<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; ölçü</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/olcu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;text=Çin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;t=Çin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=Çin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87in+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nitrik Oksit mucizesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 09:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[damar tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nitrik Oksit]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3368</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir. Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür. Son yirmi yılda yapılan yoğun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3369" title="nitrik-oksit" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg" alt="nitrik-oksit" width="300" height="213" /></a></p>
<p>Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir.</p>
<p>Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür.</p>
<p>Son yirmi yılda yapılan yoğun araştırmalar, bu molekülün hücreler arası haberleşmede temel bir görev üstlendiğini ortaya çıkarmıştır. Nitrik oksit, insan vücudunda doğal olarak üretilen bir hormon, yani kimyasal bir habercidir; sinir, dolaşım, savunma, solunum ve üreme sistemlerinin hayati fonksiyonlarının düzenlenmesinde stratejik bir rol oynamaktadır. Nitrik oksidin çok önemli bir görev üstlendiği yerlerden biri de damarlarımızdır.<br />
<span id="more-3368"></span><br />
Mükemmel molekül nitrik oksit sayesinde, vücudun farklı ortamlara göre değişen ihtiyaçları otomatik olarak sağlanır. Kan damarlarının, spor yaparken genişleyerek artan kan ihtiyacını sağlaması veya yaralanma sonrasında daralarak kanamayı azaltması sözü edilen kusursuz sistemin bir sonucudur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksitin Damarlardaki Görevi Nasıl Keşfedildi? </strong></p>
<p>1998 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü&#8217;nü paylaşan üç bilim adamı, kanda bulunan nitrik oksit (NO) adlı molekülün damarda gevşetici bir etkisi olduğunu keşfetmişlerdir.</p>
<p>Peki, bu molekülün yaptığı etki insana ne kazandırıyordu?</p>
<p>Bu sorunun cevabı çok kısa ve net olmuştur. Hayatta kalmak. Çünkü nitrik oksit iki hayati organımız olan beynimiz ve kalbimizin çalışmasında düzenleyici rol oynar. Bu düzenleyici rolünü, kanın damarlarda rahat bir şekilde akmasını ve tüm organlarımızda rahat bir şekilde dolaşmasını sağlayarak gerçekleştirir. Böylece kan akışını düzenleyip rahatlattığı için beyin kanaması ve kalp krizi riski düşer.</p>
<p>Bu molekülün üretilmesi ve işlevsel özelliklerini kazanması, bilimsel delillerle çürütülmüş olan evrim teorisini hala savunabilen bazı Darwinist bilim adamlarının iddia ettiği gibi tesadüfen oluşmadığını, Yüce Allah’ın yaratışının eseri olduğunu kanıtlayan delillerden yalnızca birini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Kaslar Nasıl Çalışıyor? </strong></p>
<p>Uyarı iletici veya hormon, atardamar üzerinde bulunan alıcılara bağlanır. Bu bağlanmanın ardından nitrik oksit (NO) açığa çıkar.</p>
<p>Endotel tabakadaki NO molekülleri düz kaslara doğru ilerler ve burada guanil siklaz (GC) enzimini harekete geçirirler.</p>
<p>GC, guanozin trifosfatı (GTP) siklik guanozin monofosfata çevirir (cGMP).</p>
<p>cGMP, kalsiyum iyonlarının hücredeki depo alanlarına gitmesine neden olur. Azaltılmış konsantrasyonlu kalsiyum iyonları (Ca++), aktin ve miyozinin kayarak birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan hücresel reaksiyonları gerçekleştirir.</p>
<p>Düz kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Kan damarları genişler.</p>
<p>Nitrik oksit molekülünün hızı, günümüzün internet teknolojisiyle veya &#8220;e-mail&#8221; yoluyla iletişim kurmayı çağrıştırmaktadır. Gerçekten de nitrik oksit, adeta elektronik posta sistemi gibi hareket etmekte; büyük bir süratle çok sayıda mesajı yerlerine iletmektedir.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Nasıl Üretilir? </strong></p>
<p>İnsan yaşamı için hayati bir önem taşıyan nitrik oksidin üretim merkezi, endotel hücresidir. İsmi L-arjinin olan bir amino asit, nitrik oksit sentez enzimi, nikotinamid adenin dinükleotid fosfat, kalmodulin, oksijen, flavin mononükleotid, flavin adenin dinükleotid, tetrahidrobiyopterin… Bu kelimelerin büyük bir çoğunluğunu hayatınızda ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Ancak endotel hücresi bu mikroskobik maddeleri çok iyi tanır ve bunları nitrik oksit molekülünü üretmek için kullanır.</p>
<p>Endotel hücresi, nitrik oksit molekülünü üretmek için hangi kimyasal maddeden ne oranda kullanması gerektiğini çok iyi bilir. Yanlış veya hatalı bir üretim söz konusu olmaz. Örneğin, nitrik oksit (NO) yerine güldürücü gaz olarak bilinen nitröz oksit (N2O) üretmez.</p>
<p>Nitrik oksit üretiminde çok hassas dengeler mevcuttur. Sözü edilen hücreler hayatımızın her anında üretim için hazır durumdadır; ihtiyaç baş gösterdiğinde hemen devreye girerek üretime başlarlar.</p>
<p>Damarlarımızın derinliklerindeki bu olağanüstü fabrikaların istenmeyen zararlı yan ürünleri yoktur. Küresel ısınma, asit yağmurları, çevre kirliliği gibi dünya gündemindeki pek çok sorunun kimyasal atıklardan kaynaklandığı düşünülürse, endotel hücrelerinin ne kadar başarılı bir üretim tesisi olduğu daha iyi anlaşılır. Çünkü nitrik oksit molekülleri 10 saniye gibi kısa bir süre içinde görevlerini tamamlayarak &#8220;parçalanırlar&#8221;. Böylece vücutta birikerek zararlı yan etkiler meydana getirmezler. Tüm bunlar şu anlama gelir ki, endotel hücreleri kimyasal mamullerin üretiminde, olabilecek en ideal yöntemi kullanırlar.</p>
<p>Endotel hücreleri gerekenden az haberci üretseydi damarlarımız daralır, kan basıncımız hızla yükselir, bu da kalp krizine yol açardı. Fazla üretim yapması durumundaysa, damarlarımız aşırı genişler, kan basıncımız düşer, bu da şok durumuna neden olurdu. Ancak Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket eden endotel hücreleri, ölümümüze neden olabilecek böyle oran hatalarını hiçbir zaman yapmazlar. Yüce Allah Kuran’da her şeyi belli bir ölçü ile yarattığını şöyle bildirir:</p>
<p>“… Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)</p>
<p>Nitrik Oksit Seviyesi Vücutta Nasıl Artırılır?</p>
<p>Doymuş yağ tüketimi azaltılarak</p>
<p>Düzenli olarak spor yapılarak</p>
<p>Sağlıklı beslenilerek. Bunun için kırmızı et tüketimini azaltmak, bol sebze ve meyve yemek, protein gereksinimini özellikle soya fasulyesi ve haftada bir balık yiyerek karşılamak oldukça önemlidir.</p>
<p>Nitrik oksit üretimi için ayrıca antioksidan alınarak. Özellikle C ve E vitamini alınmalıdır. Çünkü antioksidanlar vücuttaki nitrik oksiti korumaktadır.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Damarları Nasıl Gevşetir? </strong></p>
<p>Damarın gevşemesi için öncelikle kanda bulunan bazı uyarı iletici hormonlar devreye girerler. Bunlar damar zarındaki alıcılara bağlanarak bu işlemi başlatırlar. Bunu ilk domino taşının düşmesiyle diğer tüm taşların birbirini etkileyerek sırayla düşmesine benzetebiliriz.</p>
<p>İlk taş harekete geçtikten, yani kandaki uyarı iletici hormon damar zarındaki alıcılara bağlandıktan hemen sonra hücre zarı adeta ne yapması gerektiğini &#8220;anlar&#8221; ve nitrik oksit üretmeye başlar.</p>
<p>Üretildikleri anda ne yapmaları gerektiğini &#8220;bilen&#8221; nitrik oksit moleküllerinden bazıları hızla damar düz kas hücrelerine gelirler. Burada hücreye girerek GTP adlı enzimle birleşirler. Bu, ikinci aşamadır. Ancak damarın gevşemesi için bir sonraki aşamaya geçilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Nitrik oksit GTP ile birleştikten sonra cGMP isimli bir başka enzim üretilmeye başlanır. Elbette üretilen bu yeni maddenin de bu zincirde bir görevi vardır ve bunu gerçekleştirmek için miyozine giderek, onu harekete geçirir.</p>
<p>Miyozin, kas hücrelerinin kasılıp gevşemesi için gerekli olan bir etkendir. Artık son aşamaya gelinmiştir. Miyozinin de harekete geçmesiyle son taş da düşer ve kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Damarın gevşemesi işlemini olabildiğince kolaylaştırarak anlatırsak, enzimlerin faaliyetleri sonucunda kas hücreleri içinde kalsiyum konsantrasyonu azalır ki bu, liflerin ayrılmasına ve kas hücrelerinin gevşemesine yol açar. Böylece damarlar genişler. Kısacası damarlarımızdaki basıncın düzenlenmesinde nitrik oksit molekülünün taşıdığı haberlerin hayati önemi vardır.</p>
<p>Damarların Gerginliğini Düzenleyen Bilinç Yüce Rabbimize Aittir</p>
<p>Damarın duvar gerginliğini düzenleyen nitrik oksidin, bu kompleks işleyişi tek başına gerçekleştirmesi mümkün değildir. Nitrik oksit damar duvarının gevşetilmesinde bir aracı olarak görev yapar. Bu gevşetilme olayı bir dizi zincirleme işlemin gerçekleşmesi ile ortaya çıkar. Şimdi bu aşamaların tümünü kısaca maddeler halinde inceleyelim:</p>
<p>Dikkat edilirse bu işlemde rol alan hormon ve hücreler adeta bilinçli bir şekilde hareket etmektedirler.</p>
<p>Kandaki uyarı iletici hormonlar, damar zarında kendileri için uygun olan yere giderek, o bölgeyi etkiler ve bu süreci başlatırlar.</p>
<p>Bundan sonraki işlemlerde de aynı bilinç gözlenmektedir. Her uyarı, kapkaranlık insan bedeninin içinde asla yolunu şaşırmadan, hep doğru yere iletilerek başarılı bir sonuç elde edilir.</p>
<p>Hücreler, hormonlar ve moleküllerin bu adeta şuurlu hareketleri nasıl gerçekleşmektedir?</p>
<p>Nasıl olur da harekete geçmeleri gereken zamanı ya da durmaları gereken zamanı saniyesine kadar bilirler?</p>
<p>Üretilir üretilmez, sanki bir yerden emir almış gibi, mesajlarını doğru adreslere tam zamanında eksiksiz olarak nasıl ulaştırabilirler?</p>
<p>Bu bilinç kendilerine ait olabilir mi? Elbette olamaz. Bir hücrenin ne zaman, ne üreteceğini ona bildiren, hormonun veya molekülün doğru adrese gidebilmesi için onlara yolu gösteren, adresin doğru olduğunu onaylayan, kısaca tüm bunları yönlendiren bir akla ve şuura ihtiyaç vardır. Bu sonsuz akıl, hücreyi, hormonları, molekülleri yaratan, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğini onlara ilham eden Allah&#8217;a aittir. Her şeyi kusursuzca var eden Allah, bu özel molekülü de sayısız yaratılış delillerinden bir tanesi olarak var etmiştir. Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın her şeye hakim olduğu şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p>&#8220;Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah&#8217;a tevekkül ettim. O&#8217;nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)&#8221; (Hud Suresi, 56)<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksit Evrim Teorisini Tek Başına Yalanlıyor </strong></p>
<p>Yeryüzü, kainat ya da insan vücudu biraz derinlemesine incelendiğinde, evrim teorisinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Kandaki moleküllerden sadece biri olan nitrik oksit bile öylesine detaylı ve akılcı hareket eder ki, bunların tesadüflerle meydana gelmesi imkansızdır.</p>
<p>Bu durumda şöyle bir soru sorulabilir: Tesadüfler, nasıl olmuş da kan içinde nitrik oksidi &#8220;özel bir üretimle&#8221; geliştirebilmişlerdir? Damarlara gevşetici etkiyi veren hormonlara, hücrelere ve enzimlere teker teker görevler dağıtan, onlar için belli bir güzergah belirleyen, acaba hangi tesadüftür? Bu tesadüflerin tümünün mekanizmaya faydalı bir şeyler eklemiş olması gerekir, çünkü hatasız ve mükemmel bir sistem oluşsa bile, sadece tek bir yanlış müdahale, sistemi tamamen ortadan kaldırmaya yetecektir. Peki bu durumda tümüyle şuurlu gerçekleşen bu olaylara &#8220;tesadüf&#8221; denmesi mümkün olur mu? Şu halde sistemin her parçasında, her detayında görünen bir şuur vardır. Bilim adamları, bu konunun detaylarını henüz birkaç yıl önce keşfedebilmişlerdir. Bu mükemmel sistemi, bu sistem içindeki en küçük detayına kadar herşeyi yaratan, üstün, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah&#8217;tır.</p>
<p>“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca &#8220;Ol&#8221; der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)</p>
<p>Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 23. sayı (Mayıs 2006) 20. sayfada yayınlanmıştır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4867" target="_blank">Harunyahya.net</a>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;text=Nitrik Oksit mucizesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;t=Nitrik Oksit mucizesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=Nitrik Oksit mucizesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&name=buzlu.org&description=Nitrik+Oksit+mucizesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynalı çarşı ve tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 08:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2951</guid>
		<description><![CDATA[1889  yılında  İkinci  Abdülhamid’in  padişahlığı  sırasında, Çanakkale’nin  önde  gelen  Yahudi  ailelerinden  birinin  üyesi  İlya  Halyo  tarafından  inşa  ettirilmiştir. Doğrulanamayan   bir  iddia  ise  çok  daha  önceleri  yapıldığıdır. Evliya  Çelebi’nin     Seyahatnamesinde  Çarşı’dan  söz  edilmektedir. İlya  Halyo  ise  sözkonusu  çarşıyı  onartmış   ve  kullanıma  açmış  olabilir. Çarşı Mart  1915’de  Gelibolu  çıkartması  sırasında    bombardıman  ve  yangınlarla  tahrip  olmuş. 1918-1921  yıllarında  [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2954" title="aynali-carsi3" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/aynali-carsi3.jpg" alt="aynali-carsi3" width="367" height="245" /></p>
<p>1889  yılında  İkinci  Abdülhamid’in  padişahlığı  sırasında, Çanakkale’nin  önde  gelen  Yahudi  ailelerinden  birinin  üyesi  İlya  Halyo  tarafından  inşa  ettirilmiştir. Doğrulanamayan   bir  iddia  ise  çok  daha  önceleri  yapıldığıdır.</p>
<p>Evliya  Çelebi’nin     Seyahatnamesinde  Çarşı’dan  söz  edilmektedir. İlya  Halyo  ise  sözkonusu  çarşıyı  onartmış   ve  kullanıma  açmış  olabilir.</p>
<p>Çarşı Mart  1915’de  Gelibolu  çıkartması  sırasında    bombardıman  ve  yangınlarla  tahrip  olmuş. 1918-1921  yıllarında  İngilizlerin  Çanakkale’yi  işgali  sırasında, İngilizler  atlarının  barınacağı  mekan  olarak  “Aynalı  Çarşı’yı  uygun  görmüşler  ve  “ahır”  olarak  kullanmışlardır.</p>
<p>1921’den  sonra  bir  dönem, giriş  kapısı  dışında  büyük  ölçüde  yıkık  kalmış  ve  çarşı  olarak  kullanılmamıştır. Resmi  kayıtlarda  bedesten  arsası  olarak  yer  almaktadır. Daha  sonra  arsaya  14  dükkan  inşa  edilmiştir.<br />
<span id="more-2951"></span><br />
1934’de  Yahudilere  yönelik  saldırı  ve  yağma  olayları  sırasında  kapının  üzerinde  yer  alan  kitabe  sıvayla  kapatılmış, 1967  yılında  Sadi  Fenercigil’in  başkanlığında  sırasında temizlenmiş  ve  bugünkü  görünümü  ortaya  çıkmıştır. Aynı  yıl  kadastro  uygulaması  yapılarak  çarşının  krokisi  çizilmiştir.<br />
Aynalı  Çarşı  “Aynalı”  mı ? (Sözcük  Kökeni) :<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Çarşı  içinde  eskiden  atlar  için  koşum  ve  süs  eşyası  yapan  dükkanlar  yer  alıyordu. “Ayna”  denilen  “at  gözlüklerinin”  çarşıda  satılmasından  dolayı  bir  tür  benzetme  olarak  “Aynalı  Çarşı”  adının  kullanılmakta  olduğu  sanılmaktadır. Bu  durumda  bugün  mevcut  çarşının  girişine  yerleştirilen  büyük  boy  aynalarının  Çarşı&#8217;nın  özgün  yapısıyla  ilgisi  bulunmamaktadır.</p>
<p>“Çanakkale  içinde  Aynalı  Çarşı<br />
Ana  ben  gidiyom, düşmana  karşı&#8230;”</p>
<p>Türküyü  ilk  kez  Çanakkale  Savaşlarına  katılan  Kastamonulu  bir  askerin  söylediği  bilinmektedir. Buradan  daha  Birinci  Dünya  Savaşı  sırasında  “Aynalı  Çarşı”  olarak  anıldığı  anlaşılabilir.</p>
<p><strong>Kitabe :</strong><br />
Çarşı  Caddesi  üzerinden  yürüyerek  Aynalı  Çarşı  yönüne  ilerlendiğinde  Çarşının  giriş  kapısının  üzerinde  yer  alan  beyaz  mermer  kitabe  gelenleri  karşılar. Üst  iki  satırı  “talik”  yazı  tarzındadır. Sol  alt  köşede  İbranice  yazı  yer  almaktadır.<br />
Kitabe de:<br />
Birinci  satır :<br />
Sultan-ı  mâ  adelet-i  unvan-ül  Gazi  Abdülhamid-i  Sani  Efendimiz   Hazretlerinin  saye-i  ihsaniye-i</p>
<p><strong>İkinci  satır :</strong><br />
Eser-i  gayret-i  perverde  tebaa-i  sadıka-i  Müseviyye’sinden<br />
İlya  Halyo  bendelerinin  yaptırdığı  çarşı-yı  dil-nişindir.<br />
Sene  Hicri  Muharrem   1307 (1889)</p>
<p><strong>Türkçesi :<br />
Birinci  satır :</strong><br />
Adaletliliği  ile  tanınan  Sultan  Gazi  İkinci  Abdülhamid  Efendimiz  Hazretlerinin  lütuf  ve  sahip  çıkmalarıyla.</p>
<p><strong>İkinci  satır :</strong><br />
Kendilerine   bağlı, Musevi  uyruğundan  İlya  Halyo  kullarının  çabalarıyla  yaptırılmış  ve  gönülde  yer  tuta(cak)n  çarşıdır.<br />
Yıl  Hicri  Muharrem  1307  (Kasım-Aralık  1889) denilmektedir.</p>

<a href='http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/aynali-carsi/' title='aynali-carsi'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/aynali-carsi-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="aynali-carsi" title="aynali-carsi" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/aynali-carsi2/' title='aynali-carsi2'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/aynali-carsi2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="aynali-carsi2" title="aynali-carsi2" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/aynali-carsi3/' title='aynali-carsi3'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/aynali-carsi3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="aynali-carsi3" title="aynali-carsi3" /></a>

<p><strong>Eski  Çarşının  Yapısal  Özellikleri :</strong><br />
Çarşının  özgün  durumuna  ilişkin  kayıtlar  incelendiğinde  tipik  bir  arasta özelliği  gösterdiği  ve  İstanbul’daki  Mısır  Çarşısı’nın  “minyatürü”  olduğu  anlaşılmaktadır. Birinci  Dünya  Savaşındaki  bombardıman  öncesinde, üzerinin  küçük  kubbelerden  oluştuğu, kimi  kubbelerde  yer  alan  -hamamlardakine  benzer  biçimde- çokgen  köşeli  pencerelerle  doğal  aydınlatmanın  sağlandığı  belirtilmektedir.</p>
<p>Elde  edilen  en  eski  tarihli  (1960-1961) Aynalı  Çarşı  fotoğrafından  (Belge No:2)  anlaşıldığına  göre  Çarşının  üzerinin  daha  sonra  açık  hale  geldiği    ve  1967’deki  onarım  sırasında  bugünkü  çatısının  yapıldığı  anlaşılmaktadır.</p>
<p>Çarşının  ilk  zamanlarda  bugünkü  durumunda  olduğu  kadar  uzun  olmadığı  ve  kapısından  itibaren  14  dükkanı  kapsayan  “Bedesten  arsası”  olarak  5  Şubat  1946  tarihli  tapu  kayıtlarında  yer  aldığı  görülmektedir.</p>
<p>(Kaynakça:Tarih  Vakfı Aynalı Çarşının Restorasyonu için gerekli  bulguları  sağlamak  üzere kısa araştırma –1997-)</p>
<p><strong>Zamana  Meydan  Okuyan  Çarşı :</strong><br />
“Çanakkale  içinde  bir  kırık  testi<br />
Analar, babalar  ümidi  kesti.”</p>
<p>Çarşı  konumu  nedeniyle  kent  içinde  en  yoğun  yaşanan  ve  üretilen  mekanların  ortasında  kalmaktadır. Bu  yoğun  ve  hareketli  tempo  Çarşı  üzerinde  yapıcı  değil,  her  zaman  yıkıcı  bir  etki  yaratmış, değişen  ihtiyaç  ve  kullanım  farklılıklarıyla  Çarşı  özgün  yapısından  iyice  uzaklaşmıştır. Çarşıya  yönelik  yazılı  kayıtların  neredeyse  yok  sayılabilecek  kadar  az  olması  ve  yıllarca  kapsamlı  bir inceleme  ve  araştırmaya   konu  olmaması,  yapısal  durumu  hakkında  tam  bir  karara  varılmasını  zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Ama  her  zaman  Çarşı  kent  için  kullanım  sıklığına  sahip, önemli  ve  yaşayan  bir  merkez  olmuştur.</p>
<p>Çarşının  özgün  mimarisinden  günümüze  ulaşan  giriş  kapısı  ve  kitabesidir. Çarşı  Caddesi  yönünden  giriş  kapısı  altından  geçilerek  her  iki  tarafı  boy  aynaları  ile  kaplı  5m’lik  koridora  girilir. Koridor  boyunca  züccaciye, tekstil  gibi  ürünlerin  satıldığı  dükkanlar  sıralanmıştır.</p>
<p>Çatı  ışık  alması  için  -hiç de  bu  Çarşıya  yakışmayan-  şeffaf  ondülinle  örtülüdür. Çarşının  haç  vari  şeklinde  ikinci  kısımda  koridorun  bir  yanında  aktarlar, diğer  yanında  ise  manavlar,  kokular  ve  renklerle  sizi  karşılar. Bu  dükkanların  üzerleri  kiremit  çatı  ile  örtülü  ve  çarşı  içi  hafif  loştur.<br />
Çarşıya  giriş, ana  giriş  kapısı  haricinde  tüm  yönlerden  sağlanmaktadır.</p>
<p>Doğu  yönündeki  giriş  boyunca  sonradan  oluşmuş  üç  yanı  kapalı  bir  meydan  yer  almaktadır. Bu  meydana  bakan  dükkanlarda  da  tekstil, zücaciye, tuhafiye  gibi  ürün  satışları  yapılmaktadır. Bu  haliyle  orijinal  mimari  ögelerini  kaybeden  çarşı, yardıma  muhtaç  ve  tarihi  misyonundan  uzak  bir  görünümdedir. Aynalı  Çarşı  ziyaretçilerinde  de  tam  bir  düş  kırıklığı   yaratmaktadır.</p>
<p><strong>Kimliğini  arayan  Çarşı :</strong><br />
Çanakkale  kentinin  sembolü  özelliğini  sadece  sözle  değil,  fiziki  olarak da  yerine  getirebilmesi  için, Aynalı  Çarşı  1994  tarihinde  başlayan  Koruma  ve  Yaşatma  çalışmalarında   en  önemli  değerlerden  biri  olarak    kapsama  alınmıştır. Fakat  projelerin  uygulamaya  geçirilmesi  her  zaman  belli  bir  süreç  ve  mücadele  gerektirir.</p>
<p>Aynalı  Çarşı  projesinin de  kaderi  aynı  olmuştur. Sivil  insiyatifin  ve  Çanakkale  Belediyesi’nin  bu  mücadele de  aynı  safta  yer  alması  fikirden  üretime, üretimden  uygulamaya  birlikte  çalışılması  projenin  hayata  geçirilmesi  için  süreyi  kısaltsa da,  proje  onayı, gerekli  finansmanın  sağlanması  zaman  almış,   Haziran  2000  tarihinde  Edirne  Kültür  ve  Tabiat  Varlıkları  Koruma  Kurulunun  projeyi  onaylaması  ile  projenin  ilk  adımı  tamamlanmıştır.  Daha  sonra  projenin uygulanması için  gerekli    finansmanın    sağlanmasına  çalışılmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Fakat  Kültür  Bakanlığı’ndan  istenen  fon  konusunda  olumlu  bir  yanıt  alınamayınca,  Çanakkale  Belediyesi  bu  büyük  ve  önemli  projeyi  maddi  ve  manevi  olarak  üstlenmiş  ve  projenin  uygulanmasına  başlanmıştır.</p>
<p><strong>RESTORASYON PROJESİ</strong></p>
<p>Proje  Prof. Dr. Ümit  Serdaroğlu  tarafından  çizilmiş  ve  Edirne  Kültür  Tabiat  Varlıklarını  Koruma  Kurulunun  01.06.2000  tarih  ve  6134  sayılı  kararı  ile  onaylanmıştır. (Belge No:4-5)<br />
Tek  katlı, betonarme  bir  iskelet  üzerine  50  adet  dükkan, wc, güvenlik  ve  çay  ocağı  projelendirilmiştir. Çarşıya  giriş  mevcut  durumuna  uygun  olarak  dört  yönden  sağlanmaktadır. Ana  giriş  kapısı, vitraylar  ve  kitabe  aslına  uygun  olarak  korunmuştur. Diğer  giriş  kapıları  ana  kapıya  benzer  şekilde  kemerli  ve  vitraylı  olarak  yapılmıştır.</p>
<p>Giriş  koridorları  genişlikleri  ve  işlevleriyle  kullanımlarını  sürdürmektedir. Dükkanlar  15-30m2  arası  değişen  alan  büyüklüklerinde, mevcut  dükkan  büyüklüklerine  göre  projelendirilmiştir. Kemerli  giriş  kapıları  ile  dükkanlara  girilmektedir. Kapılarda  ahşap  doğrama  çerçeve, kemer  ve  sütunlarda  ise  Assos  taşı  kullanılmıştır. Koridorlar  ve  dükkanların  zemini  doğal  taş  kaplanacaktır.</p>
<p>Çarşı  alaturka, eski  tip  kiremit  çatı  ile  örtülü  olarak  planlanmıştır. Çarşının  ışık  alması  için  çatının  her  iki  yanında  dikdörtgen  pencereler  açılmıştır. Çatı  her  iki  tarafa  eğilimlidir. Eski  çatı  ile  ilgili  görsel  bir  kanıt  bulunamaması  en  basit  şekilde  çatı  çözümünün  yapılmasının  doğru  olacağı  sonucunu  ortaya  çıkarmıştır.</p>
<p><strong>İNŞAAT AŞAMALARI</strong></p>
<p>Aynalı Çarşı inşaatının yapımı üç aşamalı olarak sürdürülmüştür. I.Etap çarşının doğu girişinde bulunan meydanı da kapsayan ,manavların yerleştiği alandır. Bu alanda 11 adet dükkan yer almaktadır. Bu dükkanların yapımına 24.01.2001 tarihinde başlanmıştır. Maliyeti 57 000 YTL.dir. Aynı yıl içinde dükkanlar tamamlanarak hizmete açılmıştır.</p>
<p>Aynalı Çarşı II. Etabı Çarşının kuzey girişinde Hamdi Bey Sokağa bakan kısımda yer alan 21 adet dükkanı kapsamaktadır. 03.01.2003’de  yapımına başlanmıştır. Maliyeti 320 000 YTL.dir.  ve 27.05.2004 tarihinde inşaatlar  tamamlanarak açılışı yapılmıştır.<br />
Aynalı Çarşı III. Etap ise Çarşı Caddesi girişindeki ana bölümü kapsamaktadır. Projeye uygun olarak bu alanda 18 adet dükkan bulunacaktır. III. Etapta Belediyemize ait mülkiyetler çeşitli kanun değişiklikleri nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmiştir. Mülkiyet ile ilgili sorunların çözülebilmesi için uzun bir hukuki süreç devam etmiştir.</p>
<p>Bu sürecin sonunda mülkiyetler Vakıflar Genel Müdürlüğünde kalmış fakat Belediyemizce Projenin tamamlanılarak Çarşının kente kazandırılabilmesi için, Aynalı Çarşının restorasyonu yapılarak Restore et-İşlet-Devret modeli ile Vakıflar  Genel Müdürlüğünden kiralanması talebinde  bulunulmuştur. Yapılan talep Vakıflar  Genel Müdürlüğünce uygun bulunmuş ve Vakıfların mülkiyetindeki parseller 15 yıl süre ile Çanakkale Belediye Başkanlığına projenin yapımı ve belirlenen bedel ile kiralanmıştır. Kiralamaya ilişkin  protokol Haziran 2005’de Belediye Başkanımız Sayın Ülgür Gökhan ve Vakıflar Bölge Müdürü Bilal Gürer tarafından imzalanmıştır.</p>
<p>Bu çalışmalar sonrasında ihale çalışmaları tamamlanmış ve 2006 yılı başında 875 000 YTL. bedelle III. Etabın yapımına başlanmıştır. Yapım çalışması 12 ay gibi bir sürede Şubat 2007 de tamamlanacaktır.18 Mart 2006 tarihinde Çarşının açılışının yapılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Aynalı  Çarşının  Çanakkale’nin  sembollerinden  biri  olduğu  dikkate  alınarak, kente  ve  kentliye  yakışır, eski  Çarşıya  benzer  ama  modernize  edilmiş, malzemesi  ve  yapımı  ile  doğal, özgün  bir  Çarşı  oluşturulabilmesi  için  eldeki  imkanlarla  çalışmalar  sürdürülmektedir.</p>
<p>Çalışmalarda  kentlinin  desteği  ve  görüşü  halka  açık  yapılan  toplantılarla  tespit  edilmektedir. Ayrıca  malzeme  seçimi  yapılırken  Aynalı  Çarşı da mini  bir  referandum  yapılmış, doğal  yöresel  taşlardan  hangisinin  tercih  edildiği   tespit  edilmiş  ve  çalışmalar  bu  yönde  şekillendirilmiştir. Biten  dükkanlarda  kullanılacak  tabela  gibi  detaylara  ilişkin  çalışmalar  yapılmış, dükkan  sahiplerinin  ve  sivil  insiyatifin düşünceleri  alınmış  ve  tabela  seçimi  bu  kıstaslara  göre  yapılmıştır.</p>
<p>Kentin  Çarşısını  yine  kentlinin  tercihlerini  önemseyerek, restorasyon  projesiyle  hayata  geçirmek  için  yapılan  çalışmaların  en  kısa  sürede  tamamlanması  hedeflenmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faynali-carsi-ve-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/&amp;text=Aynalı çarşı ve tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/&amp;t=Aynalı çarşı ve tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/&amp;title=Aynalı çarşı ve tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Faynali-carsi-ve-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Aynal%C4%B1+%C3%A7ar%C5%9F%C4%B1+ve+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/aynali-carsi-ve-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en küçük devletleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 22:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[albert]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[en küçük devletler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora. Şimdi sırasıyla bunları görelim. LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ 159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir. Başkentin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2865" title="dunyanin-en-kucuk-devletleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/02/dunyanin-en-kucuk-devletleri.jpg" alt="dunyanin-en-kucuk-devletleri" width="206" height="206" /></p>
<p>Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora.</p>
<p>Şimdi sırasıyla bunları görelim.<br />
<strong><br />
LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir.<br />
<span id="more-2864"></span><br />
Başkentin bulunduğu &#8220;Tatlı Vadi&#8221;, dünyanın en kaliteli ve lezzetli şaraplarının yapıldığı üzüm bağlarıyla kaplıdır. Vaduz şehrinin dünya çapındaki bir başka önemi de sadece 4600 dolar parası olan herhangi bir kimsenin.Vaduz barosunda kayıtlı bir avukatı &#8220;mahalif direktör&#8221; diye görevlendirerek, burada hiçbir şekilde vergi ödemek zorunluluğu ve yükümü olmayan bir şirket kurabilmesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu avantajdan yararlanılarak kurulan &#8220;paravan şirketler&#8221;, uluslararası şirketlerin büyük kazançlarında vergi ödememek için, milyonlarla paranın bankalardaki gizli hesaplara kaydırılması bakımından yararlı olmaktadır.Ülkenin bu işten kazancı,kurulan şirketlerden aldığı binde bir buçuk gibi küçük görünen,fakat toplam bakımından büyük miktarlar tutan &#8220;hisse&#8221;dir.</p>
<p>Ayrıca turizm ve pulculuk da önemli gelir kaynakları arasındadır. Ülkenin nüfusu 17. 000dir. Liechtenstein Alp Dağları&#8217;nın geçtiği bölgedir. Doğusunda ve güneyinde İsviçre, batısında ve kuzeyinde Avusturya bulunmaktadır. Başkent Vaduz 4000 nüfuslu bir kasaba görünüşündedir. Liechtenstein&#8217;de 20 kilometre demiryolu 3000 telefon ve 15 polisten oluşmuş bir emniyet örgütü vardır.</p>
<p>Yönetim prensliktir. Prensin mensup olduğu hanedan, Avrupa&#8217;nın en eski ve en ünlü hanedanıdır.<br />
<strong><br />
SAN MARİNO CUMHURİYETİ</strong></p>
<p>Sadece Avrupa&#8217;nın değil, dünyanın en küçük devletidir. Yüzölçümü 98 km2 olan San Marino&#8217;nun nüfusu 15. 600 dür. İtalya&#8217;nın kuzeydoğu kesiminde, Adriyatik kıyılarına yakın Rimini sıra tepeleri üzerinde yer almış bir ülkedir. Halkı bağcılık, hayvancılık ve tarımla uğraşır. Başkent San Marino&#8217;nun nüfusu 6000&#8242;i güçlükle bulmaktadır.</p>
<p>Kanunlar elverişli olduğu için, İtalya&#8217;da boşanma konusunda güçlükle karşılaşan çiftler akın akın buraya gelirler.</p>
<p>San Marino Cumhuriyeti 16. yüzyılda Dalmaçyalılar tarafından kurulmuştur. 60 üyeli bir Millet Meclisi vardır. &#8220;Capitani Regenti&#8221; diye isimlendirilen iki Devlet başkanı Meclis tarafından seçilirler. Halkı İtalyanca konuşur ve Katolik’tir. Bir zamanlar kumar oynayan gazinosu sonradan rağbet görmediği için kapatılmıştır. Posta pulları devletin en önemli gelir kaynaklarından biri,belki de birincisidir.</p>
<p><strong>MONAGO PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>Ülkenin adı, buranın ilk sakinleri olan eski Grekler tarafından verilen mitoloji kahramanı Monoikos adından gelmektedir.</p>
<p>Monaco 8. yüzyıldan beri bağımsız bir devlettir. Sadece Fransız Devrimi esnasında Fransızlar tarafından Fransa&#8217;ya bağlanmış, 1815 yılında Sardunya devletinin himayesinde tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur. 1911 de, Monaco Prensi Albert 18 üyeli bir Ulusal Meclis kurmuştur.</p>
<p>Bütün yüzölçümü bir buçuk kilometre kare,nüfusu 20.000, başkenti Monaco&#8217;dur. Şehir Alpler&#8217;in eteğinde ve deniz kıyısındadır. Yıllık ısı ortalaması 15° dir.</p>
<p>Onun için her mevsim büyük ölçüde turist çeker. Dünya zenginlerinin dinlenme yeri sayılabilir. Monaco, Fransa&#8217;nın Nice ve Mentone şehirleri arasında, demiryolu üzerindedir.</p>
<p>Asıl Monacolular 2000 kişiyi geçmez. Geri kalan nüfusun 9000 i Fransız,ötekiler de İngiliz ve İsveçlidir. Km ye 15. 000 kişi düştüğü için, nüfus yoğunluğu bakımından dünyada birinci gelir.</p>
<p>Monaco ile Fransa arasında gümrük birliği vardır. Fransız parası burada da geçer. Daha yukarda belirttiğimiz gibi, ülkenin en büyük gelir kaynağı turizmdir. Monte Cario(Monte Karlo) gazinosu, kumar oyunlarıyla dünya ölçüsünde ünlüdür. Deniz müzesi ve botanik (bitki) bahçeleri de çok turist çekmektedir. Monaco, 968 yılında İtalyanların Grimaldi hanedanı tarafından kurulmuştur. Halen Prens Rainier&#8217;in yönetimindedir.</p>
<p>1856 yılında François Blanc adında bir Fransızın kurduğu gazino, 1898 de özel bir şirkete devrolunmuştur. Fakat devletin hisseleri büyük gelir sağlar. Diğer gelir kaynaklarından biri de Monte Carlo radyosudur. Tam anlamıyla ticari bir kuruluş olan Monte Carlo radyosu,dünyaca ün kazanmıştır.</p>
<p>Ülkenin yöneticisi Prens Rainier III. halen eski film yıldızı Grace Kelly&#8217;le evlidir.</p>
<p><strong>LÜKSEMBURG DUKALIĞI</strong></p>
<p>Fransa, Almanya ve Belçika arasında yer almış Lüksemburg Dukalığı&#8217;nın yüzölçümü 2586 km2 dir. Nüfusu yaklaşık olarak 350. 000 dir.</p>
<p>11. yüzyılda Lüksemburg hanedanının egemenliğine giren ülke, muhtelif çağlarda Hollandalılar, İspanyollar ve Almanlar tarafından işgal edilmiştir. 52 üyeli bir Meclis&#8217;i vardır. Başkent Lüksemburg, ortasındaki katedralle ünlüdür.Nüfusu 70. 000 i bulur. Lüksemburg bir ziraat ve endüstri ülkesidir.Patates, üzüm, yulaf, arpa yetiştirilen toprak gerçekten verimlidir. Endüstrinin ağırlı&amp;ı demir ve çeliğe dayanır. Dericilik,dokuma endüstrisi de büyük ölçüde gelişmiştir.Azınlık olarak 10. 000 İtalyan, 1000 Arap (özellikle Cezairli), 1000 (Alman Yahudisi),53.000 Fransız vardır.İtalyanlar ve Araplar, çeşitli endüstri kollarında işçi olarak çalışmaktadırlar.1000 Müslüman, 100C Yahudi, 4-5000 Protestan dışında kalanlar Katolik’tir.</p>
<p>Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. Atlantik Paktının üyesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ANDORA</strong></p>
<p>Gümrükçülerinin sıkılığıyla tanınan bu ülke geniş bir vadi içinde,452 km2 yüzölçümüne yayılmıştır. Tarihi 1278 yılına kadar uzanır. Nüfusu yaklaşık olarak 7000dir.</p>
<p>İspanya&#8217;nın Urgel Piskoposu tarafından kurulmuştur. Halk Katalan lehçesiyle konuşur. Politik yönden Fransız Hükümetinin koruyuculuğu altındaki Andora&#8217;nın 24üyelik bir Meclis&#8217;i vardır. Küçük radyo istasyonu daha ziyade Fransızca yayın yapar.Devletin gelirini bu radyonun kazancı, gümrük vergisi ve pullar teşkil eder.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;text=Dünyanın en küçük devletleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;t=Dünyanın en küçük devletleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=Dünyanın en küçük devletleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BCnyan%C4%B1n+en+k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+devletleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astronomi Tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 12:13:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2855</guid>
		<description><![CDATA[Eski çağların en büyük astronomları, İÖ 7. yüzyıldan sonra Babil ve Mısır astronomisinin bütün mirasına konan Eski Yunanlılar arasından yetişti. Bu bilginler &#8221; durağan &#8221; yıldızların (birbirlerine göre konumları değişmeyen yıldızların) doğuş ve batışlarını saptadıkları gibi, gökyüzünde &#8221; gezen &#8221; , yani durağan yıldızlara göre sürekli yer değiştiren beş tane de parlak gökcismi gözlemlediler. Eskiden [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2856" title="astronomi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/02/astronomi.jpg" alt="astronomi" width="288" height="216" /></p>
<p>Eski çağların en büyük astronomları, İÖ 7. yüzyıldan sonra Babil ve Mısır astronomisinin bütün mirasına konan Eski Yunanlılar arasından yetişti.<br />
Bu bilginler &#8221; durağan &#8221; yıldızların (birbirlerine göre konumları değişmeyen yıldızların) doğuş ve batışlarını saptadıkları gibi, gökyüzünde &#8221; gezen &#8221; , yani durağan yıldızlara göre sürekli yer değiştiren beş tane de parlak gökcismi gözlemlediler.</p>
<p>Eskiden Yunanca&#8217;dan türetilmiş planet sözcüğüyle anılan bu gezegenler aslında kendi ışığı olmayan, ama Güneş ışınlarını yansıttıkları için parlak görünen gökcisimleridir. Dünya&#8217;mız da Yunanlılar Güneş Sistemi&#8217;ndeki dokuz gezegenden yalnızca beşini biliyorlardı: Merkür, Venüs, Mars (Merih) , Jüpiter ve Satürn.<br />
<span id="more-2855"></span><br />
Eski Yunan&#8217;ın ilk büyük astronomi bilginlerinden Miletli Thales (İÖ yaklaşık 624-546) Ay ve Güneş tutulmalarının zamanını önceden saptamayı başarmış, ama tutulmaların nasıl gerçekleştiğini açıklayamamıştı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu bilgin Dünya&#8217;nın bir tepsi gibi düz olduğuna ve su üstünde yüzdüğüne inanıyordu. İÖ 6. yüzyılda yaşamış olan Sisamlı Pisagor, o çağdaki meslektaşlarının çoğu gibi hem astronom hem de ünlü bir matematikçiydi.</p>
<p>Pisagor&#8217;a göre Dünya yuvarlak, daha doğrusu küre biçimindeydi ve evrenin merkezinde hareketsizdi; Güneş, yıldızlar ve gezegenler de onun çevresinde dolanıyordu. İÖ 3. yüzyılda gene Sisam (Samos) Adası&#8217;nda yetişmiş olan Aristarkhos, Güneş&#8217;in Dünya&#8217;nın çevresinde değil, tam tersine Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in çevresinde döndüğünü söyleyen ilk astronomlardan biri oldu.</p>
<p>O zamanlar hiç kimsenin inanmadığı bu savıyla gerçeği yakalayan Aristarkhos, Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;e olan uzaklığını hesaplarken aynı başarıyı gösteremedi. Güneş&#8217;in Dünya&#8217;ya uzaklığını Ay ile Dünya arasındaki uzaklığın 20 katı olarak hesaplamıştı; oysa Güneş Dünya&#8217;mıza Ay&#8217;dan 400 kat daha uzaktadır.</p>
<p>Eski Yunan&#8217;ın en büyük astronomlarından biri İÖ 2. yüzyılda yaşamış olan Hipparkhos&#8217;tu. Trigonometri denen matematik dalını kuran bu bilgin, geliştirdiği trigonometri yöntemleriyle pek çok yıldızın konumunu belirledi. 850 kadar yıldızı kapsayan bir katalog hazırlayarak, bu yıldızları parlaklığına göre altı sınıfa ayırdı. Hipparkhos&#8217;un bu sınıflandırması bugünkü astronomların kullandıkları sistemin temelini oluşturur.</p>
<p>Parlaklığı birinci dereceden ya da &#8221; kadir &#8221; &#8216;den olan yıldızlar uzun süre gökyüzünün en parlak yıldızları sayıldı. Ama çağımızda bu değerler yeniden gözden geçirildiğinde, parlaklığı sıfırın altındaki eksi kadirlerle ölçülen birçok yıldız olduğu anlaşıldı. Çıplak gözle belli belirsiz görülebilen en sönük yıldızlar ise altıncı kadirdendir.</p>
<p>Eski Yunanlı astronomların son büyük temsilcisi olan Klaudios Ptolemaios ya da Arapça&#8217;dan dilimize geçen adıyla Batlamyus, İS 2. yüzyılda Mısır&#8217;daki İskenderiye kentinde yaşadı. Pisagor gibi o da Dünya&#8217;nın evrenin merkezinde hareketsiz durduğuna ve yıldızların Dünya&#8217;nın çevresinde dairesel yörüngeler çizerek döndüğüne inanıyordu.</p>
<p>Batlamyus&#8217;a göre, Güneş&#8217;in ve gezegenlerin Dünya&#8217;nın çevresinde dolanırken çizdikleri bu yörüngeler basit birer çember olamazdı; çünkü gezegenler arada bir yörüngeleri üzerinde geriye dönüyormuş gibi görünüyordu. Batlamyus bunu açıklamak için &#8221; ilmek &#8221; kavramını ortaya attı.</p>
<p>Bu karmaşık sisteme göre her gezegen, Dünya&#8217;yı merkez alan büyük bir çemberin çevresinde daha küçük çemberler çizerek dolanıyordu. Aynı zamanda küçük çemberlerin merkezleri büyük çemberin üstünde batıdan doğuya doğru kayarak ilerlediği için ilmek denen eğriler çiziyordu.</p>
<p>Batlamyus bu evren modelini &#8221; Matematik Derlemesi &#8221; adlı kitabında açıkladı.İS 2. ve 14. yüzyıllar arasında bu bilim yalnızca Arap astronomların katkılarıyla gelişti. Batlamyus&#8217;un çalışmalarını kendi incelemeleriyle geliştiren Araplar, bu ünlü astronomun kitabını el-Mecisti adıyla Arapça&#8217;ya çevirdiler.</p>
<p>Bu çeviri bütün dünyanın ilgisini çekti ve yapıt Almagest adıyla anılır oldu. Parlak yıldızların bugünkü adları da Araplardan kalmadır. Astronomideki Eski Yunan geleneğini ve bilgi birikimini 8. ve 15. yüzyıllar arasında İspanya&#8217;daki Mağribiler aracılığıyla Avrupa&#8217;ya taşıyan da gene Araplar oldu.</p>
<p>Çağdaş astronomi Polonyalı bilgin Mikolaj Kopernik (1473-1543) ile başladı. Dünya&#8217;nın hem Güneş&#8217;in çevresinde dolandığını, hem de 24 saatte bir kendi ekseni çevresinde döndüğünü saptayan Kopernik bu bulgularını &#8221; Gökyüzü Kürelerinin Dönmesi Üzerine &#8221; adlı ünlü kitabında açıkladı.</p>
<p>Kopernik yalnız Dünya&#8217;nın değil bütün gezegenlerin Güneş&#8217;in çevresinde dolandığını belirtti. Dairesel yörüngeler üzerindeki bu dolanımı Batlamyus&#8217;un ilmek modelinden daha iyi açıklamış, ama tam doğruya varamamıştı. Kopernik&#8217;in görüşleri uzun süre benimsenmedi ve insanların yaşadığı Dünya&#8217;yı bütün evrenin merkezi olarak gösteren Batlamyus modeli 17. yüzyılda bile egemenliğini sürdürdü.</p>
<p>Danimarkalı bir soylu ve çok titiz bir gözlemci olan Tycho, gezegenlerin hareketlerini kendisinden önceki bütün astronomlardan daha doğru olarak gözlemledi. Kepler de bu gözlemlerden yola çıkarak Güneş Sistemi için yeni bir model geliştirdi. Kepler&#8217;in modeli gezegenlerin hareketine ilişkin üç yasaya dayanıyordu.</p>
<p>Bilgin bunlardan ilk ikisini 1609&#8242;da, üçüncüsünü ise 1618&#8242;de açıkladı. Yörüngeler yasası denen 1. yasaya göre gezegenler Güneş&#8217;in çevresinde çember değil, hafifçe basık elips biçiminde yörüngeler çizerek dolanır; Güneş de bu elipsin odaklarından birinde yer alır. Alanlar yasası denen 2. yasaya göre bir gezegenin dönme hızı, yörünge üzerinde bulunduğu noktaya bağlı olarak değişir; gezegenlerin hareketi Güneş&#8217;e en yakın oldukları noktada (günberi noktası) en hızlı, en uzak oldukları noktada (günöte noktası) en yavaştır.</p>
<p>Dolanım süreleri yasası (3. yasa) ise, iki gezegenin dolanım sürelerinin karelerinin birbirine oranı ile bu gezegenlerin Güneş&#8217;e olan ortalama uzaklıklarının küplerinin birbirine oranının eşit olduğunu belirtir. Bu yasaya göre, gezegenlerden birinin Güneş&#8217;e olan ortalama uzaklığı ve dolanım süresi ile ikinci bir gezegenin dolanım süresi bilinirse, bu gezegenin Güneş&#8217;e olan ortalama uzaklığı hesaplanabilir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1969&#8242;da Ay&#8217;a ayak basan iki ABD&#8217;li astronotla insanoğlu ilk kez Dünya dışındaki bir gökcismine ulaşıp araştırma ve gözlem yapmayı başarmıştı.</p>
<p>1970&#8242;lerde de sürdürülen bu Ay yolculuklarında önemli bilimsel deneyler yapıldı ve Dünya&#8217;ya Ay taşlarından örnekler getirildi. 1980&#8242;lerin sonlarında ise Merkür&#8217;den Neptün&#8217;e kadar uzanan gezegenler insansız araştırma uydularıyla incelendi. Güneş Sistemi konusunda elde edinilen bugünkü bilgilerin çok büyük bir bölümünü bu uzay araçlarına borçluyuz.</p>
<p>Ama Güneş Sistemi&#8217;nin ötesindeki gökcisimlerini inceleyecek astronomların güvenebilecekleri tek aygıt, eskiden olduğu gibi gene teleskoptur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fastronomi-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/&amp;text=Astronomi Tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/&amp;t=Astronomi Tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/&amp;title=Astronomi Tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fastronomi-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Astronomi+Tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/astronomi-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amazonların ismi nereden geliyor</title>
		<link>http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 19:29:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2825</guid>
		<description><![CDATA[1539 yılında iyi donanmış,güçlü ve kalabalık bir İspanyol birliği, Ekvator&#8217;daki Kuito kasabasından yola çıkmıştı. Bu yolculuğun amacı ,daha doğuya doğru içerilere gitmek,orada ne gibi zenginlik kaynakları olduğunu öğrenmekti. Birliğin yiyeceği ve beraberinde taşıdığı gerekli bazı şeyler azalmaya başlayınca, Peru Fatihi&#8217;nin kardeşlerinden biri olan Gonzalo Pizarro,bir gurup askerin tekneyle geri dönmesini ve ikmal malzemesi getirmesini emretti. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2826" title="amazonlar" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/amazonlar.jpg" alt="amazonlar" width="296" height="197" /></p>
<p>1539 yılında iyi donanmış,güçlü ve kalabalık bir İspanyol birliği, Ekvator&#8217;daki Kuito kasabasından yola çıkmıştı. Bu yolculuğun amacı ,daha doğuya doğru içerilere gitmek,orada ne gibi zenginlik kaynakları olduğunu öğrenmekti.</p>
<p>Birliğin yiyeceği ve beraberinde taşıdığı gerekli bazı şeyler azalmaya başlayınca, Peru Fatihi&#8217;nin kardeşlerinden biri olan Gonzalo Pizarro,bir gurup askerin tekneyle geri dönmesini ve ikmal malzemesi getirmesini emretti.</p>
<p>Francisco de Orellana komutasındaki elli kişi asıl birlikten ayrıldı. Nehirde yol alırlarken, kuvvetli akıntı onları aksi yönde, daha doğu&#8217;ya doğru sürükledi.Bir kaç gün süren ve yararsız kalan yorucu çabalardan sonra, Orellana akıntıya uymalarını söyledi.<br />
<span id="more-2825"></span><br />
Akıntının tekneyi sürükleyeceği yere gitmeyi göze almışlardı. Zaten yapabilecekleri başka bir şey de yoktu. Gene de talihleri yaver gitti. Yiyecek bulabildikleri bir köye ulaştılar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Tekrar yola çıktıklarında,kuvvetli akıntı onları sıcak,buhar tüten, sık ormanların içine doğru sürükledi. Nehrin iki kenarı ormanın ağaçlarıyla çevrelenmişti. Sivrisinekler,başka haşarat,yorgunluk yetmiyormuş gibi, 200 den fazla yerlinin saldırısına uğradılar. Barutları nemlenmişti, ateş almıyordu.</p>
<p>Bunun için okla savaşmak zorunda kaldılar. Yerlilerden güç bela kurtulmuşlardı ki dar, iki ucu şimdiki gondollar gibi kalkık,çok ilkel yapıda kayıkların içinde, yaklaşan sarışın, uzun saçlı,geniş omuzlu,boyları çok uzun,çıplak denilecek kadar az giyimli kadınların saldırısıyla karşılaştılar.Mızraklarını ustalıkla savuran kadın savaşçılar, içlerinden bazılarının ölümüne sebep oldu.</p>
<p>Daha sonra, Orellana bu nehiri &#8220;Amazon&#8221; diye isimlendirdi. Bilindiği gibi, &#8220;Amazon&#8221; efsanemsi nitelikte bir kadın savaşçılar ırkına verilen isimdir. Güçlü, sağlıklı ve o ölçüde de güzel olan bu kadınlar, daha iyi yay çekip ok atabilmek için küçük yaştayken sağ göğüslerini dağlar,düzleştirirler.</p>
<p>Orellana ve beraberindeki adamları, 4000 mili (yaklaşık olarak 6500 kilometre) aşan bir yolculuktan geri dönebildikleri zaman , gerçekten zorlu, tehlikeli, unutulmaz dakikaların anılarını da beraberlerinde getirmişlerdi. Kolay değil ,Güney Amerika&#8217;nın en geniş bölümünü geçen ilk beyaz insanlar onlardı.</p>
<p>O gün bugündür, Francisco Orellana&#8217;nın verdiği &#8220;Amazon&#8221; ismi süregelmiştir. Bütün dünya, Güney Amerika&#8217;nın bu büyük nehrini aynı isimler anar ve söyler. Fakat Orellana ile adamlarına saldıran efsanevi &#8220;Amazonlar&#8221;, altın rengi uzun saçları çıplak omuzlarına dökülen kadın savaşçılar bir daha görülmemiş, belki de ait oldukları yere, efsanelerin dünyasına dönmüşlerdir.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Famazonlarin-ismi-nereden-geliyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/&amp;text=Amazonların ismi nereden geliyor&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/&amp;t=Amazonların ismi nereden geliyor">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/&amp;title=Amazonların ismi nereden geliyor&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Famazonlarin-ismi-nereden-geliyor%2F&name=buzlu.org&description=Amazonlar%C4%B1n+ismi+nereden+geliyor" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/amazonlarin-ismi-nereden-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul boğazının ölçüleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2009 14:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2828</guid>
		<description><![CDATA[Marmara denizi ile Karadenizi birleştiren İstanbul boğazının uzunluğu, yaklaşık olarak 29.900 metredir.Buna girinti ve çıkıntılar dahil değildir. Genişliği ise yer yer değişir. En dar yeri,Rumelihisarı ile Anadoluhisarı arasında olup, 698 metredir. Yapılan ölçmelerden,boğazın derinliğinin5 0 metre ile 120 metre arasında değiştiği görülmüştür. Tespit edilebilen en derin çukur Bebek camii ile Kandilli arasında olup, derinliği 120 [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2829" title="istanbul-bogazi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/istanbul-bogazi.jpg" alt="istanbul-bogazi" width="252" height="293" /></p>
<p>Marmara denizi ile Karadenizi birleştiren İstanbul boğazının uzunluğu, yaklaşık olarak 29.900 metredir.Buna girinti ve çıkıntılar dahil değildir. Genişliği ise yer yer değişir. En dar yeri,Rumelihisarı ile Anadoluhisarı arasında olup, 698 metredir.</p>
<p>Yapılan ölçmelerden,boğazın derinliğinin5 0 metre ile 120 metre arasında değiştiği görülmüştür. Tespit edilebilen en derin çukur Bebek camii ile Kandilli arasında olup, derinliği 120 metredir.<br />
<span id="more-2828"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İstanbul boğazında üst ve dip akıntı olmak üzere iki büyük akıntı vardır. Üst akıntı Karadenizin sularını Marmara&#8217;ya taşırken, alt akıntı da Marmara&#8217;nın sularını Karadenize sürükler.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fistanbul-bogazinin-olculeri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/&amp;text=İstanbul boğazının ölçüleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/&amp;t=İstanbul boğazının ölçüleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/&amp;title=İstanbul boğazının ölçüleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fistanbul-bogazinin-olculeri%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0stanbul+bo%C4%9Faz%C4%B1n%C4%B1n+%C3%B6l%C3%A7%C3%BCleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/istanbul-bogazinin-olculeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bülbülü öldürmek kitap özeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 09:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[bülbülü öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2778</guid>
		<description><![CDATA[1800’lü yıllarda İngiltere’den Güney Amerika’ya göç eden ve Alabama Eyaletine bağlı Maycomb adında bir kasabaya yerleşen Atticon kendinden 15 yaş küçük bir bayanla evlenir. Jem ve Jem’den 4 yaş küçük Scoud adında 2 çocukları olur .Scoud doğduktan 2 yıl sonra annesi ölür. Bu yüzden annesinin varlığı ya da yokluğu kendisini pek etkilemez. Buna karşılık Jem’i [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2779" title="bulbulu-oldurmek" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/bulbulu-oldurmek.jpg" alt="bulbulu-oldurmek" width="206" height="300" /></p>
<p>1800’lü yıllarda İngiltere’den Güney Amerika’ya göç eden ve Alabama Eyaletine bağlı Maycomb adında bir kasabaya yerleşen Atticon kendinden 15 yaş küçük bir bayanla evlenir.</p>
<p>Jem ve Jem’den 4 yaş küçük Scoud adında 2 çocukları olur .Scoud doğduktan 2 yıl sonra annesi ölür. Bu yüzden annesinin varlığı ya da yokluğu kendisini pek etkilemez. Buna karşılık Jem’i çok etkiler. Arada bir oyun sırasında Jem’in iç çekip kenara ayrılması annesine duyduğu özlemdendir.</p>
<p>Jem 13 yaşlarında Scoud ise 9 yaşlarındadır. Roman otobiyografik bir tarzda ve kahramanı olan Scoud’un ağzından yazıldığı için romanın genelinde çocukca bir bakış açısı hakimdir.<br />
<span id="more-2778"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yazar 1 nci bölümde; kendi ailesini nereden geldiklerini ve genel özelliklerini fazla teferruata inmeden tanıtır. Kasabayı, kasabadaki ilginç olan Radley ailesini tanıtır.</p>
<p>Boo adında Radley’lerin bir çocuklarının kayboluşu, Radley’lerin evden dışarı çıkmayışı ve evlerinin kapısının sürekli kapalı oluşu Radley’leri kasabalıların, özellikle de çocukların gözünde bir hayalete çevirir. Evlerini de bir kabushaneye çevirir.</p>
<p>2 nci bölümden itibaren kasabanın sosyal yaşayışı siyasal durumu işler.</p>
<p>4 ncü bölümde yazar kasabada yaşayan halkın gelenek görenekleriyle çeşitli ata sözlerini de katarak anlatır.(Asıl sahibi çıkmayınca mal bulanındır. gibi) Kızılderililer ile ilgili büyüler anlatır.<br />
Yazar yani kahraman olayda tek kahraman değildir. Olayda ön plana çıkanlar yazarın kendisi, kendisinden 4 yaş büyük olan kardeşi Jem, felsefi görüşlerini söylettiği babası Atticon ve çocukluk aşkı Dill’dir.</p>
<p>Amerika iç savaşından sonra (kuzey – güney) kasabada olan değişiklikler toplumsal yaşam, olup bitenler çıplak bir gözle işlenir. Kahraman, olayları çocukluğunda yaşadığı için her şeyi çocukça bir dünyada anlatır. Çocukların oyun dünyasını, zevklerini, merakını, çocuk psikolojisini, buluğ çağına giren çocukların göstermiş olduğu ruhsal değişiklikleri, yalnız kalma isteklerini olaya yayarak ve de derin tasvirlerle destekleyerek açıklamaktadır.</p>
<p>Yazar Maycomb kasabasındaki gelenek görenek, siyasal yapı, sosyal yapı, dinsel yapı ve benzeri bütün davranışları olaylarla anlatır. Örneğin kasabadaki dayanışma duygusunu şu şekilde bir cümleyle açıklar:</p>
<p>Yangın Bayan Maundlie’nin evini sessizce yiyip bitirirken sokak insan ve arabalarla dolmaktadır.” Yazar kasabadaki yaşantıyı özellikle zencilere karşı yapılan ayrımcılığı ve horlanmayı, babasının zencilerin avukatlığını yaparken kasabalı beyazlar tarafından pis zenci dostu biri olarak sıfatlandırılmasını aktarır. Kasabadaki zencilerin yaşadıkları mahalle ve kiliseleri ayrıdır.</p>
<p>Çocuk gözüyle olaya yaklaşan kahraman bunu pek yadırgamakta,ve neden böyle olduğunu babasına ve amcasına sorarak,bu sorularla cevabını bulmaya çalışmaktadır. Yine malik hanelerde çalışan kölelerin oluşu o yıllardaki güney Amerika’daki siyasal yapıyı göstermek için bariz bir örnektir.<br />
Yazar kendi fikirlerini, felsefi görüşünü romanın genelinde Attikon’a söyletmektedir. Buna örnek: Attikon bir gün Jem’e şöyle der; arka bahçedeki tenekeleri vurmanızı yeğlerim, ama kuşların peşine de düşeceğinizi biliyorum. İstediğiniz kadar karga vurun ama unutmayın ki bülbülü öldürmek günahtır. Bülbüller yalnızca müzik üretirler. Bizi eğlendirmek için bahçeleri yağmalamazlar, yalnızca şarkı söylerler hem de yüreklerini paralayana dek.</p>
<p>Yazar romanda özgürlüğü çeşitli sembollerle ifade eder. Kimi zaman yaşlı bir bayanın ölümünü özgürlüğe giden yol, kimi zaman zencilerin esaretten kurtuluşunu, kimi zamanda morfinman bir bayanın bu alışkanlıktan kurtulmak pahasına çektiği acıları anlatarak sembolleştirir.</p>
<p>Yazar cesareti:&#8221; Cesaretin eli tabancalı bir adam olduğunu sanmanı istemem. Mertlik baştan bitik olduğunu bilip de çabalamak, olacakları göğüsleyebilmektir. Binde bir kazanırsın ama kazandığında olur. Bayan Dobuse’de kazandı&#8221;. felsefi ve veciz sözlerle ifade etmektedir.</p>
<p>Yine 12 nci bölümde; Dil’e olan yakınlığını ve çocukluk aşkını anlatmaktadır. Bu aşk alışkanlık ve özlemden ibarettir. Aynı bölümde kasabada çalışan işçilerin yaptıkları grevleri, taşralıların yoksulluğunu olaylarla göstererek anlatır. Kasabadaki insanların çoğunun birbirine benzemesi dışardan evlenmenin olmayışına ya da çok nadir oluşuna bağlar.<br />
Romanın sonunda Radley’lerin kaybolan çocuğu ortaya çıkar. Fakat olayın akışına göre hiç ummadık bir yerden yeni bir kahraman romana müdahil olur.</p>
<p>Romanın sonlarında ilginç bir olayda Amerika’yla Almanya’nın mukayesesidir. Romana göre Amerika daha özgürlüklerle yaşayan baskıdan uzak bir ülkedir. Hukuk sistemi herkese eşittir ama fiili olarak zencilere ayrım yapılmaktadır. Almanya’da ise baskılar ve Yahudi’lere yapılan zulümler vardır. Hülasa şöyle diyebiliriz: Alabama Eyaletine bağlı Maycomb kasabasındaki hayatı, gelenek görenekleri, ekonomik durumu, siyasal yapıyı, dinsel yapıyı,1900’lü yılların başlarındaki durumu çocuk gözüyle ve çocukluk dünyasını da katarak anlatmaktadır.</p>
<p>Romanda kahramanlar: Romanın baş kahramanları Scoud, Jem, Atticon ve Dill’dir. Fakat olayın akışına göre her an yeni kahramanlar ortaya çıkmaktadır. Fazla aktif olmamakla beraber romanda geçen kişi sayısı 100’e yakındır.</p>
<p>Romanda zaman: 2 senelik bir zaman dilimidir. Olaylar bir yazın başlangıcından itibaren anlatılır, bir sonraki sonbahara kadar devam eder. Zamanda kronolojik sıra kullanılmakla beraber geriye dönüşlerde mevcuttur. Buda yazarın bazı durumlara açıklık getirme ihtiyacı hissetmesinden ve olayların geçmiş tarihlerde yaşanmasına bağlıdır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Romanda mekan:</strong> Yazar olayların geçtiği kasabayı romana yayarak geniş bir şekilde tanıtır. İç mekanlar yoğunlukla kullanılmış, dış mekanlara da büyük ölçüde yer verilmiştir. İç ve dış mekanlar arasında bir denge söz konusudur. Bahsedilen mekanlar yukarıda da anlatıldığı gibi Güney Amerika’daki Alabama Eyaletine bağlı Maycomb kasabasıdır. Mekan tanıtımında tasvirlere büyük ölçüde yer verilmiştir.</p>
<p>Yazar: Harper LEE
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbulbulu-oldurmek-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;text=Bülbülü öldürmek kitap özeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;t=Bülbülü öldürmek kitap özeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;title=Bülbülü öldürmek kitap özeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbulbulu-oldurmek-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=B%C3%BClb%C3%BCl%C3%BC+%C3%B6ld%C3%BCrmek+kitap+%C3%B6zeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İllerimizin yüzölçümleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 16:05:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[iller]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüzölçümleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2764</guid>
		<description><![CDATA[İllerin iki ayrı kamu kurumu tarafından verilmiş yüzölçümleri Plaka kodu İlin adı Alan (km²) HGK DİE (2004) 01 Adana 14.256 14.045,56 02 Adıyaman 7.572 7.606,16 03 Afyon 14.532 14.718,63 04 Ağrı 11.315 11.498,67 05 Amasya 5.731 5.703,78 06 Ankara 25.615 25.401,94 07 Antalya 20.599 20.790,56 08 Artvin 7.493 7.367,10 09 Aydın 7.922 7.904,43 10 Balıkesir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2765" title="illerimizin-yuzolcumleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/illerimizin-yuzolcumleri.jpg" alt="illerimizin-yuzolcumleri" width="332" height="175" /></p>
<p>İllerin iki ayrı kamu kurumu tarafından verilmiş yüzölçümleri Plaka kodu İlin adı Alan (km²)<br />
HGK DİE (2004)<br />
01 Adana 14.256 14.045,56<br />
02 Adıyaman 7.572 7.606,16<br />
03 Afyon 14.532 14.718,63<br />
04 Ağrı 11.315 11.498,67<br />
05 Amasya 5.731 5.703,78<br />
06 Ankara 25.615 25.401,94<br />
07 Antalya 20.599 20.790,56<br />
08 Artvin 7.493 7.367,10<span id="more-2764"></span><br />
09 Aydın 7.922 7.904,43<br />
10 Balıkesir 14.442 14.472,73<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
11 Bilecik 4.181 4.306,77<br />
12 Bingöl 8.402 8.253,51<br />
13 Bitlis 8.413 7.094,50<br />
14 Bolu 10.716 8.323,39<br />
15 Burdur 7.238 7.134,95<br />
16 Bursa 11.087 10.886,38<br />
17 Çanakkale 9.887 9.950,43<br />
18 Çankırı 8.411 7.491,89<br />
19 Çorum 12.833 12.796,21<br />
20 Denizli 11.716 11.804,19<br />
21 Diyarbakır 15.162 15.204,00<br />
22 Edirne 6.241 6.097,91<br />
23 Elazığ 9.181 9.281,45<br />
24 Erzincan 11.974 11.727,55<br />
25 Erzurum 24.741 25.330,90<br />
26 Eskişehir 13.904 13.902,03<br />
27 Gaziantep 7.194 6.844,84<br />
28 Giresun 7.151 6.831,58<br />
29 Gümüşhane 6.125 6.437,01<br />
30 Hakkari 7.729 7.178,88<br />
31 Hatay 5.678 5.831,36<br />
32 Isparta 8.733 8.871,08<br />
33 Mersin (İçel) 15.737 15.512,25<br />
34 İstanbul 5.170 5.315,33<br />
35 İzmir 11.811 12.015,61<br />
36 Kars 9.594 10.139,09<br />
37 Kastamonu 13.473 13.157,98<br />
38 Kayseri 17.116 17.109,33<br />
39 Kırklareli 6.056 6.299,78<br />
40 Kırşehir 6.434 6.530,32<br />
41 Kocaeli 3.635 3.625,29<br />
42 Konya 40.824 40.813,52<br />
43 Kütahya 12.119 12.013,57<br />
44 Malatya 12.235 12.102,70<br />
45 Manisa 13.120 13.228,50<br />
46 Kahramanmaraş 14.213 14.456,74<br />
47 Mardin 9.097 8.806,04<br />
48 Muğla 12.716 12.949,21<br />
49 Muş 8.023 8.067,16<br />
50 Nevşehir 5.438 5.391,64<br />
51 Niğde 7.318 7.365,29<br />
52 Ordu 5.894 5.952,49<br />
53 Rize 3.792 3.921,98<br />
54 Sakarya 4.895 4.880,19<br />
55 Samsun 9.474 9.364,10<br />
56 Siirt 5.465 5.473,29<br />
57 Sinop 5.858 5.816,55<br />
58 Sivas 28.129 28.567,34<br />
59 Tekirdağ 6.345 6.342,30<br />
60 Tokat 9.912 10.072,62<br />
61 Trabzon 4.495 4.664,04<br />
62 Tunceli 7.406 7.685,66<br />
63 Şanlı Urfa 19.091 19.336,21<br />
64 Uşak 5.174 5.363,09<br />
65 Van 20.927 22.983,06<br />
66 Yozgat 14.083 14.074,09<br />
67 Zonguldak 3.470 3.309,86<br />
68 Aksaray 8.051 7.965,51<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
69 Bayburt 4.043 3.739,08<br />
70 Karaman 8.816 8.868,90<br />
71 Kırıkkale 4.589 4.569,76<br />
72 Batman 4.671 4.659,21<br />
73 Şırnak 7.296 7.151,57<br />
74 Bartın 1.960 2.080,36<br />
75 Ardahan 5.495 4.967,63<br />
76 Iğdır 3.584 3.587,81<br />
77 Yalova 403 850,46<br />
78 Karabük 2.864 4.108,80<br />
79 Kilis 1.239 1.427,76<br />
80 Osmaniye 3.189 3.195,99<br />
81 Düzce &#8212;- 2.592,95<br />
Toplam Türkiye 780.917 783.562.38
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fillerimizin-yuzolcumleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;text=İllerimizin yüzölçümleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;t=İllerimizin yüzölçümleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;title=İllerimizin yüzölçümleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fillerimizin-yuzolcumleri%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0llerimizin+y%C3%BCz%C3%B6l%C3%A7%C3%BCmleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaz Yasaları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 09:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[gaz yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2744</guid>
		<description><![CDATA[Boyle Kanunu: İngiliz bilgini R. Boyle sabit sıcaklıktaki bir gazın hacimini, değişik basınçlarda ölçmüştür. Sabit sıcaklıta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir. P*V=K P1*V1=P2*V2=……..=K Alıştırmalar: Bir gazın hacmi, 20 C de ve 1 atm. Bsınç altında 10 lt. olsun aynı sıcaklıkta ve 2 atm. basınç altında ölçü yapılsaydı bu gazın hacmi ne olurdu? Çözüm: [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2745" title="gaz-yasalari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/gaz-yasalari.jpg" alt="gaz-yasalari" width="174" height="57" /></p>
<p><strong>Boyle Kanunu:</strong></p>
<p>İngiliz bilgini R. Boyle sabit sıcaklıktaki bir gazın hacimini, değişik basınçlarda ölçmüştür.<br />
Sabit sıcaklıta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir.</p>
<p>P*V=K<br />
P1*V1=P2*V2=……..=K<br />
<strong>Alıştırmalar:</strong><br />
Bir gazın hacmi, 20 C de ve 1 atm. Bsınç altında 10 lt. olsun aynı sıcaklıkta ve 2 atm. basınç altında ölçü yapılsaydı bu gazın hacmi ne olurdu?</p>
<p><strong>Çözüm:</strong><br />
Madem ki basınç iki kat artmıştır, boyle kanununa göre hacim de yarıya inmelidir.<br />
P1*V1=P2*V2 bağıntısına göre<br />
P1= 1atm. P2= 2 atm.<br />
V1= 10 litre V2= ?<br />
V2=V1 P1/P2= 10 lt. 1atm/2atm=5litre<br />
<span id="more-2744"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Gay – Lussac ve Charles Kanunları</strong></p>
<p>Boyle yaptığı denemelerde sıcaklığı sabit tutup basınçla hacim arasındaki değişmeleri incelemişti. Şimdi de sabit basınç altında sıcaklığı değiştirdiğimiz zaman hacimde nasıl bir değişiklik olur, onu inceleyelim. Bu denemeyi ilk defa Fransız bilgini Charles yapmış ve sabit basınçta, bir gazın hacminin sıcaklığın 0 C tan 1 C a yükselmesiyle , 0 C taki hacminin 1/273 ü kadar arttığını görmüştür. Gazın sıfır derecedeki hacmini Vt ve t derecedeki hacmini Vi ile gösterirsek<br />
Vt=V0 + V0 1/273 t</p>
<p>Katı ve sıvılarda ise ve genleşme katsayıları aynı değildir ve maddenin cinsine bağlıdır.</p>
<p>Cahrles kanununu şu şekilde tanımlayabiliriz :</p>
<p>Sabit basınçta bir gazın hacmi mutlak sıcaklıkla dopru orantılıdır veya matematik olarak ;<br />
V= KT<br />
(Burada V hacmi ,T mutlak değeri, K da bir sabiti göstermektedir.)</p>
<p>V1/V2=T1/T2</p>
<p>Bu bağıntı ilk defa yine bir Fransız bilgini olan Gay-Lussac tarafından bulunmuştur ve Gay-Lussac kanunu olarak anılmıştır.</p>
<p><strong>Alıştırma:</strong></p>
<p>Bir gaz 27 C de ve bir atm. 600 ml. Gelmektedir.bu gazın 0 C de ve 1 atm. de hacmi ne olur. ?</p>
<p>Çözüm:</p>
<p>Gazın sıcaklığı düştüğü göre , hacmi de mutlak sıcaklıkta orantılı olarak azalacaktır. Önce sıcaklıkları mutlak sıcaklık cinsinden yazalım.</p>
<p>T1= 27+273=300 K<br />
T2= 0+273 =273 K<br />
V1/V2=T1/T2 =&gt; 600/V2=300/273 buradan<br />
V2=546 bulunur;</p>
<p>Beklendiği gibi, genel gaz denkleminde sıcaklığı sabit tutarsak Boyle, basıncı sabit tutarsak Charles , hacmi sabit tutarsak Gay-Lusssac kanunlarını elde ederiz.<br />
Boyle kanunu gazların hacimlerinin basınçla büyük ölçüde değiştirilebileceğini belirtmektedir. Katı ve sıvılarda ise hacmin basınçla değişmesi önemsemeyecek kadar küçüktür.<br />
Charles kanunu, bütün gazların genleşme katsayılarını birbirinin aynı olması özelliği ile ilgilidir. Katı ve sıvılarda ise sıvılarda ise genleşme katsayısı hem çok küçük hemde her madde için aynı değildir.<br />
Gay Lussac kanunu hacmi sabit tutulan bir gazın sıcaklığı arttırıldığında basıncınında artacağını belirtmektedir.gazların genleşme katsayısı ile basınçlarının artma katsayısı birbirinin aynı ve 0 C deki hacim ve basınç değerinin 1/273 dür.</p>
<p>Gazlara ait bir önemli gözlemde birbiri içine büyük bir hızla yayılabilmeleridir.</p>
<p><strong>Gazların bu özellikleri nasıl açıklanabilir?</strong></p>
<p>Sıkıştırılabilmeleri özelliği bizi, gaz molekülleri arasındaki boşluğun moleküllerin kendi hacimlerinden çok daha büyük olduğu varsayımına götürmektedir.katı ve sıvılar basınçla çok az sıkıştırılabildiğine göre moleküller arasındaki boşluklar çok azdır. Dikkat edecek olursak bu varsayımla moleküllerin kendilerinin sıkıştırılamıyacağını kabul etmiş oluyoruz.<br />
Gazlar ayrıca sıvı ve katıların aksine konuldukları kapların her tarfına yayılırlar. Gaz molekülleri arasında büyük boşluklar olduğuna ve her tarafa doğru yayıldıklarına göre boşlukta asılı olarak nsıl kalabilirler. Bu güçlüğü gaz moleküllerinin devamlı olarak hareket halinde olduklarını kabul etmekle giderebiliriz.</p>
<p>Gazların kineitk teorisi gazların davranışlarını açıklayabilmek için kurulmuş böyle bir modeldir. Bu teoremlerin önemli varsayımları şunlardır.</p>
<p>1) Gaz molekülleri arasındaki boşluklar okadar büyüktür ki moleküllerin kendi hacimleri, bu boşluklar yanında önemsenmeyebilir.<br />
2) Gaz molekülleri birbirine etki etmeyen, aralarında hiç bir çekme kuvveti olmayan bağımsız parçacıklardır.<br />
3) Moleküller her yönde çok hızlı doğrusal hareket yaparlar.<br />
4) Hareket halindeki moleküller birbirlerine ve içinde bulundaki kabın çeperlerine çarparlar. Bu çarpışmalar tam esnek çarpışmalardır.<br />
5) Gaz moleküllerinin belirli bir andaki hızları birbirinin aynı değildir ve bir molekülün değişik anlardaki hızlarıda birbirinden farklıdır.<br />
6) Hızları farklı olmasının sonucu olarak moleküllerin kinetik enerjileri de farklıdır.<br />
7) Moleküllerin ortalam kinetik enerjileri mutlak enrjileri mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.</p>
<p>Kinetik teoriye uyan gazlara ideal gaz denir. Gerçekte hiçbir gaz tam anlamıyla ideal değildir.</p>
<p><strong>Gaz Basıncı :</strong></p>
<p>Basınç birim yüzeye etki edenkuvvet eden kuvvet olduğuna göre bir gazın basıncı, moleküllerin bulunduğu kabın çeperlerine çarpmalarından ileri gelir. Gazın moleüllerinin her yöndeki ortalama hızı aynı olduğuna göre gazın basıncı da kabın her noktasında aynı olcacaktır.<br />
<strong>Boyle Kanunu:</strong></p>
<p>Bir gazın hacmini, sıcaklığını değiştirmeden yarıya indirelim. Böylece gaz moleküllerinin sayısında bir değişiklik olmaz ancak birim hacimdeki gaz moleküllerinin sayısı iki misli olur. Bu nedenle moleküller arasındaki uzaklık ve dolayısıyla aynı molekülün çeperdeki herhangi bir noktaya ikinci gitmesi gereken yol yarıya iner. Sıcaklık aynı kaldığından molküllerin ortalam hızı değişmediğine göre, çepere yapılan çarpma sayısı ve dolayısıyla basınç iki misli artar.</p>
<p><strong>Charles ve Gay-Lussac Kanunları :</strong></p>
<p>Kinetik teoriye göre moleküllerin kinetik enerjisi mutlak sıcaklıkla doğru orantılı olarak değişmektedir. Bir gazın sıcaklığı arttığında moleküllerin hızı artar. Hızın artmasıyla, moleküllerin hızı artmasıyla , moleküllerin çepere çarpma sayısı ve her çarpmanın itme gücü artacağından gazın basıncı artar. Eğer dış basınç sabit ise iç basıncın artması nedeniyle hacim artar.</p>
<p><strong>Van Der Waals Denklemi :</strong></p>
<p>Genel gaz denklemi hacim, basınç ve sıcaklık gibi değişkenler arasında ilişki kuran ve bu değişikliklerle ilgili kanunları özetleyen bir denklem olduğuna göre yalnız ideal gazlar için geçerlidir.</p>
<p>PV = nRT olduğuna göre 1 mol gaz için</p>
<p>PV/RT= 1 olur.</p>
<p><strong>Gay-Lussac Hacim Oranları Kanunu</strong></p>
<p>Gay-Lussac 1808 yılında, birbiriyle gaz halinde reaksiyona girerek yine gaz halinde bileşikler veren reaksiyonları ve buradaki hacim değişikliklerini incelemiştir.bu çalışmalr sonunda görülmüştür ki;<br />
Aynı sıcaklıkve basınç şartlarında bir kimyasal reaksiyona giren ve reaksiyonda meydana gelen gazların hacimleri arasında basit bir oran vardır. Buna Gay-Lussac hacim oranlarrı kanunu denir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Avogadro Hipotezi</strong></p>
<p>Aynı basınç ve sıcaklıkta bütün gazların eşit hacimlerinde eşit sayıda molekül vardır.<br />
Eşit sıcaklık ve basınç şartlarında bütün gazların eşit hacimlerinde aynı sayıda molekül bulunacağına göre sıcaklık, basınç ve hacim hacim değerleri belirtildiğinde molekül sayısının da belirli olması gerekir.standart şartlarda (0 C ve 760 mm Hg basıncı altında) herhangi bir gazın 1 molünün hacmi 22,4 litre<br />
Gelir ve 1 mol gazda 6,02 x 10 (üzeri)23 molekül bulunur. Bu sayıyada avogadro sayısı denir.</p>
<p><strong>Gazların difüzyonu : Graham Kanunu</strong></p>
<p>Gazlar birbiriyle her oranda karışabilirler. Odanın bir köşesine serpilen kolonyanın kokusunu diğer köşesinde duyabiliriz. Bu ancak kolanya buharlarının havanın içinde ilerliye bilmesi ile mümkündür. Bu olaya gazların difuzyonu denir.</p>
<p>Graham kanununun kinetik teoriye göre açıklanması :</p>
<p>Birbirine karışan gazların sıcaklıkları aynı olacağına göre ortalama kinetik enerjileri birbirine eşittir.</p>
<p><strong>ÖZET</strong></p>
<p><strong>Boyle Kanunu :<br />
</strong><br />
Sabit sıcaklıkta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir.</p>
<p>PV=K</p>
<p><strong>Charles Kanunu:</strong></p>
<p>Sabit basınçta bir gazın hacmi mutlak sıcaklıkta doğru orantılıdır.<br />
V=KT</p>
<p><strong>Gay-Lussac Kanunu:</strong></p>
<p>Hacmi sabit olan bir gazın basıncı mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.<br />
P=KT</p>
<p><strong>Genel gaz denklemi:</strong></p>
<p>Bu denklem, hacim, basınç, sıcaklık ve gaz miktarı arasında veya Boyle, Charles ve Gay-Lussac kanunları ve avogadro hipotezi arasında bağıntı kuran genel bir denklemdir.</p>
<p>PV= n RT</p>
<p><strong>Daltonun kısmi basınç kanunu:</strong></p>
<p>Bir gaz karışımının toplam basınc, karışımı meydana getiren gazların kısmi basınçlarının toplamına eşittir.</p>
<p>Pt= P1+P2+P3+….+Pn</p>
<p><strong>Gazların kinetik teorisi:</strong></p>
<p><strong>Bu teoriye göre, gazlar aşağıdaki şekilde davranırlar;</strong></p>
<p>1) Gaz molekülleri arasındaki boşluklar o kadar büyüktür ki moleküllerin hacimleri hacimleri, bu boşluklar yanında önemsenmeyebilinir.<br />
2) Gaz molekülleri birbirine etki etmeyen aralarında hiçbir çekme kuvveti olmayan bağımsız parçacıklardır.<br />
3) Moleküller her yönde çok hızlı doğrusal hareket yaparlar.<br />
4) Hareket halindeki moleküller birbirine ve içinde bulundukları kabın çeperlerine çarparlar. Bu çarpışmalar tam esnek çarpışmalardır.<br />
5) Gaz moleküllerinin belirli bir andaki hızları birbirinin aynı değildir ve bir molekülün değişik anlardaki hızlarıda farklıdır.<br />
6) Hızlarının farklı olmasının sonucu olarak moleküllerinkinetik enerjileri de biribirinden farklıdır.<br />
7) Moleküllerin ortalama kinetik enerjileri mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.</p>
<p><strong>Van Der Waals Denklemi :</strong></p>
<p>Bu denlem genel gaz denkleminin gerçek gazlar için kullanılabilmesini sağlamak amacı ile düşünülmüştür.</p>
<p><strong>Gay-Lussac Kanunu:</strong></p>
<p>Aynı sıcaklık ve basınç şartlarında bir kimyasal reaksiyona giren ve reaksiyonda meydana gelen gazların hacimleri arasında basit bir oran vardır.</p>
<p><strong>Avogadro Hipotezi :</strong></p>
<p>Aynı basınç ve sıcaklıkta bütün gazların eşit hacimlerinde aynı sayıda molekül vardır. Standart şartlarda (0 C ve 760 mm Hg basıncı altında ) herhangi bir gazın hacmi 22,4 litredir. Bir mol gazda 6,02 x 10 (üzeri) 23 molekül bulunur. Bu sayıya avogadro sayısı denir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgaz-yasalari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/&amp;text=Gaz Yasaları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/&amp;t=Gaz Yasaları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/&amp;title=Gaz Yasaları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgaz-yasalari%2F&name=buzlu.org&description=Gaz+Yasalar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gaz-yasalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

