<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; savaş</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/savas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mitolojide Hektor</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 17:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[athena]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hektor]]></category>
		<category><![CDATA[hera]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Truva kralları]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5541</guid>
		<description><![CDATA[Hektor Truva krallarından Priam ve eşi Hecuba&#8217;nın en büyük oğlu, Paris&#8217;in ağabeyi, Dardanus&#8217;un torunuydu. Tros&#8217;un Ida dağları&#8217;nda yaşardı. Tüm zamanların en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Truva Savaşı&#8217;nda mücadele eden Truva prensiydi. Ayrıca bu savaşı konu alan İlyada destanının da kahramanlarındandı. Teke tek savaştığı Akhilleus tarafından öldürüldüğü belirtiliyor. Truva kralı Priamos ile Hekabe&#8217;nin en [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Hector_brought_back_to_Troy.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5543" title="Hector_brought_back_to_Troy" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Hector_brought_back_to_Troy.jpg" alt="" width="250" height="172" /></a></p>
<p>Hektor Truva krallarından Priam ve eşi Hecuba&#8217;nın en büyük oğlu, Paris&#8217;in ağabeyi, Dardanus&#8217;un torunuydu. Tros&#8217;un Ida dağları&#8217;nda yaşardı. Tüm zamanların en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Truva Savaşı&#8217;nda mücadele eden Truva prensiydi. Ayrıca bu savaşı konu alan İlyada destanının da kahramanlarındandı. Teke tek savaştığı Akhilleus tarafından öldürüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Truva kralı Priamos ile Hekabe&#8217;nin en büyük oğlu ve Paris&#8217;in kardeşidir. Truvalıların en büyük savaşçılarındandır. Halkı tarafından çok sevilir. Kimsenin karşılaşmaya bile cesaret edemediği yarı-tanrı Akhilleus&#8217;a (Aşil) karşı durmuş, Truva ordularını komuta etmiş ve şehrin düşmesini 10 sene geciktirmiştir. <span id="more-5541"></span></p>
<p>Sonunda tanrıların tanrısı Zeus zaferi Hektor&#8217;a ve Truvalılara vermeyi kararlaştırmışken tanrıça Hera ve Athena&#8217;nın entrikalarıyla Hektor&#8217;un ölüm kararını vermiştir. Zeus&#8217;un emriyle Hektor&#8217;u koruyan tanrılar savaştan çekilmiştir. Athene Aineas kılığına girmiş ve Hektoru savaşması için kışkırtmış ve sonra da Hektoru savaşa göndermiştir. Athena da Aineas şeklinde kaybolmuştur ve Hera nın yanına gitmiştir.</p>
<p>Akhilleus yanında Hera ve Athena ile birlikte Hektor&#8217;la savaşmış ve ancak Athena&#8217;nın yardımlarıyla Hektor&#8217;u öldürmeyi başarmıştır. Bu olay Hektor&#8217;u efsanevi bir kahraman yapmıştır. Bu cesaret tarihte hiçbir kahramanda görülmemiştir. Hektor sadece bir adamla değil Akhilleus un yanında bütün tanrılarla savaşmıştır. O bir Prens, Komutan ve her babanın sahip olamayacağı özelliklerde bir oğul&#8217;du. Cesedi Akhilleus tarafından şehrin etrafında defalarca döndürülmüş ve Truvalılar moral açıdan çökmüşlerdir<a href="http://www.buzlu.org">.</a></p>
<p>Hektor&#8217;un bedeni daha sonra Troyalılara geri verilmiş ve şanına yaraşır bir cenaze töreni düzenlenmiştir. Hektor olmadan Troyalılar yine de dayanmış ve şehir düşmemiştir. Durum böyle olunca Athena ve Hera yine entrikalara baş vurup hileyle şehri düşürmüşlerdir. Akhilleus ise Hektorun ölüsüne yaptığı saygısızlıklardan dolayı ölmüştür.www.buzlu.org</p>
<p>Homeros&#8217;un yazmış olduğu ve Troya savaşını anlatan tek kaynak olan İlyada&#8217;da Hektor ölünce Troya yenilir.Akhilleus da bu sırada savaşırken bir rivayete göre bir asker,bir rivayete göre Prens Paris tarafından öldürülmüştür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmitolojide-hektor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;text=Mitolojide Hektor&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;t=Mitolojide Hektor">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;title=Mitolojide Hektor&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmitolojide-hektor%2F&name=buzlu.org&description=Mitolojide+Hektor" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Book Report Anne Frank&#8217;s Diary (Anne Frank&#8217;in Günlüğü ingilizce kitap özeti)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 06:56:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[ana karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank's Diary]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Book Report]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[nazi]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5494</guid>
		<description><![CDATA[Main Chracters Anne Frank:She was a lively girl who was loved by everyone.She made  people laugh.Her most precious thing was her diary. Otto Frank:Anne’s father.He worked  for a bank and lived with his family in a comfortable apartment. Margot Frank:Anne’s sister.She was three years older than Anne.She was a gentle,shy and clever girl. Edith Frank:Anne’s [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Anne-Franks-Diary.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5495" title="Anne Franks Diary" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/Anne-Franks-Diary.jpg" alt="" width="96" height="160" /></a></p>
<p><strong>Main Chracters</strong></p>
<p>Anne Frank:She was a lively girl who was loved by everyone.She made  people laugh.Her most precious thing was her diary.<br />
Otto Frank:Anne’s father.He worked  for a bank and lived with his family in a comfortable apartment.<br />
Margot Frank:Anne’s sister.She was three years older than Anne.She was a gentle,shy and clever girl.<br />
Edith Frank:Anne’s mother.She was a housewife.</p>
<p><strong>Other Chracters</strong></p>
<p>Adolf Hitler:Adolf Hitler as a dictator,which meant he had complete control of Germany.Huge crowds of Nazi followers gathered to listen to his speeches.<br />
The SS:The SS were the Nazi politicial police.Their job was to track down Jews or anyone else who opposed the Nazis.People were terrified of them.<br />
Miep Gies:She was Otto’s secretary.She helped the Franks a lot.Especially in the war she found them food.<br />
Hermann van Pels:He is a dentist was a friend of Anne’s parents.He arrived the annexe with his family to hide.<br />
Auguste van Pels:She is Hermann’s wife.She argued with her husband a lot.<br />
Victor Kugler:He was the owner of the warehouse.He had a false bookcase built to cover the entrance to the annexe.<br />
Allies:The joint forces of Britain,France,the USA,Russia <span id="more-5494"></span></p>
<p><strong>THE DİARY OF HOPE</strong></p>
<p>Anne Frank was born on June,12,1929,in Frankfurt,in Germany.Her father was Otto Frank and her mother was Edith Frank.She had a sister called Margot.Margot was three years older than Anne.She was a gentle,shy girl and everyone loved her.But Anne was a curious girl.She was always asking questions.But anybody couldn’t resist her sense of fun.</p>
<p>Otto worked for a bank.They lived in a comfortable apartment near the countryside.Until Anne was 4,she had a very happy childhood.But,then their life has changed forever.</p>
<p>Adolf Hitler was the leader of the Nazi Party.On January 30,1933,he became ruler of Germany.Hitler blamed the Jews for many of the country’s problems.So,Jewish people began losing their homes and their jobs.</p>
<p>Otto Frank decided to move his family to Amsterdam in the Netherlands.He believed that they would be safer there.Anne’s new home was an apartment in Amsterdam.She made new friends.Some of them were Jewish children whose families had also fled from Germany.Anne and her friends liked to play hopscotch on the wide pavementsand race along on their bicycles and scooters.In the winter,Anne loved going ice-skating.</p>
<p>Anne was a popular girl at school.She loved to make people laugh.But sometimes she was in trouble at school for talking too much.One teacher gave her the nickname :&#8217;’Mistress Chatterbox’.</p>
<p>But when she was 10,her life got hard.The Germans were still very close.In April,1949 they conquered Norway and Denmark.Then,on May 10,they began their invasion of Belgium and the Netherlands.</p>
<p>That day,all the shops were closed and Anne didn’t go to the school.After a few days of fighting,the Netherlands surrendered.Now,the Dutch people and the Jews had to live under Nazi rule.</p>
<p>At first,life under Nazi occupation carried on as normal.The shops re-opened and everyone had enough food.Anne and Margot went back to the school  and their father went to work.Anne loved the cinema and collected pictures of famous film stars.She also loved swimming at the local pool.But,after a while,the Nazis made more and more rules againist the Jews.Anne couldn’t do most of her favourite activites.She wasn’t allowed to go outside and had to be quiet for most of the day.</p>
<p>A new rule was introduced in January,1941.Jewish people weren’t allowed to go to the cinema any more.In the summer,swimming was forbidden and the beaches were closed.</p>
<p>In September,Anne had to leave her school and she went to a Jemish school.The signs were put up which said:’Forbidden to Jews’ in the libraries,theatres,museums,coffehouses and the zoo.Jewish people were forced to give up their bicycles and cars.<br />
On 12,1942,was Anne’s thirteenth birthday.She had lots of presents.Otto gave her a red checked diary.Anne,treated her diary like a friend and even gave it a name’Kitty’.</p>
<p>At first,she wrote in her diary about all the things a typical teenager is interested in-her exam results,actresses and actors.But her parents were nervous all the time.Her father was talking about going into hiding.</p>
<p>At the end of June,the Franks learnt that.the Nazis wanted to send all Jews to work camps in Germany.So,Otto an his family decided to move to a secret annexe behid the offices and warehouse in Prisengracht.</p>
<p>So that Frank family moved to the annexe the following day.Margot went early the next morning,with Miep Gies,Otto’s secretary.If they had been caught,they would have been punished.</p>
<p>Anne and her parents arrived soon afterwards.Anne described her new home.There were three bedrooms,a tiny washroom,a toilet,a large room with a stove and sink,and an attic.</p>
<p>Anne had to share her room with Margot.She pasted up pictures of film stars in the bedroom.But another Jewish family,Hermann and Auguste van Pels and their son Peter arrived to share their hiding place.So,it became a crowded home.</p>
<p>During the day,when the workers were in the warehouse,everyone had to speak silently.If the floor creaked or they dropped something,someone might suspect that Jews were hiding there.Miep Gies put herself in danger almost everyday,She tried to buy enough food for the families in hiding.Luckily,the Nazis never caught her.</p>
<p>Living in hiding was very hard for Anne.She wrote:’I want to ride a bike,dance,whistle,look at the world and feel young.But now I can’t do anything’.That was very difficult for such a lively girl.She had to spend hours without talking or moving around.At least she could tell her diary how she felt.She told that she loved her father best of all because he stood up for her when other people picked on her.She also described her hopes and dreams.How she wanted to be a writer and to be grown up.</p>
<p>The families in hiding were always afraid and nervous.They had to be careful and quiet.Any sound might mean danger.</p>
<p>One night in April,the men from the annexe heard burglars breaking into the warehouse below and went down to look.The thieves ran away,but neighbours heard noises and came to check.Now the men from the annexe had to run away.They closed the bookcase door quickly.</p>
<p>Worst of all,the police turned up.They searched the building.Anne heard their footsteps.One of the policemen rattled the wrong bookcase.At last,the footsteps went away.Anne wrote:’None of us has ever been in such danger as we were that night’.</p>
<p>In Amsterdam,there were a lot of enemies.People who were hiding were in dangerous.The SS offered bribes to people who were prepared to give them information.</p>
<p>On August 4,an informer phoned the Nazi Secret police,and told them that Jews were hiding at 263 Prinsengracht.When the police arrived at the offices in Prinsengracht,they forced Victor Kugler to open the bookcase door and showed the secret annexe.The police arrested all the hideaways.Then they searched the annexe for money and jewellery.Prisoners were walked down the stairs and put into a truck.When they went,Miep Gies put Anne’s diary in a drawer to keep it safe.</p>
<p>The Frank family and their friends were taken to a prison camp Westerbork,near the German border.Anne,Margot and their parents had to wear prison clothes and wooden shoes .They were put in a factory to work.They had to break up old batteries.It was a hard,dirty work.But three weeks later.the family was sent to Auschwitz-Birkenau-a concentration camp.It was set up by the Nazis to get rid of people.Thousands of people died there.The Franks were in the last train.Anne and Margot stayed there for only a few weeks.Then they were sent to another camp called Bergen-Belsen.It was also a terrible place,full of dirt and disease.</p>
<p>The prisoners had very little food,they were starving.Anne and Margot had nothing to wear exept tags.They caught a deadly fever called typhus and Margor died.Anne was sure that,her father and her mother must die in Auschwitz.She was ill desperatly and she died a few days later Margot.</p>
<p>But one member of the Franks had survived.In January,1945,Allied Russian soldiers anvanced into Poland.Whwn they came tu Auschwitz,they set free the prisoners.Anne’s mother had died,but Otto was still alive.</p>
<p>On May,1945,World War II finished.The world was at peace again after six years of fighting.Otto Frank returned to Amsterdam to look for Anne and Margot.It was difficult to find out what happened the people who were sent to camps.But later Otto learnt that both of hi daughers were dead.</p>
<p>But Miep Gies still had Anne’s diary.She always hoped to return it to Anne but now she gave it to Otto.Otto read Anne’a diary over and over.And he decided that everyone should read her story.So,Anne’s diary was published in the United States as Anne Frank:The Diary of a Young Girl.It was also translated into many other languages.</p>
<p>-Did you like the story?Why?Why not?<br />
Yes,I did.Because even though terrible things had happened to Anne and her family,she was sure that people could make the world a better place.</p>
<p>-Copy out words struck you most in the story<br />
In spite of everything Anne wrote in her diary:’I still believe that people are really good at heart.’That was a very important and good idea I think.</p>
<p>UNKNOWN WORDS</p>
<p>Annexe:Rooms that are an extension to a main building.<br />
Border:The line where two countries meet.<br />
Bribe:A promise of money or a favour to encourage a person to do something.</p>
<p>Concentration camps:Death camps set up by the Nazisin Germany and occupied countries.Millions of Jews and other groups of people were imprisoned and killed.<br />
Diary:A book used to record a person’s private thoughts about everyday and important events.</p>
<p>Invasion:Taking control of a foreign country by military force.<br />
Jews:People who follow a religion called Judaism.Christianity and Islam developed from Judaism.The ancient Hebrew people in the Bible are considered to be the ancestors of modern Jews.<br />
Nazi:A member of the National Socialist German Workers’</p>
<p>Party,which took control of Germany in 1933.<br />
Occupation:Holding on to power in a foreign country.<br />
Typhus:A deadly disease carried by lice<br />
World War II :A war that lasted from 1939 to 1945.Allied forces on one side fought againist Germany,Japan and Italy on the other side.</p>
<p>Suspect:To think that someone may have commited a crime   or done something bad.<br />
Conquer:To take control of a country,or to defeat people by war.<br />
Afterwards:At a later time,after something else has happened<br />
Blame:To say or think that someone or something is responsible for something bad which has happened .<br />
Burglar:Someone who gets into buildings illegally and steals things.<br />
Enemy:Person who you dislike or oppose.<br />
Break up:To divide into many pieces,or to divide something into many pieces.<br />
Flee:To leave a place quickly because you are in danger or are afraid.<br />
Warehouse:A large building for storing goods that are going to be sold.</p>
<p>SENTENCES<br />
The company has been broken up and sold.<br />
I try not to make any enemies.<br />
Many people blame him for Tony’s death.<br />
I did my homework and went out afterwards.<br />
He was suspected of drug deailing.<br />
They suspected that he was lying.<br />
Peru was conqered by the Spanish in 1532.</p>
<p>Police think the suspect has now fled the country.<br />
According to my diary,I have got two meetings on Monday.<br />
The politician was accused of accepting bribes from businessmen<br />
Spain is bordered by France and Portugal.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbook-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/&amp;text=Book Report Anne Frank&#8217;s Diary (Anne Frank&#8217;in Günlüğü ingilizce kitap özeti)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/&amp;t=Book Report Anne Frank&#8217;s Diary (Anne Frank&#8217;in Günlüğü ingilizce kitap özeti)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/&amp;title=Book Report Anne Frank&#8217;s Diary (Anne Frank&#8217;in Günlüğü ingilizce kitap özeti)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbook-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=Book+Report+Anne+Frank%26%238217%3Bs+Diary+%28Anne+Frank%26%238217%3Bin+G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC+ingilizce+kitap+%C3%B6zeti%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/book-report-anne-franks-diary-anne-frankin-gunlugu-ingilizce-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekim Devrimi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 10:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevik Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevikler]]></category>
		<category><![CDATA[Октябрьская революция]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[icraatları]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikolai Gorbunov]]></category>
		<category><![CDATA[Oktyabrskaya revolyutsiya]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[sovyetler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Lenin]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Milyutin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5471</guid>
		<description><![CDATA[Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir. Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5473" title="ekim devrimi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi.png" alt="" width="304" height="193" /></a></p>
<p>Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi ya da Rus Devrimi olarak adlandırılır. Çarlık Rusyası&#8217;nda Jülyen takvimi&#8217;ne göre 24 Ekim 1917&#8242;de, (Miladi takvime göre 6 Kasım 1917) Petrograd&#8217;daki Kışlık Saray&#8217;ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir.</p>
<p>Ekim Devrimi, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan devrimci sürecin ikinci aşaması olarak değerlendirilir. Ekim Devrimi ile Temmuz Günleri ile iktidarı tekleşerek ele geçiren ancak Kornilov Olayı ile güç ve destek kaybeden Geçici Hükümetten iktidar alınmış Bolşeviklerin ve müttefikleri olan Sol SR’ların çoğunlukta olduğu Sovyetlere verilmiştir.</p>
<p>Bu gelişmelerin üzerine Bolşevik karşıtı monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Rus İç Savaşını başlatmıştır. 1922 yılnda iç savaştan galip çıkan Bolşevikler Sovyetler Birliği&#8217;ni kuracaklardır.</p>
<p>İlk başlarda olaydan Ekim Darbesi veya 25 Ayaklanması olarak bahsedilir. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmi olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Arkaplanı</strong><br />
20.yüzyıla girildiğinde Rusya İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılmaktadır. Rusya Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşar.</p>
<p>Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşına girecek ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halk tarafından hissedilecektir. Sonunda bu rahatsızlıklar 1917 yılının ilk aylarında Şubat Devrimi olarak adlandırılan olaylarla patlak verir ve Çarlık rejimi devrilir.<span id="more-5471"></span></p>
<p>O zamana kadar toplanmakta olan Duma çoğunluğunu Çarlık rejimine yakın çevrelerin oluşturduğu milletvekilleri Geçici Hükümeti kurduklarını ilan ederek yönetimi almaya çalışsa da tabanda örgütlenen asker, köylü ve işçi sovyetleri de alternatif iktidar olarak ortaya çıkar ve ikili bir iktidar dönemi yaşanır.</p>
<p>Ancak Geçici Hükümetin uyguladığı poltikalar Çarlık rejimi politikalarından pek de farklı olmadığından ötürü rahatsızlıklar sürmektedir.</p>
<p>Şubat Devriminin çıkış sebeplerinden birisi olan halktaki barış isteği dikkate alınmamış, İtilaf Devletlerinin istekleri doğrultusunda I. Dünya Savaşına devam edilmiştir. Mayıs ayında yaptığı açıklamada Geçici Hükümetin Dışişleri Bakanı Pavel Milyukov savaşa devam edileceğini ve zafere ulaşılana dek mücadelenin süreceğini açıklamıştır. Rus cephesindeki Alman ordularının Batı cephesine kaydırılmasını istemeyen İtilaf Devletlerinin baskısıyla alınan bu karar halkta galeyana yol açmış ve protesto edilmiştir.</p>
<p>Temmuz ayında Almanya İmparatorluğu ordularına karşı düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıdan sonra eylemlerde 500 bin işçi Geçici Hükümetin istifasını istemiştir. 16 temmuz günü kendiliğindne başlayan ve Temmuz Günleri olarak adlandırılan olaylarda askerler ve işçiler sovyetler lehine iktidarı almaya kalksalar da başarılı olamayacak ve Geçici Hükümet tarafından bastırılacaktır. Sovyet yönetimindeki Menşevik ve SR’lar da ayaklanmayı desteklememiş, bastırılmasından yana olmuşlardır. Gösterilerin bastırılması sırasında 56 kişi ölecek, 560 kişi de yaralanacaktır.</p>
<p>Bu dönemden sonra artık Sovyetler Geçici Hükümet karşısında bastırılmış durumdadır. Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gitmektedir. Sanayi ve ulaşımdaki düzensizlikler üretimin 1916 yılları seviyesine düşmesine yol açmış, kapanan işletmeler yüzünden yoğun işsizlik yaşanmaktadır. İşçilerin eline geçen ücret düşmüş ve alım gücü 1913 yılı seviyelerine gerilemiştir. Ülkenin borçları 50 milyar rubleyi aşmış durumdadır ve iflasın eşiğindedir.</p>
<p>Temmuz Günlerini özellikle Bolşeviklere karşı baskı dönemi izler. Lenin Finlandiya’ya kaçacak, Troçki başta olmak üzere çok sayıda Bolşevik lider tutuklanacaktır. Kurulan yeni Geçici Hükümette Aleksandr Kerenski başbakan olur.</p>
<p>Kerenski’nin bilgisi dahilinde ve Petrograd’daki sosyalist örgütlere karşı Çarlık Ordusu komutanlarından Lavr Kornilov komutasındaki Kazak Ordusu şehre gelerek sıkıyönetim ilan etmek ve idareyi ele almak için ilerler.</p>
<p>Kornilov Olayı olarak bilinen olay sırasında Kerenski paniğe kapılarak darbenin kendisini de tasifye edeceğini anlar ve o sırada en güçlü ve en örgütlü siyasi güç olan Bolşeviklerden yardım ister. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve diğer şehirlerdeki Bolşevik işçi ve askerler Kornilov karşıtı eylemler yaparlar.</p>
<p>Bolşevik Parti Merkez Komitesi 27 Ağustos 1917’de yaptığı açıkalmada Şubat Devrimi ile kazanışan herşeyi boğmak için Petrograd’a ilerleyen Kornilov birliklerinin durdurulması çağrısı yapar. Özellikle demiryolu işçilerinin engellemesi ve Kazak Bolşevik askerlerin propagandası sonucu Kornilov’un ordusu dağılır ve darbe girişmi başarısız olur. Bu olayda Bolşeviklerin gücü sınanmış olacak ve iktidarın alınamsında önemli bir evre geçilmiş olacaktır.</p>
<p>Kornilov’un darbesinin başarısız olmasıyla beraber Bolşeviklerin saygınlığı ve Sovyetlerdeki desteği artar. Petrograd, Moskova başta olmak üzere Briansk, Samara, Saratov, Tasritsyn, Minsk ve Kiev Sovyetlerinde çoğunluğu kazanırlar. Tüm Rusya Sovyetler Merkezi Yönetim Komitesi iktidarın alınması yönünde karar alır.</p>
<p>Eylül ve Ekim aylarında Moskova ve Petrograd sanayi işçileri, Donbas maden işçileri, Ural metal sanayi işçileri, Bakü petrol işçileri, tekstil işçileri ve demiryolu işçileri sayısız grev yaparak Geçici Hükümeti protesto ederler. Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçinin grev süreçlerine katıldığı düşünülmektedir. İşçiler çoğu fabrika ve işyerinde yönetimi ele almış ve üretim ile dağıtımı kontrol etmekteydi.</p>
<p>Ekim 1917’ye gelindiğinde kırda da benzer bir durum vardır. Büyük toprak sahiplerine karşı yoksul köylüler tarafından 4 binin üzerinde ayaklanma eylemi kaydedilmiştir. Geçici Hükümetin toprak sahiplerinden yana davranması ve ayaklanmaları bastırmak için askeri birlik göndermesi yoksul köylüleri de toprakların kendilerine verileceğini söyleyen Bolşeviklere yakınlaştıracaktır.</p>
<p>Cephede, şehirlerdeki garnizonlarda ve savaş gemilerindeki askerler ve bahriyeliler de açıkça Geçici Hükümeti tanımadıklarını ilan edecek ve seçilmiş temsilcilerini Sovyetlere göndererek iktidarın alınmasından yana görüş bildireceklerdir.<br />
<strong>Gelişimi</strong></p>
<p>10 Ekim günü toplanan Bolşevik Merkez Komitesi silahlı ayaklanma gündemiyle toplanır ve 10-2 oyla ayaklanma lehine karar alınır.</p>
<p>25 Ekim 1917 Bolşevikler günü başkent Petrograd’da artık işlemez haldeki Kerenski önderliğindeki Geçici Hükümete karşı hareket geçer. İktidarın alınması sırasında kan dökülmeyecek ve Bolşeviklere bağlı Kızıl Muhafızlar neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan tüm hükümet ve devlet binalarını ele geçirip son olarak Kışlık Saraya 25-26 Ekim gecesi saldırırlar. Bu saldırı bolşevik önder Vladimir Antonov-Ovseenko tarafından sevk ve idare edilir.</p>
<p>Saldırı için işaret Aurora kruvazöründen kurusıkı ateşlenen top ateşidir. Kazaklar, askeri öğrenciler ve kadınlar birliği tarafından korunan saray sabaha karşı saat 02 sularında düşer. Devrimin resmi tarihi 25 Ekim olacaktır. İktidar fiilen alındıktan sonra toplanmakta olan ve çoğunluğunu Bolşevik ve müttefikleri olan Sol SR vekillerinin oluşturduğu 2. Tüm Rusya Sovyetler Kongresine iktidarın teslim edildiği ilan edilir.<br />
<strong>Sonuçları</strong></p>
<p>2. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresindeki 670 delegeden yarısından yaklaşık 300’ü Bolşevik, yaklaşık 100’ü de Sol SR olduğundan kongredeki çoğunluk Aleksandr Kerenski hükümetinin devrilmesini onaylayacaktır. Kışlık Sarayın alınma haberi kongreye ulaştığında iktidarın İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyeti olarak alındığı ilan edilecek ve Ekim Devrimi onaylanacaktır. Kongrede bulunan sağ kanat ve SR temsilciler alınan kararı protesto edip kongreyi terk edecektir.</p>
<p>Protestoya katılıp Lenin ve Bolşeviklerin yasadışı şekilde iktidarı aldığını belirten Menşevikler de kongreden ayrılır. Ertesi gün Kongre yeni Sovyet hükümetininin temeli olan Halk Komiserleri Konseyini (Rusçası: Совет народных коммиссаров, Latin harfleriyle kısaltması Sovnarkom’dur) seçer. Kurucu Meclis toplanıncaya kadar iktidarda olacağı açıklanan Sovnarkom ilk olarak Barış ve Toprak Kararnamelerini kabul ederek I. Dünya Savaşından çekildiklerini ve büyük toprak sahiplerine ait toprakların da yoksul köylülere dağıtıldığını açıklar.<br />
<strong>Görev dağılımı</strong></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-5472" title="ekim devrimi görev dağılımı" src="http://www.buzlu.org/images/2011/11/ekim-devrimi-g%C3%B6rev-da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1.png" alt="" width="378" height="469" /></a></p>
<p><strong>İlk icraatlar</strong></p>
<p>Sovnarkom, kendisine karşı cephe alan başta Kadetler olmak üzere özellikle monarşi yanlısı partilerle, Kerenski kabinesi üyelerini tutuklar. 20 Aralık 1917’de devrimi korumak için Çeka (Rusçası: Vserossiiskaia chrezvychainaia komissiia po bor&#8217;be s kontrrevoliutsiei i sabotazhem, Tüm Rusya Karşı-Devrim ve Sabotajla Savaş Olağanüstü Komisyonu) kurulacaktır.</p>
<p>Şehirde işçilerin ve kırda da köylülerin ittifakını simgeleyen orak ve çekiç Sovyetler Birliğinin arması olarak kabul edilir. Sovnarkom’un aldığı ve uyguladığı ilk kararlarda 1871 yılındaki ilk işçi iktidarı denemesi olan Paris Komününün etkisi hissedilir. Alınan kararlar arasında en önemlileri arasında şunlar sayılabilir:</p>
<p>Tüm bankalar kamulaştırılmıştır.<br />
Tüm fabrikaların denetimi Sovyetlere geçmiştir.<br />
Tüm banka hesaplarına el konmuştur.<br />
Kiliselerin bütün malvarlıklarına (banka hesapları dahil) el konulmuştur.<br />
İşçi asgari ücretlerine zam yapılmış ve sekiz saatlik işgünü kabul edilmiştir.<br />
Bütün dış borçlar reddedilmektedir.</p>
<p><strong>Rus İç Savaşı</strong></p>
<p>Bolşeviklerin Rusya İmparatorluğunun diğer şehirlerinde iktidarı ele geçirmeleri de zor olmayacaktır. Bolşevikler çok uluslu Rusya topraklarında özellikle Rus olmayan bölgelerde bağımsızlık talebinde bulunan yerel hareketler iktidarın alınmasını zorlaştırmıştır.</p>
<p>Örneğin Ukrayna Rada’sı 23 Haziran 1917’de otonom olduğunu ilan etmiş, 25 Ocak 1918’de de bağımsız olduğunu ilan etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Doğu cephesinde engelsiz ilerleyen Alman İmparatorluğu birlikleri de Sovyet karşıtı Ukrayna bağımsızlığını desteklemiş ve Ukrayna’daki Bolşeviklere karşı katliam uygulanmıştır.</p>
<p>Ekim Devrimi ile parlamenter sistemden sosyalist temsil sistemine geçilmiştir. Ancak Ekim Devrimi ile görece kansız şekilde alınan iktidar, Bolşevik karşıtlarının örgütlenerek Beyaz Ordu’yu oluşturmaları ile kanlı bir iç savaşa sürüklenecektir. İtilaf Devletleri ülkenin her tarafına asker çıkartarak iç savaşa dahil olacaktır. Bolşevikler 1918-1922 yılları arasında süren ve ülkenin çok büyük yıkıma uğramasına yol açan iç savaştan zaferle ayrılacaktır.</p>
<p>Bolşevikler savaş yıllarında şehirleri ve Kızılordu’yu öncelikli olarak beslemek için uygulamaya koyduğu Savaş Komünizmi politikaları çok sayıda köylü ayaklanmasına yol açacak, en son yaşanan Kronstadt Ayaklanmasından sonra 10. Parti Kongresi kararıyla NEP uygulamaları devreye sokulacaktır. Dış borçlarını tahsil edemeyen ve Çarlık rejiminin devamını talep eden İtilaf Devletlerinden ABD 1933 yılına kadar Sovyetler Birliğini tanımayacaktır. Avrupa ülkeleri ise 1920’li yılların sonuna doğru ancak ikili ilişkileri kuracaktır.<br />
<strong>Geleneği</strong></p>
<p>Kızıl Ekim deyimi de Ekim Devrimi sırasındaki olayları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu isimle Stalingrad’da bir çelik fabrikası, Moskova’da bir şeker fabrikası ve hayali bir Sovyet denizaltısı bulunmaktadır.</p>
<p>Sergey Ayzenştayn’ın Ekim isimli filmi John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün adlı eserinin sinemaya uyarlanmasıdır. Film 1927 yılında çekilmiş ve özellikle Kışlık Sarayın basılması sırasında gerçekten bu saldırıda bulunan askerler figüran olarak kullanılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;text=Ekim Devrimi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;t=Ekim Devrimi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=Ekim Devrimi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fekim-devrimi%2F&name=buzlu.org&description=Ekim+Devrimi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ekim-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964</title>
		<link>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 07:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ajanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Brinks Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[casuslar]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[kaç kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[motel]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[saygon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vietkong]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5433</guid>
		<description><![CDATA[1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5434" title="Brinks_Hotel" src="http://www.buzlu.org/images/2011/10/Brinks_Hotel.jpg" alt="" width="433" height="336" /></a></p>
<p>1964 Brinks Oteli bombalı saldırısı; Güney Vietnam&#8217;ın başkenti Saygon&#8217;daki Brinks Oteli’ne, Vietnam Savaşı sırasında , 24 Aralık 1964 akşamında Vietkong tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıdır. İki Vietkong casusunun, ABD Ordusu&#8217;na ev sahipliği yapan otelin altındaki bir arabaya koydukları bombanın patlaması sonucunda biri subay, biri ise astsubay olmak üzere iki Amerikalı hayatını kaybetti. Askeri personel ile Vietnamlı sivillerden oluşan yaklaşık altmış kişi ise saldırıyı yaralı olarak atlattı.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki; iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise; Güney Vietnamlılara, Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti.</p>
<p>Saldırı, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;ın yönetimi içinde tartışmalara neden oldu. Pek çok danışmanı Kuzey Vietnam&#8217;ın misilleme olarak bombalanmasını ve ABD Ordusu&#8217;nun savaşa sokulmasını savunurken Johnson, yürürlükte olan Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nun Vietkong&#8217;a karşı Güney Vietnam&#8217;ı koruması için eğitilmesi stratejisini tercih etti. Tartışmadan Johnson galip çıktı ve herhangi bir harekette bulunulmadı.<span id="more-5433"></span></p>
<p>Arka plân ve planlama</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından komünist oluşum olan Viet Minh, Vietnam&#8217;ın bağımsızlığını kazanması için Fransız kolonici güçlere karşı mücadele etmekteydi. 1954&#8242;teki Dien Bien Phu Muharebesi&#8217;ndeki Fransız yenilgisinin ardından Vietnam, 17. paralelden ikiye bölünmüştü. 1956 yılında bir yeniden birleşme referandumu beklenmekteydi. Referandumun iptal edilmesi, komünist Kuzey Vietnam ve anti-komünist Güney Vietnam&#8217;ın iki ayrı devlet olarak varlıklarını sürdürmesine sebep oldu. 1950&#8242;lerin sonlarında, Kuzey Vietnam destekli gerilla grubu Vietkong; ülkeyi komünist hakimiyeti altında yeniden birleştirmek için bir direnişe başladı. Bu dönemde Soğuk Savaş da zirve noktasındaydı. Güney Vietnam&#8217;ın ana destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri;[6] ülkeye, Vietkong&#8217;a karşı savaşmaları için Vietnam Cumhuriyeti Ordusu&#8217;nu (VCO) eğitmek ve orduya rehberlik etmek amacıyla askeri danışmanlar gönderdi. 1964 yılında, ülkede 23 bin Amerikan askerî personeli vardı. Komünistler ise Amerikalıları koloniciler, Güney Vietnam&#8217;ı da ABD&#8217;nin kuklası olarak gördü ve her ikisine de saldırmaya başladı.</p>
<p>Bombalı saldırı, yaralanmayan ve hiçbir zaman yakalanamamış olan iki Vietkong casusu tarafından gerçekleştirildi. Nguyen Thanh Xuan, savaş bittikten sonra tarihçi Stanley Karnow&#8217;a saldırıdaki rolünü anlattı. Kasım ayının sonlarında, Xuan ile yoldaşı bir Vietkong aracısından Brinks Oteli’ni bombalamak üzere emir aldı. Binada içerinde yarbay ve binbaşılar da bulunan ABD Ordusu subayları kalmaktaydı,[8] bunun yanı sıra görev dışındaki personeli de saygın yemekleri, çatı katındadaki oturma alanı ve film gösterimleriyle çekmekteydi. Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti. Vietkong ikilisi, hedeflerini dışarıdaki kalabalığa karışarak bir ay boyunca gözetledi. Güney Vietnamlı subayların Amerikalılarla kaynaştığını gören ikili, Saygon&#8217;un kara pazarından daha yakınlaşmalarını sağlayacak VCO üniformalarını temin etti. Xuan kendini bir şoför olarak gizledi, arkadaşı ise bir Güney Vietnamlı binbaşı kılığına girdi. Subayların arasına karıştı, böylece onların davranışlarını, konuşma stillerini, hatta sigara içme tarzlarına alıştı ve bunları uyguladı. Daha sonra ikili saldırı için gerekli olan iki araba ve patlayıcıları temin etti.</p>
<p>Vietnam komutanları saldırıyı iki amaçla planlamışlardı. Bunlardan ilki, iyi korunan başkentteki bir Amerikan kurumuna saldırarak, ABD&#8217;nin Kuzey Vietnam&#8217;a hava saldırısı başlatması durumunda Güney Vietnam&#8217;daki saldırı kabiliyetlerini göstermekti. İkincisi ise, Güney Vietnamlılara Amerikalıların zayıf olduğunu ve korunma amaçlı olarak onlara güvenemeyeceklerini göstermekti. Xuan ayrıca &#8220;Amerikalılar tarafından işlenen tüm suçların bu sinir merkezinden yönetildiğini&#8221; de ekledi. Xuan Noel akşamı kutlamalar nedeniyle binadaki Amerikalı subay sayısının daha fazla olacağını ve bu nedenle ölü ve yaralı sayısının sıradan bir gündekine göre daha yüksek olacağını da düşündü.</p>
<p>Patlama</p>
<p>Bombacılar arabalardan birinin bagajına 90 km ağırlığındaki bombayı gizledi  ve saatini 17:45&#8242;te, askerlerin içki içip eğlendikleri saatte patlaması için ayarladı. İkili aracı otele düzeyinde park etti. Aldıkları istihbaratlardan belli bir Amerikan albayının ABD&#8217;ye döndüğü bilgisiyle, ikiliden binbaşı kılığında olanı, otel görevlisine Da Lat&#8217;tan geleceğini iddia ettiği albayla randevusu olduğunu söyledi. Görevli doğru bir şekilde albayın ülkeden ayrıldığını söyledi; fakat &#8220;binbaşı&#8221; ona yanıldığını söyleyerek ısrar etti. &#8220;Binbaşı&#8221; daha sonra arabasını otelin altına park ettirip &#8220;şoförü&#8221;ne albayı başka bir arabayla gidip almasını söyledi. Daha sonra oteli terk eden &#8220;binbaşı&#8221;, güvenlik görevlilerine albay geldiğinde onu beklemesini söylemelerini istedi ve bütün gündür hiçbir şey yemediğini, bu nedenle yakınlardaki bir kafeye gidip yemek yiyeceğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Binbaşı&#8221; yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü. Saldırı sonucu ilk ölen ve en yüksek rütbeli olan kişi, yirmi yıldır orduda çalışmakta olan Yarbay James Robert Hagen idi. İkinci kurban ise 23 Ocak 1965 günü yaraları nedeniyle ölen ve astsubay çavuş rütbesinde olup 20 yıldır orduda çalışmakta olan Benjamin Beltra Castaneda&#8217;ydı.</p>
<p>Çeşitli kaynaklardaki yaralı kayıtları birbirini tutmamaktadır. Karnow 58 kişinin (asker ve sivil) yaralandığı belirtirken, Mark Moyar 38 Amerikalı askeri personel ile 25 Vietnamlı sivilin, gazeteci A. J. Langguth ise 10 Amerikalı ile 43 Vietnamlının yaralandığını belirtmektedir. Binayı destekleyen çelik kirişler dışında zemin kat tamamen yerle bir oldu. En alttaki diğer dört katta da küçük delikler oluştu ve önemli zararla ayakta kaldılar. Patlama yeraltı otoparkında içinde gaz dolu tüpler bulunan kamyoların varlığı nedeniyle daha da önemli zarara yol açtı. Patlama gazı patlattı ve bu da bir ateş topunun oluşmasına neden oldu. O sıralarda, Amerikan personelini eğlendirmek için içlerinde Bob Hope&#8217;un da bulunduğu göstericiler Saygon&#8217;daydı. Hope&#8217;un bir hedef olup olmadığı belli değildir; Moyar Hope&#8217;un bir hedef olduğunu; fakat bir bagaj sorunu yüzünden havalimanından gelmekte geciktiğini belirtir; Lawrence J. Quirk ise Hope ve grubunun sokaktaki başka bir otelde kalmakta olduklarını ve patlamadan zarar gören bölge içinde olmadıklarını söylemektedir.</p>
<p>Tepkiler</p>
<p>Saldırı, Saygon&#8217;un Güney Vietnam hükümeti kontrolü altında olduğunu ve Vietkong&#8217;un sadece kırsal alanlarda bir tehdit olduğunu düşünen Amerikalı yetkililer ve politika yapanları şaşırttı. Devrilmeden önce kısa bir süre yönetimde kalan askeri cuntaların o dönem için sonuncusu son zamanlarda gerçekleşmiş olduğundan Güney Vietnam yönetimi istikrarsızdı. İç çatışma, cuntanın yüksek rütbeli subayları arasındaki anlaşmazlığın savaştaki çabları raydan çıkardığına inanan ABD&#8217;nin Güney Vietnam büyükelçisi ve eski genelkurmay başkanı Maxwell Taylor&#8217;ın canını sıktı. Bombalı saldırıdan iki hafta önce generaller sivil bir danışma organı olan Yüksek Ulusal Konsey&#8217;i dağıtmı, bu da Taylor&#8217;ın generalleri ofisinde toplamasına yol açmıştı. Büyükelçi daha sonra generalleri sert bir şekilde eleştirdi ve başkan General Nguyen Khanh&#8217;a güvenmemesi nedeniyle onun istifasını ve sürgüne gitmesini istedi.</p>
<p>Khanh, Taylor&#8217;ı sınırdışı etmekle tehdit etti, Taylor ise kendisinin zorunlu gidişinin Güney Vietnam&#8217;a ABD desteğinin sonu anlamına geleceğini belirtti.22 Aralık günü Khanh, Vietnam Radyosu&#8217;na &#8220;başka ülkelerin politikası için değil, halkın bağımsızlığı ve Vietnamlıların özgürlüğü için kurbanlar verdiklerini&#8221; söyledi.Khanh 23 Aralık günü New York Herald Tribune&#8217;de yayımlanan bir röportajda Taylor&#8217;ı açıkça topa tuttu ve saldırının yaşandığı gün &#8220;yabancı idaresi&#8221;nden bağımsızlık ilan etti. Bu sırada, Khanh gizlice komünistlerle müzakere etmekteydi ve birlikte bir barış yaparak Amerikalıları Vietnam&#8217;dan atmayı ummaktaydı. Bunun bir sonucu olarak, Vietkong bir radyo yayını aracılığıyla saldırıdan sorumlu olduğunu ilan etse de,belli bir azınlık saldırının arkasında Khanh ve subaylarının olduğundan şüphe etti.</p>
<p>Taylor, Güney Vietnam&#8217;daki ABD ordusunun başı olan General William Westmoreland ve Saygon ile Washington DC&#8217;deki diğer subaylar, başkan Lyndon Baines Johnson&#8217;ın Kuzey Vietnam&#8217;a yapılacak misilleme hava saldırılarına izin vermesini istedi. Taylor Noel günü (25 Aralık) Washington&#8217;a &#8220;Hanoi mevcut sıkınıtlarımıza rağmen kâğıttan sandığı kaplanın hâlen dişli olduğunu görecek ve bu bölgedeki ABD etkisi artacaktır. Bazı kavgalarımız büyük ihtimalle yaptıklarımızın doğuracağı istek nedeniyle sona erecektir&#8221; diyen bir mesaj gönderdi. Taylor ABD&#8217;ye Khanh cuntasıyla kendisi arasındaki düşmanlığı sebep göstererek tek başına böyle bir harekette bulunmasını tavsiye etti.</p>
<p>Johnson, Noel günü ABD&#8217;deki danışmanlarını tartışma amacıyla Teksas&#8217;taki çiftliğine çağırdı. Dışişleri Bakanı Dean Rusk ile Savunma Bakanı Robert McNamara Johnson&#8217;a Taylor&#8217;ın önerisini reddetmesini önerdi. Johnson hava saldırısını uygulamak istemedi; çünkü Noel döneminde bir gerginliğin halkın moralini etkileyeceğini düşünüyordu. Johnson ayrıca Saygon&#8217;daki istikrarsızlık sebebiyle uluslararası toplum ve Amerikan halkının saldırının arkasında Vietkong&#8217;un olduğuna inanmayacağını ve bunun yerine yerel iç çatışmaları sorumlu tutacaklarını kaydetti. Bu Vietkong&#8217;un halihazırda sorumluluğu almış olduğu gerçeğine tersti. Johnson yönetimi yetkilileri saldırıdan dört gün sonra Vietkong&#8217;un sorumlu olduğu sonucuna vardı. Johnson herhangi bir misilleme saldırı için çok geç olduğunu, olayın üzerinden 36 saat geçtikten sonra yapılacak bir saldırının nedensiz olacağına inanıyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Taylor ve büyükelçiliğe, &#8220;Saygon&#8217;daki geniş kapsamlı karışıklıklar dikkate alındığında, halkın ABD&#8217;nin hava saldırılarına karşı tepkisinin Johnson yönetiminin Güney Vietnam&#8217;daki] bir iç krizden çıkmaya çalıştığı yönünde olacağı&#8221;nı belirten bir telgraf çekti. Johnson, Taylor&#8217;a &#8220;Her ne zaman bir askeri harekat için tavsiye alsam, bana sanki büyük çapta bir bombardıman isteniyormuş gibi geliyor. Hiçbir zaman bu savaşın havadan kazanılacağını düşünmedim&#8221; dedi. O dönemde, Johnson zaman içinde bir politika hâline gelen bir strateji olan subaylarının Kuzey Vietnam&#8217;a karşı büyük çaplı bir bombardıman önerisini kabul etmekte isteksizdi.</p>
<p>Ocak 1965&#8242;te, Vietkong gizli bir şekilde Güney Vietnam&#8217;daki üçüncü konferansını gerçekleşti ve misilleme yapamayan ABD&#8217;nin &#8220;Kuzey Vietnam&#8217;a saldırmak veya Güney Vietnam&#8217;ı korumak için gerekli iradeden mahrum olduğu&#8221; sonucuna vardı. O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnam&#8217;a silah ve asker gönderdiğini inkar etmekteydi. Gerçekte, iki taraf da birbirlerinin sınırlarından içeri sızıp düşmanca askeri faaliyetler yürüterek Cenevre Kuralları&#8217;nı ihlal etmekteydi. Bu sırada, Kasım 1964&#8242;te Güney Vietnam yönetimi basına sansür uyguladı ve komünistlerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle on gazeteyi kapattı.</p>
<p>Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı. Johnson ABD askeri danışmanları ve personelinin bölgede bulunmasının VCO&#8217;yu güçlendirmeye yeteceğini umut etmekteydi; ama Savunma Bakanlığı&#8217;ndan olan danışmanları ABD askerinin savaşması gerektiğini düşünmekteydiler.[15] Bu başkanın sivil ve askeri danışmanları arasındaki tansiyonu yükseltti, daha sonra ABD askerleri 1965 yılında savaşta yer almaya başladı. ABD Ordusu Savaş Koleji&#8217;nden David Tucker, saldırının &#8220;alışılagelmiş askeri denge için önemsiz; fakar düşmanın [Vietkong] odağında olan siyasi çaba için önemli olduğu&#8221;nu söyledi. Otel onarıldı ve komünistler 30 Nisan 1975&#8242;te Saygon&#8217;u alana kadar Amerikan askerleri orada kalmaya devam etti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;text=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;t=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=Brinks Oteli bombalı saldırısı 1964&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbrinks-oteli-bombali-saldirisi-1964%2F&name=buzlu.org&description=Brinks+Oteli+bombal%C4%B1+sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1+1964" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/brinks-oteli-bombali-saldirisi-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benito Mussolini kimdir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2010 16:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Benito]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[ne yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4888</guid>
		<description><![CDATA[Benito Amilcare Andrea Mussolini (d. 29 Temmuz 1883, Forli, İtalya &#8211; ö. 28 Nisan 1945), II. Dünya Savaşı sırasında İtalya&#8217;nın başbakanı. Hitler ile birlikte Faşizm&#8217;in en önemli uygulayıcılarındandır. Üniversite eğitiminin ardından öğretmenlik yaparak çalışmaya başladı. 1902&#8242;de zorunlu askerlik görevinden kaçmak için İsviçre&#8217;ye gitti. 1904&#8242;te İtalya&#8217;ya geri döndü ve İtalyan Sosyalist Partisi&#8217;ne katıldı ve partinin yayın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/09/Benito-Mussolini.jpg"><img class="size-full wp-image-4889 aligncenter" title="Benito Mussolini" src="http://www.buzlu.org/images/2010/09/Benito-Mussolini.jpg" alt="" width="220" height="242" /></a></p>
<p>Benito Amilcare Andrea Mussolini (d. 29 Temmuz 1883, Forli, İtalya &#8211; ö. 28 Nisan 1945), II. Dünya Savaşı sırasında İtalya&#8217;nın başbakanı. Hitler ile birlikte Faşizm&#8217;in en önemli uygulayıcılarındandır.</p>
<p>Üniversite eğitiminin ardından öğretmenlik yaparak çalışmaya başladı. 1902&#8242;de zorunlu askerlik görevinden kaçmak için İsviçre&#8217;ye gitti. 1904&#8242;te İtalya&#8217;ya geri döndü ve İtalyan Sosyalist Partisi&#8217;ne katıldı ve partinin yayın organı olan Avanti Gazetesi&#8217;nde çalıştı. Bir süre gazetenin başyazarlığını da üstlenen Mussolini, I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlaması üzerine orduya yazıldı. Savaşta yaralanan Mussolini Milano&#8217;ya döndü ve burada sağ görüşlü İl Popolo d&#8217;Italia gazetesinin editörü oldu.</p>
<p>Çökmüş ekonomi ve siyasi kargaşa içindeki İtalya’da Mussolini çeşitli sağcı grupları kurduğu Nasyonal Faşist Parti&#8217;yi bünyesinde topladı. İl duce lakabını kullanan Mussolini, ülkenin problemlerini çözeceğini vaat ediyor ve eski Roma İmparatorluğu&#8217;nun ihtişamlı günlerine geri dönüleceğine söz veriyordu. Partinin gençlik teşkilatı olarak kurulan Kara Gömlekliler örgütü ise ekonomik durumun kargaşasında faydalanarak büyük bir sıçrama yapan Komünist gruplarla, grevci işçilerle çatışıyordu.<span id="more-4888"></span></p>
<p>Mussolini, Ekim 1922&#8242;de Kral III. Vittorio Emanuele &#8216;i yönetimin Faşist Parti&#8217;ye devretmesi için tehdit etti; aksi takdirde 26.000 taraftarı ile Roma&#8217;ya yürüyecekti. Komünist hareketinde önüne geçmek isteyen kral bu teklifi kabul etti. Ve bu yürüyüş yıllar sonra Nazi Almanyası&#8217;nı kuracak olan Adolf Hitler&#8217;in de ilham kaynağı oldu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Duce, ilk olarak Faşist Parti dışındaki diğer partileri kapattı, sendika hareketleri kanun dışı ilan etti, kitap ve gazetelere sansür getirdi, eğitimi sıkı kontrol altına aldı. Bu arada devlet güdümünde ekonominin Faşistleştirilmesi amacıyla tüm ülke tren rayları ve otobanlarla kaplandı. çiftçileri sürekli teşvik etti, tarım ve endüstrinin canlanmasını sağladı buna bağlı olarak da İtalya’da işsizlik azaldı. Tüm bunlar Mussolini&#8217;nin kitleler üzerindeki popülaritesini arttırdığı gibi Hitler&#8217;i de büyük bir etki altında bıraktı.</p>
<p>Uluslararası arenada güçlendiğini ispat etmek için 1935&#8242;te Habeşistan&#8217;a asker çıkardı. uzun ve nedensiz bir savaş sonunda Habeşistan&#8217;ı işgal eden İtalya, 1936 yılında Nazi Almanyası ile Roma-Berlin Mihverini kurdu.II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan Ordusu Kuzey Afrika ve Balkanlar&#8217;da Müttefikler&#8217;e karşı mağlup oldu. Nazi Almanyası&#8217;ndan aldığı destek ile işgal ettiği bölgelerde direndi ancak İtalya&#8217;da gücünü kaybetmeye başladı.</p>
<p>Komünistler önderliğindeki direnişçilerin ülkede etkili olması ve müttefiklerin 1943&#8242;de Sicilya&#8217;ya çıkartma yapmasının ardından Kral Victor Emmanuel III, Mussolini&#8217;yi görevden aldı. Almanya; Kuzey İtalya&#8217;yı işgal etti ve Alman paraşütçüleri Mussolini&#8217;yi 12 Eylül 1943&#8242;te Gran Sasso&#8217;da tutuklu bulunduğu otelden kurtararak uçakla Viyana&#8217;ya kaçırdı.</p>
<p>İtalya&#8217;da kendine bağlı birliklerle mücadeleyi sürdüren Mussolini, Nisan 1945&#8242;de yani savaşın son günlerinde tanınmamak için Alman üniforması giyerek metresiyle beraber kaçmaya çalışırken İtalyan direnişine mensup partizanlar tarafından yakalandı ve göğsünden vurularak öldürüldü.</p>
<p>Ertesi gün Mussolini&#8217;nin, sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano&#8217;da Loreto Meydanı&#8217;nda başaşağı sallandırıldı.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbenito-mussolini-kimdir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/&amp;text=Benito Mussolini kimdir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/&amp;t=Benito Mussolini kimdir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/&amp;title=Benito Mussolini kimdir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbenito-mussolini-kimdir%2F&name=buzlu.org&description=Benito+Mussolini+kimdir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/benito-mussolini-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Camp David Antlaşmaları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Sep 2010 18:45:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[araplar]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Camp David Antlaşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4851</guid>
		<description><![CDATA[Lübnan iç savaşının Arap dünyasını karıştırdığı ve bir çok endişelere sebep olduğu bir gerçektir. Çünkü Lübnan&#8217;ın dini gruplar arasında parçalanması veya en azından, bir ara Hıristiyanların ileri sürdüğü gibi, bir federasyon ve konfederasyon şekline dönüştürülmesi ihtimali, bir çok Arap ülkesi için, kendilerine de tesir etmesi bakımından, korkutucu olmuştur. Fakat, Lübnan iç savaşının sona ermesinden hemen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/09/Camp-David-Antlaşmaları.jpg"><img class="size-full wp-image-4852 aligncenter" title="Camp David Antlaşmaları" src="http://www.buzlu.org/images/2010/09/Camp-David-Antlaşmaları.jpg" alt="" width="300" height="188" /></a></p>
<p>Lübnan iç savaşının Arap dünyasını karıştırdığı ve bir çok endişelere sebep olduğu bir gerçektir. Çünkü Lübnan&#8217;ın dini gruplar arasında parçalanması veya en azından, bir ara Hıristiyanların ileri sürdüğü gibi, bir federasyon ve konfederasyon şekline dönüştürülmesi ihtimali, bir çok Arap ülkesi için, kendilerine de tesir etmesi bakımından, korkutucu olmuştur. Fakat, Lübnan iç savaşının sona ermesinden hemen bir yıl sonra Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat&#8217;ın İsrail&#8217;e gitmesi ve bundan on ay sonra da İsrail ile Camp David Anlaşmaları&#8217;nı imzalaması, Arap dünyasını çok daha fazla karıştıracak ve günümüze kadar gelen bir dizi yeni gelişmelerin kapısını açacaktır.</p>
<p>18 Ocak 1974&#8242;de, Amerika&#8217;nın aracılık çabaları ile, İsrail ve Mısır arasında imzalanan Sina anlaşması, Amerikan diplomasisi için bir başarı olduğu kadar, Mısır-Amerikan münasebetlerinin de büyük ölçüde değişmesini ve gelişmesini sağlamıştır. Hele, Dışişleri Bakanı Dr. Kissinger&#8217;in 31 Mayıs 1974&#8242;de de İsrail ile Suriye arasında bir anlaşma sağlaması, Amerika&#8217;nın Arap dünyasındaki nüfuzunu ve Orta Doğu politikasındaki tesirini daha da arttırmıştır.<span id="more-4851"></span></p>
<p>Bu atmosferden yararlanan ve Orta Doğu&#8217;da bir barış zeminini kuvvetlendirmek isteyen Başkan Nixon, 12-19 Haziran 1974 günlerinde Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, İsrail ve Ürdün&#8217;ü ziyaret etti. Nixon&#8217;ın Suriye ziyaretinde, iki ülke, 1967 savaşında kesilmiş olan diplomatik münasebetlerini tekrar tesis etmeye karar verdiler. Fakat Orta Doğu gezisinin en başarılı kısmı Mısır ziyareti oldu ve Nixon Mısırda hararetle ve büyük gösterilerle karşılandı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
14 Haziranda, &#8220;Mısır ile Birleşik Amerika Arasındaki Münasebetlerin ve İşbirliğinin Prensipleri&#8221; konusunda bir de anlaşma imzalandı. Amerika ile Mısır arasındaki münasebetlerin almış olduğu bu yeni şekil ve gelişme iledir ki, Mısır, İsrail ile 1 Eylül 1975 anlaşmasını imzalayarak, Sina&#8217;dan biraz daha toprak kazanmaya muvaffak oldu. Bu da Mısır&#8217;ı, kaybedilen Arap topraklarının tekrar kazanılmasında ve İsrail&#8217;in işgal ettiği topraklardan çekilmesini sağlamada, Amerika&#8217;ya dayanma yoluna sevk etmiştir.</p>
<p>Mısır&#8217;ın bu sırada Amerika&#8217;ya ve genel olarak da Batı&#8217;ya eğilim göstermeye sevmeden sebeplerin başında, karşılaştığı ekonomik meselelerin büyük tesiri olduğunda şüphe yoktur. İsrail ile yapılan savaşların yükünü kaldırmak kolay değildi. İçerdeki ekonomik sıkıntıların dışında, Mısır dış borçlarını da ödemekte güçlüklerle karşılaşmaya başladı. Bundan dolayı, Enver Sedat, 20-29 Şubat 1975 günlerinde Suudi Arabistan, Umman (Oman), Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar ve Kuveyt&#8217;i ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında, yapılan anlaşmalarla, Suudi Arabistan Mısır&#8217;a hemen 300 milyon dolarlık, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de 400 milyon dolarlık bir yardım yapmayı kabul ettiler.</p>
<p>Bunun arkasından Enver Sedat, 29 Mart-10 Nisan 1975&#8242;de de Batı Almanya, Fransa, İtalya, Yugoslavya ve Avusturya&#8217;yı ziyaret etti ve Yugoslavya hariç, diğer ülkelerle çeşitli ekonomik yardım anlaşmaları imza etti. Enver Sedat, bu Orta Doğu ve Batı Avrupa ziyaretlerinin arkasından 26 Ekim-5 Kasım tarihleri arasında da Birleşik Amerika&#8217;yı ziyaret etti. Sedat bu ziyaretinde Amerika&#8217;dan silah almak istedi ise de, Amerika herhangi bir taahhütte bulunmadı. Buna karşılık, Başkan Nixon, 1974 Mısır ziyaretinde vaad ettiği vechile, Kongreden Mısır&#8217;a 750 milyon dolarlık ekonomik ve 250 milyon dolarlık da gıda yardımının çıkmasını sağladı.</p>
<p>Başkan Sedat&#8217;ın 1975 yılında yaptığı bu ziyaretler açık bir şekilde göstermekteydi ki, Mısır politikası Batı&#8217;ya kaymaktaydı. O kadar ki, ekonomik sebepler ağırlıklı bir rol oynasa bile, Enver Sedat&#8217;ın Orta Doğuda ziyaret ettiği ülkeler esas itibariyle muhafazakar ve Batı&#8217;ya daha yatkın ülkelerdi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Mısır politikasındaki bu değişmenin Sovyetleri hoşnut bırakmayacağını tahmin etmek zor değildi. Mısır&#8217;ın Batı&#8217;ya doğru kayması ile Mısır-Libya münasebetlerinin de bozulmaya başladığı görülmüştür. Hatta iki ülke arasında çatışmalar çıkmıştır. Bu krizde, Libya ile yakın münasebetlere sahip olan Sovyet Rusya&#8217;nın ne derece parmağı olduğunu tayin etmek elbette ki güçtür.</p>
<p>Mısır-Libya gerginliği ve iki ülke münasebetlerindeki kriz, 1975 Temmuzunda başlamış ve aralıklarla 1977 Ekimine kadar sürmüştür. 1975 Temmuzunda Mısır sınır makamları, Mısır&#8217;da karışıklık çıkarmak isteyen bir takım Libyalıları yakaladı. Bu hadise iki ülke münasebetlerini o kadar gerginleştirdi ki, Libya Mısır sınırlarına 400 tank sevk etti ve Mısır da buna karşılık vererek Libya sınırlarına kuvvet yığdı.</p>
<p>Bu gerginlik Ekim 1975 ayına kadar sürdü ise de, iki taraf da daha fazla ileriye gitmedi ve münasebetlerini normale döndürdüler. Fakat 8-9 Mart 1976 günlerinde, Mısır&#8217;da yüksek seviyedeki kişileri öldürmekle görevlendirilen 30 kadar Libyalı komandonun yakalanması, Mısır-Libya münasebetlerini yeniden gerginleştirdi. Bunun üzerine Libya, ülkesinde çalışmakta olan 22.000 kadar Mısırlıyı sınır dışı etti. Bu hadise de burada kaldı.</p>
<p>1977 yılında Mısır ve Libya savaş durumuna girdiler. 12 Temmuz 1977 günü, dört kişilik bir sabotaj grubunun Libya&#8217;dan Mısır&#8217;a girmek isterken Mısırlılar tarafından yakalanması üzerine, 14 Temmuz 1977&#8242;den itibaren Libya-Mısır sınır çatışmaları başladı. Bu çatışmalar, 17 Temmuzdan itibaren iki taraf tanklarının ve uçaklarının çarpışmasına dönüştü. Gerçekte Libya ile Mısır arasında bir savaş söz konusu idi. Dolayısıyla, Arap Ligi&#8217;nin ve diğer Arap ülkelerinin araya girmesi üzerine, Libya topraklarına girmiş olan Mısır, kuvvetlerini geri çekerek 24 Temmuzda savaşı durdurdu. Fakat iki devlet arasında münasebetlerin normale döndürülmesi ancak 1977 Ekiminde mümkün olabildi.</p>
<p>Mısır&#8217;da, yüksek seviyedeki kişileri öldürmekle görevlendirildiği belirtilen 30 kadar Libyalı komandonun 8-9 Mart 1976&#8242;da yakalanmalarından bir kaç gün sonra, Enver Sedat, bir bomba patlattı. Sovyetlerle olan bağlarını birdenbire koparıverdi. Mısır&#8217;ın Amerika ile münasebetleri geliştikçe, Mısır-Sovyet münasebetleri bu gelişmenin üzerinde bir ipotek teşkil etmeye başladı. Libya ile münasebetlerin gayet gergin olduğu ve Lübnan iç savaşının da gayet yoğun bulunduğu bir sırada, Enver Sedat Sovyet yükünü sırtından atıverdi.</p>
<p>14 Mart 1977 günü, Mısır&#8217;ın parlamentosu olan Halk Meclisi&#8217;nde yaptığı konuşmada, 27 Mayıs 1971 tarihli ve Mısır ile Sovyet Rusya arasında &#8220;sarsılmaz dostluk&#8221; (unbreakable friendship) tesis eden &#8220;Dostluk ve İşbirliği Antlaşması&#8221;nın feshini Halk Meclisi&#8217;nden istedi. Enver Sedat bu konuşmasında, 1973 savaşından sonra Sovyetlerin Mısır&#8217;a karşı alakalarını azalttığından, Arap dünyasında &#8220;mihverler&#8221; yaratmak, yani Arap dünyasını bölmek için çaba harcadığından, Mısır&#8217;a silah ve yedek parça vermediğinden, 1975 Ocak ayında Brejnev&#8217;in Mısır&#8217;a yapacağı ziyareti iptal ettiklerinden, 1971 anlaşmasını canları nasıl isterse öyle tatbik ettiklerinden şikayetle, bu antlaşmanın artık bir yararı kalmadığını ve dolayısıyla feshedilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Halk Meclisi 15 Martta, yani ertesi günü, aldığı bir kararla, Mısır-Sovyet dostluk antlaşmasını feshetti. İş bu kadarla da kalmadı. Halk Meclisi, 4 Nisanda aldığı bir kararla da, Sovyet donanmasının Mısır limanlarından yararlanmasını sağlayan anlaşmayı da feshetti. Enver Sedat&#8217;ın bu tutumu Amerika&#8217;yı çok sevindirdi. Aynı ölçüde, Sovyetlerin de canını sıktı. Mısır gibi, Orta Doğu&#8217;nun gayet stratejik bir ülkesi ve aynı zamanda da Arap dünyasının nüfuzlu bir devleti ile münasebetleri kopmuş oluyordu. Sovyetler bu kopmanın şokunu azaltmak için, 28 Nisanda Mısır&#8217;la gayet geniş çerçeveli bir ticaret anlaşması imzaladılar.</p>
<p>Enver Sedat, şimdilik daha ileriye gitmeyi uygun bulmadı. Mayıs ayında yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu: &#8220;Sovyetler Birliği ile kavga etmek niyetinde değiliz. Bağımsız tutumumuzun anlaşılacağı ve kabul edileceği günün geleceğini ümit ediyorum ve o zaman Sovyetlerle münasebetlerimiz sağlam bir zemine oturmuş olacaktır.&#8221;Şunu da belirtelim ki, Sovyetlerin Mısır&#8217;dan belirli bir ölçüde uzaklaşmalarında veya Enver Sedat&#8217;ın şikayet ettiği gibi, alakalarını azaltmalarında, 1974&#8242;ten itibaren Sedat&#8217;ın takibe başladığı, Amerika ile münasebetleri yumuşatma politikasının da büyük rolü vardır. Enver Sedat&#8217;ın bu yeni tutumu, Amerika&#8217;yı bir Orta Doğu barışı konusunda daha da cesaretlendirdi ve harekete geçirdi.</p>
<p>1977 yılında Amerika&#8217;nın gösterdiği faaliyetler Dolayısıyla, Mısır da dahil, Amerika ile Ürdün, Suriye, Suudi Arabistan ve İsrail arasında bir çok temaslar oldu. Hatta Amerika Dışişleri Bakanı Cyrus Vance ile Sovyet Dışişleri Bakanı Gromyko arasında New York&#8217;ta 30 Eylülde yapılan görüşmeler sonunda, 1 Ekim 1977&#8242;de yayınlanan bir bildiride, bu taraflar, birbirlerinin meşru hak ve menfaatlerini karşılıklı olarak tanımaya davet edilmiş ve Aralık ayında Cenevre&#8217;de bir konferansın toplanacağı da açıklanmıştı. Lakin bunlardan hiç bir netice çıkmadı.</p>
<p>1977 Mayısında İsrail&#8217;de seçimler yapılmış ve Menachem Begin liderliğindeki Likud Partisi seçimleri kazanarak yeni hükümeti kurmuştu. Bu seçimlerden sonra, bilhassa Temmuz ve Ağustos aylarında Amerika&#8217;nın Time dergisi, İsrail&#8217;in çeşitli vasıtalarla Arap ülkeleriyle temasa geçmeye çalıştığı ve bilhassa mutedil Arap ülkeleri olan Ürdün, Suudi Arabistan, Mısır ve Sudan ile barış müzakereleri için temas aradığını bildirdi. Dergi, İsrail ile gizli olarak devamlı münasebet halinde bulunan Fas&#8217;ın aracı rolünü oynadığını bildiriyordu.</p>
<p>Başbakan Begin Ağustos ayında Romanya&#8217;yı ziyaret ettiğinde Romenler kendisine, Enver Sedat&#8217;ın bir çözüm için arzulu olduğunu söyleyince, Begin de Romenlere, bütün meselelerin müzakeresinde esnek bir tutum alacağını bildirince, bu haber hemen Kahire&#8217;ye uçurulmuştu. Böyle bir atmosferdedir ki, Enver Sedat 9 Kasım 1977 günü Halk Meclisi&#8217;nde yaptığı konuşmada, barış konusundaki kararlılığını açıklayarak, barış için en büyük engelin psikolojik engel olduğunu, bunu kırmak gerektiğini ve gerekirse kendisinin İsrail&#8217;e gitmeye hazır olduğunu, gerekirse dünyanın dibine kadar gidebileceğini bildirdi. Begin Sedat&#8217;ın bu konuşmasını ve teklifini cevapsız bırakmadı ve Enver Sedat&#8217;ı İsrail&#8217;e resmen davet etti. Enver Sedat ikinci bombasını patlatmıştı.</p>
<p>Enver Sedat 19-21 Kasım günlerinde İsrail&#8217;i ziyaret etti ve 20 Kasım günü Kudüs&#8217;te İsrail parlamentosunda bir konuşma yaptı. Enver Sedat konuşmasında şu noktaları vurguladı:</p>
<p>Mısır barış yapmaya kararlıdır, fakat bu barış adalete dayanan bir barış olmalıdır.</p>
<p>Geçici bir anlaşma değil, devamlı çözüm ve barış getirecek bir anlaşma gereklidir.</p>
<p>Bu barış, yabancı toprakların işgaline dayanamaz. Dolayısıyla, İsrail&#8217;in işgal ettiği topraklardan çekilmesi zaruridir.</p>
<p>Filistinlileri içine almayan bir barış mümkün değildir. Filistin meselesi Arap-israil meselesinin temel unsurudur. Bu sebeple, Filistinliler kendi vatanlarına ve kendi devletine sahip olmalıdır.</p>
<p>Bölgedeki her devletin güvenlikli sınırlar ve barış içinde yaşaması hakkı kabul edilmelidir.</p>
<p>Buna karşılık Begin de yaptığı cevabi konuşmada, Sedat kadar açık, samimi ve heyecanlı olmamakla beraber, 14 Mayıs 1948&#8242;deki Bağımsızlık Deklarasyonunda, bütün komşu ülkelere barış ve iyi komşuluk elini uzattıklarını, karşılıklı yardım ve işbirliği teklif ettiklerini hatırlatarak, bugün de aynı şeyi istediklerini, bunun için de barışın ilk adımı olarak savaş durumuna son verilmesi gerektiğini, İsrail&#8217;in o günkü topraklarda bir vatana sahip olma hakkının bulunduğunu belirtti ve sonunda da her şeyi herkesle müzakereye hazır olduklarını ifade etti. Bu suretle İsrail ile Mısır arasında bir diyalog başlamış oluyordu. Fakat bu diyalog Arap ülkelerinde tepki ile karşılandı.</p>
<p>Bilhassa Suriye, Libya, Irak ve FKÖ, Sedat&#8217;ın Kudüs ziyaretine büyük tepki gösterdiler. Buna karşılık, Ürdün, Suudi Arabistan ve Sudan daha mutedil bir tutum aldılar. İsrail-Mısır diyalogu başlamakla beraber, kolay gelişemedi. 25-26 Aralık 1977&#8242;de Begin Mısır&#8217;ı ziyaret ederek İsmailiye&#8217;de Enver Sedat ile görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerde, taraflar, barış görüşmelerini yürütmek ve bilhassa toprak meselelerini müzakere etmek üzere yüksek seviyede askeri komiteler kurdular. Bu komiteler kah Kahire&#8217;de, kah Kudüs&#8217;te toplantılar yaptılar. Bunlardan bir netice çıkmadı.</p>
<p>Onun üzerine Amerika araya girdi ve tarafları uzlaştırmaya çalıştı. Bu da mümkün olmadığı gibi, İsrail&#8217;in Batı Şeria&#8217;da yeni yahudi yerleşim merkezleri kurmaya başlaması, hem Mısır ve hem de Amerika ile münasebetlerini bozdu. Amerika, yeni yahudi yerleşim merkezlerinin kurulmasını &#8220;barış için bir engel&#8221; saydı.</p>
<p>Bu arada Amerika&#8217;nın Mısır ve Suudi Arabistan&#8217;a F-5 savaş uçaklarını satmaya karar vermesi, İsrail-Amerikan münasebetlerini daha bozdu. 1978 Ağustosunda İsrail&#8217;in bir yandan Amerika, bir yandan da Mısır ile münasebetleri iyice tatsız bir hale gelmiş ve barışa giden yol tıkanmış gibi görünüyordu. Bu sebeple Amerika tekrar inisyatifi ele aldı ve Enver Sedat ile Begin&#8217;i Washington yakınlarındaki Camp David&#8217;de müzakere masasına oturtmaya muvaffak oldu.</p>
<p>Bu müzakerelere Başkan Jimmy Carter da aktif olarak katıldı. Camp David görüşmeleri 5-17 Eylül 1978&#8242;de yapıldı ve 17 Eylülde, Mısır, İsrail ve Amerika arasında Camp David Anlaşmaları imzalandı. Amerika bu anlaşmaları &#8220;tanık&#8221; olarak imzalamaktaydı. Camp David Anlaşmaları iki tane çerçeve anlaşmadan meydana gelmektedir. Bu iki çerçeve anlaşmadan biri, Orta Doğu barışının esaslarını çizmekte olup, Batı Şeria ile Gazze ve Filistin meselesini ele almaktadır. Diğeri ise, İsrail ile Mısır arasındaki barışın esaslarını çizmekte, yani Sina Yarımadası&#8217;na ait bulunmaktadır.</p>
<p>Önce şunu belirtelim ki, Camp David anlaşmalarının iki hususiyeti vardır. Birincisi, bu anlaşmaların hükümlerinin tatbikinde ve bu anlaşmaların gerektirdiği bütün müzakerelerde Ürdün de bir taraf olarak kabul edilmekteydi. İkincisi, bu anlaşmalar, B.M. Güvenlik Konseyi&#8217;nin 1967&#8242;deki 242 sayılı kararı ile, 1973&#8242;deki 338 sayılı kararını da prensip olarak alıyordu. Batı Şeria ve Gazze, yani Filistin meselesi ile ilgili anlaşmaya göre, bu iki toprakta Filistinlilere muhtariyet verilecekti. Yani kendi işlerini kendileri idare edeceklerdi. Bu muhtariyetin şekil ve mahiyeti, İsrail, Mısır ve Ürdün arasında yapılacak görüşmelerle tespit edilecekti.</p>
<p>Beş yıllık bir geçici devreyi kaplayacak olan bu muhtariyet döneminde İsrail, bu iki toprakta, kendi güvenliğini de sarsmayacak şekilde, asker miktarını asgariye indirecekti. Beş yıllık muhtariyet döneminin üçüncü yılından itibaren, İsrail, Mısır, Ürdün ve Filistin muhtariyet idaresinin temsilcileri arasında, Batı Şeria ve Gazze&#8217;nin nihai statüsünü tespit edecek bir anlaşma için müzakereler yapılacaktı.</p>
<p>Bu anlaşma, Filistin halkının &#8220;meşru hakları&#8221; ile &#8220;adil istekleri&#8221;ni tanıyacaktı. Ayrıca, yine bu dönemde İsrail ile Ürdün arasında barış müzakereleri ve İsrail&#8217;ini güvenliğini sağlayacak düzenlemeler de yapılacaktı. İsrail-Mısır barışına ait çerçeve anlaşma ise, üç ay içinde İsrail ile Mısır arasında bir barış anlaşmasının imzası ile, İsrail&#8217;in barış antlaşmasının imzasından itibaren iki-üç yıl içinde Sina&#8217;dan tamamen çekilmesini öngörmekteydi.</p>
<p>Bununla beraber, İsrail-Mısır barışının üç ay içinde imzalanması mümkün olamadı. Bunda iki sebep rol oynamış görünüyor. Biri, Begin&#8217;in Camp David anlaşmalarını tatbikte yeteri kadar iyi niyetle davranmamakta olmasıydı. Batı Şeria&#8217;da yeni Yahudi yerleşim merkezleri kurulması bunun başında geliyordu. İkincisi ise, İsrail ile Mısır arasında bir uzlaşma sağlama endişesi ile, metinlerin açık ve seçik bir şekilde yazılmayıp, bir çok ifadelerin müphem kalmasıydı. Bu arada Kudüs meselesine hiç değinilmemişti. Çünkü iki tarafın bu konudaki görüşlerini uzlaştırmak mümkün olmayınca, bu meseleye hiç temas edilmemesi tercih edilmişti. Kudüs meselesi, daha aşağıda temas edeceğimiz üzere, daha sonra İsrail ile Mısır arasında ve Filistin muhtariyeti meselesinde büyük görüş ayrılığına sebep olacaktır.</p>
<p>Diğer taraftan, Kudüs hakkında hiçbir şeyin söylenmemiş olması, Arap ülkelerinin tepkilerini de şiddetlendiren bir faktör olmuştur. Arap ülkelerinin Camp David anlaşmalarına tepkileri, Enver Sedat&#8217;ın Kudüs&#8217;e gitmesinden daha şiddetli oldu. Sedat&#8217;ın Kudüs ziyareti üzerine 1977 Aralık ayında Suriye, Libya, Irak, Cezayir, Güney Yemen ve Filistin Kurtuluş Teşkilatı arasında teşekkül eden ve İsrail ile her türlü anlaşmayı reddeden, Kararlılık Cephesi (Steadfastness Front) veya Red Cephesi (Rejection Front), bu seferki tepkilerin de liderliğini üzerine aldı.</p>
<p>Bunlar önce Şam&#8217;da bir toplantı yaparak Enver Sedat&#8217;ın politikasına karşı mücadele etmek üzere ortak bir siyasi ve askeri komutanlık kurdular ve Amerika&#8217;nın Orta Doğu&#8217;daki nüfuzuna karşı denge olmak üzere de Sovyet Rusya ile daha yakın münasebetler geliştirme kararı aldılar. Bunun üzerine, Suriye lideri Hafız Esad 5-6 Ekim günlerinde Moskova&#8217;yı ziyaret ederek Brejnevle görüştü ve yayınlanan bildiride, Camp David anlaşmaları reddedilerek, Suriye&#8217;nin &#8220;savunma potansiyelini&#8221; kuvvetlendirmek için gerekli kararların alındığı açıklandı.</p>
<p>Bu gelişmelerden sonra, yine bu cephenin teşebbüsü ile 2-5 Kasım 1978 günlerinde Bağdat&#8217;ta Arap ülkeleri (Arap Ligi) zirve toplantısı yapıldı. Alınan kararlar, toplantı sonunda, uzun bir bildiri ile açıklandı. Bu kararlar alınırken, Fas, Sudan ve Umman genellikle muhalif kalmışlardır. Suudi Arabistan ise, yatıştırıcı bir rol oynayıp bunda da başarılı olduğu için, kararların ifadesi, bilhassa Mısır bakımından, yine de yumuşak olmuş sayılabilir.</p>
<p>Kararlarda, özetle, Filistin davasının ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının, bütün Arap devletlerinin ortak bir davası olduğu, Dolayısıyla bu meselede hiç bir Arap devletinin tek başına hareket edemiyeceği belirtilerek, Mısır, imzalamış olduğu Camp David anlaşmalarını feshederek, Arapların ortak hareketine katılmaya davet edilmekteydi. Aynı zamanda Mısır&#8217;dan, Camp David anlaşmalarının öngördüğü, İsrail-Mısır barışını da imzalamaması isteniyordu. Bu son nokta hakkında şunu da belirtelim ki, Mısır&#8217;ın İsrail ile barış imzalaması halinde alınacak tedbirler ve gösterilecek tepkiler de bu zirve toplantısında esas itibariyle ele alınmıştı.</p>
<p>İsrail-Mısır barışı, Camp David anlaşmalarının öngördüğü gibi, üç ay içinde imzalanamadı. Bu barışın gecikmesindeki en mühim sebep, İsrail&#8217;in Camp David anlaşmalarını mümkün olduğu kadar dar bir şekilde yorumlamasına karşılık, Mısır&#8217;ın da aynı şekilde mümkün olduğu kadar geniş şekilde yorumlamaya çalışmasıydı. Mesela, bu anlaşmalarda Batı Şeria ve Gazze&#8217;de yaşayan Filistin halkının &#8220;meşru hakları&#8221;ndan söz edilmiş, lakin herhangi bir şekilde bağımsızlıktan bahsedilmemişti. Bu sebepten Begin, şimdi Judea ve Samaria dediği Batı Şeria&#8217;yı &#8220;tarihi İsrail&#8221;in ayrılmaz bir parçası sayıyordu.</p>
<p>Buna karşılık Enver Sedat&#8217;a göre, beş yıllık muhtariyetten sonraki &#8220;nihai statü&#8221;ye bağımsızlık da dahildi ve Batı Şeria&#8217;nın muhtariyeti denince de, bu topraklara Kudüs de dahil olup, Dolayısıyla Kudüs&#8217;ün de muhtariyeti söz konusu idi. Bu tartışmalar devam ederken, 1979 Şubatında İran&#8217;da monarşinin devrilmesi ve Humeyni liderliğinde bir Şii rejimin kurulması, büyük çoğunluğu Sünni olan Arap dünyasını alt-üst ettiği gibi, Amerika&#8217;nın da, İsrail&#8217;in de bölgedeki stratejik görüşlerini değiştirdi. Bu gelişme de, İsrail-Mısır barışının gerçekleşmesini kolaylaştırdı. İsrail-Mısır barış antlaşması 26 Mart 1979&#8242;da Washington&#8217;da imzalandı. Washington&#8217;da imzalandı, çünkü yine araya Amerika ve Bakan Carter girmek zorunda kaldı. Bu barışta da, Amerika&#8217;nın uzlaştırma gayretleri büyük rol oynadı.</p>
<p>Bu barış antlaşması ile, 1948&#8242;denberi İsrail ile Mısır arasında süregelen savaş hali artık sona eriyor ve iki devlet arasında normal münasebetler başlıyordu. Taraflar, birbirlerinin egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlıklarına saygı göstereceklerdi. Ve birbirlerinin &#8220;barış içinde&#8221; ve &#8220;güvenlikli ve tanınmış sınırları içinde&#8221; yaşama hakkını kabul ediyorlardı. Birbirlerine karşı kuvvete ve tehdide başvurmamayı taahhüt ediyorlardı. Aralarındaki sınır, Filistin mandası ile Mısır arasındaki milletlerarası sınır (yani bugünkü sınır) olacaktı. İsrail Sina&#8217;dan çekilecekti.</p>
<p>Bu barışın her iki tarafca tasdik edildiği (ki 27 Nisan 1979&#8242;da olmuştur) tarihten itibaren İsrail Sina&#8217;da, kuzeyde El-Ariş&#8217;ten güneyde Ras-Muhammed&#8217;e uzanan bir çizgiye çekilecekti ki, bu suretle Sina&#8217;nın hemen hemen üçte ikisini Mısır&#8217;a terketmiş olacaktı. Geri kalan bölümden çekilip Sina&#8217;yı tamamen terketmesi ise, 27 Nisan 1982&#8242;de, yani en geç üç yıl içinde olacaktı. Nitekim 27 Nisan 1982&#8242;den itibaren Mısır Sina&#8217;ya tamamen sahip olmuştur.</p>
<p>Bununla beraber, İsrail&#8217;in güvenliği açısından Sina, İsrail sınırına doğru gittikçe azalan bir şekilde gayrı askeri hale getirildiği gibi, İsrail&#8217;in Mısır&#8217;a bitişik toprakları da bir şerit halinde askeri sınırlamalara tabi tutuluyordu. Diğer taraftan, yine 26 Mart 1979 günü Amerika ile İsrail arasında yapılan anlaşmaya göre, bu barış antlaşmasının ihlali veya İsrail&#8217;in bir saldırıya uğraması halinde, Amerika İsrail&#8217;e yardım için gerekli diplomatik, ekonomik ve askeri tedbirleri almayı kabul ediyordu.</p>
<p>İkinci bir anlaşmaya göre de, 1 Eylül 1975 anlaşması gereğince İsrail&#8217;in Sina petrollerinden satın almaya hakkı olan petrolü Mısır kesecek olursa, Amerika İsrail&#8217;e, ihtiyacı olan petrolü 15 yıl süre ile satmayı garanti ediyordu. İsrail-Mısır barışının imzası, Mısır&#8217;ın Arap dünyası ile bağlarının tamamen kopmasına sebep oldu. Arap Ligi&#8217;nin 19 üyesinin dışişleri, maliye ve ekonomi bakanları 27 Martta Bağdat&#8217;ta toplandılar. Mısır davet edilmemişti. Davet edilen Umman ve Sudan, katılmayı reddettiler. Bağdat toplantısının 31 Martta açıklanan kararları, Mısır&#8217;ı yalnız bırakmak için, &#8220;diplomatik&#8221; ve &#8220;ekonomik&#8221; olmak üzere iki çeşit tedbiri ihtiva ediyordu.</p>
<p>Diplomatik tedbirler çerçevesinde, Mısırla olan münasebetlerini keserek, elçilerini Kahire&#8217;den geri çektiler. Ayrıca, bütün diğer ülkelere, Arap ülkelerinin bu barış antlaşmasını kabul etmedikleri bildirilecekti. Ekonomik alanda ise, Mısır&#8217;a ekonomik ve mali yardım yapan Arap ülkeleri (ki bunların başında Suudi Arabistan geliyordu), bu yardımlarını keseceklerdi. Bağdat Konferansı&#8217;nın bu kararları, Mayıs ayı başından itibaren aynen tatbik edilmeye başlandı.</p>
<p>Suudi Arabistan dahi, Mısır&#8217;a karşı sert tedbir almaktan kaçınmadı. Bu ise, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki münasebetlerin gerginleşmesine sebep oldu. Mısır tam bir yalnızlık içine girdi. Hatta, Camp David anlaşmalarının imzası karşısında fazla bir tepki göstermeyen Sudan bile, İsrail-Mısır barışının imzası üzerine ve diğer Arap ülkelerinin de baskısı ile, Kahire&#8217;deki elçisini geri çekmiştir.</p>
<p>Mamafih, Libya&#8217;nın Çad&#8217;ı kontrol altına alma ve ayrıca Kaddafi&#8217;nin Sudan&#8217;daki Nimeyri rejimini devirme çabaları, Sudan ile Libya arasındaki münasebetleri bozunca, 1981 Martında Sudan tekrar Mısır&#8217;a dayanma yoluna gidecek ve Mısır ile münasebetlerini normalleştirecektir.</p>
<p>12 Ekim 1982 tarihinde de Mısır ile Sudan, bir birlik kurma kararı alacaklardır. İsrail-Mısır barışı bütün Arap dünyasında bir Amerikan aleyhtarlığının da şiddetlenmesine sebep olduğu için, Sovyetler bu durumdan çok memnun kaldılar. Camp David anlaşmalarına ve barışa karşı tepki, bir bakıma Sovyetlerin Orta Doğu&#8217;daki nüfuz imkanlarını arttırıyordu. Arap devletleri içinde de bilhassa Suriye Sovyetlerle münasebetlerini genişletti ve 8 Ekim 1980&#8242;de, &#8220;Dostluk ve İşbirliği&#8221; antlaşması imzalandı.</p>
<p>15 maddelik antlaşmanın 5&#8242;inci maddesine göre, taraflardan herhangi birinin barış ve güvenliğinin tehdit edilmesi halinde, bu tehdidin bertaraf edilmesi ve barışın yeniden tesisi amacı ile işbirliği yapmak için derhal birbirleriyle temasa geçeceklerdi. Buna karşılık, Amerika ve Batı dünyası da Sedat&#8217;ı destekledi. Sedat, bilhassa Amerika&#8217;dan gayet geniş ekonomik ve askeri yardım almaya başladı.</p>
<p>8 Ekim 1981&#8242;de bir suikaste kurban giderek hayatını kaybettiğinde, İsrail&#8217;in Sina&#8217;dan tamamen çekildiğini görememişti. Fakat, gerçekten İsrail 27 Nisan 1982&#8242;de Sina&#8217;dan tamamen çekilerek, Mısır Sina&#8217;ya tekrar kavuştu. Camp David anlaşmaları ve arkasından İsrail-Mısır barışının imzası, Arap ülkeleri arasında bir dayanışma havası yaratmıştır. O kadar ki, Camp David anlaşmalarının imzası üzerine, araları 1966&#8242;danberi açık olan Suriye ve Irak 1978 Ekiminden itibaren birbirlerine yaklaşmışlar ve bir birlik kurma kararı almışlardır. Fakat bu heves de uzun ömürlü olmamış ve 1979 Temmuzunda Irak lideri Hasan El-Bekr&#8217;in istifası ve yerine Saddam Hüseyin&#8217;in geçmesi ile, birleşme teşebbüsü de tarihe intikal etmiştir.</p>
<p>Buna paralel olarak Arap dayanışması da fazla sürmemiştir. 1979 Şubatında İran&#8217;da Şah&#8217;ın devrilip Humeyni rejiminin başlaması ve 1980 Eylülünde de Irak ile İran&#8217;ın savaşa tutuşmaları, Arap dünyasını yeniden bölecektir. İsrail-Mısır barışı ile alakalı olarak belirtilmesi gereken son nokta da şudur: Bu barışın diğer Arap ülkelerini de İsrail ile uzlaşmaya sevk edeceği ümit edilmiş, lakin bu ümit gerçekleşmemiştir.</p>
<p>Bu barış sadece Mısır&#8217;ı Arap dünyasından ayırmış ve Dolayısıyla İsrail&#8217;i de güneyinde güvenlikli bir hale getirmiştir. Fakat diğer cephelerde, Arap ülkelerinin tutumları yumuşayacağı yerde, daha da sertleşmiştir. Bilhassa, 1976&#8242;danberi Suriye&#8217;nin bir çeşit işgalinde bulunan Lübnan, Filistin gerillalarının İsrail&#8217;e karşı gittikçe artan saldırıları için bir üs haline gelmiştir. Bu ise, Lübnan&#8217;ı İsrail saldırılarının hedefi yaptığı gibi, sık sık giriştikleri hava muharebeleri ile İsrail ile Suriye&#8217;nin çatışmalarına da sebep olmuştur.</p>
<p>1981 Mayısından itibaren de Suriye Lübnan&#8217;a, Sovyetlerin sağladığı SAM-6 füzelerini yerleştirmeye başlamış ve bu da İsrail&#8217;in Lübnan&#8217;a karşı tepkisini daha da arttırmıştır. Arap-İsrail gerginliğinin, İsrail-Mısır barışından sonra daha da artmasında, şüphesiz İsrail&#8217;in tutumu da, büyük rol oynamıştır. Bunun başında İsrail&#8217;in Camp David anlaşmalarında muhtariyet vermeyi vaadettiği Batı Şeria&#8217;da devamlı olarak Yahudi yerleşim merkezleri kurmasıdır. İkincisi, Camp David anlaşmalarının hemen arkasından, 1978 Ekimi sonunda İsrail, Tel-Aviv&#8217;deki bakanlıkları Kudüs&#8217;e nakletmeye başlamıştır. Bu, bütün İslam dünyasında tepki yaratmıştır. Çünkü bu hareketi ile İsrail, Kudüs&#8217;ü geçici statüden çıkarıp, İsrail Devletinin başkenti yapıyordu.</p>
<p>İsrail bununla da yetinmedi ve 1980 Temmuzunda, 1967 savaşında Ürdün&#8217;den aldığı Doğu Kudüs&#8217;ü de Batı Kudüs&#8217;e ilhak etti. Yani artık İsrail Kudüs üzerindeki egemenliğini tamamen yerleştirmiş olmaktaydı. Bunun da arkasından İsrail, yine 1967 savaşından beri işgal altında tuttuğu ve Suriye&#8217;ye ait olan ve Golan tepeleri denen toprakları da Aralık 1981&#8242;de ilhak etti. Yani bu toprakları da sınırları içine kattı. Bu hareketlerin ve faaliyetlerin de Arap ülkelerinin İsrail&#8217;e karşı tutumlarını sertleştirmelerinde büyük rolü olduğu bir gerçektir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcamp-david-antlasmalari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/&amp;text=Camp David Antlaşmaları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/&amp;t=Camp David Antlaşmaları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/&amp;title=Camp David Antlaşmaları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcamp-david-antlasmalari%2F&name=buzlu.org&description=Camp+David+Antla%C5%9Fmalar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/camp-david-antlasmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alparslan kimdir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 11:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı Bey]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarı]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu devleti]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4362</guid>
		<description><![CDATA[Selçuklu Devleti hükümdarı, Türk milletinin en büyük kahramanlarından. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli rolü olan Horasan valisi Çağrı Beyin oğludur. 20 Ocak 1029’da doğdu. İyi bir tahsil gördü, sayısız zafer kazanarak mertliği ve iyi kumandanlığı ile ün saldı. Babasının ölümünden sonra Horasan valisi oldu. Amcası Tuğrul Bey, 4 Eylül 1063’te öldüğü zaman vasiyeti üzerine Selçuklu tahtına [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/11/Alparslan.jpg"><img class="size-full wp-image-4363 aligncenter" title="Alparslan" src="http://www.buzlu.org/images/2009/11/Alparslan.jpg" alt="Alparslan" width="232" height="306" /></a></p>
<p>Selçuklu Devleti hükümdarı, Türk milletinin en büyük kahramanlarından. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli rolü olan Horasan valisi Çağrı Beyin oğludur. 20 Ocak 1029’da doğdu. İyi bir tahsil gördü, sayısız zafer kazanarak mertliği ve iyi kumandanlığı ile ün saldı. Babasının ölümünden sonra Horasan valisi oldu. Amcası Tuğrul Bey, 4 Eylül 1063’te öldüğü zaman vasiyeti üzerine Selçuklu tahtına Alparslan’ın ağabeyi Süleyman getirildi, fakat Türk beyleri buna itirazda bulundular ve Alparslan’ı hükümdar tanıdılar.</p>
<p>Alparslan 27 Nisan 1064’te büyük bir törenle tahta çıktı. Amcasının vezirliğini yapan ve Süleyman’ın tahta çıkmasını isteyen Amidülmülk Kündiri’yi azledip, büyük bir devlet adamı olarak tarihe adı geçen Nizamülmülk’ü vezir tayin etti. Başına buyruk beylerle mücadeleye girişen Alparslan, hepsini bir bayrak altına toplamayı başardı. Böylece Selçuklu Devleti kuvvetlendi.<span id="more-4362"></span></p>
<p>1064 yılının sonuna doğru Alparslan, Bizans İmparatorluğu’nun üzerine yürüdü. Gürcistan’ı zaptetti. İsyan eden kardeşi Kavurd’u itaate zorladı. 1065’te Amuderya ırmağını geçti, o bölgedeki hükümdarla anlaştı. Alparslan’ın beyleri, Anadolu’da akınlar yapıp sayısız zafer kazandılar. Selçuklu Sultanının gittikçe kuvvetlenmesi Bizans İmparatorluğu’nu telaşlandırdı. İmparator Romanos Diyojenes ordusunu toplayıp sefere çıktı. Palu’ya geldiğinde Malatya’da bıraktığı ordusunun Türkler tarafından perişan edildiği haberini aldı. Geri dönmeye mecbur kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1070 yılında Alparslan , Horasan ve Irak ordularının başında Azerbaycan’a girdi, sınırdaki kaleleri fethetti. Van gölünün kuzeyinden geçerek Malazgirt önüne vardı, kale teslim oldu. Diyarbekir&#8217;den Elcezire’ye girdi, Urfa’yı kuşattı. Mısır’da birbirleriyle mücadele eden Fatımi komutanları, Alparslan’ı Mısır’ı almaya teşvik ediyorlardı. 1071 yılında Selçuklu ordusu Halep’te toplandı.</p>
<p>Alparslan ’ın Mısır Seferine çıktığını öğrenen Bizans İmparatoru Diyojenes son bir hamle yapmayı düşündü. Azerbaycan’a kadar giderek Türk kalelerini zapta ve Türkleri Anadolu’dan atmaya karar verdi. Rumeli’de yaşayan Peçenek ve Oğuz Türklerini de ordusuna kattı. 13 Mart 1071’de 200.000 kişilik Bizans ordusu İstanbul’dan yola çıktı. İmparator, halkına büyük zaferle dönmeyi vad etmişti.</p>
<p>Diyojenes ve ordusu yol boyunca katliam yaparak Erzurum yoluyla Malazgirt’e ulaştı. Haleb’i teslim aldığı sırada Bizans ordusunun gelmekte olduğunu öğrenen Alparslan , Mısır Seferinden vazgeçip kuzeye doğru yola çıktı. Bizans ordusunun harekatını günü gününe haber alarak, vaziyetini ona göre ayarladı. Musul, Rakka, Urfa yoluyla Diyarbekir ve Bitlis’e ulaştı.</p>
<p>Ordusundan on bin kişilik bir kuvvet ayırıp Ahlat’a gönderdi. Bizans kuvvetleri ile ilk çarpışma Ahlat’ta oldu. Bizanslılar bozuldu. Buna iyice kızan imparator, Malazgirt Kalesine hücum edip, içerde yaşayan kadın-çocuk, ihtiyar ne varsa hepsini öldürdü. Malazgirt’e doğru devamlı yol alan Alparslan 24 Ağustos günü Malazgirt’in doğusundaki Rahva Ovasına ulaştı. Ahlat’a gönderilen kuvvetlerin gelmesi ile kısa bir zamanda karşısına çıkmasına şaşıran Bizans İmparatoru da, ordusunu Rahva Ovasının öbür tarafında düzene koydu. Anlaşma tekliflerinin reddetilmesi üzerine savaş hazırlıkları başladı.</p>
<p>26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atından inerek secdeye vardı ve; “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” diye dua etti. Sonra atına binerek askerlerine döndü ve; “Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun.</p>
<p>O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra Melikşah’ı tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.”Bu sözler orduyu coşturdu. Büyük şevkle ileri atıldılar. Alparslan son derece kurnazca bir harp taktiği planlamıştı. Hilal şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt meydanında dövüştü. Şaşkına dönen Bizans ordusu, hilalin içine düştü. 200.000 kişilik koca ordu perişan oldu. İmparator esir edildi.</p>
<p>Sultan Alparslan savaştan sonra huzuruna getirilen imparatoru, hiç ümid etmediği şekilde affetti. Bizans imparatorunun harp tazminatı ödemesi, her yıl haraç ve ihtiyac halinde Selçuklu ordusuna asker göndermesi karşılığında barış andlaşması yapıldı. Fakat Diyojenes, İstanbul’a geri dönerken, Bizas tahtının el değiştirmesi, andlaşmayı geçersiz kıldı. Alparslan da, Selçuklu şehzadelerini Anadolu’yu fetihle görevlendirdi. Türkler, kısa zamanda Anadolu’ya hakim oldular.</p>
<p>Sultan Alparslan , Malazgirt zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehr’e doğru sefere çıktı. Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti. Kale komutanı, batıni sapık fırkasına mensup Yusuf el-Harezmi, kalenin fazla dayanamayacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi. Hain Yusuf, Alparslan ’ın huzuruna çıkarıldığı sırada Sultan’a hücum edip, hançer ile yaraladı. Yusuf’u derhal öldürdüler. Fakat Sultan Alparslan da aldığı yaralardan kurtulamadı. Dördüncü günü, 25 Ekim 1072 tarihinde; “Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allahü tealaya sığınır, O’ndan yardım isterdim.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden bana, ayağımın altındaki dağ sallanıyor gibi geldi. “Ben, dünyanın hükümdarıyım. Bana kim galip gelebilir?” diye bir düşünce kalbime geldi. İşte bunun neticesi olarak, cenab-ı Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allahü tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!&#8230;” diyerek şehid oldu. Tahran yakınlarındaki Rey şehrine defnedildi.</p>
<p>Yerine oğlu Melikşah geçti.<br />
Sultan Alparslan saltanatı müddetince İslam dinine hizmet etti. İslamiyet’i içten yıkmaya çalışan gizli düşmanlara ve batıni, şii hareketlerine karşı çok hassastı. Hatta bir defasında; “Kaç defa söyledim. Biz, bu ülkeleri Allahü tealanın izniyle silah kuvveti ile aldık. Temiz müslümanlarız, bid’at nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teala, halis Türkleri aziz kıldı.” demişti.</p>
<p>Alparslan, büyük tarihi zaferlerinin yanısıra, medreseler kurmak, ilim adamlarına ve talebeye vakıf geliri ile maaşlar tahsis etmek, imar ve sulama te’sisleri vücuda getirmek suretiyle de hizmetler yaptı. İmam-ı a’zam’ın türbesini, Harezm Camii’ni ve Şadyah kalesi gibi pek çok eser inşa ettirdi. Zamanında; İmam-ı Gazali, İmam-ül-Haremeyn Cüveyni, Ebu İshak eş-Şirazi, Abdülkerim Kuşeyri, İmam-ı Serahsi gibi büyük alimler yetişmişti
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Falparslan-kimdir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/&amp;text=Alparslan kimdir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/&amp;t=Alparslan kimdir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/&amp;title=Alparslan kimdir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Falparslan-kimdir%2F&name=buzlu.org&description=Alparslan+kimdir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/alparslan-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;text=Çin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;t=Çin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=Çin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87in+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harran Muharebesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 06:43:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[edessa]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Harran Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[Kilikya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[mardin]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[muhabereler]]></category>
		<category><![CDATA[musul]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[taranta]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3439</guid>
		<description><![CDATA[Harran Muharebesi, 7 Mayıs 1104 tarihinde Antakya Prensliği(şimdiki zamanda Türkiye ve Suriye&#8217;nin bir parçasını kapsar) ve Urfa Kontluğu (12. yüzyılda Haçlı devletlerinden biri:Antakya&#8217;nın kuzey doğusunda) ile Selçuklular arasındaki muharebe. Birinci Haçlı seferi sonucunda yeni kurulan Haçlı devletlerine karşı ilk büyük muharebeydi. Muharebe Baldwin of Bourg veya Baldwin II of Jeruselam (ölüm:21 ağustos 1131) Edesa&#8217;nın 2.nci [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Harran-Muharebesi.jpg"><img class="size-full wp-image-3440 aligncenter" title="Harran Muharebesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Harran-Muharebesi.jpg" alt="Harran Muharebesi" width="332" height="219" /></a></p>
<p>Harran Muharebesi, 7 Mayıs 1104 tarihinde Antakya Prensliği(şimdiki zamanda Türkiye ve Suriye&#8217;nin bir parçasını kapsar) ve Urfa Kontluğu (12. yüzyılda Haçlı devletlerinden biri:Antakya&#8217;nın kuzey doğusunda) ile Selçuklular arasındaki muharebe. Birinci Haçlı seferi sonucunda yeni kurulan Haçlı devletlerine karşı ilk büyük muharebeydi.</p>
<p><strong>Muharebe</strong></p>
<p>Baldwin of Bourg veya Baldwin II of Jeruselam (ölüm:21 ağustos 1131) Edesa&#8217;nın 2.nci kontu idi(1100-1118)ve Kudüs&#8217;ün Üçüncü kralı( 1118 den ölümüne kadar) 1104 yılında Harran şehrine hücum etti ve kuşattı. Behemond of Antioch (1058-3 Mart 1111)Taranta Prensi ve Antioch prensi Birinci Haçlı seferi liderlerinden biri idi ve Tancred,Prince of Galilee (1072-5 veye 12 Aralık 1112 ) Birinci Haçlı seferi lideri idi, daha sonra Antioch Prensliği vekili ve Galilee prensi oldu bunlar Baldwin of Bourg&#8217; destek verdiler. Bohemond ve Tancred ,Baldwin ve Joscelin I;Edesa Kontu (ölüm:1131) ve ona eşlik eden Antioch Patriği Bernard of Valence,Kudüs Patriği Daimbert of Pisa (Pisa başpiskoposu öülm:1107) ve Edesa başpiskoposu Bendict ile birleşmek için Edessa Antioch dan kuzeye yürüyüşe geçtiler.<br />
<span id="more-3439"></span></p>
<p>Selçuklular, Jikirmish altındakiler, Musul valisi ve Sukman Mardin Artuklu Beyliği Khabur bölgesinde,belkide Ra&#8217;s aı-&#8217;aim de toplandılar.Mayıs 1104 tarihinde Edessa&#8217;ya saldırıya geçtiler.Belki Haçlılar&#8217;ı başka yöne çekmek için belki de Haçlılar başka yerde meşgulken şehri almak için.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İbn al-Qalansi (Hamza ibn Asad abu Ya&#8217;la ibn al-Qalansi:1070-18 Mart 1160) 12.nci yüzyılda Şam &#8216;da bir arap politikacısı ve tarihi olay yazarı) ye göre tancerd ve Bohemund kuşatma anında Edessa&#8217;ya ulaştı.fakat 1234 tarih vakayyyinamesine göre ,ilk olarak Harran kapısına ulaştı.Her halde selçuklular Haçlılardan çekiliyor gibi görünerk uzaklaşıyorlardı.</p>
<p>Haçlılar da onları takip ediyordu.Haçlılar Selçuklular&#8217;ı hafif çatışmalardayeniyorlardı onları güneye kovalamaya devam eiyorlardı.Çağdaş tarihi olaylar yazarı edessa&#8217;lı Matthew ,kovalamayı iki ünlük olarak rapor ederken ,Ralph of Caen üç gün olarak rapor eder.</p>
<p>Cizre doğumlu müslüman tarihçi İbn al-Athir&#8217;e göre (Ali ibn al-Athir:1160-1233) Ana muharebe Harran&#8217;dan 12 km uzak mesafede meydan ageldi. Savaş yeri ile ilgili veri aykırılıklarına rağmen çok tarihçi,Albert of Aachen (Albert of Aix) (İlk Haçlı tarihçisi ve daha sonra Aachen klisesi rahibi )ve Fulcher of Charles ( yaklaşık 1509 yılında doğdu) İlk Haçlı saferi tarihi olay yazarının muharebenin Ar-Raqqah (Harran&#8217;a yaklaşık iki gün uzaklıkta) da olduğu tezini kabul ederler.Bohemund ve Tancred Antioch&#8217;un sağına kumanda ettiğinde.</p>
<p>Ralph of Caen,Selçuklular savaş alanına tekrar geri döndüğünde Haçlıların farkında olmadan yakalandığını söyler.O kadarki Baldwin ve Bohemund&#8217;un zırhsız savaştılar.</p>
<p>Muharebe süresinde Baldwin&#8217;in orduları selçuklular&#8217;a saldıran ve öde olandı ve tamamiyle yenildiler.Baldwin ve Joscelin Sukman tarafından esir alındı.Antioch orduları sadece az bir kayıp vermişti.Ve Edessa&#8217;ya kaçabilecekti.Mamafif,Jikirmish az miktarda bir ganimet aldı.Böylece Baldwin&#8217;i Sukman&#8217;ın kampından çaldı.Fidye ödenmesine rağmen Joscelin ve Baldwin 1108 tarihine kadar sırası ile serbest bırakılmadılar.</p>
<p><strong>Anlam ve önemi</strong></p>
<p>Muharebe, Birinci Haçlı seferinin yenilgisinden biri idi.Ve müslümanların yenilmez olduğuna inandırıyordu.Çünkü onlar haçlı seferlerinde hazır görünüyorlardı. Bizans İmparatoru,bu yenilgi ile Antioch &#8216;daki haklarını zorla kabul ettirme avantajını elde etti.Lazkiye ve Kilikya&#8217;nın bir kısmını zapt ettti.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ermeni toprakları ayrıca Bizans ve Ermeni lehine ayaklanıyordu.Bu olaylar Bohemund&#8217;un Tancred&#8217;e Antioch vekilliğini bırakarak asker toplamak için İtalya&#8217;ya dönmesine sebep oluyordu.Tyre&#8217;li William (1130-1185) Tyre başkiskoposu ve ortaçağın ve Haçlıların tarihi olay yazarı,bundan daha felaketli olan bir savaş görmediğini yazdı.</p>
<p>Antioch, 1119 yılında Ager Sunguinis savaşında (veya Balat savaşı olarak da bilinir) tekrar mahvedildi.Edessa gerçekte asla iyileşemedi ve hayatta kalamadı 1144 yılına kadar sadece Müslümanların içindeki bölünmeden dolayı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fharran-muharebesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;text=Harran Muharebesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;t=Harran Muharebesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;title=Harran Muharebesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fharran-muharebesi%2F&name=buzlu.org&description=Harran+Muharebesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birinci haçlı seferi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 02:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[1. haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci haçlı seferi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3433</guid>
		<description><![CDATA[Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı. Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3434" title="birinci haçlı seferi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg" alt="birinci haçlı seferi" width="230" height="350" /></a></p>
<p>Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı.</p>
<p>Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 Bin kişilik Haçlı Ordusu oluşturdu.</p>
<p><strong>Sefer </strong></p>
<p>Birinci Haçlı seferi diğerler Haçlı seferleri gibi dalga dalga çoğunluğu dinsel heyecana kapılmış fakat önemli bir kısmı ise şahsi icin macera ve avantaj arayan sürüler halindeki Avrupalı Hristiyanlar&#8217;ın o zaman Hristiyan olan Avrupa üzerinden ve Balkanlardan yürüyerek oradan Müslüman arazilere girmeleri Anadolu&#8217;da Anadolu Selçuklu Devleti ve hükümdari Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere geçerek savaşıp Antakya&#8217;ya varmaları; bir büyük Antakya kuşatmasından sonra oradan Suriye ve Lübnan üzerinden sonra Filistin&#8217;e ve Kudüs&#8217;e varmaları ve 1099 yılında Kudüs kuşatmasi, ele gecirilmesi ve katliami şeklinde gerçekleşmiştir.<br />
<span id="more-3433"></span><br />
<strong>Avrupa&#8217;da Haçlılar toplanması ve Hristiyan ülkelerinden geçi</strong>ş</p>
<p>Bizans&#8217;ın Hristiyanlardan istediği yardım büyük sürüler gibi insan halinde değildi ve bu Bizanslıların özellikle Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos&#8217;un hiç beklemediği ve hiç istemediği şekildeydi ve bu I. Aleksios&#8217;da büyük şaşkınlık hatta korku yarattı. Özellikle bu güruhların iaşesi ve barınması eğer bir düzene konulmazsa Bizans topraklarının ve şehirlerinin talan edileceğini ve hem kırsal hem de şehirsel ahalisine çok büyük zararların doğucağını anlamıştı. Diğer taraftan düzenli Haçlı ordularının komutanlarının, çoğu bu sefere bir dinsel görevi yerine getirmek için değil, hükümdarlığını yapabilecekleri topraklar bulup, zaptetmek ve kendileri idaresinde özerk devlet kurmak için katıldıkları gayet açıkca bilinmekteydi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu tehlikeleri karşılamak için I. Aleksios çok uygun bir plan yapmış ve genellikle Bizanslılar bu planı başarı ile uygulayabilmiştir. Bu plana göre Bizans elinde bulunan Balkan topraklarına giren Haçlı ordularına Bizans ordu birlikleri refakatçi verilecek ve Haçlı orduları bu refakatçilerin kılavuzluğu ve idaresi altında Balkanlarda kalıp geçecekti. Bu refakatçi ordu, Haçlı ordusunun yem yiyecek bulma araştırmalarını denetleyecekti. Bu Bizans refakat orduları için Aleksios büyük sayıda paralı (Türkçe konuşan) Peçenek askerleri tutmuştu. İstanbul (Konstantinopolis)&#8217;e vardığında, Haçlı ordusu şehir dışında belirlenmiş ve Bizans ordusu tarafından savunan bir ordugaha geçecekti. Bu ordugahlarda bulunanların bütün iaşeleri Bizans tarafından karşılanacaktı. Haçlılar ordugah yakınında veya uzağında su, yiyecek ve yem araçtırması yapmıyacaktı. Bu ordugahlardaki Haçlı ordusu mensupları küçük gruplar halinde Bizanslı kılavuzlar idaresinde, o zamanların en büyük, en zengin ve en şaşaalı şehrinin kiliselerini, yollarını , meydanlarını, anıtlarını, saraylarını gezip görebileceklerdi. Her Haçlı ordu komutanı ise Bizans İmparatoru&#8217;nun huzuruna çıkacak, ele etek öpecek; Bizans İmparatoru&#8217;nun vasalı olduğuna dair yemin edecek ve eline geçirdiği eski Bizans arazilerini Bizans&#8217;a devretmeyi kabul edecekti. Bundan sonra Haçlı ordusu Bizans gemileri ile Anadolu&#8217;ya Selçukluların elindeki arazilere gireceklerdi. Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı. Fakat Bizans, kılavuzlar temin etmek ve askerî bilgi ve destek sağlamaya hazır olacaktı.</p>
<p><strong>Halk Haçlı Seferi </strong></p>
<p>1096da resmen başlayan Birinci Haçlı Seferi&#8217;ne katılan Haçlı orduları dalgalar halinde gelmeye başladı. 40.000 kişi kadar ilk dalga resmen Kesiş Peter adlı bir halktan keşiş emri altında kuzey Fransız, Alman ve daha küçük sayıda kuzey İtalyan köylülerinden ve ailelerinden oluşmaktaydı; içinde çok az sayıda soylular bulunduğu için bu dalgaya Halk Haçlı Seferi denmiştir. Bu dalga Bizans arazisine Belgrad&#8217;da girmeden bu şehrin Sava Irmağı karşısında Macaristan&#8217;a ait bulunan Zemun (Semlin)&#8217;da bir ayakabbı yüzünden karışıklık çıkartıp iç kaleye hücum edip 4.000 Macarı öldürmüşlerdi ve sonra Belgrad&#8217;ı da talan edip yakmışlardı. Bu güruhun takip ettiği yolda Bizans halkının çeşitli şikayetlerine (hırsızlık, soygunculuk, kızlara kadınlara tecavüz vb.) maruz kalmıştı. Güruh Niş&#8217;e geldiği zaman da yeni bir isyan çıkarmıştı, fakat bu sefer I. Aleksios&#8217;un Bulgaristan eyalet valisi süvari kuvveti gönderip bu Haçlı isyanını bastırmıştı. Bu güruh 1 Agustos 1096&#8242;da İstanbul&#8217;a vardığında gücünün 1/4ini kaybetmişti. Hemen koruma altında 6 Ağustos&#8217;da Anadolu&#8217;ya çıkartılıp İzmit (Nikomedia) üzerine yöneltilmişlerdi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İzmit&#8217;i ele geçiren Haçlılar bu şehri Bizanslılara teslim etmişler; fakat Almanlar ve Fransızlar birbiriyle kavga edip ayrılmışlardır. İki ayrı güruh halinde Haçlılar İzmit Körfezini dolanıp Yalova yakınlarında iki ordugah kurmuşlardı. Fransızlar hemen Selçuklu başkenti olan İznik (Nicea)&#8217;ya karşı hücuma başlayıp, yoldaki yerleşkeleri talana, yerli ahaliye (Müslüman ve Hristiyan ayrılığı yapmadan) tecavüz edip onları öldürmeye başlamışlardı. Buna karşılık Almanlar ise İznik&#8217;in kenarından geçip Xerigordon adlı bir kaleyi zaptedip o kaleye yerleşmişlerdi. Burada Eylül sonunda Selcçuk ordusunun hücumuna uğrayıp nerede ise tümüyle elimine edilmişlerdi. Bu haberi alan Yalova&#8217;da bulunan 20.000 kişilik diğer Haçlı ordusu 21 Ekim&#8217;de yürüyüşe başlamıştı. Bu güruh ise bir Selçuklu ordusu tuzağına yakalanmış ve tamamen eline edilmişti. Selcuklular sonra da Yalova&#8217;daki kampta kalan gericilerin hepsini elimine edilip Halkın Haçlı Seferi sona erdirilmişti.</p>
<p><strong>Anadolu&#8217;da Haçlılar </strong></p>
<p>Eskişehir&#8217;de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı.</p>
<p><strong>Kudüs kuşatması </strong></p>
<p>Godfrua do Buyyon tarafından sevk ve idare edildi. Uzun ve yıpratıcı bir seferden ve Müslümanlara karşı gerçekleştirdikleri pek çok yağma ve katliamdan sonra gerçekten de Kudüs&#8217;e vardılar.</p>
<p><strong>Kudüs&#8217;ün işgali </strong></p>
<p>Yaklaşık 5 hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusunun eline geçti. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir vahşet gerçekleştirdiler. Haçlı ordusu Kudüs&#8217;te iki gün içinde Şehirdeki yaklaşık 40 bin tüm Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler. Bir tarihçinin ifadesiyle &#8220;buldukları tüm Arapları ve Türkleri öldürdüler&#8230; erkek veya kadın, hepsini katlettiler.&#8221;</p>
<p><strong><em>Haçlılardan biri, Raymund of Aguiles, bu vahşeti &#8220;övünerek&#8221; şöyle anlatıyordu:</em></strong></p>
<blockquote><p>Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları &#8211; ki bunlar en merhametlileriydi &#8211; düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar.</p>
<p>Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı&#8217;nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı&#8217;nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu.</p></blockquote>
<p><strong>Filistin&#8217;in Haçlılar tarafından idaresi</strong></p>
<p>Haçlılar Kudüs&#8217;ü zaptettikten sonra, Suriye ve Filistin&#8217;de bir Kudüs Krallığı kurdular.</p>
<p>Bir süre sonra Türklerin Musul Atabeyi, Halep&#8217;i ve Şam&#8217;ı geri aldı ve Kudüs Kralını esir ederek, krallığına son verdi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;text=Birinci haçlı seferi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;t=Birinci haçlı seferi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=Birinci haçlı seferi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&name=buzlu.org&description=Birinci+ha%C3%A7l%C4%B1+seferi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

