<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sadece havuç yense ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 16:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[merak ettikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[yanlız havuç]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5361</guid>
		<description><![CDATA[Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz. Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5362" title="havuc" src="http://www.buzlu.org/images/2011/08/havuc.jpg" alt="" width="296" height="222" /></a></p>
<p>Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.</p>
<p>Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya&#8217;da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.</p>
<p>İlk havuçların renklen turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600&#8242;lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.</p>
<p>Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir. İçinde yüzde 9 karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi san ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220&#8242;sini karşılar.<span id="more-5361"></span></p>
<p>A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.</p>
<p>Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;text=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;t=Sadece havuç yense ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=Sadece havuç yense ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsadece-havuc-yense-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Sadece+havu%C3%A7+yense+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sadece-havuc-yense-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barbitürat nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 08:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[acid]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[Barbitürik asit]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[hap]]></category>
		<category><![CDATA[hapı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[sakinleştirici]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5067</guid>
		<description><![CDATA[Barbitürik yaklaşık olarak altmış yıl önce keşfedilmişler ve tıpta geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Ağız yoluyla alındıkları zaman bağırsak duvarından hızla emilen barbitüratlar, damar ya da kas içine şırınga edildiklerinde etkilerini daha büyük bir hızla gösterirler. Vücutta büyük bir hızla yayılan bu maddeler beyne ve gebelerde dölüte kadar ulaşabilirler. Barbitüratların parçalanarak etkilerinin bozulması karaciğerde gerçekleşir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/02/Barbitürat.png"><img class="size-full wp-image-5069 aligncenter" title="Barbitürat" src="http://www.buzlu.org/images/2011/02/Barbitürat.png" alt="" width="220" height="198" /></a></p>
<p>Barbitürik yaklaşık olarak altmış yıl önce keşfedilmişler ve tıpta geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Ağız yoluyla alındıkları zaman bağırsak duvarından hızla emilen barbitüratlar, damar ya da kas içine şırınga edildiklerinde etkilerini daha büyük bir hızla gösterirler. Vücutta büyük bir hızla yayılan bu maddeler beyne ve gebelerde dölüte kadar ulaşabilirler.</p>
<p>Barbitüratların parçalanarak etkilerinin bozulması karaciğerde gerçekleşir. Parçalandıktan sonra boşaltım sistemi aracılığıyla vücuttan dışa atılırlar. Merkezi sinir sistemi üstünde yavaşlatıcı bir etkiye sahip oldukları için uyuşturucu ve uyku sağlayıcı olarak kullanılan barbitüratlar, ağrı kesici etkiye sahip olmadıklarından sancının yol açtığı uykusuzlukta yararlı olmazlar. Etki sürelerine göre kısa, orta ve uzun etkili diye üç ana bölüme ayrılırlar.<span id="more-5067"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Barbitürat, sakinleştirici ve uyku getirme amacıyla kullanılan ağır bir etki yaratabilen, anestezik amaçlı da kullanılabilen bir ilaçtır.Epilepsi ve doğum kontrol ilaçlarında da bulunmaktadır.</p>
<p>İlk barbitürat, 1860&#8242;lı yıllarda Almanya&#8217;da elma asidi ve insan idrarı gibi maddelerden oluşturulup Adolph Baeyer tarafından üretilmiştir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbarbiturat-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;text=Barbitürat nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;t=Barbitürat nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;title=Barbitürat nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbarbiturat-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Barbit%C3%BCrat+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/barbiturat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doku bilimi nedir? (Histoloji)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 15:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[bitki dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[Doku Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[histoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nekropsi]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[otopsi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4840</guid>
		<description><![CDATA[Doku Bilimi (İngilizce Histology, histoloji), bitki ve hayvan dokularının bileşimini ve yapısını özelleşmiş işlevleriyle bağlantılı olarak inceleyen bilim dalıdır. Doku biliminin temel amacı dokuların hücre ve hücreler arası maddelerden organlara dek tüm yapı aşamalardaki düzenini saptamaktır. Mikroskobik anatomi olarak da tanımlanabilir. Doku alımı cerrahi, biyopsi veya otopsi (veya nekropsi, hayvansal dokular için) yollarıyla gerçekleştirilir. buzlu.org [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/09/doku-bilimi.jpg"><img class="size-full wp-image-4841 aligncenter" title="doku bilimi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/09/doku-bilimi.jpg" alt="" width="291" height="216" /></a></p>
<p>Doku Bilimi (İngilizce Histology, histoloji), bitki ve hayvan dokularının bileşimini ve yapısını özelleşmiş işlevleriyle bağlantılı olarak inceleyen bilim dalıdır. Doku biliminin temel amacı dokuların hücre ve hücreler arası maddelerden organlara dek tüm yapı aşamalardaki düzenini saptamaktır.</p>
<p>Mikroskobik anatomi olarak da tanımlanabilir. Doku alımı cerrahi, biyopsi veya otopsi (veya nekropsi, hayvansal dokular için) yollarıyla gerçekleştirilir.<span id="more-4840"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdoku-bilimi-nedir-histoloji%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/&amp;text=Doku bilimi nedir? (Histoloji)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/&amp;t=Doku bilimi nedir? (Histoloji)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/&amp;title=Doku bilimi nedir? (Histoloji)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdoku-bilimi-nedir-histoloji%2F&name=buzlu.org&description=Doku+bilimi+nedir%3F+%28Histoloji%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/doku-bilimi-nedir-histoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stetoskop nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 07:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[aletler]]></category>
		<category><![CDATA[araçları]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Williams]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyolog]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Theophile Hyancinthe Laennec]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Stetoskop]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4621</guid>
		<description><![CDATA[Stetoskop, vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir; Diyafram, Tüp (elastik boru şeklinde) Kulaklık Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/Stetoskop.jpg"><img class="size-full wp-image-4622 aligncenter" title="Stetoskop" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/Stetoskop.jpg" alt="" width="324" height="322" /></a></p>
<p>Stetoskop, vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir;</p>
<p>Diyafram,<br />
Tüp (elastik boru şeklinde)<br />
Kulaklık</p>
<p>Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın içinde ortamdan yalıtılmış bir zar vardır.</p>
<p>Yüzeydeki sesle titreyen zar konik parça içindeki havaya basınç uygular ve bu basınç tüp içinden kulaklığa kadar ulaşır ve uygun yapıdaki kulaklık parçaları, sesi kulak içine yayar. Basit bir mantıkla çalışan stetoskop, bir nevi mekanik yükselticidir.<span id="more-4621"></span></p>
<p><strong>Stetoskopla en çok dinlenen sesler şunlardır;</strong></p>
<p>Kalbin atışı<br />
Akciğerlerin çıkardığı sesler<br />
Bağırsaklarda ve midede ortaya çıkan sesler<br />
Nabız<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ayrıca kan basıncını ölçmek için de kullanılır.</p>
<p>Stetoskop ile vücuttaki sesleri dinleme işine oskültasyon (auscultation) denir. Oskültasyon, tecrübe gerektiren bir teşhis yöntemidir.</p>
<p>Stetoskop ile kulağa ulaşan sesin normal olup olmadığını anlamak, eğitim ve deneyim gerektirir. Mesela kalpten yayılan birçok ses vardır ve bu seslerin bazısı insandan insana farklılık gösterebilir.<br />
Steteskobun tarihçesi</p>
<p>M.Ö. 400 yılında Hipokrat, kalpten gelen seslerii, göğüs kafesinin içinde kaynayan sirkeye benzetmişti. 2000 yıl sonra, 17. yüzyılda William Harvey, bu sesi akan suyun çıkardığı şırıltı olarak açıkladı.</p>
<p>1816 yılında Dr. Rene Theophile Hyancinthe Laennec, kağıdı rulo yaparak bir ucunu hastanın kalbine diğer ucunu kulağına dayayıp kalp sesini dinledi. Kısa süre sonra rulo kağıdın yerini bir tüp aldı ve bu da stetoskobun başlangıcı oldu. Yunanca bir kelime olan stetoskop; stetos (göğüs) ve skopein (bakmak) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.</p>
<p>Günümüzdeki haline gelmesi için çeşitli malzemelerle deneyler yapıldı. En iyi ses iletimi, 30 cm.lik tahta silindirden elde edildi. Bu alet ile kalp sesleri daha net ayrıştırılmaya başlandı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1829&#8242;da, Dr. Charles Williams, Laennec stetoskobunu iki parçaya bölerek geliştirdi ve değişik açılara bükülüp katlanabilen bir cihaz haline getirdi. 1830 ve 1840 yıllarında tek kulaktan dinlemeli ve dayanıklı kauçuktan, doktorların kalp ve akciğer dinlemelerine açısal hareketlerle kullanım kolaylığı sağlayan stetoskoplar geliştirildi.</p>
<p>1852&#8242;de ilk çift kulaklıklı stetoskoplar kullanıldı. Amerika&#8217;dan P. Camman ve İngiltere&#8217;den Alfred Leared, aynı zamanlarda bu aleti değişik formlarda ortaya çıkardı. Camman tarafından üretilen cihaz; 1 inç&#8217;lik ahşap çan bağlı tüplere doğru incelen spiral telli, yayla metal dinleme tüplerine bağlı, kullanımı kolay ve konforlu idi. Sonraki 40 yılda stetoskop tasarımı çok az değişime uğradı.</p>
<p>1894&#8242;te İtalyan Bianchi ile Amerikalı mühendis R.C.M. Bowles&#8217;ın çalışmaları, göğüs kafesi için kullanıldı. Bunları diyafram ve çanın yararları üzerine tartışmalar izledi. Çan ve diyaframa olan ihtiyaç artışı ile 1926&#8242;da Lad Howard Sprague ilk çan ve diyafram birleşimini bugünkü şekline getirdi.</p>
<p>1940&#8242;ta Dr.Sprague, Maurice Rappaport ile birlikte çalışarak stetoskobun bilimsel fizik prensiplerini belirledi.</p>
<p>1958’de İngiliz kardiyolog Dr. Aulrey Leatham&#8217;ın stetoskobu, sadece çan ve diyafram birleşimi olmayıp, ilkinin içinde ikinci en küçük çanı içeriyordu. Bir manivela sayesinde çocuklar için kullanıma imkân sağlıyordu.</p>
<p>1961&#8242;de Amplivex tarafından elektronik stetoskop geliştirildi. Bu cihaz vakumlu tüp teknolojisi ile avantaj sağlıyordu. Uygun ağırlığı ve uygun boyu ile kullanıma elverişli bir cihaz oldu.<br />
Elektronik stetoskoplar</p>
<p>Mekanik stetoskoplar hafif ve taşınabilir oldukları için kullanımları kolaydır ancak sadece uzman kişiler tarafından yorumlanabilecek veri sunar. Elektronik stetoskoplar ise elde edilen veriyi kullanıcıya yorumlanmış bir şekilde sunabilmektedir.</p>
<p>Elektronik stetoskoplar fazla yaygınlaşmamıştır, gelişmekte olan bir teknolojidir ve pahalıdır. Doktorlar mekanik stetoskopları tercih etmektedir.</p>
<p>Elektronik stetoskopların çalışma prensipleri</p>
<p>Elektronik stetoskop, sesi öncelikle bir dönüştürücü yardımıyla elektriksel bir niceliğe dönüştürür. Havanın titreşimini elektrik işaretlere dönüştüren basınç algılayıcıları kullanılarak vücuttaki sesler elektronik ortama aktarılır. Bu iş için mikrofonlar kullanılır. Kullanılan mikrofonların yalıtılmış olmaları gerekir, çünkü ortamdaki sesler vücuttan gelen sese eklenerek çıktıyı bozar.</p>
<p>Mikrofonla gerilime dönüştürülen ses çok zayıf ve gürültülüdür. Çeşitli filtre ve yükselteç devreleriyle iyileştirilen işaret (sinyal) daha sonra çıktı (ses, görüntü, teşhis sonuçları vs.) olarak sunulmak için örneksel (analog) veya sayısal (dijital) bir sisteme aktarılır.</p>
<p>Sayısal verinin işlenmesi daha kolay olduğu için elektronik stetoskoplar genelde sayısal olarak tasarlanır. İyileştirilmiş işaret önce örneksel-sayısal çeviriciyle sayısal değerlere dönüştürülür ve daha sonra da bir işlemci tarafından işlenerek çıktı halini alır.</p>
<p>İşaret çözümlemesinde sayısal işaret işleyicilerden (İng. Digital Signal Processor) yararlanılması çıktının kalitesini artırır. Sayısal işaret işleyici yardımı ile veriler üzerinde filtreleme-yorumlama vs. her türlü işlem kolayca yapılabilmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fstetoskop-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;text=Stetoskop nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;t=Stetoskop nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;title=Stetoskop nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fstetoskop-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Stetoskop+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/stetoskop-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrekler ve hastalıkları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 07:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[iç organlar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[vücud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4598</guid>
		<description><![CDATA[Böbrekler, omurgalılarda  bulunan fasulye  biçiminde boşaltım organlarıdır. 10 cm boyuna kadar olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluştururlar. Bu organlar, başta üre olmak üzere atıkları kandan süzer ve onları su ile birlikte idrar olarak boşaltırlar. Böbrekleri ve böbreklere etki eden hastalıkları inceleyen tıbbi dal nefrolojidir. Nefroloji, adını Yunanca &#8220;böbrek&#8221; anlamına gelen nephros sözcüğünden alır. Böbrek(ler) [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/04/böbrekler.jpg"><img class="size-full wp-image-4599 aligncenter" title="böbrekler" src="http://www.buzlu.org/images/2010/04/böbrekler.jpg" alt="" width="303" height="256" /></a></p>
<p>Böbrekler, omurgalılarda  bulunan fasulye  biçiminde boşaltım organlarıdır. 10 cm boyuna kadar olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluştururlar. Bu organlar, başta üre olmak üzere atıkları kandan süzer ve onları su ile birlikte idrar olarak boşaltırlar. Böbrekleri ve böbreklere etki eden hastalıkları inceleyen tıbbi dal nefrolojidir.</p>
<p>Nefroloji, adını Yunanca &#8220;böbrek&#8221; anlamına gelen nephros sözcüğünden alır. Böbrek(ler) ile ilgili anlamında kullanılan renal  sözcüğü ise Latince renalis sözcüğünden gelir. Böbreklerin içindeki süzme birimlerine nefron denir. Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron bulunur.</p>
<p><strong>Anatomi </strong></p>
<p>İnsanlarda, böbrekler karın bölgesinin arka bölümünde, bir başka deyişle karınzarı arkası (retroperitonal) bölgesinde yer alırlar.  İki tane bulunan (çoğu insanda tek böbrek bulunabilmektedir, ve bu insanlar bunun ayrımına varmadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler) böbreklerden sağda olanı diyaframın hemen altında, ve karaciğerin  arkasında (posterior), solda olanı ise diyaframın altında ve dalağın arkasında yer almaktadır. Böbreklerin ikisinin de üstünde böbreküstü bezleri yer almaktadır. Böbreklerin konumları bakımından bakışımsız olmalarının nedeni karın boşluğunda büyük bir yer kaplayan karaciğerin, sağda bulunan böbreğin soldakine göre 1-2 santimetre daha aşağı bir konumda (inferior) bulunmasına neden olmasıdır.<span id="more-4598"></span></p>
<p>Karınzarı arkasında bulunan böbreklerin boyutları 9 ila 13 cm arasında değişmekte, ve sol böbrek sağdakinden az da olsa biraz daha büyüktür. Yaklaşık 12. göğüs omuru ile 3. bel omurlarının (T12-L3) düzeyleri arasında yer almaktadırlar.Böbreklerin üst bölgeleri 11. ve 12. kaburgalarca korunmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Böbreküstü bezleriyle birlikte böbrekler, yağ dokuyla çevrelenip (buna pararenal yağ denilmektedir), bu yapı da böbrek zarı (renal fasiya olarak da bilinir) ile bütünüyle sarılmış durumdadır. Yukarıda da belirtildiği gibi, böbreklerden biri ya da ikisi doğuştan bulunmayabilirler, ve bu duruma böbrek oluşmaması ya da renal agenez denilmektedir.</p>
<p>Böbrekler, süzülmemiş kanı karın bölgesi aorttan ayrılan sol ve sağ böbrek atardamarları yoluyla almaktadırlar.Böbrekten dönen süzülmüş kan ise sağ ve sol böbrek toplardamarları yoluyla alt ana toplar damara döner. Böbreğe giden kan, kalbin pompaladığı toplam kanın (kardiyak debi) üçte birine ulaşabilir.</p>
<p><strong>Doku bilimi (histoloji) </strong></p>
<p><strong>Genel </strong></p>
<p>Böbrekten ayrılan idrar borusu (üreter) takip edilerek böbreğin içine ilerledikçe huni biçiminde bir boşluk olarak genişler; buna havuzcuk (pelvis) denilmektedir. Havuzcuktan da küçülerek ayrılan bölgelere büyük çanak (majör kaliks), bunlardan ayrılan daha da küçük bölgelere küçük çanak (minör kaliks) denmektedir. İnsan böbreğinde yaklaşık 12 adet küçük çanak bulunmaktadır. Böbrek, kesildiğinde, kabuk (korteks) ve öz (medulla) bölgelerinden oluştuğu görülür. Öz bölgede uçları papilla olarak bilinen piramitler bulunmakta, ve bunların herbiri bir çanağa bağlıdır. Kabuk bölgesi dokusu her iki ardışık piramitler arasına sokulur, ve bunlara Bertin sütunları denilmektedir.</p>
<p><strong>Damarlar </strong></p>
<p>Böbrekler damarlarca çok iyi bir biçimde beslenmekte, ve vücut ağırlığının yalnızca %0.5&#8242;lik bir bölümünü oluştursa da, kardiyak debinin %25&#8242;ini alırlar, ve bu daha da artabilir. Kabuk bölgesi organın en çok damarlarının bulunduğu bölgedir, bu bölge böbreğe gelen kanın %90&#8242;ını toplar. Böbreğe gelen atardamar  ön ve arka olmak üzere iki dala ayrılır.</p>
<p>Bu dallardan, loplar arası damarlar ayrılıp loplar arasında ilerleyerek yayımsı damarlara ayrılır. Bu damarlar da kabuk ve öz bölgeler arasına yayılarak lopçuklar arası damarlara ayrılırlar. Lopçuklar arası damarlardan getirici damarlar ayrılıp yumakçık (glomerülus) yapısına girer.</p>
<p>Damarlar, yumakçık içinde daha da küçük dallara ayrılıp, 20 ila 40 arasında değişen kılcal damar kıvrımlarına dönüşürler. Bu kılcal damarlar yumakçık içindeki tampon bölge (mesenjium) ile çevrelenmiştir. Kılcal damarlar birleşerek yumakçıktan götürücü damarlar olarak ayrılırlar.</p>
<p>Genel olarak, kabuk bölgesinin yüzeyine yakın olan nefronlardan ayrılan götürücü damarlar borucukları çevreleyerek peritubüler damar ağını oluştururlar.</p>
<p>Öte yandan kabuk bölgesinin daha derinlerinde yer alan yumakçıklardan ayrılan damarlar vasa recta (dik damar anlamına gelmektedir) denen, öz bölgenin derinliklerine inen damarları oluştururlar. Bu damarlar öz bölgenin derinliklerine indikten sonra toplardamar olarak yukarı çıkarlar.</p>
<p>Böbrek damar atar ve toplar damar üzerinde ilgi çekici ve çoğu organlardan değişik olup, kendine özgü olan birkaç özelliği bulunmaktadır. Genellikle bir organa gelen atardamar küçük dallara ayrıla ayrıla atar damarcıkları (arteriyol) oluşturur.</p>
<p>Bunlar da kılcal damarlara ayrılıp (dokuyla alyuvarlar arasında oksijen alışverişinin gerçekleştiği, ve kansıvısıyla dokular arasında besin öğelerinin ve dokulardaki atıkların alış-verişlerinin gerçekleştiği damar bölgesidir), kılcal damarlar da toplar damarcıkları, bunlar da birleşerek toplar damarları oluşturur.</p>
<p>Böbrekte ise temiz kanı taşıyan getirici damarlar yumakçık içine girdikten sonra kılcal damarlara ayrılır, ve bunlar yumakçıktan ayrıldıktan sonra yine atar damarcık niteliğinde olan götürücü damarlara dönüşür. Özetle, böbrekte öbür organlarda bulunan temel atar damarcık-kılcal damar-toplar damarcık düzeni bulunmaz; yumakçık içinde bulunan kılcal damarlar iki atar damarcık arasında bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Yumakçık (Glomerülus) </strong></p>
<p>Yumakçıkların kılcal damarlarında duvarları delikli endotel (damarların en iç katmanında bulunan göze türü) gözeleri bulunur.  Bu endotelin dışında ise iki katlı epitel gözeler bulunur. Endotele yakın olan iç epitel gözeleri (viseral) endotel dokudan yalnızca bir bazal zarı (epitel dokularda epitel gözenin en alt bölümünde bulunan, epiteli altındaki bağ dokudan ayıran zardır) ile ayrılır. Dış epitel gözeleri (paryetal) ise Bowman kapsülü (yumakçığı çevreleyen yapı) üzerinde bulunmaktadır. Bu iki katlı epitel gözeleri arasındaki boşluğa da üriner boşluk (yumakçıktan süzülen kandan oluşan sıvının -süzüntü- geçtiği boşluk) denilmektedir.</p>
<p><strong>Yumakçığın kılcal damarının duvarı, bu damarlardan geçen kansıvısının süzme işleminin gerçekleştiği yerdir, ve şu yapılardan oluşmaktadır:</strong></p>
<p>* İnce, delikli endotel gözeler. Her bir delik 70 ila 100 nm (nanometre) çapındadır.<br />
* Yumakçık bazal zarı 3 katmandan oluşur. Ortada elektron bakımından yoğun olan lamina densa (&#8220;yoğun katman&#8221; anlamına gelmektedir), ve bunun her iki yanında elektron bakımından seyrek bulunan lamina rara (&#8220;seyrek katman&#8221; anlamına gelmektedir) bulunmaktadır. Lamina raranın endotele yakın olan katmanına lamina rara interna, iç epitele yakın olan katmanına ise lamina rara eksterna denilir. Yumakçık bazal zarı çoğunlukla 4. tip kolajenden (kolajen, bağ dokuların yapı taşı olup, organları yapı bakımından ayakta tutan büyük moleküllerdir), laminin adlı bileşikten, çoklu anyonik proteoglikanlardan (çoğunlukla heparan sülfat), fibronektinden, entaktinden, ve birkaç başka glikoproteinlerden oluşmaktadır. 4. tip kolajen bir yapı ağı oluşturarak öbür glikoproteinleri birbirlerine bağlar.<br />
* İçteki epitel gözeler (podosit, &#8220;ayak gözeleri&#8221; anlamına gelir), yumakçık bazal zarının lamina rara eksterna katmanı üzerinde yer alıp, adetâ çok ayaklı gözeleri andırır. Bu ayakçıklar arasındaki 20 ile 30 nanometre genişliğindeki boşluklara süzme yarıkları denir. Bu süzme yarıkları birbirlerine ince bir böleç ile bağlanır.<br />
* Yumakçık yapısı tampon bölge olan mesenjium bölgesi ile dengelenmektedir; mesenjium gözeleri kılcal damarlar arasını doldurmaktadır. Bu gözeler mezoderm kökenli olup, kasılabilir, yutabilir, çoğalabilir, bağ dokuyu oluşturan kolajen yapabilir özelliktedir. Tıpkı damar çeperlerindeki kasılıp gevşeyebilen düz kası andırmaktadır. Bu gözeler ayrıca bir sürü tür yumakçıktan kaynaklanan hastalıkların (glomerulonefrit) oluşmasında rol oynar.</p>
<p>Yumakçıkdaki kılcal damarların duvarlarındaki endotel gözelerin delikli olması, su  ve küçük moleküllere karşı geçirgen olmasını, ve aynı zamanda 70 kilodaltondan büyük proteinlere karşı ise geçirimsiz olmasını sağlar. Ayrıca bazal zarın negatif yüklü (anyon) heparan sülfat ve başka anyonik molekülleri bulundurması pozitif yüklü moleküllere karşı geçirgenliğini arttırır. Bundan dolayı, kandaki yüksek derişimde bulunan Albumin proteini, negatif yüklü olmasından dolayı bu kılcal damarlardan süzülmez.  Bu seçici geçirgenliği ayrıca süzme yarıklarının arasındaki böleçte bulunan proteinler  de etkiler. Bu seçici geçirgenliği sağlayan moleküllerin genlerindeki değişinim sonucunda bu seçici geçirgenlik bozulabilir, ve ortaya nefrotik sendrom denilen klinik durum çıkabilir.<br />
<strong>Borucuklar </strong></p>
<p>Borucukları çevreleyen epitel gözelerin yapıları ve buna bağlı işlevleri böbreğin katmanlarına göre değişiklik gösterir. Yakınsal borucuk gözeleri uzun mikrovilüsleri, çok sayıda mitokondrileriyle geri emilimde önemli rol oynar. Yakınsal borucuk gözeleri süzülmüş sodyumun ve suyun üçte ikisinin, ayrıca glikozun, potasyumun, fosfatın, amino asitlerin ve proteinlerin geri emiliminde büyük önem taşır. Aynı zamanda bu gözeler ağıların da geri emilimini yapar, ve ağılar bu gözelere zarar verebilir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yumakçık-bitişiği aygıtı (jukstaglomerüler aygıt) yumakçığın içine sokulmuş durumda olup, getirici damarla da bitişiktir. Bu aygıtın içinde yumakçık-bitişiği gözeler yer almaktadır. Bu gözeler düz kas niteliğinde olup, getirici damarların duvarlarında bulunur, ve renin bileşiğini içerir. Ayrıca uç borucukların yumakçığa yakın olan bölgesine maküla densa denir ve bu bölge yumakçık-bitişiği aygıtıyla da iç içedir. Süzüntüdeki sodyum derişimini algılayan maküla densa, yumakçık-bitişiği aygıtına geri besleme yaparak burdaki gözelerin kasılıp ya da gevşemesini sağlar. Böylece, böbrekler kendilerine gelen kandaki (başta sodyumun olmak üzere) elektrolitlerin derişimlerine göre yumakçığa gelen kan miktarını ayarlayıp, süzmeyi de buna koşut bir biçimde etkiler. Bu yolla, böbrekler, kandaki olağan değerlerinin üstünde ya da altında olan elektrolitlerin atılımlarını etkileyerek derişimlerini ayarlayabilir.</p>
<p><strong>İşlevleri</strong></p>
<p>Böbreklerin işlevleri beş çatı altında toplanabilir:</p>
<p>* Metobolizma atık ürünleri olan üre, kreatinin, ürik asit, ilaç ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamak<br />
* Vücut sıvı elektrolit dengesini düzenlemek<br />
* Vücudun asit baz dengesini düzenlemek<br />
* Kan basıncını ayarlamak<br />
* Alyuvar yapımını uyarmak</p>
<p>Böbreğin işlevlerinin daha iyi anlaşılması için böbrek fizyolojisinin iyi bilinmesi gerekir.<br />
Atık ürünlerin atılması</p>
<p>Böbrekler yapım-yıkım sonucunda oluşan çeşitli atık ürünleri özellikle protein yapımı ve protein yıkımı sonucunda oluşan üreyi ve nükleik asitlerin yapım-yıkımı sonucunda oluşan ürik asidi, ve suyu vücuttan dışarı atar. Böbreklerin çalışmaması veya işlevini yapamaması durumunda bu atıklar atılamayacağı için sorun teşkil eder.</p>
<p>Vücut dengesinin (Homeostaz) sağlanması</p>
<p>Böbrekler vücut dengesinin sağlanmasında çok büyük önem taşır. İşlevleri arasında:</p>
<p>* Asit-baz dengesini sağlamak,<br />
* Kansıvısının, ve vücuttaki değişik bölmelerdeki sıvıların elektrolit derişimlerini düzenlemek,<br />
* Kan basıncını ayarlamak,<br />
* Kan hacmini düzenlemek<br />
önemli yer tutar.</p>
<p>Böbrekler bu işlevlerin çoğunu öbür organlarla (özellikle kalp, iç salgı bezleri ve karaciğer) eş güdümlü bir biçimde gerçekleştirir. Böbrekler bu organlarla kandaki hormonlar yoluyla iletişir. Ancak, kan hacmini, basıncını algılama konusunda böbreğin içsel alıcıları bulunmaktadır.<br />
Asit-baz dengesinin düzenlenmesi</p>
<p>Böbrekler kandaki pH&#8217;yi, H+ (protonun) ve HCO3- (bikarbonatın) derişimini ayarlayarak küçük bir aralıkta tutar. Bu konuda akciğerle eş güdümlü çalışır. Daha ayrıntılı bilgi için böbrek fizyolojisi maddesine bakınız.<br />
Kan basıncının ayarlanması</p>
<p>Böbrekler kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynarlar. Kansıvısındaki sodyum derişimi, kan hacmiyle ve dolayısıyla kan basıncıyla yakından ilgilidir. Nefronların içinde sodyumun (ve öbür elektrolitlerin) süzülmesini ve geri emilimini sağlayan yapılar bulunmaktadır. Ayrıca böbreküstü bezlerinin Zona Glomerulosa bölgesinden salgılanan Aldosteron da böbreğin uç borucuklar ve toplama kanalları üzerinde etkisini göstererek kan basıncını ayarlamada önemli bir yer tutar.<br />
Kansıvısı hacmi</p>
<p>Kansıvısının toplam derişimindeki (osmolalite) değişikler hipotalamustaki derişim-alıcılarınca algılanır. Hipotalamusun uzantısı olan hipofiz bezinin arka bölümü kansıvındaki derişimin artması üzerine vazopressin (ADH) salgılar. Bu da böbreklerin toplama kanallarına etkiyerek suyun geri emilimini arttırıp, sidiğın daha derişik olmasına neden olur. Böylece böbrek, hipofiz beziyle eş güdümlü bir biçimde çalışarak kansıvısının hacmini dengede tutar.<br />
Hormon salgılamak</p>
<p>Böbrekler eritropoietin (alyuvar yapımını uyaran hormon) salgılar. Ayrıca etkin durumda olmayan vitamin D&#8217;yi (önhormon) etkin duruma getirir.<br />
Hastalıklar</p>
<p>Böbrekler karmaşık örgenler oldukları için, hastalıkları da karmaşıktır. Bundan dolayı, böbrek hastalıklarını öbeklere ayırmak mantıklıdır. Ancak, böbrekte çok türde hastalık bulunmasına karşın, bunların belirtileri aynı oranda çeşitli değildir; çoğu aynı öbekten hastalıklar benzer biçimlerde kendilerini gösterir. Dolayısıyla, öncelikle böbrek hastalıklarının genel bulguları incelenecek, ondan sonra hastalıklar öbek halinde ele alınacaktır.</p>
<p><strong>Böbrek hastalıklarında bulgular </strong></p>
<p>* İveğen (akut) nefritik sendromu yumakçıktan kaynaklanan ve çoğunlukla iveğen gelişen, idrarda kan bulunması durumudur (hematüri). Bunun yanında, idrarda orta düzeyde protein (proteinüri) ve yüksek kan basıncı bulguları, streptokok sonrası gelişen glomerulonefritin alışılmış sunumudur.<br />
* Nefrotik sendrom, idrarda ağır oranda protein bulunması (günde 3.5 gramdan çok), kanda albümin düzeyinin düşmesi (hipoalbüminemi), aşırı şişlik, kandaki yağ düzeylerinin yükselmesi (hiperlipıdemi), ve idrarda yağ bulunması bulgularıyla ortaya çıkar.<br />
* İveğen böbrek yetmezliği idrarın kesilmesi (oliguri), ya da idrarsızlık (anüri), ve kanda azotlu atıkların artması (azotemi) ile ortaya çıkar. Yumakçıkta, ara bölgelerde, böbrek damarlarına gelen hasar sonucunda, ya da borucuklarda iveğen gelişen doku ölümü (akut tubüler nekroz) sonucunda ortaya çıkar.<br />
* Süreğen (kronik) böbrek yetmezliği, üreminin (böbrek yetmezliği sonucu kandaki azotlu atıkların artıp, bunların vücuttaki dokulara ve organlara zarar vermesi sonucunda ortaya çıkan belirtiler bütünüdür) belirtileriyle özdeştir, ve herhangi bir böbrek hastalığının ilerlemesi sonucunda varacağı son noktadır.<br />
* Böbrek borucuk bozuklukları, idrar çokluğu (poliuri), gece yatağı ıslatma (noktüri), ve elektrolit düzensizlikleriyle ortaya çıkar.<br />
* İdrar yollarında bulaşım, idrarda bakteri (bakteriuri) ve irin bulunmasıyla ortaya çıkar. Bulaşım belirtili de, belirtisiz de olabilip, yalnızca aşağı idrar yollarını (sidik kesesini), ya da böbrek de içinde olmak üzere yukarı idrar yollarını da etkileyebilir.<br />
* Böbrek taşı, böbrek kuluncu, idrarda kan olması, ve yineleyen taş oluşumları ile ortaya çıkar.<br />
* Boşaltım yollarında tıkanma ve böbrek urları daha çok anatomiyi ilgilendiren durumlardır, ve sorunun olduğu yere göre belirtileri değişir.</p>
<p><strong>Böbrek hastalıkları </strong></p>
<p>Doğuştan bozukluklar:</p>
<p>* Böbreklerin oluşmaması,<br />
* Az gelişmişlik (hipoplazi),<br />
* Yer dışında böbrekler,<br />
* At nalı böbrekleri olarak bilinir.</p>
<p>Kistli böbrek hastalıkları:</p>
<p>* Bozuk gelişmiş kıstli böbrek,<br />
* Çokkistli (polikistik) böbrek hastalığı (otozomal baskın ve çekinik olarak bilinen iki türü bulunmaktadır),<br />
* Öz bölge kistik hastalıkları (öz bölge süngerimsi böbreği ve nefroftizi),<br />
* Edinilmiş (diyalizle ilgili) böbrek kistleri,<br />
* Yumakçık kaynaklı kistik hastalığı,<br />
* Özekdoku dışı böbrek kistleri (havuzcuk-çanak kıstleri).</p>
<p>Yumakçıktan kaynaklanan hastalıklar :</p>
<p>* Birincil glomerulonefrit (hastalığın kendisinin yumakçıkta başladığı durumlardır, ve çoğunlukla yumakçık yangısı anlamına gelen glomerulonefrit ile anılırlar):</p>
<p>İveğen yaygın çoğalan glomerulonefrit,<br />
Streptokok bulaşımı sonrası,<br />
Streptokok-dışı bulaşımı sonrası,<br />
Hızla ilerleyen (yumakçık, mikroskop altında hilal görünümlü olduğu için, buna hilalimsi de denir) glomerulonefrit,<br />
Zarımsı glomerulonefrit,<br />
En az değişiklik hastalığı,<br />
Yerel bölümsel glomeruloskleroz (yumakçık sertleşmesi anlamına gelmektedir),<br />
Zarımsı-çoğalıcı glomerulonefrit,<br />
IgA nefropatisi,<br />
Süreğen glomerulonefrit,</p>
<p>* Yumakçığı etkileyen tümsel hastalıklar:</p>
<p>Yaygın lupus kızarıklığı,<br />
Şeker hastalığı,<br />
Amiloidoz,<br />
Goodpasture sendromu,<br />
Mikroskopik çoklu damar yangısı (poliarterit),<br />
Wegener granülomatozu,<br />
Henoch-Schönlein purpurası (purpura, pıhtılaşmadaki ya da damarlardaki düzensizliklerden kaynaklanan, deride oluşan kanamalardır).<br />
Bakterisel endokardit (kalpteki kapakçılarda bulaşımdan dolayı oluşan yangı, zarar).</p>
<p>* Kalıtsal düzensizlikler:</p>
<p>Alport sendromu,<br />
İnce bazal zar hastalığı,<br />
Fabry hastalığı.</p>
<p>Borucuklardan kaynaklanan hastalıklar:</p>
<p>* İveğen borucuk doku ölümü (akut tubüler nekroz),<br />
* Tubülointerstisyel nefrit (borucuk-dokuaralığı yangısı anlamına gelmektedir; bu genel bir durumdur, ve birçok nedenden kaynaklanabilir):</p>
<p>Piyelonefrit ve idrar yolları bulaşımı,<br />
İveğen piyelonefrit,<br />
Süreğen piyelonefrit ve geriakış,<br />
İlaçlar ve ağılardan kaynaklanan tubülointerstisyel nefrit<br />
Ağrıkesici nefropati,<br />
Ürik asit nefropatisi,<br />
Hiperkalsemi (yüksek kalsiyum düzeyi), ve nefrokalsinoz (böbreğin kireçlenmesi),<br />
Çoklu miyelom (plazma gözelerinin kemik iliğinde çoğalmalarıyle oluşan ur),</p>
<p>Damarlardan kaynaklanan hastalıklar:</p>
<p>* İyicil nefroskleroz (böbreksertliği anlamına gelmektedir; böbrek damarcıklarında ve küçük damarlarda oluşan sertlikten kaynaklanır,<br />
* Kötücül yüksek tansiyon ve hızlanmış nefroskleroz,<br />
* Böbrek atar damarı darlığı:<br />
Damar sertliği (yaşlı hastalarda),<br />
Fibromüsküler displazi (bağ ve kas dokularının özellikle böbrek atar damarında bozuk gelişerek bu damarın darlığına neden olması, genç hastalarda daha çok rastlanır),<br />
*Pıhtılı mikroanjiopati (küçük damar hastalığı anlamına<br />
gelmektedir, ve bir çok nedeni olabilir):</p>
<p>Alışılmış çocukluk HÜS (hemolitik üremik sendrom: kanlı ishalle tanınan, bağırsakta özel bir ağı (shigatoksin) üreten bulaşımın kana karışıp böbrek damarcıklarına zarar vermesi ve gelişen iveğen böbrek yetmezliği,<br />
Yetişkin HÜS (birçok nedeni olup, çoğunlukla kemoterapiden kaynaklanır),<br />
Kalıtsal HÜS,<br />
TTP (trombotik trombositopenik purpura): kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluktan kaynaklanır.</p>
<p>* Orak hücreli kansızlık,<br />
* Yaygın kabuk doku ölümü.</p>
<p>Böbrek taşları:</p>
<p>* Kalsiyum oksalat ve fosfat,<br />
* Magnezyum amonyum fosfat (strüvit taşları),<br />
* Ürik asit,<br />
* Sistin.</p>
<p>Böbrek urları:</p>
<p>* İyicil urlar:</p>
<p>Böbrek parmaksı adenom,<br />
Anjiyomiyolipom (damar, kas, ve yağ gözelerinden oluşan iyicil bir ur olup, daha çok tüberoz skleroz hastalarında rastlanır,<br />
Onkositom.</p>
<p>*Kötücül urlar:</p>
<p>Böbrek gözesi karsinomu,<br />
Havuzcuk ürotelyum (geçiş gözesi) karsinomu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbobrekler-ve-hastaliklari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/&amp;text=Böbrekler ve hastalıkları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/&amp;t=Böbrekler ve hastalıkları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/&amp;title=Böbrekler ve hastalıkları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbobrekler-ve-hastaliklari%2F&name=buzlu.org&description=B%C3%B6brekler+ve+hastal%C4%B1klar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bobrekler-ve-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mide</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mide/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mide/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 08:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[antrum]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[fundus]]></category>
		<category><![CDATA[iç organlar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kardia]]></category>
		<category><![CDATA[korpus]]></category>
		<category><![CDATA[Mide]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4595</guid>
		<description><![CDATA[Mide, büyük miktarda yiyeceklerin geçici olarak depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır. Midenin 3 ana bölümü vardır: 1-Fundus, 2-Kardia 3- Korpus (gövde) ve 4-Antrum (midenin son bölümü) Mide, içine giren yiyeceklerin kimyasal ve fiziksel olarak parçalandığı bir yerdir. Mide içini örten ve Mukoza denilen örtü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Mide.jpg"><img class="size-full wp-image-4596 aligncenter" title="Mide" src="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Mide.jpg" alt="" width="349" height="256" /></a></p>
<p>Mide, büyük miktarda yiyeceklerin geçici olarak depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır.</p>
<p>Midenin 3 ana bölümü vardır:</p>
<p>1-Fundus,<br />
2-Kardia<br />
3- Korpus (gövde) ve<br />
4-Antrum (midenin son bölümü)</p>
<p>Mide, içine giren yiyeceklerin kimyasal ve fiziksel olarak parçalandığı bir yerdir. Mide içini örten ve Mukoza denilen örtü dokudan sindirim sıvıları salgılanır. Mide içinde yiyecek varsa, her 20 saniyede bir dalgalar meydana getirerek sıvı ile katıyı birbirine karıştırır (Kimus). Sonuçta krem kıvamında yarı sıvı bir materyel meydana gelir. <span id="more-4595"></span></p>
<p>Meydana gelen karışım ince bağırsaklar tarafından emilecek seviyeye geldiyse, azar azar miktarlarda, pilor kanalını geçerek 12 parmak bağırsağına (Duodenum) geçer. Sıvıların mideyi terk etmesi katılardan daha hızlıdır ve mideyi boşaltması yaklaşık 20 dakikayı alır. Katı-sıvı karışımı materyelin mideyi terk etmesi ise yaklaşık 1.5 saati bulmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Mide salgı yapan bir organdır. İç duvarlarında bulunan hücre ve bezler birçok önemli salgılar üretir: sindirim enzimleri, hormonlar, hidroklorik asit, intrensek faktör (B12 vitamininin ince bağırsak son kısmından emilmesi için bu faktörün varlığı şarttır). Mide kendi çıkardığı asitten kendini korumak için yapışkan, alkalen-bazik bir mukus da üretir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmide%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;text=Mide&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mide/&amp;t=Mide">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;title=Mide&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmide%2F&name=buzlu.org&description=Mide" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mide/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mide/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mide/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık sistemi ve önemi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 09:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dalak]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[iliği]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf düğümleri]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[timus]]></category>
		<category><![CDATA[vücudumuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4519</guid>
		<description><![CDATA[Vücudumuzun içinde bağışıklık sistemi adı verilen şaşırtıcı ve bir o kadar da ilginç savunma mekanizması vardır. Bağışıklık sistemi insanoğlunu &#8220;mikrop&#8221; diye tanımlanan, enfeksiyona yol açabilen virus, bakteri, mantar ve parazit gibi mikrororganizmaların zarar verici etkilerine karşı korur. İnsan vücudu çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına uğrar ve bu organizmalar vücudumuza girebilmek için uğraş verir. Sağlıklı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/03/Bağışıklık-Sistemi1.jpg"><img class="size-full wp-image-4520 aligncenter" title="Bağışıklık-Sistemi1" src="http://www.buzlu.org/images/2010/03/Bağışıklık-Sistemi1.jpg" alt="" width="385" height="308" /></a></p>
<p>Vücudumuzun içinde bağışıklık sistemi adı verilen şaşırtıcı ve bir o kadar da ilginç savunma mekanizması vardır. Bağışıklık sistemi insanoğlunu &#8220;mikrop&#8221; diye tanımlanan, enfeksiyona yol açabilen virus, bakteri, mantar ve parazit gibi mikrororganizmaların zarar verici etkilerine karşı korur.</p>
<p>İnsan vücudu çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına uğrar ve bu organizmalar vücudumuza girebilmek için uğraş verir. Sağlıklı bir vücut; karşılaştığı hastalık etkenleriyle ve yabancı maddelerle çoğunlukla &#8220;çaktırmadan&#8221; başeder. Mikroplarla başedemediğimiz durumlarda da &#8220;hasta&#8221; oluruz.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin görevi de; öncelikle bu organizmaların vücuda girmelerini engellemek veya girer ise vücuda girdikleri yerde yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür ancak bazı koşullarda bağışıklık sistemi zayıflar.<span id="more-4519"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Bağışıklık Nedir?  Bağışıklık Sisteminin Yapısı </strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminde yer alan organ, yapı ve hücreler ayrıntılı bir etkileşim içindedir. Bu sistemin temel bileşenleri olan timus bezi, kemik iliği, dalak, lenf sistemi akyuvarlar (monosit-makrofaj sistemi) hormonlar ve bazı proteinler hepsi birlikte birbirlerini tamamlayıcı bir işbölümü içinde çalışırlar.</p>
<p><strong>Bağışıklık sisteminin temel öğeleri; </strong></p>
<p><strong>Akyuvarlar</strong></p>
<p>Akyuvarlar (lökosit) bağışıklık sistemimizin en önemli savaşcıları ve immünolojik savunmanın temel faktörleridir. Akyuvarlar dış etkenleri ilk karşılayan hücrelerdir. Eğer bu sistem geçilirse hastalık dediğimiz durum ortaya çıkar. Lökositler damar içinde dolanırken, tehlike sinyallerini aldıkları bölgelerde damardan ayrılıp bakteri ve ölü doku gibi yabancı cisimlerin etrafını sarabilirler. Lökositler plazma kaynaklı kan proteinleri birlikte organizmanın bütünlüğünü sağlamakta askeri güç gibi görev yaparlar. Bu savaşçıların da bakteri ve virüslerin yok edilmesinde çalışan farklı çeşitleri vardır. Eğer bu sistem geçilirse hastalık dediğimiz durum ortaya çıkar.</p>
<p>Granülositler<br />
Lenfositler<br />
Monosit ve Makrofajlar<br />
<strong>Lenf düğümleri</strong></p>
<p>Vücudun bir çok bölgesinde gruplar halinde bulunur. Boyun, koltuk altı, kasıklarda olduğu gibi yüzeyde bulunan lenf düğümleri kolaylıklla farkedilebilir. Ancak göğüs ve karın boşluğunda da çok sayıda lenf düğümü mevcuttur. Bunların başlıca görevi vücuda giren yabancı maddelere karşı bir süzgeç oluşturarak, mikropların vücuda yayılımlarını engellemek ya da geciktirmektir. Düğümler içinde bağışıklık sistemine ait sayısız hücre bulunmakta, bu hücreler insana zarar verebilecek maddelerin geçişine engel olmaya çalışmaktadırlar. Bu mücadele sırasında lenf bezeleri şişerek elle ya da gözle farkedilebilecek boyutlara ulaşabilmektedir. Bademciklerimiz de birer lenf düğümüdür. Bakteriler ya da virüslerle yoğun bir biçimde savaştığında, bademciklerimiz şişer ve iltihaplanır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Dalak</strong></p>
<p>Sol böğrümüzün arka bölümünde yeralır. Kırmızı kan hücreleri ve immun sistemin beyaz kan hücreleri için depo olarak görev yapar, aynı zamanda kandaki yabancı maddelerin büyük bir kısmını süzer.</p>
<p><strong>Timus</strong></p>
<p>Göğüs boşluğu içinde yer alan iki parçadan oluşan bir organdır. Lenfosit, T lenfosit veya sadece &#8220;T hücreleri&#8221; timus&#8217;ta büyür, eğitilir ve olgunlaşır ve bağışıklık sisteminde üstlendikleri görevleri yerine getirmek üzere yeniden kana karışırlar. Küçük çocuklarda akciğer filmlerinde rahatlıkla farkedilecek kadar büyük olan bu organ 20 yaşından sonra giderek küçülür.</p>
<p><strong>Kemik İliği</strong></p>
<p>Kemiklerin ortasında bulunan yağlı ve gözeli bir dokudur. Bağışıklık sisteminde çok önemli işlevleri olan akyuvarlar da dahil olmak üzere bütün kan hücrelerinin yapım yeridir.</p>
<p><strong><br />
Bağışıklık Nedir?  Bağışıklık Sistemimiz Neden Güçsüz Kalır?  Stres</strong></p>
<p>Kişinin tehdit ve baskı unsurları karşısında duyduğu endişe ve gerginlik olarak tanımlanabilen stres fiziksel ve duygusal olarak iki ana başlıkta toplanabilir.</p>
<p><strong>Fiziksel strese neden olan etkenler ise; </strong><br />
UV ışınları<br />
Kötü beslenme<br />
Alkol<br />
Uykusuzluk<br />
Stres iki şekilde de organizma için zararlıdır. İkisinin de birbirine dönüşümü mümkündür.</p>
<p>Stres belirli bir düzeyi aştığı zaman vücutta belli başlı bazı hormonal sistemleri bunun yanında da bağışıklık sistemini zayıflatır.</p>
<p>Uzun süreli kronik stres bağışıklık siztemini zayıflatarak sağlığımız tehdit eden durumlara neden olur. Bu durumlar;<br />
Vücudun infeksiyonlara karşı direncini azaltır.<br />
Üst solunum yolu infeksiyonlarına yakalanma riskini 3-5 misli artırır.<br />
Kanser ve ülserin görülme sıklığında artışa neden olur.<br />
Baş, omuz ve sırt ağrılarına neden olabilir.<br />
Kalp krizi riskini artırır.<br />
Kronik yorgunluk sendromuna neden olabilir.<br />
Metabolizmayı bozarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.<br />
Stresten en çok etkilenen meslekler ise;<br />
Polisler<br />
Askerler<br />
Öğretmenler<br />
Doktorlar<br />
Taksi-Otobüs Şöförleri<br />
Call-Center Çalışanları<br />
Borsacılar (Dealer/Broker)<br />
Hava Trafik Kontrolörleri<br />
Öğrenciler</p>
<p><strong>Bağışıklık Nedir?  Güçlü Bir Bağışıklık Sisteminin Önemi Nedir? </strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak bize aşağıdaki avantajları sağlayacaktır:</p>
<p>Enfeksiyonların şiddetini azaltacaktır. Böylelikle özellikle savunma hücreleri henüz tam gelişmeyen bebeklerin, mikrop taşıyan diğer çocuklarla temasın fazla olduğu okul çağındaki çocukların, ve bağışıklık azalmaya başladığı için yaşlıların enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini azaltacaktır.<br />
Soğuk algınlığı, nezle ve diğer enfeksiyonlara yakalanma olasılığını azaltacaktır.<br />
Kanser hücrelerinin yok edilmesini en yüksek seviyeye çıkaracaktır.<br />
Canlılığı azaltan toksik kimyasalların birikmesini önleyerek enerji düzeylerini artıracaktır.<br />
Vücudu çevredeki radyasyon ve kirlerden koruyacaktır.<br />
Yaşlanma sürecini yavaşlatacaktır.</p>
<p><strong>Bağışıklık Nedir?  Bağışıklık Sistemi Nasıl Güçlendirilir? </strong></p>
<p>Sağlıklı bir bağışıklık sistemi kendimizi iyi hissetmemizi, iyi görünmemizi ve enerjimizi daha iyi kullanmamızı sağlar. Bizi enfeksiyonlardan, kanserlerden ve çevresel zararlardan korur. Ayrıca yanık ya da ameliyat sonrası iyileşmede de sağlıklı bir bağışıklık sistemi gerekir.</p>
<p>Hayatımızda immun sistemizi zayıflatan faktörlerden kaçınmaya çalışmak örneğin bizi strese sokan faktörlerden olabildiğince uzakta kalmak, hayata ve olaylara pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmak, alkol ve sigara tüketiminden uzak kalmak, dengeli ve düzenli beslenmek, spor yapmak bağışıklık sistemimize verebileceğimiz destekler arasındadır. Ama zaman zaman bu destekler de yetersiz kalır ve dışardan bağışıklık sistemimizi güçlendirici yardımlar (takviyeler) da almak durumunda kalabiliriz.</p>
<p>Sağlıklı Beslenme<br />
Spor<br />
Doğal Immunostimulanlar<br />
Vitamin ve Mineraller<br />
Omega-3 Yağ Asitleri
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbagisiklik-sistemi-ve-onemi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/&amp;text=Bağışıklık sistemi ve önemi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/&amp;t=Bağışıklık sistemi ve önemi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/&amp;title=Bağışıklık sistemi ve önemi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbagisiklik-sistemi-ve-onemi%2F&name=buzlu.org&description=Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%C4%B1kl%C4%B1k+sistemi+ve+%C3%B6nemi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bagisiklik-sistemi-ve-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Eczacıları Birliği (TEB)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 16:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[amacı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[EGAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[fiyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[sgk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[TEB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4444</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği, merkezi Ankara&#8217;da olan bir Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;dur. Kısa adı TEB olan Türk Eczacıları Birliği, 25 Ocak 1956 tarihinde bir grup eczacı tarafından oluşturulmuş mesleki bir örgüttür. Amacı Eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Türk-Eczacıları-Birliği.jpg"><img class="size-full wp-image-4445 aligncenter" title="Türk Eczacıları Birliği" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Türk-Eczacıları-Birliği.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a></p>
<p>Türk Eczacıları Birliği, merkezi Ankara&#8217;da olan bir Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;dur.</p>
<p>Kısa adı TEB olan Türk Eczacıları Birliği, 25 Ocak 1956 tarihinde bir grup eczacı tarafından oluşturulmuş mesleki bir örgüttür.</p>
<p><strong>Amacı </strong></p>
<p>Eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla &#8220;kamu kurumu&#8221; niteliğinde tüzel kişilik taşıyan TEB, amacı doğrultusunda etkinlikler gerçekleştirmektedir.<span id="more-4444"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Etkinlikleri </strong></p>
<p>Türk Eczacıları Birliği, &#8220;TEB Haberler&#8221; ve &#8220;Mised&#8221; (Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi) adında iki dergi çıkarmaktadır.</p>
<p>Seminer, sempozyum ve kongreler düzenlemekte, kurumsal olarak katılmakta ve katılım sağlamaktadır.</p>
<p>Birlik tarafından kurulan EGAŞ &#8211; Eczane Gereçleri A. Ş. adlı şirketle, üyelerine eczacılıkla ilgili malzeme temininde bulunmaktadır.</p>
<p>2002 yılında oluşturulan Eczacılık Akademisi ile bilimsel mesleki çalışmalar yapmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturk-eczacilari-birligi-teb%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;text=Türk Eczacıları Birliği (TEB)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;t=Türk Eczacıları Birliği (TEB)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;title=Türk Eczacıları Birliği (TEB)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturk-eczacilari-birligi-teb%2F&name=buzlu.org&description=T%C3%BCrk+Eczac%C4%B1lar%C4%B1+Birli%C4%9Fi+%28TEB%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/turk-eczacilari-birligi-teb/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aterom nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akut inme]]></category>
		<category><![CDATA[atardamar]]></category>
		<category><![CDATA[Aterom]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4441</guid>
		<description><![CDATA[Aterom, atardamarların duvarlarında oluşan anormal yangısal (enflamatuvar) makrofaj akyuvar birikmesidir. Bu anatomik bozukluklar (lezyonlar) çocukluğun geç döneminde, yaklaşık 10 yaşından önce gelişmeye başlar ve zamanla iyice gelişir. Cerrahi müdahale ile, örneğin baypas ameliyatıyla atardamar yerine yerleştirilmiş toplardamarlar hariç, toplardamarlarda aterom gelişmez. Bu birikimler arter tüpünün endotel tabakası ile düz kas tabakası arasında olur. Patologlar, aterom [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Aterom.jpg"><img class="size-full wp-image-4442 aligncenter" title="Aterom" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Aterom.jpg" alt="" width="316" height="204" /></a></p>
<p>Aterom, atardamarların duvarlarında oluşan anormal yangısal (enflamatuvar) makrofaj akyuvar birikmesidir. Bu anatomik bozukluklar (lezyonlar) çocukluğun geç döneminde, yaklaşık 10 yaşından önce gelişmeye başlar ve zamanla iyice gelişir. Cerrahi müdahale ile, örneğin baypas ameliyatıyla atardamar yerine yerleştirilmiş toplardamarlar hariç, toplardamarlarda aterom gelişmez.</p>
<p>Bu birikimler arter tüpünün endotel tabakası ile düz kas tabakası arasında olur. Patologlar, aterom oluşumunun gözle görünür ilk aşaması için &#8220;yağ çizgisi&#8221; terimini kullanmışlarsa da aslında ateromlar yağ hücreleri içermezler. Kalp veya arterlerden bahsedilirken aterom için &#8220;plak&#8221; (Fransızca &#8220;plaque&#8221;) terimi de kullanılır.</p>
<p>Ateromun gelişim sürecine toplu olarak aterojenez, hastalık sürecinin sonucuna da ateroskleroz denir.<span id="more-4441"></span></p>
<p><strong>Aşamalar </strong></p>
<p>İnsanda aterom çocukluğun ileri yaşlarında, genelde 5 &#8211; 9 yaşlarında yağ çizgileri olarak başlar. İlgisiz nedenlerle ölen insanlarda yapılan otopsilerde bunlar ve daha büyük aterom bozuklukları (lezyonları) o kadar sık görülmüştür ki, uzun süre sağlıklı değilse de normal olduğu varsayılmıştır.</p>
<p>Daha ilerlemiş ateromda aynı aterom içinde birden çok doku özelliğine rastlanır. Işık mikroskobuyla bakılınca 10 farklı doku türü ayırt etmek mümkündür: ateromun en yeni kısımlarında her zaman görülen makrofaj hücre toplulukları, daha ilerlemiş olanlarda ölmüş hücre kalıntıları, en eski kısımlarda ise hücreler arasında birikmiş fibröz doku ve kireçleşmiş kristallerden oluşan daha karmaşık yapılar görülür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Aterom, tipik olarak onlarca yıl boyunca sessizce ilerler ve kardiak stres testi ve anjiyografi gibi çoğu klinik test tarafından farkedilmez. En sonunda kalp krizi veya akut inme ya da daimi bir sakatlıkla varlıkları ortaya çıkar. Çoğu kişi bu tür bir olaya kadar sağlıklı olduğunu varsayar ama ufak bir azınlıkta önceden bazı uyarı işaretleri olabilir.<br />
İzlenmesi, araştırılması ve anlaşılmasının zor yönleri</p>
<p>Çoğu insan için aterom ilerlemesinin ilk klinik belirtisi kalp arterlerinde bulunan ateromlardan kaynaklanır ve genellikle kendini bir kalp krizi olarak gösterir. Ancak kalp arterleri küçük oldukları(çapları 5 mm&#8217;nin altındadır), başka dokularla örtülü ve hep hareket halinde oldukları için izlenmeleri zordur; özellikle bir hastalık belirtisi göstermeyen kişilerde. Hastalık semptomları ve kardiak stres testi ancak ateromlu hastalığın ileri aşamasında bir sorunun varlığını gösterebilir.<br />
<strong>Yeni kavramlar ve anlayışlar </strong></p>
<p>Kalkınmış ülkelerde ilerlemiş halk sağlığı kavramı, enfeksiyon kontrolü ve artan yaşam beklentisi yüzünden, aterom oluşumundan kaynaklanan ateroskleroz ve sonuçları toplum için gittikçe artan bir yük oluşturmaktadır. Ateroskleroz çoğu Batı ülkesinde sakatlık ve ölümün bir numaralı kaynağıdır.</p>
<p>20. yy. ortalarına kadar, hatalı bir şekilde, ateromun arter lümenine doğru genişleyip bir daralmaya (stenoz) yol açtığı varsayılmıştı. Çünkü hastalık her zaman damarın iç endotelial tabakasıyla kas duvarı arasında gelişir. Bu inancın nedeni anjiyografik görüntüler ve arter duvarlarındaki düz kasların zamanla değişmeyeceği kanısıydı. Bu teorinin fazlasıyla basit olduğu 1980 ve 1990&#8242;lı yıllarda intravasküler ultrason görüntüleme (İngilizce intravascular ultrasound&#8217;in kısaltması olan IVUS olarak değinilir) ve ayrıntılı patolojik incelemelerle kanıtlandı.</p>
<p>1990&#8242;lardan beri yapılan çalışmalar, aterom gelişimi sırasında iki farklı değişimin olabileceğine işaret etmiştir: (a) duvar kalınlaşması ve dışarı doğru kalınlaşarak lümen büyüklüğünün hastalığın ileri safhalarına kadar sabit kalması; veya (b) duvar kalınlaşması ve duvarın hem dışa hem de lümene doğru kalınlaşması. Her iki süreç de vücudun hastalığın etkilerine karşı gösterdiği koruyucu tepkilerdir ve bir süre için semptomları engellerler.</p>
<p>IVUS tekniğiyle yapılan gözlemlerde lümenin %20 oranında daraldığı yerlerde daha sonra ani bir tıkanma olduğu ve sonucunda kalp krizi oluştuğu gösterilmiştir. Kardiak stres testi, yaygın kullanılmasına rağmen yalnızca %50 oranından fazla daralmış lümenlerin farkedilmesini sağlar.<br />
<strong>Aterom ve arter davranışı </strong><br />
<strong>1. arterin dışa doğru genişlemesi: stenoz ve tıkanma</strong></p>
<p>Aterom, arterin lümeninin değişmemesi için duvarın kaslı kısmının dışa doğru esnemesini sağlar. Esneme, damar duvar kalınlığının %40-50&#8242;si aterom dokusundan ibaret olana kadar sürer. Eğer duvar genişlemesi aterom hacmindeki artışı karşılayamazsa arterin lümeni daralmaya başlar. Bunun olabilmesi, ateromu kandan ayıran örtü dokularda yırtılmalarla mümkün olur. Kırk yaşından sonra bu sıkça görülür.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Endotel ve fibröz örtüde bir kırılma olursa buranın tamiri için bir pıhtılaşma olur. Ayrıca yırtılmanın sonucu aterom içindeki kalıntılar akıntının içine saçılabilir. Kırılma noktasının üstünde trombosit ve pıhtı birikmesi lümenin daralmasına veya tıkanmasına yol açabilir (tromboz). Lümen kapanması ve yırtılmış ateromun ötesine kan gitmemesinden dolayı veya akıntıyla giden parçaların ilerdeki daha küçük damarları tıkaması yüzünden dokular zarar görebilir (bakınız hassas plak).</p>
<p>Yukarıda özetlenen süreç kalp krizi, akut inme gibi kardiyovasküler sorunların başlıca mekanizmasıdır. Araştırmalar bunun stenozla ilişkili olmadığını göstermiştir. Parçalanma öncesinde lümen daralması, hatta anevrizma genişlemesi dahi olmayabilir. IVUS&#8217;la yapılan araştırmalar parçalanıp ölüme veya sakatlığa yol açan hassas ateromlarda sadece %20 oranında stenoz olduğunu göstermiştir. Buna karşılık kardiak stres testiyle bir anormalliğin farkedilebilmesi için %75 oranında stenoz gerekmektedir.<br />
<strong>2. arterin dışa doğru genişlemesi ve lümen genişlemesi </strong><br />
Orta serebral arterde anevrizma anjiyogramı (anterioposterior açı). ACA, anterior serebral arter (anterior cerebral artery); ICA internal karotid arter (internal carotid artery); MCA orta serebral arter (middle cerebral artery).</p>
<p>Eğer kas duvarı zaman içinde çok fazla genişlerse arterde toptan bir genişleme olur. Genelde onlarca yıl boyunca olur ve seyrek görülen bir durumdur. Anevrizmalı genişlemelerdeki ateromlar da yırtılıp akıntıya aterom kalıntıları ve pıhtı saçabilirler. Eğer arter, normal çapının 2 &#8211; 3 katına kadar genişlerse çeperler o derece zayıflayabilir ki kalbin atmasından kaynaklanan basınç damar duvarına zarar verebilir. Bunun sonucunda iç kanama, sakatlanma ve çoğu zaman ölüm meydana gelebilir. Anevrizmanın başlıca nedeni damar kas yapısının basınç yoluyla zayıflamasıdır. Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faterom-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;text=Aterom nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;t=Aterom nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;title=Aterom nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faterom-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Aterom+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/aterom-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/aterom-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnterferon nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/interferon-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/interferon-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 16:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[açıklamas]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[İnterferon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4429</guid>
		<description><![CDATA[İnterferon, virüslere karşı bir savunma tepkisi olarak vücut hücreleri tarafından üretilen, birbirine yakın birkaç proteinin adı. Virüslerin hücre içinde çoğalmasını önleyen interferonlar, vücudun en hızlı üretilen ve bu tür organizmalara karşı en önemli olan savunmadır. Virüs enfeksiyonlarının pek çoğunun insanlarda yaşamsal tehlike yaratmaması, aslında interferonların etkisinin sonucudur. Bütün omurgalı hayvanlar ve olasılıkla da omurgasızlardan bazıları [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/İnterferon.jpg"><img class="size-full wp-image-4430 aligncenter" title="İnterferon" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/İnterferon.jpg" alt="" width="354" height="237" /></a></p>
<p>İnterferon, virüslere karşı bir savunma tepkisi olarak vücut hücreleri tarafından üretilen, birbirine yakın birkaç proteinin adı. Virüslerin hücre içinde çoğalmasını önleyen interferonlar, vücudun en hızlı üretilen ve bu tür organizmalara karşı en önemli olan savunmadır.</p>
<p>Virüs enfeksiyonlarının pek çoğunun insanlarda yaşamsal tehlike yaratmaması, aslında interferonların etkisinin sonucudur.<br />
Bütün omurgalı hayvanlar ve olasılıkla da omurgasızlardan bazıları interferon üretir. İnteferon ancak hücrelerin bir virüs ya da başka bir yabancı madde tarafından uyarılması sonucu üretilir; buna karşılık interferon virüslerin doğrudan doğruya çoğalmasını engellemez. <span id="more-4429"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bir hücrenin virüs saldırısına uğraması, interferon üretimine ilişkin depo edilmiş bilgiyi taşıyan DNA’sındaki bir geni etkin duruma getirir; hücre bir saat kadarlık bir süre içinde çok küçük miktarlarda interferon üreterek salgılamaya başlar. Bu interferonun uyardığı çevredeki öbür hücreler, protein sentezi süreçlerini, virüsün hücrelerin içinde artık bölünemeyeceği bir biçimde değişikliğe uğrataran proteinler üretir.</p>
<p>Bunun sonucu, virüsün hücre içinde daha fazla üremesi engellenir. Hayvanlarda virüs hastalıklarının çoğunun doğal olarak iyileşmesi ile interferon arasında önemli bir nedensel ilişki saptanmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Üç ayrı interferon tipinden hangisinin üretileceğini, interferon üreten hücrenin tipi ile interferon üretimini uyaran virüs tipi belirler. Alfa ve gamma interferonlar esas olarak, bir akyuvar tipi olan lenfositler tarafından üretilirken, beta interferonlar vücut hücrelerinin çoğu tarafından üretiliyor olabilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Finterferon-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/&amp;text=İnterferon nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/&amp;t=İnterferon nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/&amp;title=İnterferon nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Finterferon-nedir%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0nterferon+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/interferon-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/interferon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

