<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; tarih</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mary Celeste gemisinin sırrı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 12:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[amazon]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5446</guid>
		<description><![CDATA[Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5447" title="Mary Celeste" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Mary-Celeste.jpg" alt="" width="350" height="263" /></a></p>
<p>Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle&#8217;un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu&#8217;nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir.</p>
<p>Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık boğazı&#8217;na doğru ilerliyordu. Bulunduğu zaman yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı ve yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu.</p>
<p>Gemi mürettabatı ise bir daha hiç bulunamadı ve kendilerinden hiç haber alınamadı. Bu terkedilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikayelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teoriler içermektedir.</p>
<p><strong>Geçmişi</strong></p>
<p>Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia&#8217;da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman &#8220;uğursuz&#8221; olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Amazon&#8217;un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı.</p>
<p>Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikdi. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan&#8217;ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.</p>
<p>Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika&#8217;ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.</p>
<p>Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York&#8217;dan Richard Haines&#8217;e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.<span id="more-5446"></span></p>
<p>Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;</p>
<p>James H. Winchester (12)<br />
Kaptan Benjamin Spooner Briggs (8)<br />
Sylvester Goodwin (2)<br />
Daniel T. Sampson (2)</p>
<p><strong>Bulunuşu</strong></p>
<p>Ekim ayında Atlantik Okyanusu&#8217;nda kötü havalar rapor edilmekteyidi ancak Dei Gratia gemisi Kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti.</p>
<p>Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872&#8242;de (bazı raporlara göre 5 Aralık&#8217;da) yaklaşık saat 13:00&#8242;de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkda bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz&#8217;in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu.</p>
<p>Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste&#8217;nin halen İtalya&#8217;ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.</p>
<p>Dei Gratia Mary Celeste&#8217;ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.</p>
<p>Kaptan&#8217;ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka tarfdan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.</p>
<p>Popüler hikayelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benze yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.</p>
<p>Mary Celeste&#8217;nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişdi. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.</p>
<p><strong>Geminin sonu</strong></p>
<p>Geminin sahibi James Wwinchester bir süre sonra Mary Celeste&#8217;yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika&#8217;ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede yok pahasına gemi elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.</p>
<p>Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizinde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs&#8217;inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker&#8217;ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır.</p>
<p>Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkansız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.</p>
<p><strong>Spekülasyon ve teoriler</strong></p>
<p>1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.<br />
Korsanlık</p>
<p>Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeyidi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azor adaları ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuçlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri&#8217;nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.</p>
<p><strong>Dei Gratia tayfasına suçlamalar</strong></p>
<p>Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste&#8217;dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikayesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celeste yi Cebelitarık&#8217;daki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içersindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.</p>
<p>Öte yandan Dei Gratia &#8216;nın kaptanı Kaptan Briggs&#8217;in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia &#8216;dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia&#8217;nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.</p>
<p><strong>Sigorta bedeli</strong></p>
<p>Sigorta&#8217;dan para labilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs&#8217;in bundan bir karı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.</p>
<p><strong>Fırtına</strong></p>
<p>Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi.</p>
<p>Fırtına durumunda kaptan&#8217;ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872&#8242;de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.</p>
<p>Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık&#8217;a götürülürken rast geldi.</p>
<p><strong>Deniz depremi</strong></p>
<p>Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya yaıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu.</p>
<p>Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.</p>
<p><strong>Tsunami</strong></p>
<p>Diğer bir teoride bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabi ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste&#8217;nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur.</p>
<p>Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksekdir. Bu teoriye göre tüm yolcların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.</p>
<p><strong>Sağanak yağış</strong></p>
<p>Benzer bir senaryoda okyanusda oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste&#8217;nin batmayla yüzyüze kalmasına yol açmış olabilir.Bu olay ayrıca Mary Celeste&#8217;nin Dei Gratia mürettabatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.</p>
<p>James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Patlama</strong></p>
<p>Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamışdı ve bu yüke güvenmiyordu.</p>
<p>1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.</p>
<p>Tarihçi Conrad Byers&#8217;e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güveni bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.</p>
<p>2005 yılında bu teori Alman tarihci Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi&#8217;nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kağıt bazlı tüpler kullanıldı, bullundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13°C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir.</p>
<p>Fakat modelde hiçbir kağıt bazlı tüp bozulmamışdı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuşdu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor.</p>
<p>Gemi os ırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste&#8217;ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.</p>
<p>Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer&#8217;ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettabatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks &#8216;in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.</p>
<p>Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.</p>
<p><strong>Ergotizm</strong></p>
<p>Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste&#8217;de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişdi.</p>
<p><strong>İsyan</strong></p>
<p>Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan&#8217;a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Sarhoşluk</strong></p>
<p>Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan&#8217;ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.<br />
Geminin erken tahliyesi</p>
<p>2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekile İtalya&#8217;ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almışdı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası&#8217;na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;text=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;t=Mary Celeste gemisinin sırrı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=Mary Celeste gemisinin sırrı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmary-celeste-gemisinin-sirri%2F&name=buzlu.org&description=Mary+Celeste+gemisinin+s%C4%B1rr%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mary-celeste-gemisinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekim Devrimi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 10:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevik Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevikler]]></category>
		<category><![CDATA[Октябрьская революция]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[icraatları]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikolai Gorbunov]]></category>
		<category><![CDATA[Oktyabrskaya revolyutsiya]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[sovyetler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Lenin]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Milyutin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5471</guid>
		<description><![CDATA[Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir. Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5473" title="ekim devrimi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png" alt="" width="304" height="193" /></a></p>
<p>Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir.</p>
<p>Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim Devrimi ile Temmuz Günleri ile iktidarı tekleşerek ele geçiren ancak Kornilov Olayı ile güç ve destek kaybeden Geçici Hükümetten iktidar alınmış Bolşeviklerin ve müttefikleri olan Sol SR’ların çoğunlukta olduğu Sovyetlere verilmiştir.</p>
<p>Bu gelişmelerin üzerine Bolşevik karşıtı monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Rus İç Savaşını başlatmıştır. 1922 yılnda iç savaştan galip çıkan Bolşevikler Sovyetler Birliği&#8217;ni kuracaklardır.</p>
<p>İlk başlarda olaydan Ekim Darbesi veya 25 Ayaklanması olarak bahsedilir. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmi olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Arkaplanı</strong><br />
20.yüzyıla girildiğinde Rusya İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılmaktadır. Rusya Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşar.</p>
<p>Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşına girecek ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halk tarafından hissedilecektir. Sonunda bu rahatsızlıklar 1917 yılının ilk aylarında Şubat Devrimi olarak adlandırılan olaylarla patlak verir ve Çarlık rejimi devrilir.<span id="more-5471"></span></p>
<p>O zamana kadar toplanmakta olan Duma çoğunluğunu Çarlık rejimine yakın çevrelerin oluşturduğu milletvekilleri Geçici Hükümeti kurduklarını ilan ederek yönetimi almaya çalışsa da tabanda örgütlenen asker, köylü ve işçi sovyetleri de alternatif iktidar olarak ortaya çıkar ve ikili bir iktidar dönemi yaşanır.</p>
<p>Ancak Geçici Hükümetin uyguladığı poltikalar Çarlık rejimi politikalarından pek de farklı olmadığından ötürü rahatsızlıklar sürmektedir.</p>
<p>Şubat Devriminin çıkış sebeplerinden birisi olan halktaki barış isteği dikkate alınmamış, İtilaf Devletlerinin istekleri doğrultusunda I. Dünya Savaşına devam edilmiştir. Mayıs ayında yaptığı açıklamada Geçici Hükümetin Dışişleri Bakanı Pavel Milyukov savaşa devam edileceğini ve zafere ulaşılana dek mücadelenin süreceğini açıklamıştır. Rus cephesindeki Alman ordularının Batı cephesine kaydırılmasını istemeyen İtilaf Devletlerinin baskısıyla alınan bu karar halkta galeyana yol açmış ve protesto edilmiştir.</p>
<p>Temmuz ayında Almanya İmparatorluğu ordularına karşı düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıdan sonra eylemlerde 500 bin işçi Geçici Hükümetin istifasını istemiştir. 16 temmuz günü kendiliğindne başlayan ve Temmuz Günleri olarak adlandırılan olaylarda askerler ve işçiler sovyetler lehine iktidarı almaya kalksalar da başarılı olamayacak ve Geçici Hükümet tarafından bastırılacaktır. Sovyet yönetimindeki Menşevik ve SR’lar da ayaklanmayı desteklememiş, bastırılmasından yana olmuşlardır. Gösterilerin bastırılması sırasında 56 kişi ölecek, 560 kişi de yaralanacaktır.</p>
<p>Bu dönemden sonra artık Sovyetler Geçici Hükümet karşısında bastırılmış durumdadır. Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gitmektedir. Sanayi ve ulaşımdaki düzensizlikler üretimin 1916 yılları seviyesine düşmesine yol açmış, kapanan işletmeler yüzünden yoğun işsizlik yaşanmaktadır. İşçilerin eline geçen ücret düşmüş ve alım gücü 1913 yılı seviyelerine gerilemiştir. Ülkenin borçları 50 milyar rubleyi aşmış durumdadır ve iflasın eşiğindedir.</p>
<p>Temmuz Günlerini özellikle Bolşeviklere karşı baskı dönemi izler. Lenin Finlandiya’ya kaçacak, Troçki başta olmak üzere çok sayıda Bolşevik lider tutuklanacaktır. Kurulan yeni Geçici Hükümette Aleksandr Kerenski başbakan olur.</p>
<p>Kerenski’nin bilgisi dahilinde ve Petrograd’daki sosyalist örgütlere karşı Çarlık Ordusu komutanlarından Lavr Kornilov komutasındaki Kazak Ordusu şehre gelerek sıkıyönetim ilan etmek ve idareyi ele almak için ilerler.</p>
<p>Kornilov Olayı olarak bilinen olay sırasında Kerenski paniğe kapılarak darbenin kendisini de tasifye edeceğini anlar ve o sırada en güçlü ve en örgütlü siyasi güç olan Bolşeviklerden yardım ister. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve diğer şehirlerdeki Bolşevik işçi ve askerler Kornilov karşıtı eylemler yaparlar.</p>
<p>Bolşevik Parti Merkez Komitesi 27 Ağustos 1917’de yaptığı açıkalmada Şubat Devrimi ile kazanışan herşeyi boğmak için Petrograd’a ilerleyen Kornilov birliklerinin durdurulması çağrısı yapar. Özellikle demiryolu işçilerinin engellemesi ve Kazak Bolşevik askerlerin propagandası sonucu Kornilov’un ordusu dağılır ve darbe girişmi başarısız olur. Bu olayda Bolşeviklerin gücü sınanmış olacak ve iktidarın alınamsında önemli bir evre geçilmiş olacaktır.</p>
<p>Kornilov’un darbesinin başarısız olmasıyla beraber Bolşeviklerin saygınlığı ve Sovyetlerdeki desteği artar. Petrograd, Moskova başta olmak üzere Briansk, Samara, Saratov, Tasritsyn, Minsk ve Kiev Sovyetlerinde çoğunluğu kazanırlar. Tüm Rusya Sovyetler Merkezi Yönetim Komitesi iktidarın alınması yönünde karar alır.</p>
<p>Eylül ve Ekim aylarında Moskova ve Petrograd sanayi işçileri, Donbas maden işçileri, Ural metal sanayi işçileri, Bakü petrol işçileri, tekstil işçileri ve demiryolu işçileri sayısız grev yaparak Geçici Hükümeti protesto ederler. Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçinin grev süreçlerine katıldığı düşünülmektedir. İşçiler çoğu fabrika ve işyerinde yönetimi ele almış ve üretim ile dağıtımı kontrol etmekteydi.</p>
<p>Ekim 1917’ye gelindiğinde kırda da benzer bir durum vardır. Büyük toprak sahiplerine karşı yoksul köylüler tarafından 4 binin üzerinde ayaklanma eylemi kaydedilmiştir. Geçici Hükümetin toprak sahiplerinden yana davranması ve ayaklanmaları bastırmak için askeri birlik göndermesi yoksul köylüleri de toprakların kendilerine verileceğini söyleyen Bolşeviklere yakınlaştıracaktır.</p>
<p>Cephede, şehirlerdeki garnizonlarda ve savaş gemilerindeki askerler ve bahriyeliler de açıkça Geçici Hükümeti tanımadıklarını ilan edecek ve seçilmiş temsilcilerini Sovyetlere göndererek iktidarın alınmasından yana görüş bildireceklerdir.<br />
<strong>Gelişimi</strong></p>
<p>10 Ekim günü toplanan Bolşevik Merkez Komitesi silahlı ayaklanma gündemiyle toplanır ve 10-2 oyla ayaklanma lehine karar alınır.</p>
<p>25 Ekim 1917 Bolşevikler günü başkent Petrograd’da artık işlemez haldeki Kerenski önderliğindeki Geçici Hükümete karşı hareket geçer. İktidarın alınması sırasında kan dökülmeyecek ve Bolşeviklere bağlı Kızıl Muhafızlar neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan tüm hükümet ve devlet binalarını ele geçirip son olarak Kışlık Saraya 25-26 Ekim gecesi saldırırlar. Bu saldırı bolşevik önder Vladimir Antonov-Ovseenko tarafından sevk ve idare edilir.</p>
<p>Saldırı için işaret Aurora kruvazöründen kurusıkı ateşlenen top ateşidir. Kazaklar, askeri öğrenciler ve kadınlar birliği tarafından korunan saray sabaha karşı saat 02 sularında düşer. Devrimin resmi tarihi 25 Ekim olacaktır. İktidar fiilen alındıktan sonra toplanmakta olan ve çoğunluğunu Bolşevik ve müttefikleri olan Sol SR vekillerinin oluşturduğu 2. Tüm Rusya Sovyetler Kongresine iktidarın teslim edildiği ilan edilir.<br />
<strong>Sonuçları</strong></p>
<p>2. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresindeki 670 delegeden yarısından yaklaşık 300’ü Bolşevik, yaklaşık 100’ü de Sol SR olduğundan kongredeki çoğunluk Aleksandr Kerenski hükümetinin devrilmesini onaylayacaktır. Kışlık Sarayın alınma haberi kongreye ulaştığında iktidarın İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyeti olarak alındığı ilan edilecek ve Ekim Devrimi onaylanacaktır. Kongrede bulunan sağ kanat ve SR temsilciler alınan kararı protesto edip kongreyi terk edecektir.</p>
<p>Protestoya katılıp Lenin ve Bolşeviklerin yasadışı şekilde iktidarı aldığını belirten Menşevikler de kongreden ayrılır. Ertesi gün Kongre yeni Sovyet hükümetininin temeli olan Halk Komiserleri Konseyini (Rusçası: Совет народных коммиссаров, Latin harfleriyle kısaltması Sovnarkom’dur) seçer. Kurucu Meclis toplanıncaya kadar iktidarda olacağı açıklanan Sovnarkom ilk olarak Barış ve Toprak Kararnamelerini kabul ederek I. Dünya Savaşından çekildiklerini ve büyük toprak sahiplerine ait toprakların da yoksul köylülere dağıtıldığını açıklar.<br />
<strong>Görev dağılımı</strong></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5472" title="ekim devrimi görev dağılımı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png" alt="" width="378" height="469" /></a></p>
<p><strong>İlk icraatlar</strong></p>
<p>Sovnarkom, kendisine karşı cephe alan başta Kadetler olmak üzere özellikle monarşi yanlısı partilerle, Kerenski kabinesi üyelerini tutuklar. 20 Aralık 1917’de devrimi korumak için Çeka (Rusçası: Vserossiiskaia chrezvychainaia komissiia po bor&#8217;be s kontrrevoliutsiei i sabotazhem, Tüm Rusya Karşı-Devrim ve Sabotajla Savaş Olağanüstü Komisyonu) kurulacaktır.</p>
<p>Şehirde işçilerin ve kırda da köylülerin ittifakını simgeleyen orak ve çekiç Sovyetler Birliğinin arması olarak kabul edilir. Sovnarkom’un aldığı ve uyguladığı ilk kararlarda 1871 yılındaki ilk işçi iktidarı denemesi olan Paris Komününün etkisi hissedilir. Alınan kararlar arasında en önemlileri arasında şunlar sayılabilir:</p>
<p>Tüm bankalar kamulaştırılmıştır.<br />
Tüm fabrikaların denetimi Sovyetlere geçmiştir.<br />
Tüm banka hesaplarına el konmuştur.<br />
Kiliselerin bütün malvarlıklarına (banka hesapları dahil) el konulmuştur.<br />
İşçi asgari ücretlerine zam yapılmış ve sekiz saatlik işgünü kabul edilmiştir.<br />
Bütün dış borçlar reddedilmektedir.</p>
<p><strong>Rus İç Savaşı</strong></p>
<p>Bolşeviklerin Rusya İmparatorluğunun diğer şehirlerinde iktidarı ele geçirmeleri de zor olmayacaktır. Bolşevikler çok uluslu Rusya topraklarında özellikle Rus olmayan bölgelerde bağımsızlık talebinde bulunan yerel hareketler iktidarın alınmasını zorlaştırmıştır.</p>
<p>Örneğin Ukrayna Rada’sı 23 Haziran 1917’de otonom olduğunu ilan etmiş, 25 Ocak 1918’de de bağımsız olduğunu ilan etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Doğu cephesinde engelsiz ilerleyen Alman İmparatorluğu birlikleri de Sovyet karşıtı Ukrayna bağımsızlığını desteklemiş ve Ukrayna’daki Bolşeviklere karşı katliam uygulanmıştır.</p>
<p>Ekim Devrimi ile parlamenter sistemden sosyalist temsil sistemine geçilmiştir. Ancak Ekim Devrimi ile görece kansız şekilde alınan iktidar, Bolşevik karşıtlarının örgütlenerek Beyaz Ordu’yu oluşturmaları ile kanlı bir iç savaşa sürüklenecektir. İtilaf Devletleri ülkenin her tarafına asker çıkartarak iç savaşa dahil olacaktır. Bolşevikler 1918-1922 yılları arasında süren ve ülkenin çok büyük yıkıma uğramasına yol açan iç savaştan zaferle ayrılacaktır.</p>
<p>Bolşevikler savaş yıllarında şehirleri ve Kızılordu’yu öncelikli olarak beslemek için uygulamaya koyduğu Savaş Komünizmi politikaları çok sayıda köylü ayaklanmasına yol açacak, en son yaşanan Kronstadt Ayaklanmasından sonra 10. Parti Kongresi kararıyla NEP uygulamaları devreye sokulacaktır. Dış borçlarını tahsil edemeyen ve Çarlık rejiminin devamını talep eden İtilaf Devletlerinden ABD 1933 yılına kadar Sovyetler Birliğini tanımayacaktır. Avrupa ülkeleri ise 1920’li yılların sonuna doğru ancak ikili ilişkileri kuracaktır.<br />
<strong>Geleneği</strong></p>
<p>Kızıl Ekim deyimi de Ekim Devrimi sırasındaki olayları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu isimle Stalingrad’da bir çelik fabrikası, Moskova’da bir şeker fabrikası ve hayali bir Sovyet denizaltısı bulunmaktadır.</p>
<p>Sergey Ayzenştayn’ın Ekim isimli filmi John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün adlı eserinin sinemaya uyarlanmasıdır. Film 1927 yılında çekilmiş ve özellikle Kışlık Sarayın basılması sırasında gerçekten bu saldırıda bulunan askerler figüran olarak kullanılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;text=Ekim Devrimi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;t=Ekim Devrimi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=Ekim Devrimi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&name=buzlu.org&description=Ekim+Devrimi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964</title>
		<link>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 07:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ajanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Brinks Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[casuslar]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[motel]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[saygon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vietkong]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5433</guid>
		<description><![CDATA[1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5434" title="Brinks_Hotel" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg" alt="" width="433" height="336" /></a></p>
<p>1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı sivillerden oluşan yaklaşık altmış kişi ise saldırıyı yaralı olarak atlattı.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki; iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise; Güney Vietnamlılara, Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti.</p>
<p>Saldırı, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;ın yönetimi içinde tartışmalara neden oldu. Pek çok danışmanı Kuzey Vietnam&#8217;ın misilleme olarak bombalanmasını ve ABD Ordusu&#8217;nun savaşa sokulmasını savunurken Johnson, yürürlükte olan Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nun Vietkong&#8217;a karşı Güney Vietnam&#8217;ı koruması için eğitilmesi stratejisini tercih etti. Tartışmadan Johnson galip çıktı ve herhangi bir harekette bulunulmadı.<span id="more-5433"></span></p>
<p>Arka plân ve planlama</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından komünist oluşum olan Viet Minh, Vietnam&#8217;ın bağımsızlığını kazanması için Fransız kolonici güçlere karşı mücadele etmekteydi. 1954&#8242;teki Dien Bien Phu Muharebesi&#8217;ndeki Fransız yenilgisinin ardından Vietnam, 17. paralelden ikiye bölünmüştü. 1956 yılında bir yeniden birleşme referandumu beklenmekteydi. Referandumun iptal edilmesi, komünist Kuzey Vietnam ve anti-komünist Güney Vietnam&#8217;ın iki ayrı devlet olarak varlıklarını sürdürmesine sebep oldu. 1950&#8242;lerin sonlarında, Kuzey Vietnam destekli gerilla grubu Vietkong; ülkeyi komünist hakimiyeti altında yeniden birleştirmek için bir direnişe başladı. Bu dönemde Soğuk Savaş da zirve noktasındaydı. Güney Vietnam&#8217;ın ana destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri;[6] ülkeye, Vietkong&#8217;a karşı savaşmaları için Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nu (VCO) eğitmek ve orduya rehberlik etmek amacıyla askeri danışmanlar gönderdi. 1964 yılında, ülkede 23 bin Amerikan askerî personeli vardı. Komünistler ise Amerikalıları koloniciler, Güney Vietnam&#8217;ı da ABD&#8217;nin kuklası olarak gördü ve her ikisine de saldırmaya başladı.</p>
<p>Bombalı saldırı, yaralanmayan ve hiçbir zaman yakalanamamış olan iki Vietkong casusu tarafından gerçekleştirildi. Nguyen Thanh Xuan, savaş bittikten sonra tarihçi Stanley Karnow&#8217;a saldırıdaki rolünü anlattı. Kasım ayının sonlarında, Xuan ile yoldaşı bir Vietkong aracısından Brinks Oteli’ni bombalamak üzere emir aldı. Binada içerinde yarbay ve binbaşılar da bulunan ABD Ordusu subayları kalmaktaydı,[8] bunun yanı sıra görev dışındaki personeli de saygın yemekleri, çatı katındadaki oturma alanı ve film gösterimleriyle çekmekteydi. Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti. Vietkong ikilisi, hedeflerini dışarıdaki kalabalığa karışarak bir ay boyunca gözetledi. Güney Vietnamlı subayların Amerikalılarla kaynaştığını gören ikili, Saygon&#8217;un kara pazarından daha yakınlaşmalarını sağlayacak VCO üniformalarını temin etti. Xuan kendini bir şoför olarak gizledi, arkadaşı ise bir Güney Vietnamlı binbaşı kılığına girdi. Subayların arasına karıştı, böylece onların davranışlarını, konuşma stillerini, hatta sigara içme tarzlarına alıştı ve bunları uyguladı. Daha sonra ikili saldırı için gerekli olan iki araba ve patlayıcıları temin etti.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki, iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise, Güney Vietnamlılara Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti. Xuan ayrıca &#8220;Amerikalılar tarafından işlenen tüm suçların bu sinir merkezinden yönetildiğini&#8221; de ekledi. Xuan Noel akşamı kutlamalar nedeniyle binadaki Amerikalı subay sayısının daha fazla olacağını ve bu nedenle ölü ve yaralı sayısının sıradan bir gündekine göre daha yüksek olacağını da düşündü.</p>
<p>Patlama</p>
<p>Bombacılar arabalardan birinin bagajına 90 km ağırlığındaki bombayı gizledi  ve saatini 17:45&#8242;te, askerlerin içki içip eğlendikleri saatte patlaması için ayarladı. İkili aracı otele düzeyinde park etti. Aldıkları istihbaratlardan belli bir Amerikan albayının ABD&#8217;ye döndüğü bilgisiyle, ikiliden binbaşı kılığında olanı, otel görevlisine Da Lat&#8217;tan geleceğini iddia ettiği albayla randevusu olduğunu söyledi. Görevli doğru bir şekilde albayın ülkeden ayrıldığını söyledi; fakat &#8220;binbaşı&#8221; ona yanıldığını söyleyerek ısrar etti. &#8220;Binbaşı&#8221; daha sonra arabasını otelin altına park ettirip &#8220;şoförü&#8221;ne albayı başka bir arabayla gidip almasını söyledi. Daha sonra oteli terk eden &#8220;binbaşı&#8221;, güvenlik görevlilerine albay geldiğinde onu beklemesini söylemelerini istedi ve bütün gündür hiçbir şey yemediğini, bu nedenle yakınlardaki bir kafeye gidip yemek yiyeceğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Binbaşı&#8221; yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü. Saldırı sonucu ilk ölen ve en yüksek rütbeli olan kişi, yirmi yıldır orduda çalışmakta olan Yarbay James Robert Hagen idi. İkinci kurban ise 23 Ocak 1965 günü yaraları nedeniyle ölen ve astsubay çavuş rütbesinde olup 20 yıldır orduda çalışmakta olan Benjamin Beltra Castaneda&#8217;ydı.</p>
<p>Çeşitli kaynaklardaki yaralı kayıtları birbirini tutmamaktadır. Karnow 58 kişinin (asker ve sivil) yaralandığı belirtirken, Mark Moyar 38 Amerikalı askeri personel ile 25 Vietnamlı sivilin, gazeteci A. J. Langguth ise 10 Amerikalı ile 43 Vietnamlının yaralandığını belirtmektedir. Binayı destekleyen çelik kirişler dışında zemin kat tamamen yerle bir oldu. En alttaki diğer dört katta da küçük delikler oluştu ve önemli zararla ayakta kaldılar. Patlama yeraltı otoparkında içinde gaz dolu tüpler bulunan kamyoların varlığı nedeniyle daha da önemli zarara yol açtı. Patlama gazı patlattı ve bu da bir ateş topunun oluşmasına neden oldu. O sıralarda, Amerikan personelini eğlendirmek için içlerinde Bob Hope&#8217;un da bulunduğu göstericiler Saygon&#8217;daydı. Hope&#8217;un bir hedef olup olmadığı belli değildir; Moyar Hope&#8217;un bir hedef olduğunu; fakat bir bagaj sorunu yüzünden havalimanından gelmekte geciktiğini belirtir; Lawrence J. Quirk ise Hope ve grubunun sokaktaki başka bir otelde kalmakta olduklarını ve patlamadan zarar gören bölge içinde olmadıklarını söylemektedir.</p>
<p>Tepkiler</p>
<p>Saldırı, Saygon&#8217;un Güney Vietnam hükümeti kontrolü altında olduğunu ve Vietkong&#8217;un sadece kırsal alanlarda bir tehdit olduğunu düşünen Amerikalı yetkililer ve politika yapanları şaşırttı. Devrilmeden önce kısa bir süre yönetimde kalan askeri cuntaların o dönem için sonuncusu son zamanlarda gerçekleşmiş olduğundan Güney Vietnam yönetimi istikrarsızdı. İç çatışma, cuntanın yüksek rütbeli subayları arasındaki anlaşmazlığın savaştaki çabları raydan çıkardığına inanan ABD&#8217;nin Güney Vietnam büyükelçisi ve eski genelkurmay başkanı Maxwell Taylor&#8217;ın canını sıktı. Bombalı saldırıdan iki hafta önce generaller sivil bir danışma organı olan Yüksek Ulusal Konsey&#8217;i dağıtmı, bu da Taylor&#8217;ın generalleri ofisinde toplamasına yol açmıştı. Büyükelçi daha sonra generalleri sert bir şekilde eleştirdi ve başkan General Nguyen Khanh&#8217;a güvenmemesi nedeniyle onun istifasını ve sürgüne gitmesini istedi.</p>
<p>Khanh, Taylor&#8217;ı sınırdışı etmekle tehdit etti, Taylor ise kendisinin zorunlu gidişinin Güney Vietnam&#8217;a ABD desteğinin sonu anlamına geleceğini belirtti.22 Aralık günü Khanh, Vietnam Radyosu&#8217;na &#8220;başka ülkelerin politikası için değil, halkın bağımsızlığı ve Vietnamlıların özgürlüğü için kurbanlar verdiklerini&#8221; söyledi.Khanh 23 Aralık günü New York Herald Tribune&#8217;de yayımlanan bir röportajda Taylor&#8217;ı açıkça topa tuttu ve saldırının yaşandığı gün &#8220;yabancı idaresi&#8221;nden bağımsızlık ilan etti. Bu sırada, Khanh gizlice komünistlerle müzakere etmekteydi ve birlikte bir barış yaparak Amerikalıları Vietnam&#8217;dan atmayı ummaktaydı. Bunun bir sonucu olarak, Vietkong bir radyo yayını aracılığıyla saldırıdan sorumlu olduğunu ilan etse de,belli bir azınlık saldırının arkasında Khanh ve subaylarının olduğundan şüphe etti.</p>
<p>Taylor, Güney Vietnam&#8217;daki ABD ordusunun başı olan General William Westmoreland ve Saygon ile Washington DC&#8217;deki diğer subaylar, başkan Lyndon Baines Johnson&#8217;ın Kuzey Vietnam&#8217;a yapılacak misilleme hava saldırılarına izin vermesini istedi. Taylor Noel günü (25 Aralık) Washington&#8217;a &#8220;Hanoi mevcut sıkınıtlarımıza rağmen kâğıttan sandığı kaplanın hâlen dişli olduğunu görecek ve bu bölgedeki ABD etkisi artacaktır. Bazı kavgalarımız büyük ihtimalle yaptıklarımızın doğuracağı istek nedeniyle sona erecektir&#8221; diyen bir mesaj gönderdi. Taylor ABD&#8217;ye Khanh cuntasıyla kendisi arasındaki düşmanlığı sebep göstererek tek başına böyle bir harekette bulunmasını tavsiye etti.</p>
<p>Johnson, Noel günü ABD&#8217;deki danışmanlarını tartışma amacıyla Teksas&#8217;taki çiftliğine çağırdı. Dışişleri Bakanı Dean Rusk ile Savunma Bakanı Robert McNamara Johnson&#8217;a Taylor&#8217;ın önerisini reddetmesini önerdi. Johnson hava saldırısını uygulamak istemedi; çünkü Noel döneminde bir gerginliğin halkın moralini etkileyeceğini düşünüyordu. Johnson ayrıca Saygon&#8217;daki istikrarsızlık sebebiyle uluslararası toplum ve Amerikan halkının saldırının arkasında Vietkong&#8217;un olduğuna inanmayacağını ve bunun yerine yerel iç çatışmaları sorumlu tutacaklarını kaydetti. Bu Vietkong&#8217;un halihazırda sorumluluğu almış olduğu gerçeğine tersti. Johnson yönetimi yetkilileri saldırıdan dört gün sonra Vietkong&#8217;un sorumlu olduğu sonucuna vardı. Johnson herhangi bir misilleme saldırı için çok geç olduğunu, olayın üzerinden 36 saat geçtikten sonra yapılacak bir saldırının nedensiz olacağına inanıyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Taylor ve büyükelçiliğe, &#8220;Saygon&#8217;daki geniş kapsamlı karışıklıklar dikkate alındığında, halkın ABD&#8217;nin hava saldırılarına karşı tepkisinin Johnson yönetiminin Güney Vietnam&#8217;daki] bir iç krizden çıkmaya çalıştığı yönünde olacağı&#8221;nı belirten bir telgraf çekti. Johnson, Taylor&#8217;a &#8220;Her ne zaman bir askeri harekat için tavsiye alsam, bana sanki büyük çapta bir bombardıman isteniyormuş gibi geliyor. Hiçbir zaman bu savaşın havadan kazanılacağını düşünmedim&#8221; dedi. O dönemde, Johnson zaman içinde bir politika hâline gelen bir strateji olan subaylarının Kuzey Vietnam&#8217;a karşı büyük çaplı bir bombardıman önerisini kabul etmekte isteksizdi.</p>
<p>Ocak 1965&#8242;te, Vietkong gizli bir şekilde Güney Vietnam&#8217;daki üçüncü konferansını gerçekleşti ve misilleme yapamayan ABD&#8217;nin &#8220;Kuzey Vietnam&#8217;a saldırmak veya Güney Vietnam&#8217;ı korumak için gerekli iradeden mahrum olduğu&#8221; sonucuna vardı. O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnam&#8217;a silah ve asker gönderdiğini inkar etmekteydi. Gerçekte, iki taraf da birbirlerinin sınırlarından içeri sızıp düşmanca askeri faaliyetler yürüterek Cenevre Kuralları&#8217;nı ihlal etmekteydi. Bu sırada, Kasım 1964&#8242;te Güney Vietnam yönetimi basına sansür uyguladı ve komünistlerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle on gazeteyi kapattı.</p>
<p>Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı. Johnson ABD askeri danışmanları ve personelinin bölgede bulunmasının VCO&#8217;yu güçlendirmeye yeteceğini umut etmekteydi; ama Savunma Bakanlığı&#8217;ndan olan danışmanları ABD askerinin savaşması gerektiğini düşünmekteydiler.[15] Bu başkanın sivil ve askeri danışmanları arasındaki tansiyonu yükseltti, daha sonra ABD askerleri 1965 yılında savaşta yer almaya başladı. ABD Ordusu Savaş Koleji&#8217;nden David Tucker, saldırının &#8220;alışılagelmiş askeri denge için önemsiz; fakar düşmanın [Vietkong] odağında olan siyasi çaba için önemli olduğu&#8221;nu söyledi. Otel onarıldı ve komünistler 30 Nisan 1975&#8242;te Saygon&#8217;u alana kadar Amerikan askerleri orada kalmaya devam etti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;text=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;t=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&name=buzlu.org&description=Brinks+Oteli+bombal%C4%B1+sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1+1964" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 07:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizci]]></category>
		<category><![CDATA[Flying Dutchman]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[mürettebat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[neredeler]]></category>
		<category><![CDATA[sheep]]></category>
		<category><![CDATA[suçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tayfa]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Hollandalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5449</guid>
		<description><![CDATA[Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler . Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5450" title="flying_Dutchman" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/flying_Dutchman.jpg" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>Flying Dutchman ya da Uçan Hollandalı, eski bir denizci efsanesidir.</p>
<p>Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken&#8217;ın kaptanlığını yaptığı &#8216;Uçan Hollandalı&#8217; mola vermek için Ümit Burnu&#8217;na yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler .</p>
<p>Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp alabora olurken Van Der DeckenNe pahasına olursa olsun Ümit Burnu&#8217;nu geçeceğim der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez.</p>
<p>Fakat bölgedeki insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Holandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.<span id="more-5449"></span></p>
<p>Hikayeye inanan onlarca denizci umit burnunu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip korsanlarına da konu olmuştur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;text=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;t=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=Eski bir denizci efsanesi uçan Hollandalı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Feski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Eski+bir+denizci+efsanesi+u%C3%A7an+Hollandal%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/eski-bir-denizci-efsanesi-ucan-hollandali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milletler cemiyeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Sep 2011 16:58:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[üyeler]]></category>
		<category><![CDATA[eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yılında]]></category>
		<category><![CDATA[kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Milletler cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yakın tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5399</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı. Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5400" title="Milletler cemiyeti" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/Milletler-cemiyeti.jpg" alt="" width="314" height="249" /></a></p>
<p>Birleşmiş Milletler&#8217;in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından İsviçre&#8217;de 10 Ocak 1920&#8242;de &#8220;Cemiyet-i Akvam&#8221; adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 1946 yılında dağıldı.</p>
<p>Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919&#8242;da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu.</p>
<p>Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu&#8217;nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.</p>
<p>20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı&#8217;nın çıkmasını engelleyemedi. Savaş sonrası 18 Nisan 1946&#8242;da Cenevre&#8217;de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar verdi.<br />
<span id="more-5399"></span><br />
Her savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktaydı.</p>
<p><strong>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Mahiyeti ve Organları</strong></p>
<p>Milletler Cemiyeti Sözleşmesi&#8217;nin başlangıç bölümünde, cemiyetin genel amaçları ile üyelerinin yüklendikleri sorumluluklar şöyle belirlenmiştir:</p>
<p>Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek.</p>
<p>Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise:</p>
<p>Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktı (Madde 1).</p>
<p>Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşacaktı (Madde 2).</p>
<p>Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ediyorlardı (Madde 8).</p>
<p>Cemiyet, üyeleri arasındaki çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey&#8217;de inceleyecekti (Madde 12).</p>
<p>Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşme&#8217;nin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktı (Madde 21).</p>
<p>Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecekti (Madde 22).</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin Başarısızlık Sebepleri</p>
<p>Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi.</p>
<p>Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu.</p>
<p>Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu.</p>
<p>Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya&#8217;ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti&#8217;ni etkisiz duruma getiren nedenler arasında sayılabilir.</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması.</p>
<p>Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Milletler Cemiyeti&#8217;ne Bakışı</p>
<p>Milletler Cemiyeti&#8217;nin müzakere edildiği dönemde Tükiye&#8217;nin uluslararası ilişkilerde varlık gösterebilecek bir siyasi durumu yoktu. Cemiyet kurulduğunda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. 14 Kasım 1922&#8242;de İsmet Paşa Lozan Konferansı&#8217;nda bir açıklama yaparak barış antlaşması sonrasında Türkiye&#8217;nin Cemiyet&#8217;e üye olmaktan memnun olacağını ifade etmiştir.</p>
<p>Ancak Musul sorununun devam etmesi nedeniyle Türkiye üye olmamış, bu sorunla ilgili olarak Cemiyet&#8217;in verdiği karar da Cemiyet&#8217;e karşı olumsuz düşüncelerin artmasına yol açmıştır.</p>
<p>Ancak gene de Türkiye Milletler Cemiyeti&#8217;nin konferansalarına ve silahsızlanma komisyonuna katılmış, teknik ve insani etkinliklerine ilgi göstermiştir. Türkiye MC&#8217;ye daha sonra üye olmuştur.(18 Temmuz 1932)
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;text=Milletler cemiyeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;t=Milletler cemiyeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=Milletler cemiyeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilletler-cemiyeti%2F&name=buzlu.org&description=Milletler+cemiyeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/milletler-cemiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 06:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kiros]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[milattan önce]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[pers]]></category>
		<category><![CDATA[Pers Kralı]]></category>
		<category><![CDATA[saka]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5303</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Kiros  M.Ö. 576 ya da 590  ayrıca II. Kiros, Büyük Keyhüsrev ve Büyük Kuraş olarak da bilinir. Pers İmparatorluklarından Akamanış Hanedanı&#8217;nı kuran kurucusu ve ilk kraldır. Kiros güneybatı Asya&#8217;nın çoğunu ele geçirmişti. İlk insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen Kiros Silindiri&#8217;nin yaratıcısıdır. Anshan&#8217;daki Perslerin hükümdarı iken, Medes&#8217;i fethetmiş ve ayrık iki Pers devletini birleştirmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Büyük-Kiros.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5304" title="Büyük Kiros" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Büyük-Kiros.jpg" alt="" width="200" height="133" /></a></p>
<p>Büyük Kiros  M.Ö. 576 ya da 590  ayrıca II. Kiros, Büyük Keyhüsrev ve Büyük Kuraş olarak da bilinir.</p>
<p>Pers İmparatorluklarından Akamanış Hanedanı&#8217;nı kuran kurucusu ve ilk kraldır.</p>
<p>Kiros güneybatı Asya&#8217;nın çoğunu ele geçirmişti. İlk insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen Kiros Silindiri&#8217;nin yaratıcısıdır.</p>
<p>Anshan&#8217;daki Perslerin hükümdarı iken, Medes&#8217;i fethetmiş ve ayrık iki Pers devletini birleştirmiştir.</p>
<p>M.Ö. 559&#8242;da Medya) İmparatorluğu&#8217;nun bir bölgesi olan Anşan&#8217;ın yöneticisi olmuştu. M.Ö. 550 yıllarında Kral Astiages&#8217;i bozguna uğratip Medya Krallıgı&#8217;nı Pers İmparatorluğu&#8217;nun merkezi yaptı. M.Ö. 545 yılında Lidya Kralı Kroesus&#8217;u yenilgiye uğratarak Batı Anadolu&#8217;yu ele geçirdi.</p>
<p>Buradaki Yunan şehir devletlerini de ele geçirdi. M.Ö. 539&#8242;da Babil kentini fethedip Filistin&#8217;i de içine alarak Orta Doğu&#8217;nun çoğunu hükümdarlıgına kattı. Orta Asya’da Massagetler ile savaşta öldüğune dair bilgi aktarılmaktadır.</p>
<p>Pers kralı Büyük Kiros ise hiç durmadan Saka topraklarına akın düzenlemiştir. Persler Saka topraklarına girdiği vakit yakılmış tarlalardan başka bir şey bulamıyorlardı. Çünkü Sakalar geri çekiliyor ve savaş için uygun bir mevzi ve an bekliyorlar bu olmadığı takdirde de savaşa girişmiyorlardı. Sakaları kovalamaktan bıkan Büyük Kiros İran&#8217;a geri dönmek zorunda kalıyordu.</p>
<p>Bir süre sonra kendisine tabî olması ve kendisiyle evlenmeyi kabul ettiği takdirde Tomris Hatun ile uğraşmayacağını vaad etti. Tomris Hatun bunun bir oyun olduğunu biliyordu ve teklifi reddetti.<span id="more-5303"></span></p>
<p>Buna kızan Büyük Kiros büyük bir ordu toplayarak tekrar Saka topraklarına girer (Bu orduda savaş için eğitilmiş yüzlerce köpek de vardır).</p>
<p>Tomris Hatun artık kaçmanın yarar sağlamayacağını anlayıp uygun bir alan seçip Büyük Kiros&#8217;un ordusunu beklemeye başlar. İki ordu aralarında birkaç kilometre kalacak bir biçimde mevzilenir.Güneş battığı için savaşa tutuşmazlar ancak gece Büyük Kiros bir hile düşünmüş ve iki ordunun arasında bir çadır kurdurmuştur ve içinde güzel kızlar ve yiyecekler ve şarap bulunan çadıra ansızın saldırı düzenleyen Tomris Hatun&#8217;un oğlu ve beraberindeki kuvvetler, içerideki birkaç Persliyi öldürüp eğlenceye dalmışlardır.</p>
<p>Ancak birkaç saat sonra bir baskın düzenleyen Pers kuvvetleri çadırı basıp Tomris Hatun&#8217;un oğlu da olmak üzere içerideki Sakaları öldürürler.Tomris çok sevdiği oğlunun ölümüne üzülür. Yemin ederek şöyle söyler : Kana susamış kurus&#8230;.Sen oğlumu mertlikle değil o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama Güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım</p>
<p>Ertesi gün yapılan savaşı Sakalar kazanır. Şöyle ki ok atmakta usta olan ve savaş arabalarını büyük ustalıkla kullanan Sakalar, savaş köpeklerine rağmen Persleri bozguna uğratır. Ölenler arasında Pers kralı Büyük Kiros da vardır.</p>
<p>Tomris Hatun sözünde durar ve Büyük Kiros&#8217;un kesik başını kan dolu bir tulumun içine atar. Tomris Hatun, Büyük Kiros&#8217;un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak &#8220;Hayatında kan içmeye doymamıştın, şimdi seni, kanla doyuruyorum!&#8221; der.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpers-krali-buyuk-kiros-kimdir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;text=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;t=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;title=Pers Kralı Büyük Kiros kimdir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpers-krali-buyuk-kiros-kimdir%2F&name=buzlu.org&description=Pers+Kral%C4%B1+B%C3%BCy%C3%BCk+Kiros+kimdir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/pers-krali-buyuk-kiros-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnkaların çocuk kurbanları vardı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 18:24:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluklar]]></category>
		<category><![CDATA[inkalar]]></category>
		<category><![CDATA[kurbanlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5260</guid>
		<description><![CDATA[İnka İmparatorluğu&#8217;nu Konu edinen ilk vakayinameyi yazan İspanyol vakanüvislerinden Peder Barnabe Cobo, bize şimdi Bolivya Cumhuriyeti&#8217;nde olan Titikaka Gölü&#8217;ndeki Güneş Adası&#8217;ndan getirilen genç kızın yukardaki hikâyesini anlatır. Kız, eski Andlar&#8217;ın en büyük hac merkezlerinden ve dini tapınaklarından birinde kurban edilecekti. Ancak kız, kurban edilemeyince hikâyesini İnka İmparatorluğu&#8217;nun 1532&#8242;de fethinden birkaç yıl sonra adaya gelen bazı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/inkaların-Çocuk-Kurbanları.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5261" title="inkaların Çocuk Kurbanları" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/inkaların-Çocuk-Kurbanları.jpg" alt="" width="352" height="265" /></a></p>
<p>İnka İmparatorluğu&#8217;nu Konu edinen ilk vakayinameyi yazan İspanyol vakanüvislerinden Peder Barnabe Cobo, bize şimdi Bolivya Cumhuriyeti&#8217;nde olan Titikaka Gölü&#8217;ndeki Güneş Adası&#8217;ndan getirilen genç kızın yukardaki hikâyesini anlatır. Kız, eski Andlar&#8217;ın en büyük hac merkezlerinden ve dini tapınaklarından birinde kurban edilecekti. Ancak kız, kurban edilemeyince hikâyesini İnka İmparatorluğu&#8217;nun 1532&#8242;de fethinden birkaç yıl sonra adaya gelen bazı İspanyollar&#8217;a anlatacaktı.</p>
<p><em>Bir keresinde bu adaya kurban edilmek üzere on dört yaşında bir kız  getirilmişti. Ancak başrahip kızı kabul etmedi. Vücudunu titiz bir  muayeneden geçirince memelerinin birinin altında küçük bir ben bulmuştu.  Bu nedenle tanrılarına kurban edilmeye değer bulunmamıştı. PEDER  BERNABECOBO, 1653</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnkalar hakkındaki bilgilerimiz Cobo gibi eski zaman vakanüvislerinden ve çağdaş arkeolojik araştırmalardan gelmektedir. İnka İmparatorluğu&#8217;nun çok büyük, çok-etnikli, çok-dilli bir devlet olup 4000 kilometrekare bir alana yayıldığını biliyoruz, iktidar hanedanlarını 16. ya da 14. yüzyılda kuran halk Andlar&#8217;ın çok yükseklerinde olan Cuzco&#8217;da yaşıyorlardı ve burası onlara göre dünyalarının maddi ve manevi merkeziydi.<span id="more-5260"></span></p>
<p>İnka İmparatorluğu&#8217;nun Quechua dili konuşan ataları birkaç kuşak içinde Batı Amerika&#8217;nın bu geniş topraklarında yaşayan onlarca farklı etnik grubu ve topraklarım fethetmişlerdir. İsyanlar çok sıktı ve böyle büyük bir alam ve halkı kontrol altında tutmak çok güçtü. Dünyanın diğer eski imparatorluklarında olduğu gibi, farklı grupları iktidardaki hanedanların kontrolü altında tutmanın ve İktidarlarını yaygınlaştırmanın başlıca yolu, bir devlet dininin kurulmasıydı. buzlu.org</p>
<p>(Solda) Arkeologlar Llullaillaco zirvesinde bir kazıda. Burada, 6700 metre yükseklikte kadın bir İnka kurbanı bulunmuştur. (Sağda) Cerro el Plomo&#8217;da 6000 metre yükseklikte, en güney noktada bulunan İnka mumyası. Bu çocuk kurbanın yanında, çeşitli heykelcikler ve bir torba koka yaprağı bulunmuştur.</p>
<p>ANDLAR&#8217;IN KUTSAL YERLERİ</p>
<p>İnka İmparatorluğu boyunca ve ondan yüzyıllarca önce And halkları kutsal yerlerde &#8220;Huaca&#8221; adını verdikleri tapınaklar inşa ederlerdi. Huaca&#8217;lâr ruhani gücü olduğuna inanılan bir doğa parçasındaki doğal ya da insan elinden çıkma bir mekândı. Bunlar mağaralarda, su kaynaklarında, büyük kayalarda, tepelerde, pınar ya da köprü yakınlarında ve dağların doruklarında yapılırdı. Bu huaca&#8217;larda adaklar çok yaygındı.</p>
<p>En popüler adaklar koka yaprağı dolu sepetler, renkli deniz kabukları, lamalar, alpakalar, mısır birası, bez, metal heykelcikler ve bazen de çocuklardı. İlk İnkalar Cuzco bölgesinde yüzlerce tapmak yapmışlardı ve bunların her biri yeni doğmakta olan İmparatorluktan akraba gruplar tarafından bakılır ve korunurdu.</p>
<p>İmparatorluk büyüdükçe devlet Güneş Adası&#8217;nda-ki gibi daha büyük tapmaklar inşa etti. Tapınak külliyeleri belli başlı huaca&#8217;larda Güneş&#8217;e, Ay&#8217;a, Gökgürültüsü Tanrısı&#8217;na ve diğer tanrılara adanırdı. Bu huaca&#8217;ların çevresinde bir din geliştirmek için çok büyük kaynak ve enerji harcanmıştı. Görkemli tapınaklar Cuzco soylularının, uyruklarının yaşamları üzerinde sahip oldukları ideolojik ve politik gücü vurgulamaktaydı.</p>
<p>(Solda) Günümüzde bir maestra ya da şaman, bir adak töreninde koka yaprakları ve günlük yakıyor. (Sağda) 1995&#8242;te bir çığ düşmesi sonunda Peru&#8217;da Ampato zirvesindeki buzlar arasında bulunan İnka kızının mumyası.</p>
<p>İNSAN KURBAN ETME</p>
<p>İnsan kurban etme, İnkalar&#8217;ın bir icadı değildi. İspanyol öncesi And ikonografisinde genelde savaş tutsakları olmak üzere kurban edilmiş insanların tasvirleri yer almaktadır. Hatta Peru&#8217;da ilk yontulmuş taş kitabelerde, kafaları kesilmiş savaş tutsakları görülür. Diğer kültürlerde de insan kafası ganimet olarak alınmıştır. İnkalar bu uygulamaları imparatorluğu bir arada tutan devlet dininin ve imparatorluk ideolojisinin bir parçası haline getirmişlerdir.</p>
<p>Çocukların kurban edilmesi de bu bağlamda ele alınmalıdır. Çocuklar capac hucha adı verilen politik bakımdan önemli bir ayinde kurban edilirlerdi. Colin McEwan ve Maarten van de Guchte&#8217;ye göre bu terim, &#8220;Kraliyet yükümlülüğü&#8221; olarak çevrilebilir.</p>
<p>Bu bilimadamları, araştırmalarında, altı ile on yaşında çocukların imparatorluğun dört bir yanındaki köy ve kasabalardan Cuzco&#8217;daki başkente nasıl gönderildiklerini anlatırlar. Bazıları için bu, yüzlerce, hatta binlerce kilometre yol demekti. Çocuklar ve kendilerine eşlik edenler yol boyunca köylerden şarkılar söyleyerek geçerlerdi.</p>
<p>Cuzco&#8217;ya vardıktan sonra kentin merkezinde toplanırlar ve İnka rahipleri tarafından sembolik olarak evlendirilirlerdi. Hayvanların ve diğer adakların kurban edilmesinden sonra, çocuklar Cuzco&#8217;nun büyük meydanının çevresinden geçirilirlerdi. Sonra tekrar köy ve kasabalarına gönderilir, buralarda yeni törenler yapılırdı. Törenin sonunda çocuklar alkol ve diğer maddelerle uyuşturulur ve memleketleriyle ilişkili bir huaca&#8217;da öldürülürlerdi.</p>
<p>Arkeologlar Andlar&#8217;ın her yerinde çocuk kurban edildiğini saptamışlardır. Bu capac hucha törenlerinin kalıntıları adalarda, mağaralarda ve dağ tepelerinde bulunmuştur. Arkeolog Johan Reinhard, And-Ur&#8217;da çoğunlukla karla kaplı volkanik doruklarda kurban izlerine rastlamıştır<a href="http://www.buzlu.org">.</a></p>
<p>Bu kurbanların oralardan çıkarılması, dünyanın en güç arkeolojik çalışmalarıdır: Reinhard ve arkadaşları 6000 metre yüksekliğe çıkmak, oksijen azlığından doğan yükseklik yorgunluğu, buz, kül ve karla mücadele etmek zorundaydılar. Eski çağların insanlarının, o dağlara çağdaş araç gereç olmadan çıkmalarındaki kararlılık gerçekten şaşırtıcıdır.</p>
<p>Bu mumyaların bulunması beceri olduğu kadar şans da gerektirir. Beceri bunları nerede arayacağını bilmek ve şans da cesetleri ortaya çıkaracak doğru çevre koşullarının bir araya gelmesidir. Yağmacılar çalmadan ya da havayla temas ettiği için havadaki mikroorganizmalar tarafından cesetler bozulmadan mumyaları elde etmek için, Reinhard ve ekibi buzları ve kaya kadar sert toprağı kazmak, bulgularını bilimsel olarak kaydetmek ve sonra mumyayı kamplarına güvenli bir şekilde taşımak zorundaydılar.</p>
<p>Belgelerde çocuk kurban etmeye ilişkin büyük törenler hâlâ anlatılmaktadır. Peru&#8217;da Arequipa yakınlarında Ampato&#8217;da bulunan arkeolojik kanıtlar bu belgeleri doğrulamaktadır. Ampato kızı görkemli tüylü bir başlık, çanak çömlek, kaşıklar, ahşap kupalar, giyimli metal heykelcikler, yiyecek ve güzel kumaşlarla gömülü bulunmuştu.</p>
<p>Kutsal bir renk olan kırmızı toprak, mezarının zeminine serilmek üzere dağın tepesine taşınmıştı. Kurban yerinin çevresinde inşa edilen platformlar ve belki de başka binalarda başka küçük çocukların kurban edildikleri kuşkusuzdur.</p>
<p>Eski ve yeni dünyadaki diğer imparatorluklarla kıyaslandığında çocukların kurban edilmesi İnka devletinde pek nadir rastlanan bir şeydir. Ancak çocuk kurban edildiği bir gerçektir ve bunun çok önemli dini ve politik amaçları vardı. Yerel bir yöneticinin çocuğunu kurban edilmek üzere vermesi, hem İnka devletine hem de taptıkları yaratıcı tanrılara bağlılığının kanıtıydı.</p>
<p>Kurban edilmek üzere Cuzco&#8217;ya bir tören alayı halinde götürülen düzinelerce çocuğun görüntüsü, İnka devletinin gücünün yılda bir kere olsun gözler önüne serilmesiydi. Bu trajik ama güçlü devlet kurumunu tam olarak değerlendirebilmek için, inka İmparatorluğu&#8217;nun siyasal mantığını ve dini ilkelerini tarihi bağlamı içinde anlamamız gerekir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Finkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/&amp;text=İnkaların çocuk kurbanları vardı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/&amp;t=İnkaların çocuk kurbanları vardı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/&amp;title=İnkaların çocuk kurbanları vardı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Finkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0nkalar%C4%B1n+%C3%A7ocuk+kurbanlar%C4%B1+vard%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/inkalarin-cocuk-kurbanlari-vardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahreden itiraf (Avrupa&#8217;nın gerçek yüzü)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 08:27:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[atalarımız]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[jüri]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Keriman Halis]]></category>
		<category><![CDATA[medniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[oynanan oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5245</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı&#8217;yı içine sindiremeyen ve içimizde yaşayan vatan hainlerinin her fırsatta Osmanlı&#8217;yı kötüleme yarışlarına tanıklık ediyoruz. Padişahlara atılan iftiralar, yazılan ve hiçbir geçerli kaynağı olmayan uydurma belgeler ve makaleler,çekilen ubuk subuk diziler bunların ispatıdır. Geçmişine ve tarihine sahip çıkmayanın geleceğide olamaz. Keriman Halis’in diğer yarışmacılara nazaran çirkin ve bakımsız olmasına rağmen katıldığı güzellik yarışmasında 1 seçilmesinin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Keriman-Halis.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5246" title="Keriman Halis" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Keriman-Halis.jpg" alt="" width="315" height="255" /></a></p>
<p>Osmanlı&#8217;yı içine sindiremeyen ve içimizde yaşayan vatan hainlerinin her fırsatta Osmanlı&#8217;yı kötüleme yarışlarına tanıklık ediyoruz. Padişahlara atılan iftiralar, yazılan ve hiçbir geçerli kaynağı olmayan uydurma belgeler ve makaleler,çekilen ubuk subuk diziler bunların ispatıdır.</p>
<p>Geçmişine ve tarihine sahip çıkmayanın geleceğide olamaz.</p>
<p>Keriman Halis’in diğer yarışmacılara nazaran çirkin ve bakımsız olmasına rağmen katıldığı güzellik yarışmasında 1 seçilmesinin sebebi,<br />
<strong>Avrupalı Jürinin Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan sözleri :</strong></p>
<p>”﻿Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünyâ üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir. Elbette Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkar edemeyiz. Neticede bu, Hıristiyanlığın zaferidir. Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz.</p>
<p>Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. <span id="more-5245"></span></p>
<p>Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdâhale eden Kanûnî Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünyâ güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”﻿
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/&amp;text=Kahreden itiraf (Avrupa&#8217;nın gerçek yüzü)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/&amp;t=Kahreden itiraf (Avrupa&#8217;nın gerçek yüzü)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/&amp;title=Kahreden itiraf (Avrupa&#8217;nın gerçek yüzü)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu%2F&name=buzlu.org&description=Kahreden+itiraf+%28Avrupa%26%238217%3Bn%C4%B1n+ger%C3%A7ek+y%C3%BCz%C3%BC%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kahreden-itiraf-avrupanin-gercek-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 19:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[cem sulatn]]></category>
		<category><![CDATA[dini bütün]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[haçlı seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[hileler]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[papa]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5187</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi. Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5188" title="cem sulatn" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg" alt="" width="218" height="312" /></a></p>
<p>Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi.</p>
<p>Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen kuvvetler sebebiyle Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Ardından daha güneye indi, Mısır’a ve derken Hicaz’a…</p>
<p>Hanedan arasında hac farizasını ifa eden tek erkek oldu. Akabinde taht için mücadelesini bırakmadı.Bazı teşebbüslerde bulundu, fakat sonra kendisini Rodos Adası’nda, ardından Fransa’da ve daha sonra Roma’da Papa’nın karşısında buldu…</p>
<p><strong>Vâkıât-ı Cem Sultan</strong></p>
<p>Rodos o zamanlar Hristiyan şövalyelerinin elinde idi. Onların üstad-ı âzamı olan Pierre d’Aubusson genç şehzadeyi muazzam bir merasimle karşıladı. Aslında Cem Sultan’ın hedefi bir vesile ile Rumeli’ye geçip, oradan kardeşi Sultan Bâyezid ile tekrar karşılaşmaktı.</p>
<p>Fakat hiç bir şey planladığı gitmedi ve kendisini bir anda Fransa’da buldu. Çünkü Hrıstiyanlar, bilhassa Papa için Cem Sultan bulunmaz bir fırsattı. Onu kullanarak İslam diyarına tekrar bir haçlı seferi düzenlenebilirdi.<span id="more-5187"></span></p>
<p>Nitekim hedefleri doğrultusunda hareket ederek Cem Sultan’ı yıllarca şehirden şehire, kaleden kaleden gönderdiler. Yazarı belli olmayan, fakat bu Avrupa macerası esnasında şehzadenin yanında olan bir zât, Cem Sultan’ın yaşadıklarını kaleme aldı. Vâkı’ât-ı Cem Sultan ismiyle bilinen bu eserde bahtsız şehzadenin karşılaştığı güçlükler ve gördüğü şehirler anlatılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Fransa’dan İtalya’ya</strong></p>
<p>Fransa’dan İtalya’nın Roma şehrine götürüldü. Papa VIII. Innocent’in döneminde St. Angelo kulesinde sıkıntılı bir dönem geçirdi. Papa’nın 1492’de ölümü üzerine yeni papa Alexandre Burgia zamanında daha serbest bir hayat sürmeye başladı. Ama yine esareti andıran bir hayattı bu.</p>
<p>Nitekim artık genç şehzadenin ölümüne üç sene kalmıştı. Venediklilerin yeni bir haçlı ittifakına çıkacağını sezen Fransa kralı Charles, ordusunu İtalya’ya çevirdi. Hedefi, Napoli Krallığını ele geçirdikten sonra Cem’i de yanına alarak Kudüs’e bir haçlı seferi düzenlemekti.</p>
<p>Cem Sultan’ın ölümünden bir ay evvel Charles, Papa’dan şehzadeyi istedi. Papa, onu şartlı olarak verdi. İşte tam St. Germano Kalesi elde edildiği bir sırada Cem’de hastalık belirtileri görülmeye başlandı.</p>
<p>Bir zaman sonra vücudunun belirli yerlerinde (yüz, boyun, göz) şişlikler meydana gelerek daha kötü bir hâle geldi. Artık ölüm emâreleri başlamış ve at üstünde değil; sedye ile hareket etmek zorunda kalmıştı.Ve nihayet Cem Sultan, Charles’ın gayretlerine rağmen kurtarılamadı. 25 Şubat 1495’te Çarşamba günü hayata gözlerini kapadı. Öldüğünde henüz 36 yaşlarındaydı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Size Kardinallik Veririm!</strong></p>
<p>Vâkıat isimli eserde, Cem Sultan’ın çok sıkıntılar çektiğinden bahsedilir. Bir ara Papa Inonncent ona hristiyanlığı teklif etti. Bu hadise ise Cem Sultan’ın hristiyan fakirlere verdiği sadakalar sebebiyle gelişti. “Cem bizim hristiyan fakirlere çok yakınlık gösteriyor. Galiba dediler, bu dine meyli vardır, ona Hristiyanlığı teklif edelim.” Bu olay eserde şöyle zikredilir:</p>
<p>Roma’da olan kâfir fukârasına tasadduk ihsan eylerdi. Küffâr anı göricek, “Beg merhûmun Hristiyan ya’ni Nasarâ dinine meyli var” deyü zann-ı bâtıl eylemişler.</p>
<p>Bu manzaradan ümitlenen Papa, Hrıstiyanlığa onu açıkça davet eder ve Cem’in Mısır’da bulunan oğlunu da getirip, ona kardinallik vaadinde bulunur.</p>
<blockquote><p><em>Bir gün Papa, esnâ-ı kelâmda merhûmun muvâcehesinde fukarâya muhabbeti olduğu tahsinleyüp, merhûmı kendü dînine da’vet idüp, eydür ki: “Mısr’dan oglın getür, oglına kırdınâllik virelüm. Bizüm dinimüze dönün diyicek…</em></p></blockquote>
<p><strong>Ben Dinimden Dönmem</strong></p>
<p>Bu teklif karşısında çok üzülen Sultan Cem, göz yaşlarına hakim olamayarak Papa’ya şu cevabı verir:</p>
<p>Ben sizden Mısır’a ailemin yanına dönmeyi talep ederken siz bana bâtıl, doğru olmayan bir yolu teklif ediyorsunuz. Bilirsiniz ki, herkese kendi dininden başkası bâtıldır. Şimdi İslamiyet doğru din iken, siz bu batıl dininizi bırakıp, bizim dinimize girer misiniz?</p>
<p>Değil Kardinallik ve Papalık, bütün dünyanını malını mülkünü verseniz, ben dinimden dönmem. Eğer bu teklif, benim hristiyan fakirlere olan merhametimden kaynaklandı ise, bizim dinimiz zaten hiçbir bir kimseyi ayırt etmeksizin herkese iyilik yapmayı emreder.</p>
<p>Bu cevap karşısında şaşıran Papa ve adamları Cem Sultan’ın dinine olan bağlığını görerek, bir daha bu çeşit bir teklif yapmacaklarına dair anlaştılar. Yukarıda sadeleştirmiş olarak verdiğimiz kısım, eserde şu şekilde geçmektedir. Bu orijinal alıntıyı yaparak yazımızı sonlandıralım…</p>
<blockquote><p><em>Merhuma gayret ü rikkat galebe idüp, ögüri ağladı. Eyitdi: “Şol günlere kaldık ki, bizi dîne da’vet eylersiz. Ben sizden Mısır yolın isterdüm, siz bana bâtıl yol mı gösterürsiz? Bilürsiz hod her kişiye kendi dînünden gayrisi bâtıldur. İtikâdınca şimdi Muhammed aleyhisselâmın dîni hakk iken siz hîç dîninüzden dönüp, Muhammed aleyhisselamun dînine girebilür misiniz? İmdi kırdınâllik ve papalık degil, cemî’-i dünyanun saltanatın virseler, ben dînümden dönmezem.“</em></p></blockquote>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;text=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;t=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&name=buzlu.org&description=Papa+Taraf%C4%B1ndan+Hr%C4%B1stiyanl%C4%B1k+Teklifi+ve+Cem+Sultan%E2%80%99%C4%B1n+Cevab%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dreyfus olayı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 07:43:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Dreyfus]]></category>
		<category><![CDATA[casusluk]]></category>
		<category><![CDATA[Dreyfus Davas]]></category>
		<category><![CDATA[emile zola]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[gizli servis]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5131</guid>
		<description><![CDATA[Dreyfus Davası; 1894 yılında Yüzbaşı Alfred Dreyfus&#8217;un casuslukla itham edilerek Fransa&#8217;da yargılandığı davanın adıdır. Dava sırasında ünlü romancı Emile Zola &#8216;nın &#8220;İtham ediyorum&#8221; başlığı ile yaptığı savunma sonucu Fransa kamuoyunda büyük tepki meydana gelmiş, halk sokaklarda yer yer gösterilerde bulunmuştur. Fransa&#8217;daki bu &#8220;halk galeyanı&#8221; ve Zola&#8217;nın savunması diğer bazı ülkelerde de zaman zaman etkili olmuştur. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/03/Alfred-Dreyfus.jpg"><img class="size-full wp-image-5132 aligncenter" title="Alfred Dreyfus" src="http://www.buzlu.org/images/2011/03/Alfred-Dreyfus.jpg" alt="" width="339" height="336" /></a><br />
Dreyfus Davası; 1894 yılında Yüzbaşı Alfred Dreyfus&#8217;un casuslukla itham edilerek Fransa&#8217;da yargılandığı davanın adıdır.<br />
Dava sırasında ünlü romancı Emile Zola &#8216;nın &#8220;İtham ediyorum&#8221; başlığı ile yaptığı savunma sonucu Fransa kamuoyunda büyük tepki meydana gelmiş, halk sokaklarda yer yer gösterilerde bulunmuştur.<br />
Fransa&#8217;daki bu &#8220;halk galeyanı&#8221; ve Zola&#8217;nın savunması diğer bazı ülkelerde de zaman zaman etkili olmuştur.<span id="more-5131"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdreyfus-olayi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/&amp;text=Dreyfus olayı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/&amp;t=Dreyfus olayı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/&amp;title=Dreyfus olayı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdreyfus-olayi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Dreyfus+olay%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dreyfus-olayi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

