<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; sebze</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/sebze/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Limon neden ekşidir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 07:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[buzlu.org bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ekşidir]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nene]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5380</guid>
		<description><![CDATA[Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir. &#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5381" title="limon" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg" alt="" width="239" height="179" /></a></p>
<p>Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir.</p>
<p>&#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun cevabı ise tam belli değildir. Tabiat kurallarına göre limonun ekşi olmaması gerekiyor. Limon parlak renkli, hoş kokulu bir meyvedir. Meyve ise bitkide tohumlan taşıyan organdır. Genellikle tatlı, sulu ve etli olur. Meyvelerin en temel görevlerinden biri tohumların olabildiğince uzak bir alana yayılmalarını sağlamaktır. Böylece tohumların ana bitkinin dibine düşerek onun besinini bölüşmesi ve burada çimlenen fidelerin sıkışık biçimde büyümeleri önlenmiş olur.</p>
<p>Bazı meyve türlerinde tohumlar paraşüte benzeyen tüy demetlerinin yardımıyla uçarak bitkiden uzaklaşırlar. Bazı kuru meyveler kendiliklerinden yarılıp açılırlar ve bitki rüzgarda sallandıkça tohumlan çevreye saçılırlar. Bazıları ise birdenbire patlayarak tohumlarını hızla çevreye fırlatırlar. Doğadaki meyvelerin çoğunluğunda ise tohumlar başta kuşlar olmak üzere çeşitli hayvanlar tarafından çevreye yayılırlar.<span id="more-5380"></span></p>
<p>Meyveler parlak renkleri, hoş kokuları ve tatları ile hayvanların dikkatlerini çekerler. Hayvanlar, yedikleri meyvelerin etlerini sindirip sert çekirdeklerini yani tohumlarını dışkılarıyla kilometrelerce öteye atarlar. Böylece tohumların çok uzaklara yayılmalarına aracı olurlar.</p>
<p>Limon meyvesinin etli içi o kadar ekşidir ki, insanlar tarafından doğrudan yenmez, daha çok sıkılarak yemeklere, salatalara, içkilere katılır. Öyleyse limonu diğer meyvelerden ayıran nedir? Niçin tadı, hayvanların ilgisini çeksin, tohumları dağılabilsin diye tatlı değildir?</p>
<p>Aslında limonun ekşi tadından hoşlanan başta maymunlar olmak üzere birçok hayvan vardır. Bunların gerçekten ekşi tattan hoşlandıkları için mi limon yedikleri yoksa vücutlarındaki C vitamini dengesini sağlamak için içgüdüsel olarak mı böyle davrandıkları tam bilinmemektedir.</p>
<p>Anayurdunun Hindistan&#8217;ın kuzeybatı kesimleri olduğu sanılan limon ağaçları yüzyıllardır Güney Asya&#8217;da ve Anadolu&#8217;da yetiştirilmektedir. 12. yüzyılda Araplar tarafından İspanya&#8217;ya götürülmüş ve oradan tüm Avrupa&#8217;ya yayılmıştır. Turunçgillerin en önemli özelliği eski çağlardan beri insanlar tarafından bilinçli olarak yetiştirilmeleridir.</p>
<p>Turunçgiller ailesinin fertlerini yani limon, portakal, turunç ve greyfurtu ticari olarak sınıflandırmak oldukça kolaysa da türlerin bitki bilimi açısından ayırt edilmesi son derecede güçtür, çünkü günümüzde birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilen turunçgiller fertlerinin yüzyıllar boyu melezlenerek nasıl oluştuklarını, hele tabiattaki ilk hallerini kestirmek zordur.</p>
<p>Limon ağaçlan hala üstün nitelikli ağaçlardan alınan sürgünlerin dayanıklı anaçlarla çapraz şekilde aşılanmaları yolu ile çoğaltılırlar. Bu iş için de anaç olarak genellikle tadı ekşi ve acı olan turunç ağaçlan seçilir.</p>
<p>Görünen odur ki, limona ekşilik tabiat tarafından verilmemiştir. Muhtemelen ilk limonlar tatlıydı. Tohumlarının saçılması için artık hayvanlara ihtiyacı kalmayan limon, insanlar tarafından sürekli aşılanarak istenilen özelliği kazanması sağlandı ve ekşi hale getirildi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;text=Limon neden ekşidir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;t=Limon neden ekşidir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=Limon neden ekşidir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&name=buzlu.org&description=Limon+neden+ek%C5%9Fidir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nitrik Oksit mucizesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 09:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[damar tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nitrik Oksit]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3368</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir. Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür. Son yirmi yılda yapılan yoğun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3369" title="nitrik-oksit" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg" alt="nitrik-oksit" width="300" height="213" /></a></p>
<p>Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir.</p>
<p>Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür.</p>
<p>Son yirmi yılda yapılan yoğun araştırmalar, bu molekülün hücreler arası haberleşmede temel bir görev üstlendiğini ortaya çıkarmıştır. Nitrik oksit, insan vücudunda doğal olarak üretilen bir hormon, yani kimyasal bir habercidir; sinir, dolaşım, savunma, solunum ve üreme sistemlerinin hayati fonksiyonlarının düzenlenmesinde stratejik bir rol oynamaktadır. Nitrik oksidin çok önemli bir görev üstlendiği yerlerden biri de damarlarımızdır.<br />
<span id="more-3368"></span><br />
Mükemmel molekül nitrik oksit sayesinde, vücudun farklı ortamlara göre değişen ihtiyaçları otomatik olarak sağlanır. Kan damarlarının, spor yaparken genişleyerek artan kan ihtiyacını sağlaması veya yaralanma sonrasında daralarak kanamayı azaltması sözü edilen kusursuz sistemin bir sonucudur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksitin Damarlardaki Görevi Nasıl Keşfedildi? </strong></p>
<p>1998 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü&#8217;nü paylaşan üç bilim adamı, kanda bulunan nitrik oksit (NO) adlı molekülün damarda gevşetici bir etkisi olduğunu keşfetmişlerdir.</p>
<p>Peki, bu molekülün yaptığı etki insana ne kazandırıyordu?</p>
<p>Bu sorunun cevabı çok kısa ve net olmuştur. Hayatta kalmak. Çünkü nitrik oksit iki hayati organımız olan beynimiz ve kalbimizin çalışmasında düzenleyici rol oynar. Bu düzenleyici rolünü, kanın damarlarda rahat bir şekilde akmasını ve tüm organlarımızda rahat bir şekilde dolaşmasını sağlayarak gerçekleştirir. Böylece kan akışını düzenleyip rahatlattığı için beyin kanaması ve kalp krizi riski düşer.</p>
<p>Bu molekülün üretilmesi ve işlevsel özelliklerini kazanması, bilimsel delillerle çürütülmüş olan evrim teorisini hala savunabilen bazı Darwinist bilim adamlarının iddia ettiği gibi tesadüfen oluşmadığını, Yüce Allah’ın yaratışının eseri olduğunu kanıtlayan delillerden yalnızca birini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Kaslar Nasıl Çalışıyor? </strong></p>
<p>Uyarı iletici veya hormon, atardamar üzerinde bulunan alıcılara bağlanır. Bu bağlanmanın ardından nitrik oksit (NO) açığa çıkar.</p>
<p>Endotel tabakadaki NO molekülleri düz kaslara doğru ilerler ve burada guanil siklaz (GC) enzimini harekete geçirirler.</p>
<p>GC, guanozin trifosfatı (GTP) siklik guanozin monofosfata çevirir (cGMP).</p>
<p>cGMP, kalsiyum iyonlarının hücredeki depo alanlarına gitmesine neden olur. Azaltılmış konsantrasyonlu kalsiyum iyonları (Ca++), aktin ve miyozinin kayarak birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan hücresel reaksiyonları gerçekleştirir.</p>
<p>Düz kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Kan damarları genişler.</p>
<p>Nitrik oksit molekülünün hızı, günümüzün internet teknolojisiyle veya &#8220;e-mail&#8221; yoluyla iletişim kurmayı çağrıştırmaktadır. Gerçekten de nitrik oksit, adeta elektronik posta sistemi gibi hareket etmekte; büyük bir süratle çok sayıda mesajı yerlerine iletmektedir.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Nasıl Üretilir? </strong></p>
<p>İnsan yaşamı için hayati bir önem taşıyan nitrik oksidin üretim merkezi, endotel hücresidir. İsmi L-arjinin olan bir amino asit, nitrik oksit sentez enzimi, nikotinamid adenin dinükleotid fosfat, kalmodulin, oksijen, flavin mononükleotid, flavin adenin dinükleotid, tetrahidrobiyopterin… Bu kelimelerin büyük bir çoğunluğunu hayatınızda ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Ancak endotel hücresi bu mikroskobik maddeleri çok iyi tanır ve bunları nitrik oksit molekülünü üretmek için kullanır.</p>
<p>Endotel hücresi, nitrik oksit molekülünü üretmek için hangi kimyasal maddeden ne oranda kullanması gerektiğini çok iyi bilir. Yanlış veya hatalı bir üretim söz konusu olmaz. Örneğin, nitrik oksit (NO) yerine güldürücü gaz olarak bilinen nitröz oksit (N2O) üretmez.</p>
<p>Nitrik oksit üretiminde çok hassas dengeler mevcuttur. Sözü edilen hücreler hayatımızın her anında üretim için hazır durumdadır; ihtiyaç baş gösterdiğinde hemen devreye girerek üretime başlarlar.</p>
<p>Damarlarımızın derinliklerindeki bu olağanüstü fabrikaların istenmeyen zararlı yan ürünleri yoktur. Küresel ısınma, asit yağmurları, çevre kirliliği gibi dünya gündemindeki pek çok sorunun kimyasal atıklardan kaynaklandığı düşünülürse, endotel hücrelerinin ne kadar başarılı bir üretim tesisi olduğu daha iyi anlaşılır. Çünkü nitrik oksit molekülleri 10 saniye gibi kısa bir süre içinde görevlerini tamamlayarak &#8220;parçalanırlar&#8221;. Böylece vücutta birikerek zararlı yan etkiler meydana getirmezler. Tüm bunlar şu anlama gelir ki, endotel hücreleri kimyasal mamullerin üretiminde, olabilecek en ideal yöntemi kullanırlar.</p>
<p>Endotel hücreleri gerekenden az haberci üretseydi damarlarımız daralır, kan basıncımız hızla yükselir, bu da kalp krizine yol açardı. Fazla üretim yapması durumundaysa, damarlarımız aşırı genişler, kan basıncımız düşer, bu da şok durumuna neden olurdu. Ancak Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket eden endotel hücreleri, ölümümüze neden olabilecek böyle oran hatalarını hiçbir zaman yapmazlar. Yüce Allah Kuran’da her şeyi belli bir ölçü ile yarattığını şöyle bildirir:</p>
<p>“… Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)</p>
<p>Nitrik Oksit Seviyesi Vücutta Nasıl Artırılır?</p>
<p>Doymuş yağ tüketimi azaltılarak</p>
<p>Düzenli olarak spor yapılarak</p>
<p>Sağlıklı beslenilerek. Bunun için kırmızı et tüketimini azaltmak, bol sebze ve meyve yemek, protein gereksinimini özellikle soya fasulyesi ve haftada bir balık yiyerek karşılamak oldukça önemlidir.</p>
<p>Nitrik oksit üretimi için ayrıca antioksidan alınarak. Özellikle C ve E vitamini alınmalıdır. Çünkü antioksidanlar vücuttaki nitrik oksiti korumaktadır.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Damarları Nasıl Gevşetir? </strong></p>
<p>Damarın gevşemesi için öncelikle kanda bulunan bazı uyarı iletici hormonlar devreye girerler. Bunlar damar zarındaki alıcılara bağlanarak bu işlemi başlatırlar. Bunu ilk domino taşının düşmesiyle diğer tüm taşların birbirini etkileyerek sırayla düşmesine benzetebiliriz.</p>
<p>İlk taş harekete geçtikten, yani kandaki uyarı iletici hormon damar zarındaki alıcılara bağlandıktan hemen sonra hücre zarı adeta ne yapması gerektiğini &#8220;anlar&#8221; ve nitrik oksit üretmeye başlar.</p>
<p>Üretildikleri anda ne yapmaları gerektiğini &#8220;bilen&#8221; nitrik oksit moleküllerinden bazıları hızla damar düz kas hücrelerine gelirler. Burada hücreye girerek GTP adlı enzimle birleşirler. Bu, ikinci aşamadır. Ancak damarın gevşemesi için bir sonraki aşamaya geçilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Nitrik oksit GTP ile birleştikten sonra cGMP isimli bir başka enzim üretilmeye başlanır. Elbette üretilen bu yeni maddenin de bu zincirde bir görevi vardır ve bunu gerçekleştirmek için miyozine giderek, onu harekete geçirir.</p>
<p>Miyozin, kas hücrelerinin kasılıp gevşemesi için gerekli olan bir etkendir. Artık son aşamaya gelinmiştir. Miyozinin de harekete geçmesiyle son taş da düşer ve kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Damarın gevşemesi işlemini olabildiğince kolaylaştırarak anlatırsak, enzimlerin faaliyetleri sonucunda kas hücreleri içinde kalsiyum konsantrasyonu azalır ki bu, liflerin ayrılmasına ve kas hücrelerinin gevşemesine yol açar. Böylece damarlar genişler. Kısacası damarlarımızdaki basıncın düzenlenmesinde nitrik oksit molekülünün taşıdığı haberlerin hayati önemi vardır.</p>
<p>Damarların Gerginliğini Düzenleyen Bilinç Yüce Rabbimize Aittir</p>
<p>Damarın duvar gerginliğini düzenleyen nitrik oksidin, bu kompleks işleyişi tek başına gerçekleştirmesi mümkün değildir. Nitrik oksit damar duvarının gevşetilmesinde bir aracı olarak görev yapar. Bu gevşetilme olayı bir dizi zincirleme işlemin gerçekleşmesi ile ortaya çıkar. Şimdi bu aşamaların tümünü kısaca maddeler halinde inceleyelim:</p>
<p>Dikkat edilirse bu işlemde rol alan hormon ve hücreler adeta bilinçli bir şekilde hareket etmektedirler.</p>
<p>Kandaki uyarı iletici hormonlar, damar zarında kendileri için uygun olan yere giderek, o bölgeyi etkiler ve bu süreci başlatırlar.</p>
<p>Bundan sonraki işlemlerde de aynı bilinç gözlenmektedir. Her uyarı, kapkaranlık insan bedeninin içinde asla yolunu şaşırmadan, hep doğru yere iletilerek başarılı bir sonuç elde edilir.</p>
<p>Hücreler, hormonlar ve moleküllerin bu adeta şuurlu hareketleri nasıl gerçekleşmektedir?</p>
<p>Nasıl olur da harekete geçmeleri gereken zamanı ya da durmaları gereken zamanı saniyesine kadar bilirler?</p>
<p>Üretilir üretilmez, sanki bir yerden emir almış gibi, mesajlarını doğru adreslere tam zamanında eksiksiz olarak nasıl ulaştırabilirler?</p>
<p>Bu bilinç kendilerine ait olabilir mi? Elbette olamaz. Bir hücrenin ne zaman, ne üreteceğini ona bildiren, hormonun veya molekülün doğru adrese gidebilmesi için onlara yolu gösteren, adresin doğru olduğunu onaylayan, kısaca tüm bunları yönlendiren bir akla ve şuura ihtiyaç vardır. Bu sonsuz akıl, hücreyi, hormonları, molekülleri yaratan, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğini onlara ilham eden Allah&#8217;a aittir. Her şeyi kusursuzca var eden Allah, bu özel molekülü de sayısız yaratılış delillerinden bir tanesi olarak var etmiştir. Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın her şeye hakim olduğu şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p>&#8220;Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah&#8217;a tevekkül ettim. O&#8217;nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)&#8221; (Hud Suresi, 56)<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksit Evrim Teorisini Tek Başına Yalanlıyor </strong></p>
<p>Yeryüzü, kainat ya da insan vücudu biraz derinlemesine incelendiğinde, evrim teorisinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Kandaki moleküllerden sadece biri olan nitrik oksit bile öylesine detaylı ve akılcı hareket eder ki, bunların tesadüflerle meydana gelmesi imkansızdır.</p>
<p>Bu durumda şöyle bir soru sorulabilir: Tesadüfler, nasıl olmuş da kan içinde nitrik oksidi &#8220;özel bir üretimle&#8221; geliştirebilmişlerdir? Damarlara gevşetici etkiyi veren hormonlara, hücrelere ve enzimlere teker teker görevler dağıtan, onlar için belli bir güzergah belirleyen, acaba hangi tesadüftür? Bu tesadüflerin tümünün mekanizmaya faydalı bir şeyler eklemiş olması gerekir, çünkü hatasız ve mükemmel bir sistem oluşsa bile, sadece tek bir yanlış müdahale, sistemi tamamen ortadan kaldırmaya yetecektir. Peki bu durumda tümüyle şuurlu gerçekleşen bu olaylara &#8220;tesadüf&#8221; denmesi mümkün olur mu? Şu halde sistemin her parçasında, her detayında görünen bir şuur vardır. Bilim adamları, bu konunun detaylarını henüz birkaç yıl önce keşfedebilmişlerdir. Bu mükemmel sistemi, bu sistem içindeki en küçük detayına kadar herşeyi yaratan, üstün, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah&#8217;tır.</p>
<p>“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca &#8220;Ol&#8221; der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)</p>
<p>Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 23. sayı (Mayıs 2006) 20. sayfada yayınlanmıştır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4867" target="_blank">Harunyahya.net</a>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;text=Nitrik Oksit mucizesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;t=Nitrik Oksit mucizesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=Nitrik Oksit mucizesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&name=buzlu.org&description=Nitrik+Oksit+mucizesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biber yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 10:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[acı biber]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[biber nasıl yetiştirlir]]></category>
		<category><![CDATA[biber yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[budama]]></category>
		<category><![CDATA[dolmalık]]></category>
		<category><![CDATA[fide yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[sera]]></category>
		<category><![CDATA[sivri biber]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[tohum ekimi]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[usuleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil biber]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3304</guid>
		<description><![CDATA[Sera sebzeciliği dünyada olduğu gibi bizde de giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bunun nedeni tüketicilerin sebzeleri sadece mevsimlerinde değil, mevsimleri dışında da sofralarında görmek istemeleridir. Bazı yabancı ülkelerde sera sebzeciliği o kadar gelişmiş, teknik donanım yönünden o kadar mükemmelleşmiştir ki; üreticiye sadece serada üretimi başlatmak kalmıştır. Ülkemiz seracılığında da, b ülkelerle aynı düzeyde olmakla [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/biber.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3305" title="biber" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/biber.jpg" alt="biber" width="358" height="241" /></a></p>
<p>Sera sebzeciliği dünyada olduğu gibi bizde de giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bunun nedeni tüketicilerin sebzeleri sadece mevsimlerinde değil, mevsimleri dışında da sofralarında görmek istemeleridir.</p>
<p>Bazı yabancı ülkelerde sera sebzeciliği o kadar gelişmiş, teknik donanım yönünden o kadar mükemmelleşmiştir ki; üreticiye sadece serada üretimi başlatmak kalmıştır. Ülkemiz seracılığında da, b ülkelerle aynı düzeyde olmakla beraber, modern seralar görülür olmuştur.</p>
<p>Seracılığımızda en önemli üreticimizin anasından, babasından gördüğü yetiştirme yöntemlerini kullanmakta ısrarcı oluşudur. Oysa her konuda olduğu gibi seracılıkta da her yıl gerek üretimine gerekse sera tekniğine ait pek çok yenilikle karşılaşmak söz konusudur. Önemli olan seracılığımızı yine iklim avantajını ön plana çıkararak yeniliklere açık tutmaktır.<br />
<span id="more-3304"></span><br />
Jeotermal zengini ülkemizde jeotermal ısıtmalı sera sayısı hala yok denecek kadar azdır. Önemli olan bu doğal kaynaktan yararlanabilmektir. Jeotermal enerji seramızın az bir maliyetle ısınmasını sağlayan doğal bir kaynaktır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Biber yetiştiriciliğini seçmemdeki amaç Biberin kalori değeri % 22’dir. Yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki önemi özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. Biberde 160 mg Vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberin Afyon şartlarına jeotermal enerji sayesinde yetiştirilebileceğini anlatmak için proje konumu biber olarak seçtim.</p>
<p><strong>2. Biber Yetiştiriciliği</strong><br />
<strong>2.1. Biber bitkisi  ile ilgili genel bilgiler<br />
2.2. Anavatanı ve Besin Değeri</strong><br />
Anavatanı Tropikal Amerika olan biber bitkisi domatesle aynı familyadandır. Kristof Colomb’un (1492) Amerika’ya keşfi sırasında Meksika, Brezilya, Şili ve Peru’daki Kızılderililerin biber yetiştirdiğini gördüğü söylenir. Biber 1493 yılında İspanya&#8217;ya geçmiştir. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde İstanbul&#8217;a getirilmiştir. Ilık iklimlerde çok senelik bir bitkidir.</p>
<p>Biberin kalori değeri % 22&#8242;dir, yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki değeri özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. 160 mg vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberdeki alkoloidin adı Capsaicin’dir.</p>
<p><strong>2.3. Morfolojik özellikleri</strong><br />
Bitki bol görünümlü narin bir saçak köke sahiptir. Köklerinin % 70&#8242;i toprağın üst 10-30 cm&#8217;lik kısmında dağılır, geri kalan kısmı ise daha derinlere 50 cm&#8217;ye, zaman zaman da, 100 cm&#8217;ye kadar iner. Köklerin yanlara dağılımı 40-60 cm arasında değişir.</p>
<p>Dik olarak büyüyen ve başlangıçta otsu, giderek odunsu bir yapı gösteren biber gövdesi, hıyar kadar olmasa da, çabuk kınlan gevrek bir yapıya sahiptir. Gövde boğum ve boğum aralarından oluşur. biber bitkisi 150 cm&#8217;ye kadar da uzayabilir.</p>
<p>Çiçekleri biyolojik bakımdan erseliktir, bir çiçekte 5 çanak, 5 taç yaprak, 5 erkek ve l dişi organ vardır. Erselik çiçek yapısına karşın % 3-30 arasında yabancı tozlaşma görülür. Bu durum genelde erkek ve dişi organın farklı zamanlarda olgunlaşmasından kaynaklanır.</p>
<p>Tohumları domatesinkine benzer, daha geniş ve parlak san renktedir, l g&#8217;daki biber tohumu sayısı 150-180 arasında değişir, 1000 dane ağırlığı 5-6 g&#8217;dır. Tohumlar genelde meyveden alındıktan 2-3 ay sonra çimlenme özelliğine kavuşur. Karanlıkta daha iyi çimlenir.</p>
<p><strong>2.4. Çevresel istekleri</strong><br />
Biber tohumlan 8°C&#8217;ın üzerindeki sıcaklıklarda çimlenebilirse de en iyi çimlenmeyi 21-28°C&#8217;lar arasında gösterir Fakat optimum çimlenme sıcaklığı, gece gündüz aynı olmak koşuluyla, 24°C&#8217;dır.</p>
<p>Fide döneminde ise ideal ortam sıcaklıkları gece ve gündüz olmak koşuluyla 18-23°C&#8217;a düşürülebilir. Dikimden sonraki sera sıcaklıktan gündüz 24-25°C&#8217;lar, gece 20-21°C&#8217;lar arasında tutulmaya çalışılır. Işığı çok seven biber bitkileri gün uzunluğuna karşı duyarsızdırlar.</p>
<p>Biber seralarında hava oransal nemi % 70-75 civarında tutulmaya çalışılır. Suyu seven bir bitkidir biber bitkisi. Ancak kuru ve yaş topraklardan olumsuz yönde etkilenir. Genelde düzenli sulamalardan hoşlanır. İdeal sera toprağı olarak bilinen tınlı toprak, biber yetiştirmeye de çok uygundur. Toprak pH&#8217;smın 6.0-6.5 arasında, topraktaki tuz oranın litrede 3 g&#8217;dan daha az olmasını ister.</p>
<p><strong>3. Fide yetiştirme<br />
3.1. Çeşit seçimi</strong><br />
Serada yetiştirilen biber çeşitleri arasında tatlı sivri olanlara daha fazla yer verilir. Son yıllarda dolmalık ve acı sivri biberler de seralara girmiş durumdadır. Seralarımızda yaygın olarak kullanıldığını bildiğimiz çeşitlerle ilgili özet bilgi aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>3.1.1. Kekova</strong><br />
Seralara ve farklı ekolojilere uyum sağlamış bir demre sivrisidir, Tm2&#8242;ye dayanıklıdır. Orta yükseklikte bir bitki yapışma, ortalama 22 cm boyda meyvelere sahip bir çeşittir<br />
<strong>3.1.2. Süper Amazon </strong><br />
Bu çeşit de demre tipi, uzun meyveli bir hibrittir. Verim ve kalitesi yüksek, sera üretimine uygun bir çeşittir<br />
<strong>3.1.3. Dalaman </strong><br />
Soğuk seralarda meyve bağlayabilen yüksek verimli bir çeşittir. Meyve boyu 7 cm&#8217;dir ve 3-4 loblu, ince kabukludur. Bitki güçlü ve boyludur. Tobama virüsün D ırkına dayanıklıdır.<br />
<strong><br />
3.2. Tohum ekim harcı, tohum ekim yeri ve zamanı</strong><br />
Biberlerde de tohum ekim harcı, ülkemizde kullanılan yaygın şekliyle iyice yanmış elenmiş hayvan gübresi, bahçe toprağı ve dişli kumun belli oranlarda karıştırılmasından oluşmaktadır. Genelde bu maddelerin karışım oranlan biber için 2-2-1, 4-2-1 şeklindedir.</p>
<p>Harcın her bir metre küpüne 2 kg süper fosfat ilavesi yapılır. Harç, bu besin maddelerinin ilavesinden önce, Formaldehit veya Çaptan gibi ilaçlardan biriyle dezenfekte edilir. Dezenfeksiyon işlemi % 2&#8242;lik Formaldehitken 25-30 cm kalınlığındaki harcın her bir m2&#8242;sine 10 litre, toz haldeki Captan&#8217;dan ise bir metre küp harca 300-400 g hesabiyle yapılır.</p>
<p>Bölümümüzde yapılan bir çalışmada biber fidelerine en uygun harç arayışına girilmiş ve bu amaçla halkımızın yaygın olarak kullandığı kum+toprak+hayvan gübresi karışımı, 1/2 perlit + 1/2 torf karışımı ve besin madde katkısız torf olmak üzere 3 farklı harç kullanılmıştır. 2. ve 3. harcın her l m3&#8242;üne aşağıda görülen besin maddeleri ilave edilmiştir (Akbarhocayev ve Sevgican, 1995).<br />
- 1400 g triplesüperfosfat (% 44)<br />
- 800 g potasyumsülfat (% 50)<br />
- 1200 g amonyumnitrat (% 26)<br />
- 1000 g magnezyumsülfat (% 10)<br />
Tohum ekimi doğrudan fide kaplarına ve şaşırtılacaklarda tohum ekim kasalarına yapılmış, sonuçta biberde şaşırtmanın hiç bir yarar sağlamadığı saptanmıştır.</p>
<p>Biber tohumları; tek ürün için temmuz ayı içinde, ilkbahar yetiştiriciliği için kasım ayının ikinci yansında ekilir. Sonbahar üretiminde ise seralarda bibere pek yer verilmez.</p>
<p>Ekim öncesi yerli tohumlar, 4-5 g tohuma, bir çakı ucuyla alınabilen kadar, Çaptan veya benzeri bir ilaçtan olmak koşuluyla ilaçlanır. İlaçlama sırasında tohumlar ve ilaç bir kavanoza konulur ve kavanoz çalkalanarak ilaçlama işlemi homojen bir şekilde yapılmaya çalışılır.</p>
<p>Gerek kasalara ve gerek saksı ya da naylon torbalara ve gerekse serada hazırlanan yastıklara yapılan ekim işleminden sonra tohumların üzerleri, tohumlar görülmeyinceye kadar yaklaşık 0.5 cm kalınlığında harçla örtülür, hafifçe bastırılır ve sulanır. Bu sulamada 10 litre suya 8-10 g (bir kibrit kutusu silme) kadar Zinep, Maneb veya Captan&#8217;h ilaçlardan birinin karıştırılması ile elde edilen su kullanılabilir.<br />
Ekimden sonra kasaların, saksı veya naylon torbalann üzerleri gazete, cam veya plastik örtülerle örtülür. Gazete biber tohumlan da domateslerde olduğu gibi karanlık koşullarda daha iyi çimlendikleri için, cam ya da plastik örtüler ortamın nemini, sıcaklığım korumak için kullanılırlar.</p>
<p>Yastıkların üzerleri ise naylon örtülerle örtülür, ancak naylon örtülerin altındaki toprak sıcaklığının istenilenin üzerine çıkmasına, zaman zaman yapılan havalandırmalarla, izin verilmez. Çimlenme olunca örtüler kaldırılır. Biber tohumlarının çimlenme sıcaklıkları domatesten daha yüksektir ve 21-28°C&#8217;lar arasındadır. Çimlenme 28°C da 21°C&#8217;a kıyasla bir hafta daha erken gerçekleşir. Önerilen optimum gece ve gündüz sıcaklıkları aynıdır ve 24°C&#8217;dır.</p>
<p><strong>3.3. Şaşırtma ve bakım</strong><br />
Kasalardaki fideler, ortam sıcaklığına bağlı olarak, yaklaşık 18-20 gün sonra şaşırtmaya hazır hale gelirler. Bu dönemde ilk gerçek yapraklar da belirmeye başlamıştır. Kasalardaki fidelerden, aşağıdaki özelliklere_sahip olanlar şaşırtılmak üzere seçilirler.<br />
- Kotiledon yapraklan lekesiz olanlar,<br />
- Kotiledon yapraklan parlak yeşil olanlar,<br />
- Kotiledon yapraklan sağlıklı gelişmiş ve yere paralel olanlar,<br />
- Kök ve gövde uzunluğu birbirine eşit olanlar,<br />
- Beyaz ve lekesiz köklü olanlar,</p>
<p>Eğer plâstik saksılar şaşırtma kabı olarak kullanılmak istenirse 10-12 cm çaplı olanları yeğlenir. Biber fideleri genellikle fazla sudan hoşlanmazlar. Fidelerin şaşırtılmasından, güneşli günlerde 4 hafta, kapalı günlerde 6 hafta sonra sıvı gübre uygulamasına geçilebilir. Sıvı gübre 900 litre suda 680 g potasyumnitrat, 110 g amonyumnitrat, 340 g amonyumfosfat eritilerek hazırlanabilir. Bu sıvı gübre bitkilerin sulanması sırasında kullanılabilir (Smith, 1981).<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>4. Serada yetiştirme<br />
4.1. Seraya dikim</strong><br />
Biber fideleri genelde tohum ekiminden 8-12 hafta sonra, ilk çiçek tomurcukları görüldüğünde, seraya dikime hazır hale gelirler. Dikim çukurları tek sıralı dikimler için 80&#215;30 cm, çift sıralı dikimler için 90x60x30 cm aralıklarla hazırlanır. Dekara gerekli fide sayısı bu aralıklarla 4000&#8242;in üzerindedir. Askıya alınan biber çeşitlerinde dekara 2500-3000 bitkiyle çalışmayı öneren araştırıcılar da vardır. Bilindiği gibi dikim sıklığını; mevsim, çeşit, budama ve yetiştirme şekli belirler.</p>
<p>Dikim sırasında fideler saksı veya torbalardan harcıyla birlikte çıkarılarak dikim çukuruna yerleştirilir. Saksı veya torba topraklarının üstten 1/3&#8242;lük kısmının dikimden sonra sera toprağının üzerinde kalması istenir. Biber kökleri çok yüzeysel bir dağılım gösterdikleri için de çapa yapmaktan ve özellikle derin çapa yapmaktan olabildiğince kaçınılır.</p>
<p>Fide köklerinin sera toprağına daha çabuk geçebilmesi için dikim sırasında toprak sıcaklığının yüksek (22-24°C civarında) olması istenir.<br />
Dikimden sonra fidelerin tutumlarını hızlandırmak için iyi bir besleme ve sulama programı uygulanmalıdır. Sera toprağının pH&#8217;sı 6-6.5 arasında olmalı, başlangıçtaki kök gelişmesini hızlandırmak için toprakta yeterli miktarlarda fosfor, vegetatif gelişmeyi sağlamak için azot ve potas bulunmalıdır. Ancak fazla potas toprakta tuzlanmayı hızlandıracağından dikkatli olmayı gerektirir, zira tuzlanma biberlerde kök gelişimini engelleyen önemli bir etmendir.</p>
<p>Dikim sonrasındaki, yüksek sera sıcaklıkları iyi bir çiçek oluşumu ve meyve tutumu için gerekli kuvvetli vegetatif gelişmeyi sağlar. Bitki boyları 40 cm&#8217;ye ulaştığında vegetatif ve generatif büyüme dengesinin sağlanabilmesi için sıcaklıklar 3 &#8211; 4 günde kademeli olarak tekrar biraz düşürülerek gündüz 22-23°C, gece 18-19°C arasında tutulmaya çalışılır, hatta gece sıcaklıktan 15-17°C&#8217;lara kadar düşürülebilir. Gündüz sera sıcaklıktan 27°C&#8217;a ulaştığında havalandırma yapılır. Güneşli günlerde havalandırma 35°C&#8217;dan sonra da başlatılabilir. Sıcaklıkların 10-12°C gibi çok düşük olduğu biber seralarında ise bitki ölmez ancak gelişme hemen tümüyle durabilir. Sera havasının oransal nemi biberler için % 70-75 civarında tutulmalıdır.</p>
<p><strong>4.2. Askıya alma</strong><br />
Yaygın büyüyen ve sürgün ucu alınmadan büyütülen kısa boylu biber çeşitleri genelde askıya alınmazlar. Ancak dallarının dağılmasının önüne geçmek için biber bitkileri arada kalacak şekilde, bitki sıralarının iki yanından geçirilen teller veya ipler içinde bitkilerin korunması yoluna gidilebilir.<br />
Uzun boylu çeşitlerde askıya alma işlemi, her gövde ayrı ayrı olmak koşuluyla aynen domateslerde olduğu gibi yapılır. Askıya alman biber bitkilerinde 3-4 sürgün gelişmesine izin verilir ancak tüm yan sürgünlerin 1. veya 2. yapraktan sonra uçları alınır.</p>
<p><strong>4.3. Budama</strong><br />
Domates, hıyar gibi sera sebzelerine uygulanan budama şeklini bizim yetiştiricilerimiz biber bitkilerine uygulamamakta, ancak özellikle tek ürün yetiştiriciliğinde ocak ayı ile birlikte düşmeye başlayan sera sıcaklıkları nedeniyle duran gelişmeyi; ana gövde ve yan dallar üzerindeki yaşlı, sararmış ve küllemeye yakalanmış yapraklan alarak ve meyveleri toplanmış dalların uçlarını hafifçe budayarak tekrar hızlandırmaktadır. Böylece yeni gelişen sürgünlerden nisan ayında yeni ürün almak mümkün olabilir.</p>
<p><strong>4.4. Tozlaşma ve döllenmeye yardım</strong><br />
Biber seralarında da tozlaşmayı kolaylaştırmak için, bombus arıları özellikle dış ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>5. ÖNEMLİ HASTALIK VE ZARARLILAR VE BUNLARLA SAVAŞ</strong><br />
Virüs hastalıklarının bir kısmı ile Külleme, Fusarium, Verticillium, Botrytis, Sclerotinia, Alternaria gibi bazı hastalıklar ve kök ur nematod-lan, kırmızı örümcekler yaprak bitleri, beyaz sinekler gibi bazı zararlılar domates ve hıyar konularında verildiği için burada yinelenmemiştir.</p>
<p>Phytophtora capsici: Kök boğazı yanıklığı adı ile de bilinen bu hastalığın son yıllarda biber seralarında büyük zararlara neden olduğu görülmüştür. Hastalık başlangıçta ani bir solgunluk olarak ortaya çıkar,<br />
Hastalığa karşı savaşta, kültürel önlemler, ilaçlı savaştan daha etkili olmaktadır.<br />
Alınabilecek kültürel önlemler arasında öncelikle şunlar sayılabilir:<br />
1. Gerek fîdeliklerdeki ve gerekse seralardaki bitkilere, suyu bol vermek yerine, sık sık ve azar azar vermek,<br />
2. İlk sulamalar sırasında suyu bitkiye bir kaç gün gecikmeli olarak vermek,<br />
3. Fidelikleri, dikim öncesi, fungusitli su ile sulamak (fungusitli su 100 litre suya 100-150 g Dithane- M.45 veya Ortocide katılmasıyla hazırlanır),<br />
4. Eğer biberler masuralarda yetiştiriliyorsa masuraları yüksek tutmak ve bitkileri, kök boğazlarını sulama suyundan korumak amacıyla, masura sırtlarına dikmek,<br />
5. Masura uzunluklarını 5-6 m&#8217;den daha fazla yapmamak, Dikimi derin değil, kök boğazı toprak üzerinde kalacak şekilde yapmak,<br />
6. Dikimden sonraki ilk can suyunu bitkilere Maneb, Zinep veya<br />
Captan&#8217;lı vermek,<br />
7. Biber bitkilerinin kök boğazlarının yara almasına meydan vermemek için özellikle derin çapa işleminden kaçınmak.<br />
Cladosporium capsici: Biber kahverengi leke hastalığı olarak da bilinen bu hastalık yaprakların üst yüzlerinde san lekeler halinde ortaya çıkar. Alt yüzdeki san lekeler kahverengi mantar küfü ile örtülür. Böyle yapraklar kurur ve dökülür. Bu hastalığa karşı Çaptan, Zineb, Maneb ve bakirli preparatlardan biri kullanılabilir.<br />
Tütün halkalı leke virüsü: Biber yapraklarında sararma ve lekelenmelere neden olur. Polen oluşumunu engellediğinden verim ve kalite düşer.</p>
<p><strong>6. HASAT VE VERİM</strong><br />
Biber bitkisini iyi tanımayan üreticiler, hasada gelmiş meyveyi bilemeyebilirler. Zira biber meyvelerinin olgun-yeşil dönemi olarak tanımlanan özel bir durumu vardır. Bu dönemde meyve yüzeyi mat buruşuk bir yapıdan daha parlak bir yapıya dönüşür. Bu dönemden önce toplanan biber meyveleri çabuk yumuşadıkları için kolay taşınamaz ve saklanamazlar. Bu dönemin geçirilmesi halinde ise meyve rengi yeşilden, önce sarıya sonra kırmızıya dönmeye başlar. Hasadın gecikmesi halinde izlenecek en güzel yol meyvenin üniform kırmızı rengini almasını beklemekten ibaret olacaktır. Bu da olgun yeşil dönemden yaklaşık 6 hafta sonra gerçekleşir. Ancak sera biber üretimi için kırmızı olum istenen bir durum değildir.</p>
<p>Meyve toplamanın, meyve sapının gövdeye birleştiği yerdeki doğal kırık çizgiden yapılmasına özen gösterilir. Meyve sapı mutlaka meyve üzerinde olmalıdır. Hasadın sabahın erken saatlerinde yapılmaması da ayrıca önemlidir, Hasat sıklığı genelde haftada birdir. Hasat edilen biberler 1-3 hafta arasında saklanabilirler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbiber-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;text=Biber yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;t=Biber yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;title=Biber yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbiber-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Biber+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/biber-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marul ve marul yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 14:40:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[marul yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2800</guid>
		<description><![CDATA[TOPRAK İSTEKLERİ Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır. GÜBRELEME Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir. Toprak PH&#8217;sı 6,5-7,5 arasında [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2801" title="marul" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/marul.jpg" alt="marul" width="278" height="249" /></p>
<p><strong>TOPRAK İSTEKLERİ</strong><br />
Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır.</p>
<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir.<br />
Toprak PH&#8217;sı 6,5-7,5 arasında olabilir.<br />
<span id="more-2800"></span><br />
Düşük PH&#8217;h topraklarda kireçleme yapılmalıdır. Zira bu tıp topraklarda kaliteli ürün alınamaz ve magnezyum noksanlığı görülür. Magnezyum eksikliğinin tipik belirtisi yaşlı yapraklarda sarı noktalardır. Azot noksanlığında ise büyüme yavaşlar, renk bozulur. Aşın azot gübrelemesi yapraklarda yanıklıklara ve hasattan sonra ürünün çabuk solmasına neden olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Fosfor noksanlığı, demir ve kalsiyumca zengin topraklarda sıkça görülür. Sonuçta, başlar gevşek ve küçük kalır.<br />
Saf madde olarak: 8 Kg/da azot, 6 Kg/da fosfor ve 6 Kg/da potasyum tavsiyesi, toprak analizleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>TOHUM EKİMİ VE DİKİM</strong><br />
Tohum ekim zamanı yetiştiricilik yapılmak istenen zamana göre ayarlanabilir. Geç sonbahar ve kış<br />
yetiştiriciliği için tarlaya dikim yapılmak istenen zamandan yaklaşık 45 gün önce; yaz ekimlerinde ise 20 gün önce soğuk yastıklara tohum ekimi yapılmalıdır.</p>
<p>Tohumların en iyi çimlenme sıcaklığı 15-18° C&#8217;dir. Düşük sıcaklıklarda homojen çıkış elde edilemezken; nötr çeşitlerin dışında, 25-30° C gibi yüksek sıcaklık derecelerinde hiç çimlenme elde edilemez.</p>
<p>Dikim, fideler 4 yapraklı olunca, çeşidin büyüklüğüne bağlı olarak 30-40 cm sıra arası, 20-30 cm sıra üzen mesafe ile yapılır. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.</p>
<p><strong>SULAMA</strong><br />
Marul, büyüme periyodu boyunca aynı miktarda toprak nemini, yetiştiği ortamda bulmak ister.<br />
Tarlaya dikimden sonra eğer yağış mevsimi değilse, en geç 12 gün içersinde «ulama yapılmalıdır. Baş bağlama devresinin başından hasat sonuna kadar sulama aralıkları 8 günden daha uzun olmamalıdır.</p>
<p>Çok sıcak havalarda sulama, mutlaka sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Aksi halde fizyolojik hastalıklara yakalanma olasılığı artar.</p>
<p><strong>HASAT</strong><br />
Marul genelde elle hasat edilir. Hasat edilecek ürünü belirlemek tamamen deneyim işidir. Yetiştiricilik ürünün iklim isteklerine tamamen uygun şartlarda ve doğru ekim zamanında yapılıyorsa, çeşidin tipik özelliklerini sergilemesi beklenebilir. Bunlar: en, boy, göbek yapıp yapmadığı vs gibi özelliklerdir.</p>
<p>Sıcak havalarda hasat edilen ürün çabuk solar, kalitesi düşük olur. Bu nedenle hasadın günün erken saatlerinde yapılması uygun olur.</p>
<p><strong>ÇEŞİTLER</strong><br />
Marul, form zenginliği en fazla olan sebzelerden biridir. Mevcut marul çeşitlerini pratik açıdan dört ana gruba ayırmak olasıdır:<br />
1. Buz salataları<br />
2. Yağlık salatalar<br />
3. Romen salataları<br />
4. Yaprak salatalar<br />
Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünde tohum üretimi yapılan çeşitler ve özellikleri şunlardır:</p>
<p><strong>YEDİKULE-44</strong><br />
Romen salataları grubundandır.<br />
Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos-15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.<br />
Fide devresinde, olgun devreye kıyasla, soğuğa daha dayanıklıdır.<br />
Yeşil, orta sert yapraklı, dik büyüme özeîliğindedir.<br />
Bağlanmadan göbek yapabilir.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 800 g&#8217;dır.<br />
Sıcağa fazla dayanıklı değildir.<br />
Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.<br />
Hasattan sonra solma hızı düşüktür.</p>
<p><strong>YEDİKÜLE-5701</strong><br />
Romen salataları grubundandır.<br />
Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos -15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.<br />
Yapraklan uzun, sanmtırak yeşil, ince, narin ve gevrektir.<br />
Yaprak damarlan ince, yüzeyi kabarcıklı, kenarlan dalgalı ve hafif dişlidir.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 1000 g&#8217;dır.<br />
Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.<br />
Hasattan sonra solma hızı düşüktür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ŞEMİKLER</strong><br />
Kıvırcık göbekli salatalardandır.<br />
Kıvırcık, çok dalgalı, hafif sert yapraklan vardır.<br />
Yaprakların gövde ile bağlantısı kuvvetlidir, çok kolay kırılmaz.<br />
Sıkı başlıdır.<br />
Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 500 g&#8217;dır.<br />
Sıcağa fazla duyarlı değildir.<br />
Hasada gelme süresi 85 gündür.<br />
Tam olgunlaşmadan da kıvırcık salata olarak hasat edilebilir.<br />
Tarn olgunlukta hasat edilen başlarda solma hızı düşüktür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarul-ve-marul-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;text=Marul ve marul yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;t=Marul ve marul yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;title=Marul ve marul yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarul-ve-marul-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Marul+ve+marul+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/marul-ve-marul-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakla ve bakla yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2009 13:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bakla yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2803</guid>
		<description><![CDATA[Bakla yetiştiriciliği için organik maddece zengin, killi-kumlu, killi-tınlı, pH&#8217; sı 6,5 &#8211; 7,3 olan; derin ve geçirgen topraklar bakla yetiştiriciliğinde idealdir. Bununla birlikte pek çok toprak yapısında da bakla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baklanın ortalama sıcaklık isteği, yetişme döneminde 18-27° C arasındadır. Çimlenme için en uygun sıcaklık 25° C&#8217;dir. Soğuğa dayanıklılığı: gelişme dönemine ve hava sıcaklığındaki düşüşe [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2804" title="bakla" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/bakla.jpg" alt="bakla" width="211" height="199" /></p>
<p>Bakla yetiştiriciliği için organik maddece zengin, killi-kumlu, killi-tınlı, pH&#8217; sı 6,5 &#8211; 7,3 olan; derin ve geçirgen topraklar bakla yetiştiriciliğinde idealdir. Bununla birlikte pek çok toprak yapısında da bakla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baklanın ortalama sıcaklık isteği, yetişme döneminde 18-27° C arasındadır.</p>
<p>Çimlenme için en uygun sıcaklık 25° C&#8217;dir. Soğuğa dayanıklılığı: gelişme dönemine ve hava sıcaklığındaki düşüşe bağlı olarak değişmekle birlikte; gencide kar örtüsüz -5° C&#8217;ye kadar dayanabilmektedir. Bakla, yetişme süresi boyunca yeterli ve düzenli su ister. Ancak fazla yağışlı geçen yıllarda yetişme döneminde hastalık ve zarar lılarda artış görülebilir.<br />
<span id="more-2803"></span><br />
<strong>EKİM ZAMANI</strong><br />
Ege Bölgesinde bakla için en uygun ekim zamanı, ekim &#8211; kasım aylandır. Geç ekimlerde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte çıkışta gecikme olmakta, bu da gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir. Ayrıca bazı yörelerde geç ekimle birlikte kuş (karga) zararı da ortaya çıkmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>TOPRAK HAZIRLIĞI</strong><br />
Bakla yetiştiriciliğinde istenen bitki sıklığının sağlanması ve normal bir gelişme için toprağın iyi hazırlanması gerekir. Bunun için toprak sürüldükten sonra diskaro ve tırmık geçirilmeli, sürgü ile bastınîmalıdır.</p>
<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
Baklanın havanın serbest azotundan yararlanabilme özelliği nedeniyle, yüksek dozda bir azot uygulamasına gerek yoktur. Ancak gelişmeyi teşvik etmek ve nodul oluşumuna ka dar bitkinin azot ihtiyacını sağlamak için ekimde 2-3 kg/da saf azot verilmelidir. Fosfor uygulaması, topraktaki yarayışlı fosfor miktarına göre değişmekle birlikte; Ege Bölgesin de genellikle 4-6 kg/da saf fosfor yeterli olmaktadır. Fosfor eksikliği görülen topraklarda dekara verilecek fosfor miktarı 10 kg&#8217;a kadar çıkmaktadır.<br />
Baklada Gübre uygulaması, 10-15 cm derinliğe diskaro veya pulluk altına olacak şekilde tamamı santrifüjlü gübre dağıtma makinasıyla yapılabilir.</p>
<p><strong>BAKLA EKİM ŞEKLİ VE SIKLIĞI</strong><br />
Ege Bölgesinde bakla ekimi genellikle serpme olarak yapılmakta olup; kullanılan tohum luk miktarı 10-20 kg/da&#8217;dır. Taban topraklarda en uygun ekim mesafesi 30&#215;11 cm, kıraç topraklarda ise 45&#215;7 cm&#8217;dir. Sıra arasını işleyebilen freze ve kazayağı gibi aletleri kulla nabilmek için 45 cm sıra arası uygundur. Buna bağlı olarak taban topraklar daki ekim mesafesi 45&#215;9 cm olarak değiştirilmelidir. Atılacak tohumluk miktarı, bin tane ağırlığına göre değişmektedir. Bu miktar küçük tohumlarda daha az olurken, büyük toh umlarda daha fazla olmaktadır.<br />
Bakla için geliştirilmiş özel bir mibzer henüz mevcut değildir. Ancak mevcut mibzerlerin bakla ekimine ayarlanabüirliği üzerinde durulmalıdır. Küçük alanlarda ise kazayağı gibi aletlerle çizi açılarak ekim elle yapılabilir. Ekim derinliği 7-10 cm arasında olmalıdır.</p>
<p><strong>BAKLA&#8217;NIN BAKIMI</strong><br />
Genelde elle ve çapa ile yapılmakta ; sıraya ekimde sıra arası işleyen kazayağı veya freze gibi aletler ara işlemede kullanılmaktadır. Kimyasal ot mücadelesinde, toprak hazırlığı sı rasında Trifluralin bileşimli ilaçlar; çıkış öncesinde ise Terbutrin bileşimli ilaçlar uygulana bilir.Aynca buğdaygil türü otlar için çıkış sonrası Fluazifob-butil bileşimli ilaçlar da kulla nılabilmektedir.<br />
Bakla genelde kışlık ekildiğinden sulamaya gerek yoktur. İlkbaharın kurak gittiği yıllarda ise özellikle bakla döneminde zamanında ve yeterli sulama verim kaybını önlemektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>BAKLANIN HASADI VE HARMANI</strong><br />
Baklada olgunlaşma süresi ekim zamanı ve çeşitlere bağlı olarak 180-200 gün arasında değişmektedir. İri taneli çeşitlerde hasat tam olarak mekanize edilmemiştir. Alt baklalann kuruduğu, üst baklalara kurumaya yüz tuttuğu, yaprakların tamamen döküldüğü, sapın henüz yeşil olduğu dönemde çayır biçme makınası veya orakla yapılmaktadır. Bu dönem Ege Bölgesinde genellikle mayıs sonu &#8211; haziran başı olmaktadır. Küçük alanlarda ise hasat çoğunlukla elle sokum şeklinde yapılmaktadır. Bunun için baklalann tamamen kurumuş olması gerekmektedir. Biçilen bitkiler bir süre olduğu yerde bekletilerek tamamen kurumalan sağlandıktan sonra harmanlanır. Harman makinesinin olmaması halinde, harmanlama dövenle yapılarak rüzgarda savrulur.<br />
<strong>EGE BÖLGESİNDE BAKLA ÜRETİMİNDEKİ SORUNLAR</strong><br />
Yoğun bakla üretiminin yapıldığı özellikle Balıkesir ve Çanakkale illerinde kuru baklanın dekardaki verimi 180 kg kadardır. Bakla verimi üzerine pek çok faktörün etkisi vardır.Bunlar:<br />
Çeşit sorunu olduğu için, üretici tohumluğunu kendi yerel populasyonun-dan temin etmektedir.<br />
Çiftçinin kullandığı tohumluk miktarı azdır.<br />
Mevcut populasyonlar orabanşa hassastır. Orobanşa karşı herhangi bir mücadele yapılmadığı için verim düşmekte; zararın çok yoğun olduğu yerlerde çiftçiler bakla ekiminden vaz geçmektedirler.<br />
Ekim ve hasatta mekanizasyon sorunu bulunmaktadır.</p>
<p><strong>ÖNERİLER</strong><br />
.Bakla tarımında tescilli çeşit kullanımına gidilmelidir.<br />
Dekara atılacak tohumluk 20-25 kg arasında olmalıdır.<br />
Serpme ekim yerme sıraya ekim yeğlenmelidir. Sıra arasının 45 cm olması durumunda, sıra arasını işlemek ve traktörle ilaçlama yapmak mümkün olacağından işgücü geresinimi azalacaktır.<br />
<strong><br />
BAKLADA TESCİLLİ ÇEŞİTİ ERESEN-87&#8242;NİN ÖZELLİKLERİ</strong><br />
Sakız populasyonundan seleksiyon yoluyla geliştirilen Eresen-87 çeşidi, 1987 yılında tescil ettirilmiştir. Özellikle yeşil tüketim için (sebze olarak) yetiştirilen Sevil bakla çeşidine göre kuru tane verimi % 27 daha yüksek olan Eresen-87, erkencilik açısından Sevil ile aynı olup; sakız bakla populasyonunun özelliklerim de taşımaktadır. Bu nedenle daha çok kuru danesi için tescil ettirilmiş olsa da yeşil tüketimi de söz konusudur. Sevil&#8217; den daha kısa olan (12-19 cm) baklaları kılçıksızdır. 100 tane ağırlığı 135-160 gram arasındadır. Doğal koşullarda antraknoz hastalığına karşı toleranslıdır. Menemen koşutlarında kar örtüsüz -5° C&#8217; deki soğuklara karşı toleranslıdır. Tane dökmeye ve yatmaya toleranslı olan bu çeşidin tanelerinde % 22 oranında protein vardır. Verimi, ekim zamanı ve çevre koşullarına bağlı olarak, 200-500 kg/da arasında değişmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakla-ve-bakla-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;text=Bakla ve bakla yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;t=Bakla ve bakla yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;title=Bakla ve bakla yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbakla-ve-bakla-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Bakla+ve+bakla+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bakla-ve-bakla-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salatalık  ve salata yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 09:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2806</guid>
		<description><![CDATA[Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır. Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2807" title="salatalik" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/salatalik-300x294.jpg" alt="salatalik" width="300" height="294" /></p>
<p>Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır.</p>
<p>Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. Özellikle seralarda turfanda olarak yetiştirilen hıyar pazarda oldukça yüksek fiyat bulabilmektedir. Bazı yerlerde yazlık, sera yetiştiriciliği olan yerlerde ise bütün yıl boyunca piyasada hıyar bulunmaktadır. Bu yüzden değerlendirme amaçlarına uygun çok sayıda hıyar çeşidi mevcuttur.<br />
<span id="more-2806"></span><br />
Hıyar çeşitleri öncellikle çekirdeklilik durumuna göre iki gruba ayrılır.<br />
Çekirdeksiz çeşitler<br />
Çekirdekli çeşitler</p>
<p>Diğer yandan yetiştirme yerleri ve değerlendirme şekillerine göre de gruplandırılırlar.<br />
I- Sera Çeşitleri<br />
Sofralık Çeşitler: Bittex, Standex, Orion, Melior, Green spott, Spot Resistent<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Turşuluk Çeşitler: Hokus, Nimbus, Argus.<br />
II-Tarlada Yetiştirilen Çeşitler<br />
Sofralık Çeşitler: Bu gruba Colorado, Cubit, Marketer, Submarine, Stays Green gibi Amerikan çeşitlerinin yanı sıra yurdumuzun değişik yörelerinde yetiştirilen bazı yerli çeşitler girer. Bunlar; Langa, Maltepe, Çengelköy, Dere ve Kilis hıyarıdır. Bunlardan Kilis hıyarı diğerlerine oranla daha küçük boylu, hoş kokulu ve oldukça erkencidir.</p>
<p>Turşuluk Çeşitler: Gherkin, Belair, Belmonte, Kornişon ve Rus hıyarı.</p>
<p><strong>Hıyarın İklim İsteği</strong><br />
Ilık iklim sebzesi olan hıyar soğuklara karşı çok hassastır. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde hemen etkilenir. Hıyar tohumlarının ekildikleri yerde iyi bir çimlenme gösterebilmesi için toprak ısısının en az 11 ° C olması gerekir.</p>
<p>Çimlenme için en elverişli toprak ısısı 11-18 ° C arasındadır. Sıcaklık yükseldikçe buna paralel olarak çimlenme hızı da artar. Yazın sıcak ve kurak devrelerde sulama yapılarak bitki su düzeni normal sınırlar içinde tutulmaz ise hem gelişimi yavaşlar hem de meyveler süratle acılaşır.</p>
<p>Bu yüzden verimden en iyi şekilde faydalanabilmek için özellikle Bölgemizde ilkbaharda soğuk tehlikesi geçer geçmez ekimi yapılmalıdır. Aksi halde ekimde gecikilirse o oranda sıcak ve kurak döneme yakalanır ve iyi bir sonuç alınmaz.</p>
<p><strong>Toprak İsteği</strong><br />
Hıyar bir çok toprak tiplerinde yetişebilmekle beraber derin su tutma kabiliyeti yüksek organik madde ve diğer bitki besin maddelerince zengin tınlı ve kumlu tınlı toprakları sever. Yüksek tuz seviyesine çok hassas olduğundan toprağın drenajı iyi ve eriyebilir tuz seviyesi düşük olmalıdır.</p>
<p><strong>YETİŞTİRME TEKNİĞİ</strong><br />
Hıyar arzu edilen hasat zamanına ve çeşit karakterine göre açıkta veya seralarda yetiştirilebilir. Açıkta veya seralarda genel olarak üç ayrı usulle yetiştirilmektedir.<br />
Tohumların yastık, kasa veya saksılara ekilerek burada yetiştirilen fidelerin daha sonra esas yerlerine dikilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Tohumların doğrudan doğruya açıkta yerlerine ekilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Seralarda askıya alınmak suretiyle yetiştirme.</p>
<p><strong>Ekim Nöbeti</strong><br />
Hıyar köklerinin toprakta genellikle ilk 20-25 cm derinlikte gelişmesinden dolayı her yıl arka arkaya aynı yerde yetiştirilmesi toprağın bu derinliğini bitki besin maddelerince fakirleştirir ve toprağın yorulmasına neden olur. Buna fırsat vermemek için değişik kök sistemine sahip bitkilere münavebede yer vermek gereklidir. Derin toprak tabakalarından faydalanabilen kavun, karpuz ve Domates gibi sebzeler ile yine kökleri derinlere inebilen pamuk gibi bitkiler münavebede diğer ürün olarak yetiştirilebilirler.</p>
<p><strong>Hıyar Yetiştiriciliği<br />
Toprak Hazırlığı</strong><br />
Toprağın ekim ve dikim için hazırlanmasında toprak karakteri, uygulanacak sulama sistemi ve yetiştirme metotları gibi faktörler göz önünde tutulmalıdır. Hıyar köklerinin rahatlıkla gelişebilmesi için toprağın iyice havalandırılmış olması gerekir. Toprak tam tavında iken işlenmelidir. Bu yüzden eğer gerekiyorsa tarlanın önce sulanması ve bunun ardından toprak tava gelir gelmez fazla gecikmeden sürülerek işlenmesi gerekir. Ayrıca keseklerin ufalanmasını ve toprak yüzeyinde bulunan çeşitli bitki artıklarının temizlenmesini sağlamak amacıyla dikkatli bir tırmıklama yapılır. Böylece hem toprak ekime ve dikime hazır hale gelir hem de sulamaların daha rahat yapılması sağlanır. Seralarda toprak hazırlığı bel ile yapılır. Daha önce dezenfekte edilen toprak uygun tavda bellenerek işlenmelidir.<br />
Topraktaki hastalık kaynaklarının yok edilmesi için ya sera toprağının üç yılda bir değiştirilmesi veya toprağın ekimden önce dezenfekte edilmesi (ilaçlanması) gerekir. Ancak sera toprağının değiştirilmesi çok zahmetli ve pahalı bir işlem olduğu için tünel yerinin değiştirilmesi ya da toprağın kimyasal maddelerle dezenfekte edilmesi daha uygun olur.<br />
En etkili dezenfeksiyon şekli toprağın göztaşı eriyiği ile ilaçlanmasıdır. Bunun için ekim veya dikimden önce %0.6’lık (100 lt suya 600 gr) göztaşı eriyiğinden 1 m2 ye 5 litre süzgeçli kova ile verilmeli, 10 dakika sonra aynı miktarda temiz su ile sulanmalıdır. Bu işlem her yıl tekrarlanmalı ve uygulamadan önce çiftlik gübresi toprağa verilmiş olmalıdır.</p>
<p><strong>Ekim ve Dikim</strong><br />
Fide yetiştirme usulü daha fazla masraflı ve daha çok emek istemekle beraber daha erken verim verir.<br />
Kaliteli fide uygun bir fide harcı, iyi bir bakım ve yetiştirme ortamı ile temin edilir. Harç hazırlanırken çiftlik gübresi-toprak ve kum, şu oranlarda olmalıdır; Orman toprağı kullanılırsa iki kısım çiftlik gübresi, iki kısım orman toprağı ve bir kısım kum, bahçe toprağı kullanılırsa 6 kısım çiftlik gübresi, üç kısım bahçe toprağı ve bir kısım kum kullanılmalıdır. Harç kullanılmadan dezenfekte edilmesi gerekir. Harcı hazırlandıktan sonra tohum ekimine geçilir.<br />
Bunun için fidelerin dışarıya çıkartılma zamanları göz önünde tutularak tohumlar yastık veya tüplere şubattan itibaren ekilir. Hıyarlar yer değiştirmeye karşı çok hassas olduklarından genellikle şaşırtma yapılmaz ve bunun içinde tohumlar yastıklara 10&#215;10 cm sıra arası ve sıra üzerinden ekilir. Çıkışı garantilemek amacıyla her ekim yerine 2-3 tohum atılmalı ve hepsi çıktıktan sonra en kuvvetli bir tanesi bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir.<br />
Açıkta yetiştiricilik için yastık veya tüplerde yetişen fideler soğuk hava tehlikesi kalkar kalkmaz önceden işlenmiş ve hazırlanmış dar veya geniş masuralara dikilir. Hıyar için masuralar tek sıralı yetiştirmelerde 50-60 cm genişliğinde, çift sıralı yetiştirmelerde 80-120 cm genişliğinde hazırlanmalıdır. Sıra üzerinde ise toprak ve çeşidin gelişme karakterine göre fideler genellikle 40-50 cm üzerinden dikilmelidir.<br />
Seralarda dikim; fideler yastık veya tüplerden çıkartılarak daha önce açılmış çukurlara konur ve can suyu verilerek fide etrafındaki boşlukların verilen su ile dolması sağlanır. Daha sonra bu boşluklar elle veya çapayla etrafındaki toprakla doldurulur.</p>
<p>Fide yetiştirme usulünden ayrı olarak hıyar tohumlarının doğrudan tarlaya ekilmesi için ekimin ilkbahar başlarındaki don tehlikesi kalktıktan sonra Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir. Tohumların ekimden önce 1-2 gün ıslak bir bez içinde bırakılmaları tohumların daha kısa zamanda çimlenip toprak yüzüne çıkmalarını sağlar.<br />
Ekim için açılan çukurlara 2-3 cm derinliğinde olacak şekilde 3-4 tohum atılır ve çukurlar toprakla kapatılarak hafifçe bastırılır. Sıra arası ve sıra üzeri ile her bir ekim yerine bırakılacak tohum sayısına bağlı olarak dekara 250-500 gr tohum hesap edilmelidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Hıyar bitkisi gübreyi çok sever. Bu amaca yönelik iyi hazırlanmış çiftlik gübresinden dekara 3-6 ton vermek hem toprak verimliliğini arttırır hem de toprağı organik maddece zenginleştirir. Toprak analizi yapıldıktan sonra analiz sonuçlarına göre tarla yetiştiriciliğinde ortalama olarak 8 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübre ve 10-12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir.<br />
Bölgemiz toprakları potasyumca zengin olduğundan toprak analizi sonucuna göre topraktaki kullanılabilir potasyumun 30 kg/da dan daha az olması halinde potasyumlu gübreler kullanılabilir.<br />
İlk meyve görüldükten sonra azotlu gübrelerden veya çiftlik gübresinden hazırlanmış şerbetten 1-2 defa verilmesi çok faydalıdır.<br />
Seralarda; dikimden önce 20-25 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübrenin verilerek toprağa karışımı sağlanmalıdır. Azotlu gübrenin ise meyve bağlamayı olgunlaşmayı geciktirmeyecek şekilde iki veya üçe bölünerek verilmesi gerekir. İlk uygulamada 16 kg/da N, ikinci uygulamada 12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir. İlk azotlu gübre, bitkiler 3-4 yapraklı olunca seddelerin iki yanına bant şeklinde verilerek çapa ile hafifçe toprağa karıştırılmalıdır. Diğer uygulamalar 20-30 gün ara ile aynı şekilde yapılmalı, gübre bitki yapraklarına değmemelidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
Genel bir kural olarak, suya çok duyarlı olması nedeniyle “diplerinin daima nemli bulundurulması” gereken sebzelerden biri de hıyardır. Böylece hem bitkinin iyi gelişmesi sağlanır hem de özellikle susuzluktan ileri gelen acılaşmaya fırsat verilmemiş olur. Hıyarın sulama yönünden en kritik dönemi meyve bağlama dönemidir.<br />
Fideler dikildikten sonra ilk verilen can suyundan ilk meyveler görülünceye kadarki dönemde çok olmamak koşuluyla 1-2 su verilebilir. Bu dönemde fazla sulama yapılması meyvelerin sararmasına (boğulmasına) neden olur. Bundan sonra su büyük önem kazanır ve mümkünse her 3-4 günde bir sulama yapılmalıdır. Hıyarın su isteği bir çok sebzeye göre daha kolay anlaşılır. Özellikle sabah ve akşamları hıyarın iri yapraklarının anormal pörsüme göstermesi ve aşağı doğru sarkması, ayrıca gövde ve yapraklarda tüylülüğün artması ve yaprakların küçülmesi su eksikliğini belirtir. Bu durumda zaman geçirmeden sulama yapılmalı ve sulamalar mümkünse sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Bakım Tedbirleri</strong><br />
Çapalama ile havalanması, gevşetilmesi, toprak suyunu tüketen yabancı otların yok edilmesi ve çatlakların kapatılması ile toprak nemi korunmaktadır. Bu amaçla bitki boyu 8-10 cm olunca ilk çapa yapılmalıdır. Mevcut şartlara ve bitkinin gelişim durumuna göre 2-3 hafta arayla birkaç defa çapa yapılmalıdır. Ancak hıyar kökleri toprak içerisinde genellikle yüzeysel olarak yayıldıklarından çapalama fazla derin yapılmamalıdır. Çapalama işine bitkiler bulundukları yeri tamamen örtünceye kadar devam edilmeli bundan sonra yabancı otlar görüldüğü taktirde elle çekilerek temizlenmedir. İkinci çapa ile birlikte bitkilerin daha geniş bir kök sistemi oluşturmaları ve kuvvetli gelişme gösterip iyi ürün verebilmeleri için hafifçe boğaz doldurulması yapılmalıdır. Birinci veya en geç ikinci çapa esnasında her ekim yerinde en kuvvetli bir bitki bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir. Çapalama esnasında bitki kolları su yollarına düşmeye Hıyarın gövde ve dallarına basıldığında iletken doku zedeleneceğinden meyveler kendilerine gerekli olan suyu normal olarak alamayacaklar ve böylece gelişmeleri aksayarak acılaşma meydana gelecektir. Bunun için gelişme döneminde ve hasat zamanında bitkiler arasında gelişigüzel dolaşılmamalıdır.<br />
Sera yetiştiriciliğinde dengesiz büyümeyi önlemek, verimi devam ettirmek ve daha iyi ışıklanmayı sağlamak için bitkiler askıya alınmalı ve budanmalıdır. Budama genel olarak iki tiptir. Bunlardan biri bikinin tek gövde üzerinde büyütüldüğü sistemdir ve bitki tele varıncaya kadar yan dallar alınır. Diğerinde ise bitki gövdesi üzerinde yan dallar bırakılır ve mevsime, bitkinin büyüklüğüne bağlı olarak yan dalların değişik uzunluklarında uçları alınır.</p>
<p><strong>Hasat</strong><br />
Çeşidin erkencilik özelliği ile yetiştirme ve bakım şartlarına göre tohum ekiminden 55-70 gün sonra hasata başlanabilir. Hıyarlarda ilk hasat için en uygun zaman meyvelerin normal çeşit iriliğinin 1/3’ü veya en fazla 1/2’sini aldığı zamandır. Hasadın gecikmesiyle meyveler fazla irileşir, şekil bozulur ve pazar özelliğini kaybeder.<br />
Hasat da meyveler dala bağlanan sapından keskin bir bıçak veya makasla kesilerek toplanır. Mümkünse sabah erken saatlerde hasat yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Verim</strong><br />
Yaklaşık olarak 3.6 ile 5.5 ton/da arasında verim alınabilir.</p>
<p><strong>Maliyet</strong><br />
Eskişehir yöresi sulu koşullarında yapılan bir araştırma sonucu insan ve makine iş gücü olarak şu değerlar saptanmıştır;<br />
Hıyar tarımında 120.00 sa/da insan ve 1.89 sa/da makine iş gücüne gereksinim vardır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;text=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;t=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Salatal%C4%B1k++ve+salata+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duman nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/duman-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/duman-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 08:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Duman]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2087</guid>
		<description><![CDATA[Duman, belirli yakıtların tamamen yanmamasının sonucudur. Yani bildiğimiz yakıtları tam anlamıyla yakabilmeyi başarsaydık, duman diye bir şey olmayacaktı. Yakıt maddelerinin çoğu,karbon,hidrojen,oksijen,nitrojen, biraz sülfür, belki biraz da maden küllerini ihtiva eder.Bu yakıt maddelerini tamamen yakabilmeyi başarsaydık,sonuç olarak karbondioksit buharı ve serbest nitrojen oluşacaktı ki,bunların tümü de zararsız maddeler sayılabilir. Fakat söz konusu yakıtın tamamen yanmayışı sonucu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/duman.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2088" title="duman" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/duman-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a></p>
<p>Duman, belirli yakıtların tamamen yanmamasının sonucudur. Yani bildiğimiz yakıtları tam anlamıyla yakabilmeyi başarsaydık, duman diye bir şey olmayacaktı.</p>
<p>Yakıt maddelerinin çoğu,karbon,hidrojen,oksijen,nitrojen, biraz sülfür, belki biraz da maden küllerini ihtiva eder.Bu yakıt maddelerini tamamen yakabilmeyi başarsaydık,sonuç olarak karbondioksit buharı ve serbest nitrojen oluşacaktı ki,bunların tümü de zararsız maddeler sayılabilir.</p>
<p>Fakat söz konusu yakıtın tamamen yanmayışı sonucu sülfür kalırsa, az miktarda sülfürdioksid meydana gelecek, bunun hava ve rutubetle teması da &#8220;çürütücü,kemirici bir asit&#8221;i oluşturacaktı.</p>
<p>Yakma işinin tam olması için, bir yakıta yeteri kadar hava gerekir. Bu yeterli hava, yüksek ısıda tam oksidasyon olmasını sağlar. Söz konusu şartların sağlanabilmesi gerçekten güçtür. Özellikle katı yakıt maddeleri kullanıldığında. Bunun sonucu da varlığı kaçınılmaz olan dumandır.<br />
<span id="more-2087"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Antrasit ve kok, sonunda duman vermeksizin yanabilirler. Çünkü bu yakıtlarda çabuk buharlaşan maddeler yoktur. Fakat bitümlü kömürler daha alçak ısılarda dekompoze olduklarından (ayrıştıklarından),gazlar ve katranlı (ziftli) maddeler serbest kalır. Bunlar toz ve külle birleşerek dumanı meydana getirir.</p>
<p>Herhangi bir şehrin havası, boşlukta asılıymışçasına duran küçük,katı zerreciklerle yüklüdür. Toz,bitkisel oluşum ve bozulmalar, başka maddeler, bu küçük, katı zerreciklerin temel kaynağıdır. Bunlar, çekim etkisiyle ağır ağır alçalırlar. Küçük şehirlerin dış mahalleler inde, bir yıl içinde,her birbuçuk kilometre kare yüzeye bu zerreciklerden 75 ile 100 ton depolanmaktadır.</p>
<p>Büyük endüstri şehirlerinde, söz konusu istif bunun 10 katını bulur.</p>
<p>Dumanın zararlı etkisi son derece büyüktür. Sadece sağlığa zarar vermekle kalmaz bitkileri (meyve bahçelerini, sebze tarlalarını, vs.) de bozar, zehirler. Büyük endüstri şehirlerinde, güneş ışığının yoğunluğunu düşürür. Sağlık için son derece yararlı ültraviyole (menekşe ötesi) ışınlarının ulaşmasını engeller.</p>
<p>Rüzgar dumanı sürüp götürmese,büyük endüstri şehirleri belki de her gün sisle kaplı olacaktı. Duman ve sisin yoğun olduğu yerlerde,akciğer ve kalp hastalıklarından ölüm oranı çok yüksektir.</p>
<p>Daha yukarda değinmiş olduğumuz gibi,yoğun ve devamlı duman, toprak yüzündeki bitki örtülerinin rahat solumasını engeller. Onları güneş ışığından yoksun bırakır.</p>
<p>Bugün bir çok büyük şehirde, fabrika bacalarının, kaloriferlerin püskürdüğü öldürücü dumana karşı, &#8221; çevre kirlenmedi&#8221; sorununa ilişkin etkili kampanyalar açılmıştır.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fduman-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;text=Duman nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;t=Duman nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;title=Duman nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fduman-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Duman+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/duman-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marmara bölgesi&#8217;nin ekonomisini oluşturan faktörler</title>
		<link>http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 08:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara bölgesi'nin ekonomisini oluşturan faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2256</guid>
		<description><![CDATA[A:1=Coğrafi Konum B:1=Tarım 2=Yeryüzü Şekilleri , Hayvancılık 3=İklim , Ormancılık 4=Nüfus , Madenler 5=Enerji Kaynakları 6=Endüstri 7=Ulaşım 8=Turizm 9=Ticaret (A-1)Coğrafi konum Marmara Bölgesi,Türkiye&#8217;nin coğrafi bölgelerinden biri; yaklaşık 62 000 kilometre kare; 13 milyona yakın nüfus(1990). Marmara Denizi çevresinde yer alan Trakya topraklarının tümüyle Anadolu&#8217;nun kuzey-batı kesmini kaplayan bölge, doğuda dik yamaçlarla belirlenen Anadolu Platosu,kuzeyde Karadeniz [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/marmara-bolgesi2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2257" title="marmara-bolgesi2" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/marmara-bolgesi2-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" /></a></p>
<p>A:1=Coğrafi Konum B:1=Tarım<br />
2=Yeryüzü Şekilleri , Hayvancılık<br />
3=İklim , Ormancılık<br />
4=Nüfus , Madenler<br />
5=Enerji Kaynakları<br />
6=Endüstri<br />
7=Ulaşım<br />
8=Turizm<br />
9=Ticaret<br />
<strong>(A-1)Coğrafi konum</strong><br />
Marmara Bölgesi,Türkiye&#8217;nin coğrafi bölgelerinden biri; yaklaşık 62 000 kilometre kare; 13 milyona yakın nüfus(1990). Marmara Denizi çevresinde yer alan Trakya topraklarının tümüyle Anadolu&#8217;nun kuzey-batı kesmini kaplayan bölge, doğuda dik yamaçlarla belirlenen Anadolu Platosu,kuzeyde Karadeniz ve Bulgaristan, batıda Yunanistan ve Ege Denizi, güneyde Uludağ ve Kaz Dağı ile sınırlıdır. Bölge doğal ve beşeri özelliklerine göre dört bölüme ayrılır.(Yıldız Dağları,Ergene,Güney Marmara,Çatalca-Kocaeli bölümleri)<br />
<span id="more-2256"></span><br />
<strong>(A-2)Yeryüzü Şekilleri</strong><br />
Yüzey şekilleri, doğu-batı doğrultusunda uzanan dağlar ve platolarla kaplı yüksek alanlar, havzalar ve ovalardan oluşan çukur alanlarla kuzeyden güneye doğru birbirini izler.Kuzeyde orta yükseklikteki Yıldız(Istıranca) dağları ve platolarla kaplı Çatalca-Kocaeli yarımadaları yer alır. Bunların güneyinde Ergene Havzası&#8217;ndan başlayarak, Marmara çukuru üzerinde Adapazarı ovasına kadar uzanan alçak bir alana geçilir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bölgenin güneyinde, en yüksek engebeleri oluşturan Uludağ ve Biga Dağları&#8217;yla, Samanlı ve Güney Marmara kıyıdağları arasında Biga,Manyas,Ulubat, Bursa ve İnegöl Ovalarından oluşan bir havzalar dizisi sıralanır. burası Türkiye&#8217;de depremlerle en çok sarsılan alanlardan biridir,<br />
Bölgenin en önemli akarsuları;doğuda Sakarya, batıda Ergene ve Meriç, güneyde Susurluk&#8217;tur.<br />
Anadolu yakası göl bakımından zenginliği ile dikkati çeker(Manyas, Ulubat, İznik, Sapanca). Trakya yakasında yer alan terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece göllerinden İstanbul anakentinin su gereksinimi sağlanır.</p>
<p><strong>(A-3)İklim</strong><br />
Bölgede üç farklı iklim tipi görülür.Karadeniz kıyılarında ılman iklim, Marmara ve Ege Denizi kıyılarında Akdeniz iklimi, iç kısımlarda karasal iklim görülür.İklim kıyıdan uzaklaştıkça içerilerde sertleşir.Soğuk kuzey rüzgarlarına açık olduğu için Karadeniz kıyıları kışın biraz daha soğuk geçer.Enlemin etkisinden dolayı Akdeniz İklimi biraz bozulur. Yaz kuraklığı daha az kışlar ise daha soğuk, kar yağışı olağandır.<br />
Ergene havzasında, güney Marmara&#8217;nın iç kısımlarında istep iklimi özelliği görülür. Yaz sıcak, kış soğuktur.<br />
En çok yağışını kış, en az yağışını yaz mevsiminde alır.</p>
<p><strong>İklimin etkileri</strong><br />
1) Doğal bitki örtüsü iklime bağlı olarak Marmara Denizi kıyılarında maki, yükseklerde geniş ve iğne yapraklı orman, Karadeniz kıyılarında karışık orman, Ergene Havzasında ve içerilerde seyrek ağaçlar, kurakçıl otlar yani stepler görülür.<br />
2)Akarsular en çok suyunu kış ve ilkbaharda taşır.En az suyunu yazın taşır.<br />
3) iklimin farklı ve çok sert olmaması nüfus yoğunluğunu artırır.<br />
4) Üç iklim tipinin varlığı ovalarda verimliliği artırmış, tarım ürünlerini çeşitlendirmiştir.<br />
5)Endüstri bitkilerinin yetişmesine elverişlidir.(ayçiçeği, tütün, şeker pancarı, zeytin, mısır, pirinç, tahıllar, sebze ve meyveler)<br />
6)İklimin etkisi büyükbaş hayvancılığı yayğınlaştımıştır.<br />
7)Bölge orman bakımından zengindir.<br />
<strong>(A-4)Nüfus</strong><br />
Marmara Bölgesi 13 000 000 &#8216;a yaklaşan nüfusuyla Türkiye toplam nüfusunun yaklaşık %23&#8242;ünün kümelendiği bir alandır;kilometre kareye ortalama 200&#8242;ü aşan nüfus yoğunluğu (Türkiye ortalamasunun üç katı kadar) ile yurdun en sık nüfuslanmış bölgesidir; kentsel nüfus oranın da en yüksek (% 75) olduğu bölgedir.</p>
<p>Kentsel nüfusun yarısından fazlası İstanbul&#8217;da toplanmıştır; geriye kalanın çoğuda Bursa ve İzmit gibi hızla gelişen iki büyük kentte toplanmıştır. Bu üç yerleşim yerinin nüfusu bir yandan doğumlar bir yandan da göçlerle sürekli artmaktadır. Bölgenin bazı yerleri, özellikle tarımsal ekonominin başat olduğu Karadeniz kıyıları ile Çatalca, Kocaeli ve Biga yarım adalarının iç kesimleri tenhadır. Buradaki nüfus artışıda Türkiye ortalamasının altındadır.</p>
<p><strong>(B-1)Tarım<br />
a)tahıl</strong><br />
<strong>1)Buğday</strong><br />
Bilindiği gibi, buğday, kurak yerlerde halkın geçim kaynağıdır. Marmara Bölgesi&#8217;nde Trakya kesimi kurak bir yer olduğundan Türkiye&#8217;nin bir kaç yeri gibi oradada buğday ekimi için önemli bir yerdir.(Tekirdağ=800 bin ton ve Edirne=700 bin tonla üretimde başta gelir).<br />
<strong>2)Arpa</strong><br />
Arpada buğday bitkisinin özelliklerini taşır. Marmara Bölgesi&#8217;nde buğdayın yetiştiği Trakya&#8217;nın iç kesimlerinde arpada yetişir.<br />
<strong>3)Mısır</strong><br />
Mısır tarımı, Marmara Bölgesi&#8217;nde özellikle Güney Marmara bölümünde, Balıkesir İli ve çevresinde yaygındır.<br />
Türkiye mısır üretiminde Marmara Bölgesi&#8217;nin önemli bir yeri vardır. Sadece Marmara ve Karadeniz Bölgesi&#8217;nin yıllık toplam mısır üretimi, Türkiye toplam üretiminin, % 70 ile % 75&#8242;ini bulur.<br />
<strong>4)Çeltik</strong><br />
Çeltik üretimi, Marmara Bölgesi&#8217;nde en çok Edirne&#8217;de görülür. Edirne&#8217;nin üretimi Türkiye&#8217;nin ortalamasının % 35&#8242;ini oluşturur. (en büyük paya sahip il). Çeltik tarımı Bursa, Balıkesir, Çanakkale gibi Güney Marmara Bölümü illerinde de yapılır ama buradaki üretimler, Edirne&#8217;nin Türkiye çeltik üretimine kattığı değere ulaşmaz.<br />
<strong>5)Yulaf</strong><br />
İstanbul, Kocaeli, Balıkesir, Çanakkale, Kırklareli ve Tekirdağ gibi<br />
Marmara illeri, Türkiye yulaf üretiminin %60-70&#8242;ini vermektedir. Yıllık<br />
yulaf üretimleri 10-15 biner tonu aşan iller içerisinde Balıkesir, Kocaeli, İstanbul gibi önemli Marmara illeri de vardır.<br />
<strong>b)sebzecilik</strong><br />
Marmara Bölgesi, Türkiye sebze üretiminde birinci bölgedir. Verimli alivyal toprakların ve sebze tarımına çok uygun iklim özelliklerinin bu bölgede olması bu gelişmenin nedenidir.<br />
<strong>1)Patates</strong><br />
Başta,Marmara Bölgesi&#8217;nin Bursa, Balıkesir, Kocaeli ve Sakarya illeri olmak üzere, patates üretimi bütün bölgelerimizde yapılmaktadır.<br />
<strong>2)Soğan ve Sarımsak</strong><br />
Yıllık kuru soğan üretiminin %90 gibi yüksek bir payı, sıra ile Güney Marmara bölümü illeri ile Ege bölümü, Akdeniz kıyı ovaları ve Orta Karadeniz bölümü illerinden sağlanır.<br />
Sarımsak sadece Marmara Bölgesinde değil tüm yurta az üretilir. Çünku tuketimi soğan kadar değildir.</p>
<p><strong>3)Domates</strong><br />
Domates Balkan ülkelerinden sonra yurdumuzda ilk kez Güney Marmara Bölümünde yetiştirilmeye başlanmıştır. Daha sonra diğer bölgelere yayılmaya başlamıştır. Yurdumuzda yetiştirilen domatesin büyük bir bölümü dış ülkelere satılmaktadır. Ve ticarete yönelik domatesler başta Güney Marmara Bölümü olmak üzere diğer bölgelerde de yetiştirilir.<br />
<strong>c)endüstri (sanayi) bitkileri tarımı</strong><br />
<strong>1) Tütün</strong><br />
Marmara Bölgesi, kaliteli tütün üreten bölgeler arasında, Ege Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi&#8217;nden sonra 3. sırayı alır. Bölgede üretim daha çok Güney Marmara Bölümü&#8217;nde yapılır. Bölge üretimi Türkiye üretiminde, her yıl % 10 ila % 15 lik bir paya sahiptir. Ama Balıkesir ili, bütün bölge üretiminin % 60 ila % 65 ini verir. Bu ili, Bursa ve Çanakkale illeri izler. Balıkesir ilinin Altınova, Ayvalık, Edremit ve Burhaniye tütünleri ile Bursa&#8217;nın merkez ilçe ve İnegöl tütünleri, ihraç edilecek kalitede tütünlerdir. Bölgede Kocaeli,Sakarya,Tekirdağ,Kırkl areli ve Edirne&#8217;dede tütün tarımı yapılır.Ama bu illerde üretim,pek ekonomik değildir.<br />
<strong>2)Pamuk</strong><br />
Pamuk üretimi,sıcaklık koşullarının uygun olması ve verimli alivyal toprakların varlığı nedeniyle Güney Marmara&#8217;da da yapılır. Marmara bölgesi, Ege ve Akdeniz bölgelerinden sonra pamuk yetiştirmede 3. sırayı alır. Bu bölgede en iyi üretimi yapan il Balıkesir&#8217;dir.(yılda 6-7 bin ton).<br />
<strong>3)Şeker pancarı</strong><br />
Şeker pancarı üretilen bölgeler arasına Marmara Bölgesi de girer. 1926&#8242;da en çok şeker pancarı Kırklareli ve Uşak&#8217;ta üretilmiştir.<br />
d)yağlı tohumlar tarımı (pamukçiğiti ve ayçiçeği)<br />
Pamukçiğiti pamukla beraber, aynı şartlarda yetişir.<br />
Ayçiçeği tarımının en gelişmiş olduğu bölge Marmara Bölgesi&#8217;dir. Bu ürünün tarımı ilk kez Trakya&#8217;da yapılmıştır.Bölgenin hemen her ilinde tarımı yapılmaktadır.</p>
<p>Ama Edirne ve Tekirdağ illeri hem bölgede hem de yurdumuzda, en fazla üretim yapılan iller durumundadır. Örneğin; 1990&#8242;da Türkiye ayçiçeği tarım arazisi 720 bin ha. ve ayçiçeği tohumu üretimi de, 860 bin ton kadardı. Ancak ekiliş alanlarının % 40&#8242;ı, ve üretimin % 50-55&#8242;i bu bu iki ile aitti.</p>
<p><strong>e)meyvecilik</strong><br />
<strong>1)Fındık</strong><br />
Fındık, Orta ve Doğu Karadeniz Bölümleri&#8217;nden sonra Doğu ve Güney Marmara Bölümleri illerinde yetiştirilir.Marmara Bölgesi&#8217;nde fındık bahçeleri ve üretimi Sakarya ili ile temsil edilir. Bölge üretiminin (80 bin tonu biraz aşar) % 90&#8242;dan fazlasını bu ilimiz verir. Verimli yıllarda, ilin kuru kabuklu meyve üretimi, 70-75 bin tonu bulur. Bölgede, bu ilden başka;Kocaeli (5 bin tonu aşar), Bilecik (30-35 ton), Bursa (150 tonu bulur), Çanakkale (15-20 ton), Tekirdağ (1,5-3 ton) ve Kırklareli (25-30 ton) illerinde de, az çok fındık bahçelerine rastlanır. İstanbul üretimi de 500 tonu aşar.<br />
<strong>2)Zeytin</strong><br />
Marmara Bölgesi, zeytin ağacı sayısı fazlalığı bakımından ikinci sırada gelir. Türkiye zeytin ağacı sayısının % 25&#8242;ten fazlasını temsil eder. Bölge zeytin bahçelerinin hemen tamamı, Güney Marmara Bölümü illeri ile kısmen de Doğu Marmara illerinde toplanmıştır. Trakya kesimi illerimizde de, tek tük zeytin ağacına rastlanır.Ama üretimi ekonomik değildir. Güney Marmara Bölümü&#8217;nde özellikle Balıkesir ili, Aydın ve İzmir illerinden sonra Türkiye&#8217;nin en büyük üçüncü zeytincilik merkezi durumundadır.</p>
<p>Özellikle Edremit Körfezine doğru geniş alanlar, zeytin bahçelerine ayrılmıştır. Bölge zeytin ağacı sayısının, % 45&#8242;e yakını bu illerdedir.İlin,Bandırma ve Erdek dolayları da, geniş bahçelere sahiptir.Bursa ilinin en geniş zeytin bahçeleri, Gemlik ve Mudanya çevresinde toplanmıştır. Batıda Çanakkale ve doğuda Kocaeli illerine dğru bahçeler, giderek azalır ve seyrekleşir.</p>
<p><strong>Türkiye zeytin ağacının bölgesel dağılışı</strong><br />
Bölge Ağaç sayısı(milyon) Türkiye % si<br />
Ege 49.6 57.3<br />
Marmara 22.3 25.8<br />
Akdeniz 9.4 10.9<br />
Güneydoğu 4.3 5.0<br />
Diğerleri 0.9 1.0<br />
Toplam 86.5 100.0</p>
<p><strong>3)Turunçgiller</strong><br />
Güney Marmara&#8217;da Türkiye&#8217;de turunçgil ağaçları sayısının %1,5&#8242;i bulunmaktadır. Bahçeler, büyük çoğunluğu ile başta Balıkesir ili olmak üzere, bu il ve Çanakkale ili kıyılarında yoğunlaşmıştır.<br />
<strong>4)Şeftali</strong><br />
Bahçe kültürü biçimindeki yetişme bölümlerinden birisi Güney Marmara Bölümüdür. Yurdumuzun, en kaliteli ve pazar değeri en yüksek şeftali meyvesi, eskiden beri Bursa ili bahçelerinde yetişir. Ülkemiz şeftali ağacı sayısı % 25&#8242;i bu ilde olup, verimli yıllarda Bursa&#8217;nın üretimi 100 tonu aşar.<br />
<strong>5)Armut</strong><br />
Üretimi giderek yükselen bir meyvedir. Bahçelerin çoğu Güney Marmara Bölümü&#8217;ndedir.<br />
<strong>(B-2)Hayvancılık</strong><br />
<strong>1)Küçükbaş Hayvancılık</strong><br />
Küçükbaş hayvancılıkta, Marmara Bölgesi, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, İç Batı Anadolu, Karadeniz Bölgesi&#8217;nin iç yörelerinden sonra gelir. Bu bölgelerde yoğun koyun yetiştirilir.<br />
Koyunlar, ırk, et, süt ve yapağı gibi nedenler yüzünden soylar halindedir. Marmara ve Ege Bölgeleri&#8217;nde daha çok &#8220;kıvırcık&#8221; soylu koyun yetiştirilir.<br />
<strong>2)Büyükbaş Hayvancılık</strong><br />
Karadeniz Bölgesi&#8217;nden sonra, sığır yetiştiriçiliği&#8217;ninMarmara Bölgesi&#8217;nde önem kazandığı göze çarpar.<br />
Sığırın yurdumuzda belirlenen bir cinside, Manda sığırı olup eti, sütü ve derisi için yetiştirilir.Yurdumuzda da Karadeniz Bölgesi&#8217;nden sonra Marmara&#8217; bu sığır cinsi yaygındır.<br />
<strong>3)Kümes Hayvancılığı</strong><br />
Tavuk çiftlikleri, Marmara&#8217;da daha çok kalabalık olan İstanbul&#8217;un yakın çevresindedir.<br />
<strong>4)İpekböcekçiligi</strong><br />
M.Ö 6. yy&#8217;da başta Bursa olmak üzere, Güney Marmara Bölümü başlıca doğa yetiştirme bölümüydu. Bugün yurdumuzda en önemli üretim bölgesi,yetiştiriciligin merkezi Bursa olmak üzere, Güney Marmara Bölümü illeridir. Yaklaşık 2000 ton olan Türkiye yıllık yaş koza üretiminin, % 40 ile % 50&#8242;si Bursa ilinden olmak üzere, % 80 ila % 90&#8242;ı Marmara Bölgesi illerinden sağlanır.<br />
<strong>5)Arıcılık</strong><br />
Arıcılığın coğrafi dağılışını beş madde yaparsak Marmara Bölgesi dördüncü sırayı alır. Çünkü arıcılıkta sadece Balıkesir ve Çanakkale&#8217;den söz edilebilir.<br />
<strong>6)Su Ürünleri Avcılığı</strong><br />
<strong>a)deniz balıkçılığı</strong><br />
Hamsi de dahil, yıllık balık üretimimizin %10&#8242;u Marmara Denizi&#8217;nden sağlanır. Sonbaharda suların soğumasıyla balıklar güneye göçerler. Göçerlerken İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından geçerler. Bu nedenle İstanbul Boğazı tam bir balık kapanıdır. Bu balıkçılık Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazında da sürdürülür.<br />
<strong>b)tatlı su balıkçılığı</strong><br />
Güney Marmara Bölümünde bulunan Manyas, Ulubat ve İznik göllerinde su ürünleri avcılığı yapılır.Ancak yıllık toplam av ürünleri 50&#8242;şer 100&#8242;er tonu aşmaz.<br />
<strong>(B-3)Ormancılık</strong><br />
Marmara bölgesi orman bakımından zengiliği ile Türkiye&#8217;de % 18.8&#8242;lik bir payla, karadeniz&#8217;den (% 26) ve Akdeniz&#8217;den (% 21) sonra üçüncü sıraya gelir.<br />
<strong>(B-4)Madenler</strong><br />
<strong>1)Kromit</strong><br />
Kromit rezervlerimizden Bursa ili yatakları, Elazığ ve Muğla yataklarından sonra üçüncü sırada yer alır. Bu yataklar Orhaneli ilçesi dahilinde yer alır.(rezervleri 1,5 milyon tonu aşar). İşletilirler ve ihraç edilirler.<br />
<strong>2)Manganez</strong><br />
manganez Türkiye&#8217;de Uşak ilinden sonra İstanbul ilinde (Çatalca ve ayrıca Binkılıç), Kırklareli ilinde (Vize çevresi), Balıkesir ilinde (Dursunbey çevresi) çıkarılır.<br />
<strong>3)Kurşun ve Çinko</strong><br />
Kuşun ve çinko, Türkiye de Karadeniz Bölgesinden sonra Marmara Bölgesi&#8217;de çıkarılır. başlıca rezervler, Balıkesir ilinin Balya, Çanakkale ilinin Yenice ilçesinde; Bağıkaç ve Handeresi yataklarıdır.<br />
<strong>4)Volframit</strong><br />
Türkiye&#8217;de, sadece Uludağ masifi volfram rezervleri, 30 milyon ton dolayında tahmin ediliyor.Ve ayrıca Uludağ&#8217;da Etibank&#8217;a ait volfram işletme tesisleri vardır. (1979&#8242;da faaliyete geçmiştir) Yıllık üretim, metal kapsamı olarak 60-90 ton kadardır.<br />
<strong>5)Molibden</strong><br />
En zengin rezervler, Kırıkkale-İkiztepeler ve Keban çevresi rezervleridir.üretim ihraç edilir(20-25 ton kadar).<br />
<strong>6)Antimon</strong><br />
Coğrafi dağılışa göre en zengin rezervler Güney Marmara Bölümü&#8217;nde Balıkesir ili rezervi ve onu takir eden birkaç rezerv olarak tahmin edilmiştir.<br />
<strong>7)Bortuzu</strong><br />
Bortuzu rezervlerinin coğrafi dağılışında birinci sırayı Balıkesir ili alır. Rezervler Bigadiç ve Susurluk çevresinde bulunmaktadır (rezervlerin 20-25 milyon ton olduğu sanılıyor).<br />
<strong>8)Mermer</strong><br />
Yurdumuzun en zengin doğal kaynaklarından biride mermer rezervleridir.en kaliteli mermerler Ege ve Marmara Bölgeleri yataklarınden çıkartılır.Kırklareli&#8217;nde, Çanakkale&#8217;de, Balıkesir&#8217;de,Bursa&#8217;da, Sakarya&#8217;da ve Kocaeli&#8217;nde önemli mermer rezervleri vardır.</p>
<p><strong>(B-5)Enerji Kaynakları</strong><br />
<strong>1)Petrol</strong><br />
Trakya Doğal Gaz Bölgesi:Bölgede, 1984 yılına dek 153 sondaj yapılmıştır. Ama bu faaliyet sonucunda, sadece Lüleburgaz &#8211; Babaeski ve Kırklareli arasındaki bölgede doğal gaz rezervlerine rastlanılmıştır.Başlıca rezervler; Babaeski, Lüleburgaz ve Kırklareli &#8211; Deveçatağı çevresinde işletilmektedir. Bu yataklar, Hamitabat Doğal Gaz santraline bağlanmıştır.</p>
<p><strong>2)Jeotermal enerji</strong><br />
Bu günkü bilgilerimize göre, yurdumuzun en zengin doğal buhar bölümlerinden biride Güney Marmara Bölümüdür. Bölümde çok illerde buhar çıkmaktadır.</p>
<p><strong>(B-6)Endüstri</strong></p>
<p><strong>1)Şeker Üretimi</strong><br />
Şeker fabrikalarımızın Marmara Bölgesindeki illere göre dağılış durum ve kuruluş yılları<br />
Adı Üretime açılış yılı<br />
Kırklareli &#8211; Alpullu 1926<br />
Adapazarı 1953<br />
Balıkesir &#8211; Susurluk 1956</p>
<p><strong>2)Süt ve Süt Ürünleri</strong><br />
Marmara Bölgesi&#8217;nin bazı yerlerinde süt ve süt ürünlerine dayalı fabrikalar vardır.Örneğin;Mis Süt (Balıkesir &#8211; Gönen), ve Meriç Süt (Edirne). Ayrıca Edirne ve Tekirdağ illerimiz beyaz peynir üretimi ile ün salmıştır.</p>
<p><strong>3)Un ve Unlu Ürünler Endüstrisi</strong><br />
Yurdumuzda ilk un fabrikası, 1885 yılında, İstanbul &#8211; Ayvansaray&#8217;da kurulmuştur. 1885 yılından bu yana bölgede birçok un fabrikası kurulmuş ve bu fabrikalar her yıl ürütimlerini biraz daha artırmışlardır.</p>
<p><strong>4)Konserve veSalça Üretimi</strong><br />
İlk konserve fabrikası 1920 yılında İstanbul &#8211; Kartal&#8217;da kurulmuştur. Yurdumuzda (1985 yılı verisidir), 72 adet büyük konserve fabrikası vardır. Yıllık üretim kapasitesi, 125 bin tonu bulur. Fabrikaların, 16 sı Balıkesir, 12 si Bursa ve 10 u da Çanakkale&#8217;de idi.<br />
Giderek gelişen bir gıda sanayi dalı da, salça üretimidir.</p>
<p>Bu üretimin merkezi Güney Marmara Bölümü illeridir. Özellikle 1960&#8242;dan sonra çağdaş fabrikalar kurulmaya başlamış ve bugün yıllık üretim kapasitesi, 120 bin tonu bulmuştur. Bu alanda en büyük gıda şirketleri;Demko, Pınar, Akfa, Tukaş, Tat ve Sedaş gibi şirketlerdir.</p>
<p><strong>5)Bitkisel Yağ Üretimi</strong><br />
Bu gün ülkemizde birkısmı Balıkesir ilinde olmak üzere, yıllık üretim kapasiteleri 10bin ton ve daha fazla olan 26 büyük fabrika vardır (1990). Bunlara, büyük zeytinyağı fabrikaları da dahildir.Örneğin;Trakya Yağ Sanayii, Tar &#8211; İş, Aymar, Bafay gibi.<br />
<strong>6)Tütün ve İspirtolu İçkiler Endüstrisi</strong><br />
Marmara Bölgesi Tütün ve Sigara Fabrikaları(1990)<br />
Fabrikanın Adı Kuruluş Yılı Kapasitesi(ton/yıl)<br />
İstanbul &#8211; Cibali 1887 5950<br />
İstanbul &#8211; Maltepe 1970 20046<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Marmara&#8217;daki yıllık üretim kapasitesi en yüksek Bira fabrikaları</strong><br />
İli ve Adı Yıllık Üretim Kapasitesi(bin tl)<br />
İstanbul Tekel Bira Fabrikası 40<br />
İstanbul Efes Bira Fabrikası 25</p>
<p><strong>Marmara Tekel Şarap Fabrikaları ve Üretim Kapasiteleri</strong><br />
İli ve Adı Kuruluş yılı Kapasitesi(bin tl/yıl)<br />
İstanbul &#8211; Paşabahçe 1922 2 300<br />
Tekirdağ 1931 7 000<br />
Çanakkale 1962 2 050<br />
Tekirdağ-Şarköy-Uçmakdere1966 800<br />
Tekirdağ &#8211; Şarköy 1966 1 500<br />
Bilecik 1971 1 600<br />
Edirne &#8211; Uzunköprü 1976 1 000</p>
<p><strong>7)Dokuma, Deri ve Giyim Endüstrisi</strong></p>
<p>Başlıca pamuklu iplik dokuma fabrikaları arasındaki Mensucat Santral (İstanbul ve Edirne),Akip (İstanbul) fabrikaları, alanın en büyük iplik fabrikalarıdır.<br />
Pamuklu kumaş dokuma fabrikalarından; Bozkurt(İstanbul), Kartaltepe (İstanbul) fabrikaları Marmara Bölgesinin başlıca pamuklu kumaş dokuma fabrikalarıdır.Bugün ülkemizde, çoğunluğu İatanbul, Adana ve Bursa gibi illerde olmak üzere, 60 dolayında pamuk ipliği, yün ipliği,pamuklu kumaş ve yünlü kumaş dokuma fabrikaları vardır.</p>
<p>Fakat yünlü dokuma endüstrimiz, pamuklu dokuma endüstrimizde olduğu şekilde gelişmiş değildir. Yurdumuzun, ilk yünlü dokuma fabrikası 1843 yılında faaliyete geçen, İzmit &#8211; Hereke kumaş fabrikası olup, 1890 da halı dokuma üniteleride eklenmiş; fakat 1905 yılından başlayarak, tamamen bir yünlü kumaş dokuma fabrikası durumuna getirilip, 1934 yılında Sümerbank&#8217;a devredilmiştir.Bundan sonra Bursa Merinos Yünlü kumaş fabrikası gibi büyük Sümerbank kuruluşunun faaliyete geçmesi, yünlü dokuma endüstimizin gelişmesinde büyük rol oynamıştır.</p>
<p><strong>Özel sektöre ait başlıca pamuk ve yün ipliği dokuma fabrikaları</strong><br />
Adı ve ili İğ sayısı<br />
Mensucat Santral &#8211; İstanbul 100.700<br />
Narin &#8211; İstanbul 63.300<br />
Akip &#8211; İstanbul 50.000<br />
Edip &#8211; İstanbul 50.000<br />
Bisaş &#8211; Bursa 90.000</p>
<p><strong>Özel sektöre ait başlıca yünlü ve pamuklu dokuma fabrikaları</strong><br />
Adı ve ili Tezgah sayısı<br />
Narin &#8211; İstanbul 560<br />
Bozkurt &#8211; İstanbul 625<br />
Mensucat Santral-İstanbul ve Edirne 975<br />
Kartaltepe &#8211; İstanbul 545</p>
<p>Doğal ipek ipliği ve ipekli kumaş üretimimizin merkezi eskiden olduğu gibi yine Bursa ilidir. Yapay ipekçilikte en büyük fabrikamız, Gemlik Suni ipek fabrikası adı ile, Bursa &#8211; Gemlik&#8217;tedir. Adı, Filaş dokumacılığı diye de geçer.<br />
Deri ve deri ürünleri de yurdumuzda gelişmiş bir sanayi dalıdır.İstanbul &#8211; Yedikule&#8217; deki Sümerbank&#8217;a ait fabrikada deri ayakkabı üretilmektedir.</p>
<p><strong>8)Otomotiv Endüstrisi</strong><br />
Türkiye gemi yapım fabrikaları, İzmir &#8211; Alaybey tersanesi hariç, bütün tersaneler İstanbul ve çevresindedir.<br />
Tersanelerin dışında Bursa ve İstanbul otomobil fabrikaları, İstanbul&#8217;da otobüs-kamyon-kamyonet fabrikaları, yine İstanbul&#8217;da traktör fabrikaları ve Sakarya&#8217;da demiryolu araç ve gereçleri vardır.</p>
<p><strong>9)Kimya Endüstrisi</strong><br />
Motorlu taşıt araçları lastiği; Yurdumuzda bu endüstri, 1962&#8242;de kurulmaya başlamıştır.Bugün bu alanda faaliyet gösteren, beş büyük fabrika vardır.Bunlardan Uniroyel Adapazarı&#8217;nda, Petlas Kırşehir&#8217;de ve diğer fabrikalarda İzmit&#8217;tedir. Fabrikaların bu bölgeye toplanmasının esas nedeni, hammadde sağlama kolaylığıdır.</p>
<p>Kauçuk, karbon siyahı ve kortbezi gibi temel hammaddeler önceleri yurt dışından getiriliyordu. Kuruluş bölgesi, bu maddelerin deniz yolu ile getirilmesine çok uygundur. Ancak, 1970&#8242;den sonra bölgede, hammadde üreten petrokimya tesisleri kurulmuştur. Bunlar, İzmit &#8211; Yarımca petrokimya tesisleri ve yine İzmit &#8211; Köseköy kortbezi fabrikası olup, lastik endüstisinin hammadde ihtiyacı büyük ölçüde bu fabrikalardan karşılanır.</p>
<p><strong>Motorlu Araçlar Lastik Fabrikaları ve Üretim Kapasiteleri</strong><br />
Adı İli Üretim kapasiteleri(bin adet)<br />
Good- year Kocaeli-İzmit 1 500<br />
Uniroyal Sakarya-Adapazarı 1 500<br />
Pirelli Kocaeli-İzmit 1 000<br />
Fulda Kocaeli-İzmit 1 000<br />
Lassa Kocaeli-İzmit 5 000</p>
<p><strong>Marmara Yapay Gübre Fabrikaları ve Kapasiteleri</strong><br />
Adı ili Kapasitesi(binton/yıl)<br />
Bağfaş Balıkesir-Bandırma 125<br />
Yarımca İzmit-Yarımca 125<br />
Gemlik Bursa-Gemlik 595</p>
<p><strong>10)Orman Ürünleri Endüstrisi</strong><br />
1936 yılında üretime açılan ilk kağıt fabrikamız, bugün SEKA İzmit Kağıt Fabrikası diye bilinen fabrikadır. Tesis, bir fabrikalar topluluğu olup, 1936&#8242;da 1. kağıt fabrikası, 1944&#8242;de 2., 1954&#8242;de 3. ve 1957&#8242;de 4. kağıt fabrikası hizmete girmiştir.Daha önce Sümerbank&#8217;a bağlı olan tesis, 1955 yılında kurulan S.E.K.A iktisadi kuruluşuna bağlanmıştır.</p>
<p><strong>Marmara Selüloz ve Kağıt Fabrikaları</strong><br />
Adı ili İşletime Açılış Yılı<br />
İzmit Kocaeli-İzmit 1936<br />
Balıkesir Balıkesir 1981</p>
<p><strong>11)Çimento,Cam ve Seramik Endüstrisi</strong></p>
<p>Yurdumuzda çimento endüstrisi, Cumhuriyet Devri öncesinde kurulmaya başlamıştır. Bu konudaki ilk fabrika; 1910 yılında faaliyete geçen, İzmit-Darıca çimento fabrikasıdır. Bu fabrikayı 1911 yılında kurulan İzmit-Eskihisar çimento fabrikası izlemiştir. Bu iki fabrikanın üretimi yetmeyince, İstanbul &#8211; Zeytinburnu ve Kartal çimento fabrikaları kurulmuştur. Daha sonra bu fabrikaları, Kırklareli &#8211; Pınarhisar ve Balıkesir çimento fabrikaları izlemiştir.<br />
Gelişmiş bir sanayi dalıda, şişe ve cam endüsrisi üretim alanıdır. Bu konudaki ilk çağdaş fabrikamız, İstanbul Paşabahçe şişe ve cam fabrikası olup, 1936&#8242;da üretime geçmiştir.</p>
<p><strong>Marmara Şişe ve Cam Fabrikaları Dağılışı</strong><br />
Adı İli Açılış Yılı<br />
Paşabahçe İstanbul-Paşabahçe 1936<br />
Çayırova Cam İzmit-Çayırova 1961<br />
Topkapı Şişe fab. İstanbul-Topkapı 1968<br />
Teknik cam İstanbul 1968<br />
Çayırova cam elyafı İzmit-Çayırova 1971<br />
Trakya cam Kırklareli-Lüleburgaz 1981<br />
Kırklareli cam Kırklareli-Lüleburgaz 1981</p>
<p>Seramik ve Porselen Endüstrisinde Marmara Bölgesi birinci sırayı alır. İş gücü de büyük ölçüde bu bölgede toplanmıştır.</p>
<p><strong>(B-7)Ulaşım</strong><br />
Marmara Bölgesi coğrafi konumu nedeniyle tarihi çağlar boyunca sürekli işlek bir yol olmuştur. Bölge deniz ve karayolları bakımından büyük önem taşır.Asya ve Avrupa kıtaları, bu bölgede boğazlar yoluyla bağlanır. Yine boğazlar Karadeniz&#8217;i Ege denizine, Akdeniz&#8217;e ve oradan da Atlas Okyanusu&#8217;na bağlar.</p>
<p><strong>a)Karayolları Ulaşımı</strong><br />
Batı Avrupa&#8217;dan gelerek Balkanlar&#8217;dan geçen, uluslararası ulaşımın sağlandığı E-5 karayolu Marmara Bölgesi&#8217;ne Edirne&#8217;de Kappıkule&#8217;den girerek, İstanbul Boğazında bulunan Boğaz köprüsü yoluyla Anadolu yakasına geçer ve buradan da Ortadoğu ülkelerine kadar uzanır. Bu yol, Avrupa&#8217;nın Asya&#8217;ya bağlandığı en büyük yoldur.</p>
<p><strong>b)Havayolları Ulaşımı</strong><br />
Havayolları bakımından, bölgede İstanbul, uluslararası bir önem taşır. Burada bulunan Atatürk(Yeşilköy) havalimanına dünyanın her tarafından ve buradan da yabancı kentlere seferler yapılır.</p>
<p>Bundan başka bölgede Bandırma, Balıkesir ve Çanakkale hava meydenları bulunmaktadır. Atatürk Havalimanı:İstanbul&#8217;da Yeşilköy&#8217;de olup, 1985 yılına kadar adı,Yeşilköy havalimanı idi. Yurdumuzun ilk askeri ve sivil amaçlı havalimanı olup, 1925 yılından buyana hizmet vermektedir. Zamanla genişletip modernize edilerek bugünkü çağdaş konumunu kazanmıştır.</p>
<p><strong>Kapasite özellikleri şunlardır;</strong><br />
a)Saatte 70 uçak iniş-kalkış yapabilir.<br />
b)Aynı anda 30 uçak, apronlara yanaşarak indirme-bindirme yapabilir.<br />
c)Yolcu terminalleri, yılda 15 milyon yolcu ağırlayabilir.<br />
Bu özellikleri ile, yurdumuzun en büyük havalimanı olup, Avrupa&#8217;da sayılı büyük havalimanları arasındadır. Uçak trafiği, hızlı bir biçimde artmaktadır.Örneğin; 1960&#8242;da toplam 30 bin iniş- kalkış yapılmışken, 1975 de bu sayı 49 bini ve 1990 da 75 bini bulmuştur.Bu seferlerin %60 ila %70&#8242;i dış hat seferleridir. İnen- binen yolcu sayısı da hızlı bir şekilde artmaktadır.</p>
<p><strong>c)Demiryolları Ulaşımı</strong><br />
Avrupa&#8217;dan gelen demiryolları bölgeden geçerek Orta ve Ön Asya ülkelerine ulaşır. Balkan ülkeleri hattı, 1875 yılında Avusturya tarafından yapılmış ve buna Rumeli hattı adı verilmiştir. Balkanlardan gelen bu demiryolu, İstanbul&#8217;da Sirkeci garına kadar ulaşır.</p>
<p>Anadolu yakasında bulunan, İstanbul- Haydarpaşa garından itibaren olan demiryolu hattına da Anadolu hattı denilir ve bu demiryolu 1888 de İzmit&#8217;e, 1892de de Eskişehir ve Ankara&#8217;ya kadar Alman şirketleri tarafından yapılmıştır. Bölgeden geçen demiryolu Edirne&#8217;den Kars&#8217;a kadar uzanır.Adana ve İzmir&#8217;den gelen demiryolları ile Eskişehir&#8217;de birleşir.</p>
<p><strong>d)Denizyolları Ulaşımı</strong><br />
Bölgenin en önemli limanları, İstanbul Boğazı ve İzmit Körfezi çevresindedir. Ama bölgede, 25 kadar liman vardır.</p>
<p>Bunlardan, İstanbul Boğazı Limanları arasında en büyükleri, Rumeli yakası kıyılarındaki Eminönü, Tophane ve Anadolu yakası kıyısındaki Haydarpaşa limanıdır. Daha birçok gemi uğrak yeri vardır.Ancak, bu üç büyük limana, Büyük İstanbul Limanı limanı diyebiliriz. Bu limanlar yani büyük İstanbul limanı, yurdumuzun en büyük dış ticaret malları giriş kapısıdır durumundadır.</p>
<p>Bu limanlara giriş-çıkış yapan yıllık gemi sayısı 2500 ila 3000 arasındadır.İndirilen-bindirilen yıllık toplam yük tonajı 3-3.5 milyon tonu bulur.İstanbul limanlarının, yıllık gemi sayısı ve yük grafiğini hafifleten İzmit Körfezi çevresi limanları,İzmit ve yakın çevredeki limanlar ile temsil edilir.</p>
<p>Bunların en önemlileri İzmit Limanı ve Derice, Gölcük, Darıca limanları ve diğerleridir. Gölcük başlıca askeri limanımızdır. İzmit ve Derince limanlarına giriş-çıkış yapan yıllık gemi sayısı, 1500 ila 2000 i bulur. İndirilen bindirilen yıllık tonajı ise, bazı yıllar 10-15 milyon tonu bulur. Bazı yıllar da 1.5 ila 3 milyon ton arası değişir.</p>
<p>Marmara Bölgesi&#8217;nin diğer önemli limanları arasında başlıcaları; Bandırma limanı(Bağfaş gübre fabrikasına hizmet eder), Gemlik Limanı (Bursa&#8217;daki otomobil fabrikaları ve Gemlik ipekli fabrikasına hizmet eder) ve Tekirdağ limanı olarak sıralanabilir.</p>
<p>Kuzey Marmara kıyılarının en önemli limanı durumunda olan Tekirdağ limanı, İstanbul limanlarının yükünü hafifleten bir liman olup, yıllık yükleme boşaltma kapasitesi 6000 ton dolayındadır.Çanakkale limanı da Marmara Bölgesi limanlarındandır. Ama hinterlandı dar olduğundan, gelişememiştir.</p>
<p>Bununla birlikte çok büyük bir stratejik liman olup, sadece Çanakkale Boğazı&#8217;nın değil, İstanbul Boğazı&#8217;nın da askeri yöndenbir kiliti durumundadır
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/&amp;text=Marmara bölgesi&#8217;nin ekonomisini oluşturan faktörler&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/&amp;t=Marmara bölgesi&#8217;nin ekonomisini oluşturan faktörler">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/&amp;title=Marmara bölgesi&#8217;nin ekonomisini oluşturan faktörler&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmarmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler%2F&name=buzlu.org&description=Marmara+b%C3%B6lgesi%26%238217%3Bnin+ekonomisini+olu%C5%9Fturan+fakt%C3%B6rler" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/marmara-bolgesinin-ekonomisini-olusturan-faktorler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya gıda günü</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 14:31:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli günler]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli günler]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya gıda günü]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2020</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 16 Ekim&#8217;i Dünya Gıda Günü olarak kabul etti. Dünya Gıda Günü&#8217;nde Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde açlık, gıda üretimi ve tüketimi gibi konular incelenir. Beslenme üzerinde durulur. Ülkemizde her yıl 16 Ekim günü gazete ve dergilerde konuya ilişkin yazılar yayınlanır. Radyo ve televizyonda konuşmalar yapılır. Okullarımızda beslenmenin, dengeli beslenmenin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/dunya-gida-gunu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2019" title="dunya-gida-gunu" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/dunya-gida-gunu-300x227.jpg" alt="" width="300" height="227" /></a></p>
<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 16 Ekim&#8217;i Dünya Gıda Günü olarak kabul etti. Dünya Gıda Günü&#8217;nde Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde açlık, gıda üretimi ve tüketimi gibi konular incelenir. Beslenme üzerinde durulur. Ülkemizde her yıl 16 Ekim günü gazete ve dergilerde konuya ilişkin yazılar yayınlanır.</p>
<p>Radyo ve televizyonda konuşmalar yapılır. Okullarımızda beslenmenin, dengeli beslenmenin önem ve gereği anlatılır.<br />
Beslenmek için aldığımız ; hayvansal, bitkisel, madensel maddelere besin denir. Dünyada üretilen gıda maddeleri artan nüfusa yeterli olmamaktadır. Besin maddeleri üretiminin az olduğu yoksul ülkelerde açlık ve yetersiz beslenme sorunu vardır.</p>
<p>Açlık, yetersiz beslenme, bedenin gerekli ölçü ve türde besin alamamasıdır. Açlık ve yetersiz beslenme konusu tüm ulusların ortak sorunudur. Bu soruna dikkati çekmek, çözüm yolları bulmak amacı ile her yıl Birleşmiş Milletler&#8217;e üye tüm ülkelerde toplantılar düzenlenir. Toplantılardaki araştırma ve inceleme sonuçları dünya kamu oyuna duyurulur.<br />
<span id="more-2020"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yetersiz ve dengesiz beslenme sorunlarının nedenleri, besin üretim ve dağılımının yetersizliği, bilgisizlik, hızlı nüfus artışı, ekonomik güçsüzlük ve çevre sağlığının bozulmasıdır. Yapılan hesaplara göre dünyada yaklaşık 450 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Sadece bu sayı bile dünyamızın en büyük ve en önemli sorununun açlık olduğunu gösteriyor. Dünyanın pek çok yerinde insanlar, açlıktan ölmekte, iyi beslenemedikleri için hasta olmaktadırlar.</p>
<p>Ülkemizde besin üretimi, artan nüfusun gereksinmesini karşılamaktadır. Besin tüketimimiz ile üretimimiz arasında bir denge vardır. Türkiye, yeryüzünde besin maddeleri üretiminde kendi kendine yeterli yedi ülkeden biridir. Ancak yurdumuzda üretilen besin maddeleri iyi değerlendirilmiyor. Besin maddelerinden gereği gibi yararlanılmıyor. Üretilen besinler ülkemizde düzenli olarak dağıtılamıyor.<br />
Halkımızın iyi ve yeterli besin alması amacıyla Milli Gıda Yüksek Kurulu adında bir örgüt kurulmuştur.</p>
<p><strong>Kurulun başlıca görevleri şöyle belirlenmiştir:</strong><br />
· Besin maddelerinin üretim ve tüketim sorunlarını araştırmak.<br />
· Beslenme sorunlarının çözümleri için öneriler saptamak.<br />
· Konuya ilişkin yasal düzenlemeleri incelemek.</p>
<p>Büyük kentlerimizde yapılan bir araştırma sonucuna göre besin maddelerinin onda biri çöplüklere atılmaktadır. Atılan besin maddelerinin başında genelde tahıl ürünleri gelmektedir. Bu savurganlığın önlenmesi için üstümüze düşen görevleri yapmalı, savurganlığın bu türüne de karşı çıkmalıyız. Yakınlarımızı bu konuda sürekli uyaralım.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Başlıca besinlerimiz sebze, meyve, et, ekmek, yağ, tuz, süt, su, yumurtadır. Besinlerin bir bölümü vücudumuz için gerekli olan ısı ve enerjiyi sağlar. Bunlar şekerli maddeler ve yağlardır. Bir bölümü organlarımızı onarır, büyümemizi etkiler. Bunlar süt, yumurta, baklagiller gibi proteinlerdir. Vitaminler ise vücudumuzu hastalıklardan korur. Vitaminler daha çok meyve ve sebzelerde bulunur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunya-gida-gunu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/&amp;text=Dünya gıda günü&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/&amp;t=Dünya gıda günü">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/&amp;title=Dünya gıda günü&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunya-gida-gunu%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BCnya+g%C4%B1da+g%C3%BCn%C3%BC" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunya-gida-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çinliler yiyeceklerini niçin çubuklarla yerler?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 13:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[çinliler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=1742</guid>
		<description><![CDATA[Aslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar. Akla daha yatkın gelen diğer bir görüşe göre [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="cinliler-cubuklarla.jpg" href="http://www.buzlu.org/images/2008/08/cinliler-cubuklarla.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center"><a title="cinliler-cubuklarla.jpg" href="http://www.buzlu.org/images/2008/08/cinliler-cubuklarla.jpg"><img src="http://www.buzlu.org/images/2008/08/cinliler-cubuklarla.jpg" alt="cinliler-cubuklarla.jpg" /></a></p>
<p>Aslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar.</p>
<p>Akla daha yatkın gelen diğer bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor.<br />
<span id="more-1742"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş. Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş. Nüfus çoğaldıkça artan yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış.</p>
<p>Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de odundan tasarrufu sağladığını görmüşler.<br />
O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle, yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer ellerini kullanabiliyorlarmış.</p>
<p>Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve kemiktenmiş.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çin&#8217;i, diğer ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve katlanıyorlar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/&amp;text=Çinliler yiyeceklerini niçin çubuklarla yerler?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/&amp;t=Çinliler yiyeceklerini niçin çubuklarla yerler?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/&amp;title=Çinliler yiyeceklerini niçin çubuklarla yerler?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87inliler+yiyeceklerini+ni%C3%A7in+%C3%A7ubuklarla+yerler%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cinliler-yiyeceklerini-nicin-cubuklarla-yerler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

