Ara 09

Türkiye’de piyasaya sunulduÄŸu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik’s Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraÅŸ ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp baÅŸlıca dört ÅŸekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2′lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3′lük standart küp, 4×4×4′lük Rubik’s Revenge (Rubik’in Öcü), 5×5×5′lik Professor’s Cube (Profesör Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7′lik küpler hâlihazırda üretilmektedir.

“Sabır Küpü” diye bilinen 3×3×3′lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü saymazsak). Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile etiketlendirilmiÅŸtir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten oluÅŸur. 3×3×3′lük özgün modelin yirmi beÅŸinci yıldönümü, 2005 yılında, beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, “Rubik’s Cube 1980-2005″ yazılı logoyu taşıyan parlak bir etiketle deÄŸiÅŸtirildiÄŸi özel serinin satışa çıkarılmasıyla kutlandı.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ara 08

Gazeteci Ahmet Samim’in öldürüldüğü 9 Haziran 1910 öncesiyle Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürüldüğü 11 Haziran 1913 sonrasını içine alan bir zaman dilimindeki olaylar ‘Hüküm Gecesi’ nde kaleme alınmıştır. 31 Mart Olayı’ndan sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefet arasındaki siyasi çekişmenin öyküsüdür sergilenen.

KİTABIN ÖZETİ

AHMET KERİM muhalif bir gazeteci ve yazılarıyla İttihat ve Terakki’ye karşı cephe almıştır. Aynı gayeyi takip eden Ahmet Samim’in de yakın dostudur. Olay 1908-1911 yılları arsında geçmektedir. Bu dönemde İttihat ve Terakki ile muhalefet arasında siyasi bir çekişme yaşanmaktadır.

Aslında bu toplumun sorunlarına çözüm getirmekten uzak bir post kavgasıdır. Ordu güçsüzdür ve politikaya gömülmüştür. Ülkenin hiçbir sorununa somut çözümler getirilememekte, dış borçlar artmakta, kurtuluş Batı’nın desteğinde aranmaktadır. İktidar için çarpışan kişiler çıkar peşindedirler yalnızca. Aydınlar, devlet adamları, ipleri Batı emperyalizminin elinde olan kuklalardır bir bakıma.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Ara 05

Türkiye Cumhuriyeti, 1950 yılında baÅŸlayan Kore Savaşı’na fiilen katılmış ve 1950′den 1953′e kadar tugay büyüklüğünde bir kuvvetle Kuzey Kore’ye karşı savaÅŸmıştı.

Türkiye’nin Kore Savaşı’na Katılma Nedenleri

İkinci Dünya Savaşı’nın bitip SoÄŸuk SavaÅŸ’ın baÅŸlamasıyla Türkiye, uluslararası ortamda kendini yalnız buldu. İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalarak bütünlüğünü Almanya’ya karşı korumuÅŸ ancak savaÅŸ sonrasında Sovyetler’in DoÄŸu Anadolu’da toprak ve BoÄŸazlar’da üs ve ortak savunma talepleriyle karşılaÅŸmıştı. Böylece Sovyet tehdidine karşı müttefik arayan Türkiye Batı BloÄŸu’na ve Amerika’ya yaklaÅŸmaya baÅŸladı.

Türkiye, NATO’ya giriÅŸini hızlandırmak için baÅŸlayan Kore Savaşı’na birlikler göndermiÅŸtir. Özellikle sol kesimler tarafından “Türk gencinin kanının Amerika’ya satılması” ÅŸeklinde eleÅŸtirilen bu davranış, Türkiye ile Batı BloÄŸu arasındaki yakınlaÅŸtırmayı hızlandırmış ve 18 Åžubat 1952′de Türkiye bir NATO üyesi olmuÅŸtur.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kas 28

Kuyucaklı Yusuf’un önemi yalnızca başarılı bir roman olmasından ileri gelmez, öncü bir yapıt olması da ona tarihsel açıdan bir önem kazandırır. Çünkü bu yapıt daha önceki Türk romanından iki bakımdan ayrılır ve yeni bir yol açar. Bir kere Sebahattin Ali’nin Türkiye sorunlarına bakışı farklıdır. Tanzimattan 1950’lere kadarki Türk romanımızın ana sorununu batılılaşma oluşturuyordu. Yazarlarımız içinde bulunduğu toplumun aynası olmaya çalışmıyor, toplumu sorgulamıyorlardı.

Buradan da anlaşılacağı üzere halk, ezilen köylü, işçi sınıfını konu alan eserlere 1950’li yıllardan sonra görebiliyoruz. İşte Kuyucaklı Yusuf bu konuları içine alan onları inceleyen ilk kitap olması dolayısıyla önemlidir. Kuyucaklı Yusuf’ta bir yanda eşraf bürokrasi, zengin kesim bir yanda da ezilen halk bulunmaktadır. Kuyucaklı Yusuf eserin adından da anlaşılacağı üzere Yusuf’un öyküsüdür.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , ,

Kas 11

Artık felsefenin de bir günü var. Her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü, Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmaktadır. Bu konudaki önerinin, Türkiye Felsefe Kurumu tarafından getirildiğini ve UNESCO tarafından da kabul edildiğini hatırlatmak yerinde olur. 1946 yılında resmen yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization: UNESCO), savaş ve çatışmaların ilk çıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtir.

Dünyamızdaki olumsuz gelişmelerin önce zihinlerde başlaması nedeniyle, UNESCO’nun birtakım ilkeleri yaygınlaştırmayı amaçladığını görüyoruz. Dünya Felsefe Günü dolayısıyla, ülkemizde bazı üniversiteler ve liseler etkinlikler düzenlemektedir. Son derece memnunluk verici bu etkinliklerin gitgide çoğalması ve felsefenin öneminin daha fazla anlaşılır olması günümüzde daha çok önem kazanmıştır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Kas 03

TARİH:
BeÅŸbin yıldan beri yerleÅŸime sahne olan Bursa’nın 7 km. kuzeyinde DemirtaÅŸ nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m. çevresi 5m. yüksekliÄŸi olan “DemirtaÅŸ Höyüğü” yer almaktadır. Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kase, küp ve testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken bronz çaÄŸdan kalmış olup M.Ö.2500 yıllarına tarihlenir.

Kentin 14 km. batısında, Çayırköyü’nün 1 km. güneybatısındaki “Çayırköy Höyüğü”nün boyutları DemirtaÅŸ Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı grikahverengi ve siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok az miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir.

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleÅŸtiÄŸi bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya’da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu’ya göç ederek yerleÅŸirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,