<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; nasıl</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/nasil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 14:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Tarihi Boyunca Öldürülen Gazetecilerimiz</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cumhuriyet-tarihi-boyunca-oldurulen-gazetecilerimiz/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cumhuriyet-tarihi-boyunca-oldurulen-gazetecilerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 09:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Emeç]]></category>
		<category><![CDATA[Öldürülen Gazetecilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diğer gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[hangi yıllarda]]></category>
		<category><![CDATA[hasan fehmi bey]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4803</guid>
		<description><![CDATA[Hasan Fehmi Bey/Serbesti &#8211; İstanbul 6 Nisan 1909 Ahmet Samim/Sada-yı Millet &#8211; İstanbul 19 Temmuz 1910 Zeki Bey/Şehrah &#8211; İstanbul 10 Temmuz 1911 Şair Hüseyin Kami/Alemdar &#8211; Konya 1912 veya 1914 Hasan Tahsin/Hukuk-u Beşer &#8211; İzmir 27 Temmuz 1919 Silahçı Tahsin/Silah ve Bomba &#8211; İstanbul 27 temmuz 1914 İştirakçi Hilmi/iştirak,Medeniyet &#8211; İstanbul 1922 Ali Kemal/Peyam-ı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/08/oldurulen-gazeteciler.jpg"><img class="size-full wp-image-4804 aligncenter" title="oldurulen gazeteciler" src="http://www.buzlu.org/images/2010/08/oldurulen-gazeteciler.jpg" alt="" width="278" height="203" /></a></p>
<p>Hasan Fehmi Bey/Serbesti &#8211; İstanbul 6 Nisan 1909</p>
<p>Ahmet Samim/Sada-yı Millet &#8211; İstanbul 19 Temmuz 1910</p>
<p>Zeki Bey/Şehrah &#8211; İstanbul 10 Temmuz 1911</p>
<p>Şair Hüseyin Kami/Alemdar &#8211; Konya 1912 veya 1914</p>
<p>Hasan Tahsin/Hukuk-u Beşer &#8211; İzmir 27 Temmuz 1919</p>
<p>Silahçı Tahsin/Silah ve Bomba &#8211; İstanbul 27 temmuz 1914</p>
<p>İştirakçi Hilmi/iştirak,Medeniyet &#8211; İstanbul 1922</p>
<p>Ali Kemal/Peyam-ı Sabah &#8211; İzmit 1922</p>
<p>Hikmet Şevket &#8211; 1930</p>
<p>Sabahattin Ali/Marko Paşa &#8211; Edirne 1948</p>
<p>Adem Yavuz/Anka Ajansı &#8211; Kıbrıs 27 Ağustos 1974</p>
<p>Ali İhsan Özgür/Politika &#8211; İstanbul 21 Kasım 1978</p>
<p>Cengiz Polatkan/ Hafta Sonu &#8211; Ankara 1 Aralık 1978</p>
<p>Abdi İpekçi/Milliyet &#8211; İstanbul 1 Şubat 1979</p>
<p>İlhan Darendelioğlu/Ortadoğu &#8211; İstanbul 19 Kasım 1979<span id="more-4803"></span></p>
<p>İsmail Gerçeksöz/Ortadoğu &#8211; İstanbul 4 Nisan 1980</p>
<p>Ümit Kaftancıoğlu/TRT &#8211; İstanbul 11 Nisan 1980<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Muzaffer Fevzioğlu/Hizmet &#8211; Trabzon 15 Nisan 1980</p>
<p>Recai Ünal/Demokrat &#8211; İstanbul 22 Temmuz 1980</p>
<p>Mevlüt Işıt/Türkiye &#8211; Ankara 1 Haziran 1988</p>
<p>Seracettin Müftüoğlu/Hürriyet &#8211; Nusaybin 29 Haziran 1989</p>
<p>Sami Başaran/Gazete &#8211; İstanbul 7 Kasım 1989</p>
<p>Kamil Başaran/Gazete &#8211; İstanbul 7 Kasım 1989</p>
<p>Çetin Emeç/Hürriyet &#8211; İstanbul 7 Mart 1990</p>
<p>Turan Dursun/İkibine Doğru ve Yüzyıl Dergileri &#8211; İstanbul 4 Eylül 1990</p>
<p>Gündüz Etil &#8211; 1991</p>
<p>Mehmet Sait Erten/Azadi Denk &#8211; Diyarbakır 1992</p>
<p>Halit Güngen/İkibine Doğru &#8211; Diyarbakır 18 Şubat1992</p>
<p>Cengiz Altun/Yeni Ülke &#8211; Batman 25 Şubat 1992</p>
<p>İzzet Kezer/Sabah &#8211; Cizre 23 Mart 1992</p>
<p>Bülent Ülkü/Körfeze Bakış &#8211; Bursa 1 Nisan 1992</p>
<p>Mecit Akgün/Yeni Ülke &#8211; Nusaybin 2 Haziran 1992</p>
<p>Hafız Akdemir/Özgür Gündem &#8211; Diyarbakır 8 haziran 1992</p>
<p>Çetin Ababay/ Özgür Halk &#8211; Batman 29 Temmuz 1992</p>
<p>Yahya Orhan/Özgür Gündem &#8211; Ceylanpınar 9 Ağustos 1992</p>
<p>Hüseyin Deniz/Özgür Gündem &#8211; Ceylanpınar 9 Ağustos 1992</p>
<p>Musa Anter/Özgür Gündem &#8211; Diyarbakır 20 Eylül 1992</p>
<p>Yaşar Aktay/Serbest &#8211; Hani 9 Kasım 1992</p>
<p>Hatip Kapçak/Serbest &#8211; Mazıdağı 18 Kasım 1992<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Namık Tarancı/Gerçek &#8211; Diyarbakır 20 Kasım 1992</p>
<p>Uğur Mumcu/Cumhuriyet &#8211; Ankara 24 Ocak 1993</p>
<p>Kemal Kılıç/Yeni Ülke &#8211; Şanlıurfa 18 şubat 1993</p>
<p>Mehmet İhsan Karakuş &#8211; Silvan 13 Mart 1993</p>
<p>Ercan Güre/ HHA &#8211; 20 Mayıs 1993</p>
<p>İhsan Uygur/Sabah İstanbul &#8211; 6 Temmuz 1993</p>
<p>Rıza Güneşer/Halkın Gücü &#8211; 14 Temmuz 1993</p>
<p>Ferhat Tepe/Özgür Gündem &#8211; Bitlis 28 Temmuz 1993</p>
<p>Muzaffer Akkuş/Milliyet &#8211; 20 Eylül 1993</p>
<p>Nazım Babaoğlu/Gündem &#8211; 12 Mart 1994</p>
<p>Erol Akgün/Devrimci Çözüm &#8211; 1994</p>
<p>Seyfettin Tepe/Yeni politika &#8211; 28 Ağustos 1995</p>
<p>Metin Göktepe/Evrensel &#8211; İstanbul 8 Ocak 1996</p>
<p>Kutlu Adalı /Yeni Düzen &#8211; Kıbrıs 8 Temmuz 1996</p>
<p>Selahattin Turgay Daloğlu &#8211; İstanbul 9 Eylül 1996</p>
<p>Reşat Aydın/AA, TRT &#8211; 20 Haziran 1997</p>
<p>Ayşe Sağlam Derince &#8211; 3 Eylül 1997</p>
<p>Abdullah Doğan Candan Fm &#8211; Konya 13 Temmuz 1997</p>
<p>Ünal Mesutoğlu/TRT &#8211; Manisa 8 Kasım 1997</p>
<p>Mehmet Topaloğlu Kurtuluş &#8211; Adana 1998</p>
<p>Ahmet Taner Kışlalı/Cumhuriyet &#8211; Ankara 21 Ekim 1999</p>
<p>Hrant Dink/Agos &#8211; İstanbul 19 Ocak 2007</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cumhuriyet-tarihi-boyunca-oldurulen-gazetecilerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Triger kayışı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/triger-kayisi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/triger-kayisi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 19:54:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Otomobil ve Modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[araba motorları]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[kanunları]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[motor parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[Triger kayışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4793</guid>
		<description><![CDATA[Triger kayışı, Motorlarda silindir kapağı içerisinde bulunan egzoz ve emme subaplarını hareket ettiren eksantrik (kam) mili ile krank mili üzerinde bulunan volan dişlisini birbirine bağlayan parçadır. Triger kayışı yapımında cam elyaf maddesi kullanılarak sağlamlığı arttırılmıştır. Yaklaşık olarak 1.5 ton yük taşıma kapasitesine sahiptir. Ancak buna rağmen sürekli metal dişlilere sürtündüğünden aşınıp kopabilmektedir. Bu yüzden ortalama [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/08/Triger-kayışı.jpg"><img class="size-full wp-image-4794 aligncenter" title="Triger kayışı" src="http://www.buzlu.org/images/2010/08/Triger-kayışı.jpg" alt="" width="286" height="205" /></a></p>
<p>Triger kayışı, Motorlarda silindir kapağı içerisinde bulunan egzoz ve emme subaplarını hareket ettiren eksantrik (kam) mili ile krank mili üzerinde bulunan volan dişlisini birbirine bağlayan parçadır. Triger kayışı yapımında cam elyaf maddesi kullanılarak sağlamlığı arttırılmıştır.</p>
<p>Yaklaşık olarak 1.5 ton yük taşıma kapasitesine sahiptir. Ancak buna rağmen sürekli metal dişlilere sürtündüğünden aşınıp kopabilmektedir. Bu yüzden ortalama 40.000 ila 60.000 km arasında değiştirilmesi gerekir.<span id="more-4793"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/triger-kayisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzerken terlenir mi?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yuzerken-terlermiyiz/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yuzerken-terlermiyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 15:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl terlenir]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[neden terleriz]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[suda terlenir mi]]></category>
		<category><![CDATA[vücud]]></category>
		<category><![CDATA[yüzerken terleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4751</guid>
		<description><![CDATA[Terlememiz için sadece bulunduğumuz ortamın sıcak olması gerekmez. Çok fazla hareket ettiğimizde de terleriz. Bunun sebebi de, kaslarımızın kasılması sırasında gerçekleşen tepkimelerin ısı açığa çıkarmasıdır. Kendi metabolik ısımız yüzünden vücut sıcaklığımız artabilir. Bunun sonucunda da vücudun gereken sıcaklıkta kalması için yine terleme gerçekleşir. Peki, yüzerken terler miyiz? Yüzerken oldukça fazla hareket ettiğimizden kaslarımızda metabolik ısı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/08/yüzme.jpg"><img class="size-full wp-image-4752 aligncenter" title="yüzme" src="http://www.buzlu.org/images/2010/08/yüzme.jpg" alt="" width="322" height="265" /></a></p>
<p>Terlememiz için sadece bulunduğumuz ortamın sıcak olması gerekmez. Çok fazla hareket ettiğimizde de terleriz.</p>
<p>Bunun sebebi de, kaslarımızın kasılması sırasında gerçekleşen tepkimelerin ısı açığa çıkarmasıdır. Kendi metabolik ısımız yüzünden vücut sıcaklığımız artabilir. Bunun sonucunda da vücudun gereken sıcaklıkta kalması için yine terleme gerçekleşir.<span id="more-4751"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Peki, yüzerken terler miyiz? Yüzerken oldukça fazla hareket ettiğimizden kaslarımızda metabolik ısı açığa çıkar. Bu durumda terleyip terleyemeyeceğimiz, yüzdüğümüz suyun sıcaklığına bağlı olabilir. Eğer su bizi serinletmeye yetecek soğukluktaysa terlemeyiz. Ancak çok sıcak bir günde, su yeteri kadar serin olsa bile uzun ve yorucu bir yüzme esnasında terlememiz mümkündür. Böyle bir durumda suyla sürekli temas halinde olduğumuz için terlediğimizi fark etmeyebiliriz.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yuzerken-terlermiyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yel değirmenleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yel-degirmenleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yel-degirmenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 17:34:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[adı]]></category>
		<category><![CDATA[icadlar]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldilk]]></category>
		<category><![CDATA[kim icat etti]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yel değirmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[İlkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4736</guid>
		<description><![CDATA[Yel değirmeni, enerji üretmek için rüzgâr  gücünden faydalanarak çalışan büyük pervaneli çarklı makine. Çok eski zamanlardan beri yel değirmenleri, buğday öğütmek ve su pompalamak gibi işler için mekanik güç elde etmekte kullanılmıştır. Hollanda&#8217;da bulunan yel değirmenleri, karayı denizden ayırmak için su pompalamakla görevlidir. Gelişmekte olan ülkelerde halâ önemli güç kaynağı olmalarına rağmen endüstri bakımından gelişmiş [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/07/Yel-değirmenleri.jpg"><img class="size-full wp-image-4737 aligncenter" title="Yel değirmenleri" src="http://www.buzlu.org/images/2010/07/Yel-değirmenleri.jpg" alt="" width="275" height="300" /></a></p>
<p>Yel değirmeni, enerji üretmek için rüzgâr  gücünden faydalanarak çalışan büyük pervaneli çarklı makine.</p>
<p>Çok eski zamanlardan beri yel değirmenleri, buğday öğütmek ve su pompalamak gibi işler için mekanik güç elde etmekte kullanılmıştır. Hollanda&#8217;da bulunan yel değirmenleri, karayı denizden ayırmak için su pompalamakla görevlidir. Gelişmekte olan ülkelerde halâ önemli güç kaynağı olmalarına rağmen endüstri bakımından gelişmiş ülkelerde rolleri azalmıştır. Elektrik enerjisi kaynağı olarak kullanılan ilk yel değirmeni 1890 yılında Danimarka&#8217;da yapılmıştı. [kaynak belirtilmeli] Bu tarihten sonra rüzgârla çalışan değirmenler küçük ev ve çiftliklere elektrik sağlamak için kullanılmıştır.</p>
<p>Yel değirmeninin model ve çalışması rüzgâr hızına, yönüne ve yüksekliğine bağlıdır. Rüzgârın saatteki hızı ortalama 29 &#8211; 40 km olan yerler yel değirmenleri için uygundur. Saatte 8 km hızı olan hafif rüzgârlar yel değirmenini çalıştıramazlar, güçlü rüzgârlar ve fırtınalar ise yel değirmenini hasara uğratabilirler.<span id="more-4736"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yel değirmenleri genel olarak rüzgârla dönen bazı parçalardan meydana gelir. Başlıca iki çeşidi vardır; yatay eksenli ve dikey eksenli yel değirmenler.<br />
Gücü ve kullanışlılığı</p>
<p>Bir yel değirmenini döndüren rüzgârın gücü, hızının küpü, yel değirmenini döndüren pervane çapının karesi ve havanın yoğunluğu ile doğru orantılıdır. Küçük çaptaki rüzgâr güç sistemleri, elektrik ve mekanik güç sağlamak bakımından ekonomik önem taşır.</p>
<p>6 kilowattlık bir rüzgâr jeneratörü, ortalama rüzgâr hızının saatte 16 km olduğu kabul edilirse, ayda 325 kilowatt saat (kWh) elektrik üretebilir. Bu da orta halli bir evin bütün elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Rüzgâr olmadığı zaman elektrik, rüzgâr enerjisinin kimyasal enerji olarak depolandığı akümülatörlerden sağlanır.</p>
<p>Büyük çaptaki yel değirmenlerinin birçok avantajı vardır Herhangi bir kirlenmeye yol açmazlar, fazla gürültü çıkarmazlar ve yakıta ihtiyaçları yoktur. Bu sebeplerden, bu cins büyük sistemli yel değirmenleri Hollanda ve ABD gibi ülkelerde kullanılmaktadır. 1970&#8242;li yıllarda yel değirmenleri aracılığıyla elektrik üretimine ilgi arttı. ABD&#8217;de kurulan rüzgâr çiftliklerinde yedeğirmenleriyle elektrik üretimi yapılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İlk yel değirmenlerinin 7. yüzyılda İran&#8217;da, daha sonraları Çin&#8217;de kullanıldıkları ve sonraları da Avrupa&#8217;ya yayıldıkları eldeki belgelerden anlaşılmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yel-degirmenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşların kanatları neden su geçirmez?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kuslarin-kanatlari-neden-su-gecirmez/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kuslarin-kanatlari-neden-su-gecirmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 18:49:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kuşların kanatları]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[su geçirmez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4732</guid>
		<description><![CDATA[Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/07/kuş-kanadı.jpg"><img class="size-full wp-image-4733 aligncenter" title="kuş kanadı" src="http://www.buzlu.org/images/2010/07/kuş-kanadı.jpg" alt="" width="317" height="242" /></a></p>
<p>Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur.<br />
Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller.</p>
<p>Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. <span id="more-4732"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kuslarin-kanatlari-neden-su-gecirmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldızların adlandırılması</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 09:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[adalndırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kim koydu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4716</guid>
		<description><![CDATA[Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir. Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg"><img class="size-full wp-image-4717 aligncenter" title="yildizlar" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/yildizlar.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Babilliler, Sümerler gibi eski Mezapotamya halkları ve daha sonra Eski Yunanlılar, yıldızların oluşturduğu şekillere adlar koyarak takım yıldızları oluşturmuşlardır. Bugün 88 takımyıldız bilinmektedir.</p>
<p>Bazı takım yıldızların içinde elliden fazla parlak yıldız, yüzyıllar öncesinden verilmiş adlar taşırlar, bunların çoğu Arap kökenlidir; Vega, Rigel, Aldebaran, Algol,  gibi. Sirius ve Capella Yunan ve Latin kökenlidir [Kimi tek isimler, kimi açıklamaların kısaltılmışıdır, örneğin; Betelgeuse (ortadakinin omuz altı), Deneb (kuşun kuyruğu) gibi ].</p>
<p>Uranometria (1603) adlı yıldız atlasında Bayer, takım yıldızlarında en parlak yıldızları Yunan alfabesinin küçük harfleri ile gösterdi. Bu sistem bugün de kullanılmaktadır. Genel olarak harfler parlaklık sırasına göre verilmiştir; Yunan harfleri yetmediğinde Roma harfleri kullanılmıştır. <span id="more-4716"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bayer sisteminde bir yıldızın adı, takım yıldızın adının önüne bir harf getirilerek ve mülkiyet eki konarak verilir, örneğin; a Draconis, Draco (ejderha) takım yıldızının en parlağı. Takım yıldızında birkaç yıldız aynı parlaklıkta ise genelde ismini aldığı mitolojik yaratığın baş kısmından başlayarak, harflendirme sıra ile yapılmıştır, örneğin; birbirinden çok farklı olmayan Büyük Ayı takım yıldızının yıldızları sıra ile harflendirilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bugün de kullanılan bir başka adlandırma sistemi Flamsteed’in Historia Coelestia (1729) da kullandığı sayı sistemidir. Burada takım yıldızındaki yıldızlar batıdan doğuya doğru numaralandırılmışlardır, böylece çok sayıda yıldız numaralanabilmiştir. örnek: 61 Cygni. Çağdaş atlaslarda, çoğunlukla gideceği yere kadar Bayer harfleri, daha sönüklerinde Flamsteed numaraları kullanılır. Önemli özel adlar da belirtilir. Bu şekilde ancak çıplak gözle görülebilen birkaç bin yıldız adlandırılabilmiştir. Çağdaş kataloglarda yıldızlar, sağaçıklık ya da her dikaçıklık şeridi içinde sağaçıklık sırasına göre sıralanırlar ve bu sıra numarası onun adı olur. Henry Draper katalogunda HD 86590 gibi.</p>
<p>Amatör astronomların da ilgilendiği değişen yıldızların ayrı bir adlandırma sistemleri vardır. Değişen yıldızın Bayer harfi varsa ayrıca özel ad verilmez, örneğin; ö Cephei, p Lyrae. Bunların dışında bir takım yıldızında keşfedilen değişen yıldızlara keşif sırasına göre, Lâtin alfabesinde R’den başhyarak şu sırada harfler verilir; R, S, T, U, V, W, X, Y, Z; RR, RS, … , ZZ; AA, AB, … , AZ; BB, BC, … , BZ v.s. (J atlanır). Bu dizi QQ, … , QZ ile biter. (Çünkü RR önceden kullanılmıştı.) Bu şekilde 334 değişen yıldız adlandırılabilir. Bundan sonra keşfedilenler; V335, V336, … şeklinde V (Variable=Değişen) harfinin yanına sıra numarası verilerek adlandırılır. Bu sistemde bir değişen yıldızın adı, ilgili takım yıldızın adının ya da kısaltılmış adının önüne bu harfler ya da sayılar getirilerek verilir. Örneğin; U Cep, RR Lyr, V471 Tau gibi…</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yildizlarin-adlandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fobi ve fobi çeşitleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 10:46:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Agorafobi]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[fobi çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yenerim]]></category>
		<category><![CDATA[ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[pisikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4682</guid>
		<description><![CDATA[Tanımı Fobi kelimesi Yunanca Phobos kelimesinden gelmektedir. Phobos aynı zamanda Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının da ismidir.Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez. Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/06/sosyal_fobi.jpg"><img class="size-full wp-image-4683 aligncenter" title="sosyal_fobi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/06/sosyal_fobi.jpg" alt="" width="201" height="269" /></a></p>
<p><strong>Tanımı</strong><br />
Fobi kelimesi Yunanca Phobos kelimesinden gelmektedir. Phobos aynı zamanda Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının da ismidir.Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez.</p>
<p>Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştımalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer %25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasnın en önemli nedeni budur. Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha faza görüldüğü saptanmıştır.<span id="more-4682"></span><br />
Fobilerin gerçek nedenleri bilinmemektedir. Öne sürülen fobi nedenleri türlerine göre değişmekle birlikte aynı fobi türünde de hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilerde de neden biyolojik, genetik ve çevreseldir. Bazı özgül fobilerde genetik yakınlık fazladır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Örneğin kan aldırma veya enjeksiyon yaptırma fobisi olan kişilerde ailede benzer hastalık normal topluma göre daha sıktır. Ancak bu yatkınlığın genetik veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişip gelişmediğini aydınlatacak araştırmalar henüz yetersizdir. Bazı insanlarda adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının veya etkilenen organların bu maddelere normal insanlara göre daha duyarlı olmasının bu hastalığa yol açtığı ileri sürülmektedir.</p>
<p>Verilen ilaç tedavileri de bu maddelerin salınımını veya bedensel duyarlılığı azaltmaya yöneliktir. Psikiyatride fobilerin geçmiş yaşantılara bağlı olarak geliştiği yolunda ispatlanmamış çeşitli teoriler mevcuttur. Watsonun öğrenme teorisinde fobilerin şartlandırılmış refleks davranışlar sonucu oluştuğu ileri sürülür. Bu teoriye göre daha önce kaygı uyandırmayan bir uyaran kaygılı bir uyaranla bir araya geldiğinde öğrenme yolu ile kaygı uyandıran bir uyaran haline gelmektedir. Örneğin asansör korkusu olmayan bir kişi elektrik kesintisi ile asansörde mahsur kalma sonucunda asansör korkusu geliştirebilir.</p>
<p>Bu olay öncesinde rahatlıkla asansöre binebilirken asansöre binemez hale gelebilir veya asansöre bindiğinde aşırı kaygı duyma görülebilir. Freud’a göre fobiler bilinç dışı çatışmalarla ilgilidir ve ödipal kompleks ile ilişkisi vardır. Bastırılmış, bilinç dışına itilmiş bazı korkular yer değiştirerek normalde kaygı yaratmayacak bir nesne veya duruma yöneltilir ve bu şekilde fobiler gelişir. Yapılan araştırmalarda sürekli strese maruz kalan çocuklarda yaşamın ileri dönemlerinde yaygın fobik davranışlar görülebimektedir. Sürekli stres yaratan nedenler arasında erken yaşta anne veya babanın kaybı, anne veya babadan ayrılma, ev içinde şiddete maruz kalma sayılablir. Bazı bedensel hastalıklar, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda fobik semptomlar görülebilir. Bu rahatsızlıkların ayırıcı tanısı yapılırken dikkate alınması gerekir.<br />
<strong>Fobi Çeşitleri</strong><br />
Sosyal Fobi<br />
Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal, meslekî ya da aile yaşamı etkilenir.<br />
Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.<br />
•    Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.<br />
•    Özel: Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)<br />
Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.<br />
•    Çarpıntı<br />
•    Titreme<br />
•    Terleme<br />
•    Kaslarda gerginlik<br />
•    Midede rahatsızlık hissi<br />
•    Göğüste sıkıntı hissi<br />
•    Sıcak yada soğuk basması<br />
•    Başta ağırlık hissi &#8211; Başağrısı.<br />
Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belitiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali lie birlikte görülür.<br />
Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir. Ve bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterlidir.<br />
Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.<br />
- Topluluk önünde konuşmak. &#8211; Bir işle uğraşırken seyredilmek. &#8211; Başkalarının önünde yemek yemek-içmek. &#8211; Otorite konumundaki kişilerle temas etmek. &#8211; Misafir kabul etmek. &#8211; Başkaları ile tartışmak. &#8211; Toplulukta telefonla konuşmak. &#8211; Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak. &#8211; İlgi odağı olmak. &#8211; Başkalarının önünde yazı yazmak.<br />
Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisiymiş gibi düşünebilir.<br />
Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yanlızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların %40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.<br />
Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması ciddi sorunlar doğurur. Okul başarısı etkilenir. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Yine bir çok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır. Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün süperegoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla 9 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir.<br />
<strong>Agorafobi</strong><br />
Fobiler arasında sık görülen agorafobi eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinirdi. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiç bir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın bir çok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çökkünkük durumlarına da girebilirler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><strong>Özgül Fobiler</strong><br />
Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.<br />
Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:<br />
•    Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi&#8230;)<br />
•    Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi&#8230;)<br />
•    İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi&#8230;)<br />
<strong>Bazı özgül fobiler:</strong><br />
Kapalı ve basık yerde kalma korkusu (klaustrofobi): Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.<br />
Kan-yaralanma korkusu: Halk arasında “kan tutması” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsızlık duyma dışında, tıbbi işlemlerde bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme, bulantı ve bayılma gibi tepkiler gösterebilir.<br />
Hayvan korkusu (zoofobi): İnsanların bir kısmında korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra fobi başlarken, bir kısmında da böyle bir başlatıcı bulunmaz.<br />
Gök gürültüsü ve fırtına korkusu (astrofobi): Gök gürültüsü ve fırtına fobisi olan kişiler sürekli hava durumunu izler. Havanın fırtınalı,gök gürültülü ve yağışlı olma ihtimali olduğu günlerde büyük korku ve panik duyguları yaşarlar.<br />
Yükseklik korkusu (akrofobi): Yükseklik korkusunda kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz. Birçok kişi için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyet olur.<br />
Yalnızlık korkusu (manofobi): Yalnızlık fobisi duyanlar tek başlarına kalmazlar. Bu fobi akşamları evde tek başlarına kaldıklarında artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duydukları tüm sesleri, gördükleri tüm gölgeleri hırsızın ve yabancı birisinin varlığına yorarlar.<br />
Uçak korkusu: Uçak korkusunda kişi gideceği yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak dışında herhangi bir araçla gitmeye razıdır. Uçağa binmek zorunda kalırsa şiddetli korku duyar. Uçağın her hareketini, her sarsıntıyı büyük bir korkuyla izler, duyduğu her sesi motorun arızasına yorar.<br />
Yutma korkusu: Yutma fobisinde kişi yemek yerken, su içerken boğazına birşey kaçacağı ve boğulacağı düşüncesindedir. Kuruyemiş ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybıdır.</p>
<p>•    Canlı canlı toprağa gömülme korkusu (tapofobi)<br />
•    Ateş korkusu (pirofobi)<br />
•    Giyecek korkusu (endofobi)<br />
•    Yenilik korkusu (kainatetofobi)<br />
•    Sivri cisim korkusu (amofobi)<br />
•    Karanlık korkusu (kenofobi)<br />
•    Dışkı korkusu ( koprofobi)<br />
•    Yamaçtan iniş korkusu (orofobi)<br />
•    Toplum içinde yüz kızarması korkusu (ertirofobi)<br />
•    Beyaz sayfa korkusu (lökoselofobi)<br />
•    Yabancı kokusu (xenofobi)<br />
•    Tozi pislik korkusu (mizofobi)<br />
•    Herşeyden korkma korkusu (pontofobi)<br />
•    Korkudan korkma korkusu (fabofobi)<br />
•    Cinsel ilişki korkusu<br />
•    Eşcinsel olma korkusu<br />
•    Aklını yitirme korkusu<br />
•    Hastalık korkusu<br />
•    ablütofobi: yıkanmaktan korkma<br />
•    agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma<br />
•    agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu<br />
•    ailurofobi: kedilerden korkma<br />
•    akluofobi: karanlıktan korkma<br />
•    akrofobi: yüksek yerlerden korkma<br />
•    akustikofobi: belirli seslerden kokrma<br />
•    algofobi: acı çekmekten korkma<br />
•    amatofobi: toz korkusu<br />
•    amnezifobi: hafızasını kaybetmekten korkma<br />
•    androfobi: adamlardan korkma<br />
•    anemofobi: fırtına korkusu<br />
•    antlofobi: sel korkusu<br />
•    antropofobi: insanlardan korkma<br />
•    apifobi: arılardan korkma<br />
•    arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku<br />
•    araknofobi: örümceklerden korkma<br />
•    aritmofobi: sayılardan korkma<br />
•    asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma<br />
•    astenofobi: güçsüz olmaktan korkma<br />
•    astrafobi: şimşek korkusu<br />
•    ataksofobi: düzensizlikten korkma<br />
•    atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma<br />
•    aviofobi: uçuş korkusu<br />
•    ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma<br />
•    batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma<br />
•    batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma<br />
•    belonefobi: iğnelerden korkma<br />
•    bibliyofobi: kitaplardan korkma<br />
•    bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma<br />
•    brontofobi: gökgürültüsünden korkma<br />
•    dentofobi: dişçiden korkma<br />
•    dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma<br />
•    eisoptrofobi: aynalardan korkma<br />
•    elektrofobi: elektrikten korkma<br />
•    emetofobi: kusmaktan korkma<br />
•    entomofobi: böceklerden korkma<br />
•    epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma<br />
•    eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku<br />
•    erotofobi: cinsellik korkusu<br />
•    farmakofobi: ilaçlardan korkma<br />
•    fazmofobi: hayaletlerden korkma<br />
•    febrifobi: yüksek ateşten korkma<br />
•    filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma<br />
•    filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma<br />
•    fobofobi: korkmaktan korkma<br />
•    fotofobi: ışıktan korkma<br />
•    gametofobi: evlenmekten korkma<br />
•    gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma<br />
•    gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma<br />
•    glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma<br />
•    haptofobi: dokunulmaktan korkma<br />
•    harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma<br />
•    helyofobi: güneş&#8217;ten korkma<br />
•    hematofobi: kan korkusu<br />
•    herpetofobi: sürüngenlerden korkma<br />
•    hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma<br />
•    higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma<br />
•    hipegiyafobi: sorumluluktan korkma<br />
•    hipnofobi: uyumaktan korkma<br />
•    hipofobi: atlardan korkma<br />
•    homiklofobi: sisten korkma<br />
•    homofobi: eşcinsellerden korkma<br />
•    ihtiyofobi: balıklardan korkma<br />
•    islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma<br />
•    jinefobi: kadınlardan korkma<br />
•    kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma<br />
•    kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu<br />
•    kanserofobi: kanser olmaktan korkma<br />
•    kardiyofobi: kalp hastalığından korkma<br />
•    karnofobi: etten korkma<br />
•    katagelofobi: dalga geçilmekten korkma<br />
•    kemofobi: kimyasal maddelerden korkma<br />
•    keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma<br />
•    kimofobi: dalgalardan korkma<br />
•    kinofobi: köpeklerden korkma<br />
•    klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma<br />
•    klostrofobi: kapalı yer korkusu<br />
•    koprofobi: dışkı korkusu<br />
•    koulrofobi: palyaçolardan korkma<br />
•    kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma<br />
•    kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma<br />
•    kronomentrofobi: saatlerden korkma<br />
•    ksantofobi: sarı renkten korkma<br />
•    ksenofobi: yabancılardan korkma<br />
•    ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma<br />
•    limnofobi: göllerden korkma<br />
•    litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma<br />
•    logofobi: belirli kelimelerden korkma<br />
•    lökofobi: beyaz renkten korkma<br />
•    manyofobi: delirmekten korkma<br />
•    mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma<br />
•    mekanofobi: makinelerden korkma<br />
•    melanofobi: siyah renkten korkma<br />
•    mikrobiyofobi: mikroplardan korkma<br />
•    mizofobi: kirlilikten korkma<br />
•    monofobi: yalnızlıktan korkma<br />
•    musofobi: farelerden korkma<br />
•    nekrofobi: cesetten korkma<br />
•    nelofobi: camdan korkma<br />
•    niktofobi: geceden korkma<br />
•    nozokomefobi: hastanelerden korkma<br />
•    nüdofobi: çıplaklıktan korkma<br />
•    obesofobi: şişmanlamaktan korkma<br />
•    ofidiyofobi: yılanlardan korkma<br />
•    okofobi: taşıt araçlarından korkma<br />
•    osmofobi: belirli kokulardan korkma<br />
•    pantofobi: her şeyden korkma<br />
•    papirofobi: kağıttan korkma<br />
•    paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma<br />
•    patofobi: hasta olmaktan korkma<br />
•    pedofobi: çocuklardan korkma<br />
•    peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma<br />
•    penyafobi: fakirlikten korkma<br />
•    pirofobi: ateşten korkma<br />
•    plakofobi: mezar taşlarından korkma<br />
•    pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma<br />
•    politikofobi: politikacılardan korkma<br />
•    porfirofobi: mor renkten korkma<br />
•    potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma<br />
•    potofobi: alkollü içeceklerden korkma<br />
•    pteronofobi: kuş tüyünden korkma<br />
•    pupafobi: kuklalardan korkma<br />
•    radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.<br />
•    ranidafobi: kurbağalardan korkma<br />
•    selenofobi: ay&#8217;dan korkma<br />
•    siderofobi: yıldızlardan korkma<br />
•    simetrofobi: simetriden korkma<br />
•    skiofobi: gölgelerden korkma<br />
•    sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma<br />
•    soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma<br />
•    tafefobi: diri diri gömülmekten korkma<br />
•    takofobi: yüksek hızdan korkma<br />
•    talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu<br />
•    tanatofobi: ölümden korkma<br />
•    teknofobi: teknolojiden korkma<br />
•    teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması<br />
•    termofobi: ısıdan korkma<br />
•    testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma<br />
•    tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma<br />
•    otomofobi: ameliyat olmaktan korkma<br />
•    toksifobi: zehir korkusu<br />
•    topofobi: belirli yerlerden korkma<br />
•    travmatofobi: yaralanmaktan korkma<br />
•    trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma<br />
•    triskaidekafobi: 13 sayısından korkma<br />
•    tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma<br />
•    trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma<br />
•    ürofobi: sidikten korkma<br />
•    xenofobi: yabancılardan korkma<br />
•    venereofobi: zührevi hastalıklardan korkma<br />
•    venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma<br />
•    vermifobi: solucanlardan korkma<br />
•    zelofobi: kıskançlıktan korkma<br />
•    zoofobi: hayvanlardan korkma</p>
<p>Bütün özgül fobiler tek tek anlatılamayacak kadar çoktur. Hepsi ayrı ayrı tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>Fobi belirtileri</strong><br />
Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:<br />
•    Çarpıntı<br />
•    Yüz kızarması<br />
•    Titreme<br />
•    Terleme<br />
•    Bulanık görme<br />
•    Nefes darlığı<br />
•    Ağız kuruluğu<br />
•    Yutkunma güçlüğü v.b.<br />
Sosyal fobinin panik bozukluktan tek farkı belirtilerin belli durumlarda ortaya çıkmasıdır. Panik bozukluğu olan kişiler ne zaman panik atak geçireceklerini bilirler ve panik atak geçirmemek için fobik durumlardan kaçınırlar. Örneğin asansör korkusu olan kişiler asansöre bindiklerinde panik atak geçirebilirler ve bundan korunmak için üst katlara merdivenlerden çıkıp inmeyi tercih ederler bu şekilde panik atak gelmesini önlerler. Yine uçak korkusu olan kişiler uçağa binmek yerine başka vasıtaları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak gelişmesini önlerler. Panik bozukluğu olan kişilerde fobilerden farklı olarak panik ataklarının ne zaman, nerede geleceği belli değildir ve atağın gelmesi genelde önlenemez.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/fobi-ve-fobi-cesitleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekler neden pişirilerek yenilir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 17:34:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar neden yemekleri pişirir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[neden pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryenler]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4660</guid>
		<description><![CDATA[Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/yemek.jpg"><img class="size-full wp-image-4661 aligncenter" title="yemek" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/yemek.jpg" alt="" width="257" height="192" /></a></p>
<p>Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır.</p>
<p>Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.</p>
<p>Genel açıklamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.<span id="more-4660"></span></p>
<p>Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. Şeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluştururlar.</p>
<p>Pişmiş bir biftekte en az 600 değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar.</p>
<p>Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitaminler de ölür. Yanlarına sadece iyice pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden ata soldan bineriz?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/neden-ata-soldan-bineriz/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/neden-ata-soldan-bineriz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[ata nasıl binilir]]></category>
		<category><![CDATA[ata neden soldan binilir]]></category>
		<category><![CDATA[binicilik]]></category>
		<category><![CDATA[düşme]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ayakla]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4635</guid>
		<description><![CDATA[Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı. Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/ata-binmek.jpg"><img class="size-full wp-image-4636 aligncenter" title="ata binmek" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/ata-binmek.jpg" alt="" width="252" height="282" /></a></p>
<p>Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.</p>
<p>Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.<span id="more-4635"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.</p>
<p>Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/neden-ata-soldan-bineriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendimizi neden gıdıklayamayız</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kendimizi-neden-gidiklayamayiz/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kendimizi-neden-gidiklayamayiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 12:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Gıdıklanma]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendine]]></category>
		<category><![CDATA[kendimizi gıdıklama]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[neden gıdık alırız]]></category>
		<category><![CDATA[niye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4624</guid>
		<description><![CDATA[Gıdıklanma konusunda duyarlı hastaları muayene ederken doktorlar hastanın elini kendi elleri üzerine yerleştirerek gıdıklanma hissine engel olurlar. Bu nasıl olmaktadır? Çünkü gıdıklanmaya ne kadar duyarlı olursanız olun, kendinizi gıdıklayamazsınız. Bunun nedeni beynimizin etrafımızda olan bitenleri takip ederken pek çok hissimiz arasında en önemli olanları hissetmeye programlanmış olmasıdır. Mesela oturduğunuz sandalyeyi veya ayağımıza giydiğimiz çorabı özellikle [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/gıdıklama.jpg"><img class="size-full wp-image-4625 aligncenter" title="gıdıklama" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/gıdıklama.jpg" alt="" width="131" height="133" /></a></p>
<p>Gıdıklanma konusunda duyarlı hastaları muayene ederken doktorlar hastanın elini kendi elleri üzerine yerleştirerek gıdıklanma hissine engel olurlar. Bu nasıl olmaktadır? Çünkü gıdıklanmaya ne kadar duyarlı olursanız olun, kendinizi gıdıklayamazsınız.</p>
<p>Bunun nedeni beynimizin etrafımızda olan bitenleri takip ederken pek çok hissimiz arasında en önemli olanları hissetmeye programlanmış olmasıdır. Mesela oturduğunuz sandalyeyi veya ayağımıza giydiğimiz çorabı özellikle onları düşünmediğimiz sürece hissetmeyiz ama omzumuza dokunan bir el hemen bizi irkiltecektir.<span id="more-4624"></span></p>
<p>Beynin bu ‘hisleri ayırt etme’ fonksiyonunu sürdürebilmesi için bizim temasımızı başkalarının temasından ayırt etmeye yarayan bir sinyal üretmesi gerekmektedir. Bu fonksiyonu gerçekleştiren ise beyinciktir. Yaklaşık 110 gram ağırlığındaki bu organ, kendi eylemlerimizin yaratacağı hisleri tayin eden yerdir. Beklenen veya beklenmeyen reaksiyonları ayırt etme işi beyinciğe aittir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Beyincikten gelen sinyallere göre, beyin bu hissin önemli olup olmadığına karar verir. Gıdıklanma hissi abartılmış bir refleks olmakla birlikte, eğer size dokunan gene size ait bir organsa, beyin bu gıdıklanmanıza değil, dokunduğunuz organdan (mesela elinizden) gelen hislere öncelik verecektir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kendimizi-neden-gidiklayamayiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
