<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; meyve</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/meyve/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Limon neden ekşidir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 07:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[buzlu.org bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ekşidir]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nene]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5380</guid>
		<description><![CDATA[Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir. &#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5381" title="limon" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg" alt="" width="239" height="179" /></a></p>
<p>Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir.</p>
<p>&#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun cevabı ise tam belli değildir. Tabiat kurallarına göre limonun ekşi olmaması gerekiyor. Limon parlak renkli, hoş kokulu bir meyvedir. Meyve ise bitkide tohumlan taşıyan organdır. Genellikle tatlı, sulu ve etli olur. Meyvelerin en temel görevlerinden biri tohumların olabildiğince uzak bir alana yayılmalarını sağlamaktır. Böylece tohumların ana bitkinin dibine düşerek onun besinini bölüşmesi ve burada çimlenen fidelerin sıkışık biçimde büyümeleri önlenmiş olur.</p>
<p>Bazı meyve türlerinde tohumlar paraşüte benzeyen tüy demetlerinin yardımıyla uçarak bitkiden uzaklaşırlar. Bazı kuru meyveler kendiliklerinden yarılıp açılırlar ve bitki rüzgarda sallandıkça tohumlan çevreye saçılırlar. Bazıları ise birdenbire patlayarak tohumlarını hızla çevreye fırlatırlar. Doğadaki meyvelerin çoğunluğunda ise tohumlar başta kuşlar olmak üzere çeşitli hayvanlar tarafından çevreye yayılırlar.<span id="more-5380"></span></p>
<p>Meyveler parlak renkleri, hoş kokuları ve tatları ile hayvanların dikkatlerini çekerler. Hayvanlar, yedikleri meyvelerin etlerini sindirip sert çekirdeklerini yani tohumlarını dışkılarıyla kilometrelerce öteye atarlar. Böylece tohumların çok uzaklara yayılmalarına aracı olurlar.</p>
<p>Limon meyvesinin etli içi o kadar ekşidir ki, insanlar tarafından doğrudan yenmez, daha çok sıkılarak yemeklere, salatalara, içkilere katılır. Öyleyse limonu diğer meyvelerden ayıran nedir? Niçin tadı, hayvanların ilgisini çeksin, tohumları dağılabilsin diye tatlı değildir?</p>
<p>Aslında limonun ekşi tadından hoşlanan başta maymunlar olmak üzere birçok hayvan vardır. Bunların gerçekten ekşi tattan hoşlandıkları için mi limon yedikleri yoksa vücutlarındaki C vitamini dengesini sağlamak için içgüdüsel olarak mı böyle davrandıkları tam bilinmemektedir.</p>
<p>Anayurdunun Hindistan&#8217;ın kuzeybatı kesimleri olduğu sanılan limon ağaçları yüzyıllardır Güney Asya&#8217;da ve Anadolu&#8217;da yetiştirilmektedir. 12. yüzyılda Araplar tarafından İspanya&#8217;ya götürülmüş ve oradan tüm Avrupa&#8217;ya yayılmıştır. Turunçgillerin en önemli özelliği eski çağlardan beri insanlar tarafından bilinçli olarak yetiştirilmeleridir.</p>
<p>Turunçgiller ailesinin fertlerini yani limon, portakal, turunç ve greyfurtu ticari olarak sınıflandırmak oldukça kolaysa da türlerin bitki bilimi açısından ayırt edilmesi son derecede güçtür, çünkü günümüzde birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilen turunçgiller fertlerinin yüzyıllar boyu melezlenerek nasıl oluştuklarını, hele tabiattaki ilk hallerini kestirmek zordur.</p>
<p>Limon ağaçlan hala üstün nitelikli ağaçlardan alınan sürgünlerin dayanıklı anaçlarla çapraz şekilde aşılanmaları yolu ile çoğaltılırlar. Bu iş için de anaç olarak genellikle tadı ekşi ve acı olan turunç ağaçlan seçilir.</p>
<p>Görünen odur ki, limona ekşilik tabiat tarafından verilmemiştir. Muhtemelen ilk limonlar tatlıydı. Tohumlarının saçılması için artık hayvanlara ihtiyacı kalmayan limon, insanlar tarafından sürekli aşılanarak istenilen özelliği kazanması sağlandı ve ekşi hale getirildi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;text=Limon neden ekşidir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;t=Limon neden ekşidir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=Limon neden ekşidir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&name=buzlu.org&description=Limon+neden+ek%C5%9Fidir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahududu</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ahududu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ahududu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 15:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[ahududu]]></category>
		<category><![CDATA[Frambuaz]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl üretilir]]></category>
		<category><![CDATA[orman bitkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştiricilik]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3815</guid>
		<description><![CDATA[Ahududu veya Frambuaz, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü. Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer. İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Ahududu.jpg"><img class="size-full wp-image-3816 aligncenter" title="Ahududu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/Ahududu.jpg" alt="Ahududu" width="288" height="235" /></a></p>
<p>Ahududu veya Frambuaz, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü.</p>
<p>Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer.</p>
<p>İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın çok kısa bir dönemde yetişen vahşi türü ve sürekli meyve veren türü.</p>
<p>Ahududu yaprakları, taze veya kurutulmuş olarak bitki çaylarında kullanılır. Yaprakları 3&#8242;lü veya 5&#8242;li gruplar halinde bulunur ve altları gümüş-beyaz renktedir.<span id="more-3815"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yetiştirilmesi </strong></p>
<p>Ahududu, taze ürünler pazarı ve ticari işleme için yetiştirilir. Geleneksel olarak yaz sonu mahsülü olan ahududu, yeni bir teknoloji, çeşitlilik ve yenilikler sayesinde tüm yıl boyunca tüketilebilir. Ahududunun tam olgunluğuna erişebilmesi için bol güneş ışığı ve suya ihtiyacı vardır. Kuş dışkısı ile yayılan tohumlarla ahududular bahçelerde sık sık yabani ot olarak baş gösterirler.</p>
<p>Ahududuların yetiştirilmesine normalde kışın dip sürgünlerden başlanır. Bu sürgünler bir metre aralıklarla verimli, iyi kanalize edilmiş topraklara ekilmelidir. Dikimden önce toprağı derinlemesine kazarak ve gübre gibi organik maddeler ekleyerek hazırlayın.</p>
<p>İlk sene, bitkinin rezervlerini depolaması ve büyüyebilmesi için bütün çiçekler toplanır. İkinci seneden itibaren bir önceki senin fidanları ilkbaharda çiçeklenecek ve yazın meyveler olgunlaşacaktır. İlkbahar ve yaz boyunca bitkiyi iyi sulanır, fakat sonbahar döneminde su miktarını azaltılır. Bu, fidanların kışı geçirebilmeleri için sertleşmekerini sağlayacaktır.</p>
<p>Kış boyunca eski çiçeklenmiş fideleri toprak seviyesinde budanır. Yeni fidelerin de küçük ve zayıf olanları ayıklanır. Birbirilerine çok yakın büyüyen fideleri sökülür, fidelerin arasında 10-15 cm mesafe olmalıdır. Çoğu ahududu çeşidinin kazığa bağlanması gerekecektir.</p>
<p>Ahududular kuvvetlidir ve biraz istilacı olabilirler. Bitkinin biraz uzağında sürgün verebilirler. İlkbaharda bitkinin sınırlarını işaretlenir ve bu bölgeyi bir bel ile kazınır. Bu işlem sürgünleri ayıracaktır. Bölgenin dışındaki sürgünleri kazıp çıkartılır.</p>
<p>Koyu kırmızı rengini almış ve göbeğine dokunulan meyveleri toplanır. Meyveler bu zamanlarında en tatlı hallerine ve olgunluğa erişmiştir. Fazla meyvelerden ahududu reçeli yapılabilir veya bu meyveler dondurulabilirler.</p>
<p><strong>Irkları </strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan iyileştirme çalışmalarıyla dikensiz ve destek gerektirmeyen dik boylu kültür ırkları elde edilmiştir. Ayrıca Rubus cinsinin diğer üyeleriyle yapılan çaprazlamalar sonucunda çok sayıda hibridler elde edilmiştir.</p>
<p>Kara ahududu (Rubus occidentalis) Kuzey Amerika&#8217;ya özgü farklı bir bitki türüdür. Farklı yörelerde ahududu olarak adlandırılan diğer Rubus türleri şunlardır:<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Faydaları </strong></p>
<p>Ahududu iyi bir kan yapıcı olmasının yanında mevcut kanı temizler. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.</p>
<p>* Kuzey ahududu (Rubus arcticus)<br />
* Kokulu ahududu (Rubus odoratus)<br />
* Şarap ahududusu (Rubus phoenicolasius)<br />
* Beyaz kabuklu ahududu (Rubus leucodermis)</p>
<p><strong>Hastalık ve zararlıları </strong></p>
<p>Ahududu bazı kelebek (Lepidoptera) türlerinin larvaları için ana besin kaynağını oluşturmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fahududu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;text=Ahududu&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;t=Ahududu">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;title=Ahududu&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fahududu%2F&name=buzlu.org&description=Ahududu" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ahududu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ahududu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ahududu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ahududu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nitrik Oksit mucizesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 09:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[damar tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nitrik Oksit]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3368</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir. Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür. Son yirmi yılda yapılan yoğun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3369" title="nitrik-oksit" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/nitrik-oksit.jpg" alt="nitrik-oksit" width="300" height="213" /></a></p>
<p>Birçok insanın hayatı boyunca adını birkaç kez duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok önemli maddelerden birisidir.</p>
<p>Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden meydana gelen bir moleküldür.</p>
<p>Son yirmi yılda yapılan yoğun araştırmalar, bu molekülün hücreler arası haberleşmede temel bir görev üstlendiğini ortaya çıkarmıştır. Nitrik oksit, insan vücudunda doğal olarak üretilen bir hormon, yani kimyasal bir habercidir; sinir, dolaşım, savunma, solunum ve üreme sistemlerinin hayati fonksiyonlarının düzenlenmesinde stratejik bir rol oynamaktadır. Nitrik oksidin çok önemli bir görev üstlendiği yerlerden biri de damarlarımızdır.<br />
<span id="more-3368"></span><br />
Mükemmel molekül nitrik oksit sayesinde, vücudun farklı ortamlara göre değişen ihtiyaçları otomatik olarak sağlanır. Kan damarlarının, spor yaparken genişleyerek artan kan ihtiyacını sağlaması veya yaralanma sonrasında daralarak kanamayı azaltması sözü edilen kusursuz sistemin bir sonucudur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksitin Damarlardaki Görevi Nasıl Keşfedildi? </strong></p>
<p>1998 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü&#8217;nü paylaşan üç bilim adamı, kanda bulunan nitrik oksit (NO) adlı molekülün damarda gevşetici bir etkisi olduğunu keşfetmişlerdir.</p>
<p>Peki, bu molekülün yaptığı etki insana ne kazandırıyordu?</p>
<p>Bu sorunun cevabı çok kısa ve net olmuştur. Hayatta kalmak. Çünkü nitrik oksit iki hayati organımız olan beynimiz ve kalbimizin çalışmasında düzenleyici rol oynar. Bu düzenleyici rolünü, kanın damarlarda rahat bir şekilde akmasını ve tüm organlarımızda rahat bir şekilde dolaşmasını sağlayarak gerçekleştirir. Böylece kan akışını düzenleyip rahatlattığı için beyin kanaması ve kalp krizi riski düşer.</p>
<p>Bu molekülün üretilmesi ve işlevsel özelliklerini kazanması, bilimsel delillerle çürütülmüş olan evrim teorisini hala savunabilen bazı Darwinist bilim adamlarının iddia ettiği gibi tesadüfen oluşmadığını, Yüce Allah’ın yaratışının eseri olduğunu kanıtlayan delillerden yalnızca birini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Kaslar Nasıl Çalışıyor? </strong></p>
<p>Uyarı iletici veya hormon, atardamar üzerinde bulunan alıcılara bağlanır. Bu bağlanmanın ardından nitrik oksit (NO) açığa çıkar.</p>
<p>Endotel tabakadaki NO molekülleri düz kaslara doğru ilerler ve burada guanil siklaz (GC) enzimini harekete geçirirler.</p>
<p>GC, guanozin trifosfatı (GTP) siklik guanozin monofosfata çevirir (cGMP).</p>
<p>cGMP, kalsiyum iyonlarının hücredeki depo alanlarına gitmesine neden olur. Azaltılmış konsantrasyonlu kalsiyum iyonları (Ca++), aktin ve miyozinin kayarak birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan hücresel reaksiyonları gerçekleştirir.</p>
<p>Düz kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Kan damarları genişler.</p>
<p>Nitrik oksit molekülünün hızı, günümüzün internet teknolojisiyle veya &#8220;e-mail&#8221; yoluyla iletişim kurmayı çağrıştırmaktadır. Gerçekten de nitrik oksit, adeta elektronik posta sistemi gibi hareket etmekte; büyük bir süratle çok sayıda mesajı yerlerine iletmektedir.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Nasıl Üretilir? </strong></p>
<p>İnsan yaşamı için hayati bir önem taşıyan nitrik oksidin üretim merkezi, endotel hücresidir. İsmi L-arjinin olan bir amino asit, nitrik oksit sentez enzimi, nikotinamid adenin dinükleotid fosfat, kalmodulin, oksijen, flavin mononükleotid, flavin adenin dinükleotid, tetrahidrobiyopterin… Bu kelimelerin büyük bir çoğunluğunu hayatınızda ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Ancak endotel hücresi bu mikroskobik maddeleri çok iyi tanır ve bunları nitrik oksit molekülünü üretmek için kullanır.</p>
<p>Endotel hücresi, nitrik oksit molekülünü üretmek için hangi kimyasal maddeden ne oranda kullanması gerektiğini çok iyi bilir. Yanlış veya hatalı bir üretim söz konusu olmaz. Örneğin, nitrik oksit (NO) yerine güldürücü gaz olarak bilinen nitröz oksit (N2O) üretmez.</p>
<p>Nitrik oksit üretiminde çok hassas dengeler mevcuttur. Sözü edilen hücreler hayatımızın her anında üretim için hazır durumdadır; ihtiyaç baş gösterdiğinde hemen devreye girerek üretime başlarlar.</p>
<p>Damarlarımızın derinliklerindeki bu olağanüstü fabrikaların istenmeyen zararlı yan ürünleri yoktur. Küresel ısınma, asit yağmurları, çevre kirliliği gibi dünya gündemindeki pek çok sorunun kimyasal atıklardan kaynaklandığı düşünülürse, endotel hücrelerinin ne kadar başarılı bir üretim tesisi olduğu daha iyi anlaşılır. Çünkü nitrik oksit molekülleri 10 saniye gibi kısa bir süre içinde görevlerini tamamlayarak &#8220;parçalanırlar&#8221;. Böylece vücutta birikerek zararlı yan etkiler meydana getirmezler. Tüm bunlar şu anlama gelir ki, endotel hücreleri kimyasal mamullerin üretiminde, olabilecek en ideal yöntemi kullanırlar.</p>
<p>Endotel hücreleri gerekenden az haberci üretseydi damarlarımız daralır, kan basıncımız hızla yükselir, bu da kalp krizine yol açardı. Fazla üretim yapması durumundaysa, damarlarımız aşırı genişler, kan basıncımız düşer, bu da şok durumuna neden olurdu. Ancak Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket eden endotel hücreleri, ölümümüze neden olabilecek böyle oran hatalarını hiçbir zaman yapmazlar. Yüce Allah Kuran’da her şeyi belli bir ölçü ile yarattığını şöyle bildirir:</p>
<p>“… Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)</p>
<p>Nitrik Oksit Seviyesi Vücutta Nasıl Artırılır?</p>
<p>Doymuş yağ tüketimi azaltılarak</p>
<p>Düzenli olarak spor yapılarak</p>
<p>Sağlıklı beslenilerek. Bunun için kırmızı et tüketimini azaltmak, bol sebze ve meyve yemek, protein gereksinimini özellikle soya fasulyesi ve haftada bir balık yiyerek karşılamak oldukça önemlidir.</p>
<p>Nitrik oksit üretimi için ayrıca antioksidan alınarak. Özellikle C ve E vitamini alınmalıdır. Çünkü antioksidanlar vücuttaki nitrik oksiti korumaktadır.</p>
<p><strong>Nitrik Oksit Damarları Nasıl Gevşetir? </strong></p>
<p>Damarın gevşemesi için öncelikle kanda bulunan bazı uyarı iletici hormonlar devreye girerler. Bunlar damar zarındaki alıcılara bağlanarak bu işlemi başlatırlar. Bunu ilk domino taşının düşmesiyle diğer tüm taşların birbirini etkileyerek sırayla düşmesine benzetebiliriz.</p>
<p>İlk taş harekete geçtikten, yani kandaki uyarı iletici hormon damar zarındaki alıcılara bağlandıktan hemen sonra hücre zarı adeta ne yapması gerektiğini &#8220;anlar&#8221; ve nitrik oksit üretmeye başlar.</p>
<p>Üretildikleri anda ne yapmaları gerektiğini &#8220;bilen&#8221; nitrik oksit moleküllerinden bazıları hızla damar düz kas hücrelerine gelirler. Burada hücreye girerek GTP adlı enzimle birleşirler. Bu, ikinci aşamadır. Ancak damarın gevşemesi için bir sonraki aşamaya geçilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Nitrik oksit GTP ile birleştikten sonra cGMP isimli bir başka enzim üretilmeye başlanır. Elbette üretilen bu yeni maddenin de bu zincirde bir görevi vardır ve bunu gerçekleştirmek için miyozine giderek, onu harekete geçirir.</p>
<p>Miyozin, kas hücrelerinin kasılıp gevşemesi için gerekli olan bir etkendir. Artık son aşamaya gelinmiştir. Miyozinin de harekete geçmesiyle son taş da düşer ve kas hücreleri gevşer.</p>
<p>Damarın gevşemesi işlemini olabildiğince kolaylaştırarak anlatırsak, enzimlerin faaliyetleri sonucunda kas hücreleri içinde kalsiyum konsantrasyonu azalır ki bu, liflerin ayrılmasına ve kas hücrelerinin gevşemesine yol açar. Böylece damarlar genişler. Kısacası damarlarımızdaki basıncın düzenlenmesinde nitrik oksit molekülünün taşıdığı haberlerin hayati önemi vardır.</p>
<p>Damarların Gerginliğini Düzenleyen Bilinç Yüce Rabbimize Aittir</p>
<p>Damarın duvar gerginliğini düzenleyen nitrik oksidin, bu kompleks işleyişi tek başına gerçekleştirmesi mümkün değildir. Nitrik oksit damar duvarının gevşetilmesinde bir aracı olarak görev yapar. Bu gevşetilme olayı bir dizi zincirleme işlemin gerçekleşmesi ile ortaya çıkar. Şimdi bu aşamaların tümünü kısaca maddeler halinde inceleyelim:</p>
<p>Dikkat edilirse bu işlemde rol alan hormon ve hücreler adeta bilinçli bir şekilde hareket etmektedirler.</p>
<p>Kandaki uyarı iletici hormonlar, damar zarında kendileri için uygun olan yere giderek, o bölgeyi etkiler ve bu süreci başlatırlar.</p>
<p>Bundan sonraki işlemlerde de aynı bilinç gözlenmektedir. Her uyarı, kapkaranlık insan bedeninin içinde asla yolunu şaşırmadan, hep doğru yere iletilerek başarılı bir sonuç elde edilir.</p>
<p>Hücreler, hormonlar ve moleküllerin bu adeta şuurlu hareketleri nasıl gerçekleşmektedir?</p>
<p>Nasıl olur da harekete geçmeleri gereken zamanı ya da durmaları gereken zamanı saniyesine kadar bilirler?</p>
<p>Üretilir üretilmez, sanki bir yerden emir almış gibi, mesajlarını doğru adreslere tam zamanında eksiksiz olarak nasıl ulaştırabilirler?</p>
<p>Bu bilinç kendilerine ait olabilir mi? Elbette olamaz. Bir hücrenin ne zaman, ne üreteceğini ona bildiren, hormonun veya molekülün doğru adrese gidebilmesi için onlara yolu gösteren, adresin doğru olduğunu onaylayan, kısaca tüm bunları yönlendiren bir akla ve şuura ihtiyaç vardır. Bu sonsuz akıl, hücreyi, hormonları, molekülleri yaratan, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğini onlara ilham eden Allah&#8217;a aittir. Her şeyi kusursuzca var eden Allah, bu özel molekülü de sayısız yaratılış delillerinden bir tanesi olarak var etmiştir. Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın her şeye hakim olduğu şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p>&#8220;Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah&#8217;a tevekkül ettim. O&#8217;nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)&#8221; (Hud Suresi, 56)<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Nitrik Oksit Evrim Teorisini Tek Başına Yalanlıyor </strong></p>
<p>Yeryüzü, kainat ya da insan vücudu biraz derinlemesine incelendiğinde, evrim teorisinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Kandaki moleküllerden sadece biri olan nitrik oksit bile öylesine detaylı ve akılcı hareket eder ki, bunların tesadüflerle meydana gelmesi imkansızdır.</p>
<p>Bu durumda şöyle bir soru sorulabilir: Tesadüfler, nasıl olmuş da kan içinde nitrik oksidi &#8220;özel bir üretimle&#8221; geliştirebilmişlerdir? Damarlara gevşetici etkiyi veren hormonlara, hücrelere ve enzimlere teker teker görevler dağıtan, onlar için belli bir güzergah belirleyen, acaba hangi tesadüftür? Bu tesadüflerin tümünün mekanizmaya faydalı bir şeyler eklemiş olması gerekir, çünkü hatasız ve mükemmel bir sistem oluşsa bile, sadece tek bir yanlış müdahale, sistemi tamamen ortadan kaldırmaya yetecektir. Peki bu durumda tümüyle şuurlu gerçekleşen bu olaylara &#8220;tesadüf&#8221; denmesi mümkün olur mu? Şu halde sistemin her parçasında, her detayında görünen bir şuur vardır. Bilim adamları, bu konunun detaylarını henüz birkaç yıl önce keşfedebilmişlerdir. Bu mükemmel sistemi, bu sistem içindeki en küçük detayına kadar herşeyi yaratan, üstün, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah&#8217;tır.</p>
<p>“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca &#8220;Ol&#8221; der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)</p>
<p>Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 23. sayı (Mayıs 2006) 20. sayfada yayınlanmıştır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4867" target="_blank">Harunyahya.net</a>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;text=Nitrik Oksit mucizesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;t=Nitrik Oksit mucizesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=Nitrik Oksit mucizesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fnitrik-oksit-mucizesi%2F&name=buzlu.org&description=Nitrik+Oksit+mucizesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/nitrik-oksit-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma ve elma yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2009 13:14:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik.meyvecilik]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[göller]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[seracılık]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3054</guid>
		<description><![CDATA[Toprak İşleme Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-3055 aligncenter" title="elma_yetistiriciligi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/elma_yetistiriciligi.jpg" alt="elma_yetistiriciligi" width="323" height="242" /></p>
<p><strong>Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır.</p>
<p>Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır.</p>
<p>Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
<span id="more-3054"></span><br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.<br />
Sulama<br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.</p>
<p>Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.</p>
<p>Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
Gübreleme<br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.</p>
<p><strong>Seçme, Boylama ve Ambalaj: </strong><br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.<br />
<strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
<strong>Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır: </strong><br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.<br />
<strong>ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ</strong><br />
elma çeşitleri , bakım , budama elma yetiştiriciliği<br />
Kültür elması (Malus communis Lam.)<br />
yetiştiriciliği ülkemizde hemen her bölgede yapılmaktadır, fakat en uygun yetiştirilme alanları,yabanisininde yayılma gösterdiği Kuzey Anadolu’da bulunmaktadır. Kuzey Anadolu Karadeniz Kıyı Bölgesi ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları arasında ki geçit bölgeleri ve son yıllarda Güneyde Göller Bölgesi de elma yeiştiriciliğinde önem kazanmıştır.<br />
Ülkemizde<br />
1988 yılı elma üretimi:1 950 000 ton<br />
1998 üretim 2 450 000 ton<br />
Ortalama ağaç verimi 1988 yılında 62.5 Kg<br />
Ortalama ağaç verimi:1998 yılında 64.5 Kg olmuştur.<br />
<strong>ELMANIN İKLİM ve TOPRAK İSTEKLERİ </strong><br />
Elma ılıman, özelliklede soğuk ılıman iklim bitkisidir. Genellikle dünyada 30°-50°enlemlerde yetişmektedir.Türkiye’de Ege Bölgesi’nde 500metrede, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sıcak ve kurak yerlerindeki 800 metreden daha yukarı yerlerde yetişmektedir.<br />
Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma ağacı düşük sıcaklıkların olduğu sert kışlara dayanıklıdır. Kış dinlenmesi sırasında odun kısımları-40°C’ a, açmış çiçekler -2.2°C ile -2.3°C ve küçük meyveler ise -1.1°C ile -2.2°C’a dayanırlarElma kış dinlenmesine en çok gereksinim duyan meyve türüdür. Yapılan denemelerde elmaların soğuklama ihtiyacını karşılayabilmesi için + 7.2°C’nin altında çeşidine göre 2322-3648 saat kalması gerekmektedir.</p>
<p>0°C!nin altında ise 1081-2094 saat soğuklamaya ihtiyacı vardır. yeterli soğuklama olmadığında ise çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması hem geç<br />
hem de düzensiz olur. Böylece geç açan çiçekler döllenme yetersizliği nedeni ile dökülür. Soğuklamasını ihtiyacını karşılayamamış elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Elma yüksek yaz sıcağından da hoşlanmaz. Sıcaklık 40°Cyi aştığında büyüme durur daha yüksek sıcaklıklarda ise çeşitli zararlanmalar görülür.Elma genellikle bir çok toprak tipinde iyi yetişir.Bahçe kurulacak yerin alt toprak yapısı çok önemlidir.Alt toprak, bitki kökleri hiçbir zaman su içinde kalmayacak ve köklerin yayılmasını kolaylaştıracak şekilde drene edilmelidir. Sert ve suyu drene etmeyen alt toprak yapısı ağacın büyümesini ve ömrünü olumsuz yönde etkiler. En iyisi alt toprağın çakıllı-tınlı olmasıdır. Toprak derinliği 2 metre veya daha fazla olmalıdır.ideali PH ı 6.0-6.5 olan içerisinde normal kireç ve yeteri kadarhumus ve nemi bulunan tınlı, tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı geçirgen topraklardır.</p>
<p><strong>ELMA ANAÇLARI</strong><br />
Bu anaçlar tohumla üretilir. kültür elmaların tohumundan elde edilen bitkilere “yoz”, Yabani çeşitlerinin tohumdan elde edilenlere ise“çöğür” denir.Elma anacı olarak her ikisi de kullanılmaktadır. Her iki anacın üzerlerine aşılı çeşitlerin meyveye yatma zamanları, ağaçların ömürleri, meyve kalitesi üzerine etkileri açısından aralarında önemli bir fark yoktur.<br />
<strong>1. Tohum anaçları (Generatif anaçlar) </strong><br />
Elma tohum anaçları (Malus sylvestris Mill) ülkemiz elma yetiştiriciliğinde geleneksel olarak kullanılan bir anaçtır. Yabani olarak yetişen elma tohumlarından elde edilir. Bu anaç üzerine Starking Delicious, Golden Delicious, Granny Smith gibi kuvvetli gelişen çeşitler aşılandıkları zaman 5.5- 6.0 m.’ye kadar boy yapan kuvvetli ağaçlar oluştururlar ve standartgelişen ağaçlar olarak tanımlanırlar. Verime yatmaları5-6 yılı bulur. 12-15 yaşında tam verime geçerler ve 25-30 yaşlardan sonra ekonomik anlamda verimden düşmeye başlarlar. Bu ağaçlardan, 1 dekar bahçeye toprağın verimliliğine göre 15-25 adet ağaç dikilir. Bu ağaçlarda budama, ilaçlama, meyve seyreltmesigibi kültürel uygulamalarla hasat işleri çokgüçleşmektedir.Elde edilen tohumlar yetiştirme şartlarının elverişli olduğu bölgelerde (Ege bölgesi gibi)sonbaharda genelde direkt aşı parseller  (Yabani tohum anaçları (çöğür) üzerine Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen (spur tipi) çeşitlerde aşılanabilir. Hatta yarı bodur elma çeşitleri en başarılı sonucu tohum anaçları üzerine aşılandıkları zaman vermek tedirler. Bu durumda, çeşitten dolayı %30-35’e varan bir bodurlaşma etkisi elde edilmektedir.)dikine ekilir ve takip eden yaz periyodunda gelişen çöğürler aşılanırlar. Şartların elverişli olmadığı yerlerde tohum tavasına ekilen tohumlardan bir yıl sonra elde edilen çöğürler aynı yıl sonbaharda aşı parsellerine şaşırtılırlar. Şaşırtmayı takip eden yaz periyodunda da çöğürler aşılanırlar.Elma çöğürleri ya ilkbaharda sürgün göz aşısı yada yaz sonunda durgun göz aşısı ile aşılanırlar. Yurdumuzdaki fidanlıklarda (Meyvecilik Üretme İstasyonlarında) genellikle durgun T (Kalkan) göz aşısı tatbik edilir ve tatbik zamanı da Temmuz ayının ilk haftasında başlar anaç ve kalem kabuk verene kadar devam eder.<br />
<strong>2. Klon Anaçları (Vegetatif Anaçlar)</strong><br />
Modern üreticilikte sadece aşılanacak çeşidin (kalemin) değil, anacın da standart vasıfta olması istenir. Vegetatif olarak üretilen elma klon anaçları çok bodurdan çok kuvvetliye kadar değişmektedir. araştırmalar sonucu pamuklu bite dayanıklı MM (Malling Merton) serisi en son olarak virüsten ari olan EMLA serisi geliştirilmiştir.Elma klon anaçları Stool Bed Layering adı verilen bir daldırma sistemi ile kolaylıkla çoğaltılmaktadır.Klon anaçları gelişme kuvvetlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır;<br />
Çok Bodur M 8, M 9, M 27<br />
Bodur M 26<br />
Yarı Bodur M 7, MM 106<br />
Kuvvetli M 2, MM 104, MM 111<br />
Çok Kuvvetli M 16, M 25, MM 109<br />
Bu anaçlardan bugün meyvecilikte en çok kullanılanları M 9, MM 106 ve MM 111’ dir.<br />
Şimdi kısaca bu anaçları tanıyalım;<br />
M 9 : Çok bodur anaçlar içerisinde bu gün dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler. Dikimden itibaren ömrü boyunca desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikim hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi şartlarda bile boyu 270 cm’yi geçmez. Çöğürlerin % 20-40’ı kadar gelişirler.<br />
M 9 boğaz çürüklüğüne (Phytophytora spp)ayanıklı fakat ateş yanıklığı (erwina amylovora) ve pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) hassastır.<br />
M 9 anacı Stool Bed Layering veya tepe daldırması ile çoğaltılır.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitler ince iğ şekli (Slender Spindle) terbiye sistemine göre şekillendirilir ve<br />
budanırlar.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitlerle kurulan bahçelerde uygulanacak dikim aralıkları toprak verimliliğine göre (1,5 m x 3,5 m) veya (2,0 m x 3,5 m) olmalıdır.<br />
M 9 anacı üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious veya Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen çeşitler aşılanmamalı, Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi kuvvetli gelişen (standart) çeşitlerin aşılanmasıyla elde edilen fidanlarla bahçe tesis edilmelidir.<br />
M 9 anacı aşılı çeşitlerin ekonomik ömürleri 15-20 yıldır. Verimli topraklarda ağaç başına 60-70 kg’ a kadar meyve verirler ki; bu da dekardan ortalama 7 ton ürün demektir. Dekara düşen ağaç sayısı olarak en az 80-100 adetverimli topraklarda ise 140-150 ağaç hesaplanmalıdır.<br />
MM 106 : Bugün dünyada ve yurdumuzda en çok tercih edilen bu anaç pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) dayanıklıancak kök boğazı çürüklüğüne (Phytophytora spp) hassastır. MM 106 anacı hem yarı bodur (Spur tipi) anaçlar hem de özellikle kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır.<br />
<strong>Budama </strong><br />
Elmalarda budama konusu çok önemlidir. Zira bir elma ağacının anaç ve çeşitinin kuvvetllik durumuna göre uygulanacak “terbiye sistemi” de değişiklik arz eder. Bu cümleden olarak elma bahçelerinde üç değişik terbiye sisteminden söz edilecektir.<br />
Modifiye Lider (Değişik Doruk Dallı) Terbiye Sistemi<br />
Bu terbiye sistemi “yarı bodur ve kuvvetli” karakterde ki anaçlara “kuvvetli gelişen standart çeşitler” in aşılanması ile oluşturulmuş elma bahçelerinde uygulanır. Örneğin yarı bodur bir anaç olan MM 106 ile kuvvetli karakterde ki MM 111 veya çöğür üzerine aşılı Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious veya Amasya gibi çeşitlerle kurulmuş elma bahçeleri gibi.<br />
Modifiye Lider terbiye sisteminin tercih edilmesinin yegane sebebi, olumlu yönlerinin olımsuz yönlerinden daha fazla oluşudur. Bu sistemde erken başlanır ve bilgili çalışılırsa daha az budama yapılacağından ağaçlar daha erken meyveye yatarlar, az budama meyvelerin kuvvetli ana dallar üzerine dağıtılmasını sağlar ve böylece hereğe gerek kalmaz. İlaçlama, hasat kolay, güneşlenme ise mükemmel olur.<br />
Genel manada budamayı 4 grupta toplayabiliriz;<br />
1- Dikim budaması<br />
2- Şekil budaması<br />
3- Mahsul (verim) budaması<br />
4- Gençleştirme budaması<br />
<strong>Dikim budaması </strong><br />
Elma bahçesi kurulurken bir yaşlı elma fdianları tercih edilmelidir. Dikim budamasında fidanın kök bölgesindeki yaralı kısımlar çıkarılır ve fazla uzun kısımlar kısaltılır, buna paralel olarak gövde topraktan itibaren 120 cm ‘den, eğer yan dal var ise bunlarda toprağa bakan bir-iki göz üzerinden kesilir.<br />
Dikim budaması yapılmayan fidanların tutma şansı çok az olup, tutanlardan ise sıhhatli ve verimli bir ağaç elde edilemez.<br />
<strong>Şekil budaması</strong><br />
Fidanın taç kısmına ileride kazandırılacak şekle esas olmak üzere dallarında yapılan budamaya şekil budaması denir.<br />
Elma bahçelerini kurmak için kullanılacak fidanlar dikimi müteakip o yılın sonundan itibaren şekil budamasına tabi tutulurlar. Elmalar için ilk 5 yılda modifiye lider sistemi teşekkül ettirilmiş olur. Fidanın taçlandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:<br />
1- Dikimde kök boğazından 80-120 cm den kesilen fidanın ilk 5 yılında tepe (lider) dalına dokunulmaz.<br />
2- Toprak seviyesinden 40 cm yüksekliğe kadar ki gövde üzerinde bulunan sürgünler dipten çıkarılıp atılır.<br />
3- Lider dal haricinde, ana gövde üzerinde birbiri üzerine gelmeyip, çepeçevre dağılmış 4 dal seçilir. Bunlar haricinde ki dallar dipten çıkarılır. Seçilen ana dallar arasındaki dikey mesafe 15-20 cm dir.<br />
İkinci yıl, seçilen 4 çatı dalından (Lider hariç) o sene ki uzunluğun 1/3 ü kadar kısaltılır. Her çatı dal üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlarda ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.<br />
Üçüncü, dördüncü ve beşinci yıllarda aynı yöntem izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılır.<br />
Kısaca ikinci yıldan itibaren her ana dal tıpkı tek bir fidanmış gibi ele alınarak bunlar üzerinde ikinci ve ondan sonraki yıllarda da üçüncü, dördüncü sıradaki dallar teşkil edilir.<br />
<strong>Mahsul (Verim) Budaması </strong><br />
Bahçe kurmanın nihai gayesi, şeklini verdiğimiz ağaçlardan meyve elde etmektir. Budamaya nasıl devam edelim ki, kaliteli, devamlı bir üretim sağlanabilsin. İşte konunun bu kısmını mahsul budaması teşkil eder. Mahsul budamasında dikkat edilecek hususlar şöyle sıralanabilir.<br />
Ağaçlarda sıhhatli ve verimli meyve gözlerinin muhafaza etmek için mahsul budamasının her yıl yapılması gerekir<br />
Ağaçlardaki yardımcı dalların gerek istikamet, gerekse büyüklük itibarı ile aralarında denge temin edilmelidir<br />
Özellikle meyveye yeni yatmış genç bahçelerde yardımcı dalların ağır budanmasından kaçınılmalıdır. Yardımcı dallar üzerinde lateral dallar teşekkül edince, bunlardan birbiri ile rekabet edenler ve aynı istikamette büyüyenlerden seyreltme yapılır.<br />
Lider daldan çıkan yan dalların ana yan dalları kapatacak ve onların hava ve güneş ışığına mani olacak şekilde büyüyüp gelişmelerine meydan verilmemelidir.<br />
Yardımcı dalların bağlı oldukları ana dalla rekabet etmesine meydan verilmemelidir, böyle hallerde rekabet eden yardımcı dalın bir meyve dalı üzerinden kesilerek kısaltılması gerekir.<br />
Her türlü kesimlerde, dalların çıplak kalmamalarına özellikle dikkat edilmelidir.<br />
Dallardan çıkıp yukarı doğru dik büyüyen sürgün ve dallar dipten kesilir. Fakat yanlara ve dış tarafa doğru gelişenlerden sadece sıklık yapanlar kesilir veya kısaltılır.<br />
Meyveler ağaçların genç dallarını teşekkül ettiği için, her yıl yeni sürgünlerin teşekkül etmesi teşvik edilmelidir. Budama yapan kişilerin meyve dallarını iyi tanımaları gerekir.<br />
Gençleştirme Budaması<br />
Bu meyve iriliği ve ekonomik manada üretimin temini için 30-35 yaşından sonraki ağaçlarda tatbik edilecek budamadır. Bu budama ile ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler meydana getirilerek yeni bir taç teşkil edilir. Böylece ağaçta verim yeniden arttırılarak, meyve kalitesi de yükseltilmiş olur.<br />
Gençleştirme budaması yapılırken, yine ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş olan dallar kesilir. Sonra, birbirine rakip büyüyen dallardan yeniden taç teşekkülü için bir tanesi bırakılır, diğeri kesilir. Dik büyüyen dallar yatık ana dallar üzerinden kesilerek taç alçaltılır.<br />
Gençleştirme budaması çok şiddetli olduğundan budamanın 2-3 yılda tamamlanması ve de gübreleme, sulama, zirai mücadele gibi teknik işlerin titizlikle yerine getirilmesi gerekir.<br />
Ayrıca çapı 5 cm’ den büyük olan yaralar için budama işlemlerinde mutlaka yara macunu kullanılmalıdır.<br />
Yarı Bodur (Spur Tipi) Elmalarda Budama ve Terbiye Sistemi<br />
Amerika’da yapılan çalışmalarda yarı-bodur elmalara en uygun olarak doğal şekline benzediği için bir lider ve çok sayıda yan dallı çalımsı bir gelişme sağlayacak bir terbiye sistemi önerilmektedir.<br />
Ülkemizde de yetiştiriciliği hızla artan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi elma çeşitlerine böyle bir terbiye şeklini verebilmek için budamalarda aşağıda belirtilen sırayı izlemek gerekmektedir;</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Dikim budamasında tercihen kullanılan bir yaşlı fidanın tepesi topraktan 70-80cm’den kesilir<br />
İlk yıl tepe dalına dokunulmaz, gövde üzerinde toprak yüzeyinden 15 cm’ye kadar ki sürgünler dipten çıkarılır. Seçilen dört çatı dallarının 1/3’ü kısaltılır. Lider dal kesilirken ağacın büyüklüğü dikkate alınır.<br />
İkinci yıl kışın önceden seçilmiş olan 4 çatı dalı üzerinde dik gelişmiş olanlar o yıl ki uzunluğunun 1/3’ü kadar kısaltılırlar. Bu ana dallar üzerinde 2. derecede dallar seçilir ve yeterince kısaltılırlar.<br />
Daha sonraki yıllar aynı yöntem izlenir. Ağacın güneş ışınlarından daha çok yararlanabilmesi için budamada ağaç Noel çamına benzeyecek şekilde yönlendirilmelidir.<br />
İlk 3 yıl ağaçlardan meyve beklenilmemelidir. Bu süre içersinde açan çiçeklerin tümü koparılmalıdır. Böylece ağaçlara gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli çatı dallarını oluşturabilmesi için fırsat tanınmış olur.<br />
Ağacın zayıflamasına neden olacağı için dalları eğme ve bükmeden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.<br />
Çok Bodur (Sık Dikim) Elma Bahçelerinde Uygulanan “İNCE İĞ” Terbiye Şekli<br />
Çok bodur bir anaç olan M9 üzerine aşılı Golden Delicious, Starking Delicious ve Amasya gibi kuvvetli gelişen standart çeşitlerle sık dikim bahçeleri kurulduğunda uygulanacak yegane terbiye sistemi “İnce İğ’ dir. Bu sistemde ağaçlarda alçaktan oluşturulmuş küçük bir çatı ve Lider daldan çıkmış küçük meyve dalcıkları bulunur ve de ağaçlar ömürleri boyunca desteğe ihtiyaç duyarlar.<br />
Bu terbiye şeklinin tatbikinde aşağıda ki sıranın izlenmesi gerekir;<br />
Her zaman olduğu gibi tercihen 1 yaşlı fidanların kullanıldığı bu terbiye sisteminde dikim budaması esnasında fidanların tepesi topraktan itibaren ortalama 80 cm’ den kesilir<br />
İlk yıl sonunda ağaç dengeli ve yeterli bir gelişme göstermiş ise sadece lider dalın uzantısının çıkarılması yeterlidir.<br />
Ana gövde üzerinde topraktan itibaren 40 cm’ ye kadar olan dallar dipten çıkarılır<br />
Yan dalların tamamı geniş açı yapacak şekilde iple ağırlık bağlamak sureti ile eğilirler.<br />
Yan dallarda katiyen uç alma yapılmaz<br />
İkinci gelişme yılı sonunda lider dalın uzantısı, bununla rekabet edebilecek olan dalla değişir.<br />
Yan dallarda kesinlikle uç alma ve dipten çıkarma yapılmaz. Dik giden dal var ise dipten çıkarılır.<br />
İkinci yıl ağaçlarda çiçek ve meyveler görülmeye başlar.<br />
Üçüncü gelişme yılı sonunda yine lider dalın uzantısı değiştirilir.<br />
Ağaçta zayıf bir gelişme var ise yıllık sürgünlerden uç almak gerekir.<br />
Yan dallarda uç kesimi yapılmamalıdır.<br />
Eğilebilecek durumdaki dallar eğilmeli, aksi halde dipten çıkarılmalıdır.<br />
4. ve daha sonraki yıllarda ağaç yüksekliği 2.5 metreyi geçmiş ise her yıl bir veya daha yaşlı dallarda kısaltma yapılmalıdır. Buna paralel olarak sıra arası ve sıra üzeri yönünde giden dallarda da kısaltmalar yapılmalıdır.<br />
Gelişmenin çok kuvvetli olduğu yıllarda gelişmeyi zayıflatmak için ağacın tepe kısımlarında yaz budaması da yapılır.<br />
Şekil 5. M9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra<br />
<strong>Meyve Seyreltme </strong><br />
Elma ağaçlarında ki meyve tutumu genellikle arzu edilenden fazladır. Ağaçlar fazla meyve besleyemez, dolayısıyla kalite düşer. Bu sebeple mevcut meyvenin bir kısmının ağaçtan koparılması gerekir. Elmalarda açan çiçeklerin % 9’ unun meyve halinde elde edilmesi normal bir mahsul için yeterli görülmektedir.<br />
Meyve seyreltmesi; budama, çiçeklerin bir kısmını veya meyvenin bir kısmını yok etme şeklinde uygulanır.<br />
Seyreltme iki şekilde yapılır.<br />
<strong>El ile Seyreltme </strong><br />
Bu işlem meyvelerin el ile koparılıp, atılmasından ibarettir. Bunda çiçek hüzmelerinde bir meyve bırakılır. Esas dallar üzerinde her 15-20 cm’ de bir meyve bulunacak şekilde meyveler seyreltilir.<br />
El ile seyreltme Haziran dökümlerinden sonra yapılır.<br />
Kimyasal Maddeler İle Seyreltme<br />
Bu kimyasal maddeler çiçek zamanı ve çiçeklenmeden sonraki genç meyve devresinde ağaçlara uygulanır. Bu amaçla Dinitro bileşikleri, kreozot yağı, bitkisel hormonlar bilhassa NAA (Naftalin Asatik Asit) ve bunun tuzları denenmiştir.<br />
<strong>Herekleme </strong><br />
Elmalarda hasat zamanına doğru meyve ağırlığında % 30-40 oranında artışlar olur. Bu ağırlıktan dolayı seyreltme ve budama yapılmayan ağaçlarda dalların aşağıya doğru eğilmesine ve hatta bazı dalların kırılmasına sebep olur. Bunu önlemek için dalların altına kalın dallardan yapılmış herekler konur.<br />
Herekleme bir masraf gerektirir ve bahçede hareketi güçleştirir. En doğru yol doğru bir terbiye sistemi ile budamanın yapılmasıdır</p>
<p><strong>ELMA BAHÇELERİNDE YILLIK BAKIM İŞLERİ<br />
Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır. Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.<br />
Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur. Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.<br />
Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.<br />
Seçme, Boylama ve Ambalaj:<br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.</p>
<p><strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır:<br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;text=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;t=Elma ve elma yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Elma+ve+elma+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salatalık  ve salata yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 09:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2806</guid>
		<description><![CDATA[Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır. Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2807" title="salatalik" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/salatalik-300x294.jpg" alt="salatalik" width="300" height="294" /></p>
<p>Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m’yi bulmaktadır.</p>
<p>Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. Özellikle seralarda turfanda olarak yetiştirilen hıyar pazarda oldukça yüksek fiyat bulabilmektedir. Bazı yerlerde yazlık, sera yetiştiriciliği olan yerlerde ise bütün yıl boyunca piyasada hıyar bulunmaktadır. Bu yüzden değerlendirme amaçlarına uygun çok sayıda hıyar çeşidi mevcuttur.<br />
<span id="more-2806"></span><br />
Hıyar çeşitleri öncellikle çekirdeklilik durumuna göre iki gruba ayrılır.<br />
Çekirdeksiz çeşitler<br />
Çekirdekli çeşitler</p>
<p>Diğer yandan yetiştirme yerleri ve değerlendirme şekillerine göre de gruplandırılırlar.<br />
I- Sera Çeşitleri<br />
Sofralık Çeşitler: Bittex, Standex, Orion, Melior, Green spott, Spot Resistent<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Turşuluk Çeşitler: Hokus, Nimbus, Argus.<br />
II-Tarlada Yetiştirilen Çeşitler<br />
Sofralık Çeşitler: Bu gruba Colorado, Cubit, Marketer, Submarine, Stays Green gibi Amerikan çeşitlerinin yanı sıra yurdumuzun değişik yörelerinde yetiştirilen bazı yerli çeşitler girer. Bunlar; Langa, Maltepe, Çengelköy, Dere ve Kilis hıyarıdır. Bunlardan Kilis hıyarı diğerlerine oranla daha küçük boylu, hoş kokulu ve oldukça erkencidir.</p>
<p>Turşuluk Çeşitler: Gherkin, Belair, Belmonte, Kornişon ve Rus hıyarı.</p>
<p><strong>Hıyarın İklim İsteği</strong><br />
Ilık iklim sebzesi olan hıyar soğuklara karşı çok hassastır. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde hemen etkilenir. Hıyar tohumlarının ekildikleri yerde iyi bir çimlenme gösterebilmesi için toprak ısısının en az 11 ° C olması gerekir.</p>
<p>Çimlenme için en elverişli toprak ısısı 11-18 ° C arasındadır. Sıcaklık yükseldikçe buna paralel olarak çimlenme hızı da artar. Yazın sıcak ve kurak devrelerde sulama yapılarak bitki su düzeni normal sınırlar içinde tutulmaz ise hem gelişimi yavaşlar hem de meyveler süratle acılaşır.</p>
<p>Bu yüzden verimden en iyi şekilde faydalanabilmek için özellikle Bölgemizde ilkbaharda soğuk tehlikesi geçer geçmez ekimi yapılmalıdır. Aksi halde ekimde gecikilirse o oranda sıcak ve kurak döneme yakalanır ve iyi bir sonuç alınmaz.</p>
<p><strong>Toprak İsteği</strong><br />
Hıyar bir çok toprak tiplerinde yetişebilmekle beraber derin su tutma kabiliyeti yüksek organik madde ve diğer bitki besin maddelerince zengin tınlı ve kumlu tınlı toprakları sever. Yüksek tuz seviyesine çok hassas olduğundan toprağın drenajı iyi ve eriyebilir tuz seviyesi düşük olmalıdır.</p>
<p><strong>YETİŞTİRME TEKNİĞİ</strong><br />
Hıyar arzu edilen hasat zamanına ve çeşit karakterine göre açıkta veya seralarda yetiştirilebilir. Açıkta veya seralarda genel olarak üç ayrı usulle yetiştirilmektedir.<br />
Tohumların yastık, kasa veya saksılara ekilerek burada yetiştirilen fidelerin daha sonra esas yerlerine dikilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Tohumların doğrudan doğruya açıkta yerlerine ekilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Seralarda askıya alınmak suretiyle yetiştirme.</p>
<p><strong>Ekim Nöbeti</strong><br />
Hıyar köklerinin toprakta genellikle ilk 20-25 cm derinlikte gelişmesinden dolayı her yıl arka arkaya aynı yerde yetiştirilmesi toprağın bu derinliğini bitki besin maddelerince fakirleştirir ve toprağın yorulmasına neden olur. Buna fırsat vermemek için değişik kök sistemine sahip bitkilere münavebede yer vermek gereklidir. Derin toprak tabakalarından faydalanabilen kavun, karpuz ve Domates gibi sebzeler ile yine kökleri derinlere inebilen pamuk gibi bitkiler münavebede diğer ürün olarak yetiştirilebilirler.</p>
<p><strong>Hıyar Yetiştiriciliği<br />
Toprak Hazırlığı</strong><br />
Toprağın ekim ve dikim için hazırlanmasında toprak karakteri, uygulanacak sulama sistemi ve yetiştirme metotları gibi faktörler göz önünde tutulmalıdır. Hıyar köklerinin rahatlıkla gelişebilmesi için toprağın iyice havalandırılmış olması gerekir. Toprak tam tavında iken işlenmelidir. Bu yüzden eğer gerekiyorsa tarlanın önce sulanması ve bunun ardından toprak tava gelir gelmez fazla gecikmeden sürülerek işlenmesi gerekir. Ayrıca keseklerin ufalanmasını ve toprak yüzeyinde bulunan çeşitli bitki artıklarının temizlenmesini sağlamak amacıyla dikkatli bir tırmıklama yapılır. Böylece hem toprak ekime ve dikime hazır hale gelir hem de sulamaların daha rahat yapılması sağlanır. Seralarda toprak hazırlığı bel ile yapılır. Daha önce dezenfekte edilen toprak uygun tavda bellenerek işlenmelidir.<br />
Topraktaki hastalık kaynaklarının yok edilmesi için ya sera toprağının üç yılda bir değiştirilmesi veya toprağın ekimden önce dezenfekte edilmesi (ilaçlanması) gerekir. Ancak sera toprağının değiştirilmesi çok zahmetli ve pahalı bir işlem olduğu için tünel yerinin değiştirilmesi ya da toprağın kimyasal maddelerle dezenfekte edilmesi daha uygun olur.<br />
En etkili dezenfeksiyon şekli toprağın göztaşı eriyiği ile ilaçlanmasıdır. Bunun için ekim veya dikimden önce %0.6’lık (100 lt suya 600 gr) göztaşı eriyiğinden 1 m2 ye 5 litre süzgeçli kova ile verilmeli, 10 dakika sonra aynı miktarda temiz su ile sulanmalıdır. Bu işlem her yıl tekrarlanmalı ve uygulamadan önce çiftlik gübresi toprağa verilmiş olmalıdır.</p>
<p><strong>Ekim ve Dikim</strong><br />
Fide yetiştirme usulü daha fazla masraflı ve daha çok emek istemekle beraber daha erken verim verir.<br />
Kaliteli fide uygun bir fide harcı, iyi bir bakım ve yetiştirme ortamı ile temin edilir. Harç hazırlanırken çiftlik gübresi-toprak ve kum, şu oranlarda olmalıdır; Orman toprağı kullanılırsa iki kısım çiftlik gübresi, iki kısım orman toprağı ve bir kısım kum, bahçe toprağı kullanılırsa 6 kısım çiftlik gübresi, üç kısım bahçe toprağı ve bir kısım kum kullanılmalıdır. Harç kullanılmadan dezenfekte edilmesi gerekir. Harcı hazırlandıktan sonra tohum ekimine geçilir.<br />
Bunun için fidelerin dışarıya çıkartılma zamanları göz önünde tutularak tohumlar yastık veya tüplere şubattan itibaren ekilir. Hıyarlar yer değiştirmeye karşı çok hassas olduklarından genellikle şaşırtma yapılmaz ve bunun içinde tohumlar yastıklara 10&#215;10 cm sıra arası ve sıra üzerinden ekilir. Çıkışı garantilemek amacıyla her ekim yerine 2-3 tohum atılmalı ve hepsi çıktıktan sonra en kuvvetli bir tanesi bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir.<br />
Açıkta yetiştiricilik için yastık veya tüplerde yetişen fideler soğuk hava tehlikesi kalkar kalkmaz önceden işlenmiş ve hazırlanmış dar veya geniş masuralara dikilir. Hıyar için masuralar tek sıralı yetiştirmelerde 50-60 cm genişliğinde, çift sıralı yetiştirmelerde 80-120 cm genişliğinde hazırlanmalıdır. Sıra üzerinde ise toprak ve çeşidin gelişme karakterine göre fideler genellikle 40-50 cm üzerinden dikilmelidir.<br />
Seralarda dikim; fideler yastık veya tüplerden çıkartılarak daha önce açılmış çukurlara konur ve can suyu verilerek fide etrafındaki boşlukların verilen su ile dolması sağlanır. Daha sonra bu boşluklar elle veya çapayla etrafındaki toprakla doldurulur.</p>
<p>Fide yetiştirme usulünden ayrı olarak hıyar tohumlarının doğrudan tarlaya ekilmesi için ekimin ilkbahar başlarındaki don tehlikesi kalktıktan sonra Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir. Tohumların ekimden önce 1-2 gün ıslak bir bez içinde bırakılmaları tohumların daha kısa zamanda çimlenip toprak yüzüne çıkmalarını sağlar.<br />
Ekim için açılan çukurlara 2-3 cm derinliğinde olacak şekilde 3-4 tohum atılır ve çukurlar toprakla kapatılarak hafifçe bastırılır. Sıra arası ve sıra üzeri ile her bir ekim yerine bırakılacak tohum sayısına bağlı olarak dekara 250-500 gr tohum hesap edilmelidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Hıyar bitkisi gübreyi çok sever. Bu amaca yönelik iyi hazırlanmış çiftlik gübresinden dekara 3-6 ton vermek hem toprak verimliliğini arttırır hem de toprağı organik maddece zenginleştirir. Toprak analizi yapıldıktan sonra analiz sonuçlarına göre tarla yetiştiriciliğinde ortalama olarak 8 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübre ve 10-12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir.<br />
Bölgemiz toprakları potasyumca zengin olduğundan toprak analizi sonucuna göre topraktaki kullanılabilir potasyumun 30 kg/da dan daha az olması halinde potasyumlu gübreler kullanılabilir.<br />
İlk meyve görüldükten sonra azotlu gübrelerden veya çiftlik gübresinden hazırlanmış şerbetten 1-2 defa verilmesi çok faydalıdır.<br />
Seralarda; dikimden önce 20-25 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübrenin verilerek toprağa karışımı sağlanmalıdır. Azotlu gübrenin ise meyve bağlamayı olgunlaşmayı geciktirmeyecek şekilde iki veya üçe bölünerek verilmesi gerekir. İlk uygulamada 16 kg/da N, ikinci uygulamada 12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir. İlk azotlu gübre, bitkiler 3-4 yapraklı olunca seddelerin iki yanına bant şeklinde verilerek çapa ile hafifçe toprağa karıştırılmalıdır. Diğer uygulamalar 20-30 gün ara ile aynı şekilde yapılmalı, gübre bitki yapraklarına değmemelidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
Genel bir kural olarak, suya çok duyarlı olması nedeniyle “diplerinin daima nemli bulundurulması” gereken sebzelerden biri de hıyardır. Böylece hem bitkinin iyi gelişmesi sağlanır hem de özellikle susuzluktan ileri gelen acılaşmaya fırsat verilmemiş olur. Hıyarın sulama yönünden en kritik dönemi meyve bağlama dönemidir.<br />
Fideler dikildikten sonra ilk verilen can suyundan ilk meyveler görülünceye kadarki dönemde çok olmamak koşuluyla 1-2 su verilebilir. Bu dönemde fazla sulama yapılması meyvelerin sararmasına (boğulmasına) neden olur. Bundan sonra su büyük önem kazanır ve mümkünse her 3-4 günde bir sulama yapılmalıdır. Hıyarın su isteği bir çok sebzeye göre daha kolay anlaşılır. Özellikle sabah ve akşamları hıyarın iri yapraklarının anormal pörsüme göstermesi ve aşağı doğru sarkması, ayrıca gövde ve yapraklarda tüylülüğün artması ve yaprakların küçülmesi su eksikliğini belirtir. Bu durumda zaman geçirmeden sulama yapılmalı ve sulamalar mümkünse sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Bakım Tedbirleri</strong><br />
Çapalama ile havalanması, gevşetilmesi, toprak suyunu tüketen yabancı otların yok edilmesi ve çatlakların kapatılması ile toprak nemi korunmaktadır. Bu amaçla bitki boyu 8-10 cm olunca ilk çapa yapılmalıdır. Mevcut şartlara ve bitkinin gelişim durumuna göre 2-3 hafta arayla birkaç defa çapa yapılmalıdır. Ancak hıyar kökleri toprak içerisinde genellikle yüzeysel olarak yayıldıklarından çapalama fazla derin yapılmamalıdır. Çapalama işine bitkiler bulundukları yeri tamamen örtünceye kadar devam edilmeli bundan sonra yabancı otlar görüldüğü taktirde elle çekilerek temizlenmedir. İkinci çapa ile birlikte bitkilerin daha geniş bir kök sistemi oluşturmaları ve kuvvetli gelişme gösterip iyi ürün verebilmeleri için hafifçe boğaz doldurulması yapılmalıdır. Birinci veya en geç ikinci çapa esnasında her ekim yerinde en kuvvetli bir bitki bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir. Çapalama esnasında bitki kolları su yollarına düşmeye Hıyarın gövde ve dallarına basıldığında iletken doku zedeleneceğinden meyveler kendilerine gerekli olan suyu normal olarak alamayacaklar ve böylece gelişmeleri aksayarak acılaşma meydana gelecektir. Bunun için gelişme döneminde ve hasat zamanında bitkiler arasında gelişigüzel dolaşılmamalıdır.<br />
Sera yetiştiriciliğinde dengesiz büyümeyi önlemek, verimi devam ettirmek ve daha iyi ışıklanmayı sağlamak için bitkiler askıya alınmalı ve budanmalıdır. Budama genel olarak iki tiptir. Bunlardan biri bikinin tek gövde üzerinde büyütüldüğü sistemdir ve bitki tele varıncaya kadar yan dallar alınır. Diğerinde ise bitki gövdesi üzerinde yan dallar bırakılır ve mevsime, bitkinin büyüklüğüne bağlı olarak yan dalların değişik uzunluklarında uçları alınır.</p>
<p><strong>Hasat</strong><br />
Çeşidin erkencilik özelliği ile yetiştirme ve bakım şartlarına göre tohum ekiminden 55-70 gün sonra hasata başlanabilir. Hıyarlarda ilk hasat için en uygun zaman meyvelerin normal çeşit iriliğinin 1/3’ü veya en fazla 1/2’sini aldığı zamandır. Hasadın gecikmesiyle meyveler fazla irileşir, şekil bozulur ve pazar özelliğini kaybeder.<br />
Hasat da meyveler dala bağlanan sapından keskin bir bıçak veya makasla kesilerek toplanır. Mümkünse sabah erken saatlerde hasat yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Verim</strong><br />
Yaklaşık olarak 3.6 ile 5.5 ton/da arasında verim alınabilir.</p>
<p><strong>Maliyet</strong><br />
Eskişehir yöresi sulu koşullarında yapılan bir araştırma sonucu insan ve makine iş gücü olarak şu değerlar saptanmıştır;<br />
Hıyar tarımında 120.00 sa/da insan ve 1.89 sa/da makine iş gücüne gereksinim vardır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;text=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;t=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=Salatalık  ve salata yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsalatalik-ve-salata-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Salatal%C4%B1k++ve+salata+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/salatalik-ve-salata-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tropik Yağmur Ormanları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 18:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Tropik Yağmur Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2761</guid>
		<description><![CDATA[Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80&#8242;ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır. Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2762" title="tropik-yagmur-ormanlari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/tropik-yagmur-ormanlari.jpg" alt="tropik-yagmur-ormanlari" width="258" height="194" /></p>
<p>Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80&#8242;ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.</p>
<p>Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır.</p>
<p>Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu nedenle onların yok edilmesi büyük ekolojik felaketlere yol açabilir.<br />
<span id="more-2761"></span><br />
<strong>Tropik Sera İklimi</strong><br />
Yerküreyi ikiye “bölen” Ekvator çizgisinin her iki yanında yer alan bölgeye tropik kuşak denir. Burası her zaman sıcak (kış ortalaması 20° C’nin üstünde), yağışlı ve yılın 12 ayı bol güneş alan bir bölgedir. Sıcaklığın yıl içindeki dağılımı çok değişmediğinden mevsimler arasındaki farklar da fazla değildir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Buna karşılık gündüzle gece arasındaki fark görece daha büyüktür. Tropik iklim kuşağında yıl içindeki değişiklikleri ve kuşağın ekolojik düzenini daha çok yükseklik farkları ve yağışlar belirler.</p>
<p>Ekvator çevresinde, ısınan havanın yükselmesi nedeniyle ortaya çıkan ve bütün dünyayı kuşatan bir alçak basınç kuşağı oluşur. Bunu dengelemek için kuzeydoğudan ve güneydoğudan alize rüzgarları eser. Isınıp yükselen ve onun yerine gelen hava kütleleri 10. ve 25. enlemler arasında kuzeye (temmuz) ve güneye (ocak) doğru gidip gelir.</p>
<p>Bu hava hareketlerini yağış izler. Kuzey Yarıküre’de yaz aylarında hava akımları kuzeye kayınca yağış düşer; buna karşılık güneyde yağış olmaz. Kuzeyde kış olunca hava akımları güneye kayar ve bu kez oraları yağış alırken kuzey kuraklaşır. İşte, kurak ve yağışlı mevsimlerin birbirini izlemesi, tropik kuşağın tipik özelliklerinden biridir. (Bu konuyla ilgili olarak, savanların anlatıldığı bölüme bakınız.) Tropik kuşakta Güneş ışınları bölgeye dik olarak indiği zaman yağmur yağdığından bu yağışlara zenit (doruk) yağmurları denir.</p>
<p>Ekvator’un 10° kuzey ve güneyi arasında kalan bölgede kuraklık yaşanmaz. Buna karşılık buradan uzaklaşılıp dönencelere yaklaşıldıkça yağışlı ve kurak mevsimler daha belirgin hale gelir. Yağışlı mevsimlerin uzayıp, kurak mevsimlerin kısalması hem bitkiler, hem de hayvanlar için dayanılması zor koşullar yaratır.</p>
<p><strong>Yeşil Cehennem</strong><br />
Tropik kuşak yeryüzünün en çok yağış alan yeridir. Bu bölgeye yılda en az 1.500 mm yağmur düşer. Kamerun Dağı (4.070 m) gibi bazı dağların yamaçlarında bu miktar 10.000 mm’ye kadar çıkabilir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 25 derece dolayındadır. Bunun sonucunda bu kuşak dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip bölgesi durumuna gelmiştir. Balta girmemiş ormanlarda bitkiler yüksekliklerine göre kümelenir.</p>
<p>En altta otlar ve sürünen bitkiler, onun üstünde yüksek çalılıklar, daha yukarıda da 20-30 m yüksekliğindeki ağaçlar yer alır. Ağaçların yaprakları zeminin üstünü bir şemsiye gibi örter. Bunların arasında tek tük 2-3 m kalınlığındaki bir gövde üstünde 60-70 m’ye yükselen ağaçlara rastlanır. Ağaçların gövdesini yaklaşık 100-200 m uzunluğundaki tırmanıcı bitkiler sarar.</p>
<p>Dallardan aşağıya, havadaki yoğun nemden yararlanarak yaşamlarını sürdüren, orkide gibi epifitler sarkar. Bu ormanlarda yükseklikleri 10 m’ye, yapraklarının büyüklüğü ise 1 m’ye ulaşan palmiyeler görülür. Bu tabloyu olağanüstü büyüklükte meyveler veren ağaçlar ve bambu gibi ağaç yüksekliğindeki otlar tamamlar. Bu ormanlarda yaşayan canlı türlerinin sayısının 5-30 milyon arasında olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Bu konudaki araştırmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Bitkiler çok hızlı büyüdüğünden otların kesilmesiyle açılan yollar birkaç gün içinde yeniden kapanır. Burada hava birdenbire kararır ve gece olunca sürünen ya da tırmanan hayvanlar çığlıklar ve ötüşler arasında deliklerinden çıkar.</p>
<p>Yeşil cehennemdeki bu konsere kurbağalar, kuşlar ve maymunlar da katılır. Orman renkli kolibriler ve cırtlak sesli aralar gibi birçok ilginç hayvanın da barınağıdır. Sağlıksız sera havası yalnızca çok sıcak değil, aynı zamanda yüzde 80-90’ı bulan nem oranıyla çok ağır ve bunaltıcıdır. Burada ekmek çok çabuk küflenir, tuz ıslanır ve teknik araçlar inanılmaz bir hızla paslanır.</p>
<p><strong>Tehlikeli Boyutlara Ulaşan Bir Yağma</strong><br />
Tropik hastalıkların tedavi biçimleri ve aşıları bulununcaya değin tropik yağmur ormanları beyaz adamın mezarı sayılırmış. Bu nedenle bu ormanların tıpkı çöller gibi yüzyıllar boyunca el değmemiş olarak kalmasına şaşmamak gerek.</p>
<p>Burada yetişen meyveler sera etkisiyle çok çabuk çürürken, bu balta girmemiş ormanlarda yalnızca Pigmeler, Amazon bölgesinde de Yerliler yaşamayı becerebiliyor. Bunların yanı sıra yüzyıllardan beri kuzeyden Sudanlılar, güneyden Bantular Afrika’nın tropik ormanlarından küçük parçalar koparmaya çalışıyorlar, bunu da çoğunlukla tarla açmak amacıyla ormanı yakarak gerçekleştiriyorlar. Tümüyle yanmamış ağaç köklerinin altındaki toprağı çapayla biraz gevşettikten sonra burada muz, manyok, yam, darı ve tatlıpatates yetiştiriyorlar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yüksek yağış miktarı nedeniyle toprağın içindeki mineraller çabucak akıp gidiyor ve toprağın besleyiciliği hızla azalıyor. Afrikalılar bunun üzerine tarlalarını ve köylerini terk edip başka bir yere gidiyorlar. Onların bulunduğu eski yeri ikincil bir orman alıyor.</p>
<p>Yerlilerin kendi gereksinmelerini karşılamak için yaptıkları bu tarımın yanı sıra, beyaz sömürgecilerin kurduğu plantasyonlar da var, buralarda dünya pazarlarına sunulmak üzere, kakao, kahve, muz, hindistancevizi, kola ve palmiye yetiştiriliyor.</p>
<p>Eskiden Amazon bölgesinin bir milyar insanı besleyebileceği düşünülürken bugün yağmurların değerli besinleri alıp götürdüğü ve balta girmemiş ormanların insanlar tarafından yağma edilmesinin büyük felaketlere neden olabileceği biliniyor.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftropik-yagmur-ormanlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;text=Tropik Yağmur Ormanları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;t=Tropik Yağmur Ormanları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;title=Tropik Yağmur Ormanları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftropik-yagmur-ormanlari%2F&name=buzlu.org&description=Tropik+Ya%C4%9Fmur+Ormanlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tropik-yagmur-ormanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazze Şeridi’nin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 16:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze Şeridi’nin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2693</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde İsrail tarafından bir vahşet yaşatılan Gazze şeridinin  tarihini yazmak istedim.Buralarda yapılan soykırıma bütün dünyanın seyirci kalması artık dünyaya yeni bir lider devletin gelmesi gerektiğini gösteriyor.Ayrıca İsrail ve ABD ürünlerinin bir kısmının listesi yazının sonunda yer almaktadır. Akdeniz’in güneydoğu kıyısındaki Gazze, 45 kilometre uzunluğunda, 10 kilometre genişliğinde, kuzey ve doğusunda İsrail, güneyindeyse Mısır’ın Sina [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2702" title="gazze-yerlesim" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/gazze-yerlesim.jpg" alt="gazze-yerlesim" width="171" height="214" /> <img class="alignnone size-full wp-image-2696" title="gazze-vahset3" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/gazze-vahset3.jpg" alt="gazze-vahset3" width="301" height="210" /></p>
<p>Son günlerde İsrail tarafından bir vahşet yaşatılan Gazze şeridinin  tarihini yazmak istedim.Buralarda yapılan soykırıma bütün dünyanın seyirci kalması artık dünyaya yeni bir lider devletin gelmesi gerektiğini gösteriyor.Ayrıca İsrail ve ABD ürünlerinin bir kısmının listesi yazının sonunda yer almaktadır.</p>
<p>Akdeniz’in güneydoğu kıyısındaki Gazze, 45 kilometre uzunluğunda, 10 kilometre genişliğinde, kuzey ve doğusunda İsrail, güneyindeyse Mısır’ın Sina yarımadasına komşu bir toprak parçası.</p>
<p>Gazze’de 1.4 milyon Filistinli yaşıyor ve bunların yarısından çoğu İsrail’le geçmişte yapılan savaşlarda mülteci durumuna düşmüş aileler. Gazze, dünyanın en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip yerlerinden biri.</p>
<p>Gazzelilerin çoğu günde 2 dolardan az bir parayla yaşamak zorunda. İsrail’ın sınırı sık sık kapatması yüzünden bölgedeki işsizlik yüzde 50’yi aşmış durumda.<br />
<span id="more-2693"></span><br />
Yoksulluk yüzünden eşeklerin çektiği arabaların giderek daha da yaygınlaştığı Gazze’de, yoksul görünümlü evlerin dış duvarları İsrail tarafından öldürülmüş militanların resimleriyle kaplı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
3000 yıldan fazla süredir yerleşimin olduğu Gazze, antik uygarlıkların kavşak noktasında bulunuyor.</p>
<p>Hazreti Muhammed’in dedesinin mezarının bulunduğuna inanılan Gazze aynı zamanda İmam Şafi’nin doğum yeri.</p>
<p>Gazze, İsrail’in kurulmasıyla sonuçlanan Arap-İsrail savaşında Mısır’ın kontrolüne geçti. Şu anda İsrail’in işgalinde bulunan topraklardan ayrılan yüz binlerce Filistinli mültecinin gelmesiyle Gazze’nin nüfusu 1948-49’da üç katına çıktı.</p>
<p>Mısır yönetimi altındaki Gazze, İsrail’e karşı militan Filistin muhalefetinin yerleştiği bir yer haline geldi.</p>
<p>İsrail, 1967 savaşında Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Sina yarımadasıyla birlikte Gazze’yi de ele geçirdi. Yahudi mültecilerse Gazze’ye yerleşmeye 1970’lerde başladı.</p>
<p>Filistin Kurtuluş Örgütü gerillaları, 1967-70 yılları arasında Gazze’de aktif halde faaliyet gösterdiler ve bu İsrail’in mülteci kamplarına sık sık saldırmasına yol açtı.</p>
<p>İlk Filistin ayaklanması (intifada) 1987 aralık ayında Gazze’de başladı.</p>
<p>İsrail ile yapılan geçici barış anlaşmaları sonucunda, sınırlı yetkilere sahip Filistin Yönetimi 1994’te kuruldu.</p>
<p>İkinci intifadanın başladığı 2000’den beri, Filistinli militanlar Gazze’deki Yahudi mültecilere ve askerlere binlerce kez saldırdılar.</p>
<p>İsrail, militanlara karşı birçok hava saldırısı ve operasyon düzenledi. Bu saldırılarda çok sayıda sivil de canından oldu. İsrail’in evlerini yıkması ve tarlalarını tahrip etmesi yüzünden binlerce Gazzeli evsiz ve geçimlerini sağlayacak kaynaktan yoksun kaldı.</p>
<p>2005 şubat ayında varılan ateşkes anlaşma bu saldırıları önemli ölçüde azaltsa da Gazze’deki şiddet sona ermedi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yazarın notu:</p>
<blockquote><p><em>Şu anda Gazze&#8217;de yapılan soykırıma kendimizce bazı eylemler ile tepkimizi gösterebiliriz.Şimdilik ilk akla gelen israil ve Amerikan mallarını almadan,kullanmadan altarnetiflerini kullanarak özellikle Türk mallarını kullanarak tepkimiz gösterebiliriz.</em></p>
<p><em>Unutmayın ki içilen her Coca cola Müslümanlara sıkılan 3 mermidir.Diğer ürünleride düşünürsek bu katliama bizde destek vermiş olmazmıyız? Bunu aman canım benim almadığım nestle ile coca cola mı bu iş olacak demeyin biraz duyarlı olun ve aşağıda listesini verdiğim ve altarnetifi olan ürünleri kesinlikle kullanmayın,yakınlarımızı,anamızı, babamızı ve arkadaşlarımızıda uyaralım bilinçlendirelim.</em></p></blockquote>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İsrail ve ABD ürünlerinin bir kısmının listesi</strong></span></p>
<p>Giyim<br />
Giorgio Armani<br />
Lumberjack<br />
Timberland<br />
Levi&#8217;s<br />
Calvin Klein<br />
Hugo Boss<br />
Müjde<br />
Parizyen<br />
Berk Çorap<br />
Ralph Lauren<br />
Polo<br />
Vakko<br />
Adidas<br />
Nike<br />
Timmy Hilfiger</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gıda</strong></span></p>
<p>Danone<br />
Maggi<br />
Nestle<br />
Nescafé<br />
Nesquik<br />
Jacobs<br />
Banana<br />
McDonald&#8217;s<br />
Burger King<br />
Knorr<br />
Calve<br />
Komili<br />
Becel<br />
Sırma<br />
Rama<br />
Sana<br />
First Sakız<br />
Falım Sakız<br />
Mis<br />
Elittepe Kahve</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İçecek</strong></span></p>
<p>Coca Cola<br />
Sprite<br />
Fanta<br />
Schweppes<br />
Turkuaz Su<br />
Cappy Meyve Su<br />
Sensun</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Temizlik</strong></span></p>
<p>Pedo<br />
Can bebe<br />
Prima<br />
Orkid<br />
Signal<br />
İpana<br />
Alo<br />
Ariel<br />
Mintax<br />
Vim<br />
Omo<br />
Cif<br />
Yumoş<br />
Rinso<br />
Lux</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kozmetik</strong></span></p>
<p>Mac<br />
Revlon<br />
L&#8217;Oréal<br />
Calvin Klein<br />
Ralph Lauren<br />
Giorgio Armani<br />
Elida<br />
Wichy<br />
Gilette</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Medya</strong></span></p>
<p>Fox Tv<br />
Cnbc<br />
Cnbc-e<br />
National Geographic<br />
Cnn<br />
Power Fm 100</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Teknoloji</strong></span></p>
<p>IBM<br />
Intel<br />
Dell<br />
Nokia<br />
Icq</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Otomotiv</strong></span></p>
<p>Opel<br />
Ford<br />
Mazda<br />
Volvo<br />
Chevrolet<br />
Pontiac<br />
Saab</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sigara</strong></span></p>
<p>Phillips Morris<br />
Parlement<br />
Marlboro</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Akaryakıt</strong></span></p>
<p>Bp<br />
Shell</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer</strong></span></p>
<p>Carrefour<br />
Alarko Jeneratör<br />
Alarko Klima<br />
Kiwi Ayakkabı Ürünleri<br />
20th Century Fox Filmcilik<br />
Astel Bant<br />
Citibank<br />
Kodak<br />
La Roche</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İlaç</strong></span></p>
<p>Hoechst<br />
Bayer<br />
Sandoz<br />
Roche<br />
Pfizer<br />
Saned
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgazze-seridi%25e2%2580%2599nin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/&amp;text=Gazze Şeridi’nin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/&amp;t=Gazze Şeridi’nin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/&amp;title=Gazze Şeridi’nin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgazze-seridi%25e2%2580%2599nin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Gazze+%C5%9Eeridi%E2%80%99nin+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gazze-seridi%e2%80%99nin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin ve zeytincilik</title>
		<link>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 08:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytincilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2431</guid>
		<description><![CDATA[Zeytin (Olea europaea), zeytingiller (Oleaceae) familyasından meyvesi yenen Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türü. Morfolojik özellikleri Zeytin boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/11/zeytin.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2432" title="zeytin" src="http://www.buzlu.org/images/2008/11/zeytin.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Zeytin (Olea europaea), zeytingiller (Oleaceae) familyasından meyvesi yenen Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türü.<br />
<strong><br />
Morfolojik özellikleri</strong></p>
<p>Zeytin boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler.</p>
<p>Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir.<br />
Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir. Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20-86 mm, genişliği de 5-17 mm’dir.<br />
<span id="more-2431"></span><br />
Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır.<br />
Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Rüzgarların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır. Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen yağı bakımından çok değerli bir ağaçtır. Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.</p>
<p><strong>Tarih</strong></p>
<p>Etimolojik olarak zeytin, dünya dillerinde zeta, zai, zertum, zeirtum, zait, zaitun, zeytun, elaiwa, elaia, olea, oliva, olive, oleum, oli, huile, oil, aceite kelimeleriyle ifade edilir. Eski adlarda, hatta günümüzde Olivia, Olive, Olivier, Olivares, Zeytin isimleri çocuklara verilmektedir.<br />
En eski zeytin fosilleri MÖ 2000&#8242;lere gider. Ağacı ehlileştiren Samiler&#8217;dir. Arkeolojik kalıntılarda zeytin ve zeytinyağı kalıntıları, yaprak işlemeler ve yağ teknolojisi izleri Girit Knossos Sarayı&#8217;nda, Mısır Sakkarah piramidinde, mumyalarda, Kudüs Süleyman Tapınağı&#8217;nda, Babil&#8217;de, eski Yunan&#8217;da, Urla Limantepe&#8217;de, Salihli Sardes&#8217;te, Kumkuyu Akkale&#8217;de, Silifke&#8217;de bulunmuştur.</p>
<p>Eskiçağlardan beri zeytin kutsama, aydınlatma, yemek, sağlık, tedavi, temizlik, savaş malzemesi, güzellik, odun, tabak, kaşık, çatal, tespih, kolye, konserve, sabun, gübre, yakacak amaçlarıyla kullanılmaktadır. Yaprakları barış, zafer, zenginlik simgesidir. Zeytindalı paralarda (TL, Frank, Liret) simge olarak kullanılır. Zeytindalı taçlar, zaferlerde ve spordaki birinciliklerde zafer simgesidir. En eski metinlerde zeytinden bahsedilir (Odysseus, İlyada, De agri cultura, Oidipus Kolonos, Geographica).</p>
<p>Din kitaplarında zeytin terimi geçer. Tevrat ve İncil&#8217;de 140 yerde geçer (Tekvin, Mezmurlar, Leviler). İncil inanışına göre, Kudüs Zeytindağı&#8217;ndaki 8 zeytin ağacı İsa Peygamber&#8217;in çarmıha gerilişine tanıklık etmiştir. Vaftiz ve aydınlatmada kullanılır. Ortodokslar belirli günlerde sadece zeytin yer.</p>
<p>Kuran&#8217;da Nahl, Tin, Enam, Müminun, Abese, Nur surelerinde geçer. Abbasiler, bir medreseye Zeytune adını vermiştir. Zeytin üreticisine zeyyad demişlerdir. Türkler, 11. yüzyılda Anadolu&#8217;da zeytinle tanışmışlardır. Evliya Çelebi, gezdiği yerlerden ve Yağkapanı, Unkapanı&#8217;ndan söz ederken zeytinden bahseder. Kapan (kantar) esnafı arasında zeyyatan, sabunciyanlar vardır.</p>
<p>Camilerde kandiller, zeytinyağı ile aydınlatmayı sağlar. Vatikan, kandil yağı için Burhaniye&#8217;den yağ getirtmiştir. Edremit ve Ayvalık, zeytin ve sabunculukta merkezdi. 1851 Londra Fuarı&#8217;na Osmanlı zeytin ve zeytinyağı sergisiyle katılmıştı. Müslüman kültüründe iftarlarda zeytin ve hurma bulundurmak esastı. Yemek kültüründe ise zeytinyağlılar baş sıradaydı: balıklar, midye, börekler, tatlılar, pırasa, taze fasulye, kuru fasulye, enginar, bakla, kabak, dolma, barbunya, börülce, lahana, patlıcan, pilav, piyaz, yaprak sarma, imambayıldı, kızartmalar.<br />
Yer adlarına da rastlanır: Zeytinburnu, Zeytinli, Zeytindere, Zeytineli, Zeytinler, Zeytinbağ, Yağköy, Zeytinliova, Çatalzeytin, Zeytindağ, Zeytinoba.</p>
<p>Folklor öğelerinde çok zengindir. Deyimlerde: Kabak ek çocukların görsün, zeytin ek torunların görsün; kandilin yağı bitti; zeytinyağı gibi üste çıkmak; zeytin kafa; zeytin gözlüm; zeytini yapacak küpünde unutacaksın; salamura suyu mirasa kalır. Ruhi Su&#8217;nun derlediği &#8220;Evlerinin önü zeytin ağacı.&#8221; türküsü vardır.</p>
<p>Edremit ve Erdek&#8217;te meci denilen bir hasat sonu ziyafeti ve oyunu oynanır. Lokman Hekim tedavisinde kullanılır: yaralarda, yanıkta, romatizma, uyuz, nazara karşı, öksürük, safra, adale ağrısı, ağız yarası, ağrı sızı, dişeti iltihabı, egzama, ses kısıklığı, gözleri güçlendirme, iştahsızlık, mide yanması, saçları güçlendirme de.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;deki üretimi</strong></p>
<p>Zeytin, ülkemizin önemli bir varlığıdır. Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından ülkemiz 4’ncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır. Böylece dünya zeytinyağı üretimine % 8 oranında katkıda bulunur, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci sırada yer alır. Marmara Bölgesi’nin ağaç varlığı açısından ülkemiz içindeki payı da % 10 olarak belirlenir.<br />
Dünya zeytin üretiminin %97&#8242;si, tüketimin %87&#8242;si Akdeniz çevresindedir. Türkiye&#8217;de 900 bin hektar arazi zeytin ekilidir. 95 milyon ağaç vardır. Her yıl 2 milyon ağaç dikilir. Ekili alanda dünyada 4. sıradadır. Üretimin çoğu küçük aile işletmelerindedir. 400 bin aile ve 1 milyon tarım işçisi bu sektörle ilgilidir.</p>
<p>Ağaç başına yılda 11.6 kilo verim alınır. Türkiye&#8217;de delice zeytini ve kültür zeytini türü üretilmektedir. Zeytin üretiminin %99&#8242;u Ege, Akdeniz, Marmara bölgelerindedir. Güneydoğu ve Karadeniz&#8217;de de ekilir.</p>
<p>1937&#8242;de çıkarılan yasa, Zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerin aşılattırılması hakkında kanun&#8217;dur. İzmir Bornova&#8217;da 1950&#8242;de Zeytincilik Enstitüsü kurulmuş, 1971&#8242;de Tarım Bakanlığı Zeytincilik Araştırmaları Enstitüsü adını almıştır. IOOC, uluslararası zeytinyağı konseyi ile işbirliğindedir. Türkiye&#8217;de 35 ilde, 28 tür zeytincilik yapılır.</p>
<p>Üretimde Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Aydın, İçel, İzmir, Muğla, Antalya, Gaziantep, Hatay, Kilis, Yalova, Manisa öndedir. Yılda üretilen 1 milyon ton zeytinin %70&#8242;i yağlık, %30&#8242;u sofralıktır.</p>
<p>Her bölgede çeşitli adları vardır: Ayvalık, Büyük Topak, Ulak, Çakır, Çekişte, Çelebi, Çilli, Domat, Edincik, Erkence, Gemlik, Halhalı, İzmir, Kalembezi, Kançelebi, Karamürsel, Kilis, Kiraz, Manzanilla, Memecik, Memeli, Nizip, Samanlı, Sarı Haşebi, Sarı Ulak, Saurani, Tavşanyüreği,Uslu, Yağçelebi. Sofralık zeytinin %80&#8242;i siyah, %12&#8242;si yeşil, %8&#8242;i pembedir. Kaliteleri ekstra, birinci, ikinci sınıf diye ayrılır. Kaliteli zeytinin eti fazla, çekirdeği küçük, ince kabuklu, şekeri yüksek, yağı düşük olur.</p>
<p>Zeytinin acılığı, tuzlama ile veya sudkostikle giderilir. Boy sınıflamasına göre küçük, elekaltı, orta, büyük, ekstra büyük, çok iri, jumbo, aşırı büyük diye adlandırılır. İşlemeye göre ise hurma, salamura, kalamata, sele, teneke, konserve, ezme türlerine ayrılır. Sele zeytini kırışık, siyahtır. Ağaçtan elle toplanır, tuzlanır, çuvallara konur, tuzlamayla birlikte aroma için kekik, defne yaprağıyla aromalanır, sonra elenir, tuzu atılır, yıkanmadan plastik kasada sunulur. En yaygını Gemlik kıvırcıktır.</p>
<p>Zeytin; ayrıca çeşitli fabrikalarda işlenerek zeytinyağına da dönüştürülür.</p>
<p>* Teneke tipi zeytin<br />
* Salamura tipi zeytin<br />
* Sele zeytin<br />
* Konfipi zeytin<br />
* Çizme yeşil zeytin<br />
* Sofralık yeşil zeytin<br />
* Kalamata Tipi<br />
* İspanyol Tipi</p>
<p><strong>Zeytinciliğin Dünya ve Ülkemiz Ekonomisindeki Yeri</strong></p>
<p>Türkiye, İspanya ve Yunanistan’da kişi başına yıllık zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların, 1951 ve 1981 yıllarındaki tüketim miktarları ve yüzde değerleri ise Tablo 4’de verilmiştir (13). Türk insanının kişi başına yıllık yağ tüketimi 30 yıl içinde artış gösterirken, zeytinyağının bundaki payı %40’dan 17’e düşmüştür. İspanya hariç diğer ülkelerde oransal olarak zeytinyağı tüketimi azalmış olsa da kg olarak bir artış olmuştur.</p>
<p>Ülkemizde zeytin üretimi Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılmaktadır. Zeytin üretimi yapan önemli illerin zeytin ile ilgili istatistikleri Tablo 5’de verilmiştir Üretim miktarının meyve veren ağaç sayısına oranından elde edilen ağaç başına verim değerlerine bakıldığında genelde nasıl düşük olduğu görülebilir. Zeytin yetişen 35 ilin dörtte birinde ağaçlar Türkiye ortalamasının altında verime sahiptir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yetiştirme ve toplama</strong></p>
<p>Zeytin, azami 2000 m.yüksekliğe kadar çıkar. Sıcaklık 16-22 C (kışın -8)de, nemsiz, rüzgarsız, toprak killi, kalkerli, sulu yerleri sever. -12C&#8217;de kurur. Kuraklığa dirençlidir. Yağışı 500-800 mm.liktir. Ağacı dayanıklı, uzun ömürlüdür. Kışın yaprak dökmez. Odunu serttir. Kök, derindedir. Fidanlar en az 5 yılda meyve verir. Tam büyümesi 20 yıldır. 150 yılda yaşlanır. Boyu 20m, çapı 2m&#8217;ye ulaşır.</p>
<p>Gövde dik, yuvarlaktır, yaşlanınca çatlar, eğilir. Sürgünlerden yeni gövdeler oluşabilir. Anadalların üzerinde yapraklı dallar ve meyveli dalları vardır. Yaprakları yaz kış uzar. Dışı parlak yeşil, içi gümüşidir ve 2 cm genişlikte, 3-8 cm oval uzunluktadır. Ağaç silueti taç şemsiyedir. Meyveler, 2 yıllık dallarda olur. 1 yıl bol, 1 yıl az mahsul verir.</p>
<p>Budamaya zeytin açma denir. Çekme, nacak, testere ile budanır. Çoğaltılması aşı ve dikme yoluyladır. Yumru ve köklendirme (çelik ve çöğür&#8217;den)yöntemleriyle uygulanır. Yılda 3 milyon fidan üretilmektedir. Dikilen fidan 2 milyondur. İlkbaharda aşılama, yarma, kabukaşısı, sürgün, yamagöz yapılır. Deliceler, yerinde aşılanır. Doğada kuşlar ve fareler doğal ekicilerdir. Kuşların yeyip attıkları çekirdekler ve farelerin sakladıkları zeytinlerden tohumlar kendiliğinden çıkar.</p>
<p>Kasım-Mart arası ekilir. Ekim&#8217;den sonra hasat mevsimidir. Yayla ve tepelikte daha uygundur. Fidan çukuru 80cm derin, 80 cm geniş, 80 cm uzun olmalıdır. Dibe biraz çakıl konur, üstten çıkan toprak gübreyle karıştırılır ve çakıl üzerine konarak fidan dikilir, üstü en alttan kazılan toprakla örtülür, cansuyu verilir. Dikmeler, yaz aylarında sulanır. Kasım-Şubat kış uykusu dönemi, dinlenmedir. Nisan-Haziran çiçeklenme dönemidir. Temmuz-Ağustos&#8217;ta taneler büyür, çekirdek sertleşir. Eylül-Ekim&#8217;de taneler olgunlaşır, morlaşır, siyahlaşır. Şubata kadar hasat yapılır. Önce yeşiller, sonra siyahlar toplanır.</p>
<p>Meyve tek çekirdekli, ufak, sivri ve acıdır. Sis ve nemden etkilenir. Delicenin çekideği ise büyüktür, eti azdır. Zeytin meyvesi sap, kabuk, et, çekirdek, tohum&#8217;dan oluşur. Eti %65-90 oranındadır, şeker %2-6, yağ %15-30, su %50, lif %1, kül %1. İÇinde kalsiyum, magnezyum, demir, aminoasitler, A ve C vitaminleri, proteinler bulunur. Meyveye acı tat veren maddeye oleuropein denir.</p>
<p>Toplanması, ağaçtan veya yerden olur. Ağaçtan elle (sağma, taraklama), sırıkla (çırpma), çırpıcıyla, makineli sarsmayla yapılır. Yerden toplanacaksa ağaç silkelenir. Üreticiler, tayfa denilen çırpıcı işçiler çalıştırır.</p>
<p>Adambaşı saatte 6 kilo toplanır. Toplananlar sepetlere, çuvallara, kasalara konur, depolanır, fermantasyona gider. Yere düşenler fırça, tarak veya emici borularla hemen toplanır. Vaktinden önce yere düşen meyveye dipzeytini denir. Depolar serin ve havadardır, zeytin depoda 2-3 gün bekletilir. Taşıma, çuvallarla yapılır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fzeytin-ve-zeytincilik%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;text=Zeytin ve zeytincilik&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;t=Zeytin ve zeytincilik">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;title=Zeytin ve zeytincilik&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fzeytin-ve-zeytincilik%2F&name=buzlu.org&description=Zeytin+ve+zeytincilik" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burdur gölü</title>
		<link>http://www.buzlu.org/burdur-golu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/burdur-golu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 07:49:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur gölü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[göller]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2370</guid>
		<description><![CDATA[İdari olarak Burdur ve Isparta illeri sınırları içerisinde yer almaktadır. Burdur Gölü, Söğüt dağı ile Suludere-Yayladağ kütleleri arasında, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması sonucu oluşmuştur. Batısında ve kuzeyinde nümilitik flişler,  doğusunda nojen kalkerler, güney ve güneybatısında serpantin ve gabro gjbi bazik ve ultrabazik kayaçlardan oluşmuş yüksek kütleler yer almaktadır. Gölün batı [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/burdur-golu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2371" title="burdur-golu" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/burdur-golu-265x300.jpg" alt="" width="265" height="300" /></a></p>
<p>İdari olarak Burdur ve Isparta illeri sınırları içerisinde yer almaktadır.<br />
Burdur Gölü, Söğüt dağı ile Suludere-Yayladağ kütleleri arasında, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması sonucu oluşmuştur. Batısında ve kuzeyinde nümilitik flişler,  doğusunda nojen kalkerler, güney ve güneybatısında serpantin ve gabro gjbi bazik ve ultrabazik kayaçlardan oluşmuş yüksek kütleler yer almaktadır.</p>
<p>Gölün batı kesimi boyunca uzanan fay (kırık) hattı nedeniyle, bu kesimde kıyı çizgisi çok dardır ve bölgelerde göl birden derinleşir. Güney ve kuzeyde ise  alüvyonların  birikmesiyle sazlarla  kaplı tuzlu batak görünümündeki kıyı ovaları ve delta oluşumu başlamıştır.</p>
<p>Göl çevresinde tespit edilen 30, 40, 50 ve 80 metrelerdeki seki ve yalıyarlar, kuvaternerden günümüze dek su düzeyinin  iklim değişiklikleri nedeniyle birkaç kez değiştiğini göstermektedir. Bu süreç içerisinde yağışlarla 100 metre kadar yükselen göl suları bir gidegenle Isparta Ovasına boşalmıştır.<br />
<span id="more-2370"></span></p>
<p>Kapalı bir havzada yer alan gölün dışarıya akıntısı yoktur. Göl suları tuzlu ve arseniklidir. Türkiye&#8217;nin en derin göllerinden birisidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Türkiye’nin en derin göllerinden birisidir. Kuzeybatıda yer alan  Kapı  burnu önlerinde derinliği 100 metreyi bulur.</p>
<p>Gölün beslenimi, göl alanına düşen yağışlar, göle ulaşan mevsimlik ve sürekli akarsular ile akiferlerin yer altı suyu akımı ile, boşalımı ise: havza dışına boşalım olmadığı için buharlaşma ile olmaktadır. Göl su seviyesi ve alanı, yağışlara bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir. Gölü besleyen önemli akarsular gölün güneybatı ucundan giren Bozçay deresi, sırasıyla doğuya doğru Kravgaz, Kurna, Çerçin, Lengüme dereleri ve Keçiborlu yönünden gelen Adalar çayıdır. Bu akarsuların debileri oldukça düşük olup, büyük bir kısmı yazın kurumaktadır.</p>
<p>Havza dışına boşalım olmadığı için göl su seviyesi ve alanı, yağışlara bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir. 1959/1996 yılları arasındaki rasat periyodunda, su düseyi Mayıs 1970’de 857.45  merdeye ulaşmış, Mayıs 1996’da ise 848.15  merte su düzeyinde ise  16.500 hektar olmuştur. Bu düşüş ciddi boyutlarda sulak alan habitatı kaybına yol açmış, su kuşları için büyük önem taşıyan sığ alanların kurumasına sebep olmuştur.</p>
<p>Normal koşullar altında gölün su seviyesi mevsimlere bağlı olarak bir metrelik salınım göstermesine karşın, gölü beslayen en önemli akarsu olan Bozçay derasi üzerinde inşa edilen Karamanlı ve Karataş barajları ile  Tefenni ve Belenli göletlerinin yanısıra son yıllarda yaşanan kuraklık göller yeraltı suyunu reşarj ve deşarj ederek, taşkınların yok edici etkisini azaltarak ve taban suyunu dengeleyerek bulundukları bölgenin su rejimini düzenlerler. Ayroca, göller tortuları, ybezin maddelerini ve zehirli maddeleri  alıkoyarak su kalitesini yükseltirler. Aynı, zamanda, bulundukları bölgenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzerer yerel iklim elemanları üzerinde olumyu etki yaparlar. Bu durum, biyolojik zenginlik ve tarımsal üretim artışını destekler. Burdur Gölü, Göller bölgesindeki diğer göllerle birlikte sulak alanların bu işlevlevini en güzel yansıtan örneklerden  biridir.</p>
<p><strong>işlev ve değerleri</strong></p>
<p>Göller yeraltı suyunu reşarj ve deşaj ederek, taşkınların yok edici etkisini azaltarak ve taban suyunu dengeleyerek bulundukları bölgenin su rejimini düzenlerler. Ayrıca, göller tortulları, besin maddelerini ve zehirli maddeleri alıkoyarak su kalitesini yükseltirler. Aynı zamanda, bulundukları bölgenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinden olumlu etki yaparlar. Bu durum, biyolojik zenginlik ve tarımsal üretim artışını destekler. Burdur Gölü, Göller bölgesindeki diğer göllerle birlikte sulak alanların bu işlevini en güzel yansıtan örneklerden biridir.</p>
<p>Burdur Gölü, Türkiye&#8217;nin en derin göllerinden biridir. Yapılan araştırmalarda gölün oligotrophic karaktere sahip,  besin maddeleri yönünden fakir bir göl olduğu belirtilmektedir. Buna karşın 300 bine yakın su kuşunu barındırmaktadır. Nesli tehlikede olan ve toplam dünya nüfusunun 12.000 civarında kaldığı tahmin edilen dikkuyruk ördeği bazı yıllar 2/3&#8242;ünün gölde kışladığı gözlenmiştir. Bunların yanısıra göl ve yakın çevresi doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Yörede çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, düden, in ve dehliz bulunmaktadır. İyi bir tanıtım ve alt yapının geliştirilmesiyle, doğa turizmi ile yöre ekonomisine önemli bir katkı sağlayabilecektir.</p>
<p>Başta sukuşları olmak üzere,  barındırdığı yaban hayatının yanısıra göl ve yakın çevresi doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Yörede çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, düden, in ve dehliz bulunmaktadır. İyi bir tanıtım ve alt yapnın  geliştirilmesiyle, doğa turizmi ile yöre ekonomisine önemli bir katkı sağlayabilecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/burdur-golu2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2372" title="burdur-golu2" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/burdur-golu2.jpg" alt="" width="293" height="236" /></a></p>
<p><strong>Flora ve vejetasyon</strong></p>
<p>Burdur Gölü, bitki coğrafyası bakımından Akdeniz filoristik bölgesinde yer almaktadır. Göl suyunda arsenik bulunması ve sodyum sülfat ve klorür miktarının oldukça yüksek olması nedeniyle su içi bitkilerine rastlanmaz. Bitki toplulukları sadece güney kesimdeki Yazıkent-Karakent köyleri arasındaki akarsuların göle karıştığı ve tuzluluğun nispeten daha az olduğu bölgelerde bulunmaktadır. Bu alanlardaki hakim bitki örtüsünü Cyperacea familyasına ait iki tür ve Poaceae familyasından Phragmites australis temsil etmektedir.</p>
<p>Göl çevresinde orman ve çalılıklarla kaplı tepeler ve dağlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyinde yer alan dağların yüksek bölgelerinde karaçam ormanı hakim bitki örtüsünü oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Fauna ve ornitolojik önemi</strong></p>
<p>Göl sularında arsenik bulunduğu için su içi faunası oldukça fakirdir. Akarsuların göle karıştığı bölgelerde göle özgü küçük bir balık türü olan Aphanius burduricus bulunmaktadır. Aphanius burduricusun yanısıra, yine göl için endemi olan Arcodioptomus burduricus zooplankton türünün mevcudiyeti gölün fauna açısından önem kazanmasına neden olmuştur.</p>
<p>Göl çevresi sürüngenler bakımından oldukça zengindir. Yörede görülen başlıca sürüngen türleri; tosbağa, iri yeşil kertenkele, kaya kertenkelesi, tarla kertenkelesi, mahmuzlu yılan, kör yılan, ok yılanı, uysal yılan, sarı yılan, çukurbaş yılan, küpeli yılan ve alaca engerek&#8217;dir. Göl çevresinde sıkça rastlanan diğer bir hayvan türü ise kurbağalardır. Ova kurbağası ve gece kurbağası en fazla görülen türlerdir.</p>
<p>Göl çevresinde yer alan çalılık ve ormanlık alanlar ise memeliler açısından çeşitlilik göstermektedir. Yörede görülen başlıca memeliler; kirpi, köstebek, tavşan, kurt, çakal ve tilkidir.</p>
<p>Burdur Gölü’nün fauna açısından önemini asıl kuşlar oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Ornitolojik Önemi</strong></p>
<p>Burdur Gölü, kuş varlığı yönünden Türkiye&#8217;nin en önemli göllerinden birisidir.  Derin bir göl olmasına rağmen her yıl sonbahar  ve kış dönemlerinde yüzbinin üzerinde sukuşunu barındırmaktadır. Bazı yıllar bu sayı üçyüzbine uluşmaktadır. Göl suları kış aylarında donmadığından sakarmekeler, ördekler ve batağanlar kalabalık topluluklar oluşturmaktadır. Geniş ve açık su yüzeyi kışlayan kuşlar için güvenli bir ortam oluşturmakta, gölün güneybatı ve kuzeydoğu uçlarındaki sığ kesimler ve kıyılardaki çamur düzlükleri zengin besin varlığı ile kuşların beslenmesine imkan vermektedir.</p>
<p>Gölde, yüksek sayılarda pek çok ördek türü kışlamaktadır. Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, kılkuyruk ve kaşıkgaga bulunmaktadır. Sakarca, akkuyruklu kartal ve kara iskete bölgede kışlayan önemli ördek türlerdir. Kış aylarında zaman zaman nesli tehlike altında bulunan şah kartal da gözlenmektedir.</p>
<p>Burdur Gölü, karaboyunlu batağan ve sakarmeke için hem sonbahar göçü sırasında hem de kış aylarıda çok önemlidir. 1997 yılı Ekim ayında bölgede 26 075 karaboyunlu batağan ve 252 726 Sakarmeke sayılmıştır. Göç sırasında çok yüksek sayılarda kara sumru ve flamingo konaklamaktadır.</p>
<p>Mahmuzlu kızkuşu, anıt, taş bülbülü ve kızıl kiraz kuşu bölgede üreyen önemli türler arasındadır. Ayrıca, göl ve çevrekinde mahmuzlu kız kuşu, suna, sakarmeke, uzunbacak ve bahri  de kuluçkaya yatmaktadır.</p>
<p>Burdur Gölü&#8217;nün asıl önemi, nesli dünya çapında tehlikede olan ve Batı Palearktik bölgede doğal olarak rastlanan dikkuyruk ördeğin dünya populasyonunun %70&#8242;inin gölde kışlamasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Dikkuyruk ördek Batı Akdeniz’den Orta Asya steplerine kadar uzanan bir alana yayılmış olmakla beraber, türün bu alan içindeki dağılımı çok düzensizdir. Özellikle Avrupa’daki nüfusunun giderek azalması atan endişelere yol açmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Türün ve yaşama alanlarının korunması için, Uluslararası Sukuşları ve Sulak Alanlar Araştırma Birliği (IWRB) ile Sukuşları ve Sulak Alanlar Birliği (WWT) 1984 yılından beri uluslararası bir araştırma ve koruma programı yürütmektedir. Bu programda en çok önem verilen ülkelerin başında Sovyetler Birliği ile Türkiye gelmektedir. Yeryüzündeki en önemli kışlama alanı olan Burdur Gölü&#8217;nün  korunması türün neslini devam ettirebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Tarihi  ve kültürel değerler</strong></p>
<p>Antik Çağde Psidia adlı bölgede yer alan Burdur’un tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Gölün güneybatı ucuna 8 km. mesafede bulunan Hacılar köyü yakınındaki antik Tymbrianassos kentinde yapılan kazılardan Neolitik Çağdan beri yörede yerleşimlerin kurulduğu ortaya çıkmıştır.</p>
<p>İlk Tunç Çağı&#8217;ndan sonra Hitit egemenliğine giren bölgeye, daha sonra Frigler, Lydialılar, Persler,Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuşlar; 11.yüzyıldan sonra ise Anadolu Selçukluları ile birlikte yöre Türklerin egemenliğine girmiştir.</p>
<p>Yörede Anadolu Selçuklularına ve Osmanlılarına ait çok sayıda eser mevcuttur. Hamitoğulları döneminde yaptırılan il merzindeki Muzafferiye kütüphanesi Türkiye’nin en eski kitaplıklarından birisidir.</p>
<p><strong>insan aktiviteleri</strong></p>
<p><strong>Tarım</strong></p>
<p>Yöre halkı geçimini genellikle tarımdan sağlamaktadır. Ancak ekilebilir toprakların oranının yüksek olmasına karşın; üretimde doğa koşullarının belirleyici olması, sulama imkanlarının yetersiz oluşu ve modern tarım tekniklerinin yaygınlaşmayısı üretimdeki verim ve çeşitliliği sınırlamaktadır. Başlıca bitkisel üretim buğday ve arpadır. Şeker pancarı, gül ve anason üretimi yapılan başlıca sanayi ürünleridir. Sulanabilen alanlarda sesze üretimi de yapılmaktadır. Meyvecilik de giderek önem kazanmakta, iklim koşullarına uygun olarak elma, armut, üzüm ve şeftali üretimi giderek artmaktadır.</p>
<p>Hayvancılık daha çok ek gelir kaynağı niteliğindedir. Doğa koşulları hayvancılığa elverişli olmasına karşın, bakım ve üretim tekniklerinin geri oluşu nedeniyle verim oldukça düşüktür.</p>
<p><strong>Turizm</strong></p>
<p>Yörede  Burdur Gölü&#8217;nün dışında , yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, in, düden ve dehliz bulunmaktadır. Dünyaca ünlü İnsuyu mağarası göle yaklaşık 22 km. mesafededir.</p>
<p><strong>Avcılık</strong></p>
<p>Burdur Gölü ve çevresinin &#8221; Yaban Hayatı Koruma Sahası &#8221; olarak ayrılmış olması nedeniyle koruma sahası içerisinde avcılık tamamen yasaklanmıştır. Orman Bakanlığınca kaçak avcılık sürekli denetim altında bulundurulmaktadır.</p>
<p><strong>Koruma ve Yönetim</strong></p>
<p>1994 yılında gölün yaklaşık % 50 &#8216;sini kapsayan (12.600 ha) bölümü Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilmiştir. Burdur Gölü ve çevresinde 38.125 ha.lık alan ise 1993 yılında Orman Bakanlığı, Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürlüğünce &#8221; Yaban Hayatı Koruma Sahası &#8221; olarak ilan edilmiştir.</p>
<p>1993 yılında gölde avcılığın tamamen yasaklanması  ve etkili denetim neticesinde gölde kışlayan sukuşu sayısında önemli ölçüd artış kadedilmiştir. 1990’lı yılların başında 100-150 bir civarında seyredn kuş sayısı, 1996-1997 yıllarında 300000’e yaklaşmıştır.</p>
<p>Göldeki kirliliğin ve erozyonun önlenmesi, su seviyesinin düşmesi sonucunda ortaya çıkan alanların korunması ve yaban hayatı için yeni habitatların oluşturulması amacıyla göl çevresinde bitkilendirme ve ağaçlandırma çalışmaları başlatılmıştır.</p>
<p>Gölün doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunabilmesi için göl yönetim planı hazırlanmalı; ayrıca, etkin bir izleme ve denetimin sağlanabilmesi için mutlaka yerel anlamda özel bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır.</p>
<p>Koordinatları           :  370  45&#8242; Kuzey<br />
300  12&#8242; Doğu<br />
Rakımı                       : 857 m.<br />
Ortalama Göl Alanı  : 23700 ha.<br />
KAYNAK: Burdur Gölü, (1998) T.C. Çevre Bakanlığı Çevre Koruma Genel Müdürlüğü Yayını
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fburdur-golu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/burdur-golu/&amp;text=Burdur gölü&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/burdur-golu/&amp;t=Burdur gölü">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/burdur-golu/&amp;title=Burdur gölü&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fburdur-golu%2F&name=buzlu.org&description=Burdur+g%C3%B6l%C3%BC" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/burdur-golu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/burdur-golu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/burdur-golu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/burdur-golu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duman nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/duman-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/duman-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 08:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Duman]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2087</guid>
		<description><![CDATA[Duman, belirli yakıtların tamamen yanmamasının sonucudur. Yani bildiğimiz yakıtları tam anlamıyla yakabilmeyi başarsaydık, duman diye bir şey olmayacaktı. Yakıt maddelerinin çoğu,karbon,hidrojen,oksijen,nitrojen, biraz sülfür, belki biraz da maden küllerini ihtiva eder.Bu yakıt maddelerini tamamen yakabilmeyi başarsaydık,sonuç olarak karbondioksit buharı ve serbest nitrojen oluşacaktı ki,bunların tümü de zararsız maddeler sayılabilir. Fakat söz konusu yakıtın tamamen yanmayışı sonucu [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/10/duman.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2088" title="duman" src="http://www.buzlu.org/images/2008/10/duman-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a></p>
<p>Duman, belirli yakıtların tamamen yanmamasının sonucudur. Yani bildiğimiz yakıtları tam anlamıyla yakabilmeyi başarsaydık, duman diye bir şey olmayacaktı.</p>
<p>Yakıt maddelerinin çoğu,karbon,hidrojen,oksijen,nitrojen, biraz sülfür, belki biraz da maden küllerini ihtiva eder.Bu yakıt maddelerini tamamen yakabilmeyi başarsaydık,sonuç olarak karbondioksit buharı ve serbest nitrojen oluşacaktı ki,bunların tümü de zararsız maddeler sayılabilir.</p>
<p>Fakat söz konusu yakıtın tamamen yanmayışı sonucu sülfür kalırsa, az miktarda sülfürdioksid meydana gelecek, bunun hava ve rutubetle teması da &#8220;çürütücü,kemirici bir asit&#8221;i oluşturacaktı.</p>
<p>Yakma işinin tam olması için, bir yakıta yeteri kadar hava gerekir. Bu yeterli hava, yüksek ısıda tam oksidasyon olmasını sağlar. Söz konusu şartların sağlanabilmesi gerçekten güçtür. Özellikle katı yakıt maddeleri kullanıldığında. Bunun sonucu da varlığı kaçınılmaz olan dumandır.<br />
<span id="more-2087"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Antrasit ve kok, sonunda duman vermeksizin yanabilirler. Çünkü bu yakıtlarda çabuk buharlaşan maddeler yoktur. Fakat bitümlü kömürler daha alçak ısılarda dekompoze olduklarından (ayrıştıklarından),gazlar ve katranlı (ziftli) maddeler serbest kalır. Bunlar toz ve külle birleşerek dumanı meydana getirir.</p>
<p>Herhangi bir şehrin havası, boşlukta asılıymışçasına duran küçük,katı zerreciklerle yüklüdür. Toz,bitkisel oluşum ve bozulmalar, başka maddeler, bu küçük, katı zerreciklerin temel kaynağıdır. Bunlar, çekim etkisiyle ağır ağır alçalırlar. Küçük şehirlerin dış mahalleler inde, bir yıl içinde,her birbuçuk kilometre kare yüzeye bu zerreciklerden 75 ile 100 ton depolanmaktadır.</p>
<p>Büyük endüstri şehirlerinde, söz konusu istif bunun 10 katını bulur.</p>
<p>Dumanın zararlı etkisi son derece büyüktür. Sadece sağlığa zarar vermekle kalmaz bitkileri (meyve bahçelerini, sebze tarlalarını, vs.) de bozar, zehirler. Büyük endüstri şehirlerinde, güneş ışığının yoğunluğunu düşürür. Sağlık için son derece yararlı ültraviyole (menekşe ötesi) ışınlarının ulaşmasını engeller.</p>
<p>Rüzgar dumanı sürüp götürmese,büyük endüstri şehirleri belki de her gün sisle kaplı olacaktı. Duman ve sisin yoğun olduğu yerlerde,akciğer ve kalp hastalıklarından ölüm oranı çok yüksektir.</p>
<p>Daha yukarda değinmiş olduğumuz gibi,yoğun ve devamlı duman, toprak yüzündeki bitki örtülerinin rahat solumasını engeller. Onları güneş ışığından yoksun bırakır.</p>
<p>Bugün bir çok büyük şehirde, fabrika bacalarının, kaloriferlerin püskürdüğü öldürücü dumana karşı, &#8221; çevre kirlenmedi&#8221; sorununa ilişkin etkili kampanyalar açılmıştır.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fduman-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;text=Duman nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;t=Duman nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;title=Duman nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fduman-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Duman+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/duman-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/duman-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

