<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Tarım ve Hayvancılık</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Seyhan Nehri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 11:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[çatalan]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[hidroelektrik santralları]]></category>
		<category><![CDATA[nehirler]]></category>
		<category><![CDATA[Seyhan Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[su yatakları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yedigöze]]></category>
		<category><![CDATA[ırmaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4318</guid>
		<description><![CDATA[Seyhan Nehri  Türkiye&#8217;nin Akdeniz&#8217;e dökülen ırmaklarının en büyüklerinden birisidir. Uzunluğu 560 km&#8217;dir. Havza alanı ise 20.600 km²&#8217;dir. İki önemli kolu vardır: uzun olanı, Kayseri-Pınarbaşı ilçesinden, 1500 metre yükseklikteki Uzun Yayla&#8217;dan doğan Zamantı suyudur ve Kayseri&#8217;nin Pınarbaşı, Tomarza, Develi, ve Yahyalı ilçelerinden geçer. Orta Toroslar&#8217;ın (Tahtalı Dağları) uzanış doğrultusunda akan bu su, Çukurova&#8217;ya inmeden önce Adana&#8217;nın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/11/seyhan-nehri.jpg"><img class="size-full wp-image-4319 aligncenter" title="seyhan nehri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/11/seyhan-nehri.jpg" alt="seyhan nehri" width="305" height="228" /></a></p>
<p>Seyhan Nehri  Türkiye&#8217;nin Akdeniz&#8217;e dökülen ırmaklarının en büyüklerinden birisidir. Uzunluğu 560 km&#8217;dir. Havza alanı ise 20.600 km²&#8217;dir. İki önemli kolu vardır: uzun olanı, Kayseri-Pınarbaşı ilçesinden, 1500 metre yükseklikteki Uzun Yayla&#8217;dan doğan Zamantı suyudur ve Kayseri&#8217;nin Pınarbaşı, Tomarza, Develi, ve Yahyalı ilçelerinden geçer.</p>
<p>Orta Toroslar&#8217;ın (Tahtalı Dağları) uzanış doğrultusunda akan bu su, Çukurova&#8217;ya inmeden önce Adana&#8217;nın 80 km kuzeyinde Aladağ ilçesinin Akinek Dağı yamaçlarında diğer önemli kolu olan Göksu ile birleşir.</p>
<p>Adana&#8217;nın içinden geçer ve bu kenti Seyhan ve Yüreğir isimli iki ilçeye böler ve Çukurova&#8217;nın en batı kesiminde, Adana-İçel sınırında Deli Burnu&#8217;nda Akdeniz&#8217;e dökülür.<span id="more-4318"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Seyhan Nehri üzerinde Yedigöze, Çatalan ve Seyhan hidroelektrik santralları kurulmuştur.</p>
<p>Ayrıca Seyhan Nehri Ceyhan Nehri ile beraber Çukurova&#8217;da tarımsal sulama için çok büyük önem taşır, özellikle pamuk üretemi için. Pamuk üretimi en çok su talep eden tarımsal işlemlerinden birisidir ve çevre kirliligi bakımından hassas bir tarımsal sanayidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Siyasi ve dış ticari önemi</strong></p>
<p>1986&#8242;da Barış Suyu Projesi düşüncesi doğdu ve daha çok 90&#8242;lı yıllarda görüşmelere ağırlık verildi. Bu proje ilk başta İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan&#8217;a Seyhan ve Ceyhan sularını boru hatlarıyla aktarma veya dev su tankerleriyle taşıma şekliyle satmayı öngörüyordu. Türkiye metreküp (1 m³ = 1000 litre) başına 0,8-1,00 dolar fiyat teklifi öngörmüştü. Bir kaç onaydan sonra fiyat anlaşmazlığından ve ilk başta siyasi nedenlerden dolayı her defasında geri çekildi. 2006 yılı başlarında başta İsrail olmak üzere görüşmelere tekrar başlandı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fseyhan-nehri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/&amp;text=Seyhan Nehri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/&amp;t=Seyhan Nehri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/&amp;title=Seyhan Nehri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fseyhan-nehri%2F&name=buzlu.org&description=Seyhan+Nehri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/seyhan-nehri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapraklı kara yosunları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 14:53:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dereler]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[iller]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[kirlilik]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[su kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tepeler]]></category>
		<category><![CDATA[vadiler]]></category>
		<category><![CDATA[yeryüzü]]></category>
		<category><![CDATA[şehirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3416</guid>
		<description><![CDATA[Çok hücreli, fotosentetik bitkilerdir. Yapraklı kara yosunlarının iletim sistemleri ve gerçek kök, yaprak ve gövdeleri yoktur. Çoğu yapraklı olan küçük yapılı türler içerirler. Kök yerine bir ya da çok hücreden oluşan &#8220;rizoid&#8221;ler (köksü yapılar) bulunur. Kara yosunlarında sporofit ve gametofit evre olmak üzere 2 farklı yaşam evresi vardır. Çoğalmaları Çimlenen sporun alge benzeyen ipliksi dallanmış [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/yaprakli-kara-yosunlari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3417" title="yaprakli-kara-yosunlari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/yaprakli-kara-yosunlari.jpg" alt="yaprakli-kara-yosunlari" width="260" height="173" /></a></p>
<p>Çok hücreli, fotosentetik bitkilerdir. Yapraklı kara yosunlarının iletim sistemleri ve gerçek kök, yaprak ve gövdeleri yoktur. Çoğu yapraklı olan küçük yapılı türler içerirler. Kök yerine bir ya da çok hücreden oluşan &#8220;rizoid&#8221;ler (köksü yapılar) bulunur.</p>
<p>Kara yosunlarında sporofit ve gametofit evre olmak üzere 2 farklı yaşam evresi vardır.</p>
<p><strong>Çoğalmaları</strong></p>
<p>Çimlenen sporun alge benzeyen ipliksi dallanmış bir yapı oluşturmasıyla başlar. Bu ipliksi sistemin bir bölümü renksiz, diğer kısmı ise yeşildir. Renksiz olan kısma &#8220;rizoid&#8221; denir. Rizoidler, toprağa tutunmayı sağlayan kökümsü yapılardır. Yeşil olan kısma ise, &#8220;Kloronema&#8221; denir. Kloronema, fotosentez yapan kısımdır. Bütün bu ipliksi sistemin her ikisine birden &#8220;Protonema&#8221; denir.<br />
<span id="more-3416"></span><br />
Protonema uzun süre bağımsız yaşadıktan sonra kloronema üzerinde tomurcuklar belirmeye başlar. Tomurcuklardaki hücrelerin apikal bölümlerinde üç sıralı bir eksen otaya çıkar. Gençken yaprak sıraları düz olan bu yapı, gametofit nesli oluşturur. Yaşlandıkça yaprak sıraları sarmal bir durum alır. Bazı türlerin stomalarında mnium tip stomalar görülebilir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Gametofit bazı türler monoik, bazıları da dioik tip bitkilerdir. Monoik bazı türlerde erkek ve dişi organlar aynı bitkilerde fakat, farklı düzeylerde ya da yanyana veya uçta bulunabilirler. Sporofit döl, gametofitlerin üzerinde oldukça küçülmüş olarak bulunur. Bir kara yosununda gözle görülen kısımlar gametofit nesildir. Ciğer otlarından farklı olarak, arkaspor denilen verimli dokuyu oluşturan hücrelerin tümünün mayoz ile sporları oluşturması ve elater bulunması belirtlilebilir. Dış kısımları bir hücre tabakalı steril bir kılıfla çevrili ve çok hücreli gametogoniyumlara sahiptir. Spermleri iki kamçılı ve hareketlidir. Yaşam döngülerinde gametofit evre baskındır.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyaprakli-kara-yosunlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/&amp;text=Yapraklı kara yosunları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/&amp;t=Yapraklı kara yosunları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/&amp;title=Yapraklı kara yosunları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyaprakli-kara-yosunlari%2F&name=buzlu.org&description=Yaprakl%C4%B1+kara+yosunlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yaprakli-kara-yosunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akarsuların oluşturduğu şekiller</title>
		<link>http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 09:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsuların oluşturduğu şekiller]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[dereler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[iller]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[su kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tepeler]]></category>
		<category><![CDATA[vadiler]]></category>
		<category><![CDATA[şehirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3381</guid>
		<description><![CDATA[Akarsular yeryüzünün şekillenmesinde en etkili olan dış kuvvetlerdir. Çünkü, kutup bölgeleri, çöller ve dağların yüksek kısımları dışında kalan yerlerde akarsular etkilidir. Sahip olduğu konum, iklim ve topoğrafya özelliklerinden dolayı Türkiye de akarsuların etkili olduğu ülkeler arasındadır. Türkiye’deki akarsu sistemi Üçüncü Jeolojik Zaman’ın sonunda, orojenik hareketlerin bitmesiyle oluşmaya başlamıştır. Daha sonraki epirojenik hareketler sonucu meydana gelen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/akarsular-ve-sekiller.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3382" title="akarsular-ve-sekiller" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/akarsular-ve-sekiller.jpg" alt="akarsular-ve-sekiller" width="544" height="147" /></a></p>
<p>Akarsular yeryüzünün şekillenmesinde en etkili olan dış kuvvetlerdir. Çünkü, kutup bölgeleri, çöller ve dağların yüksek kısımları dışında kalan yerlerde akarsular etkilidir.</p>
<p>Sahip olduğu konum, iklim ve topoğrafya özelliklerinden dolayı Türkiye de akarsuların etkili olduğu ülkeler arasındadır.<br />
Türkiye’deki akarsu sistemi Üçüncü Jeolojik Zaman’ın sonunda, orojenik hareketlerin bitmesiyle oluşmaya başlamıştır.</p>
<p>Daha sonraki epirojenik hareketler sonucu meydana gelen yükselmeye bağlı olarak akarsular, vadilerine iyice gömülmüşlerdir. iç kuvvetlerin hazırlamış olduğu ana yer şekilleri akarsular tarafından işlenmekte ve değiştirilmektedir. Böylece akarsu sistemi de gelişerek bugünkü şeklini almıştır. Yeryüzünün ve  Türkiye’nin şekillenmesini sağlayan akarsular şekillerini iki yolla oluştururlar.<br />
<span id="more-3381"></span><br />
<strong>AŞINDIRMA  ve BİRİKTİRME</strong><br />
Akarsu aşındırmasının bağlı olduğu etkenler; suyun miktarı, yatak eğimi, akarsuyun hızı taşıdığı yük miktarı taş ve tabakaların  özellikleri gibi faktörlerdir.<br />
Akarsuların aşındırması; su kütlesinin yatak kenarlarına çarpması, içlerindeki kum ve çakılların çarpması ve suyun çözmesi sonucu meydana gelir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1<strong>.Aşındırma Şekilleri: </strong><br />
Türkiye’de akarsu aşındırmasının etkili olmasını başta gelen nedeni, yüksek dağların fazlalığıdır. Çevrelerine göre çok yüksek olan Kuzey Anadolu Dağları ve Toros Dağlarından kaynaklanan akarsular, hızla akarlar. Onun için de aşındırma güçleri fazladır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/akarsular-ve-sekiller.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3382" title="akarsular-ve-sekiller" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/akarsular-ve-sekiller.jpg" alt="akarsular-ve-sekiller" width="544" height="147" /></a></p>
<p>Türkiye’de akarsuların aşındırmayla oluşturdukları şekillerin başında vadiler gelir. Vadiler, akarsuların içinde aktığı uzun çukurluklardır.  Vadiler, akarsuların yaptığı aşındırmayla yanlamasına, derinlemesine gelişir. Diğer yandan da geriye aşındırma sonucu boylarını uzatırlar.</p>
<p>Akarsuların derine aşındırması, döküldükleri deniz veya gölün seviyesine kadar devam eder. Akarsular bu seviyeye göre yapabilecekleri aşındırmayla vadilerine enine, derinlemesine ve boyuna uzatırlar.</p>
<p>Yamaçlardaki vadiler, tabansız vadilerdir. Bunlara kertik vadi ya da “V” denir.<br />
Dik yamaçlarda eğim fazla olduğu için hızla akar. Onun için aşındırma güçleri fazladır. Bu vadiler büklüm yapmadan uzanır. Enini aşındırmadan çok derine aşındırma etkilidir. Onun için yamaçlar diktir. Doğu Karadeniz Dağlarının kuzeye bakam yamaçlarındaki sıka boylu vadiler böyledir.</p>
<p>Düz yerlerdeki akarsu vadileri, geniş tabanlıdır. Böyle vadiler içinde akarsular büklümler yaparak akar. Bu vadiler de derine aşındırma yavaşlamış enine aşındırma devam etmektedir. Geniş vadi tabanı içerisinde akarsa yayvan bir yatak içinde akar. Tabanlı vadilerin yamaçları yatıktır. Düzlüğe ulaştıkları yerlerdeki vadilerde geniş tabanlıdır.</p>
<p>Türkiye’de akarsuların oluşturduğu başka bir vadi biçimi de boğazlar akarsuların sert kütle içinde açmış oldukları dar ver derin vadilerdir. Akarsular sert kütleleri adeta yararak geçmişlerdir.  Bu yüzden bu boğazlara yarma vadiler denir.</p>
<p>Yatay tabakalı arazi içine oyulmuş bulunan boğazlara kanyon vadi denir. Türkiye’de bu tip vadilere Torosların yatay tabakalı kalkerleri içerisinde rastlanır.<br />
Türkiye’deki bir başka akarsu aşındırması da dev kazanıdır. Bunlar akarsu yatakları içinde çağlayan ve çavlanlarda suyun düştüğü yerde oluşan çukurluklardır. Buralarda biriken sular küçük göller oluşturmuştur. Akdeniz Bölgesi’nde Düden ve Manavgat akarsularında tipik örnekleri vardır.<br />
Bazı akarsular geniş vadi tabanlarında büklümler yaparak akar. Bunlara Menderes denir. Mendereslerin oluştuğu yerde vadi tabanının eğimi çok azdır. Eğer Menderesler vadi tabanına gömülmüş ise bunlar gömük menderes olarak isimlendirilir.</p>
<p>Akarsularla birlikte yağmur, selcik ve sel sularının meydana getirdikleri başka bir aşınım şeklide peri bacalarıdır. Bunlar, volkan tüfleri içinde oluşmuş çok özel şekillerdir. Aynı arazide rüzgar aşındırmasının da etkisi ile mantar kaya  (şeytan masası) gibi şekiller oluşur.<br />
Peri bacaları, vadi ve plato yamaçlarında yağmur, selcik ve sel sularının oluşturduğu yarıntılar arasında meydana gelen piramit şeklindeki oluşuklardır. Bunların bazıların tepesinde sert bir tabaka kalıntısı bulunmaktadır.</p>
<p>Örnek Ürgüp Göreme, Nevşehir çevresinde peri bacısı örnekleri vardır.<br />
Peneplenler, başta akarsular olmak üzere rüzgar erozyonu ve yüzeysel erozyonun da etkisi ile meydana gelir.  Tam olarak oluşabilmesi için çok uzun bir süre yer kabuğu hareketlerinin olmaması gerekir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>2. Biriktirme Şekilleri: </strong><br />
Akarsuların oluşturdukları şekillerin bir kısmı da onların taşıdıkları malzemeyi biriktirmeleri sonucu oluşur. Bunların başında birikinti konileri gelir.<br />
Birikinti konileri akarsuların taşıma güçlerinin iyice azaldığı yerlerde oluşur. Dik yamaçlar boyunca akarsular hızlı akar.</p>
<p>Bu suların aşındırma ve taşıma güçleri de fazladır. Ancak akarsular birden düzlüğe ulaştıkları zaman hızları ve alüvyon taşıma güçleri azalır. Bunun sonucu akarsular yamaçlardan taşıdıkları alüvyonları düz yerlerde biriktirirler. Birikinti konilerini daha yayvan olanlarına da birikinti yelpazeleri denir.</p>
<p>Bir başka birikinti şekli ise deltalardır. Bunlar akarsuların taşıdıkları alüvyonların deniz veya göl kıyılarında birikmeleri sonucunda olur. Deltaların oluşabilmesi için gelgit olayları, deniz akıntıları ve dalgaların güçlü olmaması gerekir. Aksi halde akarsuların kıyıya getirdiği alüvyonlar, bu hareketler sonucu deniz açıklarına taşınır ve delta oluşamaz.<br />
Akarsu yataklarında meydana gelen kum adaları da birikinti şeklidir. Bunlar, kurak mevsimde akarsu yataklarında suların azalması sonucu oluşan geçici şekillerdir.</p>
<p>Akarsular tarafından oluşturulan sekiler, önce biriktirilen alüvyonların daha sonra aşındırılmasıyla olur. Aşındırma sonucu bazen alüvyonların altındaki ana kaya da kazılır. Sekiler, önceki vadi tabanlarının akarsularla yeniden kazılması sonucu yüksekte kalmış düzlüklerdir. Akarsu yataklarının kenarlarında basamaklar şeklinde bulunurlar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fakarsularin-olusturdugu-sekiller%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/&amp;text=Akarsuların oluşturduğu şekiller&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/&amp;t=Akarsuların oluşturduğu şekiller">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/&amp;title=Akarsuların oluşturduğu şekiller&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fakarsularin-olusturdugu-sekiller%2F&name=buzlu.org&description=Akarsular%C4%B1n+olu%C5%9Fturdu%C4%9Fu+%C5%9Fekiller" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/akarsularin-olusturdugu-sekiller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deve kuşu yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 14:33:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deve kuşu yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan besleme]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan ticareti]]></category>
		<category><![CDATA[kümes]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3372</guid>
		<description><![CDATA[Dünya nüfusundaki hızlı artış, beslenme sorununun önemini ortaya koy maktadır. Bu durum, insanları yeni kaynakları aramaya ve alternatif besin maddelerine yönelik araştırmalar yapmaya ihtiyaç duyar hale getirmek tedir. İnsanoğlunda yenilik arayışı ve daha iyisini üretme isteği vardır. Söz konusu isteğin gerçekleşmesi, bilimsel çalışmalar ve teknolojik ilerleme lerin uygulanması ile mümkün olacaktır. 20. Yüzyılda bilim ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/deve-kusu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3373" title="deve-kusu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/deve-kusu.jpg" alt="deve-kusu" width="257" height="332" /></a></p>
<p>Dünya nüfusundaki hızlı artış, beslenme sorununun önemini ortaya koy maktadır. Bu durum, insanları yeni kaynakları aramaya ve alternatif besin maddelerine yönelik araştırmalar yapmaya ihtiyaç duyar hale getirmek tedir.</p>
<p>İnsanoğlunda yenilik arayışı ve daha iyisini üretme isteği vardır. Söz konusu isteğin gerçekleşmesi, bilimsel çalışmalar ve teknolojik ilerleme lerin uygulanması ile mümkün olacaktır. 20. Yüzyılda bilim ve teknolojideki gelişmelerin parelelinde, hayvancılık önemli seviyelerde mesafe kaydet miştir. İnsanların sağlıklı ve yeterli ölçüde beslenmesi için hayvansal pro teinler gereklidir.<br />
<span id="more-3372"></span><br />
Bilinen hayvansal protein kaynaklarına alternatif olması ve ülkemizin hayvansal protein açığının kapa tılmasına katkıda bulunması amacıyla, her yönüyle ekonomik bir kanatlı hayvan olan Devekuşu yetiştiriciliği önemli olmaktadır.<br />
Devekuşu kanatları küçülen ve uçma yeteneğini kaybeden kuşlar sınıfına giren koşocuyürüyen kuş lardandır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu günkü yaşadığı bölgeler Afrika’nın doğusu ile güneyindeki sıcak ve kurak iç bölgelerdir. Eski çağlarda Büyük Sahradan Orta Asya çöllerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşadığı bilinmektedir.<br />
Yaklaşık 1314 cm gaga uzunluğuna sahip olup ağzında diş yoktur. Kafası vücuduna oranla küçük boynu uzundur. Boyları 22,8 m arasında değişir. İki tırnaklı uzun ve güçlü bacaklara sahiptir.</p>
<p>Baş boyun ve bacaklar sert ince, kanatlar ile gövdesi gösterişli ve tüylüdür. Göğüs kemeği bulunmamaktadır. Erginlerenin canlı ağırlığı 110160 kg. arasında değişmektedir. Bunun doğada özgürce yalnız Afrika’nın doğusu ve güneyinde rastlanmak tadır. Gerektiğinde ortalama 60 km/saat süratle koşmakta hatta 90 km/saat hıza dahi ulaşabildiği bildirilmektedir. Ayakları ile tekme atarak, gagası ile darbe vurarak kendisini korur. Ortalama 60/70 yıl yaşarlar. Bakım ve besleme ortamına göre 2030 yıl damızlıkta kullanılabilirler.</p>
<p>Evcilleştirilmeleri, tüylerinin kadın giysilerinde kullanılmasıyla başlamıştır. Bu gün deresi eti ve tüyü İçin, başta Güney Afrika olmak üzere ABD, Avustralya, Kanada, Çin, Zimbabve, Bostvana, Namibya, İsrail ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çiftliklerde yetiştirilmektedir.<br />
Ülkemizde Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesinde ve Kırşehir ile Antalya’da damızlık verebilecek ka pasitede üretim yapılmaktadır. Ancak ülkemiz için oldukça yeni bir hayvancılık dalıdır. Giderek meraklı üretici sayısı artmaktadır.</p>
<p><strong>ÜRETİMİ : </strong><br />
Devekuşlarının üretimi, tabii kuluçka ve kuluçka makinalarında yapılmaktadır. Yılda 40 ila 100 arası yumurta veren dişiler erkeklerine nazaran daha ufak yapılı olup, grimsikahve renklidir. Erkekleri ise siyah renkli olup kanat ve kuyrukta beyaz renkli gösterişli tüyler bulunur. Dişiler 22.5 yaşında, erkekler 2.53 yaşında eşeysel olgunluğa erişirler.</p>
<p>Dişiler genellikle NisanEylül döneminde yumurtlarlar. 23 gün arayla yumurtlar, iki haftalık bir aradan sonra tekrar tekrara yumurtlarlar. 11001800 gr. Ağırlığındaki yumurtalardan yaklaşık 50 kadarı damızlık değerdedir. Bakım ve beslenme durumuna göre ve yumurta verimi artabilir. Yumurtalardaki döllülük oranının artması için 1 erkek 2 dişi şeklindeki eşlemelerde her iki cinsiyetinde aynı yaş grubunda olmasına dikkat edilmelidir. Erkekler çiftleşme öncesi dişinin etrafında kanatlarını açarak dans eder. Bu dönemlerde sinirli ve sal dırgan olurlar.Kuluçkalık yumurtalar 1318 C derecelik % 2225 nemli odalarda, temizlenip dezenfekte edilerek depolanır. Uygun koşullarda 714 gün süreyle muhafaza edilebilir.</p>
<p>Kuluçka süresi 42 gün olup, döllük oranı %70, kuluçka randımanı %75 civarındadır. Kuluçka ısısı 36.2 C’dir. Fümigasyondan sonra hazır durumdaki kuluçka makinalarına yerleştiri len yumurtalar 14 günde döllülük kontrolüne 39. günde de inficar bölümü ne alınırlar. Çıkan civcivlerin ilk üç aylık dönemi en kritik devredir. Bu dön emde %30 lara varan ölümler olabilir. Üç aylık dönemi atlatan civcivlerin yaşama gücü oldukça yüksektir. Devekuşu yumurtası 2425 tavuk yumur tasına eşdeğer büyüklüktedir. Daha ziyade damızlık olarak kullanılması nın yanı sıra yemeklik olarak’da kullanılmaktadır.</p>
<p>Devekuşu 912 aylık olduklarıda ( yaklaşık 90110 kg) kesilirler. Eti kırmızı renkli olup, yağsız ve kolesterolü düşük, yumuşak bir ettir. Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılmaktadır. Kilosunun 1718 dolardan<br />
Satıldığı ifade edilmektedir. Yağ oranı % 3, kolesterol miktarı ise dana etinin yaklaşık % 5560’ı kadardır.</p>
<p>Et randımanı % 4050 arasında olup en kıymetli kısımları butlarıdır.Derisi devekuşunun en değerli ürünüdür. Sığır derisinden 35 kat daha dayanıklıdır. Kalite olarak timsah .Ve fil derisi ile karşılaştırılabilecek düzeyde olup, suya karşı dayanıklı yumuşak bir deredir. Güney Afrika’daki çiftliklerin gelirini % 75 ini deri, % 20 sini et ve % 5 ini ise tüyleri teşkil etmektedir. Derisinden, şapka, eldiven, çanta ve bot yapılmaktadır. Tüylerinin, moda sektöründe süslü giysi ve şapka yapımlarında kullanılması evcilleştirilmesinin başlangıcı olmuşsa da bugün, eskisi kadar önem taşımamaktadır. Ancak yine de 8 ayda bir kesilen tüyler bir gelir kaynağı olmaya devam etmektedir.<br />
<strong>SEVK VE İDARESİ : </strong><br />
Devekuşu yetiştiriciliği için üreticiler aşağıdaki sistemlerden birini seçebilirler. Bu, üreticinin imkan larına göre belirlenir.<br />
a) Ekstansif Sistem : Doğal koşullarda, açık alan yetiştiriciliği.<br />
b) Yarı Entansif Sistem : Yarı kapalı yarı açık alan yetiştiriciliği.<br />
c) Entansif Sistem : Tamamen kapalı barınaklarda yapılan yetiştiricilik.<br />
Devekuşları için en uygun ısı 1820 C dir. Yaşantılarını daha soğuk ve daha sıcak ortamlarda da sür dürürler. Ancak soğuk ve yağışlı ortamları pek sevmezler. Verimli bir üreme sezonu için sıcak ortamı tercih eder ler. İstenen seviyede bir üretim için besleme, bakım ve çevre ısılarına dikkat etmek gerekmektedir. Devekuşlarını stresten uzak tutmalı, sevk ve idaresi yumuşak ve dikkatli yapılmalıdır. Ani korku ve sert davranışlara meydan ve rilmemelidir. Bu durum yumurta verimindeki ani düşmelerle kendini gösterir.<br />
Erkekleri üreme mevsimi dışında dişilerle bir arada bulundurulmamalıdır. Dişi ve erkekler çiftleşme dönemleri dışında birbirlerini görmediği takdirde daha yüksek cinsel aktiviteye sahip olurlar. Devekuşu çiftlikleri<br />
enaz 2 m yüksekliğindeki çitlerle çevrilmeli, barınakların yüksekliği ise 3 m den alçak olmamalıdır. Merada otlatılmaları için 1015 hayvana 1 hektar, dinlenme ve gezinti için ise 40 hayvana 1 hektar arazi düşünülmelidir.<br />
<strong> BESLENME :</strong></p>
<p>Devekuşu yetiştiriciliğinde büyük gider yem gideridir. Bu nedenle kısmen de olsa meraya dayalı besleme daha ekonomiktir. Merada buldukları ot tohumları, yeşil ot türleri yanında ufak böcek gibi bir takım canlıları da yerler. Diğer kanatlılarda olduğu gibi dengeli beslenmeleri çok önemlidir. Toz yemler burun deliklerine kaçma ması nedeniyle pek sevilmez. Hayvanın yaşa göre düzenlenmiş rasyonlarla ve mutlaka peletlenmiş yemlerle besmeleri gerekir. Fakat bu fabrika yemlerinde bilhassa vitamin ihtiyaçlarına çok dikkat edilmelidir. Yeşil yonca ve diğer yeşil ot veya sebze çeşitlerinin kıyılarak yemlerine karıştırılması yemi daha lezzetli ve iştah açıcı hale getirecektir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><strong>Yemin Temel Besin Maddeleri : </strong><br />
A) Enerji Maddeleri : Karbonhidratlar (tahıllar) ve yağlar.<br />
B) Proteinli Maddeler : Bakla, Soya fasulyesi, Yer fıstığı gibi yağlı tohumlar ve küspeler.<br />
C) Vitaminler : Sentetik vitaminler ve yeşil yemler.<br />
D) Mineral Maddeler : Kemik unları, kireç taşı, midye kabukları ve fosfor ihtiva eden kalsiyum bileşikleri ile tuz.<br />
Bu besin maddelerinin karma yemlerdeki oranlarını yaş gruplarına göre dengeli bir şekilde düzenlemek gerekir. Civciv, Piliç ve anaç yemleri özellikle kapalı sistemlerde titizlikle hazırlanmalıdır. Yumurtlama döneminde kesinlikle yem değişikliklerine gidilmemelidir.<br />
Civcivlerin Beslenmesi : Yumurtadan çıktıktan sonra ilk 34 gün yiyeceğe ihtiyaç duymazlar. Yumurta sarısındaki besin maddeleri bu süre içindeki ihtiyaçlarını karşılar. Bu süre sonuna doğru yem yemeye başlarlar. Kümes ısıları tavuk civcivi gibi düzenlenebilir. Yani ilk hafta 35 C daha sonra 20 C ye kadar azaltılarak düzenlenir. Yeme alıştırma genelde lapa türü hazırlanmış yemlerle yapılmalı daha sonra fabrikalarda hazırlanmış “Devekuşu Civciv Yemi “ verilmelidir. Bu yemler minimum % 18 proteinli, 2600 Kcal/kg enerji, sindirimi kolay, bakteri mantar yönünden temiz olmalıdır. 12 hafta sonra bu yemlerin içine kaliteli yeşil yemler ilave edilebilir. Yemlerdeki kalsiyum oranı % 2 yi geçmemelidir. Fazla kalsiyum bacak bozukluklarına sebep olabilir. Civciv yemi 4050 gramla başlayarak yaş ilerledikçe 500600 grama çıkarılır. İçme sularının temizliği de çok önemlidir. Temizliğe çok dikkat edilmeli su kapları günde birkaç kez yıkanmalıdır.<br />
Piliçlerin Beslenmesi : Civcivler 6 aylık olduktan sonra piliç devresine geçerler. Damızlıkta kullanılacakları 2 yaşına kadar bu döneme uygun “Devekuşu Piliç Yemi “ ile beslenmelidir. %16/17 proteinli 2450 Kcal/kg enerjili % 22.5 oranında kalsiyum ve bunun 1/3 oranında fosfor ihtiva etmesi gereken bu yemlerde selüloz miktarı civciv dönemine göre daha yüksek olabilir. Ancak yeşil yem veya vitamin düzeylerine çok dikkat edilmelidir.<br />
Damızlığa ayrılacak hayvanların yağlandırılmaması için yemlerin kalori düzeyi titizlikle kontrol altında tutulmalıdır. Yedikleri yem miktarı günlük 1 kg dan, giderek 3 kg a kadar yükseltilir. Yemlerin yapısı pelet şeklinde olmalı ve imkanlar ölçüsünde yeşil yemlerle lezzetlendirmeye çalışılmalıdır.<br />
Damızlıkların Beslenmesi : Dişiler 2 yaşında, erkekler ise 2.5 3 yaşında damızlık olarak kullanılırlar. Dişiler 1820 aylıkken yumurtlamaya başlarlar ise de 2 yaşından önce çiftleştirmeye alınmamalıdır. Günlük yem tüketimleri 5 kg’ a kadar yükseltilebilir. Kaliteli kaba yemlerle takviye edilerek “ Devekuşu Damızlık Yumurta Yemi “ verilmelidir. Bu yemler, minimum % 15 protein, 24502500 Kcal/kg enerji, % 34 oranında kalsiyum %0.350.40 fosfor ihtiva eden, bakteri ve küf yönünden temiz olmalıdır.<br />
Ergin hayvanlar günde 11.5 kg taş yutarlar bunu hazımı kolaylaştırmak için yaparlar. Her yaş dönemi için hazırlanan yemlerde vitamin düzeyi çok iyi ayarlanmalıdır. Sağlıklı bir döl verimi için, bilhassa serbest otlama imkanı olmayan yetiştiricilikte bu çok önemlidir. Yemler, diğer dönemlerde olduğu pelet şeklinde olan, içme suları ve su kaplarını temizliğine dikkat edilmelidir. Bütün yem çeşitlerinde önemli olan yemlerin ekonomik olmasıdır.<br />
<strong>Hastalıkları :</strong><br />
Devekuşunun belli başlı hastalığı bulunmamaktadır. En çok ilk üç aylık ölümleri kayda değerdir. Kuluçda yeteri kadar sıcaklık ve nem verilmemesi, havalandırma sorunları, yumurtaların gereği kadar çevrilmemesi, kabuk altının artmasına çıkan civcivlerinde yaşama gücünün düşük olmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra A,B, C, ve biotin gibi önemli vitaminlerin eksiklikleri tüm kanatlılar gibi Devekuşlarında da çeşitli anomaliler meydana getirirler. İlk üç aylık dönemi atlatan civcivlerin yaşama gücü yüksektir. Ancak en çok görülen bir sorunda ayak bozukluklarıdır.<br />
Kaynak:Tarım bakanlığı
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeve-kusu-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;text=Deve kuşu yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;t=Deve kuşu yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;title=Deve kuşu yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeve-kusu-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Deve+ku%C5%9Fu+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/deve-kusu-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en küçük devletleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 22:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[albert]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[en küçük devletler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora. Şimdi sırasıyla bunları görelim. LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ 159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir. Başkentin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2865" title="dunyanin-en-kucuk-devletleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/02/dunyanin-en-kucuk-devletleri.jpg" alt="dunyanin-en-kucuk-devletleri" width="206" height="206" /></p>
<p>Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora.</p>
<p>Şimdi sırasıyla bunları görelim.<br />
<strong><br />
LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir.<br />
<span id="more-2864"></span><br />
Başkentin bulunduğu &#8220;Tatlı Vadi&#8221;, dünyanın en kaliteli ve lezzetli şaraplarının yapıldığı üzüm bağlarıyla kaplıdır. Vaduz şehrinin dünya çapındaki bir başka önemi de sadece 4600 dolar parası olan herhangi bir kimsenin.Vaduz barosunda kayıtlı bir avukatı &#8220;mahalif direktör&#8221; diye görevlendirerek, burada hiçbir şekilde vergi ödemek zorunluluğu ve yükümü olmayan bir şirket kurabilmesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu avantajdan yararlanılarak kurulan &#8220;paravan şirketler&#8221;, uluslararası şirketlerin büyük kazançlarında vergi ödememek için, milyonlarla paranın bankalardaki gizli hesaplara kaydırılması bakımından yararlı olmaktadır.Ülkenin bu işten kazancı,kurulan şirketlerden aldığı binde bir buçuk gibi küçük görünen,fakat toplam bakımından büyük miktarlar tutan &#8220;hisse&#8221;dir.</p>
<p>Ayrıca turizm ve pulculuk da önemli gelir kaynakları arasındadır. Ülkenin nüfusu 17. 000dir. Liechtenstein Alp Dağları&#8217;nın geçtiği bölgedir. Doğusunda ve güneyinde İsviçre, batısında ve kuzeyinde Avusturya bulunmaktadır. Başkent Vaduz 4000 nüfuslu bir kasaba görünüşündedir. Liechtenstein&#8217;de 20 kilometre demiryolu 3000 telefon ve 15 polisten oluşmuş bir emniyet örgütü vardır.</p>
<p>Yönetim prensliktir. Prensin mensup olduğu hanedan, Avrupa&#8217;nın en eski ve en ünlü hanedanıdır.<br />
<strong><br />
SAN MARİNO CUMHURİYETİ</strong></p>
<p>Sadece Avrupa&#8217;nın değil, dünyanın en küçük devletidir. Yüzölçümü 98 km2 olan San Marino&#8217;nun nüfusu 15. 600 dür. İtalya&#8217;nın kuzeydoğu kesiminde, Adriyatik kıyılarına yakın Rimini sıra tepeleri üzerinde yer almış bir ülkedir. Halkı bağcılık, hayvancılık ve tarımla uğraşır. Başkent San Marino&#8217;nun nüfusu 6000&#8242;i güçlükle bulmaktadır.</p>
<p>Kanunlar elverişli olduğu için, İtalya&#8217;da boşanma konusunda güçlükle karşılaşan çiftler akın akın buraya gelirler.</p>
<p>San Marino Cumhuriyeti 16. yüzyılda Dalmaçyalılar tarafından kurulmuştur. 60 üyeli bir Millet Meclisi vardır. &#8220;Capitani Regenti&#8221; diye isimlendirilen iki Devlet başkanı Meclis tarafından seçilirler. Halkı İtalyanca konuşur ve Katolik’tir. Bir zamanlar kumar oynayan gazinosu sonradan rağbet görmediği için kapatılmıştır. Posta pulları devletin en önemli gelir kaynaklarından biri,belki de birincisidir.</p>
<p><strong>MONAGO PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>Ülkenin adı, buranın ilk sakinleri olan eski Grekler tarafından verilen mitoloji kahramanı Monoikos adından gelmektedir.</p>
<p>Monaco 8. yüzyıldan beri bağımsız bir devlettir. Sadece Fransız Devrimi esnasında Fransızlar tarafından Fransa&#8217;ya bağlanmış, 1815 yılında Sardunya devletinin himayesinde tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur. 1911 de, Monaco Prensi Albert 18 üyeli bir Ulusal Meclis kurmuştur.</p>
<p>Bütün yüzölçümü bir buçuk kilometre kare,nüfusu 20.000, başkenti Monaco&#8217;dur. Şehir Alpler&#8217;in eteğinde ve deniz kıyısındadır. Yıllık ısı ortalaması 15° dir.</p>
<p>Onun için her mevsim büyük ölçüde turist çeker. Dünya zenginlerinin dinlenme yeri sayılabilir. Monaco, Fransa&#8217;nın Nice ve Mentone şehirleri arasında, demiryolu üzerindedir.</p>
<p>Asıl Monacolular 2000 kişiyi geçmez. Geri kalan nüfusun 9000 i Fransız,ötekiler de İngiliz ve İsveçlidir. Km ye 15. 000 kişi düştüğü için, nüfus yoğunluğu bakımından dünyada birinci gelir.</p>
<p>Monaco ile Fransa arasında gümrük birliği vardır. Fransız parası burada da geçer. Daha yukarda belirttiğimiz gibi, ülkenin en büyük gelir kaynağı turizmdir. Monte Cario(Monte Karlo) gazinosu, kumar oyunlarıyla dünya ölçüsünde ünlüdür. Deniz müzesi ve botanik (bitki) bahçeleri de çok turist çekmektedir. Monaco, 968 yılında İtalyanların Grimaldi hanedanı tarafından kurulmuştur. Halen Prens Rainier&#8217;in yönetimindedir.</p>
<p>1856 yılında François Blanc adında bir Fransızın kurduğu gazino, 1898 de özel bir şirkete devrolunmuştur. Fakat devletin hisseleri büyük gelir sağlar. Diğer gelir kaynaklarından biri de Monte Carlo radyosudur. Tam anlamıyla ticari bir kuruluş olan Monte Carlo radyosu,dünyaca ün kazanmıştır.</p>
<p>Ülkenin yöneticisi Prens Rainier III. halen eski film yıldızı Grace Kelly&#8217;le evlidir.</p>
<p><strong>LÜKSEMBURG DUKALIĞI</strong></p>
<p>Fransa, Almanya ve Belçika arasında yer almış Lüksemburg Dukalığı&#8217;nın yüzölçümü 2586 km2 dir. Nüfusu yaklaşık olarak 350. 000 dir.</p>
<p>11. yüzyılda Lüksemburg hanedanının egemenliğine giren ülke, muhtelif çağlarda Hollandalılar, İspanyollar ve Almanlar tarafından işgal edilmiştir. 52 üyeli bir Meclis&#8217;i vardır. Başkent Lüksemburg, ortasındaki katedralle ünlüdür.Nüfusu 70. 000 i bulur. Lüksemburg bir ziraat ve endüstri ülkesidir.Patates, üzüm, yulaf, arpa yetiştirilen toprak gerçekten verimlidir. Endüstrinin ağırlı&amp;ı demir ve çeliğe dayanır. Dericilik,dokuma endüstrisi de büyük ölçüde gelişmiştir.Azınlık olarak 10. 000 İtalyan, 1000 Arap (özellikle Cezairli), 1000 (Alman Yahudisi),53.000 Fransız vardır.İtalyanlar ve Araplar, çeşitli endüstri kollarında işçi olarak çalışmaktadırlar.1000 Müslüman, 100C Yahudi, 4-5000 Protestan dışında kalanlar Katolik’tir.</p>
<p>Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. Atlantik Paktının üyesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ANDORA</strong></p>
<p>Gümrükçülerinin sıkılığıyla tanınan bu ülke geniş bir vadi içinde,452 km2 yüzölçümüne yayılmıştır. Tarihi 1278 yılına kadar uzanır. Nüfusu yaklaşık olarak 7000dir.</p>
<p>İspanya&#8217;nın Urgel Piskoposu tarafından kurulmuştur. Halk Katalan lehçesiyle konuşur. Politik yönden Fransız Hükümetinin koruyuculuğu altındaki Andora&#8217;nın 24üyelik bir Meclis&#8217;i vardır. Küçük radyo istasyonu daha ziyade Fransızca yayın yapar.Devletin gelirini bu radyonun kazancı, gümrük vergisi ve pullar teşkil eder.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;text=Dünyanın en küçük devletleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;t=Dünyanın en küçük devletleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=Dünyanın en küçük devletleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BCnyan%C4%B1n+en+k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+devletleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marul ve marul yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 14:40:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[marul yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2800</guid>
		<description><![CDATA[TOPRAK İSTEKLERİ Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır. GÜBRELEME Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir. Toprak PH&#8217;sı 6,5-7,5 arasında [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2801" title="marul" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/marul.jpg" alt="marul" width="278" height="249" /></p>
<p><strong>TOPRAK İSTEKLERİ</strong><br />
Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır.</p>
<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir.<br />
Toprak PH&#8217;sı 6,5-7,5 arasında olabilir.<br />
<span id="more-2800"></span><br />
Düşük PH&#8217;h topraklarda kireçleme yapılmalıdır. Zira bu tıp topraklarda kaliteli ürün alınamaz ve magnezyum noksanlığı görülür. Magnezyum eksikliğinin tipik belirtisi yaşlı yapraklarda sarı noktalardır. Azot noksanlığında ise büyüme yavaşlar, renk bozulur. Aşın azot gübrelemesi yapraklarda yanıklıklara ve hasattan sonra ürünün çabuk solmasına neden olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Fosfor noksanlığı, demir ve kalsiyumca zengin topraklarda sıkça görülür. Sonuçta, başlar gevşek ve küçük kalır.<br />
Saf madde olarak: 8 Kg/da azot, 6 Kg/da fosfor ve 6 Kg/da potasyum tavsiyesi, toprak analizleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>TOHUM EKİMİ VE DİKİM</strong><br />
Tohum ekim zamanı yetiştiricilik yapılmak istenen zamana göre ayarlanabilir. Geç sonbahar ve kış<br />
yetiştiriciliği için tarlaya dikim yapılmak istenen zamandan yaklaşık 45 gün önce; yaz ekimlerinde ise 20 gün önce soğuk yastıklara tohum ekimi yapılmalıdır.</p>
<p>Tohumların en iyi çimlenme sıcaklığı 15-18° C&#8217;dir. Düşük sıcaklıklarda homojen çıkış elde edilemezken; nötr çeşitlerin dışında, 25-30° C gibi yüksek sıcaklık derecelerinde hiç çimlenme elde edilemez.</p>
<p>Dikim, fideler 4 yapraklı olunca, çeşidin büyüklüğüne bağlı olarak 30-40 cm sıra arası, 20-30 cm sıra üzen mesafe ile yapılır. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.</p>
<p><strong>SULAMA</strong><br />
Marul, büyüme periyodu boyunca aynı miktarda toprak nemini, yetiştiği ortamda bulmak ister.<br />
Tarlaya dikimden sonra eğer yağış mevsimi değilse, en geç 12 gün içersinde «ulama yapılmalıdır. Baş bağlama devresinin başından hasat sonuna kadar sulama aralıkları 8 günden daha uzun olmamalıdır.</p>
<p>Çok sıcak havalarda sulama, mutlaka sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Aksi halde fizyolojik hastalıklara yakalanma olasılığı artar.</p>
<p><strong>HASAT</strong><br />
Marul genelde elle hasat edilir. Hasat edilecek ürünü belirlemek tamamen deneyim işidir. Yetiştiricilik ürünün iklim isteklerine tamamen uygun şartlarda ve doğru ekim zamanında yapılıyorsa, çeşidin tipik özelliklerini sergilemesi beklenebilir. Bunlar: en, boy, göbek yapıp yapmadığı vs gibi özelliklerdir.</p>
<p>Sıcak havalarda hasat edilen ürün çabuk solar, kalitesi düşük olur. Bu nedenle hasadın günün erken saatlerinde yapılması uygun olur.</p>
<p><strong>ÇEŞİTLER</strong><br />
Marul, form zenginliği en fazla olan sebzelerden biridir. Mevcut marul çeşitlerini pratik açıdan dört ana gruba ayırmak olasıdır:<br />
1. Buz salataları<br />
2. Yağlık salatalar<br />
3. Romen salataları<br />
4. Yaprak salatalar<br />
Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünde tohum üretimi yapılan çeşitler ve özellikleri şunlardır:</p>
<p><strong>YEDİKULE-44</strong><br />
Romen salataları grubundandır.<br />
Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos-15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.<br />
Fide devresinde, olgun devreye kıyasla, soğuğa daha dayanıklıdır.<br />
Yeşil, orta sert yapraklı, dik büyüme özeîliğindedir.<br />
Bağlanmadan göbek yapabilir.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 800 g&#8217;dır.<br />
Sıcağa fazla dayanıklı değildir.<br />
Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.<br />
Hasattan sonra solma hızı düşüktür.</p>
<p><strong>YEDİKÜLE-5701</strong><br />
Romen salataları grubundandır.<br />
Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos -15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.<br />
Yapraklan uzun, sanmtırak yeşil, ince, narin ve gevrektir.<br />
Yaprak damarlan ince, yüzeyi kabarcıklı, kenarlan dalgalı ve hafif dişlidir.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 1000 g&#8217;dır.<br />
Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.<br />
Hasattan sonra solma hızı düşüktür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ŞEMİKLER</strong><br />
Kıvırcık göbekli salatalardandır.<br />
Kıvırcık, çok dalgalı, hafif sert yapraklan vardır.<br />
Yaprakların gövde ile bağlantısı kuvvetlidir, çok kolay kırılmaz.<br />
Sıkı başlıdır.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 500 g&#8217;dır.<br />
Sıcağa fazla duyarlı değildir.<br />
Hasada gelme süresi 85 gündür.<br />
Tam olgunlaşmadan da kıvırcık salata olarak hasat edilebilir.<br />
Tarn olgunlukta hasat edilen başlarda solma hızı düşüktür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarul-ve-marul-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;text=Marul ve marul yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;t=Marul ve marul yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;title=Marul ve marul yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarul-ve-marul-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Marul+ve+marul+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakla ve bakla yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2009 13:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bakla yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2803</guid>
		<description><![CDATA[Bakla yetiştiriciliği için organik maddece zengin, killi-kumlu, killi-tınlı, pH&#8217; sı 6,5 &#8211; 7,3 olan; derin ve geçirgen topraklar bakla yetiştiriciliğinde idealdir. Bununla birlikte pek çok toprak yapısında da bakla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baklanın ortalama sıcaklık isteği, yetişme döneminde 18-27° C arasındadır. Çimlenme için en uygun sıcaklık 25° C&#8217;dir. Soğuğa dayanıklılığı: gelişme dönemine ve hava sıcaklığındaki düşüşe [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2804" title="bakla" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/bakla.jpg" alt="bakla" width="211" height="199" /></p>
<p>Bakla yetiştiriciliği için organik maddece zengin, killi-kumlu, killi-tınlı, pH&#8217; sı 6,5 &#8211; 7,3 olan; derin ve geçirgen topraklar bakla yetiştiriciliğinde idealdir. Bununla birlikte pek çok toprak yapısında da bakla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baklanın ortalama sıcaklık isteği, yetişme döneminde 18-27° C arasındadır.</p>
<p>Çimlenme için en uygun sıcaklık 25° C&#8217;dir. Soğuğa dayanıklılığı: gelişme dönemine ve hava sıcaklığındaki düşüşe bağlı olarak değişmekle birlikte; gencide kar örtüsüz -5° C&#8217;ye kadar dayanabilmektedir. Bakla, yetişme süresi boyunca yeterli ve düzenli su ister. Ancak fazla yağışlı geçen yıllarda yetişme döneminde hastalık ve zarar lılarda artış görülebilir.<br />
<span id="more-2803"></span><br />
<strong>EKİM ZAMANI</strong><br />
Ege Bölgesinde bakla için en uygun ekim zamanı, ekim &#8211; kasım aylandır. Geç ekimlerde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte çıkışta gecikme olmakta, bu da gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir. Ayrıca bazı yörelerde geç ekimle birlikte kuş (karga) zararı da ortaya çıkmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>TOPRAK HAZIRLIĞI</strong><br />
Bakla yetiştiriciliğinde istenen bitki sıklığının sağlanması ve normal bir gelişme için toprağın iyi hazırlanması gerekir. Bunun için toprak sürüldükten sonra diskaro ve tırmık geçirilmeli, sürgü ile bastınîmalıdır.</p>
<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
Baklanın havanın serbest azotundan yararlanabilme özelliği nedeniyle, yüksek dozda bir azot uygulamasına gerek yoktur. Ancak gelişmeyi teşvik etmek ve nodul oluşumuna ka dar bitkinin azot ihtiyacını sağlamak için ekimde 2-3 kg/da saf azot verilmelidir. Fosfor uygulaması, topraktaki yarayışlı fosfor miktarına göre değişmekle birlikte; Ege Bölgesin de genellikle 4-6 kg/da saf fosfor yeterli olmaktadır. Fosfor eksikliği görülen topraklarda dekara verilecek fosfor miktarı 10 kg&#8217;a kadar çıkmaktadır.<br />
Baklada Gübre uygulaması, 10-15 cm derinliğe diskaro veya pulluk altına olacak şekilde tamamı santrifüjlü gübre dağıtma makinasıyla yapılabilir.</p>
<p><strong>BAKLA EKİM ŞEKLİ VE SIKLIĞI</strong><br />
Ege Bölgesinde bakla ekimi genellikle serpme olarak yapılmakta olup; kullanılan tohum luk miktarı 10-20 kg/da&#8217;dır. Taban topraklarda en uygun ekim mesafesi 30&#215;11 cm, kıraç topraklarda ise 45&#215;7 cm&#8217;dir. Sıra arasını işleyebilen freze ve kazayağı gibi aletleri kulla nabilmek için 45 cm sıra arası uygundur. Buna bağlı olarak taban topraklar daki ekim mesafesi 45&#215;9 cm olarak değiştirilmelidir. Atılacak tohumluk miktarı, bin tane ağırlığına göre değişmektedir. Bu miktar küçük tohumlarda daha az olurken, büyük toh umlarda daha fazla olmaktadır.<br />
Bakla için geliştirilmiş özel bir mibzer henüz mevcut değildir. Ancak mevcut mibzerlerin bakla ekimine ayarlanabüirliği üzerinde durulmalıdır. Küçük alanlarda ise kazayağı gibi aletlerle çizi açılarak ekim elle yapılabilir. Ekim derinliği 7-10 cm arasında olmalıdır.</p>
<p><strong>BAKLA&#8217;NIN BAKIMI</strong><br />
Genelde elle ve çapa ile yapılmakta ; sıraya ekimde sıra arası işleyen kazayağı veya freze gibi aletler ara işlemede kullanılmaktadır. Kimyasal ot mücadelesinde, toprak hazırlığı sı rasında Trifluralin bileşimli ilaçlar; çıkış öncesinde ise Terbutrin bileşimli ilaçlar uygulana bilir.Aynca buğdaygil türü otlar için çıkış sonrası Fluazifob-butil bileşimli ilaçlar da kulla nılabilmektedir.<br />
Bakla genelde kışlık ekildiğinden sulamaya gerek yoktur. İlkbaharın kurak gittiği yıllarda ise özellikle bakla döneminde zamanında ve yeterli sulama verim kaybını önlemektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>BAKLANIN HASADI VE HARMANI</strong><br />
Baklada olgunlaşma süresi ekim zamanı ve çeşitlere bağlı olarak 180-200 gün arasında değişmektedir. İri taneli çeşitlerde hasat tam olarak mekanize edilmemiştir. Alt baklalann kuruduğu, üst baklalara kurumaya yüz tuttuğu, yaprakların tamamen döküldüğü, sapın henüz yeşil olduğu dönemde çayır biçme makınası veya orakla yapılmaktadır. Bu dönem Ege Bölgesinde genellikle mayıs sonu &#8211; haziran başı olmaktadır. Küçük alanlarda ise hasat çoğunlukla elle sokum şeklinde yapılmaktadır. Bunun için baklalann tamamen kurumuş olması gerekmektedir. Biçilen bitkiler bir süre olduğu yerde bekletilerek tamamen kurumalan sağlandıktan sonra harmanlanır. Harman makinesinin olmaması halinde, harmanlama dövenle yapılarak rüzgarda savrulur.<br />
<strong>EGE BÖLGESİNDE BAKLA ÜRETİMİNDEKİ SORUNLAR</strong><br />
Yoğun bakla üretiminin yapıldığı özellikle Balıkesir ve Çanakkale illerinde kuru baklanın dekardaki verimi 180 kg kadardır. Bakla verimi üzerine pek çok faktörün etkisi vardır.Bunlar:<br />
Çeşit sorunu olduğu için, üretici tohumluğunu kendi yerel populasyonun-dan temin etmektedir.<br />
Çiftçinin kullandığı tohumluk miktarı azdır.<br />
Mevcut populasyonlar orabanşa hassastır. Orobanşa karşı herhangi bir mücadele yapılmadığı için verim düşmekte; zararın çok yoğun olduğu yerlerde çiftçiler bakla ekiminden vaz geçmektedirler.<br />
Ekim ve hasatta mekanizasyon sorunu bulunmaktadır.</p>
<p><strong>ÖNERİLER</strong><br />
.Bakla tarımında tescilli çeşit kullanımına gidilmelidir.<br />
Dekara atılacak tohumluk 20-25 kg arasında olmalıdır.<br />
Serpme ekim yerme sıraya ekim yeğlenmelidir. Sıra arasının 45 cm olması durumunda, sıra arasını işlemek ve traktörle ilaçlama yapmak mümkün olacağından işgücü geresinimi azalacaktır.<br />
<strong><br />
BAKLADA TESCİLLİ ÇEŞİTİ ERESEN-87&#8242;NİN ÖZELLİKLERİ</strong><br />
Sakız populasyonundan seleksiyon yoluyla geliştirilen Eresen-87 çeşidi, 1987 yılında tescil ettirilmiştir. Özellikle yeşil tüketim için (sebze olarak) yetiştirilen Sevil bakla çeşidine göre kuru tane verimi % 27 daha yüksek olan Eresen-87, erkencilik açısından Sevil ile aynı olup; sakız bakla populasyonunun özelliklerim de taşımaktadır. Bu nedenle daha çok kuru danesi için tescil ettirilmiş olsa da yeşil tüketimi de söz konusudur. Sevil&#8217; den daha kısa olan (12-19 cm) baklaları kılçıksızdır. 100 tane ağırlığı 135-160 gram arasındadır. Doğal koşullarda antraknoz hastalığına karşı toleranslıdır. Menemen koşutlarında kar örtüsüz -5° C&#8217; deki soğuklara karşı toleranslıdır. Tane dökmeye ve yatmaya toleranslı olan bu çeşidin tanelerinde % 22 oranında protein vardır. Verimi, ekim zamanı ve çevre koşullarına bağlı olarak, 200-500 kg/da arasında değişmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakla-ve-bakla-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;text=Bakla ve bakla yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;t=Bakla ve bakla yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;title=Bakla ve bakla yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakla-ve-bakla-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Bakla+ve+bakla+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salatalık  ve salata yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 09:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2806</guid>
		<description><![CDATA[Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır. Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2807" title="salatalik" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/salatalik-300x294.jpg" alt="salatalik" width="300" height="294" /></p>
<p>Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır.</p>
<p>Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. Özellikle seralarda turfanda olarak yetiştirilen hıyar pazarda oldukça yüksek fiyat bulabilmektedir. Bazı yerlerde yazlık, sera yetiştiriciliği olan yerlerde ise bütün yıl boyunca piyasada hıyar bulunmaktadır. Bu yüzden değerlendirme amaçlarına uygun çok sayıda hıyar çeşidi mevcuttur.<br />
<span id="more-2806"></span><br />
Hıyar çeşitleri öncellikle çekirdeklilik durumuna göre iki gruba ayrılır.<br />
Çekirdeksiz çeşitler<br />
Çekirdekli çeşitler</p>
<p>Diğer yandan yetiştirme yerleri ve değerlendirme şekillerine göre de gruplandırılırlar.<br />
I- Sera Çeşitleri<br />
Sofralık Çeşitler: Bittex, Standex, Orion, Melior, Green spott, Spot Resistent<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Turşuluk Çeşitler: Hokus, Nimbus, Argus.<br />
II-Tarlada Yetiştirilen Çeşitler<br />
Sofralık Çeşitler: Bu gruba Colorado, Cubit, Marketer, Submarine, Stays Green gibi Amerikan çeşitlerinin yanı sıra yurdumuzun değişik yörelerinde yetiştirilen bazı yerli çeşitler girer. Bunlar; Langa, Maltepe, Çengelköy, Dere ve Kilis hıyarıdır. Bunlardan Kilis hıyarı diğerlerine oranla daha küçük boylu, hoş kokulu ve oldukça erkencidir.</p>
<p>Turşuluk Çeşitler: Gherkin, Belair, Belmonte, Kornişon ve Rus hıyarı.</p>
<p><strong>Hıyarın İklim İsteği</strong><br />
Ilık iklim sebzesi olan hıyar soğuklara karşı çok hassastır. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde hemen etkilenir. Hıyar tohumlarının ekildikleri yerde iyi bir çimlenme gösterebilmesi için toprak ısısının en az 11 ° C olması gerekir.</p>
<p>Çimlenme için en elverişli toprak ısısı 11-18 ° C arasındadır. Sıcaklık yükseldikçe buna paralel olarak çimlenme hızı da artar. Yazın sıcak ve kurak devrelerde sulama yapılarak bitki su düzeni normal sınırlar içinde tutulmaz ise hem gelişimi yavaşlar hem de meyveler süratle acılaşır.</p>
<p>Bu yüzden verimden en iyi şekilde faydalanabilmek için özellikle Bölgemizde ilkbaharda soğuk tehlikesi geçer geçmez ekimi yapılmalıdır. Aksi halde ekimde gecikilirse o oranda sıcak ve kurak döneme yakalanır ve iyi bir sonuç alınmaz.</p>
<p><strong>Toprak İsteği</strong><br />
Hıyar bir çok toprak tiplerinde yetişebilmekle beraber derin su tutma kabiliyeti yüksek organik madde ve diğer bitki besin maddelerince zengin tınlı ve kumlu tınlı toprakları sever. Yüksek tuz seviyesine çok hassas olduğundan toprağın drenajı iyi ve eriyebilir tuz seviyesi düşük olmalıdır.</p>
<p><strong>YETİŞTİRME TEKNİĞİ</strong><br />
Hıyar arzu edilen hasat zamanına ve çeşit karakterine göre açıkta veya seralarda yetiştirilebilir. Açıkta veya seralarda genel olarak üç ayrı usulle yetiştirilmektedir.<br />
Tohumların yastık, kasa veya saksılara ekilerek burada yetiştirilen fidelerin daha sonra esas yerlerine dikilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Tohumların doğrudan doğruya açıkta yerlerine ekilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Seralarda askıya alınmak suretiyle yetiştirme.</p>
<p><strong>Ekim Nöbeti</strong><br />
Hıyar köklerinin toprakta genellikle ilk 20-25 cm derinlikte gelişmesinden dolayı her yıl arka arkaya aynı yerde yetiştirilmesi toprağın bu derinliğini bitki besin maddelerince fakirleştirir ve toprağın yorulmasına neden olur. Buna fırsat vermemek için değişik kök sistemine sahip bitkilere münavebede yer vermek gereklidir. Derin toprak tabakalarından faydalanabilen kavun, karpuz ve Domates gibi sebzeler ile yine kökleri derinlere inebilen pamuk gibi bitkiler münavebede diğer ürün olarak yetiştirilebilirler.</p>
<p><strong>Hıyar Yetiştiriciliği<br />
Toprak Hazırlığı</strong><br />
Toprağın ekim ve dikim için hazırlanmasında toprak karakteri, uygulanacak sulama sistemi ve yetiştirme metotları gibi faktörler göz önünde tutulmalıdır. Hıyar köklerinin rahatlıkla gelişebilmesi için toprağın iyice havalandırılmış olması gerekir. Toprak tam tavında iken işlenmelidir. Bu yüzden eğer gerekiyorsa tarlanın önce sulanması ve bunun ardından toprak tava gelir gelmez fazla gecikmeden sürülerek işlenmesi gerekir. Ayrıca keseklerin ufalanmasını ve toprak yüzeyinde bulunan çeşitli bitki artıklarının temizlenmesini sağlamak amacıyla dikkatli bir tırmıklama yapılır. Böylece hem toprak ekime ve dikime hazır hale gelir hem de sulamaların daha rahat yapılması sağlanır. Seralarda toprak hazırlığı bel ile yapılır. Daha önce dezenfekte edilen toprak uygun tavda bellenerek işlenmelidir.<br />
Topraktaki hastalık kaynaklarının yok edilmesi için ya sera toprağının üç yılda bir değiştirilmesi veya toprağın ekimden önce dezenfekte edilmesi (ilaçlanması) gerekir. Ancak sera toprağının değiştirilmesi çok zahmetli ve pahalı bir işlem olduğu için tünel yerinin değiştirilmesi ya da toprağın kimyasal maddelerle dezenfekte edilmesi daha uygun olur.<br />
En etkili dezenfeksiyon şekli toprağın göztaşı eriyiği ile ilaçlanmasıdır. Bunun için ekim veya dikimden önce %0.6’lık (100 lt suya 600 gr) göztaşı eriyiğinden 1 m2 ye 5 litre süzgeçli kova ile verilmeli, 10 dakika sonra aynı miktarda temiz su ile sulanmalıdır. Bu işlem her yıl tekrarlanmalı ve uygulamadan önce çiftlik gübresi toprağa verilmiş olmalıdır.</p>
<p><strong>Ekim ve Dikim</strong><br />
Fide yetiştirme usulü daha fazla masraflı ve daha çok emek istemekle beraber daha erken verim verir.<br />
Kaliteli fide uygun bir fide harcı, iyi bir bakım ve yetiştirme ortamı ile temin edilir. Harç hazırlanırken çiftlik gübresi-toprak ve kum, şu oranlarda olmalıdır; Orman toprağı kullanılırsa iki kısım çiftlik gübresi, iki kısım orman toprağı ve bir kısım kum, bahçe toprağı kullanılırsa 6 kısım çiftlik gübresi, üç kısım bahçe toprağı ve bir kısım kum kullanılmalıdır. Harç kullanılmadan dezenfekte edilmesi gerekir. Harcı hazırlandıktan sonra tohum ekimine geçilir.<br />
Bunun için fidelerin dışarıya çıkartılma zamanları göz önünde tutularak tohumlar yastık veya tüplere şubattan itibaren ekilir. Hıyarlar yer değiştirmeye karşı çok hassas olduklarından genellikle şaşırtma yapılmaz ve bunun içinde tohumlar yastıklara 10&#215;10 cm sıra arası ve sıra üzerinden ekilir. Çıkışı garantilemek amacıyla her ekim yerine 2-3 tohum atılmalı ve hepsi çıktıktan sonra en kuvvetli bir tanesi bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir.<br />
Açıkta yetiştiricilik için yastık veya tüplerde yetişen fideler soğuk hava tehlikesi kalkar kalkmaz önceden işlenmiş ve hazırlanmış dar veya geniş masuralara dikilir. Hıyar için masuralar tek sıralı yetiştirmelerde 50-60 cm genişliğinde, çift sıralı yetiştirmelerde 80-120 cm genişliğinde hazırlanmalıdır. Sıra üzerinde ise toprak ve çeşidin gelişme karakterine göre fideler genellikle 40-50 cm üzerinden dikilmelidir.<br />
Seralarda dikim; fideler yastık veya tüplerden çıkartılarak daha önce açılmış çukurlara konur ve can suyu verilerek fide etrafındaki boşlukların verilen su ile dolması sağlanır. Daha sonra bu boşluklar elle veya çapayla etrafındaki toprakla doldurulur.</p>
<p>Fide yetiştirme usulünden ayrı olarak hıyar tohumlarının doğrudan tarlaya ekilmesi için ekimin ilkbahar başlarındaki don tehlikesi kalktıktan sonra Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir. Tohumların ekimden önce 1-2 gün ıslak bir bez içinde bırakılmaları tohumların daha kısa zamanda çimlenip toprak yüzüne çıkmalarını sağlar.<br />
Ekim için açılan çukurlara 2-3 cm derinliğinde olacak şekilde 3-4 tohum atılır ve çukurlar toprakla kapatılarak hafifçe bastırılır. Sıra arası ve sıra üzeri ile her bir ekim yerine bırakılacak tohum sayısına bağlı olarak dekara 250-500 gr tohum hesap edilmelidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Hıyar bitkisi gübreyi çok sever. Bu amaca yönelik iyi hazırlanmış çiftlik gübresinden dekara 3-6 ton vermek hem toprak verimliliğini arttırır hem de toprağı organik maddece zenginleştirir. Toprak analizi yapıldıktan sonra analiz sonuçlarına göre tarla yetiştiriciliğinde ortalama olarak 8 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübre ve 10-12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir.<br />
Bölgemiz toprakları potasyumca zengin olduğundan toprak analizi sonucuna göre topraktaki kullanılabilir potasyumun 30 kg/da dan daha az olması halinde potasyumlu gübreler kullanılabilir.<br />
İlk meyve görüldükten sonra azotlu gübrelerden veya çiftlik gübresinden hazırlanmış şerbetten 1-2 defa verilmesi çok faydalıdır.<br />
Seralarda; dikimden önce 20-25 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübrenin verilerek toprağa karışımı sağlanmalıdır. Azotlu gübrenin ise meyve bağlamayı olgunlaşmayı geciktirmeyecek şekilde iki veya üçe bölünerek verilmesi gerekir. İlk uygulamada 16 kg/da N, ikinci uygulamada 12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir. İlk azotlu gübre, bitkiler 3-4 yapraklı olunca seddelerin iki yanına bant şeklinde verilerek çapa ile hafifçe toprağa karıştırılmalıdır. Diğer uygulamalar 20-30 gün ara ile aynı şekilde yapılmalı, gübre bitki yapraklarına değmemelidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
Genel bir kural olarak, suya çok duyarlı olması nedeniyle “diplerinin daima nemli bulundurulması” gereken sebzelerden biri de hıyardır. Böylece hem bitkinin iyi gelişmesi sağlanır hem de özellikle susuzluktan ileri gelen acılaşmaya fırsat verilmemiş olur. Hıyarın sulama yönünden en kritik dönemi meyve bağlama dönemidir.<br />
Fideler dikildikten sonra ilk verilen can suyundan ilk meyveler görülünceye kadarki dönemde çok olmamak koşuluyla 1-2 su verilebilir. Bu dönemde fazla sulama yapılması meyvelerin sararmasına (boğulmasına) neden olur. Bundan sonra su büyük önem kazanır ve mümkünse her 3-4 günde bir sulama yapılmalıdır. Hıyarın su isteği bir çok sebzeye göre daha kolay anlaşılır. Özellikle sabah ve akşamları hıyarın iri yapraklarının anormal pörsüme göstermesi ve aşağı doğru sarkması, ayrıca gövde ve yapraklarda tüylülüğün artması ve yaprakların küçülmesi su eksikliğini belirtir. Bu durumda zaman geçirmeden sulama yapılmalı ve sulamalar mümkünse sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Bakım Tedbirleri</strong><br />
Çapalama ile havalanması, gevşetilmesi, toprak suyunu tüketen yabancı otların yok edilmesi ve çatlakların kapatılması ile toprak nemi korunmaktadır. Bu amaçla bitki boyu 8-10 cm olunca ilk çapa yapılmalıdır. Mevcut şartlara ve bitkinin gelişim durumuna göre 2-3 hafta arayla birkaç defa çapa yapılmalıdır. Ancak hıyar kökleri toprak içerisinde genellikle yüzeysel olarak yayıldıklarından çapalama fazla derin yapılmamalıdır. Çapalama işine bitkiler bulundukları yeri tamamen örtünceye kadar devam edilmeli bundan sonra yabancı otlar görüldüğü taktirde elle çekilerek temizlenmedir. İkinci çapa ile birlikte bitkilerin daha geniş bir kök sistemi oluşturmaları ve kuvvetli gelişme gösterip iyi ürün verebilmeleri için hafifçe boğaz doldurulması yapılmalıdır. Birinci veya en geç ikinci çapa esnasında her ekim yerinde en kuvvetli bir bitki bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir. Çapalama esnasında bitki kolları su yollarına düşmeye Hıyarın gövde ve dallarına basıldığında iletken doku zedeleneceğinden meyveler kendilerine gerekli olan suyu normal olarak alamayacaklar ve böylece gelişmeleri aksayarak acılaşma meydana gelecektir. Bunun için gelişme döneminde ve hasat zamanında bitkiler arasında gelişigüzel dolaşılmamalıdır.<br />
Sera yetiştiriciliğinde dengesiz büyümeyi önlemek, verimi devam ettirmek ve daha iyi ışıklanmayı sağlamak için bitkiler askıya alınmalı ve budanmalıdır. Budama genel olarak iki tiptir. Bunlardan biri bikinin tek gövde üzerinde büyütüldüğü sistemdir ve bitki tele varıncaya kadar yan dallar alınır. Diğerinde ise bitki gövdesi üzerinde yan dallar bırakılır ve mevsime, bitkinin büyüklüğüne bağlı olarak yan dalların değişik uzunluklarında uçları alınır.</p>
<p><strong>Hasat</strong><br />
Çeşidin erkencilik özelliği ile yetiştirme ve bakım şartlarına göre tohum ekiminden 55-70 gün sonra hasata başlanabilir. Hıyarlarda ilk hasat için en uygun zaman meyvelerin normal çeşit iriliğinin 1/3’ü veya en fazla 1/2’sini aldığı zamandır. Hasadın gecikmesiyle meyveler fazla irileşir, şekil bozulur ve pazar özelliğini kaybeder.<br />
Hasat da meyveler dala bağlanan sapından keskin bir bıçak veya makasla kesilerek toplanır. Mümkünse sabah erken saatlerde hasat yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Verim</strong><br />
Yaklaşık olarak 3.6 ile 5.5 ton/da arasında verim alınabilir.</p>
<p><strong>Maliyet</strong><br />
Eskişehir yöresi sulu koşullarında yapılan bir araştırma sonucu insan ve makine iş gücü olarak şu değerlar saptanmıştır;<br />
Hıyar tarımında 120.00 sa/da insan ve 1.89 sa/da makine iş gücüne gereksinim vardır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;text=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;t=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Salatal%C4%B1k++ve+salata+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tropik Yağmur Ormanları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 18:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Tropik Yağmur Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2761</guid>
		<description><![CDATA[Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80&#8242;ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır. Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2762" title="tropik-yagmur-ormanlari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/tropik-yagmur-ormanlari.jpg" alt="tropik-yagmur-ormanlari" width="258" height="194" /></p>
<p>Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80&#8242;ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.</p>
<p>Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır.</p>
<p>Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu nedenle onların yok edilmesi büyük ekolojik felaketlere yol açabilir.<br />
<span id="more-2761"></span><br />
<strong>Tropik Sera İklimi</strong><br />
Yerküreyi ikiye “bölen” Ekvator çizgisinin her iki yanında yer alan bölgeye tropik kuşak denir. Burası her zaman sıcak (kış ortalaması 20° C’nin üstünde), yağışlı ve yılın 12 ayı bol güneş alan bir bölgedir. Sıcaklığın yıl içindeki dağılımı çok değişmediğinden mevsimler arasındaki farklar da fazla değildir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Buna karşılık gündüzle gece arasındaki fark görece daha büyüktür. Tropik iklim kuşağında yıl içindeki değişiklikleri ve kuşağın ekolojik düzenini daha çok yükseklik farkları ve yağışlar belirler.</p>
<p>Ekvator çevresinde, ısınan havanın yükselmesi nedeniyle ortaya çıkan ve bütün dünyayı kuşatan bir alçak basınç kuşağı oluşur. Bunu dengelemek için kuzeydoğudan ve güneydoğudan alize rüzgarları eser. Isınıp yükselen ve onun yerine gelen hava kütleleri 10. ve 25. enlemler arasında kuzeye (temmuz) ve güneye (ocak) doğru gidip gelir.</p>
<p>Bu hava hareketlerini yağış izler. Kuzey Yarıküre’de yaz aylarında hava akımları kuzeye kayınca yağış düşer; buna karşılık güneyde yağış olmaz. Kuzeyde kış olunca hava akımları güneye kayar ve bu kez oraları yağış alırken kuzey kuraklaşır. İşte, kurak ve yağışlı mevsimlerin birbirini izlemesi, tropik kuşağın tipik özelliklerinden biridir. (Bu konuyla ilgili olarak, savanların anlatıldığı bölüme bakınız.) Tropik kuşakta Güneş ışınları bölgeye dik olarak indiği zaman yağmur yağdığından bu yağışlara zenit (doruk) yağmurları denir.</p>
<p>Ekvator’un 10° kuzey ve güneyi arasında kalan bölgede kuraklık yaşanmaz. Buna karşılık buradan uzaklaşılıp dönencelere yaklaşıldıkça yağışlı ve kurak mevsimler daha belirgin hale gelir. Yağışlı mevsimlerin uzayıp, kurak mevsimlerin kısalması hem bitkiler, hem de hayvanlar için dayanılması zor koşullar yaratır.</p>
<p><strong>Yeşil Cehennem</strong><br />
Tropik kuşak yeryüzünün en çok yağış alan yeridir. Bu bölgeye yılda en az 1.500 mm yağmur düşer. Kamerun Dağı (4.070 m) gibi bazı dağların yamaçlarında bu miktar 10.000 mm’ye kadar çıkabilir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 25 derece dolayındadır. Bunun sonucunda bu kuşak dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip bölgesi durumuna gelmiştir. Balta girmemiş ormanlarda bitkiler yüksekliklerine göre kümelenir.</p>
<p>En altta otlar ve sürünen bitkiler, onun üstünde yüksek çalılıklar, daha yukarıda da 20-30 m yüksekliğindeki ağaçlar yer alır. Ağaçların yaprakları zeminin üstünü bir şemsiye gibi örter. Bunların arasında tek tük 2-3 m kalınlığındaki bir gövde üstünde 60-70 m’ye yükselen ağaçlara rastlanır. Ağaçların gövdesini yaklaşık 100-200 m uzunluğundaki tırmanıcı bitkiler sarar.</p>
<p>Dallardan aşağıya, havadaki yoğun nemden yararlanarak yaşamlarını sürdüren, orkide gibi epifitler sarkar. Bu ormanlarda yükseklikleri 10 m’ye, yapraklarının büyüklüğü ise 1 m’ye ulaşan palmiyeler görülür. Bu tabloyu olağanüstü büyüklükte meyveler veren ağaçlar ve bambu gibi ağaç yüksekliğindeki otlar tamamlar. Bu ormanlarda yaşayan canlı türlerinin sayısının 5-30 milyon arasında olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Bu konudaki araştırmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Bitkiler çok hızlı büyüdüğünden otların kesilmesiyle açılan yollar birkaç gün içinde yeniden kapanır. Burada hava birdenbire kararır ve gece olunca sürünen ya da tırmanan hayvanlar çığlıklar ve ötüşler arasında deliklerinden çıkar.</p>
<p>Yeşil cehennemdeki bu konsere kurbağalar, kuşlar ve maymunlar da katılır. Orman renkli kolibriler ve cırtlak sesli aralar gibi birçok ilginç hayvanın da barınağıdır. Sağlıksız sera havası yalnızca çok sıcak değil, aynı zamanda yüzde 80-90’ı bulan nem oranıyla çok ağır ve bunaltıcıdır. Burada ekmek çok çabuk küflenir, tuz ıslanır ve teknik araçlar inanılmaz bir hızla paslanır.</p>
<p><strong>Tehlikeli Boyutlara Ulaşan Bir Yağma</strong><br />
Tropik hastalıkların tedavi biçimleri ve aşıları bulununcaya değin tropik yağmur ormanları beyaz adamın mezarı sayılırmış. Bu nedenle bu ormanların tıpkı çöller gibi yüzyıllar boyunca el değmemiş olarak kalmasına şaşmamak gerek.</p>
<p>Burada yetişen meyveler sera etkisiyle çok çabuk çürürken, bu balta girmemiş ormanlarda yalnızca Pigmeler, Amazon bölgesinde de Yerliler yaşamayı becerebiliyor. Bunların yanı sıra yüzyıllardan beri kuzeyden Sudanlılar, güneyden Bantular Afrika’nın tropik ormanlarından küçük parçalar koparmaya çalışıyorlar, bunu da çoğunlukla tarla açmak amacıyla ormanı yakarak gerçekleştiriyorlar. Tümüyle yanmamış ağaç köklerinin altındaki toprağı çapayla biraz gevşettikten sonra burada muz, manyok, yam, darı ve tatlıpatates yetiştiriyorlar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yüksek yağış miktarı nedeniyle toprağın içindeki mineraller çabucak akıp gidiyor ve toprağın besleyiciliği hızla azalıyor. Afrikalılar bunun üzerine tarlalarını ve köylerini terk edip başka bir yere gidiyorlar. Onların bulunduğu eski yeri ikincil bir orman alıyor.</p>
<p>Yerlilerin kendi gereksinmelerini karşılamak için yaptıkları bu tarımın yanı sıra, beyaz sömürgecilerin kurduğu plantasyonlar da var, buralarda dünya pazarlarına sunulmak üzere, kakao, kahve, muz, hindistancevizi, kola ve palmiye yetiştiriliyor.</p>
<p>Eskiden Amazon bölgesinin bir milyar insanı besleyebileceği düşünülürken bugün yağmurların değerli besinleri alıp götürdüğü ve balta girmemiş ormanların insanlar tarafından yağma edilmesinin büyük felaketlere neden olabileceği biliniyor.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftropik-yagmur-ormanlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;text=Tropik Yağmur Ormanları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;t=Tropik Yağmur Ormanları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;title=Tropik Yağmur Ormanları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftropik-yagmur-ormanlari%2F&name=buzlu.org&description=Tropik+Ya%C4%9Fmur+Ormanlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Surları ve tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 07:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Surları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2575</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Surları, İstanbul&#8217;un çevresinde bulunan, Bizans zamanında yapılmış şehir duvarlarıdır. İstanbul&#8217;un etrafını çeviren surlar tarihte 7. yy.dan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı MS 408&#8242;den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu&#8217;ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray&#8217;a bu taraftan, ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule&#8217;ye, Yedikule&#8217;den Topkapı&#8217;ya, Topkapı&#8217;dan Ayvansaray&#8217;a [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2578" title="istanbul-surlari3" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/istanbul-surlari3-300x221.jpg" alt="istanbul-surlari3" width="300" height="221" /></p>
<p>İstanbul Surları, İstanbul&#8217;un çevresinde bulunan, Bizans zamanında yapılmış şehir duvarlarıdır. İstanbul&#8217;un etrafını çeviren surlar tarihte 7. yy.dan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir.</p>
<p>Son yapımı MS 408&#8242;den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu&#8217;ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray&#8217;a bu taraftan, ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule&#8217;ye, Yedikule&#8217;den Topkapı&#8217;ya, Topkapı&#8217;dan Ayvansaray&#8217;a uzanıyordu.</p>
<p><strong>Tarihçesi </strong></p>
<p>Yapımına İmparator II. Theodosius Praefaectus Anthemios tarafından 413 yılına doğru başlanmıştır. İstanbul surlarını geçebilen tek kuvvet II. Mehmet önderliğindeki ordudur. Atilla&#8217;nın idaresindeki Hunların şehri tehdit ettiği bir sırada Praefactus Konstantinus Kyros suraların önüne ikinci bir duvar daha yaptırmıştır.<br />
<span id="more-2575"></span><br />
Sayıları 96 olan kuleler değişik biçimde inşa edilmiştir. Bunlardan 74&#8242;ü kare, biri beşgen ,5&#8242;i altıgen, 2&#8242;si yedigen ve 14&#8242;ü sekizgendir. Kulelerin içinde en üst kısımları tonoz örtülü birer kat bulunur. İznik surlarında da olduğu gibi, bu üst kat odaların duvarlarında evvelce fresko tekniğinde yapılmış Aziz resimleri yer alıyordu. Kulelerin uzunluğu her yerde aynı değildir. Marmara&#8217;dan Tekfur Sarayı&#8217;na kadar birkaç metrelik farklılıklar görülebilmektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kara tarafı surlarının dışa açılan birçok kapıları vardır. Bunların bir kısmı halkın girip çıktığı kapılar olup tehlike anlarında örülerek kapatılıyordu. Aralarda ikinci derecede önemli bazı askeri kapılar da vardı. Bu kapıların en önemlisi daha önce Zafer Yolu&#8217;nun başlangıcı olarak da kullanılan Altın veya Yaldızlı Kapıdır.</p>
<p>Burç, duvar ve kapılardaki kitabelerde duvarın tarihçesi yazar.</p>
<p>İstanbul&#8217;un uzun süre fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Zamanında başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu.</p>
<p>Karada 6492 m Marmara ve Haliç kıyılarında 820m uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. En önde Bizans&#8217;ın mobil kuvvetleri savunur, arkasında 20 m genişlik ve 7.5 m derinliğindeki su dolu hendekler bulunurdu. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m yüksekliğindeki orat surlara gelinirdi. Osmanlı Ordusu orta surlar önünde çok sayıda kayıp vermişti. En arkada ise 12-13 m yüksekliğinde asıl surlar bulunurdu. Asıl surlar üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi.</p>
<p><strong>Duvarlar ve burçlar </strong></p>
<p>Surların uzunluğu 22 km.dir. Haliç surları 5.5 km., kara surları 7,5 km. Marmara Surları 9 km.dir.</p>
<p>Kara surları üç bölümden oluşur. Hendek, dış sur,iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m. aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 m.lik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 m. yüksekliğindedir.</p>
<p>Pencereleri, tonozları, kapıları vardır. İç surlarla dış surlar arasında kapı ve merdiven bulunur. İç surlar ve burçlarda kefeki taşı ve tuğla kullanılmıştır. Dış surlar ise sandık vaya kazamat duvardır. Dış surlarda daha küçük ve büyük burçlar arasına gelmek üzere küçük burçlar vardır. Bütün bu hendek, burç, dış ve iç surların toplam eni 70 m.dir. Surların içinde dehlizler ve küçük oyuklar vardır.</p>
<p>Marmara ve Haliç surlarının önündeyse hendek ve dış sur yoktur. Bu surların kalınlığı 5 m., yükseklik 15 m.dir. Burçlar 20 m.dir, Marmara tarafında 103, Haliç tarafında 94 Burç vardır. Marmara tarafı surları boyunca Banliyö Treni çalışmaktadır.</p>
<p>Bu burçlardan bazıları tarihi ün taşır: Yedikule, Sulukule, Anemas, İsaakios, Mermerkule, Arapkule gibi. Bunların çoğu zindan, hapishane, darphane olarak kullanılmıştır.</p>
<p><strong>Kapılar </strong></p>
<p>İstanbul surları boyunca anakapı ve yankapılar vardır. Kapılar, duvarda 5 m. genişlikteki bir kemer altındadır. Anacaddelerin geçtiği Topkapı ve Edirnekapı dışındaki kapılar yan yana iki arabanın geçemeyeceği kadar dardır.</p>
<p>Bu kapıların mermer kaplı içleri, ahşap kapıları vardı. Sur üstüne çıkmak için yapılmış merdivenler kapıların iç tarafında sağda ve soldadır. Kapı duvarları içindeki boşluklarda, anakapının kapatılmasında kullanılan demirkapı yahut parmaklıklar bulunurdu. Ayrıca anakapıların bazılarında bir dışkapı olurdu. Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur. Bazı kapılar üzerinde kitabeler durmaktadır, ama bunlar Osmanlı&#8217;dan kalmadır. Dış kapıyla iç kapı arası 25 m.dir.</p>
<p>Topkapı Sarayı kapısından başlayarak Haliç&#8217;e, buradan Yedikule&#8217;ye ve tekrar Topkapı Sarayı&#8217;na dolanan duvarların kapıları şöyledir:</p>
<p>* Topkapısarayı kapısı<br />
* Ahırkapı<br />
* Fenerlikapı<br />
* Küçükayasofyakapısı<br />
* Bukalonkapı<br />
* Balıkhanekapısı<br />
* Odunkapısı<br />
* Manganakapısı<br />
* Gülhanekapısı<br />
* Kadırgakapısı<br />
* Çatladıkapı<br />
* Kumkapı<br />
* Yenikapı<br />
* Samatyakapısı<br />
* Narlıkapısı<br />
* Yedikulekapı<br />
* Belgradkapı<br />
* Silivrikapı<br />
* Mevlanakapı<br />
* Topkapı<br />
* Edirnekapı<br />
* Eğrikapı<br />
* Ayvansaraykapısı<br />
* Atikmustafakapısı<br />
* Balatkapısı<br />
* Fenerkapısı<br />
* Yeniayakapı<br />
* Ayakapı<br />
* Cibalikapısı<br />
* Unkapanıkapısı<br />
* Ayazmakapısı<br />
* Odunkapısı<br />
* Balık pazarıkapısı<br />
* Yenicamikapısı<br />
* Bahçekapısı<br />
* Avcılarkapısı<br />
* İmparatorkapısı<br />
* Zindankapısı<br />
* Sirkecikapı<br />
* Yalıköşkü</p>
<p>İstanbul surlarında 50 kapı ve 300 burç vardır ve bir kısmı kaybolmuştur. Dış kent Galata tarafındaki surların da kapıları vardı: Kurşunlumahzen, Karaköy, Balıkpazarı, Yağkapanı, Kürkçükapı, Azapkapı.</p>
<p><strong> İstanbul çevresini güçlendirme </strong></p>
<p>Çeşitli dönemlerde pek çok güçlendirme çalışmaları İstanbul civarında yapıldı.Şehrin ana duvarları boyunca savunma sistemini tamamlayıcı unsur oldukları söylenebilir.Bunların ilki ve en büyükleri 56 km uzunluğunda olan Anastasian Wall dur.5 nci yüzyıl ortasında constantinople&#8217;un dış savunması için yapılmıştı.</p>
<p>Şehrin 65 km batıya doğru olan kısmında.Bu duvar 3,30 metre kalınlığında ve 5 metre yüksekliğinde idi.Fakat onun geçerliliği sınırlı idi.Bir zaman sonra 7 nci yüzyılda terk edildi.Onun malzemeleri yerel bina yapımında kullanıldı.Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.</p>
<p><strong>Galata surları </strong></p>
<p>Galata Sykai nin dıs mahallesi olduğu zaman,Bizans dönemi çoğu zamanında güçlendirilmedi.Altın Boynuz&#8217;un ağzında boydan boya uzanan zinciri koruma görevi yapıyordu.Mamafih,1204 yılında şehrin zayıflaması sonrası Galata Venedik mahallesi haline geldi.Ve daha sonra Ceneviz Cumhuriyeti&#8217;nin kolonisi oldu.</p>
<p>Bizans&#8217;lıların itirazlarına rağmen Bizans kontrolu dışında kalarak.Ceneviz&#8217;liler mahallelerini kale hendeği ile çevirmeyi başarıyorlardı.Koloni etrafındaki kale tipi evlerini kendi yarattıkları ilk duvar ile birlrştirerek.Galata kulesi daha sonra Christea Turris ( Tower of Christ ) olarak adlandırıldı.</p>
<p>Ve diğer sur uzatmaları 1349 yılında kuzey kısımda yapıldı.Daha sonraki sur genişletmeleri 1387,1397 ve 1404 yılarını takip etti.Kabaca trapezoid bir şekilde yapılan bir genişleme onlara geniş bir kapalı alan sağlıyordu.Genişleme Azapkapı&#8217;dan kuzeye Şişhane&#8217;ye oradan Tophane&#8217;ye ve daha sonra Karaköy&#8217;e doğru oldu.Osmanlı fethinden sonra duvarlar 1870 yılına kadar kaldı.Çoğu şehrin genişlemesini sağlamak için yıkıldı.Bugün sadece Galata kulesi bozulmamış haliyle tarihsel Constantinople&#8217;den kalan görülebilir bir eserdir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Anadolu ve Rumeli Hisarları </strong></p>
<p>Anadolu ve Rumeli ikiz hisarları, Boğaz&#8217;ın en dar noktasında olup İstanbul&#8217;un kuzeyinde uzanır. Osmanlılar tarafından bu hayati su yolu olan Boğaz trafiğini kontrol etmek ve İstanbul&#8217;a son nihai saldırıyı hazırlamak için inşa edildiler. Anadolu Hisarı ilk zamanlarda Akçehisar ve Güzelcehisar olarak adlandırılıyordu.</p>
<p>1934 yılında Sultan Bayezid I tarafından inşa ettirildi. Başlangıçta 25 metre yüksekliğinde idi. Kabaca beşgen gözlem kulesi duvar ile kuşatıyordu. Daha geniş ve komplike olan Rumeli Hisarı, 1452 yılında dört aylık bir sürede Sultan Mehmed II tarafından yaptırıldı. Üç tane geniş ve bir tane küçük kule içerir.</p>
<p>13 küçük gözlem kulesi ile güçlendirilmiş duvar ile bağlantılı olarak ana kulesinde toplar monte edilmiştir. Hisar, Osmanlılara boğazı geçen gemileri kontrol etme imkanı veriyordu. Bu rol açıkca onun orijinal ismini çağrıştırıyordu, boğaz kesen (cutter of the strait). Constantinople&#8217;un zapt edilmesinden sonra hisar gümrük kontrol noktası ve özellikle İmparatorluk ile savaşta olan elçilikler için hapis yeri olarak hizmet verdi. 1509&#8242;daki geniş kapsamlı zarar veren depremden sonra tamir edildi ve 19.yüzyıl sonuna kadar sürekli olarak kullanıldı.</p>
<p><strong>Yedikule hisarı </strong></p>
<p>Altın kapının (Golden Gate )arkasındaki ilk hisarın Johm Tzimisker &#8216;in hükümdarlığı döneminde inşasına başlandı ve Manuel I Komnenos zamanında bitirildi.Hisarın beş kulesi vardı.Bu nedenle beşgen olarak isimlendirildi.4.Haçlı seferinde şehrin düşmesi üzerine tahrip edildi.Tekrar 1350 yılında John VI Kantakouzenos döneminde yapıldı.</p>
<p>Yeni hisar beş adet sekiz kenarlı kule ihtiva ediyordu ve altın kapının iki mermer kulesi ile birlikte toplam yedi,bilinen yedi kule oluyordu.Mamafih,1391 yılında John V palaiologos,Sultan I Beyazid tarafından hisarı temelinden yıkmaya zorlandı,aksi halde Osmanlıların elinde esir olan oğlu Manuel in gözlerinin kör edileceği tedhit ediliyordu.İmparator VII Paloologos hisarı tekrar inşa etmeyi denedi ,fakat bu sefer de Sultan II Murat tarafından engellendi.</p>
<p>Constantinople&#8217;un Osmanlılarca son olarak zaptından sonra, Sultan Mehmed II 1457 yılında onu tekrar yedi kuleli olarak inşa etti,yedi kule hisarı olarak.Hisar Osmanlı çağı döneminde hazine dairesi ve devlet büyüklerinin esir yeri olarak kullanıldı .Bunların içinde dikkati çeken en önemli esir Genç Osman (II. Osman) idi.Burada esir olarak tutuldu ve yeniçeriler tarafından 1622 yılında idam edildi.</p>
<p>
<a href='http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/istanbul-surlari/' title='istanbul-surlari'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/istanbul-surlari-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="istanbul-surlari" title="istanbul-surlari" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/istanbul-surlari2/' title='istanbul-surlari2'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/istanbul-surlari2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="istanbul-surlari2" title="istanbul-surlari2" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/istanbul-surlari3/' title='istanbul-surlari3'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/istanbul-surlari3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="istanbul-surlari3" title="istanbul-surlari3" /></a>

<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fistanbul-surlari-ve-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/&amp;text=İstanbul Surları ve tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/&amp;t=İstanbul Surları ve tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/&amp;title=İstanbul Surları ve tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fistanbul-surlari-ve-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0stanbul+Surlar%C4%B1+ve+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/istanbul-surlari-ve-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

