<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Neden,Niçin,Nasıl</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hellim peyiri ve tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 May 2011 19:01:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hellim peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[ismi nereden gelir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[peynir çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5200</guid>
		<description><![CDATA[Hellim, Kıbrıs kökenli, sık dokulu, sarımsı beyaz renkte taze bir peynirdir. Genelde ızgarada ya da yağsız tavada kızartıldıktan sonra yenir. Hellimin içinde başta keçi sütü olmak üzere süt, tuz ve bazen de nane bulunur. İçerisindeki süt, keçi, koyun veya inek sütüdür. Bunların içinde keçi ve koyun sütlerinden yapılanları daha dayanıklı ve lezzetlidir, bunlar bir yıl [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Hellim-peyniri.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5201" title="Hellim peyniri" src="http://www.buzlu.org/images/2011/05/Hellim-peyniri.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a></p>
<p>Hellim, Kıbrıs kökenli, sık dokulu, sarımsı beyaz renkte taze bir peynirdir. Genelde ızgarada ya da yağsız tavada kızartıldıktan sonra yenir.<br />
Hellimin içinde başta keçi sütü olmak üzere süt, tuz ve bazen de nane bulunur. İçerisindeki süt, keçi, koyun veya inek sütüdür. Bunların içinde keçi ve koyun sütlerinden yapılanları daha dayanıklı ve lezzetlidir, bunlar bir yıl kadar dayanabilir. İnek sütünden yapılan hellim ise birkaç ay içinde bozulur ve daha az lezzetlidir. Bazen, bu üç farklı hayvanın sütü karışıtırılarak hellim yapımında kullanılır.<br />
Hellim, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs&#8217;ın önemli bir ihraç kalemidir.<span id="more-5200"></span></p>
<p><strong>Kullanım alanları </strong></p>
<p>Hellim, makarnanın üzerine lezzet vermesi için serpiştirilir.</p>
<p><strong>Tarihçe </strong></p>
<p>Hellim, Kıbrıs&#8217;ta yüzlerce yıldır üretilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yayılması 20. yüzyılda gerçekleşmiştir.</p>
<p>Hellim, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs&#8217;ın önemli bir ihraç kalemidir. Kıbrıs Cumhuriyeti&#8217;ndeki hellim üretimi son yıllarda büyük artış göstermiştir. Ülkenin ihraç ettiği tarımsal ürünler arasında %27&#8242;lik bir pay tutan hellim, ülkenin en çok ihraç ettiği tarımsal üründür.</p>
<p>Orta Doğu&#8217;da ve Kıbrıs kökenli insanların yaşadığı her yerde popüler bir peynir türüdür.Günümüzde Orta Doğu&#8217;da pek çok ülke hellim üretmektedir.1999 yılında ABD&#8217;de, 2000&#8242;de Yunanistan&#8217;da ve 2002&#8242;de ise Avrupa Birliği&#8217;nde ticari marka olarak bazı firmalara tescillenmiştir.</p>
<p>Hellim, aynı zamanda Alman Gazi firması tarafından da üretilmektedir.Bunun dışında, sanayi ürünü olan hellimler, Almanya da Türkler ve Araplara ait olan bakklaiyelerde ve bazı süpermarketlerde mevcuttur.</p>
<p>Kıbrıs Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, 2007 yılında, hellimi &#8220;Halloumi&#8221; adı altında tescilletmek için Avrupa Birliği&#8217;ne başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru, 2010 yılının Temmuz ayında reddedilmiştir. 7 Temmuz 2010&#8242;da ise, Türk Patent Enstitüsü tarafından Kuzey Kıbrıs&#8217;a tescillenmiştir.</p>
<p>2008&#8242;den beridir her yıl, Geçitkale Belediyesi tarafından &#8220;Geçitkale Hellim Festivali&#8221; düzenlenmektedir. Bu festivalde &#8220;En Lezzetli Taze Hellim Yarışması&#8221; ve &#8220;Hellim Güzellik Yarışması&#8221; gibi etkinlikler düzenlenmektedir.</p>
<p>Hellim içerdiği yüksek miktardaki kalsiyum ve proteinle, bu mineraller bakımından zengindir. Yine de, içeriğindeki yüksek miktardaki yağ ve 100 gram başına 90 ila 100 miligramlık kolestrolla, bunlara bağlı hastalıkları olanları dikkatli olarak tüketmesi gereklidir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhellim-peyiri-ve-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/&amp;text=Hellim peyiri ve tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/&amp;t=Hellim peyiri ve tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/&amp;title=Hellim peyiri ve tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhellim-peyiri-ve-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Hellim+peyiri+ve+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hellim-peyiri-ve-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç bir hikayesi olan Stockholm sendromu nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 16:48:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[banka soygunu]]></category>
		<category><![CDATA[baskın]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Erik Olsson]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl ortaya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[rehin alınma]]></category>
		<category><![CDATA[Stockholm sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[terim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5177</guid>
		<description><![CDATA[Önce Stockholm sendromunun anlamını açıklayalım; rehin alınan kişilerin kendi bulundukları tehlikeli durumu görmezden gelerek kimi zaman rehin alan kişi ya da kişilere bağlılık sergiledikleri bir psikolojik tepkidir. Rehin alma durumuna benzer bir baskı yaratan kaçırılma, tecavüze uğrama, savaşta bulunma, toplama kamplarından kurtulma, yakınları tarafından ev hapsine maruz bırakılma ve hatta kadın ve çocukların aile için [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/Stockholm-sendromu.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5178" title="Stockholm sendromu" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/Stockholm-sendromu.jpg" alt="" width="416" height="259" /></a></p>
<p>Önce Stockholm sendromunun anlamını açıklayalım; rehin alınan kişilerin kendi bulundukları tehlikeli durumu görmezden gelerek kimi zaman rehin alan kişi ya da kişilere bağlılık sergiledikleri bir psikolojik tepkidir.</p>
<p>Rehin alma durumuna benzer bir baskı yaratan kaçırılma, tecavüze uğrama, savaşta bulunma, toplama kamplarından kurtulma, yakınları tarafından ev hapsine maruz bırakılma ve hatta kadın ve çocukların aile için şiddete maruz kalması gibi kişisel vakalarda da Stockholm Sendromu terimi kullanılabilmektedir.</p>
<p><strong>Gelelim Nasıl ortaya çıktığına;</strong></p>
<p>Olay 23 Ağustos 1973 günü Jan Erik Olsson’un Stockholm’un Normalmstorg semtinde bir banka şubesine girmesiyle başladı. Saat 10:03’te banka şubesine giren soyguncu, silahını çekip elindeki patlayıcıları da havaya kaldırarak “Hepiniz yere yatın parti başlıyor” diye bağırdı ve tavana da birkaç el ateş etti. Müşterilerin ve bu arada bazı memurların dışarıya kaçmasına göz yuman sıyguncu üç banka memuresini esir aldı.</p>
<p>Polis, banka şubesine üç dakika sonra ulaştı ve içeriye giren ilk polis, soyguncunun ateşiyle yaralandı. Polis, soyguncuyla bir saat sonra iletişim kurdu. Jan Erik Olsson, yarısı İsveç Kronu, yarısı da döviz olmak üzere 3 milyon kron tutarında para ile, kapının önüne bir sürat arabası getirilmesini talep etti. Soyguncu bu şartlarının yanı sıra, cezaevindeki arkadaşı Clark Olofsson’un da bankaya getirilmesini istedi. Paraları teslim aldıktan sonra rehineleri yanına alarak, kapı önüne getirileck sürat arabasıyla banka şubesinden ayrılacaklarını söyledi.<span id="more-5177"></span></p>
<p>Polis öğleden sonra, soyguncunun cezaevindeki arkadaşını bankaya getirdi. İçerisiyle bağlantı, cezaevinden getirilen Clark Olofsson aracılığıyla yürütülmeye başlandı. Akşam ise, kapının önüne bir Mustang park edildi. Talep edilen 1,5 milyon İsveç kronu da soygunculara teslim edildi. Soyguncular da rehinelerden ikisini bırakmayı önerdiler. Ama polis kuşatmayı kaldırmadı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>BAŞBAKAN OLOF PALME’YE TELEFON</strong></p>
<p>Soyguncular ve rehineler geceyi bankada geçirdi. Ertesi günü polis rehinelerle konuşmak istedi. Jan Erik Olsson, rehineleri teker teker gösterdi. Cezaevinden gelen soyguncu öğleden sonra polisle temasa geçerek, arkadaşının bankayı havaya uçurmak istediğini bildirdi. Gece içerden patlama sesi duyuldu. Kasaların patlayıcılarla açıldığı öğrenildi. Jan Erik Olsson, gece Başbakan Olof Palme’yi telefonla arayarak, olay yerinden serbestçe kaçabilmeleri için polis kuşatmasının kaldırılması yolunda polise emir vermesini istedi. Rehine kadın memurlardan biri de Palme ile konuşarak, soyguncunun talebinin yerine getirilmesi için yalvardı.</p>
<p>Palme de kadına bu konuda yardımcı olmayacağını, soyguncu kabul ederse, rehineleri serbest bırakması karşılığında kendisini rehin olarak teslim edebileceğini söyledi. Olof Palme’den istediğini koparamayan soyguncu, Dagens Nyheter gazetesini arayarak onlarla da konuştu.</p>
<p>Polis kordonunun dışında gazeteciler kritik bir durumu atlamamak için sürekli nöbet tutarken, halk da olay yerine yığıldı ve geceyi orada geçirmeye başladı. Radyo ve televizyonlar, her gelişmeyi anında aktarırken, olay başka ülkelerde de yankı yarattı.</p>
<p><strong>HALK POLİSİ AGRESİFLİKLE SUÇLADI</strong><br />
24 ağustos günü Dagens Nyheter’deki söyleşiyi okuyan halk polise kızmaya başladı. Rehinelerle kaçsalar bile soyguncuların onları öldürmeyeceğine inanan halk polisin, kaçma şanslarını ortadan kaldırarak rehinelerin yaşamlarını tehlikeye attığını düşünmeye başladı. Polis ise banka şubesinin arka bölümündeki soyguncuları ve rehineleri üzerlerinden kilitledi. Kilitlenen bölümün tavanından delik açıldı ve yemek sevkiyatı oradan yapıldı.</p>
<p>Soyguncular açılan delikten uyuşturucu gaz püskürtüleceği endişesiyle rehineleri tehdit etmeye başladılar. Rehinelerden birinin boynuna sicim bağladılar ve polisin uyuşturucu gaz verimesi halinde boynuna sicim bağlanan rehinenin uyuşurken öleceğini bildirdiler. Gergin bekleyiş 28 ağustos akşamı 21:28’e kadar sürdü. Polis gerçekten içeriye gaz püskürttü, soyguncularda silahlarını atarak teslim oldular.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Altı günlük gergin bekleyiş sırasında polisin tutumu halk arasında tepki yarattı. Polisi agresif bulan halk, soygunculara acımaya başladı. Pazarlık sırasında soyguncularla rehineler arasında iyi bir diyalog olduğu ve rehinelerin de polise kızdığı öğrenildi. Olay bu boyutuyla dünyanın ilgini çekerken, bu ruh hali ‘Stockholm sendromu’ diye anıldı ve zamanla benzeri durumlar için bu tanımlama kullanılmaya başlandı.</p>
<p><strong>VİCDAN PUSULASI</strong></p>
<p>Soygunculardan Jan Erik Olsson’a on yıl hapis cezası verildi. Sekiz yıl sonra cezaevinden çıkan soyguncu, bir daha yasadışı işlere karışmadı. Önce domuz yetiştiriciliği yaptı. Ardından da Tayland’a taşındı.<br />
Otuz yıl sonra, olay tüm ayrıntılarıyla tekrar anılıyor. Gazeteler Jan Erik Olsson’u Tayland’da buldular. Banka soygunu girişiminden sonra sakin bir yaşam seçen Olsson’un bir dükkan işlettiği öğrenildi.</p>
<p>Clark Olofsson ise sadece bir yıl ceza aldı ancak o günden sonra işlediği sayısız suç nedeniyle çok az dışarda kaldı. Şu anda da Kopenhag Cezaevi’nde uyuşturucu kaçakçılığından dolayı aldığı cezayı çekiyor.<br />
Stockholm sendromu bir anlamda vicdan pusulasındaki ibrenin yöneldiği manyetik çekim merkezini de gösteriyor. O manyetik çekim merkezi de, insanların davranışlarındaki makul ölçüden başka bir şey değil. Polis de olsa, asker de olsa fark etmiyor.</p>
<p>Banka soyguncuları, rehinelerin hayatı tehlikeye atılmadan yakalanmış olsalar ve aldıkları cezadan çok daha fazlasına çarptırılmış olsalar bile, belki insanlar “Oh olsun” diyeceklerdi. Ama polis, insan hayatını tehlikeye atan davranışıyla halkın tepkisini üzerine çekti. Bunun sonucunda da halk, giderek soygunculara sempati beslemeye başladı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/&amp;text=İlginç bir hikayesi olan Stockholm sendromu nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/&amp;t=İlginç bir hikayesi olan Stockholm sendromu nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/&amp;title=İlginç bir hikayesi olan Stockholm sendromu nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0lgin%C3%A7+bir+hikayesi+olan+Stockholm+sendromu+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ilginc-bir-hikayesi-olan-stockholm-sendromu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp kıta Atlantis</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 07:49:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ülkeler - Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ad kavmi]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[kaanıtları]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kıtalar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5139</guid>
		<description><![CDATA[Atlantis, Eflatun&#8217;un tanımladığı hayal ürünü kayıp kıtadır. Atlantis, batık bir kıta ve uygarlık. Antik uygarlıklarla ilgili akademik programların dışında çalışmalar yapan araştırmacılarla bilimadamları arasında zaman zaman büyük görüş ayrılıkları olmakla birlikte birbirinden bağımsız gibi görünen bu çalışmaların nihai sonuca varmada hızlandırıcı etki yaptıkları şüphesizdir. M.Ö. 421 yılında Sokrates&#8217;in evindeki bir Felsefe sohbetinde Atinalı devlet adamı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/03/atlantis-kıtası.jpg"><img class="size-full wp-image-5140 aligncenter" title="atlantis kıtası" src="http://www.buzlu.org/images/2011/03/atlantis-kıtası.jpg" alt="" width="448" height="245" /></a><br />
Atlantis, Eflatun&#8217;un tanımladığı hayal ürünü kayıp kıtadır.</p>
<p>Atlantis, batık bir kıta ve uygarlık.</p>
<p>Antik uygarlıklarla ilgili akademik programların dışında çalışmalar yapan araştırmacılarla bilimadamları arasında zaman zaman büyük görüş ayrılıkları olmakla birlikte birbirinden bağımsız gibi görünen bu çalışmaların nihai sonuca varmada hızlandırıcı etki yaptıkları şüphesizdir.</p>
<p>M.Ö. 421 yılında Sokrates&#8217;in evindeki bir Felsefe sohbetinde Atinalı devlet adamı Kristias, dedesi Dropides&#8217;in kendisine naklettiği efsaneyi hikaye eder. Hikayeyi dede Dropides&#8217;e nakleden ünlü Yunanlı şair Solon&#8217;dur. Solon&#8217;un gösterdiği kaynak ise Mısır&#8217;da bulunduğu dönemde tanıştığı Mısırlı bir keşiştir ve Keşiş&#8217;e göre Atlantis &#8216;e ilişkin olaylar M.Ö. 9000 yılında gerçekleşmiştir.<span id="more-5139"></span></p>
<p>Plutarkhos&#8217;a göre Sais şehrinde Solon&#8217;a ders veren rahibin adı Sonchis idi. İskenderiyeli Clemens&#8217;e göre bu aynı zamanda Pythagoras&#8217;a ders veren Mısırlı rahibin adı.</p>
<p>Platon&#8217;un hem Kritias, hem de Solon&#8217;la akrabalığı vardı. Ayrıca, kendisi de Mısır&#8217;ı ziyaret ederek birkaç yıl kalmış ve inisiye olmuştu. Onun için, bazı Atlantologlar onun Atlantis konusunu yazmadan önce, bu konuda bilgileri topladığı fikrindeler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;Ad kavmi&#8221; diye de geçer, Ad-land; Ad Ülkesi demektir. Kimi araştırmacılar İbranice’deki, ilk insanı belirten ve adama sözcüğünden gelen &#8220;Adem&#8221;, Sanskrit dilinde “ilk, başlama” anlamına gelen ve Aryenler’in ilk konuşan insan türüne verdikleri ad olan &#8220;Ad-i&#8221;, Frigler’in &#8220;Attis&#8221;, Kafkasyalılar’ın &#8220;Adige&#8221;, Polinezyada’daki &#8220;atea&#8221;, Truva öyküsündeki &#8220;Ate&#8221;, Aztek mitolosindeki &#8220;Atzlan&#8221; (ada) ve Türkçe’deki &#8220;ad&#8221;, &#8220;ada&#8221;, &#8220;ata&#8221; (pek çok dilde baba anlamına gelir) sözcükleri ile &#8220;Ad&#8221; kavminin adı arasında etimolojik bir bağlantı olabileceğini düşünmektedir.</p>
<p><strong>Atlantis&#8217;in Bilimsel Kanıtları</strong></p>
<p><strong>James Churchward</strong></p>
<p>James Churchward Atlantis&#8217;in Mu uygarlığının bir kolonisi olduğunu belirtmiştir. İngiliz ordusunda görevli subay olarak Tibet&#8217;te bulunmuş, daha sonra dünyayı gezmiş ve araştırmalar yapmıştır.Albay rütbesinde iken Tibet&#8217;ten bu tabletleri almıştır. Baş Rahibin niye tabletleri verdiği bilinmemekle beraber james in mason olması buna neden olabilir.<br />
James Churchward 1883&#8242;de, Batı Tibet&#8217;te bir manastırda bu belgelerin en önemlilerini gün yüzüne çıkartmıştır.</p>
<p>Tibet&#8217;te görevli olarak bulunan Churchward, eski dinlerin kökenleri hakkındaki araştırmaları doğrultusunda Tibet&#8217;teki manastırları dolaşırken, yolu Batı Tibet&#8217;te bir manastıra düşmüş ve bu manastırın, Büyük Rahipler Kardeşliğinin önde gelen üyelerinden olan baş rahibi Rishi, Churchward&#8217;a, günümüzden 15 bin yıl önce yazılmış Naacal Tabletleri ni göstermiştir.</p>
<p><strong>III. Ramses</strong></p>
<p>III. Ramses&#8217;in yazdırdığı yazılarda Atlantislilerin büyük su dairesi üzerindeki kara parçasından ve adalardan dünyanın ucundan, dokuzuncu kuşaktan geldikleri anlatılıyor. 9. Kuşak da eski Mısır, Yunan ve Roma&#8217;da kullanılan coğrafi bölümlere göre 52. ila 57. Kuzey enlemleri arasında kalan bölgedir.<br />
Ünlü tarihçi Renan ise oldukça şaşırtıcı bir şekilse Mısır sanatının gençlik dönemi olmadığı iddiasında bulunarak Mısır uygarlığı ile ilgili şüphelerini şöyle dile getiriyordu:</p>
<p>Mısır, sanki bu ülke gençlik dönemini hiç yaşamamış gibi, daha başlangıçta olgun, yaşlı ve mitolojik ve kahramanlık çağlarından tamamen yoksun gibi görünmektedir. Mısır uygarlığının bebeklik çağı ve sanatının da kadim dönemi yoktur. Mısır uygarlığı daha o zaman olgundu.</p>
<p>Heredot da şaşırtıcı bir şekilde, &#8216;Euterpe&#8217; adlı eserinde Mısır rahiplerinin yazılı tarihinin kendi zamanından 12 bin yıl öncesine kadar gittiğini belirliyor. Yani Atlantis&#8217;in batışına kadar.</p>
<p>5400 yıl önce, Mısır&#8217;daki Siyen(Aswan) kenti tam olarak Yengeç Dönencesi&#8217;nin altına rastladığı dönemde inşa edilmiş olan Siyen Duvarları, tam güneşin gündönümü anında, öğle vakti, güneş komple bir disk halinde bu duvarların üzerinden yansırken görülürdü. Günümüzde, Avrupa&#8217;nın bütün bilim adamları bir araya gelseler bunun bir benzerini yapamazlar diyor tarihçi Keneally Tanrının Kitabı adlı eserinde.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Amerikalı araştırmacı Robert Sarmast Platonun ünlü diyalogları Critias ve Timaeus’da ifade ettiği yaklaşık 50 fiziksel işaretten yola çıkarak çalışmalarını Kıbrıs yayı ve Levantine havzası olarak tarif edilen Doğu Akdeniz kıyılarına kaydırdı.</p>
<p>Bölge ile ilgili olarak Amerika Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi&#8217;nin (NOAA) hazırlamış olduğu haritalardan ve veritabanlarından faydalanan Sarmast bu bilgilerin yeterli olmadığını görünce dünyaca ünlü Jeofizikçi Dr. John K. Hall ile işbirliğine gitti. Dr. Hall, Sarmast’a 1980 li yıllarda bir Rus petrol gemisi tarafından Doğu Akdeniz’de deniz tabanından toplanan dijital verileri iletti. NOAA ve Dr. Hall dan gelen verileri birleştiren Sarmast bölgenin 3 boyutlu ve bathymetric (derinlik ölçü birimi) haritalarını çıkarttı. Sarmast’a göre Atlantis Kıbrıs, Suriye arasında idi ve batan kıtanın en üst noktası ise bugünkü Kıbrıs’tı.</p>
<p>Sarmast Discovery Of Atlantis isimli ünlü eserinde Atlantis’in bu bölgede olmasını güçlendiren bulguları ve nedenlerini açıkladı.<br />
Atlas Okyanus&#8217;u birçok volkanik hareketlerin sık sık yer aldığı bir yerdir. 1957&#8242;de yanar dağlar eşliğinde yeni bir ada Azorların yakınlarında ortaya çıktı.</p>
<p>526 yılında Antakya&#8217;da 250.000 kişi, 1042 yılında Tebriz, İran&#8217;da 40.000 kişi, 1556&#8242;da Çin&#8217;de 830.000 kişi, 1908&#8242;de Messina, Sicilya&#8217;da 200.000 kişi, 1923 Tokyo civarlarında 200.000 kişi ve 1976&#8242;da Çin&#8217;de 700.000 kişi şiddetli depremlerle hayatlarını kayıp ettiler. Sellere gelince Çin&#8217;de 1887&#8242;de Huang Ho nehrin taşıması en az iki milyon insanın ölümüne yol açtı. Aynı nehrin 1931&#8242;de taşması 4 milyon insanın ölümüne yol açtı.</p>
<p><strong>Buzul Çağ</strong></p>
<p>R. F. Walworth ve G. W. Sjostrom&#8217;e göre son buzul çağında su seviyesinin düşük olması Atlantis&#8217;in varlığı için yeterli bir sebeptir. Bu iki araştırmacıların geniş bir araştırmaya dayanan tezlerine göre periyodik gelen zincir volkanik patlamaları dünyanın geçmişinde uzun buzul çağlar yaratmıştır. Bazı jeolojik izlere göre buzlar bütün kıtaları kaplamıştır, su seviyeler inip yükselmiştir. Halen güncelliğini kazanan ve Donelly tarafından ortaya atılan bir teze göre, Atlantis&#8217;in batması ile daha önce onun yüksek dağları tarafından engellenen sıcak Gulf Stream akıntısı Kuzey Avrupa&#8217;ya ulaşarak buzların erimesine yol açmıştı. Halen yolunda devam eden bu sıcak su akımı Avrupa&#8217;nın ısısını bulunduğu enleme rağmen ılımlı tutmaktadır. Oysa, aynı enlemde bulunan Rusya&#8217;daki şehirler çok daha soğuk iklimlere sahiptir.<br />
Kuzey Sibirya&#8217;da buzlar altında on binlerce donmuş mamut cesetleri vardır.</p>
<p>Geçen asır sonlarında bu mamutlar&#8217;dan en az 20.000 çok iyi durumda fil dişi çıkartılarak piyasaya sürüldüğü kaydedildi. Bu mamutların toplu bir felakete kurban oldukları ortadadır. Ani bir donmadan ölen bu mamutlardan bazıların ağızlarında halen yemekte oldukları otlar bulunduğu görülmüştür. Karbon 14 testleri onların yaklaşık 12,000 sene evvel öldüklerini gösteriyor.</p>
<p>Profesör Frank C. Hibben&#8217;e göre son buz çağın sonuna gelen bu devrede sadece Kuzey Amerika&#8217;da 40 milyon hayvan ölmüştü. Amerika&#8217;da Niagara şelalelerin 12.500 yıl evvel meydana geldiği hesaplanmıştır. Cordilleras Dağları yaklaşık 10,000 sene evvel meydana geldiler. Karbon 14 testlere göre şu anda Bermuda civarlarında deniz altında olan geniş bir bölgede 11,000 sene önce sedir ormanları vardı. Aynı şekilde İngiltere’ye yakın Kuzey Denizi, İrlanda ve Grönland yakınlarında deniz diplerinde binlerce sene önce denizin dibini boylamış ormanlar görülür. Olayların çoğu Atlantis&#8217;in batış tarihine uymaktadır.</p>
<p><strong>Kutsal Kitaplarda Atlantis</strong></p>
<p>1947 yıllında, Ölü Denize yakın Kumran mağrasında bulunan rulo yazıtlar, İbrani kutsal edebiyatın en eski örneklerini oluşturur. Bulunan bir yazıta göre Nuh farklı bir fiziğe sahipti. Öyle ki, babası Lamek onun kendi oğlu olduğunu karısı Bartenoş&#8217;un yemin ve ısrarlarına rağmen inanmamıştı. Nuh&#8217;un &#8220;Bakıcılar, Kutsal Olanlar veya devler&#8221; in soyundan gelmediğini ancak meleklerden her şeyi öğrenen&#8221; büyükbabası Enok (İdris)&#8217;a danıştıktan sonra inanmıştı.</p>
<p>Kitabi Mukaddes&#8217;te (Eski Ahit ve Yeni Ahit / İncil) Enok kitabından yer yer söz edilir. Asırlardır saklanan ve kutsal metinler külliyatından çıkarılan bu kitabın iki farklı nüshası vardır, biri yakın zamanlarda bir Rus manastırında bulunarak Slavonik dilde muhafaza edilmiştir. Adı Enok&#8217;un (İdris) Sırlar Kitabıdır. Bu kitapta Enok&#8217;un Tanrı tarafından göğe kaldırıldıktan sonra cennet ve cehennem katlarında gördüklerini ve sonradan 360 kitap yazdığını anlatmaktadır. İkinci ve çok daha uzun kitap ise Enok’un Kitabıdır.</p>
<p>Burada Nefilimlerin devler olduklarını ve tufandan önceki çöküş devrinde onların insanoğlunun yiyeceklerini tükettiklerini ve bunlar da yetmediğinde insanları yediklerini yazıyor. Bu kitapta, bu çeşit atıflar, dini çevreleri rahatsız etmişti (San Augustine Tanrının Şehri) ve bu kitabın Eski Ahit külliyatından çıkarılmasına, 1772 yılında James Bruce tarafından bir Habeş manastırında bulunana dek, yüzyıllardır ortandan kayıp olmasına sebep vermişti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkayip-kita-atlantis%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;text=Kayıp kıta Atlantis&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;t=Kayıp kıta Atlantis">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;title=Kayıp kıta Atlantis&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkayip-kita-atlantis%2F&name=buzlu.org&description=Kay%C4%B1p+k%C4%B1ta+Atlantis" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kayip-kita-atlantis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fizikte Boyler Hesabı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2011 10:36:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Boyler hacmi]]></category>
		<category><![CDATA[boyler hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplamaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kim bulmuştur]]></category>
		<category><![CDATA[kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[serpantin gücü]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak su ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[ve boyler seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5030</guid>
		<description><![CDATA[Boyler hacmi, kapasitesi, sıcak su ihtiyacı, serpantin gücü ve boyler seçimi ile ilgili hesaplamaları içerir. Genel olarak yapılarda sağlanması gereken sıcak su ihtiyaç değeri 60 ˚C’ dir. Sistem tasarımında bu değer esas olarak alınır. Boyler hesabı ile ilgili çizelgelerde verilen değerler en yüksek ani değeri göstermekte ve günün diğer saatlerinde ihtiyaç daha az olmaktadır. Merkezi [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/01/Fizik.jpg"><img class="size-full wp-image-5031 aligncenter" title="Fizik" src="http://www.buzlu.org/images/2011/01/Fizik.jpg" alt="" width="340" height="242" /></a></p>
<p>Boyler hacmi, kapasitesi, sıcak su ihtiyacı, serpantin gücü ve boyler seçimi ile ilgili hesaplamaları içerir.</p>
<p>Genel olarak yapılarda sağlanması gereken sıcak su ihtiyaç değeri 60 ˚C’ dir. Sistem tasarımında bu değer esas olarak alınır. Boyler hesabı ile ilgili çizelgelerde verilen değerler en yüksek ani değeri göstermekte ve günün diğer saatlerinde ihtiyaç daha az olmaktadır. Merkezi sistemlerde, sistemin beslediği kullanma yerlerinin hepsinin aynı anda çalışma olasılığı çok düşüktür. Yani bir apartmandaki tüm duş, lavabo ve eviyelerin aynı zamanda diliminde açık olması çok düşük bir olasılıktır. Bu iki faktör göz önüne alınarak “kullanma eşzaman faktörü” tariflenmiştir.</p>
<p>Merkezi Sistemlerde Sıcak Su İhtiyacı = Ani Toplam İhtiyacı x Kullanma Eşzaman Faktörü</p>
<p><span id="more-5030"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Dökümanın tamamını içeren dosyayı aşağıdaki linkten rahatlıkla indirebilirsiniz.</strong></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><table style="border: 1px solid #CCC;" cellpadding="3" width="100%">
  <tr>
    <td width="35">
      <img src="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif" alt="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif">
    </td>
    <td>
      <b>download:</b> <a href="http://www.buzlu.org/?file_id=23">Boyler hesabı</a> <small>(13.71KB)</small><br />
      <b>added:</b> 09/01/2011 <br />
      <b>clicks:</b> 147 <br />
      <b>description:</b> Fizikte Boyler hesabı <br />
    </td>
  </tr>
</table></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffizikte-boyler-hesabi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/&amp;text=Fizikte Boyler Hesabı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/&amp;t=Fizikte Boyler Hesabı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/&amp;title=Fizikte Boyler Hesabı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffizikte-boyler-hesabi%2F&name=buzlu.org&description=Fizikte+Boyler+Hesab%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/fizikte-boyler-hesabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgar gücünün çevreye etkileri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 16:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik - Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[elektirik]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[maliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[power]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar gücü]]></category>
		<category><![CDATA[türbin]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4885</guid>
		<description><![CDATA[Rüzgâr enerjisinin başlıca etki, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretiminde neden olduğu kirliliği göstermemesidir. Değişik enerji kaynakları, klasik enerji kaynaklarıyla yer değiştirebilirken, rüzgâr enerjisinin çevresel maliyeti çok daha düşük olabilir. Rüzgâr gücünden türetilen enerji yakıt tüketmez ve fosil yakıtlı güç kaynakları gibi hava kirliliğine neden olmaz. Vahşi yaşam ölümlerini engelleme ve azaltma rüzgâr türbinlerini yerleştirirken ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/09/rüzgar-gücü.jpg"><img class="size-full wp-image-4886 aligncenter" title="rüzgar gücü" src="http://www.buzlu.org/images/2010/09/rüzgar-gücü.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Rüzgâr enerjisinin başlıca etki, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretiminde neden olduğu kirliliği göstermemesidir. Değişik enerji kaynakları, klasik enerji kaynaklarıyla yer değiştirebilirken, rüzgâr enerjisinin çevresel maliyeti çok daha düşük olabilir.</p>
<p>Rüzgâr gücünden türetilen enerji yakıt tüketmez ve fosil yakıtlı güç kaynakları gibi hava kirliliğine neden olmaz.</p>
<p>Vahşi yaşam ölümlerini engelleme ve azaltma rüzgâr türbinlerini yerleştirirken ve kurarken dikkat edilmesi gereken etkidir.</p>
<p><strong>Karbondioksit salımı ve kirlilik </strong></p>
<p>Rüzgâr gücü üretimi sağlamak için yakıt tüketmez ve elektrik üretimi için doğrudan emisyonu yoktur. Rüzgâr türbinlerinde, karbondioksit (CO2), kükürt dioksit, cıva, partikül veya fosil yakıtlardaki gibi hava kirliliğine neden olan diğer türler yoktur. Rüzgâr güç santralleri, yapım ve kurulumda kaynakları kullanır.</p>
<p>Rüzgâr türbinlerinin inşası esnasında çelik, beton, alüminyum ve yapım için gerekli diğer materyalları kullanır ve genellikle fosil enerji kaynakları kullanılarak elde edilen enerji yoğunlaştırma işlemine dönüştürülür. Rüzgâr türbin imalatçısı olan Vestas ilk karbon dioksit emisyonunun, yerleşim yeri dışındaki türbinlerde çalışmanın yaklaşık olarak 9 ay içinde &#8220;geri ödeneceğini&#8221; iddia ediyor.<span id="more-4885"></span></p>
<p>2006&#8242;daki bir çalışma, her bir GWh olarak üretilen enerjinin 14 ile 33 ton arasında rüzgâr gücünde CO2 emisyonu olduğunu gösterdi. Buna karşılık nükleer güç için 10 tondur. Çoğu CO2 emisyonu, rüzgâr türbini inşaatı esnasındaki betonlamadan gelir.</p>
<p>Rüzgâr gücü, yedekleme ve düzenleme için kullanılan fosil yakıt santrallerinde emisyona neden olmaktadır.</p>
<p>İrlanda ulusal şebekesindeki bir çalışma, &#8220;Rüzgârdan üretilen elektriğin, fosil yakıtın tüketimini azalttığını ve böylece emisyon korunumuna yol gösterdiğini&#8221; ve her bir MWh için CO2 emisyonunu 0,59&#8242;dan 0,33&#8242;e düşürdüğünü ortaya koydu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Net enerji kazancı </strong></p>
<p>Kullanılan enerjideki ilk kardon dioksit emisyonu, yerleşim yeri dışındaki türbinlerde yaklaşık 9 ay içinde &#8220;geri kazanılıyor&#8221;. Her uygun büyük ölçekli enerji kaynağı, inşaatında kullanılan enerjisi karşılamalıdır. Rüzgâr enerjisi için yatırımdan sağlanan enerji (EROEI), toplam üretilen elektriğin bir türbin inşa etmek için gereken birim enerjileri toplamına bölümüdür.</p>
<p>Rüzgâr oranları için EROEI 5 ile 35 arasında olmakla birlikte, rüzgâr enerji kayıtlarında ortalama 18 civarındadır. EROEI, türbin hacmiyle orantılıdır ve daha büyük eski nesil türbinler bu oranın daha üstünde veya 35&#8242;den büyüktür. Üretilen enerji, yapımda tüketilen enerjinin birkaç katı olduğunda, Net enerji kazancı vardır.</p>
<p><strong>Çevresel kapsam </strong></p>
<p>Fosil yakıtlar ve nükleer güç santrallerinde soğutma için buharlaşma veya herhangi bir sebeple çok miktarda su kullanılır. Bunun aksine rüzgâr türbinlerinde elektrik üretimi için suya ihtiyaç yoktur.</p>
<p><strong>İklim Değişimi </strong></p>
<p>Bir çalışma benzetimi (simülasyonu), dünya kara sahasının %10&#8242;undan fazlasında kurulacak rüzgâr türbinlerinin, küresel iklim değişimine etki edeceğini gösterdi.Buna bakarak özellikle kırsal alanlarda, hava akışı ve rüzgâr gücünün azalmasından dolayı küçük iklik değişim kaygıları vardır.</p>
<p><strong>Kullanım alanı </strong></p>
<p>Türbinler arasındaki engellerin neden olduğu kayıpları azaltmak için bir rüzgâr tarlası, açık alanda Megawaat başına kabaca 0,1 km2. 200 MW&#8217;lık rüzgâr tarlası yaklaşık olarak 20 km2&#8242;lik bir kullanım sahası olmalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-gucunun-cevreye-etkileri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;text=Rüzgar gücünün çevreye etkileri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;t=Rüzgar gücünün çevreye etkileri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;title=Rüzgar gücünün çevreye etkileri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fruzgar-gucunun-cevreye-etkileri%2F&name=buzlu.org&description=R%C3%BCzgar+g%C3%BCc%C3%BCn%C3%BCn+%C3%A7evreye+etkileri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ruzgar-gucunun-cevreye-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akümülatör nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 15:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akümülatör]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[icad]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanunları]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4790</guid>
		<description><![CDATA[Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akım toplar, biriktireç. Akünün görevi marş motorunu, ateşleme sistemini, doğru akımla çalışan tüm devreleri, ışık ve alıcıları beslemektir. Benzinli motorlarda kullanılan 12 voltluk akü, birbirine seri olarak bağlanmış altı adet elemandan meydana gelmiştir. Genellikle her eleman içerisinde, yine birbirlerine seri olarak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/08/akumulator.jpg"><img class="size-full wp-image-4791 aligncenter" title="akumulator" src="http://www.buzlu.org/images/2010/08/akumulator.jpg" alt="" width="200" height="152" /></a></p>
<p>Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akım toplar, biriktireç.</p>
<p>Akünün görevi marş motorunu, ateşleme sistemini, doğru akımla çalışan tüm devreleri, ışık ve alıcıları beslemektir. Benzinli motorlarda kullanılan 12 voltluk akü, birbirine seri olarak bağlanmış altı adet elemandan meydana gelmiştir.</p>
<p>Genellikle her eleman içerisinde, yine birbirlerine seri olarak bağlanmış 4 adet pozitif, 5 adet negatif yüklü plakalardan meydana gelir. Bu plakalar, kurşun-antimuan alaşımı petek üzerine, aktif maddelerin sıvanarak fırınlanmasından oluşur.</p>
<p>Pozitif plakalar aktif madde olarak, kurşundioksit içerir. Negatif plakalar aktif madde olarak, saf kurşun içerir. Bu tür plakalar arasına, kısa devreyi önlemek için plakaları izole eden ayırıcılar yerleştirilir.<br />
<span id="more-4790"></span><br />
Ayırıcılar, plakalar arasındaki kimyasal tepkimeyi engellemeyecek şekilde çok küçük gözenekleri bulunan plastiklerden yapılır. Akünün içinde sülfirik asitle saf su karışımı olan elektrolit konulur. Karışımda %39 asit, %61 su vardır. Elemanlar arası seri köprülerle bağlanmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Çalışma prensipleri aynı olmakla beraber, günümüzde ise akümülatörler sadece araçlarda marş amaçlı olarak değil; elektrik enerjisinin depolanması ve gerektiğinde geri alınması kullanılması amaçlı olarak da kullanılmaktadır. Özellikle sabit  yerlerde kullanılmak üzere üretilen akümülatörlerin iç yapısı, starter  marş amaçlı olanlara göre büyük farklılık ihtiva eder.</p>
<p>Kesintisiz ve yedek enerji ihtiyaçları için bilinen en eski, kolay ve ekonomik yöntemdir. Sabit tesis akümülatörleri de kendi aralarında alt gruplara ayırmak mümkündür. Ayrıca likit bazda asit ihtiva edenler olduğu gibi, yeni jenerasyon vrla, agm ve gel teknolojisi ürünlerde asit sıvı bazda değildir. Bu sayede bakıma gereksinim duyulmadan kullanım ile cihaz içi vb. kapalı yerlerde kullanma imkânı gibi avantajları mevcuttur.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fakumulator-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/&amp;text=Akümülatör nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/&amp;t=Akümülatör nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/&amp;title=Akümülatör nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fakumulator-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Ak%C3%BCm%C3%BClat%C3%B6r+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/akumulator-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay olmasaydı ne olurdu?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 19:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[olmasaydı]]></category>
		<category><![CDATA[olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4764</guid>
		<description><![CDATA[Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir. Peki bu oluşum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg"><img class="size-full wp-image-2975 aligncenter" title="ay-lekesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ay-lekesi.jpg" alt="" width="290" height="282" /></a></p>
<p>Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.<br />
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay&#8217;ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?</p>
<p>Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay&#8217;dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay&#8217;ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı? <span id="more-4764"></span></p>
<p>Ay&#8217;ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay&#8217;ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay&#8217;ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70&#8242;i Ay&#8217;dan, diğer yüzde 30&#8242;u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada&#8217;da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı&#8217;nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı&#8217;nda pek hissedilmez. Ay&#8217;ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.</p>
<p>Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay&#8217;ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay&#8217;ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya&#8217;nın yörünge hareketindeki Ay&#8217;dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.</p>
<p>Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.</p>
<p>Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;text=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;t=Ay olmasaydı ne olurdu?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=Ay olmasaydı ne olurdu?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fay-olmasaydi-ne-olurdu%2F&name=buzlu.org&description=Ay+olmasayd%C4%B1+ne+olurdu%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ay-olmasaydi-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arı sütü nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 09:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ana arı]]></category>
		<category><![CDATA[arı sütü]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[işçi arılar]]></category>
		<category><![CDATA[koloni]]></category>
		<category><![CDATA[kraliçe arı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4708</guid>
		<description><![CDATA[Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir. Ana arının [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/arı-sütü.jpg"><img class="size-full wp-image-4709 aligncenter" title="arı sütü" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/arı-sütü.jpg" alt="" width="313" height="305" /></a></p>
<p>Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.</p>
<p>Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.</p>
<p>Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.<span id="more-4708"></span></p>
<p>Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık O, l gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65&#8242;i su, yüzde 35&#8242;i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fari-sutu-nedir-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/&amp;text=Arı sütü nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/&amp;t=Arı sütü nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/&amp;title=Arı sütü nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fari-sutu-nedir-2%2F&name=buzlu.org&description=Ar%C4%B1+s%C3%BCt%C3%BC+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ari-sutu-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kehribar</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kehribar/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kehribar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 13:57:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çamgiller]]></category>
		<category><![CDATA[çam]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[familyasından]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kehribar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerede kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde bulunur]]></category>
		<category><![CDATA[süs eşyaları]]></category>
		<category><![CDATA[türü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4610</guid>
		<description><![CDATA[Çamgiller familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesi. Toplumlarda bazı süs eşya yapımında kullanılan açık sarıdan kızıla kadar çeşitli renklerde yarı saydam, kolay kırılabilen ve bir yere gömüldüğü zaman ufak cisimleri kendine çekme özelliği kazanan bir fosildir. Baltık Denizi&#8217;nden (Polonya) çıkarılan kehribar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/04/kehribar.jpg"><img class="size-full wp-image-4611 aligncenter" title="kehribar" src="http://www.buzlu.org/images/2010/04/kehribar.jpg" alt="" width="240" height="351" /></a></p>
<p>Çamgiller familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesi. Toplumlarda bazı süs eşya yapımında kullanılan açık sarıdan kızıla kadar çeşitli renklerde yarı saydam, kolay kırılabilen ve bir yere gömüldüğü zaman ufak cisimleri kendine çekme özelliği kazanan bir fosildir.</p>
<p>Baltık Denizi&#8217;nden (Polonya) çıkarılan kehribar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri olarak benimsenmiştir. Parlaklık ve renk açısından onu hiç bir saydam taş ile kıyaslamak mümkün değildir. Kehribara yapışan fosilleşmiş böcekler, yabani bitkilerin fazla oluşu, diğer taşlarda görülmeyen önemli özelliklerdendir.</p>
<p>Avrupa&#8217;da kehribar yatakları en çok Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda ve Sicilya&#8217;da görülmektedir. Kehribar ortalama 25 ile 40 m arasında değişen bir derinlikte ve eski devirlerde meydana gelen denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar şeklinde bulunmaktadır. <span id="more-4610"></span></p>
<p>Buna mavi toprak denilmektedir. Bu kehribarın ikinci vatanıdır. Birinci vatanı ise bugünkü İskandinav ve Polonya Baltık Denizi&#8217;nin büyük bir kısmını içine alan sahalardır. Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kıtalar arasındaki büyük değişikliklerin sonucunda bu bölgeler sular altında kalmış ve uzun seneler sonucu toplanan çam sakızı kütleleri deniz suyuyla sürüklenip gitmişti. Bunlar üzerine kum ve çakıl taşlarının kaplanması ile mavi toprak olarak bilinen tabaka hasıl olmuştur. Yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır.</p>
<p>Çok beğenilen bu süs eşyası yanında, kullanılan taşın içindeki böcek, yaprak ve çiçek kalıntıları hiç bir zaman bozulmayacak şekilde mumyalanmıştır. Bunlar eski devirler hakkında aydınlatıcı bilgilerin edinilmesine yardımcı olmaktadır. Kehribarda deterpenik reçine asitleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur.</p>
<p>Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır. Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak da kullanılmaktadır. Türkiye&#8217;de kehribar genellikle gösterişli tesbih yapımında kullanılmaktadır.<br />
Tıp&#8217;ta ve diğer alanlarda kullanımı</p>
<p>Eskiden tıpta şöhrete ve epeyce kullanım alanına sahip olan amber bugün bu amaçla kullanılmaz. Geçmişte saflaştırılmış amber yağı isteri ve boğmacada kullanılmıştır. Aynı zamanda ilkçağdan bu yana güzel koku imalatında da kullanılmıştır. Amber, Anadoluda da yaygın olarak kullanılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Günümüzde amber güzel koku üretimi, ve farklı parfümeri ürünleri vb. gibi işlerde kulanılmaktadır. Amber mürekkeb imalatında da kullanılmaktadır. Kehribar olarak da bilinmekte ve takı yapımında sıklıkla kullanılmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkehribar%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kehribar/&amp;text=Kehribar&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kehribar/&amp;t=Kehribar">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kehribar/&amp;title=Kehribar&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkehribar%2F&name=buzlu.org&description=Kehribar" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kehribar/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kehribar/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kehribar/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kehribar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mide</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mide/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mide/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 08:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[antrum]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[fundus]]></category>
		<category><![CDATA[iç organlar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kardia]]></category>
		<category><![CDATA[korpus]]></category>
		<category><![CDATA[Mide]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4595</guid>
		<description><![CDATA[Mide, büyük miktarda yiyeceklerin geçici olarak depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır. Midenin 3 ana bölümü vardır: 1-Fundus, 2-Kardia 3- Korpus (gövde) ve 4-Antrum (midenin son bölümü) Mide, içine giren yiyeceklerin kimyasal ve fiziksel olarak parçalandığı bir yerdir. Mide içini örten ve Mukoza denilen örtü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Mide.jpg"><img class="size-full wp-image-4596 aligncenter" title="Mide" src="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Mide.jpg" alt="" width="349" height="256" /></a></p>
<p>Mide, büyük miktarda yiyeceklerin geçici olarak depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır.</p>
<p>Midenin 3 ana bölümü vardır:</p>
<p>1-Fundus,<br />
2-Kardia<br />
3- Korpus (gövde) ve<br />
4-Antrum (midenin son bölümü)</p>
<p>Mide, içine giren yiyeceklerin kimyasal ve fiziksel olarak parçalandığı bir yerdir. Mide içini örten ve Mukoza denilen örtü dokudan sindirim sıvıları salgılanır. Mide içinde yiyecek varsa, her 20 saniyede bir dalgalar meydana getirerek sıvı ile katıyı birbirine karıştırır (Kimus). Sonuçta krem kıvamında yarı sıvı bir materyel meydana gelir. <span id="more-4595"></span></p>
<p>Meydana gelen karışım ince bağırsaklar tarafından emilecek seviyeye geldiyse, azar azar miktarlarda, pilor kanalını geçerek 12 parmak bağırsağına (Duodenum) geçer. Sıvıların mideyi terk etmesi katılardan daha hızlıdır ve mideyi boşaltması yaklaşık 20 dakikayı alır. Katı-sıvı karışımı materyelin mideyi terk etmesi ise yaklaşık 1.5 saati bulmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Mide salgı yapan bir organdır. İç duvarlarında bulunan hücre ve bezler birçok önemli salgılar üretir: sindirim enzimleri, hormonlar, hidroklorik asit, intrensek faktör (B12 vitamininin ince bağırsak son kısmından emilmesi için bu faktörün varlığı şarttır). Mide kendi çıkardığı asitten kendini korumak için yapışkan, alkalen-bazik bir mukus da üretir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmide%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;text=Mide&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mide/&amp;t=Mide">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;title=Mide&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmide%2F&name=buzlu.org&description=Mide" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mide/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mide/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mide/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mide/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

