<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Uzay</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/uzay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 12:51:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Ay olmasaydı ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 19:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[olmasaydı]]></category>
		<category><![CDATA[olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4764</guid>
		<description><![CDATA[Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir. Peki bu oluşum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg"><img class="size-full wp-image-2975 aligncenter" title="ay-lekesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg" alt="" width="290" height="282" /></a></p>
<p>Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.<br />
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay&#8217;ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?</p>
<p>Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay&#8217;dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay&#8217;ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı? <span id="more-4764"></span></p>
<p>Ay&#8217;ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay&#8217;ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay&#8217;ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70&#8242;i Ay&#8217;dan, diğer yüzde 30&#8242;u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada&#8217;da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı&#8217;nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı&#8217;nda pek hissedilmez. Ay&#8217;ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.</p>
<p>Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay&#8217;ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay&#8217;ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya&#8217;nın yörünge hareketindeki Ay&#8217;dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.</p>
<p>Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.</p>
<p>Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldızların adlandırılması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 09:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[adalndırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kim koydu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4716</guid>
		<description><![CDATA[Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir. Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg"><img class="size-full wp-image-4717 aligncenter" title="yildizlar" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir.</p>
<p>Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, kimi açıklamaların kısaltılmışıdır, örneğin; Betelgeuse (ortadakinin omuz altı), Deneb (kuşun kuyruğu) gibi ].</p>
<p>Uranometria (1603) adlı yıldız atlasında Bayer, takım yıldızlarında en parlak yıldızları Yunan alfabesinin küçük harfleri ile gösterdi. Bu sistem bugün de kullanılmaktadır. Genel olarak harfler parlaklık sırasına göre verilmiştir; Yunan harfleri yetmediğinde Roma harfleri kullanılmıştır. <span id="more-4716"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bayer sisteminde bir yıldızın adı, takım yıldızın adının önüne bir harf getirilerek ve mülkiyet eki konarak verilir, örneğin; a Draconis, Draco (ejderha) takım yıldızının en parlağı. Takım yıldızında birkaç yıldız aynı parlaklıkta ise genelde ismini aldığı mitolojik yaratığın baş kısmından başlayarak, harflendirme sıra ile yapılmıştır, örneğin; birbirinden çok farklı olmayan Büyük Ayı takım yıldızının yıldızları sıra ile harflendirilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bugün de kullanılan bir başka adlandırma sistemi Flamsteed’in Historia Coelestia (1729) da kullandığı sayı sistemidir. Burada takım yıldızındaki yıldızlar batıdan doğuya doğru numaralandırılmışlardır, böylece çok sayıda yıldız numaralanabilmiştir. örnek: 61 Cygni. Çağdaş atlaslarda, çoğunlukla gideceği yere kadar Bayer harfleri, daha sönüklerinde Flamsteed numaraları kullanılır. Önemli özel adlar da belirtilir. Bu şekilde ancak çıplak gözle görülebilen birkaç bin yıldız adlandırılabilmiştir. Çağdaş kataloglarda yıldızlar, sağaçıklık ya da her dikaçıklık şeridi içinde sağaçıklık sırasına göre sıralanırlar ve bu sıra numarası onun adı olur. Henry Draper katalogunda HD 86590 gibi.</p>
<p>Amatör astronomların da ilgilendiği değişen yıldızların ayrı bir adlandırma sistemleri vardır. Değişen yıldızın Bayer harfi varsa ayrıca özel ad verilmez, örneğin; ö Cephei, p Lyrae. Bunların dışında bir takım yıldızında keşfedilen değişen yıldızlara keşif sırasına göre, Lâtin alfabesinde R’den başhyarak şu sırada harfler verilir; R, S, T, U, V, W, X, Y, Z; RR, RS, … , ZZ; AA, AB, … , AZ; BB, BC, … , BZ v.s. (J atlanır). Bu dizi QQ, … , QZ ile biter. (Çünkü RR önceden kullanılmıştı.) Bu şekilde 334 değişen yıldız adlandırılabilir. Bundan sonra keşfedilenler; V335, V336, … şeklinde V (Variable=Değişen) harfinin yanına sıra numarası verilerek adlandırılır. Bu sistemde bir değişen yıldızın adı, ilgili takım yıldızın adının ya da kısaltılmış adının önüne bu harfler ya da sayılar getirilerek verilir. Örneğin; U Cep, RR Lyr, V471 Tau gibi…</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astrobiyoloji nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/astrobiyoloji-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/astrobiyoloji-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 11:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Astrobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyokimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[egzobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[jeokimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[türler]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylılar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4402</guid>
		<description><![CDATA[Astrobiyoloji ya da egzobiyoloji, disiplinler-arası bir bilim olup, özellikle evrende yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alır; bir başka deyişle, evrende biyolojik kökenin, evrimin, dağılımın ve canlıların geleceğinin incelenmesidir. Bu bilimsel disiplinler-arası alan, kısaca, Güneş Sistemi’miz içinde ve dışında kalan &#8220;yaşanabilir gezegen&#8221;lerdeki yaşanabilir ortamların araştırılmasını, abiyogenez (prebiyotik kimya) [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/12/Astrobiyoloji.jpg"><img class="size-full wp-image-4403 aligncenter" title="Astrobiyoloji" src="http://www.buzlu.org/images/2009/12/Astrobiyoloji.jpg" alt="" width="335" height="251" /></a></p>
<p>Astrobiyoloji ya da egzobiyoloji, disiplinler-arası bir bilim olup, özellikle evrende yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alır; bir başka deyişle, evrende biyolojik kökenin, evrimin, dağılımın ve canlıların geleceğinin incelenmesidir.</p>
<p>Bu bilimsel disiplinler-arası alan, kısaca, Güneş Sistemi’miz içinde ve dışında kalan &#8220;yaşanabilir gezegen&#8221;lerdeki yaşanabilir ortamların araştırılmasını, abiyogenez (prebiyotik kimya) kanıtlarının araştırılmasını, Mars’ta ve Güneş Sistemi’mizde yaşamı, Dünya’daki yaşamın evriminin kökenleri ve erken dönemleri üzerine laboratuvar çalışmalarını ve alan araştırmalarını ve yaşam potansiyelinin Dünya ve uzaydaki zorluklara uyarlanması çalışmalarını kapsar.<span id="more-4402"></span></p>
<p>Astrobiyolojinin bu tanımı, doğal olarak, yaşamın, yeryüzünde ortaya çıktığı gibi, Güneş Sistemi’miz içinde veya dışında bulunan başka yerlerde, başka gezegenlerde de ortaya çıkmış olabileceği kabulünü içerir. Bizimkinden &#8220;kökten farklı ortamlar&#8221; içeren diğer kozmik cisimler üzerinde de yaşam izleri mevcut olabileceğinden, astrobiyolojide &#8220;basit organik madde&#8221;den (biyomoleküller, peptidik, nükleik ya da lipidik zincirler) daha karmaşık yapılara (ilk hücreler, ilk genetik sistemler) doğru uzanan evrime hükmeden olası süreçlerin araştırılması sözkonusudur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Dolayısıyla bu süreçlerin araştırılmasında, organik kimya, inorganik kimya, biyokimya, hücre biyolojisi, iklimbilim, jeokimya, gezegenbilim ve enformatik modelizasyon gibi çeşitli bilimsel alanların, bir bütünü tamamlayacak tarzda, derin bir etkileşim içinde olmaları kaçınılmaz hale gelir.</p>
<p>Örneğin, astrobiyologlar yeni gezegenler keşfetmek ve bunların yaşanabilirliğini saptamak üzere astronomlarla, moleküler etkileşimlerden yaşama geçişi anlamak üzere kimyacılarla, diğer gezegenler üzerindeki anahtar mineraller ve suya ilişkin kanıtları incelemek üzere jeologlarla, en erken yaşam türlerini araştırmak ve anlamak üzere paleontologlar ve moleküler biyologlarla ve bunların yanısıra, iklimbilimcilerle, gezegenbilimcilerle ve diğer çeşitli bilim dallarındaki bilim insanlarıyla iş birliği içinde çalışırlar.</p>
<p>Günümüzde gitgide genişleyen astrobiyoloji aynı zamanda, hangi türde olursa olsun Dünya-dışı yaşama ve varsa Dünya-dışı zeki yaşama ilişkin araştırmayla da (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) da ilgilenmektedir. Fakat olası gelişmeleri beklemekte olan bu son değinilen araştırma sahası (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) şimdilik çok marjinal durumdadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Astrobiyoloji diğer dünyalardaki yaşamın mahiyeti hakkında kuramsal tahminlerde bulunabilmek ve Dünya’nınkinden çok farklı olabilecek biyosferleri tanımlayabilmek ve ayırt edebilmek amacıyla, fizikten, kimyadan, astronomiden, moleküler biyolojiden, ekolojiden, gezegenbilimden ve jeolojiden yararlanır Astrobiyoloji daha çok bilimsel verilerin yorumlanmasına, yani evrenin diğer ortamları hakkında diğer bilimlerce ortaya koyulmuş ayrıntılı ve güvenilir verilerin yorumlanmasına yoğunlaşır ve öncelikle, mevcut bilimsel kuramlarla çelişmeyen varsayımlarla ilgilenir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/astrobiyoloji-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın şekline bağlı sonuçlar</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunyanin-sekline-bagli-sonuclar/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunyanin-sekline-bagli-sonuclar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 15:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Boylam]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın Şekli]]></category>
		<category><![CDATA[eksen]]></category>
		<category><![CDATA[ekvator]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Enlem]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[geoit]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplar]]></category>
		<category><![CDATA[meridyen]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yerçekimi]]></category>
		<category><![CDATA[ısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4302</guid>
		<description><![CDATA[*   Dünya&#8217;nın  geoit şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoit değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya&#8217;nın her yerinde aynı olurdu. *   Dünya&#8217;nın geoit şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu. *   Ekvator çevresi =40.077 km *   [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Dünyanın-şekli.jpg"><img class="size-full wp-image-4303 aligncenter" title="Dünyanın şekli" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Dünyanın-şekli.jpg" alt="Dünyanın şekli" width="310" height="159" /></a></p>
<p>*   Dünya&#8217;nın  geoit şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoit değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya&#8217;nın her yerinde aynı olurdu.<br />
*   Dünya&#8217;nın geoit şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.<br />
*   Ekvator çevresi =40.077 km<br />
*   Kutuplar çevresi=40.009 km<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru azalır. Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları&#8217;nda alınan yol sıfır km olduğu için,  eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat&#8217;tir.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları&#8217;nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir.  Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km&#8217;dir. <span id="more-4302"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları&#8217;nda birleşirler.<br />
*   Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m&#8217;dir.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül&#8217;de Ekvator&#8217;dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator  Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator&#8217;un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen  alan genişler.<br />
*   Dünya&#8217;nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunyanin-sekline-bagli-sonuclar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tunguska olayı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tunguska-olayi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tunguska-olayi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 20:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[kuyruklu yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Leonid Alekseyeviç]]></category>
		<category><![CDATA[meteor]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[Sibirya]]></category>
		<category><![CDATA[Tunguska olayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4281</guid>
		<description><![CDATA[Tunguska olayı, 30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya&#8217;nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır. Patlama 10-15 bin tonluk bir dinamit kütlesinin patlamasına eşdeğerdi. Kesin olmayan verilere göre patlamanın nedeninin, bir kuyrukluyıldız parçasının ya da meteorun Yer&#8217;e çarpması olduğu sanılmaktadır. Cismin atmosfere yaklaşık 100.000 km/h hızla girdiği [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Tunguska-olayı.jpg"><img class="size-full wp-image-4282 aligncenter" title="Tunguska olayı" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Tunguska-olayı.jpg" alt="Tunguska olayı" width="364" height="252" /></a></p>
<p>Tunguska olayı, 30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya&#8217;nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır.</p>
<p>Patlama 10-15 bin tonluk bir dinamit kütlesinin patlamasına eşdeğerdi. Kesin olmayan verilere göre patlamanın nedeninin, bir kuyrukluyıldız parçasının ya da meteorun Yer&#8217;e çarpması olduğu sanılmaktadır. Cismin atmosfere yaklaşık 100.000 km/h hızla girdiği ve ağırlığının 100.000 ile 1.000.000 ton arasında olduğu varsayılmaktadır.<span id="more-4281"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Patlama bölgesi ilk olarak Rus bilim adamı Leonid Alekseyeviç Kulik tarafından 1927-1930 yılları arasında incelendi. Olayı uzaktan gözleyenler önce bir ateş topu gördüklerini ve ardından yer sarsıntısıyla birlikte, güçlü sıcak rüzgarların oluştuğunu söylediler. Avrupa&#8217;daki sismograflar, patlamanın neden olduğu sismik dalgaları saptadılar. Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü. Cisim atmosferde buharlaştığından çevreye çeşitli gazlar yayılmış ve olaydan belli bir süre sonra bile Sibirya ve Avrupa&#8217;da geceleri gökyüzünün parlak bir renk almasına neden olmuştur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tunguska-olayi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roket motorları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/roket-motorlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/roket-motorlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 13:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrikli]]></category>
		<category><![CDATA[Elektromanyetik]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrostatik]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrotermal]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[iyon]]></category>
		<category><![CDATA[Işınımlı]]></category>
		<category><![CDATA[Katı]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[Motorları]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[Plazma]]></category>
		<category><![CDATA[Roket]]></category>
		<category><![CDATA[roket motorları]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[İtme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4082</guid>
		<description><![CDATA[Roket motorları 1) Kimyasal Yakıtlı Roketler a) Katı Yakıtlı Roket Motorları b) Sıvı Yakıtlı Roket Motroları 2) Elektrikli Roket Motorları a) Elektrotermal Motorlar b) Elektrostatik Motorlar (İyon Motorları) c) Elektromanyetik Motorlar (Plazma Motorları) 3) Güneş Işınımlı İtme Motorları 4) Nükleer Motorlar KİMYASAL YAKITLI MOTORLAR Katı ve sıvı yakıt kullanan motorlara kimyasal motorlar denir. Genellikle taşıyıcı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Roket-motorları.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4083" title="Roket motorları" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Roket-motorları.jpg" alt="Roket motorları" width="266" height="343" /></a></p>
<p>Roket motorları</p>
<p>1) Kimyasal Yakıtlı Roketler<br />
a) Katı Yakıtlı Roket Motorları<br />
b) Sıvı Yakıtlı Roket Motroları<br />
2) Elektrikli Roket Motorları<br />
a) Elektrotermal Motorlar<br />
b) Elektrostatik Motorlar (İyon Motorları)<br />
c) Elektromanyetik Motorlar (Plazma Motorları)<br />
3) Güneş Işınımlı İtme Motorları<br />
4) Nükleer Motorlar</p>
<p><strong>KİMYASAL YAKITLI MOTORLAR</strong></p>
<p>Katı ve sıvı yakıt kullanan motorlara kimyasal motorlar denir. Genellikle taşıyıcı olarak kullanılan dev yapılı roketlerin motorları bu şekildedir. Ancak uydu üzerine monte edilmiş sıvı yakıt kullanan küçük motorlar uydunun döndürülmesinde ve yörünge değişiminde kullanılırlar. Boyut olarak küçüktürler. Yakıt olarak uydunun içinde bulunan yakıtı kullanırlar. Yakıt bitincede uydu yörünge kaymasından dolayı atmosfere girerek yanar.<br />
<span id="more-4082"></span><br />
Yani yakıtın miktarı uydunun ömrünü belirler. Uydulara yakıt nakli yapmak çok zor bir iş olduğundan uydunun düşmesine göz yumulur ve o uydunun işlevini yapacak yeni bir uydu yörüngeye oturtulur. Sadece yörüngede dolanan ve uzay istasyonu (Skylab, Mir gibi) olarak adlandırılan ve yaşam üniteleri olan uydulara yakıt takviyesi yapılabilmektedir (uzay mekikleri aracılığıyla). Başlangıç yükü ile karşılaştırıldığında yerden fırlatılan roketler ancak toplam yükünün binde yedisini yörüngeye yerleştirebilmektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ELEKTRİKLİ ROKET MOTORLARI</strong></p>
<p>Adından da anlaşıldığı gibi elektrik enerjisini ya doğrudan ya da başka enerji türlerine çevirmek amacıyla yapılmış motorlardır. Bu nedenle büyük elektrik gereksinimleri vardır. Elektrik enerjisi ise jeneratörlerden elde edilir ve jeneratöründe yakıtı yine kimyasal bir yakıttır. Bu nedenle akü sistemleri ve güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren ara sistemlere ihtiyaç vardır. Bunlarda hem yükü arttırır, hem de maliyeti kabartırlar.</p>
<p>Ancak gezegenler arası uydular için uzun zamanda büyük hızlar elde etmeye olanak tanıdığından dış gezegenlere gönderilen uydularda ve yer yüzündeki uyduların ara yörüngelere oturtulmasında kullanılırlar.</p>
<p><strong>a) Elektrotermal Motorlar</strong></p>
<p>Motor yapıları, kimyasal roket motorlarına çok benzemektedir. Basitçe kimyasal bir motorun elektrik ısıtıcısı olmuş halidir. Bir patlama olmadan elektrik enerjisiyle patlama (genleşme ve moleküler bozulma sağlanarak) elde edilerek bir itme kuvveti yaratılır. Ancak gaza verilecek ısı moleküllerin atomlarına ayrılmasına harcanacağından verim kaybı büyük olur. Sistemin gereksinim duyduğu elektrik enerjisi genellikle güneş pillerinden elde edilir. Şu anda Resistojet ve Arcjet olarak adlandırılan iki elekrotermal motor türü kullanılmaktadır.</p>
<p>Resistojet sisteminde gaz elektrik ile ısıtılarak itme sağlanmakta, Arcjet sisteminde ise yanıcı gaz ateşlenerek itme sağlanmaktadır. Burada ateşlemeyi sağlayan elektrik donanımıdır. Arcjet’lerin termal verimi az olduğundan, geniş güneş panelleri ve yörünge aktarımı sırasında uzun görev süresine ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle yörünge aktarımları için uygun değillerdir.</p>
<p><strong>b) Elektrostatik Motorlar (İyon Motorları)</strong></p>
<p>Bu tip motorlar ilk defa Oberth tarafından ortaya atıldı. Prensip olarak elektrik ile iyonlaştırılan atomların elektrik ve manyetik alanlar tarafından ivmelendirilmesine dayanıyor. Bu da kimyasal motorların geliştirilmiş bir halidir. Çünkü iyon için gaz kullanılıyor. En büyük özellikleri ise eksoz hızlarının yüksek olmasıdır. Eksoz hızı 10000 km/saniye kadar çıkabilmektedir. Halbuki kimyasal motorlarda bu değer 3 km/saniye dolayındadır.</p>
<p>Bu da yakıt yükünde büyük bir tasarruf sağlar. Bu sistemin çalışma süresi kısa olduğundan küçük yörünge düzeltmelerinde kullanılmaktadır. Yakıt olarak genelde buharlaştırılmış Cs kullanılmaktadır. Şimdiye kadar Civa ve Sezyum kullanan iki tür elektrostatik motor yapılmıştır. 20 Temmuz 1964 yılında ise ilk denemeleri gerçekleştirilmiştir. Sezyumun atom ağırlığının iki katı bir element kullanılırsa ivmelendirme dört katına çıkabiliyor. Bu motorların %90 gibi yüksek bir verimliliği olduğu halde uzun süre çalıştırılamamaları bir dezavantajlarıdır.</p>
<p>Uzun süre çalıştırılmamalarının nedeni çok yüksek bir elektirik gerilimine ihtiyaçları vardır ve bu gerilimin ömrü de üç beş saniyeyi geçmemektedir. Bu nedenle gerekli olan elekritik atom gücüyle çalışan elektirik jeneratörleri yardımıyla ya da güneş enerjisiyle sağlanmaktadır. Kullanılan yakıtın iyonlaşma potansiyelinin düşük ve atomlarının ağır olmaları tercih ediliyor. İyonların eksoza doğru ivmelendirilmeleri iki yolla mümkün olmaktadır:</p>
<p>Elektrik alan yaratarak<br />
Değişebilen manyetik alan yaratılarak<br />
Yer yörüngesine oturtulan uzun ömürlü uydular bu tür motor kullanarak yörünge düzeltmeleri yapmaktadırlar. Yer yörüngesinde nükleer yakıt bulunduran uyduların nükleer yakıtlarının kullanımı sadece elektik üretimini sağlamak içindir. Bu da uydunun yükünün artması açısından dezavantajdır.</p>
<p>Uzaya atılan yer yörüngesine yerleştirilen büyük kütleli uydu ve labaratuarlarda yörüngeyi bozucu birçok etken vardır. Bu etkiler:</p>
<p>Çok azda olsa atmosferin frenleme etkisi<br />
Yer’in şeklinin tam bir küre olmaması ve dağların etkisi<br />
Diğer dış etkenler, meteorlar, gezegenler, Ay’ın konumu, Yer-Güneş uzaklığındaki değişimler<br />
Bu etkilerden dolayı yörüngeler bozulur. Bozucu etkilerin sonucu küçük ve uzun sürede oluşur. Dolayısıyla bir motoru çok kısa zaman çalıştırmakla etkiyi yok etmek mümkündür. Bu tür işler için iyon motorları kullanılır. Bu tür uydular erken uyarı uyduları (askeri), haberleşme uydularıdır. Genelde 24 saat peryotlu Yer ile senkronize ve Yer yarıçapının 5.6 katı uzaklıkta dairesel yörüngelere oturtulmuş uydulardır.</p>
<p><strong>b) Elektromanyetik Motorlar (Plazma Motorları)</strong></p>
<p>Henüz deney aşamasındaki motorlardır. Bu tip motorlarda gaz plazma haline getirilmekte, eksoza giden yanma odasında (bu odada kimyasal bir yanma ve ısı üretimi söz konusu değildir) elekromanyetik bir ortam elektrik akımıyla sağlanarak plazmanın eksoz dışına doğru hareketi mümkün kılınmaktadır. Hem yakıtı plazma haline getirmek hem de güçlü bir manyetik alan yaratmak için çok fazla elektik üretimine ihtiyaç vardır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Plazma motorları çok teferruatlı ve ağır yapılardır. Böyle bir motora sahip uydunun yörünge dışına çıkarılması çok zordur. Ancak yörüngede montajı mümkündür. Gezegenler arası çalışmalar için düşünülmektedir. Gaz olarak da Helyum atomu kullanılmaktadır. 15 km/saniye gibi yüksek itme hızları elde edilebilmektedir.</p>
<p><strong>GÜNEŞ IŞINIMLI İTME MOTORLARI</strong></p>
<p>Bu sistemde güneş enerjisi toplanıp parabolik ayna ile odaklandıktan sonra &#8216;kara cisim&#8217; özelliğindeki bir noktada toplandıktan sonra hidrojen gazının ısıtılmasında kullanılmaktadır. Bu yolla hidrojen 2727 °C’ye kadar ısıtılmakta, sıcak gazın atılması ile itme sağlanmaktadır. Yanma olmaması, hareketli parça bulunmaması ve güneş enerjisinin doğrudan kullanımı nedeni ile verimi yüksektir. Yörünge aktarımı amacıyla kullanılabilecek yöntemleri karşılaştırıldığında, solar termal sistemler en yüksek verimi sağlamaktadır.</p>
<p>Ekonomik kriterler düşünüldüğünde solar termal sistemler diğer sistemlere göre daha avantajlı olmaktadır. Bu sistem kullanılarak yörüngeye yük taşıma kapasitesi 2 ile 7 kat arasında artacağı düşünülmektedir.</p>
<p><strong>NÜKLEER MOTORLAR</strong></p>
<p>Uzun uçuşlar için uygun motorlardır. Gerek uranyum gerek plutonyum radyoaktif maddeler oldukları için radyasyondan korunmak için özel şekilli uzay araçlarının yapılması gereklidir. Proton-proton zinciriyle hidrojenden helyuma dönüşüm yapılarak enerji elde edilebilir, ancak böyle bir sistem henüz gerçekleştirilememiştir. Hidrojenin helyuma dönüştürülebilmesi için çok yüksek sıcaklıklara ihtiyaç vardır.</p>
<p>Böyle bir sıcaklığa dayanabilecek reaktör yuvası henüz yapılamamıştır. Teorik olarak böyle bir roket yapılabilirse itme hızının 5 kh/sn olması beklenmektedir. Nükleer motorlardan fazla bir verim elde edilememektedir. Buna rağmen kimyasal motorlardan 2-3 kat itme gücü elde edilebilmektedir. Nükleer motorların iki tipi vardır:</p>
<p>1. Tip: Atom enerjisinin ısısından yararlanıp, itme gücü sağlayan gazın ısınmasından eksoz hızı elde etmek. Bu tür motorlarda 6 km/sn’lik bir eksoz hızı elde edilebiliyor. Radyoaktif maddenin bozulması sırasında oluşan enerji ya direkt olarak gazın ısıtılmasında kullanılır ya da ek sistemlerle elektrik enerjisine çevrilir.</p>
<p>Sistemin avantajı, bozulma sırasında oluşan ürün çekirdeklerinin dışarı atılması gerekmiyor. Nükleer yakıt kaybı yok. Dezavantajları ise reaktörün sıcaklığı yakıt olarak kullanılacak gazdan daha fazla. Bir soğutma sorunu var. Ayrıca reaktörün etrafına çok güçlü koruma kalkanlarının konulması gerekli. Sistem hacim ve ağırlık olarak büyük.</p>
<p>2. Tip: Radyoaktif maddenin bozulması sonucunda oluşan ışınımı kullanmak. Sistem genelde basittir. Roketin arka kısmına radyoaktif madde sürülür. Maddenin bozulma hızından yararlanılarak oluşan parçacıklar (a, b ve g tanecikleri) rokete bir itme kazandırırlar. Böylece 10 km/sn’lik bir hıza ulaşılabilir. Genelde radyoaktif madde plutonyumdur. Sistemin avantajı itme kuvveti için gaz kullanmamasıdır. Dezavantajı ise bozulma işleminin düzenli olmaması ve kontrol edilememesidir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/roket-motorlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olbers Paradoksu nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/olbers-paradoksu-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/olbers-paradoksu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 10:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Alman filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Heinrich Olbers]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[Olbers Paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[Ostatik]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4076</guid>
		<description><![CDATA[Olbers Paradoksu, Alman filozof Heinrich Olbers&#8217;in 1823 yılında kaleme aldığı makalesinde öne sürülen tezdir. Olbers bu makalesinde, sonsuz statik bir evrende her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanacağını çıkarsamaktadır. Ohalde sonsuz statik bir evren varsayımıyla gece gökyüzüne bakan herhangi bir gözlemci, gökyüzündeki her noktayı bir yıldız kadar parlak görmek zorundadır. Ama gerçekte [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Olbers-Paradoksu.png"><img class="alignnone size-full wp-image-4077" title="Olbers Paradoksu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Olbers-Paradoksu.png" alt="Olbers Paradoksu" width="448" height="336" /></a></p>
<p>Olbers Paradoksu, Alman filozof Heinrich Olbers&#8217;in 1823 yılında kaleme aldığı makalesinde öne sürülen tezdir. Olbers bu makalesinde, sonsuz statik bir evrende her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanacağını çıkarsamaktadır.</p>
<p>Ohalde sonsuz statik bir evren varsayımıyla gece gökyüzüne bakan herhangi bir gözlemci, gökyüzündeki her noktayı bir yıldız kadar parlak görmek zorundadır. Ama gerçekte böyle değildir. Olbers bu paradoksal durumun, sonsuz statik bir evren varsayımından kaynaklandığını, bu varsayımın hatalı bir varsayım olduğunu ileri sürmüştür.<span id="more-4076"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu paradoksun bir çıkışı olarak uzak yıldızlardan gelen ışığın, evrendeki toz halindeki madde tarafından soğurulduğunu, gözlemciye ulaşamadığını öne sürmek olabilir. Oysa Olbers, sonsuzdan beri varolan bir evren varsayımında bu maddenin de giderek ısınacağını ve bir yıldız yüzeyi gibi ışıldayacağını ileri sürmektedir. Demek ki evren, sonsuzdan beri var değildir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Evren, sonlu bir geçmişte varolmuş olmalıdır. Böylece uzak yıldızların ışıkları bize henüz ulaşmamıştır ve aradaki madde henüz yıldız kadar ışık saçacak ölçüde ısınmamıştır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/olbers-paradoksu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzay gemileri nasıl hareket eder?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/uzay-gemileri-nasil-hareket-eder/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/uzay-gemileri-nasil-hareket-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 09:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kütle]]></category>
		<category><![CDATA[korunumu]]></category>
		<category><![CDATA[momentum]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sürtünme]]></category>
		<category><![CDATA[ses hızı]]></category>
		<category><![CDATA[taşıt]]></category>
		<category><![CDATA[uzay arçları]]></category>
		<category><![CDATA[uzay gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[ışık hızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4079</guid>
		<description><![CDATA[Uzayda hava yoktur. Bu yüzden uzay araçları normal taşıtlar gibi sürtünmeyi kullanarak hareket etme imkanına sahip değildirler. Bunun yerine momentumun korunumunu kullanırlar. Peki nedir momentum korunumu? Momentum bir cismin hızı ile kütlesinin çarpımıdır. Bu sayının önemi ise ne olursa olsun (dışarıdan bir kuvvet etki etmedikçe!) sabit kalmak zorunda olmasıdır. Böyle olunca da mesela bir sistemin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Uzay-gemisi.jpg"><img class="size-full wp-image-4080 aligncenter" title="Uzay gemisi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Uzay-gemisi.jpg" alt="Uzay gemisi" width="389" height="259" /></a></p>
<p>Uzayda hava yoktur. Bu yüzden uzay araçları normal taşıtlar gibi sürtünmeyi kullanarak hareket etme imkanına sahip değildirler. Bunun yerine momentumun korunumunu kullanırlar.<br />
Peki nedir momentum korunumu?</p>
<p>Momentum bir cismin hızı ile kütlesinin çarpımıdır. Bu sayının önemi ise ne olursa olsun (dışarıdan bir kuvvet etki etmedikçe!) sabit kalmak zorunda olmasıdır. Böyle olunca da mesela bir sistemin kütlesi değiştiğinde hızı da değişmek zorunda kalır momentumu korumak için.<br />
Bir örnekle meseleyi daha da küçük lokmalara bölelim ki yutulması kolay olsun: Buz patenini hepiniz seyretmişsinizdir. <span id="more-4079"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Çiftlerde erkek, eşini ittiğinde kız kendin uzaklaşırken kendi de geriye doğru hareket eder. İşte vakt-ü zamanında bilim adamları düşünmüşler taşınmışlar ve uzay araçlarını bu şekilde tasarlamışlar (Buz patencileri ile değil elbette canım!! ). Yakıt tankında yakılan sıvı yakıt yüksek hızla ve devamlı olarak dışarı püskürtülür! Bu da uzay aracına ileriye doğru bir hız kazandırır.</p>
<p>Ayreten uzay araçları belli bir hıza ulaştıktan sonra o hızla hızlarına devam etmek için devamlı yakıt kullanmalarına da gerek yoktur. Çünkü uzayda hava, dolayısı ile sürtünme olmadığından hızınızı bir gezegenin çekim alanına girene kadar problemsizce koruyabilirsiniz.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu yüzden uzay uçuşlarında azami yakıt tasarrufu için gezegenlerin çekim kuvvetleri kullanılır. Mesela şu anda hala plan safhasında olan Mars&#8217;a insanlı yolculuk için Jüpiter&#8217;in çekim kuvveti kullanılması hesaplanıyor.<br />
Görüyosunuz ya hızla kütlenin çarpımı nelere kadir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/uzay-gemileri-nasil-hareket-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nebula nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/nebula-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/nebula-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 09:24:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[anakol yıldızına]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[gaz bulutları]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nötron yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[Nebula]]></category>
		<category><![CDATA[Nebula oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[uzayda]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4073</guid>
		<description><![CDATA[Nebula uzayda bulunan gaz bulutsularına verilen isimdir. Yıldızlar arasında bulunan boşluklarda yer alan ve yıldızların yaydıkları ışık enerjisi ile görünür hale gelen yoğun gaz ve toz bulutları, gökadaların temel bileşenlerindendir. Nebula oluşumu Nebula(bulutsu) oluşmadan önce bir yıldızdır. Bu yıldız büyür büyür sonunda ya kahverengi cüce ya nötron yıldızı ya da bir karadelik olur. Fakat bütün [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/OrionNebula.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4074" title="OrionNebula" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/OrionNebula.jpg" alt="OrionNebula" width="301" height="237" /></a></p>
<p>Nebula uzayda bulunan gaz bulutsularına verilen isimdir. Yıldızlar arasında bulunan boşluklarda yer alan ve yıldızların yaydıkları ışık enerjisi ile görünür hale gelen yoğun gaz ve toz bulutları, gökadaların temel bileşenlerindendir.</p>
<p><strong>Nebula oluşumu</strong></p>
<p>Nebula(bulutsu) oluşmadan önce bir yıldızdır. Bu yıldız büyür büyür sonunda ya kahverengi cüce ya nötron yıldızı ya da bir karadelik olur. Fakat bütün yıldızlar bunlardan biri olmadan önce kırmızı süperdev haline gelir. Bu yıldızlar çok büyük oldukları için içten gelen basınç ve yüksek (100.000.000 °C) sıcaklığın etkisiyle uzay boşluğuna gaz salarlar. <span id="more-4073"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu gaz püskürmeleri oldukça büyük ve hızlıdır. Daha sonraları bu gazlar yakınlaşarak bir gaz bulutu oluştururlar. Bu gaz bulutunun sıcaklığı 15.000 °C den fazladır. Bu sıcaklık ve çeşitli basınçlar oradaki gazlar(Hidrojen)ile birleşerek füzyon reaksiyonu başlatırlar. Bu füzyon reaksiyonu yeni bir yıldızın ilk temelleridir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Daha sonra o minik yıldızlar büyür ve anakol yıldızına dönüştüğü zaman ana yıldız kadar olmasada gaz püskürtmesi yaparlar.Bu arada ana yıldız kahverengi veya beyaz cüce olup ömrünü demir ve karbon yığını olarak tamamlamıştır.<br />
İşte yeni bir bulutsu böyle oluşur. Bu bulutsula Gezegenimsi bulutsu olarak adlandırılır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/nebula-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apsis yörüngesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/apsis-yorungesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/apsis-yorungesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 13:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[apoapsis]]></category>
		<category><![CDATA[apsis nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Apsis yörüngesi]]></category>
		<category><![CDATA[cisim]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[formüller]]></category>
		<category><![CDATA[gök]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[periapsis]]></category>
		<category><![CDATA[yörüngeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3704</guid>
		<description><![CDATA[Apsis, gök mekaniğinde, eliptik yörüngedeki bir cismin genelde sistemin kütle merkezi durumunda da olan çekim merkezinine yörünge boyunca en yakın ve en uzak olduğu noktalara verilen addır. Genel anlamda cismin yörüngede merkeze en yakın olduğu noktaya periapsis, en uzak olduğu noktaya ise apoapsis denir. Periapsis ve apoapsis arasında çizilen düz çizgi apsis çizgisi olarak isimlendirilir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis6.jpg"><img class="size-full wp-image-3712 aligncenter" title="apsis" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis6.jpg" alt="apsis" width="250" height="250" /></a></p>
<p>Apsis, gök mekaniğinde, eliptik yörüngedeki bir cismin genelde sistemin kütle merkezi durumunda da olan çekim merkezinine yörünge boyunca en yakın ve en uzak olduğu noktalara verilen addır.</p>
<p>Genel anlamda cismin yörüngede merkeze en yakın olduğu noktaya periapsis, en uzak olduğu noktaya ise apoapsis denir. Periapsis ve apoapsis arasında çizilen düz çizgi apsis çizgisi olarak isimlendirilir. Bu çizgi elipsin ana eksenidir ve elips boyunca olan en uzun çizgiyi oluşturur.</p>
<p>Yörüngenin çevresinde bulunduğu gök cismine bağlı olarak apsis noktaları için farklı isimler türetilmiştir. En yaygın olanı Dünya çevresindeki bir yörüngeyi betimlerken kullanılan apoje ve perijedir. Apoje, Dünya çevresindeki yörüngelerde apoapsisi tanımlarken, perije de periapsisi belirtir. Ayrıca Güneş çevresindeki yörüngeler için benzer şekilde perihelion ve aphelion terimleri kabul edilmiş olup, Ay çevresindeki yörüngeler için de Apollo Projesi esnasında pericynthion and apocynthion sözcükleri tercih edilmiştir.<span id="more-3704"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Formüller</strong></p>
<p>Şu formüller ile bir yörüngenin apoapsis ve periapsisi karakterize edilebilir:</p>
<p>Periapsis: Yörünge boyunca en yüksek hız  <a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3706" title="apsis1" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis1.jpg" alt="apsis1" width="131" height="41" /></a> şeklindedir ve merkeze uzaklığı   <a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3707" title="apsis2" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis2.jpg" alt="apsis2" width="128" height="28" /></a> olan periapsis noktasında sağlanır.</p>
<p>Apoapsis: Yörünge boyunca en düşük hız   <a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3708" title="apsis3" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis3.jpg" alt="apsis3" width="125" height="40" /></a> şeklindedir ve merkeze uzaklığı     <a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis4.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3709" title="apsis4" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis4.jpg" alt="apsis4" width="124" height="28" /></a> olan apoapsis noktasında sağlanır.</p>
<p>Burada</p>
<p>a yarı ana eksen.</p>
<p>μ standart yer çekimsel parametre.</p>
<p>e ise yörünge eğikliğidir ve   <a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis5.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3710" title="apsis5" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/apsis5.jpg" alt="apsis5" width="248" height="59" /></a> şeklinde tanımlanır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/apsis-yorungesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
