır. Geniş eyvan sekizgen kasnak üzerine oturtulmuş, kurşunla kaplı kubbe ile örtülmüştür. Diğer eyvan ve hücreler kiremit damla örtülü ve kirpi saçaklıdır.

Yanlardaki 1,2m genişliğinde iki merdiven ve yarım bırakılan kısımlar bu medresenin başlangıçta iki katlı yapılmak isteğinden doğmuştur.

Bahçedeki revakta onsekiz adet başka yapılardan getirilme mermer ve granit sütunlar vardır. Odaların tavanları çapraz tonozludur. Batısı firüüze ve beyaz çinilerle kaplıdır. Tavanı beyaz, lacivert ve sarı renklerle yapılmış geometrik örgü motifi ile bezenmiştir. Pencere aynaları çinilerle dama motifi şekilde süslüdür.

YeÅŸil Medrese 1975 yılından beri Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müze’de XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar uzanan Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramik eserler ile Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel Türk el iÅŸleri ve giysiler teÅŸhir edilmektedir.

Muradiye Camii

Semte ismini veren külliyenin en mükemmel eseridir. 1425 - 1426 II.Sultan Murad tarafından yapılmıştır. Caminin son cemaat yerinde, dört yığma ayak ve iki granit sütun birbirine kemerlerle bağlanmıştır. İki yan çapraz tonozla, diğerleri sekizgen kasnak üzerine oturtulmuş kubbelerle örtülüdür.
Kapı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Kapı tabanları rumi ve hatai süslemeli çinilerle kaplıdır. Pencere alınlıklarında da aynı bezemelerden görülmektedir. Cami iki büyük kubbe ve yanlarda iki küçük kubbe ile örtülmüş geniş birer eyvandan ibarettir. Mihrab ve minber 1790 yılında yapılmış rokoko uslubundadır. Mihrabın solundaki duvarlar altıgen lacivert ve firuze çinilerle kaplıdır. Eyvan kemerinde altıgen firuze çiniler görülmektedir. Asma kata sağ eyvandaki kapıdan girilir. Duvarlar üç sıra tuğla bir sıra moloz yığma ve birer dikey tuğla ile örülmüştür. Kasnaklar ustaca yapılan bir tuğla işçiliğine sahiptir. Pencerelerin üst kısımları sivri kemerle bitmektedir.

Doğu ve batıdaki kapılar XX. yüzyılda yapılan onarımlarda açılmıştır. XIX. yüzyılda yıkılan minaresi yeniden örülmüştür. Revak cephesinde tuğla ile yapılan ve arabesk motifler görülmeğe değer güzelliktedir.

Koza Hanı

Ulucami ile Orhan Cami arasındaki geniÅŸ sahadadır. 1492 yılında II. Bayezıd İstanbul’daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Åžah’dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taÅŸtan kabartma süslerle yapılmış olup muhteÅŸem görünüşe sahiptir. Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniÅŸ kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniÅŸ avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı ÅŸadırvan ÅŸeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliÄŸinin merkezi durumundadır.
Fidan Hanı

Bursa’nın önemli hanlarından biridir. Sadrazam Mehmed AÄŸa’nın oÄŸlu İbrahim PaÅŸa tarafından XV.yüzyılda yaptırılmıştır. Eskiden Mahmut PaÅŸa Hanı olarak bilinmekteydi. Koza Han’ın kuzey doÄŸusundaki han iki avluludur. Ahırların ve diÄŸer yardımcı tesislerin bulunduÄŸu kısım ÅŸimdi yeni yapılan dükkanlarla dolmuÅŸtur.

Ortada bir havuz ve üzerinde mescid yer almaktadır.İki katlı revakın ayakları ve kemer yüzleri tuğla ve moloz taş ile örülmüştür. Üç sıra kirpi saçaklıdır. Birinci avlu üzerindeki esas hanın altta 48, üstte 50 olmak üzere 98 odası vardır. Alt kattaki odalar dairevi tonozlu, revakları ise devamlı tonozludur. Üst kattaki revaklar kubbeli, odalar ise tonozla örtülüdür.

Pirinç Hanı

II.Bayezıd tarafından İstanbul’daki cami ve İmaretine gelir temin etmek maksadı ile 1508 yılında yaptırılmıştır. Mimari Yakup Åžah bin Sultan Åžah ve Ali bin Abdullah’tır. Bina emini Ecebey bin Abdullah ve Nazır Muhiddin’dir.

Hanın üst katı önemli şekilde tahribata uğramıştır. Doğuya açılan kabartma motiflerle dekore edilmiş muhteşem kapısı vardır. Yıkılmadan önce alt katta 38, üst katta 40 olmak üzere toplam 78 odalıydı. Avlunun ortasında bir mescid bulunmaktaydı.

Han sadece ticaret gayesi ile inşa edilmiştir. Odalar tonozludur. Damdaki kurşun kaplamalar XVII. asırda sökülüp yerine kiremit konulmuştur. Hanın restorasyonu devam etmektedir.

İpek Hanı

Bursa’daki en büyük handır. Son yıllarda restorasyonu yapılmış olan hanın sadece batı kısmı ayaktaydı. Zemin kat ta 39, üstte 42 olmak üzere toplam odası 81′dir.

Yontma taÅŸ ve tek sıra tuÄŸla ile iÅŸlenmiÅŸ duvarları ve yuvarlak kemerleri vardır. GiriÅŸi yeniden yapılmış olup orjinal deÄŸildir. Çelebi Sültan Mehmed tarafından Mimar Hacı İvaz PaÅŸa’ya YeÅŸil Külliyesi’ne gelir temin etmek maksadı ile yaptırılmıştır.

Emir Hanı

Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır. 1522 yılına kadar Eski Bezazistan olarak bilinen han daha sonra Emir (Bey)Han’ı ismini almıştır.

Bu han şehir içi ticaretin bütün şartlarına uygun olarak inşa edilmiştir. Alt katlar revaklı, penceresiz eşya depoları olarak, üst kattaki odalar ise pencereli ve ocaklıdır. İkametgâh ve büro olarak kullanılmıştır.

Bina kesme taş ve tuğla ile örülmüştür. Fil ayaklara oturan, tonozla örtülü iki katlı revak ve revaklara açılan tonozlu odalardan meydana gelmektedir. Hanın alt bölümünde 36, üstte 37 olmak üzere 73 odası vardır.

Geyve Hanı

XV. yüzyılda Hacı İvaz PaÅŸa tarafından YeÅŸil Cami’ye gelir temini için yaptırılıp Çelebi Sultan Mehmed’e hediye edilmiÅŸtir. Demirkapı çarşısındadır. Eskiden Lonca Hanı da denilmekteydi.

Han tuğla ve moloz taş ile inşa edilmiş olup kirpi saçaklıdır. Ayakları ve kemerleri tuğladan yapılmıştır. Odalar dairevi tonozla kaplıdır.

İki katlı olan hanın altında 26, üstünde 30 odası vardır. Dört cephesinde iki giriş kapısı mevcuttur. Batıdaki giriş kapısı iki tarafı kemerli beşik tonozludur.

Ulu Cami

Bursa’nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd NiÄŸbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inÅŸa ettirmiÅŸtir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara baÄŸlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer ÅŸadırvan vardır. Caminin inÅŸa edileceÄŸi yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda ÅŸadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir.
Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür.

Taç kapısı baÅŸlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva’dır.

Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet’el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diÄŸer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır.

Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır.

Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır.

Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır.

Cami, MoÄŸol Åžeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve KaramanoÄŸlu Mehmed Bey’in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.

Bursa Kalesi

Bithynialılar zamanında yapılmaya başlanan kale daha sonra ihtiyaç duyuldukça Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunca çeşitli onarımlara tabi tutulmuştur.
Surlarda görülen kiklopien taşların önemli kısmı Roma devrine ait sütunlar, lahit parçaları, adak mezar steli, heykel kaideleri, şeref kitabeleridir. Bunlar hisar kapının doğusunda yoğunluk kazanmaktadır. Surların sadece güney kısmındakiler çift duvarlı ve beş köşeli burçlarla sağlamlaştırılmıştır.
1326 yılında Bizanslılardan alınan Bursa’nın surları Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiÅŸtir. Çakır AÄŸa Hamamı ile Tophane arasında biri silindir gövdeli, ikisi üç köşeli büyük burç kalıntıları vardır. Bunların arasında yer alan Hisar Kapı 1855 yılındaki depremde yıkılmıştır. Buradan doÄŸuya dönen surlar, evin bahçe duvarlarına temel vazifesi yapmıştir

Yıldız Kahve’den güneye uzanan surlarda yuvarlak kemerlerle mazgal delikleri görülmektedir. Kahvenin önünde Kaplıca Kapı yer almaktadır. Yıkık duvarlar halinde devam eden surlar, Zindan Kapıya baÄŸlanmaktadır. Zindan Kapı yanındaki köşeli burç Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1418 yılında yaptırılmıştır.

Zindan Kapıdan Üftade’ye kadar nisbeten saÄŸlam devam eden surlar, Pınarbaşı Kapısı’na oradan da Üftade yanındaki Yer Kapı’ya ve tekrar Çakır AÄŸa Hamamı karşısında baÄŸlanmaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında birbirine paralel uzanan surların kesme taÅŸlı bölümleri yerlerinden sökülmüş olduÄŸundan ÅŸimdi sadece moloz taÅŸtan kireç kum harcı ile örülmüş kısımları ayaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasındaki ön surlar, evler arasında kaybolmuÅŸtur. DiÄŸer sur kalıntılarında ise bu kısımda yapılan evlere giriÅŸ kapıları ve boÅŸluklar Osman Gaz oluÅŸturulmak maksadı ile tahribatlar yapılmıştır.

Osmangazi Türbesi

Bursa kuÅŸatmasının devam ettiÄŸi sırada Osman Gazi oÄŸlu Orhan Bey’e ÅŸehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek “OÄŸul; ben öldüğüm vakit beni Bursa’da ÅŸol gümüşlü kubbenin altına koyasın” demiÅŸtir. Günümüz Tophane Parkı’nın giriÅŸinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin ÅŸapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, ÅŸapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi.
Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı’nın bölümüne ait olan ÅŸapelin içi 8,3 m. geniÅŸliÄŸindeki duvarlara bitiÅŸik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak niÅŸli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu ÅŸapel’in ÅŸekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya baÅŸlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Åžapel’in narteks kısmının olduÄŸu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863′te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe’ye kuzeydeki ahÅŸap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteÅŸem ahÅŸap sanduka Osman Gazi’ye (1258-1326) aittir. Solunda oÄŸlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oÄŸlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun’un oÄŸlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe’de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey’e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiÄŸinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuÅŸtur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuÅŸtur. Türbe, konak salonları dekorasyonu ÅŸeklinde bezenmiÅŸ, pencerelere kumaÅŸ perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.

Orhangazi Türbesi

Tophane parkının giriÅŸinde saÄŸdadır. Bursa’nın fethinden önce ÅŸehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluÅŸmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı.
Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır.

Orhan Gazi’nin defnedildiÄŸi bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır.

Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır. Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı.

Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle baÄŸlanmış, üstüne kubbe oturtulmuÅŸtur. Yan kısımlar beÅŸik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık ÅŸeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi’ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan’ın oÄŸlu Abdullah, sağında Åžehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oÄŸlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd’in oÄŸlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır.

Murat Hüdavendigar Türbesi

İç mekan görünümü
Murat Hüdavendigar Türbesi

Hüdavendigâr Camiinin karşısındadır. 1389 yılında I. Kosova savaşında ÅŸehit olan 3. Osmanlı PadiÅŸahı I.Murat Hüdavendigâr’a aittir.
Türbeyi Yıldırım Bayezıd yaptırmıştır. Sonraki yıllarda geniş tamirler görmüş eski temelleri üzerine ikinci kez inşa edilmiştir. Kare planlıdır. Ortada sekiz sütunun taşıdığı kemerlere oturan sekizgen kasnak üzerine kubbe oturtulmuştur. Kubbenin etrafında türbeyi örten tonozlar kurşunla kaplıdır.Kuzey cephe temelleri dıştan üç payanda ile desteklenmiştir.
Merkezde, pirinç parmaklıklı I. Murad’ın sandukasının bir tarafında torunu Süleyman Çelebi, diÄŸer tarafında Yıldırım’ın oÄŸlu Musa Çelebi, pencere yanında Hüdavendigâr’ın oÄŸlu Yakup Çelebi, Süleyman Çelebi’nin oÄŸlu Orhan, II.Sultan Bayezıd’ın oÄŸlu Åžehzade Mehmed gömülüdür. DiÄŸer iki sandukanın kime ait olduÄŸu bilinmemektedir.

Murat Hüdavendigar Camii
ve Medresesi

Çekirge’de Bursa ovasına bakan tepenin üzerinde I. Murat Hüdavendigâr tarafından (1365 - 1366) yıllarında yaptırılmıştır. Yapı iki katlıdır. Altta cami, üstte medrese yer almaktadır. Önde son cemaat yeri beÅŸ kubbeyi taşıyan kemerle birbirine baÄŸlı altı yığma ayaktan meydana gelmiÅŸtir. Alt kata basık tonozla örtülü kısımdan girilir. Holün iki yanından üst kata çıkışı saÄŸlayan merdivenler vardır. Salon Kubbeli ve tonozlu uzun bir eyvandan ibarettir.
Orta sahanın sağında ve solunda birer eyvan ile köşelerden tonozla örtülü dört odadan meydana gelmektedir. Mihrap duvardan içeriye girmiş ufak eyvan şeklindedir.

Merdivenlerden üst katın revakına çıkılır. Revak önden altı yığma ayak ve aralarında beş adet sütun ile ayrılmış sivri ikiz kemerle yaptırılmıştır. Revaktan birer dehlizle koridora gelinir. Koridora açılan on iki adet hücresi yer almaktadır. Hücreler tonozludur, yanlarda tonozla örtülü dershane olarak kullanılan dört oda daha vardır. Tek minaresi tuğladan örülmüştür. Çift zincir, tek zincir, kuş gagası, balık sırtı motifi altı sıra stalaktitle şerefeye geçilir. Takke külahlıdır. Üst kat eyvanının kemer alınlıklarında köşe tromplarında süsleme unsurları görülmektedir. Mermer sütunlar ve başlıklar Bizans yapılarından alınarak burada kullanılmıştır.

Cumalıkızık Köyü

Bursa’nın 10 Km doÄŸusunda, Bursa-Ankara karayolundan UludaÄŸ eteklerine doÄŸru sapan yol 3 km. sonra Cumalıkızık köyüne ulaşır. Kent içinden toplu taşım araçları ile de köye gidilebilir. Osmanlıların Bursa civarına yerleÅŸmeye baÅŸladıkları yıllarda kurulmuÅŸ 700 yıllık bir vakıf köyüdür. Köy tarihi dokusunu bu güne kadar korumuÅŸ ve Osmanlı erken döneminin kırsal sivil mimarisinin eÅŸsiz örneklerini baÄŸrında taşımaktadır.

Büyükorhan

Bursa’nın 86 km. güneyindedir. 1987 yılında ilçe olmuÅŸtur. Bizans döneminde Atranos tekfurluÄŸunun toprakları içinde yer alan bir bölgeydi. 1321′de Orhan Gazi tarafından Osmanlı hakimiyetine girdi. Fatihi Orhan Bey’e atfen üç obadan oluÅŸan yerleÅŸime Orhan-ı Kebir adı verilmiÅŸtir. Cumhuriyet döneminde Büyükorhan ismini almıştır.
İlçenin ekonomik yaşamı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçenin yarısı ormanlık alandır. Tabii güzelliklerinden Görecik yaylası ilçeye 6 kilometre uzaklıktadır.

Gemlik

Bursa’nın 30 kilometre kuzey-batısında aynı adlı körfezin kıyısında kurulmuÅŸtur. M.Ö. 1350 yılında Cius adlı bir Hellen komutan tarafından kurulduÄŸu ve kentin kurucusunun adını aldığını tarihler kaydeder. Roma, Pers, İon, Bizans egemenligini yaÅŸayan kent Osman Gazi tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Anadolu içlerine yapılan seferlerde bir iskele görevi gören Gemlik, bu görevini ticari alanda da sürdürmektedir. Türkiye’nin en lezzetli sofralık zeytinin yetiÅŸtiÄŸi yerdir. Son yıllarda sanayisi de geliÅŸmiÅŸtir. Gemlik’e baÄŸlı KurÅŸunlu, Küçük Kumla, Büyük Kumla ve Karacaali yaz turizminin yoÄŸun olarak yaÅŸandığı kıyılardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü CumhurbaÅŸkanı Celal Bayar’ın doÄŸduÄŸu yer olan Umurbey Kasabası Gemlik’in kuzeyinde yer alır. Burada Celal Bayar’ın Anıtmezarı ve adına kurulmuÅŸ bir Müze bulunmaktadır.

Gürsu

Bursa merkezine 12 kilometre uzaklıktaki Gürsu ilçesi, tarihi çınar ağaçları, Osmanlı evleri, tarihi Hamam ve camisi ile şirin bir ilçedir.

İnegöl

Bursa’nın 45 kilometre güneydoÄŸusunda yer alan İnegöl, Antik dönemde Ankedoma adıyla tanınmaktaydı. İlçedeki önemli tarihi eserler Osmanlı döneminden kalmadır. 1481 de Sadrazam İshak PaÅŸa tarafından yaptırılan İshak PaÅŸa Camii ve Külliyesi, Hamza Bey Camii, Yıldırım Camii (Cuma Camii), KurÅŸunlu Camii, KurÅŸunlu Han ve Ortaköy Kervansarayı İnegöl’deki tarihi eserlerdir. İnegöl’ün 13 kilometre batısında Sultan köyünde XIV. yüzyılda yaÅŸamış GermiyanoÄŸlu Geyik Baba ile Balım Sultan adına, Orhan Bey tarafından yaptırılmış Geyikli Baba Türbesi önemli bir ziyaret yeridir. BoÄŸazova Yaylası, Arabaoturağı Yaylası, Alaçam Yaylası, tarihi çınarlar İnegöl’ün tabii güzellikleridir.
Oylat Kaplıcaları

İnegöl’ün 27 kilometre güneyinde UludaÄŸ eteklerindeki Oylat çam aÄŸaçları arasında ÅŸifa kaynağı bir kaplıca ve mesire yeridir. Günübirlik olarak da büyük ilgi çeken bir tabiat köşesidir. Oylat Kaplıcaları özellikle AÄŸrılı sinir hastalıkları için bir ÅŸifa kaynağıdır. Kaplıca civarında Otel ve Motel gibi konaklama tesisleri bulunmaktadır.
İznik

ursa’nın 86 kilometre kuzeydoÄŸusunda yer alan İznik İlçesi, aynı adla anılan gölün doÄŸu kıyısında kurulmuÅŸtur. Çevresi zeytinlik, baÄŸ ve bahçelerle çevrili olan İznik’in etrafı yaklaşık 5 kilometre uzunluÄŸundaki surlarla çevrilmiÅŸtir. İlk çaÄŸda kurulan kentin ızgara planı aynen korunmaktadır.
İznik sadece Bursa civarının değil bütün Marmara bölgesinin en önemli tarihi ve turistik yörelerindendir.

Roma, Bizans ve Erken Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda eser, tarihsel kent dokusu içinde bugün de yaÅŸamaktadır. İznik Hristiyanlık dünyasının önemli olaylarına sahne olmuÅŸtur. Senato Sarayında 325 yılında I. Konsil, 787 yılında İznik Ayasofya Kilisesi’nde 7. Konsil toplantıları yapılmıştır. 1331 yılında Osmanlı egemenliÄŸine giren İznik, gerçek ününü XIV ve XVI. yüzyıl arası en parlak çağını yaÅŸadığı çiniciliÄŸi ile yapmıştır. Bugün bütün dünya müzeleri İznik Çinilerini en kıymetli eser olarak ziyaretçilerine sunmaktadırlar.

İznik’te Roma döneminden kalma kent surları ve anıtsal Lefke ve İstanbul Kapıları, Tiyatro’su, BeÅŸtaÅŸ anıtı, Bizans döneminden kalma Ayasofya ve diÄŸer kilise kalıntıları, Hipoje mezar odası, Osmanlı döneminden kalan YeÅŸil Cami ile çekici bir turistik merkez olmuÅŸtur. İznik Çinilerinin ünü bugün yerli atölyelerindeki sanatkarlarca sürdürülmektedir.

Karacabey

Bursa’nın 65 Kilometre batısında yeralan Karacabey İlçesi, Antik Dönemde Mihalıç adı ile bilinmekteydi. Kentin MÖ. 2000′lerde Bitynliler veya Misiler tarafından kurulduÄŸu sanılmaktadır. Kentin belli baÅŸlı tarihi eserleri Sultan I. Murad’ın yaptırdığı Ulu Cami, 1457 yılında Karaca Bey tarafından yaptırılan Karacabey Cami (İmaret Cami) ile Karacabey - Bursa yolu üzerinde ve Uluabat kıyısındaki Osmanlı dönemi yapısı Issız Han’dır.

Bayramdere ayı koruma bölgesi

Ayvaini Mağarası

Uluabat Gölü Bayramdere
Karacabey’in Marmara Denizi sahilinde bulunan Yeniköy ve Bayramdere, geniÅŸ doÄŸal kumsalları ile yaz turizmi için ideal tatil yöreleridir. Bayramdere yöresi dünyanın biricik ayı rehabilitasyon alanını bünyesinde barındırmaktadır. Sokaklarda çingenelerce oynatılan ayılar, bu iÅŸin devletçe yasaklanması üzerine, toplanarak Bayramdere rehabilitasyon alanına getirilmiÅŸtir. Burada, tabiatta uyumlu yaÅŸamları için çalışmalar yapılmaktadır.

Ayvaini Mağarası

Uluabat Gölü’nün güney bölümünde yer alan Ayvaini MaÄŸarası’nın iki giriÅŸi vardır. Birinci giriÅŸ MustafakemalpaÅŸa’ya baÄŸlı Kazanpınar, diÄŸer giriÅŸi yeraltı sularının yer üstüne çıktığı Nilüfer İlçesi’ne baÄŸlı Ayvaköy’ü yakınında yer alır. Bursa’yı MustafakemalpaÅŸa’ya baÄŸlayan eski yol maÄŸara yakınından geçer. Hidrolojik olarak aktif bir maÄŸaradır. İki giriÅŸi arasında 4 km mesafe vardır. Güney Marmara Bölgesi’nin en uzun maÄŸarasıdır. Ayvaini MaÄŸarası görünümleri ilginç ve büyüleyici damlataÅŸlar (sarkıt, dikit, duvar damlataÅŸları, sulu damlataÅŸ havuzları) ve göller ile kaplıdır. Gezi için rehber alınması gerekmektedir. Turistik gezilere açılması için çalışmalar sürdürülmektedir.

Gölyazı Köyü (Apollonia)

Bursa-Karacabey yolu üzerindeki Karacaoba köyünü geçtikten sonra, güney yönünde devam eden yolun 6. kilometresindedir. Gölyazı köyü Uluabat gölü kıyısında, Antik dönemde Apollonia adı ile tanınan bir yerdi. Yerleşim Bizans döneminde de devam etmiştir. Bugün bir balıkçı köyü görünümündeki köyde Antik dönemden kalan yapı parçaları ve Bizans döneminden kalan bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.

Keles

UludaÄŸ’ın güney eteklerine kurulu olan Keles ilçesi, Bithynya, Roma, Bizans kalıntılarına sahiptir. XIV yüzyılda Osmanlı egemenliÄŸine giımiÅŸtir. İlçenin en önemli tarihi yapısı Sultan Yıldırım Bayezıd’in oÄŸlu Yakup Çelebi tarafından yaptırılan, cami, hamam ve Medrese’den oluÅŸan Yakup Çelebi Külliyesi’dir.
Keles’in Kocayayla mevkii kampçılık ve trekking için eÅŸsiz bir doÄŸa parçasıdır. Kocasu Irmağı rafting sporu için elveriÅŸli ÅŸartlara sahiptir.

Kestel

Bursa’nın 12 kilfımetre doÄŸusunda yer alan Kestel, Bursa ile hemen hemen birleÅŸmiÅŸ gibidir. Kestel adı Roma Döneminde yapılan ve Kastel adı verilen kalesinden gelmektedir. Kale Bizans döneminde güçlendirilerek doÄŸudan gelen akınlara karşı Bursa’yı koruyan bir öncü kuvvet yapısı olarak kullanılmıştır. 1306 yılında Osmanlı egemenliÄŸine girmiÅŸtir. Kestel Åžeyhülislam Mehmet Vani tarafından yaptırılan yapılarla geliÅŸmiÅŸtir.
Saitabat Åželalesi

Kestel İlçesinin Derekızık köyüne 3 kilometre uzaklıktadır. 30 metre yükseklikteki bir kanyonun içindedir. Yöre Güvercinlik Åželalesi olarak da tanınmaktadır. Åželale’nin civarında alabalık lokantaları bulunmaktadır.

Mudanya

Bursa’nın 25 kilometre Kuzeybatısında ve Marmara Denizi Kıyısında yer alan Mudanya, Bursa’nın iskelesi durumundadır. Mudanya, İonya’nın 12 büyük kentinden biri olan Kolofonlu Göçmenler tarafından MÖ.VII. yüzyılda kurulmuÅŸtur. Apameia Myrleia adlı bu antik kent bugünkü Hisarlık Tepe’de yer almaktaydı.
Temiz havası ile yaz turizminin yoÄŸun olarak yaÅŸandığı Mudanya civarında en tanınmış günübirlik gezi yeri ÇanaklıçeÅŸmedir. Osmanlı evlerinin en güzelleri Mudanya’dadır. Bu evlerin en önemlisi Tahir PaÅŸa Konağıdır.

Mudanya Mütareke Evi Müzesi

Türk KurtuluÅŸ Savaşı’nın zaferle noktalandığını teyid eden antlaÅŸma 11 Ekim 1922′de Mudanya’da bu evde imzalanmıştır. XIX. yüzyıl sonunda yapılmış bir Osmanlı evidir. İki katı ziyarete açıktır. İlk katta mütarekenin imzalandığı salon ve çalışma odaları, üst katta İsmet İnönü ile Asım Gündüz PaÅŸa’nın yatak odaları bulunmaktadır.

Zeytinbağı (Tirilye)

Mudanya’ya baÄŸlı Zeytinbağı kasabası taı~ihi dokusunu günümüze kadar korumuÅŸ bir yerleÅŸimdir. Bizans döneminden kalma kilisesi camiye çevrilmiÅŸtir. Haftasonu gezileri için tercih edilen ÅŸirin bir köşedir:

MustafakemalpaÅŸa

lkçaÄŸ’dan beri çeÅŸitli yerleÅŸimlere sahne olan ilçenin eski adı Kirmastı’dır. Yakınında Miletopolis ören yeri bulunmaktadır. Tarım ve Hayvancılık ağırlıklı bir ekonomik yapıya sahiptir. İlçe Merkezinde LalaÅŸahin Türbesi, Hamzabey Cami ve Türbesi, Åžeyhmüftü Cami ve Türbesi yanısıra Dorak Hazineleri bölgesi, Kestelek Harabeleri ilgiye deÄŸer tarihi yerlerdir. Muradiyesarnıç köyü yakınlarındaki Suuçtu Åželalesi, Söğütalan bucağındaki Suçıktı mesiresi, MustafakemalpaÅŸa civarındaki eÅŸsiz tabiat harikalarıdır.
Miletopolis

MustafakemalpaÅŸa’nın Melde Bayırı adı verilen yöresinde kurulu olan kent, Roma ve Bizans döneminde yerleÅŸim alanı olduÄŸu buluntular yolu ile anlaşılmıştır. İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan tapınak, Theodore Laskaris Sarayı ve Roma dönemi hamamı kentte tesbit edilen eserlerdir.

Orhaneli

Bursa’nın 55 km güneyinde ve UludaÄŸ eteklerindedir. Roma İmparatoru Hadrianus’un ava çıktığı bu yöre, onun tarafından yaptırılan bir tapınak, okul ve diÄŸer yapılarla birlikte geliÅŸmiÅŸ Hadrianopolis adını alan bir yerleÅŸime dönüşmüştü. Bizans döneminde tekfurluk olan Adranos, Orhan Gazi tarafından 1321 tarihinde fethedilerek, Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Beyce adlı bir kasabaydı. İlçenin ekonomisi tarıma dayanmaktadır. Orhaneli yakınlarındaki Çınarcık günübirlik bir turistik alandır ve tabii güzellikleri ile ünlüdür.

Orhangazi

Bursa’nın 48 kilometre kuzeyinde ve Bursa-Yalova yolu üzerindedir. Osmanlıların yöreyi ele geçirdiÄŸi yıllarda Pazarköy adlı küçük bir alışveriÅŸ yeriydi. Orhan Gazi tarafından buraya yaptırılan büyük bir cami ile geliÅŸmeye baÅŸlamıştır. Tarım ve sanayinin çok geliÅŸtiÄŸi bir ilçedir. Bursa’dan sonra sanayi açısından ikinci sırayı almaktadır. İznik gölünün batı kıyısında uzanan topraklarda, Keramet Kaplıcası’nın kliminotolojik etkisi ile dünyanın en lezzetli zeytinin yetiÅŸtiÄŸi yer olmuÅŸtur.

YeniÅŸehir

Bursa’nın 45 kilometre doÄŸusunda yer alan YeniÅŸehir antik çaÄŸda Neopolis olarak tanınıyordu. Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklaıma katılan ilçe, Osman Gazi tarafından gazilerine kılıç hakkı adıyla yurtluk olarak verilmiÅŸtir. İskana açılan yerde kurulan kent YeniÅŸehir adını almıştır. Osmanlı döneminden kalan zengin tarihi eserlere sahip YeniÅŸehiı’de Osman Gazi’nin yaptırdığı saraydan arda kalan Saray Hamamı, I. Murat döneminden kalma PostinpuÅŸ Baba Zaviyesi; XIV.yüzyılda inÅŸa edilen Voyvoda Camü (Çınarlı Camü), XVI.yüzyılda yapılmış olan Koca Sinan PaÅŸa Külliyesi, Bali Bey Camü, Orhan Bey tarafından yaptırılan Ulu Camü, Süleyman PaÅŸa Külliyesi, 1645′de YeniÅŸehirli Deli Hüseyin PaÅŸa’nın yaptırdığı Çifte Hamam, Yarhisar Köyü Orhan Camü ve Saat Kulesi görülmeye deÄŸer tarihi yapılardır.

Şemaki Evi Müzes
i
İran’ın Åžemaki kasabasından Anadolu’ya gelerek YeniÅŸehir’e yerleÅŸen Åžemaki Ailesi tarafından XVIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Konak olarak adlandırılabilecek ev iki katlıdır. Zemin katta taÅŸlık ve saÄŸ Åžemaki Eui Müzesi. tarafında mutfak ve kiler, sol tarafında iki oda yer alır. Mutfak duvarına bitiÅŸik ahÅŸap merdivenle üst kata çıkılır. Burada eyvanlı bir sofa, sofaya açılan bir “baÅŸoda” ile biri küçük diÄŸeri büyük iki oda daha yer alır. Bu odalarda görülen zengin kalem iÅŸi süslemeler XIX. yüzyılda yapılmıştır. Osmanlı sivil mimarisinin bu eÅŸsiz örneÄŸi müze olarak halkın ziyaretine açılmıştır.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.