<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Kimya</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/kimya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 14:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Asitler ve Bazlar</title>
		<link>http://www.buzlu.org/asitler-ve-bazlar/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/asitler-ve-bazlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 19:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Amonyum hidroksit]]></category>
		<category><![CDATA[asetik asit]]></category>
		<category><![CDATA[asitler]]></category>
		<category><![CDATA[bazlar]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[formüller]]></category>
		<category><![CDATA[iyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[ph]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum hidroksit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4570</guid>
		<description><![CDATA[ASİTLER Asitler, çözeltiye hidrojen iyonu bırakan bileşiklerdir. Bütün asitler hidrojen (H+) içerir. Genelde; 1- Ekşi bir tada sahiptirler. 2- İndikatörlerin rengini değiştirirler. (Asitler litmus kağıdını kırmızıya çevirirler). 3- Bazlarla reaksiyona girdiklerinde tuz ve su oluştururlar. Bundan başka çok çeşitlilik gösteren başka özellikleri de bulunur. Bu spesifik özellikler, anyon muhtevası ve ayrılmamış molekülerden dolayı olur. Çeşitli [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg"><img class="size-full wp-image-3261 aligncenter" title="kimya" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg" alt="" width="310" height="248" /></a></p>
<p><strong>ASİTLER </strong></p>
<p>Asitler, çözeltiye hidrojen iyonu bırakan bileşiklerdir. Bütün asitler hidrojen (H+) içerir. Genelde;</p>
<p>1- Ekşi bir tada sahiptirler.<br />
2- İndikatörlerin rengini değiştirirler. (Asitler litmus kağıdını kırmızıya çevirirler).<br />
3- Bazlarla reaksiyona girdiklerinde tuz ve su oluştururlar. Bundan başka çok çeşitlilik gösteren başka özellikleri de bulunur. Bu spesifik özellikler, anyon muhtevası ve ayrılmamış molekülerden dolayı olur. Çeşitli asitlerin molekülleri, çözeltiye farklı miktarda serbest Hidrojen bırakma eğilimindedirler.</p>
<p>Hidroklorik asit (güçlü asit)<br />
HCI   H +  CI –</p>
<p>Asetik asit (zayıf asit)<br />
C2 H4 O2  (CH3COOH)<br />
Asetik asit; (sirke) zayıf iyonize olur ve serbest oksijenden az miktarda çözeltiye bırakır. Güçlü asit ve bazlar iyonlarına ayrılır ve ayrılmış halde bulunur. Bu asit olarak tek yönlü ok ile ifade edilir. Zayıf asit ve bazlar sürekli olarak iyonizasyon prosesi altındadırlar. Serbest iyonlar sürekli olarak tekrar kombine olurlar. Bu durum çift yönlü ok ile belirtilir. <span id="more-4570"></span><br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Asidik olan bir su asit nötralizerleri ile arıtılır. Su asidik ise geçtiği yerlerde zamanla mavi-yeşil lekeler ortaya çıkar. pH testleri ile suyun asidik olup olmadığı anlaşılabilir.<br />
Asit nötralizer olarak kalsit kullanıldığı zaman suya karışan çözünmüş kireç taşları su sertliğinin artmasına neden olur.<br />
Soda veya sodyumhidroksit ile de pHyükseltilebilir.</p>
<p><strong>BAZLAR </strong></p>
<p>Bazlar, hidroksit iyonu bırakan maddelerdir. Örnek olarak Sodyum hidroksit (NaOH) ve amonyum hidroksit (NH4OH) verilebilir.</p>
<p>Sodyum hidroksit,<br />
Na OH   Na + + OH –<br />

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-5730539218345014";
/* 336x280 */
google_ad_slot = "1548689103";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>

<br />
Amonyum hidroksit,<br />
NH4OH   NH4+ + OH –</p>
<p>Genelde;<br />
1- Acı tada sahiptirler.<br />
2- Kaygan hissiyatı verirler.<br />
3- İndikatörlerin rengini değiştirirler. (Litmus kağıdını mavi yaparlar).<br />
Amonyum hidroksit, zayıf bir bazdır ve çökeltiye az miktarda hidroksit iyonu bırakırlar. Güçlü baz ve zayıf  baz durumu da asitlerde olduğu gibidir.</p>
<p>pH</p>
<p>pH suyun asitlik veya bazlık durumunun bir ölçüsüdür ve logaritmik bir ölçüdür. Saf su H ve OH iyonları açısından dengelidir ve PH değeri 7’dir.</p>
<p>PH&lt;7 ise  asidik  ,   PH&gt;7 ise  baziktir.</p>
<p>PH  H+ iyonlarının elektrik potansiyellerine bağlı olarak veya renk indikatörleri ile ölçülebilir.Düşük PH’lı sular çoğunlukla, hız kısıtlayıcı reaksiyon olan katot reaksiyonunu kolaylaştırıp, korozyonu artırır. Bu parametre içme suyunun güvenliği hakkında direk bilgi vermez. Düşük pH ve aynı zamanda düşük TDS ‘li sular korozif olduğu için borulardaki birtakım zehirli metalleri çözebilir. Yüksek pH ‘a sahip sularda da pH’ı yükselten kimyasalların zararlı olup olmadığı belirlenmelidir.<br />
pH: hidrojen iyon konsantrasyonu veya sudaki hidrojen potansiyeli.<br />
<strong><br />
pH’ın asitlik ve alkalilikle ilişkisi </strong></p>
<p>Asidite,alkalinite ve pH derecesi ayrı ayrı şeylerdir. Mesela hidroklorik asidin, sülfirik asidin ve hidroklorik asidin 0.1 normal eriyiklerinin (1 litre suda 1 litre eşdeğer gram ağırlıkta asit bulunan eriyik normal eriyiktir.) asiditesi birbirinin aynıdır. Halbuki bu eriyiklerin pH değerleri farklı ve sırasıyla 1.08, 1.20,2.889’dur. Asitlik bir yetenek faktörü olup bazları nötürleştirmek kapasitesi olarak belirlenir; aynı şekilde alkalilikte bir yetenek faktörüdür ve asitleri nötrleştirme kapasitesidir. Halboki pH değeri aksine bir şiddet, yoğunluk faktörü olup hidrojen iyonlarının konsantrasyonunu gösterir.</p>
<p>PH değeri asitlik ve alkalilik aktivitesinin (faaliyet derecesinin) bir ölçüsüdür.<br />
Alkalilik bir sudaki HCO3, CO3  ve OH köklerinin toplamının me/lt veya mg/lt cinsinden eşdeğeri kalsiyum karbonat olarak verilmektedir. Asitlik de aynı şekilde sudaki  SO4,CI,NO3 ve diğer asit köklerinin toplamına karşı gelen eşdeğer CaCO3 miktarını me/lt veya mg/lt cinsinden göstermektedir.</p>
<p>Yani alkalilik ve asitlik terimleri eriyikte mevcut HCO3 ve SO4 gibi birçok köklerin ağırlığını göstermekte fakat bunların hiçbiri eriyiğin kimyasal aktivitesi hakkında fikir vermemektedir. Halbuki pH , eriyiğin kimyasal aktivitesinin bir ifadesidir; zira eriyik ne kadar aktif ise o kadar çok iyonize olacak ve içindeki H+ iyonu miktarıda ona göre artacaktır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/asitler-ve-bazlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektroforez nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/elektroforez-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/elektroforez-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 10:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[amid]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[disk]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[elektroforez]]></category>
		<category><![CDATA[jel]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıt elektroforezi]]></category>
		<category><![CDATA[nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[poliakril]]></category>
		<category><![CDATA[Selüloz]]></category>
		<category><![CDATA[slab]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4488</guid>
		<description><![CDATA[Belirli bir pH’da ve belirli bir elektrik alanında yüklü taneciklerin farklı hızlarda yürüyerek ayrılmaları tekniğine elektroforez denir. -Elektrik akımı -Ayrılacak moleküllerin yüklü olmasıdır. Elektroforez yönteminde ortamın pH’ı; tampon çözelti ile, elektrik alanı ise doğru akım veren bir güç kaynağından sağlanır. Her bir taneciğin elektriksel hareketi farklı olduğundan birbirinden ayrılabilirler. İlgili dökümanı yazının devamında bilgisayarınıza indirebilirsiniz. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/02/Elektroforez.jpg"><img class="size-full wp-image-4489 aligncenter" title="Elektroforez" src="http://www.buzlu.org/images/2010/02/Elektroforez.jpg" alt="" width="234" height="254" /></a></p>
<p>Belirli bir pH’da ve belirli bir elektrik alanında yüklü taneciklerin farklı hızlarda yürüyerek ayrılmaları tekniğine elektroforez denir.</p>
<p>-Elektrik akımı<br />
-Ayrılacak moleküllerin yüklü olmasıdır.</p>
<p>Elektroforez yönteminde ortamın pH’ı; tampon çözelti ile, elektrik alanı ise doğru akım veren bir güç kaynağından sağlanır.<br />
Her bir taneciğin elektriksel hareketi farklı olduğundan birbirinden ayrılabilirler.</p>
<p>İlgili dökümanı yazının devamında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.</p>
<p><span id="more-4488"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><table style="border: 1px solid #CCC;" cellpadding="3" width="100%">
  <tr>
    <td width="35">
      <img src="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/doc.gif" alt="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/doc.gif">
    </td>
    <td>
      <b>download:</b> <a href="http://www.buzlu.org/?file_id=13">elektroforez </a> <small>(108.5KB)</small><br />
      <b>added:</b> 14/02/2010 <br />
      <b>clicks:</b> 508 <br />
      <b>description:</b> elektroforez  <br />
    </td>
  </tr>
</table></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/elektroforez-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hidrojen bağı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hidrojen-bagi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hidrojen-bagi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 14:40:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[azot]]></category>
		<category><![CDATA[Elektron]]></category>
		<category><![CDATA[Hidrojen bağı]]></category>
		<category><![CDATA[karışım]]></category>
		<category><![CDATA[makromoleküller]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[nitrojen]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[Proteinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4287</guid>
		<description><![CDATA[Hidrojen bağı, kimyada tek bir hidrojen atomu, oksijen ve azot gibi iki elektron negatif atom arasında ortaklaşa kullanılması durumunda oluşan bağdır. Van der waals kuvvetinden güçlü olmasına karşın, tipik hidrojen bağı iyonik bağ ve kovalent bağdan daha güçsüzdür. Proteinler ve nükleik asitler gibi makromoleküller içinde, aynı molekülün iki parçası arasında var olabilir. Hidrojen bağı ismi, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Hidrojen-bağı.gif"><img class="size-full wp-image-4288 aligncenter" title="Hidrojen bağı" src="http://www.buzlu.org/images/2009/10/Hidrojen-bağı.gif" alt="Hidrojen bağı" width="162" height="196" /></a></p>
<p>Hidrojen bağı, kimyada tek bir hidrojen atomu, oksijen ve azot gibi iki elektron negatif atom arasında ortaklaşa kullanılması durumunda oluşan bağdır.</p>
<p>Van der waals kuvvetinden güçlü olmasına karşın, tipik hidrojen bağı iyonik bağ ve kovalent bağdan daha güçsüzdür. Proteinler ve nükleik asitler gibi makromoleküller içinde, aynı molekülün iki parçası arasında var olabilir.</p>
<p>Hidrojen bağı ismi, bağın bir hidrojen atomunu kapsamasından gelir. Genelde bağ, hidrojenin flor, oksijen ve nitrojen gibi elektronegatifliği yüksek atomlarla yapmış olduğu kuvvetli bir etkileşim türüdür. Eğer hidrojen bağı atomu iki atom arasında ortak kullanılıyor ise meydana gelen iki molekül arasındaki zayıf bir bağdır. <span id="more-4287"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Hidrojen bağları genellikle oksijen ve azot gibi negatif elektrik yüklü atomlarla diğer bir negatif yüklü atomlara kovalent olarak bağlanmış hidrojen atomları arasında oluşan bağlardır. Dipol dipol etkileşmesinin kimyadaki en bariz örneğini teşkil eder.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hidrojen-bagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasal ayar</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kimyasal-ayar/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kimyasal-ayar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 16:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ACS]]></category>
		<category><![CDATA[Analitik]]></category>
		<category><![CDATA[karışımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal ayar]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal tepkime]]></category>
		<category><![CDATA[Laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[NF]]></category>
		<category><![CDATA[reaktif]]></category>
		<category><![CDATA[Saflaştırılmış ayar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[USP]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4285</guid>
		<description><![CDATA[Kimyasal ayar bir kimyasal bileşiğin kimyasal analiz, kimyasal tepkime veya fiziksel test yapmakta kullanılmaya uygunluğunu belirten bir teknik standarttır. Bir kimyasal bileşik hazırlanırken veya satın alınırken kullanılır. Tepkenler (reaktantlar) için saflık standartları ASTM International gibi kurumlar tarafından belirlenir. Örneğin, reaktif ayar sudaki katışkıların (sodyum ve klorür iyonları, silika ve bakteri gibi) oranı çok düşük olmalı, [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3261" title="kimya" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg" alt="kimya" width="400" height="320" /></a></p>
<p>Kimyasal ayar bir kimyasal bileşiğin kimyasal analiz, kimyasal tepkime veya fiziksel test yapmakta kullanılmaya uygunluğunu belirten bir teknik standarttır. Bir kimyasal bileşik hazırlanırken veya satın alınırken kullanılır. Tepkenler (reaktantlar) için saflık standartları ASTM International gibi kurumlar tarafından belirlenir. Örneğin, reaktif ayar sudaki katışkıların (sodyum ve klorür iyonları, silika ve bakteri gibi) oranı çok düşük olmalı, elektrik özdirenci yüksek olmalıdır.</p>
<p>Analitik reaktif ayar (Analytical Reagent Grade), ACS reaktif ayar (ACS Reagent Grade) ve reaktif ayar (Reagent Grade), Amerikan Kimya Derneği (American Chemical Society; ACS)&#8217;in Analitik Reaktifler Komitesinin spesifikasyonlarına uygun reaktifler için kullandığı eş anlamlı terimlerdir.<span id="more-4285"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Tanımlar</strong></p>
<p>Aşağıdaki kimyasal ayarlar mevcuttur:</p>
<p>ACS ayar<br />
Amerikan Kimya Derneği saflık spesifikasyonlarını karşılayan ve aşan en üst kimyasal saflık ayarı<br />
Reaktif ayar<br />
ACS ayarına genelde eşdeğer sayılan ve laboratuvar ve analitik uygulamalar için uygun, yüksek saflık ayarı.<br />
U.S.P. ayar<br />
ABD kodeksi (US Pharmacopeia) şartlarını karşılayan veya aşan bir kimyasal saflık derecesi: Gıda, ilaç ve tıbbî kullanımlara uygun, çoğu laboratuvar amaçları için de kullanılabilir.<br />
N.F. ayar<br />
Britanya Kodeksi (National formulary) şartlarını karşılayan veya aşan saflık ayarı.<br />
Laboratuvar ayar<br />
Nispeten iyi kaliteli kimyasal maddeler için kullanılır. safsızlıkları tam olaarak bilinmemkle beraber, eğitim amaçları için yeterince saftır. Gıda, ilaç veya tıbbî uygulamalarda kullanılabilecek derecede saf değildir.<br />
Saflaştırılmış ayar<br />
Saf veya pratik ayarlı da denir. İyi kalite olup resmi bir standartı karşılamayan kimyasallar için kullanılır. Genelde eğitsel maaşlı olarak kullanılabilir. Gıda, ilaç veya tıbbî amaçlar için kullanılamaz.<br />
Teknik ayar<br />
Ticari ve endüstriyel amaşla kullanılabilecek iyi kaliteli kimyasal maddeler için kullanılır. Gıda, ilaç ve herhangi bir tıbbî amaç için kullanılamaz.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kimyasal-ayar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trityum nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/trityum-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/trityum-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 07:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[3H]]></category>
		<category><![CDATA[Atom ağırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[atomlar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[döteryum çekirdeği]]></category>
		<category><![CDATA[elementler]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[izotop]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer reaktörler]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktif]]></category>
		<category><![CDATA[T]]></category>
		<category><![CDATA[Trityum]]></category>
		<category><![CDATA[Trityumun sembolü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4112</guid>
		<description><![CDATA[Trityum, hidrojenin radyoaktif izotopudur. 1934 yılında, çok hızlı döteryum çekirdeği ile döteryum bileşiklerinin bombardıman edilmesi sırasında nükleer transmutasyon ürünü olarak keşfedildi. Trityumun sembolü 3H veya T&#8217;dir. Atom ağırlığı, 3,0170&#8242;dir. -252,5 °C&#8217;de erir, -248,12 °C&#8217;de kaynar, buharlaşma ısısı 333 cal/mol ve sublimasyon ısısı 393 cal/mol&#8217;dür. Kimyevi özellik bakımından hidrojene benzer. Fakat fiziki özellikleri hidrojeninkinden farklıdır. Trityum [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum.jpg"><img class="size-full wp-image-4115 aligncenter" title="trityum" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum.jpg" alt="trityum" width="311" height="292" /></a></p>
<p>Trityum, hidrojenin radyoaktif izotopudur. 1934 yılında, çok hızlı döteryum çekirdeği ile döteryum bileşiklerinin bombardıman edilmesi sırasında nükleer transmutasyon ürünü olarak keşfedildi. Trityumun sembolü 3H veya T&#8217;dir.</p>
<p>Atom ağırlığı, 3,0170&#8242;dir. -252,5 °C&#8217;de erir, -248,12 °C&#8217;de kaynar, buharlaşma ısısı 333 cal/mol ve sublimasyon ısısı 393 cal/mol&#8217;dür. Kimyevi özellik bakımından hidrojene benzer. Fakat fiziki özellikleri hidrojeninkinden farklıdır.</p>
<p>Trityum atmosferde, hidrojenin 1018 de biri kadar bulunur. Atmosferdeki trityum, kosmik ışınların meydana getirdiği hızlı nötronların, protonların veya mesonların azot ile reaksiyonundan meydana gelir. Yeryüzünün mevcut trityum miktarı yaklaşık 1 kg tahmin edilmektedir.<span id="more-4112"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Trityum nükleer reaktörlerde Lityum-6 izotopunun nötronla bombardımanında elde edilir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4113" title="trityum 1" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum-1.jpg" alt="trityum 1" width="149" height="27" /></a></p>
<p>Yine berilyumun siklotronlarla hızlandırılmış döteryum ile bombardımanından da trityum elde edilir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4114" title="trityum 2" src="http://www.buzlu.org/images/2009/09/trityum-2.jpg" alt="trityum 2" width="164" height="24" /></a></p>
<p>Trityum radyoaktif olup, yarılanma süresi 12,46 yıldır. Trityum beta (ß) ışıması yaparak 32He&#8217;e (helyum izotopuna) dönüşür. Yaydığı beta ışının enerjisi 186.000 elektron volttur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Trityumdan faydalanarak hidrojenlendirme reaksiyonları ve reaksiyon değişimleri gözlenebilir. Trityum ve bileşikleri etiketleme ve izleme deneylerinde kullanılır. Mesela biyokimya çalışmalarında, trityumla etiketlenmiş (damgalanmış, yani bünyesinde trityum bulunan bileşik) hormonlar, gıdalar, ilaçlar kullanılır ve bu maddelerin vücuttaki davranışı takip edilir.</p>
<p>Yine suyun hidrokarbonlardaki çözünmesinin tayininde, suyun difüzyonunda, polimerlerin analizinde, kimya reaksiyonlarının takip ettiği yolu bulmakta trityumla damgalama metodu kullanılır. Stilbene trityum girdirilirse kendi kendine ışıma yapan madde elde edilir. Bir suyun buharlaşma ve yağmur olup yağma zamanını ölçmek için, içinde trityum bulunan su kullanılır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/trityum-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hidrometalurji nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/hidrometalurji-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/hidrometalurji-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 13:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[ayrıştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Gaz ile İndirgeme]]></category>
		<category><![CDATA[Hidrometalurji]]></category>
		<category><![CDATA[liç işlemi]]></category>
		<category><![CDATA[Metal ile Çöktürme]]></category>
		<category><![CDATA[Sementasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Solvent ekstraksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı kimyasallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3818</guid>
		<description><![CDATA[Hidrometalurji temel olarak, sıvı kimyasalların kullanılmasıyla uygulanan ekstraktif metalurji yöntemlerden biridir. Temel amaç, kıymetli metalleri cevherden ayırmak, zenginleştirmek veya geri dönüştürmektir. Hidrometalurji üç başlık altında incelenebilir: 1. Liç 2. Safsızlaştırma 3. Metal Kazanımı Liç Liç işlemi, çözücü özellik gösteren sıvı kimyasalları kullanarak kıymetli metalleri kazanma işlemidir. Zenginleştirilmek istenilen metal, kimyasallarla (genelde asit veya baz) çözündürülerek [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg"><img class="size-full wp-image-3261 aligncenter" title="kimya" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/kimya.jpg" alt="kimya" width="315" height="252" /></a></p>
<p>Hidrometalurji temel olarak, sıvı kimyasalların kullanılmasıyla uygulanan ekstraktif metalurji yöntemlerden biridir. Temel amaç, kıymetli metalleri cevherden ayırmak, zenginleştirmek veya geri dönüştürmektir.</p>
<p><strong>Hidrometalurji üç başlık altında incelenebilir:</strong></p>
<p>1. Liç<br />
2. Safsızlaştırma<br />
3. Metal Kazanımı</p>
<p><strong>Liç </strong></p>
<p>Liç işlemi, çözücü özellik gösteren sıvı kimyasalları kullanarak kıymetli metalleri kazanma işlemidir. Zenginleştirilmek istenilen metal, kimyasallarla (genelde asit veya baz) çözündürülerek çözeltiye alınır. Seçilen kimyasaların türü ve konsantresi, çözündürülmek istenilen metalin özelliklerine göre değişim gösterebilir. Liç verimi pH değişimi, sıcaklık, oksidasyon potansiyeli gibi değişkenlerden etkilenebilir.<br />
<span id="more-3818"></span><br />
<strong>Temel türleri:</strong> Yerinde liç, yığın liçi ve kolon liçidir.</p>
<p><strong>Safsızlaştırma </strong></p>
<p>Liç sonucunda metal ile birlikte, cevherde varolan diğer metaller de çözeltiye alınmış olabilir. Bu aşamada, istenmeyen metallerin çözeltiden uzaklaştırılması amaçlanır. Safsızlaştırma için uygulanabilecek belli yöntemler vardır. Bunlardan bazıları:</p>
<p>Solvent ekstraksiyon (SX)<br />
Sementasyon<br />
İyon değiştirme<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Solvent ekstraksiyon</strong></p>
<p>Solvent ekstraksiyonda esas amaç, istenilen metali, farklı faza geçirerek ayırmaktır. Solvent ekstraksiyonda bu amaçla kullanılan karışıma genelde organik çözücü adı verilir.</p>
<p>Organik çözücü, yüklü çözelti üzerinde kullanıldığında, kıymetli metaller organiğe geçerler. Sonuçta yüklenmiş organik ve yüksüz çözelti elde edilmiş olur. Bu şekilde elde edilen yüksüz çözelti, proseste tekrar kullanılabilir. Bu aşamada elde edilen yüklü organik ise elektrokazanım ile metalden ayrılabilir.</p>
<p><strong>İyon değiştirme </strong></p>
<p>Doğal zeolit, reçine, aktif karbon gibi maddeler kullanılarak anyon-katyon değişimi sayesinde metaller kazanılabilir.</p>
<p><strong>Metal Kazanımı</strong></p>
<p>Hidrometalurjide son adım metal kazanımıdır. Sıvı faza geçirildikten sonra safsızlaştırılan metal, bu adımda tekrar katı faza geçirilerek kazanılır. Bu adım sonrasında elde edilen metal, hammadde olarak kullanılabileceği gibi, daha ileri rafinasyon işlemlerinde de kullanılabilir. Bu amaçla kullanılabilecek yöntemlerden bazıları:</p>
<p>Elektrokazanım<br />
Gaz ile İndirgeme<br />
Metal ile Çöktürme<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Elektrokazanım</strong></p>
<p>Temel olarak, metal içeren çözelti içinden elektrik akımı geçirilmesi sonucu metalin indirgenmesi ve katot plakalar üzerinde birikmesi şeklinde uygulanır.</p>
<p><strong>Metal ile Çöktürme </strong></p>
<p>Çözelti içerisine, daha aktif bir metal (Genelde Zn) talaşı karıştırılmasıyla uygulanır. Çözeltiye eklenen talaş içindeki metal çözeltiye geçerken, kıymetli metal indirgenerek katı faza geçer ve tabada çökerek birikmeye başlar.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/hidrometalurji-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genetik mühendisliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 13:52:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[ART]]></category>
		<category><![CDATA[ünüversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[hangi bölümü seçmeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[iyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Mühendisleri]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okul bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3505</guid>
		<description><![CDATA[Genetik mühendisliği, canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek, onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik araştırmalar yapan bilim alanıdır. Bu uygulamalarla uğraşan bilim insanlarına &#8220;genetik mühendisi&#8221; denir. Genetik mühendisleri, genlerin yalıtılması, çoğaltılması, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalarla uğraşırlar. Genetik mühendisliği için, rekombinant DNA teknolojisi, gen klonlaması, DNA klonlaması, genetik [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Genetik-mühendisliği.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3506" title="Genetik mühendisliği" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Genetik-mühendisliği.jpg" alt="Genetik mühendisliği" width="269" height="285" /></a></p>
<p>Genetik mühendisliği, canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek, onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik araştırmalar yapan bilim alanıdır. Bu uygulamalarla uğraşan bilim insanlarına &#8220;genetik mühendisi&#8221; denir. Genetik mühendisleri, genlerin yalıtılması, çoğaltılması, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalarla uğraşırlar.</p>
<p>Genetik mühendisliği için, rekombinant DNA teknolojisi, gen klonlaması, DNA klonlaması, genetik manüplasyon/modifikasyon veya gen ekleme (splays) birçok bilim insanınca eş anlamlı olarak kullanılabilmektedir.</p>
<p>Genetik mühendisliği etki alanı son derece geniş bir meslek, bilim ve mühendislik dalı olup, genlerle yapılabilen uygulamalar, çalışmalar anlamına gelmektedir. Birçok bilim dalına ait bilgilerin ve çeşitli özel tekniklerin, canlılarla ilgili temele ve uygulamaya ait sorunların çözülmesi için genellenecek olursa, moleküler biyoloji hakkındaki bilgimizin artmasına yardım eden çok etkili bir araştırma aracıdır da.<br />
<span id="more-3505"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Gregor Mendel genetiğin ve bu bilimle ilgili yapılan çalışmaların kurucusu olarak kabul edilip, &#8220;Genetiğin Babası&#8221; olarak anılmaktadır.</p>
<p><strong>Tanım ve amaç </strong></p>
<p>Genler , bir organizmanın özelliklerini belirleyen kimyasal bilgiyi taşır. Genler değiştirilerek bir organizmaya istenilen özellikler kazandırılabilir.</p>
<p>Genetik mühendisliği, genetik analiz yapmak ya da istenilen özellikte canlıları geliştirmek amacıyla, bir tür içinde veya farklı türlere ait organizmaların genleri üzerinde planlı olarak yapılan işlemleri kapsamaktadır. Bu teknoloji, en genel biçimiyle, insanlar tarafından belli bir amaca yönelik olarak genetik materyal üzerinde yapılan çalışmalar olarak tanımlanabilir. Böyle geniş bir tanım, bitki ve hayvan ıslahını ve bu bağlamda genetiği ve moleküler biyolojiyi kapsamaktadır.</p>
<p>Genetik uygulamalar temelde insanlar açısından ekonomik bakımdan önemli calıları ve onların ürünlerinin iyileştirilmesini kapsar. Buna ait ilk bilinen örnekler, yabani bitki ve hayvanların insanların ve diğer türlerin hizmetine sokulması amacıyla iyileştirilmesidir.</p>
<p>Bu teknoloji ortaya çıkmadan önceleri de genetik, endüstri, tarım ve hayvancılıkta kullanılmaktaydı. Hatta insanlar göçebe yaşam tarzından kurtulduktan sonra, hiçbir bilimsel bilgi olmadan sadece gözlemleriyle doğada meydana gelen mutasyonlar ve çeşitlilikler sonucu ortaya çıkan değişik özellikteki bitki ve hayvanlar içinde amaçları için en uygun özellikteki olanlarını bulmuş ve ıslahını yapmışlardır. Klasik bitki ve hayvan yetiştiriciliğinin ve iyileştirilmesinin başlangıcını oluşturan bu yaklaşımın temeli doğada meydana gelen mutasyon ve rekombinasyonlara dayanmaktadır.</p>
<p><strong>Tarihçe </strong></p>
<p>Islah ile ilgili ilk uygulamaların yaklaşık 17.000 yıl kadar önce Nil vadisinde başladığı sanılmaktadır. Çağlar boyu süregelen, önceleri tamamen gelenek ve görgüye dayanan, sonraları da özellikle genetiğin ilerlemesiyle, bu bilim dalından elde edilen bilgiye dayanarak yapılan uygulamalar sadece doğal çeşitlenme işleyişlerini temel almış ve kontrollü döllenmeyi ardışık seçilime bağlamıştır.</p>
<p>Bu yüzden canlılarda istenilen özelliklerin eldesi sadece tür içinde kısıtlı kalmış ve büyük ölçüde rastlantıya dayanmıştır. Bu kısıtlanmayı kırmak isteyen araştırmacılar, özellikle bitki ıslahçıları çeşitli teknikler geliştirerek doğal olarak eşleşmeyen türler arasında gen aktarımları yapmayı ve bunların sonucunda çeşitliliği oluşturmayı başarmışlardır. Bu nedenle klasik ıslahçıların dışında bu şekilde çalışan araştırmacıların ilk gen mühendisleri oldukları kabul edilebilir.</p>
<p>1960&#8242;lı yıllarda somatik hücrelerin birbirleriyle kaynaşabildiklerinin bulunmasıyla, belli bir amaca yönelik çeşitlilik çalışmlarına yön ve hız kazandırmıştır. Genetiğin bir alt dalı olarak gelişen somatik hücre genetiğine daynarak gen aktarımı çalışmaları somatik hücre düzeyinde, eşeyli üremenin dışındaki yollarla da yapılmaya başlanmıştır.</p>
<p>1970&#8242;li yılların başında ise; temel ve teknik bilginin birikimiyle, istenilen amaca uygun gen kombinasyonu yapılası çalışmaları moleküler (nükleik asit) düzeyine indirilmiş ve günümüzde genetik mühendisliği denince akla gelen rekombinant DNA teknolojisinin temelleri atılmıştır. Bu teknoloji genetik mühendisliğindeki en etkili ve çarpıcı gelişmedir.</p>
<p><strong>Uygulamalar </strong></p>
<p>Genetik mühendisliği, biliminsanlarının genleri bir organizmadan alıp diğerine aktarmalarına imkan veren bir teknolojidir. Bu teknoloji; nükleik asit hibridizasyon, rekombinant DNA, PCR, RNA,hücre kültürü ve monoklonal antikor tekniklerini içerir.</p>
<p>Genetik mühendisliği, biyoteknolojinin doğrudan bir alt dalı olmayıp, ayrı bir teknolojidir. Fakat modern biyoteknolojinin uğraşlarının hemen hepsinde, özellikle son yıllarda, biyoteknoloji gelişimine büyük katkılar sağlamaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bunlardan en başarılı ve yaygın olan DNA tekniğinde, in vitro koşullarda; nükleik asit moleküllerinde kesme (restrüksiyon) enzimlerinin kullanılmasıyla, DNA’nın istenilen bölgesinin kesilip çıkarılması ve kesilen parçanın ligaz enzimi kullanılarak “vektör” adı verilen taşıyıcıya yapıştırılması işlemleri uygulanır. Daha sonra plazmid bakteri içine yerleştirilerek rekombinant DNA’nın normal hücresel aktivitesine devam etmesi sağlanır. Bu teknolojiyle, genlerin ait oldukları canlının genomundan yalıtılması ve çoğaltılmasına, yapı ve işlevlerinin araştırılmasına, değişik türlere ait canlılara aktarımına ve ürünlerin daha verimli şekilde eldesine olanak verilmektedir.</p>
<p>Genetik mühendisliğinin çalışmalarından elde edilen sonuçlar iki yönde değerlendirilebilir:</p>
<p><strong>Bilimsel katkı</strong></p>
<p>Temelde moleküler biyolojiyle doğan bu teknolojiyle, hiç bilinmeyen pek çok konu aydınlatılmıştır. Netice de moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği karşılıklı olarak birbirlerini geliştirmektedirler.</p>
<p><strong>Uygulama alanlarına katkı</strong></p>
<p>Genetik mühendisliğinin uygulama alanlarının başında endüstri gelmektedir. Çeşitli endüstriyel ürünlerin (ilaç, besin vb.) istenilen nitelikte ve miktarda eldesi için yapılan çalışmalar bu teknolojinin daha da gelişmesine neden olmuştur. Tıpta özellikle kalıtsal hastalıklarının tanısının yapılmasında, tarım ve hayvancılıkta istenilen özelliklerdeki ürünlerin eldesinde, çevre kirliliğin önlenmesi, madencilik vb. gibi pek çok alanda yine genetik mühendisliği kullanılmaktadır.</p>
<p>Bugün, genetik mühendisliğinin bitki ve hayvanlarda uygulanmasıyla daha iyi ve sağlıklı yiyecekler, daha güvenli temiz bir çevre ve sağlık alanındaki gelişmeler insanlara sunulmuştur. Günümüzde büyük bir hızla gelişen bu teknoloji, özellikle gelişmiş ülkelerde bir yarış halini almıştır. Hemen hemen tüm çevreler 21. yüzyılın &#8220;biyoloji çağı&#8221; olacağı görüşünü, büyük ölçüde moleküler düzeyde ve biyoteknolojide genetik mühendisliği tekniklerinin gelişmeleriyle ilişkilendirmektedir.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesothelioma Nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[asitler]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kansorejen]]></category>
		<category><![CDATA[köyler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kirlama firmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mesothelioma Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<category><![CDATA[what is Mesothelioma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3486</guid>
		<description><![CDATA[Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için &#8220;sihirli mineral&#8221; olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi &#8220;öldürücü toz&#8221; olmuştur. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Mesothelioma.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3487" title="Mesothelioma" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Mesothelioma.jpg" alt="Mesothelioma" width="240" height="208" /></a></p>
<p>Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için &#8220;sihirli mineral&#8221; olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi &#8220;öldürücü toz&#8221; olmuştur.</p>
<p>Asbest fizik yapı olarak düz (amphibol) ve eğri lifli (chrysotile) iki türü vardır. Amphibol asbestin, kimyasal yapısına göre, crocidolite (mavi asbest), amosite (kahverengi asbest), tremolite, anthophollite ve actinolite çeşitleri vardır. Endüstride en çok kullanılan chrysotile , crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için en tehlikelileri olan crocidolite ve amosite&#8217;nin kullanılışı bir çok ülkelerde yasaklanmıştır. <span id="more-3486"></span></p>
<p>Endüstride kullanılan asbestin % 90&#8242;inı kapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, beniğn veya maliğn olabilmektedir. Birinci grubun içinde, plevrada fibrosis, kalsifikasyon, effüzyon; akciğer parankimasında fibrosis (asbestosis) yer alır.</p>
<p>İkinci grupta ise, plevra ve peritonun maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa larenks ve sindirim organı kanserleri bulunur. Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45&#8242;e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır.</p>
<p>Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye&#8217;de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70&#8242;leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma şansı olduğunu anlarız.</p>
<p>Asbestin beniğin veya maliğin hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında (mesleksel veya occupational) veya çevresel (environmental veya domestik) yolla soluyabilir.</p>
<p>Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları indirek olarak soluyabilmektedir ki buna in direk ya da paraoccupational yolla asbest solunması denilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Orta Anadolu&#8217;da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25&#8242;inde asbeste bağlı beniğn plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe lineer olarak artmakta ve % 80&#8242;lere ulaşabilmektedir. Asbest denilince aklamMaliğn mezotelyoma gelmektedir.</p>
<p>Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı 1-2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye&#8217;de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan maliğn mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel- domestik yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır.</p>
<p>Aslen Orta Anadolu kökenli olup ta Avrupada çalışırken mezotelyomaya yakalanmış işçilerimiz tazminat almak için baş vurduğunda bu kabul edilmemekte ve akciğerindeki asbestin Anadolu toprağında bulunan tremolit olduğu gösterilerek istekleri kabul edilmemektedir. Avrupa&#8217;daki işçilerimizdeki asbestle ilgili hastalıklar, &#8220;Imported asbestos&#8221; diye yayınlanması komik olduğu kadar yüz kızartıcı bir durumdur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de çalışan isçilerde de aynı karışıklık söz konusudur. Asbest işlenen bir fabrikada çalışanda bununla ilgili bir hastalık ortaya çıktığında işveren- işçi arasında sorun ortaya çıkmaktadır. İşçiyi hasta eden asbest onun köyünden mi gelmiştir, yoksa iş yerinden mi ?</p>
<p>Türkiye&#8217;de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, &#8220;Ak toprak&#8221;, &#8220;Gök toprak&#8221;, &#8220;Ceren toprağı&#8221; &#8220;Çelpek&#8221; gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.</p>
<p>Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir&#8217;in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli&#8217;sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı&#8217;nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat&#8217;ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas&#8217;ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır&#8217;ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ&#8217;ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa&#8217;nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz&#8217;in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır.</p>
<p>Trakya&#8217;nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli&#8217;in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur&#8217;un Yeşilova bölgesi, Kütahya&#8217;nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon&#8217;un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur.</p>
<p>Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay&#8217;ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.</p>
<p>Bir kristalize aluminosilikat olan zeolit&#8217;lerin doğal 30 türünün içinde sadece erionite ve mordenite lifsel yapıdadır. Bunlardan yalnız kristal yapısi lifsel olan erionite&#8217;in epidemiyolojik, in vivo ve in vitro olarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu gösterilmiştir. Erionite&#8217;nin şimdiye kadar bilinen en potent kanser yapıcı bir mineral olduğu Dünya Sağlık Teşkilatına bağlı, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency Research on Cancer) tarafından kabul edilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar chabazite, clinopitololite ve kristalize olarak lifsel yapıda erionite&#8217;nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite&#8217;nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır.</p>
<p>Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa maliğn plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu tarafımızdan gösterilmiştir. Bölgeden gelen mezotelyomalı hastaların ortalama yaşı 50 olup en genci 26, en yaşlısı ise 75 bulunmuştur. Hastalık hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülüyordu. İşin ilginç yanı, hastalığın bazı ailelerde daha yoğun bir şekilde görülmesiydi.</p>
<p>Bir aile içinde plevral ve peritoneal mezotelyoma ile birlikte lenfoma, karaciğer kanseri, kemik sarkomu gibi mezotelyoma dışı tümörler de görülmekteydi. Bu gözlemler kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlığın da ek faktör olarak etkili olabileceğini işaret etmektedir.</p>
<p>Göremenin Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köylerinde yapılan proportional mortalite çalışmalarında, ilk iki köyde ölenlerin % 70&#8242;inin maliğn hastalıktan öldüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Kızırmağın güneyindeki eski yerleşim yerini nehrin taşkınları ve arkadaki kayaların düşerek insan ve hayvan zayiatına sebep olması nedeniyle zamanın hükümeti 1958 yılında köyün nehrin kuzey yakasındaki tuğla, briket gibi malzeme ile yapılmış yeni evlere taşınmasını sağlamıştır.</p>
<p>Sarıhıdır&#8217;daki mortalite oranının % 50&#8242;nin altında olması buna bağlı olsa gerek. Bu köydeki hastaların birisi hariç tümü eski köyde doğmuş bireylerdi. Bu olay Göreme&#8217;deki kanser sorununun ancak, köy yerlerinin değiştirilmesiyle çözülebileceğini göstermektedir.</p>
<p>Göreme&#8217;deki kanserli köylerdeki insanlar, ev ve bahçe duvarlarının yapı taşları olan su kayasının içindeki erionit&#8217;ten solumaktadır. Hasta ve sağlamların bronş sekresyonunda, soludukları evin havasında ve akciğerlerinde hem erionite lifleri ve asbest cisimciğine benzeyen zeolite cisimcikleri gösterilmiştir.</p>
<p>Bugün sadece 35 haneli bir köy haline gelen Karainliler&#8217;ın büyük bir kısmı, çeşitli nedenlerle, yurt içi ve yurt dışı yerlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Köyden ilkokulu bitirdikten sonra ayrılanların bile dünyanın neresine giderse gitsin mezotelyoma riskini taşımaktadır.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Üniversitesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 10:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite seçme]]></category>
		<category><![CDATA[öss puanı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[hangi Üniversiteye gitmeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[konteyjan]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[puanıma göre]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tören]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3458</guid>
		<description><![CDATA[Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York&#8217;lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye&#8217;de kurulmuştur. Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye&#8217;ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Boğaziçi-Üniversitesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3459" title="Boğaziçi Üniversitesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Boğaziçi-Üniversitesi.jpg" alt="Boğaziçi Üniversitesi" width="400" height="240" /></a></p>
<p>Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York&#8217;lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye&#8217;de kurulmuştur.</p>
<p>Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye&#8217;ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında Kırım Savaşı sırasında Mr. Robert ile tanışmıştır. Mr. Robert&#8217;in vapuru İstanbul Limanı&#8217;na yanaşırken, görüntüsü insanı cezbeden bir kayık dolusu ekmeği fark etmiştir. Merakı artmış, ve bu ekmeklerin Cyrus Hamlin tarafından Üsküdar civarındaki Selimiye Kışla&#8217;sında bulunan yaralı askerlere gönderildiğini öğrenmiş, bu garip tesadüf onların tanışmalarına neden olmuştur. Huguenot neslinden gelen bu iki adamın daha sonraki görüşmeleri, Birleşik Devletler sınırları dışındaki en eski Amerikan Koleji&#8217;nin kurulmasına vesile olmuştur.<br />
<span id="more-3458"></span><br />
Mr. Robert finansal yükü üstlenirken, Dr. Hamlin ise Birleşik Devletler&#8217;den kaynak sağlayarak Kolej&#8217;in kurulumu sorumluluğunu eline almıştır. Bir müfredat programı oluşturulmuş ve Dr. Hamlin öğretim lisanının İngilizce olması konusunda ısrar etmiştir. Yeni kurulan Yönetim Kurulu&#8217;nun aldığı kararlar doğrultusunda, Kolej&#8217;in kapıları ırk, milliyet, din gözetilmeksizin önyargısızca ve ayrım yapılmadan tüm öğrencilere açık olacaktı. Bunun yanında, Mr. Robert&#8217;in isteği doğrultusunda Kolej hiçbir koşulda herhangi bir politik eğilim göstermeyecek ve de hiçbir politik düşünceye dahil olmayacaktı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Çeşitli alternatifler düşünüldükten sonra, Mr. Hamlin, Kolej&#8217;in yeri konusunda düşündüğü en uygun yeri belirledi. Bu yer Ahmet Vefik Paşa&#8217;ya ait taşocağı olan bir arsaydı. Aynı taşocağı, İstanbul fethedilmeden hemen önce, 1453 yılında, Boğaz&#8217;ın Avrupa Yakasında olan heybetli Rumelihisarı&#8217;nın yapımında Fatih Sultan Mehmet tarafından da kullanılmıştı. Bu ocaktan çıkan mavi kireçtaşı Birinci Dünya Savaşı&#8217;na kadar inşa edilen bütün Kolej binalarında kullanılmıştır.</p>
<p>Önceleri Ahmet Vefik Paşa arazisini satmak istememiş, fakat daha sonra sultanın elçisi olarak III. Napoleon&#8217;un Paris&#8217;teki sarayına çağrılınca, anlaşmaya mecbur kalmış ve de 1861 yılında arsasını satmıştır. Ödeme, dönemin Eğitim Bakanlığı&#8217;nın verdiği yapım izniyle birlikte en kısa zamanda yapılmalıydı; Padişah&#8217;ın fermanı olmadan inşaata başlanamayacağı konusunda da Mr. Hamlin bilgilendirilmişti. Padişah&#8217;tan böyle bir iznin alınmasının uzun süreceğinin farkında olan Mr. Hamlin, Yönetim Kurulun&#8217;dan bugünkü boş-seminer binasını kiralamıştı. Böylece Robert Kolej, yardımsever Christopher Rheinlander Robert&#8217;ten ismini almış, mezunlarına B.A. derecesi verme yetkisi ise bir kararname ile onaylanmıştır. Eylül 1863&#8242;te, ilk Başkan Dr. Cyrus Hamlin&#8217;le kapılarını öğrencilere açmıştır.</p>
<p>Sonuçta, 4 Haziran 1869&#8242;da Padişah izin hükmünü vermiş, ilk binanın köşetaşı yerleştirilmiş ve ismi Hamlin Hall olarak atanmıştır. Dr. Hamlin bizzat inşaatın her detayıyla ilgilenmiştir. Rumelihisarı&#8217;nın yapımında kullanılan harcı incelemiş, binayı da ortasında açık bir avlu bulunan eski Türk kervansaray veya hanları gibi dizayn etmiştir. Hamlin Hall 1871 yılında tamamlanmıştır. Tek katlı, geniş bir bina da 1873 yılında Hamlin Hall&#8217;ın arka kısmına ilave edilmiş fakat otuz yıl sonra bu bina Washburn Hall yapılırken yıkılmıştır.</p>
<p>Dr. Hamlin, Kolej için bağış ve yardımları artırmaya çalışsa da asla başarılı olamamıştır. 1869&#8242;da, 1865-1868 yılları arasında Robert Kolej&#8217;de öğretmenlik yapan Dr. Hamlin&#8217;in damadı, Dr. George Washburn, Kurul tarafından yönetimi ele almak için İstanbul&#8217;a geri gönderildi. Bu Mr. Hamlin&#8217;i tedirgin etti çünkü damadıyla olan ilişkileri gittikçe gerginleşiyordu. Dr. Hamlin, Dr. Washburn&#8217;ün genişleme ve politikaya dahil olma fikrini onaylamadı. Bununla birlikte, bir kız koleji kurma düşüncesi de Mr. Robert tarafından onaylanmadı. Dr. Hamlin ve Dr. Washburn arasındaki çatışma zamanla öyle büyük bir boyuta geldi ki, 26 Eylül 1873&#8242;te, Dr. Hamlin bir daha Türkiye&#8217;ye geri gelmemek üzere Birleşik Devletler&#8217;e kesin dönüş yaptı. Dr. Washburn henüz Kurul tarafından Mayıs 1872&#8242;de müdür yapılmıştı. Dr. Hamlin Mart 1877&#8242;de istifasını verdikten sonra, Dr. Washburn 1877&#8242;den 1903&#8242;teki emekliliğine kadar, Kolej&#8217;in ikinci Başkanı olmuştur. Birleşik Devletler&#8217;deki çalışmalarına devam eden Dr. Hamlin ise 8 Ağustos 1900&#8242;de, seksen dokuz yaşında vefat etmiştir.</p>
<p>Mr. Robert 1878 yılında vefat ettiğinde, Robert Kolej kendi kendini finanse etme durumunda kaldı. Mr. Robert Lookout Mountain&#8217;daki arazisinin tümünü, kendine ait bütün diğer arsaların beşte birini Robert Kolej&#8217;e miras olarak bıraktı ve bu arsaların satışından elde edilen parayla okula yeniden finansal kaynak sağlanmış oldu.</p>
<p>Kolej arazisi üzerinde ikinci bina 1881 yılında Profesör Alexander Van Milligen tarafından inşa edilen konuttur. Bizans tarihi konusunda uzman olan ve 1878 yılından, öldüğü 1915 yılına kadar öğretmenlik yapan Profesör Alexander Van Milligen, bu evi ölümünden sonra Robert Kolej&#8217;in hizmetine gireceği bilinciyle inşa ettirmiştir. Buna rağmen, Bay ve Bayan George G. Huntigton&#8217;ın bu evde uzun zaman boyunca yaşamasından dolayı ev Huntington House olarak isimlendirilmiştir. 1986 yılında ev yenilenmiş ve de Heritage (Tarihi) Müzesi&#8217;ne çevrilmiştir. Evin son sakini olan Eveline A. Scott tarafından miras bırakılan mobilyalar, kitaplar ve de dokümanlar, bu müzenin çekirdeğini oluşturmaktadır.</p>
<p>1895 yılından, 1919 yılına kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan John Steward Kennedy, Kolej&#8217;e cömert yardımlarda bulunmuştur. Onun bağışlarıyla, 1891&#8242;de Kolej&#8217;in başkanı için bir ev inşa edilmiştir. Muhteşem Boğaz manzarası olan bu geniş ev, Kennedy Lodge, 1891 yılından itibaren Washburn&#8217;lerle başlayarak 1971 yılında Dr. John Scott&#8217;ın ayrılmasına kadar Kolej Başkanlarının ikametgahı olmuştur. Bugün, zemin katı öğretim kadrosu için bir yemek salonu, üst katları misafirhane ve de bodrum katı restorant olarak kullanılmaktadır. Her türlü sosyal etkinlik de burada yapılmaktadır.</p>
<p>Mr. Kennedy aynı zamanda altı profesörün evi ve de Kolej arazisinin çevresinin duvarla çevrilmesi için bağışta bulunmuş, Robert Kolej&#8217;e miras olarak bıraktığı 1.500.000$ ise Mühendislik Fakültesi&#8217;nin doğu kanadı ile (1912), 1913 yılında inşası tamamlanan yurt-derslik binası olan Anderson Hall&#8217;ın, yapımlarında kullanılmıştır.</p>
<p>Dr. Cyrus Hamlin&#8217;in oğlu olan Alfred Dwight Foster Hamlin tarafından dizayn edilen ikinci akademik bina 1892 yılında tamamlanmıştır. İlk başta Science Hall olarak adlandırılan binanın ismi, Kolej&#8217;e 1872 yılından 1901 yılına kadar doğa tarihi profesörü olarak hizmet eden Albert Long&#8217;un ölümünden sonra Albert Long Hall olarak değiştirilmiştir. Bu bina Bayan Van Milligen&#8217;in kardeşi olan Bayan Davies tarafından döşenmiştir. Bodrum katta Kimya Bölümü, birinci katta Kütüphane ve Fizik Bölümü ve de üst kat Oditoryum olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından bağışlanan ve dünyanın en ünlü beş orgundan biri olan org ise bu katta bulunmaktadır.</p>
<p>Hamlin Hall tamamlanır tamamlanmaz, Hazırlık Bölümü&#8217;nün ayrı bir binada yer alması gerektiği anlaşılmıştır. 1898 yazında, Mr. Washburn Birleşik Devletler&#8217;e gittiğinde, yeni binanın finansmanını sağlamak konusundaki ilgisini çekmek için New York&#8217;lu zengin bir bankacının kızı olan Olivia Eggleston Phelps Stokes&#8217;ı ziyaret etmek istemiştir. Ne yazık ki Bayan Stokes Avrupadaydı, ama İstanbul&#8217;da Mr. Washburn&#8217;ü, Bayan Stokes&#8217;ın yeni binanın inşaası için yardıma hazır olduğunu yazan bir mektup bekliyordu. Bu bina 1871 yılında Ahmet Vefik Paşa&#8217;dan satın alınan arazinin üzerine inşa edildi ve 1902 yılında ise yerleşilmeye hazırdı. Bayan Stokes&#8217;un özel isteği üzerine bina Theodorus Hall (veya Allah&#8217;ın armağanı) olarak isimlendirildi. Bugün ise Kız Yurdu olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Aynı zamanda Dodge Jimnastik Salonu da Kampüs&#8217;teki taşocağından çıkarılan mavi kireçtaşından inşa edildi. Bu binanın yapımı, 1909&#8242;dan 1926&#8242;ya kadar Yönetim Kurulu Başkanı olan Cleveland H. Dodge ve babası William H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Uzun yıllar boyunca Avrupa&#8217;daki en modern ilk jimnastik salonu olma özelliğini korudu ve de Türkiye&#8217;deki tek kapalı koşu pistini barındırdı. 1908 yılında, Türkiye&#8217;deki ilk basketbol maçı burada oynanmıştır.</p>
<p>1929 yılında, Bayan Olivia Phelps Stokes aynı zamanda Hazırlık Bölümü öğrencileri için Theodorus Hall&#8217;un arkasına inşa edilen jimnastik salonunun da finansmanını sağlamıştır. Bu bina daha sonra erkek yurduna çevrilmiştir.</p>
<p>Bugün İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak kullanılan Washburn Hall, Mr. William E. Dodge&#8217;ın dul eşi Mrs. William E. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Bu ofis-sınıf binası 1906 yılında tamamlanmış ve de ismini 1903 yılında Başkanlıktan istifa etmiş olan Başkan George Washburn&#8217;den almıştır. Diğer bütün binalar gibi Washburn Hall da Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan önce inşa edilmiş ve de inşasında kampüste bulunan mavi kireçtaşı kullanılmıştır. Üst katlar, yani beşinci kat ve de dördüncü katın yarısı, bir zamanlar büyük değer taşıyan Doğal Tarih Müzesi&#8217;ne (Natural History Museum) ev sahipliği yapmıştır.</p>
<p>Dr. Caleb Frank Gates&#8217;in başkanlığı süresinde (1903-1932), ilk tenis kortları yapılmış, Hamlin Hall yenilenmiş, yeni bir ışıklandırma ve ısıtma binası kurulmuş, Ahmet Vefik Paşa&#8217;dan yeni arazi satın alınarak üzerine tepeye doğru dolanarak çıkan yol 1913 yılında inşa edilmiş ve deniz kenarındaki yeni giriş, okulun ana giriş kapısı olmuştur.</p>
<p>Anderson Hall veya bugünkü adıyla Fen-Edebiyat Binası da 1913 yılında tamamlanmıştır. Bu yatakhane-sınıf binası, John S. Kennedy tarafından Kolej&#8217;e miras olarak bırakılan sermayeyle inşa edilmiş ve de Profesör Charles Anderson&#8217;dan sonra onun Kolej&#8217;e yaptığı uzun hizmete (1869-1918) istinaden isimlendirilmiştir. Bugün ise derslik-ofis binası olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>1903 yılında Gates başkan olunca, Robert Kolej daha fazla genişleme ve de modernleşmeye hazırdı. Gates Türkiye&#8217;nin artık kendi mühendislerini yetiştirmesi ve eğitmesi gerektiğini anlamıştı ve John S. Kennedy&#8217;den kalan parayla, bir mühendislik okulunun yapımına başlamak istiyordu. 1909 yılında Birleşik Devletler&#8217;e giderek, teklif ettiği projenin uygulanması için Kurul&#8217;dan onay almayı başardı. Robert Kolej&#8217;deki yeni Mühendislik Okulu&#8217;na gelip, kurulumuna nezaret etmesi için de ilk önce Makine Mühendisliği Profesörü olan John R. Allen ile anlaştı. Daha sonradan ismi Gates Hall olan, Mühendislik Bina&#8217;sının yapımına 1910 yılında başlandı, ama 1912 yılında sadece batı kanadı bitirildi. İlkbaşta U-şeklinde dizayn edilen binanın ilk planından daha sonra vazgeçildi. Balkan Savaşları, I.Dünya Savaşı ve de yeni Türkiye Cumhuriye&#8217;tinin kurulması dolayısıyla, bugünkü mevcut binanın yapımı ancak 1931 yılında tamamlanabildi. Dört kat yüksekliğindeki bina tepenin eğimini takip edecek şekilde planlanmıştır, bu yüzden her katın kendine ait ayrı bir girişi bulunmaktadır.</p>
<p>1912 sonbaharında, Mr. Allen&#8217;in Birleşik Devletler&#8217;e dönme zamanı geldiğinde, Mr. Gates&#8217;in yeni Mühendislik Okulu&#8217;na dair tüm işleri tamamlaması için doğru insanı bulması gerekiyordu. Bu kişi Lynn Scipio idi, 1912 yılında, 3 yıllık sözleşmeyle işe başladı ama bu süreç 1942 yılına kadar uzadı.</p>
<p>Henrietta Washburn Hall veya bugünkü adıyla Social Hall, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. 1914 yılında tamamlanmış ve ismini Cyrus Hamlin&#8217;in kızıyla George Washburn&#8217;ün eşi olan Henrietta Loraine Washburn&#8217;den almıştır. Şu anda öğrenciler tarafından bir eğlence ve dinlenme merkezi olarak kulllanılan Social Hall, salonlar, klüp odaları, bir tiyatro ve bir kantini içermektedir.</p>
<p>John Sloane Reviri ise 1913-1914 yılları arasında inşa edilmiştir. Kolej&#8217;in eski bir kurul üyesi olan William Sloane&#8217;nin armağanıdır ve de gene eski bir kurul üyesi olan babasının hatırasına adanmıştır. John Sloane Reviri, birinci katında yataklı hasta ağırlama imkanı, zemin katta ise bir klinik ve personel için iki kat bulunduran 18 yataklı bir hastaneydi. Bugün ise erkek yurdu olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Van Milligen Kütüphanesi 1932 yılında tamamlanmıştır, aynı zamanda da idari personele barınma imkanı sağlamıştır. Türkiyedeki ilk modern kütüphane olduğu söylenir. Alexander Van Milligen 1915 yılında vefat ettiğinde; evini, kütüphanesini ve de bin poundunu, okula bırakmıştır. Bu parayla, Van Milligen Fonu başlatılmış, sonuçta yeni binanın finansı sağlanmıştır. &#8216;Quarry&#8217; olarak bilinen alan, yeni binanın yerleşim yeri olarak seçildi ve Profesör Sciopio da planlarını çizdi. Dünyanın bu bölümündeki en güzel Yakın Doğu Koleksiyonu&#8217;nu barındırdı. Bugün ise, Boğaziçi Üniversitesi Rektör ve Yardımcı Rektörlerinin ofislerini çevreleyerek yönetim binası olarak kullanılmaktadır. Perkins Hall, bugünkü ismiyle yeni Mühendislik Binası, Profesör Aptullah Kuran tarafından dizayn edilmiştir. Eski bir kurul üyesi olan George W. Perkins&#8217;in hatırasına adanan bu bina, Mayıs 1963&#8242;te, Kolej&#8217;in yüzüncü yıl kutlamaları sırasında törenle hizmete açılmıştır.</p>
<p>1932 yılında Mr. Gates emekli olunca, ciddi finansal kesintiler düşünülmeye başlandı. Robert Kolej ve Amerikan Kız Koleji&#8217;nin ikisi birden savaş öncesi Türkiye ekonomisinden ve Birleşik Devletler&#8217;deki ekonomik krizden oldukça etkilendi. 1932 yılında, Amerikan Kız Koleji ile birleşmenin ilk adımı olarak Dr. Paul Monroe iki okulun da başkanlığına atandı. Bununla birlikte, belirli akademik mevkiler ve öğretim görevlileri paylaşılarak, ödenen maaşların sayısında kısıntıya gidildi. Bu sebeple, akademik kadronun minimuma indirilmesi ve maaşlarda kesintiye gidilmesi, akademik kayba neden oldu.</p>
<p>Başkan Wright&#8217;ın zamanında (1935-1943), Dr. Monroe&#8217;nın çabaları sayesinde finansal durum geliştirildi ve de müfredat programı revize edildi. Fakat, Türkiye tarafsızlığını korumasına rağmen, İkinci Dünya Savaşı sona erene kadar birçok problem çözülemedi hatta daha fazla zorluklar yarattı.</p>
<p>1944 yılında, Dr. Black Başkanlığa atandı. Dr. Black&#8217;ın yüzleştiği en ana problemler gene finansaldı, Kolej&#8217;i iflastan kurtarabilmek için katı ekonomik tedbirler alınması gerekliydi. 1950li yıllarda Kolej&#8217;in prestiji arttı ve halkla ilişkilerin en iyi olduğu döneme gelindi. 1955 yılında Dr. Black&#8217;in yerine göreve gelen Dr. Ballantine dinamik bir kişiliğe sahipti. Dr. Black&#8217;in planları Robert Kolej&#8217;i akademik olarak yeniden canlandırmak ve daha iyi finansal ve fiziksel olanaklarla çerçevelenmiş yükseköğrenim programı yaratmak için Akademi&#8217;nin İkinci Okulu&#8217;nu elimine etmekti.</p>
<p>1958 yılında ise Türk hükümetinden gerekli izni almayı başardı. 1958 yılında, lise mezunu öğrencileri üç okuldan herhangi birine giriş için hazırlayan bir İngilizce Dili Bölümü kuruldu. Buna rağmen; her öğrenciyi eğitmenin bedeli, bu değişiklerle öğretim ücretinin dörtte biri olmasından dolayı, bütçe açığı her yıl fark edilir oranda büyüdü.</p>
<p>1912 yılında kurulan Mühendislik Okulu&#8217;na ek olarak , 1959 yılında da İşletme Okulu ve Dil-Bilim Okulu kuruldu.</p>
<p>1961 yılında Mr. Ballantine&#8217;nin istifasını, kısa dönemli başkanların başarısı takip etmiştir. Bugünkü Mühendislik Binası olan Perkins Hall, Dr. Malin&#8217;in başkanlığı döneminde bitirilmiştir. 1964 yılında Dr. Malin vefat ettiğinde yerine Dr. Simpson başkan olmuştur. Dr. Simpson, Robert Akademi&#8217;nin Hisar Kampüsü&#8217;nü tamamen yükseköğrenime bırakarak, Arnavutköy&#8217;deki kampüse taşınmasını, oradaki Amerikan Kız Kolejiyle karma bir eğitim kurumu oluşturacak şekilde birleşmesini önermiştir. Dr. Simpson, 1967 yılında sağlık problemleri yüzünden görevini bırakmak zorunda kalmıştır. 1968 yılında ise başkanlık görevine onun yerine Dr. Everton gelmiştir.</p>
<p>Mart 1971&#8242;de Dr. Everton, Robert Kolej&#8217;in üzerine herhangi bir kampüs üzerinde bağımsız bir üniversitenin kurulması için Türk hükümetini teşvik eden önergenin 26 Ocak 1971&#8242;de Yönetim Kurulu tarafından kabul edildiğini açıkladı. Birleşme 1971 yazında sonuçlandırıldı. Binaları, kütüphanesi, laboratuarları, tüm imkanları ve personeliyle 118 dönümlük bugünün Güney Kampüsü 10 Eylül 1971&#8242;de tamamen Türk hükümetinin üzerine geçmiştir. Boğaziçi Üniversitesi, yüz yılı aşkın bir süredir Robert Koleji&#8217;nin kampüsü olan alana resmi olarak kurulmuştur.</p>
<p>Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Aptullah Kuran, Üniversite&#8217;nin ilk rektörü olmuştur (1971-1979). Prof. Dr. Kuran&#8217;ın yerini önce Prof. Dr. Semih Tezcan devralmış (1979-1981) daha sonra da Prof. Dr. Ergün Toğrol rektör olmuştur (1981-1992). 1992&#8242;de Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Üstün Ergüder Boğaziçi Üniversitesi tarafından rektör olarak seçilmiş, 2000 yılında da görevini Prof. Dr. Sabih Tansal&#8217;a bırakmıştır.</p>
<p>Üniversite hem fiziksel hem de akademik olarak genişlemeye devam etmiştir. Üniversiteye bir fakülte ve yüksek lisans programları sunan altı enstitü eklenmiştir. Üniversitenin eğitim binaları çoğunlukla Güney Kampüs&#8217;te yer almaktadır. Tarihi binaları, boğaz manzarası ve doğu sınırını oluşturan Rumeli Hisary ile bu kampüs eşsiz bir atmosfere sahiptir. Ana Kütüphanenin, Fen ve Mühendislik Laboratuvarları Binasının, Eğitim Fakültesinin, Erkek Yurdu II&#8217;nin, Kız Yurdu II&#8217;nin ve de Eğitim Teknolojileri Binası&#8217;nın tamamlanmasıyla Kuzey Kampüs bugünkü yüksek değerine ulaşmıştır. İçinde rasathaneyi barındıran Kandilli Kampüsü 1982&#8242;de, Hisar Kampüs ise 1989&#8242;da Üniversite bünyesine dahil olmuştur. Üniversite şu anda, Uçaksavar Kampüsü&#8217;nde, personel için lojmanlar, öğrenciler için yurtlar ve de büyük bir spor kompleksi barındırmaktadır. Bu kampüs aynı zamanda Türkiye&#8217;nin en gelişmiş öğrenci yurt kompleksi olan &#8216;Superdorm&#8217;u barındırmaktadır. Sarıtepe Kampüsü olarak adlandırılan, Karadeniz sahili üzerindeki Kilyos yakınındaki dinlenme yeri 1985 yılında kazanılmış, ve inşası tamamlanarak faaliyete geçmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Sonuç olarak şunu rahatça ifade etmek gerekir ki Robert Kolej&#8217;in kusursuz akademik gelenekleri, artan kampüs olanakları ve nüfusuyla, bugünkü Bogaziçi Üniversitesi&#8217;nin çekirdeğini oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi Başkanları:</strong></p>
<p>1. Cyrus Hamlin (1863-1877)<br />
2. George Washburn (1877-1903)<br />
3. Caleb Frank Gates (1903-1932)<br />
4. Paul Monroe (1932-1935)<br />
5. Walter Livingston Wright (1935-1943)<br />
6. Floyd Henson Black (1944-1955)<br />
7. Duncan Smith Ballantine (1955-1961)<br />
8. Patrick Murphy Malin (1962-1964)<br />
9. Dwight James Simpson (1965-1967)<br />
10. John Scott Everton (1968-1971)<br />
11. Prof.Dr.Aptullah Kuran (1971-1979)<br />
12. Prof.Dr.Semih Tezcan (1979-1982)<br />
13. Prof.Dr.Ergun Togrol(1982-1992)<br />
14. Prof. Dr. Ustun Erguder (1992-2000)<br />
15. Prof. Dr. Sabih Tansal (2000- 2004)<br />
16. Prof. Dr. Ayşe Soysal (2004- 2008)<br />
17. Prof. Dr. Kadri Özçaldıran (2008- Günümüze)</p>
<p><strong>KRONOLOJİ</strong></p>
<p>1863-1971 Robert Kolej<br />
16 Eylül 1863 : Bebek Seminer Okulunda Robert Kolej 4 öğrenci ile eğitime başlar. Hamlin Başkan seçilir.<br />
20 Aralık 1868 : Rumelihisarı&#8217;nda inşaat izni alır.<br />
5 Temmuz 1869 : Bebek Kampüs&#8217;te ilk binanın temeli atılır.<br />
17 Mayıs 1871 : İlk bina biter ve Hamlin adı verilir.<br />
1877 : George Washburn Başkan olur.<br />
1878 : Robert Kolej&#8217;e adını veren Christopher Rhinelander Robert 76 yaşında Paris&#8217;te ölür.<br />
1888 : Robert Kolej&#8217;de Kurucular Günü kutlanmaya başlar.<br />
1891 : Vakıf Başkanı Kennedy, Bebek Kampüs&#8217;te kendi adına Başkan evi yaptırır. (Kennedy Lodge)<br />
1897 : Robert Kolej&#8217;de ilk Atletizm karşılaşması yapılır.<br />
1900 : C. Hamlin 89 yaşında Lexington&#8217;da ölür.<br />
1902 : Theodorus Hall&#8217;un (Robert Kolej Hazırlık Binası) Olivia Eggleston P. Stokes tarafından yaptırılması.<br />
1903 : G. Washburn RC&#8217;den ayrılır ve Dr.Caleb Gates Başkan olur.<br />
1904 : William E. Dodge ve oğlu Cleveland Dodge tarafından yaptırılan Dodge Cimnastik Salonunun bitişi.<br />
1906 : C. Hamlin&#8217;in oğlu Alfred Dwight Foster tarafından yapılan Washburn Hall&#8217;un tamamlanması.<br />
1907 : Basketbol Türkiye&#8217;ye Robert Kolej sahalarından girdi.<br />
1908 : İlk &#8216;Charter Günü&#8217; Amerikan Kız Kolejinde kutlandı.<br />
1908-1909 : Robert Kolej&#8217;de ilk öğrenci Konseyi kuruldu.<br />
1912 : Mühendislik Fakültesi binasının tamamlanması ve Caleb Frank Gates&#8217;in adının verilmesi. (Gates Hall)<br />
1913 : Alfred Dwight Foster Hamlin tarafından yatakhane olarak kullanılmak üzere Anderson Hall&#8217;ın yapılması.<br />
1914 : C.Hamlin&#8217;in kızı Henrietta Washburn adına yapılan binanın (Washburn Hall) tamamlanması &#8211; John Sloane dispanserinin yapılması.<br />
1922 : C.Gates ve Hüseyin Pekta Lozan Konferansına katlr.<br />
1932 : Gates başkanlıktan istifa eder ve ilk olarak hem Robert Kolej &#8216;in hem de Amerikan Kız Koleji&#8217;nin başına Dr. Paul Monroe getirilir. Romanya Kraliçesi Marie ve kızkardeşi Amerikan Kız Koleji&#8217;nde misafir olurlar. Robert Kolej Kütüphanesi Bebek Kampüs&#8217;te tamamlanır ve Alexander Van Millingen adı verilir.<br />
1935 : Dr. Monroe&#8217;dan sonra, Dr. Walter L. Wright Başkan olur. Hüseyin Pekta, ilk Türk Müdür olur.<br />
1944 : Dr. Wrigh&#8217;tan sonra, Dr. Floyd Black Başkan olur.<br />
1946 : Missouri gemisinin Amirali Hewitt Bebek Kampüs&#8217;ü ziyaret eder.<br />
1955 : Dr. Duncan Ballantine, Dr. Black&#8217;den sonra Başkan olur.<br />
1957 : Robert Kolej Yüksekokul olur.<br />
28 Kasım 1960 : General Cemal Gürsel 2 koleji ziyaret eder.<br />
Kasım 1962 : Prof. Arnold Toynbee Amerikan Kız Koleji&#8217;ni ziyaret eder.<br />
Mayıs 1963 : Robert Kolej&#8217;in 100. Kuruluş Yılı Kutlamaları.<br />
18 Mayıs 1963 : Vakıf Başkanı George Walbridge Perkins adına yeni Mühendislik binasının kurulması.<br />
1965 : Dr. Dwight Simpson Başkan olur.<br />
1968 : Dr. John S. Everton Başkan olur.<br />
18 Mayıs 1971 : Yüksek kısım resmen sona erdi.<br />
Eylül 1971 : Amerikan Kız Koleji ve Robert Kolej&#8217;in birleşmesi.<br />
1971 : Robert Kolej Boğaziçi Üniversitesi olur.</p>
<p>Resmi sitesine <a href="http://www.boun.edu.tr/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyon Degistirici Recineler</title>
		<link>http://www.buzlu.org/iyon-degistirici-recineler/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/iyon-degistirici-recineler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 08:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[asitler]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[çözeltiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[iyon]]></category>
		<category><![CDATA[kimyagerler]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[recine]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[İyon Degistirici Recineler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3390</guid>
		<description><![CDATA[İyon değiştiriciler , çözünür olmayan katı maddenin yüzeyindeki anyon veya katyonun, çözeltideki benzer yüklü iyon ile yer değiştirmesi ilkesine dayanır. Bu sentetik reçineler yapı olarak iki kısımdan oluşur. Bunlardan birincisi üç boyutlu hidrokarbon ağı (polimer), diğer kısmı ise hidrokarbona kimyasal bağlarla bağlanmış asidik ya da bazik, iyonlaşabilen gruplardan oluşturur. Bu hidrokarbon ağ genel olarak laboratuvarda [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/reci.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/reci.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3391" title="reci" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/reci.jpg" alt="reci" width="436" height="332" /></a></p>
<p>İyon değiştiriciler , çözünür olmayan katı maddenin yüzeyindeki anyon veya katyonun, çözeltideki benzer yüklü iyon ile yer değiştirmesi ilkesine dayanır.</p>
<p>Bu sentetik reçineler yapı olarak iki kısımdan oluşur. Bunlardan birincisi üç boyutlu hidrokarbon ağı (polimer), diğer kısmı ise hidrokarbona kimyasal bağlarla bağlanmış asidik ya da bazik, iyonlaşabilen gruplardan oluşturur. Bu hidrokarbon ağ genel olarak laboratuvarda kullanılan çözücülerde çözünmezler. Polimerizasyon sonucunda.<br />
<span id="more-3390"></span><br />
Fakat matrixe bağlı iyonlaşabilen ya da tepkimeye girebilen aktif iyonlara sahiptir. Bu nedenle eğer bir değiştirici parçası, iyon içeren sulu eriyik ile temasa sokulursa, reçine ya da baştan bağlı olan iyonlarla değiştirilebilir. Bir iyon değiştirici reçinenin kimyasal tepkileri , hidrokarbon iskeletine bağlı olan fonksiyonel grupların özellikleri ile  belirlenir.</p>
<p>Belli başlı iki iyon değiştirici grup vardır. Bunlar fonksiyonel grupları, sulu ortamdaki katyonlarla reaksiyona girebilen katyon değiştiriciler ve fonkiyonel grupları, sulu ortamdaki anyonlar ile reaksiyona girebilen anyon değiştiricilerdir. Bazı maddeler de hem anyon hem katyon değişimi yeteneğine sahip olup amfotrik iyon değiştiriciler adını alır.</p>
<p><em><strong>Ayrıntılı bilgi ve dökümanı aşağıdan indirebilirsiniz..</strong></em></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<table style="border: 1px solid #CCC;" cellpadding="3" width="100%">
  <tr>
    <td width="35">
      <img src="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif" alt="http://www.buzlu.org/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/winzip.gif">
    </td>
    <td>
      <b>download:</b> <a href="http://www.buzlu.org/?file_id=10">Iyon Degistirici Recineler</a> <small>(38.91KB)</small><br />
      <b>added:</b> 05/06/2009 <br />
      <b>clicks:</b> 464 <br />
      <b>description:</b> Iyon Degistirici Recineler <br />
    </td>
  </tr>
</table></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/iyon-degistirici-recineler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
