|
Nis
06
|

Bilim-kurgu yazınının kökenini araÅŸtıranlar İ. S. II. yüzyılın ortalarında yaÅŸayan Lukianos’a kadar gidiyorlar. Lukianos’un yapıtları Ataç tarafından dilimize çevrilip üç cilt olarak Millî EÄŸitim Bakanlığı klasikleri arasında yayımlanmıştır. Yazar OlmuÅŸ Bir Öykü adındaki öyküsünde aya ve baÅŸka gezegenlere yapılan düşsel bir geziyi dile getirmektedir. Lukianos aslında OlmuÅŸ Bir Öykü’yü Herodotos ve Homeros’la alay olsun diye kaleme almış, palavracı birtakım eski yazarlara ince ince takılmıştır.
OlmuÅŸ Bir Öykü’de olayın kahramanı bir gemiyle Cebelitarık boÄŸazından okyanusa açılır. Orada yakalandıkları bir fırtına bunları aya fırlatır. Ayda, aylılar ve güneÅŸlilerin savaÅŸlarına tanıklık eder. BaÅŸka gezegenlerde yaÅŸayanların öykülerini dinler, çeÅŸitli serüvenler geçirdikten sonra yeryüzüne iner. Lukianos bu yapıtıyla, ilk kez bir uzay yolculuÄŸu düşleyen yazar olmuÅŸtur. Üzerinde durulacak bir baÅŸka nokta da Lukianos’un Samsatlı oluÅŸudur. Eski adiyle Samosata kenti, adını bir ölçüde koruyarak bugüne kadar gelmiÅŸtir. Samsat bugün Adıyaman ili içersinde Fırat kıyısında bir kasabadır. Lukianos’un ana dilinin Süryanca olduÄŸunu ama eski Yunan diliyle yazdığını, bir ara Roma’da yaÅŸadığını biliyoruz.
Lukianos’tan sonra aradan yüzyıllar geçer, bu kez ünlü astronom Kepler, 1634 yılında yazdığı Somnium adlı betiÄŸinde cinler ve ÅŸeytanların ittiÄŸi bir araçla ayda yapılan bir geziyi anlatır. Hemen aynı yıllarda (1638) İngiliz papazı Badwin Ayda İnsan (Man in The Moon, or a discourse of a voyage thither by Domingo Gonzales) adlı betiÄŸinde bir ay gezisini konu alır. Olayın kahramanı bu kez yaban kuÄŸularının çektiÄŸi bir salla aya gider. 1650 yılında ise Cyrano de Bergerac, Ayda Gezi (VOYAGE DANS LA LUNE et histoire comique des etats et empires du soleil) adlı betiÄŸinde, kahramanını, bugünküleri yansıtır biçimde, fiÅŸeklere baÄŸlı bir arabayla aya ulaÅŸtırır. Cyrano aynı yapıtında gramofon, paraşüt gibi buluÅŸları önceden haber verir. Daha sonraki yıllarda ünlü Fransız filozofu Voltaire Micromegas adlı anlatışında baÅŸka bir yıldızdan gelen bir yaratığın insanlarla yaptığı konuÅŸmaları ele alır. Böylece baÅŸka amaçla yazılmış olsa da, bu yapıtıyla Voltaire, baÅŸka yıldızlardan gelen yaratıklardan ilk kez söz açan yazar olur. Swift’in Guliver’in Gezileri adlı betiÄŸi, özellikle cüceler ve devler ülkesinden sonra gelen üçüncü bölümü bilim-kurgu tanımına girebilir. Swift’in bu bölümde anlattığı Laputa ülkesi, atom enerjisiyle dünya çevresinde dolaÅŸan bir yapay uyduya benzer.
Bilim-kurgunun tarihçesine eÄŸilirken Thomas More’un Ütopya’sına Bacon’un Yeni Atlantis’ine de deÄŸinebiliriz. Ancak bu yazarlar betiklerinde daha çok kendi görüşlerini açıklamak için yeni bir dünya yaratmak yolunu tutmuÅŸlardır. 1830′larda ünlü İngiliz ozanı Shelley’in eÅŸi Mary Shelley’in yazdığı Frankenstein’da bilim-kurgu türünün iyi bir örneÄŸini buluyoruz. Romanda, üstün bir insan yaratmak isteyen çılgın bir bilim adamı sonunda bir canavar ortaya çıkarır. Frankenstein, çılgın bilim adamları ve yaratıcılarına baÅŸ kaldıran yaratıklar konusunda, çaÄŸdaÅŸ birçok bilim-kurgu yazarına esin kaynağı olmuÅŸtur.
XIX. yüzyılda ise gerçek bilim-kurgu türünün yaratıcılarından Jules Verne’i görüyoruz. Deniz Altında Yirmi Bin Fersah, Aya Yolculuk, Doktor Oks adlı romanları bilim-kurgunun çaÄŸdaÅŸ anlamda en önemli yapıtları arasında sayılabilir. Ardından H.G. Wells gelir. Wells, Zaman Makinesi adlı betiÄŸiyle ilk kez bir zaman gezisini dile getirir. Dünyalar Savaşı, Görünmeyen Adam, Gelecek Günlerin Öyküsü adlı betikleri çağının en iyi örnekleridir.
XX. yüzyılın ilk yıllarından baÅŸlayarak özellikle Amerika’da bilim-kurgu dalının büyük bir geliÅŸmeye ulaÅŸtığını, giderek 1950 yıllarında altın çağını yaÅŸadığını belirtelim. Bilim-kurgunun ilk Amerikan örneÄŸi 1911 yılında Modern Electrics adlı bir dergide yayımlanan Ralph 124C 41+ 2660 Yılının Romanı adlı yapıttır. Kitabın yazarı Hugo Gernsback daha sonra Amerikan bilim-kurgusunun babası sayılmış, adına Hugo armaÄŸanı diye bir armaÄŸan kurulmuÅŸtur. Bu armaÄŸan her yıl en iyi bilim-kurgu yapıtına verilir. Science-fiction sözcüğünü ilk ortaya atan yazar da Gernsback olmuÅŸtur. Gernsback 1927 yılında Amazing Stories (Åžaşırtıcı Öyküler) dergisini çıkarmış ve burada tüm olarak bilim-kurgu öyküleri yayımlamıştır. Ama ondan önce de, Murray Leinster adlı bilim-kurgu yazarı 1917′de yayımlanmaya baÅŸlayan Argosy-all-story dergisine yazıyordu. 1923′de yayına geçen Weird Tales (Acayip Masallar) dergisinin yazarları arasında H.P. Lovercraft da vardı. Sonradan en ünlü bilim-kurgu yazarlarından biri olan Ray Bradbury de ilk öyküsünü bu dergide yayımlamıştı. Kendi de bir bilim adamı olan John Compell 1937′de Astounding sciene-fiction dergisini, daha sonra önemli bir bilim-kurgu dergisi olan Analog’u yayımlamaya baÅŸlamıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra bilim-kurgu dergilerinin sayısı iyice artmıştır. 1950 yılından sonraki dönemde McCarthy’ciliÄŸin baskısından kaçan birtakım yazarlar bilim-kurguya sığınarak bu türün daha da geliÅŸmesini saÄŸlamışlardır.
Bilim-kurgu türü öteki ülkelerde de geliÅŸme göstermiÅŸtir aynı dönem içinde. Aldous Huxley’in Yeni Dünya’sını, George Orwell’in 1984′ünü, Karel Capek’in R. U. R.’unu, Pierre Boulle’un Maymunlar Gezegeni’ni bir yana bırakamayız. Polonya’dan Stanislas Lem, Sovyetler BirliÄŸinden Yefremov gibi bilim-kurgu yazarları, yakın çaÄŸda yetiÅŸmiÅŸlerdir.
Yorum Yaz
Yorum var - “Bilim kurgu ve tarihi”
Sende Yorumunu Yaz
Bu yazıya yorum yazabilmek için Giriş yapmalısınız .
Åžubat 10th, 2008 at 20:41
ben umut yazılanlar çok güzelmiş yazanlara teşekkür ederim