
Bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.
Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 000 yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiÅŸtirilmiÅŸ, buradan da OrtadoÄŸu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetiÅŸen yabani havuçtur.
İlk havuçların renklen turuncu deÄŸildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600′lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliÅŸtirilmiÅŸlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.
Çok besleyicidir. ÇiÄŸ veya piÅŸmiÅŸ olarak yenilebilir. İçinde yüzde 9 karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi san ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiÄŸinde vücudumuz karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220′sini karşılar. Devamını Oku »
Etiketler: beslenme, havuç, ilginç bilgiler, merak ettikleriniz, nasıl, ne olur, Neden, niçin, Sağlık, yanlız havuç, yararları, yeme, zararları

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.
Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.
Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.
Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.
Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama Özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.
Bu ÅŸekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediÄŸi derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir baÅŸka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliÄŸe tekrar indirmektir. Devamını Oku »
Etiketler: önlemleri, Dalgıçlık, dalma sporu, deniz, ilk, nasıl, nasıl yapılır, ne yapmalı, Neden, niçin, Okyanuslar, su altı sporu, vurgun yemek

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.
Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.
Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediÄŸini hayretle görmüştü. Bu iÅŸin üzerine giderek 1840′h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme iÅŸletmesini açmıştı.
BaÅŸlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.
Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.
Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiÄŸinizde, beraberinde baÅŸ aÄŸrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiÄŸinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır. Devamını Oku »
Etiketler: giysi, Kültür-Sanat, kimyasal madde, kuru temizleme, merak ettikleriniz, nasıl, nasıl temizler, ne kullanır, Neden, niçin, yıkama

Maya mitolijisinde, dört anayönde belirlenmiş noktalarda durarak çokkatlı gökyüzünü kollarıyla yukarıda tuttuklarına inanılan dört tanrı. Birbirlerinin erkek kardeşi sayılan Bakablar, tek bir tanrının dört ayrı görünümü de olabilir.
Dört erkek kardeÅŸin, Mayaların en büyük tanrısı İtzamna ile Dokuma, Hekimlik ve DoÄŸum Tanrıçası İksçel’in ( Ixchel ) çocukları oldukları sanılır. Her Bakab’ın, dört yıllık takvim döngüsünün bir yılını yönettiÄŸine inanılırdı. Mayalar, Muluk yıllarının en verimli yıllar olmasını beklerlerdi; çünkü bu yılları, Bakab tanrılarının en büyüğü yönetirdi. Devamını Oku »
Etiketler: anlamları, bakablar, eski uygarlıklar, inançlar, kayıp, kimdir, Maya mitolijisi, mayalar, Medeniyetler, nasıl, Neden, niçin, yapıtları

Ziggurat, Mezapotamya’ya özgü bir terimdir. Tanrıdağı anlamındadır. İlkçaÄŸ’da Sümerler, Keldanlılar, Babiller ve Asurlular tarafından yapılan, tabandan baÅŸlayarak tepeye doÄŸru kat kat yükselen, giderek küçülen teraslardan oluÅŸan, zirvesinde bir tapınak bulunan ve yanlarında bir merdiven sistemi yer alan kademeli bir kuledir. Üzeri açık ve dört köşelidirler.
Bu yapılar tarihi metinlerde Ziggurat, Zigura ve Ziggurak gibi çeÅŸitli yazılışlarla görülür. Zigguratların ilk olarak Sümerlerce inÅŸa edildiÄŸi düşünesi yaygındır. Mezopotamya halklarının en önemli faliyetleri, tapınakları Tanrı’ya ithaf etmeleridir.
Sadece antropolojik deÄŸil, edebi içerikli kalıntılara dayanarak da Sümerler’den önce baÅŸlamak kaydıyla Mezapotamya düşünce tarzına aydınlık getiren tez ÅŸudur: Politik açıdan Sümerler’de ÅŸehir devleti sözkonusu idi ve her merkezin bir tanrısı olduÄŸu gibi her tanrının da yeryüzünde kendini temsil eden bir hükümdarı vardı. Devamını Oku »
Etiketler: çeşit, dağlar, eski zaman, hükümdar, ibadet, kavim, medeniyet, Mezapotamya, nasıl, Neden, niçin, orta asya, tapınak, Ziggurat

Dreyfus Davası; 1894 yılında Yüzbaşı Alfred Dreyfus’un casuslukla itham edilerek Fransa’da yargılandığı davanın adıdır.
Dava sırasında ünlü romancı Emile Zola ‘nın “İtham ediyorum” baÅŸlığı ile yaptığı savunma sonucu Fransa kamuoyunda büyük tepki meydana gelmiÅŸ, halk sokaklarda yer yer gösterilerde bulunmuÅŸtur.
Fransa’daki bu “halk galeyanı” ve Zola’nın savunması diÄŸer bazı ülkelerde de zaman zaman etkili olmuÅŸtur. Devamını Oku »
Etiketler: Alfred Dreyfus, casusluk, Dreyfus Davas, emile zola, Fransa, gizli servis, nasıl, Neden, niçin, tarih
|
Son Yorumlayanlar