<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; kitap</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kumarbaz kitap özeti (Dostoyevski)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 14:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kumarbaz]]></category>
		<category><![CDATA[kısa özet]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4291</guid>
		<description><![CDATA[1.KİTABIN KONUSU : Genç,iyi eğitim gömüş,soylu birisi olan Aleksey İVANAVİÇ’in tek umudunu rulete bağlaması. 2.KİTABIN ÖZETİ : Aleksey İVANAVİÇ,25 yaşında özel öğretmendir.Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisidir.Çar ordusundan emekli bir generalin  akrabasıdır. Aleksey İVANAVİÇ,General’in üvey kızı olan  Polina’ya aşıktır. Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA,Generalin halasıdır.Büyükanne diye anılır.Çok zengindir.Beş parasız olan General onun ölmesini [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Kumarbaz.jpg"><img class="size-full wp-image-4292 aligncenter" title="Kumarbaz" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Kumarbaz.jpg" alt="Kumarbaz" width="191" height="291" /></a></p>
<p><strong>1.KİTABIN KONUSU :</strong><br />
Genç,iyi eğitim gömüş,soylu birisi olan Aleksey İVANAVİÇ’in tek umudunu rulete bağlaması.</p>
<p><strong>2.KİTABIN ÖZETİ :</strong><br />
Aleksey İVANAVİÇ,25 yaşında özel öğretmendir.Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisidir.Çar ordusundan emekli bir generalin  akrabasıdır. Aleksey İVANAVİÇ,General’in üvey kızı olan  Polina’ya aşıktır.<br />
Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA,Generalin halasıdır.Büyükanne diye anılır.Çok zengindir.Beş parasız olan General onun ölmesini beklemektedir.Çünkü büyükanne Rusya’da ölüm döşşeğindedir.General,Çar ordusundan ayrılıken aldığı yediyüz rubleyi rulette kaybetmiştir.Olay Almanya’da bir kaplıca kenti olan Ruletenburg’ta geçmektedir.<br />
General,zengin bir Fransız soylusu olan Mlle.</p>
<p>Blanche ile evlenmek istemektedir.Mlle. Blanche,göründüğü gibi zengin bir Fransız soylusu değildir.General’le büyükanneden gelecek miras için evlenmek istemektedir.Ama herşey beklenildiği gibi olmaz.Büyükanne iyileşir ve doktorun tavsiyesi üzerine Ruletenburg’e,Generalin yanına gelir.Ayrıca Generalin Büyükannenin ölümüyle ilgili olarak Rusya’ya çektiği tegraflardan haberi vardır.<span id="more-4291"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Büyükanne, Ruletenburg’e gelir gelmez rulet masasının başına geçer.Generale yaptıklarından dolayı çok kızgındır.Birkaç gün içinde parasının büyük bir bölümünü kumarda kaybeder.Generalin mirası alamayacağını anlayan Mlle. Blanche Ruletenburg’tan ayrılır.Mlle. Blanche ile birlikte bir Fransız markisi olan Degrieux’ta ayrılır. Degrieux da Polina’ya aşıktır.Polina’yı kendine bağlamak için Generale borç verdiği paranın büyük kısmını geri almaz.<br />
Parasız kalan büyükanne ,bir İngiliz genci olan Astley’den borç ister.Astley de Polina’yı sevmektedir. Astley,Polina’ya kendisiyle birlikte gelmeyi önerir.Polina onun bu teklifine şiddetle karşı çıkar.</p>
<p>Aleksey İVANAVİÇ ,kumar tutkusunu yenmek istemektedir ama Polina’nın borçlarını ödemek için onun adına oynamaktadır.Tüm yaşanan kötü olaylardan sonra Polina da Aleksey İVANAVİÇ’eolan sevgisini belli eder.</p>
<p><strong>3.KİTABIN ANA FİKRİ :</strong><br />
Kumar insana zengin hayat tecrübesi kazandırırken biryandanda korkunç acılar çekmesini sağlar.Rulet iptilasından kaynaklanan acılardır bunlar.Kumar hayatında,umutsuzluklar,tutkular,sevinçler,zaaflar,nefretler,zaferlerkısaca herşey ölçüsüz boyutlardadır.</p>
<p><strong>4.ROMRNDAKİ KARAKTERLER :</strong></p>
<p>Aleksey İVANAVİÇ  :25 yaşında  özel öğretmen.Generalin akrabası. Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisi. General’in üvey kızı olan  Polina’ya aşık.<br />
General  :Çar ordusundan albaylık rütbesiyle emekli olmuş birisi.Kumara olan tutkusu yüzünden beş parasız kalmıştır.<br />
Polina  :Generalin üvey kızı. Aleksey İVANAVİÇ’I sevmektedir ama bu sevgisini saklamöaktadır.Akıllı ve ağır başlı bir kızdır.Siyah gözleri ince uzun saçları vardır.<br />
Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA  : Generalin halasıdır. Tehlikeli bir hastalık geçirmiştir.Çok zengindir.<br />
Mlle.Blanche  :Tanınmış bir Fransız ailesindendir.25yaşlarında çok güzel bir bayandır. Uzun boylu,geniş omuzludur.Esmer cildi ve siyah gözleri vardır.Kunaz,kuşkulu ve kustah bir kadındır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :</strong></p>
<p>Kumar insana maddi dünya özgürlüğünün en yücesini verir. Kumar hayatında,umutsuzluklar,tutkular,sevinçler,zaaflar,nefretler,zaferler kısaca herşey ölçüsüz boyutlardadır.Dostoyevski’nin bizzat kendi yaşadığı bu tutkuları ‘Kumarbaz’da ustaca bir üslüpla dile getirmesi romana ayrı bir güzellik katmış.<br />
<strong><br />
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ  :</strong></p>
<p>Yazdığı ilk  romanın adı &#8216;İnsancıklar&#8217;dır.İkinci romanı Beyaz Geceler ile ünlenir. Yazdığı diğer romanları :&#8217;Suç ve Ceza&#8217;, &#8216;Budala&#8217;, &#8216;Cinler&#8217;, Kumarbaz&#8217; . Karamazov Kardeşler adlı romanıyla sanatının zirvesine çıkar.Dostoyevski 10 şubat 1881’de ölür.</p>
<p>KİTABIN ADI           : KUMARBAZ<br />
KİTABIN YAZARI    : FYODOR DOSTOYEVKİ<br />
YAYIN EVİ               : SOSYAL YAYINLARI<br />
BASIM YILI              :1999<br />
SAYFA SAYISI        :197
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/&amp;text=Kumarbaz kitap özeti (Dostoyevski)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/&amp;t=Kumarbaz kitap özeti (Dostoyevski)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/&amp;title=Kumarbaz kitap özeti (Dostoyevski)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski%2F&name=buzlu.org&description=Kumarbaz+kitap+%C3%B6zeti+%28Dostoyevski%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kumarbaz-kitap-ozeti-dostoyevski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vurun kahpeye kitap özeti (Halide Edip Adıvar)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 13:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[gericilik]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[ilericilik]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[yobazlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3167</guid>
		<description><![CDATA[Aliye İstanbul’dan Anadolu’ya gelmiş idealist bir öğretmendir.Köyde kalmak için Ömer Efendinin evini bulur. Ömer Efendi ve eşi Gülsüm hala , Aliye’ yi ölmüş kızlarının yerine koyarlar ve çok severler . Okula başlayınca köy ağasının oğlunun , diğer bir çocuğu hırpalaması ve babasının okula gelmesine meydan okuyup , onu sınıftan kovması büyük yankı yapar. Olayı evde [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3168" title="vurun-kahpeye" src="http://www.buzlu.org/images/2009/04/vurun-kahpeye.jpg" alt="vurun-kahpeye" width="250" height="250" /></p>
<p>Aliye İstanbul’dan Anadolu’ya gelmiş idealist bir öğretmendir.Köyde kalmak için Ömer Efendinin evini bulur. Ömer Efendi ve eşi Gülsüm hala , Aliye’ yi ölmüş kızlarının yerine koyarlar ve çok severler .<br />
Okula başlayınca köy ağasının oğlunun , diğer bir çocuğu hırpalaması ve babasının okula gelmesine meydan okuyup , onu sınıftan kovması büyük yankı yapar.</p>
<p>Olayı evde anlatması ile“Toprağınız toprağım,eviniz evim;burası için,bu diyarın çocukları için bir ana,bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!” diye yemin eder.<br />
Hakikaten , Aliye bütün dedikodulara rağmen şevkle çalışıp , taktir topluyor bütün kasaba onu konuşuyordu.</p>
<p>Aliye ; çocuklara marşlar öğretip bayraklarla caddelerde dolaştırıp milli marşlarla duygularını ve milli hislerini coşturuyordu .<br />
Bu arada Ferit Paşa hükümetine bağlı olanlar, Hacı Fettah Efendi başkanlığında Aliye hanıma cephe alıyorlardı.<span id="more-3167"></span></p>
<p>Camiden çıkan ahaliyi Hacı Fettah kışkırtıp “namahrem, yüzü gözü açık , bunları parçalamalı…” diye bağırıyordu. Tam o sırada dört nala süvari kütlesi yaklaştı. Kumral ve uzun boylu bir kumandan ilerledi. Kumandan Tosun Bey , halka haykırdı ; “merhaba arkadaşlar ; toplanın size söyleyeceklerim var .”<br />
Tosun Bey Ömer Efendinin evinde ağırlandı. Tosun bey Yunanlılara karşı çetesiyle birlikte dağlarda dolaşıyor , Yunanlıları yurttan atmak için çareler arıyordu. Herkes ondan korkuyordu. Diğer ağalarda Yunanlılara yardım eden olursa , Tosun Beye haber veriyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ömer Efendinin evinde Tosun Bey ve Aliye ayrı yerlerde görmeden yurdunu, kurtarmak için çareler arıyorlardı.Ömer Efendi,Tosun Beye; “Hacı Fettah Aliye’yi yüzü gözü açık diye parçalattıracağı, böylelerinin yok edilmesinin gerektiğini” söylemişti.</p>
<p>Hacı Fettah ve arkadaşı,Tosun bey hakkında dedikodular çıkarıp,elimizden topraklarımız alınacak diye köylüyü ayaklandırdı,eşlerini Aliye öğretmene ricaya gönderdiler. Aliye öğretmen,bir hışımla Tosun Beye gitti ve duyduklarını söyledi.</p>
<p>Günlerdir onu arayan Tosun Bey ,köye bu kadar bağlı bir öğretmeni köylüsünden istedi. “Aliye benim nişanlımdır.Yunanlıları durdurup on beş gün sonra gelip zevcemi alacağım” dedi ve ayrıldı.<br />
Hacı Fettah Efendi ve Küçük Hüseyin Efendi boş durmadı. “O Kahpeye şeriat burada cezasını verecek”dedi.</p>
<p>İki yobaz kılık değiştirip,Yunan karargahlarına gittiler. Askeri planları açıklayıp Yunanlılara yardım ettiler. Yunanlılar bir sabah alaca karanlıkta bu yöreye girerler. Hoca onları karşıladı. Yunan komutanı kasaba hakkında bilgi toplamış. Zenginleri tespit etmişti. Amacı önce kasabada emniyeti temin etmek,sonra da kendi için bolca para toplamak.</p>
<p>Gördüğü güzel öğretmene aşık olan Yunan Komutan Damyanos’tan kendisi ile evlenirse onu Yunanistan’ın en zengin kadını yapacak,Yunan kuvvetlerini Türkiye’den çekeceğini Tosun Beyi kurtaracağını söylemişti.Aliye bunları kabul etmeyince Küçük Durmuş’la başka çareler aramaya ve babasını kurtarmaya çalışır.</p>
<p>Durmuşun tavsiyesi ile Hacı Fettah Efendiye gittiler.Ricada bulundular.Hoca, kendisini “KAHPE-KAHPE!!” diye uğurladı.<br />
Son çare Hüseyin Efendiydi. Ona rica için gittiği evinde kendisini arzulayan vahşi bir şehvetle karşılaması Aliye’yi çileden çıkarır geri döner.<br />
Onu bekleyen küçük Durmuş Aliye’yi incir bahçesine götürür orada Tosun Bey’le karşılaşırlar. Bu arada Ömer Efendi Atina’ya sürülmüş. Tarlalarının bir kısmı Hacı Fettah Efendiye verilmişti.</p>
<p>Tosun Bey ,Aliye’yi buradaki haberleri iletmesi için bırakmıştı. Küçük Durmuş vasıtasıyla iki nişanlı haberleşiyorlardı. Aliye bir yandan da Türk ordularını karşılarken kullanılacak bayrağı işliyordu. Türk orduları kasabaya girdiler Binbaşı Ali Bey ,Tosun Bey’in nişanlısını aradı.Çünkü;Tosun Bey düşman cephaneliği yok ederken vücudunun yarısını kaybetmişti. Ali Bey, Aliye’yi Hüseyin ve Hacı Fettah’a sordu. Bu durumdan çok korkan iki kafadar, “Aliye Hanım kötü oldu ahali onu parçalarken,“VURUN KAHPEYE! VURUN KAHPEYE!!”diye“ hep bir ağızdan bağırdılar” dedi.</p>
<p>Gülsüm hala ile Durmuş onun parçalanmış vücudunu incir bahçesine gömdüklerini söylediler. Tosun Bey arkadaşı Ali Bey’e yazdığı mektupta Aliye’nin mezarının köyde yaptır. Kasabada iyilik ve fedakarlık abidesi olduğunu,isminin temiz olarak iade edildiğini söylemiş ve şöyle eklemiştir. “Ben menekşe gözleri ile sevdiğim en büyük kahramanı,şehit kızı kalbimde götürüyorum.</p>
<p>Dudaklarımda onun sözleri var. Toprağınız toprağım,eviniz evim;burası için,bu diyarın çocukları için bir ana,bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!”</p>
<p><strong>ANAFİKİR:</strong> Bir öğretmenin yurdunu kurtarmak için hayatını vermesi<br />
Kitabın kahramanları ise şunlar:</p>
<p><strong>KAHRAMANLAR:</strong><br />
<strong>1-İLERİCİLER:</strong><br />
Aliye Öğretmen<br />
Yüzbaşı Tosun Bey<br />
Kahraman Küçük Durmuş<br />
Kuvayı Milliyeci Ömer Efendi ve Eşi Gülsüm Hala<br />
<strong>2-GERİCİLER:</strong><br />
Hoca Fettah Efendi<br />
Hüseyin Efendi<br />
Yunan Kumandanı Damyanos</p>
<p><strong>Yazarın Edebi Kişiliği:</strong></p>
<p>Halide Edip Adıvar. 1884 yılında İstanbul’da doğan Halide Edip Adıvar, İngiliz kültürü almasını isteyen babası Mehmet Edip Bey tarafından Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okutuldu Halide Edip bu okulda mistik doğu edebiyatını tanıdı ve Rıza Tevfik Bölükbaşı’ndan Fransız edebiyatı dersleri aldı. Ayrıca özel olarak Kuran-ı Kerim, Türk musikisi, Arapça ve felsefe dersleri de aldı. Bu dönemde matematik dersleri aldığı Salih Zeki ile sonradan bir evlilik yaptı.</p>
<p>1901′de koleji bitiren Halide Edip Adıvar, 1908 yılında gazetelerde kadın hakları ile ilgili yazılar yazmaya başladı. Halide Edip bu yazıları yüzünden bazı çevrelerin tepkisini topladı. 31 Mart Ayaklanmasının çıktığı dönemde Mısır’a kaçtı. 1909′dan sonra eğitim alanında çalışmaya başlayan Halide Edip, öğretmenlik ve müfettişlik yaptı.</p>
<p>Balkan savaşlarında hasta bakıcılık yaptı. Bu işler sayesinde toplumun değişik kesimlerinden insanları tanıma fırsatı buldu. 1917′de ikinci eşi Adnan Adıvar ile evlendi. 1919′da Yunanlıların İzmir’i işgalini protesto etmek amacıyla yapılan mitingde o çok etkili ve ünlü konuşmasını yaptı. Bu konuşma yüzünden 16 Mart İstanbul’un işgalinden sonra hakkında soruşturma açıldı. Halide Edip bu kez Anadolu’ya kaçtı ve Erken-i Harbiye’de görev alarak doğu cephesinde savaşa katıldı. -3-<br />
Halide Edip önce onbaşı olarak savaştı, daha sonra da çavuş rütbesi aldı.<br />
Savaştan sonra Amerikan mandasını savunduğu için Atatürk ve Cumhuriyet Halk Fırkası ile görüş ayrılıklarına düştü.</p>
<p>1926′da eşi Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. ABD ve Hindistan’da konuk öğretim görevlisi olarak ve özel davetlerde çeşitli konferanslar verdi. 1939′da İstanbul’a dönen Halide Edip, 1940′ta İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi Kürsü başkanı oldu.</p>
<p>Halide Edip Adıvar, 1950′de Demokrat Parti listesinden bağımsız İzmir<br />
milletvekili seçildi. Ancak bir süre sonra partinin kimi politikalarını eleştirince, eski dönemdeki Amerikancılığının gündeme getirilmesinden rahatsızlık duyarak 1954′te bu görevinden istifa etti. 1955′te kocasının ölümü üzerine siyaseti tamamen bıraktı ve üniversitedeki kürsüsüne geri döndü. Halide Edip bir süre sonra sağlığı bozulunca evine çekildi ve burada kitap yazmaya devam etti. Edebiyatçı kişiliğinin yanında siyasi yönüyle de öne çıkan Halide Edip Adıvar 1964′te öldü.</p>
<p>Yazarın en ünlü kitapları Kurtuluş Savasını işlediği ‘Ateşten Gömlek’, ‘Vurun Kahpeye’, İstanbul ve Osmanlı’nın karmaşık toplumsal yapısının bir panoraması gibi olan ‘Sinekli Bakkal’dir. Halide Edip Adıvar’in, Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aşk öyküleri anlatır. Roman kahramanlarının yakıp yıkan sevgilerini, tutkulu aşklarını anlatmak için iç dünyalarına yönelir. Romanların en büyük özelliği kadın kahramanları, onların aşığı olan erkeklerin ağzından anlatmasıdır. Konu anlatıcı olarak aşık erkeği seçer. Kadınların kişililiklerini erkeklerin gözüyle değerlendirir. Romanda erkek evli ise, aşk daha da fırtınalı bir hal alır, iç çatışmalar olur, romanın sonunda aşıklardan birisi ölür.</p>
<p>Halide Edip Adıvar’in kadın kahramanları, o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil eder. Bu kahramanlarda yazarın kendini anlattığı iddialarında doğruluk payı olduğuna inanıyorum.<br />
Çünkü yazılar yazarın içinden kopup gelen parçalardır. Yazının yazarın kimliğinden tamamen bağımsız olmasını düşünemiyorum. Seviye Talip, Handan, Kâmuran güçlü kişilikleri olan,<br />
olan, her durumda haklarını savunan, modern görüşlü batı terbiyesi almış, sanatçı yönü olan, yabancı dil bilen, kültürlü çekici kadınlardır.</p>
<p>Halide Edip Adıvar, Türkocağı’ında çalışmaya başladıktan sonra Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile birlikte yazdığı ‘Yeni Turan’da (1912) yurt sorunlarını dile getirir.<br />
Romandaki olaylar II.Meşrutiyet döneminde yaşanmaktadır ve Yeni Turan adlı idealist bir partinin programı anlatılmaktadır. Bu ütopik romanında yazar, o zamanki siyasi görüşlerini açıklama fırsatı bulmuştur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Halide Edip, Kurtuluş savası yıllarını, direniş olaylarını, kahramanlıkları anlattığı, Ateşten Gömlek (1922) ve Vurun Kahpeye (1923) adli romanlarını birebir gözlemlerinden yararlanarak yazdığı için oldukça gerçekçidir. Bu romanlarındaki kadın kahramanlarında diğerlerinde olduğu gibi yüceltilmiş olduğunu görürüz. Bu kitaplardaki kadın kahramanlar entelektüel yönleriyle değil, zorluklara göğüs geren, Anadolu’da erkeklerle beraber düşmanla<br />
savaşan, erdemli vatansever kadınlar olarak yüceltilmiştir.</p>
<p>Halide Edip Adıvar’ın yapıtlarındaki kadın kahramanlar batili kültürü almıştır ve özgür düşünüp yasar ama aynı zamanda milli değerlerine bağlı ve ahlaklıdır. Gerektiği yerde bir erkek gibi davranabilen, spor yapan, ata binen bu kadınlar, aynı zamanda ‘kadın’ olduklarının da bilincindedir. Halide Edip Adıvar en ünlü romanı ‘Sinekli Bakkal’da kişisel ilişkileri anlattığı roman anlayışından farklı olarak Osmanlı toplumunun genel yapısını anlatmıştır. Sinekli Bakkal 1943′te CHP Ödülü’nü alarak Türkiye’de en çok baskı yapan roman olmuştur. Halide Edip Adıvar, çok çeşitli alanlarda etkinlik göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda Türkçe ve İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce’den Türkçe’ye çeviriler yapmıştır.</p>
<p>Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiştir. Çağdaşları arasında yurtdışında en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Eserlerinden bazıları İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong><br />
Roman: Heyula (1909), Raik’in Annesi (1909), Seviye Talip (1910), Handan (1912), Yeni Turan (1912), Son Eseri (1913), Mev’ud Hüküm (1918), Ateşten Gömlek (1923), Vurun Kahpeye (1923), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno’nun Oğlu (1928), Sinekli Bakkal (1936), Yolpalas Cinayeti (1937), Tatarcık (1939), Sonsuz Panayır (1946), Döner Ayna (1954), Akile Hanim Sokağı (1958), Kerim Ustanın Oğlu (1958), Sevda Sokağı Komedyası (1959), Çaresaz (1961), Hayat Parçaları (1963)<br />
Öykü: Harap Mabetler (1911), Dağa Çıkan Kurt (1922), Kubbede Kalan Hoş Sada (1974)<br />
Oyun: Kenan Çobanları (1916), Maske ve Ruh (1945)<br />
Anı: Türkün Ateşle İmtihanı (1962), Mor Salkımlı Ev (1963)<br />
Diğer Eserleri: Talim ve Terbiye (1911), Turkey Faces West (1930), Conflict of East and West in Turkey (1935), Inside India (1937), Türkiye’de Sark-Garp ve Amerikan Tesisleri (1955), İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt (1940-1949), Doktor Abdülhak Adnan Adıvar (1956)
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/&amp;text=Vurun kahpeye kitap özeti (Halide Edip Adıvar)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/&amp;t=Vurun kahpeye kitap özeti (Halide Edip Adıvar)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/&amp;title=Vurun kahpeye kitap özeti (Halide Edip Adıvar)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar%2F&name=buzlu.org&description=Vurun+kahpeye+kitap+%C3%B6zeti+%28Halide+Edip+Ad%C4%B1var%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/vurun-kahpeye-kitap-ozeti-halide-edip-adivar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esir şehrin insanları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 15:48:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[özet]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[esir şehrin insanları]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizler]]></category>
		<category><![CDATA[italyan]]></category>
		<category><![CDATA[kemal tahir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[okuma kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3160</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın yazarı Kemal Tahir&#8217;dir.Kitabın ilk basımı 1956 yılında yapılmıştır.Yazarın Mütareke dönemi aydınlarını anlattığı &#8220;Esir Şehir&#8221; üçlemesinin ilk kitabıdır.Kısaca Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul&#8217;daki sivil aydınların durumunu konu edinir. Ana kahramanlar; Kamil Bey, Nermin Hanım, Ayşe,Fuat Bey, Nedime Hanım, İhsan Bey, Ahmet Bey, Niyazi Ağabey, Ramiz Efendi ve Fatma Hanım&#8217;dır. Kamil Bey Abdülhamid&#8217;in en zengin vezirlerinden [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3161" title="esir-sehrin-insanlari" src="http://www.buzlu.org/images/2009/04/esir-sehrin-insanlari.jpg" alt="esir-sehrin-insanlari" width="159" height="250" /></p>
<p>Kitabın yazarı Kemal Tahir&#8217;dir.Kitabın ilk basımı 1956 yılında yapılmıştır.Yazarın Mütareke dönemi aydınlarını anlattığı &#8220;Esir Şehir&#8221; üçlemesinin ilk kitabıdır.Kısaca Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul&#8217;daki sivil aydınların durumunu konu edinir.</p>
<p>Ana kahramanlar; Kamil Bey, Nermin Hanım, Ayşe,Fuat Bey, Nedime Hanım, İhsan Bey, Ahmet Bey, Niyazi Ağabey, Ramiz Efendi ve Fatma Hanım&#8217;dır. Kamil Bey Abdülhamid&#8217;in en zengin vezirlerinden Selim Paşa&#8217;nın tek çocuğudur.Genç yaşta çok büyük bi mirasa konmuş ve hayatının büyük bölümünü yurt dışında geçirmiştir.Nermin Hanım,Kamil Bey&#8217;in eşidir.</p>
<p>O da bir Paşa kızıdır.Maddi manevi hiç bir zorlukla karşılaşmamış,bolluk içinde yaşamıştır.Ancak babası ansızın öldüğünde kumar borçlarından dolayı varlıkları yağma edilmiştir.O dönemde karşısına çıkan Kamil Bey ile evlenerek hayatını düzene sokmayı amaçlamıştır.</p>
<p>Ayşe,Kamil Bey ve Nermin Hanımın tek çocuğudur.İspanyada doğmuştur ve İstanbul&#8217;a döndüklerinde altı yaşına gelmiştir.Küçük yaşına rağmen bir genç kız gibi girişken,hoş sohbet ve bilgilidir.Fuat Bey,Kamil Bey&#8217;den dört yaş büyük Galatasaray&#8217;da beraber okudukları bir tanıdığıdır. Mahir Paşa&#8217;nın oğludur.Bağlarbaşı&#8217;ndaki köşkün komşusudur.İhsan Bey ve Ahmet Bey, Kamil Bey&#8217;in Galatasaray Lise&#8217;sinden sınıf arkadaşlarıdır.Nedime Hanım, İhsan Bey&#8217;in eşidir.<br />
<span id="more-3160"></span><br />
Niyazi Ağabey; İhsan Bey,Ahmet Bey ve Nedime Hanım&#8217;ın Anadolu&#8217;ya yaptıkları yardımlar için aracılık yapan en önemli yardımcıları ve güvenilir dostlarıdır. Ramiz Efendi,Mütareke&#8217;den sonra savaşa geri dönmemiş ve Anadolu&#8217;ya yardım etmek için çalışan bir yedek subaydır.Fatma Hanım,Ramiz Efendi&#8217;nin karısıdır. Eğitimsiz ancak son derece cesur ve vatansever bir kadındır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Hikaye’ye geçecek olursak;1914 Dünya Savaşı karışıklığından iki yıl kadar sonra Kamil Bey, karısı Nermin ve kızı Ayşe ile birlikte İstanbul&#8217;a döner. Savaş yılları süresince yurtdışında mülklerinin bazılarını satarak geçindiği için bir miktar para sıkıntısı çekmektedir. İstanbul&#8217;a döneceklerini öğrenen Nermin Hanım&#8217;ın halası ve eniştesi israrla kendilerini köşklerinde misafir etmek isterler.</p>
<p>Kamil Bey&#8217;de kabul eder. İstanbul&#8217;a kendilerini getiren vapur Çanakkale&#8217;de durduğunda limana inen Kamil Bey İstanbul&#8217;un içinde bulunduğu acı durumu daha iyi öğrenme fırsatı bulur.Şehir yangın yeri halindedir.Kuçuk kız çocukları sefaletten kendilerini satmaktadır ve bulaşıcı hastalıklar giderek yayılmaktadır.Vatanın felaketine dayanamayan subay ve memurların bazıları intihar etmektedirler.<br />
Nermin Hanım&#8217;ın halası ve eniştesi son derece büyük ve gösterişli bi köşkte oturmaktaydılar.</p>
<p>Enişte Bey, işgal kuvvetlerinin ileri gelenleri ile işbirliği içinde olan, gönülden Padişaha bağlı,vatanseverlik duyguları gelişmemiş,her şeye sadece ticaret gözüyle bakan bir insandır.Kamil Bey&#8217;i Kerkük&#8217;deki topraklarını İngilizlere satması için ikna etmeye çalışmaktadır;ancak Kamil Bey bu emrivakiyi kabul etmez ve en kısa zamanda kendi evine taşınmaya karar verir.Serence bey &#8216;deki konakla,Çengelköy&#8217;deki yalı yanmış olduğundan Bağlarbaşı&#8217;nda bulunan çok uzun yıllardır bakım görmemiş köşkü tamir ettirerek orada yaşamayı planlar.Köşkün tamiri esnasında eski arkadaşı Fuat Bey&#8217;le görüşür ve o&#8217;nun başına gelen bir felaket neticesinde yaşamını tamamen değiştirerek bir kadiri dervişi olduğunu öğrenir.</p>
<p>Fuat Bey İtalyan olan karısının, çocuğunu da yanına alarak başka birine kaçması yüzünden çocuğunu da kaybetmiş olmanın acısıyla derviş olmaya karar vermiştir.İki yıllık derviş Fuat Bey&#8217;le,iki yıllık yoksul Kamil Bey köskün yeniden yapılmasında kader birliği yaparlar.</p>
<p>Birbirlerine hayat görüşlerini anlatarak etkilerler.16 Mart 1920&#8242;de işgal altında olan İstanbul tekrar işgal edildi.İngilizler İstanbul&#8217;u ikinci kez işgal ederken Eskişehir ve Afyonkarahisar&#8217;daki askerlerini geri çektiler.Osmanlı yanlısı olanlar sanki İstanbul&#8217;u Kuvayi Milliyeciler işgal etmişler gibi Anadoluya ateş püskürmekteydiler.Bazaıları içinse son umut Anadoludaydı. Kamil Bey ömründe Yakacık&#8217;tan öteye geçmemiş bir İstanbullu olduğundan Anadolu hakkında hiç bir fikri yoktu. ve bu düşünceye bu sebeple katılmıyordu.Anadolu&#8217;dan Mustafa Kemal ile ilgili bazı haberler geliyordu.İstanbul&#8217;da aydınlar bazı dernekler aracılığıyla Anadolu&#8217;ya yardım gönderiyorlar,subaylar gizlice Anadolu&#8217;ya kaçıyorlardı.</p>
<p>Kamil Bey vatansever olmanın neyi gerektirdiğine hala karar verememişti.Bu dönemlerde karşısına Galatasaray Sultani&#8217;sinden sınıf arkadaşı Ahmet Bey çıktı.Ona arkadaşları İhsan&#8217;ın yedek subay olarak harbe gitmiş,beş kere yaralanmış,büyük yaralar göstermiş, esir düşmüş,kurtulup gelince küçük bir sermaye uydurup bi dergi çıkartmaya başlamış, Kuvayi Milliye&#8217;yi tuttuğu için mimlenmiş,üzerine işlemediği bir suç atılarak on yıl kürek cezasına çarptırılmış olduğunu anlattı.İhsanın karısı Nedime Hanım&#8217;ın dergiyi çıkartmaya devam ettiğini ancak çok zorluk çektiğini söyledi.İhsan Bey&#8217;le Ahmet Bey, Kamil Bey&#8217;in Nedime Hanım&#8217;a yardımcı olabileceğini düşündüler ve bunu Kamil Bey&#8217;e Ahmet Bey teklif etti.</p>
<p>Kamil Bey&#8217;den ilk defa bir fedakarlık isteniyordu,böyle bir hizmeye evvelden beri muhtaçtı.İşi sevinerek kabul etti.Hemen İhsan Bey&#8217;i Ahmet Bey&#8217;le beraber ziyaret ettiler.İhsan güçsüz düşürüldüğü,mahpusa tıkıldığı halde büyük bir iş yapmakta olduğu belliydi.Kamil hayata girmeye başladığını ve bunun kendisi için iyi olduğunu düşünüyordu.</p>
<p>Çıkartılan gazetenin adı Karadayı&#8217;ydı.Artık Kamil&#8217;de memleketi kavrayan,felakete karşı çıkanların yanında,arasındaydı.Elinde iyi-kötü bir savaş silahı olan bir sorumlu insandı.Nedime Hanımla tanıştı.Nedime Hanım kendisine gazete çıkarmaktan başka işlerde gördüklerini,mimli olduklarını bir çok hafiye ve sivil polisin kendilerini sık sık ziyaret ettiklerini anlattı.Önce onların dostlarını tanıması gerektiğini belirtti bunlardan en önemlisi Niyazi Ağabeydi.Kamil Bey,gazetedeki çalışma ortamını düzeltmek için evden birçok eşyayı oraya taşıttı.Antika bir Buda heykeli satarak elde ettiği parayla işe dört elle sarıldı.</p>
<p>Gün geçtikçe Nedime Hanım&#8217;ın görüşlerinin,cesaretinin,vatan sevgisinin etkisi altında kalarak ona hayran oldu.Nedime Hanım hamileliği ilerlemiş olmasına rağmen çalışmaya devam ediyordu.Gazete ünlü yazar ve şairlerin toplanıp,memleket meseleleri ile ilgili görüştükleri,buluştukları bir yer haline geldi.</p>
<p>Niyazi Ağabey&#8217;den biraz bahsetmek gerekirse,kendisi seferberlliğin her cephesinde çarpışmış,Yunan&#8217;a ilk kurşunu atanlar arasında olan biridir.Oğlu rum çetelerince öldürülmüş, kızının ise ırzına geçilmiştir.Karısı Anadolu&#8217;da kaybolmuş, düşmana duyduğu kin duyduğu kin öylesine artmış ki nerede tehlikeli bir iş sezse hizemete koşar hale gelmiştir.İhsan,Nedime,Ahmet ve Kamil Bey ona sonuna kadar güvenirdi.</p>
<p>Bir gün Ahmet Bey perişan bir şekilde gazeteye geldi ve acilen 50bin liraya ihtiyacı olduğunu,bin ton cephanenin Anadoluya gönderilmek üzere zorluklarla gemiye yüklendiğini,pazarlıkta önce 11bin lira istendiğini ancak daha sonra Rozalti isminde birinin fiyatı 50bin liraya çıkardığını,eğer aradaki farkı bulup veremezse halkın parası olan 11bin liranında yanacağını anlattı.Hiç birinde metelik yoktu,borç alabilecekleri herkesi düşünüdler;ama hiç umut yoktu.Kamil Bey nakliye şirketinin direktörünü tesadüfen,Enişte Bey&#8217;in evinde tanıdığını hatırladı ve son çare olarak onunda görüşmeye gitti.</p>
<p>Direktör Fransızdı,Kamil Fransızlar&#8217;ın her çeşit vatanseverliği hoş görürlülük ile karşılayacağını düşündüğünü söyleyerek durumu açıkca anlattı.Direktör zaten taşıma ücretinin 11bin lira olduğunu aradaki fazkın Rozalti tarafından istenmiş olabileceğini tahmin ederek onlara yardım etmeyi kabul etti.Gemi sefere çıktıktan sonra Rozalti&#8217;nin işine son verdi.Nedime Hanım&#8217;ın rahatsızlanarak eve gittiği bir gün Niyazi gazeteye gelerek acilen Nedime ile görüşmesi gerektiğini söyledi.Kamil,Nedime&#8217;nin rahatsız edilemeyecek kadar hasta olduğunu,ne gerekiyorsa kendisinin yapacağını;artık kendisine güvenebileceklerini söyledi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Niyazi çok önemli bazı evrakların Karadeniz postası yapan Gülcemal vapuruna teslin edilmesi gerektiğini;ancak Ahmet&#8217;in bir gece evvel tutuklandığını,evrakların Nedime Hanım&#8217;da olduğunu söyleyerek sadece Nedime ile bu işi halledebileceğini anlattı.Kamil aniden aklına gelen bir yalanla Nedime&#8217;nin adada yakınlarının yanında olduğunuve ancak kendisinin ona ulaşabileceğini söyledi. Niyazi bu durumda mecbur kalarak detayları açıklamak zorunda kaldı.</p>
<p>Niyaziyi atlatan Kamil karışık yollardan Nedime&#8217;nin evine ulaşarak durumu anlattı Nedime evrakları vapura kendisi teslim etmek istediğini,bu işe karışmamasının daha iyi olacağını söyledi.Kamil Nedime&#8217;yi de kendisinin güvenilir olduğuna ikna etmeyi başardı.İlk kez bu kadar büyük bir iş yapabileceği için kendini şanslı hissediyordu.Bir çok zorlukdan sonra gayet önemli belgelerle dolu kuru üzüm sandığını Tophane rıhtımında,Gülcemal vapurunun kahvecisi Ramiz Efendi&#8217;ye verirken suç üstü yakalandı.Uzun ve yorucu sorgularda kendisine bir paşa oğlu olduğu için iyi davranıldı.</p>
<p>Tüm suçlamaları inkar etti,belgeleri bilmediğini,Ramiz&#8217;i tanımadığını söyledi.Sorgulamayı yapan yüzbaşı Nedime Hanım&#8217;ın elebaşı olduğunu bildiklerini, kendisini uzun süredir takip ettiklerini,itiraf ederse babasının hatırı için kendisini affedeceklerini söylesede Kamil Bey kessinlikle bunu kabul etmedi,sonuna kadar Nedime Hanım&#8217;ı korumaya devam etti.Yüzbaşı arkadaşlarından birinin Nedime Hanım hakkında tüm bilgiyi verdiğini,Ararat vapurunda kaçırılan cephane işi içinde onun sorumlu olduğunu bildiklerini söledi.</p>
<p>Kamil Bey gemide cephane olduğunu bilmediğini, ilaç ve hastane malzemesi yüklü olduğunu sandıklarını bunun için Fransız direkötöre kendisinin aracı olduğunu,Nedime Hanım&#8217;ın suçu olmadığını söyledi. Yüzbaşı Nedime&#8217;nin özellikle rahatsızlanarak adaya gittiğini evrakları teslim etmesi için Kamil&#8217;i kullandığını söyledi.</p>
<p>Bunları ispatlamak için bir şahitleri olduğunu da belirtti.Her şeye rağmen Kamil,inkara devam etti.Şahitle yüzleştirilmesini istedi. Askerler şahidi getirdiler.Kamil içeri gelen bu perişan insanı tanıyamadı.Bu Ahmetti. Ahmet inanılmaz işkencelere maruz kalmıştı.Yüzbaşının söylediği her şeyi kabul etti.<br />
Bütün suçun Nedime Hanım&#8217;ın olduğunu söyledi.</p>
<p>Kamil çılgına döndü,o anda aklına gelen ilk yalanı söyleyerek,Ahmet Nedime&#8217;ye aşıktı,kendisi tutuklanınca Nedime&#8217;nin dışarda olmasına dayanamadı ve kıskançlıktan bunları uyduruyor diyerek saldırdı. Ahmet her şeyi olduğu gibi bunu da kabul etti ve o akşam hapiste intihar etti.Kamil Nedime&#8217;nin adaya gitmedi hikayesini sadece Niyazi&#8217;ye söyledği bir yalan olduğunu bildiğinden gerçek ihbarcının o olduğundan emindi;ama yinede Ahmet&#8217;i de affedemedi.Eşinin eve gelmemesinden meraklanan Nermin,hala ve eniştesinin yardımıyla Kamili buldu ve görüştüler.</p>
<p>Nermin Hanım,Kamil&#8217;i hiç anlayamıyordu. Kendisinin ve kızının perişan olduğunu, eniştesinin yardımcı olduğunu ve artık işbirliği yapması gerektiğini söyledi. Karısının Padişah yanlısı tutumu, kızının özlemi,Kamil!in direncini kırıyordu.</p>
<p>Fakat kutuyu teslim ederken yakalandığı Ramiz Efendi ile yaptıkları arkadaşlıkda,onun cesaretinden,karısı Fatma&#8217;nın vatanseverliğinden,tüm cahilliğine rağmen kocasını Anadolu&#8217;ya yardım etmek için yüreklendirmesinden öylesine etkilendi ki kendinden utandı ve kararından dönmedi.Son bir teklifle kendisine Roma Elçiliği&#8217;nde baş katip olması ve Nedime Hanım hakkında bilgi verdikten sonra hiç bir yüzleştirmeye ve mahkemeye çıkarılmadan yurt dışına gönderilmesi tekilf edilmesine rağmen kadını korumaya devam etti.</p>
<p>Ramiz&#8217;e de Kamil alehinde ifade vermesi için baskılar yapıldı ama o hiç oralı olmadı.Bu arada İnönü Zaferi&#8217;nin haberi bir bayram sevinci gibi İstanbul&#8217;a ulaştı.Mahkemede Ramiz beraat etti,Kamil Bey,yedi yıl kürek cezasına mahkum oldu.Ramiz Efendi,Kamil Bey&#8217;in elini öptü ve &#8220;Yanlızca sizin elinizi öpmedim,bütün kahramanların ellerini öptüm.İnönüde ölenlerin,sakat kalanların,mahpus yatanların.İşin sonuna geldik,buradaki misafirliğiniz çok çok birkaç ay sürer,ben Anadolu&#8217;ya geçsemde Fatma Hanım mutlaka size gelir, ömrümün sonuna kadar minnetle hatırlayacağım.&#8221;dedi.Ramiz Efendi çıktı.Kapı kilitlendi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fesir-sehrin-insanlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/&amp;text=Esir şehrin insanları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/&amp;t=Esir şehrin insanları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/&amp;title=Esir şehrin insanları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fesir-sehrin-insanlari%2F&name=buzlu.org&description=Esir+%C5%9Fehrin+insanlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/esir-sehrin-insanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvan Mezarlığı kitap özeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 14:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[stephen king]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3041</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın özeti: Louis karısı ve iki çocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları çok yaşlı bir çiftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa süre sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira içip Ludlow hakkında konuşuyorlardı. Louis ve ailesi bir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-3042 aligncenter" title="hayvan-mezarligi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/hayvan-mezarligi.jpg" alt="hayvan-mezarligi" width="250" height="250" /></p>
<p><strong>Kitabın özeti:</strong><br />
Louis karısı ve iki çocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları çok yaşlı bir çiftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa süre sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira içip Ludlow hakkında konuşuyorlardı.</p>
<p>Louis ve ailesi bir hafta sonu evlerinin bahçesinde oturuyorlardı, Jud aileyi görüp yanlarına gitti ve onlara yakında bulunan hayvan mezarlığını görmek isteyip istemediklerini sordu. Louis Eileen’nin çok istemesi üzerine teklifi kabul etti.</p>
<p>Jud ve bütün aile yola koyuldular. Yarım saat sonra hayvan mezarlığına vardılar. Jud Louis ve ailesine, aşağıda bulunan kasabadaki çocukların hayvanları öldüğü zaman hayvanlarını buraya gömdüklerini söyledi.<br />
<span id="more-3041"></span><br />
Hayvan mezarlığı çocuklar tarafından güzelce düzenlenmişti. Etraftaki gereksiz ot ve çalılıklar çocuklar tarafından koparılmıştı. Jud Eileen’i buraya tek başına gelmeye kalkışırsa ormanın içinde kaybolacağı konusunda uyardı. Hayvan mezarlığını gördükten sonra bütün aile ve Jud eve döndü. Evin kedisi Church kapının önünde Eileen’i bekliyordu aslında Church evin değil Eileen’in kedisiydi. Eileen kedisini o kadar çok seviyordu ki bazı akşamlar kedisi ile birlikte yatıyordu.</p>
<p>Evi yerleştirme işi yaklaşık bir hafta sürdü ve daha sonra Louis asıl mesleği olan doktorluğa başladı. Yakında bulunan bir üniversitede rahatsızlanan öğrencileri tedavi ediyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Birgün kafası yarılmış Pascow adında bir öğrenci revire getirildi, fakat Louis daha öğrenciyi muayene edemeden öğrenci öldü. Daha ilk gününde böyle bir durumla karşılaşması Louis’i çok etkilemişti. Louis her akşam Jud’un yanına gidiyor, birkaç bira içip gündelik hayat hakkında konuşuyorlardı. Jud seksen yaşında o bölgenin en yaşlı insanıydı.</p>
<p>Louis işe başladıktan birkaç ay sonra Rachel iki çocuğu ile Chicago’ya babasının yanına ziyarete gitti. Louis kayınbirader’i ile arası iyi olmadığı için ziyarete gitmedi. Ertesi sabah Jud Louis’i telefonla aradı ve church’un anayolun kenarında kımıldamadan durduğunu ve ölmüş olabileceğini söyledi.</p>
<p>Louis kedinin yanına gitti ve kedinin bir kamyon çarpması sonucu öldüğünü anladı fakat kedinin öldüğünü Eileen’a söyleyemezdi. Eileen her akşam evi arayıp babası ile konuşuyor ve kedisinin nasıl olduğunu soruyordu. Jud bunları öğrenince Louis’e vakit kaybetmeden kediyi bir poşete koymasını, yanına bir kazma kürek alıp kendisini takip etmesini söyledi. Jud hayvan mezarlığı yoluna girdi ve hiç konuşmadan yoluna devan etti.</p>
<p>Hayvan mezarlığını geçip farklı bir yola girdiler. Jud hala hiçbirşey konuşmuyordu ta ki ağaçlardan oluşan tepe gibi bir yere gelinceye kadar. Tepe ağaç dallarından oluşuyordu ve burayı aşmak çok zor görünüyordu. Jud Louis’e aşağı hiç bakmadan dümdüz yürümesini söyledi ve önden kendisi hareket etti. Tepede sihirli bir şeyler vardı. Jud zorlanmadan tepeye çıkabiliyordu.</p>
<p>Daha sonra Louis de hareketlendi ve sanki birşeyler kendisini yukarıya doğru çekiyordu. Tepeyi kolayca aştılar ve aşağı indiler. Aşağı indiklerinde Jud Louis’e kedi için bir çukur kazmasını istedi. Louis hiçbirşey sormadan çukuru kazdı ve kediyi gömdü ve eve doğru yürümeye başladılar.</p>
<p>Eve vardıklarında Jud kediyi gömdükleri yerin eskiden Kızılderelilerin toprakları olan büyülü bir yer olduğunu söyledi. Jud oraya gömülen hayvanların tekrar cankandığını fakat bazı özelliklerini kaybettiklerini söyledi. Jud da köpeği öldüğü zaman onu büyülü yere gömmüş ve köpek tekrar canlanmıştı, fakat toprak kokuyordu ve uyuz gibi davranıyordu.</p>
<p>Eski hareketliliği kalmamıştı. Bazı arkadaşlarının hayvanları canlandıktan sonra çok değişmiş ve etrafa zarar vermişti. Büyülü hayvan mezarlığının sırrını kimse çözememişti. Louis, eğer kedi sabah döndüğünde etrafa zarar verirse onu tekrar öldürecekti, fakat eskisi gibi olusa öldürmeyecekti.</p>
<p>En azından kedinin gerçek bir kopyası evde duracaktı. Eileen bunu farketse bile bu durum onu kedinin öldüğünü öğrenmesinden daha az etkileyecekti. Kedi eve eski hali ile dönmüştü. Jud’un söylediği gibi toprak kokuyor ve uyuz davranıyordu. Rachell ve çocuklar eve döndüklerinde Eileen kedideki değişimi farketti, fakat kedinin yaşlandığını düşünerek kimseye birşey sormadı. Artık kediyle yatmıyordu çünkü kedi sürekli toprak kokuyordu.</p>
<p>Kısa süre sonra ailede bütün işler bir raya oturdu. Eileen her sabah okula gidiyor ve öğleden sonra geliyordu. Louis her sabah işe gidip akşam geliyordu ve üç yaşında olan Gage her gün biraz daha büyüyordu. Son günlerde babası ile sürekli kovalamaca oynuyorlardı. Bir hafta sonu bütün aile evlerinin bahçesinde piknik yapıyordu. Gage bir ara ailenin yanından uzaklaştı.</p>
<p>Louis Gage’in uzaklaştığını farkedince arkasından durması için bağırdı ve arkasından koşmaya başladı. Gage anayola doğru ilerliyordu, babasının sesini duyunca kovalamaca oynadıklarını sanıp daha da hızlanmaya başladı. Louis oğlunun yola çıkmasını engelleyemedi ve Gage yola çıktığı anda bir tanker ona çarptı. Gage yirmi metre ileriye uçtu, narin başı vücudundan koptu.</p>
<p>Louis ve ailesi bir hafta bu olayın şokundan kurtulamadı. Eileen kardeşinin fotoğrafını almış ve elinden hiç bırakmıyordu. Bir hafta sonra Gage’in cenaze töreni vardı. Cenaze töreni bittiğinde Louis’in kafası çok karışıktı. Gage’in yokluğuna kendisini alıştıramıyordu. Aklında sürekli hayvan mezarlığı fikri dolaşıyordu. Kediyi gömmüştü ve kedi tekrar canlanmıştı.</p>
<p>Uyuz hareketleri ve toprak kokması dışında kötü bir tarafı yoktu. Ayrıca büyülü bir şey onu hayvan mezarlığına doğru çekiyordu. Uzun süre düşündükten sonra karısını ve kızını olayın şokunu üzerlerinden atmaları bahanesi ile Chicago’ya gönderdi ve oğlunu hayvan mezarlığına götürmeye karar verdi. Çok zor şartlar altında oğlunu mezarlıktan kaçırıp hayvan mezarlığına götürdü. Oğlunun ölümünden dokuz gün geçmişti. Eve döndüğünde vücudunun hiçbir yeri tutmuyordu. Sabah uyandığında Gage eğer etrafa zarar verirse ailesinin haberi olmadan onu öldürecekti.</p>
<p>Yattı ve hemen uyudu. O gece Eileen ve Rachell Chicago’da bulunuyordu. Eileen rüyasında babası ile ilgili kötü bir rüya gördü ve annesinden babasının yanına gitmesini istedi. Rachell da Louis’in kendilerini evden uzaklaştırması konusunda süpheleri vardı ve hemen evi aramaya karar verdi. Evi aradı fakat kimse cevap vermiyordu, belirli peryotlarla tekrar aradı fakat cevap veren yoktu.</p>
<p>O gece yola koyuldu ve sabaha doğru evin önüne vardı. Arabadan indiğinde Jud’un evinin kapısının açık olduğunu farketti ve başına birşey gelmiş olabileceğini düşünüp içeri girdi. Giriş katını dolaştı fakat kimse yoktu. İkinci kata çıktı ve mutfağın kapısının açık olduğunu farketti.</p>
<p>Mutfağa gittiğinde Jud Crandall’ın ölü vücudunu gördü. Cesedin yanında Gage duruyordu. Gage annesini görünce elleri arkada annesine doğru koşmaya başladı ve yanına geldiğinde elindeki neşter ile boğazını kesti. Jud’u da Gage öldürmüştü. Neşteri ise kendi evlerine gidip babasının çantasından almıştı. Louis sabah kalktığında Jud’un kapısının önündeki arabayı gördü ve içinde bir kuşku oluştu. Aşağı kata inip dört şırınga içine morfin doldurdu ve bu arada çantasında neşterinin bulunmadığını farketti. Jud’un evine doğru hareketlendi.</p>
<p>Şırıngalardan bir tanesi ile Church’u öldürdü ve yoluna devam etti. Jud’un evine girdi ikinci katın mutfağına geldiğinde adeta şok olmuştu. Jud ve karısı yerde ölü olarak yatıyordu. Bir süre karısına baktı ve sonra mutfaktan çıktı. On metre ilerisinde Gage elleri arkasında babasına doğru yaklaşıyordu.</p>
<p>Louis Gage’in elini yakaladı ve şırıngaların ikisini oğluna sapladı. Şırıngalardakimorfin miktarı çok fazlaydı ve Gage hemen öldü. Bu arada Louis cesedin hayvan mezarlığına ne kadar geç gömülürse o kadar çok zararlı olduğunu farketti. Karısını dışarıya çıkarıp evi yaktı. Vakit kaybetmden karısını hayvan mezarlığına götürdü ve gömdü. Sabah olduğunda eski karısı geri dönmüştü.<br />
<strong><br />
3. Kitabın ana fikri:</strong><br />
Louis Creed’in kedisi ve oğlunu kaybettikten sonra onları hayvan mezarlığına gömmesi ve bu olyın sonuçları.</p>
<p><strong>4.Kitaptaki olayların ve şahısların değerlendirilmesi:</strong><br />
Louis Creed:<br />
Creed ailesinin babası. Ludlow kasabası yakınlarında bir üniversitede doktor olarak çalışıyor. Ailesine çok bağlı ve çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahip.</p>
<p><strong>Rachell Creed:</strong><br />
Louis’in karısı. Çocukların eğitimi ile çok ilgilenen, aile bağları çok kuvvetli ve ayrıca çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahip.<br />
Eileen :<br />
Creed ailesinin tek kızı. Kedisini çok sever ve ayrı kalmaya dayanamaz.</p>
<p><strong>Gage :</strong><br />
Creed ailesinin en küçük bireyi. Konuşmatı ve yürümeyi yeni yeni öğrenmeye başlayan bir kişi.</p>
<p><strong>Jud Crandall:</strong><br />
Kasabanın en tecrübeli ve en yaşlı kişisi. Çok soğukkanlı bir kişi. Louis’e kasabaya alışmasında ve hayvan mezarlığı ile tanışmasında yardımcı oldu.</p>
<p><strong>Norma Crandall:</strong><br />
Jud’un karısı. Romatizmalarından rahatsız ve çok yaşlı bir kişi.<br />
5.Kitap hakkındaki şahsi görüşler:<br />
Kitap baştan sona heyecan ve devamını merak edici bir biçimde anlatılmış çok akıcı bir kitap. Kişilerin psikolojik durumları ve içinde bulundukları sosyal durum iyi bir şekilde aktarılmış, fakat kitabın sonunda sanki kişide tam bir sonuca ulaşılmamış gibi bir his uyandırıyor.</p>
<p><strong>6.Kitabın yazarı hakkında bilgi:</strong><br />
Stephen King 1947 yılında Portland&#8217;da doğdu. Annesi ve babası ayrıldıktan sonra, ağabeyi David ile annesinin yanında büyüdü. 1973 yılı baharında &#8220;Göz&#8221; adlı romanı yayınlandı.<br />
Zamanla kısa hikayelerden roman yazmaya, ardından da senaryo çalışmalarına yöneldi. Bir süre, senaryosunu yazdığı filmlerde hem oyunculuk, hem yönetmenlik yaptı.</p>
<p>1974&#8242;te Colorado&#8217;ya taşınan King, burada &#8220;Medyum&#8221; adlı kitabını yazdı ve 1975 yazında yeniden Maine&#8217;e döndü. Aynı yıl içinde &#8220;Mahşer&#8221; adlı yapıtını kaleme aldı. Eserleriyle, birçok ödül kazanan Stephen King korku-gerilim dalında bir klasik olmuştur. Ülkemizde de büyük bir hayran kitlesine sahip olan King; &#8220;Kujo, Hayvan Mezarlığı, Christine, Tepki ve Sadist&#8221; gibi birçok unutulmaz yapıta imzasını atmıştır. King&#8217;in Richard Bachman takma adıyla yazdığı az sayıda kitabı da bulunmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
En iyi romanları: King&#8217;in neredeyse tüm eserleri dünyada büyük bir beğeni toplamış ve tamamına takını en çok satanlar listelerinde aylarca 1 numara olmuştur. Bununla birlikte subjektif bir yorumla en iyi eserleri şu şekilde sıralanabilir:</p>
<p>1- O<br />
2- Sis<br />
3- Tılsım<br />
4- Medyum<br />
5- Ejderhanın Gözleri<br />
6- Mahşer<br />
7- Gerekli Şeyler<br />
8- Hayvan Mezarlığı<br />
9- Christine<br />
10- Kujo Ayrıca bu listeye dahil edilmemesine rağmen bir seri olan Kara Kule serisinin de geniş bir hayran topluluğu olduğunu ve farklı bir türde kaleme alındığı için, klasik King okumayan kişilerden bile milyonlarca okuyucusu olduğunu belirtmek gerekir.</p>
<p><strong>Kitabın Adı :</strong>Hayvan Mezarlığı<br />
<strong>Kitabın Yazarı :</strong>Stephen KING<strong></strong><br />
<strong>Basım Yılı :</strong>1990<br />
<strong>1. Kitabın konusu: </strong>Büyülü bir hayvan mezarlığının Creed ailesi üzerindeki etkisi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhayvan-mezarligi-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/&amp;text=Hayvan Mezarlığı kitap özeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/&amp;t=Hayvan Mezarlığı kitap özeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/&amp;title=Hayvan Mezarlığı kitap özeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fhayvan-mezarligi-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=Hayvan+Mezarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1+kitap+%C3%B6zeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hayvan-mezarligi-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp sembolü anlamı nedir? nasıl ortaya çıktı?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 14:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sembolü]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2881</guid>
		<description><![CDATA[İlk insanlar kalbin, duyguların merkezi olduğuna ve ruhun burada oturduğuna inanıyorlardı. Heyecanlandıklarında, korktuklarında, karşı cinse ilgi duyduklarında kalbin gümbür gümbür atması, kalbe alınan bir yaranın hemen ölüme sebep olması bu inancı güçlendiriyordu. Eski Mısır&#8217;da kalbin dolaşım sistemi içindeki yeri biliniyordu ama kalbin aynı zamanda hafıza, akıl ve idrak yeteneklerinin de merkezi olduğu sanılıyordu. Kalp ve [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2882" title="kalp" src="http://www.buzlu.org/images/2009/02/kalp.jpg" alt="kalp" width="340" height="255" /></p>
<p>İlk insanlar kalbin, duyguların merkezi olduğuna ve ruhun burada oturduğuna inanıyorlardı. Heyecanlandıklarında, korktuklarında, karşı cinse ilgi duyduklarında kalbin gümbür gümbür atması, kalbe alınan bir yaranın hemen ölüme sebep olması bu inancı güçlendiriyordu.</p>
<p>Eski Mısır&#8217;da kalbin dolaşım sistemi içindeki yeri biliniyordu ama kalbin aynı zamanda hafıza, akıl ve idrak yeteneklerinin de merkezi olduğu sanılıyordu. Kalp ve duygular arasındaki bu ilişkiye olan inanç tarih boyunca devam etti.<br />
<span id="more-2881"></span><br />
Kutsal kitaplar bile &#8216;Tanrı&#8217;yı bütün kalbinizle ve ruhunuzla sevin&#8217; derken sevgiyi, ruh ve kalple özdeşleştiriyorlardı. Günümüzde tüm duyu merkezlerinin beyinde toplandığı bilinmesine rağmen insanlar sevgiden bahsederlerken ellerini başlarına değil kalplerine götürürler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Günümüzdeki şekliyle stilize edilmiş kalp sembolünün ortaya çıktığı zamanlarda aşkı simgelediği şüphelidir. İskambil kağıtlarında &#8216;kupa&#8217;nın da sembolü olan bu şekil, 1400&#8242;lü yıllardan beri kullanılmaktadır. İskambil kağıtlarında asil sınıfı ve kiliseyi temsil eden kupanın şekli kalbi ve aşkı değil kalkanı simgeler.</p>
<p>İnsan ilmiyle uğraşan antropolog Desmond Morris kalp sembolünün insan dişisinin kalçalarının şeklinden kaynaklandığını ve uzun bir süre seksüalite sembolü olarak bilindiğini iddia ediyor. Çok şaşırtıcı ve hiç de romantik olmayan bir teori ama bu konuda yapılan araştırmalardan elde edilen daha şaşırtıcı sonuçlar da var.</p>
<p>New Yorklu tasarımcı Laura Tolkow, Mısır hiyerogliflerini yani resimli yazılarını incelerken kuş ve piramit sembollerinin yanında baş aşağı duran kalp sembolleri de dikkatini çekiyor. Önceleri kalp sembolünün o zamanlarda bile aşkı temsil ettiğini sanıyor ama yazıların anlamlarını öğrenince tam anlamıyla şok oluyor, çünkü hiyerogliflerdeki bu ters kalbe benzeyen şekiller erkek testislerini sembolize ediyor.</p>
<p>Biyolog John Hertner&#8217;in açıklaması ise daha akla yatkın gibi. Ona göre eski çağlarda Katolik kilisesi, insan vücudu üzerinde bilimsel çalışma yapanların, insan vücudunu kesip biçmelerini hoş karşılamıyordu. İnsan kadavrası üzerinde çalışma imkanı bulunamadığından anatomik çalışmalar kurbağalar ve fareler üzerinde yapılıyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kurbağanın dolaşım sisteminin şeması bugün bile okullarda öğretilir. Bu şemada kalbe giren ve çıkan ana damarlar, kalbin üzerinde iki geniş yay oluştururlar. Bu yaylarla birlikte kurbağanın dolaşım şeması kalp sembolünün aynıdır. Hertner, o çağlarda bu damarların da kalbin bir parçası olarak düşünüldüğünü ve insan kalbinin kurbağanınkinden pek farklı olamayacağı sanıldığından, kurbağanın dolaşım sisteminin, kalp sembolü olarak benimsendiğini ileri sürüyor.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/&amp;text=Kalp sembolü anlamı nedir? nasıl ortaya çıktı?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/&amp;t=Kalp sembolü anlamı nedir? nasıl ortaya çıktı?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=Kalp sembolü anlamı nedir? nasıl ortaya çıktı?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti%2F&name=buzlu.org&description=Kalp+sembol%C3%BC+anlam%C4%B1+nedir%3F+nas%C4%B1l+ortaya+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kalp-sembolu-anlami-nedir-nasil-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü  (19 şubat)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 15:14:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli günler]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2819</guid>
		<description><![CDATA[19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir. Bu çalışmalardan örnekler sunulur. Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer hizmetlere göre daha pahalı olduğundan bakanlık bütçesi bu konuda yetersiz [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2820" title="milli-egitim-vakfi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/milli-egitim-vakfi.jpg" alt="milli-egitim-vakfi" width="250" height="250" /></p>
<p>19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir.</p>
<p>Bu çalışmalardan örnekler sunulur.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer hizmetlere göre daha pahalı olduğundan bakanlık bütçesi bu konuda yetersiz kalmaktadır.<br />
<span id="more-2819"></span><br />
Halkın ve öteki kuruluşların yardımlarını sağlamak amacı ile 19 Şubat 1981 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kurulmuştur.<br />
Vakfın kurucuları gerçek kişilerle, Öğretmenler Bankası, İş Bankası, T.C.Ziraat Bankasıdır. Vakıf, kuruluşunu izleyen kısa sürede, il ve ilçe düzeyinde şubeler açmıştır. Eğitime katkıda bulunacak sosyal ve fiziki yapının geliştirilmesine yardımcı olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı’nın amaçları şunlardır:</strong><br />
1. Milli eğitimi geliştirici çalışmalar yapmak.<br />
2. Okulların araç, gereç, kitap gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak.<br />
3. Her çeşit eğitim kurumunun açılmasına, yapılanmasına, onarımına yardımcı olmak.<br />
4. Öğretmenlerin eğitim ve öğretim alanındaki etkinliklerini arttırıcı çalışmalarını ödüllendirmek.<br />
5. Eğitimin geliştirilmesi amacı ile öğrenci ve öğretmenler arasında yarışmalar düzenlemektir.<br />
Vakıf, amacına ulaşabilmek için gerekli olan geliri aşağıda sayılan kaynaklardan sağlar.<br />
· Yurttaşların arsa, bina, bağ, bahçe gibi taşınmaz bağışları,<br />
· Kamu ve özel kuruluşlar ile kişilerin yaptığı yardımlar,<br />
· Basılı eğitim araçları ve ders kitaplarından elde edilen gelirler.<br />
· Eğitim kuruluşları ve okullarımızda yapılan bağışlar.<br />
Milli Eğitim Vakfı kuruluşundan bu yana halkımız ve çeşitli kamu ve özel kuruluşlarından büyük ilgi ve yardım görmüştür. Vakıf, sağladığı gelirleri Milli Eğitimin amaçları doğrultusunda düzenli olarak değerlendirmektedir.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/&amp;text=Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü  (19 şubat)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/&amp;t=Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü  (19 şubat)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/&amp;title=Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü  (19 şubat)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmilli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat%2F&name=buzlu.org&description=Milli+E%C4%9Fitim+Vakf%C4%B1+Kurulu%C5%9F+G%C3%BCn%C3%BC++%2819+%C5%9Fubat%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bülbülü öldürmek kitap özeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 09:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[bülbülü öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2778</guid>
		<description><![CDATA[1800’lü yıllarda İngiltere’den Güney Amerika’ya göç eden ve Alabama Eyaletine bağlı Maycomb adında bir kasabaya yerleşen Atticon kendinden 15 yaş küçük bir bayanla evlenir. Jem ve Jem’den 4 yaş küçük Scoud adında 2 çocukları olur .Scoud doğduktan 2 yıl sonra annesi ölür. Bu yüzden annesinin varlığı ya da yokluğu kendisini pek etkilemez. Buna karşılık Jem’i [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2779" title="bulbulu-oldurmek" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/bulbulu-oldurmek.jpg" alt="bulbulu-oldurmek" width="206" height="300" /></p>
<p>1800’lü yıllarda İngiltere’den Güney Amerika’ya göç eden ve Alabama Eyaletine bağlı Maycomb adında bir kasabaya yerleşen Atticon kendinden 15 yaş küçük bir bayanla evlenir.</p>
<p>Jem ve Jem’den 4 yaş küçük Scoud adında 2 çocukları olur .Scoud doğduktan 2 yıl sonra annesi ölür. Bu yüzden annesinin varlığı ya da yokluğu kendisini pek etkilemez. Buna karşılık Jem’i çok etkiler. Arada bir oyun sırasında Jem’in iç çekip kenara ayrılması annesine duyduğu özlemdendir.</p>
<p>Jem 13 yaşlarında Scoud ise 9 yaşlarındadır. Roman otobiyografik bir tarzda ve kahramanı olan Scoud’un ağzından yazıldığı için romanın genelinde çocukca bir bakış açısı hakimdir.<br />
<span id="more-2778"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yazar 1 nci bölümde; kendi ailesini nereden geldiklerini ve genel özelliklerini fazla teferruata inmeden tanıtır. Kasabayı, kasabadaki ilginç olan Radley ailesini tanıtır.</p>
<p>Boo adında Radley’lerin bir çocuklarının kayboluşu, Radley’lerin evden dışarı çıkmayışı ve evlerinin kapısının sürekli kapalı oluşu Radley’leri kasabalıların, özellikle de çocukların gözünde bir hayalete çevirir. Evlerini de bir kabushaneye çevirir.</p>
<p>2 nci bölümden itibaren kasabanın sosyal yaşayışı siyasal durumu işler.</p>
<p>4 ncü bölümde yazar kasabada yaşayan halkın gelenek görenekleriyle çeşitli ata sözlerini de katarak anlatır.(Asıl sahibi çıkmayınca mal bulanındır. gibi) Kızılderililer ile ilgili büyüler anlatır.<br />
Yazar yani kahraman olayda tek kahraman değildir. Olayda ön plana çıkanlar yazarın kendisi, kendisinden 4 yaş büyük olan kardeşi Jem, felsefi görüşlerini söylettiği babası Atticon ve çocukluk aşkı Dill’dir.</p>
<p>Amerika iç savaşından sonra (kuzey – güney) kasabada olan değişiklikler toplumsal yaşam, olup bitenler çıplak bir gözle işlenir. Kahraman, olayları çocukluğunda yaşadığı için her şeyi çocukça bir dünyada anlatır. Çocukların oyun dünyasını, zevklerini, merakını, çocuk psikolojisini, buluğ çağına giren çocukların göstermiş olduğu ruhsal değişiklikleri, yalnız kalma isteklerini olaya yayarak ve de derin tasvirlerle destekleyerek açıklamaktadır.</p>
<p>Yazar Maycomb kasabasındaki gelenek görenek, siyasal yapı, sosyal yapı, dinsel yapı ve benzeri bütün davranışları olaylarla anlatır. Örneğin kasabadaki dayanışma duygusunu şu şekilde bir cümleyle açıklar:</p>
<p>Yangın Bayan Maundlie’nin evini sessizce yiyip bitirirken sokak insan ve arabalarla dolmaktadır.” Yazar kasabadaki yaşantıyı özellikle zencilere karşı yapılan ayrımcılığı ve horlanmayı, babasının zencilerin avukatlığını yaparken kasabalı beyazlar tarafından pis zenci dostu biri olarak sıfatlandırılmasını aktarır. Kasabadaki zencilerin yaşadıkları mahalle ve kiliseleri ayrıdır.</p>
<p>Çocuk gözüyle olaya yaklaşan kahraman bunu pek yadırgamakta,ve neden böyle olduğunu babasına ve amcasına sorarak,bu sorularla cevabını bulmaya çalışmaktadır. Yine malik hanelerde çalışan kölelerin oluşu o yıllardaki güney Amerika’daki siyasal yapıyı göstermek için bariz bir örnektir.<br />
Yazar kendi fikirlerini, felsefi görüşünü romanın genelinde Attikon’a söyletmektedir. Buna örnek: Attikon bir gün Jem’e şöyle der; arka bahçedeki tenekeleri vurmanızı yeğlerim, ama kuşların peşine de düşeceğinizi biliyorum. İstediğiniz kadar karga vurun ama unutmayın ki bülbülü öldürmek günahtır. Bülbüller yalnızca müzik üretirler. Bizi eğlendirmek için bahçeleri yağmalamazlar, yalnızca şarkı söylerler hem de yüreklerini paralayana dek.</p>
<p>Yazar romanda özgürlüğü çeşitli sembollerle ifade eder. Kimi zaman yaşlı bir bayanın ölümünü özgürlüğe giden yol, kimi zaman zencilerin esaretten kurtuluşunu, kimi zamanda morfinman bir bayanın bu alışkanlıktan kurtulmak pahasına çektiği acıları anlatarak sembolleştirir.</p>
<p>Yazar cesareti:&#8221; Cesaretin eli tabancalı bir adam olduğunu sanmanı istemem. Mertlik baştan bitik olduğunu bilip de çabalamak, olacakları göğüsleyebilmektir. Binde bir kazanırsın ama kazandığında olur. Bayan Dobuse’de kazandı&#8221;. felsefi ve veciz sözlerle ifade etmektedir.</p>
<p>Yine 12 nci bölümde; Dil’e olan yakınlığını ve çocukluk aşkını anlatmaktadır. Bu aşk alışkanlık ve özlemden ibarettir. Aynı bölümde kasabada çalışan işçilerin yaptıkları grevleri, taşralıların yoksulluğunu olaylarla göstererek anlatır. Kasabadaki insanların çoğunun birbirine benzemesi dışardan evlenmenin olmayışına ya da çok nadir oluşuna bağlar.<br />
Romanın sonunda Radley’lerin kaybolan çocuğu ortaya çıkar. Fakat olayın akışına göre hiç ummadık bir yerden yeni bir kahraman romana müdahil olur.</p>
<p>Romanın sonlarında ilginç bir olayda Amerika’yla Almanya’nın mukayesesidir. Romana göre Amerika daha özgürlüklerle yaşayan baskıdan uzak bir ülkedir. Hukuk sistemi herkese eşittir ama fiili olarak zencilere ayrım yapılmaktadır. Almanya’da ise baskılar ve Yahudi’lere yapılan zulümler vardır. Hülasa şöyle diyebiliriz: Alabama Eyaletine bağlı Maycomb kasabasındaki hayatı, gelenek görenekleri, ekonomik durumu, siyasal yapıyı, dinsel yapıyı,1900’lü yılların başlarındaki durumu çocuk gözüyle ve çocukluk dünyasını da katarak anlatmaktadır.</p>
<p>Romanda kahramanlar: Romanın baş kahramanları Scoud, Jem, Atticon ve Dill’dir. Fakat olayın akışına göre her an yeni kahramanlar ortaya çıkmaktadır. Fazla aktif olmamakla beraber romanda geçen kişi sayısı 100’e yakındır.</p>
<p>Romanda zaman: 2 senelik bir zaman dilimidir. Olaylar bir yazın başlangıcından itibaren anlatılır, bir sonraki sonbahara kadar devam eder. Zamanda kronolojik sıra kullanılmakla beraber geriye dönüşlerde mevcuttur. Buda yazarın bazı durumlara açıklık getirme ihtiyacı hissetmesinden ve olayların geçmiş tarihlerde yaşanmasına bağlıdır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Romanda mekan:</strong> Yazar olayların geçtiği kasabayı romana yayarak geniş bir şekilde tanıtır. İç mekanlar yoğunlukla kullanılmış, dış mekanlara da büyük ölçüde yer verilmiştir. İç ve dış mekanlar arasında bir denge söz konusudur. Bahsedilen mekanlar yukarıda da anlatıldığı gibi Güney Amerika’daki Alabama Eyaletine bağlı Maycomb kasabasıdır. Mekan tanıtımında tasvirlere büyük ölçüde yer verilmiştir.</p>
<p>Yazar: Harper LEE
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbulbulu-oldurmek-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;text=Bülbülü öldürmek kitap özeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;t=Bülbülü öldürmek kitap özeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;title=Bülbülü öldürmek kitap özeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbulbulu-oldurmek-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=B%C3%BClb%C3%BCl%C3%BC+%C3%B6ld%C3%BCrmek+kitap+%C3%B6zeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bulbulu-oldurmek-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Define Adası kitap özeti</title>
		<link>http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 08:26:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[define adası]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2737</guid>
		<description><![CDATA[Babam, annem ve ben İngiltere&#8217;nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu. Bir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2738" title="define-adasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/define-adasi.jpg" alt="define-adasi" width="240" height="320" /></p>
<p>Babam, annem ve ben İngiltere&#8217;nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk.<br />
Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi.</p>
<p>Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu.</p>
<p>Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazana*cağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım.</p>
<p>Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyorlardı.<br />
<span id="more-2737"></span><br />
Babam, &#8220;eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz&#8221; diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü.</p>
<p>Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, &#8220;Bili bu*rada mı?&#8221; diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kapta*nın yanına gidip oturdu.</p>
<p>Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nö*beti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi.</p>
<p>Bu arada da babam öldü.<br />
Birkaç gün sonra, kör bir adam gelip, kaptanla görüştü. Git*tikten sonra, kaptan &#8220;bana altı saat süre tanıyorlar&#8221; dedi, ama birkaç dakika sonra da sarsıla sarsıla Öldü. Bu kısa süre içinde gördüğüm ikinci ölümdü.<br />
Annemle, ölünün başında bir müddet bekledikten sonra, yardım almak için köye gittik. Kaptan Flint ismini duyan, hiç kimse yanımıza yaklaşamıyordu. Mecburen, yine yalnız başımıza hana geldik. Kaptanın odasına çıkarak, sandığını açtık, gelenler olduğu için acele ile, bazı kağıtları ve paralan alıp handan çıktık. İlerde bir yere saklandık ve biraz sonra yedi sekiz kişinin ellerinde meşalelerle hanın kapısında olduklarını gördük. Sonra içeri girdi*ler. Bir müddet sonra aralarında tartışmaya, sonra da duydukları at sesleri nedeniyle kaçmaya başladılar. Sadece kör kaptan ortada kalmıştı. Hızla gelen atlılardan birisinin çarpmasıyla o da öldü. Koşa koşa annemin yanına gittim. Kadıncağız, korkusundan sin*miş kalmıştı. Beni görünce, sarılıp ağladı.<br />
Gümrükçüler, kaçanları kovaladılar. Ancak, çoktan gemile*rine atlayıp kaçmışlardı. Hana girdiğimizde, bu kadar kısa süre*de, nasıl böyle altını üstüne getirebildikleri hayret verici bir olay*dı. Gümrükçülerin başı Jack bunun sebebini öğrenmek istedikle*rinde koynumdaki muşambayı gösterdim. Hep birlikte doktorun yanına gittik. Doktor ve Jack bana iltifat ettiler ve kahraman bir çocuk olduğumu söylediler.<br />
Anlaşılan oydu ki, Kaptan Flint denen adam çok tehlikeli bir korsandı ve bir yerlere gizlemiş olduğu hazinesi vardı. O, para peşinde değil, hazinenin yerini gösteren haritanın peşinde idi. Ve bu harita, koynumdan çıkardığım muşambadaki kağıtların ara*sında idi.</p>
<p><strong>Define Adası<br />
Robert Louis Stevenson</strong></p>
<p>Şimdi hedef hazineyi bulmaktı. Ayarlanan bir gemi ile yola çıkacaktık. Hazine falan umurumda değildi. Böyle bir yolculuk yapacağım için çok heyecanlı ve sevinçliydim.</p>
<p>Nihayet, Brİstol limanından, denize açıldık. Yolculuğumuz genellikle sakin geçiyordu. Adaya varmamıza bir iki gün yolu*muz kalmıştı. Akşam vakti elma almak için girdiğim fıçının içinde iken, ayru zamanda aşçılık da yapan tek bacaklı gemici Silver geldi ve fıçının üstüne oturdu. Tam sevinçle kendisine seslenecek*tim ki başka bir gemici ile konuşmalarını duyunca vaz geçtim. Anladığım kadarıyla, bunların hepsi korsandı. Silver de bizim kaptanın korkuyla kaçtığı tek bacaklı meşhur korsandan başkası değildi. O andan sonra, gemideki birçok namuslu insanın hayatı bana bağlıydı. Fıçıdan çıkınca, hemen kaptan, kont ve doktorla bir araya geldim ve tüm duyduklarımı anlattım.</p>
<p>Adaya varınca, ben de karaya çıkanlar arasmdaydım. Ko*nuşmamıza göre Kont, doktor ve kaptan gemide kalmışlardı. Bir ara Silver ile arkadaşı Tom&#8217;un konuşmalarını duydum. Hemen saklanıp, dinledim. Tom, Silver&#8217;e karşı çıkıyordu. Bunun üzerine Silver, Tom&#8217;u bıçağıyla öldürdü. Çok korkmuştum. Hemen gö*rünmeden kaçmaya başladım. Epeyce koştuktan sonra, burada yamyam gibi bir adamla karşılaştım. Yanımda tabancam olduğu için, karşısına dikildim. Sonra, adamda benim zararsız olduğumu anlayınca konuşmaya başladık. İsmi Benjamin Gunn olan gemici, üç yıl önce burada tek başına yaşamaya mahkum edilmişti. Ona karşı bîr yakınlık duyuyordum.</p>
<p>Birden bir patlama sesi duyduk. Anlaşılan savaş başlamıştı. Hemen, Gunn&#8217;Ia beraber, limana doğru koştuk. Yolda, Gunn&#8217;la birbirimizi kaybettik. Koşa koşa limana yaklaştığımda, doktor ve kaptanın diğer gemicilerle bir arada olduklarını gördüm. Gemiyi terk etmişlerdi. Onlara gördüğüm her şeyi anlattım. Onlarda, gemiyi ele geçirecek iken, ben olmadığım için bu plandan vazge*çip, karaya çıkmışlar. Tom&#8217;un Ölüm çığlığını benim zannederek, geri dönmüş ve gemide lazım olacak ne varsa bir kayığa yükleyip, yeniden adaya çıkmışlar. Tabii, gemidekiler bunları görünce, top ateşine tutmuşlar ancak, isabet ettirememişler. Karaya çıkınca, bu sefer de karadakilerle silahlı çatışmaya girmişler. Neticede, bu kütükten eve sığınmışlardı.</p>
<p>Bir müddet sonra, Silver ve adamları yakınımıza kadar gelip, anlaşmak İstediklerini söylediler. Kaptan onlara, &#8220;Şayet teslim olursanız, hayatınızı bağışlar, sizi en yakın cezaevine bırakırım. Yoksa teker teker Öleceksiniz&#8221; dedi. Kızgınlıkla gerisin geriye gittiler. Sonra, kaptan hepimizi mevzilere yerleştirdi ve nasıl savaşacağımızı anlattı.</p>
<p>Nitekim, çok geçmeden dört bir yandan ateş etmeye başladı*lar. Hızla, bulunduğumuz yere doğru ilerliyorlardı. Artık kavga, kılıç ve tabanca ile oluyordu. Sonuçta, bizden üç, onlardan altı kişi ölmüştü.<br />
Kaptanın yarası pek ağır değildi. Doktor, onun yarasını sar*dıktan sonra, dışarı çıktı. Anladığım kadarıyla, Benjamin Gunn&#8217;u bulmaya gitmişti. Ben de, yanıma iki tabanca, mermi ve peksimet alarak, kafamdaki planı gerçekleştirmek için kimseye söylemeden dışarı çıktım. Söyleseydim, bırakmazlardı. Niyetim kıyıya kadar gitmek ve bağlı olan geminin halatlarını kesmekti. Kayığa bindim ve sessizce gemiye yaklaşıp, halatı kestim. Gemidekiler farkına varmamışlardı. Aniden, aklıma gemiye çıkıp ve onların sarhoş-hıklarından faydalanarak gemiyi ele geçirmek geldi. Bir yolunu bulup gemiye çıktığımda, ortalıklarda kimseyi göremedim. Sonra, kilere doğru ilerlerken yerde yaralı yatan Hands&#8217;ı gördüm. Belli ki, diğer korsanlar tarafından yaralanmıştı. Onunla konuşup, anlaştım. Hands&#8217;m yaralarını sardım ve onun yönlendirmesiyle gemiyi Define Adası&#8217;na doğru yönlendirerek gitmesini sağladım. Yalnız, Hands&#8217;un yüzündeki ifadeyi hiç beğenmiyordum. Nite-kim bir müddet sonra, gemimiz karaya oturduğunda, sinsice arkamdan saldırdı. Hatta beni bıçakladı da. Ben de iki tabancamı birden ateşleyerek onu öldürdüm.<br />
Yaramdan dolayı acılar içerisinde kıvranmama rağmen, ge*mide tehlike kalmadığı için rahattım. Kayalara çarptığı için yan yatmış bulunan gemiden çıktım ve yürüyerek kıyıya vardım. Amacım, kaîedekilerîn yanma varmaktı. Bizimkilere sürpriz yapmak için sessizce içeri girmiştim ki kendimi birden bire kor*sanların ortasında buldum. Korsanlar, kütükten evi ele geçirmiş*lerdi. Silver, alaycı bir şekilde &#8220;Demek döndün ha, Jack&#8221; diyordu. Bir şey vardı ki, benim diğerlerinden ayrılmış olduğumu zanne*diyorlardı. Sevindirici başka bir şey daha vardı ki, doktor, kaptan ve diğerleri ölmemiş, korsanların dediğine göre, onlarla anlaşarak her şeyi bırakıp, ayrılmışlardı.</p>
<p>Ben de, bütün gelişmeleri, geminin durumunu ve ölen adam*ları anlatarak, onlara meydan okur bir şekilde, dediklerimi yapmalarını söyledim. Bazı korsanlar üzerime saldıracaklardı ki Sİlver bırakmadı.<br />
Sonra olaylar şöyle gelişti: Hep birlikte defineyi kazmak için gittik. Kazdığımız yerde, define falan yoktu. Birisi, daha Önce, bulmuş ve götürmüştü. Silver bana bir tabanca verdi ve hazır olmamı söyledi. Nitekim biraz sonra, ağaçların arasından korsan*ların üzerine kurşun yağmaya başladı. Biraz sonra, korsanların üçü Öldürülmüş, ikisi ise kaçmıştı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Meğer, Silver ve doktor anlaşarak planları yapmışlar. Benjamin Gunn&#8217;da bu plandaki rolünü çok güzel oynamış. Hazi*neyi oradan çıkarıp, kaldığı yere götüren de Benjamin&#8217;den başkası değilmiş.<br />
Ertesi sabah erkenden toplanma hazırlıklarına başladık. Her millitenin parası ve altını mevcuttu. Tam üç gün, paralan çuvalla*ra yerleştirrhekle geçti. Kaçan korsanların adada bırakılması, yan-lanna yiyecek ve erzak verilmesi kararlaştırıldı. Sonra da demir alarak yola koyulduk. Birkaç gün sonra güzel bir körfeze girerek, demir attık. O günün, gecesi, Silveç yanına bir miktar para da alarak gemiden kaçtı. Bir bakıma iyi de oldu.</p>
<p>Bu limanda bir hafta kaldıktan sonra, rahat bir yolculuk ya*parak Bristol&#8217;a vardık. Paralan, ve altınları aramızda paşlaştık. Ben, annemin yanma gelerek, tekrar hanı işletmeye başladık. Tabii ki artık işleri hizmetçilerimiz görüyordu.</p>
<p><strong>Define Adası<br />
Robert Louis Stevenson</strong>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdefine-adasi-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/&amp;text=Define Adası kitap özeti&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/&amp;t=Define Adası kitap özeti">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/&amp;title=Define Adası kitap özeti&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdefine-adasi-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=Define+Adas%C4%B1+kitap+%C3%B6zeti" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/define-adasi-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Fenerleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 14:40:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Fenerleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2655</guid>
		<description><![CDATA[En eski deniz feneri, İ.Ö. 7. yüzyılda Sigeon&#8217;da, bugünkü adıyla, Kumkale&#8217;de (Çanakkale) yapılmıştır. İstanbul Boğazı&#8217;nın Trakya yakasındaki Timée ve karşı kıyısındaki Chrysopolis (Üsküdar) fenerleri İ.Ö. 2. Yüzyılda yapılmıştır. Dünyanın antik çağdaki yedi harikasından biri olan[ İskenderiye Feneri İ.Ö. 280 yılında Knidos&#8217;lu Sostrates tarafından Pharos adası üzerine inşa edilmiştir. Yüksekliği 135 metre olan bu fenerin şöhreti [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2656" title="deniz-fenerleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/deniz-fenerleri-300x224.jpg" alt="deniz-fenerleri" width="300" height="224" /></p>
<p>En eski deniz feneri, İ.Ö. 7. yüzyılda Sigeon&#8217;da, bugünkü adıyla, Kumkale&#8217;de (Çanakkale) yapılmıştır. İstanbul Boğazı&#8217;nın Trakya yakasındaki Timée ve karşı kıyısındaki Chrysopolis (Üsküdar) fenerleri İ.Ö. 2. Yüzyılda yapılmıştır.</p>
<p>Dünyanın antik çağdaki yedi harikasından biri olan[ İskenderiye Feneri İ.Ö. 280 yılında Knidos&#8217;lu Sostrates tarafından Pharos adası üzerine inşa edilmiştir. Yüksekliği 135 metre olan bu fenerin şöhreti ve yüksekliği bu güne kadar aşılamamıştır. 14. yüzyılda meydana gelen bir depremde yıkılmıştır.<br />
<span id="more-2655"></span><br />
İtalya&#8217;daki en eski fener Messina&#8217;da bulunmaktadır. Brindisi, Ravenna, Puzzuoli ve Capri fenerleri, Roma döneminin diğer tanınmış yapılarıdır. İmparator Caligula tarafından İ.S. 40 yılında inşa edilen Boulogne feneri 17. yüzyıla kadar kullanılmıştır. Dover&#8217;de ve Herkül Sütunu adıyla bilinen La Coruna&#8217;daki (İspanya) fenerler aynı dönemin diğer tanınmış yapılarıdır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Colossus </strong></p>
<p>Rodos limanı girişinde Güneş Tanrısı Helios adına yapılan bu bronz heykel ilk fenerler arasında sayılmasa da heykelin elinde tuttuğu bir ateşle limana giren teknelere yol gösterdiği söylenir. Bu heykel New York&#8217;taki Hürriyet Abide&#8217;sini yapan Fransız heykeltıraşAuguste Barthordi&#8217;ye ilham vermiştir.</p>
<p>Antik çağın yedi harikasından biri olarak anılan Rodos Heykelinin yapımına heykeltıraş Chares of Lindos tarafından İ.Ö 282 yılında başlanmış ve 12 yıl sürmüştür. Temeli beyaz mermerden yapılan bu bronz heykel 56 yıl sonra İ.Ö. 226 yılındaki şiddetli bir deprem sırasında yıkılmıştır. 654 yılında Arapların adayı işgalinden sonra heykelin kalıntıları Suriyeli Yahudilere satıldı. Kalıntıların 900 deve yükü tuttuğu söylenir.</p>
<p>Roma imparatorluğunun çöküşü ardından, denizlerdeki denetimin yok olması deniz ticaret yollarındaki güveni ortadan kaldırmış, denizaşırı ticarette önemli bir daralma meydana gelmiştir. Antik çağdan beri çalışmakta olan birçok deniz feneri Ortaçağda bakımsızlık yüzünde harap olmuştur.</p>
<p>Üzerinde odun veya kömür ateşi yakılan çok sayıda fener 17. ve 18. yüzyıllar boyunca Avrupa kıyılarındaki değişik yerlere inşa edilmiştir. Bu fenerlerin İngiltere&#8217;deki örnekleri resimlerde görülmektedir.</p>
<p>1611 yılında Fransa&#8217;da Gironde&#8217;da inşa edilen Cordouan feneri kayalıklar üzerine inşa edilmiş ilk deniz feneridir.</p>
<p>19.cu yüzyılda deniz ticaretinin yoğunlaşmasıyla birlikte, çok sayıda deniz feneri inşa edilmiştir. Bunlardan İngiltere&#8217;deki Bell Rock (Forfarshire, 1811), Skerryvore (Argyllshire, 1884), Fransa&#8217;daki Ar-Men (Sein Adası, 1881) ve Almanya&#8217;daki Roter Sand (Weser ağzı, 1885) dikkate değer deniz fenerleridir.</p>
<p>Amerika kıtasındaki ilk fener Boston limanı girişindeki Little Brewster adası üstüne 1716 yılında inşa edilmiştir.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;deki Fenerler </strong></p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen ilk fener Fenerbahçe feneridir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1562 yılında inşa ettirilmiştir. Ahırkapı deniz feneri Sultan III. Osman zamanında, 1755 yılında inşa edilmiştir.</p>
<p>1853-1856 Kırım Harbi yılları ve sonrasında Karadeniz&#8217;e giden İngiliz ve Fransız harp gemilerinin Marmara ve boğazlardan geçişini kolaylaştırmak için, çok sayıda fener inşa edilmiştir. Ahırkapı, Fenerbahçe, Anadolu ve Rumeli fenerleri, Karaburun, Yeşilköy, Çimenlik, Kumkale ve Gelibolu fenerleri bu dönemin yapılarıdır.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de, yerden ölçülmek üzere en yüksek fenerler aşağıdaki gibi sıralanır.</strong></p>
<p>* Rumeli Feneri 30 m,<br />
* <a href="http://www.buzlu.org/ahirkapi-feneri" target="_blank">Ahırkapı Feneri</a> 29 m,<br />
* Mehmetçik Burnu 25 m,<br />
* Hoşköy 22 m,<br />
* Fenerbahçe Feneri 20 m<br />
* Şile Feneri 19 m</p>
<p>Deniz seviyesinden ölçülmek üzere ışık seviyesi en yüksek fenerler ise sırasıyla:</p>
<p>* Sinop Boztepe Burnu (107 m),<br />
* Akıncı Burnu (109 m) ve<br />
* Alanya (209 m) deniz fenerleridir.</p>
<p>8334 kilometreyi bulan kıyılarımızda halen değişik karakterde ışık gösteren 372 adet fener bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Fenerlerin bulundukları yere göre sınıflandırılmaları </strong></p>
<p>* Kıyı Fenerleri<br />
* Anakara fenerleri<br />
* Ada fenerleri<br />
* Deniz Kayaklıkları ve Sığlıkları Fenerleri<br />
* Derin Deniz Fenerleri<br />
* Dalgakıran Fenerleri<br />
* Doğrultu Fenerleri</p>
<p><strong>Fenerlerin görünme uzaklıkları </strong></p>
<p>Fener ışıklarının görünme mesafelerin, fener kulesinin deniz seviyesinden yüksekliğine ve ışığın yoğunluğuna bağlıdır.</p>
<p><strong>Işıkların coğrafi menzili </strong></p>
<p>H metre olarak fener ışığının, h metre olarak göz hizasının denizden yüksekliğini göstermek üzere, fenerin görünme mesafesi deniz mili olarak aşağıdaki formülden bulunur.</p>
<p>Görünme Mesafesi= 2.075(H 0,5 +h 0,5) h mesafesi = görünme uzaklığı</p>
<p><strong>Işıkların yüksekliği </strong></p>
<p>Kıyı ışıkları için genellikle 45 metre uygun bir yüksekliktir. Ege, Marmara ve Karadeniz gibi kapalı ve birbirine yakın adalarla dolu kıyılardaki fenerler, okyanus kıyısındakilerden daha kısadır.</p>
<p><strong>Fenerlerin optik sistemleri </strong></p>
<p>Fener kulesi üstünde yakılan bir ateş ışığının yaklaşık %97 si, arkasında yansıtıcı bulunması halinde ise yaklaşık %83 ü kaybolur. Mercek kullanımıyla kayıp % 17 ye kadar azaltılmıştır. Optik sistemlerdeki en köklü değişiklik Fransız Mühendis Augustine Jean Fresnel (1788-1827) tarafından yapılmıştır. İcat ettiği mercek sistemi ilk olarak 1823 yılında Cordouan fenerinde uygulanmıştır.</p>
<p><strong>Katoptrik Sistem </strong></p>
<p>Bu aygıt tipinde ışınlar bir yansıtıcı yüzeyden sadece yansıtılır. Işık kaynağı yansıtıcının odak merkezine konur. Bu aygıt tipinde ışınlar bir yansıtıcı yüzeyden sadece yansıtılır. Işık kaynağı yansıtıcının odak merkezine konur.</p>
<p><strong>Dioptrik Sistem </strong></p>
<p>Dioptrik sistemde ışınlar bir cam ortamdan geçer ve bu cam ortamdan geçerken de optik kurallarına göre kırılır. Yansıma olmaz.</p>
<p><strong>Katadioptrik Sistem </strong></p>
<p>Bu sistemde ışınlar kırılarak cam ortama girdikten sonra, ortamı terk etmeden toplam içsel yansımaya uğrar. Işınlar ortamı terk ederken bir kere daha kırılır. Bu yöntemde ışık ışınlarının cam prizmadaki kırılma ve yansıma özelliklerinin ikisi birden kullanılır.</p>
<p>Amerika&#8217;da Florida Key West fenerinin First Order Fresnel Merceği ile Second Order Bir Fresnel Merceğinin resimleri &#8220;first&#8221; ve &#8220;second&#8221; kelimeleri üzerine tıklayarak görülebilir. Hiperradyal üçlü flaşlı bir Fresnel merceğini, Altı flaşlı bir Fresnel merceğini ve Sabit ışıklı bir Fresnel merceğini yine farklı renkteki kelimeler üzerine tıklayarak görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Fenerlerin ışık kaynakları </strong></p>
<p>* Odun ve Kömür: Isle of May&#8217;de 1810, St. Bees&#8217;te 1823 yılına kadar kullanıldı.<br />
* Yağ:1823 ten itibaren kullanılmağa başlandı. (Balina, domuz , kakao, kolza yağı ve madeni yağları)<br />
* Akkor Gömlekli Madeni Yağ Yakıcılar: 1898&#8242;den itibaren,<br />
* Hava Gazı: 1837&#8242;den itibaren,<br />
* Petrol Gazı: 1870&#8242;lerden itibaren,<br />
* Asetilen: 1896&#8242;dan itibaren kullanıldı.<br />
* Elektrik: İlk deneyler 1858 de yapıldı. İlk uygulamalar ise 1886 da Isle of May&#8217;de ve 1888 de St. Catherine&#8217;de yapıldı.</p>
<p><strong>Fenerlerin yapı malzemeleri </strong></p>
<p>* Taş: Antik çağdan itibaren kullanılan en eski fener yapı malzemesi taştır. En tanınmış örnekleri İngiltere&#8217;deki Eddystone ve Fransa&#8217;daki Cordouan fenerleridir.<br />
* Ahşap: Özellikle Amerika&#8217;da, 18. yüzyıl ortalarında hizmete sokulan deniz fenerlerinin büyük çoğunluğu ahşap kullanılarak inşa edilmiştir. Doğa etkilerine dayanım süresinin kısalığı ve yangınlar nedeniyle kullanımı giderek azalmıştır.<br />
* Tuğla: Taş kule maliyetinin, önemli ölçüde arttığı durumlarda yapı malzemesi olarak taşın yerini tuğla almıştır.<br />
* Dökme Demir Levhalar: Taş ve tuğla maliyetinin yüksek, zemin taşıma gücünün yeterli olmadığı durumlarda, fener kulelerinin birçoğu dökme demir levhalar kullanılarak yapılmıştır.<br />
* Çelik Kafes Sistem: Bu tip fener kuleleri zemine aktarılacak yüklerin küçük olması gerektiğinde tercih edilir.<br />
* Betonarme: Betonarme, fener kulelerinde yaygın bir kullanım alanı bulmuştur.<br />
* Alüminyum ve Fiberglas: Sınırlı da olsa, son dönemlerde fener kulesi yapımında alüminyum ve fiberglas kullanılmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Fenerlerin yönetimi </strong></p>
<p>1755 yılında inşa edilen ilk Ahırkapı deniz fenerinin bakımı Bostancı Ocağı neferleri tarafından üstlenilmiş, kandillerinde yakılacak yağ ise Topkapı Sarayı&#8217;ndan sağlanmıştır.</p>
<p>I. Abdülhamit döneminde fenerin idaresi gedik usulüne bağlanarak babadan oğula geçmeye başlamış ve bu gelenek günümüze kadar devam etmiştir. 1860 yılında Osmanlı Devleti Fenerler İdare-i Umumiyesini kurarak fenerlerin işletme imtiyazını Michel Marius ve Bernard Camille Collas adında iki Fransıza vermiştir.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde devlet, 3302 sayılı kanunla Fenerler İdare-i Umumiyesini satın almış ve 1 ocak 1938 de Denizbank&#8217;a devretmiştir. Birçok yönetim ve isim değişikliğinden sonra fenerlerin yönetimi 12 mayıs 1997 de kurulan &#8220;Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü&#8221;ne bağlanmıştır.</p>
<p>İngiltere&#8217;de genel deniz feneri idaresi Corporation of Trinity House&#8217;tur. Fransa&#8217;da 1792 yılında kurulan Köprüler ve Yollar İdaresi&#8217;nin kontrolu altında bulunan Fenerler İdaresi &#8220;Service des Phares et Balises&#8221; adı ile tanınır. Amerika&#8217;da, 1 Temmuz 1939 dan itibaren fener hizmetleri, &#8220;U.S. Coast Guard&#8221; teşkilatı tarafından yürütülmektedir.</p>
<p><strong>Fenerlerin geleceği </strong></p>
<p>Fenerlerdeki otomasyonun yaygınlaşması ve uydu haberleşme sistemlerindeki gelişmeler deniz fenerlerine duyulan gereksinimi giderek azaltmaktadır.</p>
<p>Deniz fenerleri birçok ülkede uzaktan idare edilmekte ve fenerlerde bekçi bulunmamaktadır. Eskiden bekçilerin oturduğu konutlar otel, lokanta, alışveriş mağazası vs. gibi turistik amaçlarla kullanılmaktadır.</p>
<p>Otomasyona geçişle birlikte, yakın gelecekte bakıcısız kalacak deniz fenerlerinin bakım ve onarımları kurumları için büyük bir yük olacaktır. Bakım ve onarımların işletmelere yük olmadan yapılabilmesi ve fenerlerin tarihi bir miras olarak gelecek kuşaklara aktarılması için çalışma yapacak birimlerin vakit geçirilmeden oluşturulması ve önlemlerin şimdiden belirlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Ülkemizdeki deniz fenerlerinden hiç olmazsa bir kısmı ziyarete açılmalı ve önemli deniz fenerleri yakınında müzeler oluşturulmalıdır. Bu uygulama hem toplumu bilgilendirme açısından hem de bu tarihi mirasa sahip çıkılması gereğinin hissettirilmesi bakımından yararlı olacaktır.</p>
<p><strong>Fenerler ile ilgili ilginç bilgiler </strong></p>
<p>Açık denizde kayalıklar üzerine inşa edilmiş ilk taş deniz feneri, Smeaton tarafından yapılan Eddystone fener kulesidir (1759). Smeaton inşaat mühendisliğinin babası olarak tanınır. Fener inşaatı sırasında, yeni uygulamalar icat etmiştir.</p>
<p>Örneğin taşların birbirine geçme olarak kullanılması, deniz çimentosu, taşları gemiden inşaat sahasına aktarmak için kullanılan özel vinçler bunlardan sadece üçüdür.</p>
<p>Fenercilerin hava koşulları yüzünden uzun zaman karaya çıkamamaları durumunda, yiyecek tükendiğinde, aydınlatmada kullanılan mumları yemeleri gerekebiliyordu. O zamanki mumlar hayvansal ve bitkisel yağ kökenli olduklarından sindirilebilen türden idiler. Dünyada nükleer güçle çalışan tek fener Estonya&#8217;daki Tallin feneridir.</p>
<p>Fener ışıklarının yoğunluğunu arttırmak için dev boyutlarda cam prizmalar ve mercekler kullanılmıştır. Bunların en büyüklerinin ağırlığı 5 tona ulaşıyordu. Merceklerin bağlı olduğu platform cıva üstünde yüzüyor ve bir parmak itişi ile harekete geçebiliyordu.</p>
<p>Alaska&#8217;daki Scotch Cap deniz feneri 1946 yılında Büyük Okyanusta meydana gelen 7,3 şiddetinde bir depremden sonra kıyıdaki yüksekliği 30 metreyi aşan bir tsunami dalgası ile yıkılmış, 5 kişilik fener personeli kaybolmuştur. Şiddetli fırtınalarda dalgalar 45 metre yüksekliğindeki bir fener kulesini tamamen örtebilmekte ve fener fanusunun 12,5 mm kalınlığındaki camlarını kırabilmektedir.</p>
<p>Fanus içine o kadar çok deniz suyu girebilir ki fenerciler sularla beraber merdivenlerden sürüklenmemek için kendilerini merdiven korkuluklarına bağlamak zorunda kalabilirler. En şanssız deniz feneri yapımcısı, en sağlam deniz fenerini yaptığına inanan Henry Winstanley&#8217;dir.</p>
<p>Yaptığı fenerin sağlamlığına çok güveniyordu. Herkese, en şiddetli fırtınada bile fener içinde kalmak istediğini söylüyordu. Dileği gerçekleşti, fakat yaptığı fener, İngiltere tarihinin en büyük fırtınasında yıkıldı ve dalgalara sürüklenen fenerde hayatını kaybetti.</p>
<p>Bir zamanlar Longships deniz feneri bakıcısının kayalık korsanları tarafından kaçırıldığı, ancak bakıcının küçük kızını fenerde unuttukları söylenir. Küçük kız içinde aile İncil&#8217;inin de bulunduğu kitapların üzerine çıkarak, babası serbest bırakılıncaya kadar yağ lambasını yanar durumda tutmayı başarmıştır.</p>
<p>Fransa&#8217;da Brittany kıyısı açıklarındaki Vierge adasında bulunan fenerin yüksekliği 83 metre olup dünyadaki en yüksek tuğla fener kulesidir. Amerika&#8217;nın en yüksek fener kulesi Cape Hatteras&#8217;tır. Tepeliğine kadar olan yüksekliği 63,40 metredir. Dünyanın en yüksek feneri Japonya&#8217;da Yokohama&#8217;daki Yamashita park içinde bulunan 106 metre yüksekliğindeki çelik konstrüksiyon fener kulesidir.</p>
<p>Cristof Colomb&#8217;un amcası olan Antonio Columbo 1449 yılında meşhur Cenova fenerinin bakıcısı idi. 1895 te Yeni Zelanda&#8217;da, Stephen adasında nadir bir çalıkuşu türü keşfedildi. Yok olan türünün son örneği olan bu çalıkuşunu deniz feneri bakıcısının kedisi yedi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeniz-fenerleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/&amp;text=Deniz Fenerleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/&amp;t=Deniz Fenerleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/&amp;title=Deniz Fenerleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdeniz-fenerleri%2F&name=buzlu.org&description=Deniz+Fenerleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/deniz-fenerleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rubik Küpü ve çözümleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 13:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mekanik]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[rubik küpü]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2500</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de piyasaya sunulduğu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik&#8217;s Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2&#8242;lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3&#8242;lük standart küp, 4×4×4&#8242;lük Rubik&#8217;s Revenge (Rubik&#8217;in Öcü), 5×5×5&#8242;lik Professor&#8217;s Cube (Profesör [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/12/rubik-kupu.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-2501" title="rubik-kupu" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/rubik-kupu.png" alt="" width="200" height="208" /></a></p>
<p>Türkiye&#8217;de piyasaya sunulduğu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik&#8217;s Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2&#8242;lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3&#8242;lük standart küp, 4×4×4&#8242;lük Rubik&#8217;s Revenge (Rubik&#8217;in Öcü), 5×5×5&#8242;lik Professor&#8217;s Cube (Profesör Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7&#8242;lik küpler hâlihazırda üretilmektedir.</p>
<p>&#8220;Sabır Küpü&#8221; diye bilinen 3×3×3&#8242;lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü saymazsak). Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten oluşur. 3×3×3&#8242;lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, &#8220;Rubik&#8217;s Cube 1980-2005&#8243; yazılı logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa çıkarılmasıyla kutlandı.<br />
<span id="more-2500"></span><br />
Yaratıcısı tarafından ilk olarak &#8220;Sihirli Küp&#8221; adı verilen bulmacaya 1980 yılında &#8220;Rubik&#8217;s Cube&#8221; adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm dünyaya dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok satılan oyuncak olduğu söylenir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Tarihçe</strong></p>
<p><strong>Tasarım ve gelişim</strong></p>
<p>Sihirli küp, geometri ile ve üç boyutlu şekillerle ilgilenen Macar heykeltıraş ve mimarlık profesörü Ernő Rubik tarafından 1974 yılında icat edilmiştir. 1975 yılında HU170062 numaralı Macar patentini alan Rubik uluslararası patent için başvuruda bulunmamıştır. İlk deneme üretimi 1977’nin sonlarına doğru yapılmış ve Budapeşte’de oyuncakçılara dağıtılmıştır.</p>
<p>Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da ilgilenmeye başladı. 1979 yılında “Ideal Toys” ile uluslararası pazara çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı. 1980’lerin başlarında Londra, New York, Nürnberg ve Paris’te yapılan oyuncak fuarlarında uluslararası sahneye çıkarıldı.</p>
<p>Kısa süre için üretimine ara verilerek, Batı dünyasının güvenlik ve paketleme yönetmeliklerine uyumu sağlandı. Ideal Toys, hafifletilen küpe yeni bir isim koymaya karar verdi. “Gordiyon düğümü” ve “İnka altını” isimleri düşünüldükten sonra “Rubik’s Cube” (Rubik’in Küpü) adında karar kılındı ve ilk parti Macaristan’dan 1980 Mayısı&#8217;nda ihraç edildi. Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı. 1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti. Japonya’da ise Sabır Küpü için patent alma prosedürü işlerken Terutoshi Ishigi benzer bir mekanizma için JP55-8192 no.lu Japon patentini aldı. Ishigi’nin bağımsız olarak aynı icadı yaptığı kabul edilir.</p>
<p>1980’den 1982’ye kadar yüz milyonun üzerinde Küp satıldı. 1980 ve 1981 yıılarında Britanya Oyuncak Perakendecilerince verilen Yılın Oyuncağı ödülünü kazandı. Sabır Küpü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra benzer birçok oyuncak hem Rubik hem de başkaları tarafından piyasaya sürülmüştür. Bunların arasında 4×4×4 , 2×2×2 ve 5×5×5 tipleri ile birlikte Piramit adı verilen dörtyüzlü tipi de bulunmaktadır.</p>
<p>2005 Mayıs ayında Yunan Panagiotis Verdes, 6×6×6’lık Sabır Küpünü çözdü ve 23 Mayıs 2006’da Sabır Küpü çözme konusunda dünya şampiyonluğu olan Frank Morris bu yeni küpü denedi. Daha önce 3×3×3’ü 15 saniyede, 4×4×4’ü 1 dakika 10 saniyede, ve 5×5×5’i 2 dakikada çözen Morris, 6×6×6’yı 5 dakika 37 saniyede çözdü. Temmuz 2006’da Verdes başarılı bir şekilde 7x7x7’lik küpü de çözdü ve Frank Morris’in bu küpü denerken çekilen video görüntüsü 27 Ekim 2006’da İnternet üzerinde yayımlandı.</p>
<p>1994&#8242;de, Melinda Green, Don Hatch ve Jay Berkenilt; Java ile &#8220;MagicCube4D&#8221; olarak adlandırdıkları 3×3×3×3&#8242;lü 4 boyutlu Rubik Küpü modeli yarattılar. Bu şekilde çok daha fazla olası durumun olması sebebiyle 2007 Ocak ayına kadar sadece 55 kişi bu küpü çözebildi. 2006 yılında ise Roice Nelson ve Charlie Nevill bu kez 3×3×3×3×3&#8242;lü ve 5 boyutlu bir küp yarattılar. Ocak 2007&#8242;ye kadar bu küpü yalnızca 7 kişi çözebildi.</p>
<p>1981’de İngiltere’den on iki yaşındaki Patrick Bossert You Can Do the Cube (Küpü Siz de Yapabilirsiniz) (ISBN 0-14-031483-0) adındaki kendi çözüm kitabını yayımladı. Bu kitap on yedi baskıyla dünya üzerinde 1,5 milyon adet satıldı ve hem The Times’ın hem de The New York Times’ın en çok satan kitaplar listesine girdi.</p>
<p>Bulmacanın en çok ilgi topladığı dönemlerde renkli etiketler de satışa sunulmuştu. Böylece küpü çözemeyip düş kırıklığına uğrayan ya da sabırsız küp sahipleri, sabır küplerini ilk hâline getirebiliyordu.</p>
<p>Rubik Küpü, pek çok dilde bu isimle anılmaktadır. Ancak bazı dillerde farklı şekilde bilinmektedir. Macarca&#8217;da &#8220;Sihir Küpü&#8221; (Bűvös kocka), İbranice&#8217;de &#8220;Macar Küpü&#8221; gibi isimlerle anılır.</p>
<p><strong>Çalışma sistemi</strong></p>
<p>tandart küpün her kenarı yaklaşık 5,7 cm’dir. Bulmaca yüzeyindeki yirmi altı küpçükten oluşur. Ancak her yüzün orta küpçüğü aslında merkez mekanizmaya bağlı kare bir yüzeyden ibarettir. Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur. Yani küp aslında kesişen üç eksende altı orta kareyi tutan bir merkez parça ve bu merkez parçanın üzerine takılan ve üzerinde dönebilen yirmi küçük plastik parçadan oluşmaktadır. Küpü kolayca parçalarına ayırmak mümkündür. Bunun için genellikle bir kenarı 45° açıyla döndürüp, köşedeki küpçüğü hafifçe zorlayarak orta küpçükten ayırmak yeterli olmaktadır. Ancak dikkat edilmezse köşe küpçüğü zorlarken ortadaki mekanizma da kırılabilir. Yani Küpü parçalarına ayırıp sonra tekrar birleştirerek çözmek basit bir işlemdir ama asıl amaç bu değildir.</p>
<p>İki tarafında farklı renk olan on iki kenar parça ve üç tarafında farklı renk olan sekiz köşe parça vardır. Her parçanın kendine özgü bir renk kombinasyonu vardır ama tüm olası kombinasyonlar mevcut değildir. Örneğin eğer beyaz ve sarı renkler karşıt yüzlerde ise hem beyaz hem de sarı renk içeren köşe parça yoktur. Bu küpçüklerin birbirlerine olan görece konumlarını değiştirmek için Küpün dış üçte bir bölümünü 90°, 180° ya da 270° çevirmek yeterli olur. Ancak bulmacanın çözülmüş hâlinde, renkli yüzlerin birbirlerine göre konumları sabittir.</p>
<p>Son zamanlardaki küplerde renkler şöyle dağılmıştır: Kırmızı karşısında turuncu, sarı karşısında beyaz ve yeşil karşısında mavi. Ancak sarı karşısında yeşil ve mavi karşısında beyaz olan farklı kombinasyonlara da rastlanır.</p>
<p><strong>Permütasyonlar </strong></p>
<p>Normal (3x3x3)’lük sabır küpü (8! × 38−1) × (12! × 212−1)/2 = 43.252.003.274.489.856.000 farklı konuma ya da matematik dili ile permütasyona sahiptir. Bu sayı (~4.3 × 1019) olarak da yazılabilir ve 43 kentilyon olarak okunur. Ancak bu sayının herkes tarafından tam olarak anlaşılamayacağı düşünüldüğünden reklamlarda kübün yalnızca “trilyon” kadar konumu olacağı söylenmiştir. Bu kadar fazla konumu olsa da küpler yirmi dokuz ya da daha az hareketle çözülebilir.</p>
<p>Aslında Küpü oluşturan parçalar (8! × 38) × (12! × 212) = 519.024.039.293.878.272.000 (yaklaşık 519 kentilyon) kadar farklı konuma getirilebilir ama bunun yalnızca on ikide biri (1/12) ulaşılabilir konumdur. Çünkü tek bir kenarı değiştirebilecek ya da tek bir köşeyi döndürebilecek hareket sırası mümkün değildir. Bu nedenle ancak küpü söküp tekrar birleştirerek ulaşılabilecek on iki olası konum kümesinden ya da “evren”inden sözedilebilir.</p>
<p><strong>Orta yüzler </strong></p>
<p>Özgün ve hâlâ resmî Rubik Küpü&#8217;nde orta yüzlerde herhangi bir işaret yoktur. Bu nedenle ortada bulunan küpçüklerin de bağımsız olarak dönebileceği gerçeği açık olarak görülememektedir. Eğer isterseniz, kübün orta yüzündeki etiketin her kenarını karşısındaki renkte yazan bir kalemle işaretleyebilirsiniz. Lo Shu sihirli karesi gibi bazı küpler orta yüzleri de işaretlenmiş olarak üretilmektedir. Dolayısıyla küpü çözerken orta yüzlerdeki işaretleri de doğru çözebilmek oyuna ek bir zorluk getirmektedir.</p>
<p>Rubik Küpü&#8217;nün orta yüzlerine işaret koymak ayırt edilebilir konumların sayısını artırdığı için permütasyonları da artırır. Orta yüzlerin işaretlerini dikkate almadan küp çözüldüğünde her zaman için çift sayıda orta yüz, çeyrek tur döndürülmek zorunda olacaktır. Dolayısıyla orta yüzler için 46/2 = 2.048 olası konum bulunmaktadır ki bu da küpün toplam permütasyon sayısını 43.252.003.274.489.856.000 ‘den 88.580.102.706.155.225.088.000 ‘e çıkarmaktadır.</p>
<p><strong>Çözümler</strong></p>
<p>Birbirinden bağımsız olarak Rubik Küpünün birçok çözüm yöntemi bulunmuştur. En popüler yöntem David Singmaster tarafından geliştirilmiş ve 1980 yılında Notes on Rubik&#8217;s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine Notlar) adlı kitapta yayımlanmıştır.[10] Bu çözümde küp seviye seviye çözülüyordu. Önce üst seviye, sonra orta, en sonra da alt seviye çözülüyordu. Diğer çözümler, &#8220;önce köşeler&#8221; yöntemi ile birlikte birçok farklı yöntemin kombinasyonundan oluşuyordu.</p>
<p>Rubik Küpünü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi. En yaygın hızlı küp çözüm yöntemi Jessica Fridrich tarafından geliştirilmiştir. Bilinen bir başka yöntem de Lars Petrus tarafından geliştirilmiştir.</p>
<p>Çözümler genel olarak bir algoritmadan oluşur. Bu algoritmalar da belirli bir amaca yönelik yapılan döndürme hareketleridir. Örneğin bir algoritma diğer tüm küpçükleri yerinde bırakırken yalnızca üç köşe küpçüğün yerini değiştirir. Bu algoritmalar bulmacanın o andaki hâline göre belirlenmiş bir sırayla uygulanır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Hareket gösterim sistemi </strong></p>
<p>3×3×3 ‘lük Rubik Küpü çözüm kitapçıklarının çoğu David Singmaster tarafından geliştirilen gösterim sistemini kullanarak hareket algoritmalarını tanımlar. Bu sisteme genel olarak &#8220;Küp gösterimi&#8221; ya da &#8220;Singmaster gösterimi&#8221; denir. Göreceli olan tanımlama nedeniyle herhangi bir küp için kullanılabilir.</p>
<p>* F (Front-Ön): Size bakan yüz<br />
* B (Back-Arka): Ön yüzün arkasında kalan yüz<br />
* U (Up-Üst): Ön yüzün üstünde kalan yüz<br />
* D (Down-Alt): Üst yüzün karşısında ya da ön yüzün altında kalan yüz<br />
* L (Left-Sol): Ön yüzün solundaki yüz<br />
* R (Right-Sağ): Ön yüzün sağındaki yüz</p>
<p>Bir harfin arkasından kesme işareti geldiğinde o yüzün saat yönünün tersine çeyrek tur döndürüleceği anlamına gelir. Kesme işareti olmadan kullanılan harf ise saat yönünde çeyrek tur döndürülmesi için kullanılır. Bir harfin arkasından 2 kullanıldığında (genelde üst simge olarak yazılır) o yüzün yarım tur döndürülmesi anlamına gelir ve döndürme yönünün bir önemi yoktur.</p>
<p>Az kullanılan hareketlerin arasında küpün üçte ikisini ya da tamamını döndürmek için kullanılan gösterim yer alır. x, y, ve z harfleri, küpün gösterilen eksenlerinden biri etrafında tamamen döndürülmesi için kullanılır. X ekseni sol ve sağ yüzleri dik olarak kesen çizgidir. Y ekseni üst ve alt yüzlerden, Z ekseni de ön ve arka yüzlerden geçen çizgidir.</p>
<p>f, b, u, d, l, ve r olarak kullanılan küçük harfler sözü edilen yüzün ilk iki seviyesini hareket ettirmek için kullanılır. Ayrıca M, E, ve S içeride kalan kısmın hareketi için kullanılır. M harfi, L ve R arasında kalan kısmın aşağı hareketi için, E harfi U ve D arasında kalan kısmın sağa hareketi için ve S harfi de F ve B arasında kalan kısmın saat yönünde döndürülmesi için kullanılır.</p>
<p>Örnek olarak üst kısımdaki üç köşe küpçüğü diğer parçaların yerine değiştirmeden hareket ettirmek için kullanılan F2U&#8217;R'LF2RL&#8217;U'F2 algoritması şöyle okunur:</p>
<p>1. Ön yüzü 180 derece çevir<br />
2. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir<br />
3. Sağ yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir<br />
4. Sol yüzü saat yönünde 90 derece çevir<br />
5. Ön yüzü 180 derece çevir<br />
6. Sağ yüzü saat yönünde 90 derece çevir<br />
7. Sol yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir<br />
8. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir<br />
9. Son olarak ön yüzü 180 derece çevir.</p>
<p>Yeni başlayanları yıldırmamak için bu gösterim sisteminin yanısıra algoritma açıklayıcı resimler ve çevrimiçi çözümlerde de animasyonlar verilmektedir. Yukarıdaki algoritmanın animasyonunu buradan görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Yarışmalar </strong></p>
<p>Rubik Küpünü en kısa sürede kimin çözebileceğini görmek üzere birçok yarışma düzenlenmiştir.</p>
<p>İlk Dünya şampiyonası 5 Haziran 1982’de Budapeşte’de düzenlendi. Yarışmayı, Los Angeles, ABD’den katılan Vietnamlı öğrenci Minh Thai 22,95 saniyelik bir süreyle kazanmıştır.</p>
<p>Birçok kişi tarafından daha kısa sürelere ulaşılmış olsa da zamanlama ve yarışma kurallarına uygun olarak kaydedilmediklerinden resmî olarak tanınmamışlardır. Yalnızca Dünya Küp Derneği (‘’World Cube Association’’ &#8211; WCA) tarafından düzenlenen yarışmalarda kırılan rekorlar kaydedilmektedir.</p>
<p>2004 yılında WCA Stackmat zamanlayıcısı adı verilen özel bir alet ile birlikte yeni kurallar belirlenmiştir.</p>
<p>Fransız Edouard Chambon, 24 &#8211; 25 Şubat 2007 günleri Belçika&#8217;da düzenlenen yarışmada 10.36 saniye ile rekoru elinde bulundurmaktadır. Resmî dünya rekoru ise beş küpün derecelerinin ortada kalan üçünün ortalaması olan 11.76 saniyedir ve 7 Ocak 2007 tarihinde Seul, Güney Kore’de Yu Jeong-Min tarafından kırılmıştır.[13] Bu rekor Dünya Küp Derneği, tarafından tanınmıştır.</p>
<p><strong>Alternatif yarışmalar </strong></p>
<p>Yukarıdakilere ek olarak küpü değişik durumlarda çözebilmeye yönelik resmî olmayan yarışmalar da bulunmaktadır. Bu yarışmalar arasında şunlar sayılabilir:</p>
<p>* Gözü kapalı çözmek<br />
* Kübün üzerindeki renkleri karıştırmak için özel olarak ışıklandırılmış odalarda çözmek<br />
* Su altında nefesini tutarak çözmek<br />
* Tek el kullanarak çözmek</p>
<p><strong>Matematik ve bilimde Rubik Küpü </strong></p>
<p>Matematiksel bir grubun somut bir örneği olması nedeniyle Rubik Küpü birçok matematikçi tarafından alâka görmüştür. Ek olarak Rubik Küpü ile parçacık fiziği arasındaki paralelliğe matematikçi Solomon W. Golomb tarafından dikkat çekilmiş ve bu çalışma Anthony E. Durham tarafından genişletilmiştir. Temel olarak köşe küpçüklerin saat yönünde ve saat yönünün tersine dönüşleri kuarkların ve antikuarkların elektrik yükleri ile (+⅔ ve −⅓ kuarklar için −⅔ ve +⅓ antikuarklar için) karşılaştırılabilir.</p>
<p>Köşe dönüşlerin olası kombinasyonları ile kuark ve antikuarkların olası kombinasyonları arasında paralellik kurulabilir çünkü hem köşe dönüşlerin hem de kuark/antikuark yüklerinin toplamı tam sayı olmak zorundadır. İki ya da üç köşe dönüşleri çeşitli hadronlarla kıyaslansa da bu her zaman geçerli bir karşılaştırma olmamaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frubik-kupu-ve-cozumleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/&amp;text=Rubik Küpü ve çözümleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/&amp;t=Rubik Küpü ve çözümleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/&amp;title=Rubik Küpü ve çözümleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Frubik-kupu-ve-cozumleri%2F&name=buzlu.org&description=Rubik+K%C3%BCp%C3%BC+ve+%C3%A7%C3%B6z%C3%BCmleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/rubik-kupu-ve-cozumleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

